Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Orta Vadeli Program

Kapsül Haber Ajansı - Orta Vadeli Program haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Orta Vadeli Program haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Vatansever: Türkiye’nin büyüme kalitesini teknoloji yoğunluğu belirleyecek Haber

Vatansever: Türkiye’nin büyüme kalitesini teknoloji yoğunluğu belirleyecek

Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından 6 Eylül 2026 tarihinde duyurulan ve aynı gün Resmî Gazete’de yayımlanan 2027–2029 Orta Vadeli Programı (OVP) hakkında görüşlerini paylaştı. OVP kapsamında makroekonomik istikrarın pekiştirilmesi, kalıcı fiyat istikrarının tesisi ve mali disiplinin korunmasının yanı sıra; verimliliğin artırılması, Ar-Ge ve inovasyon kapasitesinin geliştirilmesi, dijital ve yeşil dönüşüm, yüksek katma değerli üretim ile ekonomik direncin artırılmasının temel politikalar arasında yer almasını kıymetli bulduklarını belirten Vatansever, teknoloji stratejilerinin büyüme ve küresel rekabet gücüyle her geçen gün daha entegre hale geldiğini vurguladı. “Büyümenin niteliğini teknoloji yoğunluğu belirleyecek” OVP projeksiyonlarına göre Türkiye ekonomisinin 2027 yılında yüzde 4,2, 2028’de yüzde 4,6 ve 2029’da yüzde 5 oranında büyümesi; program dönemi sonunda toplam millî gelirin 2,2 trilyon doların üzerine, kişi başı gelirin 25 bin dolara ve mal ile hizmet ihracatının ise 450 milyar dolara ulaşması öngörülüyor. Söz konusu dönemde yaklaşık 2,1 milyon yeni istihdam yaratılması ve işsizlik oranının 2029 itibarıyla yüzde 7,6’ya çekilmesi planlanırken; enflasyonun 2027’de yüzde 21, 2028’de yüzde 13,5 ve 2029’da yüzde 9 seviyelerine indirilmesi hedefleniyor. Vatansever, makroekonomik hedeflerin yanı sıra ekonominin üretim yapısında gerçekleştirilecek dönüşümün kritik olduğuna değinerek şu değerlendirmeleri yaptı: “Ekonomik büyüklükte 2,2 trilyon dolar eşiğini aşmak büyük önem taşıyor. Bununla beraber, bu ekonominin ne kadarının yazılım, bilgi, teknoloji, mühendislik ve yüksek katma değerli işlerden meydana geldiği, uzun vadeli rekabet gücümüzü tayin edecektir. Türkiye’nin büyüme kalitesi, teknoloji yoğunluğumuzu ne ölçüde artırabildiğimizle ortaya çıkacaktır.” “Üretimdeki bilgi ve teknoloji payını yükseltmeliyiz” Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda, büyümenin niteliğinin dönüştürülmesi amacıyla sanayi üretim kapasitesi ile teknoloji yoğunluğunun artırılması, hizmet sektöründe ise bilgi ve teknoloji odaklı yüksek katma değerli faaliyetlerin ön plana çıkarılmasına yönelik vizyonunu değerlendiren Vatansever, üretim yapısındaki teknolojik içeriğin artırılmasının önemine işaret etti. Yılmaz’ın aynı sunumda imalat sanayisine 250 milyar TL ek kredi desteği sağlanacağını ve orta-yüksek ile yüksek teknoloji odaklı yatırımlar için tahsis edilen 750 milyar TL’lik yatırım kredilerinin kullandırılmaya devam edileceğini açıklamasını da yerinde bulan Vatansever şunları ekledi: “Türkiye’nin gayesi sadece niceliksel olarak daha fazla üretmek olmamalıdır. Ürettiğimiz mal ve hizmetlerin içerisine daha fazla tasarım, yazılım, mühendislik, veri, Ar-Ge ve fikrî mülkiyet entegre edebilmeliyiz. Bir ürünün fiziksel değerinin ötesinde, barındırdığı bilgi ve teknoloji ihracat değerimizi belirleyen temel unsurdur.” Yapay zekâ destekli üretim verimliliği artıracak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda; yapay zekâ destekli ve otonom üretim sistemleri aracılığıyla enerji, hammadde, iş gücü ve makine kullanımında verimliliğin artırılmasına yönelik yaklaşımını değerlendiren Vatansever, bu adımın yapay zekânın reel ekonomiyle olan bağını somutlaştırdığını ifade etti. Vatansever şu ifadeleri kullandı: “Yapay zekânın yarattığı ekonomik değer, sadece yapay zekâ şirketlerinin piyasa büyüklüğü ile ölçülmez. Eğer bir fabrika enerji tüketimini düşürüyor, üretim planlamasını optimize ediyor, makine parkurunu daha verimli işletiyor veya hata payını azaltıyorsa, doğrudan ekonomik değer üretmiş olur. Yapay zekâyı reel sektöre ne kadar yayabilirsek, toplam verimlilik artışını o denli güçlü hissederiz.” “Dijital dönüşüm artık bir verimlilik politikasıdır” OVP’de sanayinin yeşil ve dijital dönüşümünün hızlandırılması, üretim süreçlerinde verimliliğin artırılması ve teknoloji yoğunluğunun yükseltilmesine dair politikaları yorumlayan Vatansever, dijitalleşmenin yalnızca teknoloji firmaları için değil, tüm ekonomi için bir verimlilik kaldıracı haline geldiğini belirtti. “Bir işletmenin mevcut kaynaklarla daha fazla üretim yapması, hammadde ve enerjiyi daha etkin kullanması, süreçlerini hızlandırıp hataları minimize etmesi doğrudan ekonomik verimlilik demektir. Bu sebeple dijital dönüşümü artık sadece bir bilişim yatırımı değil, temel bir verimlilik politikası olarak görmeliyiz” dedi. KOBİ’lerin dijitalleşmesi dönüşümü tabana yayacak Teknolojik dönüşümün sadece büyük ölçekli işletmelerle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Vatansever, Türkiye’nin güçlü KOBİ ekosisteminin dijitalleşmesinin toplam ekonomik verimlilik açısından kritik olduğunu ifade etti. “Büyük ölçekli firmaların ileri teknoloji yatırımları değerlidir; ancak binlerce KOBİ’nin stok yönetiminden üretime, finanstan satışa kadar tüm süreçlerini dijital araçlarla optimize etmesi, ekonomik dönüşümün tabana yayılmasını sağlar. Teknolojinin gerçek ekonomik etkisi, yaygınlaştığı noktada ortaya çıkar” şeklinde değerlendirmede bulundu. “Ekonomik güvenliğin yeni boyutlarından biri teknoloji” Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda ekonomik güvenlik ve dayanıklılığı müstakil bir politika alanı olarak tanımlaması ve stratejik alanlarda dışa bağımlılığı azaltarak ekonominin şoklara karşı direncini artırma yönündeki yaklaşımını değerlendiren Vatansever, teknolojik kapasitenin ekonomik dayanıklılık için stratejik bir önem kazandığını söyledi. Yılmaz’ın özellikle savunma, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zekâ gibi kritik alanlarda Ar-Ge, üretim ve yerlilik oranlarının artırılmasına dair açıklamalarına değinen Vatansever, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ekonomik güvenlik günümüzde sadece enerji veya finansman güvenliğiyle sınırlı değildir. Yarı iletkenlerden yapay zekâya, siber güvenlikten haberleşme altyapılarına kadar kritik teknolojilere erişim sağlayabilmek ve bu alanlarda yerli mühendislik kapasitesi geliştirmek, ekonomik dayanıklılığın ayrılmaz bir parçası olmuştur.” “Yatırım artık yalnız fabrika yatırımı değildir” Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda uluslararası doğrudan yatırımların artırılması, küresel yeteneklerin ve girişimcilerin Türkiye’ye çekilmesi ile teknoloji şirketlerinin merkez operasyonlarına yönelik yatırım stratejilerini vurgulamasını değerlendiren Vatansever, dijital ekonomiyle beraber yatırım kavramının evrildiğini belirtti. Vatansever şöyle konuştu: “Günümüzde bir ülkeye yatırım gelmesi sadece fabrika binası kurulması demek değildir. Küresel bir teknoloji şirketinin yazılım ekibini, Ar-Ge merkezini, veri altyapısını veya bölgesel yönetimini Türkiye’ye taşıması da yüksek değerli bir doğrudan yatırımdır. Bu tür yatırımlar beraberinde güncel bilgi, nitelikli insan kaynağı ve uluslararası teknoloji ağlarını da getirir.” 450 milyar dolarlık ihracat hedefinde teknoloji yoğunluğu OVP’de program dönemi sonunda mal ve hizmet ihracatının 450 milyar dolara çıkarılması hedeflenirken, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürünlerin ihracat payının artırılmasına yönelik yaklaşım, Türkiye’nin rekabet gücü açısından kritik rol oynuyor. Vatansever şu değerlendirmeyi paylaştı: “450 milyar dolarlık ihracat hedefi içerisinde dijital hizmetlerin ve yüksek teknoloji ürünlerinin payını yükseltmek, uzun vadeli rekabet gücümüz için hayatidir. Siber güvenlik, yapay zekâ çözümleri, veri hizmetleri, oyun, finansal teknolojiler ve yazılım, Türkiye’nin yeni nesil ihracat kapasitesinin temel taşları olabilir.” Dijital Türk Lirası ve finansal teknoloji ekosistemi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda Dijital Türk Lirası’nın kullanıma sunulması ve yaygınlaştırılmasına dair çalışmaların süreceğini belirtmesini değerlendiren Vatansever, finansal teknolojiler ve ödeme sistemlerinin dijital ekonominin temel taşı olduğunu söyledi. “Ödeme sistemlerinin yenilikçi, güvenli ve esnek olması dijital ekonominin büyümesini doğrudan tetikler. Dijital Türk Lirası çalışmalarını, bu kapsamlı finansal teknoloji dönüşümünün en önemli halkalarından biri olarak görmekteyiz” dedi. “Teknolojik kapasite ekonomik değere dönüştüğünde büyümenin niteliği güçlenir” Vatansever değerlendirmelerini şu sözlerle noktaladı: “2027–2029 Orta Vadeli Program’ın; mali disiplin, fiyat istikrarı ve sürdürülebilir büyüme hedeflerinin yanına teknolojik dönüşüm, verimlilik, yüksek katma değerli üretim ve ekonomik dayanıklılık başlıklarını eklemesini çok değerli buluyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği ve Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’ın koordinasyonuyla hazırlanan bu yaklaşımın, Türkiye’nin sadece ekonomik hacmini değil, aynı zamanda ekonomimizin niteliğini ve küresel rekabet gücünü artıracak bir çerçeve sunduğuna inanıyoruz. Teknolojik kapasitemizi verimlilik artışına, ihracata ve üretime dönüştürebildiğimiz ölçüde; daha dayanıklı, daha rekabetçi ve yüksek katma değer üreten bir ekonomik yapı inşa edebiliriz.”

Vakıfbank’ın Aktif Büyüklüğü Yüzde 32,5 Artışla 5,5 Trilyon TL’nin Üzerine Çıktı Haber

Vakıfbank’ın Aktif Büyüklüğü Yüzde 32,5 Artışla 5,5 Trilyon TL’nin Üzerine Çıktı

Türkiye’nin halka açık en büyük bankası olarak ekonomiye kesintisiz destek sunan VakıfBank, 2026 yılı birinci çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. Banka, aktif büyüklüğünü bir önceki yılın aynı dönemine göre, yüzde 32,5 artırarak 5,5 trilyon TL’nin üzerine taşıdı. Aynı dönemde nakdi kredilerde yaklaşık yüzde 38, gayri nakdi kredilerde ise yüzde 25 oranında artış kaydeden VakıfBank, reel sektöre sağladığı finansman desteğini de güçlü şekilde sürdürdü. Yılın ilk çeyreğinde kredi odaklı büyüme stratejisini koruyan Bankanın nakdi kredileri 3,1 trilyon TL’ye, gayri nakdi kredileri ise 937,6 milyar TL seviyesine ulaştı. Böylece VakıfBank’ın ekonomiye sağladığı toplam finansman desteği 4 trilyon TL seviyesini aştı. Bu dönemde VakıfBank’ın toplam mevduatı yıllık bazda yüzde 29,3 artışla 3,4 trilyon TL’ye yükselirken, Türk Lirası mevduat hacmi yüzde 22 artışla 2,3 trilyon TL’nin üzerine çıktı. Vergi öncesi kârı 20,8 milyar TL, net dönem kârı ise 15 milyar TL’nin üzerinde gerçekleşti. Bankanın bilançosundaki vergi karşılığı ise yüzde 98’lik artışla 5 milyar 762 milyon TL oldu. Selektif kredi yaklaşımımızla dengeli büyümemizi sürdürüyoruz VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, 2026 yılı birinci çeyrek finansal sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Ekonomi yönetimimizin uyguladığı rasyonel politikalar ve Orta Vadeli Program çerçevesinde şekillenen öngörülebilirlik, bankacılık sektörünün sağlıklı büyümesine önemli katkı sağlıyor. Biz de VakıfBank olarak, bu çerçevede oluşturduğumuz stratejimizle kaynaklarımızı verimli alanlara yönlendirmeyi sürdürüyoruz. Yılın ilk çeyreğinde aktif büyüklüğümüzü, kredilerimizi ve mevduat tabanımızı dengeli biçimde büyütürken, reel sektöre sağladığımız finansman desteğini artırmaya devam ettik. Yılın geri kalanında da üretimi, ihracatı ve istihdamı destekleyen büyüme yaklaşımımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.” Yurt dışı kaynak teminindeki güçlü performans sürdü VakıfBank’ın özkaynakları, 2026 yılı birinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 42,3 artışla 331,5 milyar TL seviyesine ulaşarak Bankanın güçlü sermaye yapısını desteklemeye devam etti. Bu dönemde özkaynaklar Bankanın sürdürülebilir büyüme stratejisi açısından önemli bir kaldıraç görevi gördü. Fonlama tarafında da dengeli bir görünüm sergileyen VakıfBank, mevduat tabanını genişletmeye devam etti. Toplam mevduatın yanı sıra Türk Lirası mevduattaki artış, Bankanın yerel para cinsinden kaynak yapısını güçlendirdi ve bilanço dayanıklılığına katkı sağladı. VakıfBank, 2026 yılının ilk çeyreğinde yurt dışı kaynak temininde de güçlü performansını sürdürdü. Özellikle, çok uluslu kalkınma bankaları ile artan iş birliği vizyonu çerçevesinde uzun vadeli ve uygun maliyetli kaynak temini faaliyetlerine hız verdi. Bu kapsamda mart ayında, Dünya Bankası kısmi garantisi altında 1,5 milyar Euro tutarında 10 yıl vadeli taze kaynak temini sağlandı. Aynı dönemde ilaveten, Avusturya İhracat Kredi Kuruluşu OeKB garantörlüğünde Erste Group Bank AG’den 10 yıl vadeli 100 milyon Euro taze yurtdışı kaynak temin edildi. Bu işlemlere ek olarak gerçekleştirilen repo, post-finansman ve tahsisli eurobond ihraçları ile birlikte ilk çeyrekte toplamda elde edilen toplam yurtdışı kaynak tutarı 3 milyar dolara yaklaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TİM 2026'da İhracatçıları 5 Kıtada Alıcılarla Buluşturacak Haber

TİM 2026'da İhracatçıları 5 Kıtada Alıcılarla Buluşturacak

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), pazar çeşitliliğini artırmak ve ihracatçıları yeni alıcılarla buluşturmak için son üç yılda yoğunlaştırdığı heyet programlarını 2026'da artırarak devam ettirecek. 2025'te 31 ülkeye 32 heyet programı düzenleyen TİM, 2026'da 38 ticaret heyeti ile ihracatçıları beş kıtada alıcılarla buluşturacak. “546 firmamızı 31 ülkede 4 bine yakın alıcı ile bir araya getirdik” TİM Başkanı Mustafa Gültepe, fuarları ve heyet programlarını Türkiye'nin üretim potansiyelini dünyaya tanıtma imkânı sağlayan en önemli platformlar olarak gördüklerini söyledi. 2026 yılı için planladıkları ticaret heyeti programının tanıtım toplantısında konuşan Gültepe, şöyle devam etti: “Made in Türkiye markası bugün dünyada kalitenin ve güvenin adı olarak biliniyor. Bu güveni kazanmak elbette kolay olmadı. TİM olarak biz bu imajı daha da güçlendirmeyi, Made in Türkiye markasına güveni pekiştirmeyi, ülkemize borç biliyoruz. İşte bu nedenle dünyanın neresinde olursa olsun, ihracatımıza katkı vereceğini değerlendirdiğimiz fuarlarda ihracatçı birliklerimizle yerimizi alırken aynı zamanda yoğun bir heyet programı yürütüyoruz. İhracatçılarımızı, Ticaret Bakanlığımızın, TİM'in ve birliklerimizin kurumsal güvencesinde potansiyel alıcı konumundaki firmaların doğrudan karar vericileriyle buluşturuyoruz. 2025'te birliklerimizle, toplamda 200 civarında heyet programı ve 300'ü aşkın fuar katılımı gerçekleştirdik. Bu yıl düzenlenen heyet programlarının 32'sini TİM'in organizasyonunda gerçekleştirdik. Bu organizasyonlarda 546 firmamızı 31 ülkede 4 bine yakın alıcı ile bir araya getirdik. Yaklaşık dokuz bin ikili iş görüşmesi gerçekleştirdik.” “Satıcı olmanın yanında gelişmiş pazarlara çözüm ortağı gibi gideceğiz” TİM olarak heyet programlarını 2026'da daha da yoğunlaştıracaklarını bildiren Gültepe, sözlerini şöyle sürdürdü: “2026'da toplam 38 adet heyet programı düzenlemeyi hedefliyoruz. Bir başka ifadeyle her ay ortalama en az üç ticaret heyeti gerçekleştireceğiz. Birliklerimizin düzenleyecekleri heyetlerle sayı 200'ü geçecek. Biz yeni yılla birlikte gelişmiş pazarlarda, yeni nesil 'TİM Vizyon Heyetleri' dönemini başlatacağız. Artık programlarımızı sadece B2B görüşmelerle sınırlı tutmayacağız. Sektörel panellerde pazarın en önemli oyuncularını ve kanaat önderlerini bir araya getireceğiz. Yani heyet düzenlediğimiz ülkeye 'satıcı' olmaktan öteye sektörün geleceğini tartışan, vizyon belirleyen ve yön veren bir 'çözüm ortağı' olarak gideceğiz.” “2025'i 270 milyar dolar düzeyinde bir ihracatla tamamlayacağız” Güncel gelişmeleri de değerlendiren Mustafa Gültepe, üretim ve ihracat açısından özellikle son iki yılın zor geçtiğini hatırlattı. Türkiye'de üretim maliyetlerinin dolar bazında Asya'daki rakip ülkelere göre yüzde 60-65, Doğu Avrupa'dan yüzde 15-20 daha pahalı olduğuna dikkat çeken Gültepe, şunları söyledi: “Biz bir süredir dünyaya sadece ürün değil enflasyonumuzu da ihraç etmeye çalışıyoruz. Tabi kimse bunu satın almıyor. Dolayısıyla iddialı olduğumuz birçok sektörde rekabetçiliğimiz zayıfladı. İhracat artışında arzu ettiğimiz çift haneli oranlara bir türlü ulaşamıyoruz. Bu yıl 11 aylık ihracatta yüzde 3,7 artıdayız. 2025'i 270 milyar dolar civarında bir ihracatla tamamlayacağız. 11 ayda geçen yılın aynı dönemine göre 8,7 milyar dolar fazlamız var. Bu artışta en büyük katkıyı otomotiv, savunma sanayi ve kimya sektörlerimiz verdi. 4,2 milyar dolarlık parite katkısını da eklediğimizde tablo daha da netleşiyor. Verilerden de anlaşılacağı üzere ihracatı tabana yayma konusunda sıkıntılarımız devam ediyor. Son dört çeyrekte net ihracat büyümeye negatif yönde katkı verdi. Oysa her defasında ifade ettiğimiz gibi sağlıklı ve sürdürülebilir ekonomik büyüme için katkıyı üretimden ve ihracattan almamız gerekiyor. Üretim ve ihracattaki gerileme imalat sanayi istihdamına da olumsuz yansıyor. SGK verilerine göre Eylül 2022'de yaklaşık 4 milyon 507 bin olan imalat sanayi istihdamı Eylül 2025'te, 3 milyon 925 bine geriledi. Bu sonuç, üç yılda imalat sanayi istihdamında 582 bin kayıp anlamına geliyor.” “Rekabetçiliğimizi kazanabilirsek 2026'da 282 milyar doların üzerine çıkarabiliriz” Gültepe, küresel ticarette 2026 yılının da zor geçeceğini, jeopolitik risklerin yanı sıra ticaret savaşları ve korumacılık önlemlerinin ihracatın yönünü belirleyen unsurlar olacağını söyledi. Küresel risklerin ve korumacılık önlemlerinin arttığı bu süreçte yeniden rekabetçi koşullara dönmenin kritik önem taşıdığını vurgulayan Gültepe, “Dolayısıyla ihracatı önceleyen politikaları devreye almalıyız. Rekabetçiliğimizi kazanabilirsek Orta Vadeli Program'da (OVP) 2026 için öngörülen 282 milyar dolarlık mal ihracatı hedefini rahatlıkla yakalayabiliriz.” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.