Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ortadoğu

Kapsül Haber Ajansı - Ortadoğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ortadoğu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Egeli Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları 2026 Hedeflerini Gerçekleştirme Konusunda Kararlı  Haber

Egeli Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları 2026 Hedeflerini Gerçekleştirme Konusunda Kararlı 

2026 yılı için belirledikleri 1 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşmak için yoğun bir iş programı oluşturduklarını belirten Ege Mobilya Kâğıt ve Ormar Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Ferit Kora, Türk ihracatçısının tüm olumsuz koşullara karşı adapte olma kabiliyetine sahip olduğunu, savaş ortamında da bu özelliğinin devreye gireceğine inandıklarını dile getirdi. Ekonomi Muhabirleri Derneği İzmir Şubesi üyeleriyle bir araya gelen Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği (EMKOÜİB) Başkan Yardımcısı Ferit Kora, 2026 yılı için birliğin alt sektörleri olan mobilya, kâğıt ve odundışı orman ürünleri sektörleri için küresel pazarlama atağı başlattıklarını ifade etti. Her ay uluslararası fuarlara milli katılım organizasyonu, sektörel ticaret heyeti, alım heyeti planladıklarını paylaşan Kora, “2026 yılı içerisinde 3 fuarda milli katılım organizasyonu yapacağız. Sektörel ticaret heyetlerimiz, tasarım yarışmalarımız, UR-GE projeleri kapsamında alım heyetlerimiz, çalıştaylarımız ve panellerimiz olacak. Paper & Tissue Show Abu Dhabi Fuarı, Ortadoğu’nun en büyük fuarı konumunda. Savaş nedeniyle 3-5 Haziran 2026 tarihine ertelendi. Savaşın bir an önce sona ermesini ve ticaretin kaldığı yerden sürmesini diliyoruz. 5–7 Mayıs 2026 HD Expo Las Vegas Fuarına, Türkiye Milli Katılım Organizasyonu düzenleyeceğiz ve mobilya ihracatçılarımızın ABD’ye ihracatlarının artmasına zemin oluşturacağız. Bu yıl gerçekleştireceğimiz üçüncü fuar milli katılımı 11–12 Kasım 2026 tarihlerinde Londra’da düzenlenecek Paper & Tissue Show London olacak. “Bu yıl ilk kez Papirüs Ambalaj Tasarım Yarışmasını düzenleyeceğiz. Ayrıca kâğıt ve ambalaj sektöründe faaliyet gösteren firmalarımızın uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırmak amacıyla Aegean Paper UR-GE Projesini başlatacağız” ifadelerini kullandı. Ege Mobilya Kâğıt ve Ormar Ürünleri İhracatçıları Birliği’nin, İzmir ekonomi basınıyla buluşmasına, EMKOÜİB Yönetim Kurulu Üyesi Şeyma Başterzi, Mobilya Çalışma Komitesi Başkanı Müjdat Kemer ve Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreter Yardımcısı Kemal Coşkun’da katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir Marble Fuarı’na 17 Ülkeden Alıcılar Geliyor Haber

İzmir Marble Fuarı’na 17 Ülkeden Alıcılar Geliyor

Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim ALİMOĞLU, bu yıl 14 – 17 Nisan 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan MARBLE İzmir-Uluslararası Doğal Taş ve Teknolojileri Fuarı'nın Ortadoğu’daki savaş hali sebebiyle ileri bir tarihe ertelenmesi yönünde bir taleplerinin olmadığını, fuar ile eş zamanlı düzenlenecek Alım Heyeti programının da yüksek katılımlı gerçekleşmesi için yoğun mesai verdiklerini dile getirdi. Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu olarak, binden fazla ihracatçının temsilcisi olarak, Ortadoğu’daki durumun Marble Fuarına ve sektöre olası etkilerini doğal olarak tartıştıklarını ifade eden Alimoğlu, “Yönetim Kurulu üyelerimiz konu hakkında fikirlerini beyan ettiler. Haklı olarak süregiden savaşın Ortadoğu’dan gelecek alıcıları olumsuz yönde etkileyeceğini dile getiren Yönetim Kurulu üyelerimiz oldu. Konuyu enine boyuna tartıştık ve fuara bu kadar kısa zaman kalmış olması sebebiyle, fuara destek olarak devam kararı aldık.” şeklinde konuştu. Alım Heyeti Programı’nın iptal edildiği ile ilgili söylentiye de değinen Alimoğlu şöyle devam etti: “10 Mart 2026 Salı günü Aydın’da yaptığımız Yönetim Kurulu Toplantısında; “Fuarı ertelemeyelim; aksine dünyanın her yerinden alıcıları Alım Heyeti organizasyonuyla fuara getirip canlandıralım yönünde karar aldık. Bu kapsamda daha önce Ortadoğu ülkelerini alım heyeti programından çıkarıp, diğer potansiyel ülkelerdeki alıcılara yöneldik. Alım heyetine katılmak isteyen ihracatçılarımız için talep toplamaya devam ediyoruz. 11 Mart 2026 Çarşamba günü alım heyeti duyurularımızı tekrarladık. Alım Heyeti Organizasyonunu yapmak için kararlıyız. Çok sayıda firmamız alım heyetine katılmak için başvurdu. İthalatçılar tarafından da 17 ülkeden onlarca ithalatçıyı İzmir’de ağırlayacağız.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin Stratejik Tercihi Denge Siyaseti! Haber

Türkiye'nin Stratejik Tercihi Denge Siyaseti!

Prof. Dr. Arslan, “Türkiye ne bütünüyle Batı ekseninde eriyebilecek bir ülke, ne de Rusya-İran hattında konumlanabilecek bir aktördür. NATO üyeliği, enerji bağımlılığı ve bölgesel güvenlik riskleri Ankara’yı denge siyasetine zorlar.” dedi. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, İran’a yönelik saldırılar üzerinden Ortadoğu’daki son gelişmeleri değerlendirdi. Ortadoğu yeniden sert bir kırılma yaşıyor Krizin yalnızca iki ülke arasındaki askeri gerilim olarak okunamayacağını vurgulayan Prof. Dr. Arslan, “Ortadoğu yeniden sert bir kırılma yaşıyor. İran’a yönelik saldırılar, yalnızca iki ülke arasındaki askeri bir gerilim değil; küresel güç mücadelesinin bölgesel bir aşamasıdır.” dedi. “19. yüzyılda toprak paylaşılırdı; şimdi enerji koridorları, lojistik hatlar ve teknoloji ekosistemleri paylaşılıyor.” diyen Prof. Dr. Arslan, İran’ın da “bu yeni paylaşım savaşının kritik bir cephesi” olduğunu belirtti ve “Asıl soru şu: Bu bir sınırlı operasyonlar dizisi mi, yoksa daha derin bir stratejik hedefin başlangıcı mı?” ifadelerini kullandı. Uluslararası hukukta istisnalar bellidir Saldırıların uluslararası hukuk açısından değerlendirilmesine ilişkin Prof. Dr. Arslan, “Uluslararası ilişkiler literatüründe devletlerin zayıflatılması, parçalanması veya "fonksiyonel kapasitesinin aşındırılması" yeni bir yöntem değil. Irak, Libya ve Suriye örnekleri hâlâ hafızalarda. İran dosyası da bu çerçevede okunabilir mi? Birleşmiş Milletler Şartı kuvvet kullanımını yasaklar; istisnalar bellidir: Güvenlik Konseyi kararı ya da açık bir silahlı saldırıya karşı meşru müdafaa.” diye konuştu. “Önleyici saldırı doktrini hukuken tartışmalıdır” diyen Prof. Dr. Arslan, diplomatik kanallar tükenmeden başlatılan askeri operasyonların yalnızca hukuki değil, sistemsel bir istikrarsızlık üreteceğini vurguladı ve “Eğer bu yöntem normalleşirse, yarın herhangi bir ülke ‘potansiyel tehdit’ gerekçesiyle hedef alınabilir” ifadelerini kullandı. Türkiye açısından ilkesel çerçevenin net olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, “Toprak bütünlüğüne saygı, kuvvet kullanımının istisnai niteliği ve diplomasiye öncelik temel referanslarımızdır. Ancak mesele yalnızca hukuki değil; asıl mesele stratejik niyettir.” diye konuştu. Ortadoğu’da bloklaşma zaten vardı “Ortadoğu’da bloklaşma zaten vardı. Bu kriz ise mevcut eksenleri derinleştirecek ve netleştirecek.” diyen Prof. Dr. Arslan, “Batı ekseninde ABD, İsrail ve bazı Körfez ülkeleri deniz gücüne dayalı ve finansal araçları öne çıkaran bir politika izlerken; Avrasya ekseninde İran, Rusya ve Çin kara gücüne, enerji koridorlarına öncelik veriyor. Ancak durum bu iki eksene indirgenemez. Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve Mısır gibi ‘orta kuşak’ ülkeler, iki eksen arasında gidip gelen ve zaman zaman denge unsuru olan aktörler olarak öne çıkıyor.” şeklinde konuştu. İsrail’in İran’ı Haziran 2025’te hedef almasının üzerinden henüz bir yıl geçtiğini kaydeden Prof. Dr. Arslan, “Yeni dalga operasyonlar tesadüf değil. Amaç, geçici bir baskı değil; İran’ın direnme kapasitesini sistematik biçimde aşındırmak. Zayıf bir aktör, güçlü bir İran’dan daha kontrol edilebilir kabul edilir. Türkiye ise ne tamamen Batı eksenine entegre olabilir, ne de Rusya-İran hattında konumlanabilir. NATO üyeliği, enerji bağımlılığı ve bölgesel güvenlik riskleri Ankara’yı denge siyasetine zorlar. Bu denge pasif değil, aktif olmalıdır. Enerji, güvenlik ve milli bütünlük parametreleri Ankara’nın stratejisini belirleyecek. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin vurguladığı ‘yeryüzüne Ankara’dan bakmak’, kendi milli çıkarlarını merkeze almak anlamına geliyor.” dedi. Amaç geçici baskı değil, sistematik aşındırma olabilir Haziran 2025’te İsrail’in İran’ı hedef almasının ardından yeni dalga operasyonların gelmesini tesadüf olarak görmediğini ifade eden Prof. Dr. Arslan, “Mesele geçici bir askeri baskı değil; İran’ın direnme kapasitesini sistematik biçimde aşındırmak olabilir.” dedi. “Eğer çatışmalar bugün dursa bile üçüncü ve dördüncü dalga gelebilir” diyen Prof. Dr. Arslan, bunun klasik güç siyaseti mantığıyla uyumlu olduğunu belirterek, “Güçlü bir İran değil, kontrol edilebilir bir İran tercih edilir” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin savunma sanayisi her krizden güçlenerek çıktı Türkiye’nin savunma sanayisinin her krizden güçlenerek çıktığını da kaydeden Prof. Dr. Arslan, “1990’larda terörle mücadele, 2010’larda sınır ötesi operasyonlar yerli üretimi hızlandırdı. Bu kriz de benzer bir etki yaratacak. Hava savunma sistemleri, uzun menzilli füzeler, İHA/SİHA’lar ve elektronik harp sistemleri öncelikli alanlar olacak. Siber güvenlik de artık daha kritik; İran örneği, füzeden önce istihbarat sızabileceğini gösterdi. Türkiye, FETÖ tecrübesiyle iç sızmalara karşı dirençli, ama siber savunmayı güçlendirmek zorunda. Dış politikada ‘çok boyutlu’ anlayış pekişecek. Ama bu sadece denge siyaseti değil; kendi teknolojik kapasitesine dayanan bir otonomi demek. Başkasının silahına muhtaç olmayan ülke, başkasının siyasetinin etkisi altında olmaz. Savunma sanayii atılımı, askeri ve diplomatik bağımsızlığın temeli olacak.” diye konuştu. Lider değişimi sistem çöküşü anlamına gelmez İran’da rejimin kırılganlığına ilişkin tartışmalara da değinen Prof. Dr. Arslan, “Bu tür siyasal kültürlerde lider değişimi sistem çöküşü anlamına gelmez. İran’ın kurumsal sürekliliği vardır; dini liderlik makamı boşaldığında yeni isim belirlenir ve yapı devam eder.” şeklinde konuştu. İran’ın Irak’la sekiz yıl süren savaşta ağır kayıplara rağmen teslim olmamasını hatırlatan Prof. Dr. Arslan, “Rejimin bir gecede değişmesi gerçekçi değildir. Aksine, dış müdahale algısı toplumda konsolidasyon yaratabilir.” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Arslan, “Tarih gösteriyor ki dış müdahale bazen dağılma değil, toparlanma üretir.” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye ve denge siyaseti Prof. Dr. Arslan, bölgede bloklaşmaların mevcut olduğunu ancak bugün yaşanan gerilimin daha büyük bir küresel rekabetin parçası gibi göründüğünü söyleyerek, “Enerji hatları, lojistik koridorlar ve askeri üsler üzerinden yürüyen bir sistemik mücadele söz konusu.” dedi. Türkiye’nin bu tabloda özgün bir konuma sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Arslan, “Türkiye ne bütünüyle Batı ekseninde eriyebilecek bir ülke, ne de Rusya-İran hattında konumlanabilecek bir aktördür. NATO üyeliği, enerji bağımlılığı ve bölgesel güvenlik riskleri Ankara’yı denge siyasetine zorlar.” diye konuştu. 500 kilometreyi aşan sınır, olası bir krizden doğrudan etkilenir Olası bir bölgesel savaşın Türkiye’ye etkilerine ilişkin de Prof. Dr. Arslan, İran’ın zayıflaması veya parçalanması senaryosunun Türkiye açısından soyut bir analiz olmadığını belirtti ve “500 kilometreyi aşan sınır, olası bir krizden doğrudan etkilenir.” dedi. Muhtemel sonuçları da sıralayan Prof. Dr. Arslan, “Yeni göç dalgaları, sınır ticaretinin çökmesi, PKK’nın oluşabilecek boşluklardan faydalanması ve İran’daki bazı silahlı Kürt oluşumların hareket alanı kazanması” risklerine dikkat çekti. Prof. Dr. Arslan, “Sınırın öte yanında yangın varsa, bu taraf da ısınır” ifadesini kullandı. Egemenlik vurgusu korunmalı ABD’nin bölgedeki askeri varlığının Türkiye’deki NATO altyapısını gündeme getirdiğini belirten Prof. Dr. Arslan, özellikle İncirlik Hava Üssü ve Kürecik Radar Üssü’nün kamuoyunda tartışıldığını söyledi ve “Türkiye’nin pozisyonu hassas. Egemenlik vurgusu korunmalı, ancak kriz yönetimi rasyonel yürütülmelidir. Ankara’nın doğrudan savaşın tarafı gibi algılanması Türkiye’nin çıkarına değildir”. dedi. Duygusal refleks değil, stratejik akıl Türkiye’nin önünde iki yaklaşım olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, “Duygusal reflekslerle pozisyon almak ya da uzun vadeli stratejik akılla hareket etmek” diye konuştu. “Gerçekçilik içe kapanmak değildir. Denge üretmek zayıflık değildir” ifadelerini kullanan Prof. Dr. Arslan, İran’ın devlet kapasitesinin aşındırılması senaryosunun Türkiye açısından “uzaktan izlenecek” bir mesele olmadığını vurguladı. Prof. Dr. Arslan, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Türkiye'nin jeopolitiği risk üretir; ama aynı jeopolitik doğru yönetildiğinde fırsat da üretir. İran'ın devlet kapasitesinin aşındırılması senaryosu, Türkiye açısından ‘uzaktan izlenecek’ bir mesele değildir. Böyle bir kırılma doğrudan Anadolu'yu etkiler. Bu nedenle Ankara'nın hesabı kısa vadeli siyasi pozisyonlardan ziyade uzun vadeli güvenlik mimarisi üzerinden yapılmalıdır. MHP lideri Devlet Bahçeli'nin vurguladığı ‘Ankara merkezli jeopolitik’ anlayışı, tam da böyle bir dönemde anlam kazanıyor: Ne emperyal hayaller peşinde koşmak, ne de içe kapanmak; eldeki vatanı korumak ve milli çıkarları merkeze almak. Son söz olarak; krizin yönü belirsiz olabilir. Ancak Türkiye'nin yönü belirsiz olmamalıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kerem Kürklü İzocam Genel Direktörü Oldu Haber

Kerem Kürklü İzocam Genel Direktörü Oldu

Türkiye’nin yalıtım sektöründeki öncü markalarından İzocam’da üst düzey bir atama gerçekleşti. Şirketin Genel Direktörlük görevine, Türkiye’nin yanı sıra Ortadoğu, Afrika, Güney ve Doğu Avrupa bölgelerini kapsayan 20 yılı aşkın liderlik deneyimine sahip Kerem Kürklü atandı. Öte yandan Genel Direktörlük görevini devreden Murat Savcı, İzocam Yönetim Kurulu’ndaki görevine devam ederken kariyerini Saint-Gobain Türkiye CEO’su olarak sürdürecek. İzocam’dan yapılan açıklamada, Murat Savcı’nın görev süresi boyunca şirketin güçlü performans ve sürdürülebilir büyüme yapısına ulaşmasına sağladığı katkılar için teşekkür edilerek, yeni görevinde başarılar dilendi. Konuyla ilgili İzocam'dan yapılan açıklamada, "İzocam’da üst düzey atama Kerem Kürklü İzocam Genel Direktörü olarak göreve başladı. İzocam’ın Genel Direktörlük görevine; Türkiye, Ortadoğu, Afrika, Güney ve Doğu Avrupa bölgelerini kapsayan 20 yılı aşkın liderlik deneyimine sahip Kerem Kurklu atandı. Stratejik bakış açısı, dönüşüm yönetimi deneyimi ve operasyonel mükemmeliyet odağıyla, İzocam’ın uzun vadeli hedeflerine, sürdürülebilir büyümesine 9 Şubat 2026 itibariyle liderlik edecek Kerem Kürklü’ye hoş geldin diyor, yeni dönemin İzocam ailesi, iş ortaklarımız ve sektörümüz için hayırlı olmasını diliyoruz. Genel Direktörlük görevini devreden Murat Savci ise İzocam Yönetim Kurulu’nda yer almaya devam ederken kariyerini Saint-Gobain Türkiye CEO’su olarak sürdürecektir. Görevi boyunca şirketimizin güçlü bir performans ve sürdürülebilir büyüme yapısına ulaşmasında sağladığı katkılar için kendisine teşekkür eder, yeni görevinde başarılar dileriz." ifadelerine yer verildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teksüt Gulfood 2026’da Yeni Pazarlar ve Yeni Ürünlerle Sahneye Çıkıyor Haber

Teksüt Gulfood 2026’da Yeni Pazarlar ve Yeni Ürünlerle Sahneye Çıkıyor

Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Özmen ticaret hacmini geliştirmek, ihracattan elde edilen payı artırmak için düzenli bir şekilde çalıştıklarını paylaştı. Uluslararası fuarlar başta olmak üzere iş birliğine yönelik fırsatları değerlendirmeye özen gösterdiklerini aktardı. Bölgede Birleşik Arap Emirlikleri, Libya, Kuveyt, Irak, Suudi Arabistan gibi ülkelere ihracat yaptıklarını sözlerine ekleyen Özmen fuarları yeni ürünleri keşfetmek, sektör oyuncularıyla bağlantı kurmak, yiyecek ve içecek endüstrisinin geleceğini şekillendiren trendleri ve yenilikleri takip etmek için önemli bir fırsat olarak gördüklerini belirtti. Yurtdışı fuarlarda hem yurtiçi hem de yurtdışı pazar dinamiklerini değerlendirme ve kıyaslama fırsatı bulduklarının altını çizdi. Özmen açıklamalarına şöyle devam etti: “Amacımız, Türkiye’de edindiğimiz tecrübe ve kalitemizle başta yakın coğrafyalar olmak üzere Avrupa Birliği (AB) ve Ortadoğu ülkelerine ülkemizin süt ve süt ürünlerini tanıtmak. Her geçen gün Teksüt lezzetini daha çok kişiye ulaştırmayı hedefliyoruz. Sütten beyaz peynire, ayrandan krem peynire kadar farklı ürünlerimiz Körfez ülkelerinde tüketiciler tarafından beğeniyle karşılanıyor. Uluslararası standartlarda üretim yaparak dünya sofralarına kaliteli ve güvenilir süt ürünleri sunmaktan gurur duyuyoruz. Uluslararası fuarlar, yenilikçi ürünlerimizi tanıtmak ve küresel iş birliklerimizi güçlendirmek açısından büyük önem taşıyor.” 26 Ocak’ta başlayacak ve 30 Ocak’a kadar devam edecek olan Gulfood Fuarı’na 10. kez katılacak olan Teksüt bölgede hem perakende hem de otel, restoran ve catering (HoReCa) sektörüne yönelik ürünleriyle ilgi görüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Santa Farma ve Mealis’den Yeni Stratejik İş Birliği Haber

Santa Farma ve Mealis’den Yeni Stratejik İş Birliği

Santa Farma İlaç, Dilovası GEBKİM OSB’de 150 milyon avroluk yatırımla, en ileri üretim ve bina teknolojileri kullanılarak inşa edilen ve toplam 80.000 m² alanda 44.000 m² kapalı alana sahip üretim tesisini 2015 yılında Türk İlaç Sanayinin hizmetine sunmuştur. Yıllık tek vardiyada 150 milyon kutu üretim kapasitesine, EU-GMP, TR-GMP ve Ürdün GMP sertifikalarına sahip tesiste, yalnızca Türkiye ve ihracat yapılan ülkeler için Santa Farma ürünleri üretilmekle kalmayıp, yurtdışından ürün ithal edilmekte olan global ve yerli ilaç firmalarına yerelleşme adına destek verilmektedir. Her yaşta sağlıklı yaşam kavramını kendisine ilke edinerek, 2013 yılında Dubai ve Beyrut’ta faaliyetlerine başlayan MEALIS, Türkiye faaliyetlerine ise 2014 yılında başlamıştır. MEALIS Türkiye dahil 35 farklı ülke olmak üzere Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki faaliyetlerine ilaç, tıbbi cihaz ve takviye edici gıda alanında devam etmektedir. İlaç endüstrisinin gelişimine, sürdürülebilirliğine ve toplum sağlığının geleceğine katkı sağlamayı ilke edinen MEALIS Türkiye ilaç ve ilaç dışı ürünlerin tanıtım, pazarlama, satış ve dağıtımını gerçekleştirmektedir. İmzalanan stratejik iş birliği anlaşmasıyla, ruhsatı ve üretimi Santa Farma İlaç’a ait olan Demir sükroz kompleksi etkin maddeli ilacın satış, dağıtım ve pazarlama hakları 11.12.2025 tarihi itibarıyla MEALIS’e devredilmiştir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzocam 2025’i Yüzde 55’lik Ciro Artışıyla Kapattı Haber

İzocam 2025’i Yüzde 55’lik Ciro Artışıyla Kapattı

Türkiye yalıtım sektörünün lider markası İzocam, 60. kuruluş yıldönümünü kutladığı 2025 yılını satış hacmi ve üretimde elde ettiği başarıların sonucu olarak, bir önceki yıla göre yüzde 55’lik bir ciro artışıyla geride bıraktı. Son aylarda elde ettikleri güçlü performansın, yıl boyunca sürdürdükleri stratejik çalışmaların sonuçlarını net biçimde ortaya koyduğunu belirten İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, “Firmamız açısından satış hacmi ve üretim açısından oldukça verimli ve başarılı bir dönem olarak tamamladığımız 2025 yılını, önceki yıla göre yüzde 55’lik bir ciro artışıyla kapattık. Camyünü ve taşyünü ürün gruplarımızda tonaj bazında rekor seviyelere ulaşmış bulunmaktayız. Tekiz sandviç panel ürün grubumuz, yılın ilk yarısında sanayi sektöründeki dalgalanmaların etkisiyle yıla zayıf başlamış olsa da ikinci yarıda önemli proje kazanımlarıyla kapasitesini doldurmuş ve yılsonu hedeflerimize ulaşmıştır. Özellikle taşyünü panel grubunda pazar liderliğimizi sürdürmekte, birçok büyük projede tercih edilmekteyiz. Mekanik izolasyon tarafında ise kauçuk izolasyon malzemeleri, camyünü ve taşyünü boru ürünlerinde pazar payımızı artırırken; XPS ve EPS ürün gruplarımızda da projelerdeki varlığımızı geçtiğimiz yıla göre yüzde 20’nin üzerinde artırmış bulunmaktayız. 2025 yılı aynı zamanda şantiye ve projelere daha fazla odaklandığımız bir yıl olmuştur. Deprem bölgesindeki yeniden yapılanma çalışmalarıyla birlikte, sanayi ve bina inşaat projelerini yakından takip etmekteyiz” diye konuştu. İzocam olarak 2025 yılında iç pazardaki güçlü performanslarına paralel olarak, ihracat pazarlarında da önemli bir ivme yakaladıkların? ? açıklayan Murat Savcı, “2024 yılına göre dolar bazında yaklaşık yüzde 30’luk bir ihracat artışı sağlamış bulunmaktayız. Bu artışta özellikle camyünü ve sandviç panel ürün gruplarımız öne çıkmaktadır. Ortadoğu ve Ukrayna’daki jeopolitik gelişmeler bazı bölgelerde satışlarımızı etkilese de Avrupa’da yeni pazarlara girişlerimiz ihracattaki başarımızı olumlu şekilde desteklemiştir” dedi. 2026’da Kapasite Artışı, Dijitalleşme ve İhracatta Güçlü Hedefler 2026 yılına yönelik hedeflerinin; kapasite büyümesi, ihracat artışı, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik alanlarında yakaladıkları güçlü ivmeyi devam ettirmek olduğunu belirten İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, “Hem ülkemizin enerji verimliliği hedeflerine hem de yeşil dönüşüm politikalarına katkı sunmayı, çevreye duyarlı üretim yaklaşımımızı güçlendirmeyi ve sektörümüzdeki liderliğimizi daha da ileri ta şımaya kararlıyız. Enerji verimliliği yüksek binaların Türkiye’nin geleceğinde kritik rol oynayacağına olan inancımızla; ülkemizin sürdürülebilir yarınları için değer üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu. Kayseri’de kurulu bulunan yeni üretim tesislerinin tam kapasiteyle devreye girmesiyle birlikte üretim maliyetlerinin azalmasını, kârlılığın artmasını ve ihracatın güçlenmesini beklediklerini vurgulayan Murat Savcı, “Kayseri tesisimizden İzocam ürün portföyünün tamamını sevk ederek lojistik verimliliğimizi artırmayı hedeflemekteyiz. Tarsus camyünü tesisimizde ise ürün portföyümüzü iyileştirme ve yeni ürün geliştirme çalışmalarımız sürdürülmektedir. XPS ürün grubunda yapılacak geliştirmelerle de perakende pazarında ve proje bazlı kullanımlarda rekabet gücümüzü daha da yükseltmeyi amaçlamaktayız. Aynı zamanda 2026 yılında ‘Kazandıran İzocam’ sadakat programımızı daha da yayg? ?nlaştırmayı, tali bayilerimize yönelik yeni yazılım altyapımızı devreye almayı ve dağıtım kanalı etkinliğimizi artırmayı planlamaktayız” şeklinde konuştu. İkiz Dönüşüm Stratejisi: Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik Bir Arada Sürdürülebilir gelecek için inovasyon ve çevre odaklı yatırımlarının da kararlılıkla devam ettiğini ifade eden Murat Savcı, “Yapay zekâ uygulamalarımız iş süreçlerimizi hızlandırarak verimliliğimizi artırmakta; sıfır atık projelerimiz sürdürülebilir kalkınmanın güçlü halkalarından biri hâline gelmektedir. Dijitalleşme ve çevresel sürdürülebilirliği eş zamanlı olarak kapsayan ’ikiz dönüşüm’ vizyonumuz ile hem sektörümüzün rekabetçiliğini artıran hem de gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmayı amaçlayan bütünsel bir yaklaşım sergilemekteyiz” dedi. Dijitalleşmenin, tüm sektörlerde olduğu gibi yalıtım sektöründe de h ızlı bir dönüşüme etki ettiğini belirten Murat Savcı, “İzocam olarak, bu kapsamda 2020 yılında en modern ERP (kurumsal kaynak planlama) sistemine geçerek altyapımızı yeniledik, iş süreçlerimizi daha verimli ve entegre bir yapıya taşıdık. 2021’de devreye aldığımız veri analitiği çözümleriyle karar süreçlerimizi güçlendirdik ve aynı dönemde başlattığımız RPA (robotik süreç otomasyonu) projeleriyle birçok süreci otomatize ederek verimliliğimizi artırdık. 2022’de hayata geçirilen yapay zekâ tabanlı satış ve maliyet tahminleri ile fiyat önerileri sunan projemiz ise sektörde öncü bir adım olmuştur. 2023’te müşteri ilişkileri yönetimimizi daha güçlü bir zemine taşırken, 2024’te başlattığımız projelerle üretim ve enerji verilerinin anlık takibini sağlamaya başladık. Dijitalleşme yatırımlarımızın önemli bir parçası olarak, 2024 yılından bu yana tüm İzocam tesislerinde kullanılan ‘Endüstri yel e-Tools App’ ile manuel kontrol süreçlerini tamamen dijital ortama taşıdık. Arıza analizi, iş güvenliği gözlemleri, geliştirme projeleri ve risk analizleri gibi kritik bilgiler artık anlık olarak mobil cihazlardan sisteme aktarılabilmektedir. Bu sayede hem kâğıt tüketimi azalmış hem de sahadan bilgi akışı hızlanarak ortak veri depolama süreçleri daha etkin hale gelmiştir” diye konuştu. Bu çerçevede 2025 yılında da teknoloji yatırımlarını artırarak, operasyonel mükemmeliyet ve müşteri memnuniyetini dijital dönüşümle birleştirdiklerini belirten Murat Savcı, “Tarsus camyünü üretim tesisimizde devreye aldığımız Metriks Üretim Yönetim Sistemi ile üretim hattındaki tüm kritik proses parametrelerini (sıcaklık, basınç, enerji tüketimi, devir vb.) otomatik olarak toplayıp analiz etmeye başladık. Operatörlere anlık yönlendirme sağlayan bu dijital platform, kalite ve verimliliği artıran önemli bir adım o lmuş; Tarsus’taki başarılı uygulamanın önümüzdeki dönemde tüm tesislere yaygınlaştırılması planlanmaktadır. Gebkim tesisimizde hayata geçirilen XPS Tartım Otomasyonu ise hammadde verimliliğinde önemli bir adım olmuştur. Dijital tartım sistemi sayesinde ürünlerimiz paketleme öncesi online ölçülmekte ve reçetesinde yer alan oranlarda hammadde kullanılarak ürünlerin istenilen standartta üretimi sağlanmaktadır” dedi. Enerji verimliliği, atık yönetimi ve karbon ayak izi konularında elde ettikleri tüm bu kazanımların, attıkları dijitalleşme adımlarının olumlu sonuçlarını somut bir şekilde ortaya koyduğunu söyleyen Murat Savcı, orta vadede, yapay zeka uygulamalarını tüm iş süreçlerine entegre etmeyi, fabrikalarında dijitalleşmeyi artırmayı ve siber güvenlik altyapılarını güçlendirmeyi hedeflediklerini vurguladı. Sürdürülebilirlik Odaklı Üretim ve Geleceğe Yatırım Yapay zeka proje leriyle iş süreçlerini dönüştürürken, çevreye duyarlı yaklaşımlarıyla da sektöre örnek olduklarını dile getiren İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: “İzocam ürünlerimiz en az yüzde 30 oranında geri dönüştürülmüş malzeme içerirken, camyünü ürünlerinde bu oran yüzde 80’e kadar çıkmaktadır. Döngüsel ekonomi vizyonunu üretim süreçlerimize entegre ederek her bir ürünümüzde çevre dostu ve sağlıklı çözümler sunmayı, karbon ayak izimizi azaltmayı hedeflemekteyiz. Bu hedef doğrultusunda attığımız en önemli adımlardan biri, 2023 yılı sonunda hayata geçirdiğimiz ‘Zero Waste to Landfill’ (Düzenli Depolamaya Sıfır Atık) projesi olmuştur. Türkiye’de yasal bir zorunluluk olmamasına rağmen başlattığımız bu proje ile proses hurdalarının enerji üretiminde kullanılmasına, geri dönüştürülebilir atıkların yeniden ekonomiye kazandırılmasına ve geri dönüştürülemeyen atıkların alternatif sektörlerde enerji kaynağı olarak değerlendirilmesine odaklanmaktayız. Ayrıca 2022’den bu yana uyguladığımız WCM (World Class Manufacturing) vizyonu ile tesislerimizde çevresel etkiyi en aza indiren, enerji tüketimini azaltan ve CO₂ salımını düşüren projeler hayata geçirmekteyiz. Sürdürülebilirlik vizyonumuz tesis yatırımlarımızla da güçlenmektedir. Tarsus tesisimizde elyaf makinelerinde kompresör verimliliği ve hurda geri kazanım projeleri devam etmektedir. 2024’te başlattığımız ürün tipi ve proses bazlı enerji tüketim hesaplamaları ile de enerji tüketimimizi daha etkin yöneterek; her aşamada izlenebilir ve sürdürülebilir bir enerji yönetimi sağlamaktayız. Ayrıca hatlarımızda yaptığımız modernizasyonlar ile kapasite artışları sağlanmış; dijital operasyon izleme ve yönetim sistemi devreye alınmıştır. Bu dijital operasyon izleme ve yönetim sisteminin önüm üzdeki dönemde diğer tesislere de aktarılması planlanmaktadır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Bankası’na 1,2 Milyar ABD Doları Tutarında Sürdürülebilir Sendikasyon Kredisi Haber

İş Bankası’na 1,2 Milyar ABD Doları Tutarında Sürdürülebilir Sendikasyon Kredisi

İş Bankası'nın Sürdürülebilir Finansman Çerçevesi doğrultusunda çevresel ve/veya sosyal alanlarda pozitif etki sağlamaya yönelik faaliyetlerin finansmanında kullandırılacak olan krediye, Avrupa, Ortadoğu, Asya ve Amerika'daki 23 ülkeden toplam 54 banka katılım gösterdi. Sendikasyona en yüksek tutarla katılan bankalar açısından toplam maliyet ABD Doları diliminde SOFR + %1,50, Euro diliminde ise Euribor + %1,25 seviyesinde gerçekleşti. Kredi anlaşmasında, Emirates NBD Capital Limited, Abu Dhabi Commercial Bank PJSC, Bank of America Europe DAC ve Standard Chartered Bank koordinatör banka olarak görev alırken; SMBC Bank International plc ve ING Bank N.V. sürdürülebilirlik koordinatörü; Emirates NBD Bank (P.J.S.C) ise ajan banka olarak yer aldı. “Hem Bankamıza hem de ülkemiz ekonomisine duyulan güveni teyit ettik" Sağlanan bu finansmanın bankanın sürdürülebilirlik odaklı stratejilerine ve reel sektöre verdiği desteğe önemli katkılar sunacağını belirten İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, “Ülkemizin sürdürülebilir ekonomik gelişimine sunduğumuz desteğin devamı niteliğinde olan, geçtiğimiz yılın aynı döneminde sağladığımız krediyi 1,2 milyar ABD Doları tutarla yenileyerek hem Bankamıza hem de ülkemiz ekonomisine duyulan güveni bir kez daha teyit etmiş olduk. Bu kredi, Bankamızın sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda yürüttüğü çok boyutlu çalışmaları destekler nitelikte. Kaynağın etkin kullanımıyla bir yandan sürdürülebilir ekonomik büyümeyi desteklerken, diğer yandan net sıfır hedeflerimiz doğrultusunda hayata geçirdiğimiz İklim Dönüşüm Planı'nın uygulanmasına da katkı sağlayacağız. Finansmanın dönüştürücü gücünü kullanarak, emisyon yoğun sektörlerde belirlediğimiz azaltım hedeflerine ulaşmak ve sektörel geçişi hızlandırmak amacıyla müşterilerimize yönelik yeşil finansman çözümlerimizi çeşitlendirmeye devam edeceğiz. Gerçekçi, iddialı ve uygulanabilir adımlarla oluşturduğumuz iklim stratejimiz ve sektörler özelinde belirlediğimiz somut yol haritalarıyla, reel sektörün iklim geçiş sürecine öncülük etmeyi ve müşterilerimizin yanında olmayı sürdüreceğiz." dedi.

Bursa Kebap Evi'nden Dünya Çapında Büyüme Hamlesi: 2026'da 175 Şube ve 13 Milyon Misafir Hedefi! Haber

Bursa Kebap Evi'nden Dünya Çapında Büyüme Hamlesi: 2026'da 175 Şube ve 13 Milyon Misafir Hedefi!

Türkiye'nin uluslararası arenadaki en büyük zincir restoran ağını kurma yolunda emin adımlarla ilerleyen Bursa Kebap Evi (BKE), iddialı 2026 hedeflerini açıkladı. Türk lezzetlerini tek bir sofrada buluşturma misyonuyla yola çıkan marka, globaldeki toplam restoran sayısını 175’e çıkararak sektördeki liderliğini pekiştirmeyi amaçlıyor. Global Ağ Genişliyor, İstihdam Artıyor Halihazırda 13 ülkede 150'den fazla şubesiyle 2 bin 500'den fazla kişiye istihdam sağlayan BKE, 2026'da bu rakamları katlamaya hazırlanıyor. Firma, önümüzdeki yıl açmayı planladığı 25 yeni restoranla birlikte çalışan sayısını 3 bine ulaştıracak ve en az 300 yeni kişiye istihdam sağlayacak. CEO Hüseyin Genç, uluslararası şubeleşme stratejilerini açıklarken, başta AB ülkeleri, İngiltere, ABD pazarı ve Türk Cumhuriyetleri olmak üzere, Asya ve Ortadoğu'nun ticari değeri yüksek, merkezi lokasyonlarına odaklandıklarını belirtti. Türk Ağırlama Kültürüyle Birlikte Döner İhracatı Artıyor BKE, sadece lezzetleriyle değil, aynı zamanda yüzlerce yıllık Türk ağırlama kültürünü modern çizgilerle buluşturan restoran konseptleriyle de uluslararası takdir topluyor. Şirket, bu global başarısı sayesinde Hizmet İhracatçıları Birliği'nde çok sayıda önemli marka arasında ilk üçte yerini aldı. Büyüme hedeflerini detaylandıran Genç, şu çarpıcı bilgileri paylaştı: "Restoranlarımız her yıl ortalama 12 milyon misafiri ağırlıyor. 2026'da 15 farklı ülkede toplam şube sayımızı 175'e, ağırladığımız misafir sayısını ise 13 milyona ulaştırmayı hedefliyoruz. Bununla birlikte, Türkiye'den ihraç ettiğimiz döner miktarı önümüzdeki yıl yüzde 50 oranında artacak ve yıllık 1,5 milyon porsiyonluk satış hacmine ulaşacağız." Genç, BKE mutfağına özgü lezzetlerin neredeyse tamamının kendi mutfaklarından dünyaya dağıtımının yapıldığını ve bu kompleks operasyonu tamamen kendi teknik altyapıları üzerinden koordine ettiklerini de sözlerine ekledi. BKE, menüleriyle Türk mutfağının zenginliğini dünyanın dört bir yanındaki şubelere gururla taşımaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.