Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ortodontik Tedavi

Kapsül Haber Ajansı - Ortodontik Tedavi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ortodontik Tedavi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

 Türkiye’de Yaklaşık 15 Milyon Kişi Ortodontik Tedaviye İhtiyaç Duyuyor  Haber

 Türkiye’de Yaklaşık 15 Milyon Kişi Ortodontik Tedaviye İhtiyaç Duyuyor 

Aligner Derneği Başkanı ve Ortodonti Uzmanı Dr. Aktan Zeki Çelik ise şeffaf plak tedavisinin estetik bir tercih olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizerek, hastaların bu tedaviye erişebilmesi için konunun geri ödeme kapsamına alınması yönünde ilgili kurumlarla görüşmelerini sürdürdüklerini belirtti. Şeffaf plak tedavileri, dijital ortodonti alanında bilimsel bilgi paylaşımı ve bu alanda mesleki gelişimi destekleyen Aligner Derneği, Swissôtel Çeşme’de düzenlediği kongrede yurt dışından ve Türkiye’den alanında önde gelen ortodontistlerin yanı sıra uzman isimleri ve genç ortodontistleri bir araya getirdi. Şeffaf plak ve tel tedavisi arasındaki farklar, ortodontik tedavide başarı kriterleri, sosyal medyada şeffaf plak bilgilerinin güvenilirliği ve kişiye özel teşhisin önemi, kongrede öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Kongrede, şeffaf plakların dijital planlamayla kişiye özel olarak tasarlanan, takıp çıkarılabilen ortodontik tedavi seçeneği olduğu da vurgulandı. Hastalarda estetik görünüm, günlük yaşama uyum ve kullanım kolaylığı açısından avantajlar sunabilen bu yöntemde tedavi kararının; ortodontik sorunun türü, hastanın ihtiyacı ve uzman hekim değerlendirmesi doğrultusunda verilmesi gerektiği belirtildi. Çocuklarda ortadontik sorunlarda erken teşhis ve tedavinin önemine dikkat çekilerek, bu şekilde ilerleyen dönemde oluşabilecek fiziksel ve psikolojik sorunların önüne geçilebileceğinin altı çizildi. Ebeveynlerin yüzde 33’ü ortodontik tedavi konusunda bilgi sahibi değil Aligner Derneği tarafından gerçekleştirilen Türkiye’de Ortodontik Tedavi Algısı ve Farkındalık Araştırması, toplumdaki ortodontik tedavi ihtiyacı yüksek olmasına karşın bilgi ve düzenli kontrol alışkanlığının sınırlı kaldığını ortaya koyuyor. Araştırmaya göre Türkiye’de yaklaşık 15 milyon kişinin ortodontik tedaviye ihtiyaç duyduğu tahmin edilirken, düzenli diş hekimi kontrolü oranı yüzde 36 seviyesinde kalıyor. Ebeveynlerin yüzde 33’ü ise çocuklarda ortodontik tedavi konusunda hiçbir bilgiye sahip olmadığını belirtiyor. Dijital tarama, kişiye özel üretim ve yapay zeka destekli planlama hasta konforunu artırıyor Aligner Derneği Başkanı ve Ortodonti Uzmanı Dr. Aktan Zeki Çelik, kongrede yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Şeffaf plaklar, ortodontide son yılların en önemli yeniliklerinden biri. Dijital tarama, yapay zekâ destekli tedavi planlaması ve kişiye özel üretim gibi teknolojiler sayesinde ortodontik tedavi çok daha dijital, öngörülebilir ve hasta odaklı bir yapıya kavuşuyor. İstenildiği zaman takıp çıkarılabilen yapısı, estetik avantajları ve günlük yaşamı kolaylaştıran özellikleri de hastaların tedavi sürecindeki konforuna önemli katkı sağlıyor. Dünyada bu alandaki teknolojiler hızla gelişirken, şeffaf plak kullanımı da giderek genişliyor” dedi. “Çocuklarda şeffaf plak tedavisinin geri ödeme kapsamına alınmasını önemsiyoruz” Çocuklarda ortodontik sorunların yalnızca estetik bir konu olarak değil, ağız ve diş sağlığını doğrudan ilgilendiren bir sağlık problemi olarak ele alınması gerektiğinin altını çizen Çelik, açıklamasında şunları söyledi: “Özellikle çocuklarda ortodontik sorunların erken dönemde fark edilmesi ve uygun tedaviye erişimin sağlanması büyük önem taşıyor. Şeffaf plaklar da uygun vakalarda çocukların ortodontik tedavisinde önemli bir seçenek sunuyor. Bu nedenle çocukların ihtiyaç duydukları tedaviye erişimini kolaylaştırmak amacıyla şeffaf plak tedavisinin geri ödeme kapsamına alınmasını önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde dünyadaki bilimsel ve teknolojik gelişmelerin Türkiye’deki uygulamalara daha hızlı yansıması, hekimlerin bilgi ve deneyiminin güçlenmesi, hastaların doğru tedavi seçeneklerine erişiminin artması için çalışmalarımıza devam edeceğiz.” Katılımcıların yüzde 56’sı şeffaf plağı bildiğini söylese de yalnızca yarısı doğru tanımlıyor Türkiye’de Ortodontik Tedavi Algısı ve Farkındalık Araştırması, şeffaf plak tedavilerine yönelik farkındalığın artmasına karşın tedaviye ilişkin doğru bilgi düzeyinin hâlâ sınırlı olduğunu gösteriyor. Araştırmaya katılanların yüzde 56’sı şeffaf plak tedavisini bildiğini ifade ederken, yalnızca yarısı tedaviyi doğru şekilde tanımlayabiliyor. Bu sonuçlar, şeffaf plak tedavilerinin bilinirliğinin artmasına rağmen doğru ve kapsamlı bilgiye erişim konusunda hâlâ gelişim alanı bulunduğuna işaret ediyor. Araştırmaların yüzde 88’i ortodontik bozuklukların zorbalıkla ilişkili olduğunu gösteriyor Kongrede ortodontik sorunların erken dönemde fark edilmesinin önemine de dikkat çekildi. Ortodontik bozuklukların çocukların sosyal ve duygusal yaşamına yansıdığını vurgulayan Dr. Aktan Zeki Çelik, özellikle ilerleyen dönemde fiziksel ve psikolojik sorunlara zemin oluşturabilecek bazı durumların erken tanı ve tedavi ile çözülebileceğini belirtti. Ortodontik sorunların yalnızca dişlerin görünümü üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizen Çelik, “Çocukluk ve ergenlik döneminde diş ve çene yapısındaki bozukluklar; çocuğun özgüvenini, akran ilişkilerini ve sosyal yaşamını etkileyebiliyor. Bilimsel çalışmalar, bu sorunların bazı çocuklarda gülmekten ya da konuşmaktan kaçınmaya, görünümünden rahatsızlık duymaya, kaygıya ve sosyal ortamlardan uzaklaşmaya kadar uzanan sonuçlarla ilişkili olabildiğini gösteriyor. Nitekim 25 çalışmayı kapsayan bir derlemede, araştırmaların yüzde 88’inde maloklüzyon veya yapısal diş anomalileri ile zorbalığa maruz kalma arasında ilişki bildirilmesi de konunun yalnızca estetik olmadığını ortaya koyuyor. Bu nedenle çocuklarda ortodontik sorunlara işaret edebilecek belirtilerin erken dönemde fark edilmesi önemli. Ağzı açık uyumak, konuşurken zorlanmak ya da gülerken ağzını kapatmak gibi belirtiler de aileler tarafından önemsenmeli ve gerektiğinde bir ortodontiste başvurulmalı. Erken değerlendirme, olası ortodontik sorunların zamanında tespit edilmesine ve uygun tedavi yaklaşımının belirlenmesine yardımcı oluyor. Bu doğrultuda çocukların 7 yaş civarında ilk ortodontik kontrollerinin yapılmasını önemsiyoruz.” Ortodontik Tedavi Algısı ve Farkındalık Araştırması Sonuçlarında Öne Çıkan Veriler Ortodontik tedaviye ihtiyacı olduğu hekimler tarafından belirtilen kişilerin yalnızca yaklaşık yarısı tedaviye başlıyor. Ortodontik tedaviye başlayanların yüzde 61’i fonksiyonel, yüzde 39’u ise estetik nedenlerle tedaviye başladığını belirtiyor. Katılımcıların yüzde 50’si ortodontik tedaviyi düşündüğünü ya da değerlendirdiğini ifade ediyor. Katılımcıların yüzde 56’sı şeffaf plak tedavisini bildiğini söylerken, tedaviyi doğru şekilde tanımlayabilenlerin oranı yüzde 50 seviyesinde kalıyor. Şeffaf plak tedavisi görenlerin yüzde 37’si daha önce diş teli tedavisi gördüğünü belirtiyor. Şeffaf plak tercihinde günlük hayat ve zaman verimliliği yüzde 37, estetik nedenler ile sosyal/profesyonel etki ise yüzde 28 oranında belirtiliyor. Ortodontik tedavi gören hastaların yaklaşık üçte birini yetişkinler oluşturuyor ve yetişkin hastaların yüzde 85’i tedavi sonucundan memnun olduğunu bildiriyor. Çocuklarda dişlerin görünümüne ilişkin estetik kaygıda “çok endişeli” ve “endişeli” yanıtlarının toplamı yüzde 72’ye ulaşıyor. Çocuk ve ergenlerde ortodontik tedavi sonrasını inceleyen bir çalışmada, tedavi öncesinde görünümü nedeniyle akranları tarafından alay konusu olan çocukların oranı yüzde 76 iken, tedavi sonrasında çocukların yüzde 96’sı artık alay yaşamadığını ifade ediyor. Aynı çalışmada, tedavi öncesinde gülmekten ve konuşmaktan kaçınan çocukların yüzde 90’ı tedavi sonrasında akranlarıyla güvenle konuşabildiğini, yüzde 88’i ise okul performansı ve ders dışı etkinliklere katılımının iyileştiğini bildiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Düzelen Dişler Neden Tekrar Yer Değiştirir? Haber

Düzelen Dişler Neden Tekrar Yer Değiştirir?

Tedavi sonrası dişler, çevre dokuların ve periodontal liflerin eski düzenine dönme eğilimi nedeniyle yeniden yer değiştirebiliyor. Pekiştirme döneminin son derece önemli bir süreç olduğunu belirten İstanbul Okan Üniversitesi Diş Hastanesi Ortodonti Uzmanı Dt. Duygu Güneş konuyla ilgili şunları söyledi; “Tedavi sonrasında dişlerin yeniden yer değiştirmesi biyolojik bir eğilim. Her ortodontik tedavi sonrasında bu eğilim beklenmekle beraber, özellikle polidiastema (dişler arası çoklu boşluk) vakalarında, rotasyonu düzeltilmiş dişlerde ve ark genişletmesi uygulanmış vakalarda eğilim daha belirgindir. Bu nedenle elde edilen estetik ve fonksiyonel sonucun kalıcı olabilmesi için uygun bir pekiştirme planına ihtiyaç duyulur.” Kopma ya da Deformasyon Hasta Tarafından Fark Edilmeyebilir Uzm. Dt. Duygu Güneş, pekiştirme amacıyla en sık kullanılan yöntemlerden birinin lingual retainer olarak adlandırılan sabit ince teller olduğunu söylüyor ve şu noktaların altını çiziyor: “Bu teller genellikle bir taraftaki kanin dişten diğer taraftaki kanin dişlerin (köpek dişleri) arka yüzeyine yapıştırılır ve sürekli etki göstererek dişlerin yerinde kalmasını sağlar. Tellerin kopması ya da deformasyonu çoğu zaman hasta tarafından fark edilmeyebilir. Diş sabitleyicinin bir noktadan kopması durumunda dişlerde hızlı ve bazen asimetrik kaymalar görülebilir. Eğer tel bükülürse, istenmeyen kuvvetler oluşturarak dişleri yanlış yönlere hareket ettirme riski de ortaya çıkar.” Bir diğer yaygın pekiştirme aracı ise “Essix Plak” olarak bilinen şeffaf, çıkarılabilir sabitleyiciler. Bu plaklar tüm diş arkını sararak genel bir stabilite sağlarken, estetik açıdan da hastalar tarafından daha kolay kabul ediliyor. Önemli bir yanı da temizliğinin kolay olması. Ancak etkinliği tamamen düzenli kullanıma bağlı. Plak takılmadığında ya da kırılıp kullanılamaz hale geldiğinde dişler zamanla eski konumlarına dönmeye başlayabilir. Özellikle tedavinin ilk aylarında kısa süreli aksaklıklar bile diş hareketini başlatabilir. Ortodontik tedavinin ayrılmaz bir parçası olan pekiştirme sürecinin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Uzm. Dt. Duygu Güneş, sabit ve hareketli sabitleyicilerin birlikte kullanımının çoğu zaman en güvenli yaklaşım olduğunu belirtiyor. Diş sabitleyicilerin kırılması, kopması veya düzenli kullanılmaması durumunda dişlerdeki çapraşıklıkta nüks (tekrar etmesi-relaps) kaçınılmaz hale gelebilir ve bu da yeniden ortodontik tedavi ihtiyacını gündeme getirebilir. Dolayısıyla hastaların düzenli kontrollerini aksatmamaları, diş sabitleyicilerini doğru kullanmaları ve herhangi bir sorun fark ettiklerinde bir ortodonti uzmanına başvurmaları önemlidir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayramda Yapışkan Şekerlere Dikkat! Haber

Bayramda Yapışkan Şekerlere Dikkat!

Şekerlemelerin dişler üzerindeki etkisinin, türüne ve ağızda kalma süresine bağlı olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Diş Hekimi Elanur Kök, “Tatlılar arasında dişler için en riskli olanlar; lokum, karamelli şeker ve jelibon gibi ağızda uzun süre kalan yapışkan şekerlerdir. Çikolata daha kısa sürede eridiği için nispeten daha az riskli sayılır” dedi. Çocukların diş yapısı yetişkinlere göre daha hassas olduğu için şekerli yiyeceklerden daha hızlı etkilenebilir. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Diş Hekimi Elanur Kök, “Çocukların dişlerinin dış tabakası olan mine yetişkinlere göre daha ince, iç kısmı olan dentin ise daha yumuşaktır. Bu yapı nedeniyle şekerli yiyecekler çocuk dişlerinde daha hızlı etki gösterebilir ve çürük oluşma ihtimali artabilir. Ayrıca çocukların ağız hijyeni alışkanlıkları henüz tam oturmadığı için diş yüzeyinde kalan şeker, bakteriler için uygun bir ortam oluşturabilir. Bu nedenle aynı miktarda şeker tüketildiğinde yetişkin dişleri daha dayanıklı kalabilirken çocuk dişleri daha hızlı zarar görebilir” bilgilerini verdi. Florürlü diş macunu kullanılmalı Bayramda artan tatlı tüketimine dikkat çeken Kök, “3-4 günlük bayram sürecinde yoğun tatlı tüketimi tek başına hemen çürük oluşturmaz. Çürük gelişimi genellikle haftalar veya aylar içinde başlar. Ancak tatlılardan sonra dişler fırçalanmaz ve şeker ağızda uzun süre kalırsa çürük riski artar. Bayramda çocukların dişlerini korumak için ailelerin dikkat etmesi gerekenler; çocukların tatlılardan sonra ağzını suyla çalkalamasını sağlamak, günde en az iki kez özellikle yatmadan önce dişlerini fırçalatmak, tatlıları ana öğünlerle birlikte vermek, gece şeker vermekten kaçınmak, florürlü diş macunu kullanmak ve yapışkan şekerleri sınırlamak olarak sıralanabilir” dedi. 6-12 yaş grubunda risk daha fazla Diş sağlığı açısından en riskli yaş grubuna dikkat çeken Kök, “Diş sağlığı açısından en riskli yaş grubu 6-12 yaş arasındaki çocuklardır. Bu dönemde hem süt hem de kalıcı dişler bulunur ve kalıcı dişler yeni çıkmaya başladığı için yapıları daha hassas olabilir. Ortodontik tedavi gören veya daha önce çürük geçmişi olan çocuklarda da çürük gelişme riski daha yüksek olabilir. Ayrıca çocukların tatlıyı ödül gibi bir alışkanlık haline getirmemesi önemli. Düzenli diş hekimi kontrolleri de çürüklerin erken fark edilmesi ve önlenmesi açısından kıymetli” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.