Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Osb

Kapsül Haber Ajansı - Osb haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Osb haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Boreas Teknoloji OSB Teknoloji Zirvesi’nde Veri Merkezi Çözümlerini Tanıttı Haber

Boreas Teknoloji OSB Teknoloji Zirvesi’nde Veri Merkezi Çözümlerini Tanıttı

Boreas Teknoloji, organize sanayi bölgeleri ile teknoloji dünyasını bir araya getiren 6. OSB Teknoloji Zirvesi’nde Altın Sponsor olarak yer aldı. 2–4 Ekim 2026 tarihleri arasında Belgrad’da düzenlenen zirvede Boreas Teknoloji Otomasyon Direktörü Onur Güney, “Veri Merkezlerinde Görünürlüğü Birleştiren Akıllı Platform” başlıklı sunumuyla veri merkezi teknolojilerindeki çözümlerini katılımcılarla paylaştı. Türkiye’nin farklı bölgelerinden organize sanayi bölgesi yöneticileri ile teknoloji şirketlerini bir araya getiren 6. OSB Teknoloji Zirvesi, dijital dönüşüm, veri merkezleri, haberleşme, yapay zekâ, siber güvenlik ve enerji teknolojileri gibi başlıkların ele alındığı bir buluşma noktası oldu. Boreas Teknoloji de zirvenin Altın Sponsorları arasında yer alarak veri merkezi teknolojileri ve otomasyon alanındaki çalışmalarını OSB temsilcileri ve teknoloji profesyonelleriyle buluşturdu. Veri Merkezlerinde Bütünleşik Görünürlük Zirve kapsamında Boreas Teknoloji Otomasyon Direktörü Onur Güney, “Veri Merkezlerinde Görünürlüğü Birleştiren Akıllı Platform” başlıklı sunumunda, veri merkezlerinin yönetim ve operasyon süreçlerinde kullanılan teknolojileri ve Boreas Teknoloji’nin otomasyon çözümlerini anlattı. Güney, sunumunda veri merkezi platform mimarisinden BMS, EPMS ve dinamik kontrol sistemlerine, analitik çözümlerle erken problem teşhisinden güvenlik uygulamalarına kadar farklı teknoloji başlıklarına değindi. Farklı sistemlerden gelen verilerin merkezi bir yapı üzerinden izlenmesi, kritik altyapıların uzaktan yönetilmesi ve operasyonel süreçlerin daha etkin yürütülmesine yönelik yaklaşımları paylaşan Güney, Boreas Teknoloji’nin veri merkezi soğutma çözümlerine de değindi. Boreas Teknoloji’nin veri merkezi çözümleri; enerji, soğutma, otomasyon ve kritik sistemlerin izlenmesi ve yönetilmesine yönelik teknolojileri bir araya getiriyor. Şirket, veri merkezlerinin operasyonel ihtiyaçlarına yönelik geliştirdiği çözümlerle sistemlerin daha etkin yönetilmesine ve enerji kullanımının optimize edilmesine katkı sağlıyor. Boreas Teknoloji, OSB Ekosistemiyle Buluştu Boreas Teknoloji’nin Altın Sponsor olarak destek verdiği 6. OSB Teknoloji Zirvesi, şirketin veri merkezi teknolojileri ve otomasyon alanındaki çalışmalarını OSB yöneticileri, sanayi temsilcileri ve teknoloji profesyonelleriyle paylaşmasına olanak sağladı. Boreas Teknoloji, Açık Holding çatısı altında veri merkezi teknolojileri, soğutma ve otomasyon alanlarında çözümler geliştiriyor. Çerkezköy Teknoloji Merkezi ve Ar-Ge çalışmalarıyla kritik altyapıların ihtiyaçlarına yönelik teknolojiler geliştiren Boreas Teknoloji, veri merkezlerinin daha etkin yönetilmesine yönelik çalışmalarını farklı platformlarda paylaşmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

NG Kütahya Seramik'ten 150 Milyon Euro'luk Dev Yatırım Haber

NG Kütahya Seramik'ten 150 Milyon Euro'luk Dev Yatırım

Şirketin 100. Yıl Fabrikası ile gerçekleştirdiği üretim ve teknoloji hamlesini 30 Ağustos Organize Sanayi Bölgesi’nde yeni bir aşamaya taşıyan tesisin açılış töreni, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Törene Kütahya Valisi Musa Işın’ın yanı sıra AK Parti Kütahya milletvekilleri Mehmet Demir ve Adil Biçer, Hava Er Eğitim Tugay ve Garnizon Komutanı Hv. Tuğgeneral Mustafa Baş, Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, NG Grup Kurucu Başkanı Nafi Güral, Nafi Güral Eğitim Vakfı Başkanı Gülsüm Güral, NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Başkanı Sema Güral, NG Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Hediye Güral, Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gülden Güral ve NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yüksel Kaya’nın da aralarında olduğu çok sayıda iş insanı katıldı. SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI KACIR:’’ 30 Ağustos Seramik Fabrikası Türkiye’nin seramik sektöründeki küresel rekabet gücünü de ileri taşıyacak’’ Fabrikanın açılışında konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’yi pek çok sektörde Avrupa’nın ve dünyanın önde gelen üretim merkezlerinden biri haline getirdiklerini ifade ederek “Türkiye bugün, Çin’den sonra Orta Avrupa’ya kadar uzanan geniş kuşakta ürün ve pazar çeşitliliği bakımından en önde gelen ihracatçı ülkedir” dedi. Kacır konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin üretim gücünü ve ihracat kapasitesini artırırken, geleneksel sektörlerimizi yüksek teknoloji, yenilikçilik ve sürdürülebilirlik perspektifiyle geleceğe taşıyoruz. Kütahya, köklü çini ve seramik birikimini modern üretim teknolojileriyle buluşturarak ülkemizin katma değerli üretim hedeflerine güçlü katkı sunan şehirlerimizden biri. Kütahya Seramik OSB’nin geliştirilmesi, Tasarım ve Teknoloji Merkezi’nde yürütülen çalışmalar ve NG Kütahya Seramik’in 8 milyar liralık yatırımla hayata geçirdiği 30 Ağustos Fabrikası, bu dönüşümün somut örneklerini oluşturuyor. 235 bin metrekarelik alanda hayata geçirilen bu ileri teknoloji üretim üssü, yalnızca Kütahya’nın değil, Türkiye’nin seramik sektöründeki küresel rekabet gücünü de ileri taşıyacak nitelikte. Üretim kapasitesini artırırken enerji verimliliğini ve çevresel sürdürülebilirliği de odağımıza alıyoruz. Fabrikaya yönelik planlanan 15 megavatlık güneş enerjisi yatırımıyla toplam GES kapasitesinin 47 megavata ulaşması, sanayimizin yeşil dönüşüm yolculuğuna önemli bir katkı sağlayacak. Kütahya’nın üretim, teknoloji ve ihracat potansiyelini daha da ileri taşımak için sanayicilerimizin yanında olmaya ve yatırımları güçlü şekilde desteklemeye devam edeceğiz.” ERKAN GÜRAL: ‘Önümüzde ülkemize daha fazla değer katacağımız uzun bir yol var’’ NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, 30 Ağustos Fabrikası’nın yalnızca yeni bir üretim tesisi olmadığını belirterek, “Bugün yalnızca yeni bir fabrikanın kapılarını açmıyoruz; üretme kararlılığımızın, ülkemize duyduğumuz güvenin ve geleceğe dair hedeflerimizin yeni bir aşamasına hep birlikte adım atıyoruz. Dünyanın hızla değiştiği ve rekabetin giderek arttığı bir dönemde, teknolojiye, nitelikli üretime, sürdürülebilirliğe ve güçlü insan kaynağına yatırım yapmanın önemine inanıyoruz. 30 Ağustos Fabrikamızı da bu anlayışla hayata geçirdik. Dünyanın en yüksek teknolojiye sahip seramik üretim tesislerinden biri olarak konumlandırdığımız fabrikamız, Kütahya’nın ve Türkiye’nin üretim gücüne, ihracat kapasitesine ve küresel rekabetçiliğine önemli katkılar sağlayacak. Bizim için bu açılış bir varış noktası değil, yeni bir başlangıçtır. Önümüzde daha çok çalışacağımız, daha çok üreteceğimiz ve ülkemize daha fazla değer katacağımız uzun bir yol var” diye konuştu. Fabrika, Endüstri 4.0 uyumlu, uçtan uca dijitalleşme modeli ile üretim gücünü destekledi 30 Ağustos Organize Sanayi Bölgesi’nde inşaatına Nisan 2025’te başlanan tesis, rekor bir hızla 14 ayda tamamlanarak Haziran 2026’da üretime hazır hale getirildi. 235 bin açık, 110 bin metrekare kapalı alana sahip olan 30 Ağustos Fabrikası; üretim süreçlerinin tüm aşamalarını kapsayan modern üretim hatları, Endüstri 4.0 uyumlu altyapısı, anlık veri akışı, izlenebilirlik ve tam otomasyon sağlayan kusursuz uçtan uca dijitalleşme modeli ile yapay zekâ destekli sistemleri sayesinde üretim gücünü destekliyor. Tesisin yıllık ise yaklaşık 16 milyon metrekarelik üretim kapasitesi bulunuyor. Seramik atıkları geri dönüştürerek 2025’te ‘Verimlilik Ödülü’ aldı Gelişmiş ısı geri kazanım sistemlerinin devreye alınarak kaynak verimliliğinin maksimize edildiği yeni tesisin ‘sıfır atık prensibi’ ödül getirdi. Bu kapsamda 30 Ağustos Fabrikası’ndan çıkan seramik atıklar entegre kırma-öğütme tesisinde tamamen geri dönüştürülerek üretime yeniden kazandırıldı ve fabrika, Verimlilik Proje Ödülleri Yarışması 2025’te Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır tarafından ödül almış bir tesis olarak öne çıktı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki, GEBKİM’de Sanayicilerle Buluştu Haber

Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki, GEBKİM’de Sanayicilerle Buluştu

Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki’nin konuşmacı olduğu programda Türkiye’nin deprem riski, Japonya ile Türkiye arasındaki farklılıklar ile deprem öncesinde, anında ve sonrasında alınması gereken önlemler ele alındı. GEBKİM Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27’nci yılında sanayi kuruluşlarının afetlere hazırlık kapasitesini ve çalışanlarda deprem farkındalığını artırmaya yönelik önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. GEBKİM OSB Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa GEBKİM katılımcı firmalarının temsilcileri, çevre organize sanayi bölgelerinden katılımcılar ile Dilovası Belediyesi’nin ilgili birimlerinden temsilciler katıldı. Program, 17 Ağustos Marmara Depremi’nde hayatını kaybeden vatandaşlar için yapılan saygı duruşuyla başladı. Moriwaki, Türkiye ve Japonya’nın Deprem Deneyimlerini Karşılaştırdı Programın konuşmacısı Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki, Türkiye’nin deprem kuşağındaki konumunu ve deprem haritasını değerlendirerek geçmiş depremler üzerinden önemli bilgiler aktardı. Türkiye ile Japonya’nın afetlere yaklaşımını karşılaştıran Moriwaki; yapı güvenliği, hazırlık kültürü, eğitim ve bireysel farkındalığın önemine dikkat çekti. Moriwaki, olası bir deprem öncesinde alınabilecek tedbirleri, deprem sırasında uygulanması gereken doğru davranış biçimlerini ve afet sonrasında izlenecek adımları örneklerle anlattı. Sanayi kuruluşlarında çalışanların kişisel hazırlığının yanı sıra kurumların acil durum planlarının, müdahale kapasitesinin ve düzenli tatbikatlarının afet yönetimindeki önemini vurguladı. Aracı: “Sanayinin Dirençliliği, Ülkenin Toparlanma Gücünü Doğrudan Etkiliyor” GEBKİM Kimya İhtisas OSB Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, Türkiye’nin geçmişte yaşadığı büyük depremlerin afetlere hazırlık konusunda önemli dersler ortaya koyduğunu belirterek, kentlerin ve sanayi bölgelerinin dirençliliğinin birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekti. Aracı, şu değerlendirmelerde bulundu: “Geçmiş deprem deneyimlerimiz bize gösterdi ki afetlere hazırlık, hayatın ve üretimin bütününü kapsayan uzun soluklu bir sorumluluk. Yaşam alanlarımızı, kentlerimizi ve sanayi bölgelerimizi daha dirençli hale getirecek adımları bugünden atmak zorundayız. Organize Sanayi Bölgeleri, üretim ve istihdamın yanı sıra güçlü organizasyon yapılarıyla afet sonrasında da önemli görevler üstleniyor. Üretimin devamlılığı ve tedarik zincirlerinin korunması açısından iş sürekliliği planlarının hazır olması bu nedenle büyük önem taşıyor.” “Her Fabrika Bir Kaledir” Anlayışıyla Hazırlık GEBKİM’in afetlere hazırlık çalışmalarını Mustafa Kemal Atatürk’ün “Her fabrika bir kaledir” sözünün ortaya koyduğu anlayışla sürdürdüğünü belirten Aracı, şöyle devam etti: “Biz bu sözü GEBKİM’de uzun süredir çalışmalarımıza yön veren bir anlayış olarak görüyoruz. Fabrikalarımızın, çalışanlarımızın ve üretim altyapımızın afetlere karşı hazırlıklı olması, ülkemizin ekonomik gücünün korunması açısından da önemli. GEBKİM olarak eğitimden tatbikata, arama-kurtarma kapasitesinden iş sürekliliğine uzanan çalışmalarımızı bu sorumlulukla sürdürüyoruz.” GEBKİM OSB’den Afetlere Karşı Somut Hazırlık Adımları GEBKİM OSB, afetlere hazırlık kapsamında 27 kişilik GEBKİM Arama ve Kurtarma Ekibi kurarken, GEBKİM İtfaiye personeliyle birlikte AFAD eğitimlerini tamamladı. Bölgede olası bir afette kullanılmak üzere arama-kurtarma ekipmanları, acil müdahale ve barınma çadırları ile Kimyasal Arınma Çadırı’nın da yer aldığı tam donanımlı deprem konteynerleri oluşturuldu. Düzenli deprem tatbikatlarıyla çalışanların müdahale kabiliyetinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar da sürdürülüyor. Afet sonrası üretimin ve kritik faaliyetlerin sürdürülebilmesi için AFAD yürütücülüğünde başlatılan RESMAR Projesi kapsamında GEBKİM’in İş Sürekliliği Planı oluşturuldu. Marmara Bölgesi’ndeki OSB’lerin afetlere karşı kurumsal dayanıklılığını artırmayı hedefleyen proje, GEBKİM’in hazırlık çalışmalarının önemli bir ayağını oluşturuyor. Bunun yanında devreye alınan Acil Durum Müdahale Yazılımı kapsamında yaklaşık 2 bin kişiye eğitim verildi. 17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümünde gerçekleştirilen programla GEBKİM OSB, sanayide afetlere hazırlık ve iş sürekliliği konusunda sürdürdüğü çalışmaları sektör temsilcileriyle paylaşırken, deprem bilincinin canlı tutulmasına yönelik önemli bir buluşmayı daha gerçekleştirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye COP31’de Sıfır Atık ve Sanayi Vizyonunu Tanıtacak Haber

Türkiye COP31’de Sıfır Atık ve Sanayi Vizyonunu Tanıtacak

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; sıfır atık vizyonunu üretim süreçlerine, Ar-Ge politikalarımıza entegre etmeyi sürdüreceğiz. Şimdi önümüzde, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31 var. Bu önemli platformda, Sıfır Atık Hareketi’yle edindiğimiz tecrübeyi; sanayimizin üretim ve teknoloji kabiliyetini; adil ve kapsayıcı kalkınma anlayışımızı bütün dünya ile paylaşacağız.” dedi. Bakan Kacır, Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Trabzon Çalıştayı’nın sonuç konferansına katıldı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Osman Turan Kongre Merkezi’nden gerçekleştirilen konferansa Bakan Kacır’ın yanı sıra, Trabzon Valisi Tahir Şahin, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, akademisyenler ve davetliler katıldı Bakan Kacır, programda yaptığı konuşmada Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sıfır atık vizyonunu üretim süreçlerine ve Ar-Ge politikalarına entegre etmeyi kararlılıkla sürdürdüklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: SANAYİ DEVRİMİ: Sanayi Devrimi’nden bu yana insanlık ailesi olarak bilimden tıbba, ulaşımdan iletişime pek çok alanda muazzam başarı hikâyelerine imza attık. Tıpta kaydedilen ilerlemeler, dünya genelinde ortalama insan ömrünü 35 yıldan 73 yıla taşıdı. Ulaşım ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler mesafeleri muazzam ölçüde kısalttı. Peşi sıra gelen sanayi devrimleri üretim kapasitesini katbekat artırdı; daha önce yalnızca belirli kesimlerin erişebildiği pek çok ürün ve hizmeti geniş toplum kesimleri için ulaşılabilir hâle getirdi. Buhar gücünden elektriğe, seri üretimden dijitalleşmeye uzanan bu büyük dönüşüm, insanlığın refahını yükseltti, dünya ekonomisine eşi benzeri görülmemiş bir ivme kazandırdı. YERKÜRE ALARM VERİYOR: Ancak bu ilerleme yolculuğuna tabiatın kaynaklarını sınırsız, kendini yenileme gücünü sonsuz kabul eden bir üretim ve tüketim anlayışı da maalesef eşlik etti. Uzun yıllar boyunca, daha fazla üretmek ve daha fazla tüketmek kalkınmanın ölçüsü sayıldı. Doğal kaynaklar, korunması gereken ortak bir emanet olmaktan ziyade; insanlığın hizmetine sunulmuş sınırsız bir hammadde deposu olarak görüldü. Sanayi devriminden bu yana yaklaşık 1,5 derece ısınan yerküre, bugün alarm veriyor. Doğal dengenin bozulması neticesinde; dünyanın bazı bölgeleri kuraklık ve susuzlukla mücadele ederken, bazı bölgeleri şiddeti ve sıklığı giderek artan sellerin, fırtınaların ve orman yangınlarının yıkıcı sonuçlarıyla karşı karşıya kalıyor. “YENİ BİR KALKINMA PARADİGMASI İNŞA ETMEK ZORUNDAYIZ”: Giderek artan atık yükü ise karşı karşıya olduğumuz bu ağır tabloyu daha da derinleştiren bir başka küresel meydan okuma olarak karşımızda duruyor. Çevreyi ve tabiatın taşıma kapasitesini gözetmeyen üretim ve tüketim anlayışının neticesinde artık, yerkürenin en bakir coğrafyalarından Antarktika’da dahi mikroplastiklere rastlıyoruz. Üretimi kaynak verimliliğiyle, büyümeyi çevresel sorumlulukla buluşturan yeni bir kalkınma paradigmasını hep birlikte inşa etmek zorundayız. Sınırsız kaynak yanılgısına dayanan tüketim anlayışını terk etmek artık bir tercih değil; dünyamıza, vatanımıza, evlatlarımıza karşı en büyük borcumuzdur. YAŞANABİLİR BİR ÇEVRE: Nitekim Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” çağrısı, bizler için yalnızca uluslararası sistemin adaletsizliğine karşı yükseltilmiş güçlü bir itiraz değildir. Bu çağrı, aynı zamanda tabiatın nimetlerinden faydalanırken külfeti yoksullara, kırılgan kesimlere ve gelecek nesillere yükleyen anlayışa karşı ortaya konulmuş esaslı bir medeniyet teklifidir. İnsanlık ailesini; adalet ve merhameti merkeze alan, temiz havayı, sağlıklı suyu, güvenli gıdayı ve yaşanabilir bir çevreyi herkesin temel hakkı kabul eden yeni bir dünya inşa etme iradesidir. Ürünü daha tasarım aşamasında uzun ömürlü ve yeniden kullanılabilir kılan, israfı oluşmadan önleyen, kullanım ömrünü tamamlayan her malzemeyi yeniden üretime kazandıran bir yaklaşımla insanlığın kalkınma yolculuğuna yeni bir istikamet çizebiliriz. Esasen bu yaklaşım, bizim medeniyetimizin mayasında vardır. Biz; nimeti emanet bilen, ölçüyü gözeten, kanaati yücelten, bereketi israfın değil paylaşmanın ve tasarrufun neticesi kabul eden köklü bir irfanın mensuplarıyız. SIFIR ATIK HAREKETİ: Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde başlatılan Sıfır Atık Hareketi, işte bu medeniyet birikiminin günümüzün çevre meselelerine verilmiş en güçlü cevaplarından biri. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sıfır atık anlayışını; başta imalat sanayimiz olmak üzere üretim süreçlerimizin her alanına dahil ediyor, bütüncül ve çok boyutlu mekanizmalarımızı kararlılıkla devreye alıyoruz. YEŞİL DÖNÜŞÜM PROGRAMI: Bakanlığımızın yeşil dönüşümde sanayimize rehberlik eden paydaş olarak konumlandığı Yeşil Dönüşüm Programı’nı hayata geçirdik. Programla; imalat sanayimizdeki firmalarımızın döngüsel ekonomi, atık yönetimi, kaynak verimliliği ve karbon salınımını azaltmaya dönük yatırım projelerine 226 milyon liraya kadar nakit destek, yatırımların yüzde 40’ı kadar vergi indirimi sağlıyoruz. Tabi, sanayimizin sıfır atık, sürdürülebilirlik ve verimlilik eksenindeki dönüşümü; büyük ölçekli ve nitelikli yatırımları zorunlu kılıyor. Bu nedenle, Türk sanayisi ile uluslararası finans kuruluşlarının net sıfır emisyon hedefine yönelik çabalarını ortak bir zeminde buluşturmayı stratejik bir adım olarak görüyoruz. ÇEVRECİ FİNANSMAN DESTEKLERİ: “Türkiye Sanayi Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformu”yla, sanayimizin yeşil dönüşüm yatırımlarına 2030’a kadar 5 milyar avroluk uluslararası finansman sağlama yolunda önemli bir adım attık. Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Projesi’nde, yeşil dönüşüm projeleri için OSB’lerimize 250 milyon avroluk finansman sağladık. Dünya Bankası iş birliğinde yürüttüğümüz 450 milyon dolar bütçeye sahip bir diğer program olan “Türkiye Yeşil Sanayi Projesi” ile sanayimizin yeşil dönüşümde teknoloji ve kapasite geliştirme sürecini hızlandıracak adımlar atıyoruz. 161 PROJEYE 914 MİLYON LİRA: Teknoloji geliştirmeden istihdama, girişimcilikten sosyal eşitsizliklerin azaltılmasına uzanan geniş bir yelpazede doğru adımları attığımız takdirde sıfır atık yolculuğumuzu refahın ülke sathında daha dengeli yayılması için bir vesile haline getirebiliriz. Bu anlayış doğrultusunda, kalkınma ajanslarımız eliyle sıfır atık hedefimize güç katan 161 projeye 914 milyon lira destek sağladık. Bölgesel kalkınmayı çevresel sürdürülebilirlikle buluşturmak üzere Dünya Bankası iş birliğinde 400 milyon dolar bütçeli (SoGreen) Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesini uygulamaya aldık. YEREL KALKINMA HAMLESİ PROGRAMI: Geçtiğimiz yıl devreye aldığımız teşvik sisteminin temel unsurları arasında yer alan Yerel Kalkınma Hamlesi Programının 2025 yılı çağrısında, 22 ilde 33 başlıkta sıfır atık ve döngüsel ekonomi anlayışını esas alan yatırımları destekleyeceğimizi ilan ettik. Başvurular arasında başarılı bulunan 33 projeyle atık geri kazanımından biyobazlı üretime, tarımsal ve endüstriyel atıkların katma değerli ürünlere dönüştürülmesinden sürdürülebilir enerji ve ileri malzeme üretimine geniş bir yelpazede 12,7 milyar liralık yatırımın önünü açtık. 2026 yılı Yerel Kalkınma Hamlesi Çağrısında da atıkları çevresel bir yük olmaktan çıkarıp üretime, istihdama ve katma değere dönüştüren 14,6 milyar lira yatırım büyüklüğüne sahip 56 proje için başvuru aldık. Bu programda desteklediğimiz projelerin her birine 301 milyon liraya kadar finansman katkısı ve yatırımın yüzde 50’si kadar vergi indirimi sağlıyoruz. “YERELDEN ULUSALA İSRAF, ATIK VE KAYNAK YÖNETİMİ”: Arzumuz; ülkemizin dört bir yanında atığı kaynağında azaltan, mevcut kaynakları yeniden değere dönüştüren ve yerel potansiyeli üretimle buluşturan bir kalkınma modelini hep birlikte tesis edebilmek. Sıfır Atık Vakfının “Yerelden Ulusala İsraf, Atık ve Kaynak Yönetimi” anlayışıyla başlattığı çalıştaylar, bu modelin fikrî zeminini güçlendiren; şehirlerimizin bilgi, tecrübe ve ihtiyaçlarını milli hedeflerimizle buluşturan çok kıymetli bir istişare mekanizması. SIFIR ATIK FORUMU: Şunu da bu vesileyle ifade etmek isterim: Sıfır Atık Hareketi, bugün artık insanlığın ortak davası hâline gelmiş küresel bir çevre seferberliğidir. Bakınız, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 2022’de kabul edilen kararla 30 Mart, “Uluslararası Sıfır Atık Günü” ilan edildi. Bu tarihî karar, ülkemizde filizlenen bir hareketin bütün insanlığın ortak vicdanında karşılık bulduğunun açık tescilidir. Geçtiğimiz haziran ayında yine vakfımızın öncülüğünde İstanbul’da gerçekleşen Sıfır Atık Forumu’nda 183 ülkeden beş bini aşkın katılımcıyı ağırladık. Bu buluşmayla, çevresel sorumlulukla ekonomik kalkınmayı; toplumsal adaletle gelecek nesillerin hakkını aynı ufukta buluşturduk. Sıfır Atık Hareketi’nin farklı ülkeleri, kurumları ve toplum kesimlerini müşterek bir gelecek ideali etrafında kenetleyen küresel gücünü, bir kez daha ortaya koyduk. Forumda kabul edilen ortak deklarasyon ve sonuç bildirgesi, bu müşterek iradenin yalnızca sözde kalmadığını; somut hedeflere, ortak sorumluluklara ve güçlü bir gelecek tasavvuruna dönüştüğünü gösterdi. “SIFIR ATIK VİZYONUNU DESTEKLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”: Şimdi önümüzde, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31 var. Bu önemli platformda, Sıfır Atık Hareketi’yle edindiğimiz tecrübeyi; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın öncülüğünde sanayimizin üretim ve teknoloji kabiliyetini; adil ve kapsayıcı kalkınma anlayışımızı bütün dünya ile paylaşacağız. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; sıfır atık vizyonunu üretim süreçlerine, Ar-Ge politikalarımıza entegre etmeyi sürdüreceğiz. TEKNOFEST’lerde, bilim merkezlerimizde ve TÜBİTAK programlarımızda sıfır atık anlayışının genç kuşaklar tarafından benimsenmesini; sıfır atık esaslı teknolojilerin geliştirilmesini ve yenilikçi çözümlerin girişimlere dönüşmesini desteklemeye devam edeceğiz. Bilime, üretime, teknolojiye, insan kaynağına yapılan yatırımların önünü açarak Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde tüm dünyada kök salan bu hareketi hep birlikte daha ileri seviyelere taşımak için gayret edeceğiz. TRABZON’A İL SIFIR ATIK HEDEF BELGESİ: İnanıyorum ki ilan edilecek Trabzon İl Sıfır Atık Hedef Belgesi de bu yürüyüşe yerelden yükselen çok güçlü bir katkı sunacak. Bizler, organize sanayi bölgelerimizin yeşil dönüşümünden kalkınma ajanslarımızın desteklerine, bölge kalkınma idarelerimizin yatırım ve projelerinden yerel kalkınma politikalarımıza geniş bir alanda bu ortak akıldan en ileri seviyede istifade edeceğiz. Böylece Trabzon’a dair belirlenen hedeflerin yatırımlara, destek mekanizmalarına ve sahada karşılığı olan somut projelere dönüşmesini sağlayacağız. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Konkordato dosyasını kapatan AKIA’dan Bursa’da dev hamle: Yeni fabrika için onay çıktı Haber

Konkordato dosyasını kapatan AKIA’dan Bursa’da dev hamle: Yeni fabrika için onay çıktı

Konkordato sürecindeki şirketler arasında adı geçen AKIA markasının üreticisi Ulaşım İç ve Dış Ticaret A.Ş., rotasını yeniden büyümeye çevirdi. Mahkemenin kesin mühleti kaldırmasının ardından Bursa’nın İnegöl ilçesinde kurulacak yeni otobüs fabrikası için resmi onay çıktı. Yılda 1.600 otobüs üretmesi planlanan tesisin 450 kişiye doğrudan istihdam sağlaması bekleniyor. Türkiye’nin otobüs ve metrobüs üreticileri arasında yer alan AKIA, mali sürece ilişkin haberlerin ardından bu kez büyük bir yatırımla gündeme geldi. AKIA markalı toplu taşıma araçlarını üreten Ulaşım İç ve Dış Ticaret A.Ş., Bursa’nın İnegöl ilçesinde yeni bir otobüs üretim tesisi kurmaya hazırlanıyor. Yatırımın önündeki en önemli resmi aşamalardan biri tamamlandı. Proje için hazırlanan dosyayı değerlendiren Bursa Valiliği, çevresel etki değerlendirme sürecine ilişkin onayı verdi. Böylece şirketin 87 milyon 500 bin TL yatırım bedeliyle planladığı fabrikanın kurulum sürecine geçebilmesinin önü açıldı. Yeni yatırımın, şirketin geride bıraktığı konkordato süreciyle birlikte değerlendirilmesi ise gelişmeyi çok daha dikkat çekici hale getirdi. AKIA’nın konkordato sürecinde ne olmuştu? AKIA HESS Otomotiv Karoser İmalat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile Ulaşım İç ve Dış Ticaret A.Ş.’nin de aralarında bulunduğu beş şirket hakkında 2025 yılında konkordato süreci başlatılmıştı. Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yürütülen dosya kapsamında şirketlere mühlet verilmiş ve bir konkordato komiser heyeti görevlendirilmişti. Ancak mahkemenin 16 Ocak 2026 tarihli kararında, şirketler tarafından açılan davanın feragat nedeniyle reddedilmesine hükmedildi. Kararla birlikte şirketler hakkındaki kesin mühlet ve uygulanan tedbirler kaldırılırken konkordato komiser heyetinin görevi de sona erdirildi. Burada önemli bir hukuki ayrıntı bulunuyor: Karar, konkordato projesinin mahkeme tarafından tasdik edilmesinden değil, davadan feragat edilmesi nedeniyle dosyanın reddedilmesinden kaynaklanıyor. Dolayısıyla gelişmenin “şirket konkordatodan başarıyla çıktı” şeklinde yorumlanmasından ziyade, konkordato korumasının ve beraberindeki tedbirlerin kaldırılması şeklinde ifade edilmesi gerekiyor. Yeni fabrikanın adresi İnegöl olacak Yeni üretim tesisi, İnegöl Mobilya ve Ağaç İşleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi sınırlarındaki Hamzabey OSB Mahallesi’nde kurulacak. Proje kapsamında toplam 37 bin 3 metrekarelik alan değerlendirilecek. Bunun 14 bin 833 metrekaresinin kapalı üretim alanı olarak kullanılması planlanıyor. Fabrikada otobüslerin üretim ve montaj süreçlerinin yanı sıra teknik operasyonlar, lojistik faaliyetler ve idari birimler de yer alacak. Yılda 1.600 otobüs üretilecek Yeni fabrikanın tam kapasiteyle çalışmaya başlaması durumunda yıllık yaklaşık 1.600 otobüs üretim kapasitesine ulaşması hedefleniyor. Üretilecek araçların yalnızca Türkiye pazarında değerlendirilmesi planlanmıyor. AKIA markalı otobüslerin farklı ülkelere ihraç edilmesi ve tesisin şirketin dış pazarlardaki büyümesine katkı sağlaması amaçlanıyor. Şirketin kendi açıklamasına göre AKIA markası altında elektrikli otobüs, CNG’li otobüs, çift katlı araç, midibüs ve metrobüs gibi farklı toplu taşıma araçları geliştiriliyor. Ulaşım İç ve Dış Ticaret A.Ş. hâlihazırda otobüs, midibüs ve metrobüs üretimini İnegöl’de gerçekleştiriyor. 450 kişilik yeni istihdam hedefleniyor Projenin Bursa ekonomisi açısından en önemli sonuçlarından biri istihdam olacak. Fabrikada üretim, montaj, teknik hizmetler, lojistik ve idari operasyonlarda çalıştırılmak üzere 450 kişilik doğrudan istihdam planlanıyor. Tesisin devreye girmesiyle birlikte yan sanayi, lojistik, servis, yedek parça ve tedarik hizmetlerinde de dolaylı bir ekonomik hareketlilik oluşması bekleniyor. Bursa’nın otomotiv üretim gücü ağırlıklı olarak kentin batısında yoğunlaşırken yeni yatırımın İnegöl’de konumlandırılması, ilçenin mobilya dışındaki sanayi kollarında da büyümesine katkıda bulunabilecek. Mali korumadan üretim hamlesine AKIA ve bağlantılı şirketlerin yaklaşık bir yıl içinde konkordato sürecinden yeni fabrika yatırımına uzanan yolculuğu, şirketin geleceğine ilişkin tartışmalara farklı bir boyut kazandırdı. Konkordato tedbirlerinin kaldırılmasının ardından alınan yeni fabrika onayı, şirketin faaliyetlerini sürdürme ve üretim kapasitesini büyütme iradesinin önemli bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte yatırımın hangi finansman modeliyle gerçekleştirileceği, inşaat takvimi ve fabrikanın kesin faaliyete geçiş tarihi henüz kamuoyuna ayrıntılı biçimde açıklanmış değil. Resmi sürecin tamamlanmasıyla gözler şimdi temel atma ve üretime başlama takvimine çevrildi. Planlanan kapasite ve istihdam rakamlarına ulaşılması halinde yeni tesis, hem AKIA’nın yeniden büyüme döneminin hem de Bursa otomotiv sanayisindeki yeni bir üretim hamlesinin simgesi olabilir. Yatırım projesinin ayrıntıları

Form Endüstri Tesisleri’nden Bonip Tekstil’e Taze Hava Odaklı Serinletme Çözümü Haber

Form Endüstri Tesisleri’nden Bonip Tekstil’e Taze Hava Odaklı Serinletme Çözümü

Form Endüstri Tesisleri, endüstriyel tesislerin ihtiyaçlarına yönelik verimli ve uygulanabilir iklimlendirme çözümleri sunmaya devam ediyor. Türkiye’de el örgü ipliği pazarının en yüksek bilinirliğe sahip markalarından Kartopu’nu bünyesinde barındıran Bonip Tekstil, Osmaniye Kadirli OSB’deki üretim tesisinde serinletme altyapısını Fesklima ile güçlendirdi. Tesiste mevcutta 50 adedin üzerinde Fesklima bulunurken, yenileme çalışmaları kapsamında 20 adet yeni cihaz devreye aldı. Uygulama, geniş hacimli üretim sahalarında taze hava, düşük işletme maliyeti ve çalışan konforunu aynı sistemde buluşturan çözüm yaklaşımıyla öne çıkıyor. Yüzde 100 Taze Hava ile Çalışma Ortamı Destekleniyor Yüksek hacimli üretim tesislerinde serinletme ihtiyacı, yalnızca sıcaklık kontrolüyle sınırlı kalmıyor. Özellikle tekstil üretimi gibi geniş kapalı alanlarda, ortam havasının sürekli yenilenmesi üretim koşullarını destekleyen önemli bir unsur haline geliyor. Suyun buharlaşma prensibinden yararlanarak dış ortam havasını serinleten Fesklima, bu sayede üretim alanlarına yüzde 100 taze hava sağlıyor. Gaz kullanmadan çalışan bu yapı, hava sirkülasyonunu artırırken iç ortamda daha dengeli ve ferah bir çalışma alanı oluşturulmasına katkı sunuyor. Bonip Tekstil tesisinde devreye alınan 20 adet yeni Fesklima, mevcut serinletme altyapısını güncel üretim ihtiyaçlarına uygun şekilde güçlendiriyor. 7 ila 10 Kata Kadar Maliyet Avantajıyla Öne Çıkıyor Üretim sahalarında sıcaklık değerlerinin yükselmesi, çalışma konforu ve verimlilik üzerinde doğrudan etki oluşturabiliyor. 28 °C üzerindeki sıcaklıklarda iş veriminin yüzde 70 seviyelerine, 33 °C üzerinde ise yüzde 50 seviyelerine gerileyebildiği belirtiliyor. Fesklima, klasik iklimlendirme sistemlerine kıyasla yatırım ve işletme maliyetlerinde 7 ila 10 kata kadar avantaj sağlayabilen yapısıyla bu ihtiyaca verimli bir alternatif sunuyor. Fabrikalar, üretim tesisleri, depolar, spor salonları, camiler ve restoranlar gibi geniş alanlarda uygulanabilen ürün, düşük işletme maliyeti ve yüzde 100 taze hava prensibiyle çalışma konforunu destekliyor. Bonip Tekstil’de hayata geçirilen uygulama, Form Endüstri Tesisleri’nin endüstriyel yapılarda ihtiyaca uygun ürün seçimi, mühendislik yaklaşımı ve uygulama deneyimiyle sunduğu çözüm yaklaşımını ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyasında Yeni Dönem: Ofis, Depo ve İmalathane Aynı Çatıda Haber

İş Dünyasında Yeni Dönem: Ofis, Depo ve İmalathane Aynı Çatıda

İstanbul’da Hadımköy, Başakşehir ve Dudullu’da geliştirdiği “Akyapı Ticarethane” projeleriyle dikkat çeken Akyapı Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Dinçel, AB ile ticaret yapan sanayicilerin artık enerji verimliliği yüksek, modern ve fonksiyonel üretim alanlarına ihtiyaç duyduğunu belirterek; girişimcilerden KOBİ’lere, esnaftan sanayicilere kadar farklı ölçeklerdeki işletmelerin aynı çatı altında buluştuğu yeni nesil ticarethane modelinin üretimde rekabet avantajı sağladığını söyledi. Gerçekleştirdiği pek çok konut, ofis, alışveriş, yaşam merkezi, üretim ve lojistik tesisi ile gayrimenkul sektörüne 28 yıldır yön veren Akyapı’nın İstanbul’da Hadımköy, Başakşehir ve Dudullu’da geliştirdiği ve üreticilerin imalat, ofis, depolama ve üretim birimleri ile sosyal yaşam ünitelerini bir araya getirerek tüm ihtiyaçlarına tek merkezden cevap veren ‘Akyapı Ticarethane’ projeleri hızla ilerliyor. Akyapı; Ticarethane Metkap, Ticarethane Hadımköy ve Ticarethane Başakşehir projelerinin ardından yaklaşık 1 yıl önce Türkiye’nin en önemli üretim üslerinden biri olan Dudullu Organize Sanayi Bölgesi’nin (OSB) merkezindeki tek parselde Ticarethane Dudullu projesini satışa çıkardı. Şirketin en büyük ticarethane projesi olan Ticarethane Dudullu’da inşaat süreci devam ediyor. Ticarethane Başakşehir tamamlanma aşamasına gelirken, Ticarethane Hadımköy projesinde ise inşaat süreci hızla sürüyor. Dinçel: “Esnaftan girişimcilere geniş bir kesim, nitelikli ticari alan arayışında” ‘Ticarethane’ projelerinin bu yıl küçük esnaftan sanayici ve girişimcilere farklı kesimlerin ilgisiyle karşılaştığını kaydeden Akyapı’nın Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Dinçel, “Hadımköy’de iskan sürecini tamamladığımız Ticarethane Metkap projemizde üniteleri teslim ettik ve ticaret başladı. Diğer projelerimize gelen talep ise, İstanbul’da nitelikli ticari alan arayışında olan çok fazla üretici olduğunu gösteriyor. İstanbul’da iş hayatının yeni çekim merkezi ve ticari aksların en merkezi lokasyonlarındaki üreticileri bir araya getiren yeni bir iş ekosistemi olarak konumlanan yeni nesil ticarethaneler, üreticilere nitelikli üretim için gereken tüm ihtiyaçlarını tek bir yerden karşılama ve iş çevresi kurabilme imkanı veriyor. Bu sayede Akyapı Ticarethaneler, küçük ve orta ölçekli işletmelerden girişimcilere, sanayicilerden yazılım firmalarına kaliteli şartlarda üretim yapmak isteyen her şirkete hitap ediyor” dedi. Üreticilere AB’ye ihracat kolaylığı, iş büyütme ve iş çevresi yaratma fırsatı! Avrupa Birliği ile ticarette bu yıl gündemde olan Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve Reach Tüzüğü gibi yasal zorunlulukların üretimin çevresel etkisi, karbon emisyonu, enerji verimliliği gibi pek çok alanda yeşil dönüşümü zorunlu kıldığını kaydeden Hüseyin Dinçel, “Sanayicilerin Avrupa Birliği ile olan ticaretlerinde enerji verimliliği yüksek tesislerde üretim yapmaları gerekiyor. Akyapı Ticarethane projelerinde işyeri sahibi olanların ayrıca Avrupa Ekonomik Topluluğu (AB) gibi dünyanın en önemli ekonomik bölgelerine düşük vergi avantajı ve ihracat kolaylığı bulunuyor. Girişimciler ‘son teknolojiye’, büyümek isteyen KOBİ’ler ‘alan kullanım esnekliğine’, esnaf ise güçlü bir ‘müşteri ve tedarik ağına’ ihtiyaç duyuyor. Bu talepleri tek başına karşılayan Akyapı Ticarethaneler, her kesimden işletmeyi aynı çatıda toplayarak yeni nesil iş yaşamına liderlik ediyor ve ayrıcalıklı mühendislik çözümleri ile sektörde fark yaratıyor” değerlendirmesini yaptı. “Depreme dayanıklı, yeşil bina altyapımız ile ticari hayata güven getirdik” Üreticilerin eski ticari yapılardan, depreme dayanıklı, modern ve çevreci üretim alanlarına geçiş yapmalarının önemli bir gereklilik olduğunu vurgulayan Hüseyin Dinçel, “Ülkemizde mevcut sanayi alanlarının en belirgin özelliği, binalarının 40- 50 yıl öncesinin ihtiyaçları gözetilerek yapılmış olmaları. Olası bir depremde can kaybının çoğalmaması, ticari hayatın felce uğramaması ve ekonomimizin olumsuz etkilenmemesi için bu alanda bir dönüşüm şart. Bu nedenle Akyapı Ticarethane projelerinde, mevzuata uygun olarak deprem güvenliği başta olmak üzere mevcut sanayi yapılarının karşılayamadığı üretim, teknoloji ve altyapı ihtiyaçlarını karşılayarak sanayicilerimize güven veriyoruz. Ayrıca Yeşil Bina Sertifikası’na sahip projelerimizde yer alacak üreticilerimiz, düşük enerji ve su tüketimi, sürdürülebilirlik ve düşük maliyetler gibi birçok avantajdan da yararlanabiliyor” diye konuştu. Ticari gayrimenkulde değeri sürekli artan, avantajlı bir yatırım modeli! Akyapı Ticarethaneler’in aynı zamanda yeni ve efektif bir yatırım aracı olarak düşünülmesi gerektiğini hatırlatan Dinçel, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Değeri sürekli artan ve düzenli olarak kazandıran ticari gayrimenkul yatırımı, en hızlı geri dönüş sağlayan yatırım araçlarının başında geliyor. Bunun yanı sıra Akyapı Ticarethane yatırımlarında rayiç zaten belli olduğu ve işletmelerin her daim alan ihtiyacı olacağı için hem kiracı bulmak hem de kira bedelini aralıksız ve sorunsuz temin etmek oldukça kolay. Projelerin fonksiyonelliği ve merkezi olan lokasyonları ise yatırım değerini her gün daha fazla artıracaktır.” Esnek ve modüler ticari alan çözümü ile ofis ve imalathaneler aynı çatıda! Projelerde bölümlerin yatayda ve dikeyde ihtiyaca göre genişletilme imkanı sunan modüler alanlardan oluşmasının özellikle makine eklemek, işini büyütmek, lojistik yönünden zamanı daha iyi yönetmek ve iş verimini artırmak isteyen üreticiler için avantaj sağladığını vurgulayan Dinçel, “Böylece ticareti sırasında ek makine almak veya bulunduğu konumda büyümek isteyen sanayicilerin yer değiştirme veya ek kira ödeme sorunu ortadan kalkıyor. Ayrıca doğal ışık ve havalandırmanın sağlandığı projelerimizde iskanı alınmış asma katlar ile hem üretimin hem de ofislerin aynı mekanda planlanabilmesi de mümkün oluyor. Ofisini, atölyesini, deposunu ve imalathanesini aynı alana taşımak isteyen sanayicilerin işlerini kolaylaştırıyor” diye konuştu. 3 Ticarethane’de 1.700 ünite hayata geçiriliyor Merkezi konumları ile bağlantı yollarına, limanlara ve sanayi bölgelerine yakınlıkları ile her çeşit üretici için avantaj sağlayan Ticarethane Hadımköy, Başakşehir ve Dudullu projeleri, toplamda yaklaşık 640 bin metrekarelik inşaat alanına sahip 1.169 adet üniteden oluşacak. Ticarethane Hadımköy’de 479, Ticarethane Başakşehir’de 135 ve Ticarethane Dudullu’da ise 555 adet ünite yer alıyor. 8 metreye varan kat yüksekliği ve 13 metreye varan kolon açıklığı ile her katına tır çıkışı olan binalar, geniş ve sürekli sirkülasyon alanlarına ve her imalathaneye özel yükleme- boşaltma alanlarına sahip olacak. Projelerde dinlenme alanları, ortak çalışma ve toplantı alanları, yeme-içme alanları, fitness merkezi, banka, market ve mescidin yanı sıra imalathane, özel teknik alan, sığınak, elektrikli araç üniteleri, depo alanları, jeneratör, 7/24 güvenlik ve her bağımsız bölüme özel otopark da var. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Depreme Dayanıklı ve Çevreci Üretim İçin Yeni Nesil Ticarethane Dönemi Haber

Depreme Dayanıklı ve Çevreci Üretim İçin Yeni Nesil Ticarethane Dönemi

Gerçekleştirdiği pek çok konut, ofis, alışveriş, yaşam merkezi, üretim ve lojistik tesisi ile gayrimenkul sektörüne 28 yıldır yön veren Akyapı’nın İstanbul’da Hadımköy, Başakşehir ve Dudullu’da geliştirdiği ve üreticilerin imalat, ofis, depolama ve üretim birimleri ile sosyal yaşam ünitelerini bir araya getirerek tüm ihtiyaçlarına tek merkezden cevap veren ‘Akyapı Ticarethane’ projeleri hızla ilerliyor. Akyapı; Ticarethane Metkap, Ticarethane Hadımköy ve Ticarethane Başakşehir projelerinin ardından yaklaşık 1 yıl önce Türkiye’nin en önemli üretim üslerinden biri olan Dudullu Organize Sanayi Bölgesi’nin (OSB) merkezindeki tek parselde Ticarethane Dudullu projesini satışa çıkardı. Şirketin en büyük ticarethane projesi olan Ticarethane Dudullu’da inşaat süreci devam ediyor. Ticarethane Başakşehir tamamlanma aşamasına gelirken, Ticarethane Hadımköy projesinde ise inşaat süreci hızla sürüyor. Dinçel: “Esnaftan girişimcilere geniş bir kesim, nitelikli ticari alan arayışında” ‘Ticarethane’ projelerinin bu yıl küçük esnaftan sanayici ve girişimcilere farklı kesimlerin ilgisiyle karşılaştığını kaydeden Akyapı’nın Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Dinçel, “Hadımköy’de iskan sürecini tamamladığımız Ticarethane Metkap projemizde üniteleri teslim ettik ve ticaret başladı. Diğer projelerimize gelen talep ise, İstanbul’da nitelikli ticari alan arayışında olan çok fazla üretici olduğunu gösteriyor. İstanbul’da iş hayatının yeni çekim merkezi ve ticari aksların en merkezi lokasyonlarındaki üreticileri bir araya getiren yeni bir iş ekosistemi olarak konumlanan yeni nesil ticarethaneler, üreticilere nitelikli üretim için gereken tüm ihtiyaçlarını tek bir yerden karşılama ve iş çevresi kurabilme imkanı veriyor. Bu sayede Akyapı Ticarethaneler, küçük ve orta ölçekli işletmelerden girişimcilere, sanayicilerden yazılım firmalarına kaliteli şartlarda üretim yapmak isteyen her şirkete hitap ediyor” dedi. 3 Ticarethane’de 1.700 ünite hayata geçiriliyor Merkezi konumları ile bağlantı yollarına, limanlara ve sanayi bölgelerine yakınlıkları ile her çeşit üretici için avantaj sağlayan Ticarethane Hadımköy, Başakşehir ve Dudullu projeleri, toplamda yaklaşık 640 bin metrekarelik inşaat alanına sahip 1.169 adet üniteden oluşacak. Ticarethane Hadımköy’de 479, Ticarethane Başakşehir’de 135 ve Ticarethane Dudullu’da ise 555 adet ünite yer alıyor. 8 metreye varan kat yüksekliği ve 13 metreye varan kolon açıklığı ile her katına tır çıkışı olan binalar, geniş ve sürekli sirkülasyon alanlarına ve her imalathaneye özel yükleme- boşaltma alanlarına sahip olacak. Projelerde dinlenme alanları, ortak çalışma ve toplantı alanları, yeme-içme alanları, fitness merkezi, banka, market ve mescidin yanı sıra imalathane, özel teknik alan, sığınak, elektrikli araç üniteleri, depo alanları, jeneratör, 7/24 güvenlik ve her bağımsız bölüme özel otopark da var. Esnek ve modüler ticari alan çözümü ile ofis ve imalathaneler aynı çatıda! Projelerde bölümlerin yatayda ve dikeyde ihtiyaca göre genişletilme imkanı sunan modüler alanlardan oluşmasının özellikle makine eklemek, işini büyütmek, lojistik yönünden zamanı daha iyi yönetmek ve iş verimini artırmak isteyen üreticiler için avantaj sağladığını vurgulayan Dinçel, “Böylece ticareti sırasında ek makine almak veya bulunduğu konumda büyümek isteyen sanayicilerin yer değiştirme veya ek kira ödeme sorunu ortadan kalkıyor. Ayrıca doğal ışık ve havalandırmanın sağlandığı projelerimizde iskanı alınmış asma katlar ile hem üretimin hem de ofislerin aynı mekanda planlanabilmesi de mümkün oluyor. Ofisini, atölyesini, deposunu ve imalathanesini aynı alana taşımak isteyen sanayicilerin işlerini kolaylaştırıyor” diye konuştu. Üreticilere AB’ye ihracat kolaylığı, iş büyütme ve iş çevresi yaratma fırsatı! Avrupa Birliği ile ticarette bu yıl gündemde olan Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve Reach Tüzüğü gibi yasal zorunlulukların üretimin çevresel etkisi, karbon emisyonu, enerji verimliliği gibi pek çok alanda yeşil dönüşümü zorunlu kıldığını kaydeden Hüseyin Dinçel, “Sanayicilerin Avrupa Birliği ile olan ticaretlerinde enerji verimliliği yüksek tesislerde üretim yapmaları gerekiyor. Akyapı Ticarethane projelerinde işyeri sahibi olanların ayrıca Avrupa Ekonomik Topluluğu (AB) gibi dünyanın en önemli ekonomik bölgelerine düşük vergi avantajı ve ihracat kolaylığı bulunuyor. Girişimciler ‘son teknolojiye’, büyümek isteyen KOBİ’ler ‘alan kullanım esnekliğine’, esnaf ise güçlü bir ‘müşteri ve tedarik ağına’ ihtiyaç duyuyor. Bu talepleri tek başına karşılayan Akyapı Ticarethaneler, her kesimden işletmeyi aynı çatıda toplayarak yeni nesil iş yaşamına liderlik ediyor ve ayrıcalıklı mühendislik çözümleri ile sektörde fark yaratıyor” değerlendirmesini yaptı. “Depreme dayanıklı, yeşil bina altyapımız ile ticari hayata güven getirdik” Üreticilerin eski ticari yapılardan, depreme dayanıklı, modern ve çevreci üretim alanlarına geçiş yapmalarının önemli bir gereklilik olduğunu vurgulayan Hüseyin Dinçel, “Ülkemizde mevcut sanayi alanlarının en belirgin özelliği, binalarının 40- 50 yıl öncesinin ihtiyaçları gözetilerek yapılmış olmaları. Olası bir depremde can kaybının çoğalmaması, ticari hayatın felce uğramaması ve ekonomimizin olumsuz etkilenmemesi için bu alanda bir dönüşüm şart. Bu nedenle Akyapı Ticarethane projelerinde, mevzuata uygun olarak deprem güvenliği başta olmak üzere mevcut sanayi yapılarının karşılayamadığı üretim, teknoloji ve altyapı ihtiyaçlarını karşılayarak sanayicilerimize güven veriyoruz. Ayrıca Yeşil Bina Sertifikası’na sahip projelerimizde yer alacak üreticilerimiz, düşük enerji ve su tüketimi, sürdürülebilirlik ve düşük maliyetler gibi birçok avantajdan da yararlanabiliyor” diye konuştu. Ticari gayrimenkulde değeri sürekli artan, avantajlı bir yatırım modeli! Akyapı Ticarethaneler’in aynı zamanda yeni ve efektif bir yatırım aracı olarak düşünülmesi gerektiğini hatırlatan Dinçel, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Değeri sürekli artan ve düzenli olarak kazandıran ticari gayrimenkul yatırımı, en hızlı geri dönüş sağlayan yatırım araçlarının başında geliyor. Bunun yanı sıra Akyapı Ticarethane yatırımlarında rayiç zaten belli olduğu ve işletmelerin her daim alan ihtiyacı olacağı için hem kiracı bulmak hem de kira bedelini aralıksız ve sorunsuz temin etmek oldukça kolay. Projelerin fonksiyonelliği ve merkezi olan lokasyonları ise yatırım değerini her gün daha fazla artıracaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OSB’lerde Değer Artışı Enflasyonun Gerisinde Kaldı Haber

OSB’lerde Değer Artışı Enflasyonun Gerisinde Kaldı

TSKB Gayrimenkul Değerleme A.Ş., organize sanayi bölgeleri (OSB) özelindeki kapsamlı araştırmalarına 2026 yılında da devam etti. Türkiye ekonomisi ve kent gelişiminde yönlendirici bir rol üstlenen, birçok firmaya ev sahipliği yapan OSB’leri inceleyen şirket, 18 ilde yer alan 31 organize sanayi bölgesini detaylı şekilde analiz etti. Çalışmada, sanayi yapılarında talebin büyük ölçüde lojistik avantajlara göre şekillendiği görülürken, lojistik açıdan güçlü bölgelerde depolama alanlarına yönelik yüksek talebin değerleri artırıcı etkisi olduğu tespit edildi. OSB’lerde tamamen veya kısmen bedelsiz arsa tahsisine yönelik desteklerin 2029 yılına kadar uzatılması da talep üzerinde etkisini sürdürdü. Sanayi yapılarında artan maliyetlerin üretim üzerinde sınırlayıcı etkisi bulunurken, kira değerlerini yukarı yönlü etkilediği ve bu durumun yatırımın geri dönüş süresinin kısalmasına katkı sağladığı gözlemlendi. İl bazlı değerlendirmelere bakıldığında; Marmara Bölgesi’nde İstanbul, Kocaeli, Bursa ve Sakarya gibi oturmuş sanayi merkezlerinde dengeli arz-talep yapısının etkisiyle kira artışlarının daha kontrollü seyrettiği görülürken, Samsun, Afyonkarahisar ve Kayseri gibi illerde arzın sınırlı kalmasının etkisiyle kira artışlarının diğer bölgelere kıyasla daha yüksek gerçekleştiği gözlemlendi. Arsa değer artışlarında ise Sakarya, Samsun, Afyonkarahisar, Denizli ve Ankara öne çıkarken, bu artışların temelinde yeni yatırım girişlerinin etkili olduğu tespit edildi. Buna karşılık Malatya, Gaziantep ve Adana’da hem kira hem arsa değer artışlarının sınırlı kalması, talebin daha zayıf seyrettiğine işaret etti. Doluluk oranları incelendiğinde, Kocaeli, Tekirdağ ve Bursa gibi sanayi yoğun bölgelerde artışların dikkat çektiği görülürken; İstanbul, Sakarya ve Ankara gibi doluluk oranı halihazırda yüksek olan illerde artışın sınırlı kaldığı gözlemlendi. Öte yandan, Malatya ve İzmir Kemalpaşa gibi bölgelerde doluluk oranlarının görece daha düşük seviyelerde kalması, bu bölgelerde arzın henüz tam olarak dolmadığını ortaya koydu. Makbule Yönel Maya: “OSB’lerde dengelenme süreci devam ediyor” TSKB Gayrimenkul Değerleme A.Ş. Genel Müdürü Makbule Yönel Maya, OSB’lere yönelik değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Sanayi yapılarına olan talebin güçlü seyrini koruduğunu, ancak son iki yılda değer artışlarının daha dengeli bir patikaya oturduğunu görüyoruz. Kira ve arsa değer artışlarının enflasyonun altında gerçekleşmesi, piyasanın daha sürdürülebilir bir dengeye doğru ilerlediğine işaret ediyor. Doluluk oranlarının birçok bölgede üst seviyelere ulaşması, organize sanayi bölgelerine olan talebin devam ettiğini ortaya koyarken, yeni sanayi alanı üretiminin önemini artırıyor. Özellikle lojistik avantajı yüksek bölgelerde depolama ve sanayi alanlarına yönelik talebin güçlü kalmaya devam edeceğini öngörüyoruz. Yatırımcı perspektifinden bakıldığında ise geri dönüş sürelerinin 16-17 yıl bandında dengelenmesi, OSB’lerin cazibesini koruduğunu ve uzun vadeli yatırım açısından önemini sürdürdüğünü gösteriyor.” Kira artışında ivme kaybı dikkat çekti Son iki yıllık verilere göre kira değerlerindeki artışın enflasyon oranının altında seyrettiği görüldü. Geçtiğimiz yıl %36 seviyesinde olan yıllık ortalama kira artışı bu yıl 10 puan geriledi ve %26,3 olarak kaydedildi. Arsa fiyatlarının yükseldiği dönemde maliyet baskıları nedeniyle yeni inşaat faaliyetlerinin yavaşlaması arzı sınırlarken; Samsun, Afyonkarahisar ve Kayseri gibi illerde kira artışlarının diğer bölgelere kıyasla daha yüksek gerçekleşmesine neden oldu. Bölgesel bazda incelendiğinde; Marmara Bölgesi’nde dengeli arz-talep yapısının kira artışlarını kontrollü seviyede tuttuğu, Ege Bölgesi’nde ise sektör çeşitliliği sayesinde daha istikrarlı bir seyir izlendiği görüldü. İç Anadolu ve benzeri bölgelerde ise daha sınırlı talep yapısı kira artışlarının görece düşük kalmasına yol açtı. Geri dönüş süresi 13,7 ve 19,5 yıl aralığında hesaplandı Marmara Bölgesi’nde güçlü ve oturmuş talep yapısının etkisiyle geri dönüş süreleri daha kısa seyretti. Dengeli bir yatırım ortamı açısından kira artışlarının arsa değer artışını aşması beklenirken, Afyonkarahisar, Eskişehir gibi arsa fiyatlarının daha hızlı artması geri dönüş sürelerini 18-19 yıl mertebesine çıkarmaktadır. Büyükşehirlerde yüksek doluluk oranı ve sürekli üretim talebi geri dönüş sürelerini daha stabil tutarken; gelişim sürecindeki şehirlerde yatırım hareketliliği geri dönüş sürelerinde daha belirgin değişimlere yol açtı. Arsa değer artışı %25 seviyesinde gerçekleşti OSB’lerde yıllık ortalama arsa değer artışı %25 olarak hesaplandı. Sakarya, Samsun, Afyonkarahisar, Denizli ve Ankara’da arsa değer artışlarının enflasyonun üzerinde gerçekleşmesinde yeni yatırımların etkili olduğu görüldü. Artan maliyetler nedeniyle yapı izinlerinde yaşanan gerileme arzı sınırlarken, bazı bölgelerde arsa fiyatlarının yükselmesine neden oldu. Buna karşın genel ortalamada artışların enflasyonun altında kaldığı tespit edildi. Malatya, Gaziantep ve Adana’da hem arsa hem kira artışlarının sınırlı kalması talebin görece zayıf seyrettiğine işaret ederken; Kayseri’de arsa değer artışının düşük kalmasına rağmen kira artışlarının yüksek olması mevcut stok üzerindeki talep baskısını ortaya koydu. Doluluk oranı %97 ile yüksek seviyesini korudu Türkiye genelinde OSB’lerde doluluk oranlarının yüksek seviyelerde seyrettiği ve birçok bölgede %100’e ulaştığı görüldü. Bu durum, sanayi alanlarına yönelik talebin güçlü şekilde devam ettiğini ve mevcut stokun büyük ölçüde dolu olduğunu ortaya koydu. Kocaeli, Tekirdağ ve Bursa gibi sanayi yoğun bölgelerde doluluk oranlarında artış gözlemlenirken, İstanbul, Sakarya ve Ankara gibi oturmuş bölgelerde zaten yüksek olan doluluk oranlarının artış potansiyelinin sınırlı kaldığı dikkat çekti. Malatya ve İzmir Kemalpaşa gibi bazı bölgelerde ise doluluk oranlarının görece daha düşük seviyelerde kalması, bu bölgelerde arzın mevcut olduğunu ve talebin daha sınırlı seyrettiğini gösterdi. Doluluk oranlarının birçok bölgede üst sınıra ulaşması, yeni sanayi alanı üretiminin önemini artırırken, talebin mevcut alanlar üzerinde yoğunlaştığını ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.