Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Osmanlı

Kapsül Haber Ajansı - Osmanlı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Osmanlı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’nın İki Bin Yıllık Şifa Geleneği Yeniden Hayat Buldu Haber

Bursa’nın İki Bin Yıllık Şifa Geleneği Yeniden Hayat Buldu

Bursa’nın Orhangazi ilçesinde, zeytin ağaçlarının arasında yaklaşık iki bin yıldır yeryüzüne ulaşan termal su, bugün Keramet Ilıcası’nın yeni hikayesine hayat veriyor. Roma döneminden Bizans’a, Osmanlı’dan günümüze uzanan köklü geçmişiyle bölgenin önemli doğal ve kültürel değerlerinden biri olan Keramet Ilıcası, Orhangazi Belediyesi öncülüğünde gerçekleştirilen dönüşümün ardından yeniden ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Yıl boyunca 30–34 derece sıcaklığını koruyan doğal mineralli kaynak suyunu merkezine alan Keramet Ilıcası; termal deneyimi, doğayı, yeme-içme olanaklarını ve farklı yaş gruplarına yönelik sosyal alanları bir araya getiriyor. Şehir yaşamının temposundan uzaklaşmak ve doğayla yeniden buluşmak isteyen ziyaretçiler için yeni bir kaçış noktası sunan Keramet Ilıcası, geçmişten taşıdığı mirası bugünün yaşam ve deneyim anlayışıyla yeniden yorumluyor. DOĞAL DOKUSU KORUNARAK YENİDEN HAYAT BULDU Keramet Ilıcası’nın dönüşümünde, tarihi mirasın korunması kadar alanın doğal karakterinin yaşatılması da temel önceliklerden biri oldu. Mevcut zeytin ağaçları korunurken yeni kullanım alanları, çevrenin doğal yapısına uyum sağlayacak şekilde planlandı. Doğaya müdahale etmek yerine onunla birlikte var olmayı esas alan bu yaklaşım sayesinde Keramet Ilıcası; geçmişiyle bağını koruyan, doğal çevresini deneyimin bir parçasına dönüştüren ve bugünün ihtiyaçlarına cevap veren yeni bir yaşam alanı olarak yeniden şekillendi. GEÇMİŞİN ŞİFASI, BUGÜNÜN YAŞAM DENEYİMİYLE BULUŞUYOR Keramet Ilıcası’nın yeni döneminde termal deneyim, doğayla iç içe geçirilen keyifli bir günün parçasına dönüşüyor. Ziyaretçiler doğal kaynak suyunun keyfini çıkarırken dinlenme ve deneyim alanlarında vakit geçirebiliyor; günübirlik ziyaretlerinde doğanın içinde sakin ve keyifli bir gün geçirebiliyor. Hidromasaj Havuzu ve dinlenme alanları termal deneyimi tamamlarken, Manzara Restoranı doğayla çevrili atmosferinde ziyaretçilere keyifli bir mola sunuyor. Aromatik Bahçe, Refleksoloji Yolu ve seyir terası alanın farklı noktalarında doğayla temas kurmaya imkan tanırken; çocuklara özel su parkı ve sosyal alanlar Keramet Ilıcası’nı farklı yaş gruplarının birlikte vakit geçirebileceği bir destinasyona dönüştürüyor. İKİ BİN YILLIK MİRASTAN DÖRT MEVSİM YAŞAYAN BİR DESTİNASYONA İstanbul, Bursa, Kocaeli ve Yalova başta olmak üzere çevre illerden günübirlik ulaşılabilen Keramet Ilıcası, konumuyla Orhangazi’nin doğal, tarihi ve kültürel değerlerini daha geniş kitlelerle buluşturuyor. Roma döneminden bugüne uzanan geçmişi, doğal mineralli sıcak suyu, zeytin ağaçlarıyla çevrili atmosferi ve yeni yaşam alanlarıyla Keramet Ilıcası; yalnızca termal sudan yararlanılan bir alan olmanın ötesinde, doğayla buluşmak, dinlenmek ve birlikte nitelikli zaman geçirmek isteyen ziyaretçiler için dört mevsim yaşayan bir destinasyon olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ayvalık’ın Üretim Tarihine Işık Tutan Yeni Kitap Tanıtıldı Haber

Ayvalık’ın Üretim Tarihine Işık Tutan Yeni Kitap Tanıtıldı

Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, kentin tarihine ve kent hafızasına kalıcı katkılar sunmak amacıyla sürdürülen Ayvalık Belediyesi Kültür Yayınları kapsamında hazırlanan dördüncü kitabın tanıtımını gerçekleştirdi. Tarihi Belediye Hizmet Binası’nın avlusunda düzenlenen tanıtım etkinliğinde konuşan Başkan Mesut Ergin, Kültür Yayınları projesinin Ayvalık’ın kent arşivinin oluşturulması açısından belediyenin en önemli çalışmalarından biri olduğunu belirtti. Kitapta: Zeytincilik ve zeytinyağı üretimi başta olmak üzere sabunculuk, bağcılık, pirina denizcilik balıkçılık, üzüm, hububat tarımı, un, dericilik, hayvancılık, tuzlalar, taş ve tuğla üretimi gibi Ayvalık iktisadi hayatını temellendiren faaliyetleri 1800 yıllardan 1940’lara uzanan bir dönemi kadar bütüncül tematik ve kronolojik şekilde sunuldu.. Çalışmada ayrıca üretim, ihracat hacimleri, üretimin gerçekleştiği mekânsal bilgilerle bir arada sunulmuş ve böylelikle Ayvalık’ın üretim tarihinin neye nasıl temas ettiği kenti nasıl geliştirdiği ve değiştirdiği gibi bilgileri analiz edilerek disiplinlerarası bir anlayışla değerlendirmeler yapılmıştır. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Doç. Dr. Hasan Sercan Sağlam tarafından hazırlanan “Ayvalık Üretim ve Kent Tarihi”, 1800’lü yılların başından 1940’lı yıllara kadar uzanan dönemde Ayvalık’ın iktisadi faaliyetlerini ve bu faaliyetlerin kent tarihine yansımalarını ele alıyor. Osmanlı Arşiv belgeleri, ticaret yıllıkları, konsolosluk raporları, istatistikî veriler ve döneme ait çeşitli yazılı tanıklıklardan yararlanılarak hazırlanan kitapta; zeytinyağı, sabun ve deri başta olmak üzere Ayvalık ekonomisine yön veren üretim alanları tematik ve kronolojik bir yaklaşımla inceleniyor. Başkan Ergin, çalışmanın Ayvalık’ın üretim tarihine ilişkin bugüne kadar yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biri olduğunu belirterek, kitabı hazırlayan Doç. Dr. Hasan Sercan Sağlam’a teşekkür etti. UNESCO dosyasına önemli katkı Kitabın Ayvalık’ın kültürel mirasının uluslararası alanda tanıtılması açısından da önemli bir kaynak niteliği taşıdığına dikkat çeken Ergin, çalışmanın Ayvalık Endüstriyel Peyzajı kapsamında yürütülen UNESCO Dünya Mirası dosya çalışmalarına önemli katkı sağlayacağını söyledi. Ergin, bilimsel niteliğiyle kitabın UNESCO dosyasının yeni kaynaklarından biri haline geleceğini belirterek, Ayvalık’ın geçmişini bütün yönleriyle araştırmanın ve gelecek kuşaklara aktarmanın sorumluluğuyla hareket ettiklerini ifade etti. “Kitaplarımızla gurur duyuyoruz” Ayvalık Belediyesi Kültür Yayınları’nın bilimsel ve kapsayıcı bir yayın politikasıyla sürdürüldüğünü vurgulayan Başkan Ergin, çalışmaların yalnızca kent belleğine değil, genel literatüre de katkı sunmasını hedeflediklerini söyledi. Ergin, “Gelecek nesillere, araştırmacılara, akademisyenlere ve kültür hayatına kalıcı eserler bırakabildiğimiz için bu çalışmaların değerini gerçekten biliyoruz. Kitaplarımızla gurur duyuyoruz” dedi. Başkan Ergin, kitabın hazırlanmasında emeği geçen Doç. Dr. Hasan Sercan Sağlam’a, çalışmayı projelendiren ve kitabın editörlüğünü üstlenen Ayvalık Alan Başkanı Dr. Berrin Akın Akbüber’e, yayına hazırlık sürecindeki katkılarından dolayı Taylan Köken ve Turgut Baygın’a teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Erzurum Kültür Yolu Festivali’nin İlk Gününde Kültür ve Sanat Şehri Sardı Haber

Erzurum Kültür Yolu Festivali’nin İlk Gününde Kültür ve Sanat Şehri Sardı

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam ve beraberindeki heyet, festival kapsamında Erzurum’un farklı noktalarında sanatseverlerle buluşan sergileri ziyaret etti. Heyet, Erzurum Müzesi’nde “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisinde Osmanlı dönemine ait kutsal emanetleri ve tarihî eserleri inceleyerek sergi hakkında bilgi aldı. Aynı müzede yer alan “Yaşayan Miras: Erzurum” sergisinde ise kentin geleneksel sanatlarını ve somut olmayan kültürel mirasını yansıtan eserleri inceledi. Çifte Minareli Medrese’deki “Kadim İzler” sergisini ziyaret eden heyet, Anadolu’nun köklü kültürel ve sanatsal birikimini yansıtan eserleri görme fırsatı buldu. Yakutiye Medresesi’ndeki “Hâne Hat” sergisinde ise hat sanatının geleneksel estetik anlayışını farklı yorumlarla buluşturan eserleri inceledi. ERZURUM’UN KÜLTÜREL MİRASI OBJEKTİFLERE YANSIDI Çifte Minareli Medrese’de düzenlenen “FotoMaraton Erzurum” ve “FotoMaraton Çocuk” etkinlikleri, amatör ve profesyonel fotoğraf tutkunlarını bir araya getirdi. Festival kapsamında belirlenen temalar doğrultusunda gerçekleştirilen çekimlerde katılımcılar, Erzurum’un tarihi, kültürel ve mimari yapılarını kendi bakış açılarıyla fotoğraf karelerine taşıdı. Aynı gün dijital platform üzerinden sisteme yüklenen fotoğraflar alanında uzman jüri tarafından değerlendirmeye alındı. Dereceye giren eserlerin ödüllendirileceği etkinlik kapsamında seçili çalışmaların sergilenmesiyle Erzurum’un görsel hafızasına katkı sunulması hedeflendi. Çocuklara yönelik FotoMaraton programında ise genç katılımcılar, fotoğraf aracılığıyla kentin kültürel değerlerini keşfetme fırsatı buldu. CİCİM VE ZİLİ DOKUMALARININ KÖKLÜ GELENEĞİ ANLATILDI Erzurum Müzesi’nde gerçekleştirilen “Yaşayan Miras Söyleşisi: Cicim ve Zili Dokumaları” programında, somut olmayan kültürel mirasın önemli unsurları arasında yer alan geleneksel dokuma kültürü ele alındı. Söyleşide cicim ve zili dokumalarında kullanılan geleneksel teknikler, malzemeler ve üretim süreçleri katılımcılarla paylaşılırken, yüzyıllardır yaşatılan dokuma geleneğinin kültürel hafızadaki yeri üzerinde duruldu. Programda ayrıca bu köklü mirasın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine dikkat çekildi TESPİH SANATININ İNCELİKLERİ USTA ELLERDEN AKTARILDI Fatih Kaya tarafından Erzurum Müzesi’nde gerçekleştirilen Tespih Atölyesi’nde katılımcılar, köklü bir zanaat geleneği olan tespih yapımının inceliklerini yakından tanıdı. Kehribar, akik, firuze, lapis ve oniks gibi minerallerden kemik, boynuz, inci ve sedef gibi doğal malzemelere uzanan geniş malzeme çeşitliliğinin tanıtıldığı atölyede, farklı ağaç türlerinin tespih yapımındaki kullanımına da değinildi. Tespihin imame, nişane ve püskül gibi bölümleri hakkında bilgi verilirken, oyma ve kakma süsleme teknikleri de katılımcılara aktarıldı. OSMANLI’NIN MUKADDES EMANETLERİ ERZURUM’DA ZİYARETÇİLERLE BULUŞTU Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisi, Erzurum Müzesi’nde ziyaretçilerini ağırladı. Osmanlı’nın Haremeyn’e hizmet anlayışını ve kutsal mekanlarla kurduğu bağı yansıtan 57 eser, sergi kapsamında bir araya getirildi. İstanbul Türbeler Müzesi, Türk ve İslam Eserleri Müzesi ile İstanbul Arkeoloji Müzeleri koleksiyonlarından hazırlanan seçkide; Osmanlı padişahlarının hüsn-i hat eserleri, surre kesesi ve altınları, Kâbe’nin iç ve dış örtüleri, Kâbe kuşağı parçaları ile usta hattatlar tarafından kaleme alınan Kur’an-ı Kerim örnekleri yer aldı. Sergide ayrıca Sultanahmet ve Rüstem Paşa camilerinden çalındıktan sonra yurt dışındaki satışı engellenerek Türkiye’ye kazandırılan iki çini karo da ziyaretçilerin ilgisine sunuldu. Kâbe tasvirli eserler, Sakal-ı Şerifler ve Hz. Peygamber’in hırkasına mesh edilmiş destimaller aracılığıyla Osmanlı’nın kutsal emanetlere ilişkin köklü geleneği ziyaretçilere aktarıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vakıf Katılım Bursa’daki Vakıf Mirasını Geleceğe Taşıyor Haber

Vakıf Katılım Bursa’daki Vakıf Mirasını Geleceğe Taşıyor

Vakıf Katılım, asırlardır süregelen vakıf kültüründen aldığı ilhamla, geçmişin değerlerini koruyarak bugünün ihtiyaçlarına yönelik çözümler üretiyor. Vakıf geleneğinin mirasını yaşatmak ve bu kültürü geleceğe taşımak amacıyla başlattığı Vakıf Eserleri Envanter Projesi’ne Hatay, Konya’nın ardından Bursa Vakıf Eserleri kitabı ile devam ediyor. Proje kapsamında vakıf kültürünün nişanesi, Osmanlı’nın başkenti; doğası, tarihi, insanı ile geçmişin kadim izlerini taşıyan güzel şehir Bursa’daki 385 vakıf eseri 34 bin 952 fotoğraf karesi ile belgelendi ve eserlerin tarihçeleri uzman bir ekip tarafından kaleme alındı. Bursa Vakıf Eserleri kitabı, şehrin zarafetinin ve tarihi dokusunun geleceğe aktarılması ve kalıcı hale getirilmesi için büyük önem taşıyor. “Vakıf Eserleri Envanter Projesi’ni tarihimizin sessiz tanığı ve Osmanlı’nın başkenti Bursa’da sürdürmenin memnuniyeti yaşıyoruz” Vakıf Katılım Genel Müdürü Mehmet Ali Akben, “Kuruluş misyonumuzdan ve köklü vakıf geleneğinden aldığımız güçle ülkemizin toplumsal kalkınmasına ve gelişimine katkı sağlamayı önceliklendiriyoruz. Bu bilinçle başlattığımız Vakıf Eserleri Envanter Projesi’ni tarihimizin sessiz tanığı ve Osmanlı’nın kuruluş dönemine şahitlik eden başkenti Bursa’da sürdürmenin memnuniyeti yaşıyoruz. Anadolu medeniyetinin köklü geçmişinden izler taşıyan Bursa Vakıf Eserleri kitabının, bugünden yarına kalıcı bir başvuru kaynağı olmasını temenni ediyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Okçuluk Geleneği Ziyaretçilerle Buluştu ​​​​​​​ Haber

Türk Okçuluk Geleneği Ziyaretçilerle Buluştu ​​​​​​​

Atölyede, İskitlerden Hunlara, Selçuklulardan Osmanlılara uzanan geleneksel Türk okçuluğunun yalnızca bir savaş sanatı değil, aynı zamanda güç, birlik ve disiplinin simgesi olduğu vurgulandı. Katılımcılar geleneksel yay ve ok kullanımına ilişkin temel bilgileri öğrenirken, bu köklü kültürün günümüze uzanan yönlerini yakından tanıma fırsatı buldu. HÜSN-İ HAT SANATININ İNCELİKLERİ ANLATILDI Gülşen Yıldız'ın eğitmenliğinde düzenlenen Hüsn-i Hat Atölyesi'nde ise ziyaretçiler, Türk-İslam sanatının en zarif örneklerinden biriyle buluştu. Hüsn-i hat sanatının tarihsel gelişimi, estetik anlayışı ve geleneksel yazı teknikleri uygulamalı olarak aktarıldı. Katılımcılar, Şeyh Hamdullah ve Hafız Osman gibi büyük hattatların geliştirdiği yazı üslupları hakkında bilgi edinirken, hat sanatında kullanılan malzemeleri ve temel uygulama yöntemlerini yakından inceleme imkanı buldu. TEZHİP SANATI USTA ELLERDE HAYAT BULDU Karatay Kültür Merkezi'nin ev sahipliği yaptığı bir diğer etkinlik olan Tezhip Atölyesi, Zeliha Yıldız'ın eğitmenliğinde gerçekleştirildi. Geleneksel Türk bezeme sanatının inceliklerinin paylaşıldığı atölyede, yazma eserleri altın ve canlı renklerle süsleme geleneği odağında tezhip sanatının tarihsel gelişimi ve uygulama teknikleri anlatıldı. Selçuklu'dan Osmanlı'ya uzanan süreçte gelişen tezhip sanatında kullanılan bitkisel motifler, simetrik desenler ve ince işçilik örnekleri katılımcılara tanıtıldı. Geleneksel bezeme sanatını uygulamalı olarak deneyimleyen katılımcılar, kendi çalışmalarını hazırlama fırsatı bularak bu köklü sanatın kültürel mirastaki yerini yakından öğrendi. ÇOCUK KÖYÜNDE OYUN, SANAT VE KEŞİF BİR ARADAYDI Kültür Park Çocuk Etkinlik Alanı'nda kurulan Çocuk Köyü, gün boyunca düzenlenen etkinliklerle çocukları ve ailelerini ağırladı. Eğlence ile öğrenmeyi bir araya getiren etkinlik alanı, festival ziyaretçilerinin ilgi gösterdiği duraklardan biri oldu. Şişme oyun parkları, dijital oyun alanları, panayır çadırları, geleneksel yarışmalar ve çeşitli atölye çalışmalarıyla çocuklar gün boyunca keyifli vakit geçirdi. Karagöz etkinlikleri ile VR balon turu deneyimi de katılımcıların beğenisini kazandı. Çocuk Köyü'nde gerçekleştirilen etkinlikler sayesinde çocuklar hem oyun oynadı hem de farklı alanlarda yeni deneyimler kazanma fırsatı buldu. Aileler de etkinlikleri ilgiyle takip ederek festival atmosferini birlikte yaşadı. Konya Kültür Yolu Festivali, konserlerden sergilere, söyleşilerden atölyelere uzanan etkinliklerle 26 Temmuz’a kadar Konyalıları ve şehir dışından gelen ziyaretçileri kültür ve sanatla buluşturmaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa'nın Fethi Minyatürle Hayat Buldu Haber

Bursa'nın Fethi Minyatürle Hayat Buldu

Yıldırım Belediyesi, ‘Beylikten Cihan Devleti’ne’ temasıyla başlattığı 2025-2026 Kültür Sanat Sezonu’nda, Bursa’nın fethini; tarihi, kültürel, sanatsal ve felsefi açıdan ele almaya devam ediyor. Bu kapsamda; Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından ‘Maddi ve Manevi Yönleriyle Bursa’nın Fethi Minyatür Yarışması düzenlendi. Gülçin Anmaç, Aylin Özkan, Suzan Çataloluk, ve Şennur Atalay Varol’dan oluşan seçici kurul; yarışmaya gönderilen birbirinden değerli eserleri detaylıca inceledi. Uzun değerlendirmelerin sonunda; birincilik ödülüne Rie Kudo, ikincilik ödülüne Gülbin Atabek, üçüncülük ödülüne Emine Suna Baran, teşvik ödülüne ise Hasan Atilla Şakarcan, Fatma Çalık ve Ebru Karagöz’ün eserleri layık görüldü. Ayrıca Fatma Arı, Reyhan Budan, Suna Yastı, Nagehan Kumrul, Dilek Varna, Canan Ateş, Canan Karadağ, Nevin Külünkoğlu, Aylin Şekerkaya ve Betül Akbay’ın eserleri ise sergileme ödülü kazandı. Sonuçların belli olmasından ardından, Alev Alatlı Şehir, Düşünce ve Kültür Merkezi’nde sergi ve ödül töreni düzenlendi. ‘KURULUŞUN VE DİRİLİŞİN ŞEHRİ’ ‘Maddi ve Manevi Yönleriyle Bursa’nın Fethi Minyatür Yarışması’ sergi ve ödül törenine ev sahibi Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra, AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Yavuz, Yarışma Seçici Kurulu üyeleri, siyasi parti temsilcileri, sanatçılar, akademisyenler ve vatandaşlar katıldı. Programın açılışında yaptığı konuşmada Bursa’nın tarihi ve kültürel önemine dikkat çeken Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz; “Bugün burada yalnızca bir yarışmanın neticesini paylaşmak için değil; tarih, sanat ve medeniyetimizin ortak hafızasında anlamlı bir yolculuğa çıkmak için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bursa, sıradan bir şehir değildir. Bursa; kuruluşun, dirilişin ve medeniyet tasavvurunun şehridir. Osmanlı’nın ilk başkenti olarak asırlar boyunca ilme, irfana, sanata ve vakıf medeniyetine ev sahipliği yapmış; taşıyla, toprağıyla ve yetiştirdiği gönül insanlarıyla tarihimizin en müstesna şehirlerinden biri olmuştur. Camileriyle, medreseleriyle, hanlarıyla, çarşılarıyla, türbeleriyle ve vakıf eserleriyle adeta bir açık hava müzesi olan Bursa, geçmişin mirasını bugüne taşıyan canlı bir hafıza mekanıdır” dedi. ‘GELECEK NESİLLERE AKTARACAĞIZ’ Bursa’nın fethinin derin anlamlara sahip olduğunu vurgulayan Başkan Yılmaz; “Bu yıl Bursa’nın fethinin 700. yılını idrak ediyoruz. Yedi asır önce gerçekleşen fetih, yalnızca surların aşılması değil; gönüllerin kazanılması, adaletin tesis edilmesi ve yeni bir medeniyet ufkunun açılması anlamına geliyordu. Bizler de bu önemli yıl dönümünü sadece anmakla yetinmedik; anlamaya, anlatmaya ve gelecek nesillere aktarmaya gayret ettik. Bu kapsamda kültür ve sanat sezonumuzu Bursa’nın fethi temasıyla açtık. Fetih Yolu kitabını hemşehrilerimizle buluşturduk. Bursa’nın Fethi tiyatro gösterisini sahneledik. Kuruluş Orhan dizisinin oyuncularıyla fetih yürüyüşü gerçekleştirdik. Sempozyumlar, söyleşiler, sergiler ve çeşitli kültür-sanat faaliyetleriyle Bursa’nın fethini yıl boyunca farklı yönleriyle ele aldık. Çünkü inanıyoruz ki tarih sadece kitap sayfalarında kalmamalıdır. Tarih; sanatla, edebiyatla, tiyatroyla ve kültürel çalışmalarla yeniden hatırlanmalı, yeniden yorumlanmalı ve yaşayan bir hafızaya dönüştürülmelidir. İşte bugün ödüllerini takdim edeceğimiz ‘Maddi ve Manevi Yönleriyle Bursa’nın Fethi Minyatür Yarışması’ da bu anlayışın en anlamlı örneklerinden biridir” ifadelerini kullandı. ‘MEDENİYETLER KÜLTÜR-SANATLA YAŞAR’ Medeniyetler için kültür ve sanatın önemine dikkat çeken Başkan Yılmaz; “Medeniyetler sadece kılıçla kurulmaz; kalemle, fırçayla, sanatla ve kültürle yaşatılır. Yıldırım Belediyesi olarak şehrimizin kültür ve sanat hayatına katkı sunmaya, geleneksel sanatlarımızı yaşatmaya ve genç kuşaklarımızı kültürle, sanatla ve tarih bilinciyle buluşturmaya büyük önem veriyoruz. Çünkü inanıyoruz ki geçmişin birikimini geleceğe taşımanın yolu, kültür ve sanatın ışığını canlı tutmaktan geçmektedir. Bu vesileyle yarışmamıza katılan bütün sanatçılarımıza, değerlendirme sürecini büyük bir titizlikle yürüten kıymetli jüri üyelerimize ve emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Ödül almaya hak kazanan sanatçılarımızı gönülden tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum. Sergimizin Bursa’mızın kültür ve sanat hayatına değer katmasını, geleneksel sanatlarımızın yaşatılmasına ve yeni kuşaklara aktarılmasına vesile olmasını temenni ediyorum. Rabbim Bursa’mızın medeniyet yürüyüşünü daim eylesin. Bu güzel şehrin üzerinde yükselen çınarın gölgesi eksilmesin. Sanatımız, kültürümüz ve irfanımız nesilden nesile yaşamaya devam etsin” diye konuştu. BAŞKAN YILMAZ’A TEŞEKKÜR Bursa’nın kültür ve medeniyetimiz açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Yavuz ise; “Bursa’nın fethinin 700. yılı dolayısıyla, bu anlamlı ve önemli süreci sahiplenen, sorumluluk alan Yıldırım Belediye Başkanımız Oktay Yılmaz’ı kutluyor ve tüm Bursa adına kendisine teşekkür ediyorum. Bizim medeniyetimiz sadece devlet, kanun medeniyeti değildir. Bizim medeniyetimiz bir sanat, kültür ve gönül medeniyetidir. Yıldırım Belediyemiz de bu noktayı çok iyi yakalamış ve bizlere bunu sunacak çeşitli etkinlikler düzenliyor” ifadelerini kullandı. Seçici Kurul Başkanı Gülçin Anmaç da minyatür sanatının önemine vurgu yaparak; “Minyatür tarihimizi, kültürümüzü görsel hale dönüştüren çok önemli bir sanattır. Bu sanatın yaşatılması, daha geniş kitlelerle buluşturulması ve minyatür sanatçılarının desteklenmesi noktasında bu yarışma ve sergiyi çok değerli buluyorum. Desteklerinden ötürü Yıldırım Belediye Başkanımız Oktay Yılmaz’a teşekkürlerimi sunuyorum” dedi. Konuşmaların ardından yarışmada dereceye giren sanatçılara ödül ve plaketleri verilip, serginin açılışı gerçekleştirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Manisa Kültür Yolu Heyecanı Başladı Haber

Manisa Kültür Yolu Heyecanı Başladı

Osmanlı şehzadelerine ev sahipliği yapan köklü tarihi, bereketli toprakları, güçlü kültürel birikimi ve zengin mutfağıyla Manisa; konserlerden sergilere, söyleşilerden gastronomi ve çocuk etkinliklerine uzanan yüzlerce etkinlikle dokuz gün boyunca kültür ve sanatın buluşma noktası olacak. Manisa Kültür Yolu Festivali, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam’ın katılımıyla Manisa Müzesi’nde gerçekleştirilen açılış programıyla başladı. Açılışa Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Milletvekili Mücahit Arınç ile il protokolü ve çok sayıda sanatsever katıldı. MANİSA’DA KÜLTÜR VE SANAT HEYECANI BAŞLADI Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam açılış konuşmasında, yaklaşık sekiz ay boyunca yirmi altı şehri kapsayacak Türkiye Kültür Yolu Festivallerinin en özel duraklarından birinin Manisa olduğunu belirterek, festivalin ikinci kez şehzadeler şehrinde gerçekleştiriliyor olmasından memnuniyet duyduklarını ifade etti. Festivalin, kültür ve sanatın toplumun her kesimine ulaşmasını sağlarken Manisa’nın turizm hareketliliğine, ticari yaşamına ve yerel ekonomisine de önemli katkılar sunacağını belirten Çam, festivalin şehrin kültürel ve ekonomik dinamizmini güçlendiren önemli bir organizasyon olduğunu kaydetti. “TÜRKİYE, KÜLTÜR VE TURİZMDE GÜÇLÜ VİZYONUYLA YOLUNA DEVAM EDİYOR” Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam konuşmasında, Türkiye’nin ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı vizyonuyla huzur, güven ve istikrar odağı olmayı sürdürdüğünü kaydetti. Çam, Türkiye’nin bölgesinde istikrarın simgesi haline geldiğini belirterek, savaşlardan etkilenen ya da büyüme potansiyeli taşıyan pazarlarda yoğun tanıtım faaliyetleri yürütüldüğünü ifade etti. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın yürüttüğü çalışmalarla turizmde krizlere karşı dayanıklı bir yapı oluşturmayı hedeflediklerini vurgulayan Çam, ürün ve destinasyon çeşitliliğini artırmaya yönelik çalışmaların sürdüğünü kaydetti. Her ülkenin ve her hedef kitlenin farklı beklentilere sahip olduğunu belirten Çam, bu doğrultuda farklı tanıtım stratejileri uygulandığını ifade etti. MANİSA’DA SERGİ DURAKLARINDA TARİHİ YOLCULUK Açılış programının ardından Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam ve beraberindeki heyet, Manisa Müzesi’nde gerçekleştirilen “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisini ziyaret etti. Sergide; Kâbe örtüleri, surre keseleri, hüsn-i hat eserleri ve Osmanlı saray kültürünün izlerini taşıyan seçkin eserler sanatseverlerin beğenisine sunuldu. İstanbul Türbeler Müzesi, Türk ve İslam Eserleri Müzesi ile İstanbul Arkeoloji Müzeleri koleksiyonlarından seçilen eserler, ziyaretçilere tarihsel ve manevi bir atmosfer sundu. Program kapsamında daha sonra Fatih Sergi Salonu’nda sanatseverlerle buluşan “Yaşayan Miras: Manisa Sergisi” ziyaret edildi. Sergide; tezhip, minyatür, çini, ebru, dokuma, filografi, deri işleri, taş işçiliği ve geleneksel el sanatlarının pek çok örneği bir araya getirilerek Manisa’nın kültürel birikimi gözler önüne serildi. Geleneksel sanatların incelikli örnekleri, ziyaretçilere kültürel mirasın yaşayan yönünü yakından deneyimleme fırsatı sundu. Program kapsamında ayrıca Cumhuriyet Meydanı’nda kurulan “Çocuk Köyü” alanı ziyaret edilerek çocuklara yönelik gerçekleştirilen etkinlikler yerinde incelendi. ŞEHZADELER ŞEHRİ MANİSA’DA 9 GÜN KÜLTÜR VE SANAT Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Manisa’da gerçekleştirilecek etkinlikler; konserlerden sergilere, söyleşilerden gastronomi ve çocuk etkinliklerine kadar her yaş grubuna hitap eden zengin içeriğiyle dokuz gün boyunca şehrin dört bir yanında sanatseverlerle buluşacak. Şehzadeler şehrinin tarihi sokaklarında, müzelerinde, meydanlarında ve kültür duraklarında hayat bulan festival; kültür, sanat ve yaratıcılıkla örülü kapsamlı bir deneyim sunacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

4 Asırlık Kandilli Camii Bayramda Yeniden İbadete Açıldı Haber

4 Asırlık Kandilli Camii Bayramda Yeniden İbadete Açıldı

Tarihi mihrabındaki orijinal çinilerden, tavanındaki çıtakariye, kapı tokmağındaki kandillerden müteşekkil selvi ağacı formundaki müsenna besmele motifinden taç kapısında hattat Davut Bektaş’ın elinden çıkma hat yazısına kadar her detayı özgün tekniklerle yenilenen tarihî mabet, dört asırlık hafızasını geleceğe taşıyor. İstanbul Boğazı’nın tarihî ve kültürel hafızasında özel bir yere sahip olan Kandilli Camii, 6 Nolu Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı doğrultusunda 2024 yılında başlatılan restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından Kurban Bayramı’nda yeniden ibadete açıldı. 1751 yılında Sultan Mahmud-u Evvel tarafından inşa ettirilen, tarihi dört asır öncesine uzanan mabet, iki yıllık titiz bir çalışmanın sonunda özgün görünümüne kavuşarak cemaatine kavuştu. Caminin yeniden cemaatle buluşması, İstanbullular, semt sakinleri ve restorasyona emek verenler açısından duygulu anlara sahne oldu. Boğaz’ın “kandilli” semtinde dört asırlık bir hikâye Kandilli semtinin tarihi, Sultan IV. Murad döneminde bölgede oluşturulan saray yerleşimine kadar uzanıyor. Semtin adının kökenine ilişkin iki rivayet anlatılıyor: ilkine göre, IV. Murad’ın Revan Seferi öncesi bu çevrede yaptırdığı sarayda dünyaya gelen şehzade için yedi gece boyunca “kandil alayları” düzenlenmiş ve bölge bu nedenle Kandilli olarak anılmaya başlanmış. Diğer rivayete göre ise padişahların Göksu’dan dönüşlerinde sahil boyunca yakılan kandiller semte adını vermiş. Bugünkü caminin temelini oluşturan yapı, Sultan I. Mahmud döneminde 1751 yılında, çevredeki sarayla birlikte ihya edildi. I. Mahmud aynı dönemde bölgeye bir hamam ve çeşme kazandırdı, bazı arazileri halka tahsis ederek burada “Nevabat” adıyla yeni bir yerleşim kurdu. Cami, 19. yüzyılın ikinci yarısında Sultan II. Abdülhamid döneminde de onarım gördü; arşiv belgeleri ve eski fotoğraflar, yapının o dönemde ahşap ve fevkani (üst katlı) bir cami olduğunu gösteriyor. Boğaz kıyısındaki konumu nedeniyle 19. ve 20. yüzyıl başlarındaki yangın ve patlamalardan etkilenen ahşap yapı, 1916 yılındaki büyük yangında tamamen kül oldu. Cami, 1929–1931 yılları arasında Vakıflar İdaresi tarafından yeniden inşa edildi. Cephe düzenlemeleriyle Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın (Millî Mimari Rönesansı) izlerini taşıyan yapı, ahşap çatılı ve kâgir kurgusuyla Boğaz hattının karakteristik dinî mimarisinin nadir örnekleri arasında yer alıyor. İki yıllık restorasyon: rölöveden güçlendirmeye Yıllar içinde yapı üzerinde oluşan deformasyonlar, yüzey bozulmaları ve sonradan eklenen muhdes unsurlar kapsamlı bir restorasyonu zorunlu kılmıştı. 2024’te başlayan çalışmalarda önce caminin mevcut durumuna ilişkin ayrıntılı araştırmalar yapıldı ve rölöve çizimleri hazırlandı. Ardından ahşap ögeler, çıtakari tavan süslemeleri, kalemişleri ve çini detaylar özgün dokuya uygun biçimde elden geçirildi. Çalışmalar kapsamında çıtakari tavan restorasyonu yaklaşık üç ay, kalemişi raspası iki ay, sıva raspası 45 gün, yapının güçlendirilmesi yaklaşık üç ay ve sıva restorasyonu ise 75 gün sürdü. Kalemiş süslemeleri, renk raspasıyla özgün rengine ulaşılarak aslına uygun şekilde yeniden ortaya çıkarıldı. Mihrap çinileri 1600’lerin tekniğiyle yeniden üretildi Caminin en dikkat çekici bölümü olan mihrapta, her iki yanda yer alan vazo motifli çinilerin Tekfur Sarayı üretimi olduğu ve 18. yüzyıl Osmanlı çini üslubunu yansıttığı belirtiliyor. Üst bölümdeki İznik çinilerinin ise 1961 yılında, Yemen Fatihi Sinan Paşa’nın Okmeydanı’ndaki bir mescidinden buraya nakledildiği kaynaklarda aktarılıyor. Mihrabın bir örneği Tekfur Sarayında hala muhafaza ediliyor. Mihraptaki kitabede Âl-i İmrân Suresi’nin 37. ayetine yer alıyor. Restorasyon sırasında, mihrabın çini panolarında bazı bölümlerin geçmişte söküldüğü ve yerlerine cam takıldığı tespit edildi. Eksik karolar, 1600’lü yılların geleneksel üretim tekniklerine uygun olarak atölye fırınlarında yeniden üretilerek özgün yerlerine montajlandı; mevcut çinilerde ise geleneksel kalemişi tamamlama uygulamaları yapıldı. Caminin minare alemleri ile minber üzerindeki bakır bölümlerde geleneksel yöntemlerle altın varak uygulamaları gerçekleştirildi. Mihraptaki hat yazısı ile cami girişindeki taç kapı yazılarının hazırlanması hattatlar Davut Bektaş ve Ali Toy tarafından üstlenildi. Taç kapıya, hattat Davut Bektaş imzasıyla Bakara suresi’nin 127. Ayeti işlendi. Restorasyon sırasında cami avlusunda ve girişindeki işgaller kaldırıldı ve çevre duvarıyla camii güvene alındı. Aynı zamanda camii de eksik olan abdesthane ve şadırvan da avluda inşa edildi. Kapı tokmağında selvi ve kandil motifi Restorasyonun en özgün dokunuşlarından biri, semtin adına gönderme yapan kapı tokmağında hayat buldu. Müsenna besmeleler, üst üste yerleştirilen üç kandilden müteşekkil ve selvi ağacını andıran Kandilli Camii’ne özgün bir istife dönüştürüldü ve kapı tokmağı ile minber örtüsünde kullanıldı. Tasarımı hattat Levent Karaduman’a ait olan tokmaktan ayrıca 70 tane daha üretildi ve “camii tokmağının kaybolması halinde camiide kullanılmak üzere getirilmek üzere” Müminlere emanet edilecek. Bu tasarımın esin kaynağı, Osmanlı döneminde Kandilli’nin selvi ağaçlarına asılan ve Boğaz’dan geçen kayıklara yol gösteren kandiller. Aynı istif, caminin avlusundaki ferforjelerde de kullanıldı. Tarihî hafızanın korunması Restorasyon sürecinde yalnızca fiziksel yenileme değil, yapının tarihsel hafızasının korunması da hedeflendi. Ayhan Ailesi’nin katkılarıyla yürütülen iki yıllık çalışmaların ardından mabet özgün görünümüne kavuşturularak Kurban Bayramı’nda yeniden ibadete açıldı. Dört asırlık geçmişe sahip caminin cemaatle yeniden buluşması, Boğaziçi’nin manevi dokusuna kazandırılan değerli bir miras olarak değerlendiriliyor. Tüm İstanbulluların, İstanbul’a özgü yalı camiilerinden tekrar hayata geçen bu güzel camiiyi ziyaret etmesiyle camii daha da şenlenecektir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.