Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Otizm

Kapsül Haber Ajansı - Otizm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otizm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Otizmin Bilimsel Olarak Kanıtlanmış Tek Tedavisi: Erken ve Etkin Özel Eğitim Haber

Otizmin Bilimsel Olarak Kanıtlanmış Tek Tedavisi: Erken ve Etkin Özel Eğitim

İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Doğa Sevinçok, otizmin şu ana kadar bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış tek tedavisinin özel eğitim olduğunu vurguluyor. Belirtilerin yaşa göre değişebildiğini belirten Sevinçok, aileleri erken dönemde uzman desteği almaları konusunda uyarıyor. İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Doğa Sevinçok, otizmin sosyal iletişim ve etkileşimde yaşa uygun olmayan yetersizlikler ile kendini gösteren bir spektrum bozukluğu olduğunu belirtti. Otizmde tekrarlayıcı davranışlar, sınırlı ilgi alanları ve rutine aşırı bağlılık gibi özelliklerin de sık görüldüğünü ifade eden Sevinçok, belirtilerin yaş gruplarına göre farklılık gösterebildiğini söyledi. “Otizm belirtileri yaş gruplarına göre farklılık gösterebilir” “Otizm en basit haliyle, sosyal iletişim ve etkileşimde yaş ile uyumlu olmayan şekilde bir yetersizliğin veya farklılığın olmasıdır. Bunun yanında otizmde tekrarlayıcı davranışlar veya farklı, kişiye özgü ilgi alanları ve rutine sıkı sıkıya bağlı olma gibi özellikler görülmektedir” diyen Dr. Öğr. Üyesi Doğa Sevinçok, otizmin belirtileriyle ilgili ise şunları söyledi: “Otizm belirtileri yaş gruplarına göre farklılık gösterebilir. Örneğin iki yaşın altında belirtiler yalnızca ismine bakmama, göz teması kurmama ve işaret edilen nesneye bakmama, konuşmama veya konuşulanları anlamama şeklinde görülebilir. İki yaşından sonra ise tekrarlayıcı anlamsız hareketler ve yüksek ses gibi duyusal uyaranlara aşırı hassasiyet ortaya çıkabilir. Genel olarak baktığımızda otizm belirtilerinin iki grupta sınıflandırıldığını görmekteyiz. Bunlardan ilki göz temasının az olması, diğer insanları taklit edememe, konuşulanları anlamama veya anlamlı şekilde konuşamama, jest ve mimik kullanmama, donuk yüz ifadesi, ismiyle seslenince bakmama, sosyal iletişimi başlatmama veya sürdürememe, sembolik oyunlar oynayamama, işaret edilince bakmama gibi sosyal iletişim ve etkileşimde yetersizlikler ile karakterizedir. İkinci grup belirtiler ise tekrarlayıcı davranışlar veya ilgiler olarak adlandırılmakta olup stereotipi dediğimiz tekrarlayıcı beden hareketleri, oyuncakları sadece dizerek amacına uygun olmayan şekilde oynama, söylenen sözcükleri aynı şekilde tekrar etme, aynılıkta ısrar, değişikliklere aşırı direnç gösterme, sınırlı ilgi alanlarından oluşmaktadır.” “Çoklu görüşmeler sonrasında karar vermek tanısal güvenilirliği artırır” “Otizm tanısında en önemli yöntem çocuğun bir çocuk psikiyatrisi uzmanı tarafından gözlenmesi ve psikiyatrik muayenesinin yapılmasıdır” diyen Dr. Öğr. Üyesi Sevinçok, şöyle devam etti: “Yarı yapılandırılmış, yani önceden planlanmış bazı yöntemler ile görüşmelerin yapılması (ADOS testi gibi) tanısal muayenenin gücünü artırmaktadır. Çocuğun hayatında yer alan birçok insandan bilgi almak, gerektiği durumlarda günlük hayatını geçirdiği yaşam alanlarındaki davranışlarını videolar yardımıyla gözlemlemek oldukça önemlidir. Otizm bir spektrumdur ve her olguda hastalık şiddeti aynı düzeyde değildir. Semptomların belirgin olduğu olgularda tanı koymak daha kolay ve yanılma payı düşük iken, daha hafif belirtilerin olduğu durumlarda çok kaynaktan bilgi almak, çocuğu farklı ortamlarda gözlemlemek ve gerekirse çoklu görüşmeler sonrasında karar vermek tanısal güvenilirliği artırmaktadır.” “Göz teması kurmuyor, seslenince bakmıyorsa değerlendirilmeli” Anne-babaların gözlemleyebileceği belirtilerle ilgili de bilgi veren Sevinçok, “Ebeveynler, eğer çocuklarının sosyal ve duygusal gelişimlerinde yolunda gitmeyen bir durum olduğundan şüpheleniyorsa bir çocuk psikiyatri uzmanına başvurmalıdır. Her şeyden önce anne-babalar iki yaşından önce çocuklarını ekranı olan elektronik aletlere maruz bırakmamalıdır. Yoğun ekran maruziyeti sadece otizm açısından değil, çocukların tüm sosyal, duygusal ve akademik gelişim alanlarını olumsuz etkilemesi açısından oldukça sakıncalıdır. Küçük yaşta göz teması kurmayan, ismine seslenince bakmayan, ebeveynlere yönelik sesler çıkarmayan, basit eğlenceli oyunlara duygusal katılım göstermeyen, elleri veya kollarıyla anlamsız tekrarlayıcı hareketler yapan, sözcükleri sürekli tekrar eden, oyuncaklarıyla amacına uygun oyun oynamayan çocuklar mutlaka değerlendirilmelidir” diyerek ebeveynlerin gözleyebileceği detaylarla ilgili de bilgi verdi. Genetik ve çevresel faktörler etkili Otizmin ortaya çıkışında genetik ve çevresel faktörlerin bir arada yer aldığını beliren Sevinçok, şöyle konuştu: “Henüz, otizmi ortaya çıkaran tek bir çevresel faktör veya gen tanımlanmamıştır. Otizmin ortaya çıkışında en çok etkili olduğu düşünülen çevresel faktörler 40 yaşından fazla olmak üzere ileri anne ve baba yaşıdır. Anne-babada psikoz öyküsü, annenin gebelik döneminde geçirdiği enfeksiyonlar, gebelikte ilaç kullanımı, düşük doğum ağırlığı ve erken doğum şüphelenilen diğer faktörler arasındadır. Tarım ilaçlarına veya hava kirliliğine maruz kalmanın otizm riskini artırdığına dair görüşler de bulunmaktadır. Bunun yanında, aşıların otizm riski ile ilişkili olmadığı kanıtlanmıştır. Bu faktörlerin tek başına otizme yol açmayacağı, birçok faktörün bir araya gelmesi ile hastalığın ortaya çıktığı unutulmamalıdır.” “İki yaşa kadar ekran maruziyeti hiç olmamalı” Çocukların ekran sürelerinin otizmi tetiklediğine dair iddialarla ilgili de konuşan Sevinçok, “Yalnızca ekran süresinin uzun olmasının otizme neden olabileceğini düşünmek doğru değildir. Ancak otizme veya diğer gelişimsel sorunlara yatkın çocuklarda ekran maruziyeti otizm benzeri belirtileri şiddetlendirebilir, otizmin ortaya çıkma riskini artırabilir. Otizm belirtileri olan bir çocukta ekran maruziyetinin fazla olması bu belirtilerin artışı ile ilişkili olabilir. İlk iki yaşta ekran maruziyetinin hiç olmaması önerilmekle birlikte, çocukluğun sonraki dönemlerinde en fazla günde yarım saat olmalıdır” dedi. “Kaygı bozuklukları ve yalnızlık sık olarak karşımıza çıkıyor” Yetişkin otizmli bireylerin karşılaştığı zorluklarla ilgili de konuşan Sevinçok, şunları söyledi: “Otizm tanısı olan bireylerin ergenlik ve yetişkinlik döneminde yaşadığı sorunlar otizmin şiddetine, konuşmanın gelişimine, zekaya, özbakım becerilerine ve yaşamını bağımsız sürdürme becerilerinin kazanılmış olmasına göre değişmektedir. Ağır düzeyde otizm tanısı olan bireylerin büyük bir kısmının ergenlik ve yetişkinlik döneminde sürekli bakım altında olmaları gerekmektedir. Bu bireyler davranış sorunları, şiddet, istismar açısından risk altındadırlar. Daha hafif düzeydeki belirtilere sahip otizm tanısı olan bireylerde sosyal ilişkilerde yaşanan sorunlar, depresyon, kaygı bozuklukları ve yalnızlık sık olarak karşımıza çıkmaktadır.” “Erkeklerde daha sık görülüyor” Otizmli bireylere dair net bir rakam bulunmadığını belirten Sevinçok,“Türkiye’de otizm spektrum bozukluğu ile ilgili yapılan bir epidemiyolojik çalışma bulunmamaktadır. Dünya genelinde otizmin erkeklerde ve düşük sosyokültürel düzeye sahip gruplarda daha sık görüldüğü bildirilmektedir” dedi. Son yıllardaki artışın sebepleri Son yıllarda otizm tanısındaki artışla ilgili de bilgi veren Sevinçok, şöyle konuştu: “Bu artışın en önemli sebebi başta sağlık profesyonellerinde olmak üzere çocuğa temas eden tüm meslek gruplarında ve ailelerde otizm konusundaki farkındalığın artmasıdır. Bu farkındalık sayesinde erken tanı ihtimali ve tanı oranları artmaktadır. Tanı kriterlerindeki genişleme de otizm tanısı alan çocukların oranında artışa yol açmış, bu sayede çocukların daha erken süreçte tedavi imkanlarından faydalanması sağlanmıştır. Anne-baba olma yaşının gittikçe artması, hava kirliliği, endüstriyel kimyasallar, tarım ilaçları ve ağır metaller gibi çevresel faktörlerin de bu artışta rol oynayabileceği düşünülmektedir. Ekran maruziyeti ve otizm tanı oranındaki artış arasındaki ilişki net olmasa da ekran maruziyetinin belirti şiddetini artırabileceği veya tedaviden yararlanımı düşürebileceği söylenebilir.” “Tek tedavi yöntemi özel eğitim” Otizmin şu ana kadar bilimsel olarak etkili olduğu ispatlanmış tek tedavi yönteminin özel eğitim olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Sevinçok, şöyle devam etti: “Otizmin ana belirtilerini azaltmada diğer tedavilerin etkili olduğuna dair etkin bilimsel kanıt bulunmamaktadır. Bazı alternatif tedaviler maalesef çocuklara yarardan çok zarar vermektedir. Özel eğitim mutlaka otizm konusunda tecrübeli ve bu konuda eğitim almış yetkin bir eğitimci ve kurum tarafından sağlanmalıdır. Ailelerin özel eğitime başlamadan önce özel eğitim kurumları ve eğiticiler ile ilgili araştırmalar yapmaları oldukça önemlidir. Otizm özel eğitiminde bilimsel etkinliği kanıtlanmış müdahaleler davranışçı yöntemlerdir. Bunlar arasında Uygulamalı Davranış Analizi (ABA), Erken Başlangıçlı Denver Modeli, Temel Tepki Öğretimi, Floortime gibi yöntemler bulunmaktadır. Gerekli durumlarda konuşma terapisi ve uğraş tedavisi programa dahil edilebilir. Özel eğitimin sosyal iletişim ve etkileşimi artırması beklenmektedir.” Erken teşhisin önemine de değinen Sevinçok, “Otizm tedavisinde, tedavi cevabı ve gidişat ile ilgili en önemli faktör erken yaşta başlayan özel eğitimdir. Erken yaşta teşhis ve hızlı bir şekilde başlanan etkin ve doğru özel eğitim tedavi başarısındaki en önemli faktördür” dedi.

SOBE Rehberlik Birimi Otizmli Bireyler ve Ailelerine Çok Yönlü Destek Sunuyor Haber

SOBE Rehberlik Birimi Otizmli Bireyler ve Ailelerine Çok Yönlü Destek Sunuyor

Rehberlik Birimi bünyesinde ailelere yönelik bireysel psikolojik danışmanlık hizmetleri sunulurken, benzer süreçlerden geçen ailelerin bir araya gelerek deneyimlerini paylaşabildiği grupla psikolojik danışma çalışmaları da gerçekleştiriliyor. Bu sayede aileler hem duygusal açıdan destekleniyor hem de sosyal dayanışma duygusu güçleniyor. Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanısı bulunan öğrencilere yönelik gelişim değerlendirmeleri, izleme çalışmaları ve bireysel rehberlik hizmetleri düzenli olarak yürütülüyor. İhtiyaç halinde otizmli çocukların kardeşlerine de bireysel psikolojik destek, psiko-sosyal grup çalışmaları ve gelişim değerlendirmeleri sağlanarak tüm aile sistemi destekleniyor. Kurum dışından başvuran ailelere ücretsiz rehberlik ve danışmanlık desteği Yeni tanı almış ailelerden eğitimcilere kadar geniş bir kitleye hizmet sunan SOBE Rehberlik Birimi, kurum dışından başvuran ailelere de ücretsiz rehberlik ve danışmanlık desteği veriyor. Farklı kurumlarla iş birliği içinde yürütülen psiko-sosyal destek ve önleyici rehberlik çalışmalarıyla toplum temelli projelere katkı sağlanıyor. Ailelerin bilgi ve farkındalık düzeyini artırmak amacıyla düzenlenen aile eğitimleri, seminerler ve atölyeler rehberlik hizmetlerinin önemli bir ayağını oluşturuyor. Bunun yanı sıra hazırlanan broşür, afiş, poster ve bilgilendirici materyallerle ailelerin otizm konusunda doğru ve güncel bilgilere ulaşmaları destekleniyor. Rehberlik Birimi, eğitim sürecinin ev ortamında da sürdürülebilir olması amacıyla ailelere bireyselleştirilmiş aile eğitim programları sunuyor. Bu programlar kapsamında ev içi uygulama örnekleri, oyun temelli öğrenme, davranış yönetimi, kardeş ilişkileri ve stresle baş etme konularında ailelere rehberlik ediliyor. Mezun olan öğrenciler belirli aralıklarla takip edilerek ailelere ihtiyaç duydukları durumlarda yeniden destek sağlanıyor; okul ziyaretleri ve öğretmenlerle yapılan görüşmelerle çocuğun eğitim süreci çok yönlü ele alınıyor. Yeni eğitim dönemlerinde gerçekleştirilen oryantasyon çalışmaları da ailelerin ve öğrencilerin sürece uyumunu kolaylaştırıyor. “Otizmli çocukların kardeşleri de değerlendirilip yönlendiriliyor” SOBE Rehberlik Biriminin 2021 Eylül ayı itibarıyla hizmet vermeye başladığını belirten Psikolojik Danışman Halime Karaçoban, yeni tanı almış ailelerle otizm konusunda bilgilendirme ve sürece yönelik rehberlik görüşmeleri yapıldığını ifade etti. Karaçoban, SOBE hakkında bilgi almak isteyen velilere bilgilendirici görüşmeler sunulduğunu, rehberlik ve danışmanlık hizmetlerinin yüz yüze, telefon ve online seçeneklerle erişilebilir şekilde yürütüldüğünü belirtti. Kurum bünyesinde 0-6 yaş arası tüm öğrencilere gelişim değerlendirmeleri uygulandığını aktaran Karaçoban, ailelerin talebi doğrultusunda otizmli çocukların kardeşlerine de değerlendirmeler yapılarak gerekli yönlendirmelerin gerçekleştirildiğini vurguladı. Ayrıca farkındalık ve erken yönlendirme amacıyla çocuklara yönelik dikkat ve değerlendirme testlerinin de uygulandığını söyledi. “2025 yılında 259’u kurum dışı olmak üzere bin 282 görüşme gerçekleştirildi” Psikolog Ş. Beyza Soysal Metin ise, 2025 yılı boyunca rehberlik çalışmalarının kapsamının genişletildiğini belirterek, 9’u kurum dışı olmak üzere toplam 69 eğitim, seminer ve atölye düzenlendiğini kaydetti. Bu çalışmalar kapsamında evde oyun becerilerini destekleme, etkili kitap okuma, etkili iletişim, okula uyum gibi başlıklarda eğitimler verildiğini; film izleme, ebru atölyesi gibi sosyal etkinliklerle ailelerin ve çocukların sosyal etkileşimlerinin desteklendiğini ifade etti. Metin ayrıca üniversiteler ve kamu kurumlarıyla iş birlikleri kapsamında öğrencilere, ailelere ve eğitimcilere yönelik çeşitli seminer ve psikoeğitim programlarının hayata geçirildiğini söyledi. Kasım ve Aralık aylarında kurum bünyesinde annelere yönelik gerçekleştirilen ‘Psikolojik İyi Oluş’ temalı grupla psikolojik danışma çalışmalarının etkililiğinin araştırma olarak sunulmasının planlandığını aktaran Metin, 2025 yılı içerisinde 259’u kurum dışı olmak üzere toplam bin 282 görüşme gerçekleştirildiğini belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Engelli Sorunları ve Talepleri İzmir’de Masaya Yatırıldı Haber

Engelli Sorunları ve Talepleri İzmir’de Masaya Yatırıldı

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir’in engellilik alanındaki çalışmalarıyla Türkiye’ye örnek olduğunu belirterek “Bugün de yapacağımız çalışmalarla geldiğimiz noktayı çok daha iyi bir seviyeye götürmeliyiz. İçinde bulunduğumuz çağı da düşünerek, teknolojiyi olabildiğince engellilerin yaşamını kolaylaştıracak şekilde kullanarak, çok başarılı işler yapabileceğimizi biliyoruz” dedi. Engelli bireylerin toplumsal hayata katılımlarının güçlendirilmesi, karşılaştıkları sorunların tespit edilmesi ve bu sorunlara kalıcı çözümler üretilmesi amacıyla kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı (TBMM) Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu’nun İzmir İktisat Kongresi Binası’nda düzenlenen Ege Bölgesi İstişare Toplantısı, komisyon başkanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıya İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, komisyon üyeleri, İzmir, Afyonkarahisar, Aydın, Denizli, Kütahya, Manisa, Muğla ve Uşak illerinden yetkililer, engellilik alanında çalışan sivil toplum kuruluşu temsilcileri, engelliler ve aileleri katıldı. Toplantı öncesinde İzmir Otizm Orkestrası (İZOT) ve İzmir Demokrasi Üniversitesi Otizm Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin konseri gerçekleştirildi. Başkan Tugay, görünmeyen engelliliğe dikkat çekti Toplantının açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Bu buluşma fırsatını bize verdikleri için çok değerli komisyonumuza ve komisyon üyelerimize teşekkür ediyoruz. Bugün sizlerden gelecek öneri, talep ve değerlendirmeleri dinlemek bu toplantının en değerli kısmı ama kısaca İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak engellilik konusuna nasıl baktığımızı ifade etmek isterim. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı altında Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğümüz var. Burada hak temelli, bütüncül ve kapsayıcı bir modelle engelli yurttaşlarımıza hizmet vermeye çalışıyoruz. Engellilik konusunun, görünür engelliliğin ötesinde görünmeyen engelliliği de kapsaması gerekiyor. Görünmeyen engellilik yaşayan da pek çok yurttaşımız var. Aslında yüz binlerce insanın zorluk yaşadığını, desteğe ihtiyacı olduğunu biliyoruz” dedi. Başkan Tugay, bu yılki 3 Aralık Dünya Engelliler Günü etkinliklerinin görünen ve görünmeyen engelliliklere dikkat çekmek amacıyla uğur böceği logosu ve “Farkında olalım, birlikte olalım” sloganı ile yapıldığını belirtti. Bu yıl 30 bin 829 kişi, merkezlerden hizmet aldı İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan ve tüm engel gruplarını kapsayan ilk yerel eylem planı olma özelliğini taşıyan Engelli Hizmetlerine Yönelik İzmir Yaklaşımı ve Eylem Planı’nı anlatan Başkan Tugay, “Bu eylem planında 7 ana amaç 22 alt hedef ve 90 faaliyet alanı belirlendi. Amacımız, engelli yurttaşlarımızın hizmetlere, olanaklara erişim konusunda karşılaştıkları zorlukları ortadan kaldırmak, onları iş yaşamında, sosyal yaşamda, eğitimde diğer yurttaşlarımızla eşit duruma getirmek. Spor, sanat, kültürel faaliyetler, hepsi değerli alanlar. Bugün kentin farklı yerlerinde 10 engelli merkezimiz var. Bu merkezlerde özel eğitim, psikososyal danışmanlık, spor ve sanat atölyeleri, duyusal destek, izcilik, doğa temelli programlarda çalışılıyor. Okuma yazmadan sosyal beceriye kadar pek çok farklı başlıkta eğitimler veriliyor. 2025 yılında bu merkezlerde 30 bin 829 kişiye eğitim, danışmanlık, destek sağlandı ve atölye çalışmaları yapıldı” diye konuştu. “İzmir Türkiye’ye örnek oldu” 500 binden fazla engelli yurttaşın İzmir’de yaşadığını sözlerine ekleyen Başkan Tugay, “Yapacak mutlaka çok işimiz var. İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2000’li yılların başından bu yana sivil toplum kuruluşlarıyla, ilgili kurumlarla, Engelsiz İzmir Komisyonu ile İzmir’de pek çok çalışma yürüttü ve bu açıdan Türkiye’ye örnek oldu. Bugün de yapacağımız çalışmalarla geldiğimiz noktayı çok daha iyi bir seviyeye götürmeliyiz. İçinde bulunduğumuz çağı da düşünerek, teknolojiyi olabildiğince engellilerin yaşamını kolaylaştıracak şekilde kullanarak, çok başarılı işler yapabileceğimizi biliyoruz. Her türlü başarı, katılımcı bir anlayışla gerçekleşir. Samimi olarak sizlerin önerilerinize her zaman açık olduğumuzu ifade etmek isterim” ifadelerini kullandı. “Partiler üstü bir konu” Komisyon Başkanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, “Bu toplantılar komisyon çalışmaları için kıymetli ve aydınlatıcı. Toplantıları, komisyon çalışmalarının omurgasını oluşturan ve yerinden dinleme mekanizmasının en önemli aşaması olarak görüyoruz. Bu buluşmalarda engellilere ilişkin kurulan her cümleyi veri olarak kaydediyoruz. Sizlerin tespiti altın kadar kıymetli” ifadelerini kullandı. Toplantıda erişilebilirlik, eğitim, istihdam, sosyal destek ve bağımsız yaşam konuları üzerinde durulacağını belirten Kasapoğlu, “Bu çalışma, Türkiye’nin çalışmasıdır, 86 milyonun konusudur, partiler üstüdür. Tüm komisyon üyelerinin de bu bilinçle burada olmasını kıymetli buluyoruz” dedi. Kasapoğlu, İzmir’e ilişkin de “İzmir’in vizyonu kıymetli. İzmir, Türkiye’nin öncü şehri ve alanda marka bir şehir. Bireylerin bağımsız yaşamın temel aktörü olmaları için iyi uygulamalar önemli” diye konuştu. “Denetim ve çalışmalar devam ediyor” İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban da resmi verilere göre İzmir’in 4 milyon 479 bin nüfusa sahip olduğunu ifade ederek “Nüfusun yüzde 5,88’i engelli. Yani resmi verilere göre 260 bin engelli vatandaş var. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda 30 bin 627 yavrumuz özel eğitimden yararlanıyor. Engellilerle ilgili barınma konusunda resmi tesisler, yüzde 100’e yakın dolulukla hizmet veriyor. Erişilebilirlik konusunda kamu kurum ve kuruluşlarında eksiklikleri gidermek için denetim ve çalışmalar devam ediyor. Bu denetimlerde kurallara uymayan yerlere yasal müeyyideleri uyguluyoruz. Aynı zamanda o eksikliğin giderilmesi konusunda takipçi oluyoruz. Kanunlarla engellilerle ilgili çıkarılan hakların tamamını takip ediyoruz” sözlerine yer verdi. “Yalnız hissettirmediler” Toplantıda, engellilik alanında yaşanan sorunlar, talepler ve öneriler tek tek dinlenerek notlar alındı. Cebelitarık Boğazı’nı solo yüzerek geçen dünyadaki ilk otizmli maraton yüzücüsü ve Manş Denizi’ni yüzerek geçen ilk otizmli erkek sporcu olan İzmir Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü ultra maraton yüzücüsü Tuna Tunca ve annesi Gülnur Tunca da toplantıda söz aldı. Gülnur Tunca, “Engellilik, çok katmanlı bir konu ama hep birlikte bunun çözülmemesi mümkün değil. Tuna mutlu, ailesi olarak biz çok mutluyuz. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, Başkan Cemil Tugay’ın, Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nun bakanlık dönemindeki destekleri çok önemliydi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübünün yanımızda olması çok değerliydi. Yalnız hissettirmediler. Bütün engel gruplarının yalnız hissetmediği bir Türkiye olsun” diye belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SOBE’de Robot Destekli Eğitim Haber

SOBE’de Robot Destekli Eğitim

SOBE Vakfı, otizmli bireylerin eğitiminde yenilikçi ve teknoloji tabanlı uygulamalara öncülük etmeye devam ediyor. Akınsoft tarafından geliştirilen Ada robot, özel eğitimde teknolojinin gücünü gösterirken çocukların sosyal hayata uyumunu da destekliyor. Ada robot, vakıf bünyesindeki eğitimlerde iletişim becerileri, sohbet etme, sıra alma, oyun ve sosyal etkileşim gibi alanlarda aktif rol oynuyor. Hareketli yapısı ve oyun temelli öğretim yöntemleri sayesinde dersler hem eğlenceli hem de ilgi çekici hale geliyor. Öğrenciler, robotla etkileşim sırasında göz teması kurma, soru-cevaplama ve basit yönergeleri takip etme gibi sosyal becerileri doğal şekilde pekiştiriyor. Okullarda öğrencilere otizmi anlatıyor Bu yenilikçi uygulama yalnızca vakıf öğrencileriyle sınırlı kalmıyor. SOBE Vakfı, devlet ve özel okullarda düzenlediği otizm farkındalığı etkinliklerinde de Ada’yı farklı okullara götürüyor. Robot, sınıflarda çocuklara otizmli arkadaşlarını daha iyi anlama, onlara destek olma ve doğru iletişim yollarını öğrenme konusunda interaktif eğitim sunuyor. Samimi ve dikkat çekici etkileşimi, farkındalık mesajlarının etkili bir şekilde aktarılmasını sağlıyor. “Robotu çocukların eğitimlerine entegre etmeye çalıştık” SOBE Vakfı Ar-Ge Birimi Koordinatörü Şerife İlkaya, robotların çocuklar için çok sevilen teknolojik cihazlar olduğunu belirterek, “Biz de bunu derslerimizde nasıl kullanabiliriz diye düşündük. Çocukların eğitimlerine entegre etmeye çalıştık. Derslerde, öğrencilerimiz için büyük motivasyon kaynağı olduğunu gözlemledik. Normalde göz teması kuramayan otizmli öğrencilerimiz, robotun gözlerine bakarak konuşmaya çalışıyor, sorular soruyor. Ada robot ile iletişim becerilerini öğretmek için çok iyi bir fırsat yakalıyoruz” dedi. “Çocuklar, ilgi ve hevesle Ada robotu dinledi” İlkaya, robotların çocuklarda yarattığı ilgiyi toplumsal farkındalık amacıyla da kullandıklarını söyleyerek, “Devlet ve özel okullardaki çocuklarımıza, sınıflarında ya da çevrelerindeki otizmli bireylerin nasıl hissettiklerini, onlara nasıl yaklaşmaları gerektiğini Ada robottan dinlemelerini istedik. Çocuklar, ilgi ve hevesle Ada robotu dinledi, sorular sordu, otizmi anlamaya çalıştı. Bizim için de çok keyifli bir deneyim oldu. SOBE Vakfı olarak başta şehrimiz olmak üzere, farkındalık etkinliklerini yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SOBE İstihdam Birimi, Otizmli Bireyleri İş Hayatına Kazandırıyor Haber

SOBE İstihdam Birimi, Otizmli Bireyleri İş Hayatına Kazandırıyor

SOBE, otizmli bireylerin topluma tam katılımını sağlamayı hedeflerken; bu bireylerin üretken bireyler olarak ekonomik hayatta da yer almalarına olanak tanıyor. Otizmli Bireylerin Ekonomik Yaşama Dahil Olması Destekleniyor SOBE bünyesinde sunulan bireysel eğitim programlarının yanı sıra, bireylerin yetenekleri doğrultusunda mesleki beceriler kazanmaları da teşvik ediliyor. El becerilerine dayalı atölyeler, uygulamalı eğitimler ve sosyal yaşam destek programlarıyla, otizmli bireylerin üretime katkı sağlayabilecek seviyeye gelmeleri hedefleniyor. Vakıf, öğrencilerinin sadece akademik değil, aynı zamanda iş yaşamına hazır bireyler olarak yetişmeleri için çeşitli iş birlikleri ve uygulama modelleri de geliştiriyor. SOBE Dükkan, Hem Farkındalık Yaratıyor Hem İstihdam Sağlıyor SOBE’nin oluşturduğu sosyal girişim platformu SOBE Dükkan, yalnızca bağış ve ürün satışı üzerinden otizmli çocukların eğitimine kaynak yaratmakla kalmıyor; aynı zamanda otizmli bireylerin ve ebeveynlerinin üretim sürecine aktif katılımını da teşvik ediyor. Bu platform, hem toplumsal farkındalık yaratıyor hem de istihdam kapısı aralıyor. Ürün tasarımı, paketleme, lojistik ve pazarlama süreçlerinde bireylerin görev alması destekleniyor. Topluma Tam Katılım İçin Kapsayıcı Model SOBE Vakfı, yalnızca Konya’nın değil, Türkiye’nin dört bir yanından gelen otizmli bireylere umut oluyor. Eğitim, sosyal gelişim ve istihdam olanaklarını kapsayıcı bir yaklaşımla birleştiren merkez, otizmli bireylerin bağımsız, üretken ve topluma entegre bireyler olarak yaşam sürmelerine öncülük ediyor. Otizmli bireylerin yaşamın her alanında aktif rol almalarını destekleyen SOBE, gelecekte daha fazla bireyin istihdam sürecine dahil olması için projelerini büyütmeyi sürdürüyor. “9 öğrencimizi iş sahibi yapmanın gururunu yaşıyoruz” İstihdam Birimi Sorumlusu Tahsin Afyoncu, 2021 yılında 2 öğrenciyle başlayan istihdam biriminin bugün 9 öğrenciyle yoluna devam ettiğini belirterek, “Amacımız; otizmli bireyleri iş hayatına hazırlamak ve onlara güvenli iş imkanları sunmak. Kısa sürede 9 öğrencimizi iş sahibi yapmanın gururunu yaşıyoruz. Daha fazla otizmli bireyi iş hayatına kazandırmak için her geçen gün büyüyor ve gelişiyoruz. Ayrıca, İŞKUR’un düzenlediği ‘Destekli İstihdam Projesi’ kapsamında gerekli çalışmalar yapılarak başvuru gerçekleştirilmiş ve sunduğumuz proje kabul edilmiştir. Bu proje kapsamında istihdamın ilk yılı İŞKUR, ikinci yılı ise SOBE tarafından desteklenecek olup, toplamda 2 yıl sürecektir. Proje çerçevesinde SOBE bünyesinde 2 öğrenci daha istihdam edilmiştir. Bu proje ile toplam istihdam edilen öğrenci sayısı 11’e yükselmiştir” dedi “Her bireye uygun iş imkanı sağlanmalıdır” Otizmli bireylerin istihdam edilmesinin bağımsızlık ve özgüven açısından kritik olduğuna dikkat çeken Afyoncu, “Bir işte başarı elde ettikçe bireylerin öz güveni artar, kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenirler. Elbette bireysel farklılıklar göz önüne alınmalı ve her bireye uygun iş imkanı sağlanmalıdır. İş hayatına giren bireyler sadece ekonomik bağımsızlık elde etmekle kalmaz, aynı zamanda sosyal etkileşimlerini de güçlendirir. Bu da yaşam kalitelerini yükseltir ve toplumun otizmi daha iyi anlamasına katkı sağlar” diye konuştu. “İstihdam sadece bireysel değil, toplumsal açıdan da büyük bir katkıdır” Otizmli bireylerin iş yaşamında birçok beceriyle öne çıktığını vurgulayan Afyoncu, “Rutin ve tekrarlayan görevlerde yüksek verimlilik gösterirler. Ürün paketleme, etiket yapıştırma, reyon düzenleme gibi işlerde avantaj sağlarlar. Belirli bir göreve uzun süre odaklanabilme yetenekleri iş verimliliğini artırır. En önemlisi ise problem çözme becerileridir. Karşılaştıkları sorunlara hızlı ve pratik çözümler üretebilmeleri, onların günlük yaşamda da güçlenmelerine yardımcı olur. Bu yönüyle istihdam sadece bireysel değil, toplumsal açıdan da büyük bir katkıdır” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kuşadası’nda Kulaçlar Otizmli Çocuklar İçin Atıldı Haber

Kuşadası’nda Kulaçlar Otizmli Çocuklar İçin Atıldı

Kuşadası'nın dünyaca ünlü mavi bayraklı plajı Kadınlar Denizi, bu yıl 5’inci kez düzenlenen ‘Açık Su Yüzme Yarışı’na’ ev sahipliği yaptı. Otizmli çocuklara dikkat çekmek ve eğitimlerine katkıda bulunmak amacıyla gerçekleştirilen etkinliğe Ocean’s 7’etaplarını bitiren ilk Türk kadın yüzücü olan Bengisu Avcı da katıldı. Manş Denizi’ni geçen otizmli ilk yüzücü Tuna Tunca’nın da yer aldığı etkinlikte, Milli ultra maraton yüzücüsü Bengisu Avcı, diğer yüzücülerle birlikte kulaçlarını otizmli çocuklar için attı. Avcı, 137 numaralı sırt numarasıyla suya girip, 3 bin metre kategorisinde yarıştı. Türkiye genelinden amatör ve profesyonel olmak üzere yaklaşık 135 yüzücünün katıldığı yarış, madalya töreni ile sona erdi. Kuşadası Belediye Spor Başkanı Mehmet Sarıdedeoğlu, “Yarışmaya Türkiye’nin farklı il ve ilçelerinden 135 sporcu katıldı. Katılan ve emek veren herkese çok teşekkür ederim. Amacımız otizmli çocuk ve bireylerin sporda ne kadar başarılı olabileceklerini göstermekti” dedi. Kuşadası Otizm Derneği Başkanı İbrahim Durak ise, “Etkinliğimizde otizmli bireylerin ve ailelerinin yaşamına katkı vermek için bir araya geldik. Bu yarışmaya katılmak için gösterdikleri çaba bizi çok memnun etti. Bu etkinlikle otizme olan farkındalığı artırdığımıza inanıyorum” diye konuştu. “ARAMIZDA BİR FARK YOK” Kuşadası’nda bulunduğu için çok mutlu olduğunu belirten Milli ultra maraton yüzücüsü Bengisu Avcı da “Ocean’s 7’etaplarını tamamladığım için gurur duyuyorum. İklim değişikliğine dikkat çekmek amacıyla yaptığımız bir geçişti. Yeni hedefim kendi sporcularımı yetiştirmek ve mart ayında Finlandiya’da düzenlenecek olan Dünya Kış Yüzme Şampiyonası’nda madalya kazanmak olacak. Şu an Çanakkale’de antrenmanlarıma yoğun bir şekilde devam ediyorum. Sürekli buz küvetine girip, soğuk suda çalışıyorum. Kuşadası’nda otizmli sporcularla kulaç atmak çok keyifli. Aramızda bir fark olmadığını, onların da spor yaparken bizim kadar başarılı olduğunu görmek çok güzel bir duygu” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka, Disleksi ve Otizm'in Erken Tanısında Yüzde 98'e Varan Doğruluk Sağladı Haber

Yapay Zeka, Disleksi ve Otizm'in Erken Tanısında Yüzde 98'e Varan Doğruluk Sağladı

Otizm ve disleksi gibi nörogelişimsel farklılıklar, bireylerin yaşamını derinden etkiliyor. Tıpkı diğer tüm sağlık sorunlarında olduğu gibi, bu durumlarda da erken ve doğru teşhis, kişilerin ihtiyaç duyduğu özel eğitim ve desteğe ulaşması açısından hayati önem taşıyor. Fakat, her iki durum da dikkat eksikliği, hiperaktivite gibi başka sorunlarla karıştırılabiliyor veya aileler tarafından fark edilmeyebiliyor. Bu yanlış anlaşılmalar ise tanı ve müdahalede gecikmelere yol açabiliyor. Hemen hemen hayatımızın her yönüne etkisi bulunan teknolojik gelişmeler bu rahatsızlıkların erken teşhisinde önemli bir rol oynuyor. Bu kapsamda Bahçeşehir Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'nden Dr. Öğr. Üyesi Günet Eroğlu'nun kaleme aldığı "Disleksi ve Otizm Spektrum Bozukluğunda Biyobelirteç Tespiti için Elektroensefalografi Tabanlı Makine Öğrenmesi: Modeller, Özellikler ve Tanısal Fayda Üzerine Karşılaştırmalı Bir Derleme" başlıklı makale de EEG (elektroensefalografi) ve yapay zekâ teknolojilerinin, bu tür bilişsel temelli durumları erkenden ortaya çıkarabileceğini gösteriyor. Makale, 15 farklı akademik çalışmanın verilerini analiz ederek, beyin dalgalarını inceleyen EEG verileri üzerinden disleksi ve OSB'nin yüksek doğruluk oranlarıyla (%82 ila %99,2) teşhis edilebileceğini gösteriyor. Bu başarı, özellikle geleneksel yöntemlerle tanının konulmasının zor olduğu vakalarda, nörogelişimsel bozukluklara yönelik objektif biyobelirteçlerin belirlenmesi açısından büyük bir ilerleme anlamına geliyor. Bu derleme, disleksi ve OSB'yi ayrı ayrı ele alan geleneksel yaklaşımlardan farklı olarak, iki durumu da karşılaştırmalı bir şekilde değerlendiriyor. Bu sayede, ortak nöral mekanizmalar ve metodolojik zorluklar daha iyi anlaşılıyor, bu da gelecekteki tanı süreçlerinin geliştirilmesi için önemli ipuçları sunuyor. Makale, bu teknolojilerin klinik uygulamalara entegrasyonu için hâlâ aşılması gereken zorluklar olduğunu da belirtiyor. Ancak elde edilen yüksek doğruluk oranları, yapay zekâ destekli EEG analizlerinin, nörogelişimsel bozuklukların erken teşhisinde ve tedavisinde yeni bir dönem başlatabileceğini gösteriyor. "Her Şey Beyni Anlamaktan Geçiyor" Bu makalenin yapay zekanın nörobilim alanında ne kadar dönüştürücü olabileceğini gösterdiğini belirten Auto Train Brain Ceo'su Dr. Günet Eroğlu, "Erken yaşta konulacak doğru bir teşhis, bir çocuğun tüm hayatını değiştirebilir. Çünkü her şey beyni anlamaktan geçiyor; bu sorunlar beynin içerisinde gerçekleşiyor. Amacımız, klinik süreçleri daha verimli ve ulaşılabilir hale getirerek, disleksi ve otizmli bireylerin potansiyellerini tam olarak gerçekleştirmelerine yardımcı olmaktır. EEG ve makine öğrenmesi teknolojileri, bu hedefimize ulaşmak için en güçlü araçlarımızdan biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu sorunların teşhisinde olduğu gibi, tedavisinde de teknolojik gelişmeler büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Makale, bilimin ve teknolojinin, nörogelişimsel bozuklukların anlaşılması ve yönetilmesi konusunda önemli çıkarımlar da yapıyor" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.