Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Otizm

Kapsül Haber Ajansı - Otizm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otizm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Otizmli Çocukların Nitelikli Eğitime Erişimi İçin Çağrı Haber

Otizmli Çocukların Nitelikli Eğitime Erişimi İçin Çağrı

Türkiye’de eğitim çağında yaklaşık 700 bin otizmli çocuk bulunuyor. Bu çocukların yalnızca 44 bini, başka bir ifadeyle her 100 otizmli çocuktan yalnızca 6’sı nitelikli eğitime erişebiliyor. Tohum Otizm Vakfı, “Okula Dönüş” kampanyasıyla bu tabloya dikkat çekerek otizmli çocukların eğitime eşit erişimi için toplumsal destek çağrısında bulunuyor. Yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde milyonlarca öğrenci okula dönüş heyecanı yaşarken, otizmli çocukların önemli bir bölümü ihtiyaçlarına uygun eğitim ortamlarına eşit koşullarda erişemiyor. Tohum Otizm Vakfı, “Otizmin Tek Çaresi Eğitim” mesajıyla hayata geçirdiği kampanyada, erken tanı sonrasında yoğun, sürekli ve bilimsel temelli özel eğitime erişimin önemini hatırlatarak toplumun tüm kesimlerini bu alandaki çalışmalara katkı sunmaya davet ediyor. Erken Tanı ve Bilimsel Temelli Özel Eğitim Büyük Önem Taşıyor Otizm spektrum bozukluğu, doğuştan gelen ve belirtileri yaşamın ilk yıllarında görülebilen nörogelişimsel bir farklılıktır. Dünyada ve ülkemizde otizmin görülme sıklığı hızla artarken, bilimsel çalışmalar erken tanı sonrasında başlayan nitelikli özel eğitimin, otizmli çocukların gelişimlerinin desteklenmesinde önemli bir rol oynadığını gösteriyor. Bireysel ihtiyaçlara uygun programlarla yürütülen eğitim süreçleri çocukların iletişim, sosyal etkileşim, günlük yaşam, akademik ve bağımsız yaşam becerilerinin gelişimine katkı sağlıyor. Çocuklarda göz teması kurmama, ismine tepki vermeme, konuşmada gecikme, akranlarıyla iletişim kurmakta zorlanma, tekrarlayıcı hareketler ve sınırlı ilgi alanları gibi belirtiler gözlemlendiğinde uzman bir çocuk ve ergen psikiyatristine başvurulması öneriliyor. Nitelikli Eğitime Erişim, Otizmli Çocuklar İçin Eşit Fırsatlara Erişim Demek Otizmli çocukların erken tanı sonrasında ihtiyaçlarına uygun eğitim süreçlerine zamanında yönlendirilmesi büyük önem taşıyor. Akranlarıyla birlikte öğrenebilecekleri kapsayıcı eğitim ortamlarının yaygınlaşması, çocukların eğitim süreçlerini güçlendirirken toplumsal yaşamda eşit fırsatlara erişimlerini de destekliyor. Tohum Otizm Vakfı olarak, daha fazla otizmli çocuğun nitelikli eğitime erişebilmesi için aileleri, öğretmenleri ve ilgili tüm paydaşları destekleyen çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Vakfın “Okula Dönüş” kampanyası kapsamında yapılacak bağışlar, daha fazla otizmli çocuğun nitelikli özel eğitime erişmesine ve eğitim burslarından yararlanmasına katkı sağlayacak. Tohum Otizm Vakfı, “Bağışınızla daha çok çocuğa ulaşmamız mümkün!” çağrısıyla herkesi kampanyaya destek olmaya davet ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sinaptik Budama Beyni Daha Verimli Kılıyor! Haber

Sinaptik Budama Beyni Daha Verimli Kılıyor!

Özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde yoğunlaşan ve bu süreçte kullanılan sinir bağlantılarının güçlendiğini, kullanılmayanların ise zayıfladığını dile getiren Dr. Şalçini, “Kitap okumak, yeni bir dil öğrenmek, müzikle ilgilenmek, spor yapmak ve sosyal etkileşim içinde olmak beynin kullandığı sinir ağlarını güçlendirir. Beyin, yaşam boyunca deneyimlere göre kendini yeniden düzenleyen dinamik bir yapıya sahiptir.” dedi. Kaliteli uykunun da öğrenilen bilgilerin pekiştirilmesi ve gereksiz bağlantıların ayıklanmasında önemli rol oynadığı kaydeden Dr. Şalçini, dengeli beslenme, düzenli egzersiz, zihinsel aktivite ve kaliteli uykunun beyin sağlığını desteklediğini vurguladı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, sinaptik budamanın beynin gelişimi ve öğrenme süreçlerindeki rolü, çocukluk ve ergenlikteki önemi ve yaşam boyu beyin sağlığını destekleyen alışkanlıklarla ilişkisi hakkında açıklamalarda bulundu. Beyinde daha fazla bağlantı, daha yüksek zekâ anlamına gelmiyor! Sinaptik budamanın beynin gelişimi için vazgeçilmez bir mekanizma olduğunu dile getiren Dr. Celal Şalçini, “İnsan beyni doğumdan sonra çok sayıda sinaptik bağlantı oluşturur. Ancak bu bağlantıların tamamının korunması mümkün değildir. Beyin, kullanılmayan veya işlevsel olmayan bağlantıları zamanla ortadan kaldırarak daha güçlü ve daha verimli sinir ağları oluşturur. Sinaptik budama olarak adlandırılan bu süreç, sağlıklı beyin gelişiminin doğal ve gerekli bir parçasıdır.” dedi. Sinaptik budamanın yanlış anlaşılan bir konu olduğuna dikkat çeken Dr. Şalçini, “Toplumda daha fazla sinir bağlantısının daha yüksek zeka anlamına geldiği yönünde yaygın bir inanış var. Oysa önemli olan bağlantıların sayısı değil, etkinliğidir. Beyin gereksiz bağlantıları ortadan kaldırarak bilgi işlemeyi hızlandırır, dikkatin odaklanmasını kolaylaştırır ve öğrenmeyi daha verimli hale getirir.” ifadelerini kullandı. İlk yıllar ve ergenlik kritik dönemler! Sinaptik budamanın özellikle yaşamın ilk yıllarında ve ergenlik döneminde yoğunlaştığını vurgulayan Dr. Şalçini, “Bebeklik döneminde beyin çok hızlı yeni bağlantılar oluşturur. Çocuk büyüdükçe kullanılan bağlantılar güçlenirken kullanılmayanlar elenir.” dedi. Ergenlikte ise beynin özellikle planlama, dikkat ve karar verme gibi işlevlerden sorumlu ön bölgesinin yeniden şekillendiğini dile getiren Dr. Şalçini, bu nedenle çocukluk ve ergenlik dönemindeki deneyimlerin, beynin gelişiminde kalıcı izler bıraktığını aktardı. Kullanılmayan sinir ağları zamanla zayıflıyor! Öğrenmenin sinaptik bağlantılar üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Dr. Celal Şalçini, şöyle devam etti: “Kitap okumak, yeni bir dil öğrenmek, müzikle ilgilenmek, spor yapmak ve sosyal etkileşim içinde olmak beynin kullandığı sinir ağlarını güçlendirir. Kullanılmayan bağlantılar ise zamanla zayıflar. Beyin, yaşam boyunca deneyimlere göre kendini yeniden düzenleyen dinamik bir yapıya sahiptir.” Kaliteli uyku beyin için bir bakım süreci! Uyku ile sinaptik budama arasındaki ilişkiye değinen Dr. Şalçini, “Uyku yalnızca dinlenme zamanı değildir. Beyin uyku sırasında gün içinde öğrenilen bilgileri değerlendirir, önemli olanları pekiştirirken gereksiz olanları ayıklar. Özellikle çocuklar ve ergenler için yeterli ve kaliteli uyku, sağlıklı beyin gelişiminin temel unsurlarından biridir.” şeklinde konuştu. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları beyin gelişimini destekliyor! Dengeli beslenme ve fiziksel aktivitenin de önemli olduğuna işaret eden Dr. Şalçini, “Omega-3 açısından zengin beslenme, düzenli egzersiz, kaliteli uyku ve zihinsel olarak aktif kalmak, beynin sağlıklı işleyişini destekleyen yaşam alışkanlıklarıdır. Bu faktörler sinir hücrelerinin iletişimini güçlendirerek bilişsel fonksiyonların korunmasına katkı sağlayabilir.” açıklamasını yaptı. Sinaptik budamadaki farklılıklar bazı nörogelişimsel hastalıklarla ilişkili olabilir! Sinaptik budamanın bazı nörogelişimsel hastalıklarla ilişkisini inceleyen çalışmaların sürdüğü bilgisini veren Dr. Celal Şalçini, “Bilimsel araştırmalar, sinaptik budama süreçlerindeki farklılıkların otizm spektrum bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile şizofreni gibi bazı hastalıklarla ilişkili olabileceğini gösteriyor.” dedi. Dr. Şalçini, ancak bu hastalıkların tek bir nedene bağlı olmadığını, genetik ve çevresel birçok faktörün birlikte rol oynadığını hatırlattı. Beyin yaşam boyu değişmeye devam ediyor! Beynin gelişiminin çocuklukla sınırlı olmadığının altını çizen Dr. Celal Şalçini, sözlerini şöyle tamamladı: “Eskiden erişkin beyninin değişmediği düşünülüyordu. Günümüzde ise beynin yaşam boyunca yeni bağlantılar kurabildiğini ve kullanılmayan bağlantıları yeniden düzenleyebildiğini biliyoruz. Bu nedenle öğrenmenin yaşı yoktur. Yeni beceriler kazanmak, zihinsel olarak aktif kalmak ve sosyal yaşamın içinde olmak beyin sağlığını destekleyen önemli alışkanlıklardır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

  Çocukluk Çağı Aşıları Kalıcı Hastalıklardan Koruyor!  Haber

  Çocukluk Çağı Aşıları Kalıcı Hastalıklardan Koruyor! 

Aşılar, belirli bir mikrobun zayıflatılmış ya da etkisizleştirilmiş kısımlarını içererek, bağışıklık sisteminin bu mikrobu önceden tanımasını ve ona karşı savunma geliştirmesini sağlıyor. Böylece kişi gelecekte aynı mikroba maruz kaldığında, bağışıklık sistemi daha hızlı ve etkili şekilde harekete geçerek hastalığın ortaya çıkmasını engelleyebiliyor ya da hastalığın daha hafif geçirilmesini sağlıyor. Memorial Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Meltem Güneş Aslan, “1-31 Ağustos Ulusal Aşı Farkındalık Ayı” kapsamında çocukluk çağı aşılarının önemi, aşılama takvimi ve ailelerin merak ettikleri konular hakkında bilgi verdi. Aşılar, bağışıklık sistemini uyararak belirli bir enfeksiyon etkenine karşı koruma sağlayan biyolojik ürünlerdir. Virüs, bakteri, parazit veya mantar gibi mikropların vücuda girerek çoğalması hastalığa neden olur. Bağışıklık sistemi ise bu mikropları yok ederek hastalıkla mücadele etmeye çalışır. Bebekler enfeksiyonlara karşı daha savunmasız Bebeklik ve çocukluk döneminde aşılama büyük önem taşır. Yenidoğan bebekler, dış dünyadaki mikroplara karşı henüz tamamen gelişmemiş bir bağışıklık sistemine sahiptir. Anneden plasenta aracılığıyla bebeğe geçen koruyucu antikorlar da yaşamın ilk aylarında giderek azalır. Bu nedenle doğumdan sonraki ilk günler ve aylarda başlayan aşılama, bağışıklık sistemi henüz gelişmekte olan bebek ve çocukların ölümcül olabilen veya kalıcı hasara yol açabilen bulaşıcı hastalıklardan korunmasına yardımcı olur. Aşılama yalnızca aşılanan çocuğun sağlığı açısından değil, toplum sağlığı açısından da önem taşır. Bir enfeksiyon etkenine karşı toplumun büyük bölümünün aşılanması, hastalığın yayılma zincirinin kırılmasına katkı sağlar. Sürü bağışıklığı olarak ifade edilen bu durum sayesinde, henüz aşılaması tamamlanmamış küçük bebekler ile kanser hastaları gibi bağışıklık sistemi düşük bireylerin de enfeksiyonlardan dolaylı olarak korunması mümkün olur. Ulusal aşı takviminde hangi aşılar bulunuyor? Çocukluk dönemi ulusal aşı takvimi; DifteriBoğmaca Tetanoz Çocuk felci Tüberküloz Kızamık Kızamıkçık Kabakulak SuçiçeğiHepatit AHepatit BHemofilus influenza tip b Streptococcus pneumonia Bunların yanı sıra influenza (grip) aşısı, rotavirüs aşısı, meningokok aşısı, RSV aşısı ve HPV aşısı da doktorun tavsiyesi doğrultusunda farklı yaş gruplarında uygulanabilecek aşılar arasında yer alır. Aşılama doğumdan hemen sonra başlıyor Bebek ve çocuklarda aşılama, doğumdan hemen sonra uygulanan Hepatit B aşısı ile başlamaktadır. Hayatın ilk 1-2 yılı içerisinde birincil koruma serisi tamamlanırken, ilerleyen yaşlarda farklı dönemlerde uygulanan pekiştirme dozlarıyla bağışıklığın devamlılığı sağlanmaktadır. Prematüre bebeklerde de aşılama süreci özel bir önem taşımaktadır. Prematüre bebeklere aşılar, gebelik haftasından bağımsız olarak takvim yaşına göre uygulanmaktadır. Aşılar tam doz olarak ve uygun aralıklarla yapılmaktadır. Hepatit B aşısının ilk dozunda ise bebeğin vücut ağırlığı dikkate alınarak ilk doz bebeğin vücut ağırlığı 2000 grama ulaştıktan sonra uygulanmaktadır. Aşı takibinde ailelerin rolü büyük Ailelerin çocuklarının aşılarını zamanında yaptırmaları ve aşı takvimini düzenli şekilde takip etmeleri da büyük önem taşır. Düzenli hekim kontrolleri sırasında çocukların aşı durumları değerlendirilerek takip edilmektedir. Herhangi bir nedenle aşı takviminde gecikme yaşanması veya bazı aşıların zamanında yapılamaması durumunda ise aşılama için süreç tamamen kaybedilmez. Kaçırılan aşıların, doktor tarafından belirlenen yeni bir takvim doğrultusunda tamamlanabilmektedir. Aşıların yan etkileri çoğunlukla hafif ve geçici Aşı uygulamalarından sonra genellikle herhangi bir yan etki görülmezken, bazı kişilerde geçici ve hafif yan etkiler ortaya çıkabilir. Aşıya bağlı en sık görülen yan etkiler arasında aşının uygulandığı bölgede kızarıklık ve şişlik, hafif ateş, baş ağrısı, kas ağrısı ve döküntü olabilir. Nadiren alerjik reaksiyonlar gibi daha ciddi yan etkiler de görülebilir. Aşıların güvenilirliğine ilişkin değerlendirmeler ise uzun ve titiz bilimsel süreçlerden geçer. Aşılar, etkinlikleri ve yan etki gelişimi açısından klinik çalışmaları tamamlandıktan sonra ruhsatlandırılır. Üretim ve dağıtım aşamalarında da çok sıkı kontrollerden geçirilir. Türkiye’de kullanılan aşılar; Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Avrupa İlaç Ajansı (EMA), ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) veya T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından ruhsatlandırılmış aşılardan oluşur. Bilimsel araştırmalar aşılar ile otizm arasında ilişki olmadığını gösteriyor Aşılarla ilgili toplumda zaman zaman çeşitli yanlış inanışlar da gündeme gelebilir. Bunlardan biri, aşıların otizm spektrum bozukluğuna neden olduğu yönündeki iddialardır. Bu iddialar üzerine çok sayıda bilimsel araştırma yapılmış ve aşılar ile otizm arasında bir ilişki olmadığı ortaya konulmuştur. Aşılama sonrasında ortaya çıkabilen hafif ateş ve kırgınlık gibi belirtiler, hastalık geliştiği anlamına gelmez. Bu belirtiler, bağışıklık sisteminin aşıya verdiği yanıtın bir sonucu olarak görülür. Aşılar çocuk ve toplum sağlığı açısından hayati önem taşıyor Çocukların aşılarının düzenli olarak yaptırılması ve aşı takviminin sağlık çalışanlarıyla iş birliği içerisinde takip edilmesi gerekmektedir. Bağışıklama programları, bulaşıcı hastalıkların azaltılması ya da tamamen ortadan kaldırılmasında en etkin ve en ekonomik müdahale yöntemlerinden biridir. Bağışıklama sayesinde her yıl milyonlarca çocuğun hayatının korunmasına katkı sağlanmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tohum Otizm Vakfı Eğitim Kurumları’nda Yıl Sonu Coşkusu Haber

Tohum Otizm Vakfı Eğitim Kurumları’nda Yıl Sonu Coşkusu

Türkiye’de 2003 yılından bu yana otizmde erken tanının önemine dikkat çekilmesi, nitelikli eğitimle otizmli bireylerin topluma kazandırılmalarına öncülük edilmesi ve bu çalışmaların yurt çapında yaygınlaştırılması amacıyla faaliyet gösteren Tohum Otizm Vakfı; 2006 yılında kurduğu Tohum Otizm Vakfı Eğitim Kurumları ile de otizmli çocuklara erken çocukluk, okul öncesi ve okul dönemi eğitimlerinde bilimsel temelli eğitim olanakları sunuyor. Vakfın Şişli’deki okul yerleşkesinde gerçekleşen yıl sonu gösterisi; öğrenciler, veliler, mezunlar, öğretmenler, vakıf çalışanları ve özel eğitime gönül vermiş paydaşları bir araya getirerek unutulmaz anlara sahne oldu. Büyük emekle hayata geçirilen etkinlikte öğrenciler; drama, dans, halay ve ritim gösterileriyle sahnede izleyicilerle buluştu. Program kapsamında öğrenciler yıl boyunca edindikleri becerileri sahne deneyimiyle paylaşırken, mezuniyet ve başarı belgeleri de takdim edildi. Tohum Otizm Vakfı Eğitim Direktörü ve Okul Müdürü Ayşe Nur Kekiç, öğrencilerin yıl boyunca gösterdiği gelişimi sahnede izlemekten büyük gurur duyduklarını belirterek şunları söyledi: “Bugün sahnede izlediğimiz her performans, öğrencilerimizin yıl boyunca emekle, sabırla ve sevgiyle attığı adımların bir yansıması. Kimi zaman ilk kez kurulan bir göz teması, kimi zaman beklenen bir kelime, kimi zaman da sahneye çıkma cesareti bizler için çok kıymetli. Doğru destek ve doğru ortam sağlandığında her çocuğun gelişebileceğine inanıyoruz. Onlara kazandırdığımız her beceri, yalnızca bugünü değil; bağımsız bireyler olarak gelecekte toplumun bir parçası olmalarını da destekliyor. Bu yolculukta öğrencilerimizin yanında olan ailelerimize, öğretmenlerimize ve tüm destekçilerimize gönülden teşekkür ediyoruz.” Etkinlik kapsamında destek veren kurumlara teşekkür plaketleri Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Seda Köknel tarafından takdim edildi. Tohum Otizm Vakfı Onursal Başkanı Mine Narin’in de yer aldığı etkinliğe; Şişli Kaymakamı Cevdet Ertürkmen, Şişli Milli Eğitim Şube Müdürü Adnan Can da katılım gösterdi. Etkinlik, tüm öğrencilerin ve eğitimcilerin sahnede bir araya geldiği coşkulu anlarla sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tohum Otizm Vakfı Otizmli Bireylerin Dünyasını Görünür Kılıyor Haber

Tohum Otizm Vakfı Otizmli Bireylerin Dünyasını Görünür Kılıyor

“Otizm spektrum bozukluğu” olan çocukların erken tanı ve nitelikli eğitime erişimine öncülük eden ve bu çalışmaların Türkiye genelinde yaygınlaştırılması amacıyla 2003 yılından bu yana faaliyet gösteren Tohum Otizm Vakfı, yeni kamu spotu ile otizmli çocukların günlük yaşamda karşılaştığı duyusal ve sosyal zorlukları etkileyici bir anlatımla ekrana taşıyor. Sıradan bir merdiven çıkmanın kar fırtınasında Everest’e tırmanmak gibi hissedildiği, bir kapı zilinin zihinde dev çanlar gibi yankılandığı sahneler; otizmli bireylerin basit görünen anlarda bile yoğun bir mücadele verebildiğini gözler önüne seriyor. Kamu spotunun dikkat çeken sahnelerinden birinde, berber koltuğunda oturan otizmli bir çocuk için yumuşak bir dokunuşun iğneli toplar gibi hissedildiği anlatılıyor. Parkta akranlarıyla oyun oynarken yaşadığı “oyun dışı kalma” hissi ise otizmli çocukların sosyal hayata katılımda karşılaştığı güçlükleri görünür kılıyor. "Hayatın Kurallarını Ben Yazmadım Ama İçinde Yaşıyorum” Filmde yer alan “Bu hayatın kurallarını ben yazmadım ama içinde yaşıyorum. Farkındasınız biliyorum, şimdi yanımda durma zamanı” mesajı, toplumu farkındalığın ötesine geçmeye ve otizmli çocukların eğitim yolculuğuna destek olmaya davet ediyor. Tohum Otizm Vakfı; otizmli çocukların iletişim, sosyal uyum, günlük yaşam ve bağımsızlık becerilerinin gelişiminde en etkili yol olan yoğun, sürekli ve bilimsel temelli özel eğitime dikkat çekerek, herkesi bağışlarıyla otizmli çocukların eğitimine katkı sunmaya çağırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayramın Bereketi Otizmli Çocukların Geleceğine Dönüşüyor Haber

Bayramın Bereketi Otizmli Çocukların Geleceğine Dönüşüyor

2003 yılından bu yana çalışmalarını sürdüren Tohum Otizm Vakfı, otizmli çocukların erken yaşlarda tanı almaları ve onlar için bireysel olarak hazırlanan bilimsel temelli eğitim programlarından yararlanabilmeleri amacıyla faaliyetlerine devam ediyor. Bu bayramda yapılacak her katkı, eğitim bekleyen daha fazla çocuğun hayallerine bir adım daha yaklaşmasını sağlayacak. Eğitimde Süreklilik, Hayatta Bağımsızlık Otizmin günümüzde bilinen en etkili çözümü erken tanı ve yoğun, bilimsel temelli özel eğitimdir. Tohum Otizm Vakfı, bayramın getirdiği yardımlaşma ruhunu, çocukların hayat boyu ihtiyaç duyacağı becerileri kazanmalarını sağlayacak eğitim fonuna aktarıyor. Bu sayede yapılan bağışlar geçici bir destek olmanın ötesine geçerek, bir çocuğun hayat boyu sürecek başarı hikâyesinin başlangıcı oluyor. İyiliği Bayram Sertifikası ile Taçlandırın Otizmli çocukların eğitim olanaklarına ulaşmaları için, Tohum Otizm Vakfı internet sitesi www.tohumotizm.org.tradresindeki “Bağış” bölümünde yer alan “Bayram Bağışları” başlığından desteğinizi iletebilirsiniz. Ayrıca sevdiklerinizin bayramını anlamlı bir iyilikle kutlamak isterseniz, “Sertifika Bağışları” bölümünden “Bayram Tebriği Sertifikası” oluşturarak bu bağışı sevdiklerinize hediye edebilirsiniz. Tohum Otizm Vakfı, vekâleten kurban kesimi yapmamakla birlikte bağışçıların Kurban Bayramı dolayısıyla yapacakları katkıları kesimsiz kurban bağışı olarak kabul ederek doğrudan eğitim projelerine yönlendiriyor. Bu bayramda yapacağınız her bağış, bir çocuğun daha eğitim fırsatı ile yaşamına kalıcı ve bilimsel bir dokunuş yapma olanağı sunacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmit'te Otizm Spor ve Yaşam Evi 500’den Fazla Çocuğun Hayatına Dokundu Haber

İzmit'te Otizm Spor ve Yaşam Evi 500’den Fazla Çocuğun Hayatına Dokundu

İzmit Belediyesi tarafından otizm spektrum bozukluğu olan bireylerin gelişimini desteklemek amacıyla hayata geçirilen Otizm Spor ve Yaşam Evi, 3-25 yaş arası bireylerin spor, motor beceri, bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimlerine katkı sunmaya devam ediyor. Açıldığı 2023 yılından bu yana 500’den fazla çocuğun hayatına dokunan merkez, özel gereksinimli bireylerin sosyal yaşama uyumunu güçlendirmeyi hedefliyor. SOSYAL GELİŞİME KATKI Otizm Spor ve Yaşam Evi’nden hizmet alan Yiğit’in annesi Yasemin Çakır, yaşadıkları değişimi şu sözlerle anlattı: “Tek oğlum hafif düzeyde otizm spektrum bozukluğuna sahip. Şubat ayından bu yana bu kurumdan hizmet alıyoruz. Buraya gelebilmek için tuvalet eğitimiyle çok uğraştık ve sonunda başardık. Sporu yalnızca fiziksel aktivite olarak görmüyorum. Çocuğun sosyal gelişimine, topluma uyumuna çok büyük katkı sağlayan bir araç olduğunu düşünüyorum. “YİĞİT’LE ARTIK EL ELE HER YERE GİDEBİLİYORUZ” Buraya gelmeden önce Yiğit’i sanki bir uzay boşluğundaymış gibi düşünebilirdik. Sürekli hareket halindeydi, elinden tutup rahatça bir ortama giremiyordum. Ama buraya geldikten sonra Yiğit’le el ele her yere gidebiliyoruz. Öğretmenlerimiz onun ihtiyaçlarına göre özel parkurlar hazırlıyor. Tırmanma, zıplama, çevresinin farkına varma gibi birçok konuda gelişim gösterdiğine inanıyorum. Bu kurumu bizlere kazandıran Başkanımız Fatma Kaplan Hürriyet’e ve öğretmenlerimize teşekkür ediyorum.” “METEHAN SPORLA BİRLİKTE KENDİNİ İFADE ETMEYE BAŞLADI” Merkezden 4 aydır faydalandıklarını ifade eden Metehan Tavacı’nın annesi Meral Tavacı ise oğlunun yaşadığı gelişimi şu sözlerle anlattı: “Oğlum bu süreçte sporla tanıştı. Kendini ifade etme ve göz teması kurma gibi becerilerinde ilerleme kaydettik. Spor yaptığı için kilo problemi de çözüldü. Düzenli olarak her hafta geliyoruz. Burada birebir eğitim alıyor. Masa tenisi oynuyor, spor aletlerini kullanıyor, golf oynuyor, bisiklet sürüyor. Öğretmenlerimiz bizleri çok destekliyor. Çok memnunuz.” 500’DEN FAZLA ÇOCUĞA ULAŞILDI İzmit Belediyesinin özel gereksinimli bireyler ve aileleri için hizmete sunduğu Otizm Spor ve Yaşam Evi’nde masa tenisi, basketbol, mini golf, bisiklet, parkur çalışmaları ve duyu bütünleme etkinlikleri gerçekleştiriliyor. Kurumda özel eğitim öğretmeni, beden eğitimi öğretmenleri ve duyu bütünleme eğitmeni görev yapıyor. Eğitime başladığı günden bu yana 500’den fazla çocuğa ulaşan merkez, yalnızca İzmit’ten değil çevre illerden de başvuru alıyor. Başvuruların ardından Kocaeli Üniversitesi Çocuk Psikiyatri Bölümü, Tabipler Odası ve ilgili paydaşların desteğiyle değerlendirme süreci yürütülüyor. Uygun görülen bireyler, 6 ay boyunca eğitim programlarından faydalanabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hamilelikte Ağrı Kesici Kullanımı Otizme Neden Olur Mu? Haber

Hamilelikte Ağrı Kesici Kullanımı Otizme Neden Olur Mu?

Özellikle sosyal medya ve çeşitli açıklamalar, bilimsel gerçeklikten uzak yorumlarla kafa karışıklığına neden olabiliyor. Uzmanlar, doğru bilgiye ulaşmanın ve tedavi kararlarını hekimle birlikte vermenin önemine dikkat çekiyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Bölümü’nden Uzm. Dr. Burcu Ece Kök Özyürek, gebelikte ağrı kesici kullanımı ve otizmle ilişkisine dair bilgiler verdi. Tedaviden kaçınmak daha büyük risk oluşturabilir Gebelikte kullanılan ağrı kesicilerin otizme yol açabileceğine dair iddialar her zaman gündeme gelmektedir. Bu tür söylemler, özellikle anne adaylarında her zaman ciddi bir kaygı oluşturur. Gebelik zaten başlı başına hassas bir süreçtir ve yanlış ya da eksik bilgiler bu dönemi gereksiz yere daha zor hale getirebilir. Burada önemli bir denge var. Sadece endişe nedeniyle tedaviden kaçınmak, bazen ilacın kendisinden daha fazla risk yaratabilir. Gebelikte ateşin kontrol altına alınmaması ya da şiddetli ağrının tedavi edilmemesi hem anne hem de bebek açısından olumsuz sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle “hiç kullanmamak daha güvenlidir” yaklaşımı her zaman doğru değildir. Bilimsel veriler endişeyi desteklemiyor Burada en önemli soru şu: Bilimsel veriler bu iddiaları destekliyor mu? The Lancet Obstetrics, Gynaecology & Women’s Health dergisinde yayımlanan geniş kapsamlı bir analiz, bu konuyu detaylı şekilde ele aldı. Çok sayıda çalışmanın birlikte değerlendirildiği bu araştırmada, gebelikte parasetamol kullanımının çocuklarda otizm, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) veya zihinsel gelişim sorunlarıyla anlamlı bir ilişkisi gösterilmedi. Bu sonuçlar, mevcut tıbbi kılavuzlarla da uyumlu. Parasetamol, gebelikte ateş ve ağrı tedavisinde güvenli kabul edilen ve sıklıkla ilk tercih edilen ilaçlardan biri olmaya devam etmektedir. Her gebelik özeldir kararı doktorunuzla verin Her anne adayının sağlık durumu farklıdır. Bu yüzden ilaç kullanımıyla ilgili kararlar genel bilgilerle değil, kişiye özel değerlendirmelerle verilmelidir. Bir ilacı kullanıp kullanmama kararını sosyal medyaya göre değil, sizi takip eden hekiminizle birlikte verin. Çünkü doğru karar, risk ve faydanın birlikte değerlendirilmesiyle ortaya çıkar. Stres ve kaygı da sağlığı etkiler Gebelik yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda duygusal olarak da hassas bir dönemdir. Artan stres ve kaygının, hem anne hem de bebek üzerinde olumsuz etkileri olduğu bilimsel olarak biliniyor. Yanlış bilgilerle oluşan gereksiz korkular, anne adaylarının ihtiyaç duydukları tedaviden uzaklaşmasına neden olabilir. Otizmin tek bir nedeni yok Otizm spektrum bozukluğu, tek bir nedene bağlı gelişen bir durum değildir. Genetik ve çevresel birçok faktörün birlikte rol oynadığı karmaşık bir süreçtir ve hala araştırılmaktadır. Bu nedenle tek bir ilacı sorumlu göstermek bilimsel gerçeklerle örtüşmez. Gebelikte karşılaştığınız her sağlık durumunda en doğru yaklaşım; güvenilir bilgiye dayanmak ve hekiminizle birlikte hareket etmektir. Doğru bilgi sizi gereksiz kaygıdan korur; doğru tedavi ise hem sizi hem bebeğinizi korur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.