Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Otizm

Kapsül Haber Ajansı - Otizm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otizm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hamilelikte Ağrı Kesici Kullanımı Otizme Neden Olur Mu? Haber

Hamilelikte Ağrı Kesici Kullanımı Otizme Neden Olur Mu?

Özellikle sosyal medya ve çeşitli açıklamalar, bilimsel gerçeklikten uzak yorumlarla kafa karışıklığına neden olabiliyor. Uzmanlar, doğru bilgiye ulaşmanın ve tedavi kararlarını hekimle birlikte vermenin önemine dikkat çekiyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Bölümü’nden Uzm. Dr. Burcu Ece Kök Özyürek, gebelikte ağrı kesici kullanımı ve otizmle ilişkisine dair bilgiler verdi. Tedaviden kaçınmak daha büyük risk oluşturabilir Gebelikte kullanılan ağrı kesicilerin otizme yol açabileceğine dair iddialar her zaman gündeme gelmektedir. Bu tür söylemler, özellikle anne adaylarında her zaman ciddi bir kaygı oluşturur. Gebelik zaten başlı başına hassas bir süreçtir ve yanlış ya da eksik bilgiler bu dönemi gereksiz yere daha zor hale getirebilir. Burada önemli bir denge var. Sadece endişe nedeniyle tedaviden kaçınmak, bazen ilacın kendisinden daha fazla risk yaratabilir. Gebelikte ateşin kontrol altına alınmaması ya da şiddetli ağrının tedavi edilmemesi hem anne hem de bebek açısından olumsuz sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle “hiç kullanmamak daha güvenlidir” yaklaşımı her zaman doğru değildir. Bilimsel veriler endişeyi desteklemiyor Burada en önemli soru şu: Bilimsel veriler bu iddiaları destekliyor mu? The Lancet Obstetrics, Gynaecology & Women’s Health dergisinde yayımlanan geniş kapsamlı bir analiz, bu konuyu detaylı şekilde ele aldı. Çok sayıda çalışmanın birlikte değerlendirildiği bu araştırmada, gebelikte parasetamol kullanımının çocuklarda otizm, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) veya zihinsel gelişim sorunlarıyla anlamlı bir ilişkisi gösterilmedi. Bu sonuçlar, mevcut tıbbi kılavuzlarla da uyumlu. Parasetamol, gebelikte ateş ve ağrı tedavisinde güvenli kabul edilen ve sıklıkla ilk tercih edilen ilaçlardan biri olmaya devam etmektedir. Her gebelik özeldir kararı doktorunuzla verin Her anne adayının sağlık durumu farklıdır. Bu yüzden ilaç kullanımıyla ilgili kararlar genel bilgilerle değil, kişiye özel değerlendirmelerle verilmelidir. Bir ilacı kullanıp kullanmama kararını sosyal medyaya göre değil, sizi takip eden hekiminizle birlikte verin. Çünkü doğru karar, risk ve faydanın birlikte değerlendirilmesiyle ortaya çıkar. Stres ve kaygı da sağlığı etkiler Gebelik yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda duygusal olarak da hassas bir dönemdir. Artan stres ve kaygının, hem anne hem de bebek üzerinde olumsuz etkileri olduğu bilimsel olarak biliniyor. Yanlış bilgilerle oluşan gereksiz korkular, anne adaylarının ihtiyaç duydukları tedaviden uzaklaşmasına neden olabilir. Otizmin tek bir nedeni yok Otizm spektrum bozukluğu, tek bir nedene bağlı gelişen bir durum değildir. Genetik ve çevresel birçok faktörün birlikte rol oynadığı karmaşık bir süreçtir ve hala araştırılmaktadır. Bu nedenle tek bir ilacı sorumlu göstermek bilimsel gerçeklerle örtüşmez. Gebelikte karşılaştığınız her sağlık durumunda en doğru yaklaşım; güvenilir bilgiye dayanmak ve hekiminizle birlikte hareket etmektir. Doğru bilgi sizi gereksiz kaygıdan korur; doğru tedavi ise hem sizi hem bebeğinizi korur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ANTGİAD Runtalya’da Otizm Farkındalığı İçin Koştu Haber

ANTGİAD Runtalya’da Otizm Farkındalığı İçin Koştu

ANTGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Yavaş, maraton sonrasında yaptığı açıklamada, iş dünyasının rolüne dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Biz iş insanları olara üretmek, yatırım yapmak ve ekonomik değer oluşturmakla sorumluyuz. Aynı zamanda toplumsal farkındalığı büyütmek, duyarlılığı artırmak ve sosyal sorumluluk alanlarında aktif rol almak gibi önemli bir sorumluluğumuz da var, bunun bilincindeyiz. “ “BU KOŞU BİR SPOR ETKİNLİĞİNDEN DAHA FAZLASI” Runtalya Maratonu’na katılımlarının özel bir anlam taşıdığını vurgulayan Yavaş, bu organizasyonun sosyal boyutuna dikkat çekti: “Bugün burada attığımız her adım, aslında bir farkındalık adımıdır. Bu koşu, bir spor etkinliği olmasının yanı sıra, otizmli bireylerin hayatına dokunma, onları daha görünür kılma ve toplum olarak daha kapsayıcı bir bakış açısı geliştirme çağrısıdır.” “HER BİREYİN EŞİT VE ONURLU YAŞAM HAKKI VAR” Otizmli bireylerin toplumda eşit şekilde yer almasının önemine değinen Yavaş, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Otizm bir eksiklik değil, farklılıktır. Bu farklılığı anlamak, kabul etmek ve hayatın doğal bir parçası olarak görmek hepimizin sorumluluğudur. Her bireyin toplumsal yaşamda eşit, görünür ve onurlu bir şekilde yer alma hakkı vardır.” ANTGİAD’DAN GÜÇLÜ SOSYAL SORUMLULUK VURGUSU ANTGİAD olarak sosyal sorumluluğu kurumsal bir refleks haline getirmeyi önemsediklerini ifade eden Yavaş, bu tür projelerin artarak devam edeceğini belirtti: “ANTGİAD olarak bizler; sadece iş dünyasında değil, toplumsal hayatta da değer üreten bir anlayışla hareket ediyoruz. Bugün burada attığımız bu adım, bu anlayışın somut bir yansımasıdır. Bundan sonra da topluma dokunan, farkındalık oluşturan ve sosyal fayda üreten projelerde aktif şekilde yer almaya devam edeceğiz.” DAYANIŞMA VE FARKINDALIK AYNI ÇİZGİDE BULUŞTU ANTGİAD üyeleri, Runtalya Maratonu boyunca sergiledikleri güçlü katılım ve yüksek motivasyonla hem sporun birleştirici gücünü hem de sosyal sorumluluğun dönüştürücü etkisini bir arada ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Denizli’de Dayanışmanın Adresi: Büyükşehir Belediyesi Haber

Denizli’de Dayanışmanın Adresi: Büyükşehir Belediyesi

Denizli Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışıyla kentin dört bir yanındaki ihtiyaç sahiplerine ulaşmaya devam ediyor. Bu kapsamda, Ramazan Bayramı ikramiyesi, YKS desteği, ısınma gibi vatandaşların belirli zaman dilimindeki ihtiyaçlarına göre sosyal yardım projelerini hayata geçiren Denizli Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, yılın 365 günü başvuruya açık tuttuğu desteklerle ihtiyaç sahiplerini yalnız bırakmıyor. Yenidoğan desteği (bebek maması, bezi ve çantası), evlilik hazırlığındaki gençlere yönelik destekler, öğrencilere yönelik eğitim desteği, vatani görevine gidecek gençlere asker çantası ve yakınlarına yemin töreni yol-yemek giderleri desteği ile birlikte onlarca farklı kalemdeki sosyal destekler, başvuru tarihi sınırlaması olmadan kesintisiz şekilde veriliyor. Özel gereksinimli vatandaşlar için akıllı çözümler Alzheimer, demans, zihinsel engelli ve otizm tanısı almış bireyler için sağlanan takip cihazı desteğiyle ailelerin yanında olan Denizli Büyükşehir Belediyesi, doğum yardımı, hasta bezi, gıda kolisi, taşınma ve 65 yaş üstü vatandaşlara yönelik tamirat desteği projesiyle temel ihtiyaçları da karşılıyor. Büyükşehir ayrıca, ilkokullarda beslenme yardımı ile lise, MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi-Çıraklık Eğitim) ve ortaokul öğrencilerine yönelik ulaşım desteklerini eğitim-öğretim dönemi boyunca sürdürüyor. Başvurular yılın 365 günü açık Teknolojinin sunduğu imkanları sosyal belediyecilikle birleştiren Denizli Büyükşehir Belediyesi, tüm bu süreçleri dijital ortama taşıyarak başvurulara erişimi daha da kolaylaştırıyor. Vatandaşlar müracaat için herhangi bir yere gitmeye gerek duymadan www.denizli.bel.tr adresindeki “Başvurular” sekmesinden ihtiyaç duydukları projelere tek tıkla başvurularını gerçekleştirebiliyor. Büyükşehir’in şefkati her zaman yanınızda Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, ihtiyaç sahibi vatandaşların yükünü hafifletmeyi hedefleyen destek projelerini sürdürdüklerini belirterek, “Denizli’de hiç kimse kendini kimsesiz hissetmesin, darda kalan her hemşehrimiz Büyükşehir’in şefkat elini yanında bulsun istiyoruz. Vatandaşımızın ihtiyacı ne zaman olursa, bizim kapımız o an açıktır. Bu yüzden birçok destek projemizi belirli dönemlerle sınırlamıyor, başvuruları 365 gün kesintisiz sürdürüyoruz. Kimseyi ayırt etmeden, kimseyi rencide etmeden, dayanışma ruhunu en güçlü şekilde yaşatmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, "Dünya Otizm Farkındalık Günü" Kapsamında Etkinlikler Düzenleyecek Haber

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, "Dünya Otizm Farkındalık Günü" Kapsamında Etkinlikler Düzenleyecek

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 2 Nisan "Dünya Otizm Farkındalık Günü" kapsamında Nisan ayı boyunca Türkiye genelinde çeşitli etkinlikler düzenleyecek. Bakanlık, Otizm Spektrum Bozukluğu olan bireylerin toplumsal hayata katılımına yönelik farkındalık çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Bakanlık, "Dünya Otizm Farkındalık Günü" dolayısıyla bu yıl da Nisan ayı boyunca ülke genelinde çeşitli etkinlikler düzenlemeyi planlıyor. Buna göre, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri hizmet binaları ile bazı tarihi ve simgesel yapılar Otizmi temsilen mavi veya kırmızı ışıkla aydınlatılacak. Seminer, söyleşi, panel, çalıştay ve konferanslar düzenlenip ilgili kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların katılımıyla farkındalık yürüyüşleri gerçekleştirilecek. Etkinlikler kapsamında merkezi noktalarda tanıtım stantları kurulacak ve Bakanlık personeli aracılığıyla bilgilendirme faaliyetleri yürütülecek. Sinema gösterimi, tiyatro, piknik ve otizm şenlikleri gibi sosyal etkinliklerin yanı sıra spor karşılaşmalarında farkındalık pankartları kullanılacak, el baskısı atölyeleri ve bowling gibi etkinliklerle farkındalık artırılacak. Öte yandan Bakanlık ve diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından afiş, broşür, kamu spotu ve kısa film çalışmaları yürütülecek, otizme yönelik bilgi yarışmaları düzenlenecek ve sosyal medya paylaşımları gerçekleştirilecek. Yerel basın ve yayın organlarında söyleşi ve haber çalışmaları yapılacak, farkındalık videoları ile radyo programları hazırlanarak kamuoyuna sunulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tohum Otizm Vakfı 23. Yıl Gala Gecesi’nde 2030 Vizyonunu Paylaştı Haber

Tohum Otizm Vakfı 23. Yıl Gala Gecesi’nde 2030 Vizyonunu Paylaştı

Vakfın bugüne kadar yarattığı etkiyi 2030 dijitalleşme vizyonu doğrultusunda büyütmek amacıyla hayata geçirilen bu özel gecede; daha fazla otizmli çocuğun eğitim olanaklarına erişerek topluma kazandırılması, ailelerin daha kapsamlı desteklerle buluşturulması ve özel eğitimci ağının Türkiye’nin dört bir yanına yayılması hedefleri paylaşıldı. Vakfın 2030 Vizyonu: Dijital Fırsat Eşitliği Mine Narin ve Suzan Sabancı’nın ev sahipliğinde, 25 Mart 2026 Çarşamba günü The Peninsula İstanbul’da gerçekleşen gecede, vakfın 2030 vizyonu ilk kez kamuoyu ile paylaşıldı. Bu vizyonun merkezinde, “dijital fırsat eşitliği” yer alıyor. Amaç, vakfın eğitim modelini ve 23 yılda oluşturduğu bilimsel birikimi dijital çözümler aracılığıyla Türkiye’nin her yerine ulaştırmak. Bu kapsamda, her öğretmenin ihtiyaç duyduğu eğitim programına bulunduğu yerden ulaşabilmesi; ailelerin destek almak için kilometrelerce yol kat etmek zorunda kalmaması ve otizmli her çocuğun yaşadığı yerden bağımsız olarak nitelikli eğitime erişebilmesi hedefleniyor. Mine Narin: “Teknoloji ile eğitimi duvarların dışına taşımak, Türkiye’nin dört bir yanına ulaşacak bir eğitim ağı kurmak için buradayız” Tohum Otizm Vakfı Onursal Başkanı Mine Narin gecede yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “23 yıldır otizmli çocukların erken tanı alması ve bilimsel temelli özel eğitim olanaklarına erişebilmesi için çalışıyoruz. Uzun süredir planladığımız bu buluşmayı pandemi, deprem ve savaş gibi zorlu süreçler nedeniyle her seferinde ertelemek zorunda kaldık. Ancak bu kez durmadık. Çünkü otizmli çocukların ve ailelerinin ihtiyaçları beklemiyor. Bu özel gecede vakfımızın 23. yılını kutlarken hem bugüne kadar oluşturduğumuz etkiyi paylaşma hem de 2030 vizyonumuzla geleceğe yönelik hedeflerimizi anlatma fırsatı bulduk. Bugün her 31 çocuktan biri otizm tanısı alıyor ve her geçen gün daha fazla aile özel eğitime ulaşmak için mücadele veriyor. Bu yüzden teknoloji ile eğitimi duvarların dışına taşımak ve Türkiye’nin dört bir yanına ulaşacak bir eğitim ağı kurmak için güçlerimizi birleştirmemiz kritik önem taşıyor. Bunu yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil, bir eşitlik ve gelecek meselesi olarak görüyoruz.” Suzan Sabancı: “Sivil Toplumun Sürdürülebilirliğinde Bireysel Destekler Büyük Fark Yaratıyor” Tohum Otizm Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Suzan Sabancı geceye ilişkin şunları söyledi: “Tohum Otizm Vakfı’nın 23 yıldır otizmli çocuklarımızın erken tanı ve nitelikli eğitime erişimi için ortaya koyduğu kararlı ve dönüştürücü çalışmalarını büyük bir takdirle izliyoruz. Bu yolculukta emeği geçen herkese ve vakfa güç veren tüm destekçilere içtenlikle teşekkür ederim. Sayın Mine Narin ile el ele vererek vakfın daha da güçlenmesine katkıda bulunmak benim için büyük bir mutluluk. Bu özel gecede paylaşılan 2030 vizyonu doğrultusunda; daha fazla çocuğumuzun eğitime eriştiği, ailelerin güçlendiği ve uzman desteğinin ülke geneline yayıldığı bir geleceğe birlikte ilerliyoruz. Bizleri yalnız bırakmayan tüm dostlarımıza ve destekçilerimize gönülden teşekkür ederim.” İş ve Sanat Dünyası Aynı Amaç İçin Buluştu Fer Mas, Kahve Dünyası, Mesa ve Zurich Sigorta’nın sponsorluğunda gerçekleşen gecede; iş, sanat ve cemiyet hayatından 400’ü aşkın isim otizmli çocukların nitelikli eğitime erişimine destek olmak amacıyla bir araya geldi. Kenan Doğulu, bu anlamlı gecede sahne alarak sevilen şarkılarını otizmli çocukların eğitimine destek olmak için seslendirdi. Cem Yılmaz vakfın eğitim odaklı çalışmalarına özel sahne performansıyla katkı sağlarken; gecenin sunuculuğunu ise Jülide Ateş üstlendi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tohum Otizm Vakfı’ndan İş Dünyasına Nöroçeşitlilik Çağrısı Haber

Tohum Otizm Vakfı’ndan İş Dünyasına Nöroçeşitlilik Çağrısı

Dünya genelinde kutlanan Nöroçeşitlilik Haftası, bireylerin dünyayı algılama, öğrenme ve düşünme biçimlerindeki farklılıkların doğal ve değerli olduğunu hatırlatıyor. Otizm, DEHB, disleksi ve Tourette sendromu gibi nörolojik farklılıkların bir eksiklik değil, insan çeşitliliğinin parçası olduğunu vurgulayan bu hafta, eğitimden istihdama kadar her alanda daha kapsayıcı yaklaşımların gerekliliğine dikkat çekiyor. Farklılıkların dışlanmadığı, aksine değer üretimine dönüştüğü kurumlar ve toplumlar ise geleceğin en güçlü yapıları olarak öne çıkıyor. Tohum Otizm Vakfı, Türkiye’de otizmli bireylerin erken tanı ve bilimsel temelli özel eğitimle desteklenmesine yönelik çalışmalarının yanı sıra kapsayıcı istihdam modellerinin yaygınlaştırılmasına yönelik projeleri ile iş dünyasına rehberlik ediyor. Vakıf; 2010 yılından beri kurumlara yönelik farkındalık eğitimleri, danışmanlık çalışmaları ve kapsayıcı istihdam programları tasarlayarak nöroçeşitli bireylerin iş hayatına katılımını artırmak üzere çalışıyor. Otizm dostu iş ortamlarının geliştirilmesi, bu alandaki farkındalığın artırılması, kurumlarda kapsayıcı politikaların yaygınlaştırılması ve istihdam fırsatları yaratılması, vakfın öncelikli çalışma alanları arasında yer alıyor. Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Seda Köknel, Nöroçeşitlilik Haftası kapsamında yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Bugün içinde yaşadığımız toplum hâlâ nörotipik varsayım üzerine kurulu. İşe alım süreçleri, mülakat formatları, açık ofisler, afet planları, dijital arayüzler… Hepsi ortalama bir beyin için tasarlanmış durumda. Oysa gerçek şu ki her birey dünyayı farklı algılıyor, farklı öğreniyor ve farklı değer üretiyor. Nöroçeşitlilik bu anlamda çok güçlü bir potansiyel barındıyor. Bugün iş dünyasının önünde önemli bir fırsat var: Farklı düşünen zihinleri sisteme uyumlandırmaya çalışmak yerine, sistemleri bu çeşitliliği kapsayacak şekilde yeniden tasarlamak. Çünkü nöroçeşitlilik bir eksiklik değil; doğru yaklaşımla kurumlar için inovasyonun, yaratıcılığın ve sürdürülebilir başarının güçlü bir kaynağı. Türk iş dünyasını, nöroçeşitliliğin sunduğu bu gücü keşfetmeye ve kapsayıcı istihdamı birlikte büyütmeye davet ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Engelli Bireylerde Destek Yoksa Diş Sağlığı Tehlikede! Haber

Engelli Bireylerde Destek Yoksa Diş Sağlığı Tehlikede!

Bu durumun başlıca nedenleri arasında ise; motor kısıtlılıklar, bilişsel davranışsal faktörler ile anatomik farklılıklar var. El-göz koordinasyonunun yetersiz olması ve ince motor becerilerindeki sınırlılıklar, günlük ağız bakımının etkin şekilde yapılmasını zorlaştırıyor. Özellikle Down sendromu olan bireylerde görülen büyük dil yapısı, dar çene ve diş çapraşıklıkları, hem temizliği güçleştiriyor hem de dişeti hastalıklarını artırıyor. Bu nedenle Down sendromlu bireylerde erken diş kaybı, normal popülasyona göre 3-4 kat daha sık karşılaşılan bir durum. Otizm spektrum bozukluğu bulunan bireylerde ise diş hekimiyle iş birliği kurmak güç olabilirken ağız içi işlemlere hassasiyet gelişebiliyor. Kullanılan epilepsi ve depresyon ilaçları da ağız kuruluğuna yol açarak çürük riskini artırabilmekte. Tükürüğün azalması ise, ağız içindeki doğal savunma mekanizmalarını zayıflatan bir durum. Dolayısıyla bakım veren eksikliği ya da ağız hijyeninin ikinci plana atılması gibi ihmaller, diş çürüğü, diş eti hastalıkları ve erken diş kaybı riskini artırıyor. İstanbul Okan Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Klinik Bilimler Endodonti Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Gözde Akbal Dinçer, ağız sağlığının korunmasında düzenli ve doğru günlük bakımın en kritik adım olduğunu vurgulayarak hem aileler hem de bakım verenler için bu konudaki önerilerini paylaşıyor: Günlük Bakımda En Büyük İhtiyaç: Destek Ailelerin ve bakım verenlerin eğitimi bu süreçte belirleyici bir role sahip. Pek çok engelli birey dişlerini tek başına yeterli düzeyde temizleyemediği için aile üyelerinin aktif katılımına ihtiyaç duyuyor. Aynada birlikte diş fırçalama gibi yöntemlerin, doğru alışkanlık kazandırmada etkili olduğunu unutmayın. Günde iki kez florürlü diş macunu ile fırçalama yapmayı ihmal etmeyin. Motor kısıtlığı bulunan bireylerde elektrikli diş fırçası kullanılabilir. Ağız kuruluğu yaşayan bireylerde ise şekersiz sakız veya yapay tükürük ürünleri destekleyicidir. Beslenme Düzeninde Şekere Geçit Yok Özellikle şekerli, yumuşak gıdalar dişlerde sürekli asit oluşumuna neden olarak çürük riskini artırır. Bu nedenle bisküvi, meyve suyu ve püre kıvamındaki gıdaların tüketimini sınırlandırın. Kontrol Şart Ama Daha Sık! Engelli bireylerin normal popülasyona göre daha sık, genellikle 3-6 ayda bir diş hekimi tarafından değerlendirilmesi daha sağlıklıdır. Fissür örtücüler, topikal flor uygulamaları ve profesyonel diş taşı temizliği gibi koruyucu uygulamalar, ciddi diş sorunlarının önüne geçebilir. Gerekli durumlarda sedasyon ile planlı ve kısa seanslarla tedavi seçenekleri de uygulanabiliyor. İş birliğinin mümkün olmadığı veya çok sayıda işlemin gerektiği hastalarda ise dental tedaviler genel anestezi altında tek seansta güvenli bir şekilde gerçekleştirilebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.