Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Otomasyon

Kapsül Haber Ajansı - Otomasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otomasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Siemens Türkiye ile Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Arasında Önemli İş Birliği Haber

Siemens Türkiye ile Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Arasında Önemli İş Birliği

Bu kapsamda HAB OSB’de faaliyet gösteren firmaların üretim süreçlerini güvence altına alan modern ve yüksek güvenilirliğe sahip bir enerji dağıtım sistemi hayata geçirildi. Ayrıca Siemens Türkiye ile HAB OSB, SAHA 2026 Fuarı’nda 7 Mayıs 2026 Perşembe günü bir araya gelerek; SCADA sistemleri, dijitalizasyon, Nesnelerin İnterneti (IoT) uygulamaları ve orta gerilim dağıtım sistemlerini kapsayan alanlarda iş birliğini geliştirmeye yönelik bir iyi niyet anlaşması da imzalandı. Söz konusu niyet anlaşması, Siemens Türkiye ile HAB OSB arasında geçtiğimiz yıllarda hayata geçirilen enerji dağıtım altyapısı projesiyle kurulan iş birliğinin kapsamının genişletilmesine yönelik ortak yaklaşımı ortaya koyuyor. Taraflar, mevcut projeden elde edilen mühendislik deneyimi ve saha uygulamalarını temel alarak, önümüzdeki dönemde dijitalleşme ve akıllı enerji yönetimi alanlarında yeni uygulamaları hayata geçirmeyi hedefliyor. Türkiye'nin savunma ve havacılık sanayisinin en büyük buluşmalarından biri olan Uluslararası Savunma ve Havacılık Fuarı SAHA 2026’da gerçekleşen imza törenine Siemens Türkiye’den Siemens Türkiye Elektrifikasyon ve Otomasyon Birimi Ülke Yöneticisi Cengiz Hamdi Bozbey katılırken; HAB OSB’yi Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Genel Müdürü Mehmet Nihat Yapıcı temsil etti. Siemens Türkiye Elektrifikasyon ve Otomasyon Birimi Ülke Yöneticisi Cengiz Hamdi Bozbey, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ile geçtiğimiz dönemde hayata geçirdiğimiz proje, Türkiye’nin savunma, havacılık ve uzay sanayisine yönelik yüksek teknoloji üretim altyapısını güçlendirme yolunda önemli bir adım niteliği taşıyor. Siemens Türkiye olarak 170 yıldır ülkemizin sanayi, altyapı ve teknoloji dönüşümüne katkı sunuyoruz. Bu çerçevede HAB OSB’de faaliyet gösteren şirketlerin kritik operasyonlarını destekleyecek kesintisiz ve güvenilir bir enerji dağıtım altyapısını devreye aldık. Yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, bölgenin gelecekteki büyüme hedeflerine de yanıt verecek şekilde tasarlanan bu altyapı; mühendislik, dijital şebeke planlaması, koruma koordinasyonu ve saha yönetimini kapsayan uçtan uca yaklaşımımızın güçlü bir örneğini oluşturuyor. Siemens Türkiye olarak teknoloji ve mühendislik gücümüzle kritik sektörlerin gelişimine destek olmayı sürdüreceğiz.” Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Genel Müdürü Mehmet Nihat Yapıcı ise şu değerlendirmede bulundu: “Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi olarak savunma, havacılık ve uzay sanayisine yönelik yüksek teknoloji üretim yapan şirketleri aynı ekosistemde buluşturuyoruz. Bu ölçekte stratejik bir üretim altyapısında enerjinin sürekliliği, üretim güvenliği ve sürdürülebilir büyüme açısından kritik önem taşıyor. Siemens Türkiye iş birliğiyle hayata geçirilen bu proje sayesinde bölgemizde faaliyet gösteren şirketleri kesintisiz, güvenilir ve yüksek performanslı bir enerji dağıtım altyapısıyla destekliyoruz. Bu altyapının mevcut üretim gücümüzü desteklerken gelecekteki kapasite artışlarına da katkı sunacağına inanıyoruz.” Siemens Türkiye ile HAB OSB arasında 2025’te tamamlanarak hayata geçirilen projede; ekipman kurulumunun yanı sıra mühendislik, koruma koordinasyonu, saha yönetimi ve saha hizmetlerini kapsayan bütüncül bir yaklaşım benimsendi. Dijital ikiz ve şebeke simülasyonları üzerinden yapılan çalışmalarla sistemin farklı yük senaryolarındaki davranışı daha tasarım aşamasında analiz edildi. Bu sayede hem ilk yatırım hem de uzun vadeli işletme süreçlerinde verimlilik artırıldı. Yüksek teknoloji üretimin yoğunlaştığı HAB OSB’de enerji sürekliliği kritik bir gereklilik olarak öne çıkarken, sistem bakım süreçlerinde dahi kesintiye izin vermeyecek şekilde kurgulandı. Bu kapsamda Siemens Türkiye, HAB OSB’de dış ortamdan tamamen bağımsız, hermetik olarak izole edilmiş uçtan uca gaz izoleli (GIS) dağıtım yapısını gelişmiş koruma sistemleriyle birlikte devreye aldı. Gaz izoleli sistemlerin kompakt yapısı sayesinde geleneksel çözümlere kıyasla çok daha az alan kullanıldı; bu durum inşaat ihtiyacını azaltarak maliyetlerde yaklaşık %50 düşüş sağladı. Hücre bazlı yatırım maliyetlerinde %40’a varan tasarruf elde edilirken, işletme tarafında da geleneksel sistemlere kıyasla %80’e varan avantaj sağlandı. Minimal personelle yönetilebilen yapı operasyonel verimliliği de artırdı. Savunma sanayisindeki büyüme dikkate alınarak iki faz halinde kurgulanan projede ilk faz 9 Ağustos 2021’de imzalanan sözleşme ile başladı. Bu fazda 31 primer ve 137 sekonder GIS hücre devreye alındı, ardından yapılan genişleme çalışmasıyla 55 sekonder hücre daha sisteme dahil edildi. İkinci faz sözleşmesi 9 Şubat 2024’te imzalandı. Bu kapsamda 8 primer ve 133 sekonder GIS hücre kuruldu ve ikinci fazın geçici kabulü Kasım 2025’te gerçekleştirildi. Toplamda 39 primer ve 315 sekonder GIS hücrenin devreye alındığı projede tüm mühendislik ve saha yönetimi Siemens Türkiye tarafından yürütüldü. Hayata geçirilen altyapı sayesinde HAB OSB, 400 yüksek teknoloji üreticisine %100 şebeke sürekliliği sağlayan bir enerji dağıtım yapısına kavuştu. Bakım için dahi duruş gerektirmeyen sistem, minimal işletme personeliyle yönetilebilme imkânı sunarak işletme ve bakım maliyetlerinin önemli ölçüde azaltılmasını sağladı. Siemens Türkiye’nin projeye özel çözüm yaklaşımıyla hayata geçirilen bu yapı, geleneksel şebeke çözümlerine kıyasla daha düşük ilk yatırım maliyetiyle, dünya standartlarında, yüksek sürekliliğe sahip ve sürdürülebilir bir enerji altyapısının kurulmasını mümkün kıldı. HAB OSB enerji dağıtım şebekesi tüm bu avantajları ve yeni yaklaşımı ile Türkiye dağıtım sektörü için referans niteliğinde bir çalışma olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arçelik Üründen Üretime Yapay Zekâ Uygulamaları İle Fark Yaratıyor Haber

Arçelik Üründen Üretime Yapay Zekâ Uygulamaları İle Fark Yaratıyor

Dünyanın öncü ev teknolojileri şirketlerinden Arçelik, üretim teknolojilerindeki yetkinliğini dijitalleşme, otomasyon ve yapay zekâ uygulamalarıyla güçlendirerek Türkiye’den dünyaya yüksek katma değerli ürünler geliştirmeyi sürdürüyor. Şirketin bu alandaki yaklaşımının en güçlü örneklerinden biri olan Ankara Bulaşık Makinesi İşletmesi, Arçelik’in üretimde teknoloji odağını somut biçimde ortaya koyuyor. 2024 yılında Dünya Ekonomik Forumu tarafından Global Lighthouse Network ağına dahil edilen Ankara Bulaşık Makinesi İşletmesi, yapay zekâ, veri analitiği ve ileri otomasyon teknolojileriyle desteklenen üretim altyapısıyla dünya çapında sayılı tesisler arasında yer alıyor. Ürün geliştirme altyapısı, Ar-Ge yetkinliği ve inovasyon yaklaşımıyla dikkat çeken tesis, Arçelik’in üretim gücünü daha da görünür kılıyor. Bu güçlü üretim ve Ar-Ge altyapısının en güncel örneklerinden biri olan yeni nesil yapay zekâ destekli Diamond serisi bulaşık makinesi ve program karmaşasına son veren yeni teknoloji yaklaşımı öne çıkıyor. Arçelik’in global üretim ağını ileri teknoloji, yapay zekâ ve Endüstri 4.0 uygulamalarıyla güçlendirmeye devam ettiğini söyleyen Arçelik CEO’su Can Dinçer, “Arçelik olarak 13 ülkede 38 üretim tesisimizle faaliyet gösteriyor, üretim gücümüzü ileri teknoloji odağında sürekli geliştiriyoruz. Türkiye ise bu yapının en stratejik üretim üslerinden biri. Bu güçlü üretim altyapısını Endüstri 4.0 yaklaşımımızla daha da ileri taşıyoruz. Üretim ve servis sistemlerimize fiziksel ve dijital teknolojileri entegre ederek ileri veri analitiği, yapay zekâ, dijital ikiz ve otonom sistemlerden yararlanıyor, akıllı ve bağlantılı ürünler geliştiriyoruz. Akıllı fabrika uygulamalarımızla verimlilik, kalite ve sürdürülebilirlik performansını eş zamanlı olarak optimize ediyoruz. Romanya Ulmi Çamaşır Makinesi İşletmemiz, 2019 yılında Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından ‘Lighthouse’, 2022 yılında ise ‘Sustainability Lighthouse’ seçilerek; %100 yeşil elektrik kullanımı ve kaynak verimliliği uygulamalarıyla sürdürülebilirlik vizyonumuzun en güçlü örneklerinden biri haline geldi. Eskişehir Buzdolabı İşletmemizin 2021 yılında, Ankara Bulaşık Makinesi İşletmemizin ise 2024 yılında ‘Global Lighthouse Network’ ağına dahil edilmesi, yapay zekâ, veri analitiği ve ileri otomasyon alanlarında ulaştığımız seviyeyi ve yarattığımız ölçülebilir etkiyi net biçimde ortaya koyuyor.” dedi. Can Dinçer: “Ankara Bulaşık Makinesi İşletmemizde 4,69 saniyede 1 makine üretebiliyoruz” Arçelik CEO’su Can Dinçer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ankara Bulaşık Makinesi İşletmemiz, yüksek üretim kapasitesi, ileri teknoloji altyapısı, çevre dostu teknolojileri ve Endüstri 4.0 alanındaki başarılarıyla hem Türkiye operasyonlarımız hem de global yapılanmamız için kritik bir rol üstleniyor. Dünyanın bulaşık makinesi üretiminin %10’undan fazlasını karşılayan tesisimiz bugün yıllık 4,62 milyon adetlik üretim kapasitesine sahip. Bu kapasiteyle 4,69 saniyede 1 makine üretilebiliyor ve Avrupa’nın en büyük bulaşık makinesi işletmesi konumunda. Tesiste üretim %90’ın üzerinde otomasyon ile gerçekleştiriliyor. 171 Robot aktif olarak üretim süreçlerine katkı sağlıyor. Yaklaşık 109 bin metrekare alan üzerine kurulu tesisimiz, Batı Avrupa’dan Asya-Pasifik’e uzanan geniş bir coğrafyaya üretim yaparken, sadece geçtiğimiz yıl bu fabrikamızdan 54 ülkeye ihracat gerçekleştirdik. Markalarımız bu fabrikada ürettiğimiz bulaşık makineleriyle Türkiye pazarında da liderliğini sürdürüyor. Bunun yanı sıra tesisimizde kurulu 1,22 MWp gücündeki güneş enerjisi sistemiyle yıllık 1.500 MWh’nin üzerinde yeşil elektrik üretiyoruz. Bu, yaklaşık 410 evin bir yıllık elektrik tüketimine denk geliyor. Sistemlerimizle yaklaşık 640 ton karbon salımını engelliyoruz. Bu rakam da yaklaşık 30 bin ağacın 1 yılda tuttuğu karbon salımına eşdeğer.” Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural: “Artık program karmaşasına son veriyoruz ve bu dönüşüm bulaşık makinelerinde devrim niteliğinde bir değişim” Özellikle son yıllarda değişen yaşam biçimleri, gündelik tempo ve teknolojinin hayatın içinde giderek daha fazla yer alması tüketici beklentilerini yeniden şekillendiğini belirten Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural ise sözlerini şöyle sürdürdü: “Tüketiciler artık fiyat ve yüksek performansın ötesinde, zaman kazandıran, hayatı kolaylaştıran, hijyen sağlayan, enerji ve su verimliliği sunan akıllı çözümler talep ediyorlar. Arçelik olarak 12 ülkede gerçekleştirdiğimiz “Akıllı Yaşam Endeksi” araştırması da bunu net biçimde ortaya koyuyor: Türkiye’de her 10 kişiden 8’i daha akıllı ve enerji verimli cihazlar isterken, tüketicilerin üçte ikisi hayatı sadeleştiren teknolojik çözümleri önceliklendiriyor. İşte bu değişen beklentiler, bizim için bulaşıkta kategoriyi baştan sorgulamamızın da tetikleyicisi oldu. Türkiye bulaşık makinesi pazarında teknolojik ilerlemenin göstergesi uzun yıllardır program sayısı üzerine kuruluydu. Yaptığımız araştırmalarımız net bir gerçeği ortaya koydu: tüketicilerin büyük çoğunluğu günlük hayatta tek bir programı kullanıyor. Ülkemizin mutfak kültürü bulaşık makineleri için zorlu lekeler oluştururken; tüketicilerimiz kısa programda bile etkili temizlik bekliyor. Türkiye’de kullanıcılar, Avrupa ortalamasının üzerinde bir sıklıkla, haftada ortalama yaklaşık 5 kez bulaşık makinesi çalıştırıyor. Bu içgörülerden yola çıkarak tüm ürün gamımızı ve tasarımımızı sadeleşme, kolaylık ve gerçek kullanıcı ihtiyaçları etrafında uçtan uca yeniden kurduk. Bu dönüşüm bulaşık makinelerinde devrim niteliğinde bir değişim aslında. Artık program karmaşasını kaldırıyoruz. Yeni bulaşık makinesi serimiz ile tüketicileri düşündürmeyen bir teknoloji yaklaşımı izliyoruz.” Yapay Zekâ Destekli Diamond Bulaşık Makinesi En Uygun Yıkama Seçeneğini Otomatik Olarak Belirliyor Arçelik’in Star, Prestige ve Diamond isimlerini verdiği yeni serisinde üçlü bir yapı tüketici ile buluşuyor. Star giriş segmenti ürünleri temsil ederken, Prestige serisi orta segmenti, Diamond ise üst segmenti temsil ediyor. Arçelik, giriş ve orta segmentte Hızlı Program’ı, üst segmentte Yapay Zekâlı Program’ı merkeze alarak program mantığında sadeleşmeye gidiyor. Yeni yapay zekâ destekli Diamond serisi bulaşık makinesi bağlantılı yapısı ve kullanıcı dostu özellikleriyle dikkat çekiyor. Bu seride tüketicilerin bulaşıklarını sadece makineye yerleştirmesi ve yapay zekalı programa basması bekleniyor. Geriye kalan bütün süreci yapay zekâ destekli programı sayesinde makine kendi kendine hallediyor. Bulaşıkları ölçülen yük ve kirlilik seviyelerine göre, yapay zekâ desteğiyle en uygun yıkama koşullarını belirleyerek yıkıyor. Enerji ve su tüketiminde %50’ye varan tasarruf sağlarken, temizlik süresini de %50’ye kadar kısaltıyor. Yapay zekâyı somut bir tüketici faydasına dönüştüren bir deneyim sunuyor. Solo (free-standing) tipte geliştirilen Diamond serisi ürünler, 8,9 litre su tüketimi, çalışma esnasındaki 41 ila 43 dbA arasında değişen ses seviyesi ve A enerji sınıfı ile öne çıkıyor. 15 kişilik yıkama kapasitesiyle de geniş ailelere kolaylık sağlıyor. Super Dry özelliğiyle desteklenen 45 dakikalık hızlı program pazardaki en hızlı programlardan biri olarak öne çıkıyor. Modern ve kullanıcı dostu ikon ekran tasarımına sahip bulaşık makinesi, esnek üçüncü rafı sayesinde daha rahat yerleşim olanağı sunuyor. Diamond serilerinde sunulan Spray360 yıkama teknolojisi, suyu bulaşıklara daha geniş bir alandan ve farklı açılardan ulaştırıyor. Ana pervane ve bağımsız hareket eden uydu pervaneleri ile özellikle alt sepette daha dinamik ve kapsamlı bir yıkama desenine dönüşüyor. Bunun yanı sıra tüketici faydası yüksek otomatik kapı açma, dokunmatik ekran ve B Enerji sınıfından başlayan yüksek enerji sınıfları artık Star, Prestige ve Diamond segmentinde de erişilebilir hale geliyor. Otomatik kapı açma özelliği de program sonunda kapıyı otomatik açarak ortamdaki havanın kullanımı ile ekstra enerji harcamadan kurutma performansını üst seviyeye çıkarıyor. Bu sayede doğal hava akışı ile bulaşıklar 5 kata kadar daha iyi kuruyor. Ankara Bulaşık Makinesi İşletmesi’nin Arçelik’in en stratejik merkezlerinden biri olduğunu da belirten Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural, “Tesisimiz, dünya çapındaki farklı mutfak tasarımlarına ve tüketici ihtiyaçlarına tam uyum sağlamak üzere geniş bir ürün yelpazesi sunuyor. 35 yıllık Ar-Ge deneyimimiz, 28 farklı Ar-Ge merkezimiz ve 3.500’ün üzerindeki patent başvurumuzdan güç alan altyapımızla üretiyoruz. Yapay zekâ destekli teknolojiler, bağlantılı ürün altyapısı ve akıllı ev çözümleriyle kullanıcı ihtiyaçlarına yanıt veren yenilikçi çözümler geliştiriyoruz. Sürdürülebilirlik odağında güçleniyor; her yeni nesil üründe su ve enerji tüketimini daha da azaltmaya odaklanıyoruz. Geri dönüştürülmüş malzemeler içeren, karbon ayak izini azaltmaya katkı sağlayan ürünleri geliştirmeye devam ediyoruz. Teknolojiyi insanın hayatına faydalı hale getirmek kadar, gezegenin geleceğine faydalı hale getirmek sorumluluğuyla da hareket ediyoruz” dedi. Global Lighthouse Network hakkında World Economic Forum’un (Dünya Ekonomik Forum) McKinsey & Company iş birliğiyle 2018 yılında hayata geçirdiği Global Lighthouse Network, Sanayi 4.0 alanında öncü üretim tesislerini bir araya getiren uluslararası bir platformdur. “Global Lighthouse Network”, (Küresel Deniz Fenerleri Ağı) sürdürülebilirliği inovasyonun merkezine alan, ileri üretim teknolojilerini başarıyla uygulayan ve bu teknolojileri pilot aşamadan tam ölçekli üretime taşıyabilen tesisleri kapsıyor. Global Lighthouse Network’te yer alan şirketler, teknoloji odaklı endüstriyel dönüşümde iyi örnekler arasında kabul edilirken, deneyim ve içgörülerini iş dünyası, kamu, akademi ve diğer paydaşlarla paylaşarak daha geniş bir ekosistemin dönüşümüne de katkı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

   Türk İlaç Sanayisi Yerli Üretim İçin Masaya Oturuyor Haber

  Türk İlaç Sanayisi Yerli Üretim İçin Masaya Oturuyor

TİYSAT (Teknoloji, İlaç ve Yerli Sanayi Topluluğu Kümelenmesi) tarafından Artkim Global organizatörlüğünde düzenlenecek B2B İş Olanakları Etkinliği, 14 Mayıs’ta İstanbul Rumeli Han’da sektörün paydaşlarını bir araya getirecek. Osmanlı döneminde eczacılık faaliyetlerine ev sahipliği yapmış olan Rumeli Han’da gerçekleştirilecek etkinlik, sektörel iş birliklerini tarihsel bir zeminde buluşturacak. Yerli ilaç üreticileriyle ile yerli tedarikçiyi buluşturacak etkinlik, Türk ilaç sanayisinin geleceğini yerli üretim odağında yeniden şekillendirmeyi hedefliyor. İLAÇ ÜRETİMİNİN TÜM HALKALARI TEK PLATFORMDA Sadece TİYSAT üyelerine özel masa katılımıyla gerçekleştirilecek etkinlikte; makine, ham madde, yazılım ve sarf malzeme üreticileri, ilaç sektörünün karar vericileriyle birebir görüşmeler yapma imkânı bulacak. Organizasyonun, yerli tedarik zincirinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Etkinlik, ilaç üretim sürecinin farklı aşamalarında faaliyet gösteren yerli firmalar ile üreticileri doğrudan buluşturarak sektördeki önemli bir ihtiyaca yanıt veriyor. Katılımcılar, üretim süreçlerini iyileştirecek çözümleri yerinde değerlendirme ve yeni iş bağlantıları kurma fırsatı elde edecek. YERLİ ÜRETİMLE GÜÇLENEN SEKTÖR TİYSAT’ın, Türkiye’de ilaç sanayisinin tüm bileşenlerini yerli üretim odağında bir araya getiren ve sektörler arası iş birliğini güçlendiren bir kümelenme olduğunu belirten TİYSAT Yönetim Kurulu Başkanı Erdinç Yaşrin; “İlaç üreticilerinden ham madde ve ekipman tedarikçilerine, yazılım ve otomasyon çözümlerinden lojistik ve sarf malzemeye kadar sektörün tüm halkalarını kapsayan bu yapıyla, yerli üretim kapasitesini artırmayı ve Türk ilaç sanayisinin küresel rekabet gücünü yükseltmeyi hedefliyoruz. 14 Mayıs’ta Rumeli Han’da gerçekleştireceğimiz etkinliğimiz, Osmanlı döneminde eczacılık faaliyetlerine ev sahipliği yapmış bu tarihi mekânın mirasını modern inovasyon ve stratejik iş birliği vizyonumuzla buluşturacak. Bu özel buluşma ile Türk ilaç sanayisinin geleceğini yerli üretim ekseninde şekillendirecek, sektörde kalıcı ve yüksek katma değerli iş birliklerinin önünü açacak stratejik bir platform oluşturmayı amaçlıyoruz” ifadelerinde bulundu. “KÜRESEL REKABETTE YENİ DENKLEM” Artkim Global Kurucusu ve CEO’su Ahmet Güler, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde: “İlaç sanayisi, yalnızca ekonomik büyüklüğüyle değil, aynı zamanda stratejik önemiyle de ülkelerin kalkınmasında belirleyici rol oynayan sektörlerin başında geliyor. Bu ölçekte bir sektörde sürdürülebilir başarı elde edebilmenin temel koşulu ise güçlü, entegre ve yerli bir tedarik zinciri yapısına sahip olmaktan geçiyor. Bu etkinlik ile amacımız; yerli üreticilerimizi yalnızca görünür kılmak değil, onları doğrudan karar vericilerle buluşturarak kalıcı ve yüksek katma değerli iş birliklerinin önünü açmak. Bugün küresel rekabet, yalnızca üretim kapasitesiyle değil; tedarik zinciri yönetimi, teknoloji geliştirme ve iş birliği kabiliyetiyle şekilleniyor. TİYSAT B2B Etkinliği’ni de bu bakış açısıyla, sektörün tüm paydaşlarını aynı zeminde buluşturan stratejik bir platform olarak konumlandırıyoruz. Bu organizasyonun, Türk ilaç sanayisinin yerli üretim ekseninde güçlenmesine ve uluslararası rekabetçiliğinin artmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.” ifadelerini kullandı YERLİ TEKNOLOJİYLE KÜRESEL REKABETTE DAHA GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE TİYSAT B2B İş Olanakları Etkinliği, yerli teknoloji ve üretim gücünü merkeze alan yaklaşımıyla, Türk ilaç sanayisinin küresel pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşmasına katkı sunmayı hedefliyor. 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü’nde gerçekleşecek bu özel buluşma, sektörün tüm paydaşlarını ortak bir vizyon etrafında bir araya getirecek. Yerli üretim temelli yeni iş birliklerinin doğmasının hedeflendiği buluşma; stratejik kararların şekillendiği ve geleceğin üretim modelinin inşa edildiği güçlü bir platform olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yüksek Enerji Maliyetlerine Karşı Verimli Çözüm Olarak Isı Pompaları Öne Çıkıyor Haber

Yüksek Enerji Maliyetlerine Karşı Verimli Çözüm Olarak Isı Pompaları Öne Çıkıyor

Enerji kullanımında verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı yeni dönem, ısıtma ve soğutma teknolojilerinde daha yüksek performanslı ve entegre sistemlere geçişi hızlandırıyor. Bu dönüşümde öne çıkan ısı pompaları, konutlardan ticari yapılara ve endüstriyel tesislere kadar geniş bir kullanım alanında, tek bir sistemle hem ısıtma hem de soğutma ihtiyacına yanıt verebiliyor. Aynı zamanda sıcak su üretimi gibi farklı ihtiyaçları da karşılayabilmesi, sistemleri çok yönlü bir çözüm haline getiriyor. Elektrifikasyonun yaygınlaşmasıyla birlikte ısı pompaları, tükettiği elektrik enerjisinin 4 ila 5 katını, uygun koşullarda ise 7–8 katına kadar ısı enerjisine dönüştürebiliyor. Bu yüksek verimlilik, işletme maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlarken enerji kaynaklarının daha etkin kullanılmasını mümkün kılıyor. Düşük karbon salımıyla çevresel etkilerin azaltılmasına destek olan bu sistemler, enerji dönüşümünün en kritik bileşenlerinden biri olarak yeni nesil iklimlendirme anlayışının temelini oluşturuyor. Geniş Kullanım Alanı ile Esnek ve Verimli Çözümler Isı pompaları; konutlar, oteller, ticari yapılar ve endüstriyel tesislerde farklı ihtiyaçlara yanıt verebilen esnek ve ölçeklenebilir bir çözüm olarak öne çıkıyor. Konut uygulamalarında yerden ısıtma, fan-coil sistemleri ve sıcak su üretimi ön plana çıkarken; ticari yapılarda merkezi sistem entegrasyonları yaygın olarak tercih ediliyor. Endüstriyel tesislerde ise proses ısıtma ve soğutmanın yanı sıra atık ısı geri kazanımı, enerji verimliliğini artıran kritik uygulamalar arasında yer alıyor. Hava, toprak ve su kaynaklı alternatifler sayesinde farklı iklim ve altyapı koşullarına uyum sağlanabiliyor. Bununla birlikte hibrit sistem çözümleri, farklı kaynakların avantajlarını bir araya getirerek sistem performansını daha üst seviyeye taşıyor. Özellikle su kaynaklı ısı pompaları, yüksek COP değerleri ve yıl boyunca stabil çalışma karakteristiğiyle büyük ölçekli projelerde güçlü bir çözüm olarak konumlanıyor. Doğru Tasarım ile Maksimum Verimlilik Isı pompası sistemlerinde elde edilen verimlilik, doğrudan doğruya mühendislik tasarımının doğruluğuna bağlı olarak şekilleniyor. Isıtma ve soğutma yüklerinin doğru analiz edilmesi, sistemin kullanılacağı yapının ihtiyaçlarına uygun kapasite seçimi ve kaynak türünün iklim ile altyapı koşullarına göre belirlenmesi, performansı belirleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra mevsimsel verimlilik değerleri (SCOP/SEER), otomasyon ve kontrol altyapısı ile sistemin çalışacağı sıcaklık seviyeleri gibi teknik parametrelerin bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi, uzun vadede işletme maliyetlerini doğrudan etkiliyor. Doğru projelendirilmiş bir ısı pompası sistemi, yalnızca enerji tasarrufu sağlamakla kalmayıp aynı zamanda sürdürülebilir, güvenilir ve uzun ömürlü bir kullanım avantajı sunuyor. Isı Pompaları Enerji Verimliliği Açısından Ana Çözüm Haline Geliyor” Isı pompalarının enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik açısından ana çözüm haline geldiğini vurgulayan Form Endüstri Ürünleri Ürün Yönetimi ve Marka Müdürü Pınar Gürler, “Hava kaynaklı, su kaynaklı ve toprak kaynaklı ısı pompası çözümlerinin yanı sıra, farklı uygulama alanlarına yönelik geniş bir ürün gamına sahibiz. Bu sistemler hem ısıtma, soğutma hem de sıcak su ihtiyacını tek bir çözüm üzerinden karşılayabilmekte; özellikle aynı anda ısıtma ve soğutma gerektiren projelerde %100’e varan ısı geri kazanımı sağlayarak yüksek verimlilik sunmaktadır. Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği kapsamında 1 Ocak 2025 itibarıyla yürürlüğe giren düzenlemeye göre, toplam inşaat alanı 2.000 m² ve üzeri olan yeni binaların enerji ihtiyacının en az %10’unu güneş, rüzgar ve ısı pompası gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılama zorunluluğu bulunmaktadır. Bu düzenleme, özellikle ticari yapılar ve büyük ölçekli projelerde ısı pompası sistemlerinin daha yaygın şekilde tercih edilmesini desteklemektedir. Aynı zamanda enerji verimliliği hedefleri doğrultusunda projelendirme süreçlerinde ısı pompaları kritik bir bileşen haline gelmektedir. Ticari binalar ve endüstriyel tesislerde enerji maliyetlerinin yüksekliği göz önüne alındığında, ısı pompaları yatırım geri dönüş süresinin çoğu projede 1–2 yıl seviyelerine kadar düşebilmesi nedeniyle giderek daha fazla tercih edilmektedir. İzmir’deki üretim tesislerimizde geliştirdiğimiz su kaynaklı ısı pompaları ile yerli üretim gücümüzü artırırken, uluslararası iş birliklerimiz sayesinde global teknolojileri de portföyümüze entegre ediyoruz. Bu yaklaşım doğrultusunda ısı pompalarını, hem ekonomik hem çevresel açıdan en verimli yatırım çözümlerinden biri olarak konumlandırıyoruz. Doğru projelendirme ile uzun vadeli işletme maliyetlerinin düşürülmesine ve karbon emisyonlarının azaltılmasına doğrudan katkı sağlıyoruz. 2026 ve sonrasında enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik odağında büyümeyi hedefliyoruz. Yerli üretim kapasitemizi artırarak hem Türkiye’de hem ihracat pazarlarında daha güçlü bir konum almayı, özellikle renovasyon ve enerji dönüşüm projelerinde daha aktif rol üstlenmeyi planlıyoruz.” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Schneider Electric’ten Impact 2030’da Güçlü Başlangıç Haber

Schneider Electric’ten Impact 2030’da Güçlü Başlangıç

Şirketin sürdürülebilirlik alanındaki köklü liderliği üzerine inşa edilen Impact 2030; küresel elektrifikasyona öncülük etmek, endüstriyi yeniden şekillendirmek, insan potansiyelini açığa çıkarmak ve yerel toplulukları güçlendirmek olarak belirlenen dört stratejik sütun etrafında şekilleniyor. Bu yeni döngünün ilk çeyreğinde Impact skoru, 2026 yıl sonu için belirlenen 4,20/10 hedefi yolunda güçlü bir başlangıç yaparak 3,40/10 olarak gerçekleşti. Bu skor, hem Schneider Electric’in kendi operasyonlarındaki verimliliği hem de müşterileri, tedarikçileri ve topluluklar için sunduğu ölçülebilir sonuçları yansıtıyor. Schneider Electric, operasyonlarını karbonsuzlaştırmaya devam ederek Kapsam 1 ve 2 CO₂ emisyonlarını 2017’ye göre %82,5 oranında azalttı. Şirket, enerji yönetimi, otomasyon ve dijital çözümleriyle bu çeyrekte müşterilerinin 47,5 milyon MWh enerji tasarrufu yapmasını veya enerjiyi elektrikleştirmesini sağladı. Bu çalışmalar, toplamda 20 milyon ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına ve önlenmesine katkıda bulundu. Büyük ölçekli ilerleme sağlamak için ürünlerin tasarım ve üretim süreçleri de yeniden ele alınıyor. Schneider Electric, ilk çeyrekte yeni Future-designed çerçevesini uygulamaya devam etti. Bu kapsamda, tasarım aşamasındaki başlıca ürün ve çözümlerinin %14’ü şimdiden döngüsellik ve çevresel mükemmellik kriterlerini karşıladığını kanıtladı. Şirket, tedarik zinciri genelinde tedarikçilerini sürece dahil eden Zero Carbon Pathway girişimini hızlandırdı. İlk çeyrekte 1.100’den fazla tedarikçinin katılım süreçleri başlatıldı. Bu tedarikçilerin çoğu, karbonsuzlaştırma çalışmalarını ilerletmek için pratik araçlar ve teknik bilgi sunan eğitim programlarına katıldı. Fırsat eşitliğini teşvik etmek de şirketin odak noktalarından biri olmayı sürdürüyor. İlk çeyrekte Schneider Electric destekli topluluk odaklı çözümler sayesinde 2,8 milyondan fazla kişi sürdürülebilir elektriğe erişim sağladı. Aynı dönemde 113.000 kişi enerji, elektrifikasyon ve otomasyon konularında teknik becerilerini geliştirecek eğitimler aldı. Böylece 2009’dan bu yana eğitim verilen toplam kişi sayısı 1,2 milyonu aştı. Schneider Electric Sürdürülebilirlik Müdürü (CSO) Esther Finidori, konuyla ilgili olarak “Impact 2030, herkesi kapsayan geniş ve sistemsel bir dönüşümü tetiklemek için gerekli çerçeveyi sunuyor. Hedeflerimizin somut, tutarlı ve ölçülebilir bir ilerlemeye dönüşmesiyle, olumlu sonuçların her çeyrekte hızlanarak artmasını bekliyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kaan Sidar: “İş Güvenliği Gıdada Güvenli Üretimin Temelidir” Haber

Kaan Sidar: “İş Güvenliği Gıdada Güvenli Üretimin Temelidir”

Gıda sanayisi, hammadde kabulünden son ürünün tüketiciye ulaşmasına kadar uzanan her aşamada yüksek hijyen, kalite ve çalışan güvenliği standartları gerektiriyor. Bu nedenle iş sağlığı ve güvenliği, sektörde üretim sürekliliğini tamamlayan temel unsurlar arasında yer alıyor. Son yıllarda artan teknoloji kullanımı, otomasyon yatırımları ve eğitim programları ise güvenli çalışma kültürünün üretim süreçlerinde daha etkin biçimde yerleşmesine katkı sağlıyor. “Güvenli çalışma kültürü her aşamada önem taşıyor” İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası’nda açıklama yapan TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, iş sağlığı ve güvenliğinin yasal bir gereklilik olmanın ötesinde kurumsal kültürün ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek şunları söyledi: “Gıda sektörü, yüksek standartlarla çalışan ve insan sağlığını merkeze alan bir üretim yapısına sahip. Dolayısıyla iş sağlığı ve güvenliği, sadece çalışanı korumakla kalmıyor; üretimin sürekliliğini ve kalitesini de doğrudan etkiliyor. Sanayimizde güçlü bir farkındalık oluşmuş durumda ancak bu alan sürekli gelişim gerektiriyor. Biz de TÜGİS olarak, üyelerimizin iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarını mevzuat takibi ve bilgilendirme çalışmalarıyla destekliyoruz.” Basit önlemler büyük fark yaratıyor “İş güvenliğinde sonuç çoğu zaman sahada tekrar eden küçük ama doğru adımlarla alınıyor” diyen Kaan Sidar, “Üyelerimizden gelen örneklerde bunu açık biçimde görüyoruz. Bir paketleme hattında kayma riskinin alan düzenlemesiyle azaltılması, çalışanlara uygun tabanlı iş ayakkabılarının sağlanması ya da vardiya başlangıcında yapılan kısa hatırlatmalar, kazaların önüne geçmede büyük fark yaratabiliyor. Dijital izleme sistemleri, otomasyon ve sensör teknolojileri riskli temasları azaltırken; düzenli eğitimler de çalışanların sahada doğru refleksleri kazanmasını sağlıyor” ifadelerini kullandı. Sidar, ‘Sıfır kaza’ yaklaşımının her vardiyada yeniden hatırlanması ve uygulanması gereken ortak bir sorumluluk olduğunu sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gençler İçin Yapay Zekâ Fırsat mı Tehlike mi? Haber

Gençler İçin Yapay Zekâ Fırsat mı Tehlike mi?

Son yıllarda ChatGPT, görsel üretim araçları ve otomasyon tabanlı uygulamaların artmasıyla birlikte gençlerin yapay zekâya olan ilgisi gözle görülür şekilde arttı. Üniversite ve lise öğrencileri, ödev hazırlamadan sunum oluşturmaya, kod yazmaktan dil öğrenmeye kadar birçok alanda bu teknolojilerden faydalanıyor. Uzmanlar, yapay zekânın doğru kullanıldığında gençler için önemli bir fırsat sunduğunu belirtirken, bilinçsiz kullanımın bazı riskleri de beraberinde getirebileceğine dikkat çekiyor. Özellikle hazır bilgiye kolay ulaşımın, araştırma ve eleştirel düşünme becerilerini olumsuz etkileyebileceği ifade ediliyor. Öte yandan içerik üretimi alanında da yapay zekâ büyük bir rol oynuyor. Gençler, sosyal medya platformlarında video, görsel ve metin üretirken yapay zekâ destekli araçları aktif şekilde kullanıyor. Bu durum, yeni meslek alanlarının ortaya çıkmasına da zemin hazırlıyor. Eğitim kurumları da bu değişime kayıtsız kalmıyor. Birçok okul ve üniversite, yapay zekâ okuryazarlığını artırmaya yönelik ders ve programları müfredatlarına dahil etmeye başladı. Böylece gençlerin teknolojiyi sadece tüketen değil, aynı zamanda üreten bireyler olması hedefleniyor. Uzmanlara göre önümüzdeki yıllarda yapay zekâ, gençlerin kariyer planlamasında da belirleyici bir rol oynayacak. Bu nedenle erken yaşta doğru kullanım alışkanlıklarının kazandırılması büyük önem taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Patili Dostlarınızın Bakımında Yeni Dönem Haber

Patili Dostlarınızın Bakımında Yeni Dönem

Eskiden olsa elinizdeki her şeyi bırakıp uygulamanızı açmak, mama miktarını ayarlamak veya kum kabının temizliğini başlatmak gerekirdi. Ancak modern ev yaşamının dinamikleri değişiyor. Artık kahvenizi yudumlarken sadece "Hey Siri, şimdi mama ver" demek yeterli. Evcil hayvan bakım teknolojilerinde öncü ekosistemlerden biri olan Petkit Türkiye, iOS kullanıcılarının günlük hayatını kökten değiştirecek yeni Siri sesli kontrol entegrasyonunu duyurdu. Bu güncelleme ile birlikte, akıllı telefonlardan verilen basit sesli komutlar, evcil hayvan bakımını mekanik bir rutin olmaktan çıkarıp akıllı ev deneyiminin kesintisiz bir parçası haline getiriyor. Görünmez Teknoloji, Pürüzsüz Rutinler Modern yaşam tasarımında Sakin Teknoloji olarak bilinen bir felsefe vardır; en iyi teknoloji, arka planda sessizce çalışarak varlığını unutturan ve odağımızı asıl önemli olan şeylere vermemizi sağlayandır. Günümüzde evcil hayvan ebeveynliği de salt fiziksel bir bakımdan ziyade, anı paylaşmaya dayalı duygusal bir ortaklık gerektiriyor. Petkit'in yeni iOS entegrasyonu tam da bu vizyonla, teknolojik bariyerleri ortadan kaldırıyor. Bir işlemi yapmak için telefonu bulmak, uygulamayı açıp menüler arasında gezinmek gibi "dijital pürüzler" yerini doğal bir seslenişe bırakıyor. Apple Shortcuts (Kısayollar) altyapısına doğrudan bağlanan bu sistem, evinizi adeta asistanınızın yönettiği akıllı bir yuvaya dönüştürüyor. Örneğin, evden çıkarken ayakkabılarınızı bağladığınız o telaşlı anda "Hey Siri, şimdi temizle"komutuyla akıllı kum kabınızın temizlik döngüsünü başlatabiliyor veya çalışma masanızdan kalkmadan saniyeler içinde dostunuzun en sevdiği ödül mamasını kameradan onu izleyerek verebiliyorsunuz. Kusursuz Entegrasyon, Geniş Uyumluluk Bu yeni nesil zahmetsiz otomasyon deneyimi, evdeki dostunuzun ihtiyaçlarına ve sizin günlük ritminize göre tamamen özelleştirilebiliyor. Petkit'in akıllı ekosisteminde yer alan ve Siri entegrasyonu ile tam uyumlu çalışan cihazlar ise şunlar: Akıllı Kedi Tuvalet Modelleri: Petkit Pura Max 2 Akıllı Kedi Tuvaleti BeyazPetkit Purobot Max Pro Akıllı Kedi Tuvaleti BeyazPetkit Purobot Max Pro 2 Akıllı Kedi Tuvaleti BeyazPetkit Purobot Ultra Akıllı Kedi Tuvaleti Beyaz Akıllı Beslenme Üniteleri: Petkit Fresh Element Solo Akıllı Besleme ÜnitesiPetkit Yumshare Kameralı Çift Hazneli Akıllı Mama KabıPetkit Yumshare Solo Kameralı Akıllı Mama KabıPetkit Yumshare Kameralı Çift Hazneli Akıllı Mama Kabı 2 Teknoloji ve Sevginin Kesişim Noktası Petkit Türkiye olarak vizyonumuz, cihazları hayatınızın merkezine koymak değil; aksine teknolojiyi arka plana alarak dostlarınızla aranızdaki bağı güçlendirmektir. Siri destekli sesli kontrol özelliği ile evcil hayvan bakımında ezberleri bozuyor, rutinin getirdiği zahmetleri silerek size sadece dostunuzla paylaşacağınız "mutlu anları" bırakıyoruz. Çünkü biliyoruz ki; onlarla aramızdaki iletişim, ufak bir sesleniş kadar doğal ve zahmetsiz olmalı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.