Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Otomasyon

Kapsül Haber Ajansı - Otomasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otomasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SAS: Agentic AI Yatırımlarından Gerçek Değer Elde Etmenin Anahtarı İnsan Uzmanlığı Haber

SAS: Agentic AI Yatırımlarından Gerçek Değer Elde Etmenin Anahtarı İnsan Uzmanlığı

Şirketler yapay zekâda deneysel aşamadan, iş akışlarında bağımsız eylemler alabilen agentic AI sistemlerine geçerken; SAS liderlerine göre YZ yatırım getirisindeki yeni sınav, kuruluşların insan karar verme yetkinliğini devre dışı bırakmadan otomasyonu ölçeklendirip ölçeklendiremeyeceği olacak. Otomasyon kısa vadede maliyet tasarrufu sağlayabilir. Ancak SAS yöneticileri, kalıcı yapay zekâ değerinin; insanın bağlam bilgisi, hesap verebilirliği ve sektörel uzmanlığını güçlendirecek şekilde tasarlanan sistemlerden geliyor. Bu değer aynı zamanda hedefleri belirleme, sınırları tanımlama ve yüksek riskli kararları alma sorumluluğunu insanlarda tutan yönetişim çerçevelerine dayanıyor. Bu insan odaklı yaklaşım aynı zamanda ticari bir gereklilik. 2025 yılında SAS tarafından desteklenen IDC araştırması, güvenilir yapay zekâya öncelik veren kurumların AI projelerinden elde ettikleri yatırım getirisini (ROI) ikiye katlama olasılığının %60 daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bu yaklaşım, SAS'ın 50 yıllık yaklaşımının temelini oluşturuyor: Teknoloji, insanların anlayışını, karar verme yetisini ve başarabileceklerini genişletmelidir. 2026 yılında 50. yılını kutlayan SAS, bu ilkeyi yapay zekâ çağına da taşıyarak kurumların sorumlu bir şekilde yenilik yapmasına, AI yönetişimini ölçeklendirmesine ve veriyi güvenilir kararlara dönüştürmesine yardımcı oluyor. Herkes yapay zekâya erişebiliyorsa rekabet avantajı ne olacak? “Herkes aynı yanıtlara tek bir komutla ulaşabildiğinde, insan uzmanlığı ve muhakemesi fark yaratan unsur haline geliyor. Yapay zekâ yanıtlar üretebilir ancak bir işletmeyi, müşterilerini ve geleceğini şekillendiren kararları anlayan insanların yerini alamaz. Yapay zekâdan en fazla faydayı sağlayacak kuruluşlar, insan uzmanlığının yerine geçmek yerine onu güçlendirmek için yapay zekâdan yararlananlar olacak.” Bryan Harris, SAS, Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CTO) Yapay zekâ çalışanların yerini mi alacak, yoksa iş dünyasının ihtiyaç duyduğu yetkinlikleri mi değiştirecek? “Yapay zekâ bazı görevleri otomatikleştirecek ve bazı rollerin yapısını değiştirecek ancak daha büyük etki, insanların başarılı olmak için ihtiyaç duyacağı yetkinlikler üzerinde görülecek. Buradaki en büyük fırsat, herkesi veri bilimciye dönüştürmek değil, daha fazla insanın daha iyi kararlar almasını sağlamak. Her çalışandan uzman olmasını beklemek yerine yapay zekâ, ihtiyaç duydukları anda uzmanlığa erişmelerini sağlayabilir. Öne geçecek şirketler, en fazla işi otomatikleştirenler değil, en doğru kararları alanlar olacak.” Udo Sglavo, SAS, Uygulamalı Yapay Zekâ ve Modelleme Başkan Yardımcısı Güvenilir yapay zekâ yönetişiminde “insan liderliği” ne anlama geliyor? “İnsan gözetimi, otomatikleştirilmiş bir sürecin sonunda gerçekleştirilen sembolik bir kontrol noktası olmamalı. Yapay zekânın insani değerleri yansıtmasını istiyorsak insanların sistemlerin nasıl tasarlandığı, yönetildiği ve kullanıldığı süreçlere dâhil olması gerekiyor. Amaç yalnızca ‘döngüde insan’ yaklaşımı değil; özellikle kararların belirsizlik, risk veya gerçek dünyada önemli sonuçlar içerdiği durumlarda ‘liderlik eden insan’ yaklaşımını benimsemek.” Reggie Townsend, SAS, Veri Etiğinden Sorumlu Başkan Yardımcısı En yüksek yatırım getirisini hangi tür yapay zekâ projeleri sağlıyor? “Yaygın inanışın aksine, yapay zekânın en yüksek getirisi çalışan sayısını azaltmaktan gelmiyor. Nitekim SAS tarafından geçen yıl yaptırılan IDC araştırmasına göre, müşteri deneyimine odaklanan yapay zekâ girişimleri, maliyet azaltmayı hedefleyen girişimlere kıyasla neredeyse yüzde 20 daha yüksek getiri sağlıyor. Otomasyon ve verimlilik elbette önemli. Ancak daha yüksek getiriler, yapay zekânın insanların inovasyonu desteklemesine ve yalnızca daha hızlı değil, daha iyi bir deneyim sunmasına yardımcı olduğu durumlarda ortaya çıkıyor.” Stu Bradley, SAS, Risk, Suistimal ve Uyum Çözümlerinden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Liderler yapay zekâ okuryazarlığını geliştirmek ve kontrolsüz yapay zekâ kullanımının önüne geçmek için ne yapmalı? “Yapay zekâ okuryazarlığı artık liderlerin sorumluluğunda. Yöneticilerin, yapay zekânın nerede fayda sağladığını, nerede risk yarattığını ve çalışanların yapay zekâyı nasıl sorumlu bir şekilde kullanması gerektiğini açıklayarak kuruluşları için birer ‘yapay zekâ tercümanı’ olmaları gerekiyor. Liderler net beklentiler ortaya koymaz ve bu davranışlara kendileri de örnek olmazsa, kontrolsüz yapay zekâ kullanımının yaygınlaşmasına şaşırmamalılar.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

3D Yazıcı Çiftlikleri Türkiye'de Seri Üretimin Yeni Yatırım Alanı Oluyor Haber

3D Yazıcı Çiftlikleri Türkiye'de Seri Üretimin Yeni Yatırım Alanı Oluyor

Geleneksel üretim yöntemlerinde yeni bir ürünün geliştirilmesi ve seri üretime alınması çoğu zaman yüksek kalıp maliyetleri, uzun hazırlık süreçleri ve büyük yatırımlar gerektiriyor. Özellikle düşük adetli veya kişiselleştirilmiş üretimlerde bu maliyetler işletmeler için önemli bir dezavantaj oluşturuyor. Bu noktada devreye giren 3D yazıcı çiftlikleri (3D Farm), onlarca hatta yüzlerce 3D yazıcının aynı anda çalıştığı dijital üretim modeliyle üretim anlayışını değiştiriyor. Dijital tasarımın sisteme yüklenmesinin ardından üretim saatler içinde başlayabiliyor; yeni bir ürün için kalıp hazırlanmasına veya üretim hattının yeniden kurulmasına ihtiyaç duyulmuyor. Türkiye'de 3D Farm Ekosistemi Genişliyor, Seri Üretim Güç Kazanıyor Türkiye'de de eklemeli imalat ekosisteminin her geçen yıl büyüdüğüne dikkat çeken Expo 3D İstanbul Fuar Koordinatörü Yıldırım Ünverdi, "Türkiye'de endüstriyel üretimde kullanılan 600'ün üzerinde 3D yazıcının aktif olduğu belirtilirken, ticari olarak 3D baskı hizmeti sunan işletme sayısının 700 ila 1.000'in üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Ancak sektörün önemli bölümünü hâlâ prototipleme ve düşük adetli üretim yapan işletmeler oluşturuyor. Gerçek anlamda seri üretim gerçekleştiren, 10 ve üzeri yazıcıyla faaliyet gösteren profesyonel 3D yazıcı çiftliklerinin sayısının ise yaklaşık 30 ila 80 arasında olduğu değerlendiriliyor. Buna karşın ABD, Çin ve Avrupa'da binlerce profesyonel 3D yazıcı çiftliği üretim süreçlerinde aktif olarak kullanılıyor. Yapay zekâ destekli üretim yönetimi, otomasyon sistemleri ve yeni nesil malzeme teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte 3D Farm modeli, prototiplemenin ötesine geçerek seri üretimin de önemli bir parçası haline geliyor. Türkiye'nin sahip olduğu güçlü üretim altyapısı ve artan teknoloji yatırımları sayesinde önümüzdeki dönemde bu dönüşümden çok daha fazla pay alacağına inanıyoruz" dedi. Türkiye'nin otomotiv yan sanayisi, savunma sanayii, beyaz eşya, makine ve kalıp üretimindeki deneyiminin eklemeli imalat teknolojilerinin yaygınlaşması açısından önemli avantaj sunduğunu ifade eden Ünverdi, Avrupa pazarına yakınlığın da Türkiye'yi bölgesel bir dijital üretim merkezi haline getirebilecek önemli fırsatlar barındırdığını söyledi. 3D Farm modelinin yalnızca büyük sanayi kuruluşları için değil, KOBİ'ler ve girişimciler için de önemli fırsatlar sunduğunu belirten Ünverdi, "Yüksek kalıp yatırımı gerektirmeden üretime başlanabilmesi, düşük ve orta ölçekli seri üretimin ekonomik şekilde gerçekleştirilebilmesini sağlıyor. Aynı üretim altyapısıyla farklı tasarımlar üretilebildiği için kişiselleştirilmiş üretim kolaylaşıyor. Plastik, reçine, metal, seramik ve kompozit gibi birçok farklı malzemeyle üretim yapılabilmesi de kullanım alanını otomotivden havacılığa, savunma sanayiinden medikale kadar genişletiyor. Dünyada çok sayıda girişimci onlarca yazıcıdan oluşan üretim çiftlikleriyle küresel e-ticaret platformlarına ürün satıyor. Benzer modelin Türkiye'de de hızla yaygınlaşacağına inanıyoruz. Dijital üretim altyapısı, düşük adetli ancak yüksek katma değerli ürünlerin ekonomik şekilde üretilmesine imkân tanırken, Türkiye'nin ihracatta yüksek teknolojili ve kişiselleştirilmiş ürün payını artırma potansiyeli taşıyor. Nasıl CNC teknolojileri zaman içinde üretim tesislerinin standart ekipmanlarından biri haline geldiyse, önümüzdeki dönemde çoklu 3D yazıcı sistemleri de birçok fabrikanın standart üretim altyapısının vazgeçilmez bir parçası olacak" dedi. Eklemeli İmalat Ekosistemi EXPO3D İstanbul'da Buluşacak Eklemeli imalat teknolojilerinin tüm paydaşlarını aynı platformda buluşturacak Expo 3D İstanbul– 3D Baskı Teknolojileri ve Katmanlı Üretim Fuarı, 17-19 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek. Türkiye'nin bu alandaki ilk ve tek ihtisas fuarı olma özelliğini taşıyan organizasyon; 3D yazıcı üreticilerinden filament ve metal tozu tedarikçilerine, yazılım geliştiricilerinden otomasyon firmalarına, tarama sistemlerinden son işlem teknolojilerine kadar eklemeli imalat zincirinin tüm halkalarını bir araya getirecek. Fuar, yalnızca yeni teknolojilerin sergilendiği bir organizasyon olmanın ötesinde, üretim süreçlerini dijitalleştirmek isteyen sanayi kuruluşları için yeni iş birlikleri, yatırım fırsatları ve teknoloji transferine zemin hazırlayacak. Savunma sanayii, otomotiv, havacılık, medikal, kalıp, makine, enerji, eğitim ve tasarım başta olmak üzere birçok sektörden profesyonelin katılımıyla gerçekleşecek EXPO3D, Türkiye'nin eklemeli imalat ekosisteminin gelişimine yön veren önemli buluşma noktalarından biri olmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Depremden Önce Kazanılacak 5 Saniye Bile Hayat Kurtarabilir! Haber

Depremden Önce Kazanılacak 5 Saniye Bile Hayat Kurtarabilir!

Dikey yapılaşmanın ve deprem toplanma alanlarının yapılaşmaya açılmasının önemli riskler oluşturduğuna dikkat çeken Dr. Uçan, “Ailemizin deprem anından sonra nerede toplanacağı, şehir dışına ortak kontak telefonu gibi hazırlıkların şimdiden yapılması gerekmektedir.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yıldönümü dolayısıyla deprem hazırlıklarını değerlendirerek, erken uyarı sistemlerinin afet yönetimindeki önemine dikkat çekti. Dünyada deprem erken uyarı sistemleri Japonya, Meksika, Çin, ABD (Batı Yakası), Tayvan, Güney Kore ve Türkiye deprem riski yüksek ülkelerde ulusal veya bölgesel deprem erken uyarı sistemlerinin kullanıldığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Marmara bölgesinde EDİS firması tarafından fay hattına yakın çeşitli noktalarda hassas cihazlarla merkezler kurulmuştur. Burada depremin ilk öncü P dalgası ölçülerek, değerlendirerek konumuna göre 5 saniye ile 60 saniye arasında önceden depremi tespit ederek, büyüklüğü ve başlangıç noktası bilgilerini hizmet verdiği firmalara göndermektedir. Bu bilgiyi alan firmalarda bunu yapay zeka uygulamaları ile işleyerek olası zararı küçültmektedirler.” dedi. 5 saniye bile doğru kullanılırsa kritik olabilir Dr. Uçan, “Bu firmaya veya başka bir kuruluşa, bütün Türkiye’de deprem uyarı cihazları fay hattı bölgelerine yerleştirilmelidir. Böylece 5-60 saniye önce depremden bilgilenecektir. Bu sürede elektrik kesilebilir, doğalgaz sistemleri kapatılabilir. Fabrikalarda yapay zekâ ve otomasyon sistemleriyle yüzlerce güvenlik hareketi aktive edilebilir. Bu sayede deprem sonrasında meydana gelebilecek can kayıplarının yanı sıra ekonomik ve çevresel zarar da azaltılabilir.” diye konuştu. Dikey yapılaşmadan vazgeçilmeli Türkiye’nin deprem gerçeğine rağmen yüksek katlı yapılaşmanın devam ettiğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Dikey yapılaşma ülkemizde hız kesmeden devam etmektedir. 1999 Depreminin üzerinden 27 yıl, 2023 depreminin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen yanlış yapılanma devam ettirilmektedir. Bu sadece İstanbul’da değil 50 bin nüfuslu şehirlerde de aynıdır. Almanya’da deprem bölgesi olmamasına rağmen yapılar genellikle 3 katlıdır. Bu sistemi bozmuyorlar. Bizde ise bu yüksek katlı binaların bazıları acil deprem toplanma bölgelerinde yapıldı. Acilen dikey yapılanmadan vazgeçilmelidir. Halen bulunan deprem toplanma alanlarının korunması sağlanmalıdır.” şeklinde konuştu. Ailenizin depremden sonra nerede buluşacağını belirleyin Depreme hazırlık için bireylerin ve ailelerin de kendi acil durum planlarını oluşturması gerektiğini dile getiren Dr. Uçan, “Ailemizin deprem anından sonra nerede toplanacağı, şehir dışına ortak kontak telefonu gibi hazırlıkların şimdiden yapılması gerekmektedir.” dedi. İlk 72 saat için hazırlıklı olun Afet ve acil durum çantasının deprem hazırlığının temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Dr. Uçan, “Büyük depremden sağ kurtulsanız bile ilk 72 saatte yardım ekiplerinin size ulaşması mümkün olmayabilir. Bu nedenle temel ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek bir afet ve acil durum çantasını kolayca ulaşabileceğimiz bir yerde hazır bulundurmalıyız.” dedi. Afet çantasının yalnızca deprem için düşünülmemesi gerektiğini belirten Dr. Uçan, “Deprem, su baskını ve yangın gibi afetlerde kişilerin temel yaşam ihtiyaçlarını karşılayabilecek ürünleri ve ilk yardım malzemelerini içeren, kolay taşınabilir ve mümkünse su geçirmez bir çanta hazırlanmalı. Çantanın omuzda veya sırtta taşınabilmesi, afet sırasında hareket kabiliyeti açısından önemlidir.” ifadelerini kullandı. Deprem çantasında neler bulunmalı? Çantanın kişisel ve ailevi ihtiyaçlara göre hazırlanması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, bulunması gereken temel malzemeleri şöyle sıraladı: “El feneri, çok amaçlı katlanır çatal-kaşık seti, radyo, pil, plastik düdük, iş eldiveni, yağmurluk, su, korunma örtüsü, maske, sargı bezi, anında soğuk kompres, ikaz yeleği, polar battaniye, yedek anahtar (ev, işyeri, araç), termos veya matara, kuru gıda (kuruyemiş, çikolata, pestil gibi), konserve yiyecek ve bir miktar nakit para.” Önemli belgelerin de unutulmaması gerektiğini kaydeden Dr. Uçan, “Kimlik, ehliyet, pasaport, araç ruhsatı, tapu ve sigorta poliçeleri gibi önemli belgelerin fotokopileri çantada yer alabilir. Bu belgelerin dijital kopyalarının güvenli bir bulut ortamında saklanması da yararlı olacaktır.” dedi. İlaç listesini ve aile bireylerinin fotoğraflarını çantaya koyun Afet çantasındaki bazı malzemelerin kriz anında özel önem taşıdığını dile getiren Uçan, “Aile bireylerinin güncel fotoğrafları, düzenli kullanılan ilaçların listesi ve önemli tıbbi bilgiler mutlaka düşünülmeli. Yerel bir harita ile aile bireylerinin toplanma noktasını gösteren bir görsel de çantada bulunabilir.” diye konuştu. Dr. Uçan, çanta içindeki malzemelerin son kullanma tarihine dikkat edilmesi gerektiğinin de altını çizerek, "Malzemeler; kullanacak kişilerin (bebek, çocuk, yaşlı, engelli, hamile, hasta, evcil hayvan gibi) özelliklerine göre belirlenmeli, kolay kullanılabilecek ve birbirlerini olumsuz etkilemeyecek şekilde yerleştirilmeli. Deprem çantası, evde sığınma alanı olarak düşündüğümüz yerde bulundurulmalı." şeklinde konuştu. Hijyen malzemelerinin de ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Uçan, sabun veya dezenfektan, diş fırçası ve macunu, ıslak mendil, tuvalet kâğıdı ve hijyenik ped gibi temel ürünlerin ihtiyaçlara göre çantaya eklenebileceğini söyledi. Her deprem çantası aynı olmamalı Afet çantasının hazırlandıktan sonra bir köşeye bırakılmasının yeterli olmadığını vurgulayan Uçan, içindeki ürünlerin düzenli aralıklarla kontrol edilmesi gerektiğine dikkat çekti. “Malzemelerin son kullanma tarihleri mutlaka takip edilmeli.” diyen Uçan, “Çanta, kullanacak kişilerin özelliklerine göre hazırlanmalıdır. Evde bebek, çocuk, yaşlı, engelli, hamile veya kronik hastalığı bulunan biri varsa onların özel ihtiyaçları hesaba katılmalıdır. Evcil hayvanı bulunan aileler de hayvanlarının su, gıda ve diğer temel ihtiyaçlarını planlamalıdır.” ifadelerini kullandı. Dr. Uçan, afet çantasının evde kolay ulaşılabilecek ve güvenli olduğu düşünülen bir noktada bulunması gerektiğini, ayrıca iş yerlerinde ve okullarda da benzer hazırlıkların yapılmasının önemli olduğunu sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rockwell Automation ve Beypiliç'ten Yeni Üretim Tesisinde Endüstriyel Güvenlik İş Birliği Haber

Rockwell Automation ve Beypiliç'ten Yeni Üretim Tesisinde Endüstriyel Güvenlik İş Birliği

İş birliği kapsamında, Beypiliç'in yeni işleme tesisinde çalışan güvenliği ve makine güvenliğini güçlendirmeye yönelik tesis genelinde kapsamlı bir endüstriyel güvenlik çözümü hayata geçirildi. Çözüm; elektrik kontrol panolarına yetkisiz erişimin önlenmesini, bakım çalışmalarının daha güvenli yürütülmesini ve gıda işleme sektöründe giderek önem kazanan güvenlik standartları ile mevzuat gerekliliklerine uyumu destekliyor. Güvenlik, tesis tasarımının ayrılmaz bir parçası Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Rockwell Automation Türkiye Ülke Müdürü Fatih Üzümcü, "Beypiliç, bu yeni tesisi planlamaya başladığı ilk günden itibaren güvenliği projenin temel unsurlarından biri olarak ele aldı. Standartlaştırılmış ve çözüm odaklı bu yaklaşım sayesinde hem yasal gereklilikler karşılandı hem de günlük operasyonlar ile bakım süreçlerinde daha güvenli bir çalışma ortamı oluşturuldu. Bu proje, son kullanıcılar, iş ortakları ve teknoloji sağlayıcılarının yakın iş birliğiyle güvenliğin sonradan eklenen bir unsur değil, tesis tasarımının ayrılmaz bir parçası olarak kurgulanabileceğini ortaya koyuyor." dedi. İş birliği, Rockwell Automation'ın endüstriyel güvenlik alanındaki uzmanlığını, Türkiye'de Rockwell Automation PartnerNetwork™ ekosisteminin yetkili üyesi ve katma değerli distribütörü olan AB Market Elektrik Otomasyon'un yerel uygulama desteğiyle bir araya getirdi. AB Market, sistem tasarımından saha uygulamalarına ve proje koordinasyonuna kadar tüm süreçlerde Rockwell Automation ile son kullanıcı arasında önemli bir rol üstlendi. Başarılı projelerin temelinde güçlü koordinasyon yer alıyor Projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan AB Market Bölge Satış Müdürü Coşan Kuzu ise şu ifadeleri kullandı: "Bu ölçekteki projeler, planlama aşamasının en başından itibaren güçlü bir koordinasyon gerektiriyor. Rockwell Automation ve Beypiliç ile yakın iş birliği içinde çalışarak tesis genelinde tutarlı bir güvenlik yaklaşımının uygulanmasına katkı sağlarken, yerel uygulama süreçlerini, mevzuata uyumu ve uzun vadeli operasyonel gerekliliklerini de destekledik." Yeni tesiste kapsamlı ve standartlaştırılmış güvenlik altyapısı Beypiliç'in yeni et işleme tesisi yatırımı kapsamında, operasyon ve bakım süreçlerinde oluşabilecek riskleri azaltmak amacıyla tesis genelindeki tüm elektrik panolarının kapıları güvenlik altına alındı. Uygulanan çözüm sayesinde erişim noktaları temassız olarak izlenirken, hareketli veya enerjili ekipmanlara maruz kalma riski en aza indirildi ve çalışanlar için daha güvenli bir çalışma ortamı desteklendi. Projenin başarıyla tamamlanmasının ardından, tesiste yaklaşık 2.000 emniyet cihazı devreye alındı. Bu uygulama, bölgedeki büyük ölçekli gıda ve içecek tesisleri için örnek teşkil edecek referans bir güvenlik projesi haline geldi. Beypiliç tesisinde uygulanan çözüm, Rockwell Automation'ın endüstriyel güvenlik ürün portföyü temel alınarak geliştirildi. Uygulama kapsamında, özellikle ıslak ve hijyen gereksiniminin yüksek olduğu üretim ortamları için tasarlanan Allen-Bradley® 440N Ferrogard® GD2 temassız emniyet kilit anahtarları tercih edildi. IP68 koruma sınıfına sahip paslanmaz çelik yapısıyla öne çıkan bu güvenlik cihazları, beyaz et ve gıda işleme tesislerinde suya ve korozyona karşı yüksek dayanıklılık sunarken, sık gerçekleştirilen yıkama ve sanitasyon işlemleri sırasında da güvenilir performans sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DHL Group, Büyüme Fırsatlarını Değerlendirerek İkinci Çeyrekte Gelir ve Kârlılığını Önemli Ölçüde Artırdı Haber

DHL Group, Büyüme Fırsatlarını Değerlendirerek İkinci Çeyrekte Gelir ve Kârlılığını Önemli Ölçüde Artırdı

2026 yılının ikinci çeyreğinde elde edilen olumlu kârlılık ivmesini yansıtan şekilde Grup, temmuz ayında ön sonuçların açıklanmasıyla birlikte 2026 mali yılı için faaliyet kârı (EBIT) öngörüsünü 6,5 milyar Euro’nun üzerine yükseltti (önceki öngörü: 6,2 milyar Euro’nun üzerinde). Gelir artışının temelinde DHL Express’te taşınan gönderi ağırlığındaki artış, uluslararası hava taşımacılığı pazarındaki kapasite kısıtları ve artan yakıt maliyetlerinin fiyatlara yansıtılması yer aldı. Disiplinli getiri/fiyatlama ve kapasite yönetiminin yanı sıra “Fit for Growth” programı kapsamında gerçekleştirilen yapısal maliyet iyileştirmeleri, kârlılık artışını destekledi. Giderek daha karmaşık hale gelen ortamda, küresel tedarik zincirlerinin güvenli ve verimli şekilde yönetilmesi daha da önemli hale geliyor. Jeopolitik gerilimler ve değişen ticaret akışlarıyla karşı karşıya kalan daha fazla şirket, tedarik zincirlerini yeniden yapılandırıyor ve dayanıklılık, esneklik ve güvenilirliğe odaklanıyor. DHL Group, küresel ölçekte entegre ağı ve yerel pazar uzmanlığı sayesinde müşterilerinin küresel ticaretteki değişimlere çevik şekilde yanıt vermelerine ve daha dayanıklı tedarik zincirleri oluşturmalarına destek oluyor. DHL Group CEO’su Tobias Meyer, “İkinci çeyrekte elde ettiğimiz güçlü gelir ve kârlılık performansı, stratejik adımlarımızın istikrarlı şekilde uygulanmasının sonuç verdiğini gösteriyor. Daha yüksek verimlilik ve üretkenlik, küresel ağımızın gücüyle birleşerek büyüme fırsatlarından yararlanmamızı ve gelir artışını daha güçlü bir kârlılık artışına dönüştürmemizi sağlıyor. Jeopolitik gerilimler ve değişen ticaret akışlarının şekillendirmeye devam ettiği bir ortamda müşterilerimiz, küresel varlığımızdan, yerel uzmanlığımızdan ve operasyonel esnekliğimizden faydalanıyor. Bu sayede tedarik zincirlerini değişen pazar koşullarına uyarlamalarına destek olurken, zorlu koşullarda dahi güvenilir lojistik hizmetleri sunmaya devam ediyoruz” dedi. Serbest nakit akışı (birleşme ve satın almalar hariç) ikinci çeyrekte 569 milyon Euro olarak gerçekleşti (2. çeyrek 2025: 329 milyon Euro). Güçlü işletme büyümesi ek bir işletme sermayesi çıkışına yol açarken, Haziran ayındaki nakit akışı ABD tarife önlemlerine (IEEPA) ilişkin iadelerden olumlu etkilendi. İlgili tutarlar müşterilere mümkün olan en kısa sürede aktarılıyor. Yılın ilk yarısında serbest nakit akışı (birleşme ve satın almalar hariç) 1,8 milyar Euro’ya yükseldi (1. yarıyıl 2025: 1,1 milyar Euro). Kontrol gücü olmayan paylar sonrası konsolide net kâr, ikinci çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23,9 artarak 1,0 milyar Euro’ya ulaştı. Hisse başına temel kazanç ise 2025'in ikinci çeyreğindeki 0,72 Euro’dan yüzde 26,9 artışla 0,91 Euro oldu. Sürdürülebilir Büyümeye Yönelik Yatırımlar DHL Group, ağının gücünü ve kalitesini artırmaya yönelik yatırımlarını sürdürüyor. Yılın ilk yarısında edinilen varlıklara ilişkin sermaye harcamaları (capex), 1,3 milyar Euro olarak gerçekleşti ve önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 25 arttı. Böylece Grup, Strateji 2030’un uygulanmasını sürdürürken uzun vadeli büyümenin temelini güçlendiriyor. Değişen müşteri ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla şirket, dijitalleşme, otomasyon ve lojistik altyapısının modernizasyonuna yatırım yapmaya devam ediyor. Bu yatırımlar arasında küresel Express filosunun modernizasyonu, otomatik depolama ve ayrıştırma çözümleri ile kalite ve verimliliği daha da artırmak üzere tasarlanan dijital uygulamalar yer alıyor. Buna ek olarak DHL Group; Yaşam Bilimleri ve Sağlık, Yeni Enerji ve Veri Merkezi Lojistiği gibi stratejik büyüme alanlarındaki kapasitesini artırmaya devam ediyor. Örneğin Grup; Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Singapur ve Güney Kore'deki Yaşam Bilimleri ve Sağlık ağını genişletiyor, Hollanda'da yeni bir batarya lojistiği merkezine yatırım yapıyor ve Asya-Pasifik bölgesinde de veri merkezi lojistiği yetkinliklerini güçlendiriyor. DHL Group bu yatırımlarla, özelleştirilmiş lojistik çözümlerine yönelik artan talebe yanıt verirken, hızlı büyüyen ve giderek daha karmaşık hale gelen sektörlerdeki müşterilerinin kritik tedarik zincirlerini güvenli, dayanıklı ve verimli bir şekilde yönetmelerine yardımcı oluyor. Öngörüler Yukarı Yönlü Revize Edildi; Hisse Geri Alım Programı Artırıldı ve Uzatıldı Yılın ilk yarısındaki güçlü iş performansını yansıtan şekilde DHL Group, 7 Temmuz tarihinde 2026 yılına ilişkin öngörülerini yukarı yönlü revize etti ve faaliyet kârının (EBIT) 6,5 milyar Euro’nun üzerinde gerçekleşmesini beklediğini açıkladı (önceki öngörü: 6,2 milyar Euro’nun üzerinde). DHL bölümlerinin EBIT’inin 5,9 milyar Euro’nun üzerinde gerçekleşmesi bekleniyor. Post & Parcel Germany için 900 milyon Euro’nun üzerinde EBIT ve Grup Fonksiyonları için yaklaşık eksi 400 milyon Euro seviyesindeki öngörüler ise değişmedi. Grup ayrıca yaklaşık 3,0 milyar Euro serbest nakit akışı (birleşme ve satın almalar hariç) beklentisini teyit etti. Buna ek olarak Yönetim Kurulu, 2022 yılında başlatılan Grup hisse geri alım programının tutarını 500 milyon Euro artırarak 6,5 milyar Euro’ya kadar yükseltme ve programın süresini 2027 sonuna kadar uzatma kararı aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ORKA Banyo, 2026’nın İlk Yarısında Güçlü Performansını Sürdürdü Haber

ORKA Banyo, 2026’nın İlk Yarısında Güçlü Performansını Sürdürdü

Şirket, yılın kalan bölümünde yeni koleksiyonlarını tüketiciyle buluşturmaya, Türkiye’deki satış ağını genişletmeye ve Avrupa’daki etkinliğini artırmaya odaklanacak. Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) verilerine göre Türkiye mobilya, kâğıt ve orman ürünleri sektörünün ihracatı, 2026’nın ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1,8 gerileyerek 3,75 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Küresel talepteki yavaşlama ve maliyet baskılarının hissedildiği bu dönemde, banyo mobilyaları sektöründe global ölçekte faaliyet gösteren ORKA Banyo; ciro, satış hacmi ve pazar etkinliğinde geçen yılın aynı dönemine göre ilerleme kaydetti. Yurt içi ve ihracat kanallarındaki dengeli gelişimin katkısıyla yılın ilk yarısını büyüme hedefleriyle uyumlu, güçlü bir performansla tamamladı. Büyümeyi özellikle farklı bütçelere hitap eden banyo mobilyası koleksiyonları ve proje kanalına özel geliştirilen ürün grupları destekledi. Fiyat, ölçü, hızlı termin ve standartlaşma avantajı sunan modüler çözümlerin konut, otel ve ticari projelerine gerçekleştirilen satış hacmi içindeki payı arttı. Dönemsel kampanyalarda erişilebilir fiyatlı, hızlı teslimata uygun ürünler öne çıkarken, yurt içinde bayiler ana satış gücünü korudu; proje ve yapı market kanallarında da ivme yakalandı. İlk yarı performansını değerlendiren ORKA Banyo Genel Müdürü Nalan Yılmaz, şirketin başarısında farklı yönlerde hareket eden talebi doğru okuyabilmenin belirleyici olduğunu söyledi: “Yılın ilk yarısında dış pazarlardaki talebin bölgelere göre farklılaştığı bir tabloyla karşılaştık. Türkiye’de farklı bütçelere uygun ürünler ile proje kanalına hızlı termin sunan çözümler öne çıkarken, ihracatta Avrupa ile Kuzey Afrika’daki performans, Orta Doğu ve CIS ülkelerindeki yavaşlamayı dengeledi. Ürün ve pazar önceliklerimizi talebin yönüne göre şekillendirerek büyüme ivmemizi sürdürdük.” Avrupa’da teslimat süreleri kısaldı ORKA Banyo, yılın ilk yarısında mevcut pazarlardaki ticari hacmini artırırken yeni müşteriler ve iş ortaklıklarıyla ihracat ağını genişletti. Almanya’daki Orka Badmöbel lojistik merkezi, bölgesel stok yönetimi sayesinde Avrupa siparişlerinin daha hızlı ve düzenli teslim edilmesini sağladı. Kısalan teslimat süreleri mevcut ilişkileri pekiştirdi; yeni iş birliklerinde daha çevik hareket edilmesine olanak tanıdı. ORKA Banyo, İngiltere’de müşteri ve kanal geliştirme çalışmalarını 2026’ nın ilk altı ayında da sürdürdü. Turquality kapsamında hedef pazar analizi, marka konumlandırması, kurumsal yapılanma ve stratejik yol haritasına ilişkin hazırlıklara devam edildi. 20’ye yakın ORKA Corner hayata geçirildi ORKA Corner ağı, yılın ilk altı ayında Türkiye genelinde devreye alınan 20’ye yakın uygulamayla genişledi. Mevcut satış noktalarındaki teşhir alanları yenilenirken bayi ekiplerine yönelik eğitimler ve mağaza içi standartlar geliştirildi. Konut, ticari proje ve kentsel dönüşüm alanlarında kurulan yeni iş birlikleri de bu kanaldaki etkinliği artırdı. Eskişehir’de vitrifiye üretimi başladı, SAP geçişi tamamlandı ORKA’nın Eskişehir vitrifiye tesisinde seçili ürün grupları üretim ve ticari satış aşamasına geçti. Ürün geliştirme, deneme üretimleri, kalite doğrulama ve pazara hazırlık adımlarının ardından devreye alınan süreç, talep ve operasyonel gerekliliklere göre kademeli biçimde genişletilecek. Seri üretimin artmasının ardından, tesis kapasitesi ve üretilen ürün gamının planlanan takvim doğrultusunda genişletilmesi planlanıyor. ORKA Banyo, SAP S/4HANA geçişiyle finans, satış, üretim planlama, bakım, malzeme ve depo yönetimini tek bir dijital altyapıda buluşturdu. Üretim sahasındaki makine ve sensörlerden alınan veriler, kestirimci bakım çalışmalarında kullanılmaya başlandı. Depodaki barkod sistemleri ile operatör terminalleri de SAP sistemine entegre edildi. Karanlık fabrika yatırımı kapsamında otomasyon, veri takibi ve üretim akışının dijitalleştirilmesine yönelik çalışmalar da hız kesmeden sürdü. Üretim süreleri, hata ve fire oranları ile enerji ve iş gücü verimliliğinde ilk iyileşmeler elde edildi. Hedeflenen kapasite artışının tam etkisinin ise hatların devreye girmesiyle belirginleşmesi bekleniyor. ORKA Banyo’nun gelecek dönem önceliklerine de değinen Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı: “Yılın ikinci yarısında yeni koleksiyonlarımızı pazara sunacağız. Yurt içinde bayi ve ORKA Corner ağımızı genişletirken Avrupa’daki çalışmalarımıza hız vereceğiz. Mevcut görünüm doğrultusunda yıl sonu hedeflerimizi koruyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DHL Express Türkiye’ye Altın Stevie® Ödülü Haber

DHL Express Türkiye’ye Altın Stevie® Ödülü

DHL Express Türkiye, lojistikte yapay zeka destekli karar mekanizmalarını odağına alan Geologic AI: AI-Powered Delivery Intelligence for Express Logistics projesiyle, bu yıl üçüncüsü düzenlenen Stevie® Awards for Technology Excellence kapsamında Yapay Zeka kategorisinde Yılın Yeni Ürünü dalında Altın Stevie® Ödülü’ne layık görüldü. İş dünyasının uluslararası ölçekte en bilinen ödül programları arasında yer alan Stevie® Awards, teknoloji alanında öne çıkan kurumsal başarıları ödüllendiriyor. DHL Express Türkiye’nin kazandığı bu ödül, şirketin yapay zeka odaklı lojistik uygulamalarıyla dünya çapında dikkat çeken bir başarıya imza attığını ortaya koyuyor. 2026 yılında 37 ülke ve bölgeden 700’ün üzerinde adaylığın değerlendirildiği programda elde edilen Altın Stevie®, DHL Express Türkiye’nin teknoloji üretme kapasitesinin ve operasyonel yetkinliğinin uluslararası iş dünyasında da karşılık bulduğunu gösteriyor. DHL Express Türkiye’de teknoloji ve inovasyon odağı DHL Group’un 2030 stratejisinde yer alan “Digitally by Default” yaklaşımı doğrultusunda DHL Express Türkiye, teknoloji yatırımlarını iş süreçlerinin dönüşümünde temel unsurlardan biri olarak değerlendiriyor. DHL Express Türkiye, bu yaklaşımı 2024 yılında İstanbul Havalimanı’nda kurduğu Ar-Ge Merkezi ile daha da ileri taşıdı. Şirket, bu merkezde yapay zeka, otomasyon, veri analitiği ve operasyonel karar destek sistemleri alanlarında Ar-Ge niteliği taşıyan projeler geliştirerek lojistik sektöründe yeni uygulamaların öncüsü olmayı sürdürüyor. Operasyonlardan elde edilen veriyi teknoloji geliştirme süreçleriyle bir araya getiren bu yapı, DHL Express Türkiye’nin yalnızca mevcut süreçleri dijitalleştiren bir oyuncu değil, aynı zamanda sektöre yön veren yeni nesil çözümler üreten bir kurum olarak konumunu güçlendiriyor. Bu teknoloji vizyonunun somut örneklerinden biri de 135 milyon Euro yatırımla hayata geçirilen İstanbul Havalimanı Gateway operasyon merkezi oldu. Tesiste kullanılan tam otomatik depolama ve ayrıştırma sistemleri ile Türkiye’nin ilk tam otomasyona sahip X-ray sistemi sayesinde gönderiler daha hızlı, güvenli ve verimli şekilde yönetiliyor. DHL Express Türkiye, önümüzdeki dönemde de yapay zeka, büyük veri ve analitik teknolojilerinin kullanım alanlarını genişleterek iş süreçlerini daha akıllı, daha entegre ve daha ölçeklenebilir bir yapıya taşımayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Denizli Büyükşehir’den Buldan’a 160 Milyon TL’lik Dev Yatırım Hamlesi Haber

Denizli Büyükşehir’den Buldan’a 160 Milyon TL’lik Dev Yatırım Hamlesi

Denizli Büyükşehir Belediyesi, şehrin tamamında yaşam kalitesini artırmak, altyapı ve üstyapı sorunlarını kalıcı olarak çözüme kavuşturmak amacıyla başlattığı yatırım programını kararlılıkla sürdürüyor. Bu kapsamda Buldan ilçesinin geleceğine yönelik başlatılan ve devam eden çalışmaları yerinde inceleyen Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, projeler hakkında teknik ekiplerden bilgi aldı. Başkan Çavuşoğlu’na saha incelemeleri sırasında Buldan Belediye Başkanı Mehmet Ali Orpak da eşlik etti. Buldan’ın altyapı sorunlarına kalıcı çözüm Denizli Su ve Kanalizasyon İdaresi (DESKİ) Genel Müdürlüğü, Buldan genelinde hayata geçirdiği toplam 120 milyon TL’lik altyapı hamlesiyle ilçenin sorunlarına kalıcı çözümler getiriyor. Sel ve taşkın riskine karşı Cumhuriyet ve Gölbaşı mahallelerinde inşa edilen 2.659 metrelik yağmursuyu hattı başarıyla tamamlanırken, Sanayi Caddesi’nde planlanan 1.800 metrelik yeni hat için de çalışmalar başlatıldı. İçme suyu güvenliğini güvence altına almak amacıyla merkez ve köylerde toplam 18.198 metrelik hat yenilemesi tamamlandı, merkezdeki 2.300 metrelik ek hat çalışmaları ise devam ediyor. Ayrıca Karşıyaka Mahallesi’nde yapımına başlanan 1.000 metreküplük içme suyu deposu, Aktaş Mahallesi’ndeki prefabrik içme suyu deposu ve Süleymanlı Mahallesi’ndeki içme suyu deposu modernizasyon çalışmaları da sürdürülüyor. Altyapıda gelecek odaklı dönüşüm Öte yandan Çaybaşı Mahallesi’ndeki prefabrik içme suyu deposu, Çatak, Beş ve Türlübey mahallelerindeki 3 adet deponun modernizasyonu ve merkez ile Doğan, Bölmekaya ve Karaköy mahallelerindeki susuzluk sorununu çözen 9 adet sondaj kuyusu tamamlanarak hizmete alındı. Kadıköy, Süleymanlı, Bozalan, Çamköy ve Oğuz mahallelerindeki 900 metrelik kanalizasyon hattı ile Süleymanlı Gölü’nü besleyen yüzey sularına yönelik 1.200 metrelik dere temizliği de bitirildi. Altyapının akıllı yönetimini sağlamak adına 18 depoda uzaktan izleme imkanı sunan 8 adet SCADA otomasyon sisteminin kurulumu da başarıyla tamamlandı. Üstyapıda modern görünüm Fen İşleri Dairesi Başkanlığı koordinesinde Buldan genelinde aralıksız sürdürülen 40 milyon TL maliyetli üstyapı hamlesi ise ilçe merkezindeki ulaşım ağını modern bir görünüme kavuşturuyor. Yatırım planı doğrultusunda, Buldan Merkez Otogar etrafında gerçekleştirilen 1.250 tonluk asfalt serimi ile Adnan Menderes Caddesi’ndeki asfalt çalışmaları tamamlanarak vatandaşların hizmetine sunuldu. Sürücülerin ve yayaların ulaşım konforunu artıracak projeler hız kesmeden devam ederken; Atatürk Caddesi’ndeki çalışmalar halihazırda sürüyor. Öte yandan, 900 metre uzunluğundaki Celal Bayar Caddesi’nde 1.750 tonluk asfalt serimi için çalışmalara start verilirken, 750 metre uzunluğundaki Sekiyurt Caddesi de 1.450 tonluk asfalt serimi için üstyapı yatırım planına dahil edildi. “Buldan’ın Geleceğini İnşa Ediyoruz” Saha ziyaretlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, “Buldan’ımızı daha dirençli ve yaşanabilir bir ilçe haline getirmek için büyük bir gayretle çalışıyoruz. Sadece bugünün eksiklerini değil, geleceğe yönelik kalıcı planlamalar yaparak hareket ediyoruz. Altyapısı güçlü olmayan hiçbir şehir, geleceğe güvenle bakamaz. Biz, her mahallemizin her sokağımızın sorunu çözülene kadar sahada olmayı sürdüreceğiz. Bizim tek bir gayemiz var; Denizli’mizi daha modern, daha güvenli ve daha güzel yarınlara taşımak. Yatırımların ilçemize ve Buldanlı hemşehrilerimize hayırlı olmasını diliyorum” dedi. Başkan Orpak’tan Çavuşoğlu’na teşekkür Buldan Belediye Başkanı Mehmet Ali Orpak ise yapılan yatırımların önemine değinerek, “Büyükşehir Belediyemizle omuz omuza vererek Buldan’ın altyapı sorunlarını çözüyoruz. Sanayi Caddesi’nden mahallelerimize kadar uzanan bu yatırımlar, hemşehrilerimizin yaşam kalitesini doğrudan artıracak projelerdir. Büyükşehir Belediye Başkanımız Bülent Nuri Çavuşoğlu’na destekleri için teşekkür ediyorum” ifadelerine yer verdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens’ten Rekor Üçüncü Çeyrek  Haber

Siemens’ten Rekor Üçüncü Çeyrek 

Siemens, kârlı büyüme çizgisini sürdürerek 30 Haziran 2026'da sona eren 2026 mali yılının üçüncü çeyreğinde bir başarılı çeyrek dönemi daha geride bıraktı. Şirketin güçlü faaliyet performansı ve stratejik yönelimi, sipariş alımı ile Endüstriyel İşletme kârında kaydedilen rekor sonuçlarla teyit edildi. Mevcut mali yılın ilk dokuz ayındaki güçlü performansın ardından Siemens, 2026 mali yılı için satın alma fiyatı dağılımı muhasebesi öncesi temel hisse başına kazanç (EPS pre PPA) beklentisini, daha önce 10,70 € ile 11,10 € arasındaki 11,20 € ile 11,50 € arasındaki aralığa yükseltiyor. Şirket ayrıca 2026 mali yılı için Grup seviyesindeki diğer beklentilerini de teyit ediyor. Siemens AG Başkanı ve CEO’su Roland Busch konuyla ilgili şunları söyledi “Rekor siparişler ve kârla son derece başarılı bir çeyrek dönemi daha geride bıraktık. ONE Tech Company programımızı hayata geçirerek inovasyonumuzu hızlandırdık; bu da müşterilerimiz için ilave değer yaratmamızı sağlıyor. Tüm işlerimizdeki teknolojik liderliğimiz, endüstriyel yapay zekâya net biçimde odaklanmamız ve cazip pazarlardaki güçlü konumumuz kârlı büyümemizi destekliyor. Müşterilerimizin inovasyonlarını hızlandırmak, üretkenliklerini artırmak ve dijital dönüşümlerini ilerletmek için ihtiyaç duyduğu teknolojilere sahibiz. Bir başarılı mali yılı daha tamamlamak üzere ilerliyoruz ve beklentimizi yükseltiyoruz.” Siemens AG Mali İşler Direktörü Veronika Bienert ise şu yorumda bulundu: “Üçüncü çeyrekte 4,1 milyar € tutarında mükemmel serbest nakit akışı elde ettik; bu sonuç güçlü faaliyet performansımızı yansıtıyor. Tüm mali yıl için bir kez daha gelirlere oranla çift haneli serbest nakit akışı hedefliyoruz. Stratejimizi kararlılıkla uyguluyoruz ve yeni başlattığımız hisse geri alım programımız hissedarlarımız için değer yaratmayı sürdürüyor. Beklendiği üzere, ilgili vergi konularını netleştiren bağlayıcı kararları vergi makamlarından aldık. Böylece Siemens Healthineers'ın ayrıştırılması planlandığı şekilde ilerleyebilir.” Tüm temel göstergelerde önemli büyüme 2026 3. çeyrekte Siemens, siparişleri karşılaştırılabilir bazda yüzde 14 artırarak – diğer bir ifadeyle kur çevrimi ve portföy etkileri hariç – rekor seviye olan 27,9 milyar €'ya (2025 3. çeyrek: 24,7 milyar €) taşıdı; bu artışta Akıllı Altyapılar'daki keskin yükseliş ile Dijital Endüstriler'deki önemli büyüme etkili oldu. Gelir, karşılaştırılabilir bazda yüzde 8 artarak 20,8 milyar €'ya yükseldi (2025 3. çeyrek: 19,4 milyar €). Tüm endüstriyel işletmeler, Akıllı Altyapılar ve Dijital Endüstriler'deki önemli artışların desteğiyle gelir büyümesi kaydetti. Sipariş/ciro oranı 1,34 ile oldukça güçlü gerçekleşti. Sipariş portföyü, 2026 3. çeyrek sonunda 132 milyar € ile yeni bir rekor seviyeye ulaştı. Endüstriyel İşletme kârı da Dijital Endüstriler'in öncülüğünde rekor seviyeye ulaştı; burada kâr yüzde 25 artarak 3,5 milyar €'ya yükseldi (2025 3. çeyrek: 2,8 milyar €). Bunun sonucunda Endüstriyel İşletme'nin kâr marjı yüzde 17,3 oldu (2025 3. çeyrek:yüzde 14,9). Net kâr yüzde 15 artarak 2,6 milyar €'ya yükseldi (2025 3. çeyrek: 2,2 milyar €). Bunun sonucunda satın alma fiyatı dağılımı muhasebesi öncesi temel hisse başına kazanç (EPS pre PPA), 3,14 € (2025 3. çeyrek: 2,78 €) oldu. Devam eden ve durdurulan faaliyetlerden elde edilen toplam serbest nakit akışı keskin bir artışla 4,1 milyar €'ya (2025 3. çeyrek: 2,9 milyar €) yükseldi. Bu artışın temel nedeni, tüm endüstriyel işletmelerdeki iyileşmeler sayesinde Endüstriyel İşletme'de 4,2 milyar € serbest nakit akışı elde edilmesiydi. Siemens'in dijital işi, 2026 mali yılının ilk dokuz ayında yüzde 18 büyüyerek geçen kasım ayında açıklanan yüzde 15'lik hedefi açıkça aştı. Aynı dönemde Akıllı Altyapılar'ın veri merkezi işinde üç haneli sipariş büyümesi kaydedildi ve yaklaşık 6 milyar € seviyesine ulaşıldı. Tüm endüstriyel işletmelerde gelir büyümesi Dijital Endüstriler, otomasyon ve yazılım işlerinin her ikisinde de hacim artışı sağlayarak hacim, kâr ve kârlılıkta belirgin yükselişler kaydetti. Siparişler karşılaştırılabilir bazda yüzde 9 artarak 4,9 milyar €'ya yükseldi (2025 3. çeyrek: 4,4 milyar €). Gelir, karşılaştırılabilir bazda yüzde 10 artarak 4,9 milyar €'ya yükseldi (2025 3. çeyrek: 4,4 milyar €); yazılım işi yüzde 15 büyüyerek 1,8 milyar €'ya ulaştı. Organik yıllık yinelenen gelir (ARR) güçlü bir artışla yüzde 11 artarak 5,7 milyar €'ya ulaştı. Kâr ve kârlılıkta belirgin iyileşme görüldü. Kâr yüzde 44 artarak 923 milyon €'ya yükseldi (2025 3. çeyrek: 642 milyon €). Dijital Endüstriler'in kâr marjı yüzde 18,7 oldu (2025 3. çeyrek: yüzde 14,5). Bu iyileşmelere en büyük katkıyı yazılım alanı sağladı. Akıllı Altyapılar, tüm iş kolları ve raporlama bölgelerinde yüksek kârlı hacim büyümesini sürdürdü. Siparişler karşılaştırılabilir bazda yüzde 42 artışla 8,0 milyar €'ya yükseldi (2025 3. çeyrek: 5,7 milyar €) ve yeni bir çeyreklik rekora ulaştı. ABD ve Avrupa'daki veri merkezi müşterilerinden alınan büyük siparişlerin etkisiyle özellikle elektrifikasyon ve elektrikli ürünler işleri büyümeye öncülük etti. Gelir, karşılaştırılabilir bazda yüzde 13 artışla 6,4 milyar €'ya yükseldi (2025 3. çeyrek: 5,7 milyar €). Akıllı Altyapılar, tüm iş kollarındaki büyümeyle kârını 1,3 milyar €'ya yükseltti; kâr marjı yüzde 20,0 oldu. Mobilite'de, İsviçre'de çift katlı trenler için (2,2 milyar € değerinde), Birleşik Krallık'ta uzatılmış bakım hizmetleri için (2,0 milyar € değerinde) ve Almanya'da bataryalı trenler için uzun vadeli hizmet kapsamında (0,6 milyar € değerinde) sözleşme kazanımlarını içeren sipariş alımı – yine çok yüksek bir seviyede gerçekleşerek 7,6 milyar €'ya ulaştı (2025 3. çeyrek: 7,9 milyar €). Gelir, temel olarak demiryolu altyapısı işindeki önemli büyümenin etkisiyle yüzde 6 artarak 3,2 milyar €'ya yükseldi. Kâr ve kârlılık da sırasıyla 280 milyon € ve yüzde 8,6 ile sağlam bir seviyede gerçekleşti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.