Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Otomasyon

Kapsül Haber Ajansı - Otomasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otomasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yapay Zekâ Meslekleri Yok Etmiyor, Yeniden Şekillendiriyor Haber

Yapay Zekâ Meslekleri Yok Etmiyor, Yeniden Şekillendiriyor

Gelişen teknoloji ve her geçen gün hayatımızdaki yerini genişleten yapay zekâ uygulamalarının ileride bazı meslekleri yok edeceği konuşulmaya devam ediyor. Bazı uzmanlara göre beyaz yakalı işleri, avukatlık, muhasebe gibi meslekler bu durumdan oldukça etkilenecek. İstinye Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Şenol Pişkin, yapay zekânın meslekleri yok etmeyeceğini, dönüştüreceğini söyledi. Robotlar ve yapay zekânın mesleklere olabilecek etkilerini paylaşan Pişkin, “Teknolojik dönüşüm, ezber bozan yepyeni kariyer yollarını önümüze seriyor. Yakında kartvizitlerde 'Robot Etkileşim Tasarımcısı', 'Dijital İkiz Mühendisi' veya 'Yapay Zekâ Etik Denetçisi' gibi unvanları sıkça göreceğiz” dedi. “Seri üretim hatları ile depo lojistiği operasyonları çok etkilenecek” Robotlar ve yapay zekâ hangi meslekleri öncelikli olarak yok edecek sorusuna Prof. Dr. Pişkin, şu yanıtı verdi: ‘Yok etmek’ yerine ‘dönüştürmek’ kavramını kullanmak daha doğru olur. Tarih bize teknolojinin işleri ortadan kaldırmaktan ziyade evrimleştirdiğini gösteriyor. Örneğin, 19. yüzyılda dokuma tezgâhlarının otomatikleşmesi birçok el dokumacısının işini değiştirdi, ancak tekstil endüstrisini büyüterek bakım, tasarım ve makine operatörlüğü gibi yeni iş alanları yarattı. Bugün de benzer bir dönüşüm yaşıyoruz. Otomasyon ve yapay zekâ, doğası gereği tekrara dayanan, ölçülebilir çıktıları ve kesin kuralları olan işleri öncelemektedir. Bu bağlamda, seri üretim hatları ile paketleme ve depo lojistiği operasyonları ilk dalgadan çok etkilenecektir. Ek olarak standart raporlama süreçleri, veri girişi, belli kurallar çerçevesindeki muhasebe işleri ile müşteri hizmetlerinin yoğun tekrarlı kısımları da etkilenecektir. Sık sorulan soruların otomatik yanıtlanması vb.” “Problem çözme ile kriz yönetiminde insani dokunuş hala çok önemli” “İstihdam alanındaki temel sorunlar; beceri uyumsuzluğu, bölgesel veya sektörel eşitsizlikler, kısa vadeli iş kayıplarıyla onlara eşlik eden sosyal ve ekonomik gerilimler şeklinde olacaktır” diyen Prof. Dr. Pişkin, şöyle devam etti: “Gelecekte insana olan ihtiyaç, görevin niteliğine bağımlı şekilde daha çok şekillenecek. Çünkü tekrarlı, standartlaşmış veya ölçülebilir görevler, örneğin belirli kalite kontrol testleri, sabit üretim adımları yahut standart raporlama gibi, robotlarca üstlenilebilir. Ancak karmaşık klinik kararlar ve hasta-doktor iletişimi gibi görevler bağlamsaldır, empati gerektirir. Ahlaki değerlendirmeler, yaratıcı tasarım süreçleri, liderlik, öngörülemeyen durumlarda esnek problem çözme ile kriz yönetiminde insani dokunuş hala çok önemlidir. Robotlar hassas manipülasyon ve ağır yüklerin taşınması gibi alanlarda çok yüksek kapasiteye ulaşsa bile, bu ‘neredeyse tam’ bir devralmadır. Bir sistemin güvenli, etik ve bağlamsal doğruluk gerektiren son kararı ise insan uzmanın sorumluluğunda olacaktır.” “İşsizlik korkusunun bir kısmı gerçekçi” Otomasyonun toplumda yaratacağı işsizlik korkusuyla ilgili de konuşan Pişkin, şunları söyledi: “Bu korku yeni değil. 19. yüzyılda İngiltere'de Luddite hareketi, dokuma makinelerinin işlerini çalacağı korkusuyla makinelere saldıran işçilerden oluşuyordu. Korku anlaşılabilirdi ancak gerçek, makinelerin uzun vadede refahı ve yeni iş kollarını beraberinde getirmesi oldu. Bugün de korku anlaşılabilir, ancak tek gerçek bu değil. Tarihte her büyük teknolojik devrim net iş kaybından çok, işlerin niteliğinin değişmesine yol açtı. İşsizlik korkusunun bir kısmı gerçekçi zira teknolojik dönüşümler belirli işleri azaltabilir; bu süreç bazı grupları orantısız şekilde etkileyebilir. Fakat tarihsel açıdan bakıldığında, yeni teknolojik dalgalar benzer biçimde yeni sektörler, meslekler ayrıca ekonomik fırsatlar da yaratmıştır. Burada kritik olan geçiş sürecinin yönetilmesidir: devlet politikaları, eğitim kurumları ve iş dünyası eş güdümlü hareket ederek yeniden beceri kazandırma ve yetkinlik artırma programlarını büyütürse ‘işsizlik korkusu’ görev dönüşümü ve yeniden konumlanma şeklinde daha çok tezahür eder. Aksi halde kısa-orta vadede yapısal işsizlik artabilir. Ayrıca kısa-orta vadede gelir eşitsizliği ve sosyal güvensizlik de artabilir ki asıl risk de budur. Doğru politikalar (yeniden eğitim, sosyal koruma ağları) ve bireysel öğrenme odaklı bir kültür ile bu geçiş yönetilebilir.” “Toplumun bir kesiminin tamamen 'oyun dışı' kalması riskler arasında” Risklerle ilgili de konuşan Profesör, “Eğer doğru adımlar atılmazsa, bizi bekleyen en büyük tehlike toplumun bir kesiminin tamamen 'oyun dışı' kalması, yani derin bir ekonomik ve sosyal dışlanmadır. Yani, toplumsal kutuplaşma ve ekonomik eşitsizliğin tarihi seviyelere çıkmasıdır. Ayrıca, etik ve regülasyon altyapısı oluşturulmadan kontrolsüz gelişen yapay zekâ sistemlerinin önyargıları pekiştirmesi, mahremiyeti ihlal etmesi ve manipülasyon aracı olarak kullanılması diğer kritik risklerdir. Bu riskleri yönetmenin yolu ise teknolojiyi yasaklamaktan değil; eğitimi dönüştürmekten, kapsayıcı sosyal politikalar üretmekten ve etik kuralları en baştan koymaktan geçiyor” dedi. “Sadece 'yapan' değil daha ‘nazik’ esnek robotlardan bahsediyoruz” Son yıllarda robotikte yaşanan en kritik teknik gelişmeleri de aktaran Pişkin, şöyle konuştu: “Teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerliyor. Artık sadece 'yapan' değil, derin öğrenme sayesinde 'gören', doğal dili 'anlayan' ve yumuşak robotik tasarımları sayesinde çevresiyle daha 'nazik' etkileşime giren esnek robotlardan (soft robotics) bahsediyoruz. Sensörlerin ve Lidar teknolojilerinin ucuzlayıp hassaslaşması, robotlara adeta yeni duyular kazandırdı. Tarihsel olarak fabrikalardaki kaba kuvvetten, satrançta insanı yenen zekaya ve bugün cerrahi operasyon yapan hassasiyete evrilen bir yolculuk bu. Kritik gelişmelere birkaç örnek daha vermek gerekirse: İnsansı ve Biyonik Robotlar: Denge, yürüme ve nesne manipülasyonunda olağanüstü ilerlemeler.Bulut Robotik ve Swarm (Sürü) Zekâsı: Robotların birbiriyle ve merkezi bir sistemle veri paylaşarak koordineli çalışması.Beyin-Bilgisayar Arayüzleri (BCI) ve Nöro-Robotik: Düşünce ile robot kontrolü konusundaki ilerlemeler.Gelişmiş Algılama ve Bilgisayarlı Görü: Çok duyulu (sensör füzyonu) ve bağlamsal anlama yeteneklerinin artması. Ancak bir robotun teknik olarak 'yapabiliyor' olması, onu hemen hayatımıza sokabileceğimiz anlamına gelmiyor; güvenlik ve etik hala kırmızı çizgimiz.” Yeni meslekler ortaya çıkacak Bu dönüşümle ortaya çıkabilecek yeni mesleklerle ilgili de konuşan Pişkin, şunları sıraladı: “Teknolojik dönüşüm, ezber bozan yepyeni kariyer yollarını önümüze seriyor. Yakında kartvizitlerde 'Robot Etkileşim Tasarımcısı', 'Dijital İkiz Mühendisi' veya 'Yapay Zekâ Etik Denetçisi' gibi unvanları sıkça göreceğiz. Tıbbi robotik uzmanlığı ve veri mahremiyeti hukukçuluğu gibi alanlar ise şimdiden kritik hale geldi. Tarihte her teknoloji dalgası nasıl kendi 'ustalarını’ ortaya çıkardıysa, bu dönem de kendi uzmanlarının ortaya çıkmasını sağlayacak. Diğer bazı olası meslekler olarak şunları da söyleyebiliriz: Robotik/AI Etik Uzmanı, Artırılmış Gerçeklik Deneyimi Tasarımcısı, İnsan-Robot Takım Yöneticisi, Kişiselleştirilmiş Öğrenme Yol Haritası Danışmanı (AI destekli), Siber-Fiziksel Sistem Bakım Teknisyeni, Veri Dedektifi (AI kararlarının şeffaflığını sağlamak için).” “Yapay zekâ rutini alıp, kaliteyi yukarı taşıyacak” Türkiye’deki iş gücü piyasası yapay zekanın getirdiği sonuçlardan nasıl etkileneceğine dair de bilgilendiren Prof. Dr. Pişkin, “Türkiye için bu sürecin etkisi, ne kadar hızlı uyum sağlayacağımıza bağlı. İmalat sanayimiz otomasyonla 'akıllanıp' küresel rekabette sınıf atlayabilir; ancak bu geçişi iyi yönetemezsek bölgesel uçurumların derinleşme riski de var. Hizmet sektöründe ise yapay zekâ rutini alıp, kaliteyi yukarı taşıyacak. Türkiye, nüfus yapısı ve sanayi kompozisyonu gereği bu dönüşümden hem risk hem de fırsatları aynı anda yaşayacaktır. Tarihsel olarak, sanayileşme hamlelerimiz belirli sektörlerde güçlü bir altyapı oluşturdu. Şimdi bu altyapıyı ‘Akıllı Üretim’ ile taçlandırma fırsatındayız. Geleneksel imalat ve tarımda otomasyon artabilir, ancak, nitelikli yazılım, robotik sistem entegrasyonu, veri bilimi ve siber güvenlik alanlarında büyük bir insan gücü ihtiyacı doğacaktır. Kritik olan, genç nüfusumuzu bu yeni alanlara yönlendirecek eğitim reformudur. Eğer doğru eğitim politikaları ve Ar-Ge teşvikleriyle bu gençleri donatırsak, tehdidi fırsata çevirebiliriz.” “ISU XR Lab, teknoloji üreten ve nitelikli insan kaynağını yetiştiren bir merkez” Prof. Dr. Pişkin ISU XR Lab’de yapılan çalışmalarla ilgili şunları söylüyor: “ISU XR Lab’de sağlık ve eğitim alanlarındaki teknolojik dönüşüm, VR tabanlı simülasyonlar, AI destekli görüntüleme çalışmaları ve robotik kontrol prototipleri üzerinden araştırılıyor. Otomatik anomali algılama ve XR destekli cerrahi simülasyonlar, otomasyonun hangi görevleri üstlenebildiğini ve insan uzmanlığının hangi noktalarda vazgeçilmez olduğunu somut verilerle ortaya koyuyor. Laboratuvarda geliştirilen VR cerrahi eğitimleri, haptik geri bildirim sistemleri ve insan-robot etkileşimi deneyleri, insan yetkinliğinin robotik sistemlerle nasıl yeniden şekillendiğini örnek olaylar üzerinden gösteriyor. XR tabanlı yeniden eğitim programları, dijital ikizler ve sanal staj uygulamaları sayesinde meslek dönüşümünün yarattığı beceri boşluklarına pratik çözümler sunuluyor. Bu çalışmalar, bireylerin yeni teknolojilere uyum süresini kısaltarak iş gücüne yeniden entegrasyonlarını hızlandırıyor. ISU XR Lab’de geliştirilen tüm projelerde güvenlik, etik ve veri mahremiyeti tasarımın temel bileşeni olarak ele alınıyor. Araştırmalar, robotik ve XR sistemlerinin insanı ikame ettiğinde değil, yeteneklerini artırdığında en yüksek güvenlik ve verimliliğe ulaştığını gösteriyor. Laboratuvar, öğrencileri teorik bilginin ötesine taşıyarak sanayi ile iç içe, uygulamalı ve disiplinlerarası projelerle geleceğin mesleklerine hazırlıyor. Yerli prototipler, klinik çalışmalar ve uluslararası iş birlikleriyle ISU XR Lab, hem teknoloji üreten hem de bu teknolojiyi kullanacak nitelikli insan kaynağını yetiştiren bir merkez olarak konumlanıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Müşteri Deneyimi Yönetimi Enflasyona Karşı Gelir Kalkanına Dönüştü Haber

Müşteri Deneyimi Yönetimi Enflasyona Karşı Gelir Kalkanına Dönüştü

Türkiye’de 175 bin kişiyi aşkın istihdamla büyüyen müşteri deneyimi yönetimi sektörü, 2025 yılını stratejik bir kabuk değişimiyle tamamladı. Geçmişte "maliyet merkezi" olarak görülen CX operasyonları, artık markaların sadakat ve gelir üretim üslerine evrildi. Sektörün 2025 performansını ve 2026 öngörülerini Müşteri Deneyimi Yönetimi ve Teknolojileri Derneği (MDYD) tarafından yayınlanan 2025 Araştırma Raporu verileri ışığında değerlendiren fzlPLUS Genel Müdürü Hüseyin Yerçok, deneyimin artık lüks değil, finansal bir zorunluluk olduğunu vurguladı. 2025 verilerinin en çarpıcı çıktısının "deneyim marjı" algısı olduğunu belirten Yerçok, "Araştırmalar, tüketicilerin %60’ının tutarlı ve iyi bir deneyim karşılığında %15’e varan fiyat artışlarını kabul ettiğini gösteriyor. Bu veri, müşteri deneyiminin şirketler için sadece bir itibar meselesi değil, ekonomik dalgalanmalara karşı dayanıklı bir 'gelir kalkanı' da olduğunu gösteriyor." dedi. fzlPLUS Kapasitesini Üçe Katladı Sektördeki bu stratejik dönüşümü uçtan uca deneyim orkestrasyonu yaklaşımıyla yöneten fzlPLUS, 2025 yılını rekor büyüme oranlarıyla kapattı. 2025 yılını bir önceki seneye kıyasla %182 ciro artışıyla tamamlayan şirket, yönettiği etkileşim sayısını 6,1 milyona taşıdı. En kritik verimlilik göstergesi olan "İlk Temasta Çözüm" (FCR) oranında %80 seviyesini yakalayan fzlPLUS, %99,5 müşteri memnuniyetiyle Şikayetvar A.C.E Awards’ta Gold Ödül’e layık görüldü. Şirket Diyarbakır’da kurduğu yeni operasyon merkeziyle, istihdamını bir yılda 151 kişiden 500 kişiye çıkardı. Yapay Zeka Artık Sohbet Etmiyor İş Yapıyor 2026’yı ‘Eylem ve Öngörü Yılı’ olarak tanımlayan Hüseyin Yerçok, sektördeki profesyonellerin %81’inin eğitimlerini yapay zeka araçlarının kullanımına odakladığını belirtti ve teknolojideki eksen kaymasına dikkat çekti: "Artık üretken yapay zeka döneminden ajan tabanlı yapay zeka (Agentic AI) evresine geçiyoruz. Bu yıldan başlayarak, önümüzdeki dönemde sadece sorulara cevap vermekle kalmayan; otonom kararlar alan, süreç başlatan ve iş bitiren sistemleri daha fazla konuşacağız. fzlPLUS olarak geliştirdiğimiz OmniFlow omnichannel deneyim orkestrasyonu da tam olarak bunu yapıyor. Ancak burada kritik bir denge söz konusu: Tüketicilerin %40’ı kriz anında hâlâ karşısında bir insan görmek istiyor. Bu yüzden teknolojiyi insanı ikame etmek yerine 'hibrit güç' oluşturmak için kullanmak sektörümüz için kritik önem taşıyor." Türkiye Hizmet İhracatında Küresel Üs Olma Yolunda Sektörün iş gücü niteliğine dair veriler de paylaşan Yerçok, Türkiye’nin global bir deneyim üssü olma yolunda ilerlediğinin altını çizdi: "Sektörümüz %69 kadın çalışan oranıyla toplumsal cinsiyet eşitliğinde, %72 uzaktan/hibrit çalışma oranıyla ise modern iş modellerinde Türkiye’nin öncü alanlarından. Sektörümüzdeki şirketlerin %33’ünün halihazırda yabancı dilde hizmet ihraç ediyor olması, genç nüfusumuzun global rekabetteki gücünü gösteriyor. Biz de 2026 vizyonumuz kapsamında Antalya’yı stratejik bir yabancı dil operasyon merkezi olarak konumlandırarak bu ihracat potansiyelinden daha fazla pay almayı hedefliyoruz." Reaktif İletişim Yerine Proaktif Yönetim fzlPLUS’ın 2026 ajandasındaki en büyük odağın proaktif deneyim olduğunu belirten Yerçok, sözlerini şöyle tamamladı: "Günümüzde tüketicilerin %76'sı sorun henüz oluşmadan markaların kendileriyle iletişime geçmesini bekliyor. Biz de otomotivden sigortaya çeşitli sektörlerden hizmet verdiğimiz tüm iş ortaklarımızın süreçlerini bu yeni proaktivite beklentisi üzerine kurguluyoruz. Fuzul Akva Sigorta projemizde yanıt süresini 6 saatten 1,5 saate indirerek bunun önemli bir örneğini verdik. 2026’da hedefimiz; çalışan sayımızı 1.100’e, proje sayımızı 40’a çıkarmak ve regülasyon uyumlu güvenli altyapımızla daha fazla iş ortağımızı 'eyleme geçen' bir müşteri deneyimi çağına taşımak." fzlPLUS Hakkında Fuzul Holding’in iştiraki olan fzlPLUS, grubun finans, sigorta, gayrimenkul ve teknoloji gibi yüksek regülasyonlu sektörlerde edindiği derin tecrübeden güç alarak 2015 yılında müşteri iletişim merkezi olarak faaliyetlerine başlamıştır. 2018’den itibaren yapay zeka, otomasyon ve iş analitiği yatırımlarıyla dış kaynak (BPO) anlayışını dönüştüren fzlPLUS, bugün işletmelerin satış, tahsilat, müşteri hizmetleri ve satış sonrası destek süreçlerini uçtan uca yöneten çevik ve teknolojik bir Müşteri Deneyimi Merkezi olarak konumlanmaktadır. “İnsandan ilham, teknolojiden güç” mottosuyla hareket eden fzlPLUS, güvenilir, yenilikçi, proaktif ve sürdürülebilir çözümler sunan %100 yerli sermayeli bir teknoloji ve deneyim ortağıdır; paydaşlarının operasyonel ve finansal verimliliğini artırırken müşteri memnuniyetini ölçülebilir biçimde yükseltmeyi hedefler. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens ve ENKA’dan Dijital Altyapı İş Birliği Haber

Siemens ve ENKA’dan Dijital Altyapı İş Birliği

İş birliği kapsamında Siemens, ENKA İnşaat’ın veri merkezleri ve yeni nesil dijital altyapı yatırımlarına odaklanan grup şirketi ENKA Data Solutions’ın Tuzla Veri Merkezi Projesi’nde uçtan uca dijital altyapı çözümleriyle yer alacak. Bu iş birliği ile yüksek operasyonel süreklilik, enerji verimliliği ve ölçeklenebilirlik odağında yeni nesil bir veri merkezi altyapısının oluşturulması hedefleniyor. Siemens, ENKA İnşaat’ın veri merkezleri ve yeni nesil dijital altyapı yatırımlarına odaklanan grup şirketi ENKA Data Solutions tarafından hayata geçirilen Tuzla Veri Merkezi Projesi’nin dijital altyapı çözüm ortağı oldu. Siemens, yapay zekâ, bulut bilişim ve yüksek performanslı bilgi işlem uygulamalarının artan ihtiyaçları doğrultusunda tasarlanan Tuzla Veri Merkezi Projesi’nde uçtan uca elektrik dağıtımı, otomasyon ve dijital altyapı çözümleriyle projenin yüksek süreklilik, güvenilirlik ve ölçeklenebilirlik hedeflerine katkı sağlıyor. Siemens ve ENKA İnşaat arasında gerçekleştirilen stratejik iş birliğini değerlendiren Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis, “Veri merkezlerini dijital çağın fabrikaları olarak görüyorum. Veri merkezleri enerji ve verinin kesiştiği yerde yapay zekayı gerçek ekonomiye dönüştüren kritik alt yapılardır. Bu nedenle veri merkezleri, bugünün kapasite ihtiyacına değil Türkiye'nin rekabet gücüne ve dijital dayanıklılığına yapılan bir yatırımdır. Bu bağlamda, ENKA gibi inşaat sektörünün en önemli oyuncularından biriyle iş birliği yapmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Siemens olarak, ENKA Data Solutions’ın Tuzla Veri Merkezi Projesi’nde, uçtan uca elektrik, otomasyon ve dijital altyapı çözümlerimizle yüksek operasyonel süreklilik, güvenilirlik ve ölçeklenebilirlik sunan bir altyapının hayata geçirilmesine katkı sağlıyoruz. Yapay zekâ ve bulut tabanlı iş yüklerinin hızla arttığı bir dönemde, bu yaklaşım yeni nesil veri merkezi altyapılarının geliştirilmesi açısından önemli bir adımı temsil ediyor. Bu iş birliğinin enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik odaklı dijital altyapı yatırımlarını destekleyerek Türkiye’nin dijital dönüşüm hedeflerine önemli bir katkı sağlayacağına inanıyorum. Siemens olarak, uçtan uca dijital ve otomasyon çözümlerimizle Türkiye’nin stratejik dijital altyapı yatırımlarına değer katmayı sürdüreceğiz” dedi. Tuzla Veri Merkezi Projesi İçin Entegre Bir Dijital Altyapı Mimarisi Oluşturuluyor Proje kapsamında Siemens, veri merkezinin orta ve alçak gerilim elektrik dağıtım sistemlerinin yanı sıra hava izoleli 8BT2 ve gaz izoleli 8DJH orta gerilim panoları ile Sivacon alçak gerilim panolarını kapsayan altyapı çözümleri sunuyor. WinCC OA SCADA ve S7-1500 PLC ürün ailesi üzerinden enerji izleme ve yönetimi, bina otomasyonu ve soğutma sistemleri yönetimi gibi dijital altyapı çözümleriyle birlikte, veri merkezi için uçtan uca bir dijital altyapı yaklaşımı hayata geçiriliyor. Proje ile veri merkezinin orta ve alçak gerilim elektrik dağıtım sistemleri, enerji izleme ve yönetimi, bina otomasyonu ve soğutma sistemleri yönetimini kapsayan entegre bir dijital altyapı mimarisi oluşturuluyor. Sunulan bu çözümler, veri merkezinin mevcut operasyonel ihtiyaçlarını karşılarken, gelecekteki kapasite artışlarına ve büyüme senaryolarına uyum sağlayacak şekilde ölçeklenebilir bir yapı sunuyor. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde veri merkezinin enerji altyapısında dijital izlenebilirlik sağlanırken, operasyonel risklerin azaltılması ve enerji verimliliğinin artırılması hedefleniyor. Aynı zamanda sürdürülebilirlik odaklı altyapı tasarımıyla karbon ayak izinin azaltılmasına katkı sağlanması amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Endüstriyel Dönüşüm Hızlanıyor, WIN EURASIA 2026 Kilit Rol Üstleniyor Haber

Endüstriyel Dönüşüm Hızlanıyor, WIN EURASIA 2026 Kilit Rol Üstleniyor

Hannover Fairs Turkey organizasyonuyla 10–13 Haziran 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde 32. kez düzenlenecek WIN EURASIA 2026, endüstriyel otomasyonun sanayideki belirleyici rolünü görünür kılan stratejik bir buluşma noktası olmaya hazırlanıyor. Altı salonda toplam 55 bin m² alanda gerçekleşecek fuar; Elektrik, Elektronik İletim ve Dağıtımı & Enerji Otomasyonu, Endüstriyel ve Fabrika Otomasyonu Teknolojileri, Robotik Otomasyon ve Dijital Fabrika Teknolojileri, Kaynak ve Robotik Kaynak Teknolojileri, Makine Otomasyonu ve Teknolojileri, COMVAC–Kompresör ve Basınçlı Hava Teknolojileri ile Birleştirme, Kesme, Yüzey İşlem Teknolojileri gibi kritik başlıklarda sektörün öncü firmalarını bir araya getiriyor. Otomasyonun gerekliliği görünür hale geldi 31 yıldır üretim ve sanayiyi geleceğe taşıyan WIN EURASIA 2026, yüzlerce firmanın en güncel ürün ve teknolojilerini sergilediği kapsamlı bir endüstri platformu olarak konumlanıyor. Endüstriyel otomasyon sektörünün 2025 yılını zorlayıcı fakat öğretici bir yıl olarak geçirdiğini belirten Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri Derneği (ENOSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Cem Şanlımeşhur, otomasyonun üretim süreçleri açısından artık “olsa iyi olur” düzeyinden çıkarak üretimin devamlılığı için gerekli bir unsur haline geldiğini söyledi. 2025 yılında finansmana erişimde yaşanan zorlukların ve ekonomik koşulların yatırım kararlarını yavaşlattığını aktaran Şanlımeşhur, “Bu durum otomasyonun önemini azaltmak yerine daha görünür hale getirdi. Sahada net şekilde şunu gördük: Sanayici artık otomasyonu bir seçenek seviyesinde değil, üretimin devamlılığı için kritik gereklilik olarak görüyor. Bu nedenle 2025’i, büyük ölçekli projelerden çok; ihtiyaca en uygun yatırımların öne çıktığı, daha bilinçli ve daha sağlam adımların atıldığı bir geçiş yılı olarak tanımlayabiliriz” dedi. Yapay zekâ ve veri analitiği 2026’nın sıcak başlıkları 2026 yılına girerken sektörde hedefleri netleşmiş bir yapı gördüklerini belirten Şanlımeşhur, ertelenen yatırımların önemli bölümünün 2026’da hayata geçmesini beklediklerini söyledi. Yapay zekâ, robotik ve veri analitiğinin gündemde olmaya devam edeceğini belirten ENOSAD Başkanı Şanlımeşhur, “Beklentimiz, daha az ama daha doğru yatırım yapılan, sonuç üreten projelerin çoğaldığı bir yıl olması. 2026’da önceliğimiz, üyelerimiz arasında bilgi paylaşımını artırmak ve iyi uygulama örneklerini daha görünür kılmak. Düzenleyeceğimiz etkinliklerde, sahada karşılaşılan problemler; problemlere getirilen çözümler ve elde edilen sonuçlar üzerinde duracağız. WIN EURASIA 2026’da sahada kendini kanıtlamış otomasyon çözümleri, robotik ve esnek üretim sistemleri, veri temelli bakım ve üretim uygulamaları ile enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik odaklı teknolojiler ön planda olacak. Ziyaretçilerin beklentisi net: karmaşık değil, fayda üreten çözümler” ifadelerini kullandı. WIN EURASIA: Gelecek vizyonunun şekillendiği platform Yıllar içinde WIN EURASIA’nın endüstriyel otomasyon sektörü için daha stratejik bir konuma geldiğini belirten Şanlımeşhur, fuarın yeni ürünlerin sergilendiği bir alan olmasının ötesinde; sektörün nabzının tutulduğu, yeni iş birliklerinin oluştuğu ve gelecek vizyonun şekillendiği bir platform olduğunun altını çizdi. WIN EURASIA’da nitelikli bağlantılar kurduklarını söyleyen Şanlımeşhur, “Otomasyonun fuarın merkezinde yer alması, sektörümüzün geldiği noktayı gösteriyor. Bugün otomasyon, üretimin tamamlayıcısı değil; üretimin kendisiyle iç içe geçmiş durumda. Bu nedenle WIN EURASIA’nın verdiği mesaj yalnızca sektörümüz için değil, tüm sanayi için kritik bir önem taşıyor. WIN EURASIA, uzun vadeli iş birliklerine zemin hazırlıyor. Sektörümüzün WIN EURASIA’ya ilgisi; katılım düzeyi, nitelikli görüşmeler ve iş birlikleriyle görülüyor. 2026’da bu ilginin daha planlı ve sonuç odaklı ilerlemesini bekliyoruz.” WIN EURASIA’nın stratejik konumu giderek güçleniyor Fuarın bu yılki yaklaşımını özetleyen Hannover Fairs Turkey WIN EURASIA Proje Yöneticisi Sena Mengül ise, “WIN EURASIA 2026 mottomuz ‘Otomasyonla Daha İleriye’. Endüstrinin tüm alanlarına yayılan otomasyon etkisi düşünüldüğünde, WIN EURASIA’nın üstlendiği stratejik konum her geçen yıl güçleniyor. Bu yıl oluşturduğumuz, Endüstriyel Yapay Zekâ Özel Alanı, Bakım Onarım Atölyesi ve Güç Aktarım Özel Sahnesi, IoT Özel Alanı ve 5G Arena gibi deneyim alanlarıyla sanayinin geleceğini şekillendiren dönüşüme şahit olacağız. Bu teknolojilerin sahada nasıl çalıştığını, üretime nasıl değer kattığını doğrudan gösterme fırsatı sunacağız. Amacımız, ziyaretçilerin bu dönüşümün parçası olabilecekleri bir ortam yaratmak. WIN EURASIA’yı, şirketlerin karar süreçlerine ışık tutan, doğru yatırımı doğru zamanda yapmalarını kolaylaştıran bir bilgi ve iş birliği merkezi olarak kurguluyoruz. WIN EURASIA’da geliştirdiğimiz çerçeve, Türkiye’nin üretim gücünü ileriye taşıyacak yolculuğun da önemli bir parçası. Aynı zamanda WIN EURASIA, yalnızca teknoloji tedarikçilerini değil; yatırım kararı veren sanayicileri, mühendisleri ve yöneticileri de aynı zeminde buluşturarak, ihtiyaca uygun çözümlerin doğrudan sahada değerlendirilmesini mümkün kılıyor. Bu yönüyle fuarımız, ürün sergilemenin ötesinde, doğru teknolojiyle doğru yatırım kararlarının alınabildiği stratejik bir karar platformu niteliği taşıyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin İş Dünyası 10 Şubat’ta UGİK’26’da Buluşuyor Haber

Geleceğin İş Dünyası 10 Şubat’ta UGİK’26’da Buluşuyor

Türkiye’nin en büyük gençlik sivil toplum kuruluşlarından biri olan Genç MÜSİAD, iki yılda bir düzenlediği UGİK’in 9’uncusunu Wyndham Grand İstanbul Levent Hotel’de gerçekleştirecek. “Future: Today” temasıyla düzenlenecek kongrede; geleceğin hızla bugüne yaklaştığı bu dönemde, iş dünyasının dönüşen dinamiklerinin nasıl doğru okunup bugünden yönetebileceği ele alınacak. İş dünyası, sivil toplum ve fikir dünyası liderleri UGİK’26’da Gün boyu sürecek oturumlara ev sahipliği yapacak kongrenin açılış konuşmaları; MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, Genç MÜSİAD Başkanı Mağsum Usta ve Genç MÜSİAD Girişimcilikten Sorumlu Başkanı Yardımcısı Ömer Faruk Çelik tarafından yapılacak. Açılış konuşmalarının ardından, günün ilk oturumunda “Süreklilik ve Yenilik” başlığı altında Avrupa ve Afrika’nın en önemli ve stratejik demir-çelik şirketlerinden biri olan Tosyalı Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı yer alacak. Sanayide uzun vadeli vizyon, dönüşüm ve istikrar arasındaki dengenin değerlendirileceği oturumda, gelenekten beslenen ama geleceği odağına alan iş yapma modelleri masaya yatırılacak. Adem Metan moderatörlüğünde “Kendini Bul” panelinde ise Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç ile Türk felsefe ve bilim tarihçisi Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu, modern çağda bireyin kendisiyle, değerleriyle ve anlamla kurduğu ilişkiyi psikoloji ve felsefe ekseninde ele alacak. Kuşaklar arası liderlik ve kurumsal hafıza masaya yatırılıyor “Geçmişi Kaybetmeden Geleceği Yeniden Yazmak” panelinde; Rauf Ateş moderatörlüğünde, Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Selim Akın ve Akfen Holding Yönetim Kurulu Üyesi Pelin Akın Özalp, kurumsal hafıza, kuşaklar arası liderlik ve sürdürülebilir yönetim anlayışını deneyimler üzerinden aktaracak. Dijital ekonomi; girişimcilik ve yatırım ekseninde konuşulacak Öğleden sonra gerçekleştirlecek “Dijital Ekonomi” başlıklı oturumda, Türkiye, Doğu Avrupa ve Baltik bölgesinde erken aşama teknoloji girişimlerine yaptığı yatırımlarla tanınan girişim sermayesi fonu e2vc Genel Ortağı Enis Hulli ile veri teknolojileri, analitik ve içgörü alanlarında çalışmalarıyla öne çıkan FutureBright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula yer alacak. Bu oturum, dijitalleşmenin iş modellerini nasıl dönüştürdüğüne, girişimcilik ve yatırım ekosisteminde öne çıkan yeni dinamiklere ışık tutacak. Havacılık ile teknoloji liderleri aynı oturumda buluşuyor “Liderlerin Ajandası” başlığıyla Türkiye iş dünyasının iki önemli lideri bir araya gelecek. Pegasus Hava Yolları CEO’su Güliz Öztürk ile HPE Türkiye, Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Asya Bölgesi Genel Müdürü Güngör Kaymak’ın yer alacağı oturumda, liderlerin değişen küresel ve dijital gündemde stratejik öncelikleri, dönüşüm ajandaları ve gelecek vizyonları ele alınacak. Programın dikkat çeken başlıklarından biri olan “Ufkun Ucunda İş Yapmak” oturumunda ise Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir yer alacak. Özdemir, küresel ölçekte iş yapma pratiklerinden sürdürülebilir büyümeye, yeni pazarlarda değer yaratma stratejilerinden liderlik perspektifine uzanan deneyimlerini katılımcılarla paylaşacak. Büyük dönüşümler tarihsel perspektiften okunacak UGİK’26 kapsamında düzenlenecek “Büyük Değişimler Zamanı” başlıklı oturumda, yakın tarih ve askeri strateji alanındaki derin birikimi ve akademik çalışmalarıyla tanınan Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Türkiye’nin akademik ve entelektüel dünyasında önemli çalışmalara imza atan Prof. Dr. Gültekin Yıldız ile bir araya gelecek. Oturumda, tarihsel perspektiften günümüze uzanan büyük dönüşümler, küresel kırılmalar ve bu değişimlerin devletler, toplumlar ve kurumlar üzerindeki etkileri ele alınacak. Otomobil Sporları Federasyonu Genel Sekreteri Serhan Acar moderatörlüğünde gerçekleşecek “Zinde Kal – Oyunda Kal” başlıklı son oturumda ise, motor sporları alanındaki deneyimi ve liderlik rolleriyle tanınan Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu Başkanı Eren Üçlertoprağı yer alacak. Panelde, sporcuların ve motor sporları camiasının performans, zihinsel dayanıklılık ve motivasyon süreçleri, teknik ve stratejik perspektiflerle ele alınacak; yarış dünyasındaki başarıya giden yol, fiziksel ve zihinsel hazırlık bağlamında tartışılacak. Mağsum Usta: “UGİK’26 genç girişimciler ve liderler için yol haritası sunacak” UGİK’26’nın genç girişimcilerin ve liderlerin ihtiyaç duyduğu vizyonu şekillendirecek önemli bir buluşma olacağını vurgulayan Genç MÜSİAD Başkanı Mağsum Usta, “Future:Today” teması hakkında şunları kaydetti: “Gelecek, bugüne hızla yaklaştı; artık ‘gelecek’ dediğimiz kavram bugünün ta kendisi. Bu nedenle artık geleceği yalnızca konuşmak değil; bugünden doğru okumak ve yönetmek zorundayız. Yapay zekâ, otomasyon, veri zekâsı ve yeni nesil üretim teknikleri gibi konular artık “yarının konusu” olmaktan çıkmış ve iş dünyasının bugünkü temel dinamikleri hâline gelmiştir. ‘Future: Today’ teması ile katılımcıların, iş dünyasında yaşanan dönüşümü doğru okumalarını, bu dönüşüme uygun stratejiler geliştirmelerini ve küresel ölçekte rekabet edebilecek bir bakış açısı kazanmalarını hedefliyoruz.” UGİK’in her yıl düzenlendiği hafta boyunca Türkiye gündeminde güçlü bir etki oluşturduğuna dikkat çeken Usta, güçlü konuşmacı profili ve kapsamlı içeriğiyle UGİK 2026’da da bu etkiyi sürdürmeyi hedeflediklerini ifade etti. Dijital ekonomi, uluslararası iş dünyasının güncel başlıkları, Türkiye’den çıkan ilham verici başarı hikâyeleri ve daha birçok konunun UGİK 2026 sahnesinde ele alınacağını belirten Usta, tüm gençleri 10 Şubat’ta kongrede buluşmaya davet etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Endüstrinin Buluşma Noktası Rekor İlgiyle 20. Yılını Kutluyor Haber

Endüstrinin Buluşma Noktası Rekor İlgiyle 20. Yılını Kutluyor

Norveç endüstri dünyasının önemli buluşma noktalarından biri olan Industriens Markedsplass, 2026 yılında 20. kez kapılarını açmaya hazırlanıyor. TESS tarafından organize edilen ve bakım–onarım, üretim ve endüstriyel hizmetler alanında ülkenin tek ihtisas fuarı olma özelliğini taşıyan etkinlik, bu yıl rekor düzeyde katılımcı ilgisiyle dikkat çekiyor. Mart ayında Unity Arena’da düzenlenecek fuar için hem ziyaretçi hem de katılımcı firma başvuruları şimdiden yoğunluk kazanmış durumda. Geçtiğimiz yıl 177 firmanın yer aldığı organizasyon, bugüne kadarki en yüksek katılımcı sayısına ulaşmıştı. 2026 yılı için gelen başvurular ise bu rekorun aşılabileceğine işaret ediyor. Fuara Olan İlgi Üç Günlük Organizasyonu Getirdi Artan talep doğrultusunda fuar süresi bu yıl iki günden üç güne çıkarıldı. TESS Pazarlama Müdürü Eve Åshaug Jacobsen, ilginin beklentilerin üzerinde olduğunu belirterek şunları söyledi: “Şu ana kadar gelen başvurular, geçen yılın önünde ilerlediğimizi gösteriyor. Unity Arena neredeyse yetersiz kalacak noktaya geldi ancak yeni katılımcılar için hâlâ yerimiz var.” 20 Yıllık Birikim, Daha Geniş Bir İçerik “Daha da İyi” sloganıyla düzenlenen 2026 edisyonu, yalnızca ürün sergilemenin ötesine geçerek; bilgi paylaşımı, profesyonel diyalog ve iş birliklerini artırmaya odaklanan kapsamlı bir platform sunuyor. Fuarda, kara sanayisi, enerji, su ürünleri yetiştiriciliği, inşaat ve kamu sektörü gibi birçok alandan profesyonel bir araya geliyor. Fuara ilk kez 1998 yılında katılan bazı köklü firmalar, 20. yılda da yerlerini koruyor. USAG, Linde, Cejn, Knipex, Uno X ve Avery Dennison gibi sektörün önde gelen tedarikçileri, organizasyonun en başından bu yana katılım gösteren markalar arasında bulunuyor. Bunun yanı sıra her yıl yeni firmaların da fuara dahil olması, etkinliğin güncelliğini ve geleceğe dönük yapısını güçlendiriyor. Dijital ve Otomasyon Çözümleri Öne Çıkıyor Ziyaretçiler; verimli ve maliyet odaklı işletme çözümlerinin yanı sıra dijitalleşme ve otomasyon alanındaki yenilikleri de yakından inceleme fırsatı bulacak. İnsansız depolardan tam otomatik sipariş ve tedarik sistemlerine kadar uzanan çözümler, fuarın dikkat çeken başlıkları arasında yer alıyor. TESS’ten Sektöre Uzun Vadeli Katkı TESS, 1998 yılında Norveç’in ilk ulusal bakım ve onarım ürünleri fuarını düzenleyerek sektörde öncü bir rol üstlendi. Bugün Industriens Markedsplass adıyla düzenlenen organizasyon, 20. yılını doldururken Unity Arena’nın tamamını kapsayan büyük bir etkinliğe dönüşmüş durumda. TESS Kurucusu ve CEO’su Erik Jølberg, fuarın sektöre sağladığı değeri şu sözlerle özetliyor: “Burası sadece ürünlerin sergilendiği bir alan değil; aynı zamanda bilgi edinilen, ilişkilerin güçlendiği ve uzun vadeli iş birliklerinin temellerinin atıldığı bir platform.” Jølberg ayrıca TESS’in sahiplik yapısına da dikkat çekerek, şirketin çalışanlar ve çocuklar–gençler yararına faaliyet gösteren bir vakıf tarafından sahiplenilmesinin, kurumsal duruşlarını şekillendirdiğini vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB, Veri Merkezi Soğutmasında Yapay Zekâya Yatırım Yaptı Haber

ABB, Veri Merkezi Soğutmasında Yapay Zekâya Yatırım Yaptı

ABB–OctaiPipe iş birliği sayesinde veri merkezlerinin soğutma sistemlerinde %30’a varan enerji tasarrufu sağlanması hedefleniyor. İsviçre merkezli otomasyon ve elektrifikasyon teknoloji lideri ABB, veri merkezlerindeki soğutma süreçlerini yapay zekâ ile daha verimli hale getiren Birleşik Krallık merkezli OctaiPipe’a stratejik bir yatırım gerçekleştirdi. OctaiPipe’ın geliştirdiği yapay zekâ tabanlı yazılım, veri merkezlerinde hava ve sıvı akışını anlık olarak analiz ederek soğutma ihtiyacını en doğru şekilde optimize ediyor. ABB, bu yazılımı kendi elektrifikasyon ve otomasyon çözümleriyle birleştirerek enerji tüketimini azaltmayı, aynı zamanda operasyonel sürekliliği ve sistem dayanıklılığını artırmayı amaçlıyor. Bu iş birliğiyle ABB, veri merkezlerinde daha akıllı, verimli ve sürdürülebilir soğutma çözümleri sunmayı hedefliyor. Küresel veri merkezi kapasitesi talebinin 2023’ten 2030’a kadar yıllık yüzde 19 ila 22 arasında artması beklenirken, bu aynı zamanda enerji tüketimini de hızla artırıyor. 2024 yılında veri merkezleri dünyanın toplam elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 1,5’ini oluşturdu. Sadece soğutma sistemleri bir tesisin elektrik tüketiminin ortalama yüzde 40’ını oluşturuyor. Sürdürülebilir bir gelecek için enerji verimliliğini tüm ürünlerinde en üst düzeye taşımayı hedefleyen ABB, bu noktada veri merkezlerinin soğutma sistemlerinin enerji verimliliğini ve operasyonel dayanıklılığı en üst düzeye çıkarmak için OctaiPipe’ın Federated AI çözümüne yatırım yaptı. Federated AI herhangi bir donanım yenilemesi gerektirmeden veri merkezlerinin soğutma sistemlerinde yüzde 30’a kadar enerji tasarrufu sağlanmasına imkân tanıyor. OctaiPipe CEO’su ve kurucu ortağı Eric Topham, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Veri merkezleri dijital ekonominin lokomotifleridir; ancak enerji tüketimlerinde radikal yenilikler olmadan sürdürülebilir bir şekilde devam etmeleri mümkün değil. Federated AI platformumuzu bir orkestra şefi gibi düşünün; soğutma sisteminin performansını, gerçekten ihtiyaç duyulan seviyeye göre akıllıca ayarlıyor. ABB ile güçlerimizi birleştirerek veri merkezlerinin altyapılarını geleceğe hazırlamalarına yardımcı oluyoruz” ifadelerini kullandı. ABB Hareket Servis İş Kolu Enerji Verimliliği Program Lideri Ankush Gulati ise “Enerji verimliliği, üretim tesislerinin daha çevik, daha temiz ve daha verimli çalışabilmesi için anahtar konumda. Bu bir tercih değil, zorunluluk. OctaiPipe’ın ileri yapay zekâ teknolojisini entegre ederek kanıtlanmış çözüm portföyümüzü gelişmiş yazılım yetenekleriyle genişletiyoruz ve veri merkezlerinin soğutma altyapısındaki enerji tüketimini optimize etmelerini sağlıyoruz. ABD ekonomisinin 2030 yılında veri işleme için tüm yüksek enerji tüketen sanayiden daha fazla elektrik tüketeceği öngörülüyorken bu yatırımımızın etki potansiyeli oldukça büyük” açıklamasında bulundu. Federated AI, gelişmiş ve özel yapay zekâ teknolojilerini kullanarak soğutma ayar noktalarını dinamik şekilde optimize ediyor; bunu yaparken de güvenliği ve regülasyonlara uyumu garanti altına alıyor. Bu yapay zekanın gizlilik öncelikli şirket içi mimarisi; bulut tabanlı çözümlere temkinli yaklaşan veri merkezi operatörleri için de en iyi çözümü sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Tarım Teknolojilerinde Yerli Atılım: Fimaks Yem Otomasyon Merkezi Verimliliği Yeni Bir Seviyeye Taşıyor Haber

Türkiye’de Tarım Teknolojilerinde Yerli Atılım: Fimaks Yem Otomasyon Merkezi Verimliliği Yeni Bir Seviyeye Taşıyor

Türkiye’de hayvancılık sektöründe yükselen yem maliyetleri, nitelikli iş gücü eksikliği ve sürdürülebilir üretim ihtiyacı, teknoloji odaklı çözümleri zorunlu hale getiriyor. Bu dönüşümün dikkat çeken örneklerinden biri, Fimaks tarafından geliştirilen Yem Otomasyon Merkezi oldu. Fimaks’ın 50 yılı aşan makine ve mühendislik deneyimiyle hayata geçirilen sistem, yem yönetimini tek bir merkezden otomatik olarak kontrol ederek çiftliklerde üretim süreçlerini baştan sona yeniden yapılandırıyor. Yem hazırlamadan dağıtıma kadar tüm süreci kapsayan bu çözüm, hem maliyetleri düşürüyor hem de ölçülebilir verim artışı sağlıyor. Veriye Dayalı Verimlilik, Kalıcı Sürdürülebilirlik Yem Otomasyon Merkezi sayesinde besleme süreçleri merkezi bir yapıdan yönetilirken, iş gücü ihtiyacı minimum seviyeye indiriliyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde yem israfının azaltılması ve işçilik giderlerinin düşürülmesi, otomasyonu en hızlı geri dönüş sağlayan yatırımlar arasına taşıyor. Süt işletmelerinde rasyon kalitesinin standardize edilmesi, hayvan sağlığı ve süt verimi üzerinde doğrudan ve kalıcı etki yaratıyor. Bu yönüyle sistem, yalnızca görünen maliyetleri değil, üretimin tüm bileşenlerini kapsayan sürdürülebilir bir yapı sunuyor. Yem Yönetiminde Uçtan Uca Otomasyon Fimaks Yem Otomasyon Merkezi; kesif yem, kuru kaba yem, silaj ve yaş yemlerin tamamını entegre şekilde yönetebilen bir altyapıya sahip. Bunker sistemi ile yem lojistiği planlı ve kayıpsız biçimde yürütülürken, her gün aynı rasyon oranı ve miktarıyla yem hazırlığı yapılıyor. Bu standardizasyon, insan hatasını büyük ölçüde ortadan kaldırırken, hayvanların beslenme dengesini koruyarak süt verimini destekliyor. Sistem 7 gün 24 saat çalışabiliyor; günlük 2 ila 4 yemleme yapılabilirken, yem dağıtım robotu entegrasyonu ile bu sayı 6’ya kadar çıkabiliyor. Mesai öncesinde otomatik olarak hazırlanan TMR (Total Mixed Ration), operasyonel zaman kaybını da en aza indiriyor. Hızlı Geri Dönüş, Ölçülebilir Kazanç Fimaks tarafından paylaşılan verilere göre otomasyon sistemi, hatalı yükleme kaynaklı maliyet kayıplarını yüzde 80’e varan oranlarda azaltabiliyor. Nitelikli iş gücü ihtiyacının ortadan kalkması ve sistemin yalnızca traktör kullanabilen tek bir operatörle yönetilebilmesi, işçilik maliyetlerinde ciddi tasarruf sağlıyor. Yatırımın geri dönüş süresi (ROI), işletme ölçeğine bağlı olarak 3 ila 5 yıl arasında değişirken, yem maliyetinin yüksek olduğu besi işletmelerinde bu sürenin daha da kısaldığı belirtiliyor. Çiftlik büyüdükçe, otomasyonun finansal etkisi de katlanarak artıyor. Sahadan Gelen Sonuçlar: Yüzde 10’a Varan Verim Artışı Sistem halihazırda Bandırma, Lüleburgaz, Konya Ilgın ve Adıyaman olmak üzere dört farklı çiftlikte aktif olarak kullanılıyor. Kurulan ilk iki tesiste, otomasyon sonrasında süt veriminde yaklaşık yüzde 10 artış kaydedildi. Birinci çiftlikte günlük ortalama süt verimi 35 litreden 38–39 litre seviyelerine yükselirken, ikinci çiftlikte bu rakam 38 litreden 43 litre bandına ulaştı. Fimaks, iki yeni çiftlik için kurulum anlaşmalarının tamamlandığını ve sisteme olan ilginin hızla arttığını belirtiyor. Satın alma kararlarında öne çıkan temel nedenler ise işçi bulma zorluğu ve insan kaynaklı hataların önlenmesi olarak öne çıkıyor. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelere Özel Tasarım Fimaks Yem Otomasyon Merkezi, 200 ila 1500 baş hayvan kapasitesine sahip küçük ve orta ölçekli işletmeler için geliştirildi. Her çiftlik standart bir ürünle değil, ihtiyaca özel bir proje anlayışıyla ele alınıyor. Bu yaklaşım, otomasyon teknolojisinin yalnızca büyük ölçekli işletmelere özgü bir yatırım olmasının önüne geçiyor. Ar-Ge ve Robotik Gelecek Vizyonu Fimaks, Yem Otomasyon Merkezi’ni şirketin Ar-Ge yatırımlarında stratejik bir konuma yerleştiriyor. Yem dağıtım robotu tarafında geliştirmelerin son aşamaya geldiği ve kısa süre içinde bir çiftlikte aktif olarak devreye alınacağı ifade ediliyor. Şirket, otomasyon yatırımı yapan çiftliklerin robotik çözümlere de yüksek ilgi gösterdiğini belirtirken, çiftlik yönetimini dijitalleştirecek yeni otomasyon ve robotik sistemler üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel İşlerin Yaklaşık Yüzde 40’ı Yapay Zekâ Etkisi Altında Haber

Küresel İşlerin Yaklaşık Yüzde 40’ı Yapay Zekâ Etkisi Altında

Vatansever, istihdam rakamları korunurken görevlerin ve yetkinliklerin algoritmalara devredildiği bu sürecin, klasik işsizlik tartışmalarının ötesinde, mesleklerin içeriden dönüşümü perspektifiyle ele alınması gerektiğini vurguladı. Uluslararası Para Fonu’na (IMF) göre yapay zekâ, küresel ölçekte istihdamın yaklaşık yüzde 40’ını etkileyebilir. IMF, gelişmiş ekonomilerde bu oranın yüzde 60’a kadar çıkabileceğini belirtirken, söz konusu etkinin büyük ölçüde doğrudan iş kaybı değil, işlerin içeriğinde ve görev dağılımında dönüşüm şeklinde gerçekleşeceğine dikkat çekiyor. Bu tablo, istihdam rakamları korunurken mesleklerin içinin kademeli olarak boşalabildiğini gösteriyor. Bu bağlamda sessiz dijital işsizlik, bireyin istihdamda kalmasına rağmen karar alma, üretim ve mesleki katkı kapasitesinin yapay zekâ destekli sistemler tarafından aşamalı biçimde devre dışı bırakılması sürecini ifade ediyor. Sorun, insanların işsiz kalması değil; çalışmaya devam ederken mesleki değerlerinin görünmez biçimde aşınması olarak tanımlanıyor. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) verileri, küresel ortalamada istihdamın yaklaşık yüzde 28’inin yüksek otomasyon riski altında bulunduğunu ortaya koyuyor. OECD, bu riskin kısa vadede kitlesel işten çıkarmalardan ziyade rol ve görev dönüşümü yoluyla ortaya çıkabileceğini vurguluyor. Bu durum, çalışanların karar verici pozisyonlardan daha sınırlı uygulayıcı rollere kaymasına neden olabiliyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile NASK tarafından hazırlanan küresel endeks ise dünya genelinde işlerin yaklaşık dörtte birinin (yüzde 25) generatif yapay zekâ tarafından dönüşüm riski taşıdığını gösteriyor. ILO, bu dönüşümün çoğu durumda işlerin tamamen ortadan kalkması anlamına gelmediğini; ancak işin içeriğinin, gereken becerilerin ve çalışma biçimlerinin köklü biçimde değiştiğini belirtiyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) Future of Jobs 2025 raporu da benzer bir eğilime işaret ediyor. Raporda, yapay zekânın yalnızca bazı iş rollerini azaltmakla kalmayacağı; aynı zamanda meslek tanımlarını, beceri gereksinimlerini ve kariyer yollarını yeniden şekillendireceği vurgulanıyor. Bu yaklaşım, iş kaybı tartışmalarından çok iş dönüşümü kavramını öne çıkarıyor. Günlük iş pratiklerinde bu dönüşüm, birçok kurumda somut biçimde hissediliyor. Analist, muhasebeci, editör veya idari uzman gibi unvanlar korunurken; raporlama, veri sınıflandırma, içerik üretimi ve ön analiz gibi görevlerin giderek yapay zekâ destekli sistemler tarafından üstlenildiği görülüyor. Çalışanlar istihdamda kalmaya devam etse de mesleğin karar ve üretim merkezinden uzaklaşma riski artıyor. Klasik otomasyon çoğu zaman işten çıkarma odaklı bir tehdit olarak ele alınırken, sessiz dijital işsizlik yerinde tutarak dönüştürme pratiğiyle ilerliyor. Bu nedenle etkileri daha yavaş, daha görünmez ve ölçülmesi daha zor; ancak uzun vadede kurumsal verimlilik, mesleki kimlik ve karar alma kapasitesi üzerinde daha derin sonuçlar doğurabiliyor. Türkiye açısından bakıldığında, beyaz yaka istihdam oranının görece yüksek olması ve yapay zekâ yatırımlarının hız kazanması bu eğilimi daha kritik hâle getiriyor. Uzmanlar, sürecin yalnızca ekonomik değil; motivasyon kaybı, aidiyet zayıflaması ve mesleki kimlik erozyonu gibi psikososyal etkiler de ürettiğine dikkat çekiyor. Bu tabloya ilişkin değerlendirmelerde, mesleklerin yapay zekâ karşısındaki kırılganlığını ortaya koyan göstergelerin, farklı ülkelerden gelen verilerin ortak bir analitik çerçevede birlikte okunmasıyla anlam kazandığı belirtiliyor. Yapay zekânın istihdam üzerindeki etkilerini tekil raporlar üzerinden değil, görev, yetkinlik ve karar alma süreçlerindeki yapısal değişimi birlikte ele alan bir yaklaşımla değerlendirmek gerektiği vurgulanıyor. Vatansever Platformu ve Dijital Biz editoryal ekipleri tarafından, IMF, OECD, WEF ve ILO başta olmak üzere uluslararası kurumların güncel rapor ve verileri esas alınarak derlenen bu değerlendirmede, istihdam göstergeleri korunurken mesleklerin içeriden dönüştüğü ve “sessiz dijital işsizlik” olarak tanımlanan risk alanının orta ve uzun vadede belirleyici bir yapısal mesele hâline geldiği vurgulanıyor. İstihdam rakamları ayakta kalırken mesleklerin içi boşalıyorsa sorun hâlâ görünmezdir. “Sorun işsiz kalmak değil, çalışırken mesleğini kaybetmek.” Bu yaklaşım, sessiz dijital işsizliğin bir kriz söyleminden ziyade istatistiklerin henüz yakalayamadığı bir dönüşüme dair erken uyarı kavramı olarak ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Tartışmanın önümüzdeki dönemde hangi mesleklerin değil, hangi yetkinliklerin ayakta kalacağı sorusu etrafında derinleşmesi bekleniyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.