Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Otomasyon

Kapsül Haber Ajansı - Otomasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otomasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Denizli Büyükşehir’den Buldan’a 160 Milyon TL’lik Dev Yatırım Hamlesi Haber

Denizli Büyükşehir’den Buldan’a 160 Milyon TL’lik Dev Yatırım Hamlesi

Denizli Büyükşehir Belediyesi, şehrin tamamında yaşam kalitesini artırmak, altyapı ve üstyapı sorunlarını kalıcı olarak çözüme kavuşturmak amacıyla başlattığı yatırım programını kararlılıkla sürdürüyor. Bu kapsamda Buldan ilçesinin geleceğine yönelik başlatılan ve devam eden çalışmaları yerinde inceleyen Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, projeler hakkında teknik ekiplerden bilgi aldı. Başkan Çavuşoğlu’na saha incelemeleri sırasında Buldan Belediye Başkanı Mehmet Ali Orpak da eşlik etti. Buldan’ın altyapı sorunlarına kalıcı çözüm Denizli Su ve Kanalizasyon İdaresi (DESKİ) Genel Müdürlüğü, Buldan genelinde hayata geçirdiği toplam 120 milyon TL’lik altyapı hamlesiyle ilçenin sorunlarına kalıcı çözümler getiriyor. Sel ve taşkın riskine karşı Cumhuriyet ve Gölbaşı mahallelerinde inşa edilen 2.659 metrelik yağmursuyu hattı başarıyla tamamlanırken, Sanayi Caddesi’nde planlanan 1.800 metrelik yeni hat için de çalışmalar başlatıldı. İçme suyu güvenliğini güvence altına almak amacıyla merkez ve köylerde toplam 18.198 metrelik hat yenilemesi tamamlandı, merkezdeki 2.300 metrelik ek hat çalışmaları ise devam ediyor. Ayrıca Karşıyaka Mahallesi’nde yapımına başlanan 1.000 metreküplük içme suyu deposu, Aktaş Mahallesi’ndeki prefabrik içme suyu deposu ve Süleymanlı Mahallesi’ndeki içme suyu deposu modernizasyon çalışmaları da sürdürülüyor. Altyapıda gelecek odaklı dönüşüm Öte yandan Çaybaşı Mahallesi’ndeki prefabrik içme suyu deposu, Çatak, Beş ve Türlübey mahallelerindeki 3 adet deponun modernizasyonu ve merkez ile Doğan, Bölmekaya ve Karaköy mahallelerindeki susuzluk sorununu çözen 9 adet sondaj kuyusu tamamlanarak hizmete alındı. Kadıköy, Süleymanlı, Bozalan, Çamköy ve Oğuz mahallelerindeki 900 metrelik kanalizasyon hattı ile Süleymanlı Gölü’nü besleyen yüzey sularına yönelik 1.200 metrelik dere temizliği de bitirildi. Altyapının akıllı yönetimini sağlamak adına 18 depoda uzaktan izleme imkanı sunan 8 adet SCADA otomasyon sisteminin kurulumu da başarıyla tamamlandı. Üstyapıda modern görünüm Fen İşleri Dairesi Başkanlığı koordinesinde Buldan genelinde aralıksız sürdürülen 40 milyon TL maliyetli üstyapı hamlesi ise ilçe merkezindeki ulaşım ağını modern bir görünüme kavuşturuyor. Yatırım planı doğrultusunda, Buldan Merkez Otogar etrafında gerçekleştirilen 1.250 tonluk asfalt serimi ile Adnan Menderes Caddesi’ndeki asfalt çalışmaları tamamlanarak vatandaşların hizmetine sunuldu. Sürücülerin ve yayaların ulaşım konforunu artıracak projeler hız kesmeden devam ederken; Atatürk Caddesi’ndeki çalışmalar halihazırda sürüyor. Öte yandan, 900 metre uzunluğundaki Celal Bayar Caddesi’nde 1.750 tonluk asfalt serimi için çalışmalara start verilirken, 750 metre uzunluğundaki Sekiyurt Caddesi de 1.450 tonluk asfalt serimi için üstyapı yatırım planına dahil edildi. “Buldan’ın Geleceğini İnşa Ediyoruz” Saha ziyaretlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, “Buldan’ımızı daha dirençli ve yaşanabilir bir ilçe haline getirmek için büyük bir gayretle çalışıyoruz. Sadece bugünün eksiklerini değil, geleceğe yönelik kalıcı planlamalar yaparak hareket ediyoruz. Altyapısı güçlü olmayan hiçbir şehir, geleceğe güvenle bakamaz. Biz, her mahallemizin her sokağımızın sorunu çözülene kadar sahada olmayı sürdüreceğiz. Bizim tek bir gayemiz var; Denizli’mizi daha modern, daha güvenli ve daha güzel yarınlara taşımak. Yatırımların ilçemize ve Buldanlı hemşehrilerimize hayırlı olmasını diliyorum” dedi. Başkan Orpak’tan Çavuşoğlu’na teşekkür Buldan Belediye Başkanı Mehmet Ali Orpak ise yapılan yatırımların önemine değinerek, “Büyükşehir Belediyemizle omuz omuza vererek Buldan’ın altyapı sorunlarını çözüyoruz. Sanayi Caddesi’nden mahallelerimize kadar uzanan bu yatırımlar, hemşehrilerimizin yaşam kalitesini doğrudan artıracak projelerdir. Büyükşehir Belediye Başkanımız Bülent Nuri Çavuşoğlu’na destekleri için teşekkür ediyorum” ifadelerine yer verdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens’ten Rekor Üçüncü Çeyrek  Haber

Siemens’ten Rekor Üçüncü Çeyrek 

Siemens, kârlı büyüme çizgisini sürdürerek 30 Haziran 2026'da sona eren 2026 mali yılının üçüncü çeyreğinde bir başarılı çeyrek dönemi daha geride bıraktı. Şirketin güçlü faaliyet performansı ve stratejik yönelimi, sipariş alımı ile Endüstriyel İşletme kârında kaydedilen rekor sonuçlarla teyit edildi. Mevcut mali yılın ilk dokuz ayındaki güçlü performansın ardından Siemens, 2026 mali yılı için satın alma fiyatı dağılımı muhasebesi öncesi temel hisse başına kazanç (EPS pre PPA) beklentisini, daha önce 10,70 € ile 11,10 € arasındaki 11,20 € ile 11,50 € arasındaki aralığa yükseltiyor. Şirket ayrıca 2026 mali yılı için Grup seviyesindeki diğer beklentilerini de teyit ediyor. Siemens AG Başkanı ve CEO’su Roland Busch konuyla ilgili şunları söyledi “Rekor siparişler ve kârla son derece başarılı bir çeyrek dönemi daha geride bıraktık. ONE Tech Company programımızı hayata geçirerek inovasyonumuzu hızlandırdık; bu da müşterilerimiz için ilave değer yaratmamızı sağlıyor. Tüm işlerimizdeki teknolojik liderliğimiz, endüstriyel yapay zekâya net biçimde odaklanmamız ve cazip pazarlardaki güçlü konumumuz kârlı büyümemizi destekliyor. Müşterilerimizin inovasyonlarını hızlandırmak, üretkenliklerini artırmak ve dijital dönüşümlerini ilerletmek için ihtiyaç duyduğu teknolojilere sahibiz. Bir başarılı mali yılı daha tamamlamak üzere ilerliyoruz ve beklentimizi yükseltiyoruz.” Siemens AG Mali İşler Direktörü Veronika Bienert ise şu yorumda bulundu: “Üçüncü çeyrekte 4,1 milyar € tutarında mükemmel serbest nakit akışı elde ettik; bu sonuç güçlü faaliyet performansımızı yansıtıyor. Tüm mali yıl için bir kez daha gelirlere oranla çift haneli serbest nakit akışı hedefliyoruz. Stratejimizi kararlılıkla uyguluyoruz ve yeni başlattığımız hisse geri alım programımız hissedarlarımız için değer yaratmayı sürdürüyor. Beklendiği üzere, ilgili vergi konularını netleştiren bağlayıcı kararları vergi makamlarından aldık. Böylece Siemens Healthineers'ın ayrıştırılması planlandığı şekilde ilerleyebilir.” Tüm temel göstergelerde önemli büyüme 2026 3. çeyrekte Siemens, siparişleri karşılaştırılabilir bazda yüzde 14 artırarak – diğer bir ifadeyle kur çevrimi ve portföy etkileri hariç – rekor seviye olan 27,9 milyar €'ya (2025 3. çeyrek: 24,7 milyar €) taşıdı; bu artışta Akıllı Altyapılar'daki keskin yükseliş ile Dijital Endüstriler'deki önemli büyüme etkili oldu. Gelir, karşılaştırılabilir bazda yüzde 8 artarak 20,8 milyar €'ya yükseldi (2025 3. çeyrek: 19,4 milyar €). Tüm endüstriyel işletmeler, Akıllı Altyapılar ve Dijital Endüstriler'deki önemli artışların desteğiyle gelir büyümesi kaydetti. Sipariş/ciro oranı 1,34 ile oldukça güçlü gerçekleşti. Sipariş portföyü, 2026 3. çeyrek sonunda 132 milyar € ile yeni bir rekor seviyeye ulaştı. Endüstriyel İşletme kârı da Dijital Endüstriler'in öncülüğünde rekor seviyeye ulaştı; burada kâr yüzde 25 artarak 3,5 milyar €'ya yükseldi (2025 3. çeyrek: 2,8 milyar €). Bunun sonucunda Endüstriyel İşletme'nin kâr marjı yüzde 17,3 oldu (2025 3. çeyrek:yüzde 14,9). Net kâr yüzde 15 artarak 2,6 milyar €'ya yükseldi (2025 3. çeyrek: 2,2 milyar €). Bunun sonucunda satın alma fiyatı dağılımı muhasebesi öncesi temel hisse başına kazanç (EPS pre PPA), 3,14 € (2025 3. çeyrek: 2,78 €) oldu. Devam eden ve durdurulan faaliyetlerden elde edilen toplam serbest nakit akışı keskin bir artışla 4,1 milyar €'ya (2025 3. çeyrek: 2,9 milyar €) yükseldi. Bu artışın temel nedeni, tüm endüstriyel işletmelerdeki iyileşmeler sayesinde Endüstriyel İşletme'de 4,2 milyar € serbest nakit akışı elde edilmesiydi. Siemens'in dijital işi, 2026 mali yılının ilk dokuz ayında yüzde 18 büyüyerek geçen kasım ayında açıklanan yüzde 15'lik hedefi açıkça aştı. Aynı dönemde Akıllı Altyapılar'ın veri merkezi işinde üç haneli sipariş büyümesi kaydedildi ve yaklaşık 6 milyar € seviyesine ulaşıldı. Tüm endüstriyel işletmelerde gelir büyümesi Dijital Endüstriler, otomasyon ve yazılım işlerinin her ikisinde de hacim artışı sağlayarak hacim, kâr ve kârlılıkta belirgin yükselişler kaydetti. Siparişler karşılaştırılabilir bazda yüzde 9 artarak 4,9 milyar €'ya yükseldi (2025 3. çeyrek: 4,4 milyar €). Gelir, karşılaştırılabilir bazda yüzde 10 artarak 4,9 milyar €'ya yükseldi (2025 3. çeyrek: 4,4 milyar €); yazılım işi yüzde 15 büyüyerek 1,8 milyar €'ya ulaştı. Organik yıllık yinelenen gelir (ARR) güçlü bir artışla yüzde 11 artarak 5,7 milyar €'ya ulaştı. Kâr ve kârlılıkta belirgin iyileşme görüldü. Kâr yüzde 44 artarak 923 milyon €'ya yükseldi (2025 3. çeyrek: 642 milyon €). Dijital Endüstriler'in kâr marjı yüzde 18,7 oldu (2025 3. çeyrek: yüzde 14,5). Bu iyileşmelere en büyük katkıyı yazılım alanı sağladı. Akıllı Altyapılar, tüm iş kolları ve raporlama bölgelerinde yüksek kârlı hacim büyümesini sürdürdü. Siparişler karşılaştırılabilir bazda yüzde 42 artışla 8,0 milyar €'ya yükseldi (2025 3. çeyrek: 5,7 milyar €) ve yeni bir çeyreklik rekora ulaştı. ABD ve Avrupa'daki veri merkezi müşterilerinden alınan büyük siparişlerin etkisiyle özellikle elektrifikasyon ve elektrikli ürünler işleri büyümeye öncülük etti. Gelir, karşılaştırılabilir bazda yüzde 13 artışla 6,4 milyar €'ya yükseldi (2025 3. çeyrek: 5,7 milyar €). Akıllı Altyapılar, tüm iş kollarındaki büyümeyle kârını 1,3 milyar €'ya yükseltti; kâr marjı yüzde 20,0 oldu. Mobilite'de, İsviçre'de çift katlı trenler için (2,2 milyar € değerinde), Birleşik Krallık'ta uzatılmış bakım hizmetleri için (2,0 milyar € değerinde) ve Almanya'da bataryalı trenler için uzun vadeli hizmet kapsamında (0,6 milyar € değerinde) sözleşme kazanımlarını içeren sipariş alımı – yine çok yüksek bir seviyede gerçekleşerek 7,6 milyar €'ya ulaştı (2025 3. çeyrek: 7,9 milyar €). Gelir, temel olarak demiryolu altyapısı işindeki önemli büyümenin etkisiyle yüzde 6 artarak 3,2 milyar €'ya yükseldi. Kâr ve kârlılık da sırasıyla 280 milyon € ve yüzde 8,6 ile sağlam bir seviyede gerçekleşti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanayi Dönüşümü Haber Trendleri Neyi Değiştiriyor? Haber

Sanayi Dönüşümü Haber Trendleri Neyi Değiştiriyor?

Bir üretim tesisinde yapay zeka destekli kalite kontrolün devreye alınması, artık yalnızca teknoloji sayfalarının konusu değil. Bu adım; maliyet yapısını, ihracat kapasitesini, iş gücü ihtiyacını, enerji tüketimini ve tedarikçi ilişkilerini aynı anda etkiliyor. Sanayi dönüşümü haber trendleri de tam bu nedenle, tek bir fabrika yatırımının ötesine geçerek şirketlerin rekabet gücünü belirleyen çok katmanlı bir gündeme işaret ediyor. Sanayi gündemini izleyen yöneticiler, yatırımcılar ve yayıncılar için asıl soru yeni bir teknolojinin duyurulup duyurulmadığı değil. Kritik soru, bu teknolojinin üretim verimliliğine ne zaman ve hangi ölçekte yansıyacağıdır. Haber değeri de burada oluşuyor: Açıklamanın arkasındaki operasyonel gerçeklik, finansal etki ve stratejik yön. Sanayi dönüşümü haber trendleri neden genişliyor? Sanayide dönüşüm, geçmişte çoğu zaman otomasyon yatırımları veya yeni makine parkurları üzerinden konuşulurdu. Bugün ise veri altyapısı, siber güvenlik, yenilenebilir enerji tedariki, karbon düzenlemeleri, lojistik ağları ve insan kaynağı aynı dönüşüm başlığının parçaları haline geldi. Bir işletmenin dijital olgunluğu, yalnızca kullandığı yazılımla değil, verisini güvenli yönetme ve karar süreçlerine taşıma kapasitesiyle ölçülüyor. Bu genişleme, haber akışını da değiştiriyor. Fabrika açılışları, kapasite artışları ve ihracat anlaşmaları hâlâ güçlü başlıklar. Ancak okuyucu artık bu gelişmelerin yanında yatırımın enerji verimliliğine, istihdama, yerli tedarik oranına ve teslimat sürelerine etkisini de görmek istiyor. Kurumsal açıklamaların ölçülebilir sonuçlarla desteklenmesi, içeriklerin güvenilirliğini belirleyen temel unsur haline geliyor. Özellikle Avrupa Birliği'nin karbon düzenleme mekanizması gibi dış ticareti etkileyen uygulamalar, sürdürülebilirlik haberlerini itibar alanından ticari zorunluluk alanına taşıdı. Çimento, demir-çelik, alüminyum, kimya ve tekstil gibi sektörlerde emisyon verisinin izlenmesi; artık hem uyum hem de fiyatlama meselesi. Bu nedenle enerji verimliliği projesi, yalnızca çevresel faydayla değil, pazara erişim ve finansmana erişim boyutuyla da değerlendirilmelidir. Yapay zeka haberi, pilot projeden ölçeklenebilir sonuca kayıyor Yapay zeka, sanayi haberlerinde en hızlı büyüyen başlıklardan biri olmaya devam ediyor. Buna karşın profesyonel okuyucu için “yapay zeka kullanıyoruz” ifadesi tek başına yeterli değil. Değer yaratan haber; uygulamanın hangi sürece yerleştiğini, hangi veriye dayandığını, insan kararını nasıl desteklediğini ve ne tür bir kazanım sağladığını açıkça ortaya koyuyor. Kestirimci bakım sistemleri, ekipman arızalarını oluşmadan tahmin ederek plansız duruşları azaltmayı hedefliyor. Görüntü işleme çözümleri üretim hatlarında hata tespitini hızlandırıyor. Talep tahmini uygulamaları ise stok düzeylerini ve üretim planlamasını daha dengeli hale getirebiliyor. Ancak her örnek aynı başarıyı üretmez. Yetersiz veri kalitesi, eski altyapılar, departmanlar arası kopukluk ve siber riskler, yatırımın beklenen getiriyi geciktirmesine neden olabilir. Bu yüzden yapay zeka odaklı sanayi haberciliğinde pilot uygulama ile yaygınlaştırılmış uygulama arasındaki fark net biçimde kurulmalı. Bir tesisin deneme hattında elde edilen sonuç ile çok tesisli bir yapıda sürdürülebilir biçimde çalışan sistem aynı ölçekte değerlendirilemez. Şirketlerin başarı hikâyeleri kadar, uygulama sürecinde çözdükleri veri, entegrasyon ve yetkinlik sorunları da sektör için öğretici içerik niteliği taşıyor. Dijital ikizler karar süreçlerine yaklaşıyor Dijital ikiz teknolojisi de haber değerini artıran alanlardan biri. Üretim hattının, tesisin veya ürünün sanal modelini oluşturan bu yaklaşım; farklı senaryoların fiziki uygulamadan önce test edilmesine imkân veriyor. Kapasite planlaması, bakım takvimi, enerji tüketimi ve ürün geliştirme süreçleri bu model üzerinden daha öngörülebilir hale gelebiliyor. Fakat dijital ikiz, her şirket için aynı öncelik olmayabilir. Süreçleri standardize edilmemiş veya temel veri toplama altyapısı eksik işletmeler için ilk ihtiyaç daha gelişmiş simülasyon araçları değil, güvenilir veri akışı olabilir. Dönüşüm haberinin gücü, teknolojiyi kaçınılmaz bir moda gibi sunmak yerine kurumun olgunluk düzeyiyle ilişkilendirmesinden gelir. Enerji, maliyet kaleminden rekabet stratejisine dönüştü Enerji fiyatlarındaki oynaklık, arz güvenliği kaygıları ve emisyon hedefleri, sanayicinin yatırım gündemini yeniden şekillendiriyor. Çatı tipi güneş enerjisi sistemleri, enerji depolama, atık ısı geri kazanımı, verimli motorlar ve enerji yönetim yazılımları artık birbirinden bağımsız başlıklar değil. Birlikte ele alındıklarında üretim maliyetinin kontrolü ve karbon yoğunluğunun azaltılması için stratejik bir çerçeve oluşturuyorlar. Bu alandaki haberlerde yatırım tutarı dikkat çekici bir veri olsa da tek başına yeterli değildir. Kurulu güç, yıllık üretim veya tasarruf beklentisi, tüketimin ne kadarının karşılanacağı, geri ödeme süresi ve operasyonel süreklilik gibi ayrıntılar daha anlamlı bir tablo sunar. Özellikle enerji yoğun sektörlerde, küçük görünen verimlilik iyileştirmeleri toplam maliyet üzerinde önemli fark yaratabilir. Yine de her şirketin kendi elektriğini üretmesi en uygun çözüm değildir. Finansman koşulları, tesisin fiziki yapısı, tüketim profili, şebeke bağlantısı ve yatırımın ana faaliyet alanına etkisi kararın sonucunu değiştirir. Nitelikli içerik, bu farklılıkları görünür kılarak okuyucuyu tek tip reçetelerden uzak tutar. Tedarik zincirinde hız kadar dayanıklılık da aranıyor Pandemi, jeopolitik gerilimler ve lojistik maliyetler, sanayi şirketlerinin tedarik stratejilerini yeniden değerlendirmesine yol açtı. Yakın coğrafyadan tedarik, çift kaynak kullanımı, kritik bileşenlerde stok politikası ve tedarikçi dijitalleşmesi bu nedenle daha fazla gündeme geliyor. Ancak dayanıklılık arayışı her zaman en düşük maliyetle örtüşmüyor. Örneğin birden fazla tedarikçiye yönelmek arz riskini azaltabilir, fakat satın alma maliyetini ve yönetim karmaşıklığını artırabilir. Yerelleşme teslimat sürelerini kısaltabilir, ancak bazı ara malı veya teknoloji bileşenlerinde küresel uzmanlığa ihtiyaç devam eder. Haberlerde bu dengenin kurulması, özellikle yatırım kararlarını takip eden okuyucular için yüzeysel iyimserlikten daha değerlidir. Lojistik verisinin üretim planlamasıyla eş zamanlı paylaşılması da öne çıkan gelişmeler arasında. Liman, depo, kara yolu ve üretim hattından gelen verilerin aynı görünümde toplanması; gecikmelerin erken tespitine ve müşteri taahhütlerinin daha sağlıklı yönetilmesine katkı sağlayabilir. Bu tür yatırımların etkisi, yalnızca sevkiyat hızında değil, işletme sermayesi ve müşteri memnuniyetinde de ölçülmelidir. İnsan kaynağı dönüşümün en kritik eşiği Sanayi dönüşümünün görünmeyen tarafı, yetkinlik dönüşümüdür. Otomasyon bazı görevleri azaltırken veri analizi, bakım teknolojileri, robot programlama, siber güvenlik ve süreç iyileştirme alanlarında yeni beceri ihtiyacı doğuruyor. Bu değişim, “insanın yerini makine alıyor” gibi dar bir çerçeveyle anlatılamaz. Başarılı şirketler, teknoloji yatırımını eğitim planı ve kurum içi iletişimle birlikte yürütüyor. Operatörün sahadaki deneyimi ile veri uzmanının analitik yaklaşımı bir araya gelmediğinde, en gelişmiş sistemler dahi beklenen faydayı sunamayabiliyor. Mesleki eğitim kurumları, üniversiteler, sektör dernekleri ve şirketler arasındaki iş birlikleri bu yüzden yalnızca sosyal sorumluluk faaliyeti değil, üretim kapasitesini koruyan stratejik bir unsur. Kadınların teknik roller, mühendislik, üretim yönetimi ve liderlik pozisyonlarındaki görünürlüğü de sanayi dönüşümünün dikkatle izlenmesi gereken başlıklarından biri. Yetkinlik açığının büyüdüğü bir dönemde, iş gücünün tamamına erişemeyen kurumların rekabet avantajı oluşturması zorlaşıyor. Yayıncılıkta veri, bağlam ve yeniden kullanım değeri Sanayi haberinin etkisi, duyurunun yayımlandığı günle sınırlı kalmamalı. Editörler ve kurumsal iletişim ekipleri için kullanılabilir içerik; açık veriler, sektör bağlamı, güçlü görsel unsurlar ve tekrar kullanılabilir bilgi katmanlarıyla değer kazanır. Bu yaklaşım, haberin dijital yayınlarda daha doğru konumlanmasını ve farklı profesyonel hedef kitlelere ulaşmasını sağlar. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel içerik akışına odaklanan yayın yapılarında, telifsiz ve ücretsiz içerik modeli de bu ihtiyaca karşılık verir. Ancak dağıtım kolaylığı, editoryal titizliğin yerini almamalıdır. Kaynağı açık, sayısal karşılığı bulunan ve sektör etkisini anlatan her içerik; medya kuruluşları için daha uzun ömürlü bir yayın varlığına dönüşür. Önümüzdeki dönemde sanayi dönüşümünü izlemek isteyenler, en parlak teknoloji başlığını değil, iş sonucuna en net bağlanan gelişmeyi takip etmeli. Bir yatırımın üretimi ne kadar esnekleştirdiği, enerjiyi ne kadar verimli kullandığı, çalışanları nasıl güçlendirdiği ve tedarik riskini nasıl yönettiği soruları, doğru haberin en kullanışlı başlangıç noktası olmaya devam edecek.

Singapur Hava Trafiğinde Yeni Dönem: Yılda 1 Milyon Uçuş Yapay Zekâyla Yönetilecek Haber

Singapur Hava Trafiğinde Yeni Dönem: Yılda 1 Milyon Uçuş Yapay Zekâyla Yönetilecek

Singapur Sivil Havacılık Otoritesi, hızla büyüyen hava trafiğini yönetebilmek amacıyla yeni nesil hava trafik yönetim sisteminin geliştirilmesi için Thales’i seçti. Yapay zekâ ve gelişmiş siber güvenlik teknolojileriyle desteklenecek sistemin, 2030 yılına kadar hizmete alınması ve yılda bir milyon uçak hareketini yönetmesi hedefleniyor. Singapur, bölgesel hava trafiğinde beklenen büyümeye hazırlanmak için hava trafik kontrol altyapısını kapsamlı biçimde yenilemeye hazırlanıyor. Singapur Sivil Havacılık Otoritesi (CAAS), ülkenin yeni nesil Hava Trafik Yönetim Sistemi’nin geliştirilmesi ve hava trafik kontrol radarlarının tedarik edilmesi için Fransız teknoloji şirketi Thales ile anlaşma imzaladı. NexGen ATMS adı verilen sistem, Singapur’da halen kullanılan LORADS III altyapısının yerini alacak. Projenin 2030 yılında operasyonel kullanıma geçmesi planlanıyor. Yeni sistemin tam kapasiteye ulaşmasıyla birlikte Singapur hava trafik kontrol birimlerinin, yılda bir milyon uçak hareketini güvenli ve verimli şekilde yönetebilmesi hedefleniyor. Hava trafik kontrolünde yapay zekâ dönemi NexGen ATMS’nin temelinde Thales tarafından geliştirilen TopSky – ATC One çözümü yer alacak. Yeni nesil otomasyon platformu; hava trafik kontrolörlerine gerçek zamanlı karar destek araçları, sadeleştirilmiş operasyon süreçleri ve gelişmiş bir insan-makine arayüzü sunacak. Sistemin yüksek düzeyde otomasyona sahip olması, kontrolörlerin operasyonel yükünü azaltırken kritik kararların daha hızlı ve daha güvenilir biçimde alınmasına yardımcı olacak. Platform bünyesinde kullanılacak TopSky – Sequencer çözümü ise yapay zekâ desteğiyle uçakların kalkış ve varış sıralamalarını optimize edecek. Böylece havaalanı ve çevresindeki trafik akışının daha düzenli hâle getirilmesi, yoğun saatlerde oluşabilecek gecikmelerin azaltılması planlanıyor. Yapay zekâ destekli sıralama sisteminin yalnızca operasyonel verimlilik sağlaması beklenmiyor. Daha düzenli yaklaşma ve kalkış süreçleri sayesinde uçakların havada bekleme sürelerinin, yakıt tüketiminin ve buna bağlı karbon emisyonlarının da azaltılması amaçlanıyor. İki yeni nesil radar kurulacak Proje yalnızca yazılım ve hava trafik yönetim altyapısıyla sınırlı kalmayacak. Thales, Singapur’un hava sahası gözetleme kapasitesini artırmak amacıyla iki yeni nesil hava trafik kontrol radarı da kuracak. Radarların, zorlu hava koşullarında dahi uçakların kesintisiz biçimde tespit edilmesini sağlayacak şekilde tasarlandığı belirtildi. Haftanın yedi günü, günün 24 saati çalışacak sistemler, NexGen ATMS mimarisine doğrudan entegre edilecek. Radarlar ile radar dışı gözetleme kaynaklarından elde edilen bilgilerin aynı platformda birleştirilmesiyle hava trafik kontrolörlerine daha kapsamlı ve güncel bir hava sahası görünümü sunulacak. Bu entegrasyonun durumsal farkındalığı güçlendirmesi ve uçuşların daha hassas verilerle yönetilmesini sağlaması bekleniyor. Siber güvenlik yeni sistemin merkezinde olacak Hava trafik kontrol altyapıları, ülkelerin kritik tesisleri arasında bulunuyor. Bu nedenle NexGen ATMS’nin siber güvenlik bileşenleri, projenin öncelikli alanlarından biri olarak belirlendi. Yeni platform, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) ile Singapur’un ulusal siber güvenlik standartlarına uyumlu teknolojilerle korunacak. Sistemin açık mimariye sahip olması ise gelecekte ortaya çıkabilecek yeni ihtiyaçlara daha hızlı uyum sağlanmasına imkân verecek. Açık mimari sayesinde sisteme yeni teknolojiler, yazılım güncellemeleri ve üçüncü taraf çözümleri entegre edilebilecek. Böylece 2030 yılında hizmete alınacak altyapının, ilerleyen yıllarda değişen hava trafik yönetimi ihtiyaçlarına göre geliştirilebilmesi amaçlanıyor. Singapurlu uzmanlar Fransa’daki proje ofisine katılacak Anlaşmanın önemli unsurlarından birini de bilgi ve teknoloji transferi oluşturuyor. Proje kapsamında CAAS personeli, Fransa’daki proje ofisinde yürütülen çalışmalara doğrudan katılacak. Singapur’da hayata geçirilecek yerelleştirme projeleriyle birlikte ülkenin yeni sistemin kurulumu, işletilmesi ve gelecekte geliştirilmesi konusunda kendi teknik kapasitesini artırması hedefleniyor. Bu yaklaşım, projenin yalnızca yeni bir teknolojik sistemin satın alınmasından ibaret olmadığını; uzun vadeli uzmanlık ve insan kaynağı oluşturma programı niteliği taşıdığını gösteriyor. Thales ve CAAS iş birliği yeni aşamaya taşınıyor Thales Uluslararası Geliştirmeden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Pascale Sourisse, NexGen ATMS projesinin Singapur’un hava trafik yönetiminde yeni bir dönemi temsil ettiğini belirtti. Thales ile CAAS arasında LORADS III projesine dayanan uzun süreli bir iş birliği bulunduğuna dikkat çeken Sourisse, geçmiş projelerde edinilen deneyimin yeni sistemin geliştirilmesine önemli katkı sağlayacağını ifade etti. Yeni hava trafik yönetim altyapısının, uçuş sayılarındaki büyümeyi desteklerken Singapur’un Asya-Pasifik bölgesindeki önemli havacılık merkezlerinden biri olma konumunu da güçlendirmesi bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB, Rotork'u Bünyesine Katarak Otomasyon Alanındaki Kabiliyetlerini Güçlendiriyor Haber

ABB, Rotork'u Bünyesine Katarak Otomasyon Alanındaki Kabiliyetlerini Güçlendiriyor

İsviçre merkezli elektrifikasyon ve otomasyon teknolojileri lideri ABB, kritik akış kontrolü alanında akıllı çözümler geliştiren ve elektrikli aktüatör üretiminde dünyanın önde gelen şirketlerinden biri olan Rotork’u satın almak üzere anlaşmaya vardığını duyurdu. Yaklaşık 5,5 milyar dolar işletme değerine sahip satın almanın, ABB'nin elektrifikasyon ve otomasyon alanındaki büyüme stratejisini desteklerken büyük ölçekli altyapı ve endüstriyel tesislere yönelik otomasyon çözümlerini daha da güçlendirmesi bekleniyor. Rotork'un kritik akış kontrolü ve enstrümantasyon alanındaki köklü uzmanlığı, ABB'nin mevcut otomasyon portföyünü güçlü şekilde tamamlayarak şirketin saha cihazlarındaki kabiliyetlerini daha da güçlendirecek. Böylece ABB, akıllı saha cihazları ve yazılımlarla desteklenen daha kapsamlı bir otomasyon portföyüne sahip olacak. Sürekli izleme ve yönetim sağlayan bu çözümler, endüstriyel süreçlerin daha güvenli, verimli ve sürdürülebilir şekilde yürütülmesine katkıda bulunacak. Aynı zamanda ABB'nin Otomasyon İş Kolu’nun ürün, hizmet ve yaşam döngüsü gelirleri içindeki yüksek katma değerli çözümlerin payı da artacak. Satın almayla birlikte Rotork'un ABB'nin küresel ölçeği, yaygın servis ağı ve dijital teknoloji yetkinliklerinden yararlanarak büyümesini hızlandırması hedefleniyor. İş birliği sayesinde akıllı cihaz teşhis sistemleri ile varlık yönetimi çözümlerinin geliştirilmesi desteklenirken, Rotork'un daha büyük ve stratejik projelerde yer almasının, yeni müşterilere ve pazarlara erişiminin hızlanmasının önü açılacak. Satın alma işleminin tamamlanmasının ardından Rotork'un, ABB'nin Otomasyon İş Alanı bünyesinde stratejik büyüme odağıyla faaliyet gösteren ayrı bir bölüm olarak çalışmalarını sürdürmesi planlanıyor. Bu yaklaşım, şeffaflık ve hızlı karar alma süreçlerini esas alan, operasyonel kararların iş birimlerine ve müşterilere en yakın noktada alınmasını öngören merkezi olmayan yönetim modeli “ABB Way” ile uyumlu olacak “Yeni satın alma fırsatlarını değerlendirmeye devam edeceğiz.” ABB CEO'su Morten Wierod, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Rotork'u uzun yıllardır yakından takip ediyoruz. Şirketin ekiplerinin ortaya koyduğu operasyonel mükemmeliyeti, mühendislik kabiliyetlerini ve sektörde oluşturduğu güçlü güveni takdir ediyoruz. Bu satın almanın ise stratejik açıdan son derece güçlü bir uyum yaratacağından eminiz. Otomasyon portföyümüzü saha cihazları katmanında genişletecek bu birlikteliğin; müşterilerimiz, çalışanlarımız ve her iki şirketin hissedarları için önemli bir katma değer oluşturacağına yürekten inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde de Rotork'un başarısının temelini oluşturan girişimci kültürünü ve müşterilerine yakın iş yapma anlayışını koruyarak büyümesini hızlandırmasını ve değer yaratma kapasitesini daha da artırmasını bekliyoruz. Güçlü finansal yapımız sayesinde, yeni satın alma fırsatlarını değerlendirmeye devam ederken daha önce açıkladığımız hisse geri alım programını da eş zamanlı olarak sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Rotork, ABB’nin gelirlerine önemli katkı sağlayacak Rotork, 2022-2025 döneminde organik gelirlerini yıllık ortalama yüzde 8 artırmayı başardı. Petrol ve doğal gaz, kimya, proses endüstrileri, veri merkezleri, su ve enerji sektörlerine hizmet veren şirketin, ABB'nin toplam gelirlerine yaklaşık yüzde 3 katkı sağlaması bekleniyor. Rotork’un ABB'nin Otomasyon İş Kolu bünyesinde ise yaklaşık yüzde 12 gelir katkısı sağlayarak büyüme hedeflerini desteklemesi öngörülüyor. “Bu birleşme ortak bir vizyonu paylaşan iki şirketi bir araya getiriyor.” Rotork Yönetim Kurulu Başkanı Dorothy Thompson ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Rotork Yönetim Kurulu olarak ABB'nin teklifinin, şirketimizin sahip olduğu yüksek kaliteyi ve Growth+ stratejimizin başarıyla uygulanmasıyla elde ettiğimiz önemli ilerlemeyi yansıttığına inanıyoruz. Aynı zamanda bu teklif, hissedarlarımıza şirketimizin güçlü gelecek potansiyelinden doğacak değeri, işlemin tamamlanmasıyla birlikte nakit olarak daha erken realize etme fırsatı sunuyor. Bu birleşme, daha sürdürülebilir ve verimli operasyonlar için otomasyon ve elektrifikasyona odaklanan ortak bir vizyonu paylaşan iki şirketi bir araya getiriyor. ABB'nin merkezi olmayan yönetim modeli ile Rotork'u ayrı bir iş birimi olarak faaliyet göstermeye devam ettirme taahhüdünün şirketimize, çalışanlarımıza ve tüm paydaşlarımıza önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Bu doğrultuda Yönetim Kurulu, Rotork hissedarlarına teklifi oy birliğiyle desteklemelerini tavsiye etme kararı aldı" dedi. Rotork'un Birleşik Krallık'taki faaliyetleri korunacak Birleşik Krallık, ABB'nin stratejik öneme sahip pazarları arasında yer alıyor. ABB, Rotork'un Birleşik Krallık mühendislik ekosistemindeki güçlü konumuna ve ülkenin sanayi altyapısına sağladığı katkıya büyük önem verdiğini belirtirken, satın alma işleminin tamamlanmasının ardından mevcut yönetim ekibiyle yakın iş birliği içinde sorunsuz bir entegrasyon süreci yürütmeyi hedefliyor. Şirket, mevcut aşamada Rotork'un Birleşik Krallık'taki faaliyetlerinde önemli bir değişiklik öngörmezken, ülkenin Rotork için üretim, mühendislik ve teknoloji merkezi olmaya devam etmesi planlanıyor. İşlemin 2027'nin ilk yarısında tamamlanması hedefleniyor. ABB, satın alma işlemini mevcut nakit kaynakları ile taahhüt edilmiş banka finansmanı kullanarak gerçekleştirmeyi planlıyor. Ayrıca şirketin Robotik iş kolunun satışından elde etmesi beklenen nakit gelirin de finansal esnekliğini daha da güçlendirmesi öngörülüyor. İşlem, Birleşik Krallık'taki hissedar onayı ile gerekli düzenleyici kurum izinlerinin tamamlanmasının ardından 2027 yılının ilk yarısında sonuçlandırılması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Endüstriyel Ethernette Dijital Dönüşümü Hızlandıran Gelişme Haber

Endüstriyel Ethernette Dijital Dönüşümü Hızlandıran Gelişme

Endüstriyel Ethernet teknolojilerinin gelişiminde kritik rol oynayan Time-Sensitive Networking (TSN) altyapısında önemli bir adım atıldı. CC-Link İş Ortağı Birliği (CLPA), TSN ekosisteminin temel bileşenleri arasında yer alan ağ anahtarlama çiplerinin sertifikasyon kapsamını genişletti. Bu kapsamda Analog Devices (ADI) tarafından geliştirilen ADIN6310 ve ADIN3310 endüstriyel Ethernet TSN uyumlu ağ anahtarlama entegre devreleri, CC-Link IE TSN uyumluluk sertifikasını almaya hak kazandı. Gelişme, üreticilere daha geniş bir çözüm ekosistemi sunarken, akıllı fabrika uygulamalarında ihtiyaç duyulan yüksek hızlı, güvenilir ve senkronize haberleşme altyapılarının yaygınlaşmasına katkı sağlıyor. Üretim ortamlarında altyapı performansı yükseliyor CLPA Türkiye Müdürü Önder Şenol, endüstriyel haberleşme teknolojilerinde yaşanan dönüşümün üretim süreçleri üzerindeki etkisine dikkat çekerek, “Üretim tesislerinde artan otomasyon seviyesi ve veri ihtiyacı, sistemler arasında daha hızlı ve hassas iletişim kurulmasını zorunlu hale getiriyor. Bu noktada TSN teknolojisi, gerçek zamanlı veri akışını destekleyen yapısıyla endüstriyel Ethernet çözümlerinin gelişiminde önemli bir rol üstleniyor. CC-Link IE TSN, zaman senkronizasyonu, trafik yönetimi ve veri önceliklendirme gibi yetenekleriyle üretim ortamlarında yüksek performanslı iletişim altyapıları oluşturulmasına yardımcı oluyor” dedi. TSN tabanlı ağların kullanım alanı genişliyor TSN uyumlu donanım bileşenlerinin artmasının sektör için önemli bir gelişme olduğunu belirten Önder Şenol, “Endüstriyel ağların ölçeklenebilirliği, bu altyapıyı oluşturan temel bileşenlerin çeşitliliğiyle doğrudan ilişkili. ADI’nin ADIN6310 ve ADIN3310 ürünlerinin CC-Link IE TSN sertifikasyonu, sistem geliştiricilere yeni nesil endüstriyel Ethernet çözümleri oluşturma konusunda daha geniş seçenekler sunuyor. Her iki ürünün de 100 Mbps ve 1 Gbps bağlantıları desteklemesi, farklı uygulama ihtiyaçlarına uygun esnek sistem tasarımlarının geliştirilmesini mümkün kılıyor. Bu gelişme, TSN tabanlı ağların daha geniş kullanım alanlarına ulaşması açısından önemli bir adım oluşturuyor” ifadelerini kullandı Entegre haberleşme çözümlerine olan ihtiyaç artıyor TSN ekosisteminin geleceğine ilişkin değerlendirmelerini paylaşan Şenol, “Akıllı fabrikaların yaygınlaşmasıyla birlikte üretim altyapılarında güvenilir, hızlı ve entegre haberleşme çözümlerine olan ihtiyaç artmaya devam ediyor. TSN teknolojisinin ağ anahtarı çipleri gibi kritik donanım seviyelerine kadar genişlemesi, endüstriyel Ethernet altyapılarının gelişimini hızlandırıyor. CLPA olarak CC-Link IE TSN teknolojisinin küresel ölçekte benimsenmesini destekleyen çalışmalarımızı sürdürüyor, üreticilerin daha esnek ve yüksek performanslı iletişim altyapılarına ulaşmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. CLPA (CC-Link Partner Association) Hakkında  CLPA (CC-Link Partner Association), CC-Link’in kapsamlı kullanımının desteklenmesi amacıyla 2000 yılında kurulmuş bir açık ağ destekleme kuruluşudur. CLPA’nın temel teknolojisi olan CC-Link IE, otomasyon alanında dünyanın ilk ve tek açık gigabit etherneti olarak, yüksek bant genişliği sayesinde Sanayi 4.0 uygulamaları için uygun bir çözüm sunuyor. CLPA’nın temel faaliyet alanları arasında; CC-Link IE ve CC-Link teknik spesifikasyonlarının oluşturulması ve uyum testlerinin gerçekleştirilmesi, CC-Link kullanılan cihaz ve ekipmanlar için geliştirme desteği, cihaz seçimi için kullanıcı desteği ve CC-Link’in daha geniş kapsamlı bir şekilde benimsenmesine yönelik tanıtım çalışmaları yer alıyor. Kurulduğunda 163 kurumsal üyesi olan CLPA, 4300’ü aşkın üye şirkete ve 300'ü aşkın üreticiden 1.900'ü aşkın uyumlu ürüne sahip. Tüm dünyada ise hâlihazırda 30 milyonu aşkın cihaz CLPA teknolojisini kullanıyor. Asya’nın önde gelen açık endüstriyel otomasyon ağı teknolojisi CC-Link, Avrupa ile Kuzey ve Güney Amerika’da da giderek popülerlik kazanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens ve HD Hyundai Gemi İnşasında Dijital Dönüşümü Hızlandırıyor Haber

Siemens ve HD Hyundai Gemi İnşasında Dijital Dönüşümü Hızlandırıyor

Siemens ve HD Hyundai, gemi inşasının geleceğini yeni bir “dijital tersane” planıyla şekillendirmek üzere stratejik ortaklıklarını genişletiyor. HD Hyundai’nin Siemens Xcelerator portföyünü benimsemesine yönelik bir anlaşmayı içeren bu iş birliği, ABD başta olmak üzere birçok pazarda artan gemi inşa kapasitesi ve ileri üretim teknolojilerine yönelik talebe yanıt vermeyi hedefliyor. İki şirket; mühendislik, üretim, tedarik zinciri ve tersane operasyonlarını uçtan uca birbirine bağlayan entegre bir dijital altyapı oluşturacak. Bu yapı sayesinde gemi inşasının tüm yaşam döngüsü boyunca yapay zeka destekli analizler, akıllı otomasyon ve veriye dayalı karar alma süreçleri mümkün olacak. Entegre dijital altyapı, tersanelerin üretimi hızlandırmasına, kaliteyi artırmasına ve yeniden işleme ihtiyacını azaltmasına yardımcı olacak. Sonuç olarak, artan küresel talebi karşılamak üzere daha donanımlı, daha üretken, verimli ve dayanıklı bir gemi inşa ekosistemi ortaya çıkacak. Dijital tersane yaklaşımı hem yeni kurulacak tersaneleri hem de mevcut tesislerin üretimi kesintiye uğratmadan aşamalı olarak modernize edilmesini destekleyecek şekilde tasarlandı. HD Kore Gemi Yapımı & Açık Deniz Mühendislik Başkanı ve CEO’su H.K. Kim konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Yapay zeka yalnızca verimlilik aracı değil; gemilerin tasarımını, inşasını ve işletimini yeniden şekillendiren dönüştürücü bir teknolojidir. Yapay zeka, dijital ikiz ve otomasyon teknolojilerini bağlantılı dijital tersane ortamına entegre ederek, gemi inşa sektörü için geleceğin ihtiyaçlarına hazır bir model oluşturmayı hedefliyoruz. Siemens ile birlikte, ABD gemi inşa sektörünün modernizasyonuna ve rekabet gücüne katkı sağlarken, dünya genelindeki tersanelerin dijital dönüşümünü hızlandırmaya destek olmayı sabırsızlıkla bekliyoruz.” Siemens AG Başkanı ve CEO’su Roland Busch ise: “Dünyanın en ileri seviye gemilerini inşa etmek için gemi üreticilerinin milyonlarca bileşende bulunan muazzam karmaşıklığı yönetmesi gerekiyor. HD Hyundai ile genişlettiğimiz ortaklığımız sayesinde, merkezinde Siemens Xcelerator’ın yer aldığı geleceğin dijital tersanesi için ölçeklenebilir bir model oluşturuyoruz. Tersane genelinde veri, yazılım ve otomasyonu birbirine bağlayarak, Endüstriyel YZ için bir işletim sistemi inşa ediyor; gemi üreticilerinin kapasiteyi artırmasına, kaliteyi iyileştirmesine ve yeniden işleme ihtiyacını azaltmasına yardımcı oluyoruz” diye konuştu. Girişim kapsamında HD Hyundai ve Siemens, Washington, D.C.’de ABD-Kore Gemi İnşa Teknolojisi İş Birliği Merkezi’nin hayata geçirilmesini destekleyecek. Merkez, gemi inşasının dijital geleceği konusunda kamu, sektör ve teknoloji liderleri arasındaki iş birliğini güçlendirmek üzere tasarlandı. Modernizasyon stratejilerinin değerlendirilmesi, dijital tersane teknolojilerinin benimsenmesinin hızlandırılması ve ABD ile müttefik pazarlarda denizcilik rekabet gücünü güçlendiren iş gücü ve sanayi gelişimi girişimlerinin desteklenmesi için bir platform görevi görecek. Siemens Xcelerator portföyündeki yazılım araçları ve teknolojiler; birden fazla gemi inşa senaryosunda tasarım yetkisini ve uygulama sorumluluğunu korurken, kontrollü veri paylaşımını, konfigürasyon yönetimini, dijital onayları, üretim süreçlerinin görünürlüğünü ve yaşam döngüsü izlenebilirliğini mümkün kılacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lojistik Depolarının Değerini Belirleyen Faktörler Neler? Haber

Lojistik Depolarının Değerini Belirleyen Faktörler Neler?

E-ticaret sektöründe sonbahar kampanyaları, kasım indirimleri ve yılın son çeyreğine yönelik hazırlıkların başladığı Temmuz ayı, lojistik depolar açısından da hareketli bir dönemin başlangıcını oluşturuyor. Artan stok ihtiyacı ve dağıtım kapasitesi gereksinimi nedeniyle şirketler depo planlamalarını gözden geçirirken, yatırımcılar da yüksek standartlara sahip lojistik tesislere yöneliyor. Bu hareketlilik, lojistik depoların değerleme süreçlerinde dikkate alınan kriterlerin de değişmesine neden oluyor. Geçmişte ağırlıklı olarak lokasyon ve kapalı alan büyüklüğü üzerinden değerlendirilen depolar, bugün teknik altyapıları ve operasyonel kabiliyetleriyle birlikte ele alınıyor. Bir deponun mevcut ihtiyaçları karşılamasının yanı sıra gelecekte değişen lojistik operasyonlarına ne kadar uyum sağlayabileceği de yatırım değeri açısından önemli bir kriter haline geliyor. Teknik altyapı yatırım değerini doğrudan etkiliyor Lojistik depoların değerini belirleyen en önemli unsurların başında mimari plan uygunluğu geliyor. Kolon yerleşimi, raf sistemlerine uygunluk ve operasyon akışını destekleyen iç planlama, hem kullanım verimliliğini hem de kirlanabilme potansiyelini doğrudan etkiliyor. Bunun yanında zemin taşıma kapasitesi ile kat yükseklikleri de depo performansını belirleyen temel kriterler arasında yer alıyor. Ağır yük depolayabilen, yüksek raf sistemlerine uygun ve otomasyon çözümlerine entegre edilebilen depolar, günümüz lojistik ihtiyaçlarına daha kolay cevap verebildikleri için yatırım açısından daha yüksek değer görüyor. Yangın söndürme sistemleri, sprinkler altyapısı, yükleme rampaları, kapı sayısı ve tır manevra alanlarının yeterliliği de operasyonel verimlilik açısından önem taşıyan diğer başlıklar arasında bulunuyor. Özellikle yoğun sevkiyat yapan e-ticaret şirketleri için aynı anda birden fazla aracın yükleme ve boşaltma yapabilmesi operasyonel avantaj sağlarken, bu özellikler depo değerine de doğrudan yansıyor. Sürdürülebilirlik, değerleme kriterlerinden biri haline geldi Lojistik tesislerinde çevresel sürdürülebilirlik de giderek daha fazla önem kazanıyor. LEED ve BREEAM gibi uluslararası yeşil bina sertifikalarına sahip depolar, enerji verimliliği ve işletme maliyetleri açısından sundukları avantajların yanı sıra kurumsal kiracılar tarafından da daha fazla tercih ediliyor. Bununla birlikte depoların limanlara, organize sanayi bölgelerine, ana ulaşım akslarına ve tüketim merkezlerine yakınlığı da değerleme çalışmalarında önemli rol oynuyor. Ancak artık yalnızca iyi bir lokasyona sahip olmak tek başına yeterli değil; teknik standartları yüksek, sürdürülebilir ve farklı operasyon modellerine uyum sağlayabilen tesisler yatırım açısından daha güçlü bir konuma geliyor. ARGE Gayrimenkul Değerleme Süreçlerinden Sorumlu GMY Kemal Cem Onursal, konuyla ilgili olarak “Lojistik depolar artık yalnızca ürünlerin depolandığı yapılar değil, tedarik zincirinin kesintisiz işlemesini sağlayan stratejik merkezler olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle değerleme çalışmalarında yalnızca metrekare büyüklüğü ya da konuma odaklanmak doğru sonuç vermiyor. Mimari plan uygunluğu, zemin taşıma kapasitesi, kat yüksekliği, yangın güvenliği, yükleme altyapısı ve sürdürülebilirlik standartları gibi pek çok kriteri birlikte değerlendiriyoruz. Özellikle Temmuz ayı, e-ticaret şirketlerinin sonbahar operasyonlarına yönelik hazırlıklarını yaptığı bir dönem olduğu için lojistik depo pazarında hareketlilik belirgin şekilde artıyor. Önümüzdeki dönemde otomasyon teknolojilerinin yaygınlaşması, hızlı teslimat beklentilerinin artması ve sürdürülebilirlik hedeflerinin güçlenmesiyle birlikte teknik standartları yüksek lojistik depoların yatırım değerini daha da artıracağını öngörüyoruz. Değerleme süreçlerinde de artık yalnızca bugünkü kullanım koşullarını değil, bir tesisin gelecekte farklı sektörlerin ihtiyaçlarına ne ölçüde cevap verebileceğini de analiz ediyoruz. Bu yaklaşım hem yatırımcıların daha sağlıklı karar almasını sağlıyor hem de lojistik gayrimenkullerin gerçek potansiyelini daha doğru ortaya koyuyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.