Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Otomotiv

Kapsül Haber Ajansı - Otomotiv haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otomotiv haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Renault Group, Üçüncü Çeyrekte Gelirlerini Artırdı Haber

Renault Group, Üçüncü Çeyrekte Gelirlerini Artırdı

Yılın ilk dokuz ayında toplam gelirini %7,1 artırarak 41,8 milyar avroya taşıyan Grup, üçüncü çeyrekte 11,6 milyar avro ciro elde etti. Avrupa'da elektrikli otomobillere yönelik artan talep, Grup'un elektrifikasyon performansına ivme kazandırırken elektrikli ve hibrit modellerin binek otomobil satışlarındaki payı %54,9'a çıktı. Türkiye'de Renault markası, ilk dokuz ayda satışlarını %11,6 artırarak pazardaki konumunu güçlendirdi. futuREady stratejisi kapsamında yeni modellerini pazara sunmaya devam eden Renault Group, 2026 yılı finansal hedeflerini korumayı sürdürüyor. Renault Group, güçlü operasyonel yapısı ve futuREady stratejisi doğrultusunda yürüttüğü çalışmaların katkısıyla 2026 yılının ilk dokuz ayında toplam gelirini 41,8 milyar avroya yükseltti. Grup gelirleri, 2025'in aynı dönemine göre cari kurlarla %7,1, sabit kur bazında ise %7,6 arttı. Otomotiv gelirleri, 2026'nın ilk dokuz ayında 36,6 milyar avro olarak gerçekleşti. Gelirler, 2025'in aynı dönemine göre cari kurlarla %6,6, sabit kur bazında ise %7,2 artış gösterdi. Mobilize Financial Services (MFS) gelirleri 5,2 milyar avroya ulaştı. Bu rakam, 2025'in aynı dönemine göre cari kurlarla %11,0, sabit kur bazında ise %11,1 büyümeye işaret etti. Renault Group, 2026'nın üçüncü çeyreğinde 11,6 milyar avro gelir elde etti. Grup gelirleri, 2025'in aynı çeyreğine göre cari kurlarla %1,5, sabit kur bazında ise %1,4 arttı. Otomotiv gelirleri, üçüncü çeyrekte 9,8 milyar avro ile geçen yılın aynı dönemindeki seviyesini korurken, sabit kur bazında %0,2 geriledi. Mobilize Financial Services (MFS) gelirleri, üçüncü çeyrekte 1,8 milyar avroya yükseldi. Gelirler, 2025'in aynı çeyreğine göre cari kurlarla %11,0, sabit kur bazında ise %11,3 artış gösterdi.Renault Group'un toplam araç satışları, 2026'nın ilk dokuz ayında yoğun rekabet koşullarının etkisiyle geçen yılın aynı dönemine göre %2,2 azalarak 1 milyon 662 bin adet olarak gerçekleşti. Renault markasının satışları, yenilenen ürün gamı ve elektrikli modellerin artan katkısıyla 2026'nın ilk dokuz ayında %1,1 yükseldi. Marka, Avrupa pazarında ikinci sıraya yerleşti. Dacia satışları, ürün ve motor seçeneklerindeki geçiş süreci ile elektrikli araçlara yönelik talebin hızla artmasının etkisiyle 2026'nın ilk dokuz ayında %9,7 geriledi.Alpine satışları, A290 modelinin katkısıyla 2026'nın ilk dokuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre %65,6 artış gösterdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DESA’nın İştiraki NUERA ve GOZEN’den Geleceğin Malzemesi LUNAFORM™ İçin Stratejik Lisans Anlaşması Haber

DESA’nın İştiraki NUERA ve GOZEN’den Geleceğin Malzemesi LUNAFORM™ İçin Stratejik Lisans Anlaşması

DESA’nın yüzde 100 iştiraki NUERA Sürdürülebilir Biyofabrikasyon Teknolojileri, San Francisco merkezli Türk biyoteknoloji şirketi GOZEN ile LUNAFORM™ biyomalzemesinin üretimi ve küresel pazarlara sunulması için uzun vadeli ve münhasır bir lisans anlaşmasına imza attı. Geleceğin dokusunu İstanbul’dan dünyaya taşımayı hedefleyen bu stratejik iş birliği, biyoteknoloji alanındaki yenilikçi çözümleri uluslararası moda ve tasarım dünyasıyla buluşturmayı amaçlıyor. Anlaşmayla GOZEN’in LUNAFORM™ biyomalzeme platformu ve BioCraft biyofabrikasyon teknolojisi, NUERA’nın İstanbul’daki tesisi ve DESA’nın endüstriyel üretim altyapısıyla bir araya geldi. DESA’nın biyomalzeme stratejisinin bir parçası olarak Ağustos 2026'da kurulan NUERA, LUNAFORM™’un araştırma-geliştirme, ürün geliştirme, üretim, ölçeklendirme ve farklı sektörlerde ticarileştirme süreçlerini tek çatı altında yürütecek. Sürdürülebilir malzemelere yönelik küresel talep artmaya devam ederken bu iş birliği, bir yandan markaların yeni nesil bir biyomalzemeyle tek ve şeffaf bir değer zinciri içinde çalışabilmesini, diğer yandan da tabakhanelerin mevcut sistemlerine ve makina parklarına doğrudan entegre olabilen yepyeni bir organik malzeme kazandırıyor. DESA’nın biyofabrikasyon teknolojilerini kullanarak sürdürülebilir bir gelecek yaratma vizyonunu GOZEN’in geliştirdiği teknolojiyi kullanarak hayata geçiren NUERA, malzemeyi yetiştiren, işleyen ve bitmiş ürüne dönüştüren iş modeliyle birçok sektörde var olanın yerini almadan, ona yeni bir değer katarak yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Bu iş birliğinin şekillenmesinde, DESA’nın büyüme ve dönüşüm yolculuğuna liderlik eden CEO Burak Çelet ile GOZEN’in CEO’su ve yenilikçi malzemesi LUNAFORM™’un mucidi Ece Gözen önemli rol oynadı. İki lider, geçtiğimiz yıl boyunca Avrupa’nın farklı noktalarında moda markalarıyla bir araya gelerek lüks moda dünyasının yeni nesil malzemelerden beklentilerini ve sektörün değişen ihtiyaçlarını yakından analiz etti. İş birliği sürecinde her iki şirketin ekipleri, birbirlerinin üretim tesislerinde yoğun bir şekilde birlikte çalışarak teknik uzmanlıklarını, üretim deneyimlerini ve zanaatkârlık alanındaki bilgi birikimlerini paylaştı. DESA ve GOZEN’in teknolojik yetkinliklerini ve üretim kabiliyetlerini bir araya getiren ekipler, ortak Ar-Ge çalışmaları ve geliştirme süreçleriyle karşılaşılan teknik zorlukları aşarak LUNAFORM™ platformunun performansını uluslararası lüks moda dünyasının yüksek kalite ve tasarım beklentilerini karşılayacak seviyeye taşıdı. DESA CEO’su ve NUERA’nın kurucusu Burak Çelet: “Deri benim için bir aile mirası ve dünyanın en sürdürülebilir malzemelerinden biri olmayı sürdürüyor. Ancak küresel ısınma, sürdürülebilirlik kaygıları ve değişen tüketici eğilimleri, derinin yanı sıra kullanılabilecek hayvansal olmayan yeni nesil malzemeleri giderek daha önemli kılıyor ve bu alanda yeni bir pazar oluşuyor. Kering Grubu deriye bağımlılığını 2028'e kadar %30 azaltmayı hedeflediğini açıkladı. Tesla ve Apple gibi teknoloji markaları ise ürünlerinde hayvansal deriden uzaklaştı. Deri markaları ve şirketleri olarak bu değişime direnmek yerine onu benimsememiz gerekiyor. Bu düşünceyle yıllardır pek çok tamamlayıcı teknolojiyi araştırdık. Bakteriyel selüloz fermantasyonunu deri sektörü ile en uyumlu ve her açıdan en güçlü teknoloji olarak belirledik ve aradığımız teknolojik birikimi GOZEN’de bulduk. Bir tabakhane için LUNAFORM™ adeta koyun veya dana gibi bir canlı türü. Tabakhanelerimizde mevcut makine parkıyla, ek bir yatırım gerektirmeden işlenebiliyor. Son yıllarda bu konuda çok değerli inovasyonlar ortaya çıktı, ancak laboratuvar ölçeğinden endüstriyel seri üretime geçmeyi tam anlamıyla başaran bir ürün henüz yok. DESA’yı tasarımdan üretime, tabakhaneden perakendeye kadar değer zincirinin her halkasını yöneten entegre bir iş modeliyle büyüttük. Aynı bütüncül yaklaşım bugün NUERA’nın kalbinde yaşıyoruz. Bu sayede sektörümüze yeni bir malzeme kazandırmanın ve laboratuvar ile endüstriyel seri üretim arasındaki uçurumu kapatan ilk öncülerden biri olmanın gururunu yaşıyoruz.” LUNAFORM™’un mucidi ve GOZEN CEO’su Ece Gözen Akın şunları söyledi: “LUNAFORM™’u yaratırken vizyonum ‘A New World, A New Form’ idi. Benim için bu, yeni bir malzemenin ötesinde, malzemelerle kurduğumuz ilişkiyi ve onları dünyaya kazandırma biçimimizi yeniden düşünmek anlamına geliyordu. Bir girişimci olarak bu yolculukta şunu gördüm: Yeni bir malzeme yaratmak tek başına yetmiyor. Yeni bir dünya için yeni nesil malzemeler kadar yeni nesil şirketlere, iş modellerine ve iş birliklerine de ihtiyaç var. NUERA, bu vizyonun endüstriyel ölçekte hayat bulduğu model ve bu dönüşüme liderlik etmek benim için çok anlamlı. Bu yolculukta emeği geçen GOZEN’deki ortaklarıma, yatırımcılarımıza ve bu yolu birlikte açtığımız Burak Çelet’e içtenlikle teşekkür ediyorum. Çünkü gerçek değişim, yalnızca yeni bir form yaratmakla değil, o formun dünyada karşılık bulacağı koşulları birlikte kurmakla mümkün.” LUNAFORM™: İnsan ve Doğanın İşbirliğiyle Yetişen Malzeme NUERA, LUNAFORM™ biyomalzemesini İstanbul’daki tesisinde, mikroorganizmaların yalnızca yedi günde doğal nanolif yapıları oluşturduğu yenilikçi bir biyofabrikasyon süreciyle üretiyor. Hasat edildiği haliyle %100 biyobazlı olan LUNAFORM™, USDA Certified Biobased Product sertifikasına sahip. Yıllık yaklaşık 15 bin m² üretim kapasitesine sahip tesis, artan talebe göre büyütülebiliyor. İstanbul’da üretilen LUNAFORM™, ardından DESA’nın Çorlu’daki LWG Gold sertifikalı tabakhanesinde markaların ihtiyaçlarına göre renk, doku ve kalınlık açısından özelleştiriliyor. Farklı yüzey seçenekleriyle lüks moda ve tasarım dünyasına yenilikçi ve yaratıcı olanaklar sunuyor. Biyofabrikasyondan Bitmiş Ürüne Entegre Bir Ekosistem NUERA’nın entegre iş modeli, malzemenin tabakhaneden çıktığı noktada bitmiyor. Markalar, LUNAFORM™ ile tasarladıkları ürünleri DESA’nın İstanbul ve Düzce’deki fabrikalarında ve Toskana’daki DESA Internazionale tesisinde ürettirebiliyor. DESA’nın köklü dağıtım ağı ise bu ürünlerin küresel pazarlara ulaşmasını sağlıyor. Biyofabrikasyondan bitmiş ürüne kadar tüm geliştirme sürecinin aynı yapı içinde ilerlemesi, markaların farklı tedarikçiler arasında yol almak yerine tek bir ortakla doğrudan üretime başlamasına olanak tanıyor. Bugün birçok tasarımcı ve global markanın kullandığı LUNAFORM™, NUERA’nın Türkiye’de ve dünya genelinde otomotiv şirketleriyle başlattığı konsept doğrulama projeleriyle modanın ötesine de taşınıyor. SOSV Genel Ortağı ve San Francisco ofisinin Yönetici Direktörü Po Bronson: “GOZEN’in ilk risk sermayesi yatırımcısı olarak, GOZEN’in teknolojisinin yeni nesil malzemeler alanında kazanan olacağına her zaman inandım. Ama bir girişimin tek başına kazanamayacağını, bir teknolojinin de bitmiş bir ürünle aynı şey olmadığını biliyordum. Hayatları boyunca deriyle çalışmış zanaatkârların uzmanlığına ve bilgeliğine ihtiyacımız vardı. Bir yılı aşkın süredir Burak Çelet ile yakından çalışma ve birlikte neler inşa edebileceğimizi hayal etme ayrıcalığına sahibim. Kendisi ileriyi gören, yaratıcı ve deri sektörünü derinden önemseyen olağanüstü bir girişimci. Güçlü iş içgüdülerine sahip olmasının yanı sıra kendisi de bir deri mühendisi. GOZEN için Burak Çelet ve DESA’dan daha iyi bir iş ortağı düşünemezdik. Bugün aramızda güçlü bir güvene ve yakın iş birliğine dayanan bir ilişki var.. NUERA’nın, yeni nesil malzeme teknolojilerine yatırım yapanların beklentilerini aşan ve sektörde fark yaratan bir başarı hikâyesine dönüşeceğine inanıyorum. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Maysan Mando Ağır Ticaride Vites Yükseltti Haber

Maysan Mando Ağır Ticaride Vites Yükseltti

Türkiye ve Avrupa’da ağır ticari araç segmentindeki güçlü konumunu sürdüren Maysan Mando, yeni kataloğuyla farklı marka ve model gruplarındaki ürün kapsamını daha da genişletti. Güvenilir performans, sürüş konforu ve uzun ömürlü kullanım odağıyla geliştirilen yeni amortisörler; OEM ve çapraz referans kodlarıyla birlikte katalogda yerini aldı. Ağustos 2026 Ağır Ticari Yeni Ürün Kataloğu; DAF, IVECO, MAN, Mercedes-Benz, Renault Trucks, Scania ve Volvo gibi global ağır ticari araç üreticilerinin yanı sıra Gigant, SAF, Schmitz Cargobull, Steyr ve Trabosa uygulamalarına yönelik yeni amortisör referanslarını kapsıyor. Yeni ürünler arasında DAF 75 FAT ve LF 45; IVECO Eurocargo, Daily, Stralis ve Trakker; MAN TGA, TGS, TGX, TG Serisi, F90 ve M90; Mercedes-Benz Actros ve Actros MP2/MP3; Renault Trucks Midlum ve D serisi; Scania S730, R580 ve PGRT ile Volvo FH, FH12 ve farklı otobüs uygulamalarına yönelik çözümler bulunuyor. OEM standartları doğrultusunda geliştirilen ürünler, Maysan Mando’nun ağır ticari araçların farklı kullanım koşulları ve performans beklentilerine yanıt veren ürün portföyünü daha geniş bir araç parkına ulaştırıyor. Ağır Ticari Araçlarda Türkiye ve Avrupa’daki Gücünü Büyütüyor Ağır ticari araç segmentinde Türkiye ve Avrupa’nın önemli amortisör üreticileri arasında yer alan Maysan Mando, global ana sanayi üreticileriyle yürüttüğü iş birlikleriyle de dikkat çekiyor. Şirket, Almanya’da Schmitz, SAF-Holland ve BPW Grubu’nun ana tedarikçileri arasında bulunurken; Türkiye’de Daimler, Ford, Anadolu Isuzu, Otokar, BMC ve Karsan gibi ticari araç üreticilerine yönelik üretim gerçekleştiriyor. Hem doğrudan OEM üretim hatlarına hem de yurt içi ve yurt dışındaki bayi ağı üzerinden yenileme pazarına ürün sağlayan şirket, üretiminin yüzde 68’ini OEM müşterilerine, yüzde 32’sini ise aftermarket pazarına sunuyor. Yenilikçi ve katma değerli ürünlerini 75’ten fazla ülkeye ihraç eden Maysan Mando, rekabet avantajına sahip olduğu coğrafyalardaki varlığını güçlendirirken yeni pazarlara yönelik iş geliştirme çalışmalarını da sürdürüyor. Yeni Ürün Geliştirmede Ar-Ge ve İleri Valf Teknolojileri Öne Çıkıyor Maysan Mando’nun ürün gamındaki büyümenin arkasında şirketin Ar-Ge, mühendislik ve ürün doğrulama kabiliyetleri bulunuyor. Yeni ürünlerin tasarımından sanal doğrulamaya, statik ve dinamik dayanım testlerinden ömür testlerine kadar ürün geliştirme sürecinin önemli aşamalarını kendi bünyesinde gerçekleştiren şirket, bu yetkinliği sayesinde değişen pazar ihtiyaçlarına hızlı yanıt verebiliyor. Maysan Mando, gelecek nesil amortisör teknolojileri kapsamında araç performansını geliştirmeye yönelik yenilikçi valf teknolojileri üzerinde de çalışmalar yürütüyor. Araç seviyesinde test aşamasına taşınan bu teknolojilerin yanı sıra, otomotiv sektöründeki yeni eğilimlere paralel olarak ürün ağırlığını artırmadan sürüş konforunu ve yolcu güvenliğini geliştirecek amortisör sistemlerine yönelik Ar-Ge faaliyetleri devam ediyor. Şirket ayrıca tuning kamyonlarıyla araç test pistlerinde yerinde prototip geliştirme kabiliyetine sahip bulunuyor. Farklı valf kombinasyonlarının ve amortisör prototiplerinin gerçek araç koşullarında denenmesine imkân sağlayan bu yapı, ürün geliştirme süreçlerinin doğrudan saha verileriyle desteklenmesine katkı sağlıyor. İleri mühendislik ve Ar-Ge çalışmalarını dijital dönüşüm stratejisiyle destekliyor Maysan Mando, ileri mühendislik ve Ar-Ge çalışmalarını dijital dönüşüm stratejisiyle destekleyerek üretim süreçlerinde verimlilik, kalite ve rekabet gücünü artırmaya odaklanıyor. Endüstri 4.0 uygulamaları, veri odaklı üretim sistemleri ve akıllı üretim teknolojileri, şirketin dijital olgunluk seviyesini “akıllı şirket” düzeyine taşıma hedefinin önemli bileşenleri arasında yer alıyor. Bu doğrultuda üretimden ürün geliştirmeye kadar uzanan süreçlerde dijital teknolojilerin sunduğu imkânların daha etkin kullanılması amaçlanıyor. Otomotiv endüstrisinde giderek önem kazanan yapay zekâ ve ileri veri analitiği teknolojileri de Maysan Mando’nun dijital dönüşüm vizyonunda önemli bir potansiyel taşıyor. Özellikle üretim verilerinin analiz edilmesi, kalite kontrol süreçlerinin geliştirilmesi, olası üretim hatalarının önceden tespit edilmesi ve bakım ihtiyaçlarının öngörülmesi gibi alanlarda yapay zekâ destekli çözümler, daha esnek ve verimli bir üretim altyapısının oluşturulmasına katkı sağlayabilecek teknolojiler arasında değerlendiriliyor. Mühendislik yetkinliklerinin yeni nesil teknolojilerle desteklenmesi, ürün geliştirme süreçlerinin hızlandırılması ve değişen küresel pazar ihtiyaçlarına daha çevik yanıt verilmesi, şirketin uzun vadeli büyüme vizyonunun temel unsurları arasında bulunuyor. Yeni Ürün Referanslarıyla Aftermarket Pazarındaki Kapsama Alanı Genişliyor Maysan Mando, son dönemde hem binek ve hafif ticari hem de ağır ticari araçlar için yeni ürün geliştirme çalışmalarına hız verdi. Şirket, binek ve hafif ticari grubunda 90 farklı ürünü, ağır ticari grubunda ise 65 farklı yeni ürün referansını ürün gamına dahil etmiş durumda. Ağustos 2026 kataloğunda duyurulan 35 yeni ağır ticari ürün referansı da bu genişleme stratejisinin güncel adımlarından birini oluşturuyor. Ürün çeşitliliğindeki artış, Maysan Mando’nun farklı araç parklarına ve pazar ihtiyaçlarına daha geniş bir portföyle yanıt vermesini sağlarken, şirketin yenileme pazarındaki büyüme hedeflerini de destekliyor. Binek, hafif ticari ve ağır ticari araçlara yönelik geliştirilen amortisör teknolojilerinde dayanıklılık, güvenilir performans, sürüş güvenliği ve konfor temel geliştirme kriterleri arasında yer alıyor. ### Maysan Mando Hakkında 1969 yılında Maysan adı ile kurulmuş olan Maysan Mando, Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi konumundadır. Maysan Mando, faaliyetlerini %60 HL Mando ve %40 Çukurova Holding ortaklığıyla sürdürmektedir. Maysan Mando’nun ürün gamında; binek ve hafif ticari araçlar, otobüsler ve kamyonların yanı sıra tarım ve askeri uygulamalar için geniş bir amortisör yelpazesi yer almaktadır. Hem doğrudan OEM hatlarına hem de yurt içi ve yurt dışı olmak üzere bayi ağı için aftermarkete yönelik üretim yapan Maysan Mando, dünyanın en büyük ana sanayii üreticilerinin hemen hepsiyle çalışmaktadır. Global markaların stratejik ortağı olarak; üretiminin %68’ini OEM devlerine, %32'sini ise yenileme pazarına sunan Maysan Mando, bugün itibariyle yenilikçi ve katma değerli ürünlerini 50’ye yakın ülkeye ihraç etmektedir. Maysan Mando, yenilikçi çalışmalarıyla sektörün gelişimine öncülük ederken, global ayak izini güçlendirmeye ve otomotiv sektörünün gelişimine katkı sağlamaya devam etmektedir. Şirket bünyesinde, karbon ayak izini azaltmak ve 2045 Karbon Nötr hedefine ulaşmak amacıyla, amortisör bileşenlerinde kullanılan malzemelerde çevre dostu, dönüştürülebilir ve bio bazlı alternatif malzeme teknolojilerine yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri de aralıksız sürdürülmektedir. ### Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tayvan’ın Akıllı Üretim Devleri Maktek Avrasya 2026’da Türk Sanayisiyle Buluştu Haber

Tayvan’ın Akıllı Üretim Devleri Maktek Avrasya 2026’da Türk Sanayisiyle Buluştu

Dünyanın önde gelen takım tezgahı ihracatçılarından biri olan Tayvan; güçlü bilişim altyapısı, Sanayi 4.0 uzmanlığı ve akıllı üretim çözümleriyle MAKTEK Avrasya 2026 Fuarı’na damga vurmaya hazırlanıyor. Tayvan Dış Ticareti Geliştirme Konseyi (TAITRA) organizasyonuyla, "Beyond Precision, Driving Intelligence: Taiwan's Next-Gen Manufacturing" (Hassasiyetin Ötesinde, Akla Yön Veren: Tayvan'ın Yeni Nesil Üretimi) teması altında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi Salon 11A, Stant No: 04 adresinde kurulan "Tayvan Akıllı Makine Özel Alanı", 28 Eylül – 3 Ekim 2026 tarihleri arasında havacılık, otomotiv ve elektronik sektörlerine yönelik çığır açan teknolojileri sergileyecek. Düzenlenen basın toplantısında Tayvan’ın en yenilikçi 20 firmasından 33 çığır açan ürün ve yüksek katma değerli akıllı üretim çözümleri basın mensuplarına ve sektör profesyonellerine tanıtıldı. Türk Sanayisinin Dijital Dönüşümüne Değer Katmayı Hedefliyoruz Basın toplantısında değerlendirmelerde bulunan Ankara Taipei Ekonomik ve Kültür Misyonu Ticaret Bölümü Direktörü Jason Hsu, günümüz küresel imalat sanayinin elektrikli araçlar, yeşil enerji ve dijital dönüşümün etkisiyle köklü bir değişimden geçtiğini belirtti. Sürdürülebilir başarı için yalnızca yüksek hassasiyetli üretimin yetmediğini, akıllı, esnek ve otomasyon odaklı çözümleri süreçlere dahil etmek gerektiğini vurgulayan Hsu, Tayvan olarak güçlü bilişim altyapıları, uçtan uca tedarik zinciri tecrübeleri ve Sanayi 4.0 uzmanlıklarıyla küresel üretime yön verdiklerini ifade etti. MAKTEK Avrasya 2026’da sergileyecekleri yenilikçi teknolojilerle Türk imalat sanayisinin dijital ve yeşil dönüşüm yolculuğuna değer katmayı ve iki ülke arasındaki stratejik ticari ortaklıkları daha da ileriye taşımayı hedeflediklerini dile getirdi. Tayvan’ın Öncü Markaları Çığır Açan Çözümler Sunuyor Toplantı ve fuar lansmanı kapsamında Tayvan'ın önde gelen beş makine markasının sunduğu çözümler dikkat çekti. Accutex, Sanayi 4.0 akıllı üretim sistemleriyle entegre çalışan CNC Tel Erozyon (Wire Cut EDM) çözümlerini sunarken, Chin Fong yüksek teknolojili mekanik pres ve akıllı presleme sistemlerini tanıtıyor. Joen Lih havacılık, otomotiv, medikal ve yarı iletken sektörlerine yönelik hassas yüzey ve profil taşlama tezgahlarını öne çıkarırken, WELE markası 0.5 metreden 20 metreye kadar X ekseni hareket mesafesine sahip geniş kapsamlı işleme çözümlerini sergiliyor. YCM (Yeong Chin Machinery) ise 70 yılı aşkın köklü geçmişi, dik, yatay ve 5 eksenli işleme merkezleri ve ESG / yeşil imalat vizyonuna uygun sürdürülebilir üretim çözümlerini ziyaretçilerle buluşturuyor. Canlı Ürün Gösterimleri ve Distribütör Etkinlikleri Fuar süresince Tayvan teknolojileri, Türkiye'deki yetkili distribütörlerin stantlarında düzenlenecek canlı lansmanlar ile sergilenmeye devam edecek. EDM Teknik Makine, Salon 5, Stant 512 adresinde Accutex ve Ocean markaları için 29 Eylül saat 11:00’de canlı ürün gösterimleri gerçekleştirecek. SES 3000 CNC, Salon 8, Stant 803 adresinde 29 Eylül saat 14:00’te YCM ve DEX lansmanını düzenlerken, Bimaksan CNC ise Salon 8, Stant 804 alanında 30 Eylül saat 14:00’te HONOR ve TTGroup için canlı sunumlar ve lansmanlar gerçekleştirecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Otomol, Araç Değerleme Sürecini Dijitale Taşıdı: Online Ön Teklif Dönemi Başladı Haber

Otomol, Araç Değerleme Sürecini Dijitale Taşıdı: Online Ön Teklif Dönemi Başladı

Otomol, otomotiv sektöründeki deneyimini teknolojik altyapısıyla buluşturarak sunduğu hizmetleri değişen müşteri beklentileri doğrultusunda geliştirmeye devam ediyor. Bu yaklaşımın son adımlarından biri olan Araç Değerleme hizmetinin dijitale taşınmasıyla, araç sahipleri daha önce fiziksel olarak başlayan değerleme sürecinin ilk adımını artık Otomol’ün web sitesi otomol.com üzerinden, bulundukları yerden kolayca gerçekleştirebiliyor. Kullanıcılar, otomol.com’daki Araç Değerleme sayfasında araçlarının marka, model, model yılı ve kilometre gibi temel bilgilerini girerek dakikalar içerisinde ücretsiz ön fiyat teklifine ulaşabiliyor. Böylece araç sahipleri herhangi bir noktaya gitmeden, yalnızca birkaç adımda araçlarının ön değeri hakkında bilgi sahibi olabiliyor; dijitalde başlayan süreç Otomol’ün şeffaf ve profesyonel değerleme yaklaşımıyla ekspertiz ve net fiyatlandırma aşamalarına taşınıyor. Dijitalde başlayan süreç ekspertizle tamamlanıyor Online olarak alınan ön fiyat teklifinin ardından araç, Otomol’ün uzman ekipleri tarafından detaylı ekspertize alınıyor. Aracın teknik ve fiziksel durumunun değerlendirilmesi sonucunda nihai fiyat belirlenerek araç sahibine net bir teklif sunuluyor. Araç sahibi bu aşamada ihtiyacına göre farklı seçeneklerle ilerleyebiliyor. Aracını doğrudan satabiliyor, yeni araç alımında takas seçeneğini değerlendirebiliyor veya konsinye satış hizmetinden yararlanabiliyor. Böylece dijital ortamda başlayan değerleme süreci, Otomol’ün mevcut hizmet yapısıyla birleşerek ekspertizden satışa kadar bütüncül bir deneyime dönüşüyor. 2012 yılında İstanbul Merter’de faaliyetlerine başlayan Otomol, bugün farklı marka ve hizmetleri bir araya getiren çok markalı ve çok lokasyonlu yapısıyla otomotiv sektöründe faaliyetlerini sürdürüyor. Teknoloji ve müşteri odaklı hizmet anlayışını gelişiminin önemli bir parçası olarak gören Otomol, Araç Değerleme hizmetinin dijitalleşmesiyle müşterilerinin Otomol hizmetlerine erişimini daha hızlı ve pratik hale getiriyor. Araçlarının değerini öğrenmek isteyen kullanıcılar, Otomol Araç Değerleme sayfası üzerinden araç bilgilerini girerek ücretsiz ön fiyat tekliflerini alabiliyor ve değerleme sürecini online olarak başlatabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ASAŞ, IAA Transportation 2026’da Entegre Üretim Gücü ve Büyük Boyutlu Profil Çözümleriyle Öne Çıktı Haber

ASAŞ, IAA Transportation 2026’da Entegre Üretim Gücü ve Büyük Boyutlu Profil Çözümleriyle Öne Çıktı

Ticari araçlar, otomotiv, treyler ve taşımacılık sektörlerinin geleceğine odaklanan küresel arena IAA TRANSPORTATION 2026’da ASAŞ; Hall 25, C30 numaralı standında dünya genelinden sektör profesyonellerini ağırladı. Şirket; lojistik ve otomotiv dünyasının karbon ayak izini azaltan, araç ağırlığını düşürerek operasyonel verimliliği artıran yenilikçi alüminyum çözümlerini sergiledi. Emisyon standartlarının sıkılaşması ve e-mobiliteye geçişle birlikte ticari araçlarda "hafifletme" ve "sürdürülebilirlik" kritik bir zorunluluk haline geliyor. ASAŞ, bu talebi karşılamak üzere devreye aldığı Avrupa’nın en yüksek kapasiteli 150MN ekstrüzyon pres yatırımıyla 1000 mm genişlik, 670 mm yükseklik ve 30 metre uzunluğa ulaşan büyük boyutlu profilleri kendi bünyesinde üretiyor. %50’ye varan yüksek enerji verimliliği sağlayan 4500 ton gücündeki 45MN Hybrex Pres hattında ise özellikle elektrikli araçların gövde ve batarya kasası profilleri gibi yüksek mukavemetli yapısal parçalar imal ediliyor. Üretimde çevresel sorumluluğu odağına alan ASAŞ, karbonsuzlaşma hedeflerini düşük karbonlu alüminyum billet markası NexAL ile somutlaştırıyor. Düşük karbonlu birincil hammaddeler, geri dönüştürülmüş hurda kullanımı ve IREC sertifikalı yenilenebilir enerjiyle üretilen NexAL ( ), lot bazlı izlenebilirlik ve EPD belgeleri sunarak küresel üreticilerin Scope 3 emisyonlarını düşürmelerine doğrudan katkı sağlıyor. Eritmeden döküme, hassas CNC işlemeden 120 metrelik hatlarda ileri robotik kaynak ve montaja hazır kit teslimine kadar tüm süreçleri entegre olarak yöneten ASAŞ; batarya muhafazalarından şasi bileşenlerine ve modüler treyler profillerine kadar geniş bir yelpazede çözümler sunuyor. Araç toplam ağırlığını düşürerek faydalı yük (payload) kapasitesini artıran ve elektrikli ticari araçlarda daha uzun menzil sağlayan bu uçtan uca mühendislik yaklaşımı, küresel üreticilere tedarik zincirinde esneklik, zaman tasarrufu ve toplam sahip olma maliyetinde (TCO) sürdürülebilir bir avantaj kazandırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

10 Bin Metrekarede 100’ün Üzerinde Firma Ve 120’den Fazla Marka Buluştu Haber

10 Bin Metrekarede 100’ün Üzerinde Firma Ve 120’den Fazla Marka Buluştu

İstanbul Fuar Merkezi’nde 17–19 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilen EXPO3D İstanbul’da prototiplemeden nihai parça üretimine kadar eklemeli imalat teknolojilerinin farklı kullanım alanları tanıtıldı. Otomotiv, savunma sanayii, havacılık, medikal, makine, enerji, kalıpçılık, mimarlık ve tasarım sektörlerinden profesyonellerin katıldığı organizasyon, teknoloji sağlayıcıları ile üretim süreçlerini geliştirmek isteyen sanayi kuruluşlarını aynı platformda bir araya getirdi. 6 METRELİK DİNOZOR VE 2 METRELİK KAHRAMANLAR İLGİ ODAĞI OLDU EXPO3D İstanbul’da en yoğun ilgiyi, 3D baskı teknolojisiyle üretilen 6 metre uzunluğunda ve 2,5 metre yüksekliğindeki dinozor ile 2 metre boyundaki Thor ve Spider-Man figürleri gördü. Ziyaretçilerin yakından incelediği ve fotoğraf çektirdiği dev tasarımlar, 3D yazıcıların ulaştığı üretim kapasitesini gözler önüne serdi. EXPO3D İstanbul Fuar Koordinatörü Yıldırım Ünverdi, fuarın sonuçlarını ve sektörün büyüme potansiyelini şöyle değerlendirdi: “Üç gün boyunca üretim ihtiyacı bulunan sanayicilerle bu ihtiyaçlara çözüm geliştiren teknoloji firmalarını aynı platformda buluşturduk. Gerçekleştirilen teknik görüşmeler, eklemeli imalatın prototiplemenin ötesine geçerek nihai parça ve seri üretim süreçlerinde daha güçlü bir şekilde yer almaya başladığını gösterdi. Küresel eklemeli imalat pazarının 2025 yılındaki yaklaşık 30,5 milyar dolarlık büyüklüğünden 2033 yılına kadar 169 milyar dolara ulaşmasının beklenmesi, önümüzdeki dönemde bizi çok daha büyük bir dönüşümün beklediğini ortaya koyuyor. Türkiye’nin bu teknolojileri yalnızca kullanan bir pazar olmasını yeterli görmüyoruz. Kendi 3D yazıcılarını, yazılımlarını ve ileri malzemelerini geliştiren, yüksek katma değerli ürünler üreten ve bunları dünyaya ihraç eden bir ülke olmasını istiyoruz. Fuarda kurulan temasların yeni yatırımlara, üretime ve ihracata dönüşmesini hedefliyoruz.” EXPO3D İSTANBUL 30 EYLÜL–2 EKİM 2027’DE DÜZENLENECEK Katılımcılardan gelen geri bildirimlerin 2027 fuarına yönelik güçlü bir talebe işaret ettiğini belirten Ünverdi, gelecek dönem hedeflerini şu sözlerle anlattı: “Bu yıl fuarı görmek isteyen ve katılım konusunda kararsız olan firmalar, organizasyonun ardından 2027’de yer almak için bizimle iletişime geçmeye başladı. Mevcut katılımcılarımız ise gelecek yıl stant alanlarını büyütmek istiyor. Fuar süresince gerçekleştirdiğimiz görüşmeler sonucunda gelecek yıl için uluslararası düzeyde birçok iş birliğine imza attık. EXPO3D İstanbul’u 30 Eylül–2 Ekim 2027 tarihlerinde çok daha büyük, kapsamlı ve güçlü bir uluslararası katılımla gerçekleştireceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karel 40. Yılında Anıtkabir’de Haber

Karel 40. Yılında Anıtkabir’de

Karel, 40. yılı kapsamında Genel Müdür Altay Doğu’nun öncülüğünde, yöneticileri, iştiraklerinin temsilcileri ve çalışanlarının katılımıyla Anıtkabir’i ziyaret etti. Şirket adına mozoleye çelenk sunulan ziyarette Altay Doğu, Anıtkabir Özel Defteri’ni imzaladı. Türkiye’de mühendislik ve teknoloji üretme hedefiyle başlayan Karel’in 40 yıllık yolculuğu, bugün Ar-Ge’den üretime, entegrasyondan saha uygulamalarına uzanan geniş bir teknoloji yetkinliğine ulaştı. Türk mühendislerinin bilgi ve deneyimiyle büyüyen Karel, geliştirdiği çözümlerle Türkiye’nin teknoloji ekosisteminde önemli bir rol üstlenirken ulusal ve uluslararası birçok markayla uzun soluklu iş birlikleri yürütüyor. Ziyaret kapsamında Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan Karel Genel Müdürü Altay Doğu, şirketin 40 yıllık yolculuğunu ve gelecek vizyonunu şu sözlerle değerlendirdi: “Karel’in 40 yıllık yolculuğu, Türkiye’nin kendi teknolojisini geliştirme ve üretme iradesinin de bir parçası. Bugün geldiğimiz noktada teknolojiyi tasarlayan, geliştiren, üreten ve sahada hayata geçiren güçlü bir mühendislik birikimine sahibiz. Bu birikimin arkasında ise 40 yıl boyunca Karel’e emek veren çalışma arkadaşlarımızın, iştiraklerimizin ve iş ortaklarımızın bilgi, deneyim ve özverisi var. Cumhuriyetimizin bize bıraktığı akıl ve bilim mirasının izinde, Türkiye’nin teknoloji geliştirme ve üretme kapasitesine katkı sağlamayı çok değerli buluyoruz. 40. yılımızda hep birlikte Anıtkabir’de olmak ve bu anlamlı yolculuğu Atatürk’ün huzurunda anmak bizim için büyük bir gurur. Önümüzdeki dönemde de mühendislik gücümüzü ve inovasyon kabiliyetimizi geliştirerek ülkemiz ve iş ortaklarımız için değer üretmeye devam edeceğiz.” 40 Yıllık Mühendislik Birikimi Karel’in teknoloji yolculuğu iletişimle başladı. Türkiye’nin kendi telefon santrallarını geliştirme ve üretme hedefiyle çıktığı bu yolculukta, yıllar içinde iş yerlerinin iletişim kurma biçiminin dönüşümüne eşlik etti. Analog santrallardan dijital ve IP tabanlı sistemlere, bugün ise bulut tabanlı iletişim çözümlerine uzanan dönüşümün her aşamasında teknolojisini yenileyerek mühendislik deneyimini bir sonraki nesle taşıdı. İletişim alanında oluşan bu mühendislik birikimini zaman içinde yeni teknoloji alanlarına taşıyan Karel; Türkiye’nin stratejik savunma projelerinde kullanılan elektronik sistem ve haberleşme çözümlerinden, geniş ölçekli saha operasyonlarına kadar farklı ihtiyaçlara yönelik yetkinlikler geliştirdi. Farklı mühendislik disiplinlerini bir araya getiren bu yapı, Karel’in teknoloji alanındaki dönüşümünün de temelini oluşturdu. Ar-Ge, üretim, test, entegrasyon ve saha deneyiminin birbirini beslediği bu yapı sayesinde Karel, inovasyonu gerçek ihtiyaçlardan besleyen ve teknolojisini sahadan edindiği deneyimle sürekli geliştiren bir yaklaşım benimsiyor. Bugün bu birikimiyle yerli ve milli teknoloji üretme kabiliyetinin güçlenmesine ve Türkiye’nin teknoloji ekosisteminin gelişimine katkı sağlamayı sürdürüyor. Türkiye’de Geliştiriyor, Geleceğe Taşıyor Karel bugün 4 bine yakın çalışanı, güçlü Ar-Ge altyapısı ve Ankara Sincan Organize Sanayi Bölgesi’ndeki 35 bin metrekarelik üretim merkeziyle 40 yıllık mühendislik birikimini geleceğin teknolojilerine taşıyor. Türk mühendislerinin bilgi ve deneyimiyle büyüyen Karel, farklı mühendislik disiplinlerini ve teknoloji yetkinliklerini bir araya getiren entegre teknoloji gücüyle, dünya standartlarında çözümler geliştiriyor. 40 yıllık birikiminden güç alarak Türkiye’nin kendi teknolojisini geliştirme ve üretme vizyonuna katkı sağlamayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Araçlar Değişiyor, Lastiklerden Beklentiler Artıyor! Haber

Araçlar Değişiyor, Lastiklerden Beklentiler Artıyor!

Otomotiv dünyası elektrikli güç aktarma sistemleri, otonom sürüş ve dijital teknolojilerle dönüşürken, aracın ürettiği gücü yola aktaran lastiklerin üstlendiği rol de değişiyor. Elektrikli araçların, SUV’ların ve premium segmentin yaygınlaşmasıyla UHP lastiklerin kullanım alanı genişlerken, lastiklerden güvenlik, performans, düşük yuvarlanma direnci ve verimlilik gibi farklı kriterleri aynı anda karşılamaları bekleniyor. Premium lastik üreticisi Continental, Barcelona’da gerçekleştirdiği UHP Driving Event kapsamında, Ultra Yüksek Performanslı (UHP) lastiklerin modern araç ihtiyaçlarına nasıl yanıt verdiğini ve arkasındaki ileri mühendisliği tanıttı. Lastiklerin Üzerindeki Yük Hiç Olmadığı Kadar Artıyor Continental Araştırma ve Geliştirme Başkanı Edwin Goudswaard, elektrikli araçların artan ağırlığı ve güç seviyelerinin lastiklerin yol ile temasını daha kritik hale getirdiğine dikkat çekerek şöyle konuştu: “Bir aracın yaptığı her şey, her biri yaklaşık bir kartpostal büyüklüğündeki dört temas alanı üzerinden gerçekleşiyor. İvmelenme, frenleme, viraj alma, konfor ve enerji verimliliğinin tamamı, bu küçük alanların aracı yola ne kadar etkili bağladığına bağlı. Araçlar daha ağır ve daha güçlü hale geldikçe lastiklerin üzerindeki yük de hiç olmadığı kadar artıyor”. Continental EMEA İş Alanı Başkanı Ferdinand Hoyos da artan beklentilerin yalnızca performansla sınırlı olmadığına dikkat çekti. Hoyos, premium lastiklerin geliştirilmesinde güvenlik, verimlilik ve sürdürülebilirliğin birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, “Premium lastikler yalnızca bir ürün kategorisi değil; sürekli inovasyonun, bilimsel uzmanlığın ve titiz test süreçlerinin sonucudur” dedi. Sanal Simülasyonlar ve Yılda 340 Bin Test UHP lastik geliştirmek; yol tutuşu, sürüş konforu, kısa fren mesafesi, düşük yuvarlanma direnci ve uzun kilometre ömrü gibi birbiriyle rekabet eden kriterleri aynı anda dengelemeyi gerektiriyor. Continental, bu süreci malzeme bilimi ve dijital simülasyonlardan gerçek sürüş testlerine uzanan kapsamlı bir geliştirme yaklaşımıyla yürütüyor. Fiziksel prototipler üretilmeden önce binlerce tasarım değişkeni dijital ortamda simüle ediliyor. Ancak süreç bununla sınırlı kalmıyor; Continental her yıl dünya genelindeki test pistlerinde yaklaşık 340 bin lastiği gerçek sürüş koşullarında değerlendiriyor. Bu geliştirme yaklaşımının sonuçları bağımsız testlere de yansıyor. Continental, 2025 yılında Avrupa genelinde gerçekleştirilen 66 bağımsız lastik testinin 54’ünde podyum derecesi elde etti. Farklı Sürüş Dinamiklerine Yanıt Veren Lastik Teknolojileri 1904 yılında dünyanın ilk desenli lastik sırtını geliştiren şirket, bugün geniş lastik portföyüyle farklı araç karakterleri ve kullanım ihtiyaçlarına yönelik çözümler sunuyor. Portföyün performans odaklı üyelerinden SportContact 7, kuru ve ıslak zeminde hassas yol tutuşu ve güçlü kontrol özellikleriyle öne çıkarken, yüksek kilometre ömrü de sunuyor. Model, bağımsız testlerde elde ettiği güçlü sonuçlarla Continental’ın UHP alanındaki iddiasını destekliyor. 2026 yılında AUTO BILD sportscars tarafından gerçekleştirilen yaz lastiği testinde birinci olan SportContact 7, kuru ve ıslak zemindeki performansı, hassas direksiyon tepkileri ve kısa fren mesafeleriyle öne çıktı. PremiumContact 7, günlük sürüşte güvenlik ve konfora odaklanırken; AllSeasonContact 2, farklı hava koşullarında yıl boyunca dengeli performans sunuyor. Soğuk hava koşullarında daha yüksek performans gerektiren araçlar için geliştirilen WinterContact 8 S, kuru, ıslak ve karlı zeminlerde güçlü yol tutuşu sağlıyor. Portföyün verimlilik odaklı üyesi EcoContact 7 ise düşük yuvarlanma direnci, optimize edilmiş aerodinamik yapı ve yüksek kilometre ömrüyle araçların daha az enerjiyle daha uzun mesafe kat etmesine yardımcı oluyor. Silent Pattern teknolojisi de özellikle şehir içi kullanımda yuvarlanma sesinin azaltılmasını destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.