Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Otomotiv

Kapsül Haber Ajansı - Otomotiv haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otomotiv haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TURKCOMPOSITE 2026 Kompozit Sektörünü Küresel Vitrine Taşıyacak Haber

TURKCOMPOSITE 2026 Kompozit Sektörünü Küresel Vitrine Taşıyacak

Türkiye’nin kompozit malzeme ve teknolojileri alanındaki en kapsamlı organizasyonu olan Uluslararası Kompozit Fuarı TURKCOMPOSITE 2026, çok daha güçlü bir organizasyon yapısıyla sektöre ve dünyaya kapılarını açmaya hazırlanıyor. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’nin destekleriyle gerçekleştirilecek fuar, 21-23 Ekim2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi 9 ve 10. salonlar ile fuaye alanında, 15 bin m²’lik alanda düzenlenecek. TURKCOMPOSITE2026 kapsamında yüzde 30’u yabancı katılımcı olmak üzere 500’den fazla markanın yine yüzde 30’u yabancı ziyaretçi olmak üzere 4 bini aşkın uluslararası ziyaretçi ile bir araya gelmesi bekleniyor. “Meet4Composite” sloganıyla hayata geçirilecek etkinlik, katılımcılara hammadde, yarı mamul, nihai ürünler, laboratuvar sistemleri ve üretim teknolojileri gibi birçok alanda kapsamlı bir platform sunacak. Yeni Organizasyon, Yeni Vizyon Kompozit Sanayicileri Derneği desteğiyle düzenlenen; Türk Havacılık Uzay Sanayii(TUSAŞ), Roketsan, Baykar Teknoloji gibi önde gelen kurumların da katılım göstereceği fuar, önceki yıllardan farklı olarak 20 yılı aşkın sektörel deneyime sahip CNG Expo tarafından organize ediliyor. Bu iş birliği ile fuarın organizasyon yapısı tamamen yenileniyor. Bu değişim sayesinde hem ziyaretçi deneyimi hem de uluslararası tanıtım stratejileri büyük ölçüde güçlendirilerek, Türk kompozit sektörünün uluslararası bilinirliği ve prestijinin artırılması hedefleniyor. Kompozit Sanayicileri Derneği ve Türk firmalarının her yıl Fransa’daki JEC World ve ABD’deki CAMX gibi dünyanın önde gelen fuarlarında başarıyla yer aldığını söyleyen CNG Expo Yönetim Kurulu Başkanı Başkanı Cengiz Yaman, artık hedefin bu global etkiyi TURKCOMPOSITE Fuarı ile Türkiye’ye taşımak ve ülkemizi kompozit alanında bölgesel bir merkez haline getirmek olduğunu söyledi. TURKCOMPOSITE 2026’nın yalnızca bir ürün sergileme platformu değil; aynı zamanda bilgi paylaşımı, teknoloji transferi ve uluslararası iş birliği fırsatlarının buluşma noktası olduğunu kaydeden Yaman, “Yenilenen organizasyon yapısıyla fuar, bu yıl Türk kompozit sektörünü küresel vitrine taşıma yolunda güçlü bir adım olarak konumlanıyor” dedi. Türk Kompozit Sektörü Güçleniyor Türk kompozit sektörü, son yıllarda inşaat, otomotiv, havacılık ve savunma sanayi başta olmak üzere birçok stratejik alanda güçlü bir büyüme sergiliyor.2024 itibarıyla 2 milyar doları aşan pazar büyüklüğünün önümüzdeki beş yıl içinde 7 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Uluslararası standartlarda üretim yapan sektör, yüksek mühendislik ve tasarım kabiliyetleri sayesinde Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya pazarlarında rekabet gücünü artırıyor. Geleneksel kompozit ürünlerin yanı sıra karbon fiber takviyeli polimerler (CFRP), aramid fiberler ve nano-kompozitler gibi ileri teknoloji ürünlere yönelen sektör; hafiflik, dayanıklılık ve yüksek performans özellikleriyle öne çıkıyor. Kompozit ürünlerin ihracatı 2024’te 2 milyar doları aşarak Türkiye’nin yüksek teknolojili ihracatında önemli bir paya ulaştı. Türk kompozit sektörü, artan teknoloji yatırımlarıyla Kuzey Amerika, Batı Avrupa, Hindistan, Güneydoğu Asya ve MENA bölgesindeki varlığını daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yedek Parça Depoları Tarih Oluyor, Sanayi Dijital Üretime Geçiyor Haber

Yedek Parça Depoları Tarih Oluyor, Sanayi Dijital Üretime Geçiyor

İlk başlarda yalnızca prototip üretimi için kullanılan 3D baskı teknolojileri, bugün dünyanın en kritik üretim süreçlerinde aktif olarak kullanılıyor. Roket motorlarından yolcu uçaklarına, kişiye özel medikal implantlardan enerji ve otomotiv sektörüne kadar birçok alanda üretim anlayışını değiştiren eklemeli imalat teknolojileri, küresel sanayinin yeni rekabet alanlarından biri haline geldi. Üretimde yaşanan bu önemli dönüşüm, Türkiye'nin ilk ve tek 3D Baskı Teknolojileri ve Eklemeli İmalat Fuarı EXPO3D İstanbul'da tüm yönleriyle ele alınacak. 17-19 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek fuar; yerli ve yabancı teknoloji üreticilerini, mühendisleri, sanayicileri, akademisyenleri ve yatırımcıları bir araya getirerek eklemeli imalat alanındaki son gelişmelere ev sahipliği yapacak. GELECEĞİN FABRİKALARINDA PARÇA YERİNE DİJİTAL DOSYALAR DEPOLANACAK Eklemeli imalat teknolojilerinin artık geleceğin değil, bugünün üretim modeli haline geldiğini belirten EXPO3D İstanbul Fuar Koordinatörü Yıldırım Ünverdi, "Bugün GE Aerospace tarafından geliştirilen LEAP uçak motorlarının yakıt nozulları, geçmişte çok sayıda parçanın birleştirilmesiyle üretilirken artık metal 3D baskıyla tek parça halinde üretilebiliyor. Airbus A320neo ve Boeing 737 MAX uçaklarında kullanılan bu motorlar, eklemeli imalatın seri üretimde ulaştığı seviyeyi gösteriyor. Aynı şekilde NASA da enjektörlerden yanma odalarına, turbo pompalardan valf sistemlerine kadar birçok roket motoru bileşenini 3D baskı teknolojileriyle geliştiriyor. Dünyanın ilk büyük ölçekli 3D baskılı roketlerinden Terran 1'in uzaya ulaşması ise bu teknolojinin artık deneysel olmaktan çıktığını ve yüksek güven gerektiren alanlarda kendini kanıtladığını ortaya koyuyor. Aynı zamanda Türkiye'nin milli muharip uçağı KAAN'ın geliştirme sürecinde Türk Havacılık ve Uzay Sanayii tarafından eklemeli imalat teknolojilerinden yararlanılırken, Baykar tarafından geliştirilen insansız hava araçlarının üretim süreçlerinde de 3D baskı teknolojileri; tasarım doğrulama, hızlı prototipleme ve belirli üretim bileşenlerinde değerlendiriliyor" dedi. Türkiye açısından bu dönüşümün önemli fırsatlar barındırdığına dikkat çeken Ünverdi, "Artık asıl tartışma teknolojiyi kullanmak değil, geliştirmek olmalı. Savunma sanayi, havacılık, otomotiv, makine, kalıpçılık ve medikal gibi alanlarda güçlü bir üretim altyapımız var. Ancak küresel rekabette fark yaratan yalnızca 3D yazıcı kullanmak değil; makineyi, metal ve polimer malzemeleri, yazılımları, tasarımı ve mühendislik bilgisini birlikte geliştirebilmektir. Türkiye bu teknolojinin pazarı değil, üreticisi ve ihracatçısı olmalı. Geleceğin üretiminden daha fazla pay almak istiyorsak yüksek katma değerli teknolojilere yatırım yapmalı ve kendi ekosistemimizi güçlendirmeliyiz” açıklamasında bulundu. TÜRKİYE BU ALANDA ÜRETEN VE İHRAÇ EDEN ÜLKELER ARASINDA YER ALMALI Eklemeli imalatın yalnızca havacılık ve uzayla sınırlı olmadığını vurgulayan Ünverdi, "Bugün aynı teknolojiyle kişiye özel metal implantlar, otomotiv için hafifletilmiş parçalar, enerji sanayisinin karmaşık komponentleri ve savunma sanayisinin kritik ürünleri üretilebiliyor. Önümüzdeki dönemde dönüşüm sadece fabrikalarda değil, tedarik zincirinde de yaşanacak. Fiziksel yedek parçalar yerine güvenli dijital üretim dosyalarının saklandığı, ihtiyaç duyulan parçaların dünyanın herhangi bir noktasında talep edildiği anda üretilebildiği yeni bir üretim modeli konuşuluyor. Lojistikten stok yönetimine, bakım süreçlerinden sürdürülebilirliğe kadar üretimin tüm dinamikleri değişiyor. Dünyada roket motorları, uçak parçaları ve kişiye özel implantlar katman katman üretilirken, Türkiye'nin bu yeni üretim ekonomisinden alacağı payı belirleyecek olan da bu dönüşüme ne kadar hızlı adapte olduğu olacaktır." diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin Temmuz Ayı İhracatı 25,6 Milyar Dolar Oldu Haber

Türkiye'nin Temmuz Ayı İhracatı 25,6 Milyar Dolar Oldu

Türkiye temmuz ayını 25,6 milyar dolarlık ihracatla tamamladı. 2026'da yedi aylık ihracat 161,6 milyar dolar olurken, son 12 aylık ihracat ise, 278,6 milyar dolara yaklaştı. Temmuz ayı ihracat verileri Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe tarafından İstanbul'da açıklandı. TİM Başkanı Mustafa Gültepe, büyük bölümü pariteden kaynaklanmakla birlikte 2026'nın ilk yarısını yüzde 3,6'lık ihracat artışı ile kapattıklarını hatırlattı. Tüm zorluklara rağmen ikinci yarıya da artışla başlamanın önemli olduğunu belirten Gültepe, şöyle devam etti: Temmuz ayında ihracat yüzde 2,9 arttı “Genel Ticaret Sistemi (GTS) kayıtlarına göre, temmuz ayında yüzde 2,9 artışla, 25,6 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Böylece bugüne kadarki en yüksek temmuz ayı ihracatına imza attık. Aynı zamanda, Aralık 2025'ten sonra en yüksek ikinci aylık ihracat hacmimize ulaştık. Ocak-Temmuz dönemindeki ihracat 161,6 milyar dolara, son 12 aylık ihracat ise 278,6 milyar dolara yaklaştı. Hem yedi aylık hem de 12 aylık ihracatta yüzde 3,4 artıdayız. Temmuzda 19 sektörümüzün ihracatı artarken, yedisinde düşüş oldu. Sektörler sıralamasında otomotiv 3,6 milyar dolarla liderliğini sürdürdü. Otomotivi, 3 milyar dolarla kimyevi maddeler, 1,8 milyar dolarla elektrik-elektronik, 1 milyar 580 milyon dolarla hazır giyim ve 1,4 milyar dolarla demir ve demir dışı metaller sektörümüz takip etti. Otomotiv ve kimyevi maddeler, temmuzda da ilk iki sırayı paylaştı. Ancak ihracatımızda lokomotif güç olan iki sektörümüzün geçen ay daraldığını görüyoruz. Temmuz ayında otomotiv ihracatımız yüzde 6,5, kimyevi maddeler ihracatımız ise yüzde 11,4 düştü. En çok ihracat artışı olan sektörlerimiz ise yaş meyve ve sebze, demir ve demir dışı metaller ile elektrik ve elektronik şeklinde sıralandı. Yaş meyve sebzede yüzde 144, demir ve demir dışı metallerde yüzde 18,4, elektrik-elektronikte ise yüzde 15,4 artış kaydettik. Geçen ay 47 ilimiz ihracatını artırdı. Bin 108 firmamız ilk kez ihracat yaptı. Bu firmalarımızın ihracatımıza katkısı 166 milyon doları aştı. İlk yarıdaki ihracat artışında önemli payı bulunan parite ise hazirandan sonra temmuzda da ihracatımızı negatif etkiledi. Geçen ay, parite nedeniyle yaklaşık 290 milyon dolarlık kayıp yaşadık.” “Üç yıldır yüksek maliyet sorunuyla mücadele ediyoruz” Mustafa Gültepe, yılın ikinci yarısına artışla başlamanın önemli olduğunu, ancak ihracatta elde edilen sınırlı artışların işlerin yolunda gittiğini göstermediğinin altını çizdi. Gültepe, sözlerini şöyle sürdürdü: “İhracatımızdaki her artış bizi motive ediyor; daha yüksek hedeflere ulaşma azmimizi güçlendiriyor. Ama bir gerçeği de unutmuyoruz. Üç yıldır yüksek maliyet sorunuyla mücadele ediyoruz. Birçok sektörümüzün rekabetçiliği zayıflıyor. İhracat cazibesini kaybediyor. İlk kez ihracat yapan firma sayısı azalıyor. İhracatı tüm sektörlerimize ve tabana yayamıyoruz. Küresel ihracattan aldığımız pay düşüyor. Sanayimiz üç yıldır güç kaybediyor. Erken sanayisizleşme riski büyüyor. Böyle bir dönemde uygun maliyetle finansmana erişimde de zorlanıyoruz. Reeskont kredisinde limit 5 milyar liraya çıkarıldı. Sayın Cumhurbaşkanımıza bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Ancak bu kredilerde çok büyük yığılma var. Piyasadan borçlanmanın maliyeti ise yüzde 45-50'den başlıyor. Öte yandan, Merkez Bankasının yüzde 3'lük döviz dönüşüm desteğinin süresini 6 ay daha uzatmasını memnuniyetle karşıladık. Karar için Merkez Bankası Yönetimine teşekkür ediyorum. Ekim ayında sektörler özelinde yapılacak değerlendirmeyi de merakla bekliyoruz.” “Dünyada benzeri görülmemiş bir korumacılık dalgası yükseliyor” Mustafa Gültepe, dünyada benzeri görülmemiş bir korumacılık dalgasının yükseldiğini, hızla serbest ticaretten uzaklaşıldığını vurguladı. ABD'nin geçen hafta açıkladığı tarifelerden de görüldüğü üzere gümrük duvarlarının her geçen gün daha da yükseldiğini belirten Gültepe, “Biz tüm zorluklara rağmen üretmeye, ihracat yapmaya, firmalarımız için yeni pazarlar aramaya devam ediyoruz. Temmuz ayında TİM ve ihracatçı birlikleri olarak 2 ticaret heyeti, 17 fuar katılımı ve bir Ur-Ge faaliyeti gerçekleştirdik. Ağustos'ta Brezilya, Polonya ve Suriye'de heyetler düzenleyeceğiz.” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Metal Sektörü Büyümeyi Sürdürüyor Haber

Küresel Metal Sektörü Büyümeyi Sürdürüyor

Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda; küresel metal ve madencilik sektörünü, demir cevheri ve çelikten bakır, altın, lityum ve nadir toprak elementlerine kadar sanayi gelişimini ve küresel enerji dönüşümünü destekleyen temel hammaddeleri ele aldı. Raporda, 2025 yılında temel metaller ve metal ürünleri sektörünün küresel brüt üretiminin yaklaşık 9,6 trilyon dolar seviyesine ulaştığı bilgisine yer verildi. Türkiye küresel metal sektöründe önemli bir pazar… Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda Türkiye’ye de geniş yer verildi. Raporda Türkiye’nin, küresel metal sektöründe yapısal açıdan önemli bir konuma sahip olduğu belirtilirken, ülkenin 2024 yılında 36,9 milyon ton ham çelik üretimiyle dünyanın yedinci büyük çelik üreticisi konumunda olduğu vurgulandı. Raporda Türkiye’nin 2025 yılında 38,1 milyon ton olan ham çelik üretiminin, 2026 yılında 40,8 milyon tona yükselmesinin beklendiği belirtildi. Bu büyüme eğiliminin, sektörün güçlü yatırım ivmesini ve Türkiye'nin Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya pazarlarını birbirine bağlayan stratejik coğrafi konumunu yansıttığı görüşüne yer verilen raporda, daha geniş kapsamlı temel metaller ve metal ürünleri sektörünün, 2024 yılında yaklaşık 164 milyar dolar brüt üretim gerçekleştirdiğine dikkat çekildi. Bu rakamın 2025 yılında 182 milyar dolara, 2026 yılında ise 208 milyar dolara yükselmesi öngörülüyor. Böylece sektörün, küresel talepteki iyileşme ve hurda bazlı elektrik ark ocağı çelik üretimindeki rekabet avantajının desteğiyle 2026 yılında yaklaşık yüzde 14,4 yıllık büyüme kaydetmesi beklendiği de rapordaki bilgiler arasında bulunuyor. Allianz Trade Türkiye Krediler Genel Müdür Yardımcısı Altuğ Karagöz raporla ilgili şu değerlendirmede bulunuyor: “Allianz Trade Türkiye olarak, sanayimizin temel yapı taşı ve ihracatımızın ana kaldıraçlarından biri olan metal sektöründe verdiğimiz finansal garanti misyonumuzu kararlılıkla büyütmeye devam ediyoruz. Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) ve İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) verilerine göre, 2025 yılını 38,1 milyon tonluk ham çelik üretimi ve güçlü bir ihracat performansı ile kapatan sektör, 2026 yılında küresel pazarlardaki korumacı kotalar, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) değişiklikleri ve Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi yapısal ve yeşil dönüşüm süreçlerini deneyimliyor. Bu zorlu ama fırsatlarla dolu konjonktürde, Türk metal üreticilerinin ve tedarik zincirinin likidite akışını korumak adına üstlendiğimiz toplam risk garanti büyüklüğünü, geçen yılın aynı dönemindeki 542 milyon Euro seviyesinden 677 milyon Euro’ya ulaştırarak sektöre sağladığımız desteği yüzde 25 oranında artırdık. Girdi maliyetleri baskısı ve küresel ticaret savaşlarının getirdiği volatiliteye karşı, proaktif risk yönetimi ve derin pazar içgörülerimizle ağır sanayimizin küresel rekabetçiliğini ve finansal sürdürülebilirliğini her adımda desteklemeyi sürdürüyoruz. Altuğ Karagöz sözlerine şöyle devam etti. “Metal sektöründeki 677 milyon Euro’luk risk portföyümüzü yönetirken, alt ürün gruplarındaki dinamikleri proaktif bir yaklaşımla takip ediyoruz. İç piyasa ve küresel kotaların baskıladığı inşaat demiri gibi uzun ürün grubuna kıyasla; otomotiv ve beyaz eşyanın ana girdisi olan yassı çelik grubu ile elektrifikasyon dalgasıyla büyüyen alüminyum ve bakır gibi demir dışı metaller daha dirençli bir talep yapısı sergiliyor. Allianz Trade Türkiye olarak, emtia fiyatlarındaki volatiliteye ve yapısal dönüşümlere rağmen, alt sektörlerin bu farklılaşan risk ve kârlılık döngülerini derinlemesine analiz ediyor, Türk metal sanayisinin tüm kırılımlarında vadeli ticaretin finansal sürdürülebilirliğini güvence altında tutuyoruz.” Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda sektörün, katma değer açısından ekonomiye sağladığı katkının son derece önemli olduğu vurgulandı. Temel metaller ve metal ürünleri sektörünün, 2024 yılında yaklaşık 37,7 milyar dolar katma değer üretirken, bu tutarın 2025 yılında 42,5 milyar dolar olduğu, 2026 yılında ise yaklaşık 48,4 milyar dolara yükselmesinin beklendiği belirtildi. Böylece sektörün, Türkiye imalat sanayii gayrisafi yurt içi hasılasına en büyük katkıyı sağlayan sanayi kollarından biri olmayı sürdürdüğü raporda vurgulandı. Öte yandan sektör içerisinde demir-çeliğin, 2025-2026 döneminde yaklaşık 78-89 milyar dolar ile en büyük brüt üretim payına sahip olduğu ve demir dışı metallerin ise en hızlı büyüyen alt segment konumunda bulunduğu raporda belirtildi. Bu segmentte brüt üretimin 2024 yılındaki 24,6 milyar dolardan, 2025 yılında 34,0 milyar dolara ve 2026 yılında 40,9 milyar dolara yükselerek, yaklaşık yıllık yüzde 20 büyümesinin beklendiği raporda paylaşıldı. Demir dışı metallerdeki bu güçlü büyümenin, yurt içi madencilik yatırımlarıyla, inşaat ve otomotiv sektörlerinden gelen talebin desteği sayesinde Türkiye'nin bakır ve alüminyum işleme alanındaki artan rolünü yansıttığı da raporda yer verilen yorumlar arasında. İnşaat sektörü talebi desteklemeye devam ediyor Allianz Trade Raporu’na göre sektörde yatırımlar artış eğilimini sürdürüyor. Temel metaller ve metal ürünleri sektöründeki sermaye harcamalarının (CapEx) 2024 yılında 13,7 milyar dolar olduğu, 2025 yılında 16,4 milyar dolar ve 2026 yılında 17,8 milyar dolar seviyesine ulaşmasının beklendiği rapordaki bilgiler arasında yer alıyor. Raporda, bu yatırım görünümünün birkaç yapısal unsur tarafından desteklendiği belirtiliyor. Bunlardan ilkinin, Türkiye'nin yurt içinde çeliğin en büyük tüketicisi olan inşaat sektörü, yüksek konut kredisi faizleri ve deprem sonrası güney illerindeki yeniden inşa faaliyetlerinden kaynaklanan döngüsel baskılara rağmen talebi desteklemeye devam etmesi olduğu görüşü raporda yer alıyor. İkinci olarak, ihracat odaklı Türk çelik üreticilerinin, Avrupa'nın çelik tedarik zincirlerinde Rusya kaynaklı girdilere bağımlılığın azalmasıyla gerçekleşen yeniden yapılanmadan faydalandıkları ve özellikle Güney ve Doğu Avrupa'da pazar paylarını artırdıkları belirtiliyor. Üçüncü unsur olarak ise Türkiye'nin metal madenciliği alt sektörünün büyümesini sürdürmesi gösteriliyor. Brüt üretimin 2024 yılındaki 14,2 milyar dolar, 2025 yılında 17 milyar dolara ve 2026 yılında ise 18,2 milyar dolara yükselmesi de raporda yer verilen beklentiler arasında bulunuyor. Rapora göre; bu artış; altın, bakır ve bor madenciliğine yönelik yeni yatırımları yansıtıyor. Türkiye’nin, temiz enerji uygulamaları açısından giderek daha stratejik hâle gelen, dünyanın bilinen en büyük bor rezervlerine sahip olduğu da raporda vurgulanıyor. Türkiye dünyanın en büyük on çelik üreticisi arasındaki yerini koruyacak Raporda, 2028 yılına kadar olan orta vadeli görünümün, büyümenin devam edeceğine ancak hızının kademeli olarak yavaşlayacağına işaret ettiği bilgisi veriliyor. Sektörün brüt üretiminin 2027 yılında 221 milyar dolar, 2028 yılında ise 227 milyar dolara ulaşması rapordaki beklentiler arasında bulunuyor. Yıllık büyüme oranlarının, 2026 yılındaki güçlü toparlanmanın ardından daha sürdürülebilir yani yüzde 3-4 seviyelerine gerileyeceği öngörüsüne de raporda yer veriliyor. Çelik üretiminin ise 2027 yılında 41,9 milyon tona, 2028 yılında 43,3 milyon tona yükselerek Türkiye'nin dünyanın en büyük on çelik üreticisi arasındaki konumunu koruyacağı beklentisinden raporda söz ediliyor. Çin açık ara önde Çin'in hâkim olduğu Asya-Pasifik bölgesinin, küresel pazarın yaklaşık yüzde 60'ını oluşturduğu raporda belirtilirken, Avrupa’nın ise yaklaşık yüzde 21 ile ikinci sırada yer aldığı bilgisi veriliyor. Bu bölgesel yoğunlaşmanın, Çin'in çelik ve alüminyumdan nadir toprak elementlerine kadar metal sektörünün hemen her alanında açık ara en büyük üretici ve tüketici konumunda olduğunu yansıttığına da raporda dikkat çekiliyor. Öte yandan raporda, temel metaller ve metal ürünleri sektörünün küresel brüt üretiminin 2026 yılında yaklaşık 10,4 trilyon dolar seviyesine ulaşacağının tahmin edildiği, 2026-2028 dönemine ilişkin bileşik yıllık büyüme oranının (CAGR) ise yaklaşık yüzde 7 olacağının öngörüldüğü bilgisi veriliyor. Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’na göre; 2021 yılındaki emtia süper döngüsü sırasında elde edilen olağanüstü kârların ardından sektörün finansal performansı 2023-2024 döneminde normalleşme sürecine girdi. Birçok baz metal ve hacimli emtianın fiyatı zirve seviyelerinden gerilerken, enerji, kimyasal reaktifler ve iş gücü gibi girdi maliyetlerinin yüksek seviyelerde kalmaya devam ettiği bilgisi de raporda yer verilen bilgiler arasında. Küresel metal ve madencilik sektörünün toplam FAVÖK (EBITDA) marjının 2025 yılında yaklaşık yüzde 15 seviyesinde gerçekleştiği, bu durumun 2021 yılındaki yüksek kârlılık döneminden itibaren normalleşmenin sürdüğünü gösterdiği raporda belirtildi. Rapora göre şirketler bu sürece sermaye disipliniyle karşılık verdi; emtia döngüsü sırasında oluşan fazla nakit, yeni kapasite yatırımlarına yönlendirilmek yerine büyük ölçüde hissedarlara dağıtıldı. Bu yaklaşım bilançoların güçlü kalmasını sağlarken gelecekteki arz artışını da sınırlandırdı. Yine rapora göre; söz konusu ihtiyatlı sermaye politikası mevcut fiyat seviyelerinde kârlılığı korusa da enerji dönüşümünün kritik minerallere yönelik talebi hızlandıkça gelecekte arz yetersizliği riskini beraberinde getirebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ASAŞ’a Ar-Ge Kategorisinde Verimlilik Birinciliği Haber

ASAŞ’a Ar-Ge Kategorisinde Verimlilik Birinciliği

Türkiye'nin lider alüminyum sanayi kuruluşlarından ASAŞ, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Stratejik Araştırmalar ve Verimlilik Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 2025 Verimlilik Proje Ödülleri Yarışması'nda geliştirdiği yenilikçi projesi MARBEL ile Ar-Ge kategorisi birincilik ödülünü kazandı. ASAŞ, 2025 Verimlilik Proje Ödülleri Yarışması'na üç yenilikçi Ar-Ge projesiyle katılım sağladı. Yarışmada; elektrikli araçlara yönelik sürdürülebilir batarya taşıyıcı sistemlerinin geliştirilmesini hedefleyen MARBEL AB Projesi, karbon ayak izi azaltılmış ve üretim ile performans verimliliği yüksek otomotiv alüminyum alaşımlarının geliştirilmesine odaklanan NEXAL Projesi ile doğrudan soğutmalı döküm prosesinde verimlilik ve iş güvenliğini artırmayı amaçlayan Modüler Döküm Masası Optimizasyonu Projesi değerlendirildi. Bu projeler arasından, "Elektrikli Araçlar için Yüksek Hurda Oranlı, Modüler ve Hafif Alüminyum Batarya Taşıyıcı: Kaynak ve Enerji Verimliliğine Dayalı Sürdürülebilir Tasarım" (MARBEL AB Projesi), yenilikçi yaklaşımı ve sürdürülebilir üretime sağladığı katkı sayesinde ödüle layık görüldü. Yarışmada ödüle layık görülen "Elektrikli Araçlar için Yüksek Hurda Oranlı, Modüler ve Hafif Alüminyum Batarya Taşıyıcı: Kaynak ve Enerji Verimliliğine Dayalı Sürdürülebilir Tasarım" projesi, elektrikli araç teknolojilerine yönelik sürdürülebilir çözümler sunarken kaynak kullanımında, enerji verimliliğinde ve hafifletilmiş tasarım yaklaşımında ortaya koyduğu yenilikçi bakış açısıyla öne çıktı. Proje, yüksek hurda oranına sahip alüminyumun katma değerli bir ürüne dönüştürülmesini sağlayarak döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir üretim hedeflerine önemli katkılar sunuyor. Ödüller, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Stratejik Araştırmalar ve Verimlilik Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 11. Verimlilik Proje Ödülleri Töreni kapsamında, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Mehmet Fatih Kacır'ın teşrifleriyle Ankara’da gerçekleştirilen tören ile sahiplerine takdim edildi. ASAŞ adına ödülü alan Genel Müdür Derya Hatiboğlu; “ASAŞ, sürdürülebilir üretim anlayışı, Ar-Ge odaklı yaklaşımı ve inovasyon gücüyle geliştirdiği projelerle Türkiye sanayisinin verimlilik odaklı dönüşümüne katkı sunmaya devam ederken, elde ettiği bu ödülle çevresel sürdürülebilirlik ve teknolojik gelişim alanındaki kararlılığını bir kez daha ortaya koyuyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Metro Turizm’den premium yolculuk yatırımı: Filoya iki NEOPLAN Skyliner katıldı Haber

Metro Turizm’den premium yolculuk yatırımı: Filoya iki NEOPLAN Skyliner katıldı

Türkiye genelinde ve uluslararası hatlarda yolcu taşımacılığı yapan Metro Turizm, filosunu yeni araçlarla genişletmeye devam ediyor. Şirket, 100 adetlik MAN Lion’s Coach siparişinin ardından bu kez premium yolculuk segmenti için iki NEOPLAN Skyliner satın aldı. İstanbul İkitelli’deki MAN tesislerinde düzenlenen törenle teslim edilen çift katlı otobüslerin, Metro Turizm’in üst düzey seyahat deneyimi sunmayı amaçlayan Metro Prime hizmetlerinde kullanılması planlanıyor. Çift katlı otobüsler Metro Prime filosuna katıldı Geniş yolcu kapasitesi ve çift katlı tasarımıyla öne çıkan NEOPLAN Skyliner; uzun mesafeli yolculuklara yönelik konfor, güvenlik ve teknoloji özelliklerini bir arada sunuyor. Metro Turizm’in yeni araç yatırımıyla premium segmentteki hizmet kapasitesini artırması hedefleniyor. Skyliner modelleri, yolcu konforuna yönelik donanımlarının yanında dayanıklı gövde yapısı, gelişmiş sürüş teknolojileri ve yakıt verimliliğiyle şehirler arası taşımacılık sektöründe tercih edilen modeller arasında bulunuyor. Metro Turizm’in 100 otobüslük yatırımı sürüyor Metro Turizm, daha önce verdiği 100 adet son model MAN Lion’s Coach siparişinin teslimatlarının 2026 yılı sonuna kadar tamamlanacağını açıklamıştı. İki NEOPLAN Skyliner’ın filoya eklenmesiyle şirketin standart ve premium yolcu taşımacılığı alanlarındaki araç yatırımları birlikte devam edecek. 79 ilde 1.000’i aşkın acenteyle faaliyet gösteren Metro Turizm, yurt içi ve yurt dışı hatlarda günde ortalama 1.400 sefer düzenliyor. Teslimat İstanbul’da gerçekleştirildi Yeni otobüslerin teslimatı, MAN Kamyon ve Otobüs Ticaret A.Ş.’nin İstanbul İkitelli tesisinde düzenlenen törenle yapıldı. Törene AVTER Yönetim Kurulu Başkanı Ayten Öztürk Ünal, Metro Holding Yönetim Kurulu Başkanı Orbay Tuna, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Fatma Öztürk Gümüşsu, Metro Turizm ve MAN yöneticileri ile MAPAR Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Şahin katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Peugeot Yerli Hafif Ticari Araç Ürün Gamını Rıfter Modeli İle Daha Da Güçlendiriyor Haber

Peugeot Yerli Hafif Ticari Araç Ürün Gamını Rıfter Modeli İle Daha Da Güçlendiriyor

Avrupa hafif ticari araç pazarının önemli oyuncularından PEUGEOT, profesyonellerin ve ailelerin uzun yıllardır tercih ettiği Rifter modelini Türkiye'de üretmeye hazırlanıyor. PEUGEOT'nun C segmentindeki 30 yıllık deneyimini temsil eden Rifter, 2026 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren Bursa'daki Tofaş Fabrikası'nda “Made in Türkiye" etiketiyle üretilecek. Böylece PEUGEOT, hâlihazırda Bursa'da üretilen Expert Van ve Expert Traveller modellerinin ardından Rifter'ı da yerli üretim ürün gamına ekleyecek. Yerli üretim avantajı ile pazarda güçleneceğiz! İlk kez 1996 yılında Partner adıyla yollara çıkan Rifter, yerli üretimin sağlayacağı güçle Türkiye pazarındaki konumunu daha da ileri taşımaya hazırlanıyor. Rifter'ın Türkiye'de üretilecek olmasının marka açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten PEUGEOT Marka Direktörü Gupse Kaplan, “PEUGEOT'nun hafif ticari araç alanındaki 30 yıllık deneyimini temsil eden Rifter modelimizin Bursa'daki Tofaş fabrikamızda üretilecek olması bizim için büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı. Bu gelişme, PEUGEOT'nun Türkiye pazarına ve ülkemizin güçlü otomotiv üretim altyapısına duyduğu güvenin de önemli bir göstergesi. Türkiye, markamız için yalnızca güçlü bir pazar değil, aynı zamanda giderek daha stratejik bir üretim merkezi konumuna geliyor. Expert Van ve Expert Traveller ile başladığımız yerli üretim hamlemizi Rifter ile daha da ileri taşıyoruz. Tasarımından sürüş keyfine kadar SUV kodlarını barındıran, kısa sürede sınıfının referans modeli haline gelen PEUGEOT Rifter, artık yerli üretimin avantajıyla yollara çıkmaya hazırlanıyor. Yerli üretimin sağlayacağı lojistik ve tedarik avantajlarıyla hafif ticari araç pazarındaki konumumuzu güçlendirmeyi hedefliyoruz" dedi. Expert ailesiyle başlayan yerli üretim hamlesi büyüyor! PEUGEOT, Bursa'daki Tofaş Fabrikası'nda Expert Van'ın ardından 8+1 kişilik Expert Traveller modelinin de üretimine başlamıştı. Rifter'ın üretim programına dahil edilmesiyle birlikte marka, Türkiye'deki yerli hafif ticari araç ürün gamını daha da genişletecek. Tofaş Fabrikası'nın üretim kalitesi, verimliliği, araştırma-geliştirme alanındaki bilgi birikimi ve araç geliştirme yetkinliği, PEUGEOT'nun Türkiye'deki üretim operasyonlarının büyümesinde önemli rol oynuyor. Expert Van ve Expert Traveller ile D segmentinde güçlenen PEUGEOT, Rifter'ın da devreye alınmasıyla C segmenti hafif ticari araç segmentindeki iddiasını yerli üretimle destekleyecek. Yerli üretimin, Türkiye'de hafif ticari araçların gücüne güç katan en önemli unsurlardan biri olduğuna dikkat çeken Gupse Kaplan, “Expert Van ve Expert Traveller modellerimizle yakaladığımız ivmeyi, Rifter'ın yerli üretimiyle daha da güçlendireceğiz. Böylece hem profesyonel müşterilerimize hem de çok yönlü bir araç arayan ailelere daha etkin bir ürün gamıyla ulaşacağız" açıklamasında bulundu. 2003'ten bugüne 213 bin 921 adetlik başarı! PEUGEOT'nun Türkiye'deki C segmenti hafif ticari araç yolculuğu, Partner ile başladı. Marka, 2019 yılında Rifter'ın pazara sunulmasına kadar bu segmentte Partner adıyla yer aldı. PEUGEOT, 2003 yılından bugüne Partner, Partner Tepee, Rifter ve Partner Van modellerinden oluşan C segmentinde toplam 213 bin 921 adetlik satış gerçekleştirdi. Bu satışların 174 bin 756 adedini kombi van modelleri oluştururken, panel van modellerinin toplam satışı 39 bin 165 adede ulaştı. 2019 yılında Rifter ve Partner Van adıyla Türkiye'de satışa sunulan modeller ise bugüne kadar toplam 84 bin 556 kullanıcıyla buluştu. Bu dönemde 67 bin 404 adet Rifter ve 17 bin 152 adet Partner Van satışı gerçekleştirildi. Rifter, PEUGEOT'nun hafif ticari araç satışlarının yüzde 72'sini oluşturuyor! PEUGEOT toplam hafif ticari araç satışları ile, 2026 yılının ilk 6 ayında Türkiye hafif ticari araç pazarında 11 bin 527 adetlik satış ve yüzde 9,8 pazar payı elde etti. Marka, 2025 yılını hafif ticari araç satışlarında toplam 26 bin 661 adetlik satış ve yüzde 9,4'lük pazar payı ile tamamlamıştı. Buna göre marka, 2025 sonuna kıyasla pazar payını 0,4 puan artırmış oldu. PEUGEOT Rifter, 2025 yılını 18 bin 154 adetlik satış ile, segmentinin en çok tercih edilen ikinci modeli olarak tamamlamıştı. 2026 yılının ilk 6 aylık döneminde 8 bin 350 adetlik satışla segmentindeki yerini korumaya devam etti ve PEUGEOT toplam hafif ticari araç satışlarının yüzde 72'sini oluşturdu. Rifter ve Partner Van'dan oluşan C segmenti modellerinin, markanın toplam hafif ticari araç satışları içerisindeki payı ise yüzde 82'ye ulaştı. Rifter'ın Türkiye'de profesyonel kullanıcıların yanı sıra geniş iç hacim, yüksek konfor ve çok yönlülük arayan aileler tarafından da güçlü biçimde tercih edildiğini vurgulayan Gupse Kaplan, şöyle devam etti: “Rifter ile haziran ayında 2 bin 278 adetlik satışa ulaşarak segmentin lideri olduk. Yılın ilk 6 ayında ise 8 bin 350 adetlik satış ile segmentte 2'nci sırada yer aldık. Rifter satışlarımızı geçen yılın aynı dönemine göre artırmayı başardık. Modelimizin PEUGEOT'nun toplam hafif ticari araç satışları içerisindeki yüzde 72'lik payı, Türkiye pazarındaki gücünü açıkça ortaya koyuyor. Yerli üretimin devreye girmesiyle bu güçlü performansı daha da ileri taşımayı hedefliyoruz." PEUGEOT'nun hafif ticari araçlardaki iddiası yerli üretimle güçleniyor! Rifter'ın Bursa'da üretilecek olması, PEUGEOT'nun Türkiye'deki hafif ticari araç operasyonları açısından yeni bir dönemin başlangıcını oluşturuyor. Yerli üretimin sağlayacağı tedarik ve lojistik avantajlarıyla marka hem profesyonel müşteriler hem de geniş aileler için sunduğu ürün gamını daha güçlü bir konuma taşımayı hedefliyor. PEUGEOT Marka Direktörü Gupse Kaplan, “30 yıllık hafif ticari araç deneyimimiz, Rifter'ın güçlü pazar performansı ve Türkiye'nin otomotiv üretimindeki yetkinliği bir araya geldiğinde çok önemli bir büyüme potansiyeli ortaya çıkıyor. Expert Van ve Expert Traveller'ın ardından Rifter'ın da yerli üretim ürün gamımıza katılmasıyla Türkiye'deki hafif ticari araç operasyonlarımızı yeni bir seviyeye taşıyoruz. Yerli üretimin gücüyle segmentlerimizde daha iddialı bir konuma ulaşmayı ve PEUGEOT'nun hafif ticari araç pazarındaki payını sürdürülebilir biçimde büyütmeyi hedefliyoruz" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ford ve Geely Auto, İspanya’da Güçlerini Birleştiriyor Haber

Ford ve Geely Auto, İspanya’da Güçlerini Birleştiriyor

Ford Motor Company ve Geely Automobile Holdings, bugün Ford’un Valencia, İspanya’daki üretim merkezinde Avrupa odaklı bir iş ortaklığı kurmak üzere anlaşmaya vardıklarını duyurdu. Yeni iş ortaklığı, Avrupa pazarı için Ford ve Geely markalı çoklu enerji teknolojilerine sahip binek araçların üretimini üstlenecek. Böylece Avrupa pazarına daha fazla ürün seçeneği ve daha güçlü bir değer önerisi sunulması hedefleniyor. Avrupa, bugün küresel otomotiv endüstrisinin en yoğun rekabet alanlarından biri konumunda. Sıkılaşan regülasyonlar, yüksek operasyonel maliyetler ve yeni nesil küresel rakipler; üretim maliyeti, araç teknolojisi ve yazılım deneyimi alanlarında sektörün rekabet ölçütlerini yeniden şekillendiriyor. Ford ve Geely, üretim hacimlerini bir araya getirerek Valencia fabrikasının kapasitesini en verimli şekilde kullanmayı, burada üretilecek araçların maliyetlerini rekabetçi seviyelere taşımayı ve sektörün yeni maliyet standardında rekabet etmeyi hedefliyor. Bu süreçte dünya standartlarında çoklu enerji teknolojilerine sahip araçlar sunulurken, Valencia ekonomisinin de güçlendirilmesi amaçlanıyor. Gerekli resmi onay süreçlerinin tamamlanmasının ardından, ortaklığın 2027 yılının ilk yarısında faaliyete geçmesi; ilk yeni araçların ise 2028’de üretim hattından çıkması planlanıyor. Ford Valencia fabrikası bu süreçte kesintisiz olarak Ford Kuga üretimine devam edecek. Geely Auto Group Başkan Yardımcısı Alex Nan, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Ford ile Avrupa’da hayata geçirmeyi planladığımız bu ortaklık, büyüme stratejimizin bir parçası olarak açık ve iş birliğine dayalı ürün geliştirme yaklaşımımıza verdiğimiz önemi ortaya koyuyor. Bu adımla Avrupa’daki yerel varlığımızı güçlendirirken, müşterilerimize olan bağlılığımızı da daha ileri taşıyoruz. Avrupalı müşterilerin yalnızca markasıyla değil; gelişmiş özellikleri, yüksek kalitesi ve Avrupa’nın yeşil geleceğine sunduğu katkıyla tercih edeceği araçlar üretmeyi hedefliyoruz. En yalın ifadeyle, güvenilir bir iş ortağıyla birlikte Avrupa için Avrupa’da otomobil üretiyoruz.” Ford’un Geely ile iş birliği, iki şirket arasında uzun yıllara dayanan güven ve karşılıklı saygı temeline dayanıyor. Bu ilişkinin geçmişi, Ford’un 2010 yılında Volvo Cars’ı Geely’ye devretmesine ve Geely’nin markayı koruyarak yeniden güçlendirmesine uzanıyor. Her iki şirket de kalite, maliyet etkin tedarik ve sürekli iyileştirme konularında ortak bir anlayışı paylaşırken, müşterilerin enerji dönüşümünde kendi tercihlerini yapabilmesi gerektiğine inanıyor. Valencia’yı Düşük Emisyonlu Mobilite İçin Güçlü Bir Üretim Merkezine Dönüştürmek Bu iş ortaklığı, halihazırda Avrupa’nın en verimli ve gelişmiş üretim tesislerinden biri olan Ford Valencia fabrikasını, sektörün yeni küresel maliyet standardında rekabet edebilecek ortak ve yüksek teknolojili bir üretim merkezine dönüştürecek. Yaklaşık 500.000 araçlık yıllık potansiyel kapasiteye sahip fabrika, 1976 yılında üretime başladığından bu yana Avrupa pazarının öncü üretim merkezleri arasında yer aldı. Ford’un ilk global önden çekişli otomobili ve markanın önemli başarı hikâyelerinden biri olan orijinal Ford Fiesta da bu fabrikada üretildi. Ford, Valencia’da üretim yapan ilk İspanyol olmayan otomotiv üreticisi oldu; bu adım, Ford’un İspanya ve İspanya halkıyla bugün de güçlü şekilde devam eden iş birliğinin başlangıcını oluşturdu. Önerilen ortaklık yapısına göre Ford, yeni kuruluşun yüzde 66’sına; Geely Auto ise yüzde 34’üne sahip olacak. Yeni Araç Portföyü Ford Avrupa Başkanı Jim Baumbick, açıklamasında şunları söyledi: “Valencia, yaklaşık 50 yıldır Ford tarihinin en sevilen otomobillerinden bazılarına ev sahipliği yaptı. Bugün ise bu köklü üretim gücünü Ford’un Avrupa’daki geleceğini şekillendirecek yeni bir döneme taşıyoruz. Geely Auto gibi güçlü bir iş ortağıyla esnek, verimli ve maliyet açısından rekabetçi bir endüstriyel yapı kurmamızın nedeni de bu. Birlikte, nitelikli iş gücüne sahip, sınıfının en iyi tesislerinden birinin potansiyelini tam olarak kullanabilir ve sektörün yeni maliyet standardında rekabet edebiliriz. Bu adım; Ford’un Avrupalı sürücülere ralli ruhundan gelen sürüş karakterini, gerçek arazi kabiliyetini ve çoklu enerji teknolojilerini Ford DNA’sıyla sunma vizyonunun bir parçası.” Ortak girişim, dünyanın önde gelen iki otomotiv şirketinin mühendislik, üretim ve geliştirme bilgi birikimini bir araya getirerek hem Ford hem de Geely markalı düşük ve sıfır emisyonlu binek araçlar üretecek. Avrupa’daki sürücüler için özel olarak geliştirilecek araçlar, farklı güç aktarma seçeneklerinin yanı sıra güçlü dijital deneyimler de sunacak. Ford Modelleri: • Ford Kuga: Avrupa’nın en çok tercih edilen plug-in hibrit modellerinden biri olan Ford Kuga’nın üretimi Valencia’da kesintisiz devam edecek. • Bronco ailesinin yeni üyesi: Valencia, global Bronco ailesinin yeni bir üyesini de üretecek. Avrupa yolları için geliştirilen güçlü, kompakt ve maceraya hazır SUV modelinin üretiminin 2028’de başlaması planlanıyor. • Tamamen yeni crossover: Ford tarafından tasarlanan ve Geely ile birlikte geliştirilecek çoklu enerji teknolojisine sahip aile crossover modeli 2028’de pazara sunulacak. Ford’un imza niteliğindeki kabiliyetleri ve sürüş dinamikleriyle geliştirilen model, 2029 yılına kadar Avrupa’ya beş yeni çoklu enerji teknolojisine sahip araç getirmeyi hedefleyen ürün atağının bir parçası olacak. Geely Modelleri: • Elektrikli SUV modelleri: Geely Auto, Avrupa odağını ve büyüme stratejisini desteklemek üzere Valencia fabrikasında iki elektrikli SUV üretmeyi planlıyor. Bu ortak girişim kapsamında üretilecek ilk Geely markalı modellerin 2028’de üretim hattından çıkması bekleniyor. Bu girişim, Geely Auto’nun yılın ilk yarısında ulaştığı 474.228 adetlik yurt dışı satış performansının ardından uluslararası büyümesini desteklerken; Ford’un Avrupa’da hız, verimlilik ve ölçekle rekabet etmek için stratejik ortaklıklardan yararlanma yaklaşımını da ileri taşıyor. Jim Baumbick, kamu-özel sektör iş birliğinin önemine de dikkat çekerek şunları söyledi: “Bu ortaklık, otomotiv üreticilerinin Avrupa’nın sanayi altyapısını güçlendirmek için nasıl yeni iş birlikleri geliştirebileceğini gösteriyor. Ancak bunu tek başımıza başaramayız. Valencia’da, İspanya’nın ulusal ve bölgesel yönetimlerinin devam eden desteğiyle ortaya koyduğumuz model, Avrupa’nın geri kalanı için de örnek teşkil eden güçlü bir kamu-özel sektör iş birliği niteliği taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.