Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Otomotiv Sektörü

Kapsül Haber Ajansı - Otomotiv Sektörü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otomotiv Sektörü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Canias ERP, Hyundai Motor Group’un Çok Ülkeli Üretim Genişlemesine Güç Katıyor Haber

Canias ERP, Hyundai Motor Group’un Çok Ülkeli Üretim Genişlemesine Güç Katıyor

2025 yılında yaklaşık 2,75 trilyon dolar değere ulaşan otomotiv sektörü, köklü bir dönüşüm sürecinden geçiyor. KPMG’nin 25. Küresel Otomotiv Yönetici Araştırması’na göre sektör liderlerinin %36’sı, önlerindeki üç yıl içinde iş modellerinin ve operasyonlarının önemli ölçüde dönüşeceğini öngörüyor. Öne çıkan temel etkenler arasında üreticilerin %86’sının yapay zeka dahil yeni teknolojilere önemli yatırımlar yaptığını, %77’sinin ise stratejik ortaklıkları sürdürülebilir büyümenin merkezine yerleştirdiğini görüyoruz. Hyundai Motor Group’un üretim süreçlerini Canias ERP ile dijitalleştirme konusunda IAS’ı seçmesi de IAS’ın bu konudaki tecrübesi ve yatırımlarından kaynaklanıyor. Proje Kapsamı ve Zaman Çizelgesi Ortaklık, Nisan 2024’da imzalanan Proof of Concept (Müşteriye özgü demo) anlaşmasıyla geliştirme aşamasına geçti. Proje, Güney Kore operasyonel üs olarak belirlenip, IAS ile Hyundai Motor Group’un mobilite yazılım kolu olan Hyundai AutoEver arasında ortak bir çalışma olarak yapılandırıldı. 18 aylık uygulama süreci boyunca 100’den fazla sistem entegrasyonu gerçekleştirildi, IAS ekiplerince 100’den fazla uluslararası seyahat yapıldı ve 1.000’den fazla belge hazırlandı. Projenin temel hedefi, Hyundai Motor Group’un CKD (Completely Knock Down) araç üretim süreçlerini Canias ERP platformu üzerinde yeniden inşa etmekti. Coğrafi Genişleme Sistemin ilk canlı geçişi Temmuz 2025’te Hyundai Motor’un Malezya tesisinde gerçekleşti. Bunu Ekim 2025’te Kia Kazakistan ve Hyundai Motor Suudi Arabistan tesislerinde eş zamanlı lansmanlar izledi. Canias ERP’nin modüler mimarisi, sistemin farklı yerel düzenlemelere ve üretim gerekliliklerine tek bir platform üzerinden uyum sağlamasına olanak tanıdı. Yeni Altyapıda Üretilen İlk Araç Hyundai Motor Group’un Kazakistan tesisinde önemli bir dönüm noktası yaşandı: Canias ERP altyapısı kullanılarak ilk Kia Sorento üretildi. Projenin tamamlanması şerefine IAS, İstanbul’da tarihi Kibrithane binasında özel bir tören düzenledi; uygulamaya katkı sağlayan mühendisler ve proje liderleri, yeni sistem ile üretilen araca imzalarını attı. IAS Yönetim Kurulu Başkan Vekili Can Hakan Karabiber, projeyi “Canias dijital dönüşüm ürünlerinin yurt dışında atılmış en önemli imzalarından biri” olarak nitelendirdi. İş birliği, Hyundai Motor Group’un Asya ve Orta Doğu’daki operasyonel hedeflerini tek bir ERP platformu altında birleştiriyor; aynı zamanda sınır ötesi yazılım ortaklıklarının otomotiv sektöründe giderek artan rolünü yansıtıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Otomotiv Yan Sanayisinde Türkiye-Polonya Hattı Güçleniyor Haber

Otomotiv Yan Sanayisinde Türkiye-Polonya Hattı Güçleniyor

Otomotiv sektörü, artan üretim maliyetleri ve elektrikli araç dönüşümünün etkisiyle yeniden şekilleniyor. Bu süreçte Avrupalı üreticilerin tedarik zincirini çeşitlendirme arayışı, Türkiye’nin otomotiv yedek parça ihracatını artırıyor. TÜİK verilerine göre yılın ilk 4 ayında Türkiye’nin “Motorlu taşıtların aksam ve parçaları ile şase ve karoserleri” ihracatı, 2 milyar 933 milyon dolarla rekor seviyeye çıktı. AB’nin otomotiv endüstrisinde üretim üssü haline gelen Polonya’ya ihracat da 148,8 milyon dolarla rekor kırarak, Türkiye’nin bu pazardaki gücünü ortaya koydu. İki ülke arasında artan ticaret hacmi, lojistik sektörü açısından da olumlu karşılanıyor. Lojistik sektöründe bir asra yaklaşan tecrübesiyle Avrupa’nın en büyük şirketlerinden biri olan Raben Group, hem Polonya’daki güçlü altyapısı hem de Avrupa’daki yaygın ağı sayesinde, Türkiye’nin otomotiv aksam ve parça ihracatçılarına da hızlı ve güvenilir çözümler sağlıyor. Türkiye’den Polonya’ya, Polonya’dan tüm Avrupa’ya Raben Türkiye Genel Müdürü Selman Çoban, son dönemde Avrupa’da yaşanan sorunlardan etkilense de Polonya otomotiv sektörünün Türkiye'deki ihracatçılar için fırsatlar barındırdığını belirtti. Polonya’da otomotivin ülke ekonomisi için en önemli sektörlerin başında geldiğini anlatan Çoban, “Çok sayıda otomotiv markasının Polonya’da üretim tesisi açması, Türkiye'deki ihracatçılar için bu pazarı cazip hale getirdi. Bursa, Kocaeli ve İstanbul gibi otomotiv üretim merkezlerinden Polonya’ya uzanan bir otomotiv lojistik hattı kurduk. Polonya’dan da Almanya başta olmak üzere diğer AB ülkelerine operasyonlar gerçekleştiriyor, bu alandaki uzmanlığımızla ihracatçımıza güçlü bir destek sağlıyoruz.” bilgilerini paylaştı. Shuttle seferleriyle tam zamanında teslimat Çoban, otomotiv sektöründe üretim hatlarının kesintisiz çalışması için tam zamanında teslimatın büyük önem taşıdığına dikkati çekerek, şunları da kaydetti: “İstanbul ve Bursa’daki ofis ve depolarımızla büyük ölçekli üreticilerin yanı sıra ihracatçı KOBİ’lere de hizmet veriyoruz. Avrupa genelinde kurduğumuz düzenli shuttle hatlarıyla çalışan parsiyel taşımacılık ağımız sayesinde, müşterilerimize sabit çıkış günleri ve öngörülebilir transit süreleri sunuyoruz. Bu yapı, özellikle siparişe dayalı üretim yapan şirketlerin operasyonel planlamasında önemli avantaj sağlıyor.” Raben Group, yapay zekâ ve robotik otomasyona dayalı teknolojik altyapısı, 170 deposu, günlük 11 bin taşıma operasyonu ve 13 bin profesyonel çalışanıyla hizmet veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Çınar: "İhracatçılara Kurumlar Vergisi'nden Fazlası Lazım" Haber

 Çınar: "İhracatçılara Kurumlar Vergisi'nden Fazlası Lazım"

Kur etkisini ortadan kaldırmaya yetmez "Küresel rekabette bu düzenleme elbette ihracatçılara fayda sağlayacaktır. Ancak yalnızca Kurumlar Vergisi ile sağlanan bu iyileşme, bugün ihracatçılarımızın içinde olduğu sıkıntıdan kurtulmaları içi n yeterli değil. Doğrudan maliyet unsuru olan ücretlerden alınan gelir vergisi ve SGK gibi kalemlerde de çok ciddi iyileşmeler sağlanması zaruri. Kurumlar vergisi firmalar kâr elde edebildikleri sürece önemli ama unutmamak gerekir ki, işletmlerin evvela kâr elde edebilir hale gelmesini sağlamak gerekiyor. Kur etkisi ihracatçılar için halen önemli bir unsur oluşturmaya devam ediyor. Yüksek işçilik giderleri ile bilhassa emek yoğun sektörlerde rekabet, halen kurun etkisi alında ve gün geçtikçe de etkisi yükseliyor. Türk şirketlerinin üretimi farklı ülkelere taşımasına yönelik konuları tartışırken, Autoliv gibi ülkemizde yüksek istihdam sağlayan bazı yabancı sermayeli firmaların da çıkma kararı daha fazla endişe uyandırıyor. Otomotiv sektörü gibi yüksek katma değerli sektörlerde dahi bunun oluyor olması, ihracatçıların yaşadıkları rekabet sıkıntısını ortaya koymak için yeterli olsa gerek. Dolayısı ile maliyetler in düşürülmesi yönünde kurumlar vergisi iyileştirmelerinden çok daha fazlasının olması gerektiğinin artık farkına varılması gerek." Transit ticarette sağlanan sıfır vergi imkânının önemli bir gelişme olduğunu ancak sınırlı kalmaması gerektiğini ifade eden Çınar, sözlerine şöyle devam etti: Transit ticarette sağlanan avantaj da yeterli değil " Transit ticarete yönelik getirilecek olan %95'lik, İstanbul Finans Merkezi'ne yönelik uygulanacak olan %100'lük kurumlar vergisi istisna oranları elbette gayet pozitif bir gelişme ve bilhassa yabancı yatırımcıların ilgisini arttıracaktır. Ancak bu kararın yalnızca transit ticaret kapsamında yurt dışından satın alınan malların yurt içine sokulmadan bir başka ülkeye satışları ile sınırlı tutulmaması daha doğru olurdu. Türkiye üzerinden geçirilecek olan transit ticaret işlemlerini de bu kapsama almak ve Türkiye üzerinden işlemlerin y rütülmesi, lojistik sektörüne ve ülke ekonomisine katkı sağlayacaktır. Üretici olmayan ihracatçılar ile ihracata hizmet veren tüm işletmeler bu kapsamda yer almalı Konuya ilişkin olarak açıklamalarını sürdüren Dr.Hakan Çınar son olarak: "Kurumlar vergirisi avantajını yalnızca üretim yapan firmalarla sınırlı tutmamak gerekiyor. Aracı ihracatçılar ile hizmet sektöründe yer alan lojistik ve gümrük müşavirliği hizmeti veren firmaların da bu kapsama alınması, topyekün bir ihracat hamlesine dönüşür ve maliyet avantajları sağlar. Örneğin ben de gümrük müşaviriyim ve sadece dış ticaretçilere hizmet veriyorum, ihracatçıdan farklı değerlendirilmemem gerekiyor. Umuyorum Kanun yapıcılar bu hususları da göz önünde bulundururlar." diyerek sözlerini noktaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Maysan Mando, Elektrikli Araç Ekosistemini Yenilikçi Projelerle Destekliyor Haber

Maysan Mando, Elektrikli Araç Ekosistemini Yenilikçi Projelerle Destekliyor

Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi Maysan Mando, otomotiv sektöründe dönüşüme öncülük etmeye devam ediyor. Otomotiv sektöründeki köklü değişimlere hızla adapte olan firma, faaliyetlerini geleneksel üretim alanlarının ötesine taşıyarak ülke ekonomisinin geleceğine yatırım yapıyor. Güney Kore merkezli dünya devi HL Mando ile Türkiye’nin en büyük holdinglerinden Çukurova Holding'in stratejik güç birliğiyle şekillenen şirket, Avrupa'da ağır ticari araç segmentindeki pazar liderliğini konsolide ederken, bir yandan da "yerli ve milli" vurgusuyla otomotiv ekosisteminin dönüşümüne öncülük ediyor. Maysan Mando, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) özellikle elektrikli araçlarla ilgili tüm yerli projeleri ve stratejik start-up girişimlerini destekleyerek sektörde yeni bir sayfa açıyor. Geleceğin teknolojilerine bugünden yatırım Küresel otomotiv endüstrisinin elektrikli, bağlantılı ve otonom araç teknolojileriyle hızla şekillendiği bu dönemde, Maysan Mando Ar-Ge ve inovasyona yaptığı sürekli yatırımla dikkat çekiyor. Şirket, dijital dönüşüm, Endüstri 4.0 ve sürdürülebilir üretim kapsamındaki çalışmalarını titizlikle yürütüyor. Bu kapsamda geliştirilen ve Avrupa'da bir ilk olan, tamamen temiz ve "sıfır atık, sıfır emisyon" prensibine dayalı selektif krom kaplama prosesi, Maysan Mando'nun sürdürülebilirlik ve inovasyondaki iddiasının en somut göstergesi olarak öne çıkıyor. Değişimin sadece bir takipçisi değil, yönlendiricisi olmak için çalışıyor Maysan Mando, Türkiye'deki OEM pazarında elde ettiği liderlik ve satış sonrası pazardaki güçlü konumunu, elektrkli araç ekososistemine verdiği desteklerle güçlendirmeye devam ediyor. Güçlü hissedar yapısından sağladığı global vizyon ve çeşitlilikle, ülkemizin sanayi dönüşümüne katkıda bulunmak, firmanın asli sorumluluğu. Otomotiv sektörü baş döndürücü bir hızla değişirken, Maysan Mando bu değişimin sadece bir takipçisi değil, yönlendiricisi olmak için çalışıyor. Bu anlamda şirketin 'yerli ve milli' projelere ve start-up'lara desteği artarak devam edecek. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki geleceği şekillendirecek fikirlere kapısı ve kaynakları sonuna kadar açık olan Maysan Mando’nun amacı, sadece başarılı bir şirket olmak değil, ülkemizin teknoloji ve üretim alanındaki yetkinliğini küresel ölçeğe taşıyacak bir ekosistemin parçası olmaktır. Maysan Mando, Ar-Ge ve inovasyona yaptığı sürekli yatırımla da otomotiv sektörünün geleceğine yön veren inovatif çözümler geliştirmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Otomotiv Sektörü, 2025 Yılını 41,5 Milyar Dolarlık İhracatla Kapattı  Haber

Türkiye Otomotiv Sektörü, 2025 Yılını 41,5 Milyar Dolarlık İhracatla Kapattı 

Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, firmaların bu dönüşüme uyumunu desteklediklerini vurgularken, Automechanika Istanbul’un 25 yıllık deneyimiyle Türkiye’yi satış sonrası alanında bölgesel merkez haline getirdiğini ve küresel rekabet gücünü artıran en önemli platform olduğunu belirtti. Türkiye otomotiv sektörü, küresel ekonomideki dalgalanmalara rağmen ihracattaki güçlü performansını sürdürüyor. 2025 yılını bir önceki yıla göre yüzde 11,6 büyüyerek 41,5 milyar dolar ihracat hacmiyle tamamlayan sektör, 550 bini aşkın kişiye sağladığı istihdamla küresel değer zincirinin kritik halkalarından biri olmaya devam ediyor. 2026 yılında, rakamsal büyümenin dışında nitelikli büyümeyi hedeflediklerini ifade eden Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, Avrupa’daki büyüme yavaşlamasına ve jeopolitik risklere rağmen yılı büyümeyle kapatmanın, sektörün dayanıklılığını gösterdiğini söyledi. 2025 yılının ikinci yarısında tedarik zincirindeki normalleşme, model yenilemeleri ve alternatif pazarlardaki artışın bu performansı desteklediğini söyleyen Çelik, aralık ayında elde edilen 3 milyar 761 milyon dolarlık ihracatla, yılı güçlü bir şekilde kapattıklarını belirtti. Önümüzdeki dönemde rekabetin daha da sertleşeceğine dikkat çeken Çelik, “Avrupa Yeşil Mutabakatı, karbon düzenlemeleri ve dijital dönüşüm süreci sektörümüz risk oluştururken, fırsatlar da sunuyor. OİB olarak, firmaların bu dönüşüme uyum sağlaması için UR-GE projeleri, sürdürülebilirlik eğitimleri ve uluslararası iş birlikleri yürütüyoruz” dedi. “2025 yılında ihracatının yüzde 72,5’i AB ülkelerine gerçekleşti” Ürün gruplarına bakıldığında en büyük payı 16 milyar dolarla tedarik endüstrisinin aldığını belirten Çelik, “Bunu 13 milyar dolarla binek otomobiller, 7 milyar dolarla eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar, 3,3 milyar dolarla otobüs minibüs midibüsler ve 1,9 milyar dolarla çekiciler takip etti. Tedarik sanayimizin güçlü yapısı, Türkiye’yi küresel otomotiv üretim zincirinin kritik bir halkası haline getiriyor. 2025 yılında ihracatımızın yüzde 72.5’ini Avrupa Birliği (AB) ülkelerine gerçekleştirdik. AB ülkelerine yaptığımız ihracat 30.1 milyar dolara ulaştı. Almanya, yüzde 36’lık artışla 6.6 milyar dolarlık ihracat hacmiyle sektörün en büyük pazarı olmaya devam etti. Fransa’ya 5.1 milyar dolar, Birleşik Krallık’a 4.2 milyar dolar, İspanya’ya 3.4 milyar dolar ve İtalya’ya 3.3 milyar dolar seviyelerinde ihracat gerçekleştirdik. AB ana pazarımız olmaya devam edecek. Ancak tek pazara bağımlı bir yapının riskleri de beraberinde getirdiğini görüyoruz. Bu nedenle, 2026 yılı stratejimizde pazar çeşitlendirmesine büyük bir pay ayırdık ve rakamsal olarak büyümenin dışında nitelikli büyümeyi de hedefliyoruz. ABD pazarı hem ana sanayi hem satış sonrası ürünlerde ciddi bir potansiyel barındırıyor. MENA bölgesi, Orta Asya ve Latin Amerika’da da hem ticaret heyetleri hem sektörel fuar katılımlarıyla daha görünür olmayı planlıyoruz. Özellikle ABD, Meksika ve Kanada’yı kapsayan Kuzey Amerika hattı ile Körfez ülkeleri, önümüzdeki dönemin büyüme alanları olacak. Çin pazarında ise daha çok elektrikli araç komponentleri ve tedarik sanayi ürünleri üzerinden iş birliklerini artırmayı hedefliyoruz. Elektrikli araç komponentleri, batarya sistemleri, hafif malzeme teknolojileri ve yazılım destekli otomotiv çözümlerinde ihracat payımızı artırmak istiyoruz. Aynı zamanda karbon ayak izini azaltan üretim süreçlerine geçişi hızlandırarak Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesindeki yükümlülüklere tam uyum sağlamayı öncelikli görüyoruz. 2026’yı, yüksek katma değerli dönüşüm yılı olarak konumlandırıyoruz” dedi. “Automechanika Istanbul, Türkiye’nin bölgesel bir merkez haline gelmesinde önemli bir rol oynuyor” OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, otomotiv satış sonrası sektörünün en önemli küresel buluşma noktalarından biri olan Automechanika Istanbul’un sektör açısından stratejik bir rol üstlendiğini belirtti. Uluslararası platformların sektörün küresel rekabet gücünü artırdığını belirten Çelik, “Bu yıl 25’inci yılını kutlayan Automechanika Istanbul, çeyrek asırlık tecrübesiyle distribütörlük anlaşmalarının yapılmasına, yeni iş birliklerinin kurulmasına ve firmalarımızın uluslararası alıcılarla doğrudan temas kurabilmesine imkân sağlayan güçlü bir ticaret platformu haline geldi. 2025 yılında düzenlenen fuara 40 ülkeden yaklaşık 1.500 firma katıldı. Bunların 676’sını Türk firmalar oluşturdu. Bu da sektörümüzün fuara verdiği önemi gözler önüne seriyor. Bugün Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinden binlerce profesyonel İstanbul’da buluşuyor. Bu da Türkiye’nin üretim kapasitesini ve lojistik avantajını doğrudan görünür kılıyor. Automechanika Istanbul sayesinde Türkiye hem üretim gerçekleştiren hem de ticaretin ve dağıtım ağının merkezinde yer alan bir ülke konumunda yer alıyor. Bu nedenle 19–22 Mayıs tarihleri arasında Messe Frankfurt Istanbul ve Hannover Fairs Turkey iş birliğiyle Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde ‘Otomotiv satış sonrası pazarına 25 yıllık liderlik’ mottosuyla düzenlenecek Automechanika Istanbul 2026’nın sektörümüzün gelişimine ve uluslararası tanınırlığına önemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum” dedi. “Sektörün gündeminde elektrikli mobilite ve dijitalleşme var” Fuara katılacak sektör temsilcilerinin bu yılki odak noktaları arasında elektrikli ve hibrit araçlara yönelik yedek parça ve servis çözümleri, batarya bakım teknolojileri, alternatif yakıt sistemleri ve dijital servis platformlarının yer aldığını ifade eden Çelik, “Satış sonrası sektörü artık sadece mekanik parça üretiminden ibaret değil. Yazılım, veri analitiği ve uzaktan teşhis çözümleri de önemli bir rekabet alanı haline geldi. Bunun yanında karbon ayak izi düşük üretim, geri dönüştürülebilir malzeme kullanımı ve sınırda karbon düzenleme mekanizmasına uyum süreçleri de firmalarımızın gündeminde. Böylece ürün satmanın yanında, teknoloji üreten ve çözüm sunan bir otomotiv ekosistemi inşa etmeyi amaçlıyoruz. Otomotiv satış sonrası ekosistemini bir araya getirecek olan Automechanika Istanbul 2026’nın, sektörümüzün rekabet gücünü daha da artıracağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2PLAN, Yeni Nesil Bayilik Modelini GT Cars ile Genişletmeye Devam Ediyor Haber

2PLAN, Yeni Nesil Bayilik Modelini GT Cars ile Genişletmeye Devam Ediyor

Türkiye’de ikinci el otomotiv sektörüne yenilikçi ve kurumsal bir yaklaşım kazandıran 2PLAN, “yeni nesil bayilik” modelini sektörün dinamik paydaşlarıyla büyütmeye ve Türkiye’nin dört bir yanına kurumsal güven taşımaya devam ediyor. Bu kapsamda 2PLAN, otomotiv sektöründeki deneyimi ve müşteri odaklı hizmet anlayışıyla öne çıkan GT Cars ile bayilik anlaşması gerçekleştirdi. İstanbul Terminal Etiler’de düzenlenen törende, 2PLAN İcra Kurulu Başkanı Orhan Ülgür ile GT Cars Şirket Yetkilileri Mehmet Büyükkeleş ve Ebubekir Kepenek ile anlaşmayı imzaladılar. Gerçekleştirilen bu stratejik iş birliğiyle GT Cars’ın operasyonel gücü, 2PLAN’ın kurumsal ikinci el vizyonu ve yeni nesil bayileşme modeliyle birleşti. 2PLAN, attığı yeni adımlarla Türkiye genelinde güvenilir ve standartları yüksek bir ikinci el ekosistemi oluşturmayı hedefliyor. “Güven ve doğru değerleme ile büyüyoruz” 2PLAN İcra Kurulu Başkanı Orhan Ülgür, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “2PLAN olarak sektörde benimsediğimiz doğru değerleme ve mutlak güven prensiplerini, İstanbul Haramidere’de hayata geçirdiğimiz yeni noktamız aracılığıyla daha geniş kitlelere ulaştırıyoruz. Attığımız bu imza yalnızca bir bayilik adımı değil aynı zamanda bu vizyonu büyütme konusundaki kararlılığımızın da bir göstergesidir. GT Cars’ın 2PLAN ailesine yeni bir dinamizm ve değer katacağına inanıyor; büyüme yolculuğumuzda bizimle birlikte dijitalleşen ve kurumsallaşan tüm iş ortaklarımıza teşekkür ediyorum.” Otomotiv sektöründe deneyimli, kurumsal yapıya uyumlu ve sürdürülebilir büyüme hedefi olan yetkili satıcı adayları; 2PLAN’ın yeni nesil bayilik modeli ve sunduğu avantajlara ilişkin detaylı bilgilere "https://www.2plan.com.tr/sayfa/2plan-yetkili-saticisi-olmak/" adresinden ulaşabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lufthansa Cargo, Küresel Otomotiv Sektörünün Güçlü Lojistik Partneri Olmayı Sürdürüyor Haber

Lufthansa Cargo, Küresel Otomotiv Sektörünün Güçlü Lojistik Partneri Olmayı Sürdürüyor

Avrupa ve Kuzey Afrika’da gerçekleştirilen son charter operasyonları, şirketin küresel operasyon gücünü ve esnek ağ yapısını ortaya koydu. Otomotiv sektöründe üretim süreçlerinin giderek daha hızlı ve karmaşık hale gelmesi, lojistik çözümlerine olan ihtiyacı da artırıyor. Bu noktada hava kargo taşımacılığı, üretimin kesintisiz devam etmesini sağlamak, prototipleri taşımak ve yüksek değerli araçların güvenli şekilde ulaştırılması açısından kritik bir rol oynuyor. Otomotiv Sektörü Lufthansa Cargo’nun Stratejik Alanlarından Biri Lufthansa Cargo, 2024 yılından itibaren otomotiv sektörünü stratejik bir odak alanı olarak konumlandırdı. Şirket bu kapsamda üreticiler ve tedarikçiler için sektöre özel taşımacılık çözümleri geliştiriyor. Lufthansa Cargo Operasyon Direktörü Frank Bauer, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Otomotiv müşterilerimiz maksimum hız ve güvenilirlik bekliyor. Küresel ağımız ve uzman ekiplerimiz sayesinde tedarik zincirlerinin yoğun zaman baskısı altında bile sorunsuz şekilde çalışmasını sağlıyoruz.” Şirketin sunduğu çözümler arasında üretim hatları için kritik parça taşımaları, yüksek değerli araçların nakliyesi ve zaman hassasiyeti yüksek gönderiler yer alıyor. 24 Saatten Kısa Sürede Üretimi Kurtaran Operasyon Ocak ayının sonunda Avrupa’da gerçekleştirilen bir charter operasyonu, Lufthansa Cargo’nun hızlı müdahale kabiliyetini gözler önüne serdi. Belgrad’da bir otomobil üretim tesisinde eksik parçalar nedeniyle üretim hattı durma riskiyle karşı karşıya kaldı. Bunun üzerine talebin alınmasından 24 saatten kısa süre sonra Frankfurt’tan bir A321 kargo uçağı havalandı. Yük, Viyana’da: 13 ana kargo bölümü 10 alt kargo bölümü kullanılarak uçağa yüklendi ve Belgrad’a ulaştırıldı. Operasyonun ardından iki ek charter uçuşu daha gerçekleştirildi. Mercedes-Benz İçin Büyük Ölçekli Lojistik Operasyonu Şubat ayında Lufthansa Cargo, Mercedes-Benz için Fas’ın Kazablanka kentinden toplam 11 adet A321F charter uçuşu gerçekleştirdi. Sadece 11 gün içinde yapılan operasyon, yoğun havalimanı trafiğine rağmen başarıyla tamamlandı. Yerel ekipler, gerekli kargo ekipmanlarını ve yükleme ünitelerini kısa sürede organize ederek operasyonun kesintisiz devam etmesini sağladı. Bu operasyon, şirketin büyük ölçekli üretim destek operasyonlarında hızlı karar alma ve koordinasyon yeteneğini ortaya koydu. Yüksek Değerli Araçların Taşınmasında Özel Operasyon Lufthansa Cargo yalnızca üretim parçaları değil, aynı zamanda yüksek değerli araçların taşınmasında da uzmanlık sunuyor. 2026 yılının Şubat ayında Lamborghini Aventador temel alınarak özel olarak üretilmiş bir araç, Kahire’den Avrupa’ya güvenli şekilde taşındı. Operasyon sırasında gümrük ve belge işlemlerinde yapılan son dakika düzenlemelerine rağmen Lufthansa Cargo ekipleri taşımanın zamanında ve güvenli şekilde tamamlanmasını sağladı. Otomotiv Segmenti İçin Özel Yönetim Lufthansa Cargo’nun otomotiv segmentindeki stratejik gelişimi, Industry Development – Automotive Kıdemli Müdürü Rachid Massaoudi tarafından yönetiliyor. Massaoudi, otomotiv sektöründeki küresel ihtiyaçları analiz ederek müşteri taleplerine uygun lojistik çözümleri geliştiriyor. Massaoudi konuyla ilgili şunları söyledi: “Operasyon ekiplerimizle yakın iş birliği içinde müşterilerimizin ihtiyaçlarını uygulanabilir ve özel lojistik çözümlerine dönüştürüyoruz.” Küresel Otomotiv Endüstrisi İçin Stratejik Ortak Lufthansa Cargo, geniş küresel ağı, hızlı charter operasyonları ve özel taşımacılık çözümleriyle otomotiv üreticileri, tedarikçiler ve lojistik firmaları için önemli bir iş ortağı olmayı sürdürüyor. Şirket, küresel iş dünyasına lojistik destek sağlama hedefi doğrultusunda faaliyetlerini “Enabling Global Business” vizyonuyla yürütüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Taşıt Kredisi Limitleri Güncellenmeli Haber

Taşıt Kredisi Limitleri Güncellenmeli

Ülkemizde satılan baz donanımlı yerli modeller hariç tutulduğunda artık ortalama bir otomobil fiyatı sıfır kilometre pazarında 2 milyon TL seviyesinden başlıyor. Ne var ki kredi sisteminde uygulanan mevcut limitler, bu fiyat aralığındaki araçlar için finansman kullanımını fiilen işlevsiz hale getirdi. Kredi oranlarının toplam araç bedelinin oldukça küçük bir kısmına karşılık gelmesi, tüketicinin satın alma kararını doğrudan etkiliyor. Satış süreçleri uzuyor, talep erteleniyor Otomerkezi.net’in her ay düzenli olarak gerçekleştirdiği saha araştırmalarına göre gözlemlenen nihai tablo, kredi limitlerinin piyasa dinamiklerine ayak uyduramadığını açık şekilde ortaya koydu. Krediye güvenerek araç almayı planlayan tüketiciler satın alma kararını erteliyor; peşinat oranları birçok müşteri için erişilemez seviyelere çıkıyor. Bu durum satış süreçlerini uzatırken, markaların da fiyatlama stratejilerini kredi dilimlerine göre şekillendirmesine neden oluyor. Nitekim bazı modellerin 1.999.000 TL seviyesinde konumlandırılması, mevcut kredi baremlerine uyum sağlama çabasının bir göstergesi olarak dikkat çekiyor. Finansmanın otomotiv sektöründe yalnızca bir ödeme yöntemi değil, aynı zamanda talep dengesi ve satış hacmi üzerinde belirleyici bir unsur olduğunu ifade eden Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş, kredi limitlerindeki güncellemenin sektörel denge açısından kritik rol oynayacağını belirtti. “Finansman koşullarında güncelleme gereklilik halini aldı” Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş konuya ilişkin olarak “Finansman, otomotiv sektörünün en kritik yapı taşlarından biridir. Mevcut kredi limitlerinin günümüz fiyat seviyelerine uygun şekilde güncellenmesi artık bir ihtiyaçtan öte, bir gereklilik haline geldi. Hem tüketicinin erişimi hem de sektörün sürdürülebilir büyümesi için bu adımın atılması büyük önem taşımakta. Krediyle ilgili kapsamlı düzenlemelerin en son 4 yıl önce gerçekleştiğini ve artık güncelliği kalmadığını belirtmek istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Diğer yandan Karakaş’a göre limitlerin güncellenmesi; tüketicinin finansmana erişimini kolaylaştıracak, satış adetlerinde artışa ve daralmanın azalmasına katkı sağlayacak, kayıtlı ve sağlıklı finansman sistemini güçlendirecek ve bankacılık sistemi ile otomotiv sektörü arasındaki dengeyi yeniden kuracak. Sektörde sürdürülebilir büyüme için kritik Türkiye otomotiv pazarı, hem sıfır hem ikinci el segmentte güçlü bir talep potansiyeline sahip. Karakaş, potansiyele rağmen en büyük problemin finansman koşulları olduğunu aktarırken “Ancak mevcut finansman yapısı, bu potansiyelin tam anlamıyla realize edilmesini zorlaştırıyor. Özellikle orta gelir grubunun araç erişiminde kredi en önemli enstrüman olarak öne çıkarken, limitlerin güncel fiyat seviyelerine göre revize edilmemesi piyasa daralmasını tetikleyebiliyor.” ifadelerine yer verdi. Sektör temsilcileri, finansman sisteminin piyasa koşullarına uyumlu hale getirilmesinin hem tüketici güveni hem de ticari sürdürülebilirlik açısından önem taşıdığı görüşünde birleşiyor. Taşıt kredisi limitlerinin güncellenmesi yalnızca satış adetlerini değil, sektörün genel ekonomik dengedeki rolünü de doğrudan etkileyecek bir adım olarak değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Global Menkul Değerler, Değerli Metalleri Mercek Altına Aldı Haber

Global Menkul Değerler, Değerli Metalleri Mercek Altına Aldı

Bültende belirlenen 5 değerli metalin temel, teknik ve ETF görünümleri incelenirken, yatırımcıların güvenli bir yol haritası oluşturmaları için öngörüler paylaşıldı. Global Menkul Değerler, değerli metallerin temel ve teknik görünümlerine yönelik Emtia Bülteni yayınladı. Altın, gümüş, bakır, platin ve paladyum için gelecek dönem beklentilerine ışık tutan Global Menkul Değerler, yatırımcıların güvenli stratejiler oluşturabilmesi için bu metallerin temel, teknik, ETF görünümlerini ele aldı. Bültende altın için 2025 yılının fiyatlama dinamikleri açısından istisnai bir dönem olarak öne çıktığına dikkat çekilirken, 2026 yılında da fiziki altın talebinin merkez bankaları öncülüğünde güçlü seyrini sürdürmesinin beklendiği belirtildi. Artan alımlar sonucunda altının, yaklaşık 30 yıl sonra ABD Hazine tahvillerini geride bırakarak dünyanın en büyük resmi rezerv varlığı konumuna yükseldiği hatırlatılan bültende, destekleyici para politikası beklentileri, jeopolitik belirsizlikler ve güçlü fiziki talep dikkate alındığında, altın fiyatının 2026 yılı sonunda 5.400 USD/ons seviyesinde dengelenmesinin beklendiği aktarıldı. Global Menkul Değerler, 2026 strateji yaklaşımlarında altını; agresif getiri beklentisinden ziyade makro belirsizliklere karşı sigorta, reel getiri döngüsünde dengeleyici unsur ve portföy volatilitesini azaltan stratejik varlık olarak konumlandırdığını belirtti. Gümüşte 80-90 dolar arasında trende devam eder Bültende 2025 yılının, gümüş için altına kıyasla daha güçlü bir performans sergileyerek kıymetli metaller içerisinde belirgin biçimde ayrıştığı bir dönem olduğu hatırlatıldı. Bu ayrışmanın temelinde, gümüşün yalnızca bir değer saklama aracı değil; güneş enerjisi, elektrifikasyon, elektronik ve yeşil dönüşüm odaklı teknolojilerde yoğun biçimde kullanılan stratejik bir endüstriyel metal olmasının yer aldığına dikkat çekilen bültende, 2026’ya ilişkin görünümde, gümüşün endüstriyel talep ağırlıklı yapısı sayesinde altına kıyasla göreli güçlü seyrini korumasının beklendiği vurgulandı. İşlem stratejisi açısından, gümüşün USD80–90 bandı civarında tutunmaya devam ettiği sürece, trend yönünde pozisyon almak isteyen yatırımcılar için temkinli ve kademeli alım yaklaşımının öne çıktığını belirten Global Menkul Değerler, buna karşın USD76–77 altına sarkma durumunda risklerin belirgin biçimde artacağının unutulmaması gerektiği ve zarar-kes disiplininin korunmasının önem taşıdığını vurguladı. Şirket, yukarı yönlü işlemlerde ise 93–95 bandına yaklaşan hareketlerde kâr realizasyonu yapılmasının, risk–getiri dengesini korumak açısından daha sağlıklı olacağını belirtti. Bakırda 5.90 üstü yeni bir hikaye Bakırın, küresel elektrifikasyonun omurgası olarak önümüzdeki 15 yılda yapısal bir talep artışıyla karşı karşıya olacağının anlatıldığı bültende, “S&P Global çalışması, küresel bakır talebinin 2025’te yaklaşık 28mn tondan 2040’ta 42mn tona ulaşarak %50 artacağını ortaya koyuyor. Bu artış yalnızca enerji dönüşümüyle sınırlı değil; kentleşme, sanayi, savunma harcamaları ve özellikle son yıllarda hızlanan yapay zeka ve veri merkezi yatırımları bakır talebini çok boyutlu ve kalıcı hale getiriyor. Yapay zeka özelinde bakıldığında, artan elektrik ihtiyacı ve altyapı yatırımları, bakırı doğrudan değil ama güçlü bir ikinci tur talep etkisiyle büyüme hikayesinin merkezine yerleştiriyor. Arz tarafında ise tablo belirgin biçimde daha kırılgan. Mevcut madenlerin yaşlanması, düşen cevher tenörleri, artan CAPEX ve OPEX baskısı ile uzun ve belirsiz izin süreçleri nedeniyle birincil bakır arzının 2030 sonrası yapısal bir düşüş eğilimine girmesi bekleniyor. Bu durum, bakırın yalnızca bir emtia değil, aynı zamanda stratejik ve politik bir varlık olarak ele alınmasını beraberinde getiriyor; nitekim birçok ülkenin bakırı “kritik mineral” ilan etmesi bu yaklaşımın somut bir yansıması. Bakırın TL bazlı haftalık grafiği, orta–uzun vadede yukarı yönlü ana trendin net biçimde korunduğunu ve son haftalarda ivmenin yeniden hızlandığını göstermektedir. Son fiyatlamada bakırın 5,80–5,90 bandının üzerine yerleşmesi, önceki yatay direnç alanının aşılması açısından önemli bir eşik olarak öne çıkmaktadır. Bu bölge üzerinde kalıcılık sağlanması, yükselişin psikolojik ve teknik olarak yeni bir faza geçebileceğini göstermektedir” ifadelerine yer verildi. AB’deki yumuşama platini destekliyor Bültende, platin piyasasının 2025’e, önceki yıllardaki arz fazlasının tersine, belirgin bir arz açığıyla girildiğine dikkat çekilerek, Ocak 2026 itibarıyla platin fiyatı yaklaşık USD2.688/ons seviyesinde olup, 2025 yılından beri fiyatının %190’nın üzerinde artış gösterdiği kaydedildi. Piyasanın 800 bin onsun üzerinde bir arz açığına geçmesinde, özellikle Güney Afrika’daki üretim kesintilerinin belirleyici olduğu belirtilerek, “Arz tarafındaki bu daralmaya karşın, mücevherat, sanayi ve otomotiv kaynaklı talep güçlü seyrini korumaktadır. Talep tarafında otomotiv sektörü öne çıkmaktadır. Tam elektrikli araçlara geçiş uzun vadede aşağı yönlü bir risk oluştursa da, hibrit araçlar ve hidrojen yakıt hücreleri platin talebini desteklemeye devam etmektedir. Ayrıca Avrupa Birliği’nin 2035 içten yanmalı motor yasağına ilişkin tutumunu yumuşatması ve daha sıkı emisyon standartlarını koruması, araç başına platin kullanım miktarını artırıcı bir etki yaratmaktadır” denildi. Paladyumda arz tarihsel ortalamaların altında Bültende paladyum için ise şu ifadelere yer verildi: “Paladyum da 2025’e arz açığıyla giren metaller arasında yer almakta olup, fiyatlar Ocak 2026 itibarıyla yaklaşık USD2.047/ons seviyesinde ve yıl başından beri %25 civarında artış göstermektedir. Arz tarafında Rusya üretiminin tarihsel ortalamaların altında seyretmesi ve Güney Afrika’daki düşük üretim, piyasadaki sıkılığı artırmaktadır. Paladyum talebi büyük ölçüde otomotiv katalizörlerine dayanmaktadır. Ancak artan maliyetler ve arz riskleri nedeniyle, üreticilerin belirli uygulamalarda paladyumdan platine geçişi hızlandırdığı görülmektedir. Bu eğilim, orta vadede paladyum talebi açısından sınırlayıcı bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Buna karşın, ABD’nin paladyumu kritik mineraller listesine dahil etmesi, fiziki piyasalarda savunmacı stoklamayı artırmış ve kısa vadede fiyatları desteklemiştir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.