Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Otomotiv Sektörü

Kapsül Haber Ajansı - Otomotiv Sektörü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otomotiv Sektörü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2025’te Plastik İhracatı 10 Milyar Dolara Dayandı Haber

2025’te Plastik İhracatı 10 Milyar Dolara Dayandı

Türkiye, küresel ekonomide yaşanan belirsizlikler, bölgesel çatışmalar ve ticaret üzerindeki baskılara rağmen 2025 yılında ihracatta tarihi bir başarıya imza attı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye’nin ihracatı 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 4,5 artarak 273,4 milyar dolara ulaştı. Bu performans, Türk sanayisinin üretim gücünü, ihracat kabiliyetini ve küresel rekabetçiliğini bir kez daha ortaya koydu. 2025 yılında ihracata en büyük katkıyı 41,5 milyar dolarla otomotiv sektörü sağlarken, kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü 31,9 milyar dolarlık ihracatla Türkiye’nin ikinci büyük ihracatçı sektörü oldu. Elektrik-elektronik sektörü ise 17,7 milyar dolarlık ihracatla üçüncü sırada yer aldı. Kimyevi maddeler ve mamulleri ürün grupları içerisinde plastikler ve mamulleri, 2025 yılında 9,567 milyar dolarlık ihracat ile açık ara lider konumunu korudu. Plastik sektörünü, 7,133 milyar dolarlık ihracatla mineral yakıtlar ve ürünler izlerken, anorganik kimyasallar 3,673 milyar dolarlık ihracatla üçüncü sırada yer aldı. “Plastik ihracatı büyüyor” 2025 yılı ihracat performansını değerlendiren plastik sektörünün çatı kuruluşu PLASFED Başkanı, küresel ölçekte yaşanan ekonomik daralma, jeopolitik riskler ve ticaret savaşlarına rağmen Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat rakamına ulaşıldığını vurguladı. Kimya sektörünün yaklaşık 32 milyar dolarlık ihracatla Türkiye’nin ikinci büyük ihracatçı sektörü olduğunu belirten Karadeniz, bu başarının arkasındaki en güçlü itici gücün plastik endüstrisi olduğuna dikkat çekti. Karadeniz, “2025 yılında plastik sektörü olarak yaklaşık 10 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Bu rakam, yalnızca sektörümüzün değil, Türk sanayisinin üretim gücünün, esnekliğinin ve krizlere karşı direncinin somut bir göstergesidir. Plastik sektörü; yüksek teknolojiye dayalı üretimi, geniş ürün yelpazesi ve ihracat kabiliyetiyle Türkiye’nin küresel pazarlardaki rekabet gücünü ayakta tutan temel sektörlerden biridir” dedi. Karadeniz ayrıca, “Kimya sektörü Türkiye ihracatında yalnızca büyüklüğüyle değil, yarattığı yüksek katma değerle de kritik bir rol üstleniyor. Bu değerin merkezinde ise plastik sektörü yer alıyor. Plastik endüstrisi, kimya sektörünün ihracat performansına en güçlü desteği veren, Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artıran stratejik bir aktördür” ifadelerini kullandı. Küresel çatışmalar ticareti etkiliyor Küresel ölçekte devam eden savaşlar, bölgesel çatışmalar, lojistik hatlardaki aksamalar ve enerji maliyetlerindeki dalgalanmaların dünya ticaretini ciddi biçimde etkilediğini belirten Başkan Karadeniz, Türk sanayicisinin bu zorlu süreçte büyük bir mücadele verdiğini söyledi. Karadeniz, “Küresel çatışmaların gölgesinde; artan maliyetlere, finansmana erişimde yaşanan zorluklara ve daralan pazarlara rağmen üretimden ve ihracattan vazgeçmeyen Türk sanayicisi ve ihracatçısı adeta birer kahramanlık öyküsü yazıyor. Türk ihracatçısı, tüm bu zorluklara rağmen pazarlarını korumayı ve yeni pazarlara açılmayı başardı” diye konuştu. Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesi için sanayi ve ihracat odaklı politikaların önemine vurgu yapan Karadeniz, sanayicinin üzerindeki maliyet baskısının azaltılması, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve ihracatı destekleyici yapısal reformların hızla hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bosch, CES 2026’da yeni nesil kokpit teknolojilerini tanıtıyor Haber

Bosch, CES 2026’da yeni nesil kokpit teknolojilerini tanıtıyor

Otomotiv sektörü köklü bir dönüşümden geçiyor. Yazılım ve özellikle yapay zeka (AI), geleceğin sürüş ve araç içi deneyiminin temel unsurları haline geliyor. Bu alanda öncü konumda bulunan Bosch, yapay zekayı araca entegre etme yolunda önemli bir adım atarak kokpiti akıllı ve proaktif bir yol arkadaşına dönüştürüyor. Bosch, ABD’nin Las Vegas kentinde düzenlenen dünyanın en önemli tüketici elektroniği fuarlarından CES® 2026’da, yapay zeka destekli kokpitlerin hayata geçirilmesini sağlayan yüksek performanslı yeni “AI extension platform”unu tanıtacak. Bosch Yönetim Kurulu Üyesi ve Bosch Mobilite Başkanı Markus Heyn, “Yeni AI extension platformu, mevcut kokpit sistemlerinin gelişmiş yapay zeka fonksiyonlarıyla hızlı ve kolay şekilde güncellenmesine olanak tanıyor. Böylece sürüş deneyimi tüm araç kullanıcıları için daha konforlu, daha sezgisel ve daha güvenli hale geliyor” dedi. Bosch’un yeni yapay zeka destekli kokpitiyle birlikte araç, yalnızca bir ulaşım aracı olmaktan çıkarak sürücünün alışkanlıklarını, tercihlerini ve içinde bulunduğu bağlamı anlayan, kendini geliştiren akıllı bir partner haline geliyor. Bu kokpit; ihtiyaçları önceden tahmin eden bir yapay zeka sesli asistan, araç içinin kapsamlı sahne algısı, hassas navigasyon ve gelişmiş eğlence seçenekleri sunuyor. Örneğin sürücünün “Üşüdüm” demesi, koltuk ısıtmasının devreye girmesiyle birlikte kabin sıcaklığının da otomatik olarak ayarlanmasını sağlayabiliyor. On yılın sonunda 2 milyar euro ciro hedefi Heyn, “Bosch’un yeni yapay zeka destekli kokpiti, hem sürücülere hem de otomobil üreticilerine modern otomotiv yazılımlarının tüm potansiyelinden yararlanma imkanı sunuyor. AI extension platformu sayesinde araçlara yeni fonksiyonlar çok daha hızlı şekilde entegre edilebilecek” diyor. Bosch, yapay zeka destekli kokpitler için hızla büyüyen önemli bir pazar öngörüyor. Grand View Research ve MarketsandMarkets gibi çeşitli pazar araştırma kuruluşlarına göre, yapay zeka destekli araç içi bilgi-eğlence (IVI) çözümleri pazarının 2030 yılına kadar yaklaşık 17 milyar euro büyüklüğe ulaşması bekleniyor. Bosch, bu pazarda etkin bir rol üstlenmeyi hedefliyor. Şirket, on yılın sonuna kadar IVI çözümlerinden 2 milyar euronun üzerinde ciro elde etmeyi ve ilk üç tedarikçi arasında yer almayı amaçlıyor. Günümüz araçlarına ileri seviye yapay zeka Bu yaklaşımın önemli kullanım alanlarından biri, araç içindeki verimsiz zamanın üretken çalışma zamanına dönüştürülmesi. Bosch, Microsoft ile birlikte sürüş güvenliğinden ödün vermeden aracı mobil bir ofise dönüştürüyor. Microsoft Foundry ve kokpite özel geliştirilen fonksiyonların entegrasyonu sayesinde Microsoft 365 üretkenlik uygulamalarına kesintisiz erişim sağlanıyor. Bu uygulamalar, dikkat dağınıklığını en aza indirmek ve güvenliği önceliklendirmek amacıyla diğer araç sistemleriyle akıllı biçimde ilişkilendiriliyor. Örneğin sürücü, sezgisel bir sesli komutla Microsoft Teams toplantısına katılabiliyor; sistem de buna paralel olarak adaptif hız sabitleyiciyi proaktif şekilde devreye alabiliyor. Alanlar arası bu kesintisiz etkileşim, özellikle işe gidip gelenler ve sık seyahat eden sürücüler için hem güvenli hem de verimli bir yolculuk deneyimi sunuyor. Bosch’un yeni “AI extension platform”u, mevcut donanım veya sistem mimarisinde değişiklik gerektirmeden günümüz araçlarının kolayca yapay zeka özellikleriyle donatılmasını sağlıyor. Platformun merkezinde, kokpitte karmaşık yapay zeka uygulamalarının temelini oluşturan güçlü NVIDIA DRIVE AGX Orin sistem-çipi (SoC) yer alıyor. Endüstri standardı NVIDIA CUDA platformu üzerine inşa edilen sistem, otomobil üreticilerinin kendi yapay zeka modellerini ve aracı sistemleri kolayca entegre etmesine imkan tanıyor. 150–200 tera işlem/saniye (TOPS) ek hesaplama gücü sunan kompakt ünite, basit güç ve Ethernet bağlantılarıyla çalışıyor; aktif hava veya sıvı soğutma seçenekleriyle destekleniyor. Karmaşık yapay zeka özelliklerinin geliştirilmesini ve devreye alınmasını hızlandırmak için Bosch, NVIDIA NeMo ana yapı iskeleti dahil olmak üzere NVIDIA’nın yazılım çözümlerinden yararlanıyor. Bu sayede gerçek zamanlı sensör işleme ve görsel-dil modelleri (VLM) gibi gelişmiş araç içi uygulamalar sorunsuz şekilde entegre edilebiliyor. Ayrıca NVIDIA Nemotron modelleriyle desteklenen muhakeme ve konuşma yetenekleri, bağlamsal anlayış, çok adımlı akıl yürütme ve doğal, sohbet benzeri kullanıcı etkileşimleri sunuyor. Bosch, Microsoft Foundry üzerinden araç içi yapay zekanın tasarımını ve yönetimini gerçekleştirerek ölçeklenebilir ve sürekli güncel kalan bir yapay zeka asistanı deneyimi sağlıyor. Bosch, yapay zeka destekli kokpiti ve AI extension platformunu ilk kez CES® 2026’da Las Vegas’ta sergileyecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2PLAN, Etkinlik Serisine Bir Yenisini Daha Ekledi Haber

2PLAN, Etkinlik Serisine Bir Yenisini Daha Ekledi

Otomotiv sektöründe yenilikçi yaklaşımlarıyla öne çıkan 2PLAN, sektöre değer katan etkinlik serisini yeni bir konferansla büyüttü. Bu yıl gerçekleştirdiği “Elektrikli Araç Konferansı”, “2. El Elektrikli Araç Günleri”, “Otomotiv Zirvesi” ve “Otomotivin Dönüşümü Konferansı”nın ardından portföyüne “E-Mobilite’nin Dönüşümü Konferansı” ekledi. İstanbul Etiler’deki 2PLAN Terminal’de düzenlenen konferans, sektörün alanında uzman isimlerini ve paydaşlarını bir araya getirdi. Garanti BBA ve Sigortaladım.com katkılarıyla gerçekleştirilen konferans, 2PLAN’ın sektöre sağladığı değeri ve otomotivin geleceğine yönelik ortak bir yol haritası oluşturma vizyonunu ortaya koydu. Konferansın panel bölümünde; Tofaş Markalar Direktörü İbrahim Anaç, Boston Consulting Group Yönetici Ortağı Aykan Gökbulut, Garanti BBVA Tüketici Finansmanı Direktörü Koray Öztopçu ve Sigortaladım.com Genel Müdür Yardımcısı Orçun Kızıltepe, teknolojik dönüşümden yeni nesil finansman çözümlerine, elektrikli araçların yaygınlaşma sürecinden geleceğin mobilite trendlerine uzanan başlıkları farklı perspektiflerden ele aldı. Orhan Ülgür: “Sektörün değişen ihtiyaçlarına yanıt veriyoruz” 2PLAN İcra Kurulu Başkanı Orhan Ülgür, konferansın açılışında yaptığı konuşmada, düzenledikleri etkinliklerin sektörün değişen ihtiyaçlarına yanıt vermeyi amaçladığını belirterek şunları kaydetti: “2PLAN olarak elektrikli araçlardan, kadınların sektördeki temsiline kadar farklı alanlarda gerçekleştirdiğimiz konferanslarla sektöre yeni bir perspektif sunmaya çalışıyoruz. Tüketicilerin merak ettiği konuları uzmanlarla bir araya getirerek daha anlaşılır ve erişilebilir bir bilgi ortamı oluşturuyoruz. Bu konferansla da otomotivde önemli bir gündem başlığını değerli katılımcılarımızla birlikte ele aldık. Önümüzdeki dönemde de benzer etkinliklerle sektöre katkı sağlamaya devam edeceğiz.” İbrahim Anaç: “Otomobiller birer dijital platform haline geliyor” Tofaş Markalar Direktörü İbrahim Anaç ise 2025’in yalnızca yeni araçların değil, aynı zamanda yeni iş modellerinin de tartışıldığı bir dönem olduğuna dikkati çekti. Müşteri beklentilerinin farklı bir şekilde oluşmaya başladığını belirten Anaç, “Müşteri beklentileri farklı biçimlerde oluşuyor. Otomotiv sektörü çoğu zaman dönüşümünü kendi içinde tamamlayan bir yapıdaydı ancak özellikle emisyon regülasyonları bu evrimi hızlandırdı. Elektrifikasyon da bu sürecin en önemli tetikleyicilerinden biri oldu. Bugün beni en çok heyecanlandıran konulardan birisi, otomobillerin dijital platformlara dönüşmesidir. Eskiden otomobili mekanik bir sistem olarak görüyorduk ama artık bunun ötesinde bir hale geldi. Eskiden cep telefonları iletişim kurmak için nasıl birer donanımken şimdi bir dijital platform haline geldiyse otomobillerde de benzer trendler görüyoruz aslında. Yani yavaş yavaş otomobiller birer dijital platform haline geliyor, çalışmalar o yönde. İnsanlar aslında birçok işi otomobilin içinde yapabilecek hale gelecek.” dedi. Anaç, Türkiye’nin e-mobilite gelişiminde kötü bir noktada olmadığını ancak batarya teknolojileri ve şarj altyapısında hâlâ alınması gereken mesafe olduğunu ifade ederek, “Önümüzdeki dönemde mekanikten çok elektronik ve yazılım ağırlıklı modeller göreceğiz. Büyük veri analitiği önem kazanacak. Bununla birlikte markaların tüketiciyle duygusal bağ kurması da önem kazanacak.” diye konuştu. Aykan Gökbulut: “En büyük dönüşümü 2026-27-28’de yaşayacağız” Boston Consulting Group Yönetici Ortağı Aykan Gökbulut ise küresel elektrifikasyon gelişiminin ülkeler arasında ciddi farklılıklar taşıdığına dikkati çekti. Gökbulut, “Full elektrikli araçlarda Çin yüzde 30 seviyesinde. Avrupa yüzde 15’lerde, ABD ise yüzde 7 civarında. Bunun yanında yeni otomotiv oyuncuları yükseliyor; bugün dünyada satılan otomobillerin yüzde 16’sı artık bu yeni oyunculardan geliyor. Çinli markaların Avrupa’da aldığı pazar payı yüzde 10 seviyesine ulaştı. Tüm verileri bir araya getirdiğimizde, son 20-30 yılın en büyük dönüşümünün 2026-2027-2028 döneminde yaşanacağını ve oyunun kurallarının yeniden yazıldığını görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Koray Öztopçu: “Mobilite boyut değiştiriyor” Garanti BBVA Tüketici Finansmanı Direktörü Koray Öztopçu, pandemi sonrasında otomotivde hızlanan teknolojik dönüşüme ve değişen müşteri davranışlarına vurgu yaptı. Bağlantılı araç teknolojilerinin finansman modellerini de dönüştürdüğünü belirten Öztopçu, “Mobilite artık farklı bir boyuta geçiyor. Yeni kuşak satın almak yerine kiralamaya yöneliyor. Saatlik kiralama modelleri şehir içi mobilite için önemli bir enstrüman haline geliyor. Üreticiler açısından da bu kritik, çünkü araç fiyatları artıyor. Bu nedenle müşteriye farklı kiralama seçeneklerinin sunulması ve yeni tercihlerin yakından izlenmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı. Orçun Kızıltepe: “Sigorta alanında otomotiv ürünleriyle ilgili çok hızlı bir ilerleme var” Sigortaladım.com Genel Müdür Yardımcısı Orçun Kızıltepe ise sektörde otomotiv ürünleriyle ilgili hızlı bir dönüşüm yaşandığını belirtti. Önümüzdeki dönemde otonom sürüş ve bağlantılı teknolojiler arasında devrim niteliğinde değişimler olacağını aktaran Kızıltepe, “Otonom sürüşte kaza olduğunda bunun sorumlusu kim olacak? Yazılım yapan OEM mi, yoksa kullanıcı mı olacak? Bunun henüz net bir cevabı yok ama bu alanda mutlaka regülasyonlar olacaktır diye düşünüyorum.” dedi. Elektrifikasyon alanında sektörün geçmişte hazırlıksız olsa da artık ciddi bir kapasite geliştirdiğini belirten Kızıltepe, “Benim sektörde gördüğüm en büyük değişim şu; kısa bir süre sonra artık kasko ve trafik poliçelerini müşteriler araçlarının içindeki ekranlardan kullanıma dayalı bir şekilde almaya başlayacaklar. Şu anda belki elektrikli araçlar genelde evin 2. aracı. Zaten çok büyük kullanımda yapmıyorsa kullandığın kadar öde ürünleri gelebilir. Şu anda kullandığın kadar öde sisteminin müşterilere kolaylık sunabileceğini söyleyebilirim.” diye konuştu. Etkinlikler, Terminal İstanbul ve Terminal İzmir’de devam edecek İstanbul ve İzmir’de hayata geçirdiği “Terminal” konseptiyle otomotiv sektöründe dikkati çeken 2PLAN; düzenlediği konferans, panel ve deneyim odaklı etkinliklerle yalnızca bilgi paylaşımı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda tüketiciyle doğrudan etkileşim kurabileceği temas noktaları oluşturarak sektörün dönüşümüne aktif katkı sunuyor. Marka, önümüzdeki dönemde de farklı konularla hayata geçireceği yeni etkinlikerle otomotiv dünyasının tüm paydaşlarını bir araya getirmeyi sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ, Otomotiv Üretiminde 2030’a Kadar Yüzde 30 Verimlilik Artışı Getirecek Haber

Yapay Zekâ, Otomotiv Üretiminde 2030’a Kadar Yüzde 30 Verimlilik Artışı Getirecek

Sektörün öncü markaları, yeni modelleri yalnızca 24 ayda piyasaya sunmayı hedefliyor. Otomotiv markaları, tasarım ve müşteri deneyimine odaklanırken sermaye yoğun üretimi stratejik iş ortaklarına devretmeye hazırlanıyor. Bain & Company’nin otomotiv sektörüne yönelik son analizine göre, dijital teknolojiler ve yapay zekâ, otomotiv sektörünün ekonomik yapısını kökten değiştirmeye hazırlanıyor. “Teknoloji Otomotiv Ekonomisini Radikal Şekilde Yeniden Şekillendiriyor” başlıklı rapor, Kuzey Amerika ve Avrupa’dan 300 otomotiv yöneticisiyle gerçekleştirilen bir anketin bulgularını paylaşıyor. Katılımcıların büyük çoğunluğu, yeni teknolojilerin önümüzdeki üç yıl içinde yüzde 10’un üzerinde, 2030’a kadar ise yüzde 30’a varan ek verimlilik kazançları sağlayacağına inanıyor. Bu durum, ürün geliştirme döngülerini hızlandırma, maliyetleri düşürme ve rekabet güçlerini artırma yönünde adım atan ABD’li otomotiv üreticileri ve tedarikçileri için kritik bir fırsata işaret ediyor. Bain & Company Türkiye Ortaklarından Armando Guastella, konu ile ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Otomotiv üreticileri ve tedarikçileri, dijital iş birliğini, otomasyonu ve yapay zekâyı operasyonlarının her aşamasına entegre ederek öne geçme fırsatına sahipler. Araştırmamız, sektör liderlerinin kısa vadede maliyet tasarrufu ve pazara daha hızlı çıkış konusunda özellikle iyimser olduklarını gösteriyor. Bugün kararlı bir şekilde hareket eden şirketler, küresel rekabette yeni bir standart yakalayabilirler. Kazananlar, en gelişmiş araçlara ya da en büyük bütçelere sahip olanlar değil; teknolojiyi ölçekli biçimde entegre eden, gerçek sorunları çözen ve rakiplerinden daha hızlı hareket eden şirketler olacak.” Yapay Zekâ araç tasarımına ve üretimine yön verecek Sektördeki en büyük atılımlardan biri, daha hızlı ve daha akıllı ürün geliştirme süreçleri olacak. Otomotiv üreticileri (OEM) ile tedarikçiler arasındaki dijital iş birliği, araç geliştirme sürelerini şimdiden yüzde 40’tan fazla kısaltmış durumda. Lider şirketler artık sadece 24 ayda yeni modelleri piyasaya sunmayı hedefliyor. Ortak dijital platformlarda eşzamanlı çalışan ekipler, erken aşamalarda daha fazla deneme yapabiliyor, daha hızlı karar alabiliyor ve böylece karmaşıklığı ile maliyetleri azaltırken değişen talep ve düzenlemelere daha esnek şekilde yanıt verebiliyor. Bu dönüşümün merkezinde ise yapay zekâ yer alıyor. Katılımcıların yüzde 80’i, önümüzdeki on yıl içinde yapay zekânın araç konseptlerini tasarlayıp optimize edeceğine inanıyor. Benzer şekilde, yüzde 80’den fazlası yapay zekâ tabanlı simülasyonların üretim planlarını gerçek zamanlı olarak yeniden yapılandıracağını düşünüyor. Katılımcıların üçte ikisinden fazlası ise, insansı robotların üretimde aktif rol alacağını ve 24 saat kesintisiz şekilde, minimum insan müdahalesiyle çalışan tesislerin gelecekte standart hale geleceğini öngörüyor. Otomotiv üretimi dış kaynaklara devredilecek Ayrıca katılımcıların yüzde 80’den fazlası, fabrikasız üretim modeline geçişin 2035 yılına kadar gerçekleşmesini bekliyor. Bu modelde—tıpkı Apple’ın iPhone üretiminde Foxconn ile yürüttüğü iş birliğinde olduğu gibi—otomotiv markaları ürünün tasarımına, müşteri deneyimine ve marka yönetimine odaklanırken, sermaye yoğun üretim süreçlerini dış kaynaklara devredecek. Bununla birlikte ileri teknolojilerin benimsenmesiyle elde edilecek büyük tasarrufların önündeki en büyük engel zihniyet dönüşümü olarak öne çıkıyor. ABD’li yöneticiler kararlı adımlar atıyor olsa da, birçok şirket hâlâ kısa vadeli kazanımlara odaklanıyor. Bir diğer temel engel ise veri kalitesi. Birçok şirket bulut altyapısına ve uç bilişim çözümlerine yatırım yapmış olsa da, sistemler hâlâ parçalı, tanımlar tutarsız ve platformlar eski iş modellerine göre tasarlanmış durumda. Bu da büyük çaplı verimlilik potansiyellerinin hala değerlendirilmemesine neden oluyor. Bain analizine göre başarıya giden yol dört temel ilkeye dayanıyor: Sadece araçlar veya sistemler geliştirmeye odaklanmak yerine, gerçek operasyonel problemleri çözmeye odaklanılmasıÖlçeklenebilir ve yüksek etkili kullanım senaryolarının önceliklendirilmesiDijital araçları destekleyecek temiz ve tutarlı bir veri temelinin oluşturulmasıKalıcı değişimin kurumsallaştırılması için çalışma modellerinin ve teşvik mekanizmalarının dönüştürülmesi Otomotiv sektörü uzun süredir maliyet baskısı altında faaliyet gösteriyor; ancak yapay zekâ ve dijital teknolojiler artık yalnızca marjinal iyileştirmeler değil, verimlilikte sıçrama niteliğinde bir artış vadediyor.

Kaspersky, Otomotiv Yazılım Geliştirme Süreci için ISO Sertifikası Aldı Haber

Kaspersky, Otomotiv Yazılım Geliştirme Süreci için ISO Sertifikası Aldı

“ISO 26262 – Karayolu Araçları: Fonksiyonel Güvenlik” standardı, seri üretim yolcu araçlarında kullanılan elektrikli ve/veya elektronik sistemlerin güvenliğini sağlamak amacıyla geliştirilen uluslararası bir çerçevedir. Bu standart, karmaşık teknik sistemlerde oluşabilecek olası arıza veya hatalardan kaynaklanan riskleri sistematik olarak azaltarak hem insan hayatını hem de mülkiyeti korumayı hedefliyor. Bu sertifikasyonla birlikte Kaspersky, Kaspersky Automotive Secure Gateway gibi otomotiv sektörüne yönelik çözümler geliştirmenin yanı sıra, fonksiyonel güvenlik standartlarına sıkı biçimde uyum gerektiren ulaşım ve endüstriyel alanlarda da faaliyet gösterebilecek konuma geldi. Şirket, böylece ISO 26262 kapsamında tanımlanan dört güvenlik düzeyinden biri olan ASIL B gerekliliklerine tam uyum sağlayan yazılım ürünlerini resmi olarak sunma yetkinliğine kavuştu. Bu başarı, otomotiv üreticileri ve sistem entegratörleriyle yeni stratejik iş birliklerinin önünü açıyor. KasperskyOS Automotive Development Baş Güvenlik Analisti Tatiana Golubeva konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “ISO 26262 sertifikasını almak bizim için önemli bir dönüm noktası. Bu belge, fonksiyonel güvenlikte uluslararası standartlara tam uyumumuzu ve kalite ile güvenilirliğe olan bağlılığımızı teyit ediyor. İş ortaklarımız açısından bu, çözümlerimizin yalnızca kapsamlı siber güvenlik koruması sağlamakla kalmadığını, aynı zamanda insan hayatını etkileyen kritik sistemlerin güvenliğini de garanti ettiğini gösteriyor. Geliştirme süreçlerimizin olgunluk düzeyini ortaya koyarak, otomotiv sektörü ve ilişkili alanlarda yenilikçi projelere kapı aralıyoruz.” KasperskyOS’un ve “Cyber Immune” yaklaşımının hikâyesi 2002 yılında başladı ve bu ay 23. yıl dönümü kutlanıyor. “Kırılamaz bir sistem” geliştirme fikriyle yola çıkan Kaspersky, yıllar içinde KasperskyOS’u — en yüksek güvenlik, güvenilirlik ve siber saldırılara karşı dayanıklılık sunmak üzere tasarlanmış mikro çekirdek tabanlı bir işletim sistemini — geliştirdi. Bu dönüm noktasını kutlayan Kaspersky, en sofistike ve öngörülemeyen tehditlere karşı kendini savunabilen, doğası gereği dayanıklı BT sistemleri geliştirerek “Cyber Immune” bir geleceğin şekillenmesine katkı sunma kararlılığını yineliyor.

İzmir'de MOTTA Motorlu Taşıtlar Fuarı Kapılarını Açtı Haber

İzmir'de MOTTA Motorlu Taşıtlar Fuarı Kapılarını Açtı

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Orion Fuarcılık tarafından düzenlenen MOTTA - Motorlu Taşıtlar Fuarı, Fuar İzmir’de açıldı. Açılış törenine, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, otomotiv sektörünün paydaşlarının yanı sıra oda, dernek, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve sektör profesyonelleri katıldı. Fuar yeni araç tanıtımlarının yapıldığı, test sürüşlerinin gerçekleştiği ve sektörün geleceğini şekillendirecek iş birliklerinin kurulduğu dinamik bir platform olacak. “Kaçırılmaması gereken bir fuar” Açılış töreninde konuşan Dr. Zafer Levent Yıldır, fuarın, teknoloji, yenilik ve sürdürülebilir mobiliteyi bir araya getirdiğini ifade ederek, “Kaçırılmaması gereken bir fuar. Fuarda hibrit ve elektrikli araçlar öne çıkıyor. Kentte yaklaşık iki milyon araç bulunuyor ancak elektrikli araç oranı az. Sürdürülebilirlik açısından ciddi bir sorunla karşı karşıyayız. Sera gazı salımlarında sanayi sektöründen sonra yüzde 23 ile ulaşımdan kaynaklı salımlar yer alıyor. Halkımızın yeni teknolojilerden ve çevre dostu araçlardan haberdar olması, dönüşüm için çok önemli” diye konuştu. “Sektöre katkı sağlamalıyız” Bu fuarın etki ölçeği sebebiyle diğer fuarlardan ayrıldığını vurgulayan Yıldır, “Ev sahipliği yaptığımız her fuar kıymetli, her fuar kentimiz ve ülkemiz için değer yaratıyor. Ancak bu fuar biraz daha farklı. Çünkü otomotiv sektörünün, ihracatın amiral gemisi, lokomotif gücü olma konusunda tartışmasız liderliği var uzun yıllardır. Son 19 yılın 18’inde ihracat şampiyonu. Bu yıl 39,2 milyar dolara, 2026’da 43,7 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Ticari hacmi bu kadar büyük bir sektöre, ihracatta başı çeken kentlerden biri olarak katkı sağlamamız gerekiyor” dedi. “Üçüncü büyük ihracat kenti İzmir’de fuarların payı büyük” İzmir’in 2025 Ocak–Eylül döneminde yaklaşık 18 milyar dolarlık ihracatla Türkiye’nin üçüncü büyük ihracat kenti olduğunu hatırlatan Yıldır, fuarların bu başarıda önemli payı bulunduğunu söyledi. Yıl boyunca Fuar İzmir ve Kültürpark’ta düzenlenen fuarlarda; 4 bini aşkın katılımcı ve 2 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırladıklarını belirten Yıldır, “Bu fuar ve etkinlikler, turizmden ulaşıma, yeme-içmeden konaklamaya birçok sektörde ekonomik canlılık yarattı. 2026’da da 30’un üzerinde fuar ve etkinlik düzenleyerek bu ivmeyi sürdüreceğiz. İzmir, fuarcılığın Türkiye’deki öncü kenti. Atatürk’ün ‘Bu şehirde fuarlar kurun, sergiler açın’ talimatıyla başlayan bu gelenek, bugün de aynı vizyonla devam ediyor. Güçlü altyapımız, yeni ulaşım hatlarımız ve sürdürülebilir planlama anlayışımızla İzmir’i fuarcılığın başkenti yapmaya kararlıyız” diye konuştu. Özpoyraz: Her fuar şehre yapılan bir yatırım Fuarın, İzmir’in otomotiv alanındaki potansiyelini bir kez daha ortaya koyduğunu belirten İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, “İzmir Ticaret Odası olarak kentimizde düzenlenen her fuarı bu şehre yapılan bir yatırım olarak görüyoruz. Otomotiv sektörü yalnızca araç satışından ibaret değil; gövdeden elektroniğe, yedek parçadan lojistiğe kadar uzanan geniş bir ekosisteme sahip ve bu yapı istihdama da olumlu katkı sağlıyor. Ülkemizde sektör artık sadece araç değil, yazılım, elektronik ve servis modeliyle de üretilebilen bir yapıya dönüştü. Elektrikli ve hibrit araçlara geçiş, akıllı sistemlerin yaygınlaşması ve dijital dönüşüm artık sektörün vazgeçilmez unsurları haline geldi” dedi. Yüksel: Fuar İzmir’i otomotivde güçlü bir aktör haline getiriyor MOTTA Motorlu Taşıtlar Fuarı’nın, yeniliğin, teknolojinin ve tutkunun buluştuğu bir fuar olduğunu ve İzmir’de düzenlenmesinden mutluluk duyduğunu ifade eden Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Arda Yüksel de, “Dünya devi Honda, Aliağa Organize Sanayi Bölgesi’nde 90 dönümlük alanda motosiklet üretimine başlayacak, bölgede yeni yatırımlar var ve bu İzmir’in sektördeki üretim gücünü daha da artıracak. Bu tür fuarlar, sektörün yenilikçi yönünü destekleyerek küresel iş birliklerini güçlendirmekte ve İzmir’i otomotivde güçlü bir aktör haline getirmektedir” diye konuştu. Tan: Bu fuarı düzenlemekten mutluluk duyuyoruz Orion Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkan Vekili Burak Tan da 40. yıllarını kutladıklarını, AgroExpo gibi bu yıl 21.’sini açacakları köklü fuarlar gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, otomotiv sektörüne ivme kazandıracağına inandıkları MOTTA Motorlu Taşıtlar Fuarı’nı düzenlemekten mutluluk duyduklarını dile getirdi.

TÜVTÜRK ve Nişantaşı Üniversitesi Nitelikli İnsan Kaynağı İçin Güçlerini Birleştiriyor Haber

TÜVTÜRK ve Nişantaşı Üniversitesi Nitelikli İnsan Kaynağı İçin Güçlerini Birleştiriyor

TÜVTÜRK, otomotiv sektöründe nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi hedefiyle Nişantaşı Üniversitesi ile stratejik bir protokol imzaladı. Nişantaşı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşegül Komsuoğlu Çıtıpıtıoğlu, TÜVTÜRK Genel Müdürü Koray Özcan ve Genel Müdür Vekili Melis Avalin Korkmaz’ın katılımıyla gerçekleştirilen imza töreni, üniversite-sanayi iş birliğinin örnek bir modeli olarak hayata geçirildi. Bu adım, sektöre yeni yetenekler kazandırmanın yanı sıra gençlerin kariyer yolculuğuna da somut katkılar sağlamayı amaçlıyor. Eğitimle sektörü birleştiren stratejik vizyon TÜVTÜRK, otomotiv sektöründe dijitalleşme, yeni teknolojiler ve hizmet kalitesi standartlarının hızla geliştiği bir dönemde, bu dönüşümü destekleyecek nitelikli insan kaynağını yetiştirmeyi stratejik bir öncelik olarak konumlandırıyor. Şirket bu doğrultuda, teknik eğitimle sektörü daha yakın bir zeminde buluşturacak iş birliklerine ağırlık veriyor. Nişantaşı Üniversitesi ile atılan bu adım, TÜVTÜRK’ün eğitim ekosistemini üniversitelerle entegre ederek istihdam odaklı bir model oluşturma vizyonunun ilk örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Öğrencilere fırsatlar yaratacak İş birliği kapsamında Nişantaşı Üniversitesi Otomotiv Teknolojisi Programı öğrencileri, eğitim süreçlerinin bir bölümünü doğrudan sahada ve uygulamalı eğitimden faydalanarak geçirecek. Öğrenciler, TÜVTÜRK tesislerinde araç muayene süreçlerini yakından gözlemleyecek; teknik donanım kullanımı, muayene standartları, iş güvenliği ve müşteri deneyimi gibi konularda uzmanlaşacak. Eğitimler, TÜVTÜRK Akademi tarafından geliştirilen özel eğitim modülleri üzerinden yürütülecek ve amir yardımcılığı eğitimlerine denk seviyede içeriklerden oluşacak. Protokol sayesinde öğrenciler, TÜVTÜRK’ün bilgi birikimi ve teknik altyapısından yararlanarak mesleki gelişim, uygulamalı eğitim, staj ve mezuniyet sonrası istihdam olanaklarına erişebilecek. TÜVTÜRK’ten sektöre nitelikli insan kaynağı desteği TÜVTÜRK, bu proje kapsamında yalnızca tesislerini açmakla kalmayacak; gençlerin sektöre donanımlı bir şekilde katılımını destekleyecek kapsamlı bir eğitim modeli geliştirecek. Öğrencilerin uygulamalı eğitim süreçleri TÜVTÜRK araç muayene istasyonlarında yürütülecek; teknik becerilerini geliştirmeye yönelik atölye çalışmaları, proje temelli uygulamalar ve Ar-Ge faaliyetlerine katılım olanakları sağlanacak. TÜVTÜRK Akademi tarafından düzenlenecek teknik seminerler ve özel eğitim modülleri sayesinde öğrenciler, sektörün ihtiyaç duyduğu temel yetkinliklerle mezun olma şansına sahip olacak. Bu yaklaşım, mezunların hem teknik becerileri hem de operasyonel süreçlere hâkimiyetleriyle istihdam kabiliyetlerini önemli ölçüde artıracak. Akademi ve saha arasında güçlü bir köprü Nişantaşı Üniversitesi, otomotiv teknolojisi programını TÜVTÜRK’ün operasyonel ihtiyaçları ve sektördeki güncel teknolojik gelişmeler doğrultusunda revize edecek. Öğrencilerin dönem içi uygulama dersleri TÜVTÜRK araç muayene istasyonlarında gerçekleştirilecek; böylece teorik bilgi, gerçek iş süreçleriyle entegre bir biçimde aktarılacak. “Eğitimden sektöre güçlü köprü” vizyonu “Eğitimden sektöre güçlü köprü” vizyonuyla hayata geçen bu iş birliği; öğrencilerin TÜVTÜRK’ün teknik altyapısı ve bilgi birikiminden yararlanmasını, mezunların istihdam kabiliyetinin artmasını hedefliyor. Protokol kapsamında staj olanaklarının yanı sıra işbaşı eğitim, proje temelli uygulama, Ar-Ge katılımı ve seminerlerle öğrencilerin sahaya hazır, güncel teknolojilere hâkim bireyler olarak mezun olmaları sağlanacak. İş birliği TÜVTÜRK’ün uzun vadeli stratejisinin önemli bir parçası olarak konumlanıyor. Şirket, otomotiv sektörünün, teknolojiyle birlikte hızla dönüşmesinden hareketle, bu dönüşümün merkezinde yer alan nitelikli insan kaynağına yatırım yapmayı stratejik bir öncelik olarak görüyor. TÜVTÜRK, yalnızca hizmet alanlarında değil, sektöre katkı sağlayacak eğitim modellerinde de sorumluluk üstleniyor. Nişantaşı Üniversitesi ile gerçekleştirilen bu iş birliği gençlerin mesleki gelişimini destekleyerek sektörün geleceğini güçlendirmeyi hedefliyor. Nişantaşı Üniversitesi ise eğitim ve sektör arasında kurulan bu tür köprülerin, öğrencilerin teorik bilgilerin sahada uygulamaya dönüştürmelerine ve mezuniyet sonrası güçlü bir kariyer yoluna adım atmalarına imkan tanıması açısından büyük önem veriyor. TÜVTÜRK ile yapılan iş birliği, öğrencilere hem bilgi hem de pratik deneyim kazandırarak otomotiv sektörüne nitelikli insan kaynağı kazandırmada etkili olacak. TÜVTÜRK ve Nişantaşı Üniversitesi arasında imzalanan bu protokol, eğitimle otomotiv sektörü arasında güçlü bir bağ kurarak gençlere yeni fırsatlar yaratmayı, sektöre nitelikli insan kaynağı kazandırmayı ve ülke çapında sürdürülebilir bir istihdam ekosistemi oluşturmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DP World, Jebel Ali Limanı'nı Dev Ro-Ro Yatırımıyla Otomotiv Ticaretinin Merkezi Haline Getiriyor! Haber

DP World, Jebel Ali Limanı'nı Dev Ro-Ro Yatırımıyla Otomotiv Ticaretinin Merkezi Haline Getiriyor!

Küresel lojistik devi DP World, Dubai'deki amiral gemisi Jebel Ali Limanı'nda, Ro-Ro (Roll-on/Roll-off) altyapısında kapsamlı bir modernizasyon çalışmasını tamamladığını duyurdu. Bu stratejik hamle, özellikle büyüyen otomotiv sektörünün değişen ihtiyaçlarını karşılamayı ve Jebel Ali'yi Orta Doğu'nun en büyük araç ticaret merkezlerinden biri olarak konumlandırmayı hedefliyor. DP World GCC CEO'su Abdulla Bin Damithan, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Ticaret sürekli gelişiyor ve bizim işimiz de bu değişimin önünde kalmaktır. Jebel Ali Limanı'ndaki Ro-Ro altyapımızı, yükselen Asya ithalatı, artan yeniden ihracat akışları ve giderek karmaşıklaşan kargo yapısı gibi sektörün değişen ihtiyaçlarını karşılamak üzere tamamladık" dedi. Yeni Altyapı ile Dev Kapasite Yapılan yatırımın ardından Jebel Ali Limanı, otomotiv üreticileri, distribütörler ve lojistik sağlayıcılarına daha iyi hizmet verebilecek yeni kapasitelere ulaştı. Limanın Ro-Ro operasyonlarına yönelik yeni özellikleri şunlar: Aynı anda üç adet Ro-Ro gemisini ağırlayabilen 800 metre uzunluğunda rıhtım. Araç depolama kapasitesini toplam 75.000 CEU'ye (Araba Eşdeğer Birimi) çıkaran 241.548 metrekarelik devasa bir saha. Bin Damithan, bu kapasite artışının gelecekteki büyümeyi yönetme kabiliyetlerini güçlendireceğini vurguladı. Büyüme Rakamları Yatırımı Doğruluyor Jebel Ali Limanı, Ro-Ro sektöründeki canlılığı şimdiden deneyimliyor. 2025 yılının ilk 6 ayında Ro-Ro hacimlerinin bir önceki yıla göre %28 oranında artış gösterdiğini belirten Bin Damithan, bu yeni genişleme ile daha fazla büyümenin önünün açılacağını ifade etti. Bu rakamlar, yatırımın pazar dinamiklerine doğru bir yanıt olduğunu kanıtlıyor. Açıklamanın sonunda küresel tedarik zincirlerinin değiştiğini vurgulayan Bin Damithan, Dubai'nin bir ticaret merkezi olarak rolünün sürekli inovasyona bağlı olduğunu ve bu gelişimi desteklemeye kararlı olduklarını belirtti.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.