Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Otomotiv Yan Sanayi Haberleri

Kapsül Haber Ajansı - Otomotiv Yan Sanayi Haberleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otomotiv Yan Sanayi Haberleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nissan, Avrupa'da Elektrikli Araç Satışlarında 1 Milyonu Geride Bıraktı Haber

Nissan, Avrupa'da Elektrikli Araç Satışlarında 1 Milyonu Geride Bıraktı

Nissan'ın Avrupa'daki ürün gamını elektrikli araçlarla güçlendirme atılımı rakamlarla destekleniyor: Bölgede şimdiden bir milyon 250 bin elektrikli araç satıldı ve bu rakam artmaya devam ediyor. 1 milyonluk bu satış adedi, Nissan'ın elektrikli araç alanındaki uzmanlığını, deneyimini ve liderliğini gözler önüne seren yaklaşık 350.000 adet tam elektrikli aracı da kapsıyor. Avrupa'da elektrikli araç segmentinde lider Japon otomotiv üreticisi konumunu temel alan Nissan, şimdiye kadarki en geniş elektrikli ürün gamına sahip; bu sayede müşterilere daha fazla seçenek sunuluyor. Güçlenen bu Avrupa ürün gamı artık tamamen yeni EV MICRA, üçüncü nesil LEAF, güncellenen Ariya ve e-POWER donanımlı yenilenmiş X-Trail'i kapsıyor. Bu yeni modellerin tamamı, Nissan'ın farklı elektrikli teknolojilerinin farklı müşteri yaşam tarzlarına ve ihtiyaçlarına nasıl uyarlandığını göstermek amacıyla Barselona'da düzenlenen özel bir sürüş etkinliğinde Avrupalı basın mensuplarına tanıtıldı. Nissan'ın elektrikli ürün gamına bu yıl içinde bir A-segmenti EV, 2027'nin başında ise tamamen elektrikli JUKE katılacak; böylece Avrupalı müşteriler dört farklı tam elektrikli Nissan modeli arasından seçim yapabilecek. Clíodhna Lyons, Nissan AMIEO Ürün ve Hizmet Planlama Bölge Başkan Yardımcısı, şu açıklamayı yaptı: “Yaptığımız her şeyin merkezinde müşteri var; bu nedenle tüm ihtiyaçlara uygun elektrikli seçenekler sunmaktan heyecan duyuyoruz. Her müşteri elektrifikasyona farklı şekilde yaklaşıyor. Günlük şehir içi kullanımdan uzun mesafeli yolculuklara kadar uzanan bu çeşitli ihtiyaçları karşılamak için, müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu esnekliği sağlayacak birden fazla elektrikli teknolojiye yatırım yapıyoruz. İster %100 elektrikli bir araç, ister kendine özgü e-POWER teknolojimiz, ister hibrit modellerimizden biri olsun, hedefimiz aynı: müşterilerimize yaşam tarzlarına en uygun elektrikli aracı seçme özgürlüğünü ve güvenini vermek, aynı zamanda Avrupa'nın giderek daha fazla elektrikli bir geleceğe geçişini desteklemek.” Nissan'ın güçlü elektrikli ürün gamı, şirketin Avrupa'daki uzun vadeli stratejisini yansıtıyor: teknoloji, segment ve fiyat noktaları genelinde müşterilere daha fazla seçenek sunmak. Nissan, tam elektrikli araçları farklı hibrit teknolojileriyle bir araya getirerek, elektrikli sürüşü daha erişilebilir kılmayı ve bölgenin elektrikli hareketliliğe geçişini desteklemeyi hedefliyor. Avrupa'da hibrit ve elektrikli araçlar (EV) sürdürülebilir bir büyüme kaydediyor. ACEA verilerine göre, elektrikli araçlar 2025 yılında AB genelindeki toplam yeni araç tescillerinin %61,3'ünü oluşturdu; bu oran 2024'te %51,7 seviyesindeydi. Geçtiğimiz yıl aynı zamanda hibrit elektrikli modeller, %34,5'lik payla benzinli modelleri geride bırakarak en büyük paya sahip segment haline geldi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İkinci El Araç Pazarı Yılın İlk Yarısında Yüzde 1 Geriledi Haber

İkinci El Araç Pazarı Yılın İlk Yarısında Yüzde 1 Geriledi

2PLAN İcra Kurulu Başkanı Orhan Ülgür, “Pazarda belirgin bir büyüme ve iyimserlikten söz etmek için henüz erken. Bununla birlikte, çok olumsuz bir tablo da söz konusu değil. Mevcut dönemi, talebin ve fiyat dinamiklerinin yeniden şekillendiği, daha dengeli ve temkinli bir süreç olarak ele almak daha doğru olacaktır.” dedi. İkinci el binek ve hafif ticari araç pazarı, 2026 yılının Ocak-Haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 1 gerileyerek 4.302.796 adet seviyesinde gerçekleşti. Türkiye'de ikinci el araç pazarına yenilikçi bir yaklaşım kazandıran 2PLAN'ın İcra Kurulu Başkanı Orhan Ülgür, yılın ilk altı aylık verilerini değerlendirerek; mevcut ekonomik koşullar, finansmana erişim zorlukları, stok seviyeleri ve sıfır araç kampanyalarının pazara olan etkilerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. “Mevcut dönemi dengeli ve temkinli bir süreç olarak ele almak daha doğru olacak” Yılın ilk yarısında yüksek faiz ortamının, taşıt kredilerine erişimdeki kısıtların ve sıfır araç tarafında markaların uyguladığı agresif kampanyaların ikinci el pazarını baskılayan temel unsurlar olduğunu belirten Orhan Ülgür, “Pazarda belirgin bir büyüme ve iyimserlikten söz etmek için henüz erken. Bununla birlikte, çok olumsuz bir tablo da söz konusu değil. Mevcut dönemi, talebin ve fiyat dinamiklerinin yeniden şekillendiği, daha dengeli ve temkinli bir süreç olarak ele almak daha doğru olacaktır.” dedi. “Stok yönetimi her zamankinden daha kritik hale geldi” İkinci el araç ticaretinde stok seviyelerinin yükseldiğine dikkati çeken Ülgür, özellikle ticari işletmeler açısından finansmana erişimin hâlâ zorlayıcı olmasının, stok yönetimini her zamankinden daha kritik hale getirdiğini vurguladı. İkinci el de fiyatların Ocak 2026 dönemine geri geldiğini aktaran Ülgür, “Sıfır araç tarafında devam eden kampanyalar ve finansman avantajlarının, özellikle 1-3 yaş aralığındaki ikinci el araçların fiyatlamasını ve takas değerlerini baskılamaya devam ediyor. Bu durum ikinci el pazarındaki fiyatlama dinamiklerini doğrudan etkiliyor.” değerlendirmesinde bulundu. Orhan Ülgür, alternatif finansman modellerine ilişkin ise “Tasarruf finansmanı gibi alternatif finansman modellerinin yaygınlaşması, tüketici tarafında yeni fırsatlar yaratsa da bunların pazar üzerindeki etkilerinin zamana yayılacağını değerlendiriyoruz.” diye konuştu. “2026 yılının 8,5-9 milyon adet bandında kapanacağını tahmin ediyoruz” Gelecek döneme ilişkin beklentilerini de paylaşan Ülgür, sözlerini şöyle tamamladı: "Yılın ikinci yarısında pazarın yönünü ağırlıklı olarak taşıt kredisi faizleri, krediye erişim kolaylığı, döviz kuru ve sıfır araç kampanyaları belirleyecek. Tüm bu gelişmeler ışığında, 2026 yılının 8,5-9 milyon adet bandında bir toplam hacimle kapanacağını tahmin ediyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’den Otomotiv Sektöründe 41,5 Milyar Dolarlık Tarihi İhracat Rekoru Haber

Türkiye’den Otomotiv Sektöründe 41,5 Milyar Dolarlık Tarihi İhracat Rekoru

Dünyada Ticari alacak sigortası lideri Allianz Trade, farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketlere rehberlik eden raporlarından bir yenisini daha Otomotiv Sektörü odağında hazırladı. Raporda yeni "Made in Europe" çerçevesinin hâlen birçok belirsizlik içerdiği, bu belirsizlikten Türkiye’nin de etkilenebileceği belirtiliyor. Küresel otomotiv sektöründe güç dengesinin ise Asya’ya kaydığı vurgulanıyor. Küresel otomotiv sektöründeki güç dengesinin hızla değiştiği belirtilen raporda, Çin’in tek başına artık dünya otomobil satışlarının yüzde 37’sini gerçekleştirdiği ve bu oranın, 2024 yılına göre 2 puan, 2019 yılına göre ise 8 puan artış anlamına geldiği belirtiliyor. Aynı dönemde Avrupa'nın küresel pazar payının yüzde 20'nin altına, Kuzey Amerika'nın payının ise yüzde 21'e gerileyerek her iki bölge için de yeni tarihi düşük seviyelere ulaştığı raporda vurgulanıyor. Öte yandan yine Allianz Trade’in raporuna göre; küresel otomotiv pazarı 2025 yılında üst üste üçüncü kez büyüme kaydetti. Pazarın yaklaşık yüzde 5 büyüyerek, 2024 yılındaki yüzde 3'lük büyümenin de üzerine çıktığı bilgisi verilen raporda bu büyümenin lokomotifinin artık belirgin şekilde Asya'ya kaydığı belirtiliyor. Dünyanın iki büyük olgun pazarı olan Avrupa ve ABD’nin sınırlı bir performans sergilediği, Avrupa pazarı yatay seyrederken, ABD’nin yalnızca yüzde 2 büyüyebildiği de verilen bilgiler arasında bulunuyor. Öte yandan Çin pazarının yüzde 9 büyüyerek dikkat çekici bir performans ortaya koyduğunun altı çiziliyor. Rapora göre Güney Amerika, Orta Doğu ve diğer gelişmekte olan ülkeler de küresel büyümeye önemli katkı sağladı. Çin hariç Asya-Pasifik bölgesi ile Japonya’nın ise daha sınırlı düzeyde, yaklaşık yüzde 3 büyüme gösterdiği raporda belirtiliyor. Dolayısıyla 2025 yılının yalnızca daha fazla aracın satıldığı bir yıl değil; aynı zamanda küresel otomotiv sektörünün ağırlık merkezinin belirgin biçimde Asya'ya ve özellikle Çin'e kaydığı bir dönüm noktası olarak öne çıktığı bir yıl olduğu değerlendirmesi yapılıyor. Made in Europe’un Türkiye’ye etkileri Allianz Trade’in raporunda Made in Europe’un içerdiği belirsizlikleri Türkiye otomotiv sektörü açısından 2026 yılının en önemli risklerinden biri olarak öne çıktığı vurgulanıyor. Türkiye'nin Avrupa'nın yeni otomotiv üretim çerçevesine dahil edilip edilmeyeceğinin henüz netlik kazanmadığı verilen bilgiler arasında… Araçların "Made in Europe" statüsü kazanabilmesi için uygulanacak mevcut yüzde 70 AB katma değer eşiğinin, Türkiye'de gerçekleştirilen üretimin bu kriterin dışında kalmasına neden olabilecek kadar yüksek bir seviye olduğu belirtiliyor. Ayrıca raporda; Türkiye'nin "Made in EU" statüsü kazanması durumunda, Çin menşeli içeriklerin AB teşviklerinden dolaylı olarak yararlanabileceği bir geçiş noktası hâline gelebileceğine yönelik endişelere dikkat çekiliyor. Allianz Trade Krediler Genel Müdür Yardımcısı Altuğ Karagöz raporla ilgili şu değerlendirmede bulunuyor: “Allianz Trade Türkiye olarak, ekonomimizin lokomotifi olan otomotiv sektöründeki stratejik varlığımızı ve otomotiv üreticileri ile tedarikçilerine verdiğimiz desteği kararlılıkla sürdürüyoruz. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, 2025 yılını 41,5 milyar dolarlık tarihi bir ihracat rekoru ve 1,37 milyon adetlik zirve satışla kapatan sektörümüz, ODMD (Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği) raporlarının da işaret ettiği üzere 2026'nın ilk yarısında sıkı finansman koşullarına bağlı olarak iç pazarda yüzde 8,2'lik dönemsel bir dengelenme ve hacim kaybı sürecinden geçiyor. Bu dinamik dönüşüm ve risk ortamında, alacak sigortası tarafında otomotiv üreticileri ve tedarik zincirindeki paydaşlarımız için üstlendiğimiz toplam risk büyüklüğünü, geçen yılın aynı dönemine göre döviz bazında yaklaşık yüzde 15 artırarak desteğimizi bir kez daha ortaya koyduk. Sektördeki elektrifikasyon dönüşümünü, değişen tedarik ekosistemini ve maliyet yönetimini yakından takip ediyor; proaktif risk yönetimi çözümlerimizle Türk otomotiv sanayisinin hem küresel pazarlardaki rekabet gücünü hem de finansal sürdürülebilirliğini güvence altına almaya devam ediyoruz.” Raporda, Türkiye’de Çinli otomotiv üreticilerinin giderek güçlenen varlığının; elektrikli araç ve batarya sektörlerine yönelik destekleyici mali politikalar ile Çin'den ithal edilen elektrikli araçlara uygulanan gümrük tarifeleri sayesinde daha da belirginleştiği, bu durumun Türkiye'nin Avrupa otomotiv tedarik zincirindeki rolüne ilişkin tartışmaları da artırdığı vurgulanıyor. Öte yandan Avrupa pazarına tam erişimin kaybedilmesinin Türkiye açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekilen raporda; Avrupa Birliği’nin, Türkiye'nin açık ara en büyük otomotiv ihracat pazarı konumunda bulunduğu hatırlatılıyor. 2025 yılında otomotiv ihracatının, 30,11 milyar dolar ile yüzde 72,5'isinin AB ülkelerine gerçekleştirildiği bilgisi raporda veriliyor. Almanya’nın ise tek başına 6,61 milyar dolarlık ihracat hacmiyle ve yıllık bazda yüzde 36'lık artışla en büyük pazar olmayı sürdürdüğüne dikkat çekiliyor. Allianz Trade’in raporunda; Türkiye'nin AB menşei statüsünün yalnızca kısmen dışında bırakılmasının bile Türkiye'de üretilen araç ve otomotiv parçalarının en büyük ihracat pazarındaki tercihli ticaret avantajlarını kaybetmesine yol açabileceğine dikkat çekiliyor. Bu durumun ise küresel otomotiv üreticilerinin (OEM) Türkiye'ye yatırım yapma gerekçelerini zayıflatabileceği, tedarik zincirlerinin yeniden Avrupa'ya taşınan üretim merkezlerine yönelmesi riskini de beraberinde getirebileceği raporda öngörülüyor. İç Talebin Gücü Allianz Trade’in Otomotiv Sektörü Raporu’na göre; Türkiye'nin rekor düzeye ulaşan iç pazar satışları bir diğer deyişle 2025 yılında toplam araç satışlarının yıllık bazda yüzde 10,5 artarak 1,37 milyon adede ulaşması, dış talebin zayıfladığı bir dönemde sektör açısından önemli bir denge unsuru oluşturuyor. Brüksel'in AB menşei kriterlerini sıkılaştırması ve küresel otomotiv üreticilerinin (OEM) tedarik zincirlerini yeniden değerlendirmesiyle birlikte, iç pazarın daralan ihracat fırsatlarına yönelmesi beklenen üretim hacmini absorbe edebilmesi sektör için önemli bir avantaj sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Grubu Liderlik Gelişimini Rotasyonla Güçlendiriyor Haber

Borusan Grubu Liderlik Gelişimini Rotasyonla Güçlendiriyor

Grup içi yetenek hareketliliğini ve liderlik gelişimini destekleyen bu adımlar kapsamında İrem Erdoğan, Özde Hamarat ve Tahir Vayısoğlu yeni görevlerine atandı. Borusan Grubu, liderlik gelişimini destekleyen ve grup şirketleri arasında deneyim paylaşımını güçlendiren rotasyon yaklaşımı kapsamında insan kaynakları organizasyonunda önemli görev değişiklikleri gerçekleştirdi. 1 Ağustos 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek yeni atamalar ile grup içindeki bilgi birikiminin farklı şirketlere taşınması, liderlik yetkinliklerinin geliştirilmesi ve geleceğin liderlik havuzunun güçlendirilmesi hedefleniyor. Bu doğrultuda insan kaynakları organizasyonunda üç önemli liderlik görevlendirmesi hayata geçirildi. Borusan Grubu bünyesinde çeşitli insan kaynakları görevlerinde önemli sorumluluklar üstlenen İrem Erdoğan, 1 Ağustos 2026 itibarıyla Borusan Boru Global İnsan ve Sürdürülebilirlik İcra Kurulu Üyesi olarak görev yapacak. Erdoğan, yeni görevinde insan ve sürdürülebilirlik gündemlerinin bütünleşik şekilde yönetilmesine liderlik edecek. İrem Erdoğan’ın üstlendiği görev doğrultusunda Borusan Holding İnsan Kaynakları Uzmanlık Merkezi Direktörü olarak görev yapan Özde Hamarat, Borusan Cat İnsan Kaynakları ve Gelişimden Sorumlu İcra Kurulu Üyesi olarak atandı. Hamarat, yeni görevinde Borusan Cat’in insan kaynakları stratejilerine, organizasyonel gelişim çalışmalarına ve yetenek yönetimi süreçlerine liderlik edecek. Özde Hamarat’ın Borusan Cat’e geçişiyle birlikte Borusan Holding İnsan Kaynakları Uzmanlık Merkezi Direktörlüğü görevini Tahir Vayısoğlu üstlenecek. Vayısoğlu’nun farklı görevlerde edindiği deneyim ve uzmanlığını yeni rolüne taşıyarak İnsan Kaynakları Uzmanlık Merkezi’nin çalışmalarına katkı sağlaması hedefleniyor. Borusan Grubu, rotasyonu yalnızca bir görev değişikliği olarak değil; çalışanların farklı iş alanlarında deneyim kazanmasını sağlayan, liderlik gelişimini destekleyen ve organizasyonun uzun vadeli başarısına katkı sunan stratejik bir yetenek yönetimi aracı olarak değerlendiriyor. Grup şirketleri arasında gerçekleştirilen bu tür geçişler sayesinde bilgi ve deneyim paylaşımının güçlendirilmesi, organizasyonel çevikliğin artırılması ve sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tatil Yolculuğuna Çıkmadan Önce Bu Kontrolü Atlamayın! Haber

Tatil Yolculuğuna Çıkmadan Önce Bu Kontrolü Atlamayın!

Yaz tatili döneminin başlamasıyla birlikte milyonlarca sürücü uzun yol hazırlıklarını tamamlıyor. Ancak araç sahiplerinin büyük bölümü motor yağı, lastik ve fren sistemlerini kontrol ettirirken, sürüş güvenliğinin temel unsurlarından biri olan amortisör sistemini çoğu zaman göz ardı ediyor. Oysa uzmanlara göre sağlıklı çalışan amortisörler yalnızca sürüş konforunu artırmıyor; aracın yol tutuşundan fren performansına, viraj dengesinden acil manevra kabiliyetine kadar birçok kritik güvenlik unsurunu doğrudan etkiliyor. Türkiye'nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi Maysan Mando, özellikle yaz aylarında artan uzun yolculuklar öncesinde sürücüleri araçlarının amortisör sistemlerini kontrol ettirmeleri konusunda uyarıyor. Şirket, düzenli bakımın hem sürüş güvenliği hem de aracın uzun ömürlü kullanımı açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Maysan Mando, güvenli sürüş performansının korunması ve olası aşınmaların erken tespit edilebilmesi ve konforlu bir sürüş için her periyodik bakımda amortisör kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Uzun Yol Öncesi Amortisör Kontrolü Neden Önemli? Araçların süspansiyon sisteminin en önemli bileşenlerinden biri olan amortisörler, tekerleklerin yol ile sürekli temas halinde kalmasını sağlayarak aracın kontrolünü destekliyor. Özellikle yüksek hızlarda yapılan ani frenlemeler, viraj geçişleri ve bozuk zeminler amortisörlerin performansını ve güvenliğini doğrudan etkiliyor. Performansını kaybetmiş amortisörler ise aracın fren mesafesinin uzamasına, yol tutuşunun azalmasına ve aracın dengesinin bozulmasına neden olabiliyor. Bu durum yalnızca sürüş konforunu düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda olası kaza riskini de artırıyor. Yoğun yaz trafiği, yüksek sıcaklıklar ve kilometreler süren yolculuklar düşünüldüğünde, uzun yola çıkmadan önce yapılacak amortisör kontrolü, güvenli bir seyahatin önemli adımlarından biri olarak öne çıkıyor. Amortisörlerde Bu Belirtilere Dikkat Edilmeli Uzmanlar, amortisörlerin zaman içinde doğal olarak performans kaybına uğrayabileceğini belirtiyor. Özellikle gövdede görülen yağ kaçakları, amortisörün sönümleme kabiliyetinin azaldığını gösteren en önemli işaretlerden biri olarak kabul ediliyor. Bunun yanında amortisör bağlantılarında bulunan takoz, rot ve burçlarda oluşabilecek gevşeme veya deformasyonlar da sistemin verimli çalışmasını engelleyebiliyor. Gövde veya amortisör milinde oluşan paslanma, darbe izi ya da eğilmeler ise yapısal hasarın habercisi olabiliyor. Sürüş sırasında aracın frenleme anında normalden fazla öne eğilmesi, virajlarda dengesizlik hissedilmesi veya aracın gereğinden fazla salınım yapması da amortisörlerin kontrol edilmesi gerektiğini gösteren önemli belirtiler arasında yer alıyor. Amortisörün Ömrünü Kısaltan Kullanım Hataları Sürüş alışkanlıkları da amortisörlerin kullanım ömrünü doğrudan etkiliyor. Aracın taşıma kapasitesinin üzerinde yüklenmesi, bozuk yollarda yüksek hızla ilerlenmesi, yıpranmış süspansiyon parçalarının zamanında değiştirilmemesi ve hatalı montaj uygulamaları amortisörlerin beklenenden çok daha erken performans kaybetmesine neden olabiliyor. Uzmanlara göre bu tür kullanım alışkanlıklarından kaçınılması, amortisör sisteminin daha uzun süre ilk günkü performansını korumasına katkı sağlıyor. Düzenli periyodik kontroller ise olası arızaların büyümeden tespit edilmesine imkân veriyor. Orijinal Amortisör Kullanımı Güvenliği Destekliyor Araç bakımında tercih edilen yedek parçaların kalitesi de güvenlik açısından büyük önem taşıyor. OEM standartlarında üretilen orijinal amortisörler; dayanıklılık, performans ve uzun kullanım ömrü açısından önemli avantajlar sunuyor. Maysan Mando tarafından üretilen garanti belgeli orijinal amortisörler, farklı araç segmentlerine yönelik geliştirilen ürün gruplarıyla güvenli ve konforlu sürüşü desteklerken, aracın fabrika çıkışındaki sürüş karakteristiğinin korunmasına da katkı sağlıyor. Şirket, üretim süreçlerinde uyguladığı yüksek kalite standartlarına duyduğu güven doğrultusunda amortisörlerinde garanti süresini 2 yıldan 3 yıla çıkararak ürün kalitesine olan güvenini de ortaya koyuyor. Güvenli Yolculuk, Doğru Bakımla Başlıyor Trafik güvenliğinde sürücünün dikkatli olması kadar aracın mekanik olarak güvenli durumda bulunması da büyük önem taşıyor. Tatil planlarının keyifli anılarla tamamlanabilmesi için araçların yalnızca motor ve lastik bakımlarının değil, sürüş güvenliğini doğrudan etkileyen amortisör sistemlerinin de uzman ekipler tarafından kontrol edilmesi gerekiyor. Yaklaşan tatil sezonunda yapılacak kapsamlı araç kontrolleri; sürücülere daha güvenli, daha konforlu ve daha kontrollü bir yolculuk sunarken, olası mekanik sorunların da yolculuk başlamadan önce önüne geçilmesini sağlıyor. Maysan Mando Hakkında 1969 yılında Maysan adı ile kurulmuş olan Maysan Mando, Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi konumundadır. Maysan Mando, faaliyetlerini %60 HL Mando ve %40 Çukurova Holding ortaklığıyla sürdürmektedir. Maysan Mando’nun ürün gamında; binek ve hafif ticari araçlar, otobüsler ve kamyonların yanı sıra tarım ve askeri uygulamalar için geniş bir amortisör yelpazesi yer almaktadır. Hem doğrudan OEM hatlarına hem de yurt içi ve yurt dışı olmak üzere bayi ağı için aftermarkete yönelik üretim yapan Maysan Mando, dünyanın en büyük ana sanayii üreticilerinin hemen hepsiyle çalışmaktadır. Global markaların stratejik ortağı olarak; üretiminin %68’ini OEM devlerine, %32'sini ise yenileme pazarına sunan Maysan Mando, bugün itibariyle yenilikçi ve katma değerli ürünlerini 50’ye yakın ülkeye ihraç etmektedir. Maysan Mando, yenilikçi çalışmalarıyla sektörün gelişimine öncülük ederken, global ayak izini güçlendirmeye ve otomotiv sektörünün gelişimine katkı sağlamaya devam etmektedir. Şirket bünyesinde, karbon ayak izini azaltmak ve 2045 Karbon Nötr hedefine ulaşmak amacıyla, amortisör bileşenlerinde kullanılan malzemelerde çevre dostu, dönüştürülebilir ve bio bazlı alternatif malzeme teknolojilerine yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri de aralıksız sürdürülmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bosch Car Service, Axalta Boya Sistemleri’ni “Tercih Edilen İş Ortağı” Olarak Belirledi Haber

Bosch Car Service, Axalta Boya Sistemleri’ni “Tercih Edilen İş Ortağı” Olarak Belirledi

Bu yeni anlaşma kapsamında, kaporta ve boya hizmeti sunan tüm Bosch Car Service noktaları, Axalta’nın tüm ürün portföyüne, teknik birikimine ve servis operasyonlarını güçlendirecek çeşitli imkanlara doğrudan erişim sağlayabilecek. Türkiye’nin 81 ilinde, 385 noktada hizmet veren yaygın bağımsız servis ağlarından olan Bosch Car Service, kaporta ve boya alanındaki hizmet kalitesini güçlendirmek amacıyla Axalta Boya Sistemleri ile stratejik bir iş birliğine imza atıyor. Bu yeni anlaşma kapsamında, kaporta ve boya hizmeti sunan tüm Bosch Car Service noktaları, Axalta’nın tüm ürün portföyüne, teknik birikimine ve servis operasyonlarını güçlendirecek çeşitli imkanlara doğrudan erişim sağlayabilecek. Arslan: "Müşterilerimize yetkinliklerimizin ötesinde bir deneyim sunuyoruz" Kaporta ve boya hizmeti sunan tüm Bosch Car Service’ler, alanında küresel boya sistemleri şirketi Axalta’nın ürün portföyüne ve teknik uzmanlığına doğrudan erişim imkânı elde edecek. Bu iki küresel markanın iş birliği hakkında Bosch Mobilite Satış Sonrası Çözümler Türkiye ve Orta Doğu Bölge Direktörü Arda Arslan şöyle dedi: “İki güçlü markanın operasyonel gücü ile teknolojik birikiminin birleşmesi, otomotiv satış sonrası pazarında güven ve kalite standartları açısından yeni bir referans noktası oluşturuyor” Bosch Car Service noktalarında müşterilerine “kendi yetkinliklerimizin çok ötesinde bir deneyim sunmak için her alanda en doğru iş ortağı ile omuz omuza veriyoruz” diyen Arslan; “Tercih edilen iş ortaklarımızı belirlerken aradığımız temel kriter, ürün ve hizmet süreçlerinde yakalanan yüksek standartlardır. Axalta Boya Sistemleri ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği de bu vizyonun bir parçasıdır.” dedi. Sektör için Yeni Bir Referans Noktası Axalta adına görüşlerini paylaşan Axalta Türkiye, Orta Avrupa, Baltık Devletleri Ülke Müdürü İlkin Kokal, stratejik ortaklığın önemine dikkat çekerek şunları ifade etti: “Bosch Car Service Türkiye ile başlattığımız bu stratejik ortaklık, otomotiv satış sonrası pazarında güvenilirliği temsil eden iki güçlü markayı aynı çatı altında buluşturuyor. Servis ağının geneline yayılacak yüksek kalite ve sürdürülebilir boya çözümleri açısından kritik bir adım attığımıza inanıyoruz. Bosch Car Service’in operasyonel gücü ile Axalta’nın teknoloji uzmanlığının birleşimi, hem iş ortaklarımıza hem de son kullanıcılara somut bir katma değer sağlayacak. Bu yapı, oto tamir boya pazarında güven ve uzun soluklu iş ortaklığı anlayışı için yeni bir referans noktası olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Renault Trucks Türkiye, Master Red EDITION ile Profesyonel Çözümlerini Hafif Ticari Araçlara Taşıyor Haber

Renault Trucks Türkiye, Master Red EDITION ile Profesyonel Çözümlerini Hafif Ticari Araçlara Taşıyor

Renault Trucks Türkiye, taşımacılık profesyonellerine sunduğu ürün gamını Renault Trucks Master Red EDITION ile genişletiyor. Bu yeni yapılanma ile Renault Trucks Türkiye, özellikle ticari kullanıcılar ve filo müşterilerine yönelik uzmanlığıyla hafif ticari araç segmentinde de çözüm sunarak ticari araç pazarındaki erişimini daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Avrupa'da Fransa, İngiltere ve İspanya başta olmak üzere birçok ülkede başarıyla uygulanan bu yapı, Türkiye'de de profesyonel müşterilere daha kapsamlı çözümler sunacak. "Ticari araç kullanıcılarına tek noktadan daha kapsamlı çözümler sunacağız" Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Renault Trucks Türkiye Başkanı Sebastien Delepine; "Renault Trucks olarak müşterilerimizin iş süreçlerini ve operasyonel ihtiyaçlarını yakından tanıyoruz. Bugün ağır ticari araç müşterilerimizin önemli bir bölümü aynı zamanda hafif ticari araç filosuna da sahip. Renault Trucks Master Red EDITION'ın Türkiye’de ürün gamımıza katılmasıyla birlikte müşterilerimize ihtiyaç duydukları çözümleri tek çatı altında sunabilecek, iş ortaklığımızı daha da güçlendireceğiz" diyerek ekliyor; "Bu adım sadece ürün gamımızın genişlemesi anlamına gelmiyor. Aynı zamanda ticari araç alanındaki uzmanlığımızı, satış sonrası hizmetlerimizi ve operasyonel verimlilik odaklı yaklaşımımızı hafif ticari araç segmentine de taşıyoruz. Hedefimiz; müşterilerimizin toplam sahip olma maliyetini optimize eden, iş sürekliliğini destekleyen ve uzun vadeli değer yaratan çözümler sunmak." Farklı ticari kullanımlara uygun ürün gamıyla satışa sunuluyor Renault Trucks Türkiye, ilk etapta Master Red EDITION'ın şasi kabin ve panelvan versiyonlarını satışa sunacak. Farklı gövde seçenekleri, uzunlukları ve teknik özellikleri sayesinde bir çok ticari kullanım alanının beklentilerine yanıt veren model ailesi; ihtiyaca yönelik üstyapı çözümleriyle lojistikten dağıtıma, belediye hizmetlerinden saha operasyonlarına kadar geniş bir sektör yelpazesinde kullanılabiliyor. Toplam sahip olma maliyetini düşüren çözümler: Bakım periyotları 30.000 km Profesyonel kullanıcılar için satın alma maliyetinden çok, toplam sahip olma maliyeti belirleyici kriterlerden biri olarak öne çıkıyor. Renault Trucks tarafından sunulan Master Red EDITION modellerinde bakım periyotları, 30.000 kilometre olarak planlanıyor. Daha uzun bakım aralıkları sayesinde servis ziyaretlerinin azaltılması hedeflenirken, aracın operasyon dışında kaldığı süre de minimuma indiriliyor. Böylece işletmeler, operasyonel sürekliliklerini daha verimli şekilde sürdürürken, toplam sahip olma maliyetinde önemli avantaj elde ediyor. Renault Trucks ayrıca Renault Trucks Finansal Hizmetler kapsamında sunduğu finansman çözümleri ile esnek satın alma olanakları sağlarken ikinci el hizmetleriyle müşterilerine araç yaşam döngüsü boyunca katma değer sunmayı hedefliyor. 3 yıl / 160.000 kilometre garantiyle güvence altında Renault Trucks Master Red EDITION modelleri, 3 yıl veya 160.000 kilometre üretici garantisiyle satışa sunuluyor. Garanti süresi boyunca üretim kaynaklı oluşabilecek arızalarda parça ve işçilik desteği sayesinde işletmeler için öngörülebilir maliyet avantajı sağlanıyor. 30.000 kilometrelik bakım aralıklarıyla birleşen bu garanti yapısı, servis ziyaretlerini azaltırken araçların operasyon dışında kaldığı süreyi minimum seviyeye indiriyor ve işletmelerin operasyonel sürekliliğini destekliyor. Ağır ticari uzmanlığı artık hafif ticari araçlarda Renault Trucks Master Red EDITION müşterileri, Renault Trucks'ın ağır ticari araç alanındaki uzmanlığından, yaygın satış ve servis ağından ve profesyonel satış sonrası hizmetlerinden de yararlanacak. Ticari araç kullanıcıları için zamanın değerinin farkında olan Renault Trucks; uzman teknik kadrosu, hızlı servis anlayışı ve operasyon odaklı hizmet yaklaşımıyla araçların mümkün olan en kısa sürede yeniden yola çıkmasını hedefliyor. Renault Trucks Master Red EDITION; bağlantılı araç teknolojileri, gelişmiş güvenlik sistemleri, düşük toplam sahip olma maliyeti, 3 yıl garanti süresi, uzun bakım aralıkları ve kapsamlı satış sonrası hizmetleriyle profesyonel kullanıcıların iş süreçlerine değer katarken, Renault Trucks'ın müşterilerine sunduğu çözüm ekosistemini de daha da güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İkinci El Araç Satışında Yapay Zeka Dönemi Başladı Haber

İkinci El Araç Satışında Yapay Zeka Dönemi Başladı

Dijitalleşmenin hız kazandığı ikinci el otomotiv sektöründe yapay zeka destekli teknolojiler ise fiyatlandırma süreçlerinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Türkiye'de ikinci el araç satış süreçlerini teknolojiyle dönüştürmeyi hedefleyen Otoboom, geliştirdiği altyapı sayesinde araçların piyasa değerinin belirlenmesi sürecini, geniş veritabanlarından elde edilen verileri yapay zekâ desteğiyle analiz ederek destekliyor. Sistem; marka, model, kilometre, yaş, donanım özellikleri, bölgesel talep, ilan trendleri ve piyasa hareketleri gibi birçok değişkeni değerlendirerek araç sahiplerine daha gerçekçi ön fiyat önerileri sunuyor. Hızlı, Şeffaf ve Güvenilir Satış Deneyimi İkinci el araç satışında en büyük sorunlardan biri olan fiyat belirsizliğini azaltmayı amaçlayan Otoboom, araç sahiplerinin satış süreçlerini daha hızlı ve kolay şekilde yönetmelerine yardımcı oluyor. Kullanıcılar platform üzerinden araç bilgilerini paylaşarak ön değerlendirme alabiliyorlar. Uzman ekip tarafından gerçekleştirilen kontrollerin ardından ise kendilerine araçları için fiyat teklifi sunuluyor. Araç sahiplerinin ilan yönetimi, alıcı görüşmeleri ve satış operasyonlarıyla vakit kaybetmeden araçlarını değerlendirebildiği sistem, ikinci el araç satışında şeffaf ve güvenilir bir deneyim sunuyor. Verinin Gücü Otomotiv Sektörünü Dönüştürüyor Küresel ölçekte otomotiv sektöründe yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte veri temelli karar alma süreçleri de önem kazanıyor. Özellikle ikinci el araç pazarında doğru fiyatlandırma, satış hızını ve müşteri memnuniyetini doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. Otoboom Ticari Operasyonlar Direktörü Murat Karademir, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “İkinci el araç satışında en kritik noktalardan biri doğru fiyatlandırma. Geleneksel yöntemlerde kişisel yorumlar ve sınırlı piyasa bilgileri etkili olurken, bugün teknolojinin sunduğu imkanlarla çok daha kapsamlı analizler yapmak mümkün hale geldi. Otoboom olarak yapay zeka destekli metodolojimiz ve geniş veri kaynakları ile çalışan altyapımız sayesinde piyasa dinamiklerini anlık olarak değerlendiriyor, araç sahiplerine veriye dayalı fiyatlama desteğiyle daha verimli bir satış süreci sunuyoruz. Amacımız ikinci el araç satışını daha hızlı, şeffaf ve herkes için daha güvenilir hale getirmek.” Teknoloji Destekli İkinci El Araç Ekosistemi İstanbul ve Ankara'da faaliyetlerine başlayan Otoboom, ikinci el araç satış süreçlerini dijitalleştiren teknolojik altyapısıyla kullanıcı deneyimini geliştirmeyi hedefliyor. Yapay zeka destekli değerleme sistemleri, uzman inceleme süreçleri ve operasyonel destek hizmetleriyle araç sahiplerinin satış süreçlerini kolaylaştıran platform, ikinci el otomotiv sektöründe güven odaklı yeni bir yaklaşım sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yüksek Teknoloji ve Katma Değerli Üretim, Maysan Mando’yu İSO 500’e Taşıdı Haber

Yüksek Teknoloji ve Katma Değerli Üretim, Maysan Mando’yu İSO 500’e Taşıdı

Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi Maysan Mando, sektör arenasındaki başarılarına bir yenisini daha ekledi. Maysan Mando, İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” listesine adını yazdırarak, Türkiye’nin sanayi devleri arasında yerini aldı. Türkiye ekonomisinin en önemli referans çalışmalarından biri olarak kabul edilen İSO 500 araştırması, şirketleri net satışlar, üretimden satışlar, ihracat, brüt katma değer ve faaliyet performansları gibi birçok kriter doğrultusunda değerlendiriyor. Maysan Mando’nun bu prestijli listede yer alması, yalnızca üretim gücünün değil, aynı zamanda uzun vadeli büyüme vizyonunun da bir yansıması niteliği taşıyor. Yüksek Katma Değerli Üretim Stratejisi Sonuç Veriyor Son yıllarda odağını yüksek katma değerli ürünlere yönlendiren Maysan Mando, otomotiv sektöründeki dönüşüme paralel olarak teknoloji yatırımlarını ve ürün geliştirme çalışmalarını hızlandırıyor. Özellikle modül sistemleri ve ileri valf teknolojileri alanında yürütülen çalışmalar, şirketin küresel pazarlardaki rekabet gücünü artıran önemli unsurlar arasında yer alıyor. Katma değeri yüksek ürünlere yönelik stratejik dönüşüm, şirketin sadece üretim hacmini değil, ürün kalitesini ve teknolojik yetkinliklerini de ileri taşıyor. Maysan Mando Hakkında 1969 yılında Maysan adı ile kurulmuş olan Maysan Mando, Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi konumundadır. Maysan Mando, faaliyetlerini %60 HL Mando ve %40 Çukurova Holding ortaklığıyla sürdürmektedir. Maysan Mando’nun ürün gamında; binek ve hafif ticari araçlar, otobüsler ve kamyonların yanı sıra tarım ve askeri uygulamalar için geniş bir amortisör yelpazesi yer almaktadır. Hem doğrudan OEM hatlarına hem de yurt içi ve yurt dışı olmak üzere bayi ağı için aftermarkete yönelik üretim yapan Maysan Mando, dünyanın en büyük ana sanayii üreticilerinin hemen hepsiyle çalışmaktadır. Global markaların stratejik ortağı olarak; üretiminin %68’ini OEM devlerine, %32'sini ise yenileme pazarına sunan Maysan Mando, bugün itibariyle yenilikçi ve katma değerli ürünlerini 50’ye yakın ülkeye ihraç etmektedir. Maysan Mando, yenilikçi çalışmalarıyla sektörün gelişimine öncülük ederken, global ayak izini güçlendirmeye ve otomotiv sektörünün gelişimine katkı sağlamaya devam etmektedir. Şirket bünyesinde, karbon ayak izini azaltmak ve 2045 Karbon Nötr hedefine ulaşmak amacıyla, amortisör bileşenlerinde kullanılan malzemelerde çevre dostu, dönüştürülebilir ve bio bazlı alternatif malzeme teknolojilerine yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri de aralıksız sürdürülmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.