Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Otomotiv Yan Sanayi Haberleri

Kapsül Haber Ajansı - Otomotiv Yan Sanayi Haberleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otomotiv Yan Sanayi Haberleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Škoda’nın Yeni Elektrikli Modeli Epiq’in Üretimi Başladı Haber

Škoda’nın Yeni Elektrikli Modeli Epiq’in Üretimi Başladı

Günlük kullanım için tasarlanan Epiq, elektrifikasyonun yaygınlaşması konusunda önemli bir rol oynayacak. Bu yeni model, önümüzdeki yılın ikinci yarısından itibaren Türkiye’de de satışa sunulacak. Elektrikli ürün gamının önemli oyuncularından biri Markanın yeni MEB+ platformu üzerine geliştirilen ilk modeli olan Epiq, aynı zamanda Škoda’nın yeni Modern Solid tasarım dilini tamamen yansıtan ilk otomobil olarak öne çıkıyor. Epiq, yakın zamanda tanıtılacak yeni nesil elektrikli SUV modeli Škoda Peaq ile birlikte markanın elektrikli mobilite stratejisinin temel taşlarından biri olacak. Böylece markanın Enyaq ve Elroq modelleriyle yakaladığı başarı çıtasını daha da yukarıya taşıyacak. Yeni Epiq, üst segment modellerde sunulan birçok gelişmiş güvenlik ve sürüş destek sistemini de bünyesinde barındırıyor. 85 kW ile 155 kW arasında değişen güç seçenekleri ve farklı batarya alternatifleriyle sunulacak model, farklı kullanıcı beklentilerine cevap verecek şekilde geliştirildi. Yaklaşık 440 kilometreye varan sürüş menzili sunan Epiq, şehir içi kullanımın yanı sıra günlük ulaşım ihtiyaçları ve uzun yolculuklar için de pratik bir elektrikli mobilite çözümü olarak öne çıkıyor. İspanya’daki modern üretim merkezi Pamplona yakınlarında bulunan Volkswagen Navarra fabrikası, Volkswagen Grubu’nun önemli üretim merkezlerinden biri olarak faaliyet gösteriyor. Yaklaşık 5 bin çalışanın görev yaptığı tesis, günlük 1.400’ün üzerinde araç üretim kapasitesine sahip. Grup içinde farklı modellerin üretimine ev sahipliği yapan tesis, içten yanmalı motorlu ve elektrikli araçları aynı üretim hattında üretebilen esnek yapısıyla dikkat çekiyor. Bu tesisten her 54.6 saniyede bir araç banttan iniyor. Epiq’in İspanya’da üretilmesiyle birlikte Škoda, Çek Cumhuriyeti’ndeki üretim tesislerinde yüksek talep gören diğer modeller için kapasite yaratırken, Avrupa pazarındaki elektrikli araç talebine daha hızlı yanıt verebilmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akbank Ticari Yeşil Büyüme Buluşmaları Bursa’da Başladı Haber

Akbank Ticari Yeşil Büyüme Buluşmaları Bursa’da Başladı

Akbank, işletmelerin sürdürülebilir finansmana erişimini kolaylaştırmak ve yeşil dönüşüm yatırımlarını hızlandırmak amacıyla başlattığı Akbank Ticari Yeşil Büyüme Buluşmaları programının ilk etkinliğini Bursa’da gerçekleştirdi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ve Akbank Dönüşüm Akademisi iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte, işletmelerin yeşil dönüşüm yatırımlarını hayata geçirirken ihtiyaç duydukları sürdürülebilir finansman kaynaklarına nasıl erişebilecekleri tüm yönleriyle değerlendirildi. Program kapsamında Akbank’ın sürdürülebilir finansman ürünleri, uluslararası fon kaynakları, EBRD GEFF II Yeşil Ekonominin Finansmanı Programı, uygun yatırım alanları, başvuru süreçleri ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından sunulan teşvik ve destek mekanizmaları katılımcılarla paylaşıldı. Program sonunda yapılan görüşmede ise katılımcı firmalar, Akbank sürdürülebilir finansman uzmanları ve Akbank Sürdürülebilir Finansman Ekosistemi’nde yer alan çözüm ortaklarıyla bire bir görüşme fırsatı buldu. Böylece işletmeler, yatırım ihtiyaçlarına uygun finansman kaynakları, bankacılık ürünleri, teknik danışmanlık ve teknoloji çözümleri hakkında kapsamlı bilgi edinerek yeşil dönüşüm yolculuklarını hızlandıracak somut adımları değerlendirdi. “Yeşil dönüşüm, işletmeler için stratejik bir büyüme gündemi” Etkinlikte konuşan Akbank Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Özlem Atik, “Yeşil dönüşüm artık işletmeler için yalnızca bir uyum başlığı değil; verimlilik, rekabet gücü, ihracat kapasitesi ve uzun vadeli dayanıklılık açısından stratejik bir büyüme gündemi. Bu dönüşümü doğru zamanda ve doğru finansman modeliyle yöneten şirketlerin geleceğin değer zincirlerinde daha güçlü konumlanacağına inanıyoruz. Bu doğrultuda Akbank’ta sürdürülebilirliği uzun vadeli stratejimizin merkezine koyuyoruz. 2030 yılına kadar 800 milyar TL sürdürülebilir finansman sağlama hedefimiz doğrultusunda bugün 758 milyar TL’yi aşan bir hacme ulaştık. Bu rakam, söz konusu kritik alanda müşterilerimizin çözüm ortağı olma hedefimizin önemli bir yansıması. Finansman gücümüzle birlikte işletmelerin doğru yatırım alanlarını belirlemesine, uygun finansman kaynaklarına erişmesine, teşvik ve destek mekanizmalarından yararlanmasına ve teknik çözüm sağlayıcılarla buluşmasına katkı sunmayı da önceliklendiriyoruz. Bu çalışmalarımıza Akbank Ticari Yeşil Büyüme Buluşmaları ile yeni bir halka ekledik. Yeşil dönüşümde şirketlerin güvenilir finansman ve çözüm ortağı olarak hareket etmeye devam edeceğiz” dedi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz “Yeşil dönüşüm vizyonunun yatırıma dönüşmesi güçlü bir finansal mimariyi de gerektirir. Uluslararası raporlar, iklim ve sürdürülebilir kalkınma yatırımları için her yıl trilyonlarca dolarlık bir kaynağa ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir. Ülkemizde 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda önümüzdeki dönemde enerji, sanayi, ulaştırma ve binalar başta olmak üzere geniş bir alanda çok büyük ölçekli yatırımlara ihtiyaç duyulacağı açıktır. Dolayısıyla yeşil dönüşüm, iyi niyetle değil doğru finansmanla; temenniyle değil ölçülebilir projelerle; günü kurtaran adımlarla değil uzun vadeli stratejiyle başarıya ulaşacaktır. Bu nedenle bu etkinlikte ele aldığımız finansman modelleri, sanayicimiz için büyük önem taşıyor. Bu kapsamda Akbank’ın Yeşil Finansman Ekosistemi, EBRD’nin GEFF Türkiye II programı ve Bakanlığımızın enerji verimliliği destekleri, firmalarımızın dönüşüm yolculuğunda güçlü birer kaldıraç niteliğinde görüyorum. Bu kaynakların doğru projelerle buluşması, Bursa’nın dünya ticaretindeki payını artıracak, ihracatçımızın rekabet gücünü geliştirecek ve sanayimizin geleceğe daha güvenli adımlarla yürümesini sağlayacaktır.” Şeklinde konuştu. Akbank Ticari Yeşil Büyüme Buluşmaları farklı illerde devam edecek Akbank Ticari Yeşil Büyüme Buluşmaları ile işletmelerin yeşil dönüşüm yolculuklarında ihtiyaç duydukları bilgiye, finansmana, teknik desteğe ve çözüm ortaklarına daha kolay erişebilmesi hedefleniyor. Program kapsamında, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, kaynak verimliliği, karbon emisyonlarının azaltılması, su ve atık yönetimi gibi alanlarda yatırım planlayan firmalara sürdürülebilir finansman modelleri konusunda yol gösterilmesi amaçlanıyor. Akbank, bu etkinlik serisini Türkiye’nin farklı bölgelerinde sürdürmeyi ve sürdürülebilir finansman ekosistemini daha fazla şehirde, daha fazla işletme ve daha fazla paydaşla buluşturmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Maysan Mando, Automechanika İstanbul’da Yüksek Teknolojili Ürünleriyle İlgi Odağı Oldu Haber

Maysan Mando, Automechanika İstanbul’da Yüksek Teknolojili Ürünleriyle İlgi Odağı Oldu

Şirket, dört gün boyunca dünyanın farklı ülkelerinden gelen sektör profesyonellerini standında ağırlarken, gerçekleştirdiği iş görüşmeleri ve yeni bağlantılarla fuarı verimli bir şekilde tamamladı. 19-22 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen ve bu yıl 25’inci yılını kutlayan Automechanika İstanbul, otomotiv satış sonrası sektörünün küresel oyuncularını İstanbul’da bir araya getirdi. Maysan Mando, Salon 8 A165 numaralı standında sergilediği ileri teknoloji ürünleriyle fuarın yoğun ilgi gören markaları arasında yer aldı. Yüksek katma değerli ürünler yoğun ilgi gördü Maysan Mando’nun fuarda öne çıkan en önemli başlıklarından biri, yüksek katma değerli ürünlere yönelik stratejik dönüşümü oldu. Şirketin özellikle modül sistemleri ve ileri valf teknolojileri alanında geliştirdiği ürünler, ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Otomotiv sektöründe değişen ihtiyaçlara paralel olarak Ar-Ge yatırımlarını güçlendiren Maysan Mando, üretim altyapısını da ileri mühendislik çözümlerine göre şekillendiriyor. Fuarda sergilenen teknolojiler, şirketin sadece üretim kapasitesiyle değil, mühendislik gücü ve inovasyon yaklaşımıyla da sektörde güçlü bir konumda bulunduğunu ortaya koydu. Automechanika İstanbul’da küresel iş birlikleri öne çıktı Fuar süresince Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Asya başta olmak üzere dünyanın birçok farklı bölgesinden sektör temsilcileriyle temas kuran Maysan Mando, yeni iş birlikleri açısından önemli görüşmelere imza attı. Mevcut iş ortaklarıyla ilişkilerini güçlendiren şirket, uluslararası pazarlardaki büyüme hedefleri doğrultusunda yeni bağlantılar geliştirme fırsatı da yakaladı. OEM ve aftermarket alanındaki güçlü üretim yetkinliğiyle dikkat çeken Maysan Mando, küresel otomotiv sektörünün dönüşümüne uyum sağlayan ürün gamıyla fuarın en yoğun ziyaret edilen stantlarından biri oldu. Ar-Ge ve ileri teknoloji odağı güçleniyor Maysan Mando, son dönemde özellikle ileri amortisör teknolojileri, valf sistemleri ve modül çözümleri alanındaki yatırımlarını artırarak yüksek teknolojili üretime odaklanıyor. Şirketin Ar-Ge merkezinde yürütülen çalışmalar, sürüş konforu, dayanıklılık, güvenlik ve performans kriterlerini aynı anda geliştiren yeni nesil ürünlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Fuarda sergilenen çözümler, Maysan Mando’nun sadece bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin mobilite beklentilerine yönelik çalışmalar yürüttüğünü de ortaya koydu. Yenilikçi yaklaşımıyla dikkat çeken şirket, sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda teknoloji yatırımlarını artırmaya devam ediyor. Maysan Mando Hakkında 1969 yılında Maysan adı ile kurulmuş olan Maysan Mando, Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi konumundadır. Maysan Mando, faaliyetlerini %60 HL Mando ve %40 Çukurova Holding ortaklığıyla sürdürmektedir. Maysan Mando’nun ürün gamında; binek ve hafif ticari araçlar, otobüsler ve kamyonların yanı sıra tarım ve askeri uygulamalar için geniş bir amortisör yelpazesi yer almaktadır. Hem doğrudan OEM hatlarına hem de yurt içi ve yurt dışı olmak üzere bayi ağı için aftermarkete yönelik üretim yapan Maysan Mando, dünyanın en büyük ana sanayii üreticilerinin hemen hepsiyle çalışmaktadır. Global markaların stratejik ortağı olarak; üretiminin %68’ini OEM devlerine, %32'sini ise yenileme pazarına sunan Maysan Mando, bugün itibariyle yenilikçi ve katma değerli ürünlerini 50’ye yakın ülkeye ihraç etmektedir. Maysan Mando, yenilikçi çalışmalarıyla sektörün gelişimine öncülük ederken, global ayak izini güçlendirmeye ve otomotiv sektörünün gelişimine katkı sağlamaya devam etmektedir. Şirket bünyesinde, karbon ayak izini azaltmak ve 2045 Karbon Nötr hedefine ulaşmak amacıyla, amortisör bileşenlerinde kullanılan malzemelerde çevre dostu, dönüştürülebilir ve bio bazlı alternatif malzeme teknolojilerine yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri de aralıksız sürdürülmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bosch Rexroth, Türkiye’deki 50. Yılını İş Ortakları ile Birlikte Kutladı Haber

Bosch Rexroth, Türkiye’deki 50. Yılını İş Ortakları ile Birlikte Kutladı

Endüstriyel ve mobil uygulamalar için otomasyon çözümlerinin önde gelen sağlayıcılarından Bosch Rexroth, Türkiye’deki 50. yılını 12-15 Mayıs tarihlerinde Antalya’da düzenlediği “Certified Excellence Partner (CEPM2026)” etkinliği ile kutladı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen seçkin iş ortaklarının katılımıyla gerçekleşen etkinlikte şirketin yarım asırlık yolculuğu, sanayinin dönüşümündeki öncü rolü, güncel teknolojileri ve geleceğe yönelik vizyonu ile birlikte ele alındı. Bosch Rexroth Doğu Avrupa ve Orta Doğu Bölge Başkanı Thomas Ilkow ile Bosch Rexroth Türkiye Satıştan Sorumlu Genel Müdürü Hasan Civan’ın açılış konuşmalarıyla başlayan etkinlikte, hızla değişen küresel dinamikler karşısında sürdürülebilir büyümenin ancak güçlü adaptasyon kabiliyeti ve sağlam iş ortakları ile mümkün olduğu vurgulandı. Bosch Rexroth Türkiye Satıştan Sorumlu Genel Müdürü Hasan Civan, etkinlikte yaptığı konuşmada şunları ifade etti: “Bosch Rexroth Türkiye olarak 50 yıldır teknoloji geliştiren müşterilerimiz, iş ortaklarımız ve çalışanlarımızla birlikte büyüyen güçlü bir ekosistemi temsil ediyoruz. Certified Excellence Partner ağımız, bu ortak başarının en somut göstergeleri arasında yer alıyor. Önümüzdeki dönemde de global teknoloji gücümüzü yerel uzmanlıkla birleştirerek sanayinin dönüşümüne birlikte yön vermeyi sürdüreceğiz.” Geleceğe Yön Veren İçgörüler ve İlham Veren Buluşmalar Toplantı boyunca, hızla değişen dünyada sürdürülebilir iş büyümesi odağında küresel ekonomik görünüm değerlendirilirken, yeni büyüme fırsatları, gelişen pazar dinamikleri ve potansiyel zorluklar çok boyutlu bir perspektifle ele alındı. Bu kapsamda Prof. Dr. Emre Alkin’in küresel ekonomi, riskler ve fırsatlar üzerine yaptığı değerlendirmeler katılımcılara geleceğe yönelik önemli perspektifler sundu. Ayrıca, Türkiye’nin yanı sıra Almanya, İtalya ve Macaristan’dan katılan Bosch Rexroth uzmanlarının liderliğindeki workshoplarda, şirketin hidrolik, fabrika otomasyonu ve hareket kontrolü alanlarındaki en güncel teknoloji ve çözümleri detaylı olarak paylaşıldı. Etkinlik kapsamında ayrıca Bosch Rexroth Türkiye’nin 50 yıllık yolculuğuna tanıklık eden ve uzun yıllara dayanan iş birliği ve katkıları dolayısıyla Hipaş A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Fikret Dalkıran’a “50. Yıl Özel Ödülü” takdim edildi. Bunun yanı sıra, yıl boyunca üstün performans gösteren iş ortakları da plaketle ödüllendirildi. Yarım Asırlık Yolculuktan Güç Alan Dönüşüm Vizyonu Bosch Rexroth Türkiye’nin 50 yıllık yolculuğu, sanayinin dönüşümüne yön veren güçlü bir mühendislik ve teknoloji vizyonunu yansıtıyor. Bu yarım asırlık süreçte hareket ve kontrol teknolojilerini tarımdan robotik uygulamalara, otomotivden havacılığa uzanan geniş bir etki alanında sektörler arası bir bağlayıcı güç haline getiren şirket, şimdi bu derin birikimi geleceğe taşıyor. 50. yılıyla birlikte geçmişin tecrübesini enerji verimliliği, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı yeni nesil çözümlerle birleştiren Bosch Rexroth Türkiye, sanayinin geleceğine yön veren vizyonunu her zamankinden daha güçlü bir şekilde ortaya koymayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şentürk Otomotiv’e Kia Türkiye’den Çifte Ödül Haber

Şentürk Otomotiv’e Kia Türkiye’den Çifte Ödül

Marka, “Müşteri Memnuniyeti En Yüksek Yetkili Satıcı” ödülünün yanı sıra “Garanti Süreç Yönetimi Başarı Ödülü”ne de layık görülerek, hizmet kalitesindeki başarısını bir kez daha tescilledi. Kia Türkiye tarafından verilen bu iki önemli ödül; Şentürk Otomotiv’in yalnızca satış süreçlerinde değil, satış sonrası hizmetler ve operasyonel süreç yönetiminde de yüksek standartlarda hizmet sunduğunu ortaya koydu. Müşteri deneyimini tüm operasyonlarının merkezine alan marka, kullanıcı memnuniyetini sürdürülebilir başarıya dönüştüren yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Müşteri odaklı hizmet kültürüyle öne çıkıyor Satıştan satış sonrasına, servis hizmetlerinden sigorta ve araç kiralamaya kadar uzanan geniş hizmet ağıyla müşterilerine bütüncül bir otomotiv deneyimi sunan Şentürk Otomotiv, 30 yılı aşkın sektör tecrübesiyle büyümesini sürdürüyor. Güvenilir hizmet anlayışı, uzman kadrosu ve çözüm odaklı yaklaşımıyla sektörde fark yaratan marka, müşteri odaklı hizmet kültürüyle öne çıkmaya devam ediyor. “Müşteri Memnuniyeti En Yüksek Yetkili Satıcı” ödülü, Şentürk Otomotiv’in müşteri deneyimine verdiği önemin ve kullanıcı beklentilerine sunduğu yüksek standartlı hizmetin bir göstergesi olurken; “Garanti Süreç Yönetimi Başarı Ödülü” ise satış sonrası hizmetlerdeki operasyonel başarının ve süreç yönetimindeki güçlü performansın önemli bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Şentürk Otomotiv Yönetimi tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Müşteri memnuniyetini yalnızca bir hedef değil, kurum kültürümüzün temel yapı taşı olarak görüyoruz. Kia Türkiye tarafından iki ayrı kategoride bu değerli ödüllere layık görülmek bizim için büyük bir gurur. Bu başarı; müşterilerimizin güveni, ekip arkadaşlarımızın özverisi ve yıllardır sürdürdüğümüz kaliteli hizmet anlayışının bir sonucudur. Önümüzdeki dönemde de müşterilerimize en iyi deneyimi sunmaya devam edeceğiz.” Şentürk Otomotiv Hakkında 1992 yılında kurulan Şentürk Otomotiv, otomotiv sektöründe satış, satış sonrası hizmetler, sigorta ve araç kiralama alanlarında faaliyet göstermektedir. Hyundai ve Kia başta olmak üzere güçlü marka iş birlikleriyle hizmet veren Şentürk Otomotiv, müşteri memnuniyetini merkeze alan yaklaşımı ve 30 yılı aşkın deneyimiyle sektörün öncü markaları arasında yer almaktadır. Hyundai ve Kia markalarıyla başlayan yolculuğunu yeni yatırımlar ve gelişen hizmet alanlarıyla büyüten Şentürk Otomotiv, geleceğin mobilite dünyasına uyum sağlayan vizyonuyla sektördeki güçlü konumunu pekiştiriyor. Yenilikçi yaklaşımı ve insan odaklı hizmet anlayışıyla marka, otomotiv sektöründe müşteri deneyimi standartlarını yükseltmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Makine İhracatı 4 Ayda 9,3 Milyar Dolar Oldu Haber

Makine İhracatı 4 Ayda 9,3 Milyar Dolar Oldu

Sanayicinin küresel rekabet gücünü korumak ve imalatçı sektörler üzerindeki yükleri hafifletmek üzere son dönemde kamu tarafından atılan adımları desteklediklerini belirten Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, “Yerli tedarik zincirini korumak ve firmaların küresel pazardaki dönüşüm süreçlerini finanse etmek için finansal piyasalardaki teknik tıkanıklıkların giderilmesi ve kaynakların teknoloji geliştiren stratejik sektörlere seçici şekilde yönlendirilmesi gerekiyor” dedi. Makine imalat sanayii konsolide verilerine göre; yılın ilk dört ayında serbest bölgeler dâhil toplam makine ihracatı, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %4,5 artışla 9,3 milyar dolar oldu. İhraç edilen makine miktarı %6,7 gerilemiş olsa da KG başına ortalama ihracat fiyatının %12’lik artışla 8,6 dolara yükselmesi ile bu dönemde 350 milyon dolar daha fazla ihracat yapıldı. Yıllıklandırılmış konsolide makine ihracatı %1,3 artışla 29,1 milyar dolar olurken, makine ithalatı önceki 12 aya göre %8,2 artışla 47,2 milyar dolara yükseldi. Türkiye’nin makine ihracatında ilk sırada gelen Almanya'ya satışların %14,1 artışla 1,1 milyar dolara yükseldiği bu dönemde %39,5 artışın gerçekleştiği ABD'ye yapılan makine ihracatı 767 milyon dolara ulaştı. Makine ihracatının %12,7 artışla 442 milyon dolara yükseldiği İtalya üçüncü sıradaki yerini korurken, Irak, Rusya ve Polonya en çok daralan büyük pazarlar oldu. En fazla ihracatın gerçekleştiği içten yanmalı motor ve aksamları %6,4 artışla 867 milyon dolara ulaşılırken, 629 milyon dolar tutarında inşaat ve madencilik makinesi ile 530 milyon dolar tutarında pompa ve kompresör ihracatı gerçekleştirildi. Türbin, turbojet ve hidrolik silindirler %40,1 ile oransal olarak en çok yükseliş gösteren alt sektör olurken, en yüksek düşüş %52,2 ile deri işleme makinelerinde gözlendi. “Her adımın başka bir aktörün çıkarlarıyla çarpıştığı karmaşık bir labirentteyiz” Ülkelerin güvenlik kaygıları ve jeopolitik güç savaşları arttıkça çıkar çatışmalarının yeni gümrük ve teknoloji duvarları örmeye devam ettiğine dikkat çeken Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, küresel ekonomik konjonktürü şu şekilde değerlendirdi: “Ukrayna-Rusya Savaşı nedeniyle enerji tedarikinde uzun süredir ek maliyetlere katlanan Avrupa, küresel enerji hatlarının Hürmüz Boğazı’nda kilitlenmesi nedeniyle şimdiden 25 milyar euro daha ilave enerji maliyeti ile karşı karşıya. Çözüm sağlayacak altyapı yatırımlarının uzun yıllar alacağı bu enerji türbülansının ortasında, Almanya milli gelirinin %3,1’ini savunma harcamalarına ayırarak bütçesini askeri modernizasyon hamlesine dönüştürmeye çalışıyor. Yatırımların odağının değiştiği bu tabloda; makine sanayiimizin yüksek teknoloji üreten mevcut hatlarının, savunma sanayiinin özel regülasyon ve sertifikasyon gereksinimleriyle tam uyumlu bir entegrasyon sürecinden geçmesi gerekiyor. Ancak bu dönüşüm, son dönemde ABD ve Çin arasında tekrar tırmanan ve küresel tedarik zincirlerini istikrarsızlaştıran teknoloji savaşlarının gölgesinde, her adımın bir diğer aktörün çıkarlarıyla çarpıştığı karmaşık bir labirentte ilerlemeyi gerektiriyor.” Ülkelerin birbiriyle çelişen çıkar çatışmaları içinde her aktörün yeni iş birlikleri ve çoklu ittifaklarla yönünü bulmaya çalıştığı bu süreçte Türkiye’nin tüm ticari muhataplarıyla diyalog kuran proaktif bir tutum izlediğini Yılmaz şunları belirtti: “Biz bu stratejik yön arayışını, küresel sanayiinin kalbinin attığı her noktada sahada bulunarak yönetiyoruz. Farklı kıtalara yayılan geniş bir coğrafyada gerçekleşen yoğun fuar ve ticaret heyeti maratonumuzda, Türk makinesinin güvenilir ve esnek çözüm ortağı kimliğini tescillemeye çalışıyoruz. Batı’nın siber güvenlik ve düşük karbon odaklı yeni nesil korumacılık duvarlarına uyum sağlarken, Doğu’nun teknolojik hammadde ve üretim avantajlarıyla rekabet ettiğimiz bu denklemde dünyanın her yerinde güven duyulan partner olma özelliğimizi korumak istiyoruz.” “İmalatçı sektörler üzerindeki yükleri hafifleten adımları destekliyoruz” Küresel rekabette öne geçmeyi amaçlayan bu girişimlerin, firmaların finansal manevra alanını genişletecek yapısal adımlarla desteklenmesinden memnun olduklarını dile getiren Yılmaz şu değerlendirmelerde bulundu: “Yatırım Teşvik Paketi ile gündeme gelen kurumlar vergisi indirimini, imalatçı sektörler üzerindeki yükleri hafifletmek üzere stratejik bir adım olarak destekliyoruz. Bu düzenleme, hem yerli tedarik zincirini korumak hem de firmalarımızın küresel pazardaki dönüşüm süreçlerini finanse edebilmek açısından önemli. Finansal piyasalardaki teknik tıkanıklıkların giderilmesi, bu adımın kalıcı bir etkiye dönüşmesine büyük katkı sağlar. Yabancı para kredi kullanım kısıtıyla daralan kredi arzı ve yüksek komisyon maliyetleri, ihracatçının en temel savunma mekanizması olan doğal hedge imkânını elinden alarak finansal riskleri artırıyor. TL kredilerdeki istisnaların yabancı para kredilerde sadece İGE kapsamıyla sınırlandırılması da uluslararası fonlara ve döviz cinsi kaynaklara erişimi zorlaştırıyor. Finansal enstrümanların, vergi indirimlerinden kredi piyasasına kadar bir bütün olarak kurgulanacağına ve Orta Doğu’daki gelişmeler neticelendiğinde sanayicinin ihtiyaç duyduğu finansman kanallarının daha açık tutulacağına inanıyoruz.” “Kaynaklar stratejik sektörlere seçici şekilde yönlendirilmeli” Sanayideki mevcut kapasite artışlarını ve teknolojik yenilenme yatırımlarını kaynak israfı olarak değerlendiren finansal analizlerin madalyonun diğer yüzünü gözden kaçırdığına dikkat çeken Yılmaz sözlerini şöyle tamamladı: “Sanayicinin asıl önceliği kâr maksimizasyonu değil, rakipleriyle teknolojik olarak başa çıkabileceği sürdürülebilir bir yatırım zeminine kavuşmaktır. Üretim tesislerindeki kapasite kullanım oranlarının düşük kalmasını, dünya genelinde artan makroekonomik uyumsuzlukla ilgili görmek gerekiyor. Yurt içi tarafında da kurun enflasyonun altında seyretmesi nedeniyle sanayi gelirlerinin maliyetlerin altında seyrettiği uzun bir süreç yaşandı. İhracatçıyı dış rekabette dezavantajlı hale getiren ve artık sonuna geldiğimize inandığımız bu uyumsuzluk, ithalatı cazip kılarak yerli üreticiyi iç pazarda ana tedarikçi olma özelliğini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı. Kısacası yatırımların henüz beklenen verimliliğe ulaşamamasının nedenini siyasi ve jeopolitik belirsizliklerin artırdığı küresel istikrarsızlıkta ve rekabetçilikte yaşanan geçici yıpranmada aramak gerekir. Finansal piyasalardaki teknik tıkanıklıkların giderilmesi ve kaynakların teknoloji geliştiren stratejik sektörlere seçici şekilde yönlendirilmesi, Türkiye ekonomisini hızlı bir şekilde canlandıracaktır. Sanayideki mevcut kapasite ve potansiyelin bütüncül bir stratejiyle yüksek verimliliğe dönüştürülmesi, cari açık ve enflasyonla mücadelede yine en güçlü silahımız olacaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Usta Projesi’nin Kayseri Buluşması Gerçekleşti Haber

Dijital Usta Projesi’nin Kayseri Buluşması Gerçekleşti

14 Mayıs’ta Kayseri Ticaret Odası ev sahipliğinde düzenlenen etkinlikte e-ticaret ekosisteminin sunduğu fırsatlar, gençler ve işletmeler için dijitalleşmenin önemi ve sektördeki başarı hikayeleri ele alındı. Etkinliğin açılış konuşmalarını Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Emre Sönmez ve Trendyol Grubu, Satış ve İş Geliştirme Direktörü Özkan Çokaygil gerçekleştirdi. Konuşmalarda gençlerin e-ticaret alanındaki kariyer fırsatlarıyla buluşmasının ve KOBİ’lerin e-ticaret ve e-ihracatla büyüme potansiyelinin desteklenmesinin önemine dikkat çekildi. “Kayseri’nin üretim ve ticaret gücünü dijitalleşmeyle ileri taşıyacağız” Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Emre Sönmez, etkinlikte yaptığı konuşmada Kayseri’nin güçlü ticaret geleneğine ve girişimcilik kültürüne değindi. Sönmez, şunları söyledi: “Artık ticaretin yalnızca dükkanlarda ya da sanayi bölgelerinde sınırlı kalmadığı; dijital platformlarda ve pazaryerlerinde hızla büyüdüğü bir dönemdeyiz. Türkiye’de e-ticaret hacminin 2025 yılı sonu itibarıyla yıllık bazda yüzde 52,2 artışla 4 trilyon 567 milyar liraya ulaşması, bu alanın sunduğu fırsatın büyüklüğünü açıkça ortaya koyuyor. KOBİ’lerimiz için dijitalleşme artık bir tercih değil, var olabilmek ve rekabet gücünü koruyabilmek için bir zorunluluktur. Kayseri olarak hedefimiz; üretim gücümüzü dijitalle birleştirerek ürünlerimizi dünyaya çok daha güçlü şekilde pazarlamaktır. E-Ticaret Uyum Endeksi sonuçlarına göre Kayseri’nin 11 bin 383 işletme ile İstanbul’un ardından Türkiye genelinde ikinci sıraya yerleşmesi, şehrimizin e-ticaret konusunda güçlü bir ivme kazandığını gösteriyor. Kayseri Ticaret Odası olarak dijitalleşmeye katkı sağlayacak her projeyi önemsiyoruz. Trendyol tarafından TOBB ve Habitat Derneği ortaklığında hayata geçirilen Dijital Usta Projesi’nin, özellikle kadınlarımızın, genç girişimcilerimizin ve üyelerimizin dijital dünyada daha güçlü bir yer edinmesine katkı sunacağına inanıyoruz.”” “Dijital Usta ile gençlerin potansiyelini KOBİ’lerin ihtiyaçlarıyla buluşturuyoruz” Trendyol Grubu, Satış ve İş Geliştirme Direktörü Özkan Çokaygil de Dijital Usta projesinin Türkiye’nin dijital kalkınmasına katkı sunan bütüncül bir model olduğunu vurguladı. Şahin, şunları aktardı: “Trendyol olarak Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğunda gençlerin ve işletmelerin yanında olmayı önemli bir sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Dijital Usta projesiyle yalnızca bir eğitim programı değil; gençlerin e-ticaret alanında uzmanlaştığı, KOBİ’lerin dijitalleşme süreçlerinde nitelikli desteğe kavuştuğu, e-ticaretin tabana yayılmasına katkı sağlayan bir model ortaya koyuyoruz. TOBB ve Habitat Derneği ile hayata geçirdiğimiz proje kapsamında 2026 yılı sonunda 1.000 sertifikalı Dijital Usta’ya ulaşmayı hedefliyoruz. Her bir Dijital Usta’nın işletmelerimizin dijital kanallarda büyümesine, yeni pazarlara erişmesine ve Türkiye’nin e-ticaret kapasitesinin güçlenmesine katkı sunacağına inanıyoruz.” E-Ticarette Başarı Hikâyeleri Paylaşıldı Açılış konuşmalarının ardından düzenlenen “E-Ticaret Sektöründe Başarı Hikâyeleri” başlıklı panelde e-ticaret ekosistemindeki deneyimler ve işletmelerin dijitalleşme yolculukları paylaşıldı. Panelde Trendyol Satış ve İş Geliştirme Bölge Yöneticisi İsmail Kurukafa, İyimi E-Ticaret’ten Mustafa Sipahioğlu ve Cennet Yatak Mobilya’dan Yasin Yayla konuşmacı olarak yer aldı. Panelde KOBİ’lerin e-ticaretle yeni pazarlara erişim imkanları, dijital pazarlama faaliyetlerinin işletmeler için yarattığı değer ve gençlerin bu dönüşümde üstlenebileceği roller konuşuldu. Katılımcılar, sahadan paylaşılan başarı hikayeleriyle e-ticaretin işletmelere sunduğu büyüme fırsatlarını ve dijital yetkinliklerin iş dünyasındaki önemini dinleme fırsatı buldu. Türkiye’nin Dijital Kalkınmasına Katkı Sunmak İçin Yola Çıktı Trendyol tarafından Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Habitat Derneği iş birliğiyle yürütülen Dijital Usta projesi, gençleri e-ticaret alanında uzmanlaştırmayı, dijital dönüşüm yolculuğundaki KOBİ’lerle buluşturmayı ve Türkiye’nin e-ticaret kapasitesinin gelişimine katkı sağlamayı hedefliyor. Dijital Usta projesi üniversite öğrencilerine ve gençlere e-ticaret alanında uzmanlaşma fırsatı sunarken, KOBİ’lerin dijitalleşme süreçlerine nitelikli insan kaynağıyla destek oluyor. E-ticaret uzmanlığı sertifika programını tamamlayan Dijital Ustalar, işletmelerde uzman olarak görev alabilmenin yanı sıra kendi mağazalarını açabiliyor veya e-ticaret yapan şirketlerin dijital pazarlama faaliyetlerini yönetebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DHL Supply Chain Türkiye, Nestlé Türkiye ve Mercedes-Benz Türk’ten Elektrikli Tır Hamlesi Haber

DHL Supply Chain Türkiye, Nestlé Türkiye ve Mercedes-Benz Türk’ten Elektrikli Tır Hamlesi

DHL Supply Chain Türkiye ve Nestlé Türkiye’nin hayata geçirdiği elektrikli tır projesi kapsamında devreye alınan 3 adet Mercedes-Benz eActros 600 çekici, Nestlé Türkiye’nin fabrika ile ana deposu arasındaki taşımacılık faaliyetlerinde aktif kullanılacak. Bu adım, tedarik zincirinde düşük karbonlu taşımacılık modeline geçişi hızlandırırken, lojistik süreçlerinde daha verimli bir operasyon yapısının oluşturulmasına katkı sağlayacak. Proje, DHL Supply Chain Türkiye, Nestlé Türkiye, ve Mercedes-Benz Türk’ün ortak vizyonu ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda hayata geçirildi. İlham veren ve ölçeklenebilir bir dönüşüm Konuyla ilgili bilgi veren DHL Supply Chain Türkiye Genel Müdürü Buket Cox, “Nestlé Türkiye ve Mercedes-Benz Türk ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği, DHL’in sorumlu ve entegre tedarik zinciri yaklaşımı ile Nestlé’nin sürdürülebilirliği iş yapış biçimlerinin merkezine alan vizyonunun güçlü bir kesişim noktasını temsil ediyor. DHL Group’un 2030 Stratejisi kapsamında ‘Tercih Edilen Yeşil Lojistik’ olma isteğimizle, büyüyen sürdürülebilir filomuzu yeni nesil lojistik ihtiyaçlarına uygun ve yenilikçi araçlarla güçlendirerek hem operasyonel verimliliğimizi artırmayı hem de çevresel etkimizi en aza indirmeyi hedefliyoruz. Bununla birlikte, Çevresel, Sosyal ve Yönetim ilkelerimiz doğrultusunda sürdürülebilirliği yalnızca çevresel etkilerle sınırlı görmeyip; toplumsal faktörler ve güçlü kurumsal yönetim anlayışıyla birlikte ele alıyor, daha yaşanabilir bir gelecek için somut adımlar atmaya devam ediyoruz. Vizyonumuzu paylaşan Nestlé Türkiye ile iş birliğimizden büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu değer birlikteliğinin, sürdürülebilir lojistik alanında ilham veren ve ölçeklenebilir bir dönüşüme katkı sağlayacağına inanıyoruz.” Tedarik zincirinde sürdürülebilir ve entegre dönüşüm Nestlé’nin tedarik zinciri yaklaşımının sürdürülebilirlik, sorumlu tedarik ve uçtan uca operasyonel mükemmeliyet odağında şekillendiğini belirten Nestlé Türkiye Tedarik Zinciri Genel Müdürü Mehmet Ali Keleş, “Çalışmalarımızın merkezinde, bugünün ihtiyaçlarını karşılarken, gelecek nesillerin yaşam kaynaklarını koruma sorumluluğu yer alıyor. Operasyonlarımızda verimlilik ile sürdürülebilirliği birbirini tamamlayan iki temel öncelik olarak ele alıyoruz. DHL Supply Chain Türkiye ve Mercedes-Benz Türk ile hayata geçirdiğimiz bu proje sayesinde süreçlerimizi daha etkin hale getirirken, lojistik operasyonlarımızın dönüşümüne de katkı sağlıyoruz. Nestlé Türkiye’ye özel olarak tahsis edilen elektrikli tırlar, planlama, operasyonel süreklilik ve esneklik açısından önemli avantajlar sunarken, düşük karbon emisyonlu taşımacılık modeline geçişimizde de stratejik bir rol üstleniyor. İş ortaklarımızla aynı vizyonu paylaşmaktan ve çevresel sürdürülebilirlik alanındaki etkimizi birlikte büyütmekten memnuniyet duyuyoruz,” dedi. Elektrikli taşımacılığa bütüncül çözümler Mercedes-Benz Türk Kamyon Pazarlama ve Satış Direktörü Alper Kurt ise “Mercedes-Benz Türk olarak elektrifikasyonun artık yalnızca geleceğe yönelik bir vizyon değil, lojistik sektöründe somut bir dönüşüm alanı olduğuna inanıyoruz. Geliştirdiğimiz yeni nesil batarya elektrikli araçlarımızla müşterilerimizin sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlıyor; süreç boyunca sunduğumuz operasyon analizi ve mobilite danışmanlığı gibi bütüncül çözümlerle elektrikli taşımacılığa geçişlerini destekliyoruz. Bu kapsamda pazara sunduğumuz Mercedes-Benz eActros 600 çekicimiz de bu vizyonun en önemli temsilcisi. Uzun menzil, yenilikçi batarya teknolojisi ve gelişmiş güvenlik destek sistemleriyle donatılan “doğuştan elektrikli” Mercedes-Benz eActros 600 çekicimiz, yenilikçi teknolojileri bir arada sunuyor. DHL Supply Chain Türkiye’ye gerçekleştirdiğimiz 3 adet Mercedes-Benz eActros 600 çekici teslimatının, markalarımız arasındaki iş birliğini önümüzdeki dönemde yeni projelerle daha da ileriye taşıyacağına inanıyoruz,” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Epsan 50. Yılını Çalışanları ve İş Ortaklarıyla Kutladı Haber

Epsan 50. Yılını Çalışanları ve İş Ortaklarıyla Kutladı

Türkiye’nin yüksek performanslı mühendislik plastikleri alanındaki öncü şirketlerinden Epsan, kuruluşunun 50. yılını düzenlediği gala gecesiyle kutladı. Çalışanların ve yöneticilerin bir araya geldiği organizasyon, Epsan’ın yarım asırlık başarı hikâyesini ve geleceğe yönelik vizyonunu aynı çatı altında buluşturdu. Bursa’da gerçekleştirilen gecede, Epsan’ın 1976 yılında başlayan yolculuğu özel video gösterimleri, konuşmalar ve etkinliklerle katılımcılarla paylaşıldı. Program kapsamında şirketin 50 yıllık arşiv görüntüleri, ekip videoları ve geçmişten bugüne uzanan kilometre taşları büyük ilgi gördü. Yönetim Kurulu Başkanı Bora Efe, Yönetim Kurulu Üyesi Gülbin Efe Çevik ve Epsan ailesinin katılımıyla gerçekleştirilen pasta kesimi, gecenin en anlamlı anlarından biri oldu. 50 yıllık tecrübe, küresel ölçekte büyüyen bir başarı hikâyesine dönüştü 1976 yılında faaliyetlerine başlayan Epsan, bugün otomotiv, elektrik-elektronik, beyaz eşya, tarım, inşaat ve sağlık gibi pek çok sektöre yüksek performanslı mühendislik plastikleri geliştiriyor. Bursa’daki 32 bin metrekarelik üretim tesislerinde yıllık 72 bin ton üretim kapasitesine ulaşan şirket, ürünlerinin yüzde 65’ini 50’den fazla ülkeye ihraç ediyor. Avrupa’da dört, ABD’de bir ofis ve lojistik merkeziyle faaliyet gösteren Epsan, Türkiye’den doğan bir markanın küresel başarı hikâyesini temsil ediyor. Ar-Ge ve inovasyonu büyüme stratejisinin merkezine yerleştiren Epsan, cirosunun yüzde 1,1’ini Ar-Ge çalışmalarına ayırıyor. Geri dönüştürülmüş ham maddelerle geliştirilen EPIMIX+ ve EPLON+ ürün serileriyle sürdürülebilir malzeme çözümleri sunan şirket, elektrikli araçlar başta olmak üzere birçok stratejik alanda uluslararası üreticilerin onaylı tedarikçileri arasında yer alıyor. Geçmişten aldığı güçle geleceğe yatırım yapıyor Epsan’ın 50. yıl kutlaması, şirketin bugüne kadar elde ettiği başarıların ötesinde, geleceğe yönelik kararlılığını da ortaya koydu. Endüstri 4.0 uyumlu üretim altyapısı, otomasyon yatırımları, güneş enerjisi santrali ve döngüsel ekonomi odaklı ürün geliştirme çalışmalarıyla Epsan, büyümesini sürdürülebilirlik ekseninde şekillendiriyor. Şirket, enerji ihtiyacının yüzde 10 ila 15’ini yenilenebilir kaynaklardan karşılıyor ve 2030 yılına kadar araç filosunun tamamını elektrikli araçlara dönüştürmeyi hedefliyor. Yenilikçi yaklaşımı, sürdürülebilir üretim anlayışı ve insan odaklı kurum kültürüyle Epsan, önümüzdeki dönemde de Türkiye sanayisinin gelişimine katkı sunmayı sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.