Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Otonom Mobilite

Kapsül Haber Ajansı - Otonom Mobilite haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otonom Mobilite haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hyundai, Yeni BAYON ve TUCSON’u Paris Otomobil Fuarı’nda Görücüye Çıkardı Haber

Hyundai, Yeni BAYON ve TUCSON’u Paris Otomobil Fuarı’nda Görücüye Çıkardı

Hyundai, Paris Otomobil Fuarı’nda Yeni BAYON’un dünya prömiyeri başta olmak üzere üç önemli modelin tanıtımını gerçekleştirdi. Tamamen yenilenen B-SUV modelinin global tanıtımının yanı sıra Hyundai, Avrupa ürün gamının merkezini güçlendiren Avrupa versiyonu TUCSON ve TUCSON N Line’ı da sundu. Marka ayrıca tamamen elektrikli hafif ticari aracı STARIA Cargo’yu sergiledi. Şirketin Avrupa’daki büyümesinin yeni aşamasını temsil eden yeni SUV modellerinin tanıtımı ve yeni müşteri segmentlerine girişi, bölgede yürütülen önemli stratejik marka girişimleriyle desteklendi. Bunlar arasında Hyundai’nin UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri olarak futbolseverler ve müşterilerle bağ kurma hedefi ile Waymo ortaklığının uluslararası pazarlara genişletilmesi olasılığı yer alıyor. Avrupa’da, Avrupalı müşteriler için tasarlanıp geliştirilen ve bugünlerde bayilerde yerini alan Yeni IONIQ 3’ün de bulunduğu Hyundai standı, markanın Avrupa’daki büyümeye yönelik stratejik odağını ve mobilitenin geleceğine ilişkin vizyonunu yansıtıyor. Hyundai Motor Company Başkanı ve Global CEO’su José Muñoz, “Hyundai, yaklaşık 50 yıldır Avrupa’da otomobil satıyor. Bu süre içinde müşterilerimiz araçlarımıza ve güvenilir servis ağımıza güven duymaya başladı. Bugün Avrupa’da sattığımız araçların yaklaşık yüzde 80’i Avrupa’da üretiliyor. Yerelleşmeye devam ederken 2030 yılına kadar burada yaklaşık 3 milyar euro yatırım yapmış olacağız. Yeni BAYON ve TUCSON, Avrupalı müşterilerin istediği ve değer verdiği teknoloji ve özelliklerle bu bölge için tasarlandı ve geliştirildi” dedi. Hyundai Motor Europe Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet ise, “Paris’teki varlığımız, Hyundai’nin Avrupa’daki hedeflerinin açık bir göstergesi. Önemli model prömiyerleri, markamızı milyonlarca insana daha da yaklaştıran ortaklıklar ve bölgede devam eden yatırımlarımızla hem Hyundai’nin bugünkü gücünü hem de bir sonraki aşamamıza yön veren hedeflerimizi ortaya koyuyoruz” dedi. Yeni Hyundai BAYON: Gerçek SUV Tasarımı, Üst Segment Konforu ve İleri Teknoloji 2026 Paris Otomobil Fuarı’nda dünya prömiyerini gerçekleştiren Yeni BAYON, günlük mobiliteye iddialı bir karakter, gelişmiş özellikler ve yüksek yolcu konforu kazandıran gerçek bir B-SUV olarak öne çıkıyor. Hyundai’nin tasarım ve teknolojiyi kompakt SUV segmentinde bir araya getiren başarılı yaklaşımını yansıtan Yeni BAYON, markanın Avrupa’daki hedeflerini temsil ediyor ve yeni müşterilere ulaşması için güçlü bir fırsat sunuyor. Yeni BAYON; çeviklik, pratiklik ve günlük kullanım kolaylığını bir araya getirirken daha güçlü bir SUV kimliği benimsiyor. İddialı dış tasarımını sezgisel teknolojiler, gelişmiş sürücü destek sistemleri (ADAS) ve tüm yolcular için artırılmış konfor sunan bir iç mekân tamamlıyor. BAYON N Line, Hyundai’nin ödüllü N modellerinden ilham alan, versiyona özel 18 inç jantlar ve parlak siyah kaplamalar dâhil olmak üzere özel dış ve iç tasarım unsurlarıyla daha keskin ve performans odaklı bir karakter sunuyor. Entegre çift egzoz çıkışına sahip arka difüzör sportif görünümü güçlendiriyor. İç mekândaki N Line’a özel kumaş ve tekstil süet koltuklar ise dinamik ve premium karakteri vurguluyor. BAYON’un bağlantı ve kullanım kolaylığı özellikleri arasında, uyumlu akıllı telefon ve saatlerle aracın kilidini açmayı ve aracı çalıştırmayı sağlayan Hyundai Digital Key 2, kablosuz Apple CarPlay ve Android Auto ile akıllı telefon entegrasyonu ve kablosuz şarj yer alıyor. Opsiyonel çift 12,3 inç kavisli ekran, kesintisiz bir bağlantı deneyimini destekliyor. Isıtmalı ve havalandırmalı ön koltukları; artırılmış diz mesafesi, sırtlık eğimi ayarlanabilen arka koltuklar, orta kol dayama, ısıtmalı arka koltuklar ve arka yolculara özel havalandırma çıkışları tamamlıyor. Açılabilir panoramik sunroof ile birlikte bu özellikler, kompakt SUV sınıfından daha büyük segmentlerde sunulan yolcu konforunu BAYON’a taşıyor. Daha uzun aks mesafesi arka diz mesafesini artırırken Yeni BAYON, hem önde hem arkada sınıfının lideri baş ve omuz mesafesi sunuyor. Bagaj tabanının altındaki ek saklama alanıyla desteklenen 440 litrelik bagaj hacmi de kullanım kolaylığını artırıyor. Yolcu alanı, pratik saklama çözümleri, çok yönlülük ve kompakt dış boyutların birleşimi, Yeni BAYON’u günlük ulaşım, aile kullanımı ve uzun yolculuklar için ideal bir kompakt SUV hâline getiriyor. 90 PS ve 115 PS seçeneklerine sahip 1.0 T-GDI motorla satışa sunulacak Yeni BAYON’un ürün gamına ilerleyen dönemde 1.6 HEV hibrit motor da eklenecek. 138 PS güç üretmesi ve 102 g/km’den başlayan CO₂ emisyonu sunması öngörülen Yeni BAYON HEV, direksiyon üzerindeki kulakçıklarla kontrol edilen uyarlanabilir rejeneratif frenleme sistemiyle elektrikli araçlara benzer, farklı bir sürüş deneyimi sunacak. Yeni BAYON, şehir trafiğinde, otoyollarda ve park manevralarında sürücülere yardımcı olmak için tasarlanan kapsamlı Hyundai SmartSense paketini sunuyor. Mevcut teknolojiler arasında Otoyol Sürüş Asistanı 2 (HDA 2), Çevre Görüş Monitörü (SVM), Kör Nokta Görüntüleme Monitörü (BVM), Ön Çarpışma Önleme Asistanı 2 (FCA 2), Akıllı Hız Sabitleyici (SCC), Şerit Takip Asistanı 2 (LFA 2), Kör Nokta Çarpışma Önleme Asistanı (BCA), Arka Çapraz Trafik Çarpışma Önleme Asistanı (RCCA) ve Geri Park Çarpışma Önleme Asistanı (PCA-R) bulunuyor. Hyundai Motor Europe Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet, “Yeni BAYON, bir güncellemeden çok daha fazlası. Daha iddialı tasarım, daha fazla alan, daha yüksek konfor ve müşterilerin normalde daha büyük araçlardan beklediği teknolojilerle SUV karakterini güçlendirdik. Avrupa’nın en önemli segmentlerinden birinde BAYON, yeni müşterilere ulaşmak için bize daha güçlü bir fırsat sunuyor. 2027’de ürün gamına katılacak hibrit motor seçeneğiyle BAYON bu ivmeyi sürdürecek” dedi. Yeni TUCSON’un Avrupa Prömiyeri ve TUCSON N Line Hyundai, Paris’te Yeni TUCSON’un Avrupa versiyonunu da tanıtırken modele daha dinamik ve özgün bir görünüm kazandıran Yeni TUCSON N Line’ı ilk kez sergiledi. Daha büyük, daha iddialı ve daha akıllı olan Yeni TUCSON, bugüne kadarki en iyi TUCSON olarak öne çıkıyor. İddialı C-SUV, gelişmiş elektrik destekli motor seçeneklerini Hyundai’nin yeni nesil bilgi-eğlence sistemi Pleos Connect ile birleştiriyor. Sınıfının en büyük ekranını 17 inç boyutuyla sunan sistem, artırılmış konfor ve çok yönlü kullanım imkânını destekliyor. Artırılan boyutları, geniş ve esnek iç mekânıyla Yeni TUCSON; günlük ulaşım ve aile kullanımından uzun yolculuklara ve boş zaman aktivitelerine kadar geniş bir müşteri ihtiyacını karşılamak üzere geliştirildi. Arka kapıların açılma açısı, araca giriş çıkışı kolaylaştırmak için 73 dereceden 83 dereceye yükseltildi. Yeni model, 1.038 mm ön baş mesafesi, 1.002 mm arka diz mesafesi ve 1.470 mm ön omuz mesafesiyle sınıfının en geniş iç mekânını sunuyor. İlk neslinin 2004 yılında tanıtılmasından bu yana TUCSON, Avrupa genelinde 2 milyon adetten fazla satışla Hyundai’nin bölgedeki en başarılı modellerinden biri hâline geldi. 2020 sonunda satışa sunulan dördüncü nesil, Avrupa’da bireysel müşterilere yapılan satışlarda C-SUV segmentinin en çok tercih edilen modeli oldu ve 2025 yılında da liderliğini korudu. Bu başarı, müşterilerin TUCSON’a duyduğu güveni ortaya koyuyor. Hyundai Motor Europe Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet, “Bir ikonu yenilemek hiçbir zaman kolay değildir. Daha temkinli davranıp başarılı bir modeli geliştirmekle yetinebilirdik. Ancak bu, Hyundai’nin yaklaşımı değil. Tasarım ve konfordan teknoloji ve verimliliğe kadar müşteriler için önemli olan her alanda TUCSON’u ileri taşımak için kendimize meydan okuduk. Ortaya çıkan sonuç, yalnızca bir sonraki TUCSON değil; bugüne kadar ürettiğimiz en iyi TUCSON” dedi. Yeni TUCSON, Hyundai’nin ‘Art of Steel’ tasarım dili aracılığıyla ‘Bold by Design’ anlayışını yansıtıyor; yapısal sağlamlığı güçlü bir yol duruşuyla birleştiriyor. Kaslı dış oranlarından rafine iç mekânına kadar her unsur, işlev odaklı mühendisliği ve estetik vizyonu ortaya koyuyor. Dış tasarım, çeliğin doğal gerilimini ve gücünü sergileyen belirgin, kaslı çamurluklar etrafında şekilleniyor. Bu görünüm, sade kapı yüzeyleri ve keskin gövde çizgileriyle dengelenerek Yeni TUCSON’un iddialı SUV imajını güçlendiriyor. Ön bölümde H-Edge aydınlatma, dolaylı merkezi aydınlatmayı kenar aydınlatmasıyla birleştirerek aracın yatay oranlarını vurguluyor ve daha geniş, daha dengeli bir görünüm oluşturuyor. Arkadaki heykelsi Prism arka lambalar ise aracın hacmini ve dış hatlarını belirginleştiriyor. Üç boyutlu iç yapısı, özgün bir aydınlatma imzası oluştururken arka tasarımın hassas ve teknolojik karakterini güçlendiriyor. Yeni TUCSON, donanıma bağlı olarak Micro Pixel Lighting (MPL) ile de sunuluyor. 25.600 ayrı LED piksel kullanan sistem, hassas biçimde kontrol edilen ışık dağılımının yanı sıra karşılama ve uğurlama animasyonları da sunuyor. LED arka lambalar, Avrupa ürün gamının tamamında standart olarak yer alıyor. TUCSON N Line, özel N Line dış tasarım paketiyle dinamik ve etkileyici bir görünüm sunuyor. Modele özel tasarım detayları kaslı karakterini keskinleştirirken 20 inç alaşım jantlar atletik duruşunu güçlendiriyor. N Line tasarımı, Yeni TUCSON’un güçlü görsel temeli üzerine inşa ediliyor. Performanstan ilham alan diğer tasarım unsurları arasında belirgin alt spoylere ve saten siyah hava kanallarına sahip daha köşeli bir ön tampon bulunuyor. Bunları kaslı yan etekler, gövde rengindeki alt kapı kaplamaları, parlak siyah yan aynalar ve C sütunu detayları, gövde renginde difüzör etkili eklentilere ve çift egzoz çıkışına sahip arka tampon tamamlıyor. Sportif parlak detaylar ile ön bölüm, bagaj kapağı ve ön çamurluklardaki dikkat çekici N Line logoları, Yeni TUCSON’un temel oranlarını ve iddialı SUV kimliğini değiştirmeden daha alçak, daha keskin ve daha güçlü bir görünüm sağlıyor. Yeni TUCSON, ön sırada segmentinin en geniş baş, omuz ve bacak mesafesini, ikinci sırada ise sınıfının lideri baş ve diz mesafesini sunuyor. Sınıfının en iyi değeri olan 695 litrelik bagaj hacmine; Relaxation koltuk, elektrikli direksiyon ayarı, çoklu hava moduyla dolaylı havalandırma ve Ergomotion koltuklar gibi ek konfor özellikleri eşlik ediyor. Böylece TUCSON, segmentinde benzersiz bir konfor paketi sunuyor. İç mekân, işlev odaklı tasarımıyla SUV’larda minimalizmi yeniden tanımlıyor. İki katmanlı ön konsol, biçim ve işlevi birleştiriyor: yatay üst katman görsel konfor ve netlik sağlarken alt bölümdeki derin, açık raf saklama alanı sunuyor. N Line modellerinde, sportif tekstil süet kaplı koltuklarda, kapılarda ve ön konsolda kontrast oluşturan kırmızı detaylarla tamamlanan özel Black Monotone iç mekân bulunuyor. Delikli deri tutma alanlarına, kırmızı dikişlere ve koyu metal detaylara sahip N direksiyon simidi, kabinin sportif hissini güçlendiriyor. Bu unsurlar, standart modelin geniş ve pratik mimarisini korurken iç mekâna daha dinamik bir karakter kazandırıyor. Android Automotive OS (AAOS) tabanlı yeni nesil Hyundai Pleos Connect bilgi-eğlence sistemi, 12,9 veya 17 inç boyutlarında sunulan merkezi ekranı ince, 9,9 inç sürücü ekranıyla birleştirerek daha akıllı ve sezgisel bir bağlantı deneyimi sağlıyor. TUCSON’un Gleo AI sesli asistanı, canlı verilerle bu deneyimi geliştiriyor ve sürücülerin ekran menüleri arasında gezinmeden işlevlere ve bilgilere ulaşmasını sağlıyor. Android Automotive OS platformu, uyumlu uygulamalara ve bağlantılı hizmetlere entegre erişim de sağlıyor. Kablosuz (OTA) yazılım güncellemeleri, belirli araç sistemleri ve bilgi-eğlence işlevlerinin uzaktan güncellenmesine olanak tanıyor. Yeni TUCSON, araç içi ses deneyimini geliştirmek için 12 hoparlörlü Bang & Olufsen premium ses sistemiyle de sunuluyor. Smart Mood Lamp ile etkileşimli ambiyans aydınlatması, kabin deneyimini daha da zenginleştiriyor. Hyundai Digital Key 2 ise uyumlu akıllı telefon ve saatlerle aracın kilidini açmayı ve aracı çalıştırmayı sağlıyor. Sürücünün dikkatinin dağılmasını azaltmak için sık kullanılan bilgiler ve kontroller, sürücünün doğal görüş alanına yerleştiriliyor. Dijital gösterge ekranı direksiyon simidinin üzerinde konumlanırken opsiyonel Head-Up Display, temel sürüş bilgilerini doğrudan ön cama yansıtıyor. Böylece sürücüler gözlerini yoldan ayırmadan bilgi alabiliyor. Elektrikli olarak ayarlanabilen direksiyon simidi, ideal sürüş konumunu bulmayı ve araca giriş çıkışı kolaylaştırıyor. Merkezi bilgi-eğlence ekranının altındaki fiziksel düğmeler, temel işlevlere doğrudan erişim sağlıyor. Uzatılmış orta konsol kol dayama bölümü, merkezi ekran kullanılırken ek destek sunmak üzere tasarlandı. Konsolda, küçük kişisel eşyalar için gizli saklama alanlarının yanı sıra iki adet 15 W kablosuz şarj ünitesi bulunuyor. Dört adet 100 W USB-C bağlantı noktası ise dizüstü bilgisayarların, tabletlerin ve diğer uyumlu cihazların kabin genelinde hızlı şarj edilmesini sağlayarak sınıfının lideri şarj kolaylığını destekliyor. Yeni TUCSON’un merkezinde, Hyundai’nin gelişmiş yeni nesil hibrit sistemini de içeren elektrik destekli motor seçenekleri yer alıyor. Sistem, hızlı tepki veren performansı verimli ve rafine günlük sürüşle birleştirmek üzere geliştirildi. Hibrit modellerde sunulan HEV Stay Mode, içten yanmalı motor kapalıyken klima, ses sistemi ve cihaz şarjı gibi belirli araç işlevlerinin uzun süre kullanılabilmesini sağlıyor. Böylece duraklamalar ve molalar sırasında daha sessiz ve konforlu bir kabin ortamı sunuluyor. Yeni TUCSON’un hibrit motoru 245 PS güç ve 380 Nm tork üretiyor. Şarj edilebilir hibrit TUCSON PHEV ise 1,6 litrelik turbo benzinli motoru 17,1 kWh batarya ve elektrik motoruyla birleştirerek 292 PS güç ve 380 Nm tork sunuyor. Nihai homologasyona tabi olmak üzere, 17 inç jantlarla tahmini 81 km’ye kadar tamamen elektrikli menzil sağlıyor. 7,2 kW araç içi şarj ünitesi, evde veya halka açık şarj noktalarında kolay AC şarj imkânı sunuyor. Ayrıca altı ileri manuel şanzımanla veya 48 V hafif hibrit sistem ve yedi ileri çift kavramalı şanzımanla (7DCT) sunulan 150 PS gücünde 1.6 T-GDI benzinli motor da bulunuyor. TUCSON, kapsamlı Hyundai SmartSense sürücü destek sistemleriyle sınıfının lideri bir güvenlik paketi sunuyor. Ön Çarpışma Önleme Asistanı 2 ve Otoyol Sürüş Asistanı 2; Akıllı Hız Limiti Asistanı (ISLA) ve Navigasyon Tabanlı Akıllı Hız Sabitleyici gibi teknolojileri tamamlıyor. ISLA, algılanan hız sınırlarına uyulmasında sürücüye destek olurken Navigasyon Tabanlı Akıllı Hız Sabitleyici, belirli yol koşullarına göre araç hızını ayarlamak için navigasyon bilgilerini kullanıyor. Yeni TUCSON’un hibrit versiyonu, 1.910 kg’ye kadar sınıfının lideri çekme kapasitesi sunuyor. Şarj edilebilir hibrit versiyon ise yüzde 12 eğimde 1.810 kg’ye kadar çekme kapasitesine sahip. Römorkla Geri Manevra Asistanı (TRA), römorkla geri giderken direksiyon kontrolüne destek vererek düşük hızlı manevraları kolaylaştırmak üzere tasarlandı. Hyundai, Yeni STARIA Cargo ile Elektrikli Araç Uzmanlığını Hafif Ticari Araç Segmentine Taşıyor Hyundai, Avrupa’daki SUV hamlesinin yeni aşamasının yanı sıra işletmeler ve profesyonel kullanıcılar için gelişmiş elektrikli performansı pratik günlük kullanımla birleştirmek üzere tasarlanan tamamen elektrikli hafif ticari aracı STARIA Cargo’yu da sergiledi. Hyundai, elektrikli araç uzmanlığından yararlanarak Avrupalı ticari kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılamak için ürün gamını hafif ticari araç segmentine genişletiyor. STARIA Cargo, 450 km’ye kadar WLTP menzili ve 800 voltluk elektrik mimarisiyle sınıfının lideri yüzde 10’dan yüzde 80’e 20 dakikada şarj performansı sunuyor. Bu özellikler, aracın kullanım dışı kaldığı süreyi azaltarak verimliliği artırıyor. 160 kW (218 PS) elektrik motoru güçlü performans sağlarken 1.040 kg taşıma kapasitesi, 2.000 kg çekme kapasitesi ve üç Euro paletlik yükleme alanı, çok çeşitli profesyonel kullanım alanlarını destekliyor. STARIA Cargo, azami 1.040 kg yükünü taşırken dahi teknik olarak 2.000 kg’ye kadar römork çekebiliyor ve böylece yüksek esneklik sunuyor. Kapsamlı Hyundai SmartSense sürücü destek teknolojileri, güvenli ve kolay günlük kullanımı destekliyor. Hyundai’nin elektrikli araç teknolojilerindeki liderliğini binek otomobil benzeri sürüş özellikleri ve konforla birleştiren STARIA Cargo, profesyonel kullanıcıların elektrikli mobiliteye geçişini daha pratik hâle getirirken günlük ticari kullanımın gerekliliklerini karşılamak üzere tasarlandı. Hyundai Motor Europe Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet, “İşletmeler elektrifikasyon ile verimlilik arasında seçim yapmak zorunda kalmamalı. STARIA Cargo’yu tam da bu nedenle geliştirdik. 450 km menzili ve 800 voltluk mimarisinin sağladığı ultra hızlı şarjı, profesyonel müşterilerin her gün ihtiyaç duyduğu taşıma, çekme ve yükleme kapasitesiyle birleştiriyor. Sonuç, Avrupalı kullanıcıların ihtiyaçları etrafında geliştirilen tamamen elektrikli bir hafif ticari araç” dedi. STARIA Cargo’nun iç mekânında, temel araç işlevlerine sezgisel erişim sunan 12,3 inç dokunmatik ekranı ve dijital gösterge panelini içeren Hyundai Connected Car Navigation Cockpit (ccNC) bulunuyor. Bağlantılı işlevler; uzaktan araç yönetimini, şarj durumunun izlenmesini ve klima kontrolünü destekliyor. Araçtan cihaza enerji aktarımı (V2L), hem dışarıdan hem de yük alanındaki iç priz aracılığıyla 3,5 kW güçle kullanılabiliyor. Bu özellik, harici elektrikli cihazların doğrudan araçtan çalıştırılmasını sağlayarak günlük kullanım esnekliğini artırıyor. Hyundai, Avrupa genelindeki yerel ticari müşterilerin ihtiyaçlarına göre uyarlanmış dönüşüm çözümleri sunmak için üstyapı ortaklarıyla da çalışıyor. Şirket, gelecekte farklı Avrupa pazarlarında Hyundai bayileri üzerinden sunulabilecek standart dönüşüm çözümlerini de değerlendirerek müşterilere daha tutarlı ve kolay bir deneyim sağlamayı hedefliyor. Hyundai, UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri Hyundai’nin Paris standında, UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri olarak çok yıllı ortaklığını tanıtan özel bir alan bulunuyor. UEFA Champions League kupası, basın günü olan 12 Ekim Pazartesi günü Hyundai’nin Paris Otomobil Fuarı standında sergileniyor. Ortaklık, şirketin Avrupa kulüp futbolunun en üst seviyesine yönelik bağlılığını temsil ediyor. 2026/27 sezonunda başlayan iş birliği, 2030/31 sezonunun sonuna kadar devam edecek. Futbol, Hyundai için köklü bir alan. Şirket, yaklaşık 30 yıldır en büyük uluslararası turnuvalardan dünyanın dört bir yanındaki kulüplere ve federasyonlara kadar futbolun en üst seviyelerine destek veriyor. UEFA Champions League ortaklığı, bu bağlılığı Avrupa kulüp futbolunun zirvesine taşıyor. UEFA Champions League ile Hyundai arasındaki ortak noktalar, ölçeğin ötesine geçiyor. Turnuvadaki takımlar, dünyanın her köşesinden yetenekleri bir araya getirerek Avrupa’da en üst seviyede mücadele ediyor. Hyundai ise global ölçeğinin gücünden yararlanırken Avrupa’da araç tasarlıyor, geliştiriyor ve üretiyor; kıta genelinde satış gerçekleştiriyor. Hyundai, ‘İnsanlık İçin İlerleme’ marka vizyonu doğrultusunda fırsatları genişletmeye ve toplum için daha kapsayıcı bir geleceğe katkıda bulunmaya odaklanıyor. UEFA ile European Football Clubs’ın ortak girişimi UC3 ile yürütülen bu iş birliği, UEFA Champions League etkileşimleri ve Hyundai’nin mobilite çözümleri aracılığıyla şirket, Avrupa genelinde farklı kültürlerden ve topluluklardan insanları bir araya getirmeyi amaçlıyor. Böylece milyonlarca futbolseveri buluştururken toplum üzerinde olumlu etki yaratmayı hedefliyor. Hyundai Motor Europe Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet, “UEFA Champions League ile Hyundai’yi ilerleme, performans ve insanları bir araya getirme hedefi yönlendiriyor. Bu ortaklığa bugüne kadarki en güçlü ürün gamımızla giriyoruz. IONIQ 3, bu sezon Avrupa’da satışa sunacağımız beş önemli yeni modelin ilki. Bölgedeki müşterilerimiz için tasarlanıp geliştirilen IONIQ 3, gelecekteki ürün gamımıza öncülük ediyor” dedi. UEFA Champions League, dünyanın en çok izlenen yıllık kulüp futbolu organizasyonu. Dünya genelinde yaklaşık her üç kişiden biri turnuvaya ilgi duyuyor. 36 kulübün yer aldığı organizasyon, geniş bir futbolsever kitlesiyle etkileşim kurmak ve Hyundai’nin robotik ile fiziksel yapay zekâdan Avrupalı müşterilere özel yazılım ve akıllı mobilite çözümlerine uzanan gelecek yönünü göstermek için ideal bir platform sunuyor. Hyundai ve Waymo, Otonom Mobilite Ortaklığını Uluslararası Pazarlara Genişletmeyi Değerlendirecek Hyundai ve Waymo, otonom mobilite hizmetleri alanındaki stratejik ortaklıklarını uluslararası pazarlara genişletme potansiyelini değerlendirecek. Otonom sürüşe hazır ilk IONIQ 5 araçları, Waymo Driver sistemiyle donatılmak üzere bu yıl ABD’de Waymo’ya teslim ediliyor. Hyundai, Paris Otomobil Fuarı standında bu teknolojiyi de tanıtıyor. Waymo ortaklığı kapsamında Hyundai araçları, ABD’de otonom yolculuk çağırma hizmetlerinde kullanılacak. Uluslararası pazarların da bu yolculuğun bir parçası olması öngörülüyor. Ödüllü, tamamen elektrikli IONIQ 5, ultra hızlı şarj kabiliyetine sahip Hyundai’nin gelişmiş 800 voltluk mimarisi üzerine inşa ediliyor. Böylece dünya standartlarında elektrikli verimliliği ve son derece sessiz performansı otonom mobiliteye taşıyor. Sorunsuz entegrasyon için özel olarak geliştirilen IONIQ 5, Hyundai’nin gelişmiş elektrikli araç platformunu Waymo’nun altıncı nesil otonom donanım ve yazılım sistemiyle birleştiriyor. Araç, özel olarak tasarlanan yedekli fren ve direksiyon sistemleriyle güvenli, akıcı ve güvenilir bir yolculuk sunuyor. Hyundai ve Waymo, trafik kaynaklı can kayıplarının sıfıra indirilmesini ve herkes için adil, stressiz mobiliteyi hedefleyen ortak global vizyon Vision Zero doğrultusunda ölçülebilir ilerleme sağlamaya odaklanıyor. Gelişmiş Robotik Teknolojileri Hyundai’nin Global Dönüşümüne Öncülük Edecek Hyundai, fiziksel yapay zekâ ve robotik şirketine dönüşümünün bir parçası olarak 2026 Paris Otomobil Fuarı’nda robotik yeniliklerini de sergiliyor. Bu dönüşüm, Hyundai Motor Company Başkanı ve CEO’su José Muñoz tarafından bu yılın başlarında düzenlenen CEO Investor Day 2026’da vurgulandı. Fuar ziyaretçileri, Hyundai Motor Group şirketi Boston Dynamics’in çevik, dört ayaklı robotu Spot’u inceleyebiliyor, robotla etkileşim kurabiliyor ve selfie çekebiliyor. Hyundai’nin insanları birlikte çalışabilecekleri robotlarla buluşturarak insanlığın ilerlemesine katkı sunma odağı doğrultusunda Spot, şirketin dünya genelindeki tesislerinde endüstriyel denetim ve öngörücü bakım süreçlerinde kullanılmaya başlandı. Güvenliği artırıp çalışanların fiziksel yükünü ve riskini azaltan Spot, insanların daha fazla değer yaratan görevlere odaklanmasını sağlıyor. Boston Dynamics, CES 2026’da insansı robotu Atlas’ın üretim versiyonunu tanıtırken Hyundai Motor Grubu da robotik ve fiziksel yapay zekâ yol haritasını açıkladı. Atlas, insan odaklı akıllı fabrika inovasyonunu geliştirmek üzere ilk olarak 2028 yılına kadar Hyundai Motor Group Metaplant America’da sıralama görevlerinde kullanılacak. İnsan-robot iş birliğini ilerleten Atlas, yüksek riskli görevleri üstlenerek çalışanların fiziksel yükünü azaltıyor; robotların ticarileştirilmesinin ve insanların robotlarla birlikte çalıştığı bir ortamın temelini oluşturuyor. Hyundai, Paris’te harici güç gerektirmeyen X-ble Shoulder robotik teknolojisini de sergiliyor. Stand ziyaretçileri bu yeniliği bizzat deneyimleyebiliyor. Hyundai Motor Group Robotics LAB tarafından geliştirilen endüstriyel giyilebilir robot X-ble Shoulder, giyilebilir teknolojide yeni bir dönemi temsil ediyor. Çalışanın kolunu yukarı kaldırdığı baş üstü işlerde kullanıldığında üst kol kaslarını destekleyerek üst kas-iskelet sisteminin yükünü azaltabiliyor. X-ble Shoulder; çalışan güvenliğini artırıyor, kas-iskelet sistemi yaralanma riskini azaltıyor, kullanıcı konforunu geliştiriyor ve verimlilik ile üretkenliği yükseltiyor. Ünite, omuz yükünü yüzde 60’a kadar, ön ve yan deltoid kas aktivitesini ise yüzde 30’a kadar azaltabiliyor. X-ble Shoulder, elektrikli bir sistem yerine kas destek modülü ve harici güç gerektirmeyen tork üretim yapısıyla yardımcı kuvvet oluşturuyor. Şarj gerektirmemesi, bakım ve yönetimini kolaylaştırıyor. Yaklaşık 1,9 kg ağırlığındaki X-ble Shoulder, kullanıcısına göre ayarlanabiliyor. Gövde uzunluğu 406 mm ile 446 mm arasında ayarlanırken ünite, çalışma veya dinlenme faaliyetlerini engellemeden 0 ile 180 derece arasında tam kol hareketine olanak tanıyor. Hyundai’nin Avrupa’ya Uzun Vadeli Bağlılığı Hyundai’nin Avrupa’ya bağlılığı bugün somut sonuçlarla görülüyor. Nošovice’deki Hyundai Motor Manufacturing Czech (HMMC), 2006 yılında kurulmasından bu yana 5 milyondan fazla araç üretti. Bu dönüm noktası; uzun vadeli istikrarı, teknolojik olgunluğu ve Avrupa için Avrupa’da üretim yaklaşımını yansıtıyor. Tesis, Yeni TUCSON’un üretimine başlamaya hazırlanırken Hyundai operasyonları içindeki stratejik önemini de güçlendirecek. HMMC gibi Hyundai Motor Türkiye (HMTR) de tamamen yeni bir modelin üretimine hazırlanıyor ve bu yılın ilerleyen döneminde Yeni BAYON’un üretimine başlayacak. İzmit’te yeni kompakt SUV’un üretimi, bu yılın başlarında tesis bünyesinde kurulan yeni Batarya Sistem Montaj fabrikası sayesinde hibrit motor seçeneklerini de kapsayacak. Her iki fabrikaya ve Almanya’daki Hyundai Motor Europe Technical Center (HMETC) bünyesindeki Ar-Ge merkezine, Hyundai’nin Avrupa’daki varlığını daha da güçlendirmek amacıyla önemli yatırımlar yapıldı. HMETC’deki yeni Square Campus’a yapılan 150 milyon euroluk yatırımla Hyundai, geçen yıl Ar-Ge tesislerine 25.000 m² daha ekleyerek merkezi Avrupa’nın en gelişmiş otomotiv Ar-Ge merkezlerinden biri hâline getirdi. Şirket, İzmit tesisini yeniden tasarlanan elektrikli araç gövde tabanı, yüksek voltajlı batarya entegrasyonu ve güç elektroniğiyle dönüştürmek için 250 milyon euro yatırım yaptı. Tesisin ilk elektrikli aracı IONIQ 3’ün üretimi, bu yıl ağustos ayında başarıyla başladı. Çekya’daki Nošovice fabrikası da bataryalı elektrikli araçların batarya üretimini ve montajını desteklemek amacıyla 2025 yılında genişletildi. Böylece 2008’deki açılışından bu yana tesise yapılan toplam yatırım 2 milyar euroyu aştı. Hyundai Motor Europe, bölgede yaklaşık 580.000 adetlik üretim kapasitesine ve bu kapasiteyi artırma imkânına sahip. Şirket, bölgesel üretimin yarısından fazlasının bataryalı elektrikli araçlardan oluşmasını hedefliyor. Hyundai’nin Avrupa’ya bağlılığı uzun vadeli. Şirket Avrupa’da araç tasarlıyor, geliştiriyor, test ediyor, üretiyor ve satıyor. 2030 yılına kadar bölgeye 3 milyar eurodan fazla yatırım yapmış olacak. Bu yaklaşım, bazı şirketler faaliyetlerini azaltırken Hyundai’nin stratejik bağlılığını daha da güçlendirdiğini gösteriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karsan Otonom e-ATAK, Efteling’de Yolcu Taşımaya Başladı Haber

Karsan Otonom e-ATAK, Efteling’de Yolcu Taşımaya Başladı

Avrupa’da elektrikli ve otonom toplu ulaşım dönüşümünün öncü markalarından Karsan, gerçek yol koşullarında çalışan ileri teknoloji çözümlerine bir yenisini daha ekliyor. Hollanda’nın en önemli turizm destinasyonlarından Efteling’de hizmete başlayacak olan Otonom e-ATAK, toplamda yaklaşık 6 kilometrelik bir güzergâhta faaliyet gösterecek. Araç, güzergâh üzerinde Efteling Hoofdingang ile Wonderhotel durakları arasında, karma trafik içerisinde SAE Seviye-4 otonom sürüş teknolojisiyle yolcu taşıyacak. Engelli erişimine uygun olarak tasarlanan ve ücretsiz hizmet verecek olan araç, Efteling’in ana toplu ulaşım durağı ile bölgedeki oteller, konaklama alanları ve ziyaretçi tesisleri arasındaki ulaşımı sağlayacak. Böylece proje, otonom teknolojinin yanı sıra erişilebilir, kapsayıcı ve sürdürülebilir mobilite yaklaşımını da destekleyecek. Otonom mobilitenin geleceği için Efteling’de Güç Birliği! Projenin resmi açılışı 10 Ağustos 2026 tarihinde Efteling’de gerçekleştirildi. Açılış törenine Karsan’ın yanı sıra Efteling, Arriva, North Brabant Eyaleti, Loon op Zand Belediyesi, Hollanda Araç Otoritesi RDW, Dutch Automated Mobility, AON ve ADASTEC temsilcileri katıldı. Hollanda ulusal basını ile sektörel medya kuruluşlarının da takip ettiği açılış, kamu otoritelerini, teknoloji şirketlerini ve toplu ulaşım işletmecilerini bir araya getiren önemli bir buluşmaya sahne oldu. Karsan, Arriva, North Brabant Eyaleti, Loon op Zand Belediyesi, SmartwayZ.NL, Dutch Automated Mobility, Applied Autonomy ve ADASTEC iş birliğiyle hayata geçirilen proje, Avrupa’da kamu ve özel sektörün otonom mobilitenin geleceği için oluşturduğu güçlü iş birliğinin dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Otonom e-ATAK’tan Hollanda’da Yeni Bir Kilometre Taşı! Karsan’ın otonom mobilite alanında yalnızca çözüm geliştiren değil, bu teknolojiyi gerçek yol ve yolcu operasyonlarında başarıyla uygulayan öncü bir marka olduğunu söyleyen Karsan CEO’su Utku Ayyarkın, şu değerlendirmede bulundu: “Mobilitenin geleceğinin elektrikli ve otonom teknolojiler üzerinde şekillendiğine inanıyoruz. Karsan olarak geliştirdiğimiz ve gerçek yol koşullarında hizmete sunduğumuz çözümlerle bu dönüşüme öncülük ediyoruz. Otonom e-ATAK ile Amerika Birleşik Devletleri’nden Avrupa’ya uzanan geniş bir coğrafyada çok önemli kilometre taşlarına imza attık. Efteling projesi de otonom toplu ulaşımın günlük yaşamın doğal bir parçası hâline geldiğini gösteren çok kıymetli bir uygulama olacak. Bu projeyle Hollanda’daki otonom mobilite deneyimimizi daha ileri taşırken, geleceğin toplu ulaşım çözümlerini bugünden gerçek hayatın bir parçası haline getirmeye devam ediyoruz” Karsan’ın uluslararası büyüme stratejisinde ileri teknoloji çözümlerinin belirleyici bir role sahip olduğunu vurgulayan Utku Ayyarkın sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün geldiğimiz noktada Karsan artık yalnızca yenilikçi araçlar üreten bir otomotiv markası değil; şehirlerin, bölgelerin ve ulaşım işletmecilerinin dönüşümüne yön veren teknoloji odaklı bir mobilite çözüm ortağı. Efteling gibi yılda milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan, dünya çapında bilinen bir destinasyonda Otonom e-ATAK’ın tercih edilmesi, teknolojimizin ulaştığı olgunluğun ve iş ortaklarımızın Karsan’a duyduğu güvenin önemli bir göstergesi. Avrupa başta olmak üzere küresel ölçekte otonom toplu ulaşımın yaygınlaşmasına öncülük etmeyi sürdüreceğiz” dedi. Karsan’ın Otonom e-ATAK teknoloji partneri, ADASTEC CEO’su Dr. Ali Peker ise, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Rotterdam The Hague Havalimanı’nda Hollanda’nın ilk otonom otobüs operasyonunu hayata geçirmemizin ardından, Efteling projesiyle Kuzey Brabant’ta da bir ilke imza atıyoruz. Kamuya açık yolların yanı sıra özel alanlarda; bisikletliler, yayalar ve otel trafiğiyle birlikte hizmet verecek bu proje, kendini kanıtlamış SAE Seviye-4 otonom toplu taşıma teknolojisini dinamik ve gerçek yaşam koşullarıyla buluşturuyor. Karsan ve proje ortaklarımızla birlikte, Hollanda’da otonom toplu taşımanın daha geniş ölçekte yaygınlaşması yolunda önemli bir adım daha atmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz.” Hollanda’da ikinci Karsan otonom projesi! Efteling projesi, Karsan’ın Rotterdam The Hague Airport operasyonunun ardından Hollanda’da hayata geçirdiği ikinci otonom otobüs uygulaması olma özelliğini taşıyor. Yaklaşık 2 ay sürmesi planlanan pilot uygulama boyunca yolcu deneyimi, operasyonel performans ve saha verileri ayrıntılı biçimde analiz edilecek. Elde edilecek sonuçların, Hollanda’da ve Avrupa’nın diğer bölgelerinde hayata geçirilmesi planlanan gelecekteki otonom toplu ulaşım projelerine katkı sağlaması hedefleniyor. 12 ülkede 100 binden fazla yolcu taşıdı! Karsan Otonom e-ATAK, bugüne kadar farklı coğrafyalarda hayata geçirilen projelerle otonom toplu ulaşım alanında dünyanın en deneyimli araçlarından biri konumuna ulaştı. İlk kez 2021 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde, ardından 2022 yılında Avrupa’da kamuya açık yollarda karma trafik koşullarında çalışan ilk tam boy otonom otobüs olarak önemli kilometre taşlarına imza atan araç, bugüne kadar 12 farklı ülkede 100 binden fazla yolcu taşıdı. Gerçek trafik koşullarında edindiği operasyonel deneyim, yüksek teknolojisi ve güvenilirliğiyle öne çıkan Otonom e-ATAK, kampüslerden havalimanlarına, şehir içi güzergâhlardan turizm destinasyonlarına kadar farklı kullanım alanlarında hizmet verebiliyor. Karsan, Efteling projesiyle birlikte elektrikli ve otonom mobilite alanındaki uluslararası deneyimini daha da ileri taşırken, şehirlerin ve bölgelerin daha güvenli, erişilebilir, çevreci ve sürdürülebilir ulaşım sistemlerine geçişine katkı sağlamayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bosch, Otomasyon Ve Robotik Teknolojilerini İleri Taşıyor Haber

Bosch, Otomasyon Ve Robotik Teknolojilerini İleri Taşıyor

Gelişmiş robotik ve özellikle insansı sistemlerin oldukça dinamik büyümesi, otomasyonun bir sonraki aşamasının habercisi. Bosch, bu gelişimi şekillendirmede şimdiden önemli bir rol oynuyor ve otomasyon ile robotik için kilit teknolojileri ileri taşıyor. Berlin'deki Bosch Connected World (BCW)'de konuşan Bosch Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Stefan Hartung, “Gelişmiş sensör teknolojisi, yazılım ve elektrik enerjisinin harekete, verimli bir şekilde dönüştürülmesi sadece otonom mobilite ile teknolojik olarak ilişkili değil, aynı zamanda modern robotiğin de temel taşlarıdır” dedi. Otomasyon ve robotik teknolojilerine yönelik artan talebe hızla yanıt veren Bosch, halihazırda dünya çapında aranan ve cazip bir ticarileştirme ortağı ve bileşen tedarikçisi konumunda. Hartung, “İnsansı robotların ortaya çıkışıyla birlikte Bosch bileşenlerine ve çözümlerine olan talep artıyor” diye ekledi. Kapsamlı uzmanlığıyla şirket, robotik pazarının büyümesinden pay almak için elinde büyük bir avantaj bulunduruyor. Bosch, bu alanda milyarlarca dolarlık bir iş geliştirme potansiyeli görüyor. Şirket, bunu başarmak için sinerji etkilerine güveniyor. Hartung, “Endüstriyel ölçekte robotiği, insansı robotlara kadar ilerletmek için çeşitli iş sektörlerinden kanıtlanmış teknolojileri vizyoner yeniliklerle birleştiriyoruz. Ayrıca bu stratejiye bağlı kalmanın Avrupa'nın bir teknoloji merkezi olarak konumunu güçlendireceğini umuyoruz” dedi. Dahası, Bosch, Alman fabrikalarının dünyanın geri kalanına kıyasla rekabet gücünü artırmak ve giderek artan nitelikli iş gücü açığına karşı koymak için otomasyondan hedefli bir şekilde yararlanıyor. Robotik hassas bir dokunuş gerektirir Bosch Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Tanja Rueckert, “Bosch, tekerlekler ve robot kolları aracılığıyla geleceğe yön veriyor” diyor. Şirket, bu büyüme pazarını şekillendirmede otomobilden fabrikaya ve eve kadar uzanan alanlar arası otomasyon uzmanlığını bir avantaj olarak kullanıyor. Bosch, kendini insansı robot üreticisi olarak değil, modern otomasyon ve robotiğin “beyni ve sinir sistemi” için lider bir tedarikçi ve ortak olarak konumlandırıyor. Bu esnek çözümlerin merkezinde Bosch'un açık ctrlX AUTOMATION platformu yer alıyor. Rueckert, “Bu, robotiği erişilebilir, modüler ve hızlı entegre edilebilir hale getiriyor. Müşterilerimizin, sürücüsüz taşıma sistemlerini yüksek hassasiyetli robot kollarıyla birleştirmelerini şimdiden sağlıyoruz. Bu sayede mevcut süreçlerdeki görevleri istikrarlı ve esnek bir şekilde devralabiliyorlar” diyor. Bosch Rexroth bölümü şu anda bu alanda birçok müşteri projesi yürütüyor. Robotlar, ister fabrikada ister evde olsunlar, çevreleriyle güvenli ve hassas bir şekilde etkileşim kurabilmeleri için keskin bir dokunma hissine ihtiyaç duyarlar. Küçük ama vazgeçilmez bir teknoloji olan ve MEMS sensörleri olarak bilinen mikro elektromekanik sistemler, robotlara tam olarak bu dokunsal hissi veriyor. Bu sistemler, robotların nesneleri gerekli incelikle tutabilmelerini ve fiziksel temasa hassas bir şekilde tepki vermelerini sağlayan anahtardır. Örneğin, bu sensörler sayesinde bir robot sağlam bir su bardağını veya narin bir kadehi kavrama gücünü hassas bir şekilde ayarlayabilir. Bosch, şirketin Reutlingen'deki yarı iletken tesisi için merkezi öneme sahip olan bu kilit teknoloji alanında küresel pazar lideridir. Hartung, “İnsanların 4 milyon dokunma sensörü var. Eğer aynı sayıda sensöre sahip robotlar yapsaydık, dünya çapındaki 4 yıllık sensör üretimi 12.500 robot için ancak yeterli olurdu” dedi. Bu rakam, otomasyon ve robotiğin geleceğindeki muazzam potansiyeli ve Bosch'un bu gelecekteki kilit rolünü gözler önüne seriyor. Bir pazar araştırması ve strateji danışmanlığı şirketi olan Yole Group'a göre, Bosch'un lider olduğu MEMS sensör pazarının 2030 yılına kadar 19,2 milyar ABD dolarını aşması ve yıllık ortalama yüzde 4'lük bir büyüme oranı yakalaması bekleniyor. Bosch, bilişsel robotları daha da geliştirmek için çalışıyor Bosch, otomasyon ve robotik alanındaki gelişimi hızlandırmak için hedefe yönelik şirket içi inovasyon ve açık bir ekosistem yaklaşımının birleşimine güveniyor. Bu amaçla şirket, yeni robotik çözümlerin geliştirilmesi ve ticarileştirilmesine odaklanan uzmanlaşmış bir birim olan Robert Bosch Robotics GmbH'yi kurdu. Aynı zamanda Bosch, stratejik ortaklıklar yoluyla endüstriyel ölçeklendirmeyi ilerletmeye devam ediyor. Örneğin şirket, bilişsel robotları daha da geliştirmek için Alman start-up Neura Robotics ile birlikte çalışıyor. Bosch, derin üretim uzmanlığı sayesinde İngiltere'den Humanoid'in yanı sıra diğer ABD'li ve Çinli ortaklar da dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanından önde gelen robotik girişimleri için kilit bir ortak olarak hareket ediyor ve prototiplerini üretim ölçeğine taşıyor. Bosch, özellikle Çin'deki ortaklıklarını, yılın başında kurulan ve fiziksel yapay zekanın gelişimini ve robotik çözümlerin ticarileştirilmesini yürüten Bosch Robotik Merkezi Çin'de (BROC) bir araya getirdi. Robotların “zekâsına” ek olarak, Bosch'un gücü, onlara fiziksel performans kazandıran kritik bileşenlerde yatıyor. Bosch Rexroth’un portföyü arasında, modern robotik ve fabrika otomasyonu için kapsamlı bir kilit bileşen bulunuyor. Bunlar arasında dinamik ve hassas hareketler sağlayan yüksek hassasiyetli elektrik motorları ve güçlü servo sürücüler ile çeşitli ortamlar ve gereksinimler için robotların akıllı, esnek kontrolünü sağlayan ctrlX AUTOMATION yer alıyor. Bosch ayrıca robotlara ihtiyaç duydukları gücü, hızı ve hassasiyeti veren karmaşık montajlar ve alt sistemler de sunuyor. Bu da bu bileşenlerin çeşitli otomasyon görevleri için teknolojik omurga görevi gördüğü anlamına geliyor. Dahası Bosch, örneğin Rexroth konveyör sistemleri ile robotik üretimi için fabrika ekipmanları konusunda da destek sağlayabiliyor. Dünya çapında 230'dan fazla tesisten gelen benzersiz veri hazinesi Yapay zeka (AI), otomasyon ve robotiğe yeni yetenekler kazandıran motordur. Rueckert, “En son teknoloji elektronik ve mekaniğin yapay zeka ile birleşimi, otomasyon ve robotikte önemli teknolojik atılımları ulaşılabilir kılıyor. Örneğin, robotların çevrelerini algılamalarını, süreçleri anlamalarını ve deneyimlerinden öğrenmelerini sağlıyor” diyor. Bosch, bu kilit teknolojiyi stratejisine sıkı bir şekilde yerleştirdi ve iki düzeyde kullanıyor. İlk olarak şirket, otonom çalışmayı sağlamak için buluttaki yapay zeka modellerini doğrudan fiziksel ürünlerine taşıyor. İkinci olarak, Bosch halihazırda kendi üretiminde, örneğin üretim süreçlerinin optimizasyonunda, tahmine dayalı bakımda ve optik hata tespitinde yapay zekayı yaygın olarak kullanıyor. Bu öğrenen yapay zeka sistemlerinin temeli, Bosch'un dünya çapındaki 230'dan fazla tesisinden gelen ve sektörde benzersiz olan bir veri hazinesidir. Rueckert, “Belirleyici rekabet avantajımız sadece makineler değil, küresel üretim ağımızdan gelen verilerdir. Bu veri hazinesi, geleceğin akıllı otomasyon çözümlerini geliştirdiğimiz ham maddedir” diyor. Ayrıca Bosch, insan uzmanlığını makine tarafından okunabilir verilere dönüştürmek için karmaşık hareket dizilerini eğitim için bir temel olarak kaydeden özel veri giysileri kullanıyor. Şirket, bilişsel robotların gelişimini hızlandırmak için bu uzmanlığı Neura Robotics ile olan ortaklığına özel olarak aktarıyor. Yapay zeka konusunda, dünya çapında 7 ülkede 11.000'den fazla kişiyle yapılan bir anket olan Bosch Tech Compass, insanların çoğunluğunun yapay zekayı önümüzdeki yılların en etkili ve en olumlu teknolojisi olarak gördüğünü gösteriyor. Bir diğer önemli bulgu ise yanıt verenlerin yüzde 70'inin yapay zekayı gelecek için çok önemli görmesiyle, bu teknolojiye olan heyecanın dünya çapında artması. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai’nin Mobil Robotu MobED’e Red Dot 2026’dan Tasarım Ödülü Haber

Hyundai’nin Mobil Robotu MobED’e Red Dot 2026’dan Tasarım Ödülü

Hyundai Motor Grubu’nun Robotics LAB birimi tarafından geliştirilen MobED (Mobile Eccentric Droid), dünyanın en prestijli tasarım yarışmalarından biri olan 2026 Red Dot Tasarım Ödülleri: Ürün Tasarımı kategorisinde “Winner” ödülüne layık görüldü. Grubu bünyesindeki Robotics LAB tarafından geliştirilen MobED, farklı arazi ve kullanım senaryolarında sorunsuz şekilde çalışmak üzere tasarlanmış yeni nesil bir mobil robot platformu olarak öne çıkıyor. Hyundai Motor Grubu AVP Division Başkanı ve Başkanı Minwoo Park konu ile ilgili “Buradaki soru hiçbir zaman teknolojinin çalışıp çalışmadığı değildi; asıl soru, insanların gerçek yaşamında ve büyük ölçekte işe yarayıp yaramadığıydı. MobED’in Red Dot başarısıyla bunu tam anlamıyla göstermiş olduk. Bu, Fiziksel Yapay Zekâ’nın (Physical AI) gerçek dünyadaki uygulaması ve bu teknolojinin sınırlarını zorlamaya devam edeceğiz”. MobED neden Red Dot Tasarım Ödülü kazandı? MobED, Robotics LAB’in robotik sistemlerin günlük yaşam ortamlarına doğal biçimde entegre olmasını geliştirmeye odaklanan “Refined Edge” tasarım felsefesini somutlaştırıyor. Bu yaklaşım, platformun hem ayırt edici tasarım diline hem de etkileşim yapısına yön vererek robotların insan odaklı alanlarda daha erişilebilir, sezgisel ve güvenilir hissedilmesini sağlıyor. Platform, Hyundai Motor Grubu’un geliştirdiği Drive and Lift teknolojisi ile Eccentric Wheel mekanizmasını bir araya getiriyor. Bu sayede engebeli yüzeyler, eğimler ve kaldırımlar gibi zorlu koşullarda stabilitesini koruyabiliyor. Gelişmiş hareket kabiliyeti, robot platformlarının yalnızca kontrollü iç mekânlarla sınırlı kalmayıp gerçek yaşamın dinamik ortamlarında da kullanılabilmesini mümkün kılıyor. Ayrıca MobED, amaca yönelik fonksiyonel tasarımı yapay zekâ tabanlı kontrol sistemleriyle birleştirerek lojistik ve teslimattan denetim süreçlerine ve otonom mobilite uygulamalarına kadar farklı senaryolara uyum sağlayabiliyor. Red Dot ödülü, platformun yenilikçi mühendislik ile işlevsel tasarım arasındaki dengesini ortaya koyarken, mobilite çözümlerinin geleneksel araç formatlarının ötesine geçtiğini de gösteriyor. Araçların Ötesine Geçen Mobilite Vizyonu Ölçeklenebilir ve modüler bir platform olan MobED, Hyundai Motor Grubu’nun robotik teknolojilerin günlük yaşamı birbirine bağlayan ve geliştiren önemli bir rol oynadığı geleceğin mobilite ekosistemine yönelik vizyonunu temsil ediyor. MobED ilk kez 2022 Tüketici Elektroniği Fuarı (CES 2022) kapsamında konsept olarak tanıtılmış, daha sonra 2025 Uluslararası Robot Fuarı (iREX 2025)’te seri üretime hazır versiyonuyla sergilenmişti. Bu gelişim süreci, tasarım ve teknoloji alanındaki sürekli ilerlemeyi gözler önüne seriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karsan, Otonom e-JEST ile Amerika’dan İlk 10 Araçlık Siparişini Aldı! Haber

Karsan, Otonom e-JEST ile Amerika’dan İlk 10 Araçlık Siparişini Aldı!

Dünyanın önde gelen toplu ulaşım aracı markalarından Karsan, ekim ayı başında Busworld Europe 2025 fuarında Avrupa lansmanını gerçekleştirdiği Otonom e-JEST’in Amerika lansmanını da kasım ayı başında Orlando’da yaptı. Özel bir etkinlikle ilk kez Kuzey Amerika pazarının beğenisine sunulan Otonom e-JEST, Amerika’nın farklı bölgelerinden gelen müşteri, distribütör ve basın mensupları tarafından test edilerek büyük ilgi gördü. Etkinliğin hemen ardından, 5–7 Kasım tarihleri arasında düzenlenen Florida Autonomous Vehicle Summit (FAV Summit) kapsamında da sergilenen araç, zirve katılımcılarına dış alanda otonom yolculuk deneyimi yaşatarak Amerika’daki ilk gösteriminde yoğun ilgi topladı. Bu güçlü ilgi, Karsan’ın otonom mobilite alanındaki yenilikçi vizyonunu ve küresel ölçekteki potansiyelini bir kez daha ortaya koydu. Bu vizyonu kısa sürede somut bir başarı ile taçlandıran Karsan, Amerika’dan 10 adet Otonom e-JEST siparişi alarak global arenada yeni bir dönüm noktasına imza attı. Bu sipariş, yalnızca ticari bir başarı değil; teknoloji partneri ADASTEC, Kuzey Amerika distribütörü Damera ve otonom araç orkestrasyon partneri Beep ile birlikte kurulan güçlü iş birliği ekosisteminin de bir göstergesi oldu. Karsan, bu iş birlikleri sayesinde yalnızca bir araç sunmuyor; üretim hattından açık trafikte operasyona kadar uzanan uçtan uca bir otonom mobilite deneyimi yaratıyor. 2026 yılında Atlanta bölgesi ve Florida merkezinde açık trafikte hizmete girmesi planlanan Otonom e-JEST’ler, Amerika’da ilk elektrikli ve otonom şehir içi toplu ulaşım minibüsleri olarak yollara çıkacak. Böylece Karsan, Avrupa’daki başarı hikayesini Amerika’ya taşıyarak, otonom toplu taşımada iki kıtada da öncü marka konumunu güçlendiriyor. Konu hakkında değerlendirme yapan Karsan CEO’su Okan Baş, “Bu adımla birlikte, Avrupa’daki başarılarımızın ardından Amerika’daki otonom varlığımızı da güçlendirmiş oluyoruz. Kuzey Amerika’ya 2022’de giriş yaptığımız e-JEST modelimiz kısa sürede büyük bir ilgiyle karşılandı ve ‘Cute Bus’, yani Sevimli Otobüs olarak anılmaya başladı. Şimdi ise bu sevilen modelimizin, en son otonom teknolojisiyle donatılmış versiyonu olan Otonom e-JEST ile pazardaki yerimizi bir adım öteye taşıyoruz. Amerika’dan gelen 10 adetlik Otonom e-JEST siparişi, Karsan’ın otonom mobilitedeki teknolojik gücüne ve kurduğu güçlü iş birliklerine duyulan güvenin en somut göstergesi. e-JEST’in çevik ve verimli yapısı, e-ATAK modelimizde kanıtlanan otonom teknolojimizle birleşerek şehir içi mobilitede yeni bir dönemin kapılarını açıyor. Bu yeni hamlemizle, Kuzey Amerika pazarında da markamızın elektrikli, otonom ve geleceğin şehirlerine hazır çözümler sunabilir hale geldiğini bir kez daha kanıtlamış oluyoruz”dedi. Dünyada toplu ulaşımın elektrikli ve otonom araçlara dönüşümünde öncü rol oynayan Karsan, kısa bir süre önce tanıttığı yeni Otonom e-JEST ile yeni pazarlara açılmaya devam ediyor. Şehir içi mobilite çözümlerinde öncü rolünü sürdüren Karsan, Busworld Europe 2025 fuarındaki Avrupa lansmanının ardından şimdi de Amerika’da gerçekleştirdiği tanıtımla otonom dönüşüm yolculuğunda yeni bir sayfa açıyor. Otonom e-JEST, Karsan’ın teknoloji partneri ADASTEC, Kuzey Amerika distribütörü Damera ve otonom servis orkestrasyonu partneri Beep iş birliğiyle Amerika’da operasyonlara başlamaya hazırlanıyor. Amerika’dan alınan 10 adetlik Otonom e-JEST siparişi, Karsan’ın yalnızca teknoloji gücünü değil, aynı zamanda global ölçekte kurduğu güven temelli iş birliklerinin başarısını da ortaya koyuyor. Bu iş birlikleri kapsamında, ilk Otonom e-JEST’lerin 2026 yılında Atlanta bölgesi ve Florida merkezinde açık trafikte hizmete başlaması planlanıyor. JEST ailesi güvenin ve başarının simgesi oldu! Karsan’ın Amerika pazarındaki varlığını güçlendirmeye devam ettiğini söyleyen Karsan CEO’su Okan Baş, “Bu adımla birlikte, Avrupa’daki başarılarımızın ardından Amerika’daki otonom varlığımızı da güçlendirmiş oluyoruz. Kuzey Amerika’ya 2022’de giriş yaptığımız e-JEST modelimiz kısa sürede büyük bir ilgiyle karşılandı ve ‘Cute Bus’, yani Sevimli Otobüs olarak anılmaya başladı. Şimdi ise bu sevilen modelimizin, en son otonom teknolojisiyle donatılmış versiyonu olan Otonom e-JEST ile pazardaki yerimizi bir adım öteye taşıyoruz” dedi. Karsan’ın küçük elektrikli otobüs platformuyla kendini kanıtlamış bir dünya markası olduğunu vurgulayan Okan Baş şöyle devam etti: “2016 yılında doğan JEST model ailesi, kısa sürede şehir içi toplu taşımada güvenin ve başarının simgesi haline geldi. 10 bini aşkın üretim adediyle Avrupa ve diğer pazarlarda güçlü satış başarıları elde eden JEST modelimiz, 6 metrelik (19ft) elektrikli segmentinde sınıfının lideri konumunda. Kompakt tasarımı, çevre dostu yapısı ve yüksek manevra kabiliyetiyle JEST, toplu taşımada gerçek bir ‘gamechanger’ oldu. Öte yandan, Otonom e-ATAK modeliyle 4 yılı aşkın süredir gerçek operasyonel deneyim kazandık ve farklı pazarlarda başarıyla test ettik. Bu süreçte elde ettiğimiz deneyim, Karsan’ın otonom toplu taşımadaki liderliğini daha da pekiştirdi. Artık bu bilgi birikimini e-JEST platformuna taşıyoruz. Amerika lansmanıyla birlikte, e-JEST’in çevik ve verimli yapısı, Otonom e-ATAK’ta kanıtlanmış otonom teknolojiyle birleşiyor ve şehir içi mobilitede yeni bir dönemin kapılarını açıyor. Bu yeni hamlemizle, Kuzey Amerika pazarında da markamızın elektrikli, otonom ve geleceğin şehirlerine hazır çözümler sunabilir hale geldiğini en güçlü şekilde ortaya koyuyoruz. Karsan Otonom e-JEST, başarısını kanıtladıkça yalnızca yeni pazarlara değil, şehir içi mobilitenin geleceğine de yön vermeye devam edecek.” Amerika’daki İlk Otonom e-JEST Operasyonları İçin Hazırlıklar Başladı! Karsan, Amerika’da otonom ekosistemini birlikte şekillendirdiği teknoloji partneri ADASTEC, Kuzey Amerika distribütörü Damera ve otonom servis orkestrasyonu partneri Beep ile Amerika’da 2026 yılında Florida ve Georgia’da operasyona girmesi planlanan ilk 10 adetlik Otonom e-JEST projelerinin devreye alınması için hazırlık sürecini başlattı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Karsan Global Ticari İşler Genel Müdür Yardımcısı Deniz Çetin, “Amerika’daki ilk Otonom e-JEST projeleri, Karsan’ın global vizyonunun somut bir yansıması. Otonom mobilite konusunda yıllardır açık trafikte, otonom sürüş modunda biletli yolcu taşıyarak edindiğimiz deneyimi şimdi Amerika’ya taşıyacak olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu iş birlikleri, markamızın küresel ölçekteki dönüşüm gücünü pekiştiren çok değerli bir adım” dedi. ADASTEC CEO’su Dr. Ali Peker ise: “Gerçek yol koşullarında kamuya açık yollarda 150.000 kilometreden fazla otonom sürüşü başarıyla tamamladıktan ve 60.000 yolcuyu güvenli bir şekilde taşıdıktan sonra ADASTEC'in teknolojisi bir sonraki adıma hazır. ADASTEC tarafından otonom hale getirilen, Karsan'ın resmi distribütörü Damera Corp aracılığıyla sunulan ve Beep'in Servis Orkestratörü Partnerliğiyle desteklenen yeni Otonom e-JEST modeliyle, Atlanta bölgesi ve Florida'daki uygulamalarımızla ABD toplu taşımacılığına gerçek bir katkı sağlayacak ve güvenli ve üretim düzeyinde otonom mobiliteyi geliştireceğiz” dedi. Beep CEO'su ve Yönetim Kurulu Başkanı Kevin Reid şunları söyledi: "Bu dönüm noktası, ABD genelinde ve küresel çapta paylaşımlı otonom mobilitenin evriminde önemli bir anı temsil ediyor. Karsan, Damera ve ADASTEC ile iş birliğimiz sayesinde, ölçeklenebilir ve güvenilir otonom çözümler arayan ulaşım operatörlerinin taleplerini karşılamaya hazır, kanıtlanmış, otomotiv sınıfı bir platform sunduk." Karsan Otonom e-JEST: Şehir İçi Ulaşımda Yeni Bir Dönem! Karsan, son 5 yıldır aralıksız olarak Avrupa’nın en fazla tercih edilen elektrikli minibüsü e-JEST’in Seviye-4 otonom sürüş teknolojisine sahip versiyonu Otonom e-JEST, insanı, şehri, gezegeni ve geleceği odağına alan tasarımıyla dikkat çekiyor. Dar sokaklar ve tarihi şehir merkezleri için özel olarak geliştirilen model, Seviye 4 otonom sürüş teknolojisiyle güvenli, çevreci ve verimli bir toplu ulaşım çözümü sunuyor. Yüksek manevra kabiliyeti ve kompakt boyutları sayesinde şehir içi ulaşıma yeni bir standart getiren Otonom e-JEST, Otonom e-ATAK’ın 150.000 km’lik otonom yol deneyiminden de beslenerek Karsan’ın mobilite vizyonunun en güncel yansıması olarak öne çıkıyor. Karsan Otonom e-JEST: Şehir İçi Ulaşımda Yeni Bir Deneyim Karsan’ın şehir içi mobilitedeki en akıllı çözümü Otonom e-JEST, kompakt boyutları ve ileri teknolojisiyle şehir yaşamına geleceğin standartlarını getiriyor. 19 ft (6 m) uzunluğunda ve 135 kW motor gücüne sahip model, Amerika pazarına özel versiyonunda 16 yolcu kapasitesi, 88 kWh bataryası, 130 mil (210 km) menzili ve sadece 1 saat 25 dakikada tamamlanan hızlı şarj özelliğiyle dikkat çekiyor. Bağımsız süspansiyon sistemi sayesinde otomobil konforunda bir sürüş deneyimi sunan Otonom e-JEST, şehir içi ulaşımda konfor ve teknolojiyi bir araya getiriyor. Otonom e-JEST, çevresini 360 derece tarayan 23 sensörden oluşan gelişmiş algılama paketiyle güvenliği en üst düzeye taşıyor. LiDAR, radar, GNSS ve kameralardan oluşan bu sistem, aracın her yönden gelen verilerini analiz ederek şerit takibinden dönüş zamanlamasına kadar her kararı yapay zekâ destekli bir hassasiyetle veriyor. Kör noktalarda dahi tam görüş sağlayan sistem, yayaları, bisikletlileri veya ani hareketleri anında algılayarak tepki veriyor; böylece insan hatasına yer bırakmayan bir güvenlik kalkanı oluşturuyor. Yoğun şehir trafiğinde hiçbir detay gözden kaçmıyor, çünkü artık yol güvenliği Otonom e-JEST’in kontrolünde. Amerika pazarı için FMVSS ve ADA standartlarına tam uyumlu olan Karsan Otonom e-JEST, zorlu Altoona testlerini başarıyla tamamlayarak seri üretime hazır bir OEM modeli olarak sunuluyor. Bugüne kadar 10 binden fazla JEST üretildi; bunların 1.000’den fazlası elektrikli versiyon olarak Avrupa, Kuzey Amerika ve Japonya yollarında hizmet veriyor. Bu köklü üretim mirası ve global deneyim, Otonom e-JEST’in gerçek koşullarda kanıtlanmış güvenilirliğini, yüksek servis verimliliğini ve uzun ömürlü performansını temsil ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.