Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Otonom Sürüş

Kapsül Haber Ajansı - Otonom Sürüş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otonom Sürüş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hyundai Motor Company Yeni Yol Haritasını Açıkladı Haber

Hyundai Motor Company Yeni Yol Haritasını Açıkladı

Hyundai, 2030 yılına kadar 5,55 milyon adet global araç satışı hedeflerken aynı zamanda yüzde 6 pazar payına ulaşmayı planlıyor.Elektrikli araçların satış içerisindeki payı ise yüzde 23'ten 2030'da yüzde 60'a yükselecek.2030 yılına kadar 100'den fazla modeli yenilemeyi planlayan Hyundai, sadece önümüzdeki 8 ay içinde 7 yeni modelini satışa sunacak.Ayrıca, yine 2030’a kadar 18'den fazla yeni modelle farklı segmentlerde yer alacak.İlk Uzun Menzilli Elektrikli Araç (EREV) modelleri ise 2027 yılının ilk yarısından itibaren 900 km’nin üzerinde menzil hedefleyerek piyasaya sürülecek. Hyundai Motor Company, 2026 CEO Yatırımcı Günü'nde, markanın 2030 yılına kadar global satışlarda 5,55 milyon adede ulaşma hedefini güçlendirirken, aynı zamanda işletme genelinde karlılığı da artırmayı amaçladığını açıkladı. Hyundai Motor Company Başkanı ve CEO’su José Muñoz, yeni yol haritasıyla ilgili, “Temellerimiz hiç bu kadar güçlü olmamıştı. Hyundai Motor Grubu, üçüncü büyük otomotiv grubu ve ikinci en karlı grup. Bu da bize yatırım yapabilme olanağı sağlıyor. 2030 yılına kadar 100'den fazla yeni modeli piyasaya sürerek faaliyet marjımızı yüzde 9'un üzerine çıkaracağız. Yeni teknolojileri ve fırsatları değerlendirmek adına ortaklıklardan yararlanarak robotlar ve robot taksiler üretirken; fiziksel bir yapay zeka şirketi haline gelmeyi hedefliyoruz” dedi. Hyundai, 2026 yılının ilk yarısında 2 milyon adet satış gerçekleştirerek, yıllık bazda yüzde 2,7 artışla 59,1 milyar Euro (95,2 trilyon KRW) gelir elde etti ve yüzde 5,6'lık bir faaliyet kar marjına ulaştı. Her Bölgede Yeni Bir Ürün Atağı Kuzey Amerika'da 58, Kore'de 49, Avrupa'da 41, Hindistan'da 26 ve Çin'de 22 modelin lansmanının gerçekleştirilmesi amaçlanırken; bu araçların çoğu yeni Elantra, IONIQ 3, Yeni Tucson ve Tucson Hybrid, SANTA FE EREV gibi tamamen yeni ürünlerden oluşacak. Hindistan için ise tamamen yeni bir A segmenti elektrikli SUV planlanırken aynı zamanda yeni bir global B segmenti SUV ve Avrupa için tamamen yeni bir B segmenti SUV tanıtılacak. Yeni TUCSON ve TUCSON Hybrid ise dördüncü çeyrekte bazı pazarlarda satışa sunularak Hyundai'nin ürün atağında bir dönüm noktası daha oluşturacak. Yeni SANTA FE EREV, 2027 yılının ilk yarısında piyasaya sürülecek ve elektrifikasyona yönelik farklı bir yaklaşımı temsil edecek. SANTA FE EREV'in, 900 km’den fazla toplam menzil sunması ve elektrikli araç benzeri günlük sürüş deneyimini, müşterilerin menzil ve şarj kaygılarını gidererek birleştirmesi bekleniyor. Yeni model, Amerika’daki Hyundai Motor Manufacturing Alabama fabrikasında üretilecek. Hyundai, ayrıca farklı pazarları da hedefliyor. Orta boy bir pikap da dahil olmak üzere yeni hafif ticari araçları da gündemine alan marka, yüksek performanslı N serisine de yeni modeller ekleyecek. Hyundai, 2030 yılına kadar yıllık 100.000 adet N modellerinden oluşan satış hedefine ulaşmayı hedefliyor. Yerel Ölçeklendirme ile Global Başarıya Ulaşma Hyundai, 2030 yılına kadar global üretim kapasitesine 1,27 milyon adet araç daha ekleyecek. Bu artışın 500.000 adedi Kuzey Amerika'da, 320.000 adedi Hindistan'da, 250.000 adedi montaj tesislerinde ve 200.000 adedi ise Kore'de gerçekleşecek. Bölgede 2030 yılına kadar 10'dan fazla hibrit model sunulacak ve hibritlerin satışlardaki payı yüzde 50'ye ulaşacak. Bu modeller Hyundai Motor Manufacturing Alabama ve Hyundai Motor Group Metaplant America'da üretilecek. Kuzey Amerika'daki toplam hibrit satışları ise bir milyon adedi geçti. Hyundai, Avrupa'da da pazarın yüzde 85'ini tamamen elektrikli bir portföy ile kapsayacak ve 5 adet tamamen yeni SUV ve hafif ticari araç sunacak. Hyundai, Avrupa'daki elektrikli araç satışlarını 2025'teki 116.000 adetten 2030 yılına kadar 420.000 adedin üzerine çıkarmayı hedefliyor. Türkiye’de üretimine geçtiğimiz günlerde başlanan IONIQ 3 ise Ekim ayında satışa çıkıyor ve 497 kilometreye kadar bir menzil sunuyor. Ayrıca, Hyundai Motor Grubu'nun yeni nesil bağlantılı araç bilgi-eğlence platformu Pleos Connect'i içeren Avrupa'daki ilk araç olma özelliğini taşıyor. Hyundai, Afrika, Orta Doğu ve Pakistan'da bulunan 8 fabrikadan oluşan ağının bir parçası olarak Suudi Arabistan ve Cezayir'de yeni montaj tesisleri kurarak bu pazarlara yatırım yapıyor. Stratejik Ortaklıklar İlk IONIQ 5 Waymo robotaksiler dördüncü çeyrekte teslim edilecek. Gürcistan'daki HMGMA'da yerel bir tedarik zinciri kullanılarak monte edilen bu araçlar, üretim ve tasarımdan yazılım ve finansmana kadar grubun gücünden yararlanıyor. Bu araçlar, robotaksi hizmetlerinin 2027 gibi erken bir tarihte uluslararası alanda genişlemesini sağlayacak. Hyundai Motor Grubu'nun Motional şirketi de, bu yılın sonlarında sürücüsüz ticari hizmetine başladığında robotaksiye hazır IONIQ 5'i kullanacak. Hyundai ve Amazon, ortaklıklarını da dört alanda derinleştiriyor. Amazon Autos, 2027'nin başlarında ABD dışındaki ilk pazarı olan uluslararası alanda genişleyecek; Alexa Built-in, Hyundai ürün gamında kullanıma sunulacak, Genesis de bunu takip edecek; AWS, Hyundai'nin bulut ve yapay zeka yeteneklerini hızlandıracak. Hyundai’nin Boston Dynamics ile birlikte geliştirdiği üretim yapay zekâ robotları, ticarileşme yolunda hız kazanıyor. Gerçek çalışma ortamlarını simüle etmek için inşa edilen RMAC, üretim yapay zekâ robotlarını eğitiyor, gerçek dünya verilerini topluyor ve bir robotun üretim hattına ulaşmadan önce gerekli test ve doğrulama işlemlerini gerçekleştiriyor. Hyundai, 2028'den itibaren Hyundai Motor Group Metaplant America'da endüstriyel insansı robot Atlas'ı kullanıma sunmayı hedefliyor. Donanım Değerinden Yazılım Değerine Hyundai, yazılım tanımlı araç (SDV) yeteneklerini geliştirmek için bir veri çarkı oluşturuyor; burada veri toplama, veri analizi, yapay zeka ve hizmet geliştirme ve kablosuz (OTA) güncelleme dağıtımı, olumlu bir döngüyü tamamlıyor. Yenilenen Grandeur ile başlayarak, Pleos Connect bilgi-eğlence sistemini ve üretken yapay zeka ajanı Gleo AI'yı uyguluyor. Bu araçlardan elde edilen veriler, Gleo AI'yı geliştirmek ve yeni Pleos Connect özelliklerini geliştirmek için analiz ediliyor ve sonuçlar OTA güncellemeleri aracılığıyla müşterilere geri gönderiliyor. Otonom sürüş için de aynı döngü oluşturuluyor. Hyundai Motor Grubu, Hyundai, Kia, 42dot ve Motional tarafından elde edilen verilerin entegre edilebilmesi ve tek bir tutarlı standartta kullanılabilmesi için sensör mimarisini NVIDIA ekosistemi etrafında standartlaştırıyor. Otonom Sürüş İçin Aşamalı Bir Yol Haritası Hyundai, otonom sürüş yol haritasını aşamalar halinde belirledi. Bu yılın sonuna kadar, otonom sürüş yapay zekası Atria AI, bu tür modellerin en çok ihtiyaç duyduğu beklenmedik yol durumları hakkında veri toplamak için Güney Jeolla Eyaleti, Gwangju'da konuşlandırılacak. NVIDIA ile stratejik bir iş birliği kuran Hyundai, ilk seri üretim SDV modeline Seviye 2+ otonom sürüş teknolojisini 2028 yılında uygulayacak. Atria AI, kademeli olarak seri üretim araçlarına yaygınlaştırılacak ve Seviye 2+'dan Seviye 4'e kadar tam bir otonom sürüş yeteneği yelpazesi oluşturulacak. Hyundai Motor Grubu yılda 7 milyondan fazla araç satıyor ve bu filodan toplanan verilerin yapay zeka öğrenimini hızlandırması ve performansı hızla iyileştirmesi bekleniyor. Daha İyi Elektrikli Araçlar, Daha Düşük Maliyetler Hyundai, kendi hibrit sistemlerini bağımsız olarak geliştirdiği zamandan bugünkü küresel Elektrikli Global Modüler Platform'a (E-GMP) kadar elektrifikasyonda öncü oldu. Yıllar boyunca geliştirilen tasarım yeteneğinden yararlanan Hyundai, kendi batarya hücrelerini bağımsız olarak geliştirdi. Bu hücreler, şirketin daha önce kullandığı yüksek nikel içerikli hücrelere göre iki katından fazla güç sağlarken, şarj süresini de yüzde 40 oranında azaltıyor. Bu yüksek performanslı hücreler, 2027 yılının ilk yarısında piyasaya sürülecek olan EREV'de kullanılacak. Aynı zamanda, benzer bir elektrikli araca göre yarıdan daha az batarya kapasitesi kullanırken eşdeğer batarya performansı ve elektrikli araç sürüş dinamikleri sunacak. Gelecek yıl piyasaya sürülecek elektrikli araç modelleri ise, gerçek dünya sürüş koşullarında optimum performansı korurken batarya maliyetini yaklaşık yüzde 30 oranında azaltan orta nikel içerikli NCM hücreleri kullanacak. Hyundai, elektrikli araçlarının dayanıklılığını daha da güçlendirmek amacıyla, bulut tabanlı batarya yönetim sistemini (BMS) geliştirerek 2028 yılına kadar batarya ömrünü ortalama yüzde 20 oranında uzatmayı hedefliyor. Şirket ayrıca yeni, üst düzey bir güvenlik teknolojisi geliştirdi. Termal Kaçış Koruması (TRP), ısıyı dağıtmak üzere tasarlanmış bir batarya sistemi ve ısının yayılmasını önleyen hücreler arası bir bariyer yapısı kullanarak, batarya yangını durumunda ısı transferini bitişik hücrelere engelliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Robotaksi’de Otonom Sürüş Heyecanı Kocaeli’de Haber

Robotaksi’de Otonom Sürüş Heyecanı Kocaeli’de

Türkiye’nin otonom araç teknolojilerindeki yetkinliğini geliştirmek ve gençlerin yapay zekâ, sensör teknolojileri ve otonom kontrol sistemleri alanındaki çalışmalarını gerçek dünya senaryolarında sınamak amacıyla düzenlenen Robotaksi-Binek Otonom Araç Yarışması, final heyecanına hazırlanıyor. TEKNOFEST kapsamında, Bilişim Vadisi ve TÜBİTAK yürütücülüğünde gerçekleştirilen yarışmada, 1.199 takım arasından finale kalan 50 takım, 23-26 Ağustos 2026 tarihleri arasında Kocaeli Bilişim Vadisi Kampüsünde otonom sürüş yeteneklerini sergileyecek. Yarışma, araçların insan müdahalesi olmaksızın çevrelerini algılaması, elde ettiği verileri yorumlaması, doğru kararlar vermesi ve bu kararları güvenli sürüş manevralarına dönüştürmesi üzerine kuruluyor. Yarışmacı takımlardan, kent içi ulaşım senaryolarını modelleyen final parkurunda trafik işaret ve işaretçilerini gerçek zamanlı olarak anlamlandırmaları, statik ve dinamik engelleri algılayarak güvenli şekilde sakınmaları, yolcu indirme ve bindirme görevlerini yerine getirmeleri, trafik ışıklarına uymaları ve park işlemini kurallara uygun biçimde gerçekleştirmeleri bekleniyor. Tüm görevlerin dışarıdan herhangi bir müdahale olmaksızın otonom olarak tamamlanması gerekiyor. 4.646 kişi yarışmaya başvurdu Robotaksi-Binek Otonom Araç Yarışması, bu yıl da yoğun katılımla dikkat çekti. Türkiye ve yurt dışında öğrenim gören lise, ön lisans, lisans, yüksek lisans, doktora ve açık öğretim öğrencileri ile mezunların başvurabildiği yarışmaya iki kategoride toplam 1.199 takım ve 4.646 kişi başvurdu. Başvuruların 698 takımı ve 2.234 üyesi Hazır Araç kategorisinde, 501 takımı ve 2.412 üyesi ise Özgün Araç kategorisinde yer aldı. Değerlendirme süreçlerinin ardından Hazır Araç kategorisinden 22 takım ve 243 üye, Özgün Araç kategorisinden ise 28 takım ve 510 üye finale kaldı. Böylece final etabında toplam 50 takım ve 753 yarışmacı mücadele edecek. Yarışmanın finalistleri, teknik yeterliliklerini farklı aşamalarda ortaya koydu. Takımların performansı; Teknik Yeterlilik Formu, Kritik Tasarım Raporu, Araç Test Videosu veya Simülasyon Raporu ve Final Değerlendirmesi aşamalarından oluşan süreç kapsamında değerlendiriliyor. Bu değerlendirmelerle takımların yalnızca araç ve yazılım geliştirme kabiliyetlerinin değil, otonom sürüş sistemlerinin algılama, planlama, karar verme ve kontrol yeteneklerinin de ortaya konulması hedefleniyor. İki kategoride, iki farklı mühendislik yaklaşımı Robotaksi-Binek Otonom Araç Yarışması, farklı teknik yaklaşımlara sahip takımların mücadele edebilmesine imkân tanıyan iki ayrı kategoride gerçekleştiriliyor. Hazır Araç kategorisinde takımlara, yarışma kapsamında tahsis edilen ve drive-by-wire özelliğine sahip tam donanımlı elektrikli araç platformu kullandırılıyor. Bu kategoride takımlar, ağırlıklı olarak otonom sürüş yazılımlarını ve karar verme algoritmalarını geliştirmeye odaklanıyor. Hazır Araç takımları, danışman hariç en az 3, en fazla 25 kişiden oluşabiliyor. Özgün Araç kategorisinde ise takımlar hibe edilmiş veya daha önceden üretilmiş araçlarla yarışmaya katılıyor. Bu kategoride aracın tüm yapısal özelliklerinden ve yarışma şartnamesine uygunluğundan takım doğrudan sorumlu tutuluyor. Danışman hariç en az 5, en fazla 25 kişinin yer alabildiği bu kategoride, otonom sürüş yazılımının yanı sıra aracın mühendislik altyapısı ve tasarımı da yarışmanın önemli unsurları arasında bulunuyor. Final parkurunda şehir içi ulaşım senaryoları uygulanacak 23-26 Ağustos tarihlerinde Kocaeli Bilişim Vadisi Kampüsünde gerçekleştirilecek finalde takımlar, gerçek şehir içi ulaşım koşullarını modelleyen görevlerle karşı karşıya gelecek. Araçların yolcu indirme ve bindirme noktalarında doğru şekilde hareket etmesi, trafik ışıklarını ve trafik kurallarını takip etmesi, parkur üzerindeki statik ve dinamik engelleri algılaması ve güvenli sakınma manevraları gerçekleştirmesi gerekecek. Finalin en önemli unsurlarından biri ise araçların tüm bu görevleri dışarıdan herhangi bir insan müdahalesi olmadan yerine getirmesi olacak. Böylece takımların geliştirdiği yapay zekâ ve otonom sürüş sistemlerinin yalnızca laboratuvar veya simülasyon ortamındaki değil, gerçek dünyaya yakın dinamik bir ortam içerisindeki performansı da test edilecek. Dereceye girenleri büyük ödüller bekliyor Robotaksi-Binek Otonom Araç Yarışmasında başarılı olan takımlar maddi ödüllerin yanı sıra özel ödüllerle de desteklenecek. Hazır Araç kategorisinde birinci olan takım 250 bin TL, ikinci takım 200 bin TL, üçüncü takım ise 175 bin TL ödül kazanacak. Özgün Araç kategorisinde ise birincilik ödülü 300 bin TL, ikincilik ödülü 250 bin TL, üçüncülük ödülü 200 bin TL olarak belirlendi. Dereceye giren takımların danışmanları da ayrıca ödüllendirilecek. Birinci olan takımın danışmanına 20 bin TL, ikinci olan takımın danışmanına 15 bin TL, üçüncü olan takımın danışmanına ise 12 bin TL ödül verilecek. Yarışmada derece ödüllerinin yanı sıra her iki kategoride En Özgün Yazılım Ödülü ve En İyi Takım Ruhu Ödülü, yalnızca Özgün Araç kategorisinde ise En İyi Araç Tasarımı Ödülü takdim edilecek. Bu ödüllerle takımların teknik başarılarının yanı sıra özgün yazılım geliştirme, takım çalışması ve mühendislik tasarımı alanlarındaki başarılarının da teşvik edilmesi amaçlanıyor. Ödüller TEKNOFEST Şanlıurfa’da verilecek Finalde dereceye giren takımlar ödüllerini 30 Eylül-4 Ekim 2026 tarihleri arasında Şanlıurfa’da düzenlenecek TEKNOFEST’te alacak. Robotaksi-Binek Otonom Araç Yarışması, gençlerin geliştirdiği teknolojilerin gerçek dünya senaryolarında test edilmesini sağlarken, Türkiye’nin otonom sürüş, yapay zekâ, sensör teknolojileri ve araç kontrol sistemleri alanlarında ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının gelişimine de katkı sağlıyor. Yarışma aynı zamanda genç teknoloji takımlarının yalnızca bir yarışma parkurunda değil, geleceğin mobilite çözümlerinin geliştirilmesi sürecinde aktif rol üstlenmelerine olanak sunuyor. 23-26 Ağustos 2026 tarihlerinde Kocaeli Bilişim Vadisi Kampüsünde gerçekleştirilecek finalde, 50 takım ve 753 yarışmacı, otonom araçların şehir içi ulaşım senaryolarındaki yeteneklerini sergileyecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Otokar'ın Otonom e-Centro Otobüsü Avusturya'da Haber

Otokar'ın Otonom e-Centro Otobüsü Avusturya'da

Seviye 4 otonom sürüş teknolojisine sahip araç, European Forum Alpbach 2026’da yolcu taşımacılığında ve hemen ardından Wolfurt'ta düzenli tarifeli seferlerde kullanılacak. Bu yıl kuruluşunun 100. yılını kutlayan Koç Topluluğu bünyesinde faaliyet gösteren Otokar, yenilikçi ve çevreci araçlarıyla Avrupa pazarındaki varlığını güçlendirmeye devam ediyor. Avusturya'nın önde gelen toplu taşıma operatörü ÖBB Postbus, seviye 4 standartlarında tam otonom sürüş yeteneğine sahip elektrikli otobüs pilot projesinde teknoloji ortağı olarak Otokar’ı tercih etti. Sürekli sürücü müdahalesi gerektirmeden çalışabilen Otokar otonom e-Centro, Viyana’da düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna tanıtıldı. Otokar'ın tamamen elektrikli ve otonom aracı e-Centro, 4 Eylül tarihine kadar European Forum Alpbach 2026 kapsamında belirlenen güzergahta test edilecek. Pilot uygulamanın ardından araç, Wolfurt Kampüsü'nde düzenli seferlerde kullanılacak. "TOPLU TAŞIMA İÇİN BÜYÜK BİR POTANSİYEL" Avusturya Federal Bakanı Peter Hanke, otonom araçların ülkenin iş ve inovasyon merkezi olma hedefi açısından önem taşıdığını belirterek, "Otonom araçlar, daha modern, daha güvenli ve daha verimli bir ulaşım sisteminin önemli bir unsuru ve aynı zamanda Avusturya'nın iş ve inovasyon merkezi olarak büyük bir fırsat barındırıyor. Özellikle toplu taşımada büyük bir potansiyel görüyorum. Otonom otobüsler, ilk ve son kilometre bağlantılarında, kırsal bölgelerde veya geleneksel tarifeli seferlerin işletilmesinin zor olduğu saatlerde mevcut hizmetleri tamamlayabilir ve genişletebilir. Avusturya bu gelişmeyi izlemekle yetinmemeli, aktif olarak şekillendirmeli, katma değeri ülkede tutmalı ve ülkedeki bilgi birikimini uluslararası alanda görünür kılmalı" dedi. TOPLU TAŞIMADA YENİLİKÇİ DÖNEM ÖBB Postbus, otonom sürüş teknolojisini toplu taşımanın geleceği açısından önemli bir teknoloji olarak değerlendiriyor. Proje kapsamında otonom mobilitenin bölgesel ulaşım hizmetlerini nasıl tamamlayabileceği ve güçlendirebileceği gerçek işletme koşullarında test edilecek. Otonom otobüslerin gelecekte ilk ve son kilometre bağlantılarında, kırsal bölgelerde ve geleneksel tarifeli seferlerin işletilmesinin zor olduğu saatlerde toplu taşıma hizmetlerini desteklemesi hedefleniyor. ÖBB CEO'su Andreas Matthä otonom sürüşün geleceğe yönelik bir vizyon olmaktan çıktığını vurgulayarak, "Otonom sürüş artık sadece bir gelecek vizyonu olmaktan çıktı, toplu taşıma için büyük potansiyel taşıyan bir teknolojiye dönüştü. Amacımız bu gelişmeyi aktif olarak şekillendirmek ve erken aşamada deneyim kazanmak. Bu sayede yeni teknolojileri sorumlu bir şekilde kullanmanın temelini atıyor ve uzun vadede yolculara daha iyi mobilite hizmetleri sunuyoruz" açıklamasını yaptı. OTOKAR'DAN UÇTAN UCA OTONOM ULAŞIM ÇÖZÜMÜ Düzenlenen toplantıda Otokar'ın otonom ulaşım alanındaki çalışmalarını değerlendiren Otokar Ticari Araçlar Lideri Kerem Erman, "Uzun yıllardır toplu taşımanın geleceğini şekillendirecek otonom araç teknolojilerine önemli yatırım yapıyoruz. Bugün Avusturya’da tanıtılan otonom e-Centro, sahip olduğu özelliklerle yenilikçi bir aracın çok ötesinde. Otokar'ın kendi mühendislik birikimine ve özgün yazılımına dayanan, en yüksek uluslararası standartlara göre doğrulanmış, uçtan uca hazır bir otonom toplu taşıma çözümü" dedi. ULUSLARARASI SAHADA KEDİNİ KANITLADI Otokar'ın tamamen elektrikli otonom aracı e-CENTRO, seviye 4 otonom sürüş teknolojisiyle tanımlanan operasyonel alan içinde sürücüye gerek kalmadan hareket ediyor. Avusturya'da test edilen araç, ülkenin mevzuatı gereği eğitimli bir güvenlik sürücüsüyle kullanılacak. 32 yolcuya kadar kapasite sunan Otokar e-CENTRO, alçak tabanlı gövde tasarımı ve tekerlekli sandalye rampasıyla bariyersiz erişim sağlıyor. Toplu taşımada otonom kullanımında güçlü bir deneyime sahip olan Otokar, e-Centro halihazırda Madrid'de kullanılıyor. Madrid'deki uygulamadan elde edilen deneyimlerin Avusturya'daki projeye aktarılması planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tripy Robotaxi Türkiye’de Yol Testlerine Hazırlanıyor Haber

Tripy Robotaxi Türkiye’de Yol Testlerine Hazırlanıyor

MİA Teknoloji A.Ş.'nin tamamına sahip olduğu Tripy Mobility, geliştirdiği Robotaxi projesini Türkiye'de hayata geçirmek için geri sayıma geçti. Çin'de kapsamlı test süreçlerinden geçen tam otonom araç filosunun, önümüzdeki dönemde Türkiye yollarında test edilmesi planlanıyor. Şirket, yalnızca sürücüsüz araç geliştirmeyi değil, aynı zamanda yapay zekâ tabanlı yeni nesil mobilite ekosistemini oluşturmayı hedefliyor. Tripy Mobility'nin yürüttüğü proje, Türkiye'nin otonom ulaşım teknolojilerindeki konumunu güçlendirmesi açısından dikkat çekici adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Tripy Robotaxi ile Türkiye'de Otonom Ulaşım Süreci Başlıyor Dünya genelinde hız kazanan sürücüsüz ulaşım teknolojileri, artık yalnızca teknoloji devlerinin değil, mobilite şirketlerinin de öncelikli yatırım alanları arasında yer alıyor. Bu dönüşümün Türkiye ayağında önemli rol üstlenmeye hazırlanan Tripy Mobility, tam otonom sürüş teknolojisine sahip Robotaxi filosunu yerli operasyonlara adapte etmek için çalışmalarını sürdürüyor. Şirket tarafından geliştirilen sistem, L4 seviyesinde otonom sürüş kabiliyetine sahip araçlardan oluşuyor. Bu teknoloji sayesinde araçlar, belirli operasyon bölgelerinde herhangi bir sürücü müdahalesine ihtiyaç duymadan yolcu taşıyabilecek şekilde tasarlandı. Yapay zekâ algoritmaları sayesinde çevresini sürekli analiz eden sistem, trafik koşullarını, yayaları, diğer araçları ve olası riskleri gerçek zamanlı değerlendirerek güvenli sürüş kararları alabiliyor. Yapay Zekâ Destekli Altyapı Milyonlarca Satır Kodla Çalışıyor Tripy Robotaxi projesinin arkasındaki en önemli güçlerden biri gelişmiş yazılım altyapısı. Araçlarda çalışan yapay zekâ sistemi, milyonlarca satırlık yazılım mimarisiyle sürekli veri işliyor. Çok sayıda kamera, radar ve sensörden elde edilen bilgiler, gelişmiş sensör füzyon teknolojisiyle tek merkezde birleştirilerek milisaniyeler içinde analiz ediliyor. Bu yapı sayesinde araç, yalnızca bulunduğu yolu değil çevresindeki tüm hareketliliği eş zamanlı takip ederek sürüş stratejisini anlık olarak oluşturuyor. İnsan refleksine ihtiyaç duymadan çalışan bu sistem, otonom mobilite teknolojilerinin ulaştığı noktayı ortaya koyuyor. Uluslararası Ortaklıklarla Geliştirilen Robotaxi Projesi Dikkat Çekiyor Tripy Mobility'nin yürüttüğü çalışmalar, uluslararası teknoloji iş birlikleriyle destekleniyor. Proje kapsamında Çin merkezli otonom sürüş teknolojileri geliştiren Calmcar ile ortak çalışmalar yürütülürken, elektrikli araç üreticisi SAIC'in MIFA 7 modeli de Robotaxi platformuna dönüştürüldü. Uzun süren mühendislik çalışmalarının ardından geliştirilen araçlar, Çin'de gerçekleştirilen test programlarını başarıyla tamamladı. Test süreçlerinde elde edilen sonuçlar doğrultusunda sistemin farklı trafik senaryolarında güvenli şekilde çalışabildiği görüldü. Bu başarının ardından projenin yeni aşaması olarak Türkiye'deki saha testleri planlandı. Yüz Binlerce Kilometrelik Deneyim Türkiye'ye Taşınıyor Tripy Robotaxi filosu, yurt dışındaki operasyon öncesi testlerde önemli bir deneyim elde etti. Gerçek trafik koşullarında uzun süreli testlerden geçen araçlar, farklı iklim ve yol şartlarında performansını kanıtladı. Şirketin yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmayan küresel büyüme planları da bulunuyor. Avrupa pazarına yönelik çalışmalar kapsamında İngiltere'de de sürücüsüz taksi hizmeti sunabilmek için gerekli resmi süreçlerin başlatıldığı açıklandı. Böylece Tripy, geliştirdiği teknolojiyi uluslararası pazarlarda da konumlandırmayı hedefliyor. Robotaxi Teknolojisi Ulaşım Alışkanlıklarını Değiştirebilir Uzmanlara göre yapay zekâ destekli sürücüsüz taksi sistemleri yalnızca yeni bir ulaşım modeli sunmuyor. Aynı zamanda şehir içi ulaşım planlaması, trafik güvenliği, enerji verimliliği ve sürdürülebilir mobilite açısından da önemli fırsatlar oluşturuyor. Elektrikli altyapıyla çalışan Robotaxi araçlarının, sürüş sırasında insan kaynaklı hata riskini azaltması ve trafik akışını daha verimli hale getirmesi bekleniyor. Bunun yanında paylaşım ekonomisini destekleyen yeni ulaşım modelleriyle bireysel araç sahipliği anlayışının da zaman içinde değişebileceği değerlendiriliyor. Türkiye Otonom Mobilite Alanında Yeni Bir Döneme Hazırlanıyor Tripy Mobility CEO'su Dr. Ali Onuralp Ünal, otonom sürüş teknolojilerinin otomotiv sektörünün ötesinde, doğrudan yapay zekâ ekonomisinin önemli bir parçası haline geldiğini belirterek şirketin bu alandaki vizyonuna dikkat çekti. Ünal, elektrikli araç dönüşümünün ardından ulaşım sektöründe en büyük değişimin otonom sürüş sistemleriyle yaşanacağını ifade ederken, geliştirilen Robotaxi platformunun güvenlik, erişilebilirlik ve operasyonel verimlilik açısından önemli avantajlar sağlayacağını vurguladı. Türkiye'de başlayacak yol testlerinin yalnızca teknik bir süreç olmadığını dile getiren Ünal, bunun aynı zamanda ülkenin küresel otonom mobilite yarışındaki iddiasını güçlendirecek stratejik bir adım olduğunu söyledi. Türkiye'de gerçekleştirilecek testlerin başarıyla tamamlanması halinde Tripy Robotaxi'nin şehir içi ulaşımda yeni bir dönemin kapısını aralaması bekleniyor. Yapay zekâ, elektrikli mobilite ve otonom sürüş teknolojilerini aynı platformda buluşturan proje, geleceğin ulaşım sistemlerinin Türkiye'deki en önemli örneklerinden biri olma potansiyeli taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Pirelli ve RIDEsense’ten Güvenlikte Yeni Dönem Haber

Pirelli ve RIDEsense’ten Güvenlikte Yeni Dönem

Pirelli, Napoli Federico II Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü ve ileri mobilite teknolojileri geliştiren MegaRide Group bünyesinden doğan bir girişim olan RIDEsense ile, Pirelli Cyber™ Tyre ekosistemine entegre edilecek yeni yazılım çözümlerinin geliştirilmesine yönelik bir anlaşma imzaladı. Anlaşma kapsamında Pirelli, RIDEsense’in sanal sensör teknolojisini kullanma lisansını alırken, üçüncü taraflara hak devri konusunda da belirli güvence mekanizmaları oluşturuldu. Ayrıca Pirelli, RIDEsense’in %24,99 oranındaki hissesini satın alacak ve şirketteki payını gelecekte %100’e kadar çıkarma opsiyonuna sahip olacak. Pirelli Cyber™ Tyre sisteminde kullanılan fiziksel sensörlerin, RIDEsense’in sanal sensörleriyle (araçlarda halihazırda bulunan sensörlerden elde edilen bilgileri işleyen algoritmalar) entegre edilmesi, Cyber™ Tyre’ın araçların elektronik güvenlik sistemlerine sunduğu katkıyı daha da artıracak. Bu iş birliği, suda kızaklama tespiti gibi mevcut fonksiyonları güçlendirmenin yanı sıra, lastik ve araç teşhis sistemlerine yönelik yeni yeteneklerin geliştirilmesinin de önünü açacak. Böylece Pirelli Cyber™ Tyre ekosistemi, gelişimini sürdürerek gelişmiş sürücü destek sistemleri (ADAS) ve otonom sürüş teknolojilerinde daha önemli bir rol üstlenme yolunda yeni bir aşamaya ulaşmış olacak. PIRELLI CYBER™ TYRE Belirli araç modellerinde orijinal ekipman olarak kullanılan Pirelli Cyber™ Tyre, lastiklere entegre edilen sensörlerden veri toplayıp bunları Pirelli’nin özel yazılım ve algoritmalarıyla işleyebilen dünyanın ilk entegre donanım ve yazılım çözümüdür. Toplanan veriler gerçek zamanlı olarak aracın elektronik sistemlerine aktarılır ve ABS, ESP ve çekiş kontrol sistemleri gibi sürüş ve kontrol sistemleriyle entegre çalışan yeni fonksiyonların geliştirilmesine olanak tanır. Pirelli’nin teknolojisi, araç güvenliğini, performansını ve verimliliğini artırmayı hedeflerken, yol altyapısının durumunun izlenmesinde de kullanılabiliyor. Böylece yol kullanıcıları için risk oluşturabilecek durumların tespit edilmesine katkı sağlanıyor. Bu alanda kamu otoriteleriyle iş birliği içinde çeşitli pilot projeler de yürütülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa'da Üretilen Yeni Renault Boreal Yollara Çıkıyor Haber

Bursa'da Üretilen Yeni Renault Boreal Yollara Çıkıyor

Renault’nun Türkiye’de üretilen yeni C segmenti SUV modeli Renault Boreal, Türkiye’de satışa sunuluyor. OYAK ve Renault tarafından açıklanan 400 milyon Euro’luk yatırım kararının önemli adımlarından biri olan Boreal hem Türkiye ekonomisine hem de otomotiv sektörüne önemli katkılar sunacak yeni bir dönemin başlangıcını temsil ediyor. MAİS A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Bahaettin Tatoğlu “Renault Boreal, OYAK ve Renault Group iş birliğinin ortaya koyduğu güçlü vizyonu ve Türkiye’nin otomotiv üretimindeki stratejik konumunu net biçimde yansıtan çok değerli bir proje. Boreal’i yalnızca “Türkiye’de üretilen” bir model olarak değil, aynı zamanda “Türkiye için tasarlanan ve Türk kullanıcıların ihtiyaçlarına göre geliştirilen” bir model olarak konumlandırıyoruz. Türkiye’nin en büyük segmenti olan ve hızla büyüyen C-SUV segmentinde; güçlü ve iddialı tasarımı, geniş ve ferah yaşam alanı, ileri teknolojileri ve verimli motor seçenekleriyle Renault Boreal’in segmentinde dengeleri değiştirecek bir model olacağına inanıyoruz. Bu güçlü potansiyeline olan güvenimizle, Renault Boreal’in 2027 yılında Türkiye’nin en çok satan otomobili olmasını hedefliyoruz. Bugün Clio, Megane Sedan ve Duster ile Türkiye'nin en güçlü yerli ürün gamlarından birine sahibiz. Bursa'da üreteceğimiz Renault Boreal’in de bu başarı hikayesine katılmasıyla birlikte dört yerli modelden oluşan ürün gamımızı daha da güçlendirecek, pazardaki liderliğimizi daha da ileriye taşıyacağız. Türkiye’de %40’ın üzerinde yerli katkı oranıyla üretilecek olan Renault Boreal, bu sayede ÖTV muafiyetinden yararlanabilecek. Modelin, uzun süredir bu segmentte yeni bir model bekleyen müşterilerimiz için önemli bir alternatif oluşturacağını düşünüyoruz. Sunduğu yüksek teknoloji, üstün konfor ve geniş yaşam alanıyla Renault Boreal’in, ÖTV muafiyetinden yararlanan kullanıcılar tarafından da yoğun ilgi göreceğine inanıyoruz. Renault Boreal için sunduğumuz 7 yıl veya 160.000 kilometreye kadar garanti kapsamıyla müşterilerimize yalnızca yeni bir otomobil değil, uzun yıllar güvenle kullanabilecekleri kapsamlı bir sahiplik deneyimi de sunuyoruz. OYAK ve Renault Group’unun güçlü ortaklığıyla hayata geçirilen bu projenin, ülkemizin otomotiv sanayisine, ihracatına ve ekonomik gelişimine uzun vadeli katkılar sunacak bir başarı hikayesi olacağına inanıyoruz.” Renault Group Türkiye CEO’su Lionel Jaillet “Boreal’i Türkiye pazarına sunmaktan büyük bir gurur duyuyoruz. Bu model, yıllar süren adanmışlığın, titiz çalışmaların ve sarsılmaz kararlılığın somut bir yansımasını ortaya koyuyor. Elde edilen bu başarı; Renault Group’un uluslararası ekipleri arasındaki güçlü koordinasyonu, yakın iş birliğini ve üstün çabayı gözler önüne seriyor. Boreal, yalnızca yeni bir model olmanın ötesinde, ortak hedeflerimizin ve kolektif uzmanlığımızın güçlü bir ifadesini temsil ediyor. Yoğun rekabetin yaşandığı C-SUV segmentinde Boreal, kendine özgü nitelikleriyle belirgin bir şekilde farklılaşıyor. Geniş ve rafine iç mekânı, iddialı dış tasarımı, ileri teknoloji E-Tech full hybrid motoru ve Google entegreli, bağlantılı OpenR Link multimedya sistemiyle Türk kullanıcılarının beklentilerine eksiksiz bir yanıt veriyor. Ürün özelliklerinin ötesinde Boreal, aynı zamanda stratejik bir dönüm noktasını temsil ediyor. Bursa’daki Oyak Renault kampüsümüzde üretilecek olması hem iç pazardaki talebi destekleyecek hem de ihracat hedeflerimize katkı sağlayarak Türkiye’nin küresel otomotiv ekosistemindeki konumunu daha da güçlendirecek. SUV segmentinde Duster ile yakalanan güçlü ivmenin üzerine inşa edilen Boreal, bu başarıyı C segmentine taşıyarak bir üst seviyeye çıkarıyor. Aynı zamanda Renault Group’un uluslararası stratejik planını tutarlı bir şekilde hayata geçirme ve vizyonunu somut sonuçlara dönüştürme yetkinliğini de açıkça ortaya koyuyor. Değerli ortağımız OYAK ile, yerel yetkinliklerimizi geliştirmeye, ekiplerimizi güçlendirmeye ve Türkiye otomotiv ekosisteminin sürdürülebilir gelişimine katkı sağlamaya kararlılıkla devam ediyoruz.” Türkiye, Renault’nun küresel üretim ağında stratejik rolünü güçlendiriyor Bursa’da üretilen Megane Sedan ve Oyak Renault Otomobil Fabrikaları’nda üretilen Clio ve Duster’ın ardından Renault Boreal’in de yerli üretim portföyüne katılması, Türkiye’nin yüksek katma değerli araç üretimindeki rolünü daha da güçlendirirken, Renault’nun küresel büyüme planındaki stratejik önemini de ortaya koyuyor. Renault, özellikle C ve D segmentlerindeki varlığını güçlendirmeyi hedeflerken, Türkiye bu stratejinin önemli üretim merkezlerinden biri olarak konumlanıyor. Boreal’in üretimiyle birlikte OYAK Renault Bursa Fabrikaları, modelin uluslararası pazarlara ihracatıyla hem iç pazar hem de ihracat operasyonlarındaki rolünü daha da güçlendiriyor. SUV modellerin toplam pazardaki ağırlığının her geçen gün arttığı Türkiye’de Renault Boreal, markanın C segmentindeki iddiasını güçlendiren önemli modellerden biri olarak öne çıkıyor. Renault, Türkiye’deki üretim gücünü uluslararası ölçekte büyüme hedefleriyle birleştirerek Boreal’i global başarı hikâyesinin önemli parçalarından biri olarak konumlandırıyor. Güçlü, zarif ve dikkat çekici SUV tasarımı Renault Boreal heybetli gövde yapısı, keskin omuz çizgileri, güçlü ön tasarımı ve modern ışık imzası modelin güçlü duruşunu ilk bakışta hissettiriyor. 4,56 metre uzunluğu ve 2,70 metre aks mesafesiyle Renault Boreal, C segmenti ortalamalarının üzerine çıkan ve D segmentini çağrıştıran boyutlarıyla dikkat çekiyor. Geniş iç yaşam alanı ve 630 litreye varan bagaj hacmiyle segmentinde fark yaratıyor. Gövde rengi ön ızgara, yeni “Nouvel’R” logosu, ince LED far tasarımı ve Niagara konseptinden ilham alan ışık imzası aracın modern karakterini vurguluyor. Yan profilde dikkat çeken güçlü çamurluk yapısı ve akıcı tavan çizgisi, Boreal’in hem şehir içinde hem uzun yol kullanımında premium algısını güçlendiriyor. 19 inç elmas kesim alaşım jantlar, siyah tavan, elektrikli açılır panoramik cam tavan ise modele üst segment bir nitelik kazandırıyor. Teknoloji ve konfor odaklı yaşam alanı Renault Boreal’in iç mekanı, dijital teknolojiler ve konforu bir araya getiren modern ve ferah bir yaşam alanı sunuyor. Ergonomik tasarım anlayışıyla şekillendirilen kokpit, sürücü odaklı yapısı ve geniş ekran teknolojileriyle dikkat çekiyor. Modelde 10 inç dijital gösterge ekranı ve 10 inç merkezi openR link multimedya ekranı birlikte sunuluyor. Ergonomik yerleşim sayesinde sürücünün dikkati yolda kalırken, bağlantılı teknolojilere erişim kolaylaşıyor. Çok işlevli direksiyon simidi arkasında bulunan vites seçici kulakçıklar iç mekandaki modern atmosferi destekliyor. 48 farklı renk seçeneğine sahip ambiyans aydınlatması, Multi-Sense sürüş modlarına göre otomatik olarak değişebiliyor. İç mekanda kullanılan yumuşak dokulu yüzeyler, lazer işlemeli dekoratif detaylar ve kontrast dikişli koltuklar yüksek kalite algısını güçlendiriyor. Türkiye pazarı için özel olarak sunulan gri tonlu perfore döşeme seçeneği, Boreal’in modern karakterine farklı bir imza katıyor. Elektrikli ön koltuklar, hafızalı ve masaj fonksiyonlu sürücü koltuğu, çift bölgeli otomatik klima, soğutmalı kablosuz şarj ünitesi ve geniş saklama alanları günlük kullanımı daha konforlu hale getiriyor. Arka koltuklarda sunulan havalandırma kanalları, USB-C girişleri, arka kol dayama ve Easy Break arka koltuk katlama sistemi de aile kullanımını destekleyen detaylar arasında yer alıyor. 630 litreye varan bagaj hacmi, arka koltuklar yatırıldığında 1.868 litreye kadar ulaşıyor. Düşük yükleme eşiği ise kullanım kolaylığı sağlıyor. Google entegre bağlantılı sürüş deneyimi Bağlantılı araç teknolojilerinde öncü markalardan biri olan Renault, yeni Boreal modeliyle de gelişmiş dijital ekosistem ve bağlantılı sürüş özelliklerini kullanıcılarla buluşturuyor openR link multimedya sistemi sayesinde kullanıcılar Google Haritalar, Google Asistan ve Google Play uygulamalarına doğrudan erişebiliyor, evlerindeki Google Home entegrasyonuna uygun akıllı cihazlarını yönetebiliyor. Gerçek zamanlı trafik bilgileri, sesli komut sistemi ve kişiselleştirilmiş dijital deneyim, Boreal’i günlük yaşamın doğal bir uzantısına dönüştürüyor. Youtube, Spotify, Prime Video, HBO Max, Waze ve Vivaldi gibi popüler uygulamalar sistem içerisinde kullanılabiliyor. Uzaktan OTA güncelleme altyapısı sayesinde bilgi-eğlence sistemi ve sürüş destek teknolojileri sürekli güncel kalabiliyor. My Renault uygulaması üzerinden kullanıcılar araçlarının kornasını ve ışıklarını uzaktan etkinleştirebiliyor ve araç konumunu görüntüleyebiliyor. Renault Boreal’de ayrıca Jean-Michel Jarre iş birliğiyle geliştirilen Harman Kardon premium ses sistemi de yer alıyor. On hoparlörlü ve 435 Watt gücündeki sistem; Stüdyo, Konser, Kulüp ve Salon dahil olmak üzere farklı ses atmosferleriyle sürükleyici bir deneyim sunuyor. Gelişmiş sürüş destek sistemleri Renault Boreal, aktif güvenlik ve sürüş destek sistemleri konusunda segmentinin en kapsamlı modellerinden biri olarak konumlanıyor. Modelde versiyona ve donanım seviyesine bağlı olarak 25 adede kadar gelişmiş ADAS teknolojisi sunuluyor. Şerit Takip Asistanı, Kör Nokta Uyarı Sistemi, Güvenli Çıkış Asistanı, Arka Çapraz Trafik Uyarısı ve Acil Duruş Asistanı gibi teknolojiler sürüş güvenliğini artırıyor. Seviye 2 otonom sürüş desteği sunan Aktif Sürüş Yardımı sistemi; dur & kalk özellikli adaptif hız sabitleyici ve şerit ortalama fonksiyonunu bir araya getirerek yoğun trafikte sürüşü daha konforlu hale getiriyor. Eller Serbest Park Sistemi ve 360 derece çevre görüş kamerası sayesinde araç paralel veya dikey park manevralarını sürücü müdahalesi olmadan gerçekleştirebiliyor. Full LED far teknolojisi ise gece sürüşlerinde görüş kalitesini artırırken diğer sürücüler için göz kamaşmasını azaltıyor. Verimli motor seçenekleri ve EDC otomatik şanzıman Renault Boreal performans, verimlilik ve sürüş konforunu bir araya getiren full hybrid E-Tech 160 hp, 1.3 turbo TCe EDC 145 hp ve hybrid E-Tech 4x4 150 hp motor seçenekleriyle geliştirildi. Boreal, Türkiye’de lansman döneminde full hybrid E-Tech 160 hp ve turbo TCe EDC 145 hp motor seçenekleriyle satışa sunuluyor. 2026 yılının son çeyreğinde sunulan motor seçeneklerine hybrid E-Tech 4x4 150 hp versiyonu da eklenecek ve müşteri beklentileriyle buluşacak. 1.3 turbo TCe EDC 145 hp benzinli motor ve 6 ileri ıslak çift kavramalı (EDC) motor seçeneği ise performans ve sürüş konforunu dengeli bir şekilde bir araya getiriyor. Bu versiyon, WLTP normlarına göre 149 g/km karma CO₂ emisyon değeri ve 6,6 L/100 km karma yakıt tüketimi değerlerine sahip. Renault Boreal full hybrid E-Tech 160 hp versiyonu ise özellikle verimlilik odaklı bir sürüş deneyimi sunuyor. Sisteminin kalbinde, Türkiye’de Oyak Horse tarafından Bursa’da üretilen ve dünyaya ihraç edilen HR18 kodlu hibrit motoru yer alıyor. Şehir içinde yüzde 80’e kadar elektrikli sürüş gerçekleştirebilen sistem, 110 km/s hıza kadar elektrikli sürüş imkanı sağlayabiliyor. Çok modlu otomatik şanzımanla sunulan model, WLTP normlarına göre 108 g/km karma CO₂ emisyon değeri ve 4,8 L/100 km karma yakıt tüketimiyle dikkat çekiyor. Multi-Sense sürüş sistemi; Eco, Comfort, Sport ve Perso modlarının yanında yeni Smart Mod seçeneğiyle geliyor. Sistem; direksiyon sertliği, motor tepkisi, ambiyans aydınlatması ve ses atmosferini sürüş koşullarına göre otomatik olarak adapte edebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Stratejik Satınalma Derneği, Bursa’da Sektör Profesyonellerini Bir Araya Getirdi Haber

Stratejik Satınalma Derneği, Bursa’da Sektör Profesyonellerini Bir Araya Getirdi

Stratejik Satınalma Derneği (SSD), sektör profesyonellerini bir araya getiren organizasyonlarını, Türkiye’nin farklı şehirlerinde gerçekleştirdiği etkinliklerle aralıksız sürdürüyor. Stratejik Satınalma Derneği (SSD), üyeleri ve sektör paydaşlarını “Bursa Yaza Merhaba Etkinliği” kapsamında Bursa’da bir araya getirdi. Referans Holding sponsorluğunda ve Bakioğlu Çiftliği ev sahipliğinde gerçekleştirilen organizasyon, satınalma ekosisteminin farklı sektörlerden temsilcilerini buluşturarak bilgi paylaşımı, deneyim aktarımı ve yeni iş birliklerine zemin hazırladı. Gün boyu süren etkinlikte otomotiv ve emtia sektörlerine ilişkin güncel gelişmeler, tedarik zincirlerinde yaşanan dönüşüm, küresel ekonomik dinamikler ve satınalma süreçlerinin geleceği ele alındı. SSD Yönetim Kurulu Üyesi Mehtap Demir sunuculuğunda gerçekleşen etkinliğin açılış konuşmalarını, Stratejik Satınalma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Evren Cibelik ile Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Demir gerçekleştirdi. Konuşmalarında üyelerin yoğun katılımından duydukları memnuniyeti dile getiren Cibelik ve Demir, Stratejik Satınalma Derneği’nin her geçen yıl büyüyen ekosistemine dikkat çekerek, bilgi paylaşımını ve sektörler arası iş birliğini güçlendiren etkinliklerin önemini vurguladı. Ayrıca derneğin önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığı projeler hakkında da katılımcılara bilgi verildi. Otomotiv Sektörünün Dönüşümü Masaya Yatırıldı Programın ilk bölümünde gerçekleştirilen Otomotiv Paneli’nde, ORAU Yönetim Kurulu Başkanı Ayşegül Orhan, TOFAŞ Satınalma Direktörü Ferruh Arar ve ZF Sachs Genel Müdürü / TAYSAD Yönetim Kurulu Üyesi Tülay Hacıoğlu Şengül konuşmacı olarak yer aldı. Panelin moderatörlüğünü ise SSD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Demir üstlendi. Panelde otomotiv sektörünün mevcut durumu, küresel rekabet koşulları, tedarik zinciri yönetimi, satınalma süreçlerinin stratejik rolü ve sektörün geleceğini şekillendiren teknolojik gelişmeler değerlendirildi. Konuşmacılar, özellikle son yıllarda hız kazanan dijital dönüşümün otomotiv sektöründe köklü değişimlere yol açtığını vurgularken; yapay zekâ uygulamaları, elektrikli araç teknolojileri, bağlantılı sistemler ve otonom sürüş çözümlerinin sektörün geleceğinde belirleyici rol oynayacağına dikkat çekti. Oturum sonunda gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde katılımcılar sektör liderleriyle birebir görüş alışverişinde bulunma fırsatı yakaladı. Emtia Piyasalarındaki Gelişmeler Değerlendirildi Networking arasının ardından düzenlenen Emtia Paneli’nde ise Borçelik Satış Direktörü Aydın Ersoy, Basell Satış Müdürü Hüseyin Karagöz ve Enerjisa Kurumsal Satış Müdürü Serkan Saral konuşmacı olarak yer aldı. Panelin moderatörlüğünü SSD Yönetim Kurulu Üyesi Can Sakarya gerçekleştirdi. Panelde emtia piyasalarında yaşanan gelişmeler, enerji maliyetleri, küresel ekonomik etkiler, fiyatlama dinamikleri ve sürdürülebilir büyüme perspektifleri ele alındı. Katılımcılar, farklı sektörlerden uzman isimlerin değerlendirmeleriyle piyasalara ilişkin güncel öngörüleri dinleme fırsatı buldu. Güçlü Networking ve Sektörel Dayanışma Stratejik Satınalma Derneği tarafından düzenlenen etkinlik, yalnızca bilgi paylaşımıyla değil, aynı zamanda sektör profesyonellerini bir araya getiren güçlü networking ortamıyla da dikkat çekti. Katılımcılar gün boyunca düzenlenen oturumlar ve networking buluşmaları sayesinde yeni iş bağlantıları kurarken, sektörün güncel gündemlerine ilişkin görüş alışverişinde bulundu. Organizasyon kapsamında çekilen geleneksel aile fotoğrafı, SSD topluluğunun birlik ve beraberlik ruhunu yansıtan anlamlı anlardan biri oldu. Etkinlik, sanatçı Safa Zakir’in canlı performansı eşliğinde gerçekleştirilen kapanış programıyla sona erdi. Stratejik Satınalma Derneği, satınalma ve tedarik zinciri alanlarında faaliyet gösteren profesyonelleri ortak platformlarda buluşturmaya, sektörel bilgi paylaşımını güçlendirmeye ve iş dünyasının geleceğine katkı sunacak projeler geliştirmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karsan Otonom E-ATAK Hava Ulaşımında Sahneye Çıktı Haber

Karsan Otonom E-ATAK Hava Ulaşımında Sahneye Çıktı

“Mobilitenin Geleceğinde Bir Adım Önde” olma vizyonuyla dünyada toplu taşımanın dönüşümünde öncü rol oynayan Karsan, otonom teknolojisinin ulaştığı noktayı gözler önüne sermeye devam ediyor. Dünyanın ilk Seviye-4 otonom toplu ulaşım aracı olarak 2021’den bu yana gerçek yol şartlarında hizmet veren Karsan Otonom e-ATAK, toplu ulaşımdaki başarısını şimdi de farklı operasyonel kullanım alanlarında da gerçekleştirebileceğini kanıtladı. Bu kapsamda şirket, teknoloji partneri ADASTEC ve Türk Hava Yolları ile İGA İstanbul Havalimanı’nda bir demo operasyonu gerçekleştirdi. Karsan Otonom e-ATAK apron sahasında gerçek operasyon koşullarında test edildi. Demo sürüşleri iki farklı senaryo üzerinden kurgulandı. İlk senaryoda araç, Türk Hava Yolları Operasyon Merkezi – Ekip Terminali başlangıç noktasından Smart Kargo Sahası’na (SMARTIST Binası önü) yaklaşık 3,5 kilometrelik bir rotada ilerledi. İkinci senaryoda ise yine Türk Hava Yolları Operasyon Merkezi – Ekip Terminali başlangıç alınarak 200’lü Açık Park Sahası’na yaklaşık 1,5 kilometrelik bir sürüş gerçekleştirildi. Vardiya ekiplerinin çalışma alanlarına ve uçuş ekiplerinin uçak park pozisyonlarına ulaştırılmasını simüle eden bu senaryolar; otonom sürüş performansının gerçek operasyon koşullarında doğrulanması, algılama ve navigasyon sistemlerinin test edilmesi, güvenlik ve acil durum senaryolarının değerlendirilmesi ile operasyonel trafik etkileşiminin analiz edilmesi açısından önemli veriler ortaya koydu. Apron yolunda diğer hizmet araçlarıyla birlikte gerçek operasyon trafiği içerisinde hareket eden Karsan Otonom e-ATAK, üzerindeki LiDAR, radar, kamera ve gelişmiş sensör sistemleriyle rotasını sorunsuz şekilde tamamlayarak, otonom teknolojisinin havayolu lojistiğindeki potansiyelini de gözler önüne serdi. Otonom teknolojisinin potansiyelini açıkça gösterdik! Bu önemli testin otonom teknolojinin gerçek operasyon ortamındaki kabiliyetini ve havacılık sektöründeki dijital dönüşüm potansiyelini net şekilde ortaya çıkardığını söyleyen Karsan Yurtiçi Satış ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Muzaffer Arpacıoğlu, “Yakın zamanda Otonom e-ATAK ile, Frankfurt Havalimanı’nda iki haftalık demo operasyonunu başarıyla tamamlamıştık. Şimdi de İGA İstanbul Havalimanı’ndaki bu başarılı demo ile apron operasyonlarında otonom mobilitenin uzun vadeli potansiyelini açık olarak gösterdik” dedi. Apronların yüksek güvenlik gerektiren alanlar olduğunu ifade eden Muzaffer Arpacıoğlu, şöyle devam etti: “Bu kapsamda Karsan Otonom e-ATAK; operasyonel verimlilik, insan hatasının minimize edilmesi, güvenlik standartlarının artırılması, dijitalleşme ve otomasyon ihtiyaçlarına güçlü şekilde cevap verdi. Bu başarılı demoyu, otonom teknolojisinin yalnızca toplu ulaşımda değil, farklı operasyonel kullanım alanlarında da konumlandırabildiğini göstermesi açısından stratejik bir adım olarak nitelendiriyoruz.” Karsan, Türk Hava Yolları ve ADASTEC ekiplerinin bir araya geldiği toplantıda, apron içi yolcu taşımacılığı ve güvenlik süreçlerine yönelik değerlendirmelerin ardından, geleceğin mobilite çözümlerine ışık tutan demo sürüşü apron sahasında gerçekleştirildi. Toplantı sonrasında Türk Hava Yolları Genel Müdür Yardımcısı Kerem Kızıltunç: “Türk Hava Yolları olarak, Türkiye'de bir havalimanı apron sahasında gerçekleştirilen ilk otonom otobüs demo çalışmasına imza atarak sektörde yine öncü olduk. Karsan Otomotiv ve ADASTEC iş birliğiyle geliştirilen otonom otobüslerle, havalimanı operasyonlarımız için gerçekleştirdiğimiz bu test sürüşünde Ekip Terminalimizden başlayan yolculuğumuzu, Smartist kargo binamıza ve açık park pozisyonlarına da uğrayarak 11 kilometrelik bir rotada tamamen otonom şekilde tamamladık. Havacılığın kalbinin attığı apronda bu teknolojiyi sahada öncü olarak test etmek ve otonom sürüş deneyimini güvenli şekilde bizzat yaşamak gerçekten heyecan vericiydi. Bu çalışmaya katkı veren herkese teşekkür ediyorum.” açıklamalarında bulundu. Atalay Taşkoparan, ADASTEC Kurucu Ortağı ve CCO’su olarak, şirketin Seviye-4 otonom sürüş teknolojisiyle havalimanı operasyonlarında güvenilir, ölçeklenebilir ve sahada karşılığı olan çözümler sunduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “İGA, Avrupa Birliği’nin en yoğun havalimanı. Burada, ADASTEC’in otonom sürüş teknolojisini kullanan Karsan Otonom e-ATAK ile, gerçek trafik koşullarında bir personel taşıma senaryosu uyguladık. Senaryo, terminal binası ile uçak altı arasındaki taşıma ihtiyacına odaklandı. Otonom aracın gerçek trafik ortamındaki performansı, aprondaki ekip taşımacılığında operasyonel verimlilik ve güvenlik beklentilerini karşılayan, uygulanabilir bir çözüm olabileceği öngörüldü. Farklı havalimanı projelerinde edindiğimiz saha deneyimiyle, otonom mobilitenin havacılık operasyonlarında bir dizi sorunu çözeceğine ve büyük ölçüde yer tutacağına inanıyoruz. ADASTEC olarak, Karsan ile birlikte havalimanlarının güvenlik, verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı dönüşümüne katkı sunmaktan memnuniyet duyuyoruz. Dünyanın farklı havalimanlarını geleceğin operasyonlarını birlikte şekillendirmeye davet ediyoruz.” 60 bin yolcu deneyimiyle Dünyada ilk ve tek! Otonom teknolojisinin mobilitenin dönüşümünde giderek daha önemli bir rol üstlenmesiyle birlikte Karsan Otonom e-ATAK, Avrupa ve ABD’de hayata geçirilen projelerle gerçek trafik koşullarında yolcu taşıyarak önemli başarılara imza atıyor. ABD’de Michigan State University kampüsünde 1,5 yıl boyunca 5 kilometrelik bir rotada yolcu taşıyan araç, Norveç’in Stavanger şehrinde ise 2022 yılından bu yana biletli yolcu taşımayı sürdürüyor ve tünelden geçen ilk otonom otobüs olarak dikkat çekiyor. Rotterdam’da Avrupa’nın ilk otonom havalimanı shuttle’ını devreye alan Karsan, İsviçre ve İsveç’te açık trafikte yolcu taşıyan ilk otonom otobüs projelerini hayata geçirirken, Hannover’de ise KBA onayıyla kamuya açık yollarda test sürüşü gerçekleştiren ilk otonom otobüs oldu. Frankfurt’ta gerçekleştirilen otonom apron demo çalışması ise Karsan’ın havalimanı operasyonları gibi yüksek güvenlik ve hassasiyet gerektiren alanlarda da otonom mobilite çözümleri sunabilme yetkinliğini ortaya koydu. 2026 yılında Salen ve Paris RATP’de gerçekleştirilen otonom demo projeleriyle birlikte Karsan, farklı kullanım senaryolarında otonom teknolojisini geliştirmeyi sürdürecek. 160 bin kilometrenin üzerinde otonom sürüş deneyimine, 60 binden fazla taşınan yolcuya ve yüzde 99,5 başarı oranına ulaşan Karsan, bugün 12 ülkede 16 farklı otonom proje ile dünyada açık trafikte yolcu taşıyan Seviye-4 ilk ve tek otonom otobüs olma özelliğini korumaya devam ediyor. Karsan Otonom e-ATAK sürekli hizmete hazır! Gelişmiş Sensör Paketi ile donatılan Karsan Otonom e-ATAK, farklı hava koşullarında hassas navigasyon ve durumsal farkındalık sağlamak için birlikte çalışan LiDAR, radar, kameralar, GNSS ve en son teknoloji sensörlerin bir kombinasyonunu kullanıyor. Gece veya gündüz, farklı hava koşullarında 40 km/s hıza otonom sürüşte çıkabilen araç, bir otobüs sürücüsünün yaptığı; rota üzerindeki duraklara yanaşma, inme-binme süreçlerini yönetme, kavşak ve geçitlerle trafik ışıklarındaki sevk ve idareyi sağlama benzeri tüm işlemleri sürücüsüz olarak gerçekleştiriyor. Otobüsün AC ünitelerle 5 saatte, DC ünitelerle ise 3 saatte tam olarak şarj olabilme yeteneği, aracın sürekli hizmete hazır olmasını sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.