Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Otonom Sürüş

Kapsül Haber Ajansı - Otonom Sürüş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otonom Sürüş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Araçlar Değişiyor, Lastiklerden Beklentiler Artıyor! Haber

Araçlar Değişiyor, Lastiklerden Beklentiler Artıyor!

Otomotiv dünyası elektrikli güç aktarma sistemleri, otonom sürüş ve dijital teknolojilerle dönüşürken, aracın ürettiği gücü yola aktaran lastiklerin üstlendiği rol de değişiyor. Elektrikli araçların, SUV’ların ve premium segmentin yaygınlaşmasıyla UHP lastiklerin kullanım alanı genişlerken, lastiklerden güvenlik, performans, düşük yuvarlanma direnci ve verimlilik gibi farklı kriterleri aynı anda karşılamaları bekleniyor. Premium lastik üreticisi Continental, Barcelona’da gerçekleştirdiği UHP Driving Event kapsamında, Ultra Yüksek Performanslı (UHP) lastiklerin modern araç ihtiyaçlarına nasıl yanıt verdiğini ve arkasındaki ileri mühendisliği tanıttı. Lastiklerin Üzerindeki Yük Hiç Olmadığı Kadar Artıyor Continental Araştırma ve Geliştirme Başkanı Edwin Goudswaard, elektrikli araçların artan ağırlığı ve güç seviyelerinin lastiklerin yol ile temasını daha kritik hale getirdiğine dikkat çekerek şöyle konuştu: “Bir aracın yaptığı her şey, her biri yaklaşık bir kartpostal büyüklüğündeki dört temas alanı üzerinden gerçekleşiyor. İvmelenme, frenleme, viraj alma, konfor ve enerji verimliliğinin tamamı, bu küçük alanların aracı yola ne kadar etkili bağladığına bağlı. Araçlar daha ağır ve daha güçlü hale geldikçe lastiklerin üzerindeki yük de hiç olmadığı kadar artıyor”. Continental EMEA İş Alanı Başkanı Ferdinand Hoyos da artan beklentilerin yalnızca performansla sınırlı olmadığına dikkat çekti. Hoyos, premium lastiklerin geliştirilmesinde güvenlik, verimlilik ve sürdürülebilirliğin birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, “Premium lastikler yalnızca bir ürün kategorisi değil; sürekli inovasyonun, bilimsel uzmanlığın ve titiz test süreçlerinin sonucudur” dedi. Sanal Simülasyonlar ve Yılda 340 Bin Test UHP lastik geliştirmek; yol tutuşu, sürüş konforu, kısa fren mesafesi, düşük yuvarlanma direnci ve uzun kilometre ömrü gibi birbiriyle rekabet eden kriterleri aynı anda dengelemeyi gerektiriyor. Continental, bu süreci malzeme bilimi ve dijital simülasyonlardan gerçek sürüş testlerine uzanan kapsamlı bir geliştirme yaklaşımıyla yürütüyor. Fiziksel prototipler üretilmeden önce binlerce tasarım değişkeni dijital ortamda simüle ediliyor. Ancak süreç bununla sınırlı kalmıyor; Continental her yıl dünya genelindeki test pistlerinde yaklaşık 340 bin lastiği gerçek sürüş koşullarında değerlendiriyor. Bu geliştirme yaklaşımının sonuçları bağımsız testlere de yansıyor. Continental, 2025 yılında Avrupa genelinde gerçekleştirilen 66 bağımsız lastik testinin 54’ünde podyum derecesi elde etti. Farklı Sürüş Dinamiklerine Yanıt Veren Lastik Teknolojileri 1904 yılında dünyanın ilk desenli lastik sırtını geliştiren şirket, bugün geniş lastik portföyüyle farklı araç karakterleri ve kullanım ihtiyaçlarına yönelik çözümler sunuyor. Portföyün performans odaklı üyelerinden SportContact 7, kuru ve ıslak zeminde hassas yol tutuşu ve güçlü kontrol özellikleriyle öne çıkarken, yüksek kilometre ömrü de sunuyor. Model, bağımsız testlerde elde ettiği güçlü sonuçlarla Continental’ın UHP alanındaki iddiasını destekliyor. 2026 yılında AUTO BILD sportscars tarafından gerçekleştirilen yaz lastiği testinde birinci olan SportContact 7, kuru ve ıslak zemindeki performansı, hassas direksiyon tepkileri ve kısa fren mesafeleriyle öne çıktı. PremiumContact 7, günlük sürüşte güvenlik ve konfora odaklanırken; AllSeasonContact 2, farklı hava koşullarında yıl boyunca dengeli performans sunuyor. Soğuk hava koşullarında daha yüksek performans gerektiren araçlar için geliştirilen WinterContact 8 S, kuru, ıslak ve karlı zeminlerde güçlü yol tutuşu sağlıyor. Portföyün verimlilik odaklı üyesi EcoContact 7 ise düşük yuvarlanma direnci, optimize edilmiş aerodinamik yapı ve yüksek kilometre ömrüyle araçların daha az enerjiyle daha uzun mesafe kat etmesine yardımcı oluyor. Silent Pattern teknolojisi de özellikle şehir içi kullanımda yuvarlanma sesinin azaltılmasını destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai Otonom Sürüşte Yeni Dönemi 2028’de Başlatıyor Haber

Hyundai Otonom Sürüşte Yeni Dönemi 2028’de Başlatıyor

Hyundai Motor Grubu, otonom sürüş teknolojilerinde yeni bir dönemin başlangıcını temsil eden Data Flywheel sistemini tam kapasiteyle devreye aldığını duyurdu. Sistem; verilerin toplanması, yapay zekânın eğitilmesi, doğrulama süreçleri ve geliştirilen modellerin araçlara uygulanması arasında sürekli bir döngü oluşturarak otonom sürüş yeteneklerinin hızla ilerlemesini sağlıyor. Hyundai Motor Grubu, Güney Kore’nin Gyeonggi bölgesinde bulunan 42dot merkezinde düzenlenen “HMG Autonomous Driving Media Day” etkinliğinde otonom sürüş geliştirme stratejisini, teknoloji yol haritasını ve uygulama planlarını paylaşırken etkinlikte ayrıca grubun Seviye 2++ teknolojisi ilk kez tanıtıldı. Atria AI destekli bir SDV test aracı, şehir trafiğinde sürücü müdahalesi olmadan bir sürüş gerçekleştirdi. Hyundai Motor Grubu İleri Araç Platformu (AVP) Bölümü Başkanı ve 42dot CEO’su Minwoo Park, “Otonom sürüş alanındaki rekabet artık belirli özelliklerin karşılaştırılmasından ibaret değil. Rekabet gücünü; ne kadar veri elde edildiği, bu verilerden ne kadar hızlı öğrenildiği ve sonuçların ürün ve hizmetlere ne ölçüde yansıtılabildiği belirliyor. Hyundai Motor Grubu olarak veri, yapay zekâ ve doğrulama süreçlerinden oluşan sürekli gelişim döngüsüyle müşterilerimizin güvenebileceği otonom sürüş teknolojileri geliştireceğiz” dedi. Otonom Sürüşte Çift Yönlü Strateji Hyundai Motor Grubu, NVIDIA ile yürüttüğü iş birliği kapsamında, otonom sürüş teknolojilerini hızla seri üretime aktarmayı ve eş zamanlı olarak kendi yapay zekâ yeteneklerini geliştirmeyi amaçlayan çift yönlü bir strateji izliyor. Stratejinin ilk ayağında NVIDIA’nın araç içi yapay zekâ bilgi işlem platformu ve otonom sürüş yazılımları, grubun yazılım tanımlı araç (SDV) mimarisine entegre edilecek. NVIDIA çözümleriyle geliştirilen Seviye 2+ araçların 2028’in ilk yarısında, Seviye 2++ araçların ise 2028’in ikinci yarısında seri üretime geçmesi hedefleniyor. Bu kapsamda Hyundai, Kia, 42dot ve Motional tarafından kullanılan sensör sistemleri, NVIDIA DRIVE Hyperion 10 temelinde aşamalı olarak standartlaştırılacak. Böylece yapay zekâ eğitimi ve doğrulaması için daha tutarlı bir veri toplama altyapısı oluşturulacak. Stratejinin ikinci ayağını ise Hyundai Motor Grubu AVP Bölümü ve 42dot tarafından ortaklaşa geliştirilen uçtan uca otonom sürüş sistemi Atria AI oluşturuyor. Atria AI destekli Seviye 2++ araçların 2029’un ikinci yarısında seri üretime alınması planlanıyor. Data Flywheel ile Sürekli Öğrenme Data Flywheel, araçlardan elde edilen verilerin yapay zekâ modellerinin eğitilmesi ve doğrulanmasında kullanılmasını, geliştirilen modellerin yeniden araçlara aktarılmasını ve bu araçlardan yeni veriler elde edilmesini sağlayan sürekli bir gelişim döngüsü oluşturuyor. Hyundai grubunun yaklaşık 190 ülkedeki yıllık 7 milyonun üzerindeki satış hacmi, gruba küresel ölçekte veri toplama konusunda önemli bir avantaj sağlıyor. Ayrıca, yol çalışmaları, olumsuz hava koşulları, ani şerit değişiklikleri, acil manevralar, dar yollar ve karmaşık şehir trafiği gibi çeşitli gerçek yaşam senaryoları kaydediiliyor. Data Flywheel kapsamında kullanılan Hard Example Mining teknolojisi, yapay zekâ modellerinin algılamakta veya yorumlamakta zorlandığı sıra dışı sürüş senaryolarını otomatik olarak belirleyerek eğitim sürecinde önceliklendiriyor. Gerçek sürüş verilerinin üç boyutlu ortamlarda yeniden oluşturulmasına dayanan sanal doğrulama teknolojisi sayesinde, gerçek koşullarda tekrar edilmesi zor veya riskli senaryolar güvenli biçimde test edilebiliyor. Güney Kore ve ABD’deki geliştirme merkezlerini birbirine bağlayan Follow-the-Sun modeliyle veri toplama, analiz ve model geliştirme çalışmaları günün 24 saati kesintisiz devam ediyor. Gerçek Yol Koşullarında Seviye 4 Pilot Uygulaması Hyundai Motor Grubu, Güney Kore Arazi, Altyapı ve Ulaştırma Bakanlığı iş birliğiyle yıl sonuna kadar Gwangju’da gerçek yol koşullarında Seviye 4 otonom sürüş pilot uygulamasını başlatmayı planlıyor. Atria AI destekli SDV Pace Car ile gerçekleştirilecek çalışma kapsamında araçlar, karmaşık trafik koşullarının ve öngörülemeyen değişkenlerin bulunduğu gerçek sürüş ortamlarında kullanılacak. Elde edilen veriler doğrudan Data Flywheel sistemine aktarılacak ve hem seri üretime yönelik Seviye 2+ sürüş destek teknolojilerinin hem de ileri Seviye 4 otonom sürüş yeteneklerinin geliştirilmesinde kullanılacak. Atria AI’ın Şehir İçi Sürüş Performansı Paylaşıldı Hyundai Motor Grubu, Atria AI destekli SDV test aracının Seul’ün şehir trafiğinde sürücü müdahalesi olmadan gerçekleştirdiği sürüşlere ait yeni videolar da yayınladı. Görüntülerde sistemin yoğun trafik, yağmurlu hava, büyük araçlarla etkileşim, ani şerit değiştiren araçlar, korumasız sola dönüşler, dar yollardaki karşıdan gelen araçlar ve kalabalık bölgelerdeki yayalar gibi farklı durumlara verdiği tepkiler gösteriliyor. Minwoo Park, “Otonom sürüş, fiziksel yapay zekânın öncü teknolojilerinden biri ve otomotiv sektörünün bir yapay zekâ endüstrisine dönüşümünün merkezinde yer alıyor. Grubumuzun küresel seri üretim gücünü 42dot’ın yapay zekâ ve yazılım yetenekleriyle birleştirerek müşterilerimiz için güvenilir otonom sürüş teknolojileri geliştireceğiz. Geliştirme hızı ile güvenlik birbiriyle çelişen kavramlar değil. Ne kadar fazla sıra dışı durumu keşfedip öğrenirsek otonom sürüş sistemleri de o kadar güvenli hâle gelir” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bosch, Bugün ve Yarın Yük Taşımacılığını Nasıl Şekillendiriyor? Haber

Bosch, Bugün ve Yarın Yük Taşımacılığını Nasıl Şekillendiriyor?

Almanya – Bosch, güç aktarma sistemleri, termal kontrol, şasi, otomasyon, bağlantı ve dijital hizmetler için geniş bir teknoloji portföyüyle yazılım tanımlı ticari araçlara geçişi şekillendiriyor. Şirketin en son yenilikleri, araç üreticilerinin ve filo operatörlerinin karbonsuzlaştırma ve trafik güvenliğinden modern ticari araçlardaki yazılım ve sistemlerin artan karmaşıklığına kadar sektörün en acil sorunlarıyla başa çıkmalarına yardımcı oluyor. Bosch, sistem ortağı olarak, yazılım ve yapay zeka aracılığıyla hem araçtaki donanımı hem de dijital kontrol sistemini kapsayan özel çözümler sunuyor. Mayıs 2026'da Bosch, TSF Grubu'nun iki iştiraki olan Brakes India Private Limited (BIPL) ve Wheels India Limited (WIL) ile yıl sonuna kadar yeni bir ortak girişim kurma planlarını açıkladı. Yeni şirketin kurulması için resmi onaylar beklenmektedir. Bosch, bu yeni ortak girişim aracılığıyla portföyünü basınçlı hava üretimi, basınçlı hava arıtma, havalı süspansiyon ve park frenleri için akıllı aktüatörleri içerecek şekilde genişletmeyi hedefliyor. Bosch burada, şirketin ticari araç segmentindeki konumunu güçlendirmeyi ve yazılım tanımlı ticari araçların ve bağlantılı ulaşım çözümlerinin geliştirilmesini ilerletmeyi amaçlıyor. Bosch'un küresel pazarlar için güç aktarma sistemleri teknolojileri Elektrikli güç aktarma sistemi: Bosch, tek komponentlerden komple sistem çözümlerine kadar hem hafif hem de ağır ticari araçları elektrikli hale getiriyor. Yeni rigid e-axle, elektrik motoru ve şanzıman gibi elektrikli güç aktarma sisteminin temel bileşenlerini 18 ila 49 metrik ton ağırlığındaki ticari araçlar için bir çözüme entegre ediyor. Aks, aracın ağırlığını azaltırken aynı zamanda geleneksel elektrikli merkez tahrik sistemine göre daha verimli çalışıyor. %99'a varan verimliliğe sahip silisyum karbür invertörlerle birleştirildiğinde, rigid e-axle yük taşımacılığında işletme maliyetlerini önemli ölçüde düşürüyor. Küresel üretim ve tedarik ağı da tüm ilgili pazarlardaki tesislere güvenilir teslimatı doğrudan sağlıyor. Yüksek voltajlı motor tahrikli fan: Verimli termal kontrol, elektrikli ticari araçların menzili ve performansı için çok önemlidir. Bu amaçla Bosch, özellikle elektrikli ticari araçlar ve arazi uygulamaları için geliştirdiği 800 voltluk mimariler için yeni bir yüksek voltajlı fan modülü sunuyor. Çözüm, önemli araç komponentleri için isteğe bağlı soğutma sağlayarak enerji tüketimini azaltıyor ve böylece menzili ve verimliliği artırmaya yardımcı oluyor. Otobüsler ve kamyonlar için yakıt hücresi sistemleri: Ticari araçlar için yerel olarak sıfır emisyonlu bir güç aktarma sistemi çözümü olan yakıt hücreleri, su ve elektrik üretmek için hidrojen ve oksijen kullanır. Tamamen bataryalı elektrikli bir güç aktarma sistemine kıyasla, bu teknoloji daha düşük sistem ağırlığı, daha uzun menzil ve hızlı yakıt ikmal süreleri gibi avantajlar sunar. Bosch'un kompakt, yüksek entegrasyonlu yakıt hücresi sistemleri portföyü 100 ila 300 kilovat arasında bir güç yelpazesini kapsar. Bu, şehir içi otobüslerin, uzun yol kamyonlarının ve sabit uygulamaların çalışmasını mümkün kılar. Alternatif güç aktarım sistemi olarak hidrojen motorları: Bosch, 2025 yılından bu yana dünya çapında çeşitli test araçlarına ve filolarına, hem doğrudan ve emme manifoldu enjeksiyonu için enjektörler, kontrol üniteleri ve sensörler hem de hidrojen tankı sistemleri için bileşenler tedarik etmektedir. Bu güç aktarım sistemi çözümü, yerleşik mimarilere dayandığı için otomobil üreticileri mevcut geliştirme ve üretim hatlarını kullanmaya devam edebilirler. Ayrıca, hidrojen motoru nadir toprak elementleri veya değerli metaller gibi temin edilmesi zor olan hammaddelere neredeyse hiç ihtiyaç duymadığı için kaynak tasarrufu sağlar. Bosch ayrıca, genellikle belirli bölgeler veya uygulamalar için geliştirilmiş olan doğal gaz/metan, etanol ve metanol gibi diğer alternatif yakıtlar için de çözümler sunmaktadır. Bosch'un dijital karbon sertifikası: Organik ve elektrik bazlı sentetik yakıtlar, elektriklendirilmesi zor olan mevcut filo ve ticari araçlardan kaynaklanan karbon emisyonlarını azaltır. Bosch, hidrojene bitkisel yağ (HVO) gibi yenilenebilir sentetik yakıtlar kullanan filo operatörlerine dijital bir yakıt ikizi sunar. Bu bulut tabanlı yazılım işlevi, alternatif yakıtların kullanımını otomatik olarak izler ve ortaya çıkan emisyon azalmasını belgeler. Kamyonlarda daha fazla güvenlik için sensörler ve bağlantı teknolojisi. Yan aynaya entegre edilmiş uyku hali tespiti: 2026 yılının ortalarından itibaren AB, yeni tescil edilen tüm kamyonların dikkatsizlik veya yorgunluktan kaynaklanan kazaları önlemek için sensör tabanlı sürücü uyarı sistemleriyle donatılmasını zorunlu kılıyor. Bosch, AB yönetmeliğini özellikle verimli bir şekilde uyguluyor: Bosch'un dijital yan aynasının sol ekranına entegre edilmiş bir kamera, sürücünün dikkatini izliyor ve üreticilerin ayrı bir ünite kurma ihtiyacını ortadan kaldırıyor. İki Avrupa kamyon üreticisi araçlarını bu çözümle standart olarak donatıyor. Görüntü verilerini işlemek için ayrı bir kontrol ünitesine hala ihtiyaç duyuluyor, ancak gelecekte bu görevi merkezi bir kontrolcü üstlenecek. Sensör verilerinin doğrudan kamerada birleştirilmesi: Modern kamyonlar, çevrelerini izlemek için zaten çok sayıda video ve radar sensörü kullanıyor. Bosch'un MPC4 çok amaçlı kamerası, kameranın çok sayıda çevresel sensöründen veri birleştirme olanağı sağlayan ilk kamera olma özelliğini taşıyor. Önceki modele kıyasla, Bosch işlem gücünü yirmi kat artırdı ve şerit değiştirme uyarısı ve acil fren desteği gibi yardımcı sistemleri geliştirmek için yapay zeka kullanıyor. Ticari araç ortamı için özel olarak tasarlanan sistem, 2027 yılında üretime geçecek. Kendi çip mimarisine sahip radar teknolojisi: Bosch, kameranın yanı sıra 2027 yılında yedinci nesil yeni radar sensörünü de tanıtacak. Sensör, dalga kılavuzu anten teknolojisini ve şirket içinde üretilen bir işlemci çipini (çip üzerinde sistem, SoC) kullanırken, yapay zeka algoritmaları sinyal kalitesini optimize ediyor. Teknoloji, geleneksel alan kontrol ünitelerinden geleceğin yazılım tanımlı kamyonunu tanımlayacak yüksek performanslı bilgisayarlara kadar çeşitli elektrik elektronik mimarilere esnek bir şekilde uyum sağlıyor. Tahmine dayalı sürüş ve basitleştirilmiş erişim: Ticari araçların buluta bağlanması, yeni güvenlik ve kolaylık fonksiyonları sağlıyor. Örneğin, Bosch'un bağlantılı harita hizmetleri, kazalar, ters yönde giden sürücüler ve suda kayma gibi durumlara ilişkin gerçek zamanlı verileri analiz ederek sürücü destek sistemlerini proaktif olarak kontrol ediyor. Filo yönetiminin genişletilmiş erişim sistemi ise fiziksel bir anahtar ve akıllı telefon uygulaması kullanarak araç erişimini kontrol ediyor. Dijital anahtar filo yöneticileri için filo planlamasını basitleştiriyor. Yüksek performanslı araç bilgisayarları ve yazılım çözümleri Yazılım tanımlı ticari araçlar için araç bilgisayarları: Modern kamyonların artan karmaşıklığını yönetmek için Bosch, güçlü ve ölçeklenebilir araç bilgisayarlarına sahip merkezi elektrik elektronik mimarileri geliştiriyor. Örneğin, kokpit entegrasyon platformu, bilgi-eğlence sisteminin çalıştırılmasından diğer kokpit uygulamalarına kadar sürücü etkileşimi için tüm işlevleri bir araya getiriyor. Alanlar arası işlevler için Bosch, hareket, enerji ve gövde alanlarındaki işlevleri merkezi bir bilgi işlem platformunda birleştiren araç entegrasyon platformu gibi ek çözümler sunuyor. Bu yüksek performanslı bilgisayarlar, hızlı kablosuz yazılım güncellemelerini ve güvenli ağ geçitleri ve diğer isteğe bağlı özellikler gibi gelişmiş özellikleri destekleyerek yazılım tanımlı ticari araçlara geçişi mümkün kılıyor. ETAS yazılım platformu, yazılım tanımlı ticari araçlar için geliştirilmiştir: Bosch'un alt kuruluşu ETAS, ölçeklenebilir araç mimarisinin verimli geliştirilmesi ve yönetimi için istikrarlı ve güvenli bir temel sağlayan bir araç yazılım platformu paketi sunmaktadır. Açık kaynak girişimi Eclipse S-CORE'a dayanan bu paket, klasik kontrol ünitelerinden güçlü bilgisayarlara ve destekli ve otonom sürüş platformlarına kadar tüm modern araç mimarilerini desteklemektedir. Müşteriler, bu paketi kullanarak en son teknolojiye sahip araç platformlarını verimli bir şekilde oluşturabilir ve daha hızlı bir şekilde pazarlayabilirler. ETAS'tan Teşhis Çözümü: Bosch'un bağlı kuruluşu/alt kuruluşu ETAS, ASAM SOVD standardına dayalı, servis odaklı bir teşhis yaklaşımı olan yeni nesil araç sağlığı ve onarımı sunuyor. Bu sistem, yazılım tanımlı ticari araçlardaki karmaşık arızaları hızlı bir şekilde belirlemek için araç verilerini, teşhis fonksiyonlarını ve servis bilgilerini bir araya getiriyor. Bu sayede atölyeler, onarımları daha etkili bir şekilde planlayıp hazırlayabiliyor, arıza sürelerini azaltabiliyor ve ilk seferde onarım oranını artırabiliyor; yani onarımlar müşterinin atölyeye ilk ziyaretinde başarıyla tamamlanabiliyor. Aynı zamanda, toplanan teşhis verileri doğrudan geliştirme ve kalite güvencesine geri beslenerek araçların sürekli iyileştirilmesine katkıda bulunuyor. Ticari araçlar için direksiyon ve yolcu koruma sistemleri ServoE – tamamen elektrikli direksiyon sistemi: Bosch'un ServoE elektromekanik sistemi, ağır ticari araçları yalnızca elektrik gücü kullanarak yönlendirir ve yağ gerektirmez, bu da fabrika kurulumunu basitleştirir. İhtiyaca göre güç sağlama fonksiyonu, aracın çalışma sırasında enerji tüketimini azaltır. Yedekli tasarımı ve siber güvenli yazılım mimarisi sayesinde sistem, otomatik sürüşe kadar uzanan destekli direksiyon fonksiyonlarını mümkün kılar. Ayrıca ServoE , direksiyon ile tekerlekler arasında mekanik bağlantı olmadan gelecekteki kablolu direksiyon teknolojilerinin önünü açmaktadır. Servotwin – elektrohidrolik direksiyon sistemi: Ağır ticari araçlar için geliştirilen Servotwin elektrohidrolik direksiyon sistemi, hidrolik Servocom direksiyon sistemini ölçeklenebilir elektrikli servo üniteleriyle birleştirir. Siber güvenli yazılım mimarisi, SAE Seviye 2 direksiyon desteği ve sürücü destek fonksiyonlarını güvenilir bir şekilde kontrol eder. Bu sayede Bosch, uzun yolculuklarda sürüş konforunu ve güvenliğini önemli ölçüde artırır. Daha küçük dönüş yarıçapı için arka aks yönlendirme sistemi: Bosch'un elektrohidrolik arka aks yönlendirme sistemi, bağımsız bir güç talep sistemi olarak, üç veya daha fazla öndeki veya arkadaki ağır kamyon aksını yönlendirebilir. Ek aks yönlendirmesi, dönüş yarıçapını azaltır ve lastiklerin erken aşınmasını önlemeye yardımcı olur. Kompakt tasarımı sayesinde sistem, tüm standart güç aktarma sistemlerine ve treyler uygulamalarına uyum sağlar. Kompakt, düşük sürtünmeli direksiyon mili: Modüler direksiyon mili, otobüslerde ve orta ve ağır hizmet tipi ticari araçlarda direksiyon mekanizmasını direksiyon kolonuna bağlar. Mekanik bileşen, sürüş sırasında direksiyon davranışını etkilemeden kabin ve şasi arasındaki göreceli hareketleri tamamen telafi eder. Ayrıca, ağırlık optimizasyonlu bu bileşen, son derece kompakt bir tasarıma ve minimum iç sürtünmeye sahiptir. Gelişmiş yolcu güvenliği için hava yastığı kontrol üniteleri: Bosch, bu pazar segmentine özel olarak tasarlanmış bir hava yastığı sistemiyle ağır vasıtaların yolcularını çarpışma anında korur. Elektrikli ticari araçlarda ise 24 voltluk sistem, kaza anında yüksek voltajlı akünün aracın elektrik sisteminden otomatik olarak ayrılmasını sağlar. Bu, yolcuları ve acil müdahale ekiplerini elektrik çarpması veya yangın gibi tehlikelerden korur. Kontrol ünitesi ayrıca kaza verilerini entegre olay veri kaydedicisine kaydeder ve kaza bilgilerini J1939 protokolü aracılığıyla gerçek zamanlı olarak aracın iç ağına iletir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ÖBB, Alpbach’ta Otonom Otokar e‑Centro ile Yolcu Taşımaya Başladı Haber

ÖBB, Alpbach’ta Otonom Otokar e‑Centro ile Yolcu Taşımaya Başladı

Avusturya’nın Tirol bölgesinde yaklaşık 120 yıl önce, Ağustos 1907’de, Neumarkt’tan Predazzo’ya (Güney Tirol-Trentino) yapılan ilk posta otobüsü yolculuğu ile Avusturya’nın ulaşım tarihinde bir dönüm noktası yaşanmıştı. Avrupa Forumu Alpbach 2026’da ülkenin önde gelen taşımacılık şirketi ÖBB yeni bir sayfa açıyor ve Avusturya’da ilk kez SAE Seviye 4’e uygun tam otonom sürüş fonksiyonuna sahip elektrikli bir otobüsü yolcu taşımacılığında kullanıyor. Otonom Otokar e‑Centro, Alpbach içinde belirlenmiş bir güzergâhta yolcuları taşıyor. Pilot uygulama kapsamında ulaşım ücretsiz olarak sunuluyor. Zorlu topoğrafya, dar sokaklar ve yoğun trafik ortamında tam otonom bir otobüsün kullanılması, geleceğin mobilitesi için önemli bir pratik test niteliğinde. ÖBB CEO’su Andreas Matthä, “Yenilikçi teknolojiler yalnızca laboratuvar ortamında değil, gerçek koşullarda da test edilmelidir. Toplu taşımayı adım adım geliştirebilmemiz için bu tür pratik deneyimler kritik öneme sahiptir,” dedi. Alpbach’taki uygulama hakkında Otokar Avrupa şirketi Ticari Direktörü Anna Mejer ise şunları söyledi: “ÖBB’nin toplu taşımadaki geniş uzmanlığını Otokar’ın otonom mobilitedeki deneyimiyle birleştiren bu proje, otonom toplu taşımanın geleceği için sağlam bir temel oluşturuyor. Bu önemli yolculuğun parçası olmaktan ve Avusturya’nın otonom toplu taşıma deneyimini gerçek uygulamalarla katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz.” Geleceğin Mobilitesi İçin Kilit Teknoloji ÖBB, otonom sürüşü geleceğin toplu taşımacılığı için kilit teknoloji olarak görüyor. Amaç, otonom araçların toplu taşımayı nasıl tamamlayabileceğini ve ek mobilite hizmetleri yaratabileceğini ortaya koymak. Alpbach’taki pilot uygulamadan elde edilen bulgular, sonraki projelerin temelini oluşturacak. Bir sonraki adımda, Otokar’ın tam otonom e‑Centro’su Vorarlberg’deki Wolfurt kampüsünde sanayi parkındaki şirketleri S‑Bahn’a bağlayacak. Uluslararası Deneyimden Güç Alan Teknoloji Otokar’ın kendi mühendislik uzmanlığıyla geliştirdiği tamamen elektrikli Otonom e‑CENTRO kullanılacak. Araç SAE Seviye 4 teknolojisine sahip olup tanımlanmış alanlarda otonom sürüş görevini üstlenebiliyor. Avusturya yasaları gereği araçta bir güvenlik sürücüsü bulunuyor. Otokar, Madrid dahil olmak üzere Avrupa’da otonom taşımacılıkta deneyim sahibi ve bu deneyimleri şimdi Avusturya’daki uygulamalara aktarıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai Motor Company Yeni Yol Haritasını Açıkladı Haber

Hyundai Motor Company Yeni Yol Haritasını Açıkladı

Hyundai, 2030 yılına kadar 5,55 milyon adet global araç satışı hedeflerken aynı zamanda yüzde 6 pazar payına ulaşmayı planlıyor.Elektrikli araçların satış içerisindeki payı ise yüzde 23'ten 2030'da yüzde 60'a yükselecek.2030 yılına kadar 100'den fazla modeli yenilemeyi planlayan Hyundai, sadece önümüzdeki 8 ay içinde 7 yeni modelini satışa sunacak.Ayrıca, yine 2030’a kadar 18'den fazla yeni modelle farklı segmentlerde yer alacak.İlk Uzun Menzilli Elektrikli Araç (EREV) modelleri ise 2027 yılının ilk yarısından itibaren 900 km’nin üzerinde menzil hedefleyerek piyasaya sürülecek. Hyundai Motor Company, 2026 CEO Yatırımcı Günü'nde, markanın 2030 yılına kadar global satışlarda 5,55 milyon adede ulaşma hedefini güçlendirirken, aynı zamanda işletme genelinde karlılığı da artırmayı amaçladığını açıkladı. Hyundai Motor Company Başkanı ve CEO’su José Muñoz, yeni yol haritasıyla ilgili, “Temellerimiz hiç bu kadar güçlü olmamıştı. Hyundai Motor Grubu, üçüncü büyük otomotiv grubu ve ikinci en karlı grup. Bu da bize yatırım yapabilme olanağı sağlıyor. 2030 yılına kadar 100'den fazla yeni modeli piyasaya sürerek faaliyet marjımızı yüzde 9'un üzerine çıkaracağız. Yeni teknolojileri ve fırsatları değerlendirmek adına ortaklıklardan yararlanarak robotlar ve robot taksiler üretirken; fiziksel bir yapay zeka şirketi haline gelmeyi hedefliyoruz” dedi. Hyundai, 2026 yılının ilk yarısında 2 milyon adet satış gerçekleştirerek, yıllık bazda yüzde 2,7 artışla 59,1 milyar Euro (95,2 trilyon KRW) gelir elde etti ve yüzde 5,6'lık bir faaliyet kar marjına ulaştı. Her Bölgede Yeni Bir Ürün Atağı Kuzey Amerika'da 58, Kore'de 49, Avrupa'da 41, Hindistan'da 26 ve Çin'de 22 modelin lansmanının gerçekleştirilmesi amaçlanırken; bu araçların çoğu yeni Elantra, IONIQ 3, Yeni Tucson ve Tucson Hybrid, SANTA FE EREV gibi tamamen yeni ürünlerden oluşacak. Hindistan için ise tamamen yeni bir A segmenti elektrikli SUV planlanırken aynı zamanda yeni bir global B segmenti SUV ve Avrupa için tamamen yeni bir B segmenti SUV tanıtılacak. Yeni TUCSON ve TUCSON Hybrid ise dördüncü çeyrekte bazı pazarlarda satışa sunularak Hyundai'nin ürün atağında bir dönüm noktası daha oluşturacak. Yeni SANTA FE EREV, 2027 yılının ilk yarısında piyasaya sürülecek ve elektrifikasyona yönelik farklı bir yaklaşımı temsil edecek. SANTA FE EREV'in, 900 km’den fazla toplam menzil sunması ve elektrikli araç benzeri günlük sürüş deneyimini, müşterilerin menzil ve şarj kaygılarını gidererek birleştirmesi bekleniyor. Yeni model, Amerika’daki Hyundai Motor Manufacturing Alabama fabrikasında üretilecek. Hyundai, ayrıca farklı pazarları da hedefliyor. Orta boy bir pikap da dahil olmak üzere yeni hafif ticari araçları da gündemine alan marka, yüksek performanslı N serisine de yeni modeller ekleyecek. Hyundai, 2030 yılına kadar yıllık 100.000 adet N modellerinden oluşan satış hedefine ulaşmayı hedefliyor. Yerel Ölçeklendirme ile Global Başarıya Ulaşma Hyundai, 2030 yılına kadar global üretim kapasitesine 1,27 milyon adet araç daha ekleyecek. Bu artışın 500.000 adedi Kuzey Amerika'da, 320.000 adedi Hindistan'da, 250.000 adedi montaj tesislerinde ve 200.000 adedi ise Kore'de gerçekleşecek. Bölgede 2030 yılına kadar 10'dan fazla hibrit model sunulacak ve hibritlerin satışlardaki payı yüzde 50'ye ulaşacak. Bu modeller Hyundai Motor Manufacturing Alabama ve Hyundai Motor Group Metaplant America'da üretilecek. Kuzey Amerika'daki toplam hibrit satışları ise bir milyon adedi geçti. Hyundai, Avrupa'da da pazarın yüzde 85'ini tamamen elektrikli bir portföy ile kapsayacak ve 5 adet tamamen yeni SUV ve hafif ticari araç sunacak. Hyundai, Avrupa'daki elektrikli araç satışlarını 2025'teki 116.000 adetten 2030 yılına kadar 420.000 adedin üzerine çıkarmayı hedefliyor. Türkiye’de üretimine geçtiğimiz günlerde başlanan IONIQ 3 ise Ekim ayında satışa çıkıyor ve 497 kilometreye kadar bir menzil sunuyor. Ayrıca, Hyundai Motor Grubu'nun yeni nesil bağlantılı araç bilgi-eğlence platformu Pleos Connect'i içeren Avrupa'daki ilk araç olma özelliğini taşıyor. Hyundai, Afrika, Orta Doğu ve Pakistan'da bulunan 8 fabrikadan oluşan ağının bir parçası olarak Suudi Arabistan ve Cezayir'de yeni montaj tesisleri kurarak bu pazarlara yatırım yapıyor. Stratejik Ortaklıklar İlk IONIQ 5 Waymo robotaksiler dördüncü çeyrekte teslim edilecek. Gürcistan'daki HMGMA'da yerel bir tedarik zinciri kullanılarak monte edilen bu araçlar, üretim ve tasarımdan yazılım ve finansmana kadar grubun gücünden yararlanıyor. Bu araçlar, robotaksi hizmetlerinin 2027 gibi erken bir tarihte uluslararası alanda genişlemesini sağlayacak. Hyundai Motor Grubu'nun Motional şirketi de, bu yılın sonlarında sürücüsüz ticari hizmetine başladığında robotaksiye hazır IONIQ 5'i kullanacak. Hyundai ve Amazon, ortaklıklarını da dört alanda derinleştiriyor. Amazon Autos, 2027'nin başlarında ABD dışındaki ilk pazarı olan uluslararası alanda genişleyecek; Alexa Built-in, Hyundai ürün gamında kullanıma sunulacak, Genesis de bunu takip edecek; AWS, Hyundai'nin bulut ve yapay zeka yeteneklerini hızlandıracak. Hyundai’nin Boston Dynamics ile birlikte geliştirdiği üretim yapay zekâ robotları, ticarileşme yolunda hız kazanıyor. Gerçek çalışma ortamlarını simüle etmek için inşa edilen RMAC, üretim yapay zekâ robotlarını eğitiyor, gerçek dünya verilerini topluyor ve bir robotun üretim hattına ulaşmadan önce gerekli test ve doğrulama işlemlerini gerçekleştiriyor. Hyundai, 2028'den itibaren Hyundai Motor Group Metaplant America'da endüstriyel insansı robot Atlas'ı kullanıma sunmayı hedefliyor. Donanım Değerinden Yazılım Değerine Hyundai, yazılım tanımlı araç (SDV) yeteneklerini geliştirmek için bir veri çarkı oluşturuyor; burada veri toplama, veri analizi, yapay zeka ve hizmet geliştirme ve kablosuz (OTA) güncelleme dağıtımı, olumlu bir döngüyü tamamlıyor. Yenilenen Grandeur ile başlayarak, Pleos Connect bilgi-eğlence sistemini ve üretken yapay zeka ajanı Gleo AI'yı uyguluyor. Bu araçlardan elde edilen veriler, Gleo AI'yı geliştirmek ve yeni Pleos Connect özelliklerini geliştirmek için analiz ediliyor ve sonuçlar OTA güncellemeleri aracılığıyla müşterilere geri gönderiliyor. Otonom sürüş için de aynı döngü oluşturuluyor. Hyundai Motor Grubu, Hyundai, Kia, 42dot ve Motional tarafından elde edilen verilerin entegre edilebilmesi ve tek bir tutarlı standartta kullanılabilmesi için sensör mimarisini NVIDIA ekosistemi etrafında standartlaştırıyor. Otonom Sürüş İçin Aşamalı Bir Yol Haritası Hyundai, otonom sürüş yol haritasını aşamalar halinde belirledi. Bu yılın sonuna kadar, otonom sürüş yapay zekası Atria AI, bu tür modellerin en çok ihtiyaç duyduğu beklenmedik yol durumları hakkında veri toplamak için Güney Jeolla Eyaleti, Gwangju'da konuşlandırılacak. NVIDIA ile stratejik bir iş birliği kuran Hyundai, ilk seri üretim SDV modeline Seviye 2+ otonom sürüş teknolojisini 2028 yılında uygulayacak. Atria AI, kademeli olarak seri üretim araçlarına yaygınlaştırılacak ve Seviye 2+'dan Seviye 4'e kadar tam bir otonom sürüş yeteneği yelpazesi oluşturulacak. Hyundai Motor Grubu yılda 7 milyondan fazla araç satıyor ve bu filodan toplanan verilerin yapay zeka öğrenimini hızlandırması ve performansı hızla iyileştirmesi bekleniyor. Daha İyi Elektrikli Araçlar, Daha Düşük Maliyetler Hyundai, kendi hibrit sistemlerini bağımsız olarak geliştirdiği zamandan bugünkü küresel Elektrikli Global Modüler Platform'a (E-GMP) kadar elektrifikasyonda öncü oldu. Yıllar boyunca geliştirilen tasarım yeteneğinden yararlanan Hyundai, kendi batarya hücrelerini bağımsız olarak geliştirdi. Bu hücreler, şirketin daha önce kullandığı yüksek nikel içerikli hücrelere göre iki katından fazla güç sağlarken, şarj süresini de yüzde 40 oranında azaltıyor. Bu yüksek performanslı hücreler, 2027 yılının ilk yarısında piyasaya sürülecek olan EREV'de kullanılacak. Aynı zamanda, benzer bir elektrikli araca göre yarıdan daha az batarya kapasitesi kullanırken eşdeğer batarya performansı ve elektrikli araç sürüş dinamikleri sunacak. Gelecek yıl piyasaya sürülecek elektrikli araç modelleri ise, gerçek dünya sürüş koşullarında optimum performansı korurken batarya maliyetini yaklaşık yüzde 30 oranında azaltan orta nikel içerikli NCM hücreleri kullanacak. Hyundai, elektrikli araçlarının dayanıklılığını daha da güçlendirmek amacıyla, bulut tabanlı batarya yönetim sistemini (BMS) geliştirerek 2028 yılına kadar batarya ömrünü ortalama yüzde 20 oranında uzatmayı hedefliyor. Şirket ayrıca yeni, üst düzey bir güvenlik teknolojisi geliştirdi. Termal Kaçış Koruması (TRP), ısıyı dağıtmak üzere tasarlanmış bir batarya sistemi ve ısının yayılmasını önleyen hücreler arası bir bariyer yapısı kullanarak, batarya yangını durumunda ısı transferini bitişik hücrelere engelliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Robotaksi’de Otonom Sürüş Heyecanı Kocaeli’de Haber

Robotaksi’de Otonom Sürüş Heyecanı Kocaeli’de

Türkiye’nin otonom araç teknolojilerindeki yetkinliğini geliştirmek ve gençlerin yapay zekâ, sensör teknolojileri ve otonom kontrol sistemleri alanındaki çalışmalarını gerçek dünya senaryolarında sınamak amacıyla düzenlenen Robotaksi-Binek Otonom Araç Yarışması, final heyecanına hazırlanıyor. TEKNOFEST kapsamında, Bilişim Vadisi ve TÜBİTAK yürütücülüğünde gerçekleştirilen yarışmada, 1.199 takım arasından finale kalan 50 takım, 23-26 Ağustos 2026 tarihleri arasında Kocaeli Bilişim Vadisi Kampüsünde otonom sürüş yeteneklerini sergileyecek. Yarışma, araçların insan müdahalesi olmaksızın çevrelerini algılaması, elde ettiği verileri yorumlaması, doğru kararlar vermesi ve bu kararları güvenli sürüş manevralarına dönüştürmesi üzerine kuruluyor. Yarışmacı takımlardan, kent içi ulaşım senaryolarını modelleyen final parkurunda trafik işaret ve işaretçilerini gerçek zamanlı olarak anlamlandırmaları, statik ve dinamik engelleri algılayarak güvenli şekilde sakınmaları, yolcu indirme ve bindirme görevlerini yerine getirmeleri, trafik ışıklarına uymaları ve park işlemini kurallara uygun biçimde gerçekleştirmeleri bekleniyor. Tüm görevlerin dışarıdan herhangi bir müdahale olmaksızın otonom olarak tamamlanması gerekiyor. 4.646 kişi yarışmaya başvurdu Robotaksi-Binek Otonom Araç Yarışması, bu yıl da yoğun katılımla dikkat çekti. Türkiye ve yurt dışında öğrenim gören lise, ön lisans, lisans, yüksek lisans, doktora ve açık öğretim öğrencileri ile mezunların başvurabildiği yarışmaya iki kategoride toplam 1.199 takım ve 4.646 kişi başvurdu. Başvuruların 698 takımı ve 2.234 üyesi Hazır Araç kategorisinde, 501 takımı ve 2.412 üyesi ise Özgün Araç kategorisinde yer aldı. Değerlendirme süreçlerinin ardından Hazır Araç kategorisinden 22 takım ve 243 üye, Özgün Araç kategorisinden ise 28 takım ve 510 üye finale kaldı. Böylece final etabında toplam 50 takım ve 753 yarışmacı mücadele edecek. Yarışmanın finalistleri, teknik yeterliliklerini farklı aşamalarda ortaya koydu. Takımların performansı; Teknik Yeterlilik Formu, Kritik Tasarım Raporu, Araç Test Videosu veya Simülasyon Raporu ve Final Değerlendirmesi aşamalarından oluşan süreç kapsamında değerlendiriliyor. Bu değerlendirmelerle takımların yalnızca araç ve yazılım geliştirme kabiliyetlerinin değil, otonom sürüş sistemlerinin algılama, planlama, karar verme ve kontrol yeteneklerinin de ortaya konulması hedefleniyor. İki kategoride, iki farklı mühendislik yaklaşımı Robotaksi-Binek Otonom Araç Yarışması, farklı teknik yaklaşımlara sahip takımların mücadele edebilmesine imkân tanıyan iki ayrı kategoride gerçekleştiriliyor. Hazır Araç kategorisinde takımlara, yarışma kapsamında tahsis edilen ve drive-by-wire özelliğine sahip tam donanımlı elektrikli araç platformu kullandırılıyor. Bu kategoride takımlar, ağırlıklı olarak otonom sürüş yazılımlarını ve karar verme algoritmalarını geliştirmeye odaklanıyor. Hazır Araç takımları, danışman hariç en az 3, en fazla 25 kişiden oluşabiliyor. Özgün Araç kategorisinde ise takımlar hibe edilmiş veya daha önceden üretilmiş araçlarla yarışmaya katılıyor. Bu kategoride aracın tüm yapısal özelliklerinden ve yarışma şartnamesine uygunluğundan takım doğrudan sorumlu tutuluyor. Danışman hariç en az 5, en fazla 25 kişinin yer alabildiği bu kategoride, otonom sürüş yazılımının yanı sıra aracın mühendislik altyapısı ve tasarımı da yarışmanın önemli unsurları arasında bulunuyor. Final parkurunda şehir içi ulaşım senaryoları uygulanacak 23-26 Ağustos tarihlerinde Kocaeli Bilişim Vadisi Kampüsünde gerçekleştirilecek finalde takımlar, gerçek şehir içi ulaşım koşullarını modelleyen görevlerle karşı karşıya gelecek. Araçların yolcu indirme ve bindirme noktalarında doğru şekilde hareket etmesi, trafik ışıklarını ve trafik kurallarını takip etmesi, parkur üzerindeki statik ve dinamik engelleri algılaması ve güvenli sakınma manevraları gerçekleştirmesi gerekecek. Finalin en önemli unsurlarından biri ise araçların tüm bu görevleri dışarıdan herhangi bir insan müdahalesi olmadan yerine getirmesi olacak. Böylece takımların geliştirdiği yapay zekâ ve otonom sürüş sistemlerinin yalnızca laboratuvar veya simülasyon ortamındaki değil, gerçek dünyaya yakın dinamik bir ortam içerisindeki performansı da test edilecek. Dereceye girenleri büyük ödüller bekliyor Robotaksi-Binek Otonom Araç Yarışmasında başarılı olan takımlar maddi ödüllerin yanı sıra özel ödüllerle de desteklenecek. Hazır Araç kategorisinde birinci olan takım 250 bin TL, ikinci takım 200 bin TL, üçüncü takım ise 175 bin TL ödül kazanacak. Özgün Araç kategorisinde ise birincilik ödülü 300 bin TL, ikincilik ödülü 250 bin TL, üçüncülük ödülü 200 bin TL olarak belirlendi. Dereceye giren takımların danışmanları da ayrıca ödüllendirilecek. Birinci olan takımın danışmanına 20 bin TL, ikinci olan takımın danışmanına 15 bin TL, üçüncü olan takımın danışmanına ise 12 bin TL ödül verilecek. Yarışmada derece ödüllerinin yanı sıra her iki kategoride En Özgün Yazılım Ödülü ve En İyi Takım Ruhu Ödülü, yalnızca Özgün Araç kategorisinde ise En İyi Araç Tasarımı Ödülü takdim edilecek. Bu ödüllerle takımların teknik başarılarının yanı sıra özgün yazılım geliştirme, takım çalışması ve mühendislik tasarımı alanlarındaki başarılarının da teşvik edilmesi amaçlanıyor. Ödüller TEKNOFEST Şanlıurfa’da verilecek Finalde dereceye giren takımlar ödüllerini 30 Eylül-4 Ekim 2026 tarihleri arasında Şanlıurfa’da düzenlenecek TEKNOFEST’te alacak. Robotaksi-Binek Otonom Araç Yarışması, gençlerin geliştirdiği teknolojilerin gerçek dünya senaryolarında test edilmesini sağlarken, Türkiye’nin otonom sürüş, yapay zekâ, sensör teknolojileri ve araç kontrol sistemleri alanlarında ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının gelişimine de katkı sağlıyor. Yarışma aynı zamanda genç teknoloji takımlarının yalnızca bir yarışma parkurunda değil, geleceğin mobilite çözümlerinin geliştirilmesi sürecinde aktif rol üstlenmelerine olanak sunuyor. 23-26 Ağustos 2026 tarihlerinde Kocaeli Bilişim Vadisi Kampüsünde gerçekleştirilecek finalde, 50 takım ve 753 yarışmacı, otonom araçların şehir içi ulaşım senaryolarındaki yeteneklerini sergileyecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Otokar'ın Otonom e-Centro Otobüsü Avusturya'da Haber

Otokar'ın Otonom e-Centro Otobüsü Avusturya'da

Seviye 4 otonom sürüş teknolojisine sahip araç, European Forum Alpbach 2026’da yolcu taşımacılığında ve hemen ardından Wolfurt'ta düzenli tarifeli seferlerde kullanılacak. Bu yıl kuruluşunun 100. yılını kutlayan Koç Topluluğu bünyesinde faaliyet gösteren Otokar, yenilikçi ve çevreci araçlarıyla Avrupa pazarındaki varlığını güçlendirmeye devam ediyor. Avusturya'nın önde gelen toplu taşıma operatörü ÖBB Postbus, seviye 4 standartlarında tam otonom sürüş yeteneğine sahip elektrikli otobüs pilot projesinde teknoloji ortağı olarak Otokar’ı tercih etti. Sürekli sürücü müdahalesi gerektirmeden çalışabilen Otokar otonom e-Centro, Viyana’da düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna tanıtıldı. Otokar'ın tamamen elektrikli ve otonom aracı e-Centro, 4 Eylül tarihine kadar European Forum Alpbach 2026 kapsamında belirlenen güzergahta test edilecek. Pilot uygulamanın ardından araç, Wolfurt Kampüsü'nde düzenli seferlerde kullanılacak. "TOPLU TAŞIMA İÇİN BÜYÜK BİR POTANSİYEL" Avusturya Federal Bakanı Peter Hanke, otonom araçların ülkenin iş ve inovasyon merkezi olma hedefi açısından önem taşıdığını belirterek, "Otonom araçlar, daha modern, daha güvenli ve daha verimli bir ulaşım sisteminin önemli bir unsuru ve aynı zamanda Avusturya'nın iş ve inovasyon merkezi olarak büyük bir fırsat barındırıyor. Özellikle toplu taşımada büyük bir potansiyel görüyorum. Otonom otobüsler, ilk ve son kilometre bağlantılarında, kırsal bölgelerde veya geleneksel tarifeli seferlerin işletilmesinin zor olduğu saatlerde mevcut hizmetleri tamamlayabilir ve genişletebilir. Avusturya bu gelişmeyi izlemekle yetinmemeli, aktif olarak şekillendirmeli, katma değeri ülkede tutmalı ve ülkedeki bilgi birikimini uluslararası alanda görünür kılmalı" dedi. TOPLU TAŞIMADA YENİLİKÇİ DÖNEM ÖBB Postbus, otonom sürüş teknolojisini toplu taşımanın geleceği açısından önemli bir teknoloji olarak değerlendiriyor. Proje kapsamında otonom mobilitenin bölgesel ulaşım hizmetlerini nasıl tamamlayabileceği ve güçlendirebileceği gerçek işletme koşullarında test edilecek. Otonom otobüslerin gelecekte ilk ve son kilometre bağlantılarında, kırsal bölgelerde ve geleneksel tarifeli seferlerin işletilmesinin zor olduğu saatlerde toplu taşıma hizmetlerini desteklemesi hedefleniyor. ÖBB CEO'su Andreas Matthä otonom sürüşün geleceğe yönelik bir vizyon olmaktan çıktığını vurgulayarak, "Otonom sürüş artık sadece bir gelecek vizyonu olmaktan çıktı, toplu taşıma için büyük potansiyel taşıyan bir teknolojiye dönüştü. Amacımız bu gelişmeyi aktif olarak şekillendirmek ve erken aşamada deneyim kazanmak. Bu sayede yeni teknolojileri sorumlu bir şekilde kullanmanın temelini atıyor ve uzun vadede yolculara daha iyi mobilite hizmetleri sunuyoruz" açıklamasını yaptı. OTOKAR'DAN UÇTAN UCA OTONOM ULAŞIM ÇÖZÜMÜ Düzenlenen toplantıda Otokar'ın otonom ulaşım alanındaki çalışmalarını değerlendiren Otokar Ticari Araçlar Lideri Kerem Erman, "Uzun yıllardır toplu taşımanın geleceğini şekillendirecek otonom araç teknolojilerine önemli yatırım yapıyoruz. Bugün Avusturya’da tanıtılan otonom e-Centro, sahip olduğu özelliklerle yenilikçi bir aracın çok ötesinde. Otokar'ın kendi mühendislik birikimine ve özgün yazılımına dayanan, en yüksek uluslararası standartlara göre doğrulanmış, uçtan uca hazır bir otonom toplu taşıma çözümü" dedi. ULUSLARARASI SAHADA KEDİNİ KANITLADI Otokar'ın tamamen elektrikli otonom aracı e-CENTRO, seviye 4 otonom sürüş teknolojisiyle tanımlanan operasyonel alan içinde sürücüye gerek kalmadan hareket ediyor. Avusturya'da test edilen araç, ülkenin mevzuatı gereği eğitimli bir güvenlik sürücüsüyle kullanılacak. 32 yolcuya kadar kapasite sunan Otokar e-CENTRO, alçak tabanlı gövde tasarımı ve tekerlekli sandalye rampasıyla bariyersiz erişim sağlıyor. Toplu taşımada otonom kullanımında güçlü bir deneyime sahip olan Otokar, e-Centro halihazırda Madrid'de kullanılıyor. Madrid'deki uygulamadan elde edilen deneyimlerin Avusturya'daki projeye aktarılması planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tripy Robotaxi Türkiye’de Yol Testlerine Hazırlanıyor Haber

Tripy Robotaxi Türkiye’de Yol Testlerine Hazırlanıyor

MİA Teknoloji A.Ş.'nin tamamına sahip olduğu Tripy Mobility, geliştirdiği Robotaxi projesini Türkiye'de hayata geçirmek için geri sayıma geçti. Çin'de kapsamlı test süreçlerinden geçen tam otonom araç filosunun, önümüzdeki dönemde Türkiye yollarında test edilmesi planlanıyor. Şirket, yalnızca sürücüsüz araç geliştirmeyi değil, aynı zamanda yapay zekâ tabanlı yeni nesil mobilite ekosistemini oluşturmayı hedefliyor. Tripy Mobility'nin yürüttüğü proje, Türkiye'nin otonom ulaşım teknolojilerindeki konumunu güçlendirmesi açısından dikkat çekici adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Tripy Robotaxi ile Türkiye'de Otonom Ulaşım Süreci Başlıyor Dünya genelinde hız kazanan sürücüsüz ulaşım teknolojileri, artık yalnızca teknoloji devlerinin değil, mobilite şirketlerinin de öncelikli yatırım alanları arasında yer alıyor. Bu dönüşümün Türkiye ayağında önemli rol üstlenmeye hazırlanan Tripy Mobility, tam otonom sürüş teknolojisine sahip Robotaxi filosunu yerli operasyonlara adapte etmek için çalışmalarını sürdürüyor. Şirket tarafından geliştirilen sistem, L4 seviyesinde otonom sürüş kabiliyetine sahip araçlardan oluşuyor. Bu teknoloji sayesinde araçlar, belirli operasyon bölgelerinde herhangi bir sürücü müdahalesine ihtiyaç duymadan yolcu taşıyabilecek şekilde tasarlandı. Yapay zekâ algoritmaları sayesinde çevresini sürekli analiz eden sistem, trafik koşullarını, yayaları, diğer araçları ve olası riskleri gerçek zamanlı değerlendirerek güvenli sürüş kararları alabiliyor. Yapay Zekâ Destekli Altyapı Milyonlarca Satır Kodla Çalışıyor Tripy Robotaxi projesinin arkasındaki en önemli güçlerden biri gelişmiş yazılım altyapısı. Araçlarda çalışan yapay zekâ sistemi, milyonlarca satırlık yazılım mimarisiyle sürekli veri işliyor. Çok sayıda kamera, radar ve sensörden elde edilen bilgiler, gelişmiş sensör füzyon teknolojisiyle tek merkezde birleştirilerek milisaniyeler içinde analiz ediliyor. Bu yapı sayesinde araç, yalnızca bulunduğu yolu değil çevresindeki tüm hareketliliği eş zamanlı takip ederek sürüş stratejisini anlık olarak oluşturuyor. İnsan refleksine ihtiyaç duymadan çalışan bu sistem, otonom mobilite teknolojilerinin ulaştığı noktayı ortaya koyuyor. Uluslararası Ortaklıklarla Geliştirilen Robotaxi Projesi Dikkat Çekiyor Tripy Mobility'nin yürüttüğü çalışmalar, uluslararası teknoloji iş birlikleriyle destekleniyor. Proje kapsamında Çin merkezli otonom sürüş teknolojileri geliştiren Calmcar ile ortak çalışmalar yürütülürken, elektrikli araç üreticisi SAIC'in MIFA 7 modeli de Robotaxi platformuna dönüştürüldü. Uzun süren mühendislik çalışmalarının ardından geliştirilen araçlar, Çin'de gerçekleştirilen test programlarını başarıyla tamamladı. Test süreçlerinde elde edilen sonuçlar doğrultusunda sistemin farklı trafik senaryolarında güvenli şekilde çalışabildiği görüldü. Bu başarının ardından projenin yeni aşaması olarak Türkiye'deki saha testleri planlandı. Yüz Binlerce Kilometrelik Deneyim Türkiye'ye Taşınıyor Tripy Robotaxi filosu, yurt dışındaki operasyon öncesi testlerde önemli bir deneyim elde etti. Gerçek trafik koşullarında uzun süreli testlerden geçen araçlar, farklı iklim ve yol şartlarında performansını kanıtladı. Şirketin yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmayan küresel büyüme planları da bulunuyor. Avrupa pazarına yönelik çalışmalar kapsamında İngiltere'de de sürücüsüz taksi hizmeti sunabilmek için gerekli resmi süreçlerin başlatıldığı açıklandı. Böylece Tripy, geliştirdiği teknolojiyi uluslararası pazarlarda da konumlandırmayı hedefliyor. Robotaxi Teknolojisi Ulaşım Alışkanlıklarını Değiştirebilir Uzmanlara göre yapay zekâ destekli sürücüsüz taksi sistemleri yalnızca yeni bir ulaşım modeli sunmuyor. Aynı zamanda şehir içi ulaşım planlaması, trafik güvenliği, enerji verimliliği ve sürdürülebilir mobilite açısından da önemli fırsatlar oluşturuyor. Elektrikli altyapıyla çalışan Robotaxi araçlarının, sürüş sırasında insan kaynaklı hata riskini azaltması ve trafik akışını daha verimli hale getirmesi bekleniyor. Bunun yanında paylaşım ekonomisini destekleyen yeni ulaşım modelleriyle bireysel araç sahipliği anlayışının da zaman içinde değişebileceği değerlendiriliyor. Türkiye Otonom Mobilite Alanında Yeni Bir Döneme Hazırlanıyor Tripy Mobility CEO'su Dr. Ali Onuralp Ünal, otonom sürüş teknolojilerinin otomotiv sektörünün ötesinde, doğrudan yapay zekâ ekonomisinin önemli bir parçası haline geldiğini belirterek şirketin bu alandaki vizyonuna dikkat çekti. Ünal, elektrikli araç dönüşümünün ardından ulaşım sektöründe en büyük değişimin otonom sürüş sistemleriyle yaşanacağını ifade ederken, geliştirilen Robotaxi platformunun güvenlik, erişilebilirlik ve operasyonel verimlilik açısından önemli avantajlar sağlayacağını vurguladı. Türkiye'de başlayacak yol testlerinin yalnızca teknik bir süreç olmadığını dile getiren Ünal, bunun aynı zamanda ülkenin küresel otonom mobilite yarışındaki iddiasını güçlendirecek stratejik bir adım olduğunu söyledi. Türkiye'de gerçekleştirilecek testlerin başarıyla tamamlanması halinde Tripy Robotaxi'nin şehir içi ulaşımda yeni bir dönemin kapısını aralaması bekleniyor. Yapay zekâ, elektrikli mobilite ve otonom sürüş teknolojilerini aynı platformda buluşturan proje, geleceğin ulaşım sistemlerinin Türkiye'deki en önemli örneklerinden biri olma potansiyeli taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.