Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Otonom Sürüş

Kapsül Haber Ajansı - Otonom Sürüş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Otonom Sürüş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Pirelli ve RIDEsense’ten Güvenlikte Yeni Dönem Haber

Pirelli ve RIDEsense’ten Güvenlikte Yeni Dönem

Pirelli, Napoli Federico II Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü ve ileri mobilite teknolojileri geliştiren MegaRide Group bünyesinden doğan bir girişim olan RIDEsense ile, Pirelli Cyber™ Tyre ekosistemine entegre edilecek yeni yazılım çözümlerinin geliştirilmesine yönelik bir anlaşma imzaladı. Anlaşma kapsamında Pirelli, RIDEsense’in sanal sensör teknolojisini kullanma lisansını alırken, üçüncü taraflara hak devri konusunda da belirli güvence mekanizmaları oluşturuldu. Ayrıca Pirelli, RIDEsense’in %24,99 oranındaki hissesini satın alacak ve şirketteki payını gelecekte %100’e kadar çıkarma opsiyonuna sahip olacak. Pirelli Cyber™ Tyre sisteminde kullanılan fiziksel sensörlerin, RIDEsense’in sanal sensörleriyle (araçlarda halihazırda bulunan sensörlerden elde edilen bilgileri işleyen algoritmalar) entegre edilmesi, Cyber™ Tyre’ın araçların elektronik güvenlik sistemlerine sunduğu katkıyı daha da artıracak. Bu iş birliği, suda kızaklama tespiti gibi mevcut fonksiyonları güçlendirmenin yanı sıra, lastik ve araç teşhis sistemlerine yönelik yeni yeteneklerin geliştirilmesinin de önünü açacak. Böylece Pirelli Cyber™ Tyre ekosistemi, gelişimini sürdürerek gelişmiş sürücü destek sistemleri (ADAS) ve otonom sürüş teknolojilerinde daha önemli bir rol üstlenme yolunda yeni bir aşamaya ulaşmış olacak. PIRELLI CYBER™ TYRE Belirli araç modellerinde orijinal ekipman olarak kullanılan Pirelli Cyber™ Tyre, lastiklere entegre edilen sensörlerden veri toplayıp bunları Pirelli’nin özel yazılım ve algoritmalarıyla işleyebilen dünyanın ilk entegre donanım ve yazılım çözümüdür. Toplanan veriler gerçek zamanlı olarak aracın elektronik sistemlerine aktarılır ve ABS, ESP ve çekiş kontrol sistemleri gibi sürüş ve kontrol sistemleriyle entegre çalışan yeni fonksiyonların geliştirilmesine olanak tanır. Pirelli’nin teknolojisi, araç güvenliğini, performansını ve verimliliğini artırmayı hedeflerken, yol altyapısının durumunun izlenmesinde de kullanılabiliyor. Böylece yol kullanıcıları için risk oluşturabilecek durumların tespit edilmesine katkı sağlanıyor. Bu alanda kamu otoriteleriyle iş birliği içinde çeşitli pilot projeler de yürütülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa'da Üretilen Yeni Renault Boreal Yollara Çıkıyor Haber

Bursa'da Üretilen Yeni Renault Boreal Yollara Çıkıyor

Renault’nun Türkiye’de üretilen yeni C segmenti SUV modeli Renault Boreal, Türkiye’de satışa sunuluyor. OYAK ve Renault tarafından açıklanan 400 milyon Euro’luk yatırım kararının önemli adımlarından biri olan Boreal hem Türkiye ekonomisine hem de otomotiv sektörüne önemli katkılar sunacak yeni bir dönemin başlangıcını temsil ediyor. MAİS A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Bahaettin Tatoğlu “Renault Boreal, OYAK ve Renault Group iş birliğinin ortaya koyduğu güçlü vizyonu ve Türkiye’nin otomotiv üretimindeki stratejik konumunu net biçimde yansıtan çok değerli bir proje. Boreal’i yalnızca “Türkiye’de üretilen” bir model olarak değil, aynı zamanda “Türkiye için tasarlanan ve Türk kullanıcıların ihtiyaçlarına göre geliştirilen” bir model olarak konumlandırıyoruz. Türkiye’nin en büyük segmenti olan ve hızla büyüyen C-SUV segmentinde; güçlü ve iddialı tasarımı, geniş ve ferah yaşam alanı, ileri teknolojileri ve verimli motor seçenekleriyle Renault Boreal’in segmentinde dengeleri değiştirecek bir model olacağına inanıyoruz. Bu güçlü potansiyeline olan güvenimizle, Renault Boreal’in 2027 yılında Türkiye’nin en çok satan otomobili olmasını hedefliyoruz. Bugün Clio, Megane Sedan ve Duster ile Türkiye'nin en güçlü yerli ürün gamlarından birine sahibiz. Bursa'da üreteceğimiz Renault Boreal’in de bu başarı hikayesine katılmasıyla birlikte dört yerli modelden oluşan ürün gamımızı daha da güçlendirecek, pazardaki liderliğimizi daha da ileriye taşıyacağız. Türkiye’de %40’ın üzerinde yerli katkı oranıyla üretilecek olan Renault Boreal, bu sayede ÖTV muafiyetinden yararlanabilecek. Modelin, uzun süredir bu segmentte yeni bir model bekleyen müşterilerimiz için önemli bir alternatif oluşturacağını düşünüyoruz. Sunduğu yüksek teknoloji, üstün konfor ve geniş yaşam alanıyla Renault Boreal’in, ÖTV muafiyetinden yararlanan kullanıcılar tarafından da yoğun ilgi göreceğine inanıyoruz. Renault Boreal için sunduğumuz 7 yıl veya 160.000 kilometreye kadar garanti kapsamıyla müşterilerimize yalnızca yeni bir otomobil değil, uzun yıllar güvenle kullanabilecekleri kapsamlı bir sahiplik deneyimi de sunuyoruz. OYAK ve Renault Group’unun güçlü ortaklığıyla hayata geçirilen bu projenin, ülkemizin otomotiv sanayisine, ihracatına ve ekonomik gelişimine uzun vadeli katkılar sunacak bir başarı hikayesi olacağına inanıyoruz.” Renault Group Türkiye CEO’su Lionel Jaillet “Boreal’i Türkiye pazarına sunmaktan büyük bir gurur duyuyoruz. Bu model, yıllar süren adanmışlığın, titiz çalışmaların ve sarsılmaz kararlılığın somut bir yansımasını ortaya koyuyor. Elde edilen bu başarı; Renault Group’un uluslararası ekipleri arasındaki güçlü koordinasyonu, yakın iş birliğini ve üstün çabayı gözler önüne seriyor. Boreal, yalnızca yeni bir model olmanın ötesinde, ortak hedeflerimizin ve kolektif uzmanlığımızın güçlü bir ifadesini temsil ediyor. Yoğun rekabetin yaşandığı C-SUV segmentinde Boreal, kendine özgü nitelikleriyle belirgin bir şekilde farklılaşıyor. Geniş ve rafine iç mekânı, iddialı dış tasarımı, ileri teknoloji E-Tech full hybrid motoru ve Google entegreli, bağlantılı OpenR Link multimedya sistemiyle Türk kullanıcılarının beklentilerine eksiksiz bir yanıt veriyor. Ürün özelliklerinin ötesinde Boreal, aynı zamanda stratejik bir dönüm noktasını temsil ediyor. Bursa’daki Oyak Renault kampüsümüzde üretilecek olması hem iç pazardaki talebi destekleyecek hem de ihracat hedeflerimize katkı sağlayarak Türkiye’nin küresel otomotiv ekosistemindeki konumunu daha da güçlendirecek. SUV segmentinde Duster ile yakalanan güçlü ivmenin üzerine inşa edilen Boreal, bu başarıyı C segmentine taşıyarak bir üst seviyeye çıkarıyor. Aynı zamanda Renault Group’un uluslararası stratejik planını tutarlı bir şekilde hayata geçirme ve vizyonunu somut sonuçlara dönüştürme yetkinliğini de açıkça ortaya koyuyor. Değerli ortağımız OYAK ile, yerel yetkinliklerimizi geliştirmeye, ekiplerimizi güçlendirmeye ve Türkiye otomotiv ekosisteminin sürdürülebilir gelişimine katkı sağlamaya kararlılıkla devam ediyoruz.” Türkiye, Renault’nun küresel üretim ağında stratejik rolünü güçlendiriyor Bursa’da üretilen Megane Sedan ve Oyak Renault Otomobil Fabrikaları’nda üretilen Clio ve Duster’ın ardından Renault Boreal’in de yerli üretim portföyüne katılması, Türkiye’nin yüksek katma değerli araç üretimindeki rolünü daha da güçlendirirken, Renault’nun küresel büyüme planındaki stratejik önemini de ortaya koyuyor. Renault, özellikle C ve D segmentlerindeki varlığını güçlendirmeyi hedeflerken, Türkiye bu stratejinin önemli üretim merkezlerinden biri olarak konumlanıyor. Boreal’in üretimiyle birlikte OYAK Renault Bursa Fabrikaları, modelin uluslararası pazarlara ihracatıyla hem iç pazar hem de ihracat operasyonlarındaki rolünü daha da güçlendiriyor. SUV modellerin toplam pazardaki ağırlığının her geçen gün arttığı Türkiye’de Renault Boreal, markanın C segmentindeki iddiasını güçlendiren önemli modellerden biri olarak öne çıkıyor. Renault, Türkiye’deki üretim gücünü uluslararası ölçekte büyüme hedefleriyle birleştirerek Boreal’i global başarı hikâyesinin önemli parçalarından biri olarak konumlandırıyor. Güçlü, zarif ve dikkat çekici SUV tasarımı Renault Boreal heybetli gövde yapısı, keskin omuz çizgileri, güçlü ön tasarımı ve modern ışık imzası modelin güçlü duruşunu ilk bakışta hissettiriyor. 4,56 metre uzunluğu ve 2,70 metre aks mesafesiyle Renault Boreal, C segmenti ortalamalarının üzerine çıkan ve D segmentini çağrıştıran boyutlarıyla dikkat çekiyor. Geniş iç yaşam alanı ve 630 litreye varan bagaj hacmiyle segmentinde fark yaratıyor. Gövde rengi ön ızgara, yeni “Nouvel’R” logosu, ince LED far tasarımı ve Niagara konseptinden ilham alan ışık imzası aracın modern karakterini vurguluyor. Yan profilde dikkat çeken güçlü çamurluk yapısı ve akıcı tavan çizgisi, Boreal’in hem şehir içinde hem uzun yol kullanımında premium algısını güçlendiriyor. 19 inç elmas kesim alaşım jantlar, siyah tavan, elektrikli açılır panoramik cam tavan ise modele üst segment bir nitelik kazandırıyor. Teknoloji ve konfor odaklı yaşam alanı Renault Boreal’in iç mekanı, dijital teknolojiler ve konforu bir araya getiren modern ve ferah bir yaşam alanı sunuyor. Ergonomik tasarım anlayışıyla şekillendirilen kokpit, sürücü odaklı yapısı ve geniş ekran teknolojileriyle dikkat çekiyor. Modelde 10 inç dijital gösterge ekranı ve 10 inç merkezi openR link multimedya ekranı birlikte sunuluyor. Ergonomik yerleşim sayesinde sürücünün dikkati yolda kalırken, bağlantılı teknolojilere erişim kolaylaşıyor. Çok işlevli direksiyon simidi arkasında bulunan vites seçici kulakçıklar iç mekandaki modern atmosferi destekliyor. 48 farklı renk seçeneğine sahip ambiyans aydınlatması, Multi-Sense sürüş modlarına göre otomatik olarak değişebiliyor. İç mekanda kullanılan yumuşak dokulu yüzeyler, lazer işlemeli dekoratif detaylar ve kontrast dikişli koltuklar yüksek kalite algısını güçlendiriyor. Türkiye pazarı için özel olarak sunulan gri tonlu perfore döşeme seçeneği, Boreal’in modern karakterine farklı bir imza katıyor. Elektrikli ön koltuklar, hafızalı ve masaj fonksiyonlu sürücü koltuğu, çift bölgeli otomatik klima, soğutmalı kablosuz şarj ünitesi ve geniş saklama alanları günlük kullanımı daha konforlu hale getiriyor. Arka koltuklarda sunulan havalandırma kanalları, USB-C girişleri, arka kol dayama ve Easy Break arka koltuk katlama sistemi de aile kullanımını destekleyen detaylar arasında yer alıyor. 630 litreye varan bagaj hacmi, arka koltuklar yatırıldığında 1.868 litreye kadar ulaşıyor. Düşük yükleme eşiği ise kullanım kolaylığı sağlıyor. Google entegre bağlantılı sürüş deneyimi Bağlantılı araç teknolojilerinde öncü markalardan biri olan Renault, yeni Boreal modeliyle de gelişmiş dijital ekosistem ve bağlantılı sürüş özelliklerini kullanıcılarla buluşturuyor openR link multimedya sistemi sayesinde kullanıcılar Google Haritalar, Google Asistan ve Google Play uygulamalarına doğrudan erişebiliyor, evlerindeki Google Home entegrasyonuna uygun akıllı cihazlarını yönetebiliyor. Gerçek zamanlı trafik bilgileri, sesli komut sistemi ve kişiselleştirilmiş dijital deneyim, Boreal’i günlük yaşamın doğal bir uzantısına dönüştürüyor. Youtube, Spotify, Prime Video, HBO Max, Waze ve Vivaldi gibi popüler uygulamalar sistem içerisinde kullanılabiliyor. Uzaktan OTA güncelleme altyapısı sayesinde bilgi-eğlence sistemi ve sürüş destek teknolojileri sürekli güncel kalabiliyor. My Renault uygulaması üzerinden kullanıcılar araçlarının kornasını ve ışıklarını uzaktan etkinleştirebiliyor ve araç konumunu görüntüleyebiliyor. Renault Boreal’de ayrıca Jean-Michel Jarre iş birliğiyle geliştirilen Harman Kardon premium ses sistemi de yer alıyor. On hoparlörlü ve 435 Watt gücündeki sistem; Stüdyo, Konser, Kulüp ve Salon dahil olmak üzere farklı ses atmosferleriyle sürükleyici bir deneyim sunuyor. Gelişmiş sürüş destek sistemleri Renault Boreal, aktif güvenlik ve sürüş destek sistemleri konusunda segmentinin en kapsamlı modellerinden biri olarak konumlanıyor. Modelde versiyona ve donanım seviyesine bağlı olarak 25 adede kadar gelişmiş ADAS teknolojisi sunuluyor. Şerit Takip Asistanı, Kör Nokta Uyarı Sistemi, Güvenli Çıkış Asistanı, Arka Çapraz Trafik Uyarısı ve Acil Duruş Asistanı gibi teknolojiler sürüş güvenliğini artırıyor. Seviye 2 otonom sürüş desteği sunan Aktif Sürüş Yardımı sistemi; dur & kalk özellikli adaptif hız sabitleyici ve şerit ortalama fonksiyonunu bir araya getirerek yoğun trafikte sürüşü daha konforlu hale getiriyor. Eller Serbest Park Sistemi ve 360 derece çevre görüş kamerası sayesinde araç paralel veya dikey park manevralarını sürücü müdahalesi olmadan gerçekleştirebiliyor. Full LED far teknolojisi ise gece sürüşlerinde görüş kalitesini artırırken diğer sürücüler için göz kamaşmasını azaltıyor. Verimli motor seçenekleri ve EDC otomatik şanzıman Renault Boreal performans, verimlilik ve sürüş konforunu bir araya getiren full hybrid E-Tech 160 hp, 1.3 turbo TCe EDC 145 hp ve hybrid E-Tech 4x4 150 hp motor seçenekleriyle geliştirildi. Boreal, Türkiye’de lansman döneminde full hybrid E-Tech 160 hp ve turbo TCe EDC 145 hp motor seçenekleriyle satışa sunuluyor. 2026 yılının son çeyreğinde sunulan motor seçeneklerine hybrid E-Tech 4x4 150 hp versiyonu da eklenecek ve müşteri beklentileriyle buluşacak. 1.3 turbo TCe EDC 145 hp benzinli motor ve 6 ileri ıslak çift kavramalı (EDC) motor seçeneği ise performans ve sürüş konforunu dengeli bir şekilde bir araya getiriyor. Bu versiyon, WLTP normlarına göre 149 g/km karma CO₂ emisyon değeri ve 6,6 L/100 km karma yakıt tüketimi değerlerine sahip. Renault Boreal full hybrid E-Tech 160 hp versiyonu ise özellikle verimlilik odaklı bir sürüş deneyimi sunuyor. Sisteminin kalbinde, Türkiye’de Oyak Horse tarafından Bursa’da üretilen ve dünyaya ihraç edilen HR18 kodlu hibrit motoru yer alıyor. Şehir içinde yüzde 80’e kadar elektrikli sürüş gerçekleştirebilen sistem, 110 km/s hıza kadar elektrikli sürüş imkanı sağlayabiliyor. Çok modlu otomatik şanzımanla sunulan model, WLTP normlarına göre 108 g/km karma CO₂ emisyon değeri ve 4,8 L/100 km karma yakıt tüketimiyle dikkat çekiyor. Multi-Sense sürüş sistemi; Eco, Comfort, Sport ve Perso modlarının yanında yeni Smart Mod seçeneğiyle geliyor. Sistem; direksiyon sertliği, motor tepkisi, ambiyans aydınlatması ve ses atmosferini sürüş koşullarına göre otomatik olarak adapte edebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Stratejik Satınalma Derneği, Bursa’da Sektör Profesyonellerini Bir Araya Getirdi Haber

Stratejik Satınalma Derneği, Bursa’da Sektör Profesyonellerini Bir Araya Getirdi

Stratejik Satınalma Derneği (SSD), sektör profesyonellerini bir araya getiren organizasyonlarını, Türkiye’nin farklı şehirlerinde gerçekleştirdiği etkinliklerle aralıksız sürdürüyor. Stratejik Satınalma Derneği (SSD), üyeleri ve sektör paydaşlarını “Bursa Yaza Merhaba Etkinliği” kapsamında Bursa’da bir araya getirdi. Referans Holding sponsorluğunda ve Bakioğlu Çiftliği ev sahipliğinde gerçekleştirilen organizasyon, satınalma ekosisteminin farklı sektörlerden temsilcilerini buluşturarak bilgi paylaşımı, deneyim aktarımı ve yeni iş birliklerine zemin hazırladı. Gün boyu süren etkinlikte otomotiv ve emtia sektörlerine ilişkin güncel gelişmeler, tedarik zincirlerinde yaşanan dönüşüm, küresel ekonomik dinamikler ve satınalma süreçlerinin geleceği ele alındı. SSD Yönetim Kurulu Üyesi Mehtap Demir sunuculuğunda gerçekleşen etkinliğin açılış konuşmalarını, Stratejik Satınalma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Evren Cibelik ile Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Demir gerçekleştirdi. Konuşmalarında üyelerin yoğun katılımından duydukları memnuniyeti dile getiren Cibelik ve Demir, Stratejik Satınalma Derneği’nin her geçen yıl büyüyen ekosistemine dikkat çekerek, bilgi paylaşımını ve sektörler arası iş birliğini güçlendiren etkinliklerin önemini vurguladı. Ayrıca derneğin önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığı projeler hakkında da katılımcılara bilgi verildi. Otomotiv Sektörünün Dönüşümü Masaya Yatırıldı Programın ilk bölümünde gerçekleştirilen Otomotiv Paneli’nde, ORAU Yönetim Kurulu Başkanı Ayşegül Orhan, TOFAŞ Satınalma Direktörü Ferruh Arar ve ZF Sachs Genel Müdürü / TAYSAD Yönetim Kurulu Üyesi Tülay Hacıoğlu Şengül konuşmacı olarak yer aldı. Panelin moderatörlüğünü ise SSD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Demir üstlendi. Panelde otomotiv sektörünün mevcut durumu, küresel rekabet koşulları, tedarik zinciri yönetimi, satınalma süreçlerinin stratejik rolü ve sektörün geleceğini şekillendiren teknolojik gelişmeler değerlendirildi. Konuşmacılar, özellikle son yıllarda hız kazanan dijital dönüşümün otomotiv sektöründe köklü değişimlere yol açtığını vurgularken; yapay zekâ uygulamaları, elektrikli araç teknolojileri, bağlantılı sistemler ve otonom sürüş çözümlerinin sektörün geleceğinde belirleyici rol oynayacağına dikkat çekti. Oturum sonunda gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde katılımcılar sektör liderleriyle birebir görüş alışverişinde bulunma fırsatı yakaladı. Emtia Piyasalarındaki Gelişmeler Değerlendirildi Networking arasının ardından düzenlenen Emtia Paneli’nde ise Borçelik Satış Direktörü Aydın Ersoy, Basell Satış Müdürü Hüseyin Karagöz ve Enerjisa Kurumsal Satış Müdürü Serkan Saral konuşmacı olarak yer aldı. Panelin moderatörlüğünü SSD Yönetim Kurulu Üyesi Can Sakarya gerçekleştirdi. Panelde emtia piyasalarında yaşanan gelişmeler, enerji maliyetleri, küresel ekonomik etkiler, fiyatlama dinamikleri ve sürdürülebilir büyüme perspektifleri ele alındı. Katılımcılar, farklı sektörlerden uzman isimlerin değerlendirmeleriyle piyasalara ilişkin güncel öngörüleri dinleme fırsatı buldu. Güçlü Networking ve Sektörel Dayanışma Stratejik Satınalma Derneği tarafından düzenlenen etkinlik, yalnızca bilgi paylaşımıyla değil, aynı zamanda sektör profesyonellerini bir araya getiren güçlü networking ortamıyla da dikkat çekti. Katılımcılar gün boyunca düzenlenen oturumlar ve networking buluşmaları sayesinde yeni iş bağlantıları kurarken, sektörün güncel gündemlerine ilişkin görüş alışverişinde bulundu. Organizasyon kapsamında çekilen geleneksel aile fotoğrafı, SSD topluluğunun birlik ve beraberlik ruhunu yansıtan anlamlı anlardan biri oldu. Etkinlik, sanatçı Safa Zakir’in canlı performansı eşliğinde gerçekleştirilen kapanış programıyla sona erdi. Stratejik Satınalma Derneği, satınalma ve tedarik zinciri alanlarında faaliyet gösteren profesyonelleri ortak platformlarda buluşturmaya, sektörel bilgi paylaşımını güçlendirmeye ve iş dünyasının geleceğine katkı sunacak projeler geliştirmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karsan Otonom E-ATAK Hava Ulaşımında Sahneye Çıktı Haber

Karsan Otonom E-ATAK Hava Ulaşımında Sahneye Çıktı

“Mobilitenin Geleceğinde Bir Adım Önde” olma vizyonuyla dünyada toplu taşımanın dönüşümünde öncü rol oynayan Karsan, otonom teknolojisinin ulaştığı noktayı gözler önüne sermeye devam ediyor. Dünyanın ilk Seviye-4 otonom toplu ulaşım aracı olarak 2021’den bu yana gerçek yol şartlarında hizmet veren Karsan Otonom e-ATAK, toplu ulaşımdaki başarısını şimdi de farklı operasyonel kullanım alanlarında da gerçekleştirebileceğini kanıtladı. Bu kapsamda şirket, teknoloji partneri ADASTEC ve Türk Hava Yolları ile İGA İstanbul Havalimanı’nda bir demo operasyonu gerçekleştirdi. Karsan Otonom e-ATAK apron sahasında gerçek operasyon koşullarında test edildi. Demo sürüşleri iki farklı senaryo üzerinden kurgulandı. İlk senaryoda araç, Türk Hava Yolları Operasyon Merkezi – Ekip Terminali başlangıç noktasından Smart Kargo Sahası’na (SMARTIST Binası önü) yaklaşık 3,5 kilometrelik bir rotada ilerledi. İkinci senaryoda ise yine Türk Hava Yolları Operasyon Merkezi – Ekip Terminali başlangıç alınarak 200’lü Açık Park Sahası’na yaklaşık 1,5 kilometrelik bir sürüş gerçekleştirildi. Vardiya ekiplerinin çalışma alanlarına ve uçuş ekiplerinin uçak park pozisyonlarına ulaştırılmasını simüle eden bu senaryolar; otonom sürüş performansının gerçek operasyon koşullarında doğrulanması, algılama ve navigasyon sistemlerinin test edilmesi, güvenlik ve acil durum senaryolarının değerlendirilmesi ile operasyonel trafik etkileşiminin analiz edilmesi açısından önemli veriler ortaya koydu. Apron yolunda diğer hizmet araçlarıyla birlikte gerçek operasyon trafiği içerisinde hareket eden Karsan Otonom e-ATAK, üzerindeki LiDAR, radar, kamera ve gelişmiş sensör sistemleriyle rotasını sorunsuz şekilde tamamlayarak, otonom teknolojisinin havayolu lojistiğindeki potansiyelini de gözler önüne serdi. Otonom teknolojisinin potansiyelini açıkça gösterdik! Bu önemli testin otonom teknolojinin gerçek operasyon ortamındaki kabiliyetini ve havacılık sektöründeki dijital dönüşüm potansiyelini net şekilde ortaya çıkardığını söyleyen Karsan Yurtiçi Satış ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Muzaffer Arpacıoğlu, “Yakın zamanda Otonom e-ATAK ile, Frankfurt Havalimanı’nda iki haftalık demo operasyonunu başarıyla tamamlamıştık. Şimdi de İGA İstanbul Havalimanı’ndaki bu başarılı demo ile apron operasyonlarında otonom mobilitenin uzun vadeli potansiyelini açık olarak gösterdik” dedi. Apronların yüksek güvenlik gerektiren alanlar olduğunu ifade eden Muzaffer Arpacıoğlu, şöyle devam etti: “Bu kapsamda Karsan Otonom e-ATAK; operasyonel verimlilik, insan hatasının minimize edilmesi, güvenlik standartlarının artırılması, dijitalleşme ve otomasyon ihtiyaçlarına güçlü şekilde cevap verdi. Bu başarılı demoyu, otonom teknolojisinin yalnızca toplu ulaşımda değil, farklı operasyonel kullanım alanlarında da konumlandırabildiğini göstermesi açısından stratejik bir adım olarak nitelendiriyoruz.” Karsan, Türk Hava Yolları ve ADASTEC ekiplerinin bir araya geldiği toplantıda, apron içi yolcu taşımacılığı ve güvenlik süreçlerine yönelik değerlendirmelerin ardından, geleceğin mobilite çözümlerine ışık tutan demo sürüşü apron sahasında gerçekleştirildi. Toplantı sonrasında Türk Hava Yolları Genel Müdür Yardımcısı Kerem Kızıltunç: “Türk Hava Yolları olarak, Türkiye'de bir havalimanı apron sahasında gerçekleştirilen ilk otonom otobüs demo çalışmasına imza atarak sektörde yine öncü olduk. Karsan Otomotiv ve ADASTEC iş birliğiyle geliştirilen otonom otobüslerle, havalimanı operasyonlarımız için gerçekleştirdiğimiz bu test sürüşünde Ekip Terminalimizden başlayan yolculuğumuzu, Smartist kargo binamıza ve açık park pozisyonlarına da uğrayarak 11 kilometrelik bir rotada tamamen otonom şekilde tamamladık. Havacılığın kalbinin attığı apronda bu teknolojiyi sahada öncü olarak test etmek ve otonom sürüş deneyimini güvenli şekilde bizzat yaşamak gerçekten heyecan vericiydi. Bu çalışmaya katkı veren herkese teşekkür ediyorum.” açıklamalarında bulundu. Atalay Taşkoparan, ADASTEC Kurucu Ortağı ve CCO’su olarak, şirketin Seviye-4 otonom sürüş teknolojisiyle havalimanı operasyonlarında güvenilir, ölçeklenebilir ve sahada karşılığı olan çözümler sunduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “İGA, Avrupa Birliği’nin en yoğun havalimanı. Burada, ADASTEC’in otonom sürüş teknolojisini kullanan Karsan Otonom e-ATAK ile, gerçek trafik koşullarında bir personel taşıma senaryosu uyguladık. Senaryo, terminal binası ile uçak altı arasındaki taşıma ihtiyacına odaklandı. Otonom aracın gerçek trafik ortamındaki performansı, aprondaki ekip taşımacılığında operasyonel verimlilik ve güvenlik beklentilerini karşılayan, uygulanabilir bir çözüm olabileceği öngörüldü. Farklı havalimanı projelerinde edindiğimiz saha deneyimiyle, otonom mobilitenin havacılık operasyonlarında bir dizi sorunu çözeceğine ve büyük ölçüde yer tutacağına inanıyoruz. ADASTEC olarak, Karsan ile birlikte havalimanlarının güvenlik, verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı dönüşümüne katkı sunmaktan memnuniyet duyuyoruz. Dünyanın farklı havalimanlarını geleceğin operasyonlarını birlikte şekillendirmeye davet ediyoruz.” 60 bin yolcu deneyimiyle Dünyada ilk ve tek! Otonom teknolojisinin mobilitenin dönüşümünde giderek daha önemli bir rol üstlenmesiyle birlikte Karsan Otonom e-ATAK, Avrupa ve ABD’de hayata geçirilen projelerle gerçek trafik koşullarında yolcu taşıyarak önemli başarılara imza atıyor. ABD’de Michigan State University kampüsünde 1,5 yıl boyunca 5 kilometrelik bir rotada yolcu taşıyan araç, Norveç’in Stavanger şehrinde ise 2022 yılından bu yana biletli yolcu taşımayı sürdürüyor ve tünelden geçen ilk otonom otobüs olarak dikkat çekiyor. Rotterdam’da Avrupa’nın ilk otonom havalimanı shuttle’ını devreye alan Karsan, İsviçre ve İsveç’te açık trafikte yolcu taşıyan ilk otonom otobüs projelerini hayata geçirirken, Hannover’de ise KBA onayıyla kamuya açık yollarda test sürüşü gerçekleştiren ilk otonom otobüs oldu. Frankfurt’ta gerçekleştirilen otonom apron demo çalışması ise Karsan’ın havalimanı operasyonları gibi yüksek güvenlik ve hassasiyet gerektiren alanlarda da otonom mobilite çözümleri sunabilme yetkinliğini ortaya koydu. 2026 yılında Salen ve Paris RATP’de gerçekleştirilen otonom demo projeleriyle birlikte Karsan, farklı kullanım senaryolarında otonom teknolojisini geliştirmeyi sürdürecek. 160 bin kilometrenin üzerinde otonom sürüş deneyimine, 60 binden fazla taşınan yolcuya ve yüzde 99,5 başarı oranına ulaşan Karsan, bugün 12 ülkede 16 farklı otonom proje ile dünyada açık trafikte yolcu taşıyan Seviye-4 ilk ve tek otonom otobüs olma özelliğini korumaya devam ediyor. Karsan Otonom e-ATAK sürekli hizmete hazır! Gelişmiş Sensör Paketi ile donatılan Karsan Otonom e-ATAK, farklı hava koşullarında hassas navigasyon ve durumsal farkındalık sağlamak için birlikte çalışan LiDAR, radar, kameralar, GNSS ve en son teknoloji sensörlerin bir kombinasyonunu kullanıyor. Gece veya gündüz, farklı hava koşullarında 40 km/s hıza otonom sürüşte çıkabilen araç, bir otobüs sürücüsünün yaptığı; rota üzerindeki duraklara yanaşma, inme-binme süreçlerini yönetme, kavşak ve geçitlerle trafik ışıklarındaki sevk ve idareyi sağlama benzeri tüm işlemleri sürücüsüz olarak gerçekleştiriyor. Otobüsün AC ünitelerle 5 saatte, DC ünitelerle ise 3 saatte tam olarak şarj olabilme yeteneği, aracın sürekli hizmete hazır olmasını sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mercedes-Benz VLE Türkiye Yolunda mı? Yeni Elektrikli Lüks MPV İsveç’te Satışa Çıktı Haber

Mercedes-Benz VLE Türkiye Yolunda mı? Yeni Elektrikli Lüks MPV İsveç’te Satışa Çıktı

Mercedes-Benz VLE, markanın yeni nesil elektrikli lüks MPV modeli olarak sahneye çıktı. Tanıtımından sadece bir ay sonra İsveç’te satışa sunulan model, sunduğu teknoloji, menzil ve konfor özellikleriyle dikkat çekiyor. 700 Km’ye Varan Menzil ve Ultra Hızlı Şarj Yeni Mercedes-Benz VLE, 800 volt mimarisi sayesinde üst düzey performans sunuyor. Araç, tek şarjla 700 kilometrenin üzerinde menzil sunabiliyor. Hızlı şarj tarafında da iddialı olan model, 300 kW şarj desteği ile sadece 15 dakikada yaklaşık 350 kilometre menzil kazanabiliyor. Lüks ve Esneklik Bir Arada Mercedes-Benz VLE, klasik MPV anlayışını tamamen değiştiriyor. Araç, hem lüks hem de çok yönlü kullanım sunacak şekilde tasarlandı. 5, 6 veya 7 koltuk seçeneği İlerleyen dönemde 8 koltuk seçeneği Modüler koltuk yapısı Koltuk düzeni, kullanıcı ihtiyacına göre tamamen değiştirilebiliyor. İlk Model: VLE 300 Electric İsveç’te satışa çıkan ilk versiyon VLE 300 electric oldu. Araç iki farklı donanım seviyesiyle sunuluyor: Advance Plus Premium Plus Fiyatı Ne Kadar? Mercedes-Benz VLE’nin başlangıç fiyatı 947.700 İsveç kronu olarak açıklandı. Premium Plus paketi tercih edildiğinde fiyat yaklaşık 122.000 kron artıyor. Donanım Özellikleri Dikkat Çekiyor Advance Plus Donanımı 19 inç jantlar Havalı süspansiyon Yarı otonom sürüş sistemleri Panoramik cam tavan Ortam aydınlatması Arka aks yönlendirme Premium Plus Donanımı Dijital farlar (projeksiyonlu) Masajlı ve havalandırmalı koltuklar Burmester 3D ses sistemi 20 inç jantlar MBUX Superscreen Artırılmış gerçeklik head-up display Esnek Oturma Seçenekleri Kullanıcılar isteğe bağlı olarak: 7 koltuk için ekstra koltuk (5.190 kron) 6 koltuklu VIP düzen (11.150 kron) 8 koltuklu versiyonun ise yıl içinde satışa çıkması bekleniyor. Daha Fazla Versiyon Yolda Mercedes-Benz, VLE için gelecekte: Dört tekerlekten çekiş (4MATIC) Farklı donanım seviyeleri Daha uzun aks mesafesi Yeni renk ve opsiyonlar sunmayı planlıyor. Türkiye’ye Ne Zaman Gelecek? Modelin ilk teslimatları İsveç’te sonbaharda başlayacak. Türkiye’ye geliş tarihi henüz açıklanmadı ancak premium segmentte önemli bir alternatif olması bekleniyor. Sıkça Sorulan Sorular Mercedes VLE elektrikli mi? Evet, tamamen elektrikli bir modeldir. Menzili ne kadar? 700 kilometreye kadar çıkabiliyor. Hızlı şarj süresi ne kadar? 15 dakikada yaklaşık 350 km menzil eklenebiliyor. Kaç kişilik? 5, 6, 7 ve ileride 8 kişilik seçenekler sunulacak. Fiyatı ne kadar? 947.700 İsveç kronundan başlıyor. Türkiye’ye gelecek mi? Henüz resmi açıklama yok, ancak gelmesi bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bosch Geleceğe Yönelik Rotasını Belirledi Haber

Bosch Geleceğe Yönelik Rotasını Belirledi

Bosch Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Stefan Hartung, ön kapanış rakamlarına ilişkin değerlendirmesinde, “Ekonomik gerçeklik sonuçlarımıza yansıdı. 2025 Bosch için, zorlu ve zaman zaman can sıkan bir yıl oldu.” dedi. Hartung sözlerini şöyle sürdürdü: “Olumsuz koşullara rağmen, büyüme stratejimiz üzerinde sistematik bir şekilde çalışmaya devam ediyoruz. Bu, rekabet gücümüzü artırmamızı da gerektiriyor. Şimdi geleceğe yönelik rotamızı belirliyoruz.” Bosch 2030 Stratejisi kapsamında, küresel varlığından, güçlü markasından ve teknolojik uzmanlığından faydalanmaya devam etmeyi planlıyor. Bosch, mevcut ekonomik ortamda rekabetin daha da yoğunlaşmasını beklerken, faaliyet gösterdiği pazarlarda belirgin bir toparlanmanın 2027’den önce gerçekleşmesini öngörmüyor. Şirketin uzun vadeli hedefleri doğrultusunda sürdürülebilir büyüme için yıllık yüzde 6–8 satış artışı ve en az yüzde 7 marj seviyesi stratejik referans olarak korunuyor; mevcut koşullar altında bu hedef marja en erken 2027 yılında ulaşılması öngörülüyor. Rekabet gücü: Maliyet açığını kapatmak, yatırım kapasitesini güçlendirmek 2030 Stratejisi kapsamında Bosch, maliyet yapısını dönüştürmeye ve yatırım kapasitesini güvence altına almaya odaklanıyor. Strateji, şirketin dünyanın tüm bölgelerindeki kilit pazarlarda ilk üç tedarikçiden biri olma hedefini desteklerken, rekabetçi maliyet seviyeleri ile hedeflenen kar marjına ulaşma ve talep odaklı kapasite yönetimini zorunlu kılıyor. Hartung, “Malzeme maliyetlerimize yönelik üzerinde çok çalışıyor üretkenliğimizi artırmak için yapay zekayı daha yoğun bir şekilde kullanıyor ve her yatırımı eskisinden daha dikkatli değerlendiriyoruz.” dedi. “Ancak uzun vadede rekabet gücümüzü ve yatırım kapasitemizi güvence altına almak için personel giderlerimizi azaltmak ve organizasyonumuzu daha verimli hale getirmek için çok daha fazlasını yapmamız gerekiyor.” Elektromobiliteye geçiş ve küresel otomotiv sektöründeki son derece yüksek fiyat ve rekabet baskısı, yalnızca Mobilite faaliyet alanında hedef marja kıyasla, yıllık yaklaşık 2,5 milyar Euro’luk bir maliyet açığı yaratırken, bu tablo Bosch’un geçtiğimiz yıl yaklaşık 13.000 pozisyonda yeniden yapılanma ihtiyacı açıklamasına yol açmıştı. Hartung, bu adımların şirketin uzun vadeli rekabet gücünü ve yatırım kapasitesini korumaya yönelik zorunlu ancak sorumlu kararlar olduğunu vurguladı. Bosch'un kaçınılmaz olan bu tedbirleri, çalışan temsilcileriyle yakın istişare içinde ve başlangıçta şirket için yüksek maliyetlere yol açsa bile sosyal açıdan mümkün olduğunca kabul edilebilir bir şekilde uygulamayı hedeflediğini belirtti. 2030 Stratejisi: İnovasyonlar ve satın almalar iş fırsatları yaratacak Bosch olumsuz koşullara rağmen, birçok pazar segmentinde işlerin yeniden canlanması için önemli büyüme fırsatları görüyor. Hartung, “Yazılım odaklı mobilite gibi kritik alanlardaki piyasa ivmesinin başlangıçta sınırlı olacağını, ancak özellikle önümüzdeki on yıl içerisinde önemli ölçüde hızlanmasını bekliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Bosch, 2025 yılında akıllı sürücü destek sistemleri ve sensör teknolojisi gibi alanlarda güçlü bir sipariş ivmesi yakalayarak otonom sürüş çözümleri için 11 milyar Euro tutarında sipariş aldı. HVAC (Isıtma, Havalandırma, İklimlendirme) çözümlerinde gerçekleştirilen satın almanın etkisiyle, Bosch Home Comfort’un orta vadede satış gelirlerinin yaklaşık iki katına çıkararak 8 milyar Euro seviyesine ulaşması öngörülüyor. İşkolu, şimdiden konut ve hafif ticari binalarda ısıtma, havalandırma ve soğutma pazarında dünyanın en büyük tedarikçilerinden biri konumunda. Elektrikli El Aletleri iş kolunda ise, pazara çıkış süresi ortalama iki ay kısaltılırken, 2027’ye kadar yaklaşık 2.000 yeni ürününün piyasaya sunulması planlanıyor. Şirket ayrıca 2027 sonuna kadar yapay zekaya toplam 2,5 milyar Euro yatırım yapmayı hedefliyor. Teknolojiye duyulan mesafe, Avrupa’nın refah ve rekabet gücünü riske atıyor Bosch’a göre Avrupa, bölgesel rekabet gücü açısından güçlü bir potansiyele sahip olsa da bu potansiyelin hayata geçmesi toplumun ve politika yapıcıların teknolojiye yönelik şüpheciliğini aşmasına bağlı. Son Bosch Tech Compass araştırmasına göre Almanya’da teknolojik ilerlemenin olumlu etkilerine inananların oranı üçte ikinin altında, Fransa’da ise bu oran daha düşük seviyelerde. Hartung, “Bu oldukça endişe verici bir durum. Bir ülke, bir toplum, küresel rekabette ancak teknolojik ilerleme için yeterli istek varsa hayatta kalabilir.” dedi. Bosch, hidrojen ve yapay zeka gibi alanlarda daha cesur adımlar atılması gerektiğini vurgularken, 2018’den bu yana yalnızca yapay zeka alanında 2.000’in üzerinde patent başvurusu ile bu dönüşümde aktif rol üstleniyor. 2025’teki gelişmeler: Küresel ekonomi sektör satışlarını yavaşlatıyor Bosch'un faaliyet gösterdiği çeşitli odak pazarlarındaki zorlu küresel koşullar, 2025 yılında iş kolları bazında satış performansını doğrudan etkiledi. Mobilite faaliyet alanında, satış gelirleri 56 milyar Euro ile bir önceki yıla göre nominal olarak %0,3, kur etkilerinden arındırıldığında %3,1 artış gösterdi. Sanayi Teknolojileri faaliyet alanı 6,5 milyar Euro satış geliri elde ederken, kur etkilerinden arındırılmış büyüme %3,2 oldu. Dayanıklı Tüketim Malları faaliyet alanında satışlar, 19,9 milyar Euro ile nominal olarak %1,9 düşerken, kur etkilerinden arındırıldığında %4 artış kaydedildi. Enerji ve Bina Teknolojileri faaliyet alanı ise, 8,4 milyar Euro satış geliriyle nominal olarak %12,3, kur etkilerinden arındırıldığında %15,3 büyüme göstererek diğer faaliyet alanlarından ayrıştı. Bölgesel bazda Avrupa’da satış gelirleri 44,2 milyar Euro ile nominal olarak %0,6 düşerken, kur etkilerinden arındırıldığında %1,5 artış kaydedildi. Amerika’da satışlar 18,5 milyar Euro ile kur etkilerinden arındırıldığında %9,2, Asya Pasifik’te ise 28,3 milyar Euro ile kurdan arındırılmış %5,6 büyüme gösterdi. Bosch Grubu Yönetim Kurulu Üyesi ve Finans Direktörü Markus Forschner, görünümü şu sözlerle değerlendirdi: “Zayıf küresel ekonomik ortamın etkilerini net biçimde hissettik. Buna rağmen attığımız adımlar, maliyet ve rekabet pozisyonumuzu güçlendirmeyi hedefliyor. Bu iyileşmelerin marjlara olumlu yansımasını kademeli olarak göreceğiz; %7’lik hedef marjımıza en erken 2027’de ulaşmayı öngörüyoruz.” 2025 yılını 412.400 çalışanla tamamlayan Bosch’ta, küresel çalışan sayısı bir önceki yıla göre yaklaşık 5.400 kişi (%1) azaldı. En fazla düşüşün yaşandığı Almanya’da sayı yaklaşık 6.500 (yaklaşık yüzde 5) kişi azalarak 123.100 çalışana geriledi. 2026 yılı için Bosch, küresel ekonominin %2,3 büyümesini beklerken, rekabet ve fiyat baskısının süreceğini öngörüyor. Şirket, 2030 Stratejisi kapsamında yürüttüğü dönüşüm adımlarını uzun vadeli büyüme ve dayanıklılığın temel unsuru olarak konumlandırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nissan ve Wayve, Yeni Nesil Sürücü Destek Teknolojisi Üzerine Anlaşma İmzaladı  Haber

Nissan ve Wayve, Yeni Nesil Sürücü Destek Teknolojisi Üzerine Anlaşma İmzaladı 

Nissan Motor Co., Ltd. ve Wayve, yeni nesil ProPILOT serisini Wayve AI(yapay zeka) teknolojisiyle geniş bir Nissan araç yelpazesine entegre etmek için kesin anlaşmalar imzaladıklarını duyurdu. Bu ortaklık, Wayve'nin somutlaştırılmış AI yazılımını Nissan'ın gelişmiş sürücü destek sistemleriyle birleştirerek hem ADAS hem de noktadan noktaya gelişmiş sürüşü destekleyecek. Nissan, 2016 yılında tek şeritli otoyol yardımı için ProPILOT'u tanıttı ve 2019 yılında çok şeritli destek ve eller serbest işlevselliği ekleyerek ProPILOT 2.0'ı piyasaya sürdü. Bu özellikler, çeşitli müşteri ihtiyaçlarını karşılamak için artık birçok modelde mevcut. Nissan, bu temele dayanarak Wayve AI ile entegre edilmiş yeni nesil ProPILOT'u geliştiriyor. Eylül 2025'te Nissan, Wayve'in son teknoloji ürünü somutlaştırılmış AI yazılımı olan "Wayve AI Driver"ı, Nissan'ın yeni nesil LiDAR teknolojisini kullanan "Ground Truth Perception" teknolojisiyle entegre eden bir prototipi tanıttı. Bu prototip, otoyollarda ve karmaşık kentsel ortamlarda sorunsuz ve güvenli sürüş yardımı sağladığını gösterdi. Yeni anlaşma kapsamında Nissan ve Wayve, "Wayve AI Driver"ı yeni nesil ProPILOT serisine entegre ederek seri üretim araçlarda kullanıma sunacak. Nissan, Wayve'nin AI teknolojisini kullanarak ProPILOT'un işlevselliğini ve rahatlığını daha da artırmayı ve çeşitli müşteri ihtiyaçlarını karşılamak için Japonya ve Kuzey Amerika dahil olmak üzere küresel pazarlara gelişmiş sistemler sunmayı hedefliyor. Nissan, bu yeni nesil ProPILOT ile donatılmış ilk modeli 2027 mali yılında Japonya'da piyasaya sürmeyi planlıyor. Bu anlaşma, her iki şirket için de önemli bir ilerlemeyi temsil ediyor. Nissan, Wayve AI sistemlerini geniş bir araç segmentinde büyük ölçekte kullanmayı taahhüt eden ilk otomobil üreticisi. Güvenliği temel alan Wayve'nin uçtan uca somutlaştırılmış yapay zekası, minimum ek geliştirme ile yeni şehirlere ve araç platformlarına verimli bir şekilde uyum sağlayabilecek. Wayne AI, ProPILOT serisi ile birleştirildiğinde, kameralar, radar ve LiDAR dahil olmak üzere çeşitli sensör konfigürasyonları ile birçok araç segmentinde akıllı sürüş sunacak. Sistemin seri üretim araçlara uygulanması, Nissan ve Wayve'nin çeşitli gerçek dünya sürüş koşullarından ders almasını sağlayarak sürekli iyileştirme ve Nissan'ın akıllı sürüş teknolojilerinin uzun vadeli rekabet gücünün güçlendirilmesini mümkün kılacak. Nissan Motor Co., Ltd. Başkanı ve CEO'su Ivan Espinosa'nın yorumu "Nissan'ın gelişmiş otonom sürüş uzmanlığını Wayve'nin son teknoloji AI teknolojisiyle birleştirerek, sürücü yardımı için yeni bir standart belirliyoruz. Wayve AI ile entegre edilmiş yeni nesil ProPILOT sistemimizin yaygın olarak benimsenmesi, dünya çapındaki müşterilere daha güvenli, daha sezgisel ve daha konforlu sürüş deneyimleri sunarken, akıllı mobilite geleceğine geçişi hızlandıracak. Bu anlaşma, mobiliteyi daha temiz, daha güvenli ve daha kapsayıcı hale getirme misyonunda Nissan için önemli bir adımdır." Wayve'nin kurucu ortağı ve CEO'su Alex Kendall'ın yorumu “Nissan, somutlaştırılmış yapay zekayı seri üretime taşıyarak küresel otomobil üreticileri arasında öncü rol üstleniyor. Yeni nesil akıllı sürüş teknolojisini dünya çapındaki müşterilere ulaştırmak için Nissan ile ortaklık kurmaktan gurur duyuyoruz. Wayve'in hızla gelişen yapay zekasını Nissan'ın mühendislik ve küresel erişimiyle birleştirerek, güvenli ve keyifli otonom mobiliteye yönelik inovasyonun hızını artırabiliriz.”

Otomotiv Teknolojisinde 1,5 Milyar Euro'luk Dev İmza: HARMAN, ZF'nin ADAS Birimini Satın Alıyor! Haber

Otomotiv Teknolojisinde 1,5 Milyar Euro'luk Dev İmza: HARMAN, ZF'nin ADAS Birimini Satın Alıyor!

Otomotiv dünyasında kartlar yeniden dağıtılıyor! Samsung Electronics’in iştiraki olan teknoloji devi HARMAN, ZF Group’un ADAS (Gelişmiş Sürüş Destek Sistemleri) iş birimini satın almak üzere kesin anlaşmaya vardığını duyurdu. 1,5 milyar euro değerindeki bu dev işlem, akıllı araç teknolojileri ve "Yazılım Tanımlı Araçlar" (SDV) pazarında yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Stratejik Hedef: Merkezi Araç Mimarisi ve SDV Liderliği HARMAN’ın bu hamlesi sadece bir kapasite artışı değil, aynı zamanda geleceğin otomobil mimarisini yönetme stratejisinin bir parçası. Satın alma; ZF'nin lider otomotiv bilgi işlem çözümlerini, akıllı kameralarını, radarlarını ve kritik ADAS yazılım fonksiyonlarını kapsıyor. Neden Önemli? Otomobil üreticileri hızla Yazılım Tanımlı Araçlara (Software-Defined Vehicles) yönelirken, güvenlik ve sürüş destek sistemlerinin kabin içi deneyimle entegre olması kritik hale geliyor. HARMAN, ZF’nin ADAS yetkinliklerini kendi "Dijital Kokpit" çözümleriyle birleştirerek, otomobil üreticilerine tek bir merkezi platform üzerinden güvenlik ve konforu bir arada sunmayı hedefliyor. Liderlerden Mesajlar: "Otomotivde Dönüm Noktası" HARMAN Otomotiv Bölümü Başkanı Christian Sobottka: "Endüstri, güvenlik, zeka ve kabin içi deneyimin birleşik bir bilgi işlem mimarisi aracılığıyla bir araya gelmesi gereken bir dönüm noktasında. Bu anlaşma ile portföyümüzü genişleterek, otomobil üreticilerinin yeni nesil akıllı ve bağlantılı araçlar tasarlamalarına yardımcı olacağız." ZF Group CEO’su Mathias Miedreich: "HARMAN ile ADAS işimizin büyüme ve inovasyon potansiyelini tam olarak açığa çıkaracak ideal ortağı bulduk. Bu anlaşma aynı zamanda ZF'nin borçluluğunu azaltmasına ve küresel lider olduğumuz temel teknolojilere odaklanmamıza katkı sağlıyor." Samsung ve HARMAN’ın Büyüme İvmesi Samsung’un 2017 yılında HARMAN’ı satın almasından bu yana şirket, otomotiv ve ses işlerini 7 milyar dolardan 11 milyar doların üzerine çıkardı. ZF’nin ADAS biriminin eklenmesiyle, Samsung’un mobilite dünyasındaki uzun vadeli taahhüdü ve HARMAN’ın pazar liderliği daha da pekişmiş oldu. Süreç Nasıl İşleyecek? Çalışan Geçişi: Avrupa, Amerika ve Asya genelinde yaklaşık 3.750 ZF çalışanı HARMAN bünyesine geçecek. Kapanış Tarihi: İşlemin, gerekli düzenleyici onayların ardından 2026'nın ikinci yarısında tamamlanması bekleniyor. Entegrasyon: Kapanışın ardından ZF'nin ADAS yetenekleri, HARMAN’ın merkezi bilgi işlem ve dijital kokpit yol haritasına entegre edilecek.

2PLAN, Etkinlik Serisine Bir Yenisini Daha Ekledi Haber

2PLAN, Etkinlik Serisine Bir Yenisini Daha Ekledi

Otomotiv sektöründe yenilikçi yaklaşımlarıyla öne çıkan 2PLAN, sektöre değer katan etkinlik serisini yeni bir konferansla büyüttü. Bu yıl gerçekleştirdiği “Elektrikli Araç Konferansı”, “2. El Elektrikli Araç Günleri”, “Otomotiv Zirvesi” ve “Otomotivin Dönüşümü Konferansı”nın ardından portföyüne “E-Mobilite’nin Dönüşümü Konferansı” ekledi. İstanbul Etiler’deki 2PLAN Terminal’de düzenlenen konferans, sektörün alanında uzman isimlerini ve paydaşlarını bir araya getirdi. Garanti BBA ve Sigortaladım.com katkılarıyla gerçekleştirilen konferans, 2PLAN’ın sektöre sağladığı değeri ve otomotivin geleceğine yönelik ortak bir yol haritası oluşturma vizyonunu ortaya koydu. Konferansın panel bölümünde; Tofaş Markalar Direktörü İbrahim Anaç, Boston Consulting Group Yönetici Ortağı Aykan Gökbulut, Garanti BBVA Tüketici Finansmanı Direktörü Koray Öztopçu ve Sigortaladım.com Genel Müdür Yardımcısı Orçun Kızıltepe, teknolojik dönüşümden yeni nesil finansman çözümlerine, elektrikli araçların yaygınlaşma sürecinden geleceğin mobilite trendlerine uzanan başlıkları farklı perspektiflerden ele aldı. Orhan Ülgür: “Sektörün değişen ihtiyaçlarına yanıt veriyoruz” 2PLAN İcra Kurulu Başkanı Orhan Ülgür, konferansın açılışında yaptığı konuşmada, düzenledikleri etkinliklerin sektörün değişen ihtiyaçlarına yanıt vermeyi amaçladığını belirterek şunları kaydetti: “2PLAN olarak elektrikli araçlardan, kadınların sektördeki temsiline kadar farklı alanlarda gerçekleştirdiğimiz konferanslarla sektöre yeni bir perspektif sunmaya çalışıyoruz. Tüketicilerin merak ettiği konuları uzmanlarla bir araya getirerek daha anlaşılır ve erişilebilir bir bilgi ortamı oluşturuyoruz. Bu konferansla da otomotivde önemli bir gündem başlığını değerli katılımcılarımızla birlikte ele aldık. Önümüzdeki dönemde de benzer etkinliklerle sektöre katkı sağlamaya devam edeceğiz.” İbrahim Anaç: “Otomobiller birer dijital platform haline geliyor” Tofaş Markalar Direktörü İbrahim Anaç ise 2025’in yalnızca yeni araçların değil, aynı zamanda yeni iş modellerinin de tartışıldığı bir dönem olduğuna dikkati çekti. Müşteri beklentilerinin farklı bir şekilde oluşmaya başladığını belirten Anaç, “Müşteri beklentileri farklı biçimlerde oluşuyor. Otomotiv sektörü çoğu zaman dönüşümünü kendi içinde tamamlayan bir yapıdaydı ancak özellikle emisyon regülasyonları bu evrimi hızlandırdı. Elektrifikasyon da bu sürecin en önemli tetikleyicilerinden biri oldu. Bugün beni en çok heyecanlandıran konulardan birisi, otomobillerin dijital platformlara dönüşmesidir. Eskiden otomobili mekanik bir sistem olarak görüyorduk ama artık bunun ötesinde bir hale geldi. Eskiden cep telefonları iletişim kurmak için nasıl birer donanımken şimdi bir dijital platform haline geldiyse otomobillerde de benzer trendler görüyoruz aslında. Yani yavaş yavaş otomobiller birer dijital platform haline geliyor, çalışmalar o yönde. İnsanlar aslında birçok işi otomobilin içinde yapabilecek hale gelecek.” dedi. Anaç, Türkiye’nin e-mobilite gelişiminde kötü bir noktada olmadığını ancak batarya teknolojileri ve şarj altyapısında hâlâ alınması gereken mesafe olduğunu ifade ederek, “Önümüzdeki dönemde mekanikten çok elektronik ve yazılım ağırlıklı modeller göreceğiz. Büyük veri analitiği önem kazanacak. Bununla birlikte markaların tüketiciyle duygusal bağ kurması da önem kazanacak.” diye konuştu. Aykan Gökbulut: “En büyük dönüşümü 2026-27-28’de yaşayacağız” Boston Consulting Group Yönetici Ortağı Aykan Gökbulut ise küresel elektrifikasyon gelişiminin ülkeler arasında ciddi farklılıklar taşıdığına dikkati çekti. Gökbulut, “Full elektrikli araçlarda Çin yüzde 30 seviyesinde. Avrupa yüzde 15’lerde, ABD ise yüzde 7 civarında. Bunun yanında yeni otomotiv oyuncuları yükseliyor; bugün dünyada satılan otomobillerin yüzde 16’sı artık bu yeni oyunculardan geliyor. Çinli markaların Avrupa’da aldığı pazar payı yüzde 10 seviyesine ulaştı. Tüm verileri bir araya getirdiğimizde, son 20-30 yılın en büyük dönüşümünün 2026-2027-2028 döneminde yaşanacağını ve oyunun kurallarının yeniden yazıldığını görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Koray Öztopçu: “Mobilite boyut değiştiriyor” Garanti BBVA Tüketici Finansmanı Direktörü Koray Öztopçu, pandemi sonrasında otomotivde hızlanan teknolojik dönüşüme ve değişen müşteri davranışlarına vurgu yaptı. Bağlantılı araç teknolojilerinin finansman modellerini de dönüştürdüğünü belirten Öztopçu, “Mobilite artık farklı bir boyuta geçiyor. Yeni kuşak satın almak yerine kiralamaya yöneliyor. Saatlik kiralama modelleri şehir içi mobilite için önemli bir enstrüman haline geliyor. Üreticiler açısından da bu kritik, çünkü araç fiyatları artıyor. Bu nedenle müşteriye farklı kiralama seçeneklerinin sunulması ve yeni tercihlerin yakından izlenmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı. Orçun Kızıltepe: “Sigorta alanında otomotiv ürünleriyle ilgili çok hızlı bir ilerleme var” Sigortaladım.com Genel Müdür Yardımcısı Orçun Kızıltepe ise sektörde otomotiv ürünleriyle ilgili hızlı bir dönüşüm yaşandığını belirtti. Önümüzdeki dönemde otonom sürüş ve bağlantılı teknolojiler arasında devrim niteliğinde değişimler olacağını aktaran Kızıltepe, “Otonom sürüşte kaza olduğunda bunun sorumlusu kim olacak? Yazılım yapan OEM mi, yoksa kullanıcı mı olacak? Bunun henüz net bir cevabı yok ama bu alanda mutlaka regülasyonlar olacaktır diye düşünüyorum.” dedi. Elektrifikasyon alanında sektörün geçmişte hazırlıksız olsa da artık ciddi bir kapasite geliştirdiğini belirten Kızıltepe, “Benim sektörde gördüğüm en büyük değişim şu; kısa bir süre sonra artık kasko ve trafik poliçelerini müşteriler araçlarının içindeki ekranlardan kullanıma dayalı bir şekilde almaya başlayacaklar. Şu anda belki elektrikli araçlar genelde evin 2. aracı. Zaten çok büyük kullanımda yapmıyorsa kullandığın kadar öde ürünleri gelebilir. Şu anda kullandığın kadar öde sisteminin müşterilere kolaylık sunabileceğini söyleyebilirim.” diye konuştu. Etkinlikler, Terminal İstanbul ve Terminal İzmir’de devam edecek İstanbul ve İzmir’de hayata geçirdiği “Terminal” konseptiyle otomotiv sektöründe dikkati çeken 2PLAN; düzenlediği konferans, panel ve deneyim odaklı etkinliklerle yalnızca bilgi paylaşımı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda tüketiciyle doğrudan etkileşim kurabileceği temas noktaları oluşturarak sektörün dönüşümüne aktif katkı sunuyor. Marka, önümüzdeki dönemde de farklı konularla hayata geçireceği yeni etkinlikerle otomotiv dünyasının tüm paydaşlarını bir araya getirmeyi sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.