Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Oturum Izni

Kapsül Haber Ajansı - Oturum Izni haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Oturum Izni haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dubai’den Çıkış Eğilimi Hızlandı, Talep Hızlı Pasaport ve Avrupa Oturum Programlarına Kayıyor Haber

Dubai’den Çıkış Eğilimi Hızlandı, Talep Hızlı Pasaport ve Avrupa Oturum Programlarına Kayıyor

Level Immigration & Properties CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, özellikle hızlı vatandaşlık ve Avrupa oturum programlarına yönelimin arttığını belirterek Letonya Altın Vizesi’nin öne çıkan seçeneklerden biri haline geldiğini söyledi. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın misillemeleriyle birlikte Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilim, yatırımcı davranışlarını doğrudan etkilemeye başladı. Bölgedeki güvenlik risklerinin artmasıyla birlikte Dubai’de yaşayan ve yatırım yapan yabancı yatırımcıların bir kısmı alternatif ülkelere yönelirken, bölgede kalmaya devam edenler ise ikinci bir plan oluşturma arayışına girdi. Bu süreçte hızlı vatandaşlık programları ve Avrupa’da oturum sağlayan Golden Visa seçenekleri yeniden gündemin üst sıralarına taşındı. Küresel yatırım hareketlerindeki değişimi değerlendiren Level Immigration & Properties Danışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, yatırımcıların risk yönetimi odaklı hareket etmeye başladığını söyledi. “Dubai’den çıkış var, kalanlar B planı arıyor” Alamarioğlu, bölgedeki son gelişmelerin yatırımcı psikolojisini değiştirdiğini belirterek, “Son dönemde Dubai’den ayrılan yatırımcı sayısında artış gözlemliyoruz. Bölgede kalmaya devam eden yatırımcılar ise alternatif planlarını hızla devreye almak istiyor. Artık yatırımcılar yalnızca getiriye değil, güvenliğe ve öngörülebilirliğe odaklanıyor” dedi. Hızlı pasaport ve Avrupa oturumu öne çıktı Yatırımcıların yeni dönemde iki ana çözüm aradığını ifade eden Alamarioğlu, şunları söyledi: “Birinci grup hızlı vatandaşlık programlarına yöneliyor. Özellikle Karayipler’de 4-6 ay gibi kısa sürede sonuçlanan programlar ciddi talep görüyor. İkinci grup ise Avrupa’da oturum sağlayan Golden Visa programlarına odaklanıyor. Bu da hem güvenli bir yaşam alanı hem de Schengen erişimi sağladığı için tercih ediliyor.” Letonya Altın Vizesi öne çıkan seçeneklerden biri Avrupa’da yatırımcıların dikkatini çeken programlardan birinin de Letonya olduğunu belirten Alamarioğlu, düşük yatırım eşiği ve esnek yapının talebi artırdığını söyledi.Alamarioğlu, “Letonya Altın Vizesi, Türk yatırımcılar için Avrupa’ya erişimin en akıllı ve verimli yollarından biri haline geldi. 50 bin eurodan başlayan yatırım seçenekleriyle AB oturum hakkı sunuyor. Bu, Avrupa’da yatırım yapmak isteyen ancak daha düşük bütçeyle hareket etmek isteyen yatırımcılar için önemli bir avantaj” dedi. “Schengen erişimi ve esneklik talebi artırıyor” Programın sunduğu avantajlara değinen Alamarioğlu, şu ifadeleri kullandı: “Letonya oturum izni ile Schengen bölgesinde serbest dolaşım mümkün. Ayrıca programda düşük fiziksel bulunma şartı olması, yatırımcıların Türkiye’deki işlerini bırakmadan Avrupa’da oturum elde etmesini sağlıyor. Aile bireylerinin de tek dosya üzerinden programa dahil edilebilmesi önemli bir avantaj.” “Yatırımcı artık alternatiflerini çeşitlendiriyor” Yatırımcı davranışlarında kalıcı bir değişim yaşandığını vurgulayan Alamarioğlu, “Bugün yatırımcılar tek bir ülkeye bağlı kalmak istemiyor. Portföy çeşitlendirmesi, farklı coğrafyalarda varlık bulundurma ve alternatif oturum hakları oluşturma öncelik haline geldi. Bu nedenle Avrupa’daki oturum programlarına olan talep daha yapısal bir şekilde büyüyor” diye konuştu. Türkiye’de Letonya başvurularında güçlü konum Level Immigration & Properties’in www.levelimmigration.com Letonya programında Türkiye’de önemli bir paya sahip olduğunu belirten Alamarioğlu, “Türkiye’de yapılan Letonya Altın Vize başvurularının yaklaşık yarısı şirketimiz aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Bu da hem deneyimimizi hem de yatırımcı güvenini gösteriyor” dedi. “Avrupa planı artık lüks değil ihtiyaç” Alamarioğlu, mevcut küresel tabloda yatırımcıların bakış açısının netleştiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:“Bugün küresel hareketlilik ve güçlü bir B planı artık lüks değil, bir gereklilik. Jeopolitik risklerin arttığı bu dönemde yatırımcılar için Avrupa’da bir oturum hakkı elde etmek, hem yaşam hem de finansal güvenlik açısından stratejik bir adım haline geldi.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkler Yunanistan Golden Visa’da İkinci Sıraya Yükseldi Haber

Türkler Yunanistan Golden Visa’da İkinci Sıraya Yükseldi

Level Immigration & Properties CEO’su HaithamAhmet Alamarioğlu, artan ilginin yalnızca turizm değil, uzun vadeli oturum ve yatırım stratejilerinden kaynaklandığını söyledi. Ramazan Bayramı tatilinde Türk vatandaşlarının yurt dışı seyahat planlarında Yunanistan öne çıkan destinasyonlardan biri oldu. Schengen vizesine yönelik yoğun talep ve artan seyahat isteği, kısa vadeli ziyaretlerin ötesinde kalıcı oturum ve yatırım seçeneklerine olan ilgiyi de artırdı. Bu eğilim, Yunanistan’ın Golden Visa programına yansıdı. 2025 yılı itibarıyla Türk yatırımcılar, yüzde 160’lık artışla programda ikinci sıraya yükselirken, toplam başvurular içindeki payları yüzde 15,9’a ulaştı. Türk yatırımcılar ilk 2’de Verilere göre Yunanistan’da Golden Visa kapsamında verilen izin sayısı 2025 yılında 8 bin 879’a yükselirken, Türk vatandaşları 3 bini aşan başvuru sayısı ile Çin’in ardından en büyük ikinci yatırımcı grubu oldu. Son yıllarda hızlanan talep, Türkiye’den gelen yatırımcıların program içindeki ağırlığını belirgin şekilde artırdı. “Bayram talebi yatırım ilgisini de tetikliyor” Konuyu değerlendiren Level Immigration & PropertiesDanışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, bayram dönemlerinde artan seyahat talebinin yatırım kararlarını da etkilediğini belirtti. “Ramazan Bayramı gibi dönemlerde yurt dışına olan ilgi ciddi şekilde artıyor. Yunanistan hem yakınlığı hem de kültürel benzerliği nedeniyle ilk tercih edilen ülkelerden biri. Ancak bu ilgi yalnızca turizmle sınırlı kalmıyor. Yatırımcılar bu süreçte ülkeleri daha yakından tanıma fırsatı buluyor ve sonrasında oturum veya gayrimenkul yatırımı gibi daha uzun vadeli kararlar alabiliyor,” dedi. “Türk yatırımcı artık pazarın belirleyici aktörü” Türk yatırımcıların Yunanistan pazarındaki konumunun güçlendiğini vurgulayan Alamarioğlu, şunları söyledi: “Türk yatırımcılar artık alternatif değil, pazarın ana oyuncularından biri haline geldi. Son dört yılda çok hızlı bir artış var ve bu talep geçici değil. Yatırımcılar euro bazlı varlık edinmek, portföylerini çeşitlendirmek ve Avrupa’da bir yaşam alternatifi oluşturmak istiyor.” Schengen avantajı talebi artırıyor Yunanistan Golden Visa programının sunduğu en önemli avantajlardan birinin Schengen erişimi olduğunu belirten Alamarioğlu, şu değerlendirmede bulundu: “Bu program yatırımcılara yalnızca bir oturum izni değil, aynı zamanda 26 Schengen ülkesinde serbest dolaşım imkânı sunuyor. Bu da iş dünyası ve aileler açısından önemli bir esneklik sağlıyor. Eğitim, sağlık ve yaşam planlaması açısından Avrupa’da güçlü bir alternatif oluşturuyor.” Talep yapısal olarak büyüyor Uzmanlara göre Türkiye’den Yunanistan’a yönelik Golden Visa talebinin arkasında yalnızca kısa vadeli faktörler değil, daha derin ekonomik ve stratejik nedenler bulunuyor. Enflasyona karşı varlık koruma ihtiyacı, döviz bazlı yatırım arayışı ve Avrupa’da uzun vadeli yaşam planı, bu talebin temel dinamikleri arasında yer alıyor. Alamarioğlu, “Bugün yatırım yoluyla oturum programları yalnızca seyahat kolaylığı değil, aynı zamanda uzun vadeli bir güvenlik ve yaşam stratejisinin parçası olarak görülüyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde talebin güçlü kalmaya devam etmesini bekliyoruz,” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türklerin Yunanistan’daki Golden Visa Payı Yüzde 17,6’ya Ulaştı Haber

Türklerin Yunanistan’daki Golden Visa Payı Yüzde 17,6’ya Ulaştı

Yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık alanında küresel liderlerden biri olan Astons verilerine göre; Yunanistan Golden Visa programı, Türk yatırımcıların en fazla tercih ettiği seçeneklerden biri haline gelmiş durumda. Son yıllarda başvuru sayılarında istikrarlı ve güçlü bir artış dikkat çekiyor. Bu ilgi yalnızca finansal getiri beklentisiyle sınırlı kalmıyor; yaşam kalitesi, eğitim olanakları ve uzun vadeli güven arayışıyla şekilleniyor. İkinci oturum izni yatırımın ötesine geçiyor Yatırımcıların ikinci oturum iznini yalnızca bir yatırım aracı olarak görmediğini belirten Astons Türkiye Direktörü Yağız Yiğit, bayram dönemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Özellikle bayram döneminde Yunanistan’a giden yatırımcıların, bu seyahatlerini yalnızca bir tatil değil, aynı zamanda yatırım fırsatlarını yerinde değerlendirdikleri bir sürece dönüştürdüğünü görüyoruz. İkinci oturum izni artık iş insanlarının yaşam planlarının önemli bir parçası haline geldi. Süreç çoğu zaman vize kolaylığı motivasyonuyla başlasa da zamanla çok daha kapsamlı bir yapıya evriliyor. Daha öngörülebilir bir yaşam, güvenlik, eğitim olanakları ve uluslararası hareket özgürlüğü bu kararın merkezinde yer alıyor. Artan yaşam maliyetleri ve ekonomik dalgalanmalar, yatırımcıları yalnızca kazanç odaklı değil; aynı zamanda geleceklerini güvence altına alan bir yapı kurmaya yönlendiriyor. Bu tablo, yatırım kararlarının finansal getirinin ötesine geçerek yaşam kalitesini merkeze alan daha bütüncül bir yaklaşımla alındığını gösteriyor.” Yunanistan Türk yatırımcıların radarında Bu süreçte Yunanistan’ın Türk yatırımcılar açısından öne çıkan destinasyonlardan biri olduğuna dikkat çeken Yağız Yiğit, şunları söyledi: “250.000 Euro’dan başlayan yatırım modeli, yatırımcılara yalnızca mülk edinme değil, aynı zamanda Avrupa’da yaşam alternatifine erişim imkânı sunuyor. Schengen bölgesinde serbest dolaşım hakkı, aile bireylerini kapsayan başvuru yapısı ve Avrupa’daki eğitim ile sağlık sistemlerine erişim gibi avantajlar, bu modeli daha cazip hale getiriyor. Minimum ikamet zorunluluğunun bulunmaması ise yatırımcıların mevcut yaşam düzenlerini değiştirmeden bu fırsattan yararlanabilmesini sağlıyor. Özellikle Atina gibi merkezi bölgelerde güçlü kira talebi ve değer artışı potansiyeli, bu ilgiyi destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Yunanistan’ın sunduğu bu avantajlar, yatırımcıların hem kısa vadeli kazanç hem de uzun vadeli yaşam planlarını birlikte değerlendirmesine imkân tanıyor.” Yatırım kararları sahada şekilleniyor Yiğit, yatırımcı davranışlarında son dönemde belirgin bir değişim yaşandığını vurgulayarak, yatırım kararlarının artık masa başında değil sahada şekillendiğine dikkat çekti. Yiğit; ‘‘Projelerin yerinde incelenmesi, bölgenin deneyimlenmesi ve yaşam koşullarının doğrudan gözlemlenmesi, karar süreçlerinde belirleyici rol oynuyor. Bu yaklaşım, yatırımcıların artık yalnızca teorik verilere değil, birebir deneyime dayalı daha bilinçli ve uzun vadeli kararlar aldığını ortaya koyuyor.’’ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türklerin Yunanistan’daki Golden Visa Payı Yüzde 17,6’ya Ulaştı Haber

Türklerin Yunanistan’daki Golden Visa Payı Yüzde 17,6’ya Ulaştı

Bu eğilimin en güçlü yansımalarından biri ise Yunanistan’a olan talepte görülüyor. Ülkede 27 bini aşkın Golden Visa yatırımcısı bulunurken, başvuruların %17,6’sını Türk yatırımcılar oluşturuyor. Yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık alanında küresel liderlerden biri olan Astons verilerine göre; Yunanistan Golden Visa programı, Türk yatırımcıların en fazla tercih ettiği seçeneklerden biri haline gelmiş durumda. Son yıllarda başvuru sayılarında istikrarlı ve güçlü bir artış dikkat çekiyor. Bu ilgi yalnızca finansal getiri beklentisiyle sınırlı kalmıyor; yaşam kalitesi, eğitim olanakları ve uzun vadeli güven arayışıyla şekilleniyor. İkinci oturum izni yatırımın ötesine geçiyor Yatırımcıların ikinci oturum iznini yalnızca bir yatırım aracı olarak görmediğini belirten Astons Türkiye Direktörü Yağız Yiğit, bayram dönemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Özellikle bayram döneminde Yunanistan’a giden yatırımcıların, bu seyahatlerini yalnızca bir tatil değil, aynı zamanda yatırım fırsatlarını yerinde değerlendirdikleri bir sürece dönüştürdüğünü görüyoruz. İkinci oturum izni artık iş insanlarının yaşam planlarının önemli bir parçası haline geldi. Süreç çoğu zaman vize kolaylığı motivasyonuyla başlasa da zamanla çok daha kapsamlı bir yapıya evriliyor. Daha öngörülebilir bir yaşam, güvenlik, eğitim olanakları ve uluslararası hareket özgürlüğü bu kararın merkezinde yer alıyor. Artan yaşam maliyetleri ve ekonomik dalgalanmalar, yatırımcıları yalnızca kazanç odaklı değil; aynı zamanda geleceklerini güvence altına alan bir yapı kurmaya yönlendiriyor. Bu tablo, yatırım kararlarının finansal getirinin ötesine geçerek yaşam kalitesini merkeze alan daha bütüncül bir yaklaşımla alındığını gösteriyor.” Yunanistan Türk yatırımcıların radarında Bu süreçte Yunanistan’ın Türk yatırımcılar açısından öne çıkan destinasyonlardan biri olduğuna dikkat çeken Yağız Yiğit, şunları söyledi: “250.000 Euro’dan başlayan yatırım modeli, yatırımcılara yalnızca mülk edinme değil, aynı zamanda Avrupa’da yaşam alternatifine erişim imkânı sunuyor. Schengen bölgesinde serbest dolaşım hakkı, aile bireylerini kapsayan başvuru yapısı ve Avrupa’daki eğitim ile sağlık sistemlerine erişim gibi avantajlar, bu modeli daha cazip hale getiriyor. Minimum ikamet zorunluluğunun bulunmaması ise yatırımcıların mevcut yaşam düzenlerini değiştirmeden bu fırsattan yararlanabilmesini sağlıyor. Özellikle Atina gibi merkezi bölgelerde güçlü kira talebi ve değer artışı potansiyeli, bu ilgiyi destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Yunanistan’ın sunduğu bu avantajlar, yatırımcıların hem kısa vadeli kazanç hem de uzun vadeli yaşam planlarını birlikte değerlendirmesine imkân tanıyor.” Yatırım kararları sahada şekilleniyor Yiğit, yatırımcı davranışlarında son dönemde belirgin bir değişim yaşandığını vurgulayarak, yatırım kararlarının artık masa başında değil sahada şekillendiğine dikkat çekti. Yiğit; ‘‘Projelerin yerinde incelenmesi, bölgenin deneyimlenmesi ve yaşam koşullarının doğrudan gözlemlenmesi, karar süreçlerinde belirleyici rol oynuyor. Bu yaklaşım, yatırımcıların artık yalnızca teorik verilere değil, birebir deneyime dayalı daha bilinçli ve uzun vadeli kararlar aldığını ortaya koyuyor.’’ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk-İspanyol Dayanışması Vize Talebini Artırdı Haber

Türk-İspanyol Dayanışması Vize Talebini Artırdı

Son dönemde sosyal medyada Türk ve İspanyol kullanıcılar arasında gelişen samimi etkileşimler iki ülke arasındaki ilişkileri farklı bir boyuta taşıdı. Özellikle X platformunda başlayan esprili ve dostane paylaşımlar kısa sürede geniş bir kitleye yayıldı. İspanya’nın uluslararası krizler karşısında sergilediği savaş karşıtı tutumun da etkisiyle oluşan bu atmosfer, bazı İspanyol vatandaşların Türk vatandaşlarına yönelik vize kolaylığı sağlanması için imza kampanyası başlatmasına kadar uzandı. Bu gelişmeler, İspanya’da yaşamak veya Avrupa’da daha uzun süre bulunmak isteyen Türk vatandaşlarının alternatif oturum seçeneklerine olan ilgiyi de artırdı. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Level Immigration& Properties Danışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, İspanya’da yaşamak isteyen Türk vatandaşları için yatırım gerektirmeyen bir oturum programının zaten mevcut olduğunu belirtti. “Yatırım gerektirmeden İspanya’da yaşamak mümkün” Alamarioğlu, İspanya’da yaşamak isteyen Türk vatandaşları için en erişilebilir yollardan birinin Dijital Göçebe Vizesi olduğunu ifade ederek, “İspanya Dijital Göçebe Vizesi yatırım gerektirmeyen, uzun bürokratik süreçler içermeyen modern bir oturum programıdır. Uzaktan çalışan profesyonellerin İspanya’da yasal olarak yaşamasına imkân tanıyor,” dedi. Uzaktan çalışanlar için tasarlanmış program Programın temel amacının, İspanya dışında faaliyet gösteren şirket veya müşteriler için çalışan profesyonellerin ülkede ikamet edebilmesini sağlamak olduğunu belirten Alamarioğlu, “Serbest çalışanlar, girişimciler ve kendi işini yöneten profesyoneller de bu program kapsamında başvuru yapabiliyor,” diye konuştu. Aylık gelir şartı 2.800 euro Programa başvurabilmek için bazı kriterler bulunduğunu aktaran Alamarioğlu, şu bilgileri paylaştı: “Başvuru sahibinin 18 yaşını doldurmuş olması, sabıka kaydının bulunmaması ve üniversite diplomasına ya da en az üç yıllık mesleki deneyime sahip olması gerekiyor. Ayrıca aylık net gelirin en az 2 bin 800 euro olması şartı aranıyor.” Aile bireyleri de oturum alabiliyor Programın aileler açısından da avantaj sunduğunu vurgulayan Alamarioğlu, ana başvuru sahibinin yakınlarının da oturum izni alabileceğini belirterek şunları söyledi: “Eş, 18 yaş altı çocuklar ve maddi bağımlılığı kanıtlanabilen 18-24 yaş arası çocuklar ana başvuru sahibinin dosyasına dahil edilebiliyor. Böylece aileler birlikte İspanya’da yaşam kurabiliyor.” Schengen içinde serbest dolaşım İspanya’da alınan oturum izninin Avrupa içinde hareket özgürlüğü sağladığını ifade eden Alamarioğlu, “İspanya oturum izni sayesinde 26 Schengen ülkesine vizesiz seyahat etmek mümkün. Bu da iş ve yaşam planlaması açısından önemli bir avantaj sunuyor,” dedi. Eğitim, sağlık ve yaşam kalitesi avantajı İspanya’da yaşamın sosyal avantajlarına da değinen Alamarioğlu, “Çocuklar devlet okullarında ücretsiz eğitim alabiliyor. Avrupa bankacılık sistemine erişim kolaylaşıyor ve dünyanın en güçlü kamu sağlık sistemlerinden birinden yararlanma imkânı doğuyor,” diye konuştu. Alamarioğlu, İspanya’da beş yıl kesintisiz ikamet eden kişilerin kalıcı oturum iznine başvurma hakkı elde ettiğini de sözlerine ekledi. Süreç yaklaşık üç ayda tamamlanabiliyor Başvuru sürecinin diğer birçok oturum programına kıyasla hızlı ilerlediğini belirten Alamarioğlu, “Belge hazırlığı yaklaşık üç hafta sürüyor. Şirket kuruluşu ortalama 20 gün içinde tamamlanıyor. Oturma izni kartının verilmesi ise yaklaşık 30-35 gün sürüyor. Doğru danışmanlıkla tüm süreç 2,5-3 ay içinde tamamlanabiliyor,” ifadelerini kullandı. Türkiye’den başvuru mümkün Türk vatandaşlarının Türkiye’den başvuru yapabildiğini belirten Alamarioğlu, en sık yaşanan zorlukların belge hazırlığı aşamasında ortaya çıktığını söyledi. “Belgelerin apostil ve noter onaylarının doğru hazırlanması ve gelir belgelerinin uygun formatta sunulması önemli. Bu adımlar yanlış atıldığında süreç uzayabiliyor,” dedi. Level Immigration süreci baştan sona yönetiyor Level Immigration & Properties’in başvuru sürecinin tüm aşamalarında danışmanlık sunduğunu belirten Alamarioğlu, “İlk danışmanlıktan oturma izni kartının teslim alınmasına kadar tüm süreci yönetiyoruz. Belgelerin hazırlanması, başvuru takibi ve resmi kurumlarla iletişim dahil kapsamlı bir destek sağlıyoruz,” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karayipler’de Doğrudan Vatandaşlık Fırsatı Haber

Karayipler’de Doğrudan Vatandaşlık Fırsatı

Küresel belirsizliklerin arttığı, yatırımcıların varlık güvenliği ve uluslararası hareket kabiliyetine daha fazla önem verdiği bir dönemde, Karayipler yatırım yoluyla vatandaşlık programlarıyla dikkat çekiyor. Bölgede yalnızca beş ülkenin sunduğu bu model, yatırım karşılığında doğrudan vatandaşlık ve güçlü bir pasaport imkânı sağlıyor. Karayipler’de bu alandaki en köklü ve bilinen programlardan birine sahip olan Saint Kitts & Nevis, oturum veya fiziksel ikamet şartı aramayan yapısı ve 3–6 ay gibi kısa sürede sonuçlanan süreciyle öne çıkıyor. Programın sunduğu avantajları değerlendiren Level Immigration & Properties Danışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, Saint Kitts modelinin Golden Visa programlarına kıyasla yatırımcılara daha geniş bir hareket alanı sunduğunu belirtti. “Golden Visa’dan farklı olarak doğrudan vatandaşlık sağlıyor” Alamarioğlu, Saint Kitts & Nevis programını Golden Visa modellerinden ayıran temel farkın doğrudan vatandaşlık olduğunu söyledi. “Saint Kitts & Nevis programı yalnızca oturum izni sunmaz, doğrudan vatandaşlık kazandırır. Golden Visa’lar tek bir ülkede sınırlı oturum hakkı verirken, Saint Kitts tam vatandaşlıkla birlikte seyahat, yaşam, eğitim ve uluslararası iş yapma özgürlüğünü çok daha geniş bir çerçevede sunar. Ayrıca bu vatandaşlık yeni nesillere de doğrudan aktarılır. Yatırımcıların oturum temelli modeller yerine doğrudan vatandaşlığa yönelmesinin temel nedeni bu küresel hareket alanıdır,” dedi. “Zamanı en değerli varlık olarak gören yatırımcılar için ideal” Programın hızına dikkat çeken Alamarioğlu, Saint Kitts & Nevis’in dünyanın en hızlı yatırım yoluyla vatandaşlık programlarından biri olduğunu ifade etti. Alamarioğlu, “Pasaport onayı 3–4 ay gibi kısa bir sürede çıkabiliyor. Yüksek net servetli bireyler, girişimciler ve küresel ölçekte faaliyet gösteren yatırımcılar için zaman en kritik faktördür. Uzun bekleme süreleri yerine hızlı ve net çözümler arayan yatırımcılar için Saint Kitts modeli önemli bir avantaj sunuyor,” diye konuştu. “Yer değiştirmeden vatandaşlık almak süreci kolaylaştırıyor” Oturum ve fiziksel ikamet şartı bulunmamasının karar sürecini hızlandırdığını belirten Alamarioğlu, şunları söyledi: “Yoğun iş temposuna sahip ve farklı ülkelerde faaliyet gösteren yatırımcılar için belirli bir ülkede uzun süre bulunma zorunluluğu önemli bir engel oluşturabiliyor. Saint Kitts & Nevis’te vatandaşlığın yer değiştirmeden alınabilmesi süreci pratik hale getiriyor ve yatırımcıların karar süresini kısaltıyor.” “150’den fazla ülkeye vizesiz erişim küresel mobilite sağlıyor” Saint Kitts pasaportunun sunduğu avantajlara değinen Alamarioğlu, küresel hareket kabiliyetinin yatırımcılar açısından belirleyici olduğunu vurguladı. 150’den fazla ülkeye vizesiz seyahat imkânı, yatırımcılar için önemli bir esneklik sağlıyor. Bunun yanında ABD, Kanada ve Avustralya gibi ülkeler için vize süreçlerinin daha hızlı ve kolay ilerlemesi, uluslararası iş ve seyahat planlamasında ciddi avantaj yaratıyor. Schengen vizesi süreçlerinde yaşanan zorluklar da bu sayede büyük ölçüde ortadan kalkıyor,” dedi. “Vergi-nötr yapı servet planlamasında öne çıkıyor” Vergisel avantajların programın en güçlü yönlerinden biri olduğunu belirten Alamarioğlu, şu değerlendirmede bulundu:“Saint Kitts & Nevis’te dünya genelindeki gelirler üzerinden vergi alınmaması, yüksek net servetli yatırımcılar açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Vergi-nötr yapı; uzun vadeli finansal planlama, varlık koruma ve uluslararası vergi optimizasyonu açısından programı güçlü bir seçenek haline getiriyor.” “Aile odaklı yapı uzun vadeli güvence sağlıyor” Programın aile kapsamına da değinen Alamarioğlu, tek dosya avantajının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Tek bir başvuru kapsamında çocukların ve ebeveynlerin programa dahil edilebilmesi hem maliyet avantajı hem de yüksek katma değer sunuyor. Tüm ailenin aynı seyahat özgürlüğüne ve uluslararası fırsatlara erişebilmesi, Saint Kitts vatandaşlığını uzun vadeli güvenlik arayan yatırımcılar için güçlü bir seçenek haline getiriyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bulgaristan Ticari Temsilcilik Ofisi Modeli, Yatırımsız Schengen Mobilitesinde Öne Çıkıyor Haber

Bulgaristan Ticari Temsilcilik Ofisi Modeli, Yatırımsız Schengen Mobilitesinde Öne Çıkıyor

Bulgaristan’da yerleşik yabancı bir şirket adına Ticari Temsilcilik Ofisi kurulması esasına dayanan TRO modeli, en fazla iki şirket temsilcisine ve ailelerine 1 yıllık, yenilenebilir oturum izni sağlıyor. Yasal eş ve küçük çocukları kapsayan aile yapısıyla dikkat çeken sistem; Schengen Bölgesi içinde 180 gün içinde 90 güne kadar vizesiz seyahat imkânı sunarken, Bulgaristan’da yaşama, eğitim alma ve sağlık hizmetlerine erişim hakkı da tanıyor. Lisan, eğitim veya iş deneyimi şartı aranmaması ve zorunlu fiziksel ikamet yükümlülüğünün bulunmaması, modeli özellikle aktif iş hayatını sürdüren profesyoneller için cazip kılıyor. Sürecin ortalama 3 ila 6 ay içinde tamamlanabilmesi, yüksek yatırım tutarları ve uzun prosedürler gerektiren klasik programlara kıyasla bu modeli daha ulaşılabilir hale getiriyor. Şartların sağlanması halinde TRO yapısı, uzun vadede kalıcı oturum ve vatandaşlığa giden bir yol da sunuyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan HLG Türkiye Ülke Müdürü Çiğdem Sarıoğlu Ergut, Bulgaristan modelinin günümüz yatırımcı profiliyle güçlü bir şekilde örtüştüğünü vurguluyor: “Bugün mobilite, bir statü göstergesi değil; yaşamı daha esnek, güvenli ve öngörülebilir kılmanın bir yolu. Bulgaristan TRO modeli, yatırım yapmadan Schengen Bölgesi’nde serbest dolaşım imkânı sunması, aileyi kapsayan yapısı ve zorunlu ikamet şartı olmamasıyla özellikle 2026’da öne çıkan dengeli bir Avrupa çözümü sunuyor. HLG Türkiye olarak bu süreci, başvuru sahibinin profilini ve şirket yapısını en baştan doğru kurgulayarak, gereksiz detaylara boğmadan ve Avrupa’da daha esnek bir yaşam düzenine geçişin doğal bir parçası haline getirerek yönetiyoruz.” Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Bulgaristan Ticari Temsilcilik Ofisi modeli; yüksek bütçeli programlara alternatif olarak daha ulaşılabilir ve sürdürülebilir bir plan arayan yatırımcılar için güçlü bir seçenek olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dubai’nin Prestijli Projeleri Ankara’ya Geliyor Haber

Dubai’nin Prestijli Projeleri Ankara’ya Geliyor

Etkinliğin organizatörü Parcel Estates’in CEO’su Özden Çimen, “Türklerin Dubai’deki yatırımları 2025’te 5 milyar doları aşacak. Biz bu potansiyeli Türkiye’nin kalbine, Ankara’ya taşıyoruz” dedi. Son yıllarda Türk yatırımcıların gözdesi haline gelen Dubai gayrimenkul sektörü, şimdi Ankara’ya taşınıyor. 8-9 Kasım tarihlerinde Wyndham Ankara’da gerçekleşecek büyük “Roadshow” etkinliği, lüks konut projeleriyle tanınan Sobha Realty’nin projelerini Türk yatırımcılarla buluşturacak. Etkinliğin organizasyonunu üstlenen Parcel Estates, Türkiye’deki yatırımcıları küresel pazarla doğrudan bir araya getirmeyi hedefliyor. “Türklerin Dubai ilgisi 2025’te 5 milyar doları aşacak” Parcel Estates CEO’su Özden Çimen, Türklerin Dubai’ye olan ilgisinin her geçen yıl hızla arttığını belirterek şu bilgileri paylaştı: “2024’te Dubai genelinde Türkler 3 milyar doların üzerinde konut alımı gerçekleştirdi. Bu yıl mevcut rakamın 5 milyar doları aşmasını bekliyoruz. Parcel Estates olarak biz de bu potansiyeli sahada görüyoruz ve yatırımcı-tasarımcı arasındaki iletişimi güçlendirmek için Sobha Realty’i Türkiye’nin kalbine, Ankara’ya taşıyoruz.” Her şehirden yatırımcı Dubai’ye yöneliyor Çimen, sadece büyükşehirlerden değil, Anadolu’nun birçok kentinden de yatırımcı ilgisinin arttığını vurguladı: “Ankara, Eskişehir ve Konya gibi illerin yanı sıra Karadeniz’den Akdeniz’e kadar birçok şehirden yatırımcı Dubai’de konut sahibi oluyor. Bu ilgiyi önümüzdeki dönemde daha da artarak sürmesini bekliyoruz.” Yatırımcı profili çeşitleniyor: girişimciler ön planda Dubai projelerine en fazla ilgiyi girişimcilerin gösterdiğini belirten Çimen, “Farklı meslek gruplarından yoğun talep alıyoruz. Ancak yatırım ve kazanç odaklı olarak şehre gelen girişimciler öne çıkıyor. Oturum amacıyla gelen Türkler de artışta,” dedi. 750 dolardan başlayan taksitlerle Dubai’de ev sahibi olmak mümkün Çimen, ödeme koşullarının yatırımcı dostu olduğunu belirtti: “Dubai’de taksit, nakit veya vadeli ödeme seçenekleriyle konut almak mümkün. Fiyatlar yarım milyon dolardan başlayıp 10 milyon dolara kadar değişiyor. Bankalar ve proje firmaları yatırımcıya özel finansal kolaylıklar sunuyor. Ön ödemeli alımlarda indirim yapılırken, orta vadeli ödemelerle de konut sahibi olunabiliyor.” Yıllık yüzde 7’ye varan kira getirisi Dubai’nin yatırımcıya cazip fırsatlar sunduğunu belirten Çimen, “Şehirdeki yıllık kira getirisi toplam yatırımın yüzde 7’sine kadar çıkabiliyor. Bölgeye göre bu oran yüzde 5’e kadar değişse de, Türk yatırımcılar için Dubai orta vadeli kira getirisi açısından oldukça avantajlı bir destinasyon.” diye konuştu. Uluslararası yaşam standartları ve eğitim avantajları Çocuklu ailelerin ilgisini çeken en önemli faktörlerden birinin yaşam kalitesi ve eğitim standartları olduğunu dile getiren Özden Çimen, “Dubai’de İngilizce eğitim veren Batılı özel okullar yaygın. Üstelik bazı okulların ücretleri Türkiye’ye kıyasla yarı fiyatına kadar uygun olabiliyor. Bu da şehirde yaşamayı düşünen Türk aileler için ciddi bir avantaj.” ifadelerini kullandı. Golden Visa avantajı yatırımcının ilgisini artırıyor Dubai’de belirli bir yatırım tutarını aşan Türk yatırımcılara oturum izni sağlanırken, Golden Visa programı da yatırımcılar için büyük fırsatlar sunuyor. Çimen, “Yüksek yatırım yapan Türk yatırımcılar için oturum hakkı mevcut; biz ayrıca uzun süreli Golden Visa’yı öneriyoruz,” dedi. Kadın yatırımcıların payı da artıyor Son yıllarda kadın yatırımcıların da gayrimenkul piyasasındaki payının hızla arttığına dikkat çeken Çimen, “Dubai’de son beş yılda 1 trilyon dolara yakın konut alım-satımı gerçekleşti. Fiyatlar dolar bazında ikiye katlandı. Kadın yatırımcıların da dahil olduğu geniş bir yatırımcı profiliyle pazar büyümeye devam ediyor,” ifadelerini kullandı. Yüzlerce yatırımcı Ankara’daki Roadshow’da buluşacak Parcel Estates ve Sobha Realty iş birliğiyle gerçekleşecek olan Ankara Roadshow, Türk yatırımcıların Dubai fırsatlarını doğrudan deneyimlemesine imkân tanıyacak. Etkinlik, 8-9 Kasım tarihlerinde saat 10.00–22.00 arasında Wyndham Ankara’da düzenlenecek. Etkinlikle ilgili bilgi veren Özden Çimen, “Yüzlerce yatırımcıyı ağırlamayı planlıyoruz. Sadece Türklerin değil, yabancı yatırımcıların da katılımını bekliyoruz. Ankara’daki bu etkinlik, 2026–2028 dönemine ışık tutacak yatırım perspektifinin de başlangıcı olacak.” dedi. Dubai yatırımları 230 milyar dolarlık pazarın parçası Türk yatırımcıların geçen yıl 3 milyar dolarlık alım yaptığı Dubai konut piyasası, 2025’te 230 milyar dolara yaklaşan dev bir hacme ulaşmış durumda. Parcel Estates’in organize ettiği Ankara Roadshow, bu yükselen pazarın Türkiye ayağında önemli bir köprü rolü üstleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.