Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ovp

Kapsül Haber Ajansı - Ovp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ovp haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

OVP, Yeşil Dönüşüm ve Döngüsel Ekonomi için Önemli Bir Zemin Sunuyor Haber

OVP, Yeşil Dönüşüm ve Döngüsel Ekonomi için Önemli Bir Zemin Sunuyor

Gönüllü sanayi inisiyatifi ve geniş kitlelere dokunan sivil toplum kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın Genel Sekreteri Mete İmer, OVP kapsamında “Yeşil ve dijital dönüşümün hızlandırılması” başlığı altında yer alan konularla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Mete İmer, şunları dile getirdi: “OVP kapsamında yeşil dönüşüm, kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi, sıfır atık, iklim mevzuatı, ETS, yeşil finansman, enerji verimliliği, ulaşımda emisyon azaltımı ve yerel iklim planları gibi başlıklara yer verilmesi memnuniyet vericidir. Bu eylem başlıkları, Vakfımızın 2022’den bu yana savunduğu 10 maddelik öneri paketiyle büyük ölçüde örtüşmektedir.” Mete İmer, sözlerini şöyle sürdürdü: “2053 karbon nötr hedefine ulaşabilmek için, ulusal katkı beyanımızın bu hedefle uyumlu olacak şekilde mutlak azaltım hedefi olarak belirlenmesi yönünde çalışılması gerektiğini düşünüyoruz. Ayrıca enerji üretiminde kömür kullanımının kademeli olarak azaltılmasına ilişkin bir planın hazırlanması ve uygulanması, ülkemizin iklim kriziyle mücadelesini güçlendirecektir. Toplumda iklim krizine karşı farkındalığın artırılması ve alışkanlıkların değişimini destekleyecek ulusal kampanyaların başlatılması da bu sürecin önemli bir parçasıdır. Kasım 2029’da Antalya’da gerçekleşecek BM 31. Taraflar Konferansı’nın bu açıdan önemli bir fırsat sunduğuna inanıyoruz.” Atık Yönetiminde Uygulama Mekanizmaları Önem Taşıyor OVP’de sıfır atık uygulamaları ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılması, atıkların önlenmesi, azaltılması, yeniden kullanılması, geri dönüştürülmesi ve endüstriyel kullanımının artırılması yönündeki hedeflere dikkat çeken İmer, bu hedeflerin sahada sonuç verebilmesi için güçlü uygulama mekanizmalarına ihtiyaç olduğunu belirtti. Mete İmer, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Atık yönetimi tesislerinin sürdürülebilirliği ve etkin işletimi için kaynağında ayrı toplamanın yaygınlaştırılması, toplama ve ayırma altyapısının güçlendirilmesi ve sistemin sürdürülebilir finansmanının sağlanması önemlidir. Bu kapsamda Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu mekanizmasının iyi bir fırsat sunduğunu düşünüyoruz. GÜS mekanizması; kaynağında ayrı toplama sistemlerinin geliştirilmesine, toplama ve ayırma altyapısının güçlendirilmesine, kaliteli geri dönüşümün desteklenmesine ve geri dönüştürülmüş malzemenin ekonomiye yeniden kazandırılmasına önemli katkı sağlayacaktır.” Geri Dönüşüm Ekonomik Değer Zincirinin Parçası Olarak Ele Alınmalı Döngüsel ekonominin gelişmesi için geri dönüşüm oranlarının artırılmasının tek başına yeterli olmadığını belirten Mete İmer, geri dönüşüm altyapısı, kaliteli geri dönüşüm ve geri dönüştürülmüş malzemenin üretim süreçlerine yeniden dahil edilmesinin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. İmer, “Türkiye’nin döngüsel ekonomiye geçişinde geri dönüşümün atık yönetiminin son aşaması olarak değil, ekonomik değer zincirinin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Saha uygulamalarında uçtan uca dijital atık izleme sistemlerinin kullanılması da bu açıdan önemlidir. Kamu ve yerel yönetim sorumluluklarının üretici sorumluluğu ile tamamlandığı; kapsayıcı, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir yapının oluşturulması mümkündür” dedi. ÇEVKO Vakfı, OVP’de ortaya konulan yeşil dönüşüm hedeflerinin; iklim mevzuatı, yeşil finansman, yerel iklim planları, kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla desteklenmesinin Türkiye’nin sürdürülebilir üretim ve tüketim yapısına geçişi açısından önemli bir zemin oluşturduğunu belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TMB Başkanı M. Erdal Eren: “OVP, Sektörümüz Açısından Önemli Bir Yol Haritası Sunuyor” Haber

TMB Başkanı M. Erdal Eren: “OVP, Sektörümüz Açısından Önemli Bir Yol Haritası Sunuyor”

Başkan Eren, OVP’de kamu yatırımlarının ekonomik ve sosyal fayda gözetilerek önceliklendirilecek olmasının sektör açısından önem taşıdığını belirterek, “Kamu yatırım programında rasyonelleştirme sürecinin devam edecek olması, kaynakların etkin kullanımı açısından anlaşılır bir yaklaşımdır. Bununla birlikte, düşük ilerleme oranına sahip, durdurulan veya yeterli ödenek ayrılamadığı için sağlıklı biçimde sürdürülemeyen projelerde müteahhitlerimize tasfiye hakkı tanınması yönündeki beklentimizi de koruyoruz” dedi. Yaptığı değerlendirmede OVP’de 2027’den itibaren kamu ve özel sabit sermaye yatırımlarında kademeli artış öngörülmesini olumlu bulduklarını ifade eden Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı M. Erdal Eren, ulaştırma, demiryolu, lojistik koridorlar, enerji ve yenilenebilir enerji yatırımlarının sektör açısından yeni iş alanları yaratacağını kaydetti. Başkan Eren ayrıca, kamu ihale mevzuatının uluslararası normlara uyumlu, dijitalleşme, yenilikçilik ve sürdürülebilirliği destekleyen bir anlayışla güncellenecek olmasının da çok önemli olduğunu vurgulayarak, sektörün bu süreçte görüş ve katkı sunmaya hazır olduğunu belirtti. Yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinin yüksek katma değerli ihracat kapsamında desteklenmesinin önemine de değinen Başkan Eren, “OVP’de ihracat finansmanı imkanlarının geliştirilmesi, finansman maliyetlerinin azaltılması ve Türk Eximbank’ın kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik hedefleri son derece değerli buluyoruz. Bununla birlikte, Türk müteahhitlerinin yurtdışında daha fazla proje üstlenebilmesi için Eximbank’ın özellikle alıcı kredileri, proje finansmanı, garanti ve sigorta mekanizmalarının kapsam ve kapasitesinin geliştirilmesine ihtiyaç duyuyoruz. Günümüzde uluslararası müteahhitlikte rekabet yalnızca teknik yeterlilik ve fiyat üzerinden değil, projeye finansman sağlayabilme kapasitesi üzerinden de şekilleniyor. Bu nedenle güçlü ve rekabetçi finansman imkanlarının sektörümüzün yeni pazarlardaki başarısı açısından belirleyici olacağına inanıyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ender Güzeler, Orta Vadeli Programı Sigortacılık Perspektifinden Değerlendirdi Haber

Ender Güzeler, Orta Vadeli Programı Sigortacılık Perspektifinden Değerlendirdi

“2027-2029 OVP hedeflerinin; yüksek sigorta penetrasyonu, çeşitlendirilmiş ürün yapısı ve riskleri gerçekleşmeden önce yönetmeye odaklanan daha güçlü bir sigorta ekosistemi açısından önemli bir dönüm noktası olması bekleniyor” diyen Ender Güzeler, OVP’ye ilişkin değerlendirmelerine şöyle devam etti: “OVP, sektöre bazı ödevler çıkartırken beraberinde bazı fırsat alanlarını da göstermekle birlikte “istikrar” ve “dayanıklılık” çerçevesinde rolü ve önemini vurguluyor. Bu vurgu sektörün 2030 Vizyonu ile de örtüştüğü şeklinde okuyoruz. Sektöre verilen ödevler Tüm afet tehlikelerini kapsayan zorunlu afet sigortası mekanizmasının geliştirilip yaygınlaştırılması, beyan/ödeme takibinin etkinleştirilmesi ve dolaysıyla afet ve bakım sigortası gibi yeni/genişleyen ürünlere aktüeryal kapasite ve reasürans kapasitesi ayırmak.Uzun dönemli bakım sigortasının altyapısının kurulması. Yaşlanan nüfus/bakım ekonomisi politikasının ürün ve aktüerya tasarımı sektöre bırakılıyor.Devlet Destekli Alacak Sigortası'nın etkinliğinin artırılması ve Eximbank ihracat kredi sigortalarının güçlendirilmesine yönelik, alacak sigortası ve ihracat kredi sigortası tarafında kamu programlarıyla (Eximbank, KGF) entegre dağıtım kurmak.BES (Bireysel Emeklilik Sistemi) /OKS (Otomatik Katılım Sistemi)'nin fon çeşitliliği ve cazibesinin artırılmasına paralel olarak, Yatırım fonlu ve birikimli hayat sigortalarının yaygınlaştırılması için hayat sigortası ürünlerini BES/OKS reformuyla uyumlu, yatırım fonlu/birikimli yapıya göre yeniden tasarlamak. Fırsatlar alanları Afet sigortasının zorunlu kapsamının genişlemesi, tarihsel olarak düşük penetrasyonlu bir branşta hacim artışı potansiyeli sunuyor. Afet sigortasının yaygınlaşması, erken yatırım yapan (fiyatlama, risk modelleme) şirketler için rekabet avantajı.Bakım ekonomisi ve uzun dönemli bakım sigortası, tamamen yeni bir ürün kategorisi ve prim havuzu ile ilk giren şirketler için marka konumlandırma ve pazar payı fırsatı getiriyor.Yurt içi tasarruf artırma hedefi, hayat sigortacılığına doğrudan siyasi destek sağlıyor; BES / OKS büyümesiyle birlikte hayat sigortasında çapraz satış ve yeni müşteri kazanımı için ürün satışı imkânı.Alacak sigortası ve ihracat kredi sigortasının kamu destekli genişlemesi, KOBİ ve ihracatçı tabanının genişlemesiyle ticari hat büyümesi. Ortaya çıkabilecek yeni ürün türleri Değer bazlı geri ödeme mantığına uyumlu ağ bazlı ve ko-ödemeli TSS paketleriBakım ekonomisi çerçevesinde yaşlı/engelli bakımını kapsayan hibrit sağlık-bakım sigortasıUzaktan sağlık hizmetleri altyapısına entegre tele-sağlık destekli sigorta paketleriAfet sigortasında parametrik/geniş kapsamlı yeni nesil ürünlerTamamen yeni olan “Uzun dönemli bakım sigorta”Hayat + Sağlık + Bakım bileşenlerini birleştiren ürünler. (BES /OKS ile çapraz satış imkânı) Bu ürün ve konsantrasyonların pazarı büyütme potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Sigorta Sektörünün “istikrar” ve “dayanıklılık” çerçevesinde plandaki rolü: Ekonomik katkı ve kapsayıcılık zemini Sektör paydaşları açısından program, özel sigortacılığı hem büyüme (tasarruf, ticari sigorta) hem toplumsal kapsayıcılık (afet, bakım) eksenlerinde genişletecek bir zemin sunuyor. Ürün portföyünün bu iki ekseni birlikte karşılayacak şekilde (bireysel tasarruf odaklı + toplumsal risk odaklı) tasarlanması, hem kârlılık hem sektörün ekonomideki görünürlüğü açısından öne çıkan fırsat alanı. OVP'de "dayanıklılık" kavramı hem makroekonomik (dış şoklara karşı) hem toplumsal-fiziksel (afet, demografik dönüşüm) hem de sektörel (tedarik zinciri, imalat sanayii) düzeyde defalarca vurgulanıyor. Özel sigortacılığın bu çerçeveye katkısını dört ayrı kanaldan okumak mümkün. Mali/finansal istikrar kanalı Program, dış şoklara dayanıklılığın temelini "yurt içi tasarrufların artırılması" ve "TL cinsinden tasarruf ve yatırım araçlarının çeşitlendirilmesi"ne bağlıyor. Hayat sigortası (birikimli/yatırım fonlu ürünler) ve BES / OKS burada doğrudan araç konumunda: uzun vadeli, TL bazlı, sabit getirili tasarrufu sisteme çekerek hem cari açığı fonlayarak döviz talebini azaltıyor hem de finansal sistemin şoklara karşı tampon kapasitesini büyütüyor. Sigorta şirketleri aynı zamanda kurumsal yatırımcı olarak sermaye piyasalarının derinleşmesine (Yatırımcı Risk Merkezi, pay piyasası reformları) katkı sunuyor. Bu da finansal istikrarın kurumsal ayağını güçlendiriyor. Fiziksel/toplumsal dayanıklılık kanalı “Ailenin güçlendirilmesi, toplumsal ve fiziki dayanıklılığın artırılması" başlığı altında şehirlerin afetlere karşı dayanıklılığı ve kentsel dönüşüm doğrudan yer alıyor; bunun mali karşılığı ise kamu maliyesi bölümündeki zorunlu afet sigortası mekanizması. Burada özel sigortacılığın rolü açık: afet riskini kamu bütçesinden özel sigorta/reasürans havuzuna kaydırarak, büyük bir depremde devletin mali dayanıklılığını koruyan bir şok emici işlevi görüyor. Bu, belgenin "çoklu şoklara karşı direnç" hedefiyle doğrudan örtüşen, sigortanın en somut katkı alanı. Dış ticaret ve tedarik zinciri dayanıklılığı kanalı Program, "tedarik zincirlerinin dayanıklılığı ve çeşitliliği" ile "dış şoklara karşı dayanıklılık"ı sanayi ve dış ticaret bölümlerinde tekrar tekrar vurguluyor. Alacak sigortası ve Eximbank ihracat kredi sigortaları burada ihracatçı/KOBİ'nin tahsilat riskini (yurt dışı alıcı iflası, kur şoku, jeopolitik kesinti) sigortalı hale getirerek firma düzeyinde dayanıklılığı artırıyor. Böylelikle toplamda sanayi sektörünün "dış şoklara karşı dayanıklılığının artırılması" hedefine mikro düzeyden katkı demek. Demografik dayanıklılık kanalı Nüfus artış hızının düşmesi ve bakım ekonomisi vurgusu, uzun dönemli bakım sigortasının altyapısını gerekli kılıyor. Bu, belgenin "demografik dönüşüme karşı dayanıklılık" hedefinin sosyal güvenlik sisteminin tek başına karşılayamayacağı bir yükü özel sigortacılığa devretmesi anlamına geliyor. Sistemin mali sürdürülebilirliğini korurken bakım ihtiyacının karşılanmasını sağlayan tamamlayıcı bir mekanizma olarak ortaya konuyor. Özetle OVP, özel sigortacılığı ekonomik dayanıklılığın "arka planda çalışan" ama kritik bir bileşeni olarak konumlandırıyor: tasarrufu besleyerek finansal istikrara, afet riskini paylaşarak mali dayanıklılığa, ticari riski teminat altına alarak dış ticaret dayanıklılığına ve bakım yükünü karşılayarak demografik dayanıklılığa katkı sunuyor. Belgede sektöre bu rol açıkça "sigortanın milli güvenlik/dayanıklılık unsuru" diye adlandırılmıyor, ama dört ayrı politika hattının kesişimi bu sonucu ortaya çıkardığını belgenin doğrudan ifadesi olmamakla birlikte bu şekilde sentezliyorum. Bu bir kamu politikası belgesi olduğu için buradaki değerlendirmeler sektörel çıkarım niteliğindedir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vakıf Katılım Ekonomiye 661,6 Milyar TL Destek Sağladı Haber

Vakıf Katılım Ekonomiye 661,6 Milyar TL Destek Sağladı

Vakıf Katılım, 2026’nın ilk yarısında 628,1 milyar TL fon topladı ve ekonomiye nakdi ve gayri nakdi 661,6 milyar TL finansman desteği sağladı. Net kârını 5,2 milyar TL’ye çıkaran Banka, aktif büyüklükte 2025 yıl sonuna göre yüzde 17,6’lık bir büyüme sergiledi ve 2026 yılı ikinci çeyreğinde 922,4 milyar TL’lik aktif büyüklüğe ulaştı. “Ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlamaya devam edeceğiz.” Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Vakıf Katılım Genel Müdürü Mehmet Ali Akben: “2026 yılının ikinci çeyreğini; sürdürülebilir büyüme anlayışımız, güçlü sermaye yapımız ve yürüttüğümüz faaliyetlerle başarılı bir şekilde tamamladık. Vakıf Katılım olarak temel önceliğimiz; topladığımız fonları üretimi, yatırımı ve istihdamı destekleyecek alanlara yönlendirerek reel ekonomiye kalıcı değer üretmektir. Bu kapsamda yılın ilk yarısında toplam 628,1 milyar TL fon toplarken, reel sektöre sağladığımız nakdi ve gayri nakdi finansman desteğini 661,6 milyar TL seviyesine ulaştırdık. Aktif büyüklüğümüzü ise yıl sonuna göre %17,6 artırarak 922,4 milyar TL’ye yükselttik. Elde ettiğimiz bu sonuçlar, dengeli büyüme stratejimizin, müşteri odaklı hizmet anlayışımızın ve güçlü operasyonel kabiliyetimizin önemli bir göstergesi niteliğinde. Önümüzdeki dönemde de katılım bankacılığının değer odaklı yaklaşımından güç alarak, müşterilerimizin finansal ihtiyaçlarına etkin çözümler sunmaya ve belirlenen OVP ve TCMB ekonomi politikaları çerçevesinde ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlamaya devam edeceğiz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ali Kopuz: “Ovp’nin Enflasyon Hedefinde Tarım Kilit Rolde” Haber

Ali Kopuz: “Ovp’nin Enflasyon Hedefinde Tarım Kilit Rolde”

Başkan Ali Kopuz, “ Planlı üretim ve gıda güvenliği odaklı adımlar, hem üreticilerimiz hem de tüketicilerimiz için büyük önem taşıyor. Daha önce de belirttiğim gibi tarım ve gıda politikaları enflasyonla mücadelede belirleyicidir. Bu nedenle programdaki tek haneli enflasyon hedefi için tarım kilit rolde” dedi. İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2026 yılını ekonomi de reform yılı olarak işaret ettiğini hatırlatarak, “Bugün açıklanan Orta Vadeli Program, bu iradeyi güçlü bir şekilde yansıtmaktadır. Program, fiyat istikrarını sağlamayı, sürdürülebilir büyümeyi ve makroekonomik disiplini hedefleyen yol haritasıyla, iş dünyası açısından öngörülebilirlik ve güven unsuru taşımaktadır” dedi. Tarım ve Gıda Politikaları Tarım ve gıda sektörünün, enflasyonla mücadelenin tam merkezinde olduğuna dikkat çeken İSTİB Başkanı Ali Kopuz, “OVP’de, tarımsal üretimde verimliliğin artırılması, sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılması, kayıt dışıyla mücadele ve lojistik yatırımlar ön plana çıkarılmıştır. Bunlar, uzun süredir dile getirdiğimiz Planlı Üretim Modelinin temel ayaklarıdır. İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki riskleri artık daha görünür hale geldi. Programda, modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, arz güvenliğini güçlendirecek adımların atılması, depolama ve soğuk zincir altyapısının geliştirilmesinin hedeflenmesi oldukça önemlidir ” dedi. Enflasyon ve Gıda Fiyatları Kopuz, gıda fiyatlarındaki oynaklığın genel enflasyon üzerindeki belirleyici etkisine dikkat çekerek: “Gıda fiyatları kontrol altına alınmadan genel enflasyonu düşürmek mümkün değildir. OVP’nin enflasyonu tek haneye düşürme hedefinde gıda sektörünün stratejik rolünün vurgulanmasını son derece olumlu buluyoruz” dedi. İhracat ve Rekabet Gücü Türk gıda sektörünün küresel rekabet potansiyeline de dikkat çeken Ali Kopuz, şunları söyledi: “Türk gıda sektörünün küresel pazarlarda daha fazla pay alabilmesi için markalaşma, sürdürülebilir üretim, katma değerli ürün ihracatı ve gıda güvenliği vazgeçilmezdir. OVP’de yeşil ve dijital dönüşüm, lojistik ve depolama yatırımlarına verilen önem, ihracat rekabetçiliğini artıracaktır. Orta Vadeli Program, iş dünyası açısından güven ve öngörülebilirlik sağlayan bir belgedir. Özellikle tarım ve gıda alanında planlı üretim, sürdürülebilirlik ve ihracat odaklı politikaların kararlılıkla hayata geçirilmesi, hem üreticilerimizin hem de tüketicilerimizin lehine olacaktır.”

YASED : "Üretim Kapasitesini Ve Arzı Artıracak Yapısal Reformların Hayata Geçirilmesi Kritik Öneme Sahip" Haber

YASED : "Üretim Kapasitesini Ve Arzı Artıracak Yapısal Reformların Hayata Geçirilmesi Kritik Öneme Sahip"

İşte Demirözünün tam açıklaması; Orta Vadeli Program (OVP), kamu maliyesi politikalarının üç yıllık bir perspektifle kamuoyuyla paylaşıldığı, bu çerçeveye uygun yapısal önceliklerin ve politikaların ortaya konulduğu önemli bir politika dokümanıdır. Özel sektör için temel bir referans belgesi mahiyetinde olan OVP’nin 2026-2028 dönemine ilişkin hedef ve öngörülerinin değerlendirmesine geçmeden önce, mevcut ekonomik duruma ilişkin bazı tespitleri ve iş ve yatırım ortamının geliştirilmesi alanındaki gelişmelere dair görüşlerimizi paylaşmak isteriz. Üç yılı aşkın süredir uygulanan program kapsamında, makroekonomik göstergelerde iyileşmeler gözlemledik. Bu dönemde CDS primleri geriledi, uzun bir aradan sonra kredi notlarımız yükseldi, cari açıkta kaydedilen iyileşme ile dış finansman dengemiz güçlendi. Uluslararası rezervlerin yeniden yüksek düzeylere ulaşmasıyla da Türk lirası (TL) üzerindeki baskılar azaldı ve TL’ye olan güven arttı. Merkez Bankası’nın para politikasındaki görece sıkı duruşu sayesinde enflasyonla mücadelede kazanımlar sağlamaya başladık. Bununla birlikte, programın olumlu sonuçlarının yanında bazı zorluklarla da karşılaşıldı. İlk olarak enflasyondaki düşüş hedeflenenden daha yavaş gerçekleşti. Uzun süredir devam eden sıkı finansal koşullar, firmaların nakit akışları ve operasyonları üzerinde baskı yarattı. Ayrıca Türk lirasının uzun süredir değerli seyretmesi, firmaların döviz cinsinden maliyetlerini artırarak rekabetçiliklerini olumsuz yönde etkiledi. Vergi oranlarının kalıcı olarak artırılması ve bazı istisnalarda getirilen kısıtlamalar da firmaları artan maliyet ortamında zorlamaya başladı. Bu dönemde ülkemizin iş ve yatırım ortamını geliştirmek ve yatırımcılar nezdindeki cazibesini artırmak amacıyla oluşturulan gündemde de kısmi ilerlemeler kaydedildi. Yeşil dönüşümün hızlandırılmasına hizmet edecek emisyon ticaret sistemi gibi önemli mekanizmaların mevzuat altyapısının gelişiminde ilerleme kaydedildi. Yatırım çekmede tüm dünyada önemi daha da artan bir mekanizma olan yatırım teşvik sisteminin güncellenmesi, uygulamanın hızlandırılması ve desteklerin güçlendirilmesi alanlarında fırsatlar sundu. Kişisel verilerin paylaşımı alanındaki gelişmeleri takiben, GDPR’a tam uyum, sibergüvenlik, yapay zekanın yönetimi ve kullanımı, veri merkezlerinin gelişimi, bulut bilişimin yaygınlaşması, 5G’ye geçilmesi ve fiber altyapının güçlendirilmesi konularında güçlü bir ivme yakalama ihtiyacı ise halen devam ediyor. Bu çerçevede, 2026-2028 yıllarını kapsayacak OVP’yi iki açıdan değerlendirmek isteriz Birincisi ortaya konan makroekonomik çerçeve ve hedefler. 2024 OVP’sinde öngörülen iç talepteki dengelenme hızlı bir şekilde gerçekleşirken, dezenflasyon sürecinde hedeflenen enflsyon rakamlarının gerisinde kalındı. Yeni OVP, enflasyonla mücadeleye odaklanan ve makroekonomik patikaya yakınsayan güncel hedefler ortaya koymakta. Bu çerçevede, büyüme hedeflerinin aşağı yönlü revize edilmesini, fiyat istikrarının önceliklendirildiğini ve enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesine yönelik kararlılığın sürdüğününün bir göstergesi olarak görüyoruz. Büyümenin kompozisyonuna bakıldığında ise, ekonomide dengelenme sürecinin sürdürüldüğü ve tüketim yerine yatırım ile ihracatı önceliklendiren bir yaklaşımın benimsendiği görülmekte. Mevcut sıkı para ve maliye politikası çerçevesinde, bu hedeflere ulaşmak için üretim kapasitesini ve arzı artıracak yapısal reformların hayata geçirilmesi kritik öneme sahip. Büyümenin ancak bu şekilde, enflasyon üzerinde ek baskı yaratmadan sürdürülebilir olabileceğini ve dezenflasyon sürecine doğrudan katkı sağlayabileceğini düşünüyoruz. Bu bağlamda, yatırım ortamının güçlendirilmesi, verimliliği artıracak dijital ve yeşil dönüşüm yatırımlarının teşvik edilmesi ve üretimde katma değeri yükseltecek adımların hızla uygulanması büyük önem taşımakta. İşgücü piyasası açısından değerlendirdiğimizde, Program, büyüme hızındaki azalmaya rağmen istihdamın dayanıklı seyrini sürdüreceğini ve işsizlik oranının düşmeye devam edeceğinin öngörmekte. Bu çerçevede, güvenceli esnek çalışma modellerinin devreye alınmasının kritik öneme sahip olduğunu düşünüyoruz Yeni OVP’de bütçe hedeflerine bakıldığında, OVP 2024’te öngörülen bütçe açığı hedeflerine göre artış öngörüldüğü dikkat çekmekte. Önümüzdeki dönemde vergi gelirleri ve harcamaların milli gelire oranında artış öngörülmekte olup, düşük büyüme ortamında bu artışın vergi oranlarının yükseltilmesi yerine vergilendirilmeyen gelirlerin sisteme dahil edilerek sağlanması gerektiğini değerlendiriyoruz. Önerilerimiz arasında yer alan kayıt dışı ekonomiyle mücadele tedbirlerinin Program’da yer almasını memnuniyetle karşılıyor, vergi sorumluluklarını yerine getiren mükelleflerin motivasyonunu artıracak yeni politika ve önlemlerin de hayata geçirilmesini bekliyoruz. Ayrıca, bütçe harcamalarında sağlanacak tasarrufların enflasyonla mücadeleye katkı sağlayacak dezenflasyonist etkiler yaratacağını vurgulamak isteriz. YASED olarak, 2023 yılı OVP’siyle ortaya konan yaklaşımı desteklediğimizi daha önce de ifade etmiştik. Önümüzdeki dönemde de Cumhurbaşkanı Yardımcımız ve Hazine ve Maliye Bakanımız başta olmak üzere ekonomi bürokrasimizle yakın temas içinde olacak ve ekonomik programın başarı ile sonuçlandırılmasını temin edecek görüş ve önerilerimizi ileteceğiz. OVP’ye yönelik ikinci değerlendirmemiz de ülkemizin rekabetçiliğini ve yatırım cazibesini artırmak amacıyla iş ve yatırım ortamını geliştirmeye yönelik OVP tedbirleri özelinde olacak.OVP’nin büyüme paradigması; bir yandan dijital ve yeşil dönüşümün hızlandırılmasına vurgu yaparak, bunu gerçekleştirmek için teknolojik gelişimin ve insan kaynaklarının güçlendirilmesinin oynadığı önemli role değiniyor diğer yandan da sanayi ve tarım sektörlerinde yapısal bir dönüşümü işaret ediyor. Öngörülen dönüşümlerin hayata geçirilmesi için; düzenleyici çerçevenin, rekabetçiliği güçlendirecek bir şekilde ele alınması, gerekli fiziki altyapıların büyük bir hızla geliştirilmesi, finansman imkanlarının artırılarak çeşitlendirilmesi ve bu süreçte kamu-özel sektör istişaresinin güçlendirilmesi büyük önem arz etmekte. Bu çerçevede, dijital dönüşümü hızlandıracak politika çerçevesinin hayata geçirilmesi, eş zamanlı olarak da 5G’nin ülke genelinde sunulması ve fiber internetin yaygınlaştırılması gibi kritik altyapı unsurlarının hızlandırılması öncelik arz ediyor. Yeşil dönüşümün, uluslararası yükümlülüklerimizi yerine getirirken rekabetçiliğimizi de geliştirecek bir anlayışla ele alınması ise bir diğer önemli husus. Emisyon ticaret sistemi gibi mekanizmaların öngörülebilir ve özel sektör operasyonları üzerindeki etkilerini sürekli değerlendiren bir yaklaşımla geliştirilmesi Program döneminde özellikle dikkat edilmesi gereken bir alan olarak öne çıkıyor. İş ve yatırım süreçlerinin iyileştirilmesine yönelik OVP kapsamında ele alınan tedbirleri de faydalı buluyor, tedbirlerin Program’da öngörülen takvimden daha önce hayata geçirilmeleri için başta YOİKK olmak üzere kamu özel sektör istişare mekanizmalarını etkin bir şekilde işletilmesini gerekli görüyoruz. Ülkemize gelen Uluslararası Doğrudan Yatırım (UDY) girişleri bu yılın ilk altı ayında geçtiğimiz yılın anı dönemine göre yüzde 27 artarak 6,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Bu rakamın 3,9 milyar doları sermaye yatırımı, 2,2 milyarı borçlanma araçları, yaklaşık 1 milyarı da gayrimenkul yatırımı şeklinde. OVP hedeflerinden sapmadan yapılacak bir uygulama ile istikrar ve öngörülebilirliğin temini bizi yıllık 11-12 milyar dolar düzeyinde sabitlenen UDY akışımızı iki katına artırmaya imkân sağlayabilir. YASED CEO’larına yönelik anketlerimiz bu potansiyeli işaret ederken diğer yandan da UDY çekme konusunda rakibimiz olan ülkelerin de görece iyi performans gösterdiğini gözlemliyoruz. Dünyada 2024 yılında UDY hacmi önceki yıla oranla %11 düzeyinde daralmış olsa da ülkemizin de içinde yer aldığı gelişmekte olan ülkeler grubunun UDY hacmini koruması, hatta az da olsa artırması bu alandaki rekabetin ciddiyetini bize hatırlatıyor. Biz YASED olarak, önümüzdeki dönemde de, ülkemizin üretimine, istihdamına ve ihracatına ekonomimizin tüm sektörlerinde faaliyet gösteren üyelerimizle katkı vermeye devam edeceğiz. Tüm ülkelerin rekabet gücünü artırma odaklı programları ardı ardına duyurduğu ve uygulamaya koyduğu bu dönemde kamu özel sektör iletişimi ve iş birliğinin önemine bir kez daha vurgu yapmakta fayda görüyor, OVP’nin ülkemiz için hayırlı olmasını temenni ediyoruz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.