Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Oyak

Kapsül Haber Ajansı - Oyak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Oyak haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TOI’den Türkiye’ye 15 Milyon Avroluk Yatırım Kararı Haber

TOI’den Türkiye’ye 15 Milyon Avroluk Yatırım Kararı

OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, Türkiye-Umman arasındaki güçlü ilişkileri ileri taşımayı hedeflediklerini, alınan yatırım kararının bu hedefin bir göstergesi olduğunu söyledi. OYAK ve Umman Yatırım Otoritesi ortaklığında faaliyet gösteren OYAK Turkoman Yatırım A.Ş. (TOI) Yönetim Kurulu’nun üçüncü toplantısı Umman’da gerçekleştirildi. Toplantıya, TOI Yönetim Kurulu Başkanı Sheikh Nasser Al-Harthy ve OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş ve TOI Yönetim Kurulu Üyeleri katıldı. Mevcut yatırım süreçlerinde gelinen aşamaların değerlendirildiği toplantıda, Türkiye ve Umman arasındaki ekonomik iş birliğini geliştirecek yeni yatırım fırsatları ve stratejik sektörlerdeki potansiyel iş birlikleri ele alındı. Türkiye’ye 15 milyon avro doğrudan yatırım Toplantı kapsamında, Türkiye’deki çift kullanımlı(askeri-sivil) ürünler geliştiren bir teknoloji şirketine 15 milyon avro yatırım yapılması kararlaştırıldı. Böylece Türkiye’ye doğrudan yabancı sermaye kazandırılması yönünde önemli bir adım atıldı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, Türkiye ve Umman arasındaki güçlü ilişkileri somut yatırımlarla ileri taşımayı hedeflediklerini söyledi. “Karşılıklı değer yaratacak yeni yatırım fırsatlarını değerlendireceğiz” TOI aracılığıyla Türkiye’de çift kullanımlı ürünler geliştiren bir teknoloji şirketine yapacakları 15 milyon avroluk yatırımın söz konusu hedefin önemli bir göstergesi olduğuna dikkati çeken Yalçıntaş, şunları kaydetti: “Bu yatırımla ülkemize doğrudan yabancı sermaye kazandırırken stratejik sektörlerimizin büyümesine de katkı sunacağız. Türkiye’nin üretim gücüne, teknolojik yetkinliğine ve nitelikli insan kaynağına güveniyoruz. Önümüzdeki dönemde de karşılıklı değer yaratacak yeni yatırım fırsatlarını değerlendirmeyi sürdüreceğiz.” TOI; yüksek teknoloji, katma değerli sanayi, enerji ve madencilik başta olmak üzere stratejik sektörlerdeki yatırım fırsatlarını değerlendiriyor. Bu yatırımlarla OYAK’ın portföyünün çeşitlendirilmesi ve Türkiye’ye doğrudan yabancı sermaye girişinin artırılması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tekfen'de OYAK Dönemiyle Güçlü Bir Başlangıç Haber

Tekfen'de OYAK Dönemiyle Güçlü Bir Başlangıç

Tekfen Holding, çoğunluk hisselerinin OYAK hâkim ortaklığındaki ON Investment B.V.'ye devrinin ardından belirlediği uzun vadeli büyüme, dönüşüm ve değer yaratma hedefleri doğrultusunda ilk adımını atarak üst yönetimde önemli bir görev değişimine gitti. Geçen hafta gerçekleştirilen Yönetim Kurulu toplantısında alınan karara istinaden, Ekim 2025 tarihinden bu yana CEO olarak görev yapan Namık Ülke’nin yerine, grubun yakından tanıdığı tecrübeli bir isim olan Levent Kafkaslı görevlendirildi. Tekfen, aynı zamanda yeni dönemin ilk büyük operasyonel başarısına da imza attı. Tekfen İnşaat’ın Fernas İnşaat iş ortaklığıyla katıldığı Pursaklar-Esenboğa Raylı Sistem Hattı İnşaat ve Elektromekanik Sistemler Temin, Montaj ve İşletmeye Alma İşi ihalesini 54,4 milyar TL (KDV hariç) teklifle kazandı. 70 Yıllık Birikimi Geleceğe Taşıyacak Güçlü Liderlik OYAK Genel Müdürü ve Tekfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, Tekfen’in 70 yıllık tecrübesiyle OYAK’ın değer yaratma vizyonunun birleşmesinden doğan gücü ve yeni dönem hedeflerini açıkladı. Yeni dönemde insan kaynağına, kurum kültürüne ve operasyonel disipline odaklanacaklarını belirten Yalçıntaş şunları söyledi: “Tekfen Holding; uluslararası mühendislik tecrübesi, tarımsal sanayideki liderliği ve farklı alanlardaki faaliyetleriyle ülkemizin en değerli kurumlarındandır. En büyük gücümüz ise nitelikli çalışanlarımız, köklü sanayi tecrübemiz ve güvene dayalı kurum kültürümüzdür. Bu vizyonla ve kurumumuzun yapısını çok iyi bilen bir isimle yola devam ediyoruz. Kariyerine 1990’da Tekfen İnşaat’ta başlayan, bugüne kadar birçok ülkede dev projeleri yöneten ve üst düzey görevlerde bulunan Sayın Levent Kafkaslı’yı Grup Şirketler Başkanı olarak atadık. Sayın Kafkaslı liderliğindeki yeni dönemde yönetim anlayışımız; tüm ortaklarımızın ve paydaşlarımızın haklarını gözeten, şeffaf, hesap verebilir ve Tekfen’in uzun vadeli çıkarlarını merkeze alan bir yapıda olacaktır. Tekfen Tarımsal Sanayi Grubu'nun üretim, lojistik ve serbest bölge imkanlarının; OYAK'ın tarım, lojistik ve enerji alanlarındaki gücüyle birleşerek çok verimli iş birlikleri yaratacağına inanıyoruz. Sahadaki tesislerimizden projelerimize kadar tüm çalışma arkadaşlarımızla doğrudan iletişim kuracağız. Şirketimizin mevcut gücünü daha da büyüterek çok daha hızlı, bütüncül ve sonuç odaklı bir Tekfen inşa edeceğiz.” 54,4 Milyar TL’lik Dev Proje ile Güçlü Başlangıç Yeni dönemin ilk büyük başarısını Pursaklar-Esenboğa Raylı Sistem Hattı ihalesini kazanarak elde ettiklerini vurgulayan Yalçıntaş sözlerine şöyle devam etti: “Tekfen İnşaat ve Fernas İnşaat ortaklığının kazandığı bu önemli ihale, yurt dışındaki proje başarılarımızı yurt içine taşıma hedefimiz için büyük bir dönüm noktasıdır. 54,4 milyar TL’lik bu dev proje, güçlü ortaklık yapımızın ve stratejik vizyonumuzun ne kadar somut sonuçlar verebildiğinin ilk önemli kanıtıdır.” Ortak Değer Yaratmaya Odaklı Stratejik Birliktelik Tekfen Holding ve OYAK ortaklığının yaratacağı güçlü sinerjiye de değinen Yalçıntaş, şu değerlendirmelerde bulundu: “Devir sürecinin tamamlanmasıyla hisselerimizde görülen yaklaşık %40’lık artış, yatırımcılarımızın başlattığımız bu stratejik dönüşüme duyduğu güveni gösteriyor. Operasyonel disiplini artırarak, kaynaklarımızı doğru kullanarak ve elimizdeki varlıkları en verimli şekilde değerlendirerek Tekfen Holding’i hedeflediğimiz kârlılık seviyelerine ulaştıracağız. Bu ortaklık, sadece bir hisse devri değil; tarım, sanayi, mühendislik, enerji ve lojistik alanlarındaki gücümüzü tamamlayan, 2030 Vizyonumuza uygun uzun vadeli stratejik bir birlikteliktir. OYAK’ın güçlü finansal yapısı ve sermaye disiplini ile Tekfen Holding’in varlık kalitesi ve uluslararası proje deneyimi bir araya gelerek, her iki kurum için de eşsiz bir potansiyel yaratıyor. Birbirini tamamlayan bu iki köklü yapının birleşmesiyle; sürdürülebilir büyümeyi yakalamayı, küresel rekabet gücümüzü artırmayı ve yatırımcılarımız dahil tüm paydaşlarımız için en yüksek değeri üretmeyi hedefliyoruz.” Levent Kafkaslı Hakkında 1987 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Levent Kafkaslı, İstanbul Üniversitesi Yapı İşletimi Bölümü’nde yüksek lisansını tamamlamıştır. Kariyerine 1990 yılında Tekfen İnşaat bünyesinde Suudi Arabistan’da saha mühendisi olarak başlayan Kafkaslı; Azerbaycan, Kazakistan ve Hazar Bölgesi’ndeki önemli projelerde üst düzey yöneticilik yapmıştır. 2013-2019 yılları arasında Tekfen İnşaat ve Tesisat A.Ş. Genel Müdürü olarak görev yapmış, 2019-2022 yılları arasında ise Tekfen Holding bünyesinde Taahhüt Grubu Başkanı ve Başkan Yardımcılığı gibi üst düzey yönetim kademelerinde bulunmuştur. 2022 yılında Gap İnşaat A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi olarak seçilen Kafkaslı, 2023 yılı itibarıyla ise bu görevinin yanı sıra şirketin Genel Müdürü (CEO) olarak da atanmıştır. Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi olarak Türk inşaat sektörünün gelişimine ve sendikal faaliyetlerine katkıda bulunan Kafkaslı, geçmiş dönemlerde Uluslararası Boru Hatları ve Deniz Yapıları Müteahhitleri Birliği’nde (IPLOCA) Yönetim Kurulu Üyeliği görevinde de bulunmuştur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DataSpecta’da 80 Mühendis Yerli Yapay Zeka Modelleri İçin Çalışıyor Haber

DataSpecta’da 80 Mühendis Yerli Yapay Zeka Modelleri İçin Çalışıyor

Dünyada hızla gelişen yapay zeka teknolojileri, Türkiye'de de güçlü bir ekosistem oluşturuyor. OYAK'ın girişim sermayesi yatırımları arasında yer alan Innovance bünyesinde faaliyet gösteren DataSpecta, dört yıldır yerli büyük dil modelleri ve farklı sektörlere yönelik yapay zeka çözümleri geliştiriyor. Şirket, bu alandaki çalışmalarını 80 kişilik mühendis ekibiyle sürdürüyor. Türkiye'deki yapay zeka ekosisteminin son yıllarda önemli ölçüde geliştiğini belirten Innovance Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey, "Dört yıl önce kurduğumuz DataSpecta şirketimiz, veri ve yapay zeka teknolojilerine odaklanıyor. Bugün 80 kişilik mühendis ekibimizle büyük dil modelleri, üretken yapay zeka çözümleri ve kurumsal yapay zeka uygulamaları üzerinde çalışıyoruz. Finans, insan kaynakları, pazarlama ve farklı iş süreçlerine yönelik üretken yapay zeka çözümleri geliştiriyoruz. Bunun yanında birçok OYAK şirketinde yapay zeka dönüşümüne yönelik çalışmalar yürütülüyor." şeklinde konuştu Kendi GPU altyapısında 10'un üzerinde ürün geliştirildi Yapay zeka çalışmalarını kendi bünyelerinde kurdukları GPU altyapısı üzerinde yürüttüklerini belirten Ürey, bu yatırımın model geliştirmeden ürünleşmeye kadar tüm süreci hızlandırdığını söyledi. Ürey şöyle devam etti: "DataSpecta bünyesinde GPU sunucu yatırımı gerçekleştirdik. Bu altyapı sayesinde kendi geliştirdiğimiz ya da kurumların ihtiyaçlarına göre optimize ettiğimiz büyük dil modelleriyle uçtan uca çözümler üretebiliyoruz. Veriyi dışarıya çıkarmadan kendi ortamımızda çalışabiliyor olmak bize hem güvenlik hem de esneklik kazandırıyor. Ar-Ge ekibimiz bu ortamı kullanarak, codeSpecta ve CogniSpecta gibi kapsamlı platformlar başta olmak üzere bugüne kadar 10'un üzerinde ürün ve çözüm geliştirdi." Geliştirilen çözümlerin bir bölümünün şirketin kendi projelerinde de kullanıldığını aktaran Ürey, "Ürettiğimiz teknolojileri yalnızca müşterilerimize sunmakla kalmıyor, kendi projelerimizde de kullanıyoruz. Bugün yapay zeka desteğiyle kod geliştiriyor, mevcut sistemlerin kodlarını analiz ederek modernizasyon projeleri yürütüyor, veri modelleri ve raporlar üretiyoruz. Bu örnekler her geçen gün artıyor. Kendi ürünlerimizi sahada birebir kullanmak, onları gerçek ihtiyaçlarla olgunlaştırmamızı sağlıyor; bu yaklaşım bize standardizasyon, hız ve kalite olmak üzere üç alanda somut kazanım getirdi." şeklinde konuştu. Yapay zekada yerli teknolojilerin önemi Yapay zekanın savunmadan lojistiğe, sanayiden finansa kadar birçok alanda dönüşümü hızlandırdığını belirten Ürey, yerli teknoloji geliştirme kabiliyetinin önemine dikkat çekti. Son dönemde yaşanan küresel gelişmelerin, yapay zekanın stratejik önemini daha görünür hâle getirdiğini belirten Ürey sözlerini söyle sürdürdü: “Ancak yalnızca savunma alanında değil, hizmet sunduğumuz tüm sektörlerde de güvenilir, sürdürülebilir ve yerli teknolojiler geliştirmek büyük önem taşıyor. Verinin güvenli şekilde yönetildiği ve kurumların ihtiyaçlarına göre geliştirilen yapay zeka çözümleri, dijital dönüşümün temel unsurlarından biri hâline geliyor. Kritik teknolojilerde yerli yetkinliklerin geliştirilmesi ve kurumların kendi teknolojik kabiliyetlerini güçlendirmesi büyük önem taşıyor." Türkiye'de yapay zeka ekosistemi büyüyor Türkiye'de teknoloji girişimlerinin ve yapay zeka kullanımının hızla geliştiğini belirten Ürey, "Türkiye'de yapay zeka ekosistemi her geçen gün güçleniyor. Geliştirilen teknolojilerin hem kurumlar hem de bireyler tarafından giderek daha fazla benimsendiğini görüyoruz. Bu gelişim, yerli teknoloji üreticileri için de önemli fırsatlar oluşturuyor." şeklinde konuştu. Yerli teknoloji girişimlerine yapılan yatırımların önemine dikkat çeken Ürey, "Yapay zeka alanında hem yatırım hem de uzun soluklu Ar-Ge büyük önem taşıyor. Dünyada şirketler yapay zeka teknolojilerine milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Biz de Innovance olarak veri ve yapay zeka alanında, başta OYAK şirketleri olmak üzere farklı sektörlerden kurumlarla birlikte çalışıyor, yerli teknolojiler geliştirmeye devam ediyoruz." ifadelerini kullandı. OYAK bünyesinde ortak yapay zeka altyapısı OYAK bünyesinde yürütülen çalışmalara da değinen Yusuf Ürey, OYAK Dijital ile birlikte ortak bir yapay zeka altyapısı oluşturduklarını belirtti. Yapay zeka teknolojilerinin gerektirdiği yüksek maliyetleri azaltmak ve OYAK şirketlerine merkezi bir yapı üzerinden hizmet sunabilmek amacıyla OYAK Dijital ile birlikte ortak bir altyapı tasarladıklarını ifade eden Ürey “Bu yapı sayesinde şirketlerin ihtiyaç duyduğu yapay zeka çözümlerinin daha güvenli, hızlı ve verimli şekilde geliştirilmesini hedefliyoruz." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OMSAN Lojistik Avrupa’daki Gıda Lojistiği Ağını Güçlendiriyor Haber

OMSAN Lojistik Avrupa’daki Gıda Lojistiği Ağını Güçlendiriyor

OMSAN Lojistik, Sagra’nın Ordu ve Gold Harvest'in Eskişehir'deki tesislerinde üretilen ürünlerin Avrupa’daki depolama ve lojistik operasyonlarını yönetecek. Ordu’dan taşınacak Sagra ürünleri için son teknoloji frigo araçlar kullanılacak. Operasyon kapsamında başta Gold Harvest’ın Master markası ile ürettiği ürünler olmak üzere; OYAK markaları Tamek ve Sagra’ya ait ürünler, Almanya'nın Köln kentindeki ana depoya ulaştırılacak. Buradan Almanya iç dağıtımı ile Belçika & Fransa sevkiyatları OMSAN tarafından gerçekleştirilecek. Operasyon kapsamında aylık ortalama 500 palet ürün taşınırken, yaklaşık 200 sevkiyat gerçekleştirilecek. Avrupa’da Entegre Lojistik Çözümü Proje yalnızca uluslararası taşımayı değil, Avrupa içerisindeki depolama, stok yönetimi ve dağıtım süreçlerini de kapsıyor. OMSAN Lojistik böylece müşterilerine uçtan uca lojistik hizmet sunarak Avrupa’daki etkinliğini daha da artırıyor. OMSAN Lojistik Otomotiv ve Yurt Dışı Ofisler Grup Direktörü Diğdem Liga Avrupa'da büyüyen operasyon ağlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: "OMSAN olarak müşterilerimize yalnızca taşıma hizmeti sunmuyor, onların büyüme yolculuklarına lojistik çözüm ortağı olarak eşlik ediyoruz. Avrupa'da kurduğumuz güçlü operasyon ağı sayesinde ürünleri üretim noktasından son müşteriye kadar güvenle ulaştırıyoruz. Gold Harvest ile yürüttüğümüz bu yeni iş birliği de Avrupa'daki entegre lojistik kabiliyetlerimizin önemli bir göstergesi olacak. Özellikle gıda ve hızlı tüketim ürünleri lojistiğinde sunduğumuz yüksek hizmet kalitesiyle müşterilerimizin uluslararası rekabet gücüne katkı sağlamayı sürdüreceğiz." Son dönemde Avrupa'da üst üste yeni operasyonlara imza atan OMSAN Lojistik, uluslararası karayolu, depolama, dağıtım ve tedarik zinciri yönetimi alanlarındaki uzmanlığıyla bölgedeki büyümesini kararlılıkla sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Almatis CEO’su Sönmez: Hedefimiz Türk Sermayesiyle Küresel Sanayide Standartları Belirlemek Haber

Almatis CEO’su Sönmez: Hedefimiz Türk Sermayesiyle Küresel Sanayide Standartları Belirlemek

OYAK bünyesinde yer alan Almatis, sanayi gücünü dünyaya taşıyan en önemli şirketlerden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Almatis CEO’su Anıl Sönmez, çalışmalarını alümina ve ötesine tasarladıklarını, pazara en yüksek kalite ve en güvenilir özellikli çözümleri pazara sunduklarını söyledi. Vizyonlarını yatırımlarla desteklediklerini belirten Sönmez, “Hedefimiz küreselde söz sahibi olmak, standartları belirlemek ve bu dönüşümü Türk sermayesi gücüyle gerçekleştirmek” dedi. Almatis CEO Sönmez, şirketin faaliyet alanları, ürün portföyü ve küresel ölçekteki konumuyla ilgili bilgi verdi. Almatis’in OYAK bünyesinde yer alan ve grubun küresel ölçekteki sanayi gücünü dünyaya taşıyan en önemli şirketlerden biri olduğuna dikkat çeken Sönmez, 2016 yılından bu yana coğrafi yaygınlık, sağladıkları teknoloiik katma değerle küresel yüzü olan OYAK’ın bir parçası olmaktan gurur duyduklarını dile getirdi. “Tutku, küresel kapsayıcılık, hesap verilebilirlik, dayanışma ve ekip ruhu”nun Almatis’i rekabette öne çıkaran temel unsurlar olduğunu anlatan Anıl Sönmez, “Bizi farklı kılan temel unsur yalnızca ürün kalitesi değil, teknik derinlik, müşteriyle bire bir çalışma kültürü ve uzun vadeli iş ortaklığı anlayışıdır. Bu değerler, Almatis’i yalnızca bir hammadde tedarikçisi değil, müşterilerinin teknolojik gelişim yolculuğunda güvenilir bir çözüm ortağı haline getiriyor” diye konuştu. “Yatırımlarla alümina üretimi ve ötesini tasarlıyoruz” Almatis’in alümina üretiminde küresel ve entegre bir operasyonel ağa sahip bir şirket olduğunu ifade eden Anıl Sönmez, vizyonları doğrultusunda “Alümina ve ötesini tasarlıyoruz. Halihazırda pazara en yüksek kalite ve en güvenilir özellikli alümina çözümlerini sunuyoruz. Bununla yetinmiyor; alümina dışı yeni ürün alanlarında da aktif çalışmalar yürütüyoruz. Son yıllarda bu vizyonu somut yatırımlarla destekledik” bilgisini verdi. Sönmez, 2022 yılında Hindistan’da yeni bir entegre tabular alümina üretim tesisini devreye aldıklarını, 2025 yılında Almatis ABD Arkansas tesisinde kalsine alümina kapasite artış projesini başarıyla tamamladıklarını hatırlatarak, yine aynı yıl Çin tesisinde yeni bir kalsine alümina tesisinin temelini attıklarını ve bu yatırımın 2027’de devreye girmesinin öngörüldüğünü söyledi. Anıl Sönmez, söz konusu tesisin özellikle yarı iletkenler, elektrikli araç bataryaları ve yüksek performanslı elektronik ürünler için kritik bir hammadde üreteceğini, bu yatırımlarla yalnızca kapasite artırımı olarak değil, teknolojik ilerlemeye ve sürdürülebilir ekonomik gelişime katkı olarak gördüklerini dile getirdi. Sönmez, “Bu yatırımlar, Türk ve OYAK bayraklarımızı dünyanın dört bir yanında dalgalandırma isteğimizden güç alıyor. Diğer bölgelerde de benzer kapasite artırımı ve optimizasyon çalışmalarımız devam ediyor” dedi. Yüz yılı aşkın süredir küresel lider ve yerel tedarikçi Küresel ölçekte Almatis’in gücünü yerel ihtiyaçlara hızlı, güvenilir ve teknik olarak doğru çözümler sunmak için kullandıklarının altını çizen Anıl Sönmez, “Almatis olarak kendimizi yıllardır şu şekilde tanımlıyoruz: ‘Yüz yılı aşkın süredir küresel lider, yerel tedarikçi.’ Küresel ölçekteki gücümüzü; yerel ihtiyaçlara hızlı, güvenilir ve teknik olarak doğru çözümler sunmak için kullanıyoruz” diye konuştu. Almatis için inovasyonun laboratuvardan sahaya uzanan ve müşteriyle birlikte şekillenen bir süreç olduğunu anlatan Anıl Sönmez, araştırmalarda Almatis müşterilerinin yüzde 90’ınının şirketin inovasyon yetkinliğini iyi veya mükemmel seviyede değerlendirdiğini, söz konusu araştırma sonuçlarının şirketin yalnızca yüksek kaliteli ürünler sunan bir tedarikçi olmadığını, teknik bilgi birikimiyle müşterileriyle birlikte geliştiren, müşteriye göre üreten (customization), müşteriyi dinleyen, anlayan ve onun başarısı için birlikte çalışan çözüm üreten ve değer oluşturan bir partner olduğunu açıkça ortaya koyduğunu söyledi. OYAK bünyesinde Akdeniz Chemson ile stratejik ortaklık İnovasyonun sahadaki ihtiyaçları 100 yılı aşkın birikimle derinlemesine anlamaktan geçtiğine inandıklarına işaret eden Anıl Sönmez, “Büyümeyi yalnızca kapasite artışıyla değil, doğru iş birlikleri ve güçlü dağıtım ağlarıyla destekliyoruz. Son dönemde bu anlayışla; Afrika, Kuzey Amerika ve Avrupa’da yeni iş ortaklarıyla anlaşmalar imzalayarak küresel erişimimizi daha da genişlettik. Bu adımlar, müşterilerimize bulunduğumuz her pazarda daha yakın olmak ve yerel ihtiyaçlara daha hızlı yanıt verebilmek açısından stratejik önem taşıyor” dedi. OYAK bünyesinde şirketler arası birlikteliğe de önem verdiklerini kaydeden Sönmez, bu çerçevede Akdeniz Chemson ile Güney Amerika’da stratejik bir ortaklığa imza attıklarını, OYAK çatısı altında geliştirilen bu tür sinerjilerin küresel pazarlarda ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir değere dönüştüğüne inandıklarını belirtti. Sönmez, “Ürünlerimizin yanında kurduğumuz iş birlikleriyle de küresel ölçekte büyüyen ve etkisini her geçen gün artıran bir sanayi şirketi olmanın gururu yaşıyoruz” şeklinde konuştu. “Zorlukları güçlü operasyonel ağımızla aşıyoruz” Son yıllarda ortaya çıkan pandemi, jeopolitik gelişmeler, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve küresel ekonomik belirsizlikler nedeniyle tüm değer zincirleri için oldukça zorlu geçtiğini hatırlatan Anıl Sönmez, söz konusu dönemde Almatis’in en büyük avantajının güçlü ve dengeli küresel operasyonel ağı olduğunun altını çizdi. Yerel üretim ve küresel marka yaklaşımlarının müşterilere her koşulda güvenilir tedarik sağlamaya olanak tanıdığına vurgu yapan Sönmez, “Ürün ambalajından depo yönetimine, dağıtım ağından lojistik optimizasyona kadar tedarik zincirinin her halkasını titizlikle ele alıyor ve sürekli geliştiriyoruz. Bu yaklaşımı sahada her gün ispatlıyoruz. Almatis’te teknik destek, sadece bir hizmet değil; müşterilerimizin rekabet gücünün bir parçasıdır” dedi. Almatis’te sürdürülebilirlik temel kriterlerinden biri Misyon NötrAL (Mission NeutrAL) adını verdikleri sürdürülebilirlik programının ekip çalışmasıyla şekillendiğini dile getiren Anıl Sönmez, inovasyon projelerinde sürdürülebilirliğin temel kriterlerden biri olduğunu ve Almatis’in sürdürülebilirlikte hiçbir zaman bir kontrol listesi maddesi olmadığını, çalışanların güçlü talepleriyle hayata geçtiğini kaydetti. Almatis’in Avrupa ve ABD tesislerinde üretilen tüm ürünlerin, bağımsız üçüncü taraflarca doğrulanmış CO₂ eşdeğeri değerlerini talep eden müşterilerilerle paylaştıklarını anlatan Sönmez şöyle konuştu: “Sürdürülebilirliği yalnızca kendi operasyonlarımızla sınırlı görmüyoruz. ECO‑TAB® ve düşük karbonlu alüminalarımız, bu yaklaşımın somut örnekleri arasında yer alıyor. Refrakter üreticileri tarafından kullanılan ECO‑TAB® tabular alüminaları, bu müşterilerimizin ürünleri aracılığıyla çelik üreticilerine önemli operasyonel faydalar sunuyor. Çelik üreticileriyle gerçekleştirdiğimiz uygulama testleri, ECO‑TAB® içeren refrakter malzemelerin kullanımı sayesinde yıllık toplam malzeme tüketiminin yüzde 4,7 oranında azaltılabildiğini, aynı zamanda proseslerde önemli düzeyde enerji verimliliği sağlanabildiğini ortaya koyuyor. Bu sonuçlar, çevreci çözümlerin mutlaka ek maliyet anlamına gelmediğini; doğru malzeme ve doğru tasarımla hem karbon ayak izinin hem de toplam işletme maliyetlerinin eş zamanlı olarak düşürülebileceğini net bir şekilde gösteriyor.” Hedef Türk sermayesinin gücüyle küreselde söz sahibi olmak En güçlü oldukları alanın özellikli alümina olduğunu, ancak mevcut stratejinin bununla sınırlı kalmadığını belirten Anıl Sönmez, gelecek yıllarda ürün portföyünü, alüminanın ötesine geçen yeni materyallerle genişleterek farklı endüstrilere daha kapsamlı çözümler sunmayı hedeflediklerini söyledi. Sönmez, “Almatis’i önümüzdeki 10–20 yıllık dönemde, birçok stratejik endüstride teknik referans noktası olarak kabul edilen, müşterilerinin üretim süreçlerini ve performansını şekillendiren bir şirket olarak konumlandırıyoruz. Bu vizyon, yalnızca ürün çeşitliliğini artırmaya değil; teknoloji, inovasyon ve sürdürülebilirlik odağında derinleşmeye dayanıyor” dedi. Almatis’in yolculuğunda sahip oldukları yapının kendilerine güç verdiğine vurgu yapan Sönmez, bir Türk şirketi olarak OYAK 2030 stratejisi doğrultusunda uzun vadeli bakabilen, yatırım yapabilen ve ölçeklenebilen bir yapıyla hareket ettiklerini kaydetti. Almatis CEO’su Anıl Sönmez, “Önümüzdeki dönemde Almatis; alüminadaki liderliğini korurken, ileri malzeme alanında iddiasını büyüten, küresel etkisini daha görünür ve daha güçlü kılan bir şirket olacak. Hedefimiz yalnızca büyümek değil; küresel sanayide söz sahibi olmak, standartları belirlemek ve bu dönüşümü Türk sermayesinin gücüyle gerçekleştirmek” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Erdemir Dünya Çelik Devleriyle Yarışıyor Haber

Erdemir Dünya Çelik Devleriyle Yarışıyor

Ordu Yardımlaşma Kurumu’nun (OYAK) amiral gemisi Erdemir, dünya çelik üretiminde kritik tedarik güvenliği sağlayan öncü ve stratejik öneme sahip kuruluşlar arasında yer alırken dünya çelik devleriyle rekabet ediyor. Dünya Çelik Birliği (World Steel Association) OYAK Erdemir’i dünyanın en büyük çelik üreticileri arasında 2025 yılı itibariyle 52’nci sırada yer aldığını belirledi. OYAK Maden Metalürji (OMM) şirketleri bünyesinde faaliyet gösteren Erdemir, 4 milyon ton ham çelik ve 5 milyon ton nihai mamul üretim kapasitesi, güçlü Ar-Ge altyapısı ve ürün çeşitliliği ile küresel ölçekte dünya çelik devleriyle yarışıyor. Erdemir bağlı kuruluşlarıyla birlikte Dünya Çelik Birliği’nin 2025 yılı ham çelik üretimi verilerine göre dünyada 52’nci, AB’ye üye ülkelerin üreticileri arasında ise 4’üncü sırada yer alıyor ve yaklaşık 13 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor. 2026 itibarıyla üretim portföyünde yer alan yassı çelik kalite sayısını 619’a yükselten Erdemir, yüksek katma değerli üretimiyle öne çıkıyor. Özellikle son yıllarda savunma sanayinin yerlileşmesine sağladığı katkılarla Türkiye’nin stratejik öneme sahip şirketleri arasında yer alıyor. Türkiye küresel çelik üretiminde 7’nci sırada Küresel çelik üretimi, Çin, Hindistan, Japonya, ABD ve Rusya liderliğinde yıllık yaklaşık 1,8 milyar ton seviyelerinde seyrediyor. Türkiye, üretimde Almanya'yı geride bırakarak Avrupa'nın en büyük, dünyanın ise ilk 7-8 çelik üreticisi arasında faaliyet gösteriyor. OYAK iştiraki Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. (Erdemir), Karadeniz Ereğli'de kurulu olup, otomotiv, beyaz eşya ve boru sektörüne yassı çelik sağlarken Yine OYAK iştiraki İskenderun Demir ve Çelik A.Ş. (İsdemir): Payas, Hatay'da yer alan Türkiye'nin en büyük entegre yassı ve uzun mamul üreticisi olarak üretim yapıyor. Dünya Çelik Birliği'nin 'Dünyanın En büyük Çelik Üreticileri 2025' raporuna göre OYAK iştiraki Erdemir 2025 yılında 8,09 milyon ton üretimle dünyada 52'nci sırada yerini aldı. Şirketin 2024 yılı çelik üretimi 8,54 milyon ton oldu. Buna göre üretim 2025 yılında yüzde 5,3 gerilemiş oldu. Erdemir dünya sıralamasında 2024 yılında 50'nci sırada yer alıyordu. OYAK ve diğer Türk çelik üreticileri yatırım, üretim ve ihracatıyla Türkiye’yi 7’ncilikten ilk 5’e dahil etmenin gayretini gösteriyor. Çelik üretiminde 61 yıllık yolculuk 1965 yılında üretime başlayan Türkiye’nin ilk entegre yassı çelik üreticisi Erdemir, 61 yıllık üretim yolculuğunda ülke ekonomisine, sanayisine, istihdamına ve bölgesine güçlü katkılar sunmayı sürdürüyor. Erdemir’in 61’inci işletme yıl dönümünde düzenlenen hizmet ödülleri törenine katılan OYAK Genel Müdürü ve Erdemir-İsdemir Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş ve Erdemir Genel Müdürü Şaban Yazıcı OYAK’ın çelik üretiminde dünyada sayılı işletmeler arasında bulunduğunu söylediler. OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, Erdemir’in Türkiye sanayiindeki stratejik rolüne dikkat çekerek, “Erdemir, gelecek inşa eden bir kurumdur. Sanayimizin çarklarının kesintisiz dönmesi, dışa bağımlılığın azaltılması ve rekabet gücümüzün sürdürülebilir şekilde artırılmasında Erdemir’in imzası vardır. İnsanı, bilgiyi ve teknolojiyi merkeze alan entegre sanayi yaklaşımımızın taşıyıcısı olan Erdemir, OYAK ekosistemi içinde stratejik bir güçtür. OYAK’ın amiral gemisidir” dedi. Erdemir çelikte dışa bağımlılığı azalttı Türkiye’nin kalkınma hamlelerinde Erdemir’in vazgeçilmez bir rol üstlendiğini belirten Murat Yalçıntaş, savaşların yaşandığı, belirsizliklerin arttığı, tedarik zincirinin kırıldığı bir ortamda sanayinin sürdürülebilirliği açısından Erdemir’in stratejik rolünün altını çizdi. Yalçıntaş, yerlileşmenin giderek önem kazandığı günümüzde Erdemir’in yüksek katma değerli ve sürekli çelik tedarikiyle başta savunma sanayii olmak üzere ülkemiz için kritik öneme sahip sektörlerde tedarik zincirindeki kırılma riskini ortadan kaldırıp dışa bağımlılığı azaltarak, yerli sanayi için çelik üretiminin sürekliliğini sağladığını vurguladı. Türk donanması envanterindeki en büyük gemi olması planlanan Millî Uçak Gemisi (MUGEM) ve Türk savunma sanayiinin en dikkat çekici adımlarından biri olan Altay Tankı projelerinde Erdemir’in kritik bir rol üstlendiğini hatırlatan Murat Yalçıntaş “Erdemir, ülkemiz için bir güven unsurudur” dedi. “Çeliği elinde tutan gücü elinde tutar” Erdemir’in, Türkiye’nin çehresini değiştiren bir yatırım olduğuna dikkat çeken Erdemir Genel Müdürü Şaban Yazıcı da, “Erdemir Türkiye’de ağır sanayi yatırımlarının önünü açmış yerli üretim kapasitesinin gelişmesine ivme kazandırmış, nitelikli mühendislik kültürünün gelişmesine katkı sunmuş, etrafında şekillenen tedarik ekosistemi ile sanayileşmenin yayılmasına imkân tanımıştır. Erdemir sanayi sistemini kuran bir aktördür. Sanayinin ana maddesi Erdemir’den sağlanıyor. Bugün 600’ün üzerinde çelik kalitesi üretiyoruz. Çelik sektöründe ilk ve en donanımlı Ar-Ge alt yapısına sahip şirketiz. Dolayısıyla çeliği elinde tutan gücü elinde tutar. Teknolojik, mühendislik ve insan kaynağı birikimi ile Erdemir bugün çelik sektörü için bir okul, Türkiye sanayi hafızasında kalıcı bir kurumdur” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OMSAN Lojistik’ten Otomotivde Entegre Güç Hamlesi   Haber

OMSAN Lojistik’ten Otomotivde Entegre Güç Hamlesi  

OYAK Lojistik şirketlerinden OMSAN Lojistik ile Türkiye otomotiv pazarının en güçlü oyuncularından biri olan Doğuş Otomotiv arasındaki iş birliği, kapsamı genişleyen yeni operasyon modeli ile gelişmeye devam ediyor. Japon NYK tarafından kalitesi “İş Emniyeti ve Hasarsızlık” ödülü verilerek tescillenmiş Port Yarımca’da, Doğuş Otomotiv’e sunulan bitmiş araç lojistiği hizmetlerinin entegre bir modele evrilmesi amaçlanıyor. OMSAN, sağladığı söz konusu entegre model ile yeni dönemde liman operasyonları, stok yönetimi ve katma değerli hizmetleri kapsayan uçtan uca bir çözüm sunma gayesiyle sektördeki güçlü konumunu pekiştiriyor. Diğdem Liga, “Operasyonel Gücümüzü Entegre Bir Yapıya Dönüştürüyoruz” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan OMSAN Lojistik Otomotiv ve Yurt Dışı Ofisler Grup Direktörü Diğdem Liga, otomotiv lojistiğinde dönüşen ihtiyaçlara dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin iki köklü ve güçlü grubuna bağlı OMSAN ve Doğuş Otomotiv olarak uzun yıllardır sürdürdüğümüz iş birliğimizi, değişen müşteri ihtiyaçları ve operasyonel gereksinimler doğrultusunda geliştirmeye devam ediyoruz. Port Yarımca’da hayata geçirdiğimiz bu model ile yalnızca bir taşıma hizmeti sunmuyor; liman, stoklama, elleçleme ve dağıtımı tek bir yapı altında topluyoruz. Bu yaklaşım, operasyonel verimliliği ve kaliteyi artırıyor, müşterimize hız ve esneklik kazandırıyor. Port Yarımca Merkezli Operasyon Modeli Yeni yapı kapsamında OMSAN, Türkiye’deki limanlar içinde en büyük otomobil kapalı stoklama alanı olan Port Yarımca’da Doğuş Otomotiv için; 40 bin metrekarelik kapalı otopark alanında hizmet verecek,Gemilerin tahliye operasyonlarını yürütecek,Terminal operasyonları kapsamında araçların sevkiyat hazırlıklarını organize edecek,Liman sahasına ek olarak aynı gümrüğe bağlı antrepolarında da ek stok kapasitesi sağlayacak,Liman ile OMSAN Antrepo sahaları arasındaki taşımaları yapacak ve sahalardaki araç elleçlemelerini gerçekleştirecek. OMSAN otomotiv lojistiğinde yeni standart Söz konusu stratejik genişleme ile OMSAN, otomotiv lojistiğinde yalnızca bir taşıyıcı değil; uçtan uca çözüm sunan entegre bir iş ortağı olarak konumunu güçlendiriyor. Liman operasyonlarından bayi teslimatına kadar uzanan tüm sürecin tek merkezden yönetilmesi, sektörde hız, kalite ve maliyet optimizasyonu açısından yeni bir standart oluşturuyor. OMSAN Lojistik, OYAK 2030 vizyonu doğrultusunda; entegre, dijital ve sürdürülebilir lojistik çözümleriyle otomotiv sektöründe değer yaratmaya ve küresel ölçekte tercih edilen lojistik oyuncular arasında yerini sağlamlaştırmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa'da Üretilen Yeni Renault Boreal Yollara Çıkıyor Haber

Bursa'da Üretilen Yeni Renault Boreal Yollara Çıkıyor

Renault’nun Türkiye’de üretilen yeni C segmenti SUV modeli Renault Boreal, Türkiye’de satışa sunuluyor. OYAK ve Renault tarafından açıklanan 400 milyon Euro’luk yatırım kararının önemli adımlarından biri olan Boreal hem Türkiye ekonomisine hem de otomotiv sektörüne önemli katkılar sunacak yeni bir dönemin başlangıcını temsil ediyor. MAİS A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Bahaettin Tatoğlu “Renault Boreal, OYAK ve Renault Group iş birliğinin ortaya koyduğu güçlü vizyonu ve Türkiye’nin otomotiv üretimindeki stratejik konumunu net biçimde yansıtan çok değerli bir proje. Boreal’i yalnızca “Türkiye’de üretilen” bir model olarak değil, aynı zamanda “Türkiye için tasarlanan ve Türk kullanıcıların ihtiyaçlarına göre geliştirilen” bir model olarak konumlandırıyoruz. Türkiye’nin en büyük segmenti olan ve hızla büyüyen C-SUV segmentinde; güçlü ve iddialı tasarımı, geniş ve ferah yaşam alanı, ileri teknolojileri ve verimli motor seçenekleriyle Renault Boreal’in segmentinde dengeleri değiştirecek bir model olacağına inanıyoruz. Bu güçlü potansiyeline olan güvenimizle, Renault Boreal’in 2027 yılında Türkiye’nin en çok satan otomobili olmasını hedefliyoruz. Bugün Clio, Megane Sedan ve Duster ile Türkiye'nin en güçlü yerli ürün gamlarından birine sahibiz. Bursa'da üreteceğimiz Renault Boreal’in de bu başarı hikayesine katılmasıyla birlikte dört yerli modelden oluşan ürün gamımızı daha da güçlendirecek, pazardaki liderliğimizi daha da ileriye taşıyacağız. Türkiye’de %40’ın üzerinde yerli katkı oranıyla üretilecek olan Renault Boreal, bu sayede ÖTV muafiyetinden yararlanabilecek. Modelin, uzun süredir bu segmentte yeni bir model bekleyen müşterilerimiz için önemli bir alternatif oluşturacağını düşünüyoruz. Sunduğu yüksek teknoloji, üstün konfor ve geniş yaşam alanıyla Renault Boreal’in, ÖTV muafiyetinden yararlanan kullanıcılar tarafından da yoğun ilgi göreceğine inanıyoruz. Renault Boreal için sunduğumuz 7 yıl veya 160.000 kilometreye kadar garanti kapsamıyla müşterilerimize yalnızca yeni bir otomobil değil, uzun yıllar güvenle kullanabilecekleri kapsamlı bir sahiplik deneyimi de sunuyoruz. OYAK ve Renault Group’unun güçlü ortaklığıyla hayata geçirilen bu projenin, ülkemizin otomotiv sanayisine, ihracatına ve ekonomik gelişimine uzun vadeli katkılar sunacak bir başarı hikayesi olacağına inanıyoruz.” Renault Group Türkiye CEO’su Lionel Jaillet “Boreal’i Türkiye pazarına sunmaktan büyük bir gurur duyuyoruz. Bu model, yıllar süren adanmışlığın, titiz çalışmaların ve sarsılmaz kararlılığın somut bir yansımasını ortaya koyuyor. Elde edilen bu başarı; Renault Group’un uluslararası ekipleri arasındaki güçlü koordinasyonu, yakın iş birliğini ve üstün çabayı gözler önüne seriyor. Boreal, yalnızca yeni bir model olmanın ötesinde, ortak hedeflerimizin ve kolektif uzmanlığımızın güçlü bir ifadesini temsil ediyor. Yoğun rekabetin yaşandığı C-SUV segmentinde Boreal, kendine özgü nitelikleriyle belirgin bir şekilde farklılaşıyor. Geniş ve rafine iç mekânı, iddialı dış tasarımı, ileri teknoloji E-Tech full hybrid motoru ve Google entegreli, bağlantılı OpenR Link multimedya sistemiyle Türk kullanıcılarının beklentilerine eksiksiz bir yanıt veriyor. Ürün özelliklerinin ötesinde Boreal, aynı zamanda stratejik bir dönüm noktasını temsil ediyor. Bursa’daki Oyak Renault kampüsümüzde üretilecek olması hem iç pazardaki talebi destekleyecek hem de ihracat hedeflerimize katkı sağlayarak Türkiye’nin küresel otomotiv ekosistemindeki konumunu daha da güçlendirecek. SUV segmentinde Duster ile yakalanan güçlü ivmenin üzerine inşa edilen Boreal, bu başarıyı C segmentine taşıyarak bir üst seviyeye çıkarıyor. Aynı zamanda Renault Group’un uluslararası stratejik planını tutarlı bir şekilde hayata geçirme ve vizyonunu somut sonuçlara dönüştürme yetkinliğini de açıkça ortaya koyuyor. Değerli ortağımız OYAK ile, yerel yetkinliklerimizi geliştirmeye, ekiplerimizi güçlendirmeye ve Türkiye otomotiv ekosisteminin sürdürülebilir gelişimine katkı sağlamaya kararlılıkla devam ediyoruz.” Türkiye, Renault’nun küresel üretim ağında stratejik rolünü güçlendiriyor Bursa’da üretilen Megane Sedan ve Oyak Renault Otomobil Fabrikaları’nda üretilen Clio ve Duster’ın ardından Renault Boreal’in de yerli üretim portföyüne katılması, Türkiye’nin yüksek katma değerli araç üretimindeki rolünü daha da güçlendirirken, Renault’nun küresel büyüme planındaki stratejik önemini de ortaya koyuyor. Renault, özellikle C ve D segmentlerindeki varlığını güçlendirmeyi hedeflerken, Türkiye bu stratejinin önemli üretim merkezlerinden biri olarak konumlanıyor. Boreal’in üretimiyle birlikte OYAK Renault Bursa Fabrikaları, modelin uluslararası pazarlara ihracatıyla hem iç pazar hem de ihracat operasyonlarındaki rolünü daha da güçlendiriyor. SUV modellerin toplam pazardaki ağırlığının her geçen gün arttığı Türkiye’de Renault Boreal, markanın C segmentindeki iddiasını güçlendiren önemli modellerden biri olarak öne çıkıyor. Renault, Türkiye’deki üretim gücünü uluslararası ölçekte büyüme hedefleriyle birleştirerek Boreal’i global başarı hikâyesinin önemli parçalarından biri olarak konumlandırıyor. Güçlü, zarif ve dikkat çekici SUV tasarımı Renault Boreal heybetli gövde yapısı, keskin omuz çizgileri, güçlü ön tasarımı ve modern ışık imzası modelin güçlü duruşunu ilk bakışta hissettiriyor. 4,56 metre uzunluğu ve 2,70 metre aks mesafesiyle Renault Boreal, C segmenti ortalamalarının üzerine çıkan ve D segmentini çağrıştıran boyutlarıyla dikkat çekiyor. Geniş iç yaşam alanı ve 630 litreye varan bagaj hacmiyle segmentinde fark yaratıyor. Gövde rengi ön ızgara, yeni “Nouvel’R” logosu, ince LED far tasarımı ve Niagara konseptinden ilham alan ışık imzası aracın modern karakterini vurguluyor. Yan profilde dikkat çeken güçlü çamurluk yapısı ve akıcı tavan çizgisi, Boreal’in hem şehir içinde hem uzun yol kullanımında premium algısını güçlendiriyor. 19 inç elmas kesim alaşım jantlar, siyah tavan, elektrikli açılır panoramik cam tavan ise modele üst segment bir nitelik kazandırıyor. Teknoloji ve konfor odaklı yaşam alanı Renault Boreal’in iç mekanı, dijital teknolojiler ve konforu bir araya getiren modern ve ferah bir yaşam alanı sunuyor. Ergonomik tasarım anlayışıyla şekillendirilen kokpit, sürücü odaklı yapısı ve geniş ekran teknolojileriyle dikkat çekiyor. Modelde 10 inç dijital gösterge ekranı ve 10 inç merkezi openR link multimedya ekranı birlikte sunuluyor. Ergonomik yerleşim sayesinde sürücünün dikkati yolda kalırken, bağlantılı teknolojilere erişim kolaylaşıyor. Çok işlevli direksiyon simidi arkasında bulunan vites seçici kulakçıklar iç mekandaki modern atmosferi destekliyor. 48 farklı renk seçeneğine sahip ambiyans aydınlatması, Multi-Sense sürüş modlarına göre otomatik olarak değişebiliyor. İç mekanda kullanılan yumuşak dokulu yüzeyler, lazer işlemeli dekoratif detaylar ve kontrast dikişli koltuklar yüksek kalite algısını güçlendiriyor. Türkiye pazarı için özel olarak sunulan gri tonlu perfore döşeme seçeneği, Boreal’in modern karakterine farklı bir imza katıyor. Elektrikli ön koltuklar, hafızalı ve masaj fonksiyonlu sürücü koltuğu, çift bölgeli otomatik klima, soğutmalı kablosuz şarj ünitesi ve geniş saklama alanları günlük kullanımı daha konforlu hale getiriyor. Arka koltuklarda sunulan havalandırma kanalları, USB-C girişleri, arka kol dayama ve Easy Break arka koltuk katlama sistemi de aile kullanımını destekleyen detaylar arasında yer alıyor. 630 litreye varan bagaj hacmi, arka koltuklar yatırıldığında 1.868 litreye kadar ulaşıyor. Düşük yükleme eşiği ise kullanım kolaylığı sağlıyor. Google entegre bağlantılı sürüş deneyimi Bağlantılı araç teknolojilerinde öncü markalardan biri olan Renault, yeni Boreal modeliyle de gelişmiş dijital ekosistem ve bağlantılı sürüş özelliklerini kullanıcılarla buluşturuyor openR link multimedya sistemi sayesinde kullanıcılar Google Haritalar, Google Asistan ve Google Play uygulamalarına doğrudan erişebiliyor, evlerindeki Google Home entegrasyonuna uygun akıllı cihazlarını yönetebiliyor. Gerçek zamanlı trafik bilgileri, sesli komut sistemi ve kişiselleştirilmiş dijital deneyim, Boreal’i günlük yaşamın doğal bir uzantısına dönüştürüyor. Youtube, Spotify, Prime Video, HBO Max, Waze ve Vivaldi gibi popüler uygulamalar sistem içerisinde kullanılabiliyor. Uzaktan OTA güncelleme altyapısı sayesinde bilgi-eğlence sistemi ve sürüş destek teknolojileri sürekli güncel kalabiliyor. My Renault uygulaması üzerinden kullanıcılar araçlarının kornasını ve ışıklarını uzaktan etkinleştirebiliyor ve araç konumunu görüntüleyebiliyor. Renault Boreal’de ayrıca Jean-Michel Jarre iş birliğiyle geliştirilen Harman Kardon premium ses sistemi de yer alıyor. On hoparlörlü ve 435 Watt gücündeki sistem; Stüdyo, Konser, Kulüp ve Salon dahil olmak üzere farklı ses atmosferleriyle sürükleyici bir deneyim sunuyor. Gelişmiş sürüş destek sistemleri Renault Boreal, aktif güvenlik ve sürüş destek sistemleri konusunda segmentinin en kapsamlı modellerinden biri olarak konumlanıyor. Modelde versiyona ve donanım seviyesine bağlı olarak 25 adede kadar gelişmiş ADAS teknolojisi sunuluyor. Şerit Takip Asistanı, Kör Nokta Uyarı Sistemi, Güvenli Çıkış Asistanı, Arka Çapraz Trafik Uyarısı ve Acil Duruş Asistanı gibi teknolojiler sürüş güvenliğini artırıyor. Seviye 2 otonom sürüş desteği sunan Aktif Sürüş Yardımı sistemi; dur & kalk özellikli adaptif hız sabitleyici ve şerit ortalama fonksiyonunu bir araya getirerek yoğun trafikte sürüşü daha konforlu hale getiriyor. Eller Serbest Park Sistemi ve 360 derece çevre görüş kamerası sayesinde araç paralel veya dikey park manevralarını sürücü müdahalesi olmadan gerçekleştirebiliyor. Full LED far teknolojisi ise gece sürüşlerinde görüş kalitesini artırırken diğer sürücüler için göz kamaşmasını azaltıyor. Verimli motor seçenekleri ve EDC otomatik şanzıman Renault Boreal performans, verimlilik ve sürüş konforunu bir araya getiren full hybrid E-Tech 160 hp, 1.3 turbo TCe EDC 145 hp ve hybrid E-Tech 4x4 150 hp motor seçenekleriyle geliştirildi. Boreal, Türkiye’de lansman döneminde full hybrid E-Tech 160 hp ve turbo TCe EDC 145 hp motor seçenekleriyle satışa sunuluyor. 2026 yılının son çeyreğinde sunulan motor seçeneklerine hybrid E-Tech 4x4 150 hp versiyonu da eklenecek ve müşteri beklentileriyle buluşacak. 1.3 turbo TCe EDC 145 hp benzinli motor ve 6 ileri ıslak çift kavramalı (EDC) motor seçeneği ise performans ve sürüş konforunu dengeli bir şekilde bir araya getiriyor. Bu versiyon, WLTP normlarına göre 149 g/km karma CO₂ emisyon değeri ve 6,6 L/100 km karma yakıt tüketimi değerlerine sahip. Renault Boreal full hybrid E-Tech 160 hp versiyonu ise özellikle verimlilik odaklı bir sürüş deneyimi sunuyor. Sisteminin kalbinde, Türkiye’de Oyak Horse tarafından Bursa’da üretilen ve dünyaya ihraç edilen HR18 kodlu hibrit motoru yer alıyor. Şehir içinde yüzde 80’e kadar elektrikli sürüş gerçekleştirebilen sistem, 110 km/s hıza kadar elektrikli sürüş imkanı sağlayabiliyor. Çok modlu otomatik şanzımanla sunulan model, WLTP normlarına göre 108 g/km karma CO₂ emisyon değeri ve 4,8 L/100 km karma yakıt tüketimiyle dikkat çekiyor. Multi-Sense sürüş sistemi; Eco, Comfort, Sport ve Perso modlarının yanında yeni Smart Mod seçeneğiyle geliyor. Sistem; direksiyon sertliği, motor tepkisi, ambiyans aydınlatması ve ses atmosferini sürüş koşullarına göre otomatik olarak adapte edebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.