Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Öz Güven

Kapsül Haber Ajansı - Öz Güven haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Öz Güven haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

L'Oréal Türkiye, 50+ Tekno Kadın Guru Programı” ile Toplumsal Dönüşüme Katkısını Sürdürüyor Haber

L'Oréal Türkiye, 50+ Tekno Kadın Guru Programı” ile Toplumsal Dönüşüme Katkısını Sürdürüyor

L’Oréal Türkiye çalışanları, gönüllülük esasına dayanan katkıları ve dijital konulardaki uzmanlıklarıyla katılımcılara rehberlik ediyor. Programın ikinci yılında, yapay zekâ başta olmak üzere güncel dijital ve sosyal beceriler kazandırmayı amaçlayan 25 farklı başlıkta kapsamlı eğitimler düzenlendi. Bu yıl programa 5.000’in üzerinde 50 yaş üstü kadın katıldı. Tekno-güzellik devi L’Oréal Türkiye, 50 yaş ve üzeri kadınların gerçek potansiyellerine ulaşmalarını, istihdamın aktif bir parçası olmalarını ve nesiller arası sinerjiyle güçlenmelerini desteklemek amacıyla hayata geçirdiği “L'Oréal Türkiye 50+ Tekno Kadın Guru Programı”nın ikinci dönem mezunlarını açıkladı. Güzelliği yalnızca inovatif ürün ve servisleri ile değil, bireyleri özgüvenlerini ve potansiyellerini açığa çıkaran bir güç olarak tanımlayan; sürdürülebilir ve kapsayıcı dijital deneyimleri herkes için erişilebilir kılmayı ilke edinen şirket, SistersLab - Bilim ve Teknolojide Kadın Derneği iş birliğiyle hayata geçirdiği bu program kapsamında 2026 mezunlarını çevrimiçi bir törende mezuniyet sertifikalarıyla buluşturdu. Program, SistersLab'in bu yaş grubuna yönelik bugüne kadar hayata geçirdiği en kapsamlı girişim olma özelliğini de taşıyor. İlk yılında hedefini %250 aşarak 3.000’den fazla kadına ulaşan program, 12 ücretsiz çevrimiçi eğitim modülü ve L'Oréal Türkiye çalışanlarının eğitimci olarak sunduğu katkıyla toplumsal etkisini güçlü biçimde ortaya koymuştu. L'Oréal Türkiye 50+ Tekno Kadın Guru Programı, bu yıl ise 5.000’in üzerinde toplam katılıma ulaştı. Bu yılki başvuruların %86’sını programa ilk kez katılan kadınlar oluşturdu. Programa en yoğun katılım sağlayan 3 il ise İstanbul, İzmir ve Ankara oldu. Programa en çok üniversite mezunu kadınlar ilgi gösterirken yurt dışından sırasıyla Almanya, Hollanda ve ABD’den katılım gösterildi. Çevrimiçi düzenlenen mezuniyet töreninde kadınların yoğun ilgisiyle karşılaşan L’Oréal Kurumsal İletişim ve Etkileşim Direktörü & Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu “L’Oréal Türkiye olarak, teknoloji ve dijital dönüşümün ancak kapsayıcı olduğunda gerçek anlamda değer yarattığına inanıyoruz. ‘Önce İnsan’ yaklaşımımızla, 50 yaş ve üzeri kadınları dönüşümün gerisinde kalan bireyler olarak değil; bilgi, deneyim ve yaşam birikimleriyle bu dönüşümün aktif bir parçası olan güçlü aktörler olarak görüyoruz. L’Oréal Türkiye 50+ Tekno Kadın Guru Programı’nı da bu anlayışla hayata geçirdik. Programımızla kadınların gerçek potansiyellerini görünür kılmayı, dijital ve sosyal becerilerini güçlendirmeyi, istihdamda daha aktif rol almalarını desteklemeyi ve kuşaklar arası etkileşimi artırmayı amaçlıyoruz. İkinci yılında %70’e varan erişim artışıyla bir ihtiyaca karşılık verdiğimizi ve doğru yolda ilerlediğimizi güçlü biçimde ortaya koyuyor. Katılımcılarımızdan aldığımız geri bildirimlerle içeriğimizi sürekli geliştirirken, tersine mentörlük yaklaşımımızla kuşaklar arası bilgi birikimi paylaşımını daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bizim için bu program, yalnızca bugüne dokunan bir eğitim süreci değil; kadınların geleceğe daha güçlü, daha görünür ve daha özgüvenli adımlarla ilerlemelerine eşlik eden uzun soluklu bir yolculuk.” şeklinde belirtti. 40.yıla özel tersine mentörlük sistemi ve zenginleşen eğitim içerikleri ile yaş alan kadınlarla birlikte güçleniyor L’Oréal Türkiye, 40. yılında 50 yaş ve üzeri kadınları dijital dünyanın “öğrencileri” değil, aktif oyuncuları olarak konumlandırıyor. Programın ikinci yılında, şirketin 40. yılına özel olarak hayata geçirilen tersine mentörlük sistemi kapsamında katılımcılar; özellikle dijital alanda güçlü bilgi birikimine sahip genç kadın çalışanlar ve Türkiye’nin farklı şehirlerinde eğitimlerini sürdüren üniversite öğrencileriyle bir araya geliyor. 18–35 yaş aralığındaki; ilgi alanları, yetkinlikler ve beklentiler doğrultusunda gerçekleştirilecek, eşleşmeler ise belirlenen kriterlere göre oluşturulacak. 6 ay sürecek mentörlük sürecinde, ayda bir kez çevrim içi görüşmeler gerçekleştirilerek genç ve 50 yaş üzeri kadınlar birbirleriyle deneyimlerini paylaşacak. Bu modelle; genç kadınların güncel dijital bilgi ve pratik deneyimleri, 50 yaş ve üzeri kadınların derin yaşam ve iş birikimiyle buluşturularak nesiller arası güçlü bir bilgi köprüsü inşa edilmesi ve bilgiye erişimde fırsat eşitliğinin pekiştirilmesi hedefleniyor. Bu yıl, programın ilk döneminden elde edilen deneyimler ve katılımcı geri bildirimleri doğrultusunda içerik yapısı daha da güçlendirildi. İlk yılda oluşturulan eğitim çerçevesi zenginleştirilirken, 25 modüllük programın içeriği derinleştirilerek yapay zekâ, dijital üretim, gelir modelleri, dijital marka yaratma, finansal okuryazarlık ve dijital ortamda güvenli ve bilinçli var olma gibi alanlarda daha kapsamlı hale getirildi. Program, aynı zamanda 50 yaş ve üzeri kadınları öz güven, öz saygı ve zihinsel iyi oluş perspektifiyle destekleyen bütüncül bir yaklaşım benimsedi. Böylece katılımcıların dijital dünyaya yalnızca adım atmaları değil, bu alanda aktif biçimde üretmeleri, görünür olmaları ve sürdürülebilir fırsatlara hazır hale gelmeleri de desteklendi. Programdaki L’Oréal eğitimci sayısı bu yıl 4 katına çıktı. Eğitim içerikleri ayrıca dijital platformda da yayına alınarak daha geniş ve sürdürülebilir bir erişim modeli desteklenecek. Program kapsamında oluşturulacak Mezunlar Ağı sayesinde ise katılımcılar eğitim sonrasında da etkileşimde kalmaya, deneyim paylaşmaya ve birbirlerini desteklemeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ebeveynler Akran Zorbalığına Karşı Bu Belirtileri Atlamamalı! Haber

Ebeveynler Akran Zorbalığına Karşı Bu Belirtileri Atlamamalı!

Fiziksel Belirtiler İlk Sinyali Verebiliyor Vücutta açıklanamayan morluklar, eşyaların hasar görmesi, okul çantasının sık sık kaybolması gibi fiziksel işaretler zorbalığın erken belirtileri arasında yer alıyor. Çocuğun okula gitmek istememesi, karın ve baş ağrısı gibi sık tekrarlayan yakınmalar da ebeveynlerin dikkat etmesi gereken önemli göstergelerden biri olarak öne çıkıyor. Dursun, “Çocuklar çoğu zaman yaşadıkları zorbalığı söylemekten çekinir. Bu nedenle fiziksel değişiklikler ebeveynler için en görünür sinyallerden biridir,” diyor. Duygusal Değişiklikler Sessiz Bir Alarm Niteliğinde İçe kapanma, sessizleşme, daha önce keyif aldığı aktivitelerden uzaklaşma, okul saatleri yaklaşırken artan kaygı, ani öfke patlamaları ve sık ağlama nöbetleri zorbalığın duygusal etkilerini gözler önüne seriyor. Dursun, “Öz güvende hızlı düşüş ve kendini suçlama eğilimi, çocukların içsel dünyasında ciddi bir zorlanmanın habercisi olabilir,” diyerek ebeveynleri uyarıyor. Davranışsal Değişiklikler Gözden Kaçırılmamalı Devamsızlıkların artması, ders notlarında düşüş, sosyal ortamlardan uzaklaşma, arkadaş ilişkilerinin zayıflaması ve yalnız vakit geçirme isteği davranışsal düzeyde görülen etkiler arasında bulunuyor. Sosyal medya hesaplarını kapatma, çevrim içi olmaktan kaçınma ve mesajları silme gibi dijital davranış değişiklikleri de zorbalığın önemli göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor. Sosyal İzolasyon Ciddiye Alınmalı Arkadaş grubunun tamamen değişmesi veya ortadan kalkması, sosyal etkinliklere davet edilmemek, okuldan mutsuz dönmek ya da yalnızlık hissinin artması zorbalığın sosyal boyutunu ortaya çıkarıyor. Dursun, bu durumun uzun vadede hem öz güven hem de sosyal beceriler üzerinde kalıcı hasarlar bırakabileceğini belirtiyor. Zorbalığın Uzun Vadeli Etkileri Derinleşebiliyor Araştırmalar, akran zorbalığına maruz kalan çocuklarda kaygı bozukluğu riskinin yaklaşık üç kat, depresyon riskinin ise iki ila dört kat daha yüksek olduğunu gösteriyor. Sürekli eleştirilme, aşağılanma ve dışlanma, çocukta “değersizlik” algısını pekiştirerek bu etkilerin ergenlikten yetişkinliğe kadar devam etmesine neden olabiliyor. Dursun, bu durumun gelecekte akademik başarıyı, sosyal ilişkileri ve mesleki performansı olumsuz etkileyebileceğini, hatta travma belirtilerine yol açabileceğini vurguluyor. Dijital Zorbalık Evde Bile Bitmeyen Bir Tehdit Artan ekran süresi ve sosyal medya kullanımıyla birlikte dijital zorbalık da çocuklar için daha görünmez ve daha sürekli bir hale geliyor. Yüz yüze zorbalık belirli ortamlarda yaşanırken, dijital zorbalık 7/24 devam edebiliyor. Bu durum çocuğun güvenli alanı olan evde dahi kendini tehdit altında hissetmesine neden oluyor. Ebeveynlerin İlk Tepkisi Sürecin Yönetimini Belirliyor Zorbalığa maruz kalan çocukların çoğu zaman utanma, suçluluk ve korku nedeniyle yaşadıklarını anlatmaktan çekinebildiğini belirten Dursun, ebeveynlerin yargılamadan dinlemesi gerektiğinin altını çiziyor ve “Empatik yaklaşım, sakin kalmak, somut sorular sormak çocuğun kendini ifade etmesini kolaylaştırır,” diye ekliyor. Ebeveynlerin çocuğu suçlayan ya da küçümseyen ifadelerden kesinlikle kaçınması gerektiğini belirtiyor. Aile–Okul İş Birliği Zorbalığın Etkisini Azaltıyor Zorbalıkla mücadelede en etkili adımlardan biri aile ile okul arasında kurulacak iş birliği. Çocuğun okulda kendini güvende hissedebileceği yetişkinlerin belirlenmesi ve öğretmenlerle sürecin birlikte yönetilmesi, zorbalığın etkilerini önemli ölçüde azaltabiliyor. Sosyal beceri geliştirici etkinlikler ise çocuğun öz güvenini yeniden güçlendirmesine yardımcı oluyor. Sosyal Medyada Zorbalığı Önlemek İçin Üçlü Destek Gerekli Ailelerin çocukların gizlilik ayarlarını düzenli olarak kontrol etmesi, takip listelerini gözden geçirmesi ve ekran süresini dengelemesi dijital güvenlik açısından kritik önem taşıyor. Okullarda verilen dijital farkındalık eğitimleri çocukları bilinçlendirirken, çocukların da güvenli paylaşım alışkanlıkları edinmesi zorbalığın yayılmasını engelleyebiliyor. Zorbalığa tanık olan çocukların bir yetişkine haber vermeyi öğrenmesi ise akran destek mekanizmasını güçlendiriyor. Zorbalığın erken fark edilmesi çocukların duygusal iyilik halini korumada büyük önem taşıyor. Çakmak Erdem Hastanesi’nde görev yapan Klinik Psikolog Tuğçe R. Tuncel Dursun, ailelerin küçük sinyalleri göz ardı etmemesinin ve gerektiğinde profesyonel destek almasının uzun vadeli etkileri azaltabileceğini belirtiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.