Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Özel Sektör

Kapsül Haber Ajansı - Özel Sektör haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özel Sektör haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

PLASFED Başkanı Karadeniz: “Türkiye, Avrupa Sanayi Zincirinde  Stratejik Konumunu Güçlendirdi” Haber

PLASFED Başkanı Karadeniz: “Türkiye, Avrupa Sanayi Zincirinde  Stratejik Konumunu Güçlendirdi”

PLASFED Başkanı Ömer Karadeniz, bu gelişmenin özellikle ihracat odaklı sektörler için yeni fırsatlar yaratacağını ve Türkiye–Avrupa sanayi entegrasyonunu daha da güçlendireceğini belirtti. Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, Avrupa Birliği’nin yeni sanayi politikaları kapsamında şekillenen “Made in Europe” yaklaşımında Türkiye’nin Avrupa değer zincirinin bir parçası olarak değerlendirilmesini Türk sanayisi açısından tarihi ve stratejik bir gelişme olarak değerlendirdi. Karadeniz, Türkiye’nin AB–Türkiye Gümrük Birliği çerçevesinde Avrupa üretim ve tedarik zincirlerinde önemli bir aktör olarak kabul edilmesinin, Türk sanayisinin küresel rekabet gücünü artıracak bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Türkiye’nin Avrupa değer zincirlerinin doğal bir parçası olarak görülmesinin, sanayimizin üretim gücünü ve güvenilir tedarikçi kimliğini bir kez daha ortaya koyduğunu vurgulayan Karadeniz, “Özellikle otomotivden beyaz eşyaya, plastikten inşaata kadar birçok sektörde Türkiye’de üretilen parçalar ve ürünler, Avrupa üretim zincirinin güvenilir bir parçası olarak kabul ediliyor. Bu durum, Türk firmalarının Avrupa projelerine doğrudan katılmasını ve ihracat hacimlerini artırmasını sağlayarak sanayimiz için stratejik bir avantaj yaratıyor” dedi. “Plastik sektörü Avrupa sanayisi için önemli bir partner” Plastik sektörünün otomotivden ambalaja, beyaz eşyadan inşaata kadar 45’i aşkın sektörün temel girdisini sağlayan stratejik bir üretim alanı olduğunu vurgulayan Karadeniz, Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ve esnek tedarik kabiliyeti sayesinde Avrupa sanayisi için önemli bir partner konumunda bulunduğunu ifade etti. Türkiye’de yaklaşık 14 bin üretici firmanın faaliyet gösterdiğini, sektörün 300 bini aşkın kişiye doğrudan, toplamda 1 milyondan fazla kişiye ise dolaylı istihdam sağladığını söyleyen Karadeniz, 10 milyar doları aşan ihracat hacmiyle ekonomiye önemli katkı sunduğunu belirtti. Plastik sektörünün çatı kuruluşu PLASFED Başkanı, Avrupa ile sanayi entegrasyonunun güçlenmesinin sektörün büyümesini hızlandıracağını belirtti. “Kamu ve özel sektör iş birliği, sürece katkı sağladı” Bu sürecin oluşmasında kamu kurumları, iş dünyası ve sektör temsilcilerinin yürüttüğü çalışmaların önemli rol oynadığını kaydeden Karadeniz, şu değerlendirmede bulundu: “Bu süreçte başta Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat, Ticaret Bakanlığı bürokratları, iş dünyası kuruluşları ve sektör temsilcileri önemli katkılar sundu. Türk sanayisinin Avrupa değer zincirlerindeki konumunun güçlendirilmesine destek veren tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyoruz.” “Sürdürülebilir üretim ve rekabet gücü güçlenecek” Karadeniz, Avrupa ile sanayi entegrasyonunun güçlenmesinin aynı zamanda yeşil dönüşüm, sürdürülebilir üretim ve teknoloji yatırımları açısından da önemli fırsatlar yaratacağını belirtti. PLASFED olarak Türk plastik sanayisinin uluslararası rekabet gücünü artıracak, Avrupa pazarındaki entegrasyonunu derinleştirecek ve sürdürülebilir üretim dönüşümünü hızlandıracak her türlü çalışmayı desteklemeye devam edeceklerini ifade eden Karadeniz, Türkiye’nin Avrupa üretim ekosistemindeki rolünün önümüzdeki dönemde daha da güçleneceğini sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kamu Teknoloji Platformu 2026'yı "Kamusal Zekâ Yılı" İlan Etti Haber

Kamu Teknoloji Platformu 2026'yı "Kamusal Zekâ Yılı" İlan Etti

Platform, bu kararla birlikte teknolojinin yönünün piyasa dinamiklerinden ziyade kamu yararı ve toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda belirlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Kamu Teknoloji Platformu; yapay zekâ, veri, yazılım, dijitalleşme ve yeni teknolojilerin kamusal alandaki etkilerini izleyen, bu alanlarda politika önerileri geliştiren ve kamu yararını merkeze alan bir sivil toplum platformu olarak faaliyet gösteriyor. Platform, teknolojinin denetimsiz biçimde güç yoğunlaştırmasına karşı; şeffaflık, hesap verebilirlik, etik ilke ve toplumsal adalet temelinde kamusal bir teknoloji anlayışını savunuyor. KTP, yerel yönetimler, akademi, sivil toplum, özel sektör ve yurttaşlar arasında teknoloji odaklı ortak akıl mekanizmaları kurmayı hedefliyor. Şeffaf ve denetlenebilir yapay zeka vurgusu Kamu Teknoloji Platfor mu'na göre "kamusal zekâ"; yapay zekâ ve dijital teknolojilerin yalnızca hız ve verimlilik aracı olarak değil; insan onuru, toplumsal adalet ve kamu yararı temelinde ele alınması anlamına geliyor. Kamusal zekâ yaklaşımı, algoritmaların değil kamunun aklının; piyasanın değil toplumun ihtiyaçlarının merkeze alındığı bir teknoloji anlayışını ifade ediyor. Günümüzde yapay zekâdan otomasyona, dijital platformlardan afet teknolojilerine kadar pek çok alanda karar alma süreçleri algoritmalar üzerinden ilerliyor. Bu süreçlerin büyük bölümü ise şeffaflıktan uzak, denetimsiz ve kamusal sorumluluk mekanizmalarından kopuk biçimde şekilleniyor. Kamu Teknoloji Platformu, Kamusal Zekâ Yılı ilanıyla bu gidişata dikkat çekmeyi ve teknolojinin yönünü toplum lehine yeniden tartışmaya açmayı amaçlıyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Kamu Teknoloji Platformu Başkanı Çağrı Işıklıoğlu, kamusal zekâ kav ramının yalnızca teknolojik bir tercih değil, demokratik bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Işıklıoğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Bugün yapay zekâ konuşuluyor ama kamusal akıl konuşulmuyor. Teknoloji hızlanıyor, sistemler otomatikleşiyor; ancak toplum aynı hızda korunmuyor. Biz kamusal zekâ derken, teknolojinin denetimsiz bir güç alanına dönüşmesine itiraz ediyoruz. Teknoloji; birkaç şirketin, kapalı algoritmaların ya da piyasa çıkarlarının değil, kamunun ortak aklıyla yön verilen bir toplumsal kapasite olmalıdır. 2026'yı Kamusal Zekâ Yılı ilan etmemizin nedeni, teknolojinin geleceğini yeniden kamunun söz hakkıyla kurma iradesidir." Yeni yılda kapsayıcı hedefler Kamusal Zekâ Yılı kapsamında Kamu Teknoloji Platformu, 2026 yılının ilk altı ayında dijital şiddetle mücadeleden afet teknolojilerine, kadın liderliğinden istihdam politikalarına kadar uzanan geniş bir çer evede çalışmalar yürütecek. Dijital şiddetin hukuki, toplumsal ve teknolojik boyutları kamusal tartışma zeminlerine taşınacak; kadınların teknoloji ve karar alma süreçlerindeki görünürlüğünü güçlendiren uluslararası buluşmalar düzenlenecek. Aynı dönemde, yapay zekâ ve otomasyonun istihdam üzerindeki etkilerine kamusal bir çerçeve kazandırmayı amaçlayan Metal Yaka İstihdam Ofisi hayata geçirilecek ve afet süreçlerinde teknolojinin kamusal akılla kullanımına odaklanan kapsamlı zirveler gerçekleştirilecek. Kamu Teknoloji Platformu, Kamusal Zekâ Yılı'nı teknolojinin geleceğini toplumla birlikte yönetme çağrısı olarak tanımlıyor. Platform, 2026 boyunca kamusal zekâyı büyüten, teknolojiyi toplum lehine yeniden konumlandıran ve kamunun sözünü güçlendiren çalışmalarını sürdürmeyi hedefliyor. KTP'nin 2026 Yılı Kamusal Zekâ Yılı Çalışma Takvimi Dijital Şiddetle Mücade le PaneliDijital şiddetin hukuki, toplumsal ve teknolojik boyutlarının ele alınacağı bu panelde, kamusal çözüm önerileri ve politika başlıkları tartışılacak. Metal Yaka İstihdam OfisiYapay zekâ ve otomasyonun istihdam üzerindeki etkilerine kamusal bir çerçeve kazandırmak amacıyla Metal Yaka İstihdam Ofisi hayata geçirilecek. 2. Uluslararası Kadın Liderler ZirvesiKadınların liderlik ve karar alma süreçlerindeki görünürlüğünü artırmayı hedefleyen zirve, ulusal ve uluslararası katılımla 2. kez gerçekleştirilecek. Afetlerle Teknolojik Mücadele ZirvesiAfet süreçlerinde teknolojinin kamu yararı ve kamusal akıl temelinde kullanımının ele alınacağı bu zirve, çok paydaşlı bir tartışma zemini sunacak.

Albaraka Türk ve ITFC’den 20 Milyon Euro'luk Anlaşma Haber

Albaraka Türk ve ITFC’den 20 Milyon Euro'luk Anlaşma

Türkiye'de katılım bankacılığının öncüsü Albaraka Türk, Türkiye ekonomisinin uzun vadeli kalkınmasında finansal kapsayıcılığın, reel sektörün ve sürdürülebilir ticaretin kritik rolünün güçlenmesine katkı sağlamaya devam ediyor. Katılım finans ekosisteminin öncüsü olarak, Türkiye’nin ihracat kapasitesinin geliştirilmesi yönünde etkisi yüksek iş birliklerini stratejik bir öncelik olarak gören Albaraka Türk ve İslam Kalkınma Bankası (IsDB) Grubu'nun bir üyesi olan Uluslararası İslami Ticaret Finans Kurumu (ITFC), 20 milyon Euro’luk Murabaha anlaşması imzaladı. Bu anlaşma, Türkiye'deki özel sektör müşterileri, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ'ler) için katılım bankacılığına uygun ticaret finansmanı çözümlerine erişimi genişleterek temel mal ve emtiaların ithalat ihtiyaçlarını ve ihracat öncesi işlemlerini desteklemekte ve ITFC'nin Türkiye'de kapsayıcı ve sürdürülebilir özel sektör büyümesine olan bağlılığını güçlendirmektedir. Anlaşma ile ilgili açıklamalarda bulunan ITFC Ticari Finansman Genel Müdürü Abdihamid Abu, “Albaraka Türk ile sağladığımız stratejik ortaklık, Türkiye'nin KOBİ'lerin gelişimi ve ihracatın büyümesi konusundaki öncelikleri ile ITFC'nin katılım bankacılığı ekosistemine uygun ticaret finansmanını genişletme ve işletmelerin rekabet etmesini ve istihdam yaratmasını sağlama misyonuyla uyumludur” dedi. Albaraka Türk Katılım Bankası'nın Hazine ve Uluslararası Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Serhan Yıldırım ise şu yorumda bulundu: “Bu Murabaha finansman anlaşmasıyla ITFC ile uzun süredir devam eden ortaklığımızı güçlendirmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bu imkân katılım bankacılığına uygun ticaret finansmanı çözümlerine daha fazla erişim sağlayarak, özellikle KOBİ'ler olmak üzere müşterilerimize daha iyi hizmet vermemizi sağlayacaktır. Ayrıca bu imkân, tarafların önümüzdeki dönemde mutabık kalabileceği ilave finansman işlemlerine yönelik daha kapsamlı bir iş birliği sürecinin ilk adımını teşkil etmektedir. Türkiye'nin özel sektörünü desteklemek ve ticareti geliştirmek, “Öncü Bankacılık” misyonumuzun temelini oluşturmakta ve bu iş birliği, sürdürülebilir büyüme ve ekonomik kalkınma konusundaki ortak vizyonumuzu yansıtmaktadır.”

Siber Güvenliğin Geleceğine Yatırım Haber

Siber Güvenliğin Geleceğine Yatırım

SAÜ ve Barikat Siber Güvenlik iş birliğiyle geliştirilen “Siber Kariyer Programı”, 17 Aralık’ta Sakarya Üniversitesi Turgut Özal Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen lansman etkinliğiyle tanıtıldı. Üniversite ile sektör iş birliğinin güçlü bir örneği olarak hayata geçirilen program, mevcut yapısıyla alanının ilk ve tek uygulamalı eğitim modeli olma özelliği taşıyor. Siber Güvenlikte İnsan Kaynağı Stratejik Öneme Sahip Siber güvenlik alanında nitelikli insan kaynağı ihtiyacı yalnızca küresel ölçekte değil, Türkiye için de kritik bir seviyeye ulaşmış durumda. Ulusal güvenlik ve ekonomik sürdürülebilirliğin temel unsurlarından biri olan siber güvenlik alanında yetişmiş uzman açığı, ülkelerin dijital dayanıklılığını doğrudan etkileyen stratejik bir konu haline geliyor. 2024 ISC2 Siber Güvenlik İş Gücü Araştırması verilerine göre, ideal siber güvenlik ekosistemine ulaşmak için 4,8 milyon yeni uzman istihdamına ihtiyaç duyulacağı tahmin ediliyor. Bu çerçevede, üniversite öğrencilerinin eğitim hayatları devam ederken siber güvenlik alanında uygulamalı bilgi ve deneyim kazanmaları hem sektörün ihtiyaçlarına yanıt verilmesi hem de Türkiye’nin dijital geleceğinin güçlendirilmesi açısından büyük önem taşıyor. Uygulamalı Eğitim Modeli Barikat ve SAÜ iş birliği ile Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi bünyesinde yürütülecek Siber Kariyer Programı, Bahar 2026 döneminde başlayacak. Özel kriterlere göre seçilecek öğrenciler, 14 hafta boyunca uygulamalı siber güvenlik eğitimi alacak. Bu yönüyle yalnızca teorik bilgi aktaran bir yapı olmanın ötesine geçerek, öğrencileri mezuniyet öncesinde doğrudan iş dünyasına hazırlamayı hedefleyen program kapsamında teknik eğitimlerin yanı sıra mentorluk, sektör projeleri ve laboratuvar çalışmaları yer alacak. Eğitimi başarıyla tamamlayan öğrenciler, sertifika ve staj imkânı elde edecek. “Geleceğin Siber Güvenlik Uzmanlarını Yetiştirmeyi Amaçlıyoruz” Lansmanın açılış konuşmasını yaparak üreten bir üniversite olmak için mutlaka özel sektörle iş birliği yapılması gerektiğinin altını çizen SAÜ Rektörü Prof. Dr. Hamza Al, “Bizim için esas başarı, öğrencinin sadece not alması değil; bir sorunu projeyle ele alıp çözmesi, ürettiği bilginin hayata ve sektöre dokunmasıdır. Bu değerli programı öğrencilerimizle buluşturan ve süreci birlikte yürüten Barikat Siber Güvenlik kurumuna teşekkür ediyor, bu yolculuğu seçen öğrencilerimizi özellikle takdir ediyorum” dedi. Programın uygulamalı yapısıyla öğrencilerin teknik yetkinliklerinin güçlendirileceğini vurgulayan Sakarya Üniversitesi Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Numan Çelebi, “Siber güvenlik artık yalnızca teknik bir uzmanlık alanı değil, kamu ve özel sektör için stratejik bir zorunluluktur. Fakültemiz ile Barikat Siber Güvenlik iş birliğinde hayata geçirilen bu program sayesinde öğrencilerimiz, teorinin ötesine geçerek gerçek siber tehditleri sahadan uzmanlarla öğrenme imkânı bulacaktır. Bu iş birliği, üniversite-sektör ortaklığının somut ve güçlü bir örneğidir” ifadelerini kullandı. Barikat Siber Güvenlik CEO’su Ramazan Çelik ise konuşmasında, siber güvenliğin yalnızca kurumlar için değil, ülkeler için de milli bir mesele olduğuna dikkat çekerek, nitelikli insan kaynağının bu alandaki en kritik ihtiyaç olduğunu belirtti. “Bu program ülkemizin siber güvenlik geleceğine yönelik ortak bir sorumluluğun somut ifadesidir” diyen Ramazan Çelik, “Siber güvenlik, önümüzdeki 10 yıl içinde en büyük küresel riskler arasında yer alan ulusal bir güvenlik meselesidir ve bu alandaki en kritik unsur teknolojiden önce yetkin insan kaynağıdır. Üniversitemizle birlikte başlattığımız bu programla, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu nitelikli siber güvenlik uzmanlarını yetiştirmeyi hedefliyoruz” dedi. Programın akademik çerçevesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan SAÜ Siber Güvenlik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Özçelik, bu iş birliğinin öğrencilere hem akademik hem de sektörel anlamda güçlü bir perspektif kazandıracağını ifade ederek; “Siber güvenlik aslında dijitalleşen dünyanın içerisinde siber uzayın sürekli büyüdüğü ve risklerin sürekli arttığı bir alan ve ölmeyecek bir alan. Dolayısıyla geçmişte edinilen bir bilgiye dayanarak süreci yönetmek tek başına yeterli olmayacaktır. Bu programın içerisinde birikim yer alacak. Dolayısıyla teorinin ötesinde ciddi anlamda pratiğin de aktarıldığı, gerçek problemlerin de aktarıldığı bir eğitim olacak. Dolayısıyla teorinin ötesinde ciddi anlamda pratiğin de aktarıldığı, gerçek problemlerin de aktarıldığı bir eğitim olacak. Bu programa katılan arkadaşlar için çok büyük bir katma değer” diyerek eğitimin önemini vurguladı. Lansman etkinliği; Barikat Siber Kariyer Programı Eğitmeni Uğur Köroğlu ve Barikat Siber Güvenlik Teknik Operasyonlar Direktörü Bahadır Gökhan Sarıkoz’un sunumlarıyla devam etti. Program, öğrencilerden gelen soruların yanıtlandığı soru cevap oturumunun ardından sona erdi.

Sürdürülebilir Gelecek Platformu, COP31 Yolculuğunu Başlattı Haber

Sürdürülebilir Gelecek Platformu, COP31 Yolculuğunu Başlattı

Sürdürülebilir Gelecek Platformu, Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde, iklim değişikliğiyle mücadelede özel sektörün rolünü güçlendirmek ve ortak bir bakış açısı oluşturmak amacıyla COP31 Yolculuğunu başlattı. Platform, COP29’un Azerbaycan’ın Bakü kentinde gerçekleşen sürecinde edindiği deneyimleri Türkiye’ye taşıyarak, COP31’e giden yolda stratejik bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. İyi Gelecek partnerliği ve Effect Burson iletişim partnerliği ile düzenlenen toplantıda; COP’un ne olduğu, COP süreçlerinde özel sektörün konumu, iklim krizi karşısında markaların sorumlulukları, iklim iletişimi ve Türkiye’nin bu alandaki stratejik yaklaşımı ele alındı. Kapalı oturum formatında gerçekleşen buluşmaya, farklı sektörlerden özel sektör marka temsilcileri katıldı. Toplantının konuşmacıları arasında; Sürdürülebilir Gelecek Platformu Kurucusu, Agro TV Azerbaycan ve Türkiye CEO’su Doğan Başaran, İyi Gelecek Sürdürülebilirlik Kurucusu Aslı Pasinli, Effect Burson CEO’su Gonca Karakaş, Sürdürülebilir Gelecek Platformu Danışmanı Havva Olçum, Next Akademi Kurucusu Levent Erden ve Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Kurnaz yer aldı. Buluşmada; iklim krizinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik, toplumsal ve yönetişim boyutlarıyla ele alınması gerektiği vurgulandı. Özel sektörün COP süreçlerinde yalnızca izleyici değil, aktif ve sorumlu bir paydaş olarak konumlanmasının önemi öne çıktı. Markaların sürdürülebilirlik stratejilerini somut hedefler, ölçülebilir etki ve şeffaf iletişim çerçevesinde ele almasının, COP31 sürecinde kritik bir rol oynayacağına dikkat çekildi. İklim iletişimi başlığında ise; kamuoyu nezdinde güven inşa eden, veriye dayalı, sade ve tutarlı bir dilin önemi vurgulandı. Türkiye’nin COP31 ev sahipliğinin, ülkenin iklim politikaları, özel sektör dönüşümü ve uluslararası görünürlüğü açısından stratejik bir fırsat sunduğu ifade edildi. Sürdürülebilir Gelecek Platformu’nun COP31 Yolculuğu, COP31’e kadar olan süreçte farklı buluşmalar, içerikler ve paydaş katılımlarıyla devam edecek; özel sektörün iklim gündemindeki rolünü güçlendirmeyi ve ortak bir vizyon oluşturmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Telekomünikasyon Sektöründe Yenilikçi Adımlar Atılıyor Haber

Telekomünikasyon Sektöründe Yenilikçi Adımlar Atılıyor

Genel Kurul, sektörün mevcut durumu ve geleceğine dair önemli tartışmaların ardından tamamlandı. Başkanlığa seçilen Halil Nadir TEBERCİ, derneğin sektörün gelişimi ve Türkiye ekonomisinin altyapısının güçlenmesi konusundaki kararlılığını bir kez daha vurguladı. TEBERCİ, “Serbestleşme ve rekabetin sağlanmadığı bir ortamda, yurttaşlarımıza en iyi hizmeti sunmak mümkün değildir. Bu yeni dönemde, kamu ve özel sektör iş birliklerini artırarak, teknoloji ve dijital dönüşüm konularında yenilikçi projelere odaklanacağız” dedi. Yeni Yönetim Kurulu şu isimlerden oluşuyor: Yönetim Kurulu Üyeleri: Halil Nadir TEBERCİ (Başkan) – TTM TELEKOM Mehmet Fahri CAN (Başkan Vekili) - İŞNET Ceren OKUTAN (Sayman) – VOIP TELEKOM Okan METİNER- TURKNET Mehmet Ali AKARCA – KOÇSİSTEM Yedek Yönetim Kurulu Üyeleri: Uğur EREN- VİVANET Onur ZORLU – ATLANTİS TELEKOM Ezgi AYATA- MILLENICOM İsmail ÖZEREN – RADORE Bülent ŞEN – DE-CIX Denetleme Kurulu Üyeleri: Sevil ÇİLOĞLU (Denetleme Kurulu Başkanı) – ESER TELEKOM Murat Raci AKSAKAL- NETSPEED Aydın İPEKİŞLEYEN – TTM TELEKOM Yedek Denetleme Kurulu Üyeleri: Emre Kopmaz – NOVA TELEKOM Sinan Öztimur- İSTTELKOM Mehmet Ali Koşar- DSMART TELKODER, Türkiye’nin dijitalleşme sürecinde öncülük etmeyi ve sektörel sorunlara çözüm bulmayı hedefliyor. Özellikle, fiber altyapısının yaygınlaştırılması, rekabetin sağlanması ve sektörün büyütülmesi bu dönemde izlenecek temel stratejiler arasında. Ayrıca dernek, yatırımların önündeki engellerin kaldırılması, tüketicilere daha çeşitli ve iyi hizmetler sunulması konularında da çalışmalarını sürdürecektir. Yeni yönetimin önceliği, sektörün dinamiklerini güçlendirerek, rekabeti desteklemek ve üyelerinin ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamak olacaktır. TELKODER, sektördeki gelişim sürecine katkıda bulunmaya ve rekabeti geliştirme odaklı politikalar geliştirmeye devam edecektir.

UNICEF, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Rönesans Holding’den Eğitimde Güç Birliği Haber

UNICEF, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Rönesans Holding’den Eğitimde Güç Birliği

UNICEF, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Rönesans Holding, Türkiye’de gençlerin eğitim yolculuğu ile istihdama geçişleri arasındaki köprüyü güçlendirerek, onların geleceğini şekillendirme yolunda önemli bir adım attı. Rönesans Holding, UNICEF Türkiye’nin eğitimden istihdama geçiş sürecini destekleme misyonu kapsamında, gençleri iş gücü piyasasıyla uyumlu becerilerle donatmayı ve mezuniyet sonrası gençlerin istihdam edilebilirliklerini artırmayı amaçladığı programın önemli bir ortağı oldu. Bu iş birliği çerçevesinde Rönesans, Gaziantep Şehir Hastanesi’nin kapılarını açarak öğrencilere iş başında eğitim imkânı sunuyor. Ayrıca öğretmenler, usta öğreticiler ve rehber öğretmenler için kapasite geliştirme fırsatları sağlanmasını destekleyerek, öğrenciler için güvenli ve destekleyici eğitim ortamlarının oluşturulmasına katkıda bulunuyor. Program kapsamında, Gaziantep Şehir Hastanesi’nde yazılım geliştirme, yiyecek ve içecek hizmetleri, endüstriyel bakım ve onarım, tesisat ve enerji sistemleri ile endüstriyel otomasyon teknolojileri gibi alanlarda 120 öğrenciye mesleki eğitim fırsatı sunulacak. Böylece öğrenciler, eğitim alanlarındaki güncel uygulamaları, ileri teknoloji ile öğrendikleri bir deneyimle mesleklerine hazırlanacak. Aynı zamanda koordinatör ve rehber öğretmenler ile usta öğreticilerin teknik kapasiteleri güçlendirilecek; öğretim programları sektör ihtiyaçlarına uygun şekilde güncellenecek. Bu sayede gençlerin mezuniyet sonrası istihdam edilebilirliklerinin artarken, sağlık sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünün yetiştirilmesine katkı sağlanmış olacak. İş birliğinin dikkat çeken yönlerinden biri olarak da Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) paydaş olarak sürece sağladığı katkı gösteriliyor. Bankanın Rönesans Holding ile tesis ettiği sürdürülebilirlik bağlantılı finansman çerçevesi, programın, gençlerin beceri gelişimi ve istihdam edilebilirliğinin artırılmasına yönelik hedeflerle hizalanmasında katalizör etkisi yaratıyor. GENÇLER İÇİN İŞ DÜNYASINA GÜÇLÜ GEÇİŞ İMKANI Bu özel iş birliği hakkında konuşan UNICEF Türkiye Temsilcisi Paolo Marchi şunları söyledi: “UNICEF olarak, her gencin ihtiyaç duyduğu bilgi, beceri ve yetkinlikleri kazanarak potansiyelini en üst düzeye çıkarmasını desteklemek istiyoruz. Bu beceriler aynı zamanda iş gücü piyasasıyla uyumlu olmalı. Bu ortaklık iki önemli şeyi bir arada gerçekleştiriyor: Millî Eğitim Bakanlığı’nın kaliteli ve kapsayıcı mesleki ve teknik eğitim sağlamasına destek olmak ve Rönesans Holding gibi özel sektör ortaklarının uzmanlığından yararlanarak gençlere yenilikler ve fırsatlar sunmak. En önemlisi, bu iş birliği doğrudan hedeflenen öğrencilerin ötesinde sistemi de güçlendirmektedir. Mesleki ve teknik eğitim müfredatının güncellenmesi, iş sağlığı ve beceri eğitimi standartlarının iyileştirilmesi ve öğretmen kapasitesinin artırılması, Türkiye genelinde çok daha fazla sayıda mesleki ve teknik eğitim öğrencisine fayda sağlayacaktır. Böylece kaliteli, ihtiyaca ve geleceğe yönelik becerilerin istisna değil, standart hâline gelmesine katkıda bulunacaktır.” EBRD Türkiye ve Kafkaslar Yönetici Direktörü Elisabetta Falcetti ise, “Çeşitliliği teşvik eden, beceri geliştirme yoluyla rekabet gücünü artıran ve sektörlerin daha sağlam temeller oluşturmasına yardımcı olan bu çok yönlü girişime katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz. Fırsat eşitsizliği büyümeyi sınırlar; bu nedenle EBRD, tüm faaliyet bölgelerinde fırsat eşitliğini desteklemeye kararlıdır. Eşitlik ve toplumsal cinsiyet kapsayıcılığına yönelik stratejilerimiz doğrultusunda, özel sektör ortaklarımızla birlikte kapsayıcı işgüçlerinin potansiyelini açığa çıkarmak için çalışıyoruz. Bu girişimin sağlık sektöründe kritik bir insan kaynağı sorununu ele alacağına inanıyorum. Başarısının diğer sektörlere de taşınmasını dört gözle bekliyoruz” diye konuştu. MESLEKİ EĞİTİMDE ÇOK ÖNEMLİ BİR ADIM Rönesans Holding Yönetim Kurulu Başkanı İpek Ilıcak Kayaalp, bugüne kadar Rönesans Eğitim Vakfı aracılığıyla 14 binden fazla gence burs verdiklerini, Pusula Programı ile 1900 yeni mezun gence kariyer fırsatı sunduklarını, fen ve teknik meslek liseleri kurduklarını ve farklı projelerle 390 binden fazla çocuğun eğitimine katkı sağladıklarını hatırlattı. Nitelikli eğitim ve eğitimde fırsat eşitliği için yürüttükleri projeleri daha da güçlendirmek için çalıştıklarını ifade eden Ilıcak Kayaalp, MEB ve UNICEF ile öncelikli alanı mesleki eğitim olan projeyi hayata geçirerek, çok önemli bir adım daha attıklarını söyledi. İpek Ilıcak Kayaalp, “Rönesans olarak, bu proje kapsamında Gaziantep Şehir Hastanesi’nde en modern ve yeni cihazlarla donatılmış bir ortamda, usta öğreticilerin rehberliğinde 120 öğrencinin mesleklerine hazırlanmasını sağlıyoruz. Öğrencilerimiz, program kapsamında haftada dört gün hastanemizde eğitim alacak. Bu proje, ‘Yalnızca bir eğitim uygulaması değil; özel sektör, uluslararası kuruluşlar ve kamu iş birliğinin Türkiye’deki öncü, dünyada ise örnek gösterilebilecek bir modeli’… Özel sektör üretim ve tecrübeyi koyuyor, kamu düzenleyici rolünü üstleniyor, UNICEF ise toplumsal fayda perspektifini sağlıyor. Bu üç gücün birleşimi, tek başına yapılamayacak etkileri ortaya çıkarıyor. Önceliğimiz, gençlere umut, fırsat ve güven dolu bir gelecek sunmak. Yarınlarımızı emanet edeceğimiz bu gençlerin, çağın gerekliliklerine uyum sağlayan, sorgulayan ve üreten bireyler olarak yetişmeleri için tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” dedi. İpek Ilıcak Kayaalp, mesleki eğitim konusundaki söz konusu iş birliğini faaliyet gösterdikleri farklı alanlarda genişletmek için UNICEF ile görüşmelerinin devam ettiğini de sözlerine ekledi.

Bilim Dünyası Kuantum Yılı’nda Koç Üniversitesi’nde Buluştu  Haber

Bilim Dünyası Kuantum Yılı’nda Koç Üniversitesi’nde Buluştu 

Kuantum dünyasının önde gelen araştırmacılarını, dünya çapında çok değerli akademisyenleri, kamu ve özel sektör temsilcilerini ve öğrencileri bir araya getiren zirve, kuantum bilimi ve teknolojilerinin geleceğine dair uluslararası bir buluşma noktası oldu. Açılış konuşmasında Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti: “Koç Üniversitesi olarak kuantum bilimini yalnızca bir araştırma alanı değil, ‘fiziğin dili ile mümkün olanın sınırları’ arasında bir köprü olarak görüyoruz. Uluslararası Kuantum Yılı’nda düzenlenen bu zirve, üniversitemizin bilginin sınırlarını zorlayan, disiplinlerarası ve küresel ölçekte etkili araştırmalar konusunda kararlılığını yansıtıyor. Amacımız, Türkiye’yi kuantum biliminde bölgesel bir lider, Koç Üniversitesi’ni ise bu alanda ulusal bir merkez haline getirmek” dedi. UNESCO’nun 2025’i “Dünya Kuantum Bilimi ve Kuantum Teknolojileri Yılı” ilan etmesi kapsamında düzenlenen Kuantum Teknolojileri ve İnovasyonun Geleceği Zirvesi, 6 Kasım 2025 tarihinde Koç Üniversitesi’nin Rumelifeneri Kampüsü’nde düzenlendi. Etkinlik bilim, teknoloji ve inovasyonun geleceğini şekillendiren uluslararası bir platform olarak büyük ilgi gördü. Zirve, kuantum dünyasının önde gelen araştırmacıları, dünya çapında çok değerli akademisyenler, kamu ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla kuantum bilimi ve teknolojilerinin toplumsal ve ekonomik dönüşümdeki rolünü çok yönlü biçimde ele aldı. Katılımcılar, kuantum hesaplama, iletişim, sensör teknolojileri, veri güvenliği ve yapay zekâ gibi alanlardaki son gelişmeleri tartıştı. Prof. Dr. Metin Sitti: “Kuantum teknolojileri düşünme biçimimizi dönüştürüyor” Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti, açılış konuşmasında kuantum alanının geleceğe yön veren stratejik bir kırılma noktası olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Bilim insanlığın en birleştirici dili; farklı disiplinleri, kurumları ve kültürleri ortak bir merak etrafında buluşturuyor. Kuantum bilimi de bu birliğin en güçlü örneklerinden biri; mühendisliği, fiziği ve teknolojiyi aynı potada eritiyor. Bu zirve, hayal gücüyle doğruluğun, keşifle iş birliğinin kesiştiği bir dönemin kapılarını aralıyor” dedi. Kuantum Yılı’nın küresel ayağı Türkiye’de UNESCO’nun küresel ölçekte yürüttüğü “Dünya Kuantum Bilimi ve Kuantum Teknolojileri Yılı” girişimi, bilimsel farkındalığı artırmayı ve kuantum teknolojilerinin disiplinlerarası etkisini görünür kılmayı amaçlıyor. Koç Üniversitesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen zirve, girişimin Türkiye ayağı olarak bilimsel iletişim, uluslararası iş birliği ve inovasyon kültürü açısından önemli bir adım oluşturdu. Zirve kapsamında yapılan oturumlarda, kuantum teknolojilerinin sadece bilimsel değil, ekonomik ve stratejik boyutları da ele alındı. Katılımcılar, enerji verimliliğinden ilaç geliştirmeye, veri güvenliğinden yapay zekâya kadar birçok alanda kuantum tabanlı çözümlerin geleceğe etkisini değerlendirdi. Koç Üniversitesi Fizik Bölümü’nden Prof. Dr. Özgür Müstecaplıoğlu, Koç Üniversitesi’nin kuantum araştırmalarındaki vizyonunu anlattığı konuşmasında, üniversitenin temel bilimlerden mühendisliğe uzanan disiplinlerarası birikiminin Türkiye’nin kuantum teknolojileri ekosistemine yön verecek bir merkez oluşturduğunu vurguladı. “Kuantum biliminde yalnızca teknoloji üretmiyor, aynı zamanda bu teknolojilerin insanlığa fayda sağlayacak etik ve toplumsal yönlerini de tartışıyoruz” dedi. Max Planck Işık Bilimi Enstitüsü Direktör Emeritus’u ve Ottawa Üniversitesi Fizik Bölümü fahri profesörü Gerd Leuchs, kuantum optiğinin geleceğini ele aldığı sunumunda, ışığın doğası ve kuantum gürültüsünün sınırlarını zorlayan yeni ölçüm tekniklerinden söz etti. Kuantum metrolojisi ve fotonik alanındaki gelişmelerin, haberleşmeden tıbba kadar pek çok uygulamayı dönüştüreceğini belirtti. Universidad Complutense de Madrid’te ve Almanya’daki Max Planck Işık Bilimi Enstitüsü’nde görev yapan Prof. Dr. Luis L. Sánchez-Soto, kuantum metrolojisi ve sensör teknolojileri üzerine yaptığı konuşmada, kuantum ilkelerinin doğadaki en küçük değişimleri bile ölçebilme kapasitesine dikkat çekerken; Palermo Üniversitesi ve Queen’s University Belfast’ta görev yapan Prof. Dr. Mauro Paternostro, kuantum bilgi ve hesaplama sistemlerinin sınırlarını anlattığı konuşmasında, kuantum termodinamiği ve bilgi işleme alanlarındaki son gelişmelerin, klasik bilgisayarların ötesine geçen yeni bir çağ başlattığını vurguladı. 2024 Koç Üniversitesi Rahmi M. Koç Bilim Madalyası sahibi ve Cambridge Üniversitesi Cavendish Laboratuvarı Başkanı olan Prof. Dr. Mete Atatüre ise konuşmasında kuantum optiği ve katı hal kuantum sistemlerinde yaşanan son gelişmelerin, kuantum teknolojilerinin gerçek dünya uygulamalarına dönüşmesinde nasıl kritik bir rol oynadığını anlattı ve spin-foton etkileşimleri ve atomik ölçekteki 2D malzemelerin kuantum cihaz tasarımına sunduğu olanaklara değindi. Bilimsel etik ve özgünlük özel oturumda ele alındı Zirvenin öne çıkan bölümlerinden biri, Koç Üniversitesi’nin öncülüğünde düzenlenen “Bilimsel Yayıncılıkta Özgünlük ve Etik” başlıklı özel oturum oldu. Akademik üretimde özgünlüğün, güvenilirliğin ve etik değerlere bağlılığın öneminin vurgulandığı oturum, genç araştırmacılardan deneyimli akademisyenlere kadar geniş bir katılımcı kitlesine hitap etti. Panelde, bilimsel bilginin paylaşımı, yapay zekânın akademik yazım süreçlerindeki rolü ve yayıncılığın geleceğine dair kapsamlı bir tartışma yürütüldü. Bilimsel iş birlikleri ve yeni araştırma alanları için güçlü bir zemin Zirve, yalnızca bilimsel bilgi paylaşımının değil aynı zamanda akademi, sanayi ve kamu arasında etkileşim ve iş birliğini güçlendiren bir platform sundu. Katılımcılar, yeni araştırma alanları ve ortak projeler üzerine görüş alışverişinde bulunarak, Türkiye’nin kuantum teknolojileri alanındaki konumunu güçlendirecek adımlar için önemli temaslarda bulundu. İki gün süren yoğun programın ardından zirve, katılımcılara geleceğin bilimi ve teknolojisine dair ilham verici bir perspektif sundu. Koç Üniversitesi, bilimsel mükemmeliyet ve yenilikçi araştırma vizyonu doğrultusunda, gelecekte de bu alandaki ulusal ve uluslararası iş birliklerini desteklemeyi sürdürecek.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.