Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Özel Sektör

Kapsül Haber Ajansı - Özel Sektör haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özel Sektör haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ar-Ge Destekleri Sahaya İndi Haber

Ar-Ge Destekleri Sahaya İndi

TÜBİTAK’ın doğrudan katılımıyla düzenlenen etkinlikte, özellikle TEYDEB destek mekanizmaları detaylı biçimde ele alınırken, kamu ile özel sektör arasında uzun süredir hissedilen bilgi kopukluğu somut biçimde gündeme taşındı. Çalıştaya katılan Hasan Selçuk Selek ve uzman ekibi, Ar-Ge, inovasyon ve teknoloji yatırımlarına yönelik desteklerin nasıl daha etkin kullanılabileceğine dair kapsamlı bir çerçeve sunarken, sahadan gelen geri bildirimler toplantının yönünü belirleyen en kritik unsur oldu. Türkiye’de Ar-Ge ve teknoloji desteklerinin son yıllarda artmasına rağmen, bu imkanların sahada yeterince bilinmediği ve doğru kullanılmadığı gerçeği çalıştayın en çarpıcı başlıklarından biri olarak öne çıktı. PROYAD’ın bu organizasyonu, yalnızca destekleri anlatan bir bilgilendirme toplantısı olmaktan öte, bu desteklerin nasıl hayata geçirileceğini gösteren bir uygulama platformuna dönüştü. PROYAD Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Fikret Cengiz, çalıştayın amacını “sahada ihtiyaç duyulan bilgi ile doğru kaynağı buluşturmak” olarak tanımlarken, TÜBİTAK desteklerinin daha geniş kitleler tarafından anlaşılması ve etkin kullanılması gerektiğini vurguladı. Etkinlik, yalnızca katılımcılar açısından değil, kamu tarafı açısından da önemli çıktılar üretti. Sahada karşılaşılan bürokratik engeller, uygulama zorlukları ve ihtiyaç duyulan iyileştirmeler doğrudan TÜBİTAK yetkililerine aktarılırken, çalıştay iki yönlü bir öğrenme sürecine dönüştü. Bu yönüyle organizasyon, klasik seminer formatının ötesine geçerek, kamu ile saha arasında gerçek zamanlı bir iletişim kanalı oluşturdu. Özellikle daha önce TÜBİTAK desteklerinden yararlanmamış katılımcılar için süreçlerin netleşmesi, erişim yollarının anlaşılması ve yeni proje geliştirme motivasyonunun artması, etkinliğin somut kazanımları arasında yer aldı. Henüz üç yıllık bir dernek olan PROYAD’ın bu ölçekte bir çalıştaya ev sahipliği yapması, sektörde dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendirilirken, organizasyonun ortaya koyduğu tablo Türkiye’de proje kültürünün yaygınlaşması açısından önemli bir eşik olarak görülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ankara’da Turizmin Yeni Vizyonu Açıklandı Haber

Ankara’da Turizmin Yeni Vizyonu Açıklandı

sı ölçekte daha görünür hale gelmesini sağlayacak yeni vizyonunu kamuoyuna tanıttı. Turizm Haftası’nın ilk gününde gerçekleştirilen lansman; kamu, özel sektör ve uluslararası temsilcileri aynı çatı altında buluşturarak Ankara’nın sahip olduğu çok katmanlı değerlerin daha etkin şekilde değerlendirilmesine yönelik güçlü bir irade ortaya koydu. Etkinlikte paylaşılan stratejik yaklaşım, başkentin yalnızca idari kimliğiyle değil; kültür, sanat, gastronomi ve deneyim alanlarındaki birikimiyle öne çıkan bir merkez haline gelmesine yönelik kapsamlı bir yol haritası sundu. Ankara Turizm Derneğinin, başkentin turizm potansiyelini güçlendirmeye yönelik yeni vizyonu tanıtıldı. Ankara'nın tarihsel birikimi, kültürel zenginliği ve gastronomi potansiyelini çağdaş turizm anlayışıyla yeniden konumlandırmayı hedefleyen Ankara Turizm Derneği (ATD), yeni vizyonunu kamuoyuyla paylaştı. Ankara’nın tarihsel birikimi, kültürel zenginliği ve gastronomi potansiyelini çağdaş turizm anlayışıyla yeniden konumlandırmayı hedefleyen Ankara Turizm Derneği (ATD), yeni vizyonunu kamuoyuyla paylaştı. Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi'nde gerçekleştirilen lansmanda, başkentin turizmdeki rolünü güçlendirmeye yönelik hedefler ve dönüşüm vizyonu ele alındı. Burada konuşan Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürü Erhan Karakaya, "Yaklaşık 32 yıl sonra Türkiye, NATO Devlet Başkanları Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak. Yaklaşık 40'ın üzerinde devlet başkanını misafir edecek şekilde hazırlık sürecimizi devam ettiriyoruz." ifadesini kullandı. Başkentte turizm altyapısının güçlü olduğunu vurgulayan Karakaya, "Buna ev sahipliği yapma kapasitesine sahibiz. Konaklama altyapımızla, servis altyapımızla, hizmet altyapımızla, ulaşım altyapımızla İstanbul'dan belki de daha da iyi misafir edebilecek konumdayız" değerlendirmesinde bulundu. Karakaya, havaalanı metrosunun devreye alınmasının Ankara turizmine ve kent içi ulaşıma önemli katkı sağlayacağını belirterek, başkentin kültür, sağlık ve kongre turizmi açısından güçlü bir potansiyele sahip olduğunu ifade etti. Turizmde gelişimin yalnızca kamu yatırımlarıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Karakaya, bu sürecin özel sektör ve paydaşların katkısıyla ilerleyebileceğini, sektör temsilcilerinin yönlendirici rol üstlendiğini ve kamu kurumlarının da bu doğrultuda gerekli adımları attığını kaydetti. BU YOLCULUĞU BİRLİKTE BÜYÜTELİM ATD Kurucu Başkanı Berker Bülbüloğlu ise Ankara'nın turizmde önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, derneğin bu potansiyeli daha görünür kılmak ve başkenti turizmde hak ettiği noktaya taşımak amacıyla kurulduğunu ifade etti. Derneğin turizm paydaşlarını ortak bir vizyon etrafında buluşturmayı, iş birliğini güçlendirmeyi ve Ankara'nın ulusal ve uluslararası tanıtımına katkı sunmayı hedeflediğini aktaran Bülbüloğlu "Bugün attığımız bu adım yalnızca bir başlangıç değil. Ankara'nın turizmde hak ettiği yere doğru ve kararlı bir yürüyüştür. Gelin bu yolculuğu birlikte büyütelim. Gelin Ankara'yı birlikte daha görünür, daha güçlü ve daha ilham veren bir destinasyon hale getirelim" diye konuştu. BU ŞEHİRDE HERKES VAR, EKSİK OLAN SORUMLULUK ALMAK Ankara’nın yalnızca iş seyahatleriyle sınırlı kalan bir şehir olmaktan çıkması gerektiğini vurgulayan Ankara Kent Konsey Başkanı Halil İbrahim Yılmaz; “Bu şehirde sorun potansiyel eksikliği değil, harekete geçme eksikliğidir. 800 bin öğrencisi, 50 bin doktoralı insanı, güçlü sağlık altyapısı ve turizm çeşitliliğiyle Ankara aslında büyük bir fırsat sunuyor; ancak biz hâlâ kamudan adım bekleyerek yerimizde sayıyoruz. Daha kaliteli ve daha uygun hizmet sunmamıza rağmen tercih edilmiyorsak, bunun sorumluluğu bize aittir. Artık bu potansiyeli konuşmayı bırakıp harekete geçmek zorundayız; bugün milat olmalı” açıklamalarında bulundu. KÜLTÜR, SANAT VE ANLATI GÜCÜ AYNI SAHNEDE BULUŞTU Program kapsamında gerçekleştirilen protokol konuşmalarının ardından, Ankara’nın kültürel mirasını sahneye taşıyan özel içerikler davetlilerle buluştu. Araştırmacı-yazar Pınar Ayhan’ın anlatımıyla gerçekleştirilen sunum, başkentin tarihsel katmanlarını etkileyici bir perspektifle ele alırken; usta sanatçı Kerem Görsev’in piyano dinletisi geceye sanatsal bir derinlik kattı. Bu bütüncül kurgu, lansmanın yalnızca bir tanıtım etkinliği olmanın ötesine geçerek, Ankara’nın hikâyesini çok boyutlu bir anlatımla aktaran güçlü bir deneyime dönüşmesini sağladı. BAŞKENTİN POTANSİYELİ YENİ NESİL BİR YAKLAŞIMLA YENİDEN TANIMLANIYOR Ankara Turizm Derneği tarafından ortaya konulan vizyon; şehrin sahip olduğu tarihsel mirasın, kültürel çeşitliliğin ve üretim gücünün daha görünür hale getirilmesini amaçlıyor. Bu yaklaşım, yalnızca mevcut değerlerin korunmasını değil; aynı zamanda deneyim odaklı bir anlayışla yeniden yorumlanmasını ve farklı hedef kitlelere hitap eden bir yapıya dönüştürülmesini içeriyor. Bu kapsamda geliştirilen stratejiler; Ankara’nın ulusal ve uluslararası ölçekte daha güçlü bir çekim merkezi haline gelmesini desteklerken, şehir ekonomisine katkı sağlayacak sürdürülebilir bir modelin de temelini oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Elçileri Gaziantep’te Buluşuyor Haber

İklim Elçileri Gaziantep’te Buluşuyor

Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek olan COP31 sürecine gençlerin de dahil edilmesi amacıyla bir araya gelecek olan iklim elçileri, iki günlük eğitim kampına giriyor. Gençlerin iklim değişikliği politikaları, uluslararası müzakere süreçleri ve uygulama mekanizmalarına ilişkin bilgi ve becerilerini geliştirmeyi amaçlayan eğitim kampı kapsamında, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve COP süreçleri ile Türkiye’nin COP31 vizyonu ve ev sahibi ülke rolü hakkında kapsamlı bilgiler sunulacak. Bunun yanı sıra döngüsel ekonomi ve çevre teknolojileri alanındaki güncel gelişmelerin aktarılacağı kampta, iklim okuryazarlığı, gençlik liderliği ve etkili iletişim gibi başlıklarda da uygulamalı eğitimler verilecek. İki Günlük Yoğun Program Gaziantep’te gerçekleştirilecek kamp, iki gün boyunca konuşmalar, paneller, teknik oturumlar ve uygulamalı çalıştaylardan oluşacak. Programda ayrıca ulusal ve uluslararası kuruluş temsilcileri, akademisyenler ve özel sektör paydaşları da yer alacak. Kampın ana destekçisi olan SANKO Holding, sürdürülebilirlik alanındaki saha deneyimini gençlerle buluşturarak, RE&UP Geri Dönüşüm Teknolojileri gibi iyi uygulama örnekleri üzerinden ilham vermeyi ve Türkiye’nin iklim dönüşümüne katkı sağlayacak nitelikli insan kaynağının güçlenmesini sağlamayı amaçlıyor. Programda ayrıca ulusal ve uluslararası kuruluş temsilcileri, akademisyenler ve özel sektör paydaşları da yer alacak. Hedef: Güçlü ve Etkin Gençlik Program ile gençlerin iklim politikalarına ilişkin teknik bilgi düzeylerinin artırılması, COP31 sürecinde aktif ve görünür rol almalarının sağlanması, tematik ekipler halinde etkin çalışma becerilerinin geliştirilmesi ve ulusal ile uluslararası süreçlere katkı sunabilecek kapasiteye ulaşmaları hedefleniyor. Geleceğin İklim Liderleri Yetişiyor İklim Elçileri Eğitim Kampı, gençlerin iklim değişikliği ile mücadelede yalnızca farkındalık sahibi bireyler değil, aynı zamanda çözümün aktif bir parçası olmalarını desteklemektedir. Program, Türkiye’nin yeşil dönüşüm sürecinde gençlerin rolünü güçlendirmeyi ve iklim diplomasisinde etkin bir gençlik temsiliyeti oluşturmayı hedeflemektedir. İklim Elçileri kimdir? İklim Elçileri üniversiteler tarafından her yıl seçilerek İklim Değişikliği Başkanlığına bildirilen temsilci gençlerden oluşuyor. İklim Elçileri Hareketi, Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon ve yeşil kalkınma hedefleri doğrultusunda gençlerin iklim politikalarına aktif katılımını artırmayı amaçlayan, 2021 yılında başlatılan bir program. Programla gençlerin karar alma süreçlerine dahil edilmesini ve toplumsal farkındalığın güçlendirilmesini hedeflemektedir., Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâyla Büyüyen  Girişimci Kadınlar Siparişlerini %70 Artırdı Haber

Yapay Zekâyla Büyüyen Girişimci Kadınlar Siparişlerini %70 Artırdı

Eğitimlere katılan her üç kadından ikisi yapay zekayı iş süreçlerine dahil etmeye başladı. Programın yeni döneminde, seçilen 25 girişimci KAGİDER ile 6 aylık bir mentörlük yolculuğuna başlıyor. Türkiye'nin öncü e-ticaret platformu Hepsiburada ile Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) iş birliğiyle hayata geçirilen "Yol Arkadaşın Burada" programı, kısa sürede gösterdiği başarıyla özel sektör-sivil toplum dayanışmasının önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Girişimci kadınları, e-ticarette başarılı olmak için gerekli olan yetkinliklerle donatmayı amaçlayan “Yol Arkadaşın Burada” programı kapsamında eğitim oturumları tamamlanırken, programın ara dönem sonuçları da kamuoyuyla paylaşıldı. TÜRKİYE DAHİL 5 ÜLKEDEN GİRİŞİMCİLER KATILDI 23 farklı alanda gerçekleştirilen ve toplam süresi 52 saati bulan eğitimlere 1.000’in üzerinde kişi katıldı. İstanbul’dan Ordu’ya, İzmir’den Şanlıurfa’ya, Kırşehir’den Diyarbakır’a toplam 30 şehirden girişimci kadın programa dahil olurken, eğitimlere ilgi Türkiye sınırlarını da aştı. Hollanda, ABD, Kanada ve İspanya'dan da girişimci kadınların dahil olduğu programda, 25-45 yaş arasında olanların payı yüzde 70’i buldu. Program, katılımcılarda yalnızca teknik beceri değil, iş yapma biçiminde de köklü bir değişim yarattı. Eğitimlerin ardından katılımcıların üçte ikisi yapay zekâ araçlarını iş süreçlerine entegre etmeye başlarken, yüzde 50’sinden fazlası da ürün görsellerini profesyonel çekim teknikleriyle yeniledi. Müşterileriyle daha güçlü bir bağ kurmak için video içeriği üretmeye başlayanların oranı ise yüzde 46’ya ulaştı. Bu değişimin kısa sürede iş sonuçlarına yansıdığı da görüldü. Katılımcıların eğitimlere başladıkları döneme kıyasla sipariş sayılarında yüzde 70’e yakın artış gerçekleşti. Katılımcıların yüzde 83’ü işlerini büyütme konusundaki özgüvenlerinin arttığını ifade ederken, programın genel memnuniyet oranı yüzde 90’nın üzerinde gerçekleşti. 25 BAŞARILI GİRİŞİMCİ, MENTÖRLERİYLE BİR ARAYA GELDİ Eğitim döneminin sonuçlanmasıyla birlikte programın yeni fazı da hayata geçirildi. Programa katılan girişimci kadınlar arasından seçilen 25 başarılı isim, KAGİDER’in mentör ağında yer alan deneyimli ve başarılı girişimci kadınlardan 6 ay süreyle mentörlük alacak. Programın yeni dönemi, Hepsiburada ve KAGİDER yönetiminin de katılımıyla düzenlenen özel bir etkinlikle başlatılırken, 25 girişimci kadın mentörleriyle ilk kez söz konusu etkinlikte bir araya geldi. Mentörlük sürecinin tamamlanmasının ardından, programın yeni fazı devreye alınacak. Bu kapsamda girişimciler, yatırımcı önüne çıkmaya yönelik özel bir eğitim programına dahil olacak. ÖZEL SEKTÖR-SİVİL TOPLUM DAYANIŞMASI PERSPEKTİFİNDE ÖRNEK İŞ BİRLİĞİ Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Hepsiburada Kurumsal İletişim, Sosyal Etki ve Sürdürülebilirlik Direktörü Canan Binal Yılmaz, "Bu programın asıl amacı girişimci kadınlara gerçek anlamda bir rekabet avantajı sağlayabilmek. Girişimcilerin ihtiyaçlarına, günümüz gerçeklerine uygun, gerçekçi, etkili destek mekanizmalarıyla yanıt vermek. Bugün bizi en çok mutlu eden, ortaya çıkan bu sonuçların ‘Yol Arkadaşın Burada’ programımızın var oluş amacıyla da son derece uyumlu olması. Yeni dönem modülümüz kapsamında, mentörleriyle ilk kez bir araya gelen 25 kadın girişimcimize başarılar diliyoruz. Hepsiburada-KAGİDER birlikteliği sadece bu iş birliği özelinde ortaya koyduğu çıktıların çok ötesinde bir etki gücüne sahip. Bu iş birliği Türkiye’de özel sektör-sivil toplum dayanışması perspektifinde de örnek bir ortaklık. Bu programın hayata geçmesinde emeği olan tüm KAGİDER ekiplerine çok teşekkür ediyoruz. Bu gibi örneklerin artması, Türkiye’de kadınların ekonomik hayata katılımına da çok büyük destek sunacaktır.” ifadelerini kullandı. Neşecan Çekici: “Kadın girişimcilerin sürdürülebilir büyümesini destekliyoruz” KAGİDER Yönetim Kurulu Üyesi ve proje lideri Neşecan Çekici, programa ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Kadın girişimciliğini güçlendirmek yalnızca bireysel başarı hikâyelerini artırmak değil, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir ekonomik dönüşümün de kapısını aralamaktır. ‘Yol Arkadaşın Burada’ programı bu anlamda çok kıymetli bir model sunuyor. Eğitim sürecinde edinilen bilgi ve yetkinliklerin mentörlükle desteklenmesi, girişimcilerin işlerini büyütme yolculuğunda somut ve kalıcı bir etki yaratıyor. KAGİDER olarak güçlü mentör ağımızla girişimci kadınların yanında olmaya devam ediyoruz. Bu program sayesinde kadınların dijitalleşme, pazarlama ve iş geliştirme alanlarında hızla ilerlediğini görmek bizler için son derece umut verici. Amacımız, daha fazla kadının kendi markasını büyüten, istihdam yaratan ve uluslararası pazarlarda söz sahibi olan güçlü girişimcilere dönüşmesini sağlamak.” Zeynephan Gemicioğlu: “Doğru rehberlik, kadın girişimciliğinde sürdürülebilir büyümenin anahtarı” KAGİDER Yönetim Kurulu Üyesi ve proje lideri Av. Zeynephan Gemicioğlu ise mentorluk mekanizmasının girişimcilik ekosistemindeki kritik rolüne dikkat çekerek şunları ifade etti: “Kadın girişimciliğinin sürdürülebilir şekilde güçlenmesinde en belirleyici unsurlardan biri, doğru zamanda doğru rehberliğe erişimdir. Bu ihtiyaç doğrultusunda KAGİDER olarak üyelerimizden oluşan Mentor Hub yapımızla mentorluk süreçlerini daha sistematik, erişilebilir ve etkili bir yapıya kavuşturuyoruz. Hepsiburada iş birliğiyle hayata geçirilen ‘Yol Arkadaşın Burada’ programı, girişimci kadınların yalnızca bilgiye değil; aynı zamanda deneyime, stratejik bakış açısına ve güçlü bir destek ağına erişmesini sağlıyor. Bu kapsamda mentorluk desteği alacak girişimcilerin, işlerini büyütme, markalaşma ve yatırım süreçlerine hazırlanma yolculuklarında önemli bir ivme kazanacaklarına inanıyoruz.’’ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Artan İklim Riskleri Şehirleri ve Sanayiyi ‘Uyum’ Stratejilerine Yönlendiriyor Haber

Artan İklim Riskleri Şehirleri ve Sanayiyi ‘Uyum’ Stratejilerine Yönlendiriyor

İklim dirençliliğinin temelinde kapsamlı bir analizin yattığının altını çizen Escarus Genel Müdürü Dr. Kubilay Kavak, “Kentlerin ve sanayi altyapısının geleceği, iklim risklerinin ne kadar erken tespit edilebildiğine bağlıdır” diyerek stratejik uyumun önemine dikkat çekiyor. Dünya genelinde sıklığı artan aşırı sıcaklık, kuraklık ve su stresi gibi iklim olayları; ekonomik istikrar, üretim sürekliliği ve toplumsal refah üzerinde doğrudan bir risk unsuru oluşturuyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Escarus Genel Müdürü Dr. Kubilay Kavak, iklim değişikliğine uyum politikalarının artık yalnızca merkezi stratejilerle değil; yerel yönetimler, özel sektör ve toplumun tüm kesimlerinin dahil olduğu çok paydaşlı yönetişim modelleriyle etkinlik kazandığına dikkat çekiyor. Günümüzde iklim eylemi; sera gazı emisyonlarını düşürmeyi hedefleyen 'azaltım' ve mevcut etkilere karşı dayanıklılığı odağına alan 'uyum' çalışmaları olmak üzere iki ana eksende ilerliyor. Escarus, bu süreçte kurumların iklim risklerini sistematik bir yaklaşımla analiz etmelerini sağlıyor ve veri temelli karar alma kapasitelerini güçlendiriyor. Şirket, sunduğu çözümlerle kurumların hem risk yönetim süreçlerini iyileştiriyor hem de operasyonel olarak daha dirençli yapılar oluşturmalarına katkı sunuyor. “Escarus Genel Müdürü Dr. Kubilay Kavak: Özel sektör kritik rol üstleniyor” Üretim altyapılarının işletimi ve tedarik zincirlerinin koordinasyonunda özel sektörün ana aktör olduğunu hatırlatan Dr. Kubilay Kavak, iklim risklerinin kurumsal yönetim süreçlerine entegre edilmesinin önemine işaret ediyor. Dr. Kavak, “Politika tartışmaları gösteriyor ki, yerel dinamikleri ve özel sektörün operasyonel gücünü dışarıda bırakan bir uyum süreci eksik kalacaktır. Özellikle şirketlerin, üretim tesislerinin bulunduğu bölgelerdeki fiziksel riskleri analiz etmesi ve operasyonlarını bu etkilere karşı dayanıklı hale getirmesi artık bir tercih değil, yaşamsal zorunluluk” dedi. İklim dirençliliğinin temelinde kapsamlı bir analizin yattığını belirten Dr. Kavak, kentlerin ve sanayi altyapısının kalıcılığı ile iklim risklerinin erken tespit edilmesi arasında yakın bir ilişki bulunduğuna dikkat çekti. Bölgesel projeksiyonların ve altyapı kırılganlıklarının analiz edilmesinin karar alma süreçlerine rehberlik ettiğini söyleyen Dr. Kavak, sözlerine şöyle devam etti: “Kamu tarafında veri üretimi ve yerel iklim eylem planları ne kadar kritikse, özel sektörün de bu riskleri performans göstergeleri üzerinden izlemesi o denli hayati. Escarus olarak 2011’den bu yana, şirketlerin bu riskleri stratejik planlarına dahil etmelerine ve operasyonel dayanıklılıklarını artırmalarına rehberlik ediyoruz.” “Kurumların küresel değer zincirlerine entegrasyonunu güçlendiriyoruz” Dr. Kubilay Kavak, sürdürülebilirlik bağlantılı finansman araçlarının ve TSRS (Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları) kapsamındaki değerlendirmelerin kurumların finansmana erişimini doğrudan etkilediğini belirtti. Escarus’un ikinci taraf görüş hizmetleri ve stratejik yol haritalarıyla bu süreci desteklediğini dile getiren Dr. Kavak, ihracatçı firmalar için kritik öneme sahip olan Yeşil Mutabakat uyum çalışmalarına ve devlet teşvikleri kapsamında Responsible® Programı’na da değinerek, “Faz 1 Akredite Danışmanlık Kuruluşu olarak, ihracatçılarımızın çevresel ve sosyal olgunluk analizlerini gerçekleştiriyoruz. Amacımız, oluşturduğumuz stratejik yol haritalarıyla kurumların küresel değer zincirlerine entegrasyonunu güçlendirirken, onları ticari geçiş risklerine karşı en üst seviyede dayanıklı kılmak” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin Otonom Drone Sistemleri İçin Büyük Yarış Haber

Geleceğin Otonom Drone Sistemleri İçin Büyük Yarış

FPV Drone İzleme Yarışması’nın temel amacı, geliştirilen otonom hava araçlarının görüntü temelli algılama, karar verme ve dinamik hedef takibi kabiliyetlerinin gerçekçi bir görev ortamında değerlendirilmesini sağlamak. Yarışma, özellikle görüntü işleme ve otonom kontrol algoritmalarına dayalı teknolojilerin geliştirilmesini teşvik ederken, katılımcılardan Küresel Uydu Navigasyon Sistemi (GNSS) kullanılmadan hareketli bir hedefin başarıyla takip edilmesini sağlayan sistemler geliştirmeleri bekleniyor. Bu kapsamda yarışmacı ekipler, hareket halindeki bir hedef drone’u yalnızca görüntü tabanlı algılama yöntemleriyle tespit ederek otonom şekilde takip eden sistemler tasarlayacak. Böylece yarışma, katılımcıların insansız hava araçlarında ileri seviye hedef takibi, kadraj merkezleme, kaybolan hedefi yeniden tespit edebilme ve dinamik uçuş performansı gibi kritik yetkinlikler kazanmalarına da katkı sağlayacak. Üniversite Öğrencileri, Mezunlar ve Özel Sektör Ekipleri Katılabiliyor FPV Drone İzleme Yarışması, teknoloji geliştirme ekosisteminin farklı kesimlerinden katılımcıları bir araya getiriyor. Türkiye ve yurt dışında öğrenim gören ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri, mezunlar ile özel sektör ekipleri yarışmaya takım halinde başvurabiliyor. Takımların danışman dahil en az 4, en fazla 10 kişiden oluşması gerekiyor. Bu yapı sayesinde farklı disiplinlerden gelen katılımcılar birlikte çalışarak güçlü ve yenilikçi çözümler ortaya koyma fırsatı yakalıyor. Yarışma sonunda dereceye giren takımlar önemli ödüllerin de sahibi olacak. Birincilik elde eden takım 300 bin TL, ikinci olan takım 250 bin TL, üçüncü olan takım ise 200 bin TL ödül kazanacak. Maddi ödüllerin yanı sıra katılımcılar, geliştirdikleri projeleri geniş bir teknoloji ekosistemine tanıtma ve alanında uzman isimlerle bir araya gelme fırsatı da yakalayacak. Otonom sistemler, görüntü işleme teknolojileri ve insansız hava araçları alanında kendini geliştirmek isteyen gençler için önemli bir fırsat sunan FPV Drone İzleme Yarışması, yeni nesil mühendislerin gökyüzüne yön verecek projelerini bekliyor. Teknolojiye ilgi duyan ve geleceğin otonom sistemlerini geliştirmek isteyen ekiplerin 25 Mart tarihine kadar başvurularını tamamlamaları gerekiyor. Gökyüzünde rekabetin ve inovasyonun buluşacağı bu heyecana katılmak isteyen tüm teknoloji tutkunları için geri sayım başladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PLASFED Başkanı Karadeniz: “Türkiye, Avrupa Sanayi Zincirinde  Stratejik Konumunu Güçlendirdi” Haber

PLASFED Başkanı Karadeniz: “Türkiye, Avrupa Sanayi Zincirinde  Stratejik Konumunu Güçlendirdi”

PLASFED Başkanı Ömer Karadeniz, bu gelişmenin özellikle ihracat odaklı sektörler için yeni fırsatlar yaratacağını ve Türkiye–Avrupa sanayi entegrasyonunu daha da güçlendireceğini belirtti. Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, Avrupa Birliği’nin yeni sanayi politikaları kapsamında şekillenen “Made in Europe” yaklaşımında Türkiye’nin Avrupa değer zincirinin bir parçası olarak değerlendirilmesini Türk sanayisi açısından tarihi ve stratejik bir gelişme olarak değerlendirdi. Karadeniz, Türkiye’nin AB–Türkiye Gümrük Birliği çerçevesinde Avrupa üretim ve tedarik zincirlerinde önemli bir aktör olarak kabul edilmesinin, Türk sanayisinin küresel rekabet gücünü artıracak bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Türkiye’nin Avrupa değer zincirlerinin doğal bir parçası olarak görülmesinin, sanayimizin üretim gücünü ve güvenilir tedarikçi kimliğini bir kez daha ortaya koyduğunu vurgulayan Karadeniz, “Özellikle otomotivden beyaz eşyaya, plastikten inşaata kadar birçok sektörde Türkiye’de üretilen parçalar ve ürünler, Avrupa üretim zincirinin güvenilir bir parçası olarak kabul ediliyor. Bu durum, Türk firmalarının Avrupa projelerine doğrudan katılmasını ve ihracat hacimlerini artırmasını sağlayarak sanayimiz için stratejik bir avantaj yaratıyor” dedi. “Plastik sektörü Avrupa sanayisi için önemli bir partner” Plastik sektörünün otomotivden ambalaja, beyaz eşyadan inşaata kadar 45’i aşkın sektörün temel girdisini sağlayan stratejik bir üretim alanı olduğunu vurgulayan Karadeniz, Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ve esnek tedarik kabiliyeti sayesinde Avrupa sanayisi için önemli bir partner konumunda bulunduğunu ifade etti. Türkiye’de yaklaşık 14 bin üretici firmanın faaliyet gösterdiğini, sektörün 300 bini aşkın kişiye doğrudan, toplamda 1 milyondan fazla kişiye ise dolaylı istihdam sağladığını söyleyen Karadeniz, 10 milyar doları aşan ihracat hacmiyle ekonomiye önemli katkı sunduğunu belirtti. Plastik sektörünün çatı kuruluşu PLASFED Başkanı, Avrupa ile sanayi entegrasyonunun güçlenmesinin sektörün büyümesini hızlandıracağını belirtti. “Kamu ve özel sektör iş birliği, sürece katkı sağladı” Bu sürecin oluşmasında kamu kurumları, iş dünyası ve sektör temsilcilerinin yürüttüğü çalışmaların önemli rol oynadığını kaydeden Karadeniz, şu değerlendirmede bulundu: “Bu süreçte başta Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat, Ticaret Bakanlığı bürokratları, iş dünyası kuruluşları ve sektör temsilcileri önemli katkılar sundu. Türk sanayisinin Avrupa değer zincirlerindeki konumunun güçlendirilmesine destek veren tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyoruz.” “Sürdürülebilir üretim ve rekabet gücü güçlenecek” Karadeniz, Avrupa ile sanayi entegrasyonunun güçlenmesinin aynı zamanda yeşil dönüşüm, sürdürülebilir üretim ve teknoloji yatırımları açısından da önemli fırsatlar yaratacağını belirtti. PLASFED olarak Türk plastik sanayisinin uluslararası rekabet gücünü artıracak, Avrupa pazarındaki entegrasyonunu derinleştirecek ve sürdürülebilir üretim dönüşümünü hızlandıracak her türlü çalışmayı desteklemeye devam edeceklerini ifade eden Karadeniz, Türkiye’nin Avrupa üretim ekosistemindeki rolünün önümüzdeki dönemde daha da güçleneceğini sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kamu Teknoloji Platformu 2026'yı "Kamusal Zekâ Yılı" İlan Etti Haber

Kamu Teknoloji Platformu 2026'yı "Kamusal Zekâ Yılı" İlan Etti

Platform, bu kararla birlikte teknolojinin yönünün piyasa dinamiklerinden ziyade kamu yararı ve toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda belirlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Kamu Teknoloji Platformu; yapay zekâ, veri, yazılım, dijitalleşme ve yeni teknolojilerin kamusal alandaki etkilerini izleyen, bu alanlarda politika önerileri geliştiren ve kamu yararını merkeze alan bir sivil toplum platformu olarak faaliyet gösteriyor. Platform, teknolojinin denetimsiz biçimde güç yoğunlaştırmasına karşı; şeffaflık, hesap verebilirlik, etik ilke ve toplumsal adalet temelinde kamusal bir teknoloji anlayışını savunuyor. KTP, yerel yönetimler, akademi, sivil toplum, özel sektör ve yurttaşlar arasında teknoloji odaklı ortak akıl mekanizmaları kurmayı hedefliyor. Şeffaf ve denetlenebilir yapay zeka vurgusu Kamu Teknoloji Platfor mu'na göre "kamusal zekâ"; yapay zekâ ve dijital teknolojilerin yalnızca hız ve verimlilik aracı olarak değil; insan onuru, toplumsal adalet ve kamu yararı temelinde ele alınması anlamına geliyor. Kamusal zekâ yaklaşımı, algoritmaların değil kamunun aklının; piyasanın değil toplumun ihtiyaçlarının merkeze alındığı bir teknoloji anlayışını ifade ediyor. Günümüzde yapay zekâdan otomasyona, dijital platformlardan afet teknolojilerine kadar pek çok alanda karar alma süreçleri algoritmalar üzerinden ilerliyor. Bu süreçlerin büyük bölümü ise şeffaflıktan uzak, denetimsiz ve kamusal sorumluluk mekanizmalarından kopuk biçimde şekilleniyor. Kamu Teknoloji Platformu, Kamusal Zekâ Yılı ilanıyla bu gidişata dikkat çekmeyi ve teknolojinin yönünü toplum lehine yeniden tartışmaya açmayı amaçlıyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Kamu Teknoloji Platformu Başkanı Çağrı Işıklıoğlu, kamusal zekâ kav ramının yalnızca teknolojik bir tercih değil, demokratik bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Işıklıoğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Bugün yapay zekâ konuşuluyor ama kamusal akıl konuşulmuyor. Teknoloji hızlanıyor, sistemler otomatikleşiyor; ancak toplum aynı hızda korunmuyor. Biz kamusal zekâ derken, teknolojinin denetimsiz bir güç alanına dönüşmesine itiraz ediyoruz. Teknoloji; birkaç şirketin, kapalı algoritmaların ya da piyasa çıkarlarının değil, kamunun ortak aklıyla yön verilen bir toplumsal kapasite olmalıdır. 2026'yı Kamusal Zekâ Yılı ilan etmemizin nedeni, teknolojinin geleceğini yeniden kamunun söz hakkıyla kurma iradesidir." Yeni yılda kapsayıcı hedefler Kamusal Zekâ Yılı kapsamında Kamu Teknoloji Platformu, 2026 yılının ilk altı ayında dijital şiddetle mücadeleden afet teknolojilerine, kadın liderliğinden istihdam politikalarına kadar uzanan geniş bir çer evede çalışmalar yürütecek. Dijital şiddetin hukuki, toplumsal ve teknolojik boyutları kamusal tartışma zeminlerine taşınacak; kadınların teknoloji ve karar alma süreçlerindeki görünürlüğünü güçlendiren uluslararası buluşmalar düzenlenecek. Aynı dönemde, yapay zekâ ve otomasyonun istihdam üzerindeki etkilerine kamusal bir çerçeve kazandırmayı amaçlayan Metal Yaka İstihdam Ofisi hayata geçirilecek ve afet süreçlerinde teknolojinin kamusal akılla kullanımına odaklanan kapsamlı zirveler gerçekleştirilecek. Kamu Teknoloji Platformu, Kamusal Zekâ Yılı'nı teknolojinin geleceğini toplumla birlikte yönetme çağrısı olarak tanımlıyor. Platform, 2026 boyunca kamusal zekâyı büyüten, teknolojiyi toplum lehine yeniden konumlandıran ve kamunun sözünü güçlendiren çalışmalarını sürdürmeyi hedefliyor. KTP'nin 2026 Yılı Kamusal Zekâ Yılı Çalışma Takvimi Dijital Şiddetle Mücade le PaneliDijital şiddetin hukuki, toplumsal ve teknolojik boyutlarının ele alınacağı bu panelde, kamusal çözüm önerileri ve politika başlıkları tartışılacak. Metal Yaka İstihdam OfisiYapay zekâ ve otomasyonun istihdam üzerindeki etkilerine kamusal bir çerçeve kazandırmak amacıyla Metal Yaka İstihdam Ofisi hayata geçirilecek. 2. Uluslararası Kadın Liderler ZirvesiKadınların liderlik ve karar alma süreçlerindeki görünürlüğünü artırmayı hedefleyen zirve, ulusal ve uluslararası katılımla 2. kez gerçekleştirilecek. Afetlerle Teknolojik Mücadele ZirvesiAfet süreçlerinde teknolojinin kamu yararı ve kamusal akıl temelinde kullanımının ele alınacağı bu zirve, çok paydaşlı bir tartışma zemini sunacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.