Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Özel Sermaye

Kapsül Haber Ajansı - Özel Sermaye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özel Sermaye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bain & Company: Üçlü Şok, Küresel Özel Sermaye Piyasasındaki Toparlanmayı Sekteye Uğrattı Haber

Bain & Company: Üçlü Şok, Küresel Özel Sermaye Piyasasındaki Toparlanmayı Sekteye Uğrattı

Teknoloji sektörü satın alma işlemlerinin toplam değeri üç ayda yüzde 70 gerilerken, sektörde satılmayı bekleyen şirket sayısı 33 bine ulaştı. Rapora göre belirsizlik ortamından güçlü çıkacak fonlar, yapay zekâ destekli değer yaratımına ve operasyonel dönüşüme odaklananlar olacak. Yılın başında küresel özel sermaye (Private Equity- PE) piyasalarında oluşan iyimser hava uzun sürmedi. Bain & Company tarafından yayımlanan 2026 Özel Sermaye Yarıyıl Raporu, sektörün son 18 ayda adeta aynı döngüyü tekrar yaşadığını ortaya koyuyor. Geçtiğimiz yıl gümrük tarifelerinin yarattığı belirsizlik nedeniyle kesintiye uğrayan toparlanma, bu yıl da farklı nedenlerle yeniden durma noktasına geldi. Rapora göre özel sermaye piyasalarında son dönemde yaşanan üç büyük şok, yatırım iştahını önemli ölçüde zayıflattı. Yapay zekâ kaynaklı teknoloji değerleme düzeltmeleri, özel kredi piyasalarında yaşanan baskılar ve İran kaynaklı jeopolitik gerilimin tetiklediği enerji fiyat artışları; satın alma işlemleri, çıkış faaliyetleri ve fon toplama süreçlerinde yeniden yavaşlamaya neden oldu. Bain’in analizleri, yıl ortasına gelindiğinde yatırımcıların daha temkinli davranmaya başladığını, alıcı ve satıcı beklentileri arasındaki fiyat farklarının yeniden açıldığını ve çıkış piyasalarında oluşan toparlanma sinyallerinin zayıfladığını gösteriyor. Buna rağmen rapor, finansal sistemin temel dinamiklerinde yapısal bir bozulma olmadığına dikkat çekiyor. Küresel ekonomi büyümeye devam ederken, borçlanma piyasaları açık kalmayı sürdürüyor ve özel sermaye sektörünün elinde halen büyük miktarda kullanılmamış yatırım sermayesi bulunuyor. Bain & Company Türkiye Yönetici Ortağı Onur Candar raporla ilgili değerlendirmesinde şöyle konuştu: “Fon yöneticileri (GP’ler) üzerinde şirket satın alma ve elden çıkarma yönündeki baskı artarken, 2026 yılının ikinci yarısında satın alma işlemlerini yeniden canlandırmak için piyasa güveninde sadece mütevazı bir iyileşme yeterli olacaktır. Ancak, sürdürülebilir bir toparlanma, son çeyreklerde gördüğümüz kısa süreli toparlanmalardan daha kalıcı bir piyasa dengesi gerektirecektir. Belirsizlik sektör üzerinde baskı yaratmaya devam ederken, en iyi performansı gösterecek konumda olan firmalar, bugün kontrol edebilecekleri konulara odaklananlardır; operasyonel performansı güçlendirmek, yapay zekayı değer yaratma gündemine dahil etmek ve portföy yönetimine disiplinli bir yaklaşım sergilemek öncelik olmalıdır. Özel sermaye, başarının giderek stratejik odaklanma ve somut değer yaratma becerisine bağlı olduğu, daha zorlu ve rekabetçi bir döneme girmiştir.” Teknoloji işlemlerinde yüzde 70'lik gerileme Raporun dikkat çekici bulgularından biri teknoloji sektöründeki sert yavaşlama oldu. Yapay zekânın yazılım şirketlerinin iş modelleri üzerindeki etkisine ilişkin belirsizlikler nedeniyle teknoloji sektöründe büyük ölçekli satın alma işlemleri önemli ölçüde azaldı. Sonuç olarak teknoloji sektörü satın alma işlemlerinin toplam değeri 2025'in son çeyreği ile 2026'nın ilk çeyreği arasında yüzde 70 geriledi. Bain’in MSCI iş birliğiyle gerçekleştirdiği analiz, yazılım şirketlerinde yaşanan ve sektörde "SaaSpocalypse" olarak adlandırılan değerleme düzeltmesinin özel piyasalara da yansıdığını ortaya koyuyor. Ancak etki halka açık piyasalara kıyasla daha sınırlı kaldı. Mart 2026 itibarıyla özel sermaye portföylerindeki yazılım şirketlerinin değerlemeleri ortalama yüzde 8 gerilerken, Avrupa’daki düşüş yüzde 4,2, ABD’de ise yüzde 8,9 seviyesinde gerçekleşti. Rapora göre yatırımcılar artık yapay zekâ kaynaklı dönüşüme karşı daha dayanıklı iş modellerine sahip sektörlere yönelmeye başlıyor. Bu durum, teknoloji yatırımlarında seçiciliğin önümüzdeki dönemde daha da artacağına işaret ediyor. Özel sermaye tarihinin en pahalı dönemlerinden biri yaşanıyor Bain’in satın alma çarpanları ile finansman maliyetlerini birlikte değerlendirdiği analiz, sektörün tarihindeki en pahalı yatırım ortamlarından birinde faaliyet gösterdiğini ortaya koyuyor. Rapora göre geçmişte daha yüksek faiz oranlarının ya da daha yüksek satın alma çarpanlarının görüldüğü dönemler oldu. Ancak her iki göstergenin aynı anda bu kadar yüksek seviyelerde bulunduğu dönemlerin sayısı oldukça sınırlı. Bu durum yatırımcıları yalnızca finansal mühendislikle değil, operasyonel performans ve kârlılık artışıyla değer yaratmaya zorluyor. Bain’in "12 yeni 5’tir" yaklaşımı da bu değişimi ortaya koyuyor. Bu yaklaşıma göre yaklaşık on yıl önce yatırımcılara güçlü getiri sağlayabilmek için yıllık yüzde 5 EBITDA büyümesi yeterli olurken, bugün aynı sonucu elde etmek için yüzde 10 ila 12 arasında büyüme gerekiyor. 33 bin şirket satılmayı bekliyor Rapor, özel sermaye sektörünün karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan birinin çıkış piyasalarındaki durgunluk olduğunu da ortaya koyuyor. Son dört yıldır yatırımcılara yapılan sermaye geri dönüşleri tarihsel ortalamaların altında kalırken, portföy şirketlerinde elde tutma süresi yaklaşık yedi yıla kadar yükseldi. Bugün özel sermaye fonlarının portföylerinde satılmayı bekleyen yaklaşık 33 bin şirket bulunuyor. Bu durum hem likidite baskısını artırıyor hem de fonların yeni yatırımlar için kaynak yaratmasını zorlaştırıyor. Buna rağmen Bain’in MSCI verilerine dayanan analizi, piyasadaki tüm tartışmalara rağmen özel sermaye değerlemelerinin büyük ölçüde geçerliliğini koruduğunu gösteriyor. Verilere göre satın alma fonlarının portföylerindeki şirketlerin yaklaşık yüzde 75’i, satış öncesindeki son değerlemelerinin üzerinde fiyatlarla elden çıkarılıyor. Yapay zekâ yeni değer yaratma aracı haline geliyor Raporun en önemli mesajlarından biri ise yapay zekânın artık yalnızca bir teknoloji yatırımı değil, özel sermaye fonları için temel bir değer yaratma aracı haline gelmiş olması. Bain & Company Ortaklarından Armando Guastella raporla ilgili şunları söyledi: “Yapay zekâ, özel sermaye sektöründe hızla en güçlü değer yaratma araçlarından biri haline geliyor. Günümüz koşullarında harekete geçmemek artık tarafsız bir tercih değil, stratejik bir karar niteliği taşıyor. En büyük etkiyi yaratan şirketler, iş akışlarını yapay zekâ etrafında yeniden tasarlıyor, veri altyapılarını güçlendiriyor ve iş performansını temelden iyileştiren kullanım örneklerini ölçeklendiriyor. Bu dönemden en güçlü çıkan firmalar, durgunluğu yeni rekabet avantajları oluşturmak için kullananlar olacaktır. Bir sonraki yatırım döngüsünde, yapay zekâ yetkinlikleri, pazar liderleri ile diğer oyuncular arasındaki temel fark yaratıcı unsur olacaktır.” Rapora göre mevcut ortamdan güçlenerek çıkacak fonlar dört temel alanda farklılaşacak: yeni yatırım yaklaşımına uyum sağlamak, yapay zekâyı değer yaratımının merkezine yerleştirmek, portföy yönetiminde operasyonel disiplini artırmak ve kaynaklarını en yüksek potansiyele sahip şirketlere yönlendirmek. Bain, özel sermaye sektöründe yeni büyüme dalgasının önünde yapısal bir engel bulunmadığını vurgularken, piyasalarda güvenin yeniden tesis edilmesi halinde 2026'nın ikinci yarısında işlem hacimlerinde yeniden hareketlenme görülebileceğini belirtiyor. Ancak rapora göre bundan sonraki dönemde başarılı olacak oyuncular, piyasa koşullarının düzelmesini bekleyenler değil; belirsizlik dönemini rekabet avantajına dönüştürebilenler olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TAMSAN Kompresör’den % 50’ye Varan Enerji Tasarrufu Haber

TAMSAN Kompresör’den % 50’ye Varan Enerji Tasarrufu

Yarım asırlık mühendislik birikimine sahip TAMSAN’ın çoğunluk hisselerinin yerli ve özel bir yatırımcı grubu devralmasının ardından yoluna çok daha güçlü bir yapıyla devam ediyor. Yüzde 35 ila 50 enerji tasarrufu sağlayan TAMSAN kompresörler, ‘Tam Verim Tam Güç’ sloganıyla, tasarımdan üretime kesintisiz çalışan çözümler sunuyor. Yarım asırlık mühendislik birikimini ve güçlü üretim becerisini, güçlü sermaye yapısı ve profesyonel yönetim bir araya getiren yeni TAMSAN organizasyonu, odağına büyüme, kurumsallaşma, globalleşme ve enerji verimliliği temelli değer yaratımını alıyor. Türkiye’nin lider kompresör üreticisi TAMSAN, bu yeni dönemde ölçülebilir performans ve uzun vadeli değer sunma vizyonuyla ilerliyor. Sanayinin Kahramanı: Basınçlı Hava Basınçlı hava sistemleri, sanayinin olmazsa olmazı. Kompresörlerin ürettiği basınçlı hava sayesinde üretim hatları çalıştırıyor, makineler besliyor, üretim tesisindeki operasyonlar güvenli şekilde sürdürülüyor. Sanayide tüm işlerin kolaylıkla yapılmasını sağlayan kompresörlere yatırım, yalnızca teknik bir tercih değil; doğrudan maliyetleri, verimliliği ve rekabet gücünü belirleyen stratejik bir karar. Ülkemizdeki toplam enerji tüketiminin %40’ı sanayi kaynaklı. Sanayi tesislerinde de basınçlı hava üretimi, enerji tüketiminin %25-30’unu oluşturuyor. Enerji giderlerini düşürmek isteyen işletmeler; makine değil performans, fiyat değil verimlilik, ilk yatırım maliyeti değil uzun vadeli değer satın alıyor. TAMSAN’ın yeni dönemdeki konumlanması da bu anlayışa dayanıyor: Enerji verimliliği, ileri teknoloji ve yüksek mühendislik ile ölçülebilir değer yaratmak. Enerji Verimliliğinde Öncü Teknoloji: Servo Sistemler Sanayide enerji tüketimi yıllar içinde ilk yatırım maliyetinin çok üzerine çıkan bir yük oluşturabiliyor. Bir kompresörün ekonomik ömrü boyunca ortaya çıkan maliyetin %75’i enerji, %25’i ilk yatırım tutarı, bakım ve yedek parça maliyetleri olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle sektör “Ucuz olan değil, verimli olan kazandırıyor.” formülüne yöneliyor. TAMSAN da stratejisini işte tam da bu gerçeklik üzerine kuruyor. Türkiye’de enerji tasarrufu sağlayan, yüksek verimli Servo motorlu kompresörleri üreten ilk firma olan TAMSAN, enerji tüketimini minimize ederek işletmelere yüzde 35 ila 50 oranlarında tasarruf sağlıyor Uçtan Uca Yerli Üretim TAMSAN, Ankara Başkent OSB’de 7.200 m² arsa üzerinde konumlanan kendine ait üretim tesisinde, tasarımı kendine ait olan 50’nin üzerinde farklı tipte kompresör üretebiliyor. Ürün gamında vidalı kompresörler başta olmak üzere pistonlu, silobas, booster ve seyyar dizel kompresör çözümleri yer alıyor. Bununla birlikte, basınçlı hava sistemlerinin çok kritik ekipmanlarından biri olan hava tanklarını da kendi tesislerinde üreterek, müşterilerine bütüncül bir çözüm sağlıyor. TAMSAN ayrıca kompresörün ana parçalarından olan vida grubunu kendi üretebilen tek yerli üretici konumunda. TAMSAN’ın değer önerisi yalnızca ürünle sınırlı değil; bütünsel bir sistem yaklaşımına dayanıyor: Servo teknolojisi ile işletmelere enerji tasarrufu sağlamaVida grubu ve yüksek basınçlı hava tankları dahil kendi bünyesinde üretim kabiliyetiUçtan uca tüm basınçlı hava ekipmanlarını beraber sunmaGlobal markalara karşı rekabetçi fiyatlama Enerji Verimliliği, Düşük Toplam Sahip Olma Maliyeti Enerji maliyetlerindeki artış ve küresel belirsizlikler, sanayide karar alma dinamiklerini de dönüştürüyor. Bu çerçevede sanayide karar alma esnasında şu başlıklar değerlendiriliyor: Toplam Sahip Olma Maliyeti (Yaşam döngüsü boyunca gerçekleşen toplam maliyet)Yatırımın Geri Dönüş SüresiDijital DönüşümSürdürülebilirlik ve Verimlilik 10-15 yaşında, eski teknoloji ile üretilmiş bir kompresör, yeni nesil bir kompresör ile değiştirildiğinde, yapılan yatırım genellikle 1.5-2 sene içerisinde enerji tasarrufu ile kendisini amorti ediyor. Enerji maliyetlerinin hızlı bir şekilde tırmandığı bu dönemde, kullanım yoğunluğuna göre amorti süresi 12-15 aya kadar düşebiliyor. Yatırım Sonrası Tamsan’da Değişim ve Dönüşüm 2025 yılının Eylül ayında tamamlanan yatırım süreciyle birlikte TAMSAN, yeni bir büyüme fazına geçti. Satın alma sonrası yapılan sermaye artışıyla birlikte şirketin finansal yapısı güçlendirilirken, odağı kârlı büyüme ve uzun vadeli yatırımlara kaydı. TAMSAN Genel Müdürü Gökhan Diriksoy attıkları ve atacakları adımları şu cümlelerle özetliyor: “Tamsan’da dönüşümün ilk fazını tamamladık. İlk 8 ayda odağımız finansal yapılandırma, operasyonel iyileştirme ve organizasyonun yeniden kurulması oldu. Üretim sahamızda sayısız iyileştirmeler gerçekleştirdik. Kurulan yeni organizasyon yapısının, Tamsan’ın büyüme ve markalaşma yolculuğunda önemli bir kaldıraç etkisi yaratmasını bekliyoruz. Öte yandan, satış teşkilatı ve bayiler anlamında TAMSAN’ın ekosistemini hızlı bir şekilde geliştiriyoruz. Yurtiçinde, özellikle İstanbul, Bursa, İzmir, Gaziantep, Adana, Kahramanmaraş gibi önemli sanayi şehirlerinde bilinirliğimizi ve bulunurluğumuz arttırıyoruz. TAMSAN, madencilikten tekstile, gıdadan savunma sanayiine kadar birçok farklı sektöre yüksek verimli kompresör çözümleri sunarak geniş bir müşteri portföyüne ürünlerimizi sunmaya devam edeceğiz.” Kurucu aile temsilcisi Emren Bekeç ise yeni döneme ait şu vurguyu yapıyor: “TAMSAN her zaman piyasa trendlerini yakından takip eden ve inovasyonda hızlı hareket eden bir firma olmuştur. Bunun en iyi örneği servo motorlu kompresörlerdir. Türkiye’de servo motorlu kompresörleri ilk üreten firma Tamsan’dır. Önümüzdeki senelerde de yeni teknolojileri yakından takip edip inovatif ürünleri pazara sürmeye devam edeceğiz. 2026 içerisinde yenilikçi ve sektörde çok ses getirecek bir ürün grubunun lansmanını yapmaya hazırlanıyoruz.” Hedef: Sürdürülebilir Büyüme ve Marka TAMSAN’ın çoğunluk hissesini alan yatırımcı grubunun liderliğini yapan Ömer Birgen, şöyle konuşuyor: “TAMSAN’a yatırım fırsatı bize ilk olarak 2023 sonunda sunuldu. Bulunduğu sektördeki pozisyonu, büyüme potansiyeli ilgimizi çekti. Güçlü bir yönetim ekibi kurarak ve şirkete sermaye enjeksiyonu yaparak, Tamsan’ın sahip olduğu potansiyele ulaşmasını sağlayabileceğimizi düşündük ve yatırım kararı aldık. Türkiye’de sermaye ve borç piyasaları yeteri kadar gelişmemiş durumda. Orta ölçekli firmaların ihtiyaçları olan finansmana ulaşamıyor olması istikrarlı büyümenin önündeki en büyük engel. Özel sermaye yatırım fonlarının masaya getirdiği sermaye ve yönetim tecrübesi, orta ölçekli firmaların büyümesinde katalizör görevi görebiliyor. TAMSAN’da yeni ekiplerimizle birlikte güçlü, sürdürülebilir, kurumsal bir temel inşa ediyoruz. Hedefimiz TAMSAN’ın marka değerini yukarıya taşımak ve ciromuzu döviz bazında 3-4 katına çıkarmak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yıldız Holding’de Üst Düzey Atama Haber

Yıldız Holding’de Üst Düzey Atama

Yıldız Holding, sürdürülebilir ve güçlü büyüme hedefleri doğrultusunda liderlik kadrosunu deneyimli isimlerle güçlendirmeyi sürdürüyor. Bu kapsamda, özel sermaye yatırımları, portföy yönetimi ve stratejik iş geliştirme alanlarında 30 yılı aşkın profesyonel deneyime sahip Murat Özgen, Gözde Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı Genel Müdürü olarak atandı. Özgen, yeni görevinde Gözde GSYO’nun mevcut portföy şirketlerinin performans takibi ve değer yaratma süreçlerine liderlik edecek; yeni yatırım fırsatlarının değerlendirilmesi ve sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda şirketin rekabet gücünün artırılmasına katkı sunacak. Profesyonel yaşamı boyunca Türkiye’de ve uluslararası arenada önemli sorumluluklar üstlenen Murat Özgen, kariyerine ABD’de başladı. Commerzbank AG New York’ta risk ve portföy yönetimi, Koçbank’ta ise proje ve yatırım finansmanı alanlarında görev yapan Özgen, kariyerinin yaklaşık 25 yılını özel sermaye sektöründe geçirmiştir. İş Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı ve Maxis Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi’nde CEO, Yönetim Kurulu Üyesi ve Yatırım Komitesi Üyesi olarak görev alan Özgen; teknoloji, enerji, sağlık ve perakende başta olmak üzere farklı sektörlerdeki yatırım, yönetim ve çıkış işlemlerine aktif olarak liderlik etmiştir. Son olarak Abu Dabi merkezli yatırım firması X12 Capital Limited’de Türkiye Başkanı olarak görev yapan Özgen, geçmişte ve halen birçok kurumda yönetim kurulu ve yatırım komitesi üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Özgen, halen Jamaica Acus Small and Medium Enterprise Fund’da Yatırım Komitesi Üyesi olarak görev yapmakta; ayrıca OYAK Portföy Yönetimi A.Ş. ile Moka United Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşu A.Ş.’nin yönetim kurullarında yer almaktadır. İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü mezunu olan Özgen, MBA derecesini Mercer University’den almıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Fonlar Türkiye ve Çevresindeki Yatırım Fırsatlarını Londra'da Değerlendirdi Haber

Küresel Fonlar Türkiye ve Çevresindeki Yatırım Fırsatlarını Londra'da Değerlendirdi

Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile Küresel Özel Sermaye Birliği'nin (GPCA) stratejik ortaklığıyla düzenlenen etkinlik, küresel özel sermaye fonlarının üst düzey temsilcilerini, yatırım bankalarını, çok uluslu şirketleri ve iş dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getirdi. Toplamda 40 konuşmacı ve panelistin yer aldığı etkinlikte, dünyanın önde gelen özel sermaye fonlarını ve iş dünyasını temsil eden 250 üst düzey yönetici Londra'da bir araya geldi. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen panel ve oturumlarda; Küresel makro görünüm ve sermaye akımları Türkiye ve çevresindeki özel sermaye, özel kredi ve girişim sermayesi yatırım fırsatları Yatırım ve yatırımlardan çıkabilme (exit) dinamikleri Borsa İstanbul ve Londra Borsası'nda halka arz fırsatlarıGirişim sermayesi (venture capital) ve teknoloji yatırımları gibi birçok kritik konu ele alındı. Üst Düzey Katılım: Kamu, Finans ve İş Dünyası Aynı Platformda Konferansın açılışı Londra Borsası CEO'su Dame Julia Hoggett'ın konuşmasıyla başlarken, Globalturk Capital Kurucu ve Yönetici Ortağı, GPCA Orta ve Doğu Avrupa Liderlik Konseyi Üyesi ve Türkiye Temsilcisi Barış Öney etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz etkinliğe video mesaj ile katılarak Türkiye ekonomisinin mevcut durumu ve gelecek dönem politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek de etkinliğe katılarak kapanış konuşmasını gerçekleştirdi. Etkinlikte ayrıca; Türkiye Cumhuriyeti Birleşik Krallık Büyükelçisi Koray Ertaş, Londra Şehri Lord Mayor Temsilcisi Vincent Keaveny, ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu konuşmalarıyla yer aldı. Küresel Sermaye Yeniden Konumlanıyor Etkinlikte öne çıkan başlıklardan biri, küresel yatırım ortamındaki dönüşüm oldu. Artan jeopolitik riskler, değişken gümrük vergileri ve ticaret politikalarındaki değişimler ve yapay zeka başta olmak üzere yaşanmakta olan teknolojik dönüşüm, yatırım kararlarını doğrudan etkilerken; özel sermaye yatırımlarında geri çekilmeden ziyade yeniden konumlanma süreci yaşandığı vurgulandı. GPCA'in araştırmasına göre 2025 yılında yükselen pazarlara olan yatırımlar %33 artış gösterdi. Yatırımcıların daha seçici hale geldiği, yatırımlarını coğrafi, sektörel ve varlık sınıfı olarak çeşitlendirdikleri ve getiri maksimizasyonundan daha çok dayanıklılığın ve güçlü nakit akışının önemli hale geldiği ifade edildi. Uluslararası Doğrudan Yatırımlar ve Şirket Birleşme ve Satınalmaları Tarafında Güçlü Sinyaller Konferansta paylaşılan verilere göre, Türkiye'ye yönelik uluslararası doğrudan yatırım ilgisinin güçlü şekilde devam ettiği görüldü. 2025 yılında Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı yatırımın yaklaşık 13,1 milyar dolar seviyesine ulaştığı, bunun %85inin gayrimenkul dışı yatırımlardan oluştuğu ve bunun son yılların en yüksek seviyelerinden biri olduğu belirtildi. "Türkiye Hem Yatırım Yapılabilir Hem de Çıkış Yapılabilir Bir Pazar" Globalturk Capital Kurucu ve Yönetici Ortağı, GPCA Orta ve Doğu Avrupa Liderlik Konseyi Üyesi ve Türkiye Temsilcisi Barış Öney, etkinlikte yaptığı konuşmada küresel yatırım ortamındaki dönüşüme dikkat çekerek şunları söyledi: "Bugün küresel yatırım ortamında bir daralmadan ziyade bir yeniden konumlanma süreci yaşıyoruz. Sermaye geri çekilmiyor, daha seçici ve çeşitlendirilmiş hale geliyor ve daha dayanıklı, öngörülebilir ve sürdürülebilir alanlara yöneliyor. Artık yatırımcılar için tek bir 'güvenli liman' kavramı yok. Bunun yerine, coğrafyalar, sektörler ve varlık sınıfları arasında çeşitlendirme temel strateji haline gelmiş durumda. Bu yeni dönemde Türkiye, sahip olduğu güçlü, dayanıklı, dinamik ve esnek iş dünyası, girişimcilik ekosistemi ve stratejik konumuyla öne çıkıyor. Türkiye sadece yatırım yapılabilir bir pazar değil, aynı zamanda yatırımlardan karlı bir şekilde çıkabilme (exit) imkânı sunabilen bir ekosisteme sahiptir. 1,2 milyondan fazla kayıtlı şirket ve her yıl kurulan 100 bini aşkın yeni işletme ile Türkiye, yatırımcılar için sürekli fırsat üreten bir platform niteliği taşıyor. Buna karşın Türkiye'nin kapasitesi düşünüldüğünde bunun çok daha fazla olması gerekiyor. Küresel sermayenin temkinli hareket ettiği böylesi dönemlerde, Türkiye'de yerel sermayenin — özellikle kamu ve özel sektör tarafından kurulan GSYF'lerin rolü giderek artıyor ve orta ölçekli işlemlere banka kredisi ve halka arz dışında alternatif sermaye yaratmada önemli bir denge unsuru oluşturuyor. Küresel belirsizliklerin arttığı bir ortamda, Türkiye'nin iş dünyasının ve fon yöneticilerinin onyıllardır test edilmiş dayanıklılığı ve adaptasyon kabiliyeti, yatırımcılar için önemli bir avantaj sunmaya devam ediyor. Batı dünyasından farklı coğraflara yönelmeyi düşünen söz konusu sermaye için Türkiye önemli bir alternatif oluşturuyor." Türkiye Yeni Dönemde Stratejik Bir Yatırım Merkezi Etkinlikte Türkiye'nin; güçlü üretim altyapısı, geniş iç pazarı, stratejik ticaret koridorları üzerindeki konumu, gelişen teknoloji ve girişimcilik ekosistemi ile küresel yatırımcılar açısından önemli bir alternatif olmaya devam ettiği vurgulandı. Türkiye'nin girişimcilik ve teknoloji ekosisteminin son yıllarda önemli bir ivme kazandığı ve uluslararası yatırımcıların radarında olmaya devam ettiği ifade edildi. Unicorn seviyesine ulaşan şirketlerin yanı sıra, daha hızlı büyüyen yeni nesil girişimlerin ortaya çıkmasının ekosistemin olgunlaştığını gösterdiği belirtildi. Globalturk Capital Etkinlikleri Küresel Yatırımcıları Türkiye ile Buluşturmaya Devam Ediyor 2015 yılından bu yana İstanbul, Londra, New York ve Washington DC'de düzenlenen Globalturk Capital etkinlikleri, küresel özel sermaye, özel kredi ve girişim sermayesi yatırımcıları ile iş dünyasını bir araya getirerek Türkiye ve çevresindeki yatırım fırsatlarına dikkat çekmek suretiyle katkı sağlamaya devam ediyor. Bu etkinlikler, fon toplama süreçlerinden yatırımlara ve çıkış işlemlerine kadar birçok alanda önemli iş birliklerinin oluşmasına vesile oluyor. Türkiye'ye daha önce yatırım yapmamış yeni özel sermaye fonlarının Türkiye'yi yatırım radarına almalarına, geçmişte yapmış ama uzun süredir yapmamış olanların da tekrar yatırım yapma kararı vermelerine zemin hazırlıyor. Katkıda Bulunan Kurumlar... Globalturk Capital tarafından Londra Borsası ile birlikte Londra'da düzenlenen konferansta, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ve Küresel Özel Sermaye Birliği (GPCA) stratejik ortak olarak yer aldı ve değerli katkılarını sundu. Konferansta Alkima Partners, Baker McKenzie, Bek Ventures, Esas Holding, Esin Avukatlık Ortaklığı, Evercore, Evren Üçok, Greymore, İnfo Yatırım, Mastercard, Mediterra Capital, Meta, Oyak, Turkven, TFI Holding gibi önemli kurum ve kuruluşlar sponsor olarak yer alırken, Atelier Rebul ve 360+ Media Techologies destekçi kurumlar olarak katkı sağladılar. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Pusula Holding Londra'da Banka Kuruyor Haber

Pusula Holding Londra'da Banka Kuruyor

Pusula Holding, finans sektöründeki büyümesini küresel ölçekte yeni bir aşamaya taşıyor. Holding, dünyanın en önemli finans merkezlerinden biri olan Londra’da kuracağı yeni yapı ile hem grup şirketlerinin uluslararası açılımını hızlandırmayı hem de küresel yatırımcılarla Türkiye’nin finansal ve reel sektör fırsatları arasında güçlü bir sermaye hattı kurmayı hedefliyor. Pusula Holding küresel finans sistemine entegre oluyor Pusula Holding CEO’su Sait Aytaç, Londra merkezli yapılanmanın grubun uzun vadeli büyüme vizyonunun stratejik bir ayağını oluşturduğunu belirterek şunları söyledi: “Londra girişimimizle, Pusula Holding'in yerel gücünü küresel finansın merkeziyle doğrudan bağlıyoruz. İktisat Katılım Bankası'nın faaliyete geçmesiyle tamamladığımız finansal halkamızı, şimdi uluslararası yatırım bankacılığı ile dünyaya açıyoruz. Amacımız yurtdışında sadece bir şirket kurmak değil; küresel sermayeyi Türkiye’deki reel sektör projelerimizle buluşturan, proje finansmanın ana oyuncularından biri olan uluslararası bir platform inşa etmek.” Türkiye’nin yatırım potansiyeli uluslararası sermaye ile buluşacak Londra’daki yatırım bankacılığı yapılanmasının; kurumsal finansman ve yatırım danışmanlığı, uluslararası yatırım işlemlerinin yapılandırılması ve aracılık faaliyetleri, sermaye buluşturma faaliyetleri, proje finansmanı, özel sermaye yatırımları, yatırım işlemlerinin yapılandırılması, sendikasyon kredileri ile portföy yönetimi ve yatırımcı platformlarıyla stratejik iş birliklerinin geliştirilmesi gibi başlıklarda faaliyet göstermesi öngörülüyor. Yeni şirketin ayrıca uluslararası yatırımcıların Türkiye’deki finansal ve reel sektör yatırımlarıyla buluşturulmasında kritik rol üstlenmesi bekleniyor. Pusula Holding böylece, Türkiye’nin yatırım potansiyelini küresel sermayeye taşıyan ve proje finansmanında etkili rol oynayan uluslararası bir oyuncu olmayı hedefliyor. Pusula Holding’in Londra yapılanması, grubun finans ekosistemini uluslararası sahaya taşırken, Türkiye’nin yatırım ve finansman kapasitesinin küresel ölçekte daha görünür hale gelmesine de katkı sağlayacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ey Küresel Sigorta Görünümü 2026 Araştırması’nın Sonuçları Açıklandı Haber

Ey Küresel Sigorta Görünümü 2026 Araştırması’nın Sonuçları Açıklandı

Uluslararası danışmanlık, denetim, güvence, vergi, kurumsal finansman ve strateji hizmetleri şirketi EY’ın her sene yayımladığı, Küresel Sigorta Görünümü Araştırması’nın yeni versiyonu sigorta şirketlerinin 2026 yılı ve sonrasında başarıya ulaşabilmesi için beş temel alana odaklanması gerektiğini ortaya koyuyor. 1. Büyüme stratejilerinin yeniden tanımlanması gerekiyor Geleneksel büyüme yollarının sınırlı kaldığı günümüzde sigorta şirketlerinin işlerini büyütmek için; birleşme ve satın alma (M&A) işlemlerini stratejik bir araç olarak değerlendirmesi gerekiyor. Bu kapsamda özellikle belirli teknolojilere ve yetkinliklere erişim, dikey entegrasyon ve ölçek ekonomisi oluşturma hedefiyle tasarlanan işlemler öne çıkıyor. Araştırmaya göre, sigorta şirketlerinin stratejik bir yol haritası belirleyerek, rekabet avantajı sağlayabilecekleri ürün, segment ve bölgelere odaklanması önem taşıyor. Aynı zamanda ana faaliyet alanı dışındaki varlıkların elden çıkarılmasıyla oluşturulan sermayenin, daha yüksek büyüme potansiyeli taşıyan alanlara yönlendirilmesi de büyümeyi hızlandırıyor. Sigorta şirketlerinin, birden fazla pazar ve ürün kategorisinde gelir artışı hedeflemek yerine, rekabet avantajlarının en yüksek olduğu alanları titizlikle değerlendirmesi gerekiyor. 2. Yapay zeka ile uzun vadeli değere odaklanılması önem taşıyor Sigorta şirketleri, yapay zekâ yatırımlarını artırmış olsa da verimlilik artışının ötesinde dönüştürücü etkinin henüz sınırlı kalmış olduğu görülüyor. Araştırma, yapay zekânın şirketlere önemli ölçüde değer kazandırabilmesi için müşteri deneyiminin yeniden tasarlanması, dinamik sigortalama modellerinin geliştirilmesi ve daha çevik karar alma süreçlerinin kurulması gerektiğini vurguluyor. Araştırma kapsamında sigortacılık sektöründeki CEO’ların yanıtlarına göre, önümüzdeki 1 yıl içinde finansal hedeflere ulaşmanın önündeki en büyük zorlukların ise teknolojik dönüşüm ve yapay zekâ entegrasyonu olduğu görülüyor. Bu doğrultuda, veri kalitesi, güvenlik ve erişilebilirlik sorunlarının ele alınması önem taşıyor. Bununla birlikte, önümüzdeki dönemde ileri yapay zekâ teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla, müşterilere daha etkin hizmet sunmak amacıyla yeni süreç ve iş akışlarınının, yeni yetkinliklerin, iş yapış biçimlerinin de köklü biçimde değişmesi bekleniyor. Ancak bu dönüşüm, yalnızca teknolojik değil; stratejik ve operasyonel esneklik gerektiriyor. 3. Belirsiz ve değişken piyasa koşullarına hazırlıklı olunması gerekiyor Araştırma; sigortacılık sektöründe küresel çapta prim büyümesinin yavaşlamasının, artan maliyetlerin ve dalgalı faiz oranlarının kâr marjları üzerinde baskı oluşturabileceğini, jeopolitik gelişmeler ve düzenleyici farklılıkların da belirsizliği artırabileceğini gösteriyor. Bu noktada maliyet optimizasyonu ön plana çıkıyor; ancak araştırma, sigorta şirketleri için kontrolsüz kesintilerin uzun vadeli büyüme potansiyelini zayıflatabileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca araştırmada maliyet yönetiminin doğru kurgulanmasının dijital dönüşüm ve ürün inovasyonu için kaynak sağlayabileceği belirtilirken; otomasyon, yönetilen hizmetler ve küresel yetkinlik merkezleri gibi modellerin, yalnızca maliyet avantajı değil, aynı zamanda operasyonel esneklik de sağlayarak rekabet gücünü artırabileceği vurgulanıyor. 4. Özel sermaye ile stratejik iş birlikleri fırsatlarının değerlendirilmesi gerekiyor Araştırma sonuçlarına göre; özel sermaye ve alternatif sermaye sağlayıcılarının sigortacılık sektöründeki etkisi giderek artıyor. Bu aktörler, ürün tasarımı, risk transferi ve sermaye yönetiminde yenilikçi yaklaşımlar geliştirerek sektörde dönüşümü hızlandırıyor. Mevcut sigorta şirketlerinin özel sermaye sağlayıcılarıyla iş birliği yapması için güçlü nedenler bulunuyor. Araştırmada sigorta şirketleri için asıl soru; “özel sermaye sağlayıcılarıyla iş birliği yapıp yapmamak değil, bunu nasıl ve hangi modelle gerçekleştirecekleri” olarak öne çıkıyor. Bu noktada doğru ortaklıkların; bilanço yönetimi, analitik yetkinlikler ve sermaye verimliliği açısından önemli fırsatlar sunabileceği belirtiliyor. 5. İş gücünün ve kurum kültürünün dönüşmesi kritik önem taşıyor Teknoloji odaklı dönüşüm, iş gücü yapısında da köklü değişim gerektiriyor. Ancak araştırmada, sigorta şirketlerinin veri bilimi, yapay zekâ mühendisliği, siber risk ve deneyim tasarımı gibi alanlarda yetkin insan kaynağına erişimde zorlandığı belirtiliyor. Bu nedenle; yeniden beceri kazandırma programları, esnek istihdam modelleri ve üçüncü taraf iş birlikleri daha kritik hale geliyor. Aynı zamanda, çalışan bağlılığının güçlendirilmesi ve değişim sürecinin şeffaf yönetilmesi, dönüşümün başarısı açısından belirleyici rol oynuyor. EY Türkiye Şirket Ortağı ve Finansal Hizmetler Sektör Lideri Levent Atakan araştırma ile ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “EY Küresel Sigorta Görünümü 2026 Araştırması, sigortacılık sektörünün önemli bir dönüşüm eşiğinde olduğunu ortaya koyuyor. Üst düzey yöneticiler ve yönetim kurulları için önümüzdeki dönemin temel gündemi, değişimi doğru okumak ve stratejileri bu yeni dinamiklere göre yeniden şekillendirmek olacak. Mega trendlerin tetiklediği; hızlı ve birbirine bağlı dönüşüm dalgası, iş yapış biçimlerini ve sektörün değer zincirini yeniden tanımlıyor. Makroekonomik gelişmeler, jeopolitik dinamikler, artan rekabet, yeni sermaye akışları ve dönüştürücü teknolojiler sektör için yeni sorumluluklar oluşturuyor. Bu ortamda başarılı olacak şirketler; dijital dönüşümü hızlandıran, yapay zekâ ve veri odaklı karar alma süreçlerini güçlendiren ve inovasyonu stratejilerinin merkezine koyanlar olacak. Ayrıca araştırma, belirsizlik dönemlerinin yalnızca risk değil, aynı zamanda stratejik dönüşüm için önemli bir fırsat sunduğunu ortaya koyuyor. Sigorta şirketleri; disiplinli sermaye tahsisi, yenilenen yapay zekâ stratejileri, doğru ortaklıklar ve güçlü bir kurum kültürüyle 2026 ve sonrasında rekabet avantajı elde edebilir.”. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rota Portföy Goldfinch Sanayi ve Teknoloji Girişim Sermayesi Yatırım Fonu Kuruldu Haber

Rota Portföy Goldfinch Sanayi ve Teknoloji Girişim Sermayesi Yatırım Fonu Kuruldu

Goldfinch Global Capital Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tamer Saka ile Rota Portföy Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Eraslan lansman etkinliği öncesinde bir grup gazeteci ile bir araya geldiler. Burada yaptığı açıklamada, Goldfinch Global Capital’i bir alternatif varlık yönetimi şirketi olarak kurduklarını belirten Dr. Tamer Saka, şirketin resmi kuruluşunun 2025 yılı başı olduğunu söyledi. Saka şöyle konuştu: “Goldfinch Global Capital olarak hedefimiz 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık bir varlık yönetimi seviyesine çıkmak. Alternatif varlık yönetimi işinin bir parçası olarak da farklı alanlarda fonlar kuracağız. Bunlar vasıtasıyla şirket kendisine bir yatırım portföyü oluşturacak. Bu amaçla ilk fonumuzu biz Rota Portföy şirketi ile beraber bugün lansmanını yaptığımız fonumuzu kurduk. Bu fonun ilk hedefi 100 milyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşmak.” Dr. Tamer Saka bu fonun, üretim ve üretim teknolojileri alanında yatırımlar yapacağını kaydederek, “Dünyadaki ve ülkemizdeki, sanayi dönüşüm ihtiyacını karşılamak üzere orta büyüklükteki şirketlere global ölçekte büyüme imkanları sağlayacak yatırımlar yapmayı hedefliyoruz” dedi. Yatırım yapacakları şirketleri “ileri teknoloji kullanan üretim şirketleri ve/veya bu üretim şirketlerine teknoloji sağlayan firmalar” olarak tanımlayan Saka, Fonun yüzde 85’i Türkiye’de yüzde 15’i yurtdışında yatırım yapacak şekilde planlama yaptıklarını vurguladı. Dr. Tamer Saka şunları söyledi: “Yatırımlarımızı ileri malzeme üzerinde çalışan, ileri teknoloji sahibi olan, elektronik, sağlık tarım ve teknoloji alanında faaliyet gösteren firmalara odaklamayı düşünüyoruz. Bu fon ile tabii ki ticari bir faaliyet yürüteceğiz ama aynı zamanda Türkiye’nin sanayi dönüşüm potansiyelinde ortaya çıkacak güzel örneklere yatırım yapmayı planlıyoruz. Türkiye’de özellikle orta pazardaki şirketlerde teknolojiye çok hızlı bir adaptasyon gözlemliyoruz. Ancak bu şirketlerinde yönetim gibi, insan kaynakları gibi, finansmana erişim gibi konularda sıkıntıları oluyor. Belli bir eşiğe geldikten sonra büyümekte zorlanıyorlar. İşte biz bu fonu yönetirken, şirketlerin önünü açacak, onları destekleyecek her türlü yönetsel desteği veren ve gerekli finansal desteği sağlayan bir anlayışla hareket edeceğiz. Amacımız, ileri teknoloji alanında sanayi şirketlerimizin gerçek potansiyelini kamuoyuna göstermek.” Rota Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Eraslan, girişim sermayesi alanındaki bu ölçeğe dikkat çekerek şunları söyledi: “Rota Portföy olarak girişim sermayesi alanında seçici ve disiplinli bir büyüme stratejisi izliyoruz. Bugün yönettiğimiz 28 girişim sermayesi yatırım fonu ve 14,4 milyar TL’yi aşan büyüklük, bu alandaki kurumsal kapasitemizin somut bir göstergesi. Goldfinch GSYF ile sanayi ve teknoloji ekseninde, uzun vadeli değer yaratma potansiyeli yüksek şirketlere odaklanıyoruz.” Rakamlarla Girişim Sermayesi Fonları Küresel ölçekte regüle edilmiş yatırım fonlarının toplam büyüklüğü 73,9 trilyon ABD dolarına, özel sermaye ve girişim sermayesi fonlarının toplam hacmi ise yaklaşık 12 trilyon ABD dolarına ulaşmış durumda. Bu tablo, private equity ve venture capital fonlarının küresel yatırım ekosisteminde artık ana akım bir rol üstlendiğini gösteriyor. Türkiye’de de girişim sermayesi ekosistemi hızla derinleşiyor. Portföy yönetim şirketleri tarafından yönetilen toplam varlık büyüklüğü yaklaşık 273 milyar ABD doları seviyesine ulaşırken; 47 portföy yönetim şirketi tarafından yönetilen 388 GSYF’nin toplam büyüklüğü 384 milyar TL’yi aşıyor. Bu fonlara 13.812 yatırımcı o rtak olurken, 255 milyar TL doğrudan şirket ortaklıklarına yönlendirilmiş durumda. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.