Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Özlem Akarken

Kapsül Haber Ajansı - Özlem Akarken haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özlem Akarken haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Diş Hekimliğinde Uzmanlık Tartışmaları Büyüyor Haber

Diş Hekimliğinde Uzmanlık Tartışmaları Büyüyor

Sağlık alanında eğitim planlaması, uzmanlık süreçleri ve istihdam politikalarına yönelik tartışmalar son dönemde yeniden gündemin üst sıralarında yer alıyor. Özellikle diş hekimliği alanında artan fakülte sayıları, mezunların karşılaştığı istihdam sorunları ve uzmanlık eğitimine ilişkin değerlendirmeler, meslek camiasında geniş yankı uyandırıyor. Türkiye'de sağlık hizmetlerinin niteliğinin yalnızca fiziki yatırımlarla değil, insan kaynağının doğru planlanmasıyla da doğrudan ilişkili olduğunu ifade eden Özlem Akarken, özellikle diş hekimliği alanında son yıllarda yaşanan hızlı kontenjan artışlarının ve yeni fakülte açılışlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. İhtiyaç planlaması bilimsel veriler ışığında yapılmalı Diş hekimliği fakültelerinin sayısındaki artışın, istihdam ve eğitim kalitesi açısından dikkatle ele alınması gereken bir konu olduğunu vurgulayan Akarken, "Bugün binlerce genç diş hekimi mezuniyet sonrasında istihdam konusunda ciddi zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır. Bir yandan mevcut sistemde görev yapan diş hekimlerinin çalışma koşulları ve atama beklentileri gündemdeyken, diğer yandan yeni fakültelerin açılması ve kontenjanların artırılması meslek mensupları arasında kaygılara neden olmaktadır. Sağlık insan gücü planlamasının uzun vadeli ve bilimsel veriler doğrultusunda yapılması büyük önem taşımaktadır." İfadelerini kullandı. Uzmanlık eğitiminin temelinde liyakat ve objektif kriterler vardır Diş hekimliğinde uzmanlık eğitiminin belirli standartlar çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini DUS sınav sistemini getirilerek belirlendiğini belirten Akarken, uzmanlık unvanının yalnızca mesleki bir sıfat değil, aynı zamanda önemli bir sorumluluk alanı olduğunu ifade ederek, "Uzmanlık eğitimi; yoğun emek, uzun yıllar süren eğitim süreci ve objektif değerlendirme mekanizmalarının sonucunda kazanılan bir yetkinlik alanıdır. Uzmanlık dışında doktora sistemine ilişkin yapılacak her düzenleme, meslek mensuplarının beklentileri ve sağlık hizmetlerinin niteliği göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir." dedi. Doktora ve uzmanlık farklı akademik süreçlerdir Doktora programlarının bilimsel üretim ve akademik gelişim açısından son derece değerli olduğunu vurgulayan Akarken, "Doktora eğitimi ile uzmanlık eğitimi farklı amaçlara hizmet eden iki ayrı akademik süreçtir. Bilimsel araştırma ve akademik gelişim için aynı zamanda tedavi aşamalarında ise farkı ortaya koyan aynı zamanda akademik kariyerde doktora programlarının değeri tartışılmazdır. Bu nedenle her iki sürecin kendi amaçları doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz." değerlendirmesinde bulundu. Hasta güvenliği ve sağlık hizmetinin niteliği önceliğimizdir SAHİM-SEN olarak sağlık hizmetlerinde kaliteyi önceleyen her düzenlemenin destekçisi olduklarını ifade eden Özlem Akarken, "Sağlık sisteminin sürdürülebilirliği için eğitimde kalite, istihdamda planlama , uzmanlık ve doktora süreçlerinde liyakat ilkelerinin korunması gerektiğine inanıyoruz. Hasta güvenliğini önceleyen, tüm adaylara eşit fırsatlar sunan ve objektif kriterlere dayanan bir uzmanlık doktora sisteminin sürdürülmesi hem meslek mensuplarının motivasyonu hem de toplum sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır. Konunun tüm paydaşların görüşleri alınarak, şeffaf ve bilimsel bir zeminde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz." Diyerek açıklamasını tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hemşireler Sağlık Sisteminin Görünmeyen Yükünü Taşıyor Haber

Hemşireler Sağlık Sisteminin Görünmeyen Yükünü Taşıyor

Ancak sağlık sisteminde artan iş yükü, uzun nöbet saatleri ve yoğun çalışma temposu, hemşireleri ciddi bir tükenmişlik riskiyle karşı karşıya bırakıyor. 12 Mayıs Dünya Hemşireler Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Sağlık Hizmetleri Sendikası (Sahim-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken, hemşirelerin yalnızca hastaların değil, sağlık sisteminin yükünü de taşıdığını belirterek, özellikle kamu hastanelerinde görev yapan hemşirelerin ağır çalışma koşulları altında hizmet vermeye çalıştığını ifade etti. 12 Mayıs Dünya Hemşireler Günü dolayısıyla yapılan değerlendirmelerde, hemşirelerin çalışma koşulları ve sağlık sistemindeki kritik rolü yeniden gündeme taşındı. Sağlık sistemlerinin görünmeyen yükünü taşıyan hemşireler; artan hasta yoğunluğu, uzun nöbet saatleri ve ağır çalışma koşulları altında görev yapmaya devam ediyor. Hastaların tedavi süreçlerinde yalnızca tıbbi bakım sunmayan hemşireler; kriz anlarını yöneten, hasta yakınlarına güven veren ve sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğinde kritik rol üstlenen en önemli meslek grupları arasında gösteriliyor. Ancak uzmanlara göre sağlıkta artan iş yükü, personel yetersizliği, sağlıkta şiddet ve tükenmişlik riski, hemşirelik mesleğini her geçen gün daha zorlu bir noktaya taşıyor. Hemşireler Sadece Hastaları Değil, Sistemi De Ayakta Tutuyor Özellikle pandemi sonrası sağlık hizmetlerine olan talebin büyümesiyle birlikte hemşirelerin omuzlarındaki yük daha da artarken; sağlıkta şiddet, tükenmişlik sendromu ve mesleki yıpranma gibi sorunlar sağlık sisteminin en kritik başlıkları arasında gösteriliyor. Hemşirelerin sağlık sistemindeki en kritik meslek gruplarından biri olduğunu belirten Özlem Akarken, sağlık çalışanlarının artık yalnızca hasta bakımından değil, sistemdeki eksikliklerden doğan yüklerden de sorumlu hale geldiğini söyledi. Akarken, “Hemşireler bugün yalnızca tedavi sürecinin bir parçası değil; kriz anlarını yöneten, hastaya moral veren, hasta yakınlarını sakinleştiren ve sağlık sisteminin sürekliliğini sağlayan en önemli yapı taşlarından biri haline geldi. Ancak artan iş yükü ve ağır çalışma temposu, mesleki tükenmişliği her geçen gün büyütüyor” dedi. Sağlıkta Şiddet ve Yoğun Nöbet Sistemi Gündemde Özellikle kamu hastanelerinde görev yapan hemşirelerin yoğun çalışma temposu altında görev yaptığını ve sağlıkta şiddetin de sağlık çalışanları üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çeken Akarken, ‘‘Birçok sağlık kuruluşunda hemşire başına düşen hasta sayısı giderek yükseliyor. Uzun nöbetler, dinlenme süresinin yetersizliği ve sürekli yüksek tempoda çalışma hem fiziksel hem psikolojik yıpranmayı artırıyor. Sağlık çalışanlarının yaşam kalitesini koruyacak yeni düzenlemelere ihtiyaç var” diye konuştu. Genç Sağlık Çalışanları Yurt Dışını Düşünüyor Sağlık sisteminde görev yapan genç çalışanların gelecek kaygısının büyüdüğünü ifade eden Akarken, çalışma koşullarının iyileştirilmemesi halinde sağlık alanındaki insan kaynağı sorununun daha da derinleşebileceğini söyledi. Akarken, “Bugün birçok genç hemşire daha insani çalışma koşulları ve daha sürdürülebilir bir meslek hayatı için farklı alternatifleri değerlendiriyor. Sağlık sisteminin güçlü kalabilmesi için sağlık çalışanlarının yalnızca fedakârlığına değil, haklarına da yatırım yapılmalı” ifadelerini kullandı. Dünya Hemşireler Günü Sadece Kutlama Değil, Farkındalık Günü Olmalı Dünya Hemşireler Günü’nün yalnızca sembolik mesajlarla geçiştirilmemesi gerektiğini vurgulayan Akarken, hemşirelerin yaşadığı sorunların daha görünür hale gelmesi gerektiğini belirterek, “Sağlık sisteminin merkezinde insan var. İnsan hayatına dokunan hemşirelerin çalışma koşulları güçlenmeden sağlık sisteminde sürdürülebilir başarıdan söz etmek mümkün değil. Dünya Hemşireler Günü, yalnızca teşekkür edilen değil; sorunların da konuşulduğu bir farkındalık günü olmalı” açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kamu Kurumlarına Yönelik Şiddet Alarm Veriyor Haber

Kamu Kurumlarına Yönelik Şiddet Alarm Veriyor

Yargı süreci devam eden ve hakkında yayın kısıtlaması bulunan son gelişmelerin ardından sivil toplum kuruluşlarından art arda açıklamalar gelmeye başladı. Sağlık Hizmetleri Sendikası (Sahim-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken, yaptığı yazılı açıklamada şiddetin artık münferit bir sorun olmaktan çıktığını belirterek, tüm sivil toplum yapılarının ortak ve kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğini vurguladı. Son dönemde kamu hizmeti sunan kurumlara ve görev başındaki çalışanlara yönelik artan şiddet vakaları, toplum vicdanında derin bir endişe yaratmaktadır. Sahim-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, şiddetin hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamayacağını vurgulayarak tüm sivil toplum kuruluşlarına ortak duruş çağrısında bulundu. Akarken, “Görevini kamu adına, insan hayatına ve toplumsal geleceğe hizmet için icra eden çalışanlara yönelik her türlü şiddet, yalnızca bireysel bir saldırı değil; devletin kurumlarına, kamu düzenine ve toplumsal barışa yönelmiş bir tehdittir. Şiddetin normalleşmesine asla izin vermemeliyiz. Bu noktada yalnızca sendikaların değil, tüm sivil toplum kuruluşlarının, meslek örgütlerinin ve toplumsal paydaşların aralıksız şekilde ses yükseltmesi gerekmektedir.” dedi. “Kurumlara Yönelen Şiddet, Toplumsal Güvene Zarar Veriyor” Kamu hizmeti sunan alanlarda güven ortamının zedelenmesinin, hizmet kalitesini ve toplumsal huzuru doğrudan etkilediğini belirten Akarken, “Şiddetin önlenmesine yönelik daha etkin, caydırıcı ve sürdürülebilir politikaların hayata geçirilmeli. Şiddet; sağlıkta, eğitimde, adliyede ya da herhangi bir kamu kurumunda yaşandığında yalnızca bir çalışanı değil, hizmet bekleyen milyonları da mağdur etmektedir. Güvenli çalışma ortamı sağlanmadan nitelikli kamu hizmetinden söz edilemez. Bu nedenle koruyucu ve önleyici mekanizmaların güçlendirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.” İfadelerini kullandı. Sivil Toplum Kuruluşlarına Ortak Mücadele Çağrısı SAHİM-SEN olarak şiddete karşı sıfır tolerans ilkesini savunduklarını belirten Özlem Akarken, “Toplumsal vicdanı yaralayan her şiddet olayında ortak bir ses çıkarmak zorundayız. Bu mesele yalnızca bir meslek grubunun değil, tüm toplumun meselesidir. Tüm sivil toplum kuruluşlarını, meslek örgütlerini ve demokratik kitle yapılarını; kurumlara ve kamu çalışanlarına yönelik şiddete karşı kararlı ve aralıksız bir duruş sergilemeye davet ediyoruz. Şiddetin karşısında birlikte ve güçlü bir ses olmalıyız.” açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

1 Milyar 200 Milyon Muayene! Sağlıkta Rekor mu, Tükeniş mi? Haber

1 Milyar 200 Milyon Muayene! Sağlıkta Rekor mu, Tükeniş mi?

Ancak uzmanlara göre bu tablo yalnızca erişilebilirliğin değil, aynı zamanda sistem üzerindeki baskının da göstergesi. Sahim-Sen Genel Başkanı Özlem Akarken, muayene sayılarındaki artışın sağlık çalışanlarının omuzlarına binen yükü görünür kıldığını belirtti. Son günlerde kamuoyunda sıkça dile getirilen “85 milyonluk ülkede 1 milyar 200 milyon muayene” verisi, sağlık sisteminin erişim kapasitesini gösteren bir istatistik olmanın ötesinde; hizmet kalitesi, hekim başına düşen hasta sayısı, randevu süreleri ve sağlık çalışanlarının artan iş yükü açısından yeni bir tartışma başlatmış durumda. Sahim-Sen Genel Başkanı Özlem Akarken, muayene sayısındaki artışın tek başına başarı göstergesi olarak sunulamayacağını belirterek, “Bu sayı, sağlık çalışanlarının olağanüstü fedakârlığının göstergesidir. Ancak aynı zamanda sistemin üzerindeki baskının da açık bir göstergesidir.” Dedi. Dakikalarla Sınırlanan Muayeneler Artan başvuru sayıları nedeniyle hekim başına düşen hasta sayısının yükseldiğine dikkat çeken Özlem Akarken, randevu sürelerinin daralmasının hizmet kalitesini doğrudan etkilediğini ifade ederek, “Bir hastaya ayrılan sürenin 5-10 dakikaya sıkıştığı bir düzende; detaylı değerlendirme, koruyucu hekimlik ve nitelikli iletişim zarar görür. Bu durum hem hasta memnuniyetini hem de çalışan sağlığını etkiler.” Açıklamasını yaptı. İş Yükü Artıyor, Tükenmişlik Derinleşiyor Yüksek muayene sayılarının yalnızca hekimleri değil; hemşireleri, teknikerleri, sosyal hizmet uzmanlarını ve tüm sağlık kurum çalışanlarını etkilediğini vurgulayan Akarken, sistemin ekip yükü üzerine kurulu olduğunu belirterek, “Sağlık hizmeti bir bütündür.” Dedi. Aynı zamanda artan yoğunluğun tüm meslek gruplarına yansıdığına dikkat çekerek, tükenmişlik sendromu, mesleki motivasyon kaybı ve hata risklerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. “Sağlıkta Artık Nitelik Konuşulmalı” Sağlık sisteminde artan muayene sayıları ve yoğunluk tartışmaları sürerken, Sahim-Sen yapısal dönüşüm çağrısında bulundu. Sendikaya göre “85 milyonluk ülkede 1 milyar 200 milyon muayene” verisi yalnızca erişimi değil, aynı zamanda artan iş yükünü ve kalite üzerindeki baskıyı da gösteriyor. Bu nedenle sistemin nicelik odaklı değil, sürdürülebilirlik ve hizmet kalitesi merkezli yeniden ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, randevu planlamasının bilimsel kriterlerle düzenlenmesi, hekim ve sağlık kurum çalışanı sayısının artırılması ile iş yükünü azaltacak organizasyonel iyileştirmelerin hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Özlem Akarken, “1 milyar 200 milyon muayene bir sayı olabilir; ancak asıl mesele bu hizmetin ne kadar nitelikli, güvenli ve sürdürülebilir olduğudur. Sağlıkta artık nicelik değil, nitelik konuşulmalıdır.” Dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlık Çalışanları Yapısal Sorunlar Nedeniyle Tükenmişlik Yaşıyor Haber

Sağlık Çalışanları Yapısal Sorunlar Nedeniyle Tükenmişlik Yaşıyor

Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN), sahadan gelen veriler ve çalışanların yaşadığı sorunlar doğrultusunda, sistemin sürdürülebilirliği için acil adımlar atılması gerektiğine dikkat çekiyor. Türkiye’de sağlık ve sosyal hizmet sisteminin yükünü taşıyan çalışanlar, artan iş yükü, kronik personel eksikliği ve uzun süredir çözüme kavuşturulamayan yapısal sorunlar nedeniyle ciddi bir tükenmişlik sürecine sürükleniyor. Sağlık kurumlarından sosyal hizmet birimlerine, hastanelerden çocuk evleri siteleri ve huzurevlerine kadar geniş bir alanda görev yapan emekçiler; uzayan çalışma saatleri, fazla mesailer, belirsiz görev tanımları, şiddet, mobbing vakaları altında kamu hizmetini ayakta tutmaya çalışıyor. Sağlık ve sosyal hizmet alanında görev yapan çalışanlar; uzayan çalışma saatleri, artan hasta ve hizmet yükü, fazla mesailer, görev tanımı belirsizlikleri ve şiddet vakaları nedeniyle mesleklerini ağır bedeller ödeyerek icra etmeye çalışıyor. Bu tablo, yalnızca çalışanları değil, doğrudan kamusal sağlık ve sosyal hizmetin niteliğini de tehdit ediyor. Sosyal Hizmet Alanında Alarm Zilleri Çalıyor Özellikle Çocuk Evleri Siteleri ve huzurevleri başta olmak üzere sosyal hizmet alanında görev yapan personelin ciddi bir personel eksikliğiyle çalıştığını vurgulayan SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, fazla mesailerin artık istisna değil, rutin hale geldiğini belirterek, “Sağlık kadar sosyal hizmet alanında çalışanlarımız da sistemin görünmeyen yükünü taşıyor. Çocuk Evleri Siteleri’nde, huzurevlerinde görev yapan personelimiz uzun saatler boyunca, yetersiz kadrolarla hizmet üretmeye çalışıyor. Sürekli fazla mesaiyle yürüyen bir sistem ne çalışanı korur ne de hizmet kalitesini sürdürülebilir kılar,” dedi. Görev Tanımları 5 Yıldır Güncellenemiyor Sağlık Bakanlığı bünyesinde görev yapan birçok meslek grubunun görev tanımlarının yaklaşık beş yıldır güncellenemediğine dikkat çeken Özlem Akarken, bu durumun sahada ciddi karmaşaya yol açtığını ifade ederek, “Görev tanımları güncellenecek denileni beş yıl oldu çalıştaylar yapıldı derneklerin görüşleri alındı ancak somut bir adım olarak çalışmalar bitti üst kurula sevk edilecek deniliyor ama ne zaman resmi gazetede yerini alacak belli değil. Eğitim Araştırma Hastaneleri nde öğretim elemanı olan hekimler başta olmak üzere sağlık personelleri eğitimlerinin karşılığını göremiyor. Liyakat tek istenilen konu. Her sağlık çalışanı görevini net biçimde bilmek, yetki ve sorumluluk çerçevesinde kamu hizmetini layıkıyla yapmak istiyor. Belirsiz görev tanımları hem çalışanı yıpratıyor hem de hizmet sunumunda aksamalara neden oluyor. Yardımcı hizmetler sınıfı kamunun kanayan yarası ilke imza atacak yerlerden biri Sağlık Bakanlığı ama görmezden gelinen her işi yapar modunda kullanılan personel. Yardımcı hizmetler sınıfı eğitim öğretimlerine göre sınıf değişikliği bekliyorlar yıllardır. Ve tabii ki de atanamayan mezun gençler ya da aldıkları eğitim göz ardı edilen üstelik sağlık idareci meslek tanımı varken sağlık yönetimi mezunu olup büro personeli olarak atanıp bürolar idari birimler dışında çalıştırılan personeller, bu personellerde görev tanımlarını bekleniyor. Tıbbi sekreterler tıbbi birimler dışında her yerde kullanılan personeller. Ve sağlık ordusunun yükünü omuzlarında taşıyan hemşireler ,teknisyenler teknikerler aynı kurumda çalışıp aynı işi yapıp ek ödemede bile katsayılarla ayrıştırılanlar. Kan Merkezleri, laboratuvar hizmeti verdiği acile hizmet ettiği gözardı edilen ,patoloji kimyasallarla uğraşıp ama etkin bir yıpranma ya da ek ödeme farkı alamayan birimler. Sorunlar bitmiyor çözüm ise belli. Şiddet, Artan İş Yükü ve Tükenmişlik Artan hasta yükü, yetersiz istihdam ve uzun çalışma saatlerinin sağlık çalışanlarını fiziksel olduğu kadar psikolojik olarak da yıprattığını vurgulayan SAHİM-SEN, şiddet vakalarının da tükenmişliği derinleştiren en önemli başlıklardan biri olduğuna dikkat çekti. Akarken, “Şiddetin önlenemediği, dinlenme hakkının korunmadığı, emeğin karşılığının verilmediği bir sistemde tükenmişlik kaçınılmazdır. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanı tükenirse sistem çöker,” ifadelerini kullandı. Askeri Hastaneler ve İade-i İtibar Çağrısı Askeri hastanelerin yeniden açılmasının gündemde olduğuna da değinen Özlem Akarken, bu sürecin yalnızca fiziki yapılar üzerinden değil, insan kaynağı ve özlük hakları boyutuyla ele alınması gerektiğini vurgulayarak, “Bir kurumu kapatmak kolaydır, ancak diriltmek zaman alır. Askeri tabiplerimiz, sağlık astsubaylarımız ve sivil memurlarımız geçmişte TSK da , mesai mefhumu gözetmeden hizmet verdiler. Üstelik çoğu askeri okulları bitirerek görevlerini yerine getirdiler. Şimdi ise Sağlık Bakanlığı bünyesinde kamu hizmetini yerine getiriyorlar çok kırgınlar devrolan personelin iade-i itibarlarının sağlanması ve hukuki yollarla almaya çalıştıkları özlük haklarının teslim edilmesi artık ertelenmemelidir,” dedi. Akarken, güçlü bir ordunun güçlü bir sağlık sistemiyle desteklenmesi gerektiğini belirterek, nitelikli sağlık hizmeti için geçmişte yapılan yanlışların cesaretle düzeltilmesi çağrısında bulundu. “Yanlışlar Bir An Önce Doğruya Evrilmeli” “Devletimiz büyüktür, ordumuz şanlıdır. Ancak nitelikli sağlık ve sosyal hizmeti; planlama, liyakat, net görev tanımları ve çalışanını koruyan politikalarla mümkündür. Sağlık ve sosyal hizmet sisteminin yükünü taşıyanlar daha fazla görmezden gelinmemeli. Yanlışlar bir an önce doğruya evrilmelidir,” diyen Akarken, yetkilileri kalıcı ve kapsayıcı çözümler üretmeye davet etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.