Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Özlük Hakları

Kapsül Haber Ajansı - Özlük Hakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özlük Hakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

51 ülkeden 305 pilot İstanbul’da buluştu Haber

51 ülkeden 305 pilot İstanbul’da buluştu

Havacılık sektörünün bugününü ve geleceğini etkileyen konuların ele alındığı konferansta; sahadan gelen deneyimler, uluslararası perspektifle değerlendiriliyor. Küresel hava trafiğinin en yoğun kesişim noktalarından biri olan İstanbul’da gerçekleşen bu buluşma, Türkiye’nin havacılık ekosistemindeki konumunu da bir kez daha öne çıkarıyor. 26 Nisan’ın, Türk havacılığının öncülerinden Fesa Evrensev’in 1912 yılında ilk uçuşunu gerçekleştirdiği tarih kabul edilmesi ve Dünya Pilotlar Günü olarak uluslararası düzeyde anılması, konferansa tarihsel bir bağlam kazandırıyor. Türk sivil havacılığının gelişim alanları gündemde Konferans kapsamında; Türk sivil havacılığının sürdürülebilir gelişimine katkı sağlayabilecek bazı yapısal başlıklar da gündeme taşınıyor. Pilotlara hususi pasaport verilmesi, havacılık sektörüne özgü bir iş kanunu oluşturulması ve pilotlar için fiili hizmet süresi zammına ilişkin düzenlemeler; yalnızca çalışma koşullarına değil, aynı zamanda operasyonel verimlilik, ekip planlama esnekliği ve sektörde deneyimli insan kaynağının korunması açısından da değerlendiriliyor. Bu başlıkların, kamuoyu ve karar vericiler nezdinde daha görünür hale gelmesi ve önümüzdeki dönemde daha somut biçimde ele alınmasına zemin oluşturması amaçlanıyor. Konferansın açılış konuşmalarının ardından basınla bir araya gelen TALPA Başkanı Kaptan Pilot Okan Üreksoy: “IFALPA Uluslararası Pilot Birlikleri Federasyonu olarak dünyada 70’ten fazla ülkede 160.000’den fazla pilotu temsil ediyor. Merkezi Montreal’de olan IFALPA. Her yıl dünyanın farklı bir ülkesinde konferans düzenliyor. Bu konferanslarda pilotluk mesleği, uçuş emniyeti, özlük hakları gibi konular görüşülüp tartışılıyor ve tavsiyeler ile çözüm önerileri sunuluyor. Derneğimiz TALPA da bu federasyonun bir üyesi olarak hem ulusal hem de uluslararası alanda aktif olarak faaliyet gösteriyor. Bugün 20 yıl aradan sonra tekrar İstanbul’da IFALPA konferansına ev sahipliği yapmanın heyecanını yaşıyoruz” dedi. “Pozitif emniyet kültürü, modern havacılığın en kritik unsurlarından biridir.” Havacılığın en temel yapı taşının ‘emniyet’ olduğunu, bunun da teknolojiler ya da regülasyonlarla sağlanan bir sonuç değil bir kültür olduğunu belirten Üreksoy, sözlerine şöyle devam etti: “Bu nedenle, IFALPA 2026’nın merkezinde yer alan kavramlardan biri olan “pozitif emniyet kültürü”, modern havacılığın en kritik unsurlarından biridir. Pozitif emniyet kültürü; açık iletişimin olduğu, raporlamanın teşvik edildiği, hatalardan öğrenilen, cezalandırmanın değil gelişimin esas alındığı bir anlayışı ifade eder. Bu kültürün en önemli şartı ise sistemin içindeki tüm paydaşların, özellikle de pilotların sesinin duyulması ve korunmasıdır.” Konuşmasında havacılıkta yapısal ihtiyaçlar ve Havacılık Meslek Yasası’yla ilgili kritik konulara da değinen Üreksoy, mevcut durumda böyle özel bir yasa bulunmamasının; yüksek uzmanlık, sürekli dikkat ve doğrudan insan hayatına etki eden karar süreçleri içeren bir meslek grubunun, kendi doğasına uygun bir hukuki çerçeveden yoksun kalmasına neden olduğunu söyleyerek; “Bugün, havacılık sektöründe çalışan uçucu personelin önemli bir kısmı; kıdem tazminatı, iş güvencesi, standart çalışma koşulları ve sosyal haklar açısından eşit olmayan uygulamalara tabi kalabilmektedir. Bu durum yalnızca bir çalışma hayatı sorunu değil, aynı zamanda emniyet kültürünün sürdürülebilirliği açısından da önemli bir husustur. Bu ve daha pek çok nedenle, uçucu personelin çalışma hayatını; hak, sorumluluk ve yükümlülükleriyle birlikte açık şekilde tanımlayan, sektöre özgü riskleri dikkate alan, uluslararası standartlarla uyumlu bir Havacılık Meslek Yasası’nın hayata geçirilmesi artık ertelenemez bir ihtiyaçtır. Pilotlar için küresel ve uyumlu çalışma düzenlemelerinin gerekliliği Toplantıda konuşan IFALPA Başkanı Kaptan Pilot Ron Hay ise “Havayolu pilotları, mesleklerini korumak için tasarlanmış yasal çerçevelere tam olarak uymayan bir meslekte çalışıyorlar. Çoğu çalışanın aksine, pilotlar tek bir yerde, tek bir sistem altında veya tahmin edilebilir saatlerde çalışmazlar. Bir görev günü İstanbul’da başlayıp başka bir kıtada sona erebilir, zaman dilimlerini aşabilir ve insan fizyolojik sınırlarını zorlayabilir. Bugün pilotlar, birlikte çalışmak üzere asla tam olarak tasarlanmamış iki sistem tarafından yönetiliyor: havacılık güvenliği düzenlemeleri ve çalışma süresi ile dinlenme ilgili iş kanunları. Her ikisi de önemlidir, ancak her zaman uyumlu değillerdir” dedi. Havacılığın dünyayı birbirine bağladığının ancak aynı zamanda ulusal ve bölgesel sistemler arasındaki farklılıkları da ortaya koyduğunun altını çizen Hay sözlerini şöyle bitirdi: “Bu farklılıklar, standartları yükseltmek yerine çalışanlara karşı yükümlülükleri azaltmak için kullanıldığında, sonuç eşit olmayan koruma, yasal belirsizlik ve çalışma koşulları üzerinde artan baskıdır. Pilotlar, havayolları ve düzenleyiciler, parçalanmış ve belirsiz yasal çerçeveler içinde faaliyet göstermek zorunda kalmamalıdır. Düzenleyiciler tutarlı kurallar sağlamalı ve güvenlik ile işgücü düzenlemeleri arasındaki boşlukları kapatmalıdır. Havacılığın sınırları yoktur ve düzenleyici çerçevelerimiz bu gerçekliğe uygun olarak tasarlanmalıdır.” Dünya Pilotlar Günü kapsamında planlanan etkinlikler Dünya Pilotlar Günü kapsamında planlanan etkinlikler, yalnızca 26 Nisan ile sınırlı kalmıyor. Nisan ayı boyunca hayata geçirilen program; sosyal sorumluluk projeleri, anma etkinlikleri ve uluslararası katılımlı organizasyonlarla birlikte ilerliyor. Bu kapsamda, İstanbul’da düzenlenen IFALPA 80. Konferansı uluslararası katılımıyla öne çıkarken; Hava Kuvvetleri Müzesi’nde gerçekleştirilecek anma programı, Türk havacılık tarihine ve mesleğin köklerine odaklanıyor. Sosyal sorumluluk projeleri ise gençlerle bir araya gelinen etkinlikler ve farkındalık çalışmalarıyla destekleniyor. Nisan ayına yayılan bu etkinliklerle, pilotluk mesleğinin yalnızca operasyonel boyutuyla değil; tarihsel birikimi, toplumsal etkisi ve geleceğe yönelik rolüyle birlikte ele alınması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlık Çalışanları Yapısal Sorunlar Nedeniyle Tükenmişlik Yaşıyor Haber

Sağlık Çalışanları Yapısal Sorunlar Nedeniyle Tükenmişlik Yaşıyor

Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN), sahadan gelen veriler ve çalışanların yaşadığı sorunlar doğrultusunda, sistemin sürdürülebilirliği için acil adımlar atılması gerektiğine dikkat çekiyor. Türkiye’de sağlık ve sosyal hizmet sisteminin yükünü taşıyan çalışanlar, artan iş yükü, kronik personel eksikliği ve uzun süredir çözüme kavuşturulamayan yapısal sorunlar nedeniyle ciddi bir tükenmişlik sürecine sürükleniyor. Sağlık kurumlarından sosyal hizmet birimlerine, hastanelerden çocuk evleri siteleri ve huzurevlerine kadar geniş bir alanda görev yapan emekçiler; uzayan çalışma saatleri, fazla mesailer, belirsiz görev tanımları, şiddet, mobbing vakaları altında kamu hizmetini ayakta tutmaya çalışıyor. Sağlık ve sosyal hizmet alanında görev yapan çalışanlar; uzayan çalışma saatleri, artan hasta ve hizmet yükü, fazla mesailer, görev tanımı belirsizlikleri ve şiddet vakaları nedeniyle mesleklerini ağır bedeller ödeyerek icra etmeye çalışıyor. Bu tablo, yalnızca çalışanları değil, doğrudan kamusal sağlık ve sosyal hizmetin niteliğini de tehdit ediyor. Sosyal Hizmet Alanında Alarm Zilleri Çalıyor Özellikle Çocuk Evleri Siteleri ve huzurevleri başta olmak üzere sosyal hizmet alanında görev yapan personelin ciddi bir personel eksikliğiyle çalıştığını vurgulayan SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, fazla mesailerin artık istisna değil, rutin hale geldiğini belirterek, “Sağlık kadar sosyal hizmet alanında çalışanlarımız da sistemin görünmeyen yükünü taşıyor. Çocuk Evleri Siteleri’nde, huzurevlerinde görev yapan personelimiz uzun saatler boyunca, yetersiz kadrolarla hizmet üretmeye çalışıyor. Sürekli fazla mesaiyle yürüyen bir sistem ne çalışanı korur ne de hizmet kalitesini sürdürülebilir kılar,” dedi. Görev Tanımları 5 Yıldır Güncellenemiyor Sağlık Bakanlığı bünyesinde görev yapan birçok meslek grubunun görev tanımlarının yaklaşık beş yıldır güncellenemediğine dikkat çeken Özlem Akarken, bu durumun sahada ciddi karmaşaya yol açtığını ifade ederek, “Görev tanımları güncellenecek denileni beş yıl oldu çalıştaylar yapıldı derneklerin görüşleri alındı ancak somut bir adım olarak çalışmalar bitti üst kurula sevk edilecek deniliyor ama ne zaman resmi gazetede yerini alacak belli değil. Eğitim Araştırma Hastaneleri nde öğretim elemanı olan hekimler başta olmak üzere sağlık personelleri eğitimlerinin karşılığını göremiyor. Liyakat tek istenilen konu. Her sağlık çalışanı görevini net biçimde bilmek, yetki ve sorumluluk çerçevesinde kamu hizmetini layıkıyla yapmak istiyor. Belirsiz görev tanımları hem çalışanı yıpratıyor hem de hizmet sunumunda aksamalara neden oluyor. Yardımcı hizmetler sınıfı kamunun kanayan yarası ilke imza atacak yerlerden biri Sağlık Bakanlığı ama görmezden gelinen her işi yapar modunda kullanılan personel. Yardımcı hizmetler sınıfı eğitim öğretimlerine göre sınıf değişikliği bekliyorlar yıllardır. Ve tabii ki de atanamayan mezun gençler ya da aldıkları eğitim göz ardı edilen üstelik sağlık idareci meslek tanımı varken sağlık yönetimi mezunu olup büro personeli olarak atanıp bürolar idari birimler dışında çalıştırılan personeller, bu personellerde görev tanımlarını bekleniyor. Tıbbi sekreterler tıbbi birimler dışında her yerde kullanılan personeller. Ve sağlık ordusunun yükünü omuzlarında taşıyan hemşireler ,teknisyenler teknikerler aynı kurumda çalışıp aynı işi yapıp ek ödemede bile katsayılarla ayrıştırılanlar. Kan Merkezleri, laboratuvar hizmeti verdiği acile hizmet ettiği gözardı edilen ,patoloji kimyasallarla uğraşıp ama etkin bir yıpranma ya da ek ödeme farkı alamayan birimler. Sorunlar bitmiyor çözüm ise belli. Şiddet, Artan İş Yükü ve Tükenmişlik Artan hasta yükü, yetersiz istihdam ve uzun çalışma saatlerinin sağlık çalışanlarını fiziksel olduğu kadar psikolojik olarak da yıprattığını vurgulayan SAHİM-SEN, şiddet vakalarının da tükenmişliği derinleştiren en önemli başlıklardan biri olduğuna dikkat çekti. Akarken, “Şiddetin önlenemediği, dinlenme hakkının korunmadığı, emeğin karşılığının verilmediği bir sistemde tükenmişlik kaçınılmazdır. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanı tükenirse sistem çöker,” ifadelerini kullandı. Askeri Hastaneler ve İade-i İtibar Çağrısı Askeri hastanelerin yeniden açılmasının gündemde olduğuna da değinen Özlem Akarken, bu sürecin yalnızca fiziki yapılar üzerinden değil, insan kaynağı ve özlük hakları boyutuyla ele alınması gerektiğini vurgulayarak, “Bir kurumu kapatmak kolaydır, ancak diriltmek zaman alır. Askeri tabiplerimiz, sağlık astsubaylarımız ve sivil memurlarımız geçmişte TSK da , mesai mefhumu gözetmeden hizmet verdiler. Üstelik çoğu askeri okulları bitirerek görevlerini yerine getirdiler. Şimdi ise Sağlık Bakanlığı bünyesinde kamu hizmetini yerine getiriyorlar çok kırgınlar devrolan personelin iade-i itibarlarının sağlanması ve hukuki yollarla almaya çalıştıkları özlük haklarının teslim edilmesi artık ertelenmemelidir,” dedi. Akarken, güçlü bir ordunun güçlü bir sağlık sistemiyle desteklenmesi gerektiğini belirterek, nitelikli sağlık hizmeti için geçmişte yapılan yanlışların cesaretle düzeltilmesi çağrısında bulundu. “Yanlışlar Bir An Önce Doğruya Evrilmeli” “Devletimiz büyüktür, ordumuz şanlıdır. Ancak nitelikli sağlık ve sosyal hizmeti; planlama, liyakat, net görev tanımları ve çalışanını koruyan politikalarla mümkündür. Sağlık ve sosyal hizmet sisteminin yükünü taşıyanlar daha fazla görmezden gelinmemeli. Yanlışlar bir an önce doğruya evrilmelidir,” diyen Akarken, yetkilileri kalıcı ve kapsayıcı çözümler üretmeye davet etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GÜSOD: Sektörümüzde Asgari Ücretin Yüzde 25-50 Üzerinde Bir Ücret Benimsenmeli Haber

GÜSOD: Sektörümüzde Asgari Ücretin Yüzde 25-50 Üzerinde Bir Ücret Benimsenmeli

Özel güvenlik sektörünün önde gelen sivil toplum kuruluşları arasında yer alan GÜSOD, kurulduğu günden beri üstlendiği misyona uygun olarak özel güvenlik sektörünün gelişim sürecine katkı sağlamayı kararlılıkla sürdürüyor. Düşük ücret politikaları istihdam açığını büyütüyor Asgari ücret konusunda açıklamalarda bulunan Güvenlik Servisleri Organizasyon Derneği (GÜSOD) Başkanı Turgay ŞAHAN: “Özel güvenlik görevlilerinin çalışma koşullarının zorluklarının yanı sıra düşük ücret politikalarının uygulanması da istihdam açığını büyütüyor. Özel güvenlik görevlilerinin sürekli iş değiştirmelerden kaynaklanan hızlı sirkülasyon ise hizmet kalitesini olumsuz etkiliyor. İş güçlüğü ve riskinin de beraberinde getirdiği bu faktörler paralelinde; hizmetin arzu edilen seviyede sunulabilmesi için asgari ücretin yüzde 25-50 üzerinde bir ücretin, hizmet alan ve hizmet veren ilişkisi içinde benimsenmesi gerektiğini düşünüyoruz.” diyor. Çalışma şartları ve özlük hakları iyileştirilmeli Özel güvenlik sektöründe kamuda çalışanla, özel işletmelerde çalışmakta olan özel güvenlik görevlilerinin aldıkları maaşlar arasında farklılıklar bulunduğuna da dikkat çeken ŞAHAN, “Kamuda çalışan özel güvenlik görevlileri daha yüksek maaşlar alabiliyor. Belirli zamanlarda kamu otoriteleriyle bir araya gelerek bu sorunları dile getirmekteyiz. Kamunun da bu konudaki yaklaşımları oldukça olumlu. Özel güvenlik görevlilerinin yerine getirdikleri görevi bir meslek olarak benimseyebilmeleri için bir dönüm noktasına gelmiş bulunmaktayız. Çalışma şartlarının ve özlük haklarının iyileştirilmemesi ne yazık ki deneyimli ve nitelikli iş gücü kaybına neden oluyor. Ücretlerin artırılması, özlük ve yan hakların iyileştirilmesi çalışanların motivasyonlarını artıracaktır, bu sayede sektörümüz de personel bulma konusunda zorluk yaşamayacaktır.” dedi. Yüksek turnover oranının önüne geçilmeli Turgay ŞAHAN, “Özel güvenlik görevlisi olarak hizmet verenler, asgari ücret seviyesinde maaş almaları ve özlük hakları gibi nedenlerden dolayı sık sık iş değiştiriyor. Dolayısıyla özel güvenlik şirketleri sürekli olarak yeni personel arayışına giriyor ve bu da ‘talep çok’ algısına yol açıyor. Sadece işverenlerin değil, devletin de özel güvenlik sektörüne yönelik politikaları ve düzenlemeleri gözden geçirmesi ve çalışanların haklarını koruyacak adımlar atması gerekiyor. Bu sayede motive olacak özel güvenlik görevlilerinin sektörde çalışmaya devam edeceğine inanıyorum. Kamusal ve özel alanlarda güvenliğin sağlanmasında büyük rol oynayan özel güvenlik görevlilerinin emeğinin karşılığını tam olarak alamaması sektörün gelişmesine engel oluyor. Sektörümüzdeki istihdam açığının ve yüksek turnover oranının önüne geçmek için ücretlerin ve özlük hakların iyileştirilmesi gerekiyor.” şeklinde sözlerine devam etti. Turgay ŞAHAN: “İlan edilen asgari ücret oranına bağlı kalınmadan acil olarak sektörel farklılık algısının oluşması gerekmekte. Böylece özel güvenlik hizmeti talep edenlerin mevcut ücret politikasıyla bu hizmeti arzu edilen seviyede alınamayacağının kabul görmesi sağlanmalı. Özlük ve yan haklarda yapılacak iyileştirmelerle, hizmet veren şirketlerin ve derneğimizin daha önce bu konuda açıklamış olduğu ve kamuda çalışan özel güvenlik görevlilerine tanınan ayrıcalıkta olduğu gibi ücretlerinin asgari ücretin yüzde 25-50 seviyesi aralığına denk gelecek bir artış ile kabul görmesi gerekiyor. Bu düzenlemeler; kök ücretler üzerine konulacak bir farkla elde edilebileceği gibi, bir kısmında yan haklar üzerinden sağlanacak farklar şeklinde de olabilir.” açıklamasını yaptı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.