Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Pakistan

Kapsül Haber Ajansı - Pakistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pakistan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sütaş, Pakistan’daki Yatırımlarını Büyütmek İçin Yeni Bir Adım Atıyor Haber

Sütaş, Pakistan’daki Yatırımlarını Büyütmek İçin Yeni Bir Adım Atıyor

Sütaş, Pakistan süt sektörünün potansiyeline ve ülkedeki uzun vadeli büyüme fırsatlarına duyduğu güven doğrultusunda yatırımda yeni bir adım atıyor. 2018 yılında Nishat Grubu ile yüzde 50-50 ortaklıkla kurulan Nishat Sütaş Dairy Limited’de Nishat Grubu’na ait hisselerin tamamını satın almak üzere mutabakata varıldı. İşlemin gerekli onayların alınması ve nihai sözleşmelerin imzalanmasının ardından tamamlanması öngörülüyor. Hisse devrinin tamamlanmasıyla birlikte Faisalabad’da bulunan süt ve süt ürünleri üretim tesisi ve Milkfields markasıyla yürütülen faaliyetler Sütaş yönetiminde devam edecek. Sütaş Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, Pakistan’daki faaliyetlerine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “2018 yılında Nishat Grubu ile çıktığımız bu yolda, Sütaş’ın sütçülük alanındaki bilgi ve deneyimi ile Nishat Grubu’nun Pakistan deneyimini bir araya getirdik. Birlikte Pakistan’da önemli bir yatırım gerçekleştirdik. Nishat Grubu’nun bugüne kadar verdiği destek ve katkılar için teşekkür ediyor, dostluğumuzun ve güçlü ilişkilerimizin bundan sonra da devam edeceğine inanıyoruz. Pakistan’a ve Pakistan süt sektörünün potansiyeline inanıyoruz. Sütçülük alanındaki 50 yılı aşkın deneyimimiz ile dost ve kardeş ülke Pakistan’da süt sektörünün gelişmesine ve Pakistan tüketicilerinin sağlık ve mutluluğuna katkı sağlamayı hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Suudi Arabistan ile 3 Bin Megavatlık Bir Anlaşma Daha Haber

Suudi Arabistan ile 3 Bin Megavatlık Bir Anlaşma Daha

Bugün 81 ilde doğal gaz bulunduğuna işaret eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, bu yıl içerisinde bininci yerleşim yerine doğal gazı vereceklerini de açıkladı. Suudi Arabistan'ın Türkiye'de yapacağı yenilenebilir enerji yatırımlarıyla ilgili 2 bin megavatlık projenin anlaşmasının daha önce imzalandığını anımsatan Bakan Bayraktar, Antalya'daki Birleşmiş Milletler İklim Konferansı marjında 3 bin megavatlık bir anlaşma ile toplam proje kapasitesini 5 bin megavata çıkaracaklarını açıkladı. Bakan Bayraktar, Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen AK Parti 25. Kuruluş Yıl Dönümü Programı’na katıldı. Burada çeşitli televizyonların canlı yayınlarına konuk olan Bakan Bayraktar, Türkiye’nin geçtiğimiz 25 yılda enerji ve madencilik alanında attığı adımlara ve sonrası için ortaya koyduğu hedeflere ilişkin değerlendirmeler yaptı. Çeyrek Asırda Bir Asırlık İş Bakan Bayraktar, “Türkiye, çeyrek asırda Cumhurbaşkanımızın liderliğinde neredeyse bir asırlık iş yaptı. Rakamlar bize bunu söylüyor; Türkiye, elektrikte kurulu gücünü 4 kat artırmış, 32 bin megavattan 126 bin megavata gelmiş durumda. Elektrikte 24 yılda yaklaşık 95 bin megavat yeni kurulu gücü hayata geçirdik. Bu, İtalya büyüklüğünde bir kurulu güce tekabül ediyor ve biz Fransa ile Almanya'dan sonra Avrupa'nın üçüncü büyük kurulu güce, tüketimine ve üretimine sahip elektrikte ülkesi konumuna geldik. Türkiye'de petrol üretimimiz 3 katına, doğal gaz üretimimiz 9 katına, maden ihracatımız 10 katına çıkmış durumda.” dedi. Temel Hedef Enerjide Bağımsızlık Şimdi önlerinde yeni bir hedef, yeni bir ufuk, yeni bir vizyon olduğunu belirten Bakan Bayraktar, “O da Türkiye Yüzyılı vizyonu. Yeni yüzyıla Türkiye'yi hazırlıyoruz. Türkiye'yi ekonominin bütün alanlarında; ulaştırmadan tarıma, sanayiye, binalarımıza kadar kökten değiştirecek adımlar atacağız. Temel bir hedefimiz var: Türkiye Yüzyılı'nda Türkiye'yi enerjide bağımsız kılmak. Bu bizim adeta Kızılelma'mız.” dedi. Doğal Gazda Bininci Yerleşim Yeri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2002'de ‘Türkiye'deki her haneye doğal gaz götüreceğiz’ hedefi ortaya koyduğunu anımsatan Bakan Bayraktar, “2002’de 5 ilde olan doğal gaz, bugün 81 ile ulaştı. İnşallah 2026 yılı içerisinde bininci yerleşim yerine doğal gazı vermiş olacağız.” diye konuştu. Karadeniz’de Doğal Gaz Üretimi Artacak Karadeniz’deki yerli doğal gaz üretimini artıracaklarına işaret eden Bakan Bayraktar, üretimi bu yıl iki katına çıkaracaklarını belirterek “Üretimi 2028'de 4 katına çıkarıyoruz. 17 milyon hanenin doğal gaz ihtiyacını 2028'de kendi gazımızla Karadeniz'den karşılayacağız.” İfadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye ile Ülkemizin Önünde Ekonomik Potansiyel Açılacak Geçtiğimiz günlerde Terörsüz Türkiye hedefiyle ilgili düzenlemenin Meclis’ten geçerek yasalaştığını hatırlatan Bakan Bayraktar, “Gabar, Terörsüz Türkiye'nin adeta küçük bir kesiti, küçük bir fragmanını gördüğümüz bir proje. Bizim için bir iftihar vesilesi. Milyonlarca yıldır toprak altında olan petrol, bölgenin terörden temizlenmesiyle beraber çok büyük bir ekonomik aktiviteye, istihdama, kalkınmaya ve ülkemizin enerji ithalatını düşürmesine çok önemli bir katkı sağlıyor. Bugün günde 83 bin varil üretimi geçmiş durumdayız. Her gün Gabar'dan yeni bir rekor geliyor. Bugün o dağlarda 3 bin 500'ün üzerinde insan çalışıyor. Çoğunluğu o bölgenin çocukları, gençleri. Kendi mühendislerimiz, kendi teknisyenlerimizle beraber büyük bir hikâye yazıyoruz orada. İnanıyorum ki terörsüz bölgeyle ve Terörsüz Türkiye'yle beraber ülkemizin önündeki çok büyük bir ekonomik potansiyel açılmış olacak ve inşallah 86 milyon ve tüm bölgemiz bundan istifade edecek.” dedi. Türkiye, Enerjide Güvenli Ülke Türkiye’nin enerji alanında adeta sessiz devrimler gerçekleştirdiğini ifade eden Bakan Bayraktar, “Sessizce yaptığımız yoğun çalışmalar, çabalar ve enerji diplomasisinde attığımız adımlarla Türkiye, şu anda enerjide güvenli bir ülke konumunda.” dedi. Hürmüz Krizi Önemli Fırsatları da İçerisinde Barındırıyor Hürmüz krizindeki belirsizliğin devam ettiğine işaret eden Bakan Bayraktar, “Bu kriz, aslında bütün bölge ve dünya için önemli bir fırsatı da içerisinde barındırıyor. Türkiye'nin yıllardır söylediği enerji yollarında çeşitliliğe gitme, bunlarda değişiklik yapmayla alakalı projelere belki bu dönemde hayatiyet kazandırma şansımız olabilir. Bundan birkaç hafta önce Irak Başbakanı, Sayın Cumhurbaşkanımızı ziyarete geldi. Konuşulan konulardan bir tanesi Irak petrolünün tümüyle Hürmüz üzerinden değil de önemli bir kısmının Türkiye ve Ceyhan üzerinden dünya piyasalarına ulaştırılmasıyla alakalıydı. Aslında çok uzun zamandır konuştuğumuz bir proje ama artık herkes için bu bir zaruret haline gelmiş durumda. Önümüzdeki süreçte Katar gazının belki Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye üzerinden Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya veya Irak üzerinden yine Kalkınma Yolu'nun devamında Türkiye'ye gelmesi, Kuveyt petrolünün Türkiye'ye gelmesi, bütün bunlar şu anda daha net bir şekilde masada. Ben inanıyorum ki bu kriz böyle fırsatlara kapı aralayabilir. Hem Türkiye için hem de bütün bölge için, dünya piyasaları için de daha dengeli ve önümüzde oluşacak krizlere karşı daha hazır bir hale gelmiş oluruz.” değerlendirmesini yaptı. Diyarbakır’da Gabar’ı 2-3’e Katlayabilecek Potansiyel Diyarbakır’da ankonvansiyonel üretim yöntemiyle petrol aradıklarını anlatan Bakan Bayraktar, “Eğer başarılı olursak, Gabar'dan daha büyük bir üretim gelebilir burada. Geleneksel olmayan yöntemle üretimde başarılı olursak biz Diyarbakır’da yüzlerce kuyu açacağız. Orada şimdi üzerinde çalıştığımız dört sahada bizim yabancı ortaklarımız var. Bu konu, yeni bir teknoloji yani görece Türkiye için ve dünya için yeni bir konu. Dolayısıyla burada bu konuda teknik anlamda iyi olan şirketlerle bir ortaklık kurduk. Yaklaşık 600 kilometrekarelik bir alanda bu çalışmayı dört sahada yürütüyoruz ama bölgedeki potansiyel 7 bin 200 kilometrekarelik bir alan. Belki Gabar’ı 2-3’e katlayabilecek bir potansiyeli var.” diye konuştu. Pakistan’da Maden Projesinde Ortaklık Türkiye’nin Pakistan’da hem kara hem de deniz sahalarında petrol ve doğal gaz aradığını anlatan Bakan Bayraktar, “Eylül ya da ekim ayında Oruç Reis Sismik Araştırma Gemimiz Pakistan'a gidiyor. Ben önümüzdeki birkaç hafta içerisinde Pakistan'da maden projeleriyle ortaklık için oraya gideceğim.” bilgisini paylaştı. Suudi Arabistan ile 3 Bin Megavatlık Bir Anlaşma Daha Suudi Arabistan'ın Türkiye'de yapacağı yenilenebilir enerji yatırımlarıyla ilgili 2 bin megavatlık projenin anlaşmasının daha önce imzalandığını anımsatan Bakan Bayraktar, “Antalya'daki Birleşmiş Milletler İklim Konferansı marjında bir 3 bin megavatlık anlaşma ile bunu 5 bin megavata çıkaracağız.” dedi. Türkiye'nin Teknolojiye Sahip Olduğu Bir Nükleer Endüstri Bakan Bayraktar, bu senenin sonuna kadar Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nden ilk elektriği üretmeyi hedeflediklerini söyledi. Bakan Bayraktar, planlanan ikinci ve üçüncü nükleer projeleriyle ilgili de “Sinop ve Trakya ile ilgili çalışmalarımız, özellikle son dönemde Güney Kore ve Kanada'yla yürüyen ve ciddi anlamda gelişen bir iş birliğimiz, diyaloğumuz var. Buralarda 2027 yılı içerisinde artık bunun hukuki altyapısını oluşturup hükümetlerarası anlaşmaların imzalandığı bir süreci hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin küçük modüler reaktörler üzerinde de çalışmalar yürüttüğüne işaret eden Bakan Bayraktar, “Küçük modüler reaktörlerde yani nükleerin yeni çağında, Türkiye'nin teknolojiye sahip olduğu bir nükleer endüstri hedefliyoruz.” açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayraktar: “Ceyhan'ı Adeta Bir Rotterdam Yapabiliriz" Haber

Bayraktar: “Ceyhan'ı Adeta Bir Rotterdam Yapabiliriz"

Bakan Bayraktar, A Haber canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Bayraktar, özetle şunları kaydetti: 2,5 MİLYON VARİLLİK POTANSİYEL: Silopi’den Ceyhan'a gelen boru hatları, günde 1,5 milyon varil kapasiteye sahip. Yani, Türkiye'nin ihtiyacının üzerinde bir ham petrolü Türkiye'ye getirebilecek kadar bir kapasiteye sahip. Dünyanın günlük petrol ihtiyacı 103 milyon varil civarında. Yani, dünya ihtiyacının yüzde 1,5'i her gün buradan Ceyhan'a ve oradan dünya piyasalarına gidebilir. Cumhurbaşkanımızın da basın toplantısında ifade ettiği, ‘Daha kapsamlı bir enerji iş birliği anlaşması yapmayı hedefliyoruz’ sözünün arkasında, bu boru hattının 1,5 milyon varil kapasiteye ulaşması ama onun ötesinde belki 2,5 milyon varile kadar gidebilecek bir potansiyeli olduğunu görüyoruz. 2’nci proje, Silopi Habur civarındaki boru hattımızı, Kerkük'e gelen boru hattını Basra'ya kadar uzatmak. 25 MİLYAR LİRALIK GELİR: 1 Ağustos'taki anlaşmayla Irak tarafı, bu hattın kullanımıyla alakalı 750 bin varillik bir taahhüt ile bu boru hatlarından bir kapasiteyi almış oldu. Bu, Türkiye’nin yıllık yaklaşık 500 milyon dolarlık, neredeyse 25 milyar TL'lik bir gelir elde etmesi anlamına geliyor. CEYHAN’I MERKEZE DÖNÜŞTÜREBİLİRİZ: Ceyhan'ı adeta bir Rotterdam yapabiliriz. Böyle bir hedefimiz var. Yani, Ceyhan’ı petrol ve petrol ürünlerinin depolandığı, ticaretinin yapıldığı, fiyatlanmasının yapıldığı bir merkeze dönüştürme hedefimiz var. Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı’ndan her gün Ceyhan limanına yaklaşık 550-600 bin varil petrol geliyor, orada da kullanılmayan bir 400 bin varillik kapasite var. Yani onu da ilave ettiğinizde 1 milyon varilin buradan geldiği, aşağıdan 2,5 milyon varilin geldiği; toplamda 3-3,5 milyon varillik bir ticaretin, yani dünya ihtiyacının yüzde 3-3,5'inin oluştuğu bir piyasa. Buradaki petrol ürünlerini depoladığımız depolama alanlarını da dâhil ettiğinizde petrokimya ve rafineri yapabileceğiniz bir yer. Ceyhan'ı bu anlamda bir petrol ve petrol ürünü ticaret merkezi hâline dönüştürebiliriz. KERKÜK PETROLÜ: Sahada 3 milyar varillik bir rezervin olduğu tahmin ediliyor. Türkiye Petrolleri olarak burada yüzde 15'lik bir paya sahip olmuş durumdayız. Payı, petrol olarak alacağız. ARZ GÜVENLİĞİ SIKINTI YAŞAMADIK: Türkiye büyük bir çeşitlendirme stratejisi ortaya koydu. ‘Ülkemize sadece boru hattıyla doğal gaz tedarik etmeyelim’ dedik, aynı zamanda dünyadaki büyük LNG ihracat potansiyelini gördük ve ondan istifade edebilmek için altyapımızı 5 kat artıracak yatırımlar yaptık. Bu yatırımlarla Türkiye bugün hamdolsun Hürmüz krizine rağmen arz güvenliğinde bir sıkıntı yaşamıyor. 2020 pandemi krizine, 2022 Rusya-Ukrayna savaşına, şimdi Hürmüz krizine rağmen Türkiye, bugüne kadar petrolde, petrol ürünlerinde, doğal gazda ve elektrikte herhangi bir sıkıntı yaşamadı. İnşallah yaşamayacağız. DOĞAL GAZ DEPOLARI DOLU: Kışa doğru artık hazırlıkların bir anlamda yapılması gereken bir dönemdeyiz. Avrupa’da şu anda doğal gaz depoları yüzde 57 civarında dolu. Bizim depolarımız hem Tuz Gölü hem de Silivri şu anda yüzde 100 dolulukta. Hedefimiz, bu altyapı yatırımlarına yenilerini eklemek. Tuz Gölü'nün kapasitesini arttırma hedefimiz var, Silivri için öyle. FSRU'lara ilave iki tane daha getirmeyi hedefliyoruz. Dolayısıyla önemli yeni yatırım projelerimiz de var. GABAR’DA ÜRETİM: Üretimimiz artıyor. Her geçen gün bir rekor kırıyoruz Gabar’da. Adı terörle anılan ve birçok kayıplar verdiğimiz Gabar’da şimdi dağlar 700 kilometrelik yol ağı yaptığımız, 3 bin 500’ün üzerinde, çoğunluğu o bölgenin gençlerinden oluşan çalışma arkadaşlarımızla beraber Türkiye’nin üretim üssü haline, Türkiye’nin petrol merkezi haline dönmüş durumda. Bu hafta Terörsüz Türkiye gündemi ülkemizde çok daha yoğun; kanun Meclis’e sevk edildi, ümit ediyorum birkaç gün içerisinde yasalaşacak. Türkiye’nin 2 trilyon dolarlık bir ekonomik değeri harcadığı, binlerce canını verdiği ve uğruna büyük bir mücadele verdiği bu terörle mücadelede şu anda çok önemli bir aşamaya gelmiş durumdayız. Terör olmadığında Türkiye’nin neler yapabileceğinin bir kesitini Şırnak’ta Gabar’da sunmuş oluyoruz. ANKONVANSİYONEL ÜRETİM: Şu anda Diyarbakır Silvan’da 4 sahada deniyoruz. Bu yılın sonuna doğru inşallah yatay sondajı ve yatay çatlatma faaliyetini gerçekleştireceğiz. Eğer başarılı olursak Şırnak’tan daha büyük bir hikâyeyi Diyarbakır’da yazabiliriz. 1 MİLYON VARİL HEDEFİ: Biz Türkiye’nin ihtiyacı olan 1 milyon varil petrolü mutlak surette üreteceğiz. Türkiye Petrolleri dışarıda da büyüyecek. Türkiye Petrolleri, şu anda yurt içinde ve yurt dışında 330 bin varil petrol ve doğal gaz üretiyor. Hedefimiz, 2028 yılında bunu 600 bin varile çıkarmak. KKTC’YE DOĞAL GAZ BORU HATTI: Şu anda Oruç Reis Sismik Araştırma Gemimiz, Akdeniz’de KKTC’ye doğal gaz boru hattı götürmekle alakalı deniz tabanında bir araştırma yapıyor. Projenin mühendisliği ve yapımını 24 ile 30 ay arasında planlıyoruz. 2-2,5 sene içerisinde bu 100 kilometrelik doğal gaz boru hattını adaya götüreceğiz. PAKİSTAN’DA SİSMİK ÇALIŞMA: Oruç Reis, Akdeniz’deki görevi bitince Pakistan’a gidecek. Sismik çalışmayı Ekim'de yapmayı planlıyoruz. SURİYE’YE ELEKTRİK İLETİMİ: Suriye ile hem petrol hem doğal gaz hem elektrik alanlarında ve de maden konularında yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Geçtiğimiz yıl 2 Ağustos'ta Türkiye'den Halep'e doğal gaz boru hattını bağladık ve şu anda Suriye'ye doğal gaz ihraç ediyoruz. Özellikle kuzey Suriye'nin ihtiyaç duyduğu elektriği çok uzun zamandır Türkiye ihraç ediyor. Şimdi o kapasiteleri arttırıyoruz. Birecik-Halep arasında 500 megavatlık elektrik iletim hattını yakın zamanda devreye almayı planlıyoruz. YENİ NÜKLEER SANTRALLER: Bir teknoloji seçimi yapacağız, bir iş modeli, ticari model seçimi yapacağız. Bu muhtemelen Akkuyu'dan daha farklı olacak. Akkuyu'da yüzde 100 Rus yatırımının olduğu, Türkiye'nin bir alım garantisi vererek bu projeyi desteklediği bir model vardı. Muhtemeldir ki Sinop ve Trakya projeleri bundan biraz daha farklı olacak. Orada iş, Türk şirketlerinin pay sahipliği ve hissedarlık yapısında olduğu bir modele doğru gidiyor gibi gözüküyor. NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ: Kurduğumuz pilot tesisin yanına şimdi bir endüstriyel tesis kurarak burayı artık ticarileştirme noktasına gelmiş durumdayız. Türkiye, önümüzdeki birkaç ay içerisinde bunun temelini atıp 2028'den sonra nadir toprak elementlerinden değer üreten, gelir üreten bir modele geçiyor. ALTIN ÜRETİMİ: Toprağın altında 10 bin ton altınımız var; çıkarılabilecek, ekonomik değer olarak üretebileceğimiz altın miktarı bu kadar. Bu çok önemli bir rakam. Bugünkü rakamlarla yer altında 1,4 trilyon dolarlık bir kaynağımız var. Tabii bunu üretmeniz lazım. Türkiye'nin altın üretimini ilk etapta 100 tonlara çıkarmak istiyoruz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

STM’nin Milli Teknolojileri Latin Amerika Sahnesine Çıkıyor Haber

STM’nin Milli Teknolojileri Latin Amerika Sahnesine Çıkıyor

Türkiye’nin “tam bağımsız savunma sanayii” hedefleri doğrultusunda, küresel pazarda ihracat odaklı büyümesini sürdüren STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş, milli teknolojilerini yurt dışına taşımaya devam ediyor. STM, Latin Amerika’nın en prestijli savunma buluşmalarından biri olan, 33 farklı ülkeden 300’den fazla katılımcıyı ağırlayacak Uluslararası Havacılık ve Uzay Fuarı, FIDAE 2026’ya katılarak, bölgedeki stratejik varlığını pekiştirmeyi ve yeni iş birliği kapılarını aralamayı hedefliyor. 7-12 Nisan tarihleri arasında Şili’nin başkenti Santiago’da düzenlenecek fuarda STM; askeri denizcilik alanında; ana yüklenicisi olduğu ve Türk Donanması’na teslimini gerçekleştirdiği, MİLGEM İstif Sınıfı projesinin ilk gemisi, Türkiye’nin ilk milli fırkateyni TCG İSTANBUL (F-515), Pakistan Donanması için inşa edilen ve 2018’de teslim edilen Pakistan Denizde İkmal Tankeri (PNFT), STM-MPAC Hücumbot ve İnsansız Otonom Sualtı Aracı STM NETA’nın maketlerini fuarda katılımcıların beğensine sunacak. Taktik insansız hava araçlarında ise; dört farklı kıtada 15 ülkeye ihraç edilen Türkiye’nin ilk milli vurucu İHA’sı KARGU, Türkiye’nin envanterinde bulunan ve ihraç edilen; Gözcü İHA TOGAN ve Mühimmat Bırakan İHA BOYGA da Şili’de olacak. Güleryüz: 44 Askeri Gemi Projesindeki Tecrübemizi Latin Amerika’ya Taşıyoruz STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, Türkiye’nin savunma sanayiindeki yetkinliğini ekonomik bir katma değere dönüştüren ihracat başarılarına dikkat çekerek şunları kaydetti: “STM olarak, ciromuzun önemli bir kısmını ihracat başarılarımızla şekillendirirken, Türk mühendisliğinin gücünü dünyanın dört bir yanına taşımaya devam ediyoruz. Latin Amerika, büyüme hedeflerimiz arasında yer alan ve teknolojik çözümlerimize ilginin her geçen gün arttığı stratejik bir bölge. Şili’de düzenlenen FIDAE 2026’yı, sadece ürünlerimizi sergilediğimiz bir platform olarak değil; aynı zamanda bölge ülkeleriyle teknoloji transferi ve yerel üretim odaklı, uzun vadeli ortaklıklar kuracağımız bir organizasyon olarak görüyoruz. Bugüne kadar yurt içi ve yurt dışında; 11 farklı tersanede 44 askeri gemi platformunun inşasını ve yönetimini gerçekleştiren STM, küresel arenadaki rüştünü Portekiz, Ukrayna, Malezya ve Pakistan gibi stratejik pazarlarda kanıtlamıştır. Bu derin tecrübeyi ve NATO standartlarındaki mühendislik kabiliyetimizi, Latin Amerika’nın savunma ihtiyaçlarına yönelik yeni iş birliği kapılarını aralamak için Şili’ye taşımayı amaçlıyoruz.” STM – FIDAE - 2026 Stand Bilgileri: Stant No: D-116 Tarih: 7-12 Nisan 2026 Yer: Santiago, Şili Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kimya Sanayisinden Stratejik Buluşma Haber

Kimya Sanayisinden Stratejik Buluşma

Türkiye’nin ihracatında stratejik sektörler arasında yer alan kimya sanayisi, 2025 yılında 31,9 milyar dolarlık ihracat hacmiyle ülke ekonomisinin lokomotif alanlarından biri olmayı sürdürdü. Toplam ihracat içinde ikinci sırada yer alan sektör; artan küresel rekabet, sürdürülebilir üretim baskısı ve yeni pazarlara erişim ihtiyacıyla birlikte uluslararası iş birliklerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Bu çerçevede, Türkiye ve EMEA Bölgesi’nin en geniş kapsamlı kimya platformlarından biri olan Turkchem Eurasia 2026, 11. kez düzenlenecek organizasyonuyla 25–27 Kasım 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açmaya hazırlanıyor. Artkim Fuarcılık organizasyonuyla düzenlenecek fuar; özel ve spesifik kimyasallardan genel kimyasallara, petrokimyadan laboratuvar ve ölçüm cihazlarına, proses ve otomasyondan paketleme, geri dönüşüm ve çevre teknolojilerine, nadir toprak elementlerinden gübre kimyasallarına kadar kimya sanayisinin tüm alt bileşenlerini aynı çatı altında buluşturacak. Devlet destekleriyle güçlenen yapısı ve artan uluslararası katılımıyla birlikte Turkchem Eurasia 2026 için stant satış süreci de başladı. KİMYA İLE İLGİLİ HER ŞEYİ BULUŞTURAN PLATFORM İlk kez 2006 yılında düzenlenen Turkchem Eurasia Fuarı, geçen yıllar içinde kimya endüstrisinin bölgedeki en köklü ve güvenilir buluşma noktalarından biri haline geldi. Kurulduğu dönemde Türkiye kimya sektörünün ekonomik hacmi yaklaşık 8,7 milyar dolar seviyesindeyken, sektör son 18 yılda önemli bir dönüşüm geçirerek 2022 yılı itibarıyla 33,6 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı ve Türkiye’nin en yüksek ihracat payına sahip sektörlerinden biri konumuna geldi. Kimya sanayisinin büyümesiyle paralel olarak Turkchem de ölçeğini ve uluslararası etki alanını genişletti. Yıllardır “Kimya ile İlgili Her Şey” mottosuyla düzenlenen fuar; yeni iş bağlantılarının kurulması, mevcut iş birliklerinin geliştirilmesi ve sektöre dair güncel gelişmelerin paylaşılması açısından katılımcılar ve ziyaretçiler için güçlü bir etkileşim alanı sunuyor. RAKAMLARLA TURKCHEM’İN ULUSLARARASI GÜCÜ Turkchem Eurasia 2024, üç gün boyunca 95 ülkeden 13.897 profesyonel ziyaretçiyi ağırlayarak organizasyonun uluslararası erişimini bir kez daha ortaya koydu. En yoğun ziyaretçi katılımı İran, Çin, Rusya, Pakistan, Mısır, Almanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Bulgaristan, İtalya, Rusya ve Hindistan’dan gerçekleşti. Bu tablo, Turkchem’in yalnızca Türkiye için değil, Avrasya ve çevre bölgeler için de önemli bir ticaret ve iş birliği platformu haline geldiğini gösterdi. KİMYA SANAYİSİNİN GELECEĞİ İÇİN ORTAK ZEMİN Turkchem Eurasia 2026’ya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Artkim Group Kurucusu ve CEO’su Ahmet Güler, kimya sanayisinin küresel ölçekte önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğine dikkat çekti. Güler, “Artan rekabet, sürdürülebilir üretim zorunluluğu ve yeni pazarlara erişim ihtiyacı, sektör paydaşlarını aynı platformda buluşturan uluslararası organizasyonların önemini her geçen gün artırıyor. Geçmiş yıllarda yerli ve yabancı çok sayıda firmayı ve sektör profesyonelini aynı çatı altında buluşturmamız, Turkchem Eurasia’nın sektör nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu açıkça gösteriyor. 2026 edisyonuna yönelik lansman sürecinde gözlemlediğimiz yoğun ilgi ise fuarın yalnızca Türkiye’de değil, Avrasya genelinde de yakından takip edilen bir organizasyon haline geldiğini ortaya koyuyor. Devlet destekleriyle güçlenen yapımız ve artan uluslararası katılımla birlikte, 2026 edisyonunda katılımcılarımıza daha nitelikli iş birlikleri, sürdürülebilir ticari ilişkiler ve yeni pazar bağlantıları sunmayı hedefliyoruz. Turkchem Eurasia, sektörün bugünkü ihtiyaçlarının yanı sıra geleceğe yönelik dönüşüm başlıklarını da gündeminde tutmaya devam edecek.” dedi. PRESTİJLİ FUAR STATÜSÜYLE GÜÇLENEN 2026 EDİSYONU Turkchem Eurasia 2026, T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından Prestijli Fuar Statüsü kapsamında değerlendirilerek, güncellenen Yurt İçi Fuar Destekleri Tebliği çerçevesinde desteklenen organizasyonlar arasında yer alıyor. 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni düzenleme kapsamında katılımcı firmalar, metrekare bazlı devlet desteklerinden faydalanabilecek. Buna göre fuarda m² başına 5.307 TL destek sağlanırken, firma başına uygulanabilecek üst destek limiti 1.292.800 TL olarak belirlendi. Bu destek modeli, firmaların fuar yatırımlarını daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yapı içinde planlamalarına olanak tanıyor. KİMYA SANAYİSİNİN DÖNÜŞÜM NOKTASI Turkchem Eurasia 2026; yalnızca ürün ve çözümlerin sergilendiği bir fuar olmanın ötesinde, sürdürülebilir üretim, yüksek katma değerli kimyasal çözümler, ihracat odaklı büyüme ve uluslararası iş birliklerini destekleyen yapısıyla kimya sanayisinin dönüşen dinamiklerine yön veren stratejik bir buluşma noktası olarak konumlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ülker’de Üst Düzey Atama Haber

Ülker’de Üst Düzey Atama

Türkiye’nin lider gıda şirketi Ülker’in satış organizasyonunda görev değişimi yaşandı. Şirketin Satış Başkan Yardımcılığı görevine Kayhan Zenginoğlu getirildi. Şu anda Satış Başkan Yardımcısı görevini yürüten Ahmet Şenel ile Kayhan Zenginoğlu, Ocak 2026’da görev devri sürecinde birlikte çalışacak. Oryantasyon sürecinin ardından ocak ayı sonunda Şenel, görevini Kayhan Zenginoğlu’na devredecek. Kayhan Zenginoğlu şirketin satış süreçlerinden sorumlu olacak ve doğrudan Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı’ya raporlayacak. Ülker CEO’su Kölükfakı: “Zenginoğlu’nun birikimi şirketimize değer katacak” Görev değişimiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı, “33 yıllık kariyeri boyunca Türkiye’de ve yurt dışında önemli görevlerde bulunan Kayhan Zenginoğlu, şirketimizin satış stratejilerini yeni yaklaşımlarla şekillendirip sahada etkin şekilde hayata geçirilmesine liderlik edecek. Deneyimli satış ekibimizin, teknolojinin sunduğu fırsatlarla yeni yetkinlikler kazanmasını, müşteri odaklı yaklaşımımızın sahada daha da güçlenmesini sağlayacak. Zenginoğlu’nun satışta global bilgi birikimi ve yönetim tecrübesinin şirketimize değer katacağına inanıyorum. Bu vesileyle, 31 yıl boyunca Ülker’in büyümesine, markalarımıza ve ticari yapımıza çok kıymetli katkılar sunan Ahmet Şenel’e teşekkür ediyor ve bundan sonraki kariyerinde başarılar diliyorum.” dedi. Zenginoğlu: “Satış organizasyonumuzun etki alanını daha da genişleteceğiz” Yeni göreviyle ilgili görüşlerini paylaşan Kayhan Zenginoğlu ise şunları söyledi: “Ülker gibi köklü, yenilikçi bir şirkete katılmaktan büyük mutluluk, heyecan ve onur duyuyorum. Ülker’in global vizyonu doğrultusunda, satış organizasyonunun güçlü etki alanını daha da genişletmek, sahadaki uygulamalarla fark yaratmak üzere ekip arkadaşlarımla beraber çalışmak için sabırsızlanıyorum.” Kayhan Zenginoğlu kariyeri boyunca farklı ürün kategorilerde ve satış kanallarında görev aldı. Unilever’de 33 yılı aşkın süre çalışan Zenginoğlu, son olarak The Magnum Ice Cream Company Pakistan Genel Müdürü ve aynı zamanda Global Dondurma Ev Dışı Tüketimi Transformasyon Lideri olarak görev yapmıştı. Kayhan Zenginoğlu Hakkında: İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olan Kayhan Zenginoğlu, kariyerine 1993 yılında Unilever’de Piyasa Analisti olarak başladı. 1996 yılının sonunda askerlik nedeniyle görevinden ayrılan Zenginoğlu verdiği aranın ardından 1998 yılında Ulusal Zincir Müşterilerinden sorumlu müşteri temsilcisi olarak Unilever’e geri döndü. Zenginoğlu, 2001 yılında ise yerel zincirler kanalına Marmara Bölge Yöneticisi olarak atandı. Satışta geçen kariyeri süresince farklı kategori ve kanallardan sorumlu olan Kayhan Zenginoğlu, Kategori Operasyon Yöneticiliği, Geleneksel Kanal İstanbul Bölge Müdürlüğü, Müşteri Pazarlama Direktörlüğü, Geleneksel Kanal & C&C Direktörlüğü gibi kritik roller üstlendi. Zenginoğlu, 2019-2024 arasında, Türkiye’deki son rolünde Unilever’in önemli iş kollarından Algida bünyesinde Müşteri İş Geliştirme & Stratejik Planlama Direktörü olarak sergilediği yüksek etki ve dönüşüm liderliğinin ardından, kariyerine uluslararası bir sayfa ekleyerek 2024 sonunda Pakistan’a atandı. Burada The Magnum Ice Cream Company Pakistan Genel Müdürü ve aynı zamanda Global Dondurma Ev Dışı Tüketimi Transformasyon Lideri olarak görev yaptı. Kayhan Zenginoğlu, Pakistan’da geçirdiği dönemde marka ve operasyon dönüşümünün hızlandırılmasında, organizasyonel kültür gelişiminde ve sürdürülebilir ticari büyümenin sağlanmasında kritik rol oynadı. Tüm bu görevlerini sürdürürken Zenginoğlu, Türkiye’de bulunduğu dönemde Lead Network Türkiye Yönetim Kurulu üyeliği görevini de üstlendi.

STM’den Suüstü ve Sualtı Platformlarında Küresel Güç Gösterisi Haber

STM’den Suüstü ve Sualtı Platformlarında Küresel Güç Gösterisi

T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı öncülüğünde, çalışmalarını sürdüren STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş., yaklaşık 35 yıllık tecrübesiyle Türkiye’nin askeri gemi inşa alanında attığı adımlarda stratejik bir rol üstlenerek, milli denizcilik kabiliyetlerinin gelişimine yön vermeye devam ediyor. STM; korvet, fırkateyn, lojistik destek gemileri, hücumbot, denizaltı tasarım ve modernizasyon projeleri ile otonom sualtı sistemleri gibi geniş bir yelpazede, hem Türk Donanması’na hem de müttefik donanmalara hizmet veriyor. Askeri gemi inşa alanında 300’e yakın nitelikli mühendis kadrosuyla Türkiye’nin bu alandaki en yetkin şirketi olan STM, çeşitli deniz platformları için dizayndan teslime kadar inşa ve modernizasyon projelerinin her aşamasını yönetiyor. Mavi Vatan’da pek çok kritik sistemin millileştirilmesi ve yerlileştirmesini de imkân sağlayan STM, askeri gemi inşa sanayiindeki güçlü ekosistemi ile pek çok kritik sistemde dışa bağımlılığa da son verdi. Dünyada 11 Farklı Tersanede 44 Askeri Gemi Platformu Türkiye’nin milli savaş gemisi programı MİLGEM ile denizcilik alanındaki uzmanlığı başlayan ve dünya donanmalarının güvenilir ortağı olan STM, bugüne kadar yurt içi ve yurt dışında 11 farklı tersanede 44 proje yürüttü. Türk Donanması’nın yanı sıra Portekiz, Ukrayna, Malezya ve Pakistan için suüstü ve denizaltı platformları geliştiren STM, gemi inşa ve modernizasyon projelerinde Türkiye’deki yetkin tersanelerle birlikte, müşteri ülkelerin tersanelerinde de çalışabilme esnekliği sunarak yerel katkıyı en üst seviyeye taşıyor. Suüstü ve Sualtı Projelerinde Geniş Yelpaze STM’nin suüstü platformlarında korvet kapsamında; 4 adet ADA Sınıfı Korvet, 3 adet Malezya Korveti, 2 adet Ukrayna Korveti, Test ve Eğitim Gemisi TCG UFUK; Fırkateyn projesinde ise 8 adet MİLGEM İstif Sınıfı Fırkateyn bulunuyor. Türkiye’nin ilk milli fırkateyni TCG İSTANBUL, 2024 yılında Türk Donanması’na teslim edilirken, 7 milli fırkateynin üretimi ise STM-TAİS OG İş Ortaklığında inşası sürüyor. STM ayrıca, Türk Donanması için Türkiye’nin ilk milli hücumbotunun tasarımını tamamlayarak inşa sürecini başlattı. AB ve NATO Ülkesine İlk Askeri Gemi İhracatı Lojistik destek gemileri alanında öncü projelere imza atan STM, Türk Donanması için 2 adet Lojistik Destek Gemisi ile Pakistan Donanması için Denizde İkmal Tankeri teslimatlarını gerçekleştirdi. STM, Portekiz Donanması için geliştirdiği 2 adet Lojistik Destek Gemisi projesiyle, Türkiye’nin Avrupa Birliği ve NATO üyesi bir ülkeye gerçekleştirdiği ilk askeri gemi ihracatına imza attı. Denizaltı Mühendisliğinde Milli Güç Denizaltı tasarım, inşa ve modernizasyon alanlarında Türkiye’de öncü çalışmalar yapan STM; Gölcük Askeri Tersanesi’nde inşa edilen 6 adetlik Reis Sınıfı Denizaltıların üretimine mühendislik ve yerlileştirme desteği veriyor. Türkiye’nin özel harekât ve hücum maksatlı ilk milli denizaltısı STM500’ü geliştiren şirket; Türk Donanması’ndaki Ay (2), Preveze (4) ve Gür Sınıfı (4) denizaltıların modernizasyonunda yer alarak, denizaltıların ömürlerini milli ve modern sistemlerle uzatılmasını sağlıyor. Pakistan Agosta90B sınıfı denizaltılar ile Türkiye’nin ilk denizaltı modernizasyonu ihracatına imza atan STM, üç denizaltıdan ikisinin modernizasyonu Pakistan’da tamamladı. STM NETA Otonom Sualtı Aracı ile de geleceğin deniz harekât konseptlerine yönelik çözümler geliştiriliyor. Güleryüz: Küresel Ölçekte Güvenilir Bir Askeri Denizcilik Şirketiyiz STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Deniz Kuvvetlerimizle birlikte çalışarak kazanılan mühendislik tecrübesi ve Savunma Sanayii Başkanlığımızın stratejik öncülüğü sayesinde STM’nin denizcilik serüveni MİLGEM projesiyle başlamış; bu yolculuk, Türkiye’de milli deniz platformları ve denizcilik ekosisteminin gelişimine yön veren önemli adımları beraberinde getirmiştir. STM olarak, Türk Donanması’nın ihtiyaçlarını ileri mühendislik çözümleriyle karşılamanın yanı sıra, dost ve müttefik ülkelerin deniz kuvvetlerine yönelik ihracat projeleriyle küresel ölçekte güçlü bir konumdayız. Savunma Sanayii Başkanlığımızın ve Deniz Kuvvetlerimizin öncülüğünde Türkiye’de şu an 40’ın üstünde askeri gemi projesi yürütülüyor. STM olarak bizler de, eş zamanlı şekilde şu anda 8 farklı tersanede bu 28 farklı gemi inşasının merkezinde yer alıyoruz. Toplamda ise bugüne kadar 11 farklı tersanede 44 askeri gemi platformunu başarıyla yönettik. Onlarca suüstü ve sualtı projesini yönetebilmek; sahip olduğumuz sistem mühendisliği yetkinliğinin, proje yönetimi kabiliyetimizin ve güçlü ekosistemimizin bir göstergesi. Önceliğimiz, Donanmamıza yenilikçi ve güçlü platformlar kazandırmak. Bu doğrultuda özellikle insansız deniz araçları alanındaki ürün ailemizi genişletmeyi, sürü ve tekil halde görev yapabilen otonom deniz araçları geliştirmeyi hedefliyoruz. Milli mühendislik birikimimizi de ihracata dönüştürerek, Türkiye’nin denizcilik alanındaki caydırıcılığını ve uluslararası itibarını artırmaya devam ediyoruz. Verdiğimiz güven, esnek mühendislik çözümlerimiz, hızlı teslimat, NATO standartlarındaki üretim kabiliyetimiz ve teslim sonrasındaki sürekli hizmetlerimiz ile tercih ediliyoruz. Önümüzdeki dönemde de STM’yi, küresel ölçekte tercih edilen bir denizcilik ve savunma mühendisliği markası olarak daha ileri taşıyacağız.”

İş Dünyasında Yeni Rota Pakistan Haber

İş Dünyasında Yeni Rota Pakistan

Türkiye’deki işletmelere insan hakları ve çevresel durum tespiti (HREDD) alanında bilgi, danışmanlık ve eğitim hizmetleri sağlamak üzere Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) ve Alman Uluslararası İş Birliği Kurumu (GIZ) iş birliği, Alman Federal Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Bakanlığı (BMZ) finansal desteği ile hayata geçirilen Sorumlu İşletmeler Destek Merkezi (Responsible Business Helpdesk / RBH Türkiye) birinci faaliyet yılının son etkinliğini İstanbul’da gerçekleştirdi. Türkiye ve yurt dışından kamu, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı RBH Türkiye Yıl Dönümü Etkinliği’nde ayrıca TÜRKONFED ile Pakistan Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu (FPCCI) arasında iş birliği mutabakat zaptı imzalandı. Veral’den İstanbul’daki işletmelere çağrı: “Anadolu’ya sadece mal değil, işletme kültürü de taşıyın” Sürdürülebilir büyüme ve insan haklarına saygının yeni nesil rekabetçiliğin temel koşullarını oluşturduğunu söyleyen TÜRKONFED Yönetim Kurulu Üyesi Serpil Veral, “Ülke ekonomisinin merkezi konumundaki İstanbul, Türkiye’nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 50'sini gerçekleştiriyor. Ayrıca AB ile en yoğun ticari entegrasyona sahip bölgemiz. Dolayısıyla İstanbul, ülke ekonomisinde topyekûn iyileşme için de tetikleyici, birleştirici ve öncü olma görevini sırtlanabilir. Ancak özellikle son 10 yılda İstanbul’un rekabetçilik skorlarındaki dalgalı gidişat, bize açık bir mesaj veriyor: Gücümüzü sürdürülebilir kılmak için kendi iç dinamiklerimizin yanı sıra çevremizdeki yapısal risklere de odaklanmalıyız. Bölgeler arasındaki kalkınma farklarının kapanması için İstanbullu işletmelerin Türkiye’nin farklı bölgelerine sadece mal değil; bilgi, tecrübe ve sorumlu işletme kültürü de taşıması gerektiğini düşünüyoruz. Anadolu’nun büyümesi, İstanbul’un da dayanıklılığını artırır” dedi. 23 Nisan’da Silivri merkezli yaşanan depremin Türk ekonomisinin ne kadar kırılgan olduğunu gösteren bir stres testi olduğunu ifade eden Veral, şöyle devam etti; “İstanbul, Türkiye'nin toplam GSYH'sinin yaklaşık yüzde 30'unu üretiyor. Bu bölgedeki ekonomik, lojistik ve finansal yoğunlaşma, olası afetlerin ulusal ekonomi üzerindeki etkisini de artırıyor. Dolayısıyla İstanbul'un sorumluluğu, liderlik etmenin ötesine geçerek birlikte büyümeyi mümkün kılmaktır.” “Türkiye ve Pakistan arasındaki dostane bağları ticaret odağında güçlendireceğiz” TÜRKONFED ile FPCCI arasında imzalanan iş birliği mutabakat zaptı hakkında da bilgi veren Veral, “Bugün burada, Türkiye ve Pakistan arasındaki dostane bağları, ticaret odağında güçlendirmek, ekonomik iş birliğimizi derinleştirmek ve iş dünyamız için yeni fırsatlar oluşturmak için yeni bir adım atıyoruz. Küresel belirsizliklerin ve yerel ekonomik zorlukların derinleştiği bu dönemde, ülkelerarası iş birlikleri her zamankinden daha da büyük önem taşıyor. Biz de bu iş birliği ile karşılıklı olarak işletmelerimizin diğer ülkedeki faaliyetlerini ve iş birliklerini destekleyecek; ticaret, eğitim ve insan kaynağı değişimini teşvik ederek güçlendireceğiz. Ayrıca Sorumlu İşletmeler Destek Merkezi kapsamında her iki ülke olarak, sorumlu işletmelerin sayıca artırılması ve ekonomilerimizin günümüz anlayışı ve gereklilikleri doğrultusunda dönüştürülmesi için ortak çaba göstereceğiz” diye konuştu. Martin Graf: “Sorumlu ekonomi etik değerlere dayanır” Almanya Federal Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu Başkonsolos Yardımcısı ve Maslahatgüzar Martin Graf ise “Sorumlu bir ekonomi, etik değerlere dayanan bir ekonomidir. Bu modelde şirketler hâlâ kâr etmeyi ve büyümeyi hedefler. Ancak bunu insan onuruna saygı göstererek, adaleti gözeterek ve gezegenimizi gelecek nesiller için koruyarak yaparlar” açıklamasında bulundu. Türkiye ve yurt dışından konuşmacılar sorumlu ve sürdürülebilir ihracatı ele aldı Açılış konuşmalarının ardından RBH Türkiye Direktörü Şeyda Dağlı Karadişoğulları, merkez ve eğitim hakkında katılımcılara bilgi verdi. OECD İstanbul Merkezi Mali ve Kurumsal İşler Direktörlüğü Politika Analisti Dylan van de Ven özel konuşmacı olarak etkinlikte yer alırken RBH Türkiye Danışmanı ve Minerva BHR Eş İcra Direktörü, Kurucu Ortağı Dr. Pınar Kara ise ‘AB Direktifleri Çerçevesinde İnsan Hakları ve Çevresel Durum Tespiti (HREDD) Temelleri ve Uyum Süreci’ni anlattı. Etkinlikte ayrıca iki panel düzenlendi. TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Onur Ünlü’nün moderatörlüğünü üstlendiği ‘Tedarik Zincirlerinde Sorumlu İş Davranışlarına Yönelik Düzenlemelerin İhracata Etkisi’ başlıklı panelde T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nda Uzman Nilay Çamcı, Danimarka Ticaret Konseyi Küresel Değer Zincirleri Bölgesel Sürdürülebilirlik Danışmanı Rikke Agerholm Therkildsen ve Fair Wear Türkiye Ülke Müdürü Selin Başarır konuşmacı olarak yer aldı. Tedarik Zinciri Yönetimi Derneği (TEDAR) İletişim İcra Kurulu Üyesi ve Allianz Sigorta Satınalma Grup Başkanı Fatma Özgül’ün moderatörlüğündeki ‘Sürdürülebilir İhracat için AB Direktiflerine Özel Sektör Yaklaşımı’ panelinin konuşmacıları ise Ereks Blue Matters Operasyon ve Sürdürülebilirlik Direktörü Pelin Birsen, Sumoteks Tekstil Sürdürülebilirlik Ekip Lideri Emre Bozdemir ve Anadolu Isuzu İnsan Kaynakları Müdürü Melis İldağ oldu. Pakistan ile iş birliği geliştirilecek RBH Türkiye Yıl Dönümü Etkinliği’nde, TÜRKONFED ile FPCCI arasında iş birliği mutabakat zaptı da imzalandı. TÜRKONFED adına Yönetim Kurulu Üyesi Serpil Veral, FPCCI adına ise Başkan Yardımcısı Qurrat ul Ain’in imzaladığı mutabakat zaptı, iki kurum arasındaki ticaret iş birliğini güçlendirmeyi, akademik kurumlar arasında araştırma ve inovasyon odaklı ortaklıklar kurmayı ve insan kaynağı değişim programlarıyla kapasite geliştirmeyi amaçlıyor. Öte yandan TÜRKONFED’in RBH Türkiye, FPCCI’nin de RBH Pakistan’ın ev sahibi kuruluşu olması dolayısıyla RBH’lerin çalışma alanları çerçevesinde de iş birliği yapılması planlanıyor. Bu iş birliğinin temelini de insan hakları ve çevresel durum tespiti temelinde geliştirilen eğitim içeriklerinin paylaşılması, ortak eğitim ve seminerler düzenlenmesi oluşturacak. Tekstil ve otomotivdeki HREDD uygulaması ortalaması yüzde 12’de kaldı RBH Türkiye, Türkiye’deki şirketleri insan hakları ve çevresel durum tespiti standart ve zorunlulukları konusunda bilgilendiren, farkındalık yaratan, tavsiyelerde bulunan, onları yerel uzmanlar ile hizmet sağlayıcılarla buluşturan yerel bir destek merkezi olarak faaliyet gösteriyor. İlk uygulama döneminde odağına otomotiv ve tekstil sektörlerini alan merkez, geçtiğimiz Şubat ayında Türkiye’de Sorumlu İşletme Davranışları başlıklı bir araştırma raporu yayımladı. Buna göre HREDD alanında uygulama yapma oranı tekstil sektöründe yüzde 18, otomotivde ise yüzde 6 seviyesinde oldu. Böylece iki sektörün ortalaması yüzde 12’de kaldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.