Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Palm Yağı

Kapsül Haber Ajansı - Palm Yağı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Palm Yağı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ege Üniversitesi’nde Gıda Sektöründe Bilim Temelli Yaklaşımlar Ele Alındı Haber

Ege Üniversitesi’nde Gıda Sektöründe Bilim Temelli Yaklaşımlar Ele Alındı

Tekstil, gıda ve yağ sektörleri dahil olmak üzere farklı alanlardan konuşmacıların yer aldığı etkinlikte, özellikle palm yağı ve bitkisel yağlar hakkında kamuoyunda yaygın olan yanlış algılar bilimsel veriler ışığında değerlendirildi. Gıda üretimi ve içeriklerine yönelik tartışmaların bilimsel kanıtlarla desteklenmesi, sektörün gelişimi açısından belirleyici rol oynuyor. Bu bilginin önemine dikkat çekmek amacıyla 29 Nisan’da Ege Üniversitesi’nde, öğrenciler ve sektör profesyonelleri bir araya gelerek, özellikle palm yağı ve bitkisel yağlar hakkında kamuoyunda yaygın olan yanlış algıyı bilimsel veriler ışığında değerlendirdi. Farklı disiplinlerden alanlarında uzman, konuşmacılar; konuları, üretim süreçlerinden inovasyona uzanan geniş bir perspektifle ele aldı. Dr. Fahri Yemişçioğlu: “Palm yağı, gıda sistemleri için işlevsel ve sürdürülebilir bir kaynaktır.” Etkinlikte konuşan Gıda Mühendisi Dr. Fahri Yemişçioğlu, gıda üretiminde yağların çok yönlü işlevlerine dikkat çekerek şunları söyledi: “Gıda üretimi, “tarladan sofraya” yaklaşımıyla farklı disiplinleri ve meslek gruplarını bir araya getiren çok boyutlu bir süreç. Günümüzde tüketici beklentilerindeki değişimle birlikte gıda sektörü, teknoloji ve inovasyona en açık alanlardan biri haline geldi. Bitkisel yağların gıdalardaki kullanım alanı ve işlevselliği dikkate alındığında, palm yağı ve fraksiyonlarının önemi açıkça ortaya çıkıyor. Tropikal bir meyve olan palmiye ağacından ve çekirdeğinden elde edilen palm yağı ve palm çekirdeği yağı, artan dünya nüfusunun beslenmesi açısından önemli ve sürdürülebilir bir kaynak niteliği taşıyor.” “Bilimsel verilerle desteklenmeyen algılar, gıda üretim zincirini doğrudan etkileyebiliyor.” Dr. Fahri Yemişçioğlu bitkisel yağlara ilişkin sözlerine ayrıca şu bilgileri de ekledi: “Palm yağı fraksiyonları, sahip oldukları yağ asidi ve trigliserit yapıları sayesinde gıda endüstrisinde geniş bir kullanım alanına sahip. Dondurmadan şekerlemeye, krem çikolatadan fırıncılık ürünlerine kadar pek çok üründe, ürünün gerektirdiği fonksiyonel özelliklerin sağlanmasına katkıda bulunuyor ve inovatif ürün geliştirme süreçlerini destekliyor. Ayrıca palm yağı ve türevleri, dengeli yağ asidi bileşimleri sayesinde oksidatif bozulmaya karşı direnç göstererek ürünlerin raf ömrü boyunca tazeliğini ve güvenliğini korumaya yardımcı oluyor. Duygu Polat: “Önemli olan yağın türü değil, üretim kalitesi ve teknoloji düzeyidir.” Etkinlikte konuşan Kalite Kontrol Uzmanı Duygu Polat ise şunları söyledi: Bir yağ üretim tesisi açısından palm yağı ve fraksiyonları, diğer bitkisel tohum yağlarında olduğu gibi, nihai ürün formülasyonunun temel bileşenlerinden biri. Bu doğrultuda üretimden çıkan ürünler, kullanılacakları gıdanın özelliklerine bağlı olarak farklı yağ bileşimlerinden oluşturuluyor.Palm yağı ve türevleri, hem kullanım miktarı hem de sağladığı fonksiyonel katkılar açısından üretim süreçlerinde kritik bir rol üstleniyor. Bu yoğun kullanım, içerdiği bazı bileşenler nedeniyle son yıllarda hem akademinin hem de sektörün daha fazla dikkatini çekiyor. “Gıda Güvenliğinde Netleşen Standartlar” Sektörde son yıllarda geliştirilen üretim teknolojileri sayesinde, risk oluşturabilecek bileşenler büyük ölçüde kontrol altına alınıyor ve güvenli üretim standartları daha sistematik bir şekilde sağlanıyor. Türkiye’de de Avrupa Birliği ile uyumlu yasal düzenlemelerin yürürlüğe girmesiyle birlikte, bu alandaki tartışmaların daha çok bilimsel ve yasal çerçevede ele alındığı görülüyor. Gıda ve kalite yönetimi perspektifinden bakıldığında, yağları “iyi” ya da “kötü” olarak sınıflandırmak yerine hammadde kalitesi ve üretim teknolojisine odaklanmak daha sağlıklı bir yaklaşım sunuyor. Nitekim kaliteli hammadde ve gelişmiş üretim süreçleri, güvenli ve yüksek kaliteli ürünlerin temelini oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bitkisel Yağlar Hakkındaki Gerçekler 5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi’nde Ele Alındı Haber

Bitkisel Yağlar Hakkındaki Gerçekler 5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi’nde Ele Alındı

Gıda üretimi ve tüketimiyle ilgili artan bilgi kirliliğine karşı bilimsel veriye dayalı yaklaşımın önemine vurgu yapılan kongrede; gıda güvenliği, sürdürülebilir üretim, beslenme, regülasyonlar ve yeni teknolojiler gibi başlıkların yanı sıra izlenebilirlik sistemleri ve dijital çözümler de ele alındı. Gıda üretim sistemlerinin teknolojik özelliklerinden beslenmeye uzanan süreçte bilimsel bilginin önemine dikkat çekildi. Kongrede Gıda Mühendisi Dr. Fahri Yemişçioğlu ve Gıda Teknolojisi Uzmanı Dr. Elif Güngör Reis, bitkisel yağlar arasında önemli bir yere sahip olan palm yağı hakkında doğru bilinen yanlışları düzeltmek amacıyla bilimsel bilgi ve değerlendirmeler paylaştı. Dr. Fahri Yemişçioğlu, sunumunda bitkisel yağlara ilişkin bilimsel gerçekler ile kamuoyunda oluşan yanlış algılara odaklandı. Palm yağının zeytin meyvesinden elde edilen zeytinyağı gibi palm ağacının meyvesinden elde edilen bir meyve yağı olduğunu anlatan Yemişçioğlu, bu yağın gıda endüstrisinde kritik bir işlev üstlendiğine dikkat çekti. Palm yağı ve fraksiyonlarının, tohum yağlarının kısmi hidrojenasyonu ile üretilen ve trans yağ asidi içeren yağların besin zincirinden çıkarılmasını sağladığını belirten Yemişçioğlu, bu sayede trans yağ içermeyen gıda ürünlerinin üretiminin mümkün hale geldiğini söyledi. Palm yağına yönelik gıda güvenliği ve sağlık temelli eleştirilere de değinen Yemişçioğlu, “Palm yağı kanser yapar ifadesi bilimsel bir gerçek değil; bir algıdır. Yağlar tek başına kanser yapmaz, maddeler belirli dozların üzerinde toksik etki gösterir. GE ve 3-MCPDE, yalnızca palm yağına özgü değildir. Uygun olmayan hammaddelerin yüksek sıcaklıklarda rafine edilmesiyle diğer yağlarda da oluşabilir” ifadelerini kullandı. Palm yağının palmitik asit içeriği nedeniyle eleştirilere konu olmasının beslenme açısından gerçekçi olmadığını belirten Yemişçioğlu; palmitik asidin süt yağlarında da bulunduğunu ve zararlı olduğuna yönelik bilimsel görüş birliğinin bulunmadığını belirtti. Yemişçioğlu, Avrupa Birliği ve Türkiye’de yürürlükte olan düzenlemelerin bu konuda yüksek düzeyde gıda güvenliği standardı sağladığının ve ilgili regülasyonların Türkiye’de yürürlüğe girmesiyle gıdaların daha güvenli hale geldiğinin de altını çizdi. “İzlenebilir ve denetlenebilir sistemler sürdürülebilirlik için olmazsa olmaz” Palm yağı ekosisteminde verimlilik ve sürdürülebilirlik konularına dikkat çeken Dr. Elif Güngör Reis de; palm ağacının tarım yapılan arazilerde birim alandan elde edilen yağ miktarı açısından diğer yağlı tohumlara kıyasla açık ara en yüksek verime sahip bitki olduğunu vurguladı. Küresel yağlı tohum arazilerinin yalnızca %10’unu kullanmasına rağmen dünya bitkisel yağ üretiminin yaklaşık %40’ını karşılamasının önemli bir verimlilik göstergesi olduğunu ifade eden Reis, bu durumu “10/40 Paradoksu” olarak tanımladı. Palm yağının küresel gıda arzında stratejik bir rol üstlendiğini vurgulayan Reis, palm yağının tamamen devre dışı bırakılmasının daha fazla tarım alanı ihtiyacı ve buna bağlı orman kaybı riski doğurabileceğini belirtti. Palm yağının GDO riski barındırmayan ham yağ kaynaklarının başında geldiğini belirten Reis, çözümün boykot değil sürdürülebilir üretim standartlarının yaygınlaştırılması olduğunu ifade etti. Sürdürülebilirliğin ancak izlenebilir ve denetlenebilir sistemlerle mümkün olabileceğini de belirten Reis, sürdürülebilirlik hassasiyeti taşıyan üretici ve tüketicilerin Malezya’da zorunlu olarak uygulanması hedeflenen MSPO 2.0 sertifikasını mutlaka talep etmesi gerektiğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaşar Üniversitesi’nde Bitkisel Yağlar ve Doğru Bilinen Yanlışlar Tartışıldı Haber

Yaşar Üniversitesi’nde Bitkisel Yağlar ve Doğru Bilinen Yanlışlar Tartışıldı

Etkinlikte özellikle palm yağı ve bitkisel yağlar hakkında kamuoyunda yaygın olan yanlış algılar bilimsel veriler ışığında ele alınırken, gıda sistemlerinde doğru bilginin önemine dikkat çekildi. Gıda bileşenleri ve üretim süreçlerine dair tartışmaların bilimsel verilere dayanması, sektörün geleceği için kritik önem taşıyor. Bu vizyondan yola çıkarak 16 Mart 2026 tarihinde Yaşar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu’nda düzenlenen “Bilimsel ve Teknolojik Bilginin Önemi: Güvenilir ve Sürdürülebilir Bir Gıda Endüstrisi İçin Yanlış Bilgilendirmeyle Mücadele” başlıklı etkinlikte; başta palm yağı olmak üzere bitkisel yağlar hakkındaki yanlış algılar bilimsel verilerle ele alındı. Akademisyenleri ve öğrencileri bir araya getiren etkinlikte, gıda üretiminde yağların rolü, palm yağının beslenme ve sürdürülebilirlik açısından önemi ile gıda konusundaki bilgi kirliliğinin etkileri tartışıldı. Dr. Fahri Yemişçioğlu: “Yağlar, gıdaların çok işlevli ve kritik bileşenleridir.” Etkinlikte konuşan Gıda Mühendisi Dr. Fahri Yemişçioğlu, gıda üretiminde yağların çok yönlü işlevlerine dikkat çekerek şunları söyledi: “Rafine bitkisel yağlar gıdaların temel bileşenlerindendir. Proteinler, karbonhidratlar ve mineraller gibi diğer bileşenlerin yanı sıra yağlar gıdalarda çok işlevli roller üstlenir. Yağlar beslenmede enerji sağlayıcı olarak işlev görür ve lezzetli gıda için öneme sahiptir. Ayrıca atıştırmalık ürünlerde çıtırlık, sürülebilir çikolata kremalarında kıvam, fırıncılık ürünlerinde yapı ve gözeneklilik, şekerleme ürünlerinde ağız hissi gibi özelliklerden sorumludurlar. Bu nedenle yağlar, gıda üretiminde kritik ve çok yönlü bileşenlerdir.” Konuşmasında kentleşme ve küreselleşmenin gıda üretim sistemlerinde önemli dönüşümlere yol açtığını belirten Yemişçioğlu, şöyle devam etti: “Kentleşme, gıdanın endüstrileşmesinin başlıca nedenlerinden biri haline gelmiş durumda. Günümüzde küresel dünyada tüketiciler ile hammaddeler arasındaki mesafe giderek açıldığı için üretimde tedarik zinciri kritik bir rol oynuyor. Bu durum, gıda güvenliği ve gıda kalitesi açısından en iyi kalite standartlarına uygun ve uygun fiyatlı ürünler sunabilmek için profesyonelleşmeyi beraberinde getiriyor. Tüketiciler bir yandan sürdürülebilir ve besleyici gıdalara odaklanırken, diğer yandan pratik ve hazır tüketilebilen ürünlere, atıştırmalıklara ve hazır yemek ürünlerine yöneliyor. Bu durum bir ikilem olarak görülse de gıda endüstrisi tüm beklentileri karşılamak durumunda.” Sosyal medyanın gelişmesiyle birlikte gıda ve beslenme konularında doğru bilgiye ulaşmanın öneminin daha da arttığını vurgulayan Yemişçioğlu, “Sosyal medyanın gelişmesi ve gıdaya olan ilginin artması, gıda, sağlık, beslenme ve sürdürülebilirlik konularına ilişkin haberlerin de çoğalmasına yol açıyor. Tüketiciler artık gıdalar konusunda daha meraklı ve bilinçli. Bu durum etiketlerin sorgulandığı, karar vericilerin kim olduğunun araştırıldığı ve gıdaya ilişkin daha fazla haberin takip edildiği bir kültürün oluşmasına yol açıyor. Olumlu bir gelişme olmakla birlikte bu, gıda endüstrisine ilişkin yanlış bilgilendirme ve yanlış anlaşılma riskini beraberinde getiriyor” dedi. Trans yağ asitleriyle mücadelede palm yağı öne çıkıyor Dr. Fahri Yemişçioğlu bitkisel yağlara ilişkin şu bilgileri de paylaştı: “Bitkisel yağlar başlıca iki kaynaktan elde edilir: tohumlar ve meyveler. Ticari olarak kullanılan tohum yağları arasında soya, kanola, ayçiçeği, mısır ve pamuk tohumu yağları yer alır. İyi bilinen iki yağlı meyve ise zeytin ve palmdir. Palm yağı, palm meyvesinden elde edilen yağdır. Palm ve palm yağı için iki önemli özellik bulunmaktadır: Meyvenin hem etli kısmında hem de çekirdeğinde yağ bulunur; ancak bunların özellikleri tamamen farklıdır. Palm yağı ve palm çekirdeği yağı, doymuş ve doymamış yağ asitleri açısından dengeli bir yapıya sahiptir.” Toksikoloji bilimindeki ilerlemelerin, trans yağ asitlerinin sağlıksız olduğunu gösterdiğini ve bu nedenle günlük beslenmeden çıkarılması gerektiğini ortaya koyduğunu belirten Yemişçioğlu şöyle devam etti: “Bu hedef günümüzde büyük ölçüde palm yağı ve onun fraksiyonları sayesinde gerçekleştirilebiliyor. Trans yağların gıdalardan uzaklaştırılmasına yardımcı olan palm yağının kullanımı artış göstermektedir. Bugün palm yağı, en çok üretilen bitkisel yağ olarak ilk sırada yer almaktadır. Bu durum aynı zamanda palm yağının eleştirilere ve yanlış bilgilendirmelere hedef olmasına neden olmaktadır. Bu nedenle gıdalarla ilgili yanlış bilgilendirme ile mücadele günümüzde çok daha önemli bir konu haline gelmiştir.” Palm Yağının Sürdürülebilir Gıda Sistemlerindeki Rolü Etkinlikte konuşan Yaşar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Ruhan Aşkın Uzel ise, sürdürülebilirliğin tarım ve gıda sistemlerinin geleceği açısından kritik bir başlık olduğunu vurgulayarak, gıda güvenliğinin giderek daha stratejik bir önem kazandığına dikkat çekti. Hızla artan nüfus ve çok fonksiyonlu gıdalara yönelik yükselen talebin, gıda sistemlerinin bütüncül bir yaklaşımla ve özellikle tedarik zinciri perspektifinden ele alınmasını zorunlu kıldığını belirten Uzel; “Günümüzde artan nüfus ve değişen tüketim alışkanlıkları, gıda sistemlerinin tedarik zinciri odağında yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor. Talebin hızla arttığı ancak doğal kaynakların sınırlı olduğu günümüz koşullarında; bireylerin ihtiyaç duydukları gıdaya güvenli erişiminin sağlanmasının yanı sıra karbon emisyonları ve su ayak izi gibi çevresel etkilerin de göz önünde bulundurulması büyük önem taşıyor’’ dedi. Sürdürülebilir gıda sistemlerinde palm yağının rolüne de değinen Uzel ayrıca, “Kaynakların verimli kullanımı sürdürülebilir tedarik zincirlerinin temelini oluşturur. Palm yağı, birim alan başına yüksek verimliliği ile öne çıkan bitkisel yağ kaynaklarından biridir ve bu özelliğiyle küresel gıda sistemlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Palm yağının alternatifi olduğu düşünülen bitkisel rafine tohum yağlarıyla ikame edilmesi daha fazla tarım arazisi kullanımına ihtiyaç doğuracaktır., Bu da karbon emisyonları ile su tüketiminde artış gibi çevresel etkileri beraberinde getirecektir. ’’ dedi. Malezya hükümeti tarafından geliştirilen Malezya Sürdürülebilir Palm Yağı (MSPO) 2.0 sertifikasyon sistemine de dikkat çeken Uzel, sürdürülebilir üretim standartlarının yaygınlaştırılmasının önemine işaret ederek “(MSPO) 2.0 sertifikasyonuna sahip palm yağının sağlıklı ve sürdürülebilir bitkisel bir yağ olarak konumlandırılmasına yönelik farkındalığın artırılması büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye 2024 Yılında Malezya’dan 905.000 Ton Palm Yağı İthal Etti Haber

Türkiye 2024 Yılında Malezya’dan 905.000 Ton Palm Yağı İthal Etti

Seminerin açılış konuşmasını gerçekleştiren Malezya’nın Türkiye Büyükelçisi Sazali Mustafa Kamal, Malezya-Türkiye Serbest Ticaret Anlaşması’nın palm yağı ticaretine sağladığı katkılara dikkat çekerek, Türkiye’nin Malezya için başlıca ihracat pazarlarından biri haline geldiğini ifade etti. 2024 yılında Türkiye’nin Malezya’dan 905.000 ton palm yağı ithal ettiğini belirten Sazali, bu rakamın 2023’e kıyasla %2,6 oranında artış gösterdiğini aktardı. Sazali, Türkiye’nin ithal ettiği palm yağını özellikle çeşitli sektörlerde katma değerli ürünlere dönüştürerek küresel pazarlara ihraç ettiğini ve bu yapının Türkiye’nin dış ticaret dengesine önemli katkı sunduğunu vurguladı. Konuşmasında ayrıca, sürdürülebilir sanayi uygulamalarını ilerletmede uluslararası iş birliğinin rolüne değinerek, Malezya'nın küresel standartlara uygun, yüksek kaliteli ve çevresel açıdan sürdürülebilir palm yağı türevleri üretme konusundaki kararlılığının altını çizdi. Palm bazlı oleokimyasalların teknik faydalarının yanı sıra; kozmetik, kişisel bakım ve ev bakım ürünlerindeki kullanımları ile çevresel zorluklara karşı sunduğu çözümlerin ele alındığı seminerde, Malezya ve Türkiye’den uzmanlar yenilikçi kullanım alanlarını ve pazar erişimini genişletmeye yönelik stratejileri paylaştı. Küresel düzeyde sürdürülebilir ve doğal ürünlere olan talebin artışıyla birlikte, palm yağı bazlı oleokimyasallar pazarının 2034 yılına kadar 8,2 milyar ABD dolarına ulaşmasının beklendiği aktarıldı. Etkinlikte ayrıca, Malezya’daki yağ palmiyesi plantasyonları, bağımsız ve organize küçük çiftlikler ile palmiye yağı işleme tesislerinin yüksek sürdürülebilirlik standartlarında sertifikalandırılmasını sağlayan MSPO (Malezya Sürdürülebilir Palm Yağı) Sertifikasyon Programı hakkında da bilgi verildi. Bu programın, üreticilerin çevresel, sosyal ve ekonomik sorumluluklarını yerine getirmelerini sağlayarak sürdürülebilir bir endüstrinin gelişimine katkı sunduğu belirtildi. Seminer, palm bazlı oleokimyasalların sürdürülebilir bir gelecek inşa etmedeki potansiyelini hayata geçirebilmek için yenilik ve iş birliğine devam edilmesi gerektiği yönünde oluşan ortak görüşle sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.