Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Pancar Deposu

Kapsül Haber Ajansı - Pancar Deposu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pancar Deposu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İznik Gölü’nün Sular Altındaki Tarihi Pancar Deposu’nda Konuşuldu Haber

İznik Gölü’nün Sular Altındaki Tarihi Pancar Deposu’nda Konuşuldu

Nilüfer Belediyesi’nin tarih ve arkeoloji meraklılarını bir araya getirdiği Pancar Deposu’ndaki Arkeoloji Gündemi söyleşileri devam ediyor. Bu ayki buluşmada Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin, 2014 yılında bir hava fotoğrafıyla tesadüfen keşfedilen İznik Gölü’ndeki tarihi bazilikayı ve kentin tarihsel katmanlarını anlattı. Etkinlikte, su altındaki yapının Hristiyanlık dünyası için bir dönüm noktası sayılan Birinci İznik Konsili ile olan bağı güncel veriler eşliğinde ele alındı. Sunumuna İznik’in antik kökenlerinden ve Roma dönemindeki neokros ile metropolis unvanlarından bahsederek başlayan Şahin, kıyıdan 50 metre açıkta ve iki metre derinlikte yer alan bazilikanın mimari geçmişine dair detaylı bilgiler verdi. 2016 yılında başlayan su altı kazılarının sonuçlarını aktaran Şahin, M.S. 368’deki depremle yıkılan bu küçük kilisenin M.S. 380 civarında günümüze ulaşan ikinci evresiyle yeniden inşa edildiğini saptadıklarını belirtti. Şahin, 1065 yılında yaşanan büyük depremle birlikte yapının tamamen göle gömüldüğünü sözlerine ekledi. Keşfin Hristiyanlık dünyası açısından taşıdığı tarihi değere dikkat çeken Şahin, yapının M.S. 325 yılında toplanan 1. Konsil’in gerçekleştiği yer olma ihtimali hakkında açıklamalarda bulundu. Şahin, buranın toplantıya katılan 318 piskoposun anısına inşa edilen “Kutsal Pederler Kilisesi” olabileceğini söyledi. İznik’in küresel ölçekte bir turizm destinasyonu olarak büyük bir potansiyel taşıdığını belirten Prof. Dr. Mustafa Şahin, bu su altı keşfinin kenti özellikle inanç turizmi açısından benzersiz bir noktaya taşıdığını ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kokuların Dünyasına Yolculuk Haber

Kokuların Dünyasına Yolculuk

Nilüfer Belediyesi tarafından Pancar Deposu’nda düzenlenen “Aromaterapi Doğal Parfüm Atölyesi”, Aromaterapi Uzmanı Ebru Şahin’in yürütücülüğünde gerçekleştirildi. Atölyede, koku duyusu sadece fiziksel bir his olarak değil, biyolojik ve tarihi bir süreç olarak ele alındı. Etkinlikte; kimyasal duyulara giriş, tat ve koku duyusu arasındaki ilişki, koku belleği, parfümün tarihsel gelişimi, aromaterapi ve uçucu yağların etkileri gibi konular detaylıca konuşuldu. Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin de atölyeyi ziyaret ederek katılımcıların çalışmalarını inceledi. DUYGU, BELLEK VE KOKU ARASINDAKİ İLİŞKİ Atölye yürütücüsü Ebru Şahin, tat ve koku duyularının genellikle birbiriyle uyum içinde çalıştığını belirtti. Tat duyusunun tatlı, tuzlu, acı, ekşi ve umami olmak üzere beş temel kulvardan oluştuğunu ifade eden Şahin, koku duyusunun duygu durumları üzerindeki etkisine dikkat çekti. Kokuların beyindeki işleyişine dair bilgiler veren Şahin, şunları söyledi: “Limbik sistem, koku uyaranlarının doğrudan işlendiği bölgedir. Bu bölge aynı zamanda uzun süreli bellek, aşk, sevgi, nefret, öfke ve korku gibi duyguları yönlendirir. Dolayısıyla duygu, bellek ve koku arasında çok yakın bir komşuluk ilişkisinden bahsedilebilir.” KENDİ PARFÜMLERİNİ TASARLADILAR Teorik bilgilendirmelerin ardından atölyenin uygulama kısmına geçildi. Katılımcılar, farklı özlere sahip kokuları tek tek deneyimleyerek içerikleri hakkında bilgi altı. Etkinliğin sonunda katılımcılar, Ebru Şahin eşliğinde öğrendikleri teknikleri kullanarak kendi doğal parfümlerini tasarlama fırsatı buldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sorunlara Gençlerden Yapay Zeka Destekli Çözümler Haber

Sorunlara Gençlerden Yapay Zeka Destekli Çözümler

Nilüfer Belediyesi, kentin dijital dönüşüm süreçlerine gençleri dahil etmek amacıyla başlattığı “Yazılım Kampları” projesinin startını verdi. Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Yapay Zeka Topluluğu iş birliğiyle düzenlenen “Nilüfer Yapay Zeka Hackathonu”, Nilüfer Pancar Deposu’nda başladı. Yaklaşık 40 yazılımcı gencin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte ekipler, belediyecilik hizmetlerinde verimliliği artıracak projeler geliştirmek için yarışıyor. Etkinliğin açılışına Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Yalçın Işıkyıldız ve çok sayıda öğrenci katıldı. “GENÇLERİ KARAR ORTAĞI OLARAK GÖRÜYORUZ” Açılışta konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, kendisinin de bilişim sektöründen gelen biri olduğunu hatırlatarak, dijitalleşme vizyonuna verdikleri önemi vurguladı. Seçim döneminde vaat ettikleri “yazılım kampları” projesini hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Başkan Şadi Özdemir, kent yönetiminde gençlerin fikrine ihtiyaç duyduklarını belirterek, şunları söyledi: “Bir kentin geleceği; fikri olan gençlerle, üreten zihinlerle ve çözüm arayan ekiplerle kurulur. Biz Nilüfer Belediyesi olarak ihtiyaçlarımızı sadece masa başında tanımlamak yerine, bu kentin gençleriyle birlikte düşünmek istedik. Temizlikten ulaşıma kadar her alanda yapay zekanın üreteceği çözümleri sizlerle konuşmak istiyoruz. Çünkü biz gençleri birer karar ortağı olarak görüyoruz. Buradan çıkacak her fikir, her satır kod bizim için çok kıymetli bir rehber olacak.” AKILLI ŞEHİRCİLİK İÇİN İKİ KRİTİK GÖREV BUÜ Yapay Zeka Topluluğu Başkanı Esra Tungır ise yapay zekayı toplumsal fayda odağında ele aldıklarını belirterek, gençlere ve teknolojiye verdiği destekten dolayı Nilüfer Belediyesi’ne teşekkür etti. Konuşmaların ardından Başkan Şadi Özdemir’in startı vermesiyle kodlama maratonu başladı. Genç mühendis ve yazılımcı adaylarından oluşan ekipler, etkinlik boyunca iki ana kategoride proje geliştirecek. Ekiplerden; Nilüfer Belediyesi’nin çöp toplama araçlarının rotalarını optimize ederek yakıt tasarrufu sağlayacak algoritmalar ve belediyeye ait kütüphane, spor salonu, etüt merkezi gibi mekanların anlık doluluk oranlarını takip edecek sistemler tasarlamaları bekleniyor. Pancar Deposu’nda gerçekleşen ve ekiplerin gece boyunca aralıksız çalışacağı hackathon, 28 Aralık Pazar günü sona erecek. Hazırlanan projeler; uygulanabilirlik, teknik yetkinlik ve yaratıcılık kriterlerine göre jüri tarafından değerlendirilecek ve dereceye giren takımlar ödüllendirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kaşığın Hikayesi Zeytinli Lezzetlerle Anlatıldı Haber

Kaşığın Hikayesi Zeytinli Lezzetlerle Anlatıldı

Nilüfer Belediyesi’nin yemek, müzik ve kültürü harmanladığı söyleşi dizisi “Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar”, ikinci buluşmasında da yoğun ilgi gördü. Pancar Deposu’nda gerçekleşen ve Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın hazırlayıp sunduğu etkinliğin bu ayki başlığı “Zeytinden Kaşık Ben Sana Aşık” oldu. Gecenin konuğu ise yeme-içme kültürü üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan Nur Başnur’du. Programda “Anadolu’da Kaşığın Arkeolojisi” başlıklı bir sunum gerçekleştiren Nur Başnur, kaşığın sadece bir mutfak gereci olmadığını, aynı zamanda derin bir kültürel birikimi temsil ettiğini vurguladı. Başnur, kaşığın Türk ve dünya tarihindeki kullanım alanlarını, gelişim sürecini, dini ve kültürel sembollerini katılımcılarla paylaştı. Kaşığın sofradaki yerinden halk kültüründeki yansımalarına kadar pek çok detay, izleyiciler tarafından ilgiyle dinlendi. Sohbetin müzikle renklendiği gecede, anlatılan hikayelere özel lezzetler eşlik etti. Katılımcılar; Gemlik, Tirilye, Manisa ve Artvin gibi Türkiye’nin önemli zeytin merkezlerinden gelen yerel lezzetlerin yanı sıra, Yunanistan zeytinlerini de tatma fırsatı buldu. Tadım menüsünde dünya mutfağından seçkiler de yer aldı. İtalya’nın meşhur ekmeği Focaccia ve Fransa mutfağının zeytin ezmeli lezzeti Tapenad, katılımcıların beğenisine sunuldu. Tüm bu lezzetler, Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın seçtiği ve hikayeyle bütünleşen şarkı eşleşmeleriyle servis edildi. Geleneksel Kaşık Helvası ikramıyla ağızların tatlandığı gecenin finali Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın geceye özel bestelediği “Zeytinden Kaşık Ben Sana Aşık” isimli şarkısı yapıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çocuklar Pancar Deposu’nda Sanatla Buluştu Haber

Çocuklar Pancar Deposu’nda Sanatla Buluştu

Nilüfer Belediyesi, kültür sanat alanındaki çalışmalarına bir yenisini ekleyerek Akbank Sanat ile anlamlı bir iş birliğine imza attı. İki kurumun gerçekleştirdiği ortak proje kapsamında “Akbank Sanat Her Yerde” mottosuyla düzenlenen Akbank Sanat Atölyeleri, Pancar Deposu’nda çocuklarla buluştu. Yürütücülüğünü Merve Salihoğlu’nun üstlendiği gün boyu süren etkinliklere çocuklar yoğun ilgi gösterdi. Günün ilk atölyesi olan “Küçük Şeylerin Peşinde: Uzakta Ne Var?” atölyesine katılan çocuklar; “Uzak ne demek olabilir?” sorusundan yola çıkarak, hayallerinden, günlük yaşamlarından ve masallardan örneklerle kendi “uzak” kavramlarını oluşturdu. Doodle tekniğiyle özgün çizimler üreten çocuklar, hayal güçlerini özgürce ifade edebilme imkanı buldular. İkinci atölyeye katılan çocuklar ise Bursalı ressam Hale Asaf’ın yaşamını ve eserlerini keşfetti. “Hale Asaf’tan İlhamla Bursa Manzaraları” başlıklı atölyede çocuklar, sanatçının renk, biçim ve kübik yaklaşımını inceledikten sonra günümüz Bursa’sından ilham alarak kendi baskı çalışmalarını ortaya koydu. Renkli kağıtlar ve çeşitli baskı teknikleriyle üretilen kübik kompozisyonlarda çocuklar özgün bakış açılarını yansıttılar. Nilüfer Belediyesi ve Akbank Sanat tarafından düzenlenen atölyeler Aralık ve Ocak aylarında da Pancar Deposu’nda ücretsiz olarak gerçekleştirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer’de ‘Arkeoloji Gündemi’ Başladı Haber

Nilüfer’de ‘Arkeoloji Gündemi’ Başladı

Nilüfer Belediyesi, Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü ve Arkeologlar Derneği Bursa Şubesi iş birliğiyle düzenlenen “Arkeoloji Gündemi” söyleşi serisi Pancar Deposu’nda başladı. Programın ilk konuğu Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Türkteki, “Mayalanan Hayat, Mayalanan Toplum: Küllüoba Verileri Üzerinden Batı Anadolu Erken Tunç Çağı’na Bakış” başlıklı sunum gerçekleştirdi. Bu tür etkinliklerin arkeologlar için çok önemli ve anlamlı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Türkteki, bu sayede hem kendi çalışmalarının bir sonucunun alındığını, hem de eğitici bir programın gerçekleştirildiğini söyledi. Etkinlikle toplumla bağ kurulabildiğine de dikkat çeken Türkteki, emeği geçenlere teşekkür etti. Küllüoba kazı çalışmalarının 1996 yılında Prof. Dr. Turan Efe tarafından başlatıldığını hatırlatan Türkteki, kendisinin 2001 yılından itibaren kazılarda yer aldığını ve 2019’dan itibaren de kazı başkanı olarak görevi devraldığını söyledi. Küllüoba Höyük’ün, Erken Tunç Çağı’nın tamamını temsil ettiğini söyleyen Türkteki, Höyük’ün, yaklaşık 7-8 hektarlık alana yayılmış olduğunu, ova seviyesinden yüksekliğinin de 10 metreyi bulan yayvan, orta büyüklükte bir yer olarak tanımladı. Erken Tunç Çağı’nın temel özelliklerine de değinen Prof. Dr. Türkteki, bu dönemin en belirleyici unsurunun tarımsal bir yaşam tarzı ve kırsal üretim olduğunu söyledi. Tarımsal üretimi hızlandıran önemli bir keşfin sabanın kullanılması olduğunu aktaran Türkteki, bu dönemde dokumacılık ve metalurjinin öne çıktığını kaydetti. MİMARİSİ VE GÖMME PRATİĞİ Küllüoba’daki yapılardan da bahseden Türkteki, duvarları 3 metre yüksekliğe kadar korunmuş evler tespit edildiğini kaydetti. Türkteki, “Bu yapılar, birbirine bitişik, ortak duvarlı ve dikdörtgen planlı inşa edilmişti. En dikkat çekici durum ise bu yapıların yıkılmayıp, içlerine kırmızı toprak yığılarak tamamen gömülmüş olmasıydı. Gömme işlemi sırasında evin kapısı taşlarla örülmüş ve kapının boşluğunda oğlak kemikleri tespit edilmiştir. Bu bulgular, kurban eyleminin burada gerçekleştiğini göstermektedir” diye konuştu. 2024 YILI KEŞFİ KÜLLÜOBA EKMEĞİ En çarpıcı keşiflerinden birisinin geçtiğimiz sene ortaya çıkarılan Küllüoba ekmeği olduğunu söyleyen Türkteki, “Bir evin arka odasında, eşiğin hemen yanında, yakılmış bir halde bulunan ekmek, bütün halde karbonlaşmış olarak ele geçti ve nadir bir bulgu niteliği taşıyor. Yapılan analizler, ekmeğin yakılmadan önce gerçekten pişirildiğini gösterdi. Kesitine bakıldığında, ekmeğin ana bileşeninin gergin buğday olduğu ve az miktarda da olsa mercimek içerdiği anlaşıldı. Ekmeğin pişirildikten sonra koparıldığı, yakıldığı ve sonrasında kırmızı toprakla eşiğe gömüldüğü tespit edildi” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Pancarın Öyküsü Müzik, Ritüel Ve Lezzetle Buluştu Haber

Pancarın Öyküsü Müzik, Ritüel Ve Lezzetle Buluştu

Nilüfer Belediyesi, yemek, müzik ve kültürü bir araya getiren yeni bir söyleşi serisine başladı. “Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar” adıyla düzenlenen serinin ilk buluşmasında, pancarın tarladan fabrikaya uzanan öyküsü, müzik ve yemek kültürüyle harmanlanan zengin bir anlatımla sunuldu. Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın hazırlayıp sunduğu “Pancar Pezik Değil Mi?” başlıklı söyleşide, Doç. Dr. Erhan Akarçay konuk olarak yer aldı. Pancar Deposu’nda gerçekleşen etkinliğe Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir de katıldı. Etkinlik boyunca katılımcılar hem pancarla ilgili şarkılar dinledi hem de çeşitli pancar yemeklerini tatma fırsatı buldu. Şeker pancarı, pancar pekmezi, pezik turşusu, pezik turşusu yemeği ve pancar kvassı gibi farklı lezzetler sunulurken, her tadımda farklı bir ezgi ve hikaye paylaşıldı. YEMEK VE MÜZİĞİN KÜLTÜREL HAFIZADAKİ YERİ Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı, gastroetnomüzikoloji kavramını açıklarken, yemek ve müzik ilişkisine getirdiği yeni bakış açısını anlattı. Varlı, gastronomi uzmanlarının şölen yemeklerinden bahsederken şölenin içeriğine derinlemediğini, etnomüzikologların ise hasat ritüellerinden söz ederken hasatın kendisine odaklanmadığını belirtti. Bir yemeğin, bir ürünün varoluş sürecinde sesin, müziğin ve dansın nasıl iç içe olduğunu göstermek istediklerini belirten Varlı, “Cenaze, düğün gibi ritüellerimizde müzik vardır ama bu genelde unutuluyor. Biz bunları hatırlatmak ve Türkiye'ye özgü anlatılar üzerinden bir veri tabanı oluşturmak istiyoruz" dedi. Varlı, etkinliklerin ilkine, mekanın geçmişine atıfla pancardan başladıklarını, ekim-kasım aylarının da pancar hasadı dönemi olduğunu ekledi. ÜRETİMDEN KOPUŞUN TOPLUMSAL YANSIMALARI Doç. Dr. Erhan Akarçay ise modern kentlerde yaşayan bireylerin üretimden kopuşuna dikkat çekti. Bursa gibi hızla dönüşen kentlerde yaşayanların tarımsal üretim koşullarından ve emek süreçlerinden tamamen uzaklaştığını vurgulayan Akarçay, bunun büyük bir yabancılaşmayı beraberinde getirdiğini söyledi. “Şekerin fiyatı arttığında nihai tüketici olarak hissediyoruz ama şekerin üretim koşullarına, çiftçilerin tarımsal üretim ilişkilerinde nasıl dönüşüm geçirdiklerine dair bağlamdan uzaklaşmış durumdayız” diyen Akarçay, etkinliğin yapıldığı Pancar Deposu’nun da eskiden üretim ilişkileriyle tanımlanan bir mekandan, kültürel üretime dönüştüğünü belirtti. ŞEKERİN TARİHSEL YOLCULUĞU VE CUMHURİYET SANAYİSİ Akarçay, şekerin tarihsel süreçte aristokratların erişebildiği değerli bir üründen, günümüzde alt sınıfların kalori ihtiyacını karşılayan temel besin maddesine dönüşümünü anlattı. Türkiye’de şeker pancarından şeker üretiminin Cumhuriyet'in sanayi politikalarıyla yakından ilişkili olduğunu vurgulayan Akarçay, Alman teknolojisiyle kurulan fabrikaların sadece üretim merkezi değil, okuluyla, hastanesiyle bütün bir yaşam kompleksi oluşturduğunu söyledi. “Eskişehir'de Şeker Mahallesi var. Bu, şeker fabrikasının bir kentin mahallesine adını verebilecek kadar kurumsal kültür ve dayanışma yarattığını gösteriyor” diyen Akarçay, pandemi döneminde kolonya üretimi için şeker fabrikalarının etil alkol sağlamasının, bu tesislerin ne kadar hayati olduğunu kanıtladığını belirtti. Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında “üç beyaz” olarak un, şeker ve dokumanın sanayileşme politikalarının temelini oluşturduğunu hatırlatan Akarçay, günümüzde nüfusun yüzde 85’inin kentlerde yaşamasına rağmen tarımın hala ülkenin en önemli meselelerinden biri olduğunu vurguladı. Söyleşinin sonunda katılımcıların da sorularını yanıtlayan Doç. Dr. Erhan Akarçay’a, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir günün anısına hediye verdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.