Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Pandemi Sonrası

Kapsül Haber Ajansı - Pandemi Sonrası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pandemi Sonrası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Turizm Yatırımlarının Yeni Dönemi İstanbul’da Konuşulacak Haber

Turizm Yatırımlarının Yeni Dönemi İstanbul’da Konuşulacak

TIF 2026, küresel turizm ve seyahat sektörünün güçlü bir gelişim trendi yaşadığı, başta Suudi Arabistan, Mısır, İtalya olmak üzere rakip ülkelerde önemli atılımların yapıldığı bu kritik dönemde, Türkiye turizminin daha da güçlenmesi ve gelişimi için stratejik bir önem taşıyor. TIF 2026; oturumlar, keynote konuşmaları ve sektör görünümüne ilişkin özel sunumlarla birlikte 30’a yakın içerik bölümünden oluşuyor. Forum bu kapsamıyla, İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Dünya Turizm ve Seyahat Konseyi Başkanı ve CEO’su Gloria Guevera Manzo, İtalya Ulusal Turizm Kurulu Başkanı Alessandra Priante gibi isimler de dahil olmak üzere 100’den fazla konuşmacı ve moderatörü ağırlayacak. Forum’da finans, konaklama, seyahat ve pazarlama dünyasının liderleri turizmde büyümenin niteliğini artıracak yatırım kararlarını, finansman koşullarını ve yeni ürün kategorilerini iki gün boyunca ele alacak. Küresel ölçekte turizm ekonomisi, pandemi sonrası toparlanmayı kalıcı büyümeye çevirerek yeni bir zirveye taşınıyor. UN Tourism’in World Tourism Barometer verileri; 2024’te yaklaşık 1,4 milyar varışla sektörün pandemi öncesi düzeye yeniden yaklaştığını ve 2025’te 1,52 milyar varışla bir önceki yıla göre %4 artarak yeni bir zirveye çıktığını ortaya koyuyor. WTTC’nin ekonomik etki çalışmaları ise seyahat ve turizmin 2024’te küresel ekonomiye 10,9 trilyon ABD doları katkı sağladığını ve 357 milyon istihdamı desteklediğini gösteriyor. Önümüzdeki on yıla ilişkin projeksiyonlarda, sektörün 2035’te küresel ekonomiye katkısının 16,5 trilyon ABD dolarına, istihdamın ise 462 milyon kişiye ulaşacağı öngörülüyor. Bu da altyapı, finansman, ürün çeşitliliği ve insan kaynağı gibi alanlarda yeni bir yatırım döngüsünü zorunlu kılıyor. Türkiye’de de büyümenin yönü yalnızca hacmi artırmak değil; kişi başı getiriyi, ürün kalitesini ve yatırımın çarpan etkisini güçlendirmek olarak şekilleniyor. Sınır giriş istatistiklerine göre Türkiye’yi ziyaret eden toplam ziyaretçi sayısı 2015’te 41,6 milyon iken 2025’te 63,9 milyona yükselmiş durumda. Aynı dönemde turizm geliri 2015’te 31,5 milyar ABD dolarından 2025’te 65,2 milyar ABD dolarına çıkarak yaklaşık %107 arttı. Böylece 10 yılda ziyaretçi hacmi yaklaşık %54 büyürken, ziyaretçi başına ortalama gelir de yaklaşık 757 ABD dolarından yaklaşık 1.020 ABD dolarına yükselerek değer üretiminin güçlendiğine işaret ediyor. Bu tablo, ölçek büyümesinin güçlü biçimde devam ettiğini; ancak büyümeyi kalıcılaştırmak için odağın giderek daha fazla değer üretimi (yüksek katma değerli ürünler, deneyim ekonomisi, markalaşma ve çeşitlendirme) tarafına kayması gerektiğini de açık biçimde gösteriyor. Önümüzdeki dönemde büyümeyi sürdürülebilir kılmak; finansmana erişim, yeni yatırım modelleri ve destinasyon değer zincirinin (ulaşım, konaklama, deneyim, perakende, kültür-sanat) birlikte ele alınmasını gerektiriyor. Orta Vadeli Program (2026–2028) ise bu dönüşümü makro çerçevede sayısallaştırıyor: GSYH’nin 2026’da 1,658 trilyon ABD dolardan 2028’de 1,886 trilyon ABD dolara yükselmesi öngörülürken, turizm gelirlerinin 2026’da 68 milyar ABD dolardan 2028’de 75 milyar ABD dolara çıkması bekleniyor. Bu patika, turizm gelirlerinin GSYH’ye oranının yaklaşık %4 bandında yatay seyrettiğine işaret ediyor. TIF 2026, tam da bu eşikte; geçmiş on yılda gerçekleşen büyümeyi, önümüzdeki on yılın rekabet parametrelerine taşıyacak yatırım başlıklarını odağına alıyor. Program; küresel ekonomi ve finans görünümünün turizm yatırımları üzerindeki etkisinden, otel ve karma kullanım (mixed‑use) projelerine, yatırım ve işlem finansmanından, katılım bankacılığı ve alternatif kaynaklara, havacılık bağlantısından deniz turizmi ve marinalara, markalaşma, yaratıcılık ve pazarlama etkinliğinden, kongre‑etkinlik ve spor turizmi deneyimlerine kadar geniş bir çerçevede oluşuyor. TTYD Başkanı Oya Narin tarafından açılışı yapılacak formun ilk gününde; WTTC CEO & Başkanı Gloria Guevara Manzo küresel turizm yatırım gündemine ilişkin stratejik perspektifini paylaşacak. Büyüme, dayanıklılık ve geleceğe hazırlık ekseninde kurgulanan liderler oturumu ise farklı coğrafyalardan kamu ve sektör temsilcilerini aynı masada buluşturacak. Oturumda; küresel ekonomi ve finans görünümü, turizm yatırımları odağında risk ve fırsatlarıyla birlikte değerlendirilecek. Forumun oturumları, yatırım kararlarının temel belirleyicileri olan finansman maliyeti ve sermaye yapısından başlayarak; otel yatırımlarında marka stratejileri, yerli marka gelişimi, işletme ve yatırım finansmanı, varlık yönetimi ve yatırımcı beklentilerine uzanan bir çizgide ilerleyecek. Turizmde değer yaratımının giderek ‘deneyim’ üzerinden tanımlandığı yeni dönemde; tasarım, mimari, kültür‑sanat ve yaratıcı endüstriler üzerinden destinasyon hikâyesi inşa etme, pazarlama etkinliği ile yetenek ve insan kaynağı gündemi de programın ana başlıkları arasında yer alacak. İkinci gün ise erişilebilirlik ve mobiliteyi odağa alan havacılık oturumlarının yanı sıra; wellness ‑ longevity yatırımları, sürdürülebilir turizm dönüşümü, deniz turizmi ve marina yatırımları, etkinlik/kongre mekân ekonomisi ve spor deneyimlerinin yeni yatırım alanları gibi temaları gündeme taşıyacak. Tur operatörleri, seyahat acenteleri ve dijital platformların değişen rolü de sektörün dağıtım kanallarındaki dönüşümü tartışmaya açacak. TTYD tarafından TIF 2026 öncesi düzenlenen basın toplantısı, 6 Şubat Cuma günü The Marmara Taksim Oteli’nde gerçekleşti. Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği adına Başkan Oya Narin, Yönetim Kurulu Üyeleri Şerife Ercantürk, Mehmet Göçen, Erdem Tavas, İcra Kurulu Üyesi Ece Demirpençe ve Genel Sekreter Dr. Öykü Korkmaz’ın katıldığı toplantıda; turizm sektörü ve yaklaşan Turizm Yatırım Formu ile ilgili açıklamalarda bulundu. TTYD Başkanı Oya Narin, TIF 2026’ya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Türkiye turizmi artık yalnızca hacimle değil; değer, kalite ve dönüşümle rekabet ediyor. TIF 2026’da yatırımın finansmanından yeni ürün kategorilerine, markalaşmadan deneyim tasarımına uzanan geniş bir gündemi; kamu ve özel sektörün ortak aklıyla ele alacağız. Amacımız, Türkiye’nin son 10 yılda büyüyen turizm kapasitesini önümüzdeki dönemin yatırım diliyle güçlendirmek ve sürdürülebilir şekilde değer üretmek. Bugün Türkiye, dünyada önde gelen turizm ülkeleri arasında. Ancak geldiğimiz noktada Türk turizminin yeniden konumlandırmaya, yeniden bir turizm hamlesine ihtiyacı var. Zira klasik rakiplerimiz de büyümeye devam ediyor. İspanya 2025 yılını tarihin en yüksek ziyaretçi sayısıyla, 143.9 milyon ziyaretçiyle kapattı. İtalya’nın 2025’teki yabancı ziyaretçi sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 8.7 artarak 104 milyon kişiye ulaştı. İspanya bu ziyaretçileri 1.2 milyon otel yatağı, 440 bin turistik rezidans yatağı, 148 bin kırsal turizm tesisi yatağı ve 276 bin kamping yatağında ağırlıyor. Bunların dışında Suudi Arabistan ve Mısır gibi çevre ülkelerin kapsamlı turizm hamleleri göz önüne alındığında önümüzdeki 10-15 seneyi kapsayacak ve turizmde bulunduğumuz konumu daha yükseklere taşımak için bir plana ihtiyacımız var. Bu planları çok boyutlu olarak ve özellikle de finans ve markalaşma tarafında bugüne kadar olduğu gibi küresel oyuncularla iş birliği içerisinde şekillendirmemiz gerekiyor. 2023 yılında yapılan bir araştırmaya göre Ülkemizde 67 zincir ve grup oteli mevcut ve bu zincirler dahilinde 722 tesis ve toplam 157.000 oda var. Bu tesislerin hem yerli hem de yabancı ayaklarının ülkemizde gelişerek işletme verimliliğini ve pazarlama gücünü yukarılara çekmemiz gerekiyor. WTTC raporları; küresel turizm ve seyahat ekosisteminin 2035 yılında %50’ye yakın bir artışla 16.5 trilyon dolara ulaşacağını öngörüyor. Küresel turizmdeki bu büyüme trendi paralelinde Suudi Arabistan, BAE sermayesi ile Mısır önemli yatırımlar başlattı. İspanya, Yunanistan, İtalya turizme odaklı önemli hamleler yapıyorlar. Bu kritik dönemde TİF 2026, bu açıdan da stratejik bir sorumluluk üstleniyor. Bu çerçevede geldiğimiz noktada iddiamızı korumak ve yerimizi daha da yukarılara taşımak için Dünyayla entegre olmamız gerekiyor. İşte tam da bu yüzden 2020 yılında Ülkemizin saygınlık uyandıran uluslararası düzeyde bir imza organizasyonunu yaratmak hedefiyle Turizm Yatırımları Forumu’nu organize etmeye başladık ve bu yıl 5’incisini gerçekleştiriyoruz. Bu organizasyon, her yıl daha da güçlenerek bu bugünkü seviyesine ulaştı ve geçtiğimiz yıl TİF’e 750'den fazla uluslararası katılımcı; yatırımcı, otel markası, işletmeci, finans kurumu, banka ve fon temsilcisi katıldı. Bu şekilde TIF uzun vadeli bir proje olarak uluslararası düzeyde en önemli 2-3 yatırım organizasyonundan biri haline geldi. Küresel arenada gördüğü bu itibarla TİF’i her yıl organize etmeye devam edeceğiz. ” TIF 2026, iki gün boyunca gerçekleştireceği oturumlarla; yatırımcılar, finans kurumları, geliştiriciler, küresel otel markaları, kamu temsilcileri ve sektör liderlerini aynı zeminde buluşturarak, Türkiye’nin turizm yatırımlarında yeni dönem önceliklerine ilişkin ortak bir vizyon oluşturmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

RMA Holding, Yatırımları ile Türkiye’ye Değer Katmaya Devam Ediyor Haber

RMA Holding, Yatırımları ile Türkiye’ye Değer Katmaya Devam Ediyor

2009 yılında temelleri atılan RMA Holding’in gayrimenkul yatırımları ile başlayan gelişimini önce Yeme-İçme sektöründe global markaların Türkiye’ye kazandırılması ve bunlara ilişkin operasyonların genişletilmesi izledi. RMA Holding, Yeme-İçme ve Eğlence Sektörlerinde Cozy, Fauchon Paris, Club Alice, Mathilda’s, OPA Bodrum ve Sakhalin gibi yatırımlarıyla büyürken, gayrimenkul ve inşaat alanlarında da Beşiktaş, Kağıthane ve Kemerburgaz’da kentsel dönüşüm ve gayrimenkul geliştirme projelerinin yanı sıra İzmir Aliağa Radisson Otel ve Yalıkavak Marina’nın yapımında rol aldı. Holding, bu ivmenin en yeni üyesi olan Bodrum Yalıkavak’ta yer alan Montes by Missoni Projesi, Atina’da yapımına başladıkları otel projesi ve geliştirmesi devam eden 3 yeni projesi ile büyümesini sürdürüyor. Şirketler, 2020 yılından beri RMA Holding çatısı altında İnşaat&Gayrimenkul, Otelcilik ve Yeme-İçme&Eğlence alanlarında ülkemize değer yaratma hedefiyle faaliyetlerine devam ediyor. RMA Holding adına RMA Development Gayrimenkul Geliştirme A.Ş. Genel Müdürü Mehmet Ersül, RMA Holding’in faaliyet gösterdiği 3 ana sektör ve grubun yeni göz bebeği dünyaca ünlü İtalyan moda evi Missoni imzalı Montes by Missoni projesi hakında bilgi verdi. RMA Holding Yönetim Kurulunun belirlediği stratejiler doğrultusunda ve ilgili tepe ve birim yöneticilerinin idaresinde 500’ün üzerinde çalışanıyla operasyonlarını sürdürmekte olduklarını ileten Mehmet Ersül; “Özellikle pandemi sonrası sürekli artan yurtiçi ve yurtdışı yatırım hacmimiz ile toplam varlıklarımızda ve cirolarımızda %300’lük bir artış yakalamış bulunuyoruz. İnşaat&Gayrimenkul, Otelcilik ve Yeme-İçme&Eğlence alanlarında ülkemize sürdürülebilir bir katma değer sağlamak en büyük amacımız. En son hayata geçirdiğimiz başta Cozy olmak üzere Yeme-İçme sektöründeki yatırımlarımızın hem gördüğü ilgiden hem de Yeme-İçme sektörü ciro payımıza olan katkısından son derece memnunuz. Bu alandaki büyümemiz yeni global işbirliklerimiz ile devam edecek. Gayrimenkul geliştirme alanında da benzer bir etkiyi özellikle Montes by Missoni projemiz ile yakalamış olmanın heyecanı içindeyiz.” diye belirtti. Faaliyet gösterdikleri tüm sektörlerde yurtiçinde ve yurtdışındaki fırsatları titizlikle analiz ederek müşterileri için kalıcı değer yaratmayı hedeflediklerini ileten Ersül; “Grup olarak önem verdiğimiz konulardan biri global marka işbirliklerimiz. Yaptığımız işlerde ana stratejimiz ekonomik altyapısı güçlü, sürdürülebilir, müşterilerine hem güven veren hem de değer katan işletmeler olarak ilerlemek. 2026 yılında başta gayrimenkul geliştirme ve yeme-içme olmak üzere önemli oranda ciro artışları yakalamamız mümkün görünüyor. Kısa-orta vadede yapmayı planladığımız başta İstanbul, İzmir ve Bodrum olmak üzere, Körfez Bölgesi, Avrupa ve Amerika yatırımları ile hedefimiz mevcut büyüklüğümüzü 4-5 kat arttırmak.” diye de ekledi. RMA Holding güvencesiyle hayata geçirilen Montes by Missoni projesi… Montes by Missoni Projesi, Missoni Markası’nın gayrimenkul geliştirme alanında global işbirlikleri ile hayata geçirdiği Dubai, Marbella ve Miami projelerini takiben Lizbon ve Toronto’daki yeni yatırımlarla birlikte şimdi ilk kez Türkiye’de, Bodrum, Yalıkavak’ta markanın seçkin uluslararası destinasyonları arasına katılılıyor.Missoni'nin yaratıcı evreni, yalnızca moda dünyasında değil, yaşam alanlarında da benzersiz bir iz bırakıyor. RMA Holding yatırımı ile Bodrum’un eşsiz doğasında dünyaca ünlü Missoni markasının özgün gustosu ve tasarım diliyle şekillenen proje, markanın kreatif direktörü Alberto Caliri’nin imzasını taşıyan özel tasarımlarla hayat buluyor. Proje, toplam 53 özel rezidanstan oluşurken; 3 ya da 4 yatak odalı villalar ile 1 ila 5 odalı ünite seçenekleri sunduğu farklı yaşam tarzlarına hitap eden prestijli bir konut deneyimi vadediyor. Dokunduğu her bireyi evinin konforunda özel hissettirmeyi ve onlara verdiği değeri her adımıyla gösterebilmeyi amaçlayan RMA Holding, Montes by Missoni projesiyle, dünya çapında en önemli lüks seyahat rotalarından Bodrum’da, RMA Holding ve Missoni vizyonlarının birleştiği bir yaşam merkezi ile değer katmayı hedefliyor. Lüks, rafine ve ayrıcalıklı bir yaşam tarzı sunma prensibiyle hayata geçirilen projede yaşam 2027 yazında başlayacak. Global ölçekli, farklı coğrafyalarda yer alan projeler… RMA Holding, ayrıca uzun süredir devam ettirdiği gayrimenkul geliştirme, inşaat ve otelcilik alanlarındaki operasyonlarını farklı coğrafyalara da taşımak ve büyümesini güçlendirmek için Birleşik Arap Emirlikleri’nde ve Avrupa genelinde yeni şirketlerinin de kuruluş işlemlerini devam ettiriyor. Bugün için yurtdışı faaliyetlerinin toplam ciro içindeki payı daha kısıtlı kalmakla birlikte, Yunanistan Atina’daki otel yatırımıyla başlamak üzere kısa sürede bu payı %50’ler seviyesine getirmeyi hedefliyor. Holding çevresel ve toplumsal etkileri gözetme hassasiyetiyle uzun vadeli stratejileri şekillendiriyor, değer yaratma vizyonlarının en önemli adımının geleceği korumak olduğuna inanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İDAŞ, Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı’nda Yeni Nesil Yatak Teknolojisi Cool Balance’ı Tanıtıyor Haber

İDAŞ, Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı’nda Yeni Nesil Yatak Teknolojisi Cool Balance’ı Tanıtıyor

İdaş Cool Balance, patentli Mira-Coil yay sistemi sayesinde standart yataklara kıyasla iki kat daha fazla yay içeriyor. Düğümsüz ve kesintisiz yay yapısı, vücut ağırlığına dengeli şekilde tepki vererek omurganın doğal duruşunu destekliyor. Uluslararası testlerde 240.000 darbeye karşı formunu koruduğu kanıtlanan bu yapı, uzun ömürlü konfor vadediyor. Tüketici Yataktan Artık Sadece Konfor Değil, Akıllı Çözümler Bekliyor Fuara ve sektöre ilişkin değerlendirmelerde bulunan İDAŞ CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Salih Şişman, değişen tüketici beklentilerine dikkat çekerek şunları söyledi: “Pandemi sonrası dönemde doğal katmanlı ve fonksiyonel ürünlere olan talep belirgin şekilde arttı. Akıllı yataklar ön plana çıktı; yataktan beklentiler değişti. Bilinçli tüketiciler öncelikle fonksiyonelliğe, ardından estetiğe odaklanıyor. İnsanlar günde ortalama 8 saatini yatakta geçiriyor; bu nedenle doğru zemin üzerinde uyumak hem konfor hem de sağlık açısından büyük önem taşıyor.” Sektörde akıllı yataklar üzerine yoğun bir Ar-Ge süreci yürütüldüğünü belirten Şişman, teknolojinin gelecekteki rolüne de vurgu yaptı: “Bugün mobil uygulamalarla uykuyu izleyen, vücut ısısını ölçen akıllı yataklar konuşuluyor. Önümüzdeki dönemde ise yapay zekâ destekli çözümlerin yatak sektöründe çok daha güçlü bir yer edineceğini öngörüyoruz.” 2025 yılının mobilya ve yatak sektörü açısından zorlu geçtiğini ifade eden Şişman, 2026 beklentilerini ise şöyle değerlendirdi:“2026’nın ikinci yarısından itibaren sektörde bir hareketlilik bekliyoruz. Yılın ilk aylarında özellikle otellerin toplu alımlarıyla bir canlılık yaşanıyor. Bireysel tüketici tarafında ise yatak ve mobilya daha çok ertelenebilir bir ihtiyaç olarak görülüyor; gelir seviyesi ve ekonomik koşullar belirleyici oluyor. Satışların ağırlıklı olarak yaz döneminde arttığını gözlemliyoruz.” Cool Balance ile İDAŞ’tan Akıllı Isı Dengesi ve Uzun Ömürlü Konfor Cool Balance’ı farklı kılan bir diğer özellik ise vücut ısısını dengelemeye yönelik geliştirilmiş çift etkili teknoloji. Baş ve ayak bölgelerinde serinletici etki sağlanırken, sırt bölgesinde kullanılan kızılötesi teknoloji, vücut ısısını aktif enerjiye dönüştürerek kan dolaşımını destekliyor. Bu dengeleyici yapı; terlemeyi azaltıyor, REM uykusuna geçişi hızlandırıyor ve gece boyunca kesintisiz bir uyku deneyimi sunuyor. İDAŞ, Cool Balance Yatak başta olmak üzere yenilikçi ürünlerini fuar süresince ziyaretçilerin deneyimine sunacak.

Küresel Turizm 2026’da Tarihi Eşiği Aşıyor!  Haber

Küresel Turizm 2026’da Tarihi Eşiği Aşıyor! 

2025 yılı sonunda yaklaşık 11,7 trilyon dolarlık ekonomik hacme ulaşan sektörün, 2026’da 12 trilyon dolar sınırına yaklaşması bekleniyor. Deniz ve kruvaziyer turizmi başta olmak üzere kültür, gastronomi ve şehir turizminin dengeli büyümesinin Türkiye’yi yüksek katma değer üreten çok katmanlı bir turizm merkezine dönüştürdüğünü belirten Sea Genesis Group Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yazıcı, Türkiye’nin küresel turizm ekonomisinde “hızlı toparlanan ve en dirençli pazarlar” arasında öne çıktığını ifade etti. Küresel turizm sektörü, pandemi sonrası dönemde yalnızca toparlanma sürecini tamamlamakla kalmayarak yeni bir büyüme dönemine girdi. Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi (WTTC) verileri, sektörün ekonomik katkısının her yıl artarak küresel ekonomideki ağırlığını güçlendirdiğini ortaya koyarken; 2026 yılına ilişkin projeksiyonlar turizmin artık kriz sonrası değil, kalıcı büyüme dinamikleriyle şekillenen bir yapıya kavuştuğunu gösteriyor. Türkiye, Küresel Turizm Pastasında Payını Artırıyor WTTC raporlarında Türkiye; jeopolitik dalgalanmalara karşı dayanıklılığı, ürün çeşitliliği ve hızlı adaptasyon kabiliyeti ile dikkat çeken ülkeler arasında gösteriliyor. 2026 yılında Türkiye’nin küresel turizm ekonomisinden aldığı payın %5,5 seviyelerine yaklaşması öngörülüyor. Deniz turizmi, kruvaziyer, kültür, gastronomi ve şehir turizminin dengeli biçimde büyümesi; Türkiye’yi yalnızca bir destinasyon değil, çok katmanlı bir turizm merkezi konumuna taşıyor. Türkiye, Sadece Toparlanan Değil, Yön Veren Bir Turizm Ülkesi Küresel verilerin Türkiye açısından önemli fırsatlara işaret ettiğini belirterek şu değerlendirmede bulunan Sea Genesis Group Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yazıcı, “Küresel turizm ekonomisi 2026 itibarıyla yeni bir ölçeğe taşınırken, Türkiye bu büyümenin pasif bir izleyicisi değil; aktif bir oyuncusu konumunda. Pandemi sonrası dönemde Türkiye, hızla toparlanan ülkeler arasında yer almakla kalmadı, ürün çeşitliliği ve erişilebilirliğiyle birçok pazardan pozitif ayrıştı.” dedi. Yazıcı, özellikle deniz ve kruvaziyer turizminin Türkiye için stratejik bir büyüme alanı olduğunu vurgulayarak, “Kruvaziyer turizmi, şehir ekonomilerini doğrudan besleyen ve yüksek katma değer yaratan bir alan. Türkiye; liman altyapısı, coğrafi avantajı ve destinasyon çeşitliliğiyle Akdeniz ve Karadeniz hattında çok daha güçlü bir rol üstlenebilir. Önümüzdeki dönemde dijitalleşme, doğru pazarlama ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlar bu potansiyeli kalıcı büyümeye dönüştürecek.” İfadelerini kullandı. Kruvaziyer Turizminde Türkiye’nin Stratejik Payı Güçleniyor Türkiye’nin sahip olduğu coğrafi avantaj, liman altyapıları ve destinasyon çeşitliliğinin kruvaziyer turizminde uzun vadeli bir rekabet gücü yarattığını vurgulayan Yazıcı, “Doğru pazarlama, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarla kruvaziyer turizmi, Türkiye’nin turizm gelirlerini artıran en stratejik alanlardan biri olmaya devam edecek. Liman şehirlerimiz için bu büyüme yalnızca sayısal değil, nitelikli ve kalıcı bir ekonomik değer anlamına geliyor.” açıklamasını yaptı. 2026 Sonrası Dijitalleşme ve Değer Odaklı Büyüme Turizm sektöründe 2026 ve sonrasına ilişkin projeksiyonların yalnızca büyüklük odaklı değil, kalite, deneyim ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillendiğini belirten Ahmet Yazıcı, yeni dönemde destinasyonların sunduğu katma değerin belirleyici olacağını vurguladı. Yazıcı’ya göre Türkiye; kruvaziyer, kültür, gastronomi ve deneyim odaklı turizm alanlarında son yıllarda attığı adımlarla küresel rekabette avantaj sağlayan ülkeler arasında yer alıyor. Dijitalleşme, erişilebilirlik ve doğru pazarlama stratejilerinin bu avantajı kalıcı büyümeye dönüştüreceğini ifade eden Yazıcı, sektörün geleceğinin nicelikten çok nitelik odaklı bir dönüşüm sürecine girdiğine dikkat çekti.

Kruvaziyer Turizminde 2026 Planlaması Başladı Haber

Kruvaziyer Turizminde 2026 Planlaması Başladı

2025 yılında son 12 yılın zirvesine ulaşan kruvaziyer turizmi, 2026 yılına güçlü rezervasyonlarla giriyor. Pandemi sonrası toparlanma sürecini geride bırakan kruvaziyer turizmi, 2025 yılı itibarıyla hem yolcu sayısı hem de liman trafiği açısından son 12 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı. Özellikle Akdeniz, Ege ve Karadeniz hattında artan gemi seferleri; Türkiye’yi kruvaziyer rotalarının vazgeçilmez duraklarından biri haline getirdi. 2026 Rezervasyonları Güçlü Sinyal Veriyor Sektör verileri, 2026 yılına ilişkin erken rezervasyonların hem yolcu sayısı hem de sefer sıklığı açısından dikkat çekici bir artış gösterdiğine işaret ediyor. Kruvaziyer turizminin yalnızca deniz yolculuğundan ibaret olmadığını vurgulayan Ahmet Yazıcı, bu alanın şehir ekonomileri için kritik bir rol üstlendiğine dikkat çekti. Yazıcı, “Kruvaziyer yolcusu konaklamadan gastronomiye, alışverişten kültür-sanat faaliyetlerine kadar pek çok alanda katma değer yaratıyor. Liman kentlerimiz için bu hareketlilik, doğrudan ve dolaylı ekonomik fayda anlamına geliyor. 2026 yılında artacak gemi sayısı ve yolcu trafiği, başta İstanbul, İzmir, Kuşadası ve Karadeniz limanları olmak üzere pek çok şehir için ciddi bir turizm dinamizmi yaratacak.” İfadelerini kullandı. Türkiye, Bölgesel Bir Kruvaziyer Merkezi Olma Yolunda Küresel ölçekte artan kruvaziyer talebi, yeni gemi yatırımları ve yolcu profilinin çeşitlenmesiyle birlikte Türkiye’nin bölgesel bir merkez olma potansiyelini de güçlendiriyor. 2025 yılının sektör açısından son derece verimli geçtiğini belirten Sea Genesis Group Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yazıcı, “2025 yılı, kruvaziyer turizmi açısından yalnızca bir toparlanma değil, aynı zamanda güçlü bir sıçrama yılı oldu. Pandemi öncesi rakamların da üzerine çıkılan bu dönemde, Türkiye limanları uluslararası kruvaziyer firmalarının radarına yeniden güçlü şekilde girdi. 2026 yılı için şimdiden yapılan rezervasyonlar, planlanan yeni gemi seferleri ve genişleyen rotalar, önümüzdeki yıl yeni bir rekorun kırılacağını net biçimde gösteriyor.“ dedi. Türkiye Kruvaziyer Turizminde Liderliğini Güçlendiriyor Kruvaziyer turizminde 2025 yılında son 12 yılın zirvesine ulaşan Türkiye, 2026 sezonu için oluşan güçlü rezervasyon tablosuyla sektördeki lider konumunu daha da sağlamlaştırıyor. Artan gemi seferleri, genişleyen rotalar ve erken rezervasyon verileri; Türkiye’nin Akdeniz ve Karadeniz havzasında kruvaziyer turizminin merkez ülkelerinden biri haline geldiğini ortaya koyuyor. Türkiye’nin kruvaziyer turizmindeki konumunun artık yalnızca potansiyelle değil, somut verilerle konuşulduğunu belirten Yazıcı, “Türkiye, kruvaziyer turizminde artık takip eden değil, rota belirleyen ülkeler arasında yer alıyor. 2025 yılında yakalanan rakamlar bunun en net göstergesi. 2026 yılı için yapılan rezervasyonlar ise bu liderliğin kalıcı hale geldiğini gösteriyor.” açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Talep Konut Yerine Otomobile Kayıyor Haber

Talep Konut Yerine Otomobile Kayıyor

Türkiye’de toplam büyüklüğü 620 milyar doları bulan altın birikiminin bir kısmının otomotive yönelmesi, sıfır kilometre ve ikinci elde hareketliliği destekleyen faktörler arasında yer aldı. Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş, 2025’in son çeyreği itibarıyla ikinci eldeki tabloyu “dengeye dönüş yılı” olarak tanımlarken, 2026’da daha rasyonel fakat güçlü bir büyüme beklediklerini vurguladı ve “2026’da ikinci el satış adedi 9 milyonu aşabilir; ancak tüketici hem daha seçici hem de daha bilinçli.” dedi. “2025’te tüketici davranışı değişti: Daha seçici, daha bilgili, daha temkinli” Karakaş, “Pandemi sonrası dönemde gördüğümüz kontrolsüz talep artık yerini daha bilinçli bir yaklaşım modeline bıraktı. Geçtiğimiz günlerde bu konuyla ilgili yaptığımız ikinci elde her araç satılır dönemi bitti açıklamamız da sahada ciddi yankı buldu. Tüketici artık ikinci elde 10 yaş üzeri araçlarda bile çok daha seçici demiştik. Bu durum yeni yılda da devam edecek.” şeklinde konuştu 2026 öngörüleri: ikinci el satışları 9 milyonu geçebilir Pazar verilerine göre, 2025’in son çeyreğinde finansmana erişimdeki kademeli iyileşme ve enflasyonun gerilemesi tüketici güvenini yeniden artırdı. Ekonomideki bu dengelenme süreci, hem sıfır hem de ikinci el pazarlarında ertelenmiş talebi devreye soktu. Karakaş, 2026 beklentilerini şöyle özetledi:“Türkiye’de 2024’te 8,2 milyon olan ikinci el satış adetinin, 2025 sonunda 8,6 milyona yaklaşmasını, 2026’da ise 9 milyonun üzerine çıkmasını bekliyoruz. Finansman koşullarındaki iyileşme devam ederse bu rakam daha da yukarı taşınabilir. Sıfır araç satışlarında beklenti 2026 yılı için 1,4 milyon seviyelerinde.” “Fiyatlar Neden Düşmez?” sorusuna yanıt 2025 boyunca ikinci el araç fiyatlarıyla ilgili en çok sorulan sorulardan biri “Fiyatlar düşer mi?” oldu. Otomerkezi.net olarak bu sorunun yanıtını piyasa gerçekleri üzerinden değerlendiren Karakaş’ın tespitleri şöyle: “Maliyet baskısı devam ediyor: Döviz kuru etkisiyle yedek parça maliyetleri ve işçilik giderleri hâlâ yüksek. Talep canlı: Krediye erişimin kolaylaşması, talebi artırabilir. Araç arzı sınırlı: Özellikle belirli segmentlerde iyi kondisyonda araç bulmak zorlaştı. İyi kondisyon fiyatı da artırıyor. Otomobil hâlâ konuta kıyasla çok daha ulaşılabilir bir varlık: Bu nedenle yatırım amaçlı talep canlı. İkinci el fiyatlarında sert bir düşüş beklemiyoruz. Ancak 2024 ve 2025’e kıyasla daha istikrarlı, daha öngörülebilir bir fiyat bandına giriyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyasında “Sessiz İstifa"nın Dünya Ekonomisine Faturası: 8,9 Trilyon Dolar Haber

İş Dünyasında “Sessiz İstifa"nın Dünya Ekonomisine Faturası: 8,9 Trilyon Dolar

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan İnsan ve Kültür Strateji Uzmanı ve Neotalent Kurucusu Zeynep Mete, “Sessiz istifa, kişinin işten ayrılmadığı ama içten içe işten uzaklaştığı bir durum. Sessiz istifadan sonra sessiz işten çıkarma gibi yeni tanımların da ortaya çıktığını görüyoruz.” dedi. Son yıllarda şirketlerin en büyük gündemlerinden biri haline gelen ‘sessiz istifa’, çalışanların işten kopuşunu sessizce ve adım adım gösteren yeni nesil bir iş yeri davranışı olarak karşımıza çıkıyor. Konuyla ilgili görüşlerini aktaran İnsan ve Kültür Strateji Uzmanı ve Neotalent Kurucusu Zeynep Mete, sessiz istifada kişinin işe gitmeye devam ettiğini ancak enerjisini, hevesini, yaratıcılığını geri çektiğini belirtti. İş Hayatında ‘Denge’ Arayışı Başladı Sessiz istifanın nedenleri konusunda da değerlendirmelerde bulunan Mete, “Sessiz istifanın altında bir matematik var. Ücret adaletsizliği, adil ve şeffaf sistemlerin olmayışı, şirketlerdeki rol ve beklentilerin net tanımlanmaması, iletişim kanallarının içeride kısıtlanması, psikolojik güvenliğin olmayışı, çalışanların denge ihtiyacı ve gelişim beklentisi bunun sebepleri arasında yer alıyor. Pandemi sonrası insanların iş hayatında denge arayışı pek çok pazarda ücretin önüne geçmeye başladı. Anlam, denge, adalet, esneklik ve gelişim ihtiyacı karşılanmadığında sessiz istifa kaçınılmaz hale geliyor. Sessiz istifa ise bağlılığın düştüğünün en görünür işareti” dedi. Dünya Ekonomisinde 8,9 Trilyon Dolarlık Fatura Güncel global araştırma verilerine dayanarak çalışan bağlılığı oranlarını paylaşan Mete, “Dünyadaki genel tabloya baktığımızda çalışan bağlılığı düşüşte. Global araştırmalara göre 2024 verileri %21, 2023 senesi ise bu oran %23’tü. Giderek düşen bir ivme var. Türkiye ise dünya ortalamasının da altında, yaklaşık %14 bandında. Bu düşündürücü bir tablo. Düşük bağlılığın dünya ekonomisine yıllık faturasının 8,9 trilyon dolar olduğunu düşünürsek, bağlılık sadece moral ve motivasyon meselesi değil; şirketler için sert bir performans göstergesi.” dedi.

60'tan Fazla Ülke Boğaziçi Zirvesi İçin Türkiye'ye Geldi Haber

60'tan Fazla Ülke Boğaziçi Zirvesi İçin Türkiye'ye Geldi

Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) tarafından düzenlenen ve bu yıl “Küresel Zorluklar: Yeni Gerçeklere Uyum” temasıyla gerçekleştirilen zirve, iki gün boyunca küresel ekonomideki dönüşüm, siyasi dengeler, teknolojik gelişmeler ve sürdürülebilirlik ekseninde kritik başlıkları ele alacak. Zirvenin açılış konuşmasını yapan UİP Kurucusu Cengiz Özgencil, yaşadığımız çağın krizlerden doğan yeni bir gerçekliğe birlikte uyum sağlama dönemi olduğunu belirterek, Boğaziçi Zirvesi'ni sadece fikirlerin değil, ortak çözümlerin ve karşılıklı öğrenmenin bir platformu olarak gördüklerini kaydetti. Zirvenin açılışına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bir mesaj göndererek iş birliği ve diyalog vurgusu yaptı. 6–7 Kasım tarihleri arasında düzenlenen zirve, 60'tan fazla ülkeden eski cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar, büyükelçiler, diplomatlar, akademisyenler, yatırımcılar ve iş dünyasının liderlerini İstanbul’da buluşturdu. Etkinlikte 70’e yakın yabancı ve 50’ye yakın yerli konuşmacı yer alıyor. Türkiye ekonomisine yön veren iş insanlarıyla birlikte dünya siyasetinin önemli figürlerini aynı çatı altında buluşturan Boğaziçi Zirvesi, iki gün boyunca İstanbul’u küresel fikir alışverişinin, ticaretin ve diplomatik temasların merkezi haline getirecek. Zirvede, dünyanın son yıllarda karşı karşıya kaldığı savaşlar, ekonomik belirsizlikler, güvenlik tehditleri ve ticaret savaşları gibi sorunların küresel ekonomiye etkileri tartışılıyor. Katılımcılar, jeopolitik gerilimlerin ve değişen ticaret dinamiklerinin dünya ekonomisinde yarattığı dönüşümü değerlendirirken, ülkelerin bu yeni gerçeklere nasıl uyum sağlayabileceği üzerine fikir alışverişinde bulunacak. Organizasyon kapsamında ayrıca pandemi sonrası toparlanma süreci, finansal sistemlerdeki değişim, dijitalleşme, enerji güvenliği, yapay zeka ve iklim krizi gibi konular da masaya yatırılacak. 'YENİ BİR GERÇEKLİĞE UYUM SAĞLAMA DÖNEMİNDEYİZ' Zirvenin açılış konuşmasını yapan UİP Kurucusu Cengiz Özgencil, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan zirve dolayısıyla gelen mesajını paylaştı. Erdoğan'ın mesajında zirvenin stratejik iş birlikleri ve sonuç odaklı fırsatları değerlendirme ve yeni fırsatlar üretip işbirliği imkanlarına katkı sağlayacağına inandığını ifade ettiğini kaydeden Özgencil, şunları söyledi: "Bu seneki ana mottomuzu “Küresel Zorluklar: Yeni Gerçeklere Uyum” olarak belirledik. Yaşadığımız çağ, krizlerle tanımlanan bir dönem değil; aksine, bu krizlerden doğan yeni bir gerçekliğe birlikte uyum sağlama dönemidir. Teknolojik, ekonomik, çevresel ve toplumsal dönüşümler birbirine geçmiş durumda. Bu nedenle, bu zirveyi sadece fikirlerin değil, ortak çözümlerin ve karşılıklı öğrenmenin bir platformu olarak görüyoruz." Küresel zorluklara karşı en güçlü yanıtın diyalog ve iş birliği olduğunun altını çizen Özgencil, zirvede iki gün boyunca farklı alanların liderlerinin önderliğinde fikir alışverişleri gerçekleşeceğini, 60’tan fazla ülkeden devlet adamları, diplomatlar, akademisyenler ve iş dünyası liderleriyle oluşan çeşitliliğin Boğaziçi Zirvesi’nin en büyük gücü olduğunu kaydetti. Bu yıl zirvede çok önemli paneller yapılacağını belirten Özgencil, "Örneğin, yapay zekanın etik sınırlarını tartışacağımız “Zekâ Çağı: Güç, Etik ve İnsanlığın Geleceği”, iklim değişikliğine karşı tarım ve gıda güvenliğini ele alan “Bolluğun Ötesinde: Dayanıklı Bir Gelecek İçin Tarımı Yeniden Düşünmek” ve enerji, finans, yönetişim, kadın liderliği gibi alanlarda düzenlenecek paneller, bu uyum sürecinin çok boyutlu doğasını ortaya koyacak. Yapay zeka, iklim krizi, finansal dijitalleşme, güvenlik ve toplumsal eşitsizlikler... Bunların hepsi, insanlığın aynı anda hem sınav hem fırsat yaşadığı alanlar. Bizler, bu dönüşümün edilgen izleyicileri değil, etik, adil ve sürdürülebilir bir geleceğin inşacıları olmalıyız. Türkiye, coğrafi ve kültürel konumuyla bu diyaloğun tam merkezinde yer alıyor. Asya ile Avrupa’yı, Afrika ile Avrasya’yı buluşturan bu topraklarda, her yıl olduğu gibi, köprü kurmaya devam ediyoruz." diye konuştu. 'DÜNYA BÜYÜK ZORLUKLARLA KARŞI KARŞIYA' UİP Onursal Başkanı Dr. Talal Abu-Ghazaleh, dünyanın zor günlerden geçtiğini belirterek, karşı karşıya kalınan temel zorluklardan bahsetti. Bunlardan ilkinin iklim konusu olduğunu belirten Abu-Ghazaleh, bu konuya ilk kez 1999 yılında dikkat çektiklerini ve dünyanın devamlılığı için mutlaka bu konuda önlemler alınması gerektiğini söyledi. İkinci konunun Birleşmiş Milletler'in artık paralize olması ve devre dışı kalması olduğunu kaydeden Abu-Ghazaleh, BM'nin mutlaka kendi içerisinde reformlar yapması gerektiğini iletti. Üçüncü problemin ABD ile Çin arasında yaşananlar olduğunu ve Tayvan ve Güney Çin Denizi üzerindeki tartışmaların çok önemli bir problem olduğunun altını çizen Abu-Ghazaleh, dünyadaki bir diğer meydan okumanın da bilgi devriminin sonuçları üzerinden gerçekleştiğini ifade etti. Yaşanan dijitalleşmeyle birlikte karşımıza yapay zekanın çıktığını söyleyen Abu-Ghazaleh, "Bu alanda çok ciddi gelişmeler yaşanıyor ve bilgisayar programları giderek daha akıllı hale geliyor. Makineler, makinelerin arkasındaki beyinlerden daha da zeki ve akıllı hale gelmeye başlıyor. Şu anda uzmanlar bilgisayarların ya da yapay zekanın dünyanın yöneticisi olmasını engellemeye çalışıyorlar. İnsanlar yapay zekanın çalışanları olmasın diye uğraşıyorlar, Bu şaka değil, gerçek." dedi. BOĞAZİÇİ ZİRVESİ, EKONOMİK DİPLOMASİNİN MERKEZİ OLMAYA DEVAM EDİYOR 16 yıldır aralıksız olarak düzenlenen Boğaziçi Zirvesi, yalnızca ekonomik bir etkinlik değil aynı zamanda uluslararası ekonomik diplomasi ve iş birliği platformu olarak öne çıkıyor. Her yıl farklı ülkelerden ticaret heyetlerini ve yatırımcıları ağırlayan zirvede, geçmiş yıllarda yapılan görüşmeler neticesinde milyonlarca dolarlık ticari anlaşmalara imza atıldı. Bu yıl da zirve kapsamında çok sayıda B2B görüşme ve ikili temas gerçekleştirilmesi bekleniyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.