Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Patent

Kapsül Haber Ajansı - Patent haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Patent haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CW Enerji’den Yenilenebilir Enerjinin Geleceğine Akademik Katkı Haber

CW Enerji’den Yenilenebilir Enerjinin Geleceğine Akademik Katkı

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen enerji şirketlerinden CW Enerji, üniversitelerle gerçekleştirdiği iş birlikleriyle AR-GE, inovasyon ve teknoloji geliştirme çalışmalarını güçlendirmeyi hedefliyor. Bu doğrultuda CW Enerji ile Alanya Üniversitesi, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi ve Süleyman Demirel Üniversitesi arasında yenilenebilir enerji teknolojileri, mühendislik, AR-GE, inovasyon ve teknoloji geliştirme alanlarında iş birliğini güçlendirmek amacıyla protokol imzalandı. İmzalanan protokoller ile üniversitelerin akademik bilgi birikimi ve bilimsel altyapısının sanayinin teknik bilgi ve deneyimiyle buluşturulması amaçlanıyor. Bu doğrultuda yenilikçi teknolojilerin geliştirilmesi, ortak projelerin hayata geçirilmesi ve bilimsel çalışmaların uygulamaya dönüştürülmesi hedefleniyor. Yenilenebilir enerji ve teknoloji alanında ortak projeler geliştirilecek CW Enerji, yurt dışında yürüttüğü uluslararası teknoloji ve AR-GE çalışmalarının yanı sıra, Türkiye’deki üniversitelerle gerçekleştirdiği iş birlikleriyle de teknoloji geliştirme çalışmalarını güçlendiriyor. İş birlikleri kapsamında yenilenebilir enerji teknolojileri başta olmak üzere enerji depolama sistemleri, akıllı enerji yönetimi, nesnelerin interneti, gömülü sistemler, veri analitiği ve dijital dönüşüm uygulamaları üzerine ortak çalışmalar gerçekleştirilecek. Protokoller ile AR-GE ve inovasyon alanındaki ortak çalışmaların artırılması, enerji verimliliğini ve sürdürülebilirliği destekleyen yenilikçi çözümlerin hayata geçirilmesi amaçlanıyor. Ayrıca ulusal ve uluslararası destek programlarına yönelik hazırlanacak ortak projelerle üniversitelerin akademik birikimi ile CW Enerji’nin AR-GE kapasitesinin bir araya getirilmesi planlanıyor. İmzalanan protokollerin akademik çalışmaların sanayi uygulamalarıyla bütünleştirilmesine, yenilenebilir enerji alanında teknolojik gelişimin desteklenmesine ve üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesine katkı sağlaması bekleniyor. Protokoller kapsamında ortak ürün tasarımı, prototip geliştirme, test ve doğrulama süreçleri ile pilot uygulamalara yönelik çalışmalar yürütülmesi planlanıyor. Üniversite bünyesinde geliştirilen teknolojilerin sanayiye kazandırılması, patent, faydalı model ve lisanslama süreçlerinin desteklenmesi de iş birliğinin öncelikli hedefleri arasında bulunuyor. İş birliği çerçevesinde güneş paneli ve güneş hücresi teknolojilerinin geliştirilmesi, ürün verimliliklerinin artırılması, üretim süreçlerinin optimize edilmesi, maliyetlerin azaltılması ve yeni nesil güneş enerjisi teknolojilerine yönelik ortak Ar-Ge projelerinin geliştirilmesi üzerinde durulacak. Tarık Sarvan: Bilgi birikiminin katma değerli ürün ve teknolojilere dönüşmesini amaçlıyoruz Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, yenilenebilir enerji sektöründe sürdürülebilir büyümenin temelinde teknoloji, inovasyon ve güçlü AR-GE çalışmalarının yer aldığını belirterek, bu düşünceyle üniversite-sanayi iş birliklerine büyük önem verdiklerini söyledi. Sarvan, “Enerji sektörü teknolojinin hızla geliştiği ve sürekli yenilik gerektiren stratejik alanların başında geliyor. Biz de CW Enerji olarak üretim gücümüzü, mühendislik kabiliyetlerimizi ve AR-GE altyapımızı sürekli geliştirerek bu dönüşümün önemli bir parçası olmayı hedefliyoruz. Üniversitelerimizin sahip olduğu akademik bilgi birikimini sanayideki deneyimimizle bir araya getirmenin, yenilikçi teknolojilerin geliştirilmesi açısından son derece kıymetli olduğuna inanıyoruz. İmzaladığımız bu protokollerle bilimsel çalışmaların sanayiye aktarılmasını, ortak projelerin geliştirilmesini ve ortaya çıkan bilgi birikiminin katma değerli ürün ve teknolojilere dönüşmesini amaçlıyoruz” dedi. Nitelikli insan kaynağına ve yerli teknolojiye katkı sağlayacak Yerli ve milli enerji teknolojilerinin geliştirilmesini öncelikleri arasında gördüklerini vurgulayan Sarvan, üniversitelerle gerçekleştirilen iş birliklerinin hem sektörün gelişimine hem de nitelikli insan kaynağının yetişmesine katkı sağlayacağını dile getirdi. Sarvan, “Güneş enerjisi teknolojilerinden enerji depolama sistemlerine, akıllı enerji yönetiminden dijital dönüşüm uygulamalarına kadar geniş bir alanda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu süreçte üniversitelerimizle kurduğumuz güçlü bağların AR-GE ve inovasyon kapasitemizi destekleyeceğine inanıyoruz. Amacımız ülkemizin enerji teknolojilerindeki yetkinliğini artırmak, dışa bağımlılığın azaltılmasına katkı sağlamak ve uluslararası pazarlarda rekabet gücümüzü destekleyecek yenilikçi çözümler geliştirmek. Aynı zamanda gençlerimizin bilimsel araştırmalara, uygulamalı projelere ve teknoloji geliştirme süreçlerine daha fazla dahil olmasını önemsiyoruz. CW Enerji olarak üniversite-sanayi iş birliklerini güçlendirmeye, bilgi ve teknolojiyi üretimle buluşturmaya ve ülkemizin sürdürülebilir enerji geleceğine katkı sunmaya devam edeceğiz” diye konuştu. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, yüksek teknolojiye dayalı üretim altyapısı ve uluslararası pazarlardaki faaliyetleriyle Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom’un Milli İnovasyonuna Uluslararası Birincilik Ödülü Haber

Türk Telekom’un Milli İnovasyonuna Uluslararası Birincilik Ödülü

Türk Telekom tarafından tamamen milli kaynaklarla geliştirilen, mobil şebekede yapay zeka destekli, dinamik ve otomatik bir enerji yönetim sistemi sunan M-NEO (Mobil Şebeke Enerji Yönetim Platformu) dünyanın önde gelen teknoloji araştırma şirketlerinden Gartner tarafından her yıl düzenlenen, ‘Gartner Eye on Innovation Awards’ kapsamında operatörler kategorisinde Avrupa birincisi oldu. Akü kullanımında 3 katın üzerinde tasarruf sağlayan platform, COP31’in Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji destekçisi olan Türk Telekom’un iklim değişikliğiyle mücadele vizyonunu destekliyor. Türk Telekom Network Genel Müdür Yardımcısı Zafer Orhan, “Türk Telekom olarak güçlü fiber ve mobil ağımızla yeni nesil teknolojiler için güçlü bir dijital omurga sunarken, geleceğin teknoloji ihtiyaçlarına yanıt verecek milli yetkinlikler geliştirmeye odaklanıyoruz. Bilim temelli Ar-Ge gücümüz ve yenilikçi vizyonumuzla, şebekelerimizi daha akıllı daha otonom ve sürdürülebilir bir hale getirirken; yapay zekadan yeni nesil ağ teknolojilerine geniş bir alanda kendi mühendislik kabiliyetlerimizle çözümler üretiyoruz. Mobil şebekemizde erişim sürekliliği ve enerji yönetimine yapay zeka desteğiyle dinamik ve proaktif şekilde katkı sunan M-NEO projemiz dünyadaki nadir örneklerden biri. Türk mühendislerin geliştirdiği bu inovasyonlarla son üç yılda Avrupa’daki operatörler arasında iki kez birincilik elde ederek ülkemizin teknoloji ekosisteminin gücünü somut biçimde ortaya koyduk. Milli kaynaklarla yenilikçi çözümler üretmeye; güçlü, verimli, çevreci ve sürdürülebilir altyapımızla dijital geleceğin inşasına yön vermeye devam edeceğiz” dedi. Türkiye’nin dijital dönüşümünün öncüsü Türk Telekom, teknoloji ve inovasyon alanındaki çalışmalarını uluslararası ölçekte prestijli bir ödülle taçlandırdı. Türk Telekom, dünyanın önde gelen teknoloji araştırma ve danışmanlık şirketlerinden Gartner tarafından her yıl düzenlenen, Garter Eye on Innovation Awards kapsamında M-NEO projesiyle Avrupa’daki operatörler arasında birincilik ödülüne layık görüldü. Tamamen milli kaynaklarla geliştirilen M-NEO, mobil baz istasyonlarında yapay zeka destekli, dinamik ve otomatik bir enerji yönetim sistemi sunuyor. Akü kullanımında 3 katın üzerinde tasarruf sağlayan platform, COP31 Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji destekçisi olan Türk Telekom’un iklim değişikliğiyle mücadele vizyonunu destekliyor. Bu başarı ile yenilikçi yaklaşımını, Ar-Ge gücünü, inovasyon kabiliyetini ve sürdürülebilirlik perspektifini uluslararası ölçekte tescilleyen Türk Telekom, Türkiye’nin kendi teknolojisini geliştirme, kritik altyapılarda ve operasyonlarda milli yetkinlikleri artırma ve küresel teknoloji ekosisteminde standartları belirleme vizyonunu somut biçimde ortaya koydu. Türk mühendislerin küresel teknoloji ekosistemindeki yetkinliklerinin göstergesi Türk Telekom Network Genel Müdür Yardımcısı Zafer Orhan, “Türk Telekom olarak güçlü fiber ve mobil ağımızla yeni nesil teknolojiler için güçlü bir dijital omurga sunarken, geleceğin teknoloji ihtiyaçlarına yanıt verecek milli yetkinlikler geliştirmeye odaklanıyoruz. Bilim temelli Ar-Ge gücümüz ve yenilikçi vizyonumuzla, şebekelerimizi daha akıllı daha otonom ve sürdürülebilir bir hale getirirken; yapay zekadan yeni nesil ağ teknolojilerine geniş bir alanda kendi mühendislik kabiliyetlerimizle çözümler üretiyoruz. Ürettiğimiz projeleri farklı teknoloji katmanlarına entegre ederek somut değere dönüştürüyoruz. Mobil şebekemizde erişim sürekliliği ve enerji yönetimine odaklanan M-NEO projemiz dünyadaki nadir örneklerden biri. Türk mühendislerin geliştirdiği inovasyonlarla son üç yılda Avrupa’daki operatörler arasında iki kez birincilik elde ederek ülkemizin küresel teknoloji ekosisteminin gücünü somut biçimde ortaya koyduk. Milli kaynaklarla yenilikçi çözümler üretmeye; güçlü, verimli, çevreci ve sürdürülebilir altyapımızla dijital geleceğin inşasına yön vermeye devam edeceğiz” dedi. Türk Telekom’un Ar-Ge ve inovasyon gücü uluslararası standartların zirvesinde Türkiye’nin milli teknoloji hamlesine katkı sunmak amacıyla milli çözümler geliştirmeye odaklanan Türk Telekom, son iki yıldır milli patent başvurusunda zirvede yer alıyor. Bilim temelli Ar-Ge yaklaşımını benimseyen Türk Telekom, Web of Science 2026 verilerine göre akademik yayınları ve atıf sayısıyla uluslararası standartlara katkı sunan operatörler arasında ilk sıralarda yer alıyor. 2024 yılında ‘Gartner Eye on Innovatioan Awards’ kapsamında yapay zeka destekli fiziksel hat analizi gerçekleştiren NOVA ALFA (Advance Line Fault Analytics) projesiyle birincilik ödülü kazanan Türk Telekom, son üç yılda elde ettiği iki uluslararası birincilikle Ar-Ge ve inovasyon gücünün uluslararası standartların zirvesinde olduğunu tescilledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TIW2026, “Humanity 6.0” Temasıyla Geleceğe Işık Tutacak Haber

TIW2026, “Humanity 6.0” Temasıyla Geleceğe Işık Tutacak

Türkiye'nin ve yakın coğrafyanın en büyük inovasyon buluşması Türkiye Innovation Week 2026'nın basın tanıtım programı, TİM Başkanı Mustafa Gültepe, TİM Başkan Vekili Kutlu Karavelioğlu ve teknoloji-inovasyon ekosistemi paydaşlarının katılımıyla TİM Dış Ticaret Kompleksi'nde gerçekleştirildi. Programa, Türkiye Innovation Week 2026'nın Ana Stratejik Partneri Trendyol'un yanı sıra Stratejik Partnerler İhracatı Geliştirme AŞ, Türk Ticaret Bankası, Türkiye Sigorta, Ziraat Bankası, VakıfBank, Halkbank ve Doğuş Teknoloji'nin temsilcileri de katıldı. Programda, 15-17 Ekim tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenecek Türkiye Innovation Week 2026'nın teması, kapsamı ve programına ilişkin detaylar paylaşıldı. Bu yıl “Humanity 6.0 – İnsanlığın Yeni Evresi” temasıyla düzenlenecek etkinlikte; yapay zekâ, robotik, biyoteknoloji ve veri teknolojilerinin şekillendirdiği yeni dönemde insanın değişen rolü, üretimin ve iş yapış biçimlerinin geleceği ile inovasyonun toplumsal dönüşümdeki yeri farklı disiplinlerden uzmanların katılımıyla ele alınacak. “Yeni çağın pusulası insanı gösteriyor” Tanıtım programında konuşan TİM Başkanı Mustafa Gültepe, insanlığın yeni bir dönüşüm evresinin eşiğinde bulunduğunu belirterek, “Humanity 6.0: İnsanlığın yeni evresi. Buharla başlayan dönüşüm, elektrikle, otomasyonla ve dijitalleşmeyle sürdü. Her evre üretimi, ticareti ve hayatı yeniden şekillendirdi. Bugün yapay zekâ, robotik, biyoteknoloji ve veri sistemleriyle çok daha hızlı bir değişim sürecinden geçiyoruz. Peki, dünya bu değişim ve dönüşüme ne kadar hazır?” dedi. Yeni çağın pusulasının bu kez ne Batı'yı ne de Doğu'yu gösterdiğini ifade eden Gültepe, insanın bu dönüşümün merkezinde yer aldığını vurguladı. Anadolu'nun insanlık tarihindeki birçok önemli dönüşüme ev sahipliği yaptığını hatırlatan Gültepe, bu güçlü tarihsel mirasın temsilcileri olarak Türkiye'nin yeni dönüşüm sürecinde de söz sahibi olması gerektiğini söyledi. “Dönüşümün yalnız kullanıcısı değil, üreticisi olmak istiyoruz” Türkiye'nin inovasyon kapasitesini her geçen yıl daha ileri taşıdığını belirten Gültepe, Küresel İnovasyon Endeksi'nde 2013 yılından bu yana 23 basamak yükseldiklerini hatırlattı. Sıralamada daha üst basamaklara çıkmayı hedeflediklerini kaydeden Gültepe, bunun yolunun daha fazla düşünmekten, tasarlamaktan ve sınırları zorlamaktan geçtiğini ifade etti. TİM tarafından her yıl hazırlanan “İnovasyon ve İhracat Raporu”nun sonuçlarına da değinen Gültepe, markalı ihracat yapan firmaların AR-GE harcamaları ve patent birikimlerinin belirgin biçimde yüksek olduğunun altını çizdi. İnoSuit Programı'nın etki analizinin de inovasyonun ihracata sağladığı katkıyı ortaya koyduğunu belirten Gültepe, programı tamamlayan firmaların tamamının ihracat kilogram birim değerinin Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu söyledi. Gültepe, “Biz içinde bulunduğumuz dönüşümün yalnız kullanıcısı değil, aynı zamanda üreticisi olmak istiyoruz. Teknolojiyi geliştiren ve ihraç eden bir ülke hayal ediyoruz. Türkiye'yi ihracatta ilk 10 ülke arasına taşıma hedefimize ancak bu yolla ulaşabileceğimizi biliyoruz.” ifadelerini kullandı. İnovaLİG şampiyonları ödüllerini alacak İnovasyon kültürünün Türkiye genelinde yaygınlaşmasına katkı sağlayan İnovaLİG programına bu yıl 70 ilden 2 bin 641 firmanın başvurduğunu belirten Gültepe, İnovaLİG şampiyonlarının ödüllerini Türkiye Innovation Week'in ikinci gününde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın elinden alacağını söyledi. “İnsanı teknolojinin merkezinde konumlandırıyoruz” TİM Başkan Vekili Kutlu Karavelioğlu ise Türkiye Innovation Week'i her yıl daha ileri bir noktaya taşıdıklarını belirterek, bu yılki temayla teknolojiden önce insana odaklandıklarını söyledi. Teknolojide yaşanan baş döndürücü gelişmelerin yalnızca kullanılan araçları değil; çalışma ve dinlenme biçimlerini, kurumları, sosyal hayatı ve insanın kendisini de dönüştürdüğünü ifade eden Karavelioğlu, yapay zekânın bu değişimin en önemli unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Karavelioğlu, “Önünde durduğumuz eşiği, insanı bilgiye ulaşmada muazzam yeteneklere kavuşturmuş olan ve bu vasfıyla insanlık tarihinin en göz kamaştırıcı eserlerinden biri olan yapay zekâyla uzlaşarak, uyumlanarak birlikte aşmamız gerektiğine inanıyoruz.” dedi. Meselenin teknoloji ile insanı karşı karşıya getirmek olmadığını belirten Karavelioğlu, teknolojinin insanlığın yapabileceklerini değiştirdiği bir dönemde, insanın gelecekte neye dönüşeceğinin de tartışılması gerektiğini dile getirdi. İnovasyon kavramına yalnızca teknoloji penceresinden bakmadıklarını vurgulayan Karavelioğlu, “İnovasyon bizim için AR-GE'dir, üretimdir, ihracattır, girişimciliktir, teknolojidir, gençliktir. Ama hepsinden önce de insandır. Bunun gözden kaçmasını hiç istemedik.” ifadelerini kullandı. Türkiye Innovation Week'in bu yıl insanı odağına alan güçlü bir tartışma zemini oluşturacağını belirten Karavelioğlu, teknolojik gelişmeler ile insan arasındaki uyumun geleceğin en önemli başlıklarından biri olacağını söyledi. 9 program alanında 120'den fazla konuşmacı Türkiye Innovation Week'in her geçen yıl daha geniş bir etkileşim alanına ulaştığını belirten Karavelioğlu, etkinliğin sosyal medya etkileşiminin geçen hafta 2,7 milyona ulaştığını aktardı. Etkinliğin farklı kesimleri aynı platformda buluşturmasının önemine işaret eden Karavelioğlu, “Biz bir öğrencinin bir girişimciyle, bir akademisyenin bir sanayiciyle, bir yatırımcının yepyeni bir fikirle karşılaşabilmesi ihtimalini seviyoruz. Verdiğimiz emeğin ve oluşturduğumuz etkinin uluslararası alanda karşılık bulmasından da büyük mutluluk duyuyoruz.” dedi. Türkiye'den çıkan bir platformun inovasyon gibi sofistike bir alanda kalite ve içerik bakımından örnek gösterilen bir yapıya dönüşmesinin önem taşıdığını ifade eden Karavelioğlu, Türkiye Innovation Week 2026 kapsamında 9 farklı program alanı ve sahnede 120'den fazla konuşmacının yer alacağını söyledi. Üç günlük etkinliğin ötesinde bir inovasyon ekosistemi Türkiye Innovation Week'in yalnızca üç günlük bir etkinlik olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizen Karavelioğlu, organizasyonun yıl boyunca sürdürülen AR-GE, girişimcilik, yenilikçilik ve sürdürülebilirlik çalışmalarının geniş kitlelerle buluştuğu önemli bir platform olduğunu söyledi. İş dünyası temsilcilerinden gençlere, yeni teknolojilerden sanat ve deneyim alanlarına kadar geniş bir içerik sunacak Türkiye Innovation Week 2026'nın, inovasyon konusunda toplumsal farkındalığı artırarak Türkiye'nin inovasyon ekosistemini daha da güçlendirmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GÜBRETAŞ’ın İki Mühendislik Çözümü TÜRKPATENT Tarafından Tescillendi Haber

GÜBRETAŞ’ın İki Mühendislik Çözümü TÜRKPATENT Tarafından Tescillendi

GÜBRETAŞ, Yarımca Tesisi’ndeki 25.000 ton kapasiteli kriyojenik sıvı amonyak depolama tankının güvenli ve etkin biçimde tahliye edilmesine yönelik geliştirdiği iki özgün mühendislik çözümü için Türk Patent ve Marka Kurumundan patent belgesi aldı. Sahada karşılaşılan operasyonel ihtiyaçlara GÜBRETAŞ mühendislerinin bilgi birikimi ve deneyimiyle geliştirilen çözümler, “Amonyak Tankında Tahliye Sistemi” ve “Çift Cidarlı Amonyak Tanklarında Soğuk Delme ile Tahliye Sistemi” başlıklarıyla şirketin fikri mülkiyet portföyüne kazandırıldı. Her iki buluş için de başvuru tarihlerinden itibaren 20 yıl süreyle korunmak üzere patent belgesi verildi. Güvenli operasyon ve etkin geri kazanım Geliştirilen ilk sistem, büyük kapasiteli kriyojenik depolama tankında pompa emiş seviyesinin altında kalan sıvı amonyağın kontrollü ve güvenli ve ekonomik biçimde tahliye edilmesine yönelik yenilikçi bir çözüm sunuyor. İkinci sistem ise çift cidarlı amonyak tanklarının iç ve dış cidarı arasında kalan (bulunan) sıvı amonyağın güvenli şekilde tahliye edilmesini sağlıyor. Sistemlerin uygulanmasıyla sıvı amonyağın güvenli şekilde geri kazanılması, amonyağın yakılmadan kaynak kaybının azaltılması, operasyonel güvenliğin güçlendirilmesi ve tankın periyodik kontrol hazırlıklarının daha etkin yürütülmesi yönünde önemli kazanımlar elde edildi. Üretimin sürekliliğine ve tarımsal değer zincirine katkı Amonyak, NPK gübre üretiminin temel azot hammaddelerinden biri olarak üretim süreçlerinde kritik önem taşıyor. Bu hammaddenin güvenli, kesintisiz ve ekonomik verimli şekilde yönetilmesi; tesis operasyonlarının sürekliliği kadar tarımsal üretimin ihtiyaç duyduğu girdilerin güvenilir biçimde sağlanması açısından da büyük önem taşıyor. GÜBRETAŞ, mühendislik yetkinliğini üretim sahasındaki gerçek ihtiyaçlarla buluşturarak operasyonel dayanıklılığını güçlendirirken tarımsal üretime değer katan şirket anlayışını da somut sonuçlara dönüştürüyor. Geliştirilen çözümler; iş güvenliği, kaynak verimliliği, sürdürülebilirlik ve üretim sürekliliğini aynı mühendislik yaklaşımında bir araya getiriyor. Kurumsal bilgi birikimi kalıcı değere dönüşüyor GÜBRETAŞ Genel Müdürü Musa Goral, patent başarısına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Bu patentler, GÜBRETAŞ’ın sorun çözen mühendislik kültürü, güçlü saha deneyimi ve sürekli iyileştirme yaklaşımıyla da değer ürettiğini gösteriyor. Üretimin sürekliliğini sağlarken insanı, çevreyi ve kaynaklarımızı korumak, mühendislik anlayışımızın temelini oluşturuyor. Yarımca Tesisi ekibimizin geliştirdiği bu iki çözüm; teknik yetkinliğimizin, yenilikçilik kültürümüzün ve sürdürülebilir üretim yaklaşımımızın somut bir sonucudur. Kritik bir hammaddenin güvenli şekilde geri kazanılmasını sağlayan bu çalışmalarla teknik bilgi birikimimizi kalıcı bir kurumsal değere dönüştürürken şirketimize ve tarımsal üretimin değer zincirine katkı sunmaktan gurur duyuyoruz.” Patentlerle koruma altına alınan iki mühendislik çözümü, GÜBRETAŞ’ın üretim sahalarındaki deneyimini yenilikçi uygulamalara dönüştürme kabiliyetini ortaya koyarken şirketin sürdürülebilir üretim, operasyonel mükemmellik ve sürekli gelişim hedeflerini de destekliyor. GÜBRETAŞ, güçlü mühendislik kültürü ve yenilikçi yaklaşımıyla üretimin sürekliliğini sağlayan, kaynakları koruyan ve tarımsal üretime kalıcı değer kazandıran çalışmalarını sürdürmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arçelik’ten Stratejik Teknoloji Hamlesi Haber

Arçelik’ten Stratejik Teknoloji Hamlesi

Arçelik ile Shanghai Jiao Tong Üniversitesi-Geleceğin Teknolojileri Global Enstitüsü arasındaki iş birliğinin imza töreni Çin’in Şanghay kentinde gerçekleştirildi. Törene Arçelik CEO’su Can Dinçer, Üretim ve Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nihat Bayız, Satın Alma, Tedarik Zinciri ve Dijitalden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Alp Karahasanoğlu ile Shanghai Jiao Tong Üniversitesi’nin üst düzey akademik temsilcileri katıldı. Shanghai Jiao Tong Üniversitesi-Geleceğin Teknolojileri Global Enstitüsü ile başlatılacak iş birliği kapsamında Arçelik, Çin’deki Wuxi Ar-Ge Merkezi’nin elektronik, gömülü yazılım ve dijital teknolojiler alanındaki yetkinliklerini daha ileri düzeye çıkaracak. İki kurum; akıllı ev teknolojileri, veri bilimi ve robotik başta olmak üzere birçok alanda ortak çalışmalar yürütecek. İş birliği ayrıca nesnelerin interneti (IoT), bağlantılı cihazlar, insan-makine etkileşimi (HMI), enerji verimliliği, sürdürülebilir teknolojiler, ileri malzemeler, sensörler ve dijital mühendislik alanlarını da kapsayacak. Global teknoloji ekosistemindeki varlığımızı stratejik iş birlikleriyle güçlendiriyoruz Arçelik CEO’su Can Dinçer, iş birliğinin şirketin global teknoloji ve inovasyon vizyonundaki önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Arçelik bugün yalnızca beyaz eşya ve tüketici elektroniği üreten bir şirket değil. 28 ar-ge ve tasarım ofisi, 2.000’den fazla araştırmacı, güçlü mühendislik yetkinliği ve 3.000’i aşan küresel patent portföyüyle dünyanın farklı coğrafyalarında teknoloji geliştiren global bir teknoloji şirketi. İTÜ ve ODTÜ başta olmak üzere Türkiye’de ve dünyada köklü üniversitelerle yürüttüğümüz işbirlikleri kapsamında, Shanghai Jiao Tong Üniversitesi-Geleceğin Teknolojileri Global Enstitüsü ile imzaladığımız bu protokol de global ar-ge ve inovasyon yaklaşımımızın önemli bir adımı. Bu iş birliğiyle ile Wuxi Ar-Ge Merkezimizin yetkinliklerini üniversitenin güçlü akademik birikimiyle buluşturacağız. Aynı zamanda bu iş birliği, üniversitedeki araştırmacıların akademik çalışmalarını gerçek endüstriyel ihtiyaçlarla buluşturmasına ve geliştirilen teknolojilerin uygulama potansiyelinin birlikte değerlendirilmesine de imkân sağlayacak. Teknolojide öncü olmanın, dünyanın farklı bölgelerindeki bilgi ve yetenekle buluşmaktan ve güçlü araştırma kurumlarıyla birlikte çalışmaktan geçtiğine inanıyoruz. Çin, sahip olduğu güçlü teknoloji, mühendislik ve insan kaynağı ekosistemiyle global stratejimizde önemli bir yere sahip. Shanghai Jiao Tong Üniversitesi-Geleceğin Teknolojileri Global Enstitüsü ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliğini de Asya-Pasifik bölgesindeki inovasyon ağımızı güçlendiren ve Çin’in teknoloji ekosistemiyle bağlarımızı derinleştiren stratejik bir adım olarak görüyoruz. Türkiye’den Çin’e, Avrupa’dan dünyanın farklı coğrafyalarına uzanan Ar-Ge ağımız ve güçlü akademik iş birliklerimizle geleceğin teknolojilerinin geliştirilmesinde söz sahibi olmaya devam edeceğiz.” Arçelik Wuxi Ar-Ge Merkezi Çin’in Teknoloji Ekosistemiyle Bağları Güçlendirecek Arçelik, Shanghai Jiao Tong Üniversitesi-Geleceğin Teknolojileri Global Enstitüsü ile hayata geçirdiği iş birliğiyle Wuxi Ar-Ge Merkezi’ni Çin’in güçlü akademik ve teknoloji ekosistemiyle daha yakın çalışacak stratejik bir merkez olarak konumlandırmayı hedefliyor. İş birliği kapsamında ortak ar-ge projeleri ve lisansüstü çalışmalar ile araştırmacı ve öğrenci etkileşimini kapsayan farklı çalışma modelleri hayata geçirilecek. Böylece akademik bilgi ve araştırmaların teknoloji ve ürün geliştirme süreçlerine daha hızlı aktarılması amaçlanıyor. Ortak çalışmaların ilerleyen dönemde yeni teknolojilere, prototiplere ve ortak patent çalışmalarına uzanan somut çıktılara dönüşmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Ar-Ge 500 Araştırması Açıklandı Haber

Türkiye Ar-Ge 500 Araştırması Açıklandı

Türkiye Ar-Ge 500 Araştırması, her yıl olduğu gibi bu dönemde de bir önceki yılın Türkiye ihracat sıralamasındaki ilk 500 şirket, Kamuoyu Aydınlatma Platformu’nda Ar-Ge datalarını açıklayan şirketler ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı Ar-Ge merkezi olan şirketlere iletilen anketlere verilen yanıtlar ile hazırlandı. Şirketlerin 2025 yılında Ar-Ge harcamaları, 2026 yılı için planlanan Ar-Ge harcamaları, Ar-Ge personel sayısı, 2025 yılında Ar-Ge merkezlerinde alınan patent sayısı, faydalı model sayısı, tasarım tescil sayısı ve marka sayısı Ar-Ge 500 Araştırmasının temel datalarını oluşturdu. 500 şirketin verilerinin analiz edildiği araştırma, 2025 yılında Ar-Ge için harcanan toplam bütçenin 257 milyar 875 milyon 205 bin TL olduğunu ortaya koydu. Türkiye’nin en yüksek Ar-Ge harcaması yapan 500 firmasını ortaya koyan araştırma ayrıca Tasarım Merkezleri arasında en yüksek harcama yapan ilk 50 firmayı da ayrı bir sıralama olarak belirliyor. TUSAŞ, 65 milyar 207 milyon 978 bin 740 TL’lik Ar-Ge yatırımıyla liderliğini sürdürerek, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da zirvedeki yerini korudu. Senelerdir ilk üç sırada yer alan TUSAŞ, ASELSAN ve ROKETSAN bu yıl da geleneği bozmadı. Ekonomi ve İş Dünyası Portalı Turkishtime, bu yıl 13. kez imza attığı prestijli “Türkiye Ar-Ge 500 Araştırması” ile ülkenin inovasyon haritasını gözler önüne sererken, Türk iş dünyasının geleceğine stratejik bir pusula olmaya devam ediyor. Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerin Ar-Ge harcamaları, yenilikçi projeleri, teknolojik gelişim süreçleri ve fikri mülkiyet performanslarını analiz eden araştırma, sektör profesyonelleri için referans niteliği taşıyor. Bu yıl 13’üncüsü hazırlanan raporda, Ar-Ge yatırımları ve çalışmalarında yine savunma sanayinin yükseliş gösterdiği gözlendi. TUSAŞ 65 milyar 207 milyon 978 bin 740 TL’lik Ar-Ge harcamasıyla birincilik koltuğundaki yerini bu sene de bırakmadı. ASELSAN, 48 milyar 182 milyon 526 bin 55 TL’lik Ar-Ge harcamasıyla Türkiye’nin Ar-Ge ve yüksek teknoloji ekosistemindeki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koyarak ikinci sırada yer aldı. Üçüncülük koltuğunda ise yine savunma ve havacılık sanayiinin önemli oyuncularından ROKETSAN 21 milyar 409 milyon 818 bin 299 TL’lik harcaması ile yer aldı. Listenin dördüncü sırasında 9 milyar 540 milyon 715 bin 484 TL’lik harcama ile HAVELSAN bulunurken, beşinci sırasında 8 milyar 300 milyon 55 bin TL’lik Ar-Ge harcamasıyla otomotiv sektörünün önemli şirketlerinden Ford Otomotiv yer almayı başardı. Listenin ilk 5 sırasında yer alan şirketlerin toplam Ar-Ge harcaması, 2025 yılında 500 şirketin yaptığı toplam harcamanın yüzde 59,19’unu oluşturdu. AR-GE ARAŞTIRMASI HER SENE KAPSAMINI GENİŞLETİYOR Ekonomi ve iş dünyasına 13 yıldır ayna tutan “Türkiye Ar-Ge 500 Araştırması”, geçtiğimiz yıl dahil edilen Tasarım Merkezleri odağını bu yıl daha da güçlendirerek sürdürüyor. Bu anlamda çalışma, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylı Tasarım Merkezlerini de markajına alıyor. Söz konusu merkezlerin harcama ve istihdam verilerini de kapsayarak tasarım temelli inovasyon süreçlerini ve ürün geliştirme yetkinliklerini gözler önüne seriyor. Bu sene ilk defa Türkiye Ar-Ge 500 Araştırması kapsamında “Ar-Ge Ürünleriyle En Fazla İhracat Gerçekleştiren İlk 100” listesi hazırlandı. Şirketlerin Ar-Ge faaliyetleri sonucunda geliştirilen ürünlerinden 2023, 2024 ve 2025 yıllarında elde ettiklerini beyan ettikleri toplam ihracat tutarları esas alınarak listelendi. Araştırma bu yönüyle şirketlerin Ar-Ge faaliyetlerini ihracata ne ölçüde dönüştürebildiğini ortaya koyuyor. TÜRKİYE’NİN AR-GE YILDIZLARI KÜRESEL ARENADA FARK YARATIYOR Türkiye Ar-Ge 500 Araştırmasına katılan şirketler; Ar-Ge bütçelerinden uzman kadrolara, merkez yapılanmalarından fikri mülkiyet tescillerine kadar uzanan geniş veri havuzu sunarak, Türkiye’nin inovasyon ekosistemindeki yükselişini ve küresel rekabet gücünü somutlaştırıyor. Ülkemizin Ar-Ge görünürlüğünü uluslararası arenada pekiştiren bu kapsamlı rapor aynı zamanda katılımcı şirketlere kendi başarılarını dünya sahnesinde sergileme fırsatı sunuyor. Türkçe ve İngilizce olarak yayımlanan rapor, uluslararası basın ve küresel fikir liderleriyle paylaşılıyor. Bugüne kadar binlerce şirketin dahil olduğu araştırma, 13’üncü sayısı yayınlanırken “Türkiye’de Ar-Ge” bilincini oluşturan bir almanak niteliği taşıyor. ÜÇ YILDA AR-GE ÜRÜNLERİYLE YAPILAN 843,9 MİLYAR TL’LİK İHRACAT DİKKAT ÇEKİYOR Türkiye Ar-Ge 500 Araştırması kapsamında bu sene ilk defa listede yer alan “Ar-Ge Ürünleriyle En Fazla İhracat Gerçekleştiren İlk 100” sıralamasında, şirketlerin 2023-2025 döneminde Ar-Ge faaliyetleri sonucunda geliştirilen ürünlerden elde ettikleri toplam ihracat 843,9 milyar TL olarak gerçekleşti. Sıralamanın ilk sırasında 337,8 milyar TL ile Oyak Renault yer alıyor. Oyak Renault’u 154,2 milyar TL ile ASELSAN ve 58,9 milyar TL ile TUSAŞ izliyor. İlk üç şirketin toplamı 550,8 milyar TL’ye, ilk 100 içerisindeki payı ise yüzde 65,3’e ulaşıyor. Araştırmaya göre ilk 10 şirketin toplam Ar-Ge ürünleri kaynaklı ihracatı 653,4 milyar TL. Böylece ilk 10 şirket, ilk 100 toplamının yüzde 77,4’ünü oluşturuyor. İhracatın sektörel dağılımı incelendiğinde, otomotiv endüstrisi 404,2 milyar TL ile öne çıkarken, savunma ve havacılık sanayii 245,1 milyar TL ile ikinci sırada yer aldı. İki sektör, ilk 100’de yer alan şirketlerin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 76,9’unu oluşturuyor. EN ÇOK PATENT ALAN ŞİRKET MERCEDES-BENZ TÜRK OLDU 2025 yılı TÜRKPATENT tescilli kesin patent sayılarına göre Mercedes-Benz Türk 105 patentle ilk sırada yer aldı. İkinci sırada 98 patentle Tırsan Treyler yer alırken onu 82 patentle ASELSAN izledi. Savunma ve havacılık şirketlerinden TUSAŞ 66 patentle listenin dördüncü sırasında yer alırken, beşinci sırada ise 42 patentle ROKETSAN boy gösterdi. Araştırmaya göre ilk 10 şirketin toplam tescilli patent sayısı 527. İLAÇ SEKTÖRÜ MARKALAŞMAYA AĞIRLIĞINI KOYUYOR Bu yılki ilk 500 şirketin marka sayısı incelendiğinde listenin ilk beş sırasında ilaç sektörünün ağırlığı görülüyor. Abdi İbrahim İlaç Sanayi 163 marka ile birinci sırada yer alırken, ASELSAN 128 marka ile ikinci, World Medicine 125 marka ile üçüncü, Sanovel 122 marka ile dördüncü ve Ali Raif İlaç 119 marka ile beşinci sıradaki yerini alıyor. Listede yer alan ilk 10 şirketin toplam 967 markasının yüzde 66,08’inin ilaç sektöründeki şirketlere ait olduğu ortaya çıkıyor. TASARIM TESCİLİNDE MOBİLYA SEKTÖRÜ VARLIĞINI HİSSETTİRİYOR 2025 yılında tasarımlarını tescil eden şirketler incelendiğinde ilk 10 şirketin toplam 1.341 tasarımını tescil ettiği görülüyor. İlk 10 şirket arasında yer alan Doğanlar Mobilya, Çilek Mobilya ve Yataş toplam 667 tasarım tesciline ulaşırken, bu üç mobilya şirketinin listenin ilk 10’unda yer alan şirketlerin toplam 1.341 tasarım tescilinin yüzde 49,74’ünü oluşturduğu gözleniyor. Doğanlar Mobilya 328 tasarım tesciliyle listenin ilk sırasında yer alırken, Çilek Mobilya 209 tescille ikinci sırada yer alıyor. FAYDALI MODELDE TUSAŞ LİDER Faydalı model tescillerinde otomotiv sektörü ağırlığını ortaya koydu. İlk 10’da yer alan şirketlerin 4’ü otomotiv sektöründen olurken, MAN Türkiye, Koluman Otomotiv, TürkTraktör ve Oyak Renault toplam 68 faydalı modelle ilk 10’daki 182 tescilin yüzde 37,36’sını gerçekleştirdi. Sıralamanın zirvesinde 43 faydalı modelle TUSAŞ yer alırken, onu 38 faydalı modelle MAN Türkiye ve 35 faydalı modelle ASELSAN takip etti. İlk üç şirketin toplam 116 faydalı modeli, ilk 10 şirketin toplam faydalı modellerinin yüzde 63,74’ünü oluşturdu. BİTKİ ISLAHÇI HAKKI TESCİLLERİNDE ZİRVENİN SAHİBİ MULTİ TOHUM Bitki Islahçı Hakkı tescillerinde zirvenin sahibi Multi Tohum Tarım Sanayi Ticaret A.Ş. oldu. Şirket, 2025 yılında gerçekleştirdiği 5 tescille ilk sırada yer aldı. Onu 4 tescille Anamas Tarım takip ederken, Antalya Tarım ve İstanbul Tarım 2’şer tescille sıralamada yer aldı. Söz konusu dört şirket, 2025 yılında toplam 13 Bitki Islahçı Hakkı tesciline imza attı. AR-GE İSTİHDAMINDA ASLAN PAYI SAVUNMA VE HAVACILIKTA 2025 yılında Ar-Ge merkezlerinde çalışan personel sayısında savunma ve havacılık sanayii şirketleri öne çıkıyor. ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, HAVELSAN ve TEI, 22 bin 71 kişilik Ar-Ge istihdamıyla ilk 10 şirketin toplam 25 bin 513 kişilik istihdamının yüzde 86,51’ini oluşturdu. Ar-Ge merkezlerinde çalışan toplam personel sayısında 9 bin 691 kişiyle ASELSAN ilk sırada yer alırken, TUSAŞ 5 bin 100, ROKETSAN 3 bin 390, HAVELSAN 2 bin 169 ve TEI 1.721 kişiyle ilk beşte yer almayı başardı. Kadın Ar-Ge istihdamında da yine savunma ve havacılık sanayii şirketlerinin ağırlığı dikkat çekiyor. İlk 10 şirketin Ar-Ge merkezlerindeki kadın çalışan sayısı toplam 6 bin 65 kişi olurken, listenin ilk beş sırasında 2 bin 121 kadın çalışanıyla ASELSAN birinci, 1.190 kadın çalışanla TUSAŞ ikinci ve ROKETSAN 722 kadın çalışanla üçüncü oldu. Listede HAVELSAN 535 kadın çalışanla ve TEI 305 kadın çalışanla yer aldı. İlk beş şirketin toplam kadın Ar-Ge istihdamı 4 bin 873 kişiye ulaşırken, bu sayı ilk 10 şirketin toplam kadın Ar-Ge istihdamının yaklaşık yüzde 80,35’ini oluşturuyor. PROJE LİDERİ ASELSAN Bu yılki araştırmada proje üretme sayıları incelendiğinde ASELSAN 1.253 proje ile liste başındaki yerini alıyor. İkinci sırada 611 proje ile World Medicine, 263 proje ile de Deva Holding üçüncü oldu. Listenin dördüncü sırasında 200 proje ile Arçelik yer alırken, beşinci sırasında Vem İlaç olduğu görülüyor. Listenin ilk 10 sırasında yer alan şirketlerin toplam Ar-Ge proje sayısı 3.235 olurken, ilk 10’da 5 ilaç şirketinin yer alması dikkat çekiyor. İlaç şirketlerinin toplam proje sayısı 1.308’e ulaşarak ilk 10’daki projelerin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturuyor. TASARIM MERKEZLERİ HARCAMALARINDA FLO İLK SIRADA Tasarım merkezi harcamalarında FLO Mağazacılık 434,8 milyon TL ile listenin zirvesinde yer aldı. Tasarım merkezi istihdamında da liderliğini sürdüren şirket, 173 çalışanla birinciliği kimseye kaptırmadı. Tasarım merkezlerinde hem harcama hem de istihdam sıralamalarında perakende, tekstil ve mobilya sektörlerinin ağırlığı dikkat çekti. Tasarım merkezleri harcamalarında moda ve perakende sektörünün güçlü temsili öne çıkarken, ilk beşte FLO Mağazacılık’ın yanı sıra BEYMEN, KOTON ve Ay Marka gibi Türkiye’nin önde gelen moda ve perakende markaları yer aldı. Tasarım harcamalarında ikinci sırada TUSAŞ Motor Sanayii 227,3 milyon TL ile yer alırken, BEYMEN 164,7 milyon TL ile üçüncü, KOTON 132,9 milyon TL ile dördüncü ve Ay Marka 123,2 milyon TL ile beşinci oldu. YÜKSELİŞE GEÇENLER Araştırma incelendiğinde dikkat çeken başlıklardan biri de sıçrama gösteren şirketler oldu. Bu anlamda Bimed Teknik Aletler 208 sıra, Trex Dijital 201, Mobiliva 188, Endüstriyel Elektrik Elektronik 173, Aymas Makina 168, Sun Chemical 153, IHI Dalgakıran Makina 139, Sirena Marine 137, Mamur Teknoloji 130 ve BVS Bülbüloğlu 128 basamak yükselerek dikkat çeken şirketler arasında yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanovel’den İlaçta Küresel Büyüme ve Onkoloji Hamlesi Haber

Sanovel’den İlaçta Küresel Büyüme ve Onkoloji Hamlesi

Sanovel’in CEO’su Hülya Yalın, şirketin sahip olduğu köklü birikim ve üretim gücüyle halihazırda önemli bir konumda bulunduğunu vurgulayarak, uluslararası yatırımcıların sağladığı desteğin bu güçlü yapıyı daha da ileri taşıdığını ifade etti. Yalın, söz konusu yatırımların Sanovel’in küresel ilaç pazarındaki yükselişine ivme kazandırırken, Türkiye’yi daha güçlü bir üretim ve ihracat üssü haline getirme hedeflerine de katkı sağladığını; aynı zamanda ülkeye giren doğrudan yabancı yatırımın, Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltma vizyonunu destekleyen önemli bir unsur olduğunu belirtti. Yalın, küresel yatırımcıların Türkiye ekonomisine ve ilaç sanayisinin potansiyeline duyduğu güvenin bir kez daha ortaya konduğunu vurguladı. Bu stratejik hamlenin, Türkiye’nin yerli üretim gücünü ve küresel pazarlardaki konumunu bir üst seviyeye taşıyacağını da sözlerine ekledi. "43 yıldır Türkiye’den aldığımız güçle büyüyoruz" Sanovel CEO’su Hülya Yalın, şirketin geçmişi, kurumsal yapısı ve mevcut operasyonel büyüklüğüne ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Sanovel, temelleri 1983 yılında merhum Eczacı Erol Toksöz tarafından atılmış, 43 yıldır Türkiye ilaç sanayisinin gelişimine öncülük eden lider şirketlerden biridir. Kökleri bu topraklarda olan Sanovel, şeffaflık, kalite, bilim ve insan odaklı değerlerden ödün vermeden büyümüş; bugün hem ülkemiz hem de küresel pazarlar için son derece güvenilir bir çözüm ortağı haline gelmiştir. Gücünü Türkiye’den alan, yüzde 100 yerli üretimiyle ülkemizin sağlık ekosistemindeki konumunu her geçen gün daha da kuvvetlendiren bir Türk şirketiyiz. Faaliyetlerimizi Türkiye merkezli olarak sürdürüyor; Ar-Ge’mizi, üretimimizi, kalite süreçlerimizi ve tüm ihracat operasyonlarımızı İstanbul Levent’teki Genel Müdürlüğümüz ile Silivri’deki yüksek teknolojili Ar-Ge Merkezi ve Üretim Kampüsümüzden yönetiyoruz. Bugün yaklaşık 2 bin kişiye istihdam sağlayan güçlü yapımızla hareket ediyoruz. 43 yıldır Türkiye’den aldığımız güçle büyürken, ülkemizi dünyada en iyi şekilde temsil etmeyi milli bir sorumluluk olarak görüyoruz." "60'tan fazla marka, 400'ün üzerinde ruhsatlı ürün" Yerli üretimin dışa bağımlılığı azaltmadaki rolünü ve Silivri'deki üretim üssünü vurgulayan Yalın, portföy yapısını şöyle aktardı: "Biz yerli üretimi desteklemeyi ve Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltmayı kurumsal bir ödevden öte, milli bir görev olarak kabul ediyoruz. Ürün portföyümüzün tamamı reçeteli ilaçlardan oluşuyor. Ağrı ve inflamasyon, endokrin ve metabolizma, gastrointestinal, hematoloji, hepatoloji, kardiyovasküler, multipl skleroz (MS), nöroloji ve psikiyatri gibi akut ve kronik tedavi alanlarında faaliyet gösteriyoruz. 60’tan fazla marka ve 180’i aşkın üründen oluşan çok geniş bir ürün portföyüne sahibiz. Toplamda 400’ün üzerinde ruhsatlı ürünümüz bulunuyor. En büyük gurur kaynaklarımızdan biri, birçok tedavi alanında pazara ilk eşdeğer ürün sunan şirket konumunda olmamızdır. Tüm bu faaliyetlerin kalbi Silivri’deki tesisimizde atıyor. Burası yaklaşık 800 ekip arkadaşımızın emekleriyle neredeyse tüm formlarda ilaç üretimi gerçekleştirebildiğimiz, Türkiye’nin adeta bir Ar-Ge ve üretim üssüdür. Türkiye’nin yanı sıra 5 kıtada 50’den fazla ülkenin de ilaç ihtiyacını her koşulda güvenle karşılıyoruz." Rakamlarla Sanovel ve onkoloji hamlesi Son 5 yıldaki büyüme rakamlarını ve 2035 vizyonunu detaylandıran Yalın şu verileri paylaştı: "IQVIA’ya göre değer bazında 10,5 kat, kutu bazında ise 1,5 kat büyüme gösterdik. Diyabet alanında jenerik firmalar arasında lider konumdayız. Kardiyoloji alanında jenerik firmalar arasında 2. sırada, merkezi sinir sistemi alanında ise total pazarda ikinci sıradayız. MS pazarında ise jenerik firmalar arasında 2. sırada, total pazarda ise 3. sırada yer alıyoruz. Yurt içi pazarda yükselişimizi sürdürürken uluslararası pazarlarda ihracatımızı yaklaşık 4 kat büyüttük. Üretim miktarımızı 60 milyon kutudan 91,5 milyon kutuya taşıdık. Son 5 yılda fabrikamıza yaptığımız 26 milyon ABD doları yatırımla yeni ekipmanlar temin ettik. 2035 vizyonumuz doğrultusunda verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı bir gelecek planıyla ilerliyoruz. Oluşturduğumuz proje takımlarından biri onkoloji odağında faaliyet gösteriyor. Çoğunluğu ithal olan onkoloji ürünlerini ülkemizde üreterek bu ürünlerin erişilebilirliğini artırmayı, sürdürülebilir sağlığa katkı sunmayı ve ülkemizin döviz kaynaklarının korunmasına destek olmayı önemsiyoruz. 2035 vizyonumuz kapsamında etki alanımızı 2 katına çıkarmayı, orta vadede Türk ilaç pazarında ilk 10 firma arasında yer almayı ve yurt dışında Sanovel markasını küresel bir dev haline getirmeyi hedefliyoruz." "50 ülkede varız, 200'den fazla ruhsat onayı bekliyoruz" Küresel pazarlardaki varlıkları ve uluslararası denetim başarıları hakkında konuşan Yalın şunları aktardı: "2005 yılında başladığımız ihracat yolculuğunu bugün çok ileri bir boyuta taşıdık. Şu anda 400’ün üzerinde ruhsat ile Kanada’dan ABD ve Avrupa’ya kadar 50 ülkedeki ihracat faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Türkiye’nin cari açığının azaltılmasına ve net döviz girdisi sağlanmasına stratejik bir destek sunuyoruz. Fabrikamızdaki süreçlerin uluslararası standartlara uygunluğunu Avrupa’da EMA ve EU GMP, ABD’de ise US FDA onaylarımızla tescillemiş olmaktan gurur duyıyoruz. Şu an bulunduğumuz ve yeni giriş yapmayı planladığımız pazarlarda 200’den fazla ruhsat onayı bekliyoruz. Gelecek hedeflerimiz doğrultusunda AB, ABD, Kanada, MENA, Sahra Altı Afrika, Güneydoğu Asya, LATAM ve CIS bölgelerinde varlığımızı genişletmeye odaklanıyoruz." Ar-Ge kadrosu ve teknolojik altyapıya ilişkin açıklamalarda bulunan CEO Hülya Yalın şöyle devam etti: "80 bilim insanıyla Ar-Ge çalışmalarını yürüten Sanovel olarak, sektörde Ar-Ge’ye en fazla kaynak ayıran lider şirketlerden biriyiz. Alman mühendislik şirketi PharmaPlan tarafından tasarlanan tesisimizdeki Ar-Ge Merkezimizde; konvansiyonel ilaçların ötesine geçerek kombinasyon ürünler, yeni üretim teknolojileriyle farklı dozaj şekilleri içeren ürünler ve ODT (ağızda dağılan tablet) projeleri geliştiriyoruz. Bu projeleri Türkiye, ABD, Kanada ve Avrupa pazarları için 'ilk eşdeğer' olma hedefiyle kurguluyoruz. Çalışmalarımızda cGMP ve cGLP kurallarını en üst seviyede uygularken, Kalite Tasarımı (QbD) yaklaşımıyla regüle pazarların kapısını açıyoruz. Fikri mülkiyet ve patent alanında ilaç sektöründe elde ettiğimiz şampiyonluğu bu yoğun emeğin sonucu olarak görüyoruz. Türkiye’deki tüm sektörler bazında yapılan patent başvuru sayısı sıralamalarında ilk 3 şirket arasında yer alıyoruz." Sürdürülebilirlik, Sosyal Sorumluluk ve "En İyi İşveren" Ödülü Çevresel hedefler, sosyal projeler ve insan kaynakları başarılarına değinen Yalın tüm faaliyetlerinde Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı rehber aldıklarını ifade ederek, “Çevresel performansımızı düzenli takip ederek 2025 yılında karbon ayak izimizde yüzde 14,3, su ayak izimizde ise yüzde 13,9 oranında net azaltım sağladık. Cumhuriyetimizin 102. yılında 102 kız öğrencimize profesyonel koçluk desteği sağladık. Fırsat Eşitliği Modeli Sertifikası’nı almaya hak kazanarak toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımımızı tescilledik. Ayrıca Forbes Türkiye ve Statista iş birliğiyle gerçekleştirilen 'Türkiye’nin En İyi İşverenleri 2026' listesinde yer almaktan memnuniyet duyuyoruz. 10 binden fazla çalışanın anonim geri bildirimleri doğrultusunda oluşturulan bu listede yer almak, çalışan deneyimine verdiğimiz önemin bir göstergesidir” diye konuştu. “Türkiye’yi global arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam ediyoruz” Şirketin devredildiği veya değerinin altında satıldığı yönündeki iddialara açıklık getiren Yalın, şu ifadeleri kullandı: "Öncelikle çok net ifade etmek isterim ki, Sanovel ile ilgili ortaya atılan iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Sanovel, bir Türk şirketi olarak 43 yıldır olduğu gibi bugün de ülkesi için yatırım yapmaya, istihdam yaratmaya, Türkiye’yi global arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam etmektedir. Her şirkette olduğu gibi Sanovel’in idari süreçleriyle ilgili oluşan değişimler, şirketimizin güçlü geleceğini desteklemek, operasyonel mükemmeliyet ve organizasyonel çevikliği güçlendirmek adına atılan doğal dönüşüm adımlarıdır. Dönem dönem gündeme getirilen geçmiş hissedarlarımızla ilgili süreçler ise Sanovel’in tüzel kişiliğini ve bugünkü operasyonel faaliyetlerini ilgilendiren bir konu değildir. Uluslararası yatırımcılardan gösterilen ilgi, hem ülkemizin makroekonomik istikrarına hem de Sanovel'in küresel potansiyeline duyulan sarsılmaz güvenin bir yansımasıdır." "Uluslararası Yatırım Türkiye'nin Üretim Gücünün Tescilidir" Uluslararası ortaklığın sağladığı katkıya değinen Hülya Yalın şunları ekledi: "Uluslararası yatırımcıların hissedarlar arasında yer alması, Türk ilaç sektörünün ve Türkiye’nin üretim gücünün uluslararası arenada ne kadar büyük bir itici güç olduğunun tescilidir. 2020 yılı ve sonrasında gerçekleşen bu stratejik yatırım; şirketimizin üretim gücünü, Ar-Ge kabiliyetini, istihdamını, ihracat potansiyelini ve yerli üretime olan katkısını çok daha yukarılara taşıyacak hayati bir adım olmuştur. Sanovel, 2020 yılı itibarıyla kurumsallaşma yolculuğunu stratejik yatırımlarla halihazırda güçlendirmeye başlamış; büyüme, globalleşme, sürdürülebilirlik hedeflerinde önemli atılımlar gerçekleştirmişti. Uluslararası yatırımcıların sağladığı bu yeni katkı ve güven ortamı, küresel pazarlardaki rekabet gücümüzü çok daha fazla geliştirecek ve perçinleyecektir. Sanovel bu ülkenin milli bir değeridir ve geleceğini kararlılıkla Türkiye’de inşa etmektedir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanovel'den Küresel Büyüme Hamlesi: Ar-Ge ve Onkoloji Yatırımları Güçleniyor Haber

Sanovel'den Küresel Büyüme Hamlesi: Ar-Ge ve Onkoloji Yatırımları Güçleniyor

Sanovel’in CEO’su Hülya Yalın, şirketin sahip olduğu köklü birikim ve üretim gücüyle halihazırda önemli bir konumda bulunduğunu vurgulayarak, uluslararası yatırımcıların sağladığı desteğin bu güçlü yapıyı daha da ileri taşıdığını ifade etti. Yalın, söz konusu yatırımların Sanovel’in küresel ilaç pazarındaki yükselişine ivme kazandırırken, Türkiye’yi daha güçlü bir üretim ve ihracat üssü haline getirme hedeflerine de katkı sağladığını; aynı zamanda ülkeye giren doğrudan yabancı yatırımın, Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltma vizyonunu destekleyen önemli bir unsur olduğunu belirtti. Yalın, küresel yatırımcıların Türkiye ekonomisine ve ilaç sanayisinin potansiyeline duyduğu güvenin bir kez daha ortaya konduğunu vurguladı. Bu stratejik hamlenin, Türkiye’nin yerli üretim gücünü ve küresel pazarlardaki konumunu bir üst seviyeye taşıyacağını da sözlerine ekledi. "43 yıldır Türkiye’den aldığımız güçle büyüyoruz" Sanovel CEO’su Hülya Yalın, şirketin geçmişi, kurumsal yapısı ve mevcut operasyonel büyüklüğüne ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Sanovel, temelleri 1983 yılında merhum Eczacı Erol Toksöz tarafından atılmış, 43 yıldır Türkiye ilaç sanayisinin gelişimine öncülük eden lider şirketlerden biridir. Kökleri bu topraklarda olan Sanovel, şeffaflık, kalite, bilim ve insan odaklı değerlerden ödün vermeden büyümüş; bugün hem ülkemiz hem de küresel pazarlar için son derece güvenilir bir çözüm ortağı haline gelmiştir. Gücünü Türkiye’den alan, yüzde 100 yerli üretimiyle ülkemizin sağlık ekosistemindeki konumunu her geçen gün daha da kuvvetlendiren bir Türk şirketiyiz. Faaliyetlerimizi Türkiye merkezli olarak sürdürüyor; Ar-Ge’mizi, üretimimizi, kalite süreçlerimizi ve tüm ihracat operasyonlarımızı İstanbul Levent’teki Genel Müdürlüğümüz ile Silivri’deki yüksek teknolojili Ar-Ge Merkezi ve Üretim Kampüsümüzden yönetiyoruz. Bugün yaklaşık 2 bin kişiye istihdam sağlayan güçlü yapımızla hareket ediyoruz. 43 yıldır Türkiye’den aldığımız güçle büyürken, ülkemizi dünyada en iyi şekilde temsil etmeyi milli bir sorumluluk olarak görüyoruz." "60'tan fazla marka, 400'ün üzerinde ruhsatlı ürün" Yerli üretimin dışa bağımlılığı azaltmadaki rolünü ve Silivri'deki üretim üssünü vurgulayan Yalın, portföy yapısını şöyle aktardı: "Biz yerli üretimi desteklemeyi ve Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltmayı kurumsal bir ödevden öte, milli bir görev olarak kabul ediyoruz. Ürün portföyümüzün tamamı reçeteli ilaçlardan oluşuyor. Ağrı ve inflamasyon, endokrin ve metabolizma, gastrointestinal, hematoloji, hepatoloji, kardiyovasküler, multipl skleroz (MS), nöroloji ve psikiyatri gibi akut ve kronik tedavi alanlarında faaliyet gösteriyoruz. 60’tan fazla marka ve 180’i aşkın üründen oluşan çok geniş bir ürün portföyüne sahibiz. Toplamda 400’ün üzerinde ruhsatlı ürünümüz bulunuyor. En büyük gurur kaynaklarımızdan biri, birçok tedavi alanında pazara ilk eşdeğer ürün sunan şirket konumunda olmamızdır. Tüm bu faaliyetlerin kalbi Silivri’deki tesisimizde atıyor. Burası yaklaşık 800 ekip arkadaşımızın emekleriyle neredeyse tüm formlarda ilaç üretimi gerçekleştirebildiğimiz, Türkiye’nin adeta bir Ar-Ge ve üretim üssüdür. Türkiye’nin yanı sıra 5 kıtada 50’den fazla ülkenin de ilaç ihtiyacını her koşulda güvenle karşılıyoruz." Rakamlarla Sanovel ve onkoloji hamlesi Son 5 yıldaki büyüme rakamlarını ve 2035 vizyonunu detaylandıran Yalın şu verileri paylaştı: "IQVIA’ya göre değer bazında 10,5 kat, kutu bazında ise 1,5 kat büyüme gösterdik. Diyabet alanında jenerik firmalar arasında lider konumdayız. Kardiyoloji alanında jenerik firmalar arasında 2. sırada, merkezi sinir sistemi alanında ise total pazarda ikinci sıradayız. MS pazarında ise jenerik firmalar arasında 2. sırada, total pazarda ise 3. sırada yer alıyoruz. Yurt içi pazarda yükselişimizi sürdürürken uluslararası pazarlarda ihracatımızı yaklaşık 4 kat büyüttük. Üretim miktarımızı 60 milyon kutudan 91,5 milyon kutuya taşıdık. Son 5 yılda fabrikamıza yaptığımız 26 milyon ABD doları yatırımla yeni ekipmanlar temin ettik. 2035 vizyonumuz doğrultusunda verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı bir gelecek planıyla ilerliyoruz. Oluşturduğumuz proje takımlarından biri onkoloji odağında faaliyet gösteriyor. Çoğunluğu ithal olan onkoloji ürünlerini ülkemizde üreterek bu ürünlerin erişilebilirliğini artırmayı, sürdürülebilir sağlığa katkı sunmayı ve ülkemizin döviz kaynaklarının korunmasına destek olmayı önemsiyoruz. 2035 vizyonumuz kapsamında etki alanımızı 2 katına çıkarmayı, orta vadede Türk ilaç pazarında ilk 10 firma arasında yer almayı ve yurt dışında Sanovel markasını küresel bir dev haline getirmeyi hedefliyoruz." "50 ülkede varız, 200'den fazla ruhsat onayı bekliyoruz" Küresel pazarlardaki varlıkları ve uluslararası denetim başarıları hakkında konuşan Yalın şunları aktardı: "2005 yılında başladığımız ihracat yolculuğunu bugün çok ileri bir boyuta taşıdık. Şu anda 400’ün üzerinde ruhsat ile Kanada’dan ABD ve Avrupa’ya kadar 50 ülkedeki ihracat faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Türkiye’nin cari açığının azaltılmasına ve net döviz girdisi sağlanmasına stratejik bir destek sunuyoruz. Fabrikamızdaki süreçlerin uluslararası standartlara uygunluğunu Avrupa’da EMA ve EU GMP, ABD’de ise US FDA onaylarımızla tescillemiş olmaktan gurur duyıyoruz. Şu an bulunduğumuz ve yeni giriş yapmayı planladığımız pazarlarda 200’den fazla ruhsat onayı bekliyoruz. Gelecek hedeflerimiz doğrultusunda AB, ABD, Kanada, MENA, Sahra Altı Afrika, Güneydoğu Asya, LATAM ve CIS bölgelerinde varlığımızı genişletmeye odaklanıyoruz." Ar-Ge kadrosu ve teknolojik altyapıya ilişkin açıklamalarda bulunan CEO Hülya Yalın şöyle devam etti: "80 bilim insanıyla Ar-Ge çalışmalarını yürüten Sanovel olarak, sektörde Ar-Ge’ye en fazla kaynak ayıran lider şirketlerden biriyiz. Alman mühendislik şirketi PharmaPlan tarafından tasarlanan tesisimizdeki Ar-Ge Merkezimizde; konvansiyonel ilaçların ötesine geçerek kombinasyon ürünler, yeni üretim teknolojileriyle farklı dozaj şekilleri içeren ürünler ve ODT (ağızda dağılan tablet) projeleri geliştiriyoruz. Bu projeleri Türkiye, ABD, Kanada ve Avrupa pazarları için 'ilk eşdeğer' olma hedefiyle kurguluyoruz. Çalışmalarımızda cGMP ve cGLP kurallarını en üst seviyede uygularken, Kalite Tasarımı (QbD) yaklaşımıyla regüle pazarların kapısını açıyoruz. Fikri mülkiyet ve patent alanında ilaç sektöründe elde ettiğimiz şampiyonluğu bu yoğun emeğin sonucu olarak görüyoruz. Türkiye’deki tüm sektörler bazında yapılan patent başvuru sayısı sıralamalarında ilk 3 şirket arasında yer alıyoruz." Sürdürülebilirlik, Sosyal Sorumluluk ve "En İyi İşveren" Ödülü Çevresel hedefler, sosyal projeler ve insan kaynakları başarılarına değinen Yalın tüm faaliyetlerinde Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı rehber aldıklarını ifade ederek, “Çevresel performansımızı düzenli takip ederek 2025 yılında karbon ayak izimizde yüzde 14,3, su ayak izimizde ise yüzde 13,9 oranında net azaltım sağladık. Cumhuriyetimizin 102. yılında 102 kız öğrencimize profesyonel koçluk desteği sağladık. Fırsat Eşitliği Modeli Sertifikası’nı almaya hak kazanarak toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımımızı tescilledik. Ayrıca Forbes Türkiye ve Statista iş birliğiyle gerçekleştirilen 'Türkiye’nin En İyi İşverenleri 2026' listesinde yer almaktan memnuniyet duyuyoruz. 10 binden fazla çalışanın anonim geri bildirimleri doğrultusunda oluşturulan bu listede yer almak, çalışan deneyimine verdiğimiz önemin bir göstergesidir” diye konuştu. “Türkiye’yi global arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam ediyoruz” Şirketin devredildiği veya değerinin altında satıldığı yönündeki iddialara açıklık getiren Yalın, şu ifadeleri kullandı: "Öncelikle çok net ifade etmek isterim ki, Sanovel ile ilgili ortaya atılan iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Sanovel, bir Türk şirketi olarak 43 yıldır olduğu gibi bugün de ülkesi için yatırım yapmaya, istihdam yaratmaya, Türkiye’yi global arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam etmektedir. Her şirkette olduğu gibi Sanovel’in idari süreçleriyle ilgili oluşan değişimler, şirketimizin güçlü geleceğini desteklemek, operasyonel mükemmeliyet ve organizasyonel çevikliği güçlendirmek adına atılan doğal dönüşüm adımlarıdır. Dönem dönem gündeme getirilen geçmiş hissedarlarımızla ilgili süreçler ise Sanovel’in tüzel kişiliğini ve bugünkü operasyonel faaliyetlerini ilgilendiren bir konu değildir. Uluslararası yatırımcılardan gösterilen ilgi, hem ülkemizin makroekonomik istikrarına hem de Sanovel'in küresel potansiyeline duyulan sarsılmaz güvenin bir yansımasıdır." "Uluslararası Yatırım Türkiye'nin Üretim Gücünün Tescilidir" Uluslararası ortaklığın sağladığı katkıya değinen Hülya Yalın şunları ekledi: "Uluslararası yatırımcıların hissedarlar arasında yer alması, Türk ilaç sektörünün ve Türkiye’nin üretim gücünün uluslararası arenada ne kadar büyük bir itici güç olduğunun tescilidir. 2020 yılı ve sonrasında gerçekleşen bu stratejik yatırım; şirketimizin üretim gücünü, Ar-Ge kabiliyetini, istihdamını, ihracat potansiyelini ve yerli üretime olan katkısını çok daha yukarılara taşıyacak hayati bir adım olmuştur. Sanovel, 2020 yılı itibarıyla kurumsallaşma yolculuğunu stratejik yatırımlarla halihazırda güçlendirmeye başlamış; büyüme, globalleşme, sürdürülebilirlik hedeflerinde önemli atılımlar gerçekleştirmişti. Uluslararası yatırımcıların sağladığı bu yeni katkı ve güven ortamı, küresel pazarlardaki rekabet gücümüzü çok daha fazla geliştirecek ve perçinleyecektir. Sanovel bu ülkenin milli bir değeridir ve geleceğini kararlılıkla Türkiye’de inşa etmektedir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OPPO Dünya Çapında Güncel Patent Verilerini Paylaştı Haber

OPPO Dünya Çapında Güncel Patent Verilerini Paylaştı

Bunların 115.000'i faydalı model patentinden oluşuyor ve bu oran tüm OPPO patent başvurularının %92'sini oluşturuyor. OPPO, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü'nün (WIPO) yayımladığı 2025 PCT (Patent İş Birliği Antlaşması) uluslararası patent başvuruları sıralamasında OPPO dünya genelinde 18. sırada yer alıyor. Bugün dünya genelinde 40'ın üzerinde ülke ve bölgede patent portföyüne sahip olan OPPO, 2025 yılı istatistiklerine göre: Avrupa'da patent tescili alan Çinli patent sahipleri arasında 5. sırada,ABD'de patent tescili alan Çinli patent sahipleri arasında 6. sırada,Çin'de verilen buluş patentleri bakımından dünya genelinde ise 7. sırada yer alıyor. 5G patentlerinin öncülerinden… Bugüne kadar 5G standardına ilişkin temel patentlerini dünya çapında 40'ın üzerinde ülke ve bölgede kullanıma sunan şirket, Avrupa Telekomünikasyon Standartları Enstitüsü’ne (ETSI) de binlerce 5G standardı patent ailesini bildirdi. OPPO, küresel cep telefonu ağları için teknik standartlar ve protokoller geliştiren telekomünikasyon konsorsiyumu 3GPP'ye (3. Nesil Ortaklık Projesi) de 5G standardıyla ilgili teknik katkılarını sunmaya da devam ediyor. Şirket önde gelen bir patent istatistik platformu olan LexisNexis® IPlytics'in Ocak 2026'da yayınladığı Global 5G Standart Esas Patent Gücü Raporu'na göre kapsamlı 5G patent gücü açısından ilk 10 arasında yer alıyor. Yapay zekâ alanında OPPO, küresel patent portföyünü sürekli genişletiyor. Bu alanda şirket öncelikli olarak görüntü işleme, bilgisayarlı görü, ses/konuşma teknolojileri, doğal dil işleme ve makine öğrenmesi alanlarına odaklanıyor. OPPO'nun video standardı patentleri de, dünya çapında 40'ın üzerinde ülke ve bölgede sürekli olarak tescil ediliyor ve dünya çapında en üst sıralarda yer alıyor. Hızlı şarj teknolojilerinin kapsamını genişletiyor OPPO’nun yenilikçi teknolojilerinin en önemli örneklerinden biri hızlı şarj teknolojisi (VOOC). Şirket, hızlı şarj teknolojisine ilişkin patentlerini bugüne kadar tüketici elektroniği, ortak kullanımlı taşınabilir şarj cihazları ve araç içi şarj sistemleri gibi sektörlerden 60'ın üzerinde şirkete lisansladı. 2021 yılında çığır açan hızlı şarj teknolojisini akıllı telefonların ötesine taşıyarak otomobillere, kamusal alanlara ve farklı elektronik cihazlara yaymayı hedefleyen Flash Initiative adlı projesini başlattı. OPPO, otomotiv sektöründe otomobil üreticileri, çip üreticileri ve modül tedarikçileriyle yaptığı patent lisanslama iş birlikleri sayesinde araç içi hızlı şarj ekosistemini de geliştiriyor. Dünya genelinde bugün 25 milyonun üzerinde araç OPPO'nun hızlı şarj patent teknolojisini kullanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.