Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Pazar Payı

Kapsül Haber Ajansı - Pazar Payı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pazar Payı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hyundai’den 2025 Yılında Dünya Çapında Yükseliş Haber

Hyundai’den 2025 Yılında Dünya Çapında Yükseliş

Hyundai Motor Avrupa, 2025 yılında Avrupa pazarında (AB, EFTA, Birleşik Krallık, Doğu Avrupa ve Türkiye) 603.542 adet binek otomobil satışı gerçekleştirerek yüzde 4,2 pazar payı elde etti. Güçlü bir performans sergileyen Hyundai, elektrikli araç segmentindeki konumunu güçlendirmeye devam ederek satış hacminde yüzde 24 büyüme kaydetti. Tam elektrikli araçlar (BEV) yüzde 48 artışla büyümenin ana itici gücü olurken, Hibrit (HEV) ve Plug-in Hibrit (PHEV) modeller de yüzde 11 artış gösterdi. Hyundai, Avrupa’da giderek daha dinamik hale gelen pazar ortamında yüzde 18’lik tam elektrikli satışıyla da sağlam bir ilerleme kaydetti. Buna ek olarak Hyundai, iki temel satış kanalında müşteri tabanını genişletti: bireysel satışlar yüzde 2, filo satışları ise bir önceki yıla kıyasla yüzde 4 arttı. Avrupa Pazarlarında Güçlü Performans Hyundai, 2025 yılında Avrupa’nın kilit pazarlarında önemli başarılar elde etti. Birleşik Krallık’ta satış hacimleri büyümeye devam ederek 93.124 adetle ülke tarihindeki en yüksek ikinci sonuca ulaştı ve binek otomobil pazarında dokuzunculuktan altıncılığa yükseldi. Hyundai, Almanya’da 92.890 adet satış ve yüzde 3,3 pazar payıyla binek otomobil segmentinde en çok satan Asyalı marka oldu. Elektrikli araç tescilleri yüzde 49 artarken EV oranı ise yüzde 27’ye ulaştı. İspanya’da da 64.467 adet ve yüzde 5,8 pazar payıyla pazardaki en yüksek satış hacmine ulaşarak dördüncü sıradaki yerini korudu. İtalya’daki pazar payı yüzde 3,0 seviyesinde sabit kalırken satış adeti ise 47.046 adet oldu. EV satışlarındaki artış sayesinde EV oranı pazar ortalamasının 9 puan üzerine çıktı. Fransa’da ise yüzde 2,8 pazar payı ve 45.623 adetlik satışla ilk 10 marka arasında yer aldı. Ayrıca Fransa’da; Hibrit Elektrikli Araçlar satışların yüzde 35’ini oluşturdu ve pazar ortalaması olan yüzde 22’nin üzerine çıktı. Avrupa’nın Yükselen Yıldızı Türkiye Hyundai, üretim yaptığı Türkiye’de ise 2025 yılında satışlarını yüzde 10 artırarak toplam 67.368 adet hacme ulaştı ve binek otomobil pazarında altıncı sırada yer aldı. Türk tüketicisinin en çok sevdiği ve ilgi gösterdiği markalardan biri olan Hyundai, 1997 yılından bu yana kesintisiz olarak Türkiye’de üretim yaparak aynı zamanda ülke ekonomisine ve istihdaa da katkıda bulunmaya devam ediyor. Bu rakamlar, Hyundai’nin elektrifikasyon stratejisinin başarısını ortaya koyan güçlü göstergeler olarak öne çıkıyor; markanın birçok modeli EV segmentine liderlik ediyor. INSTER, toplam 33.917 adet satışla bölgede A segmenti elektrikli araçlar arasında ikinci sırada yer aldı. INSTER, 2025 Dünya Elektrikli Otomobili seçilirken, IONIQ 9 Almanya’da 2026 Yılının Premium Otomobili ödülünü kazandı. HEV ve PHEV versiyonlarının yanı sıra içten yanmalı motor seçeneği de bulunan TUCSON ise Avrupa’da kompakt SUV segmentinde bireysel satış kanalına yüzde 5,3 pazar payıyla liderlik ediyor. Hyundai CEO’su Jose Muñoz “Avrupa, Hyundai’nin küresel büyümesi açısından merkezi bir konumda. Bölge genelinde üretim, Ar-Ge ve insan kaynağına yaptığımız yatırımlar, Avrupa’ya olan uzun vadeli bağlılığımızı ve yerelleşme stratejimizi yansıtıyor. Çekya, Türkiye ve Almanya’daki ekiplerimiz Hyundai’nin ‘Progress for Humanity yani İnsanlık İçin İlerleme’ vizyonunu Avrupa’da daha ileriye taşıyor. Önümüzdeki 18 ay içinde piyasaya sunacağımız 5 yeni model ve 2027 yılına kadar tamamen elektrikli hale gelecek ürün gamımızla, Avrupalı müşterilerimize hak ettikleri seçenekleri sunmak için hızla ve kararlılıkla ilerliyoruz” dedi. Hyundai Motor Avrupa Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet ise “Hyundai Motor Avrupa olarak 2025 yılında elektrikli araç satışlarındaki yüzde 24’lük artış ve hibrit - elektrikli modellerimizdeki toplam pazar payımızı aşan performansımız sayesinde güçlü bir sonuç elde ettik. Önümüzdeki 18 ay içinde 5 tamamen yeni modelden oluşan güçlü bir ürün atağımızla ürün yatırımlarımıza devam edeceğiz. Bayi ortaklarımızla yakın çalışarak Avrupalı müşterilerin beklentilerini karşılayacak ve geleceğe güvenle hazırlanacağız” dedi. 2027’ye Kadar Tamamen Elektrikli Ürün Gamı Hyundai, elektrifikasyon stratejisinin derinleşmesi doğrultusunda, elektrikli ürün portföyünü genişletmeyi sürdürüyor. Önümüzdeki 18 ay içinde 5 yeni modelin lansmanı planlayan Hyundai, bunların üçünü Avrupa’daki müşteri ihtiyaçlarına uyum sağlamak üzere B segmentinde yer konumlayacak. Bu modeller arasında, Nisan 2026’da Milano Tasarım Haftası’nda dünya prömiyerini kutlayacak olan IONIQ 3 de bulunuyor. Bunun ardından Hyundai’nin ürün gamı, en küçük model INSTER’dan STARIA Electric’e kadar uzanan 7 adet BEV ile pazardaki en kapsamlı EV ürün gamlarından biri haline geliyor. Halihazırda modellerin yaklaşık yüzde 80’inin elektrikli bir versiyonu bulunurken, Hyundai 2027 yılına kadar tüm modellerini elektrikli hale getirmeyi hedefliyor. Hyundai, elektrikli ve hibrit performansını sürekli geliştirmek için kapsamlı bir teknoloji yol haritası üzerinde çalışıyor. Hyundai’nin Avrupa’ya Olan Bağlılığını Güçlendirmek Hyundai’nin Avrupa’ya olan bağlılığı pek çok alanda somut şekilde görülüyor: Çekya’nın Nošovice kentindeki Hyundai Motor Manufacturing Czech (HMMC) tesisi, yakın zamanda 5 milyonuncu aracını üreterek önemli bir kilometre taşını geride bıraktı. Bu başarı, uzun vadeli istikrarı, teknolojik olgunluğu ve Avrupa için Avrupa’da üretimi yansıtıyor. Markanın İzmit’teki fabrikası Hyundai Motor Türkiye (HMTR) ise yılın ilerleyen dönemlerinde ilk elektrikli aracı olan IONIQ 3’ü üretmeye hazırlanıyor. Her iki üretim tesisi ile birlikte Almanya’daki Hyundai Motor Europe Technical Center (HMETC) Ar-Ge merkezi de Hyundai’nin Avrupa’daki elektrikli araç varlığını güçlendirmek amacıyla önemli yatırımlar aldı. Yeni Square Campus için yapılan 150 milyon euro yatırımla Hyundai, geçen yıl HMETC tesislerini 25.000 m² daha genişleterek Avrupa’nın en gelişmiş otomotiv Ar-Ge merkezlerinden birine dönüştürdü. Hyundai, İzmit’te bulunan üretim tesisinde ise yeniden tasarlanan EV gövde tabanı, yüksek voltajlı batarya entegrasyonu ve güç elektroniği için 250 milyon euro yatırım yaptı ve önümüzdeki yıllarda da ek yatırımlar planlanıyor. Çekya’daki Nošovice fabrikası da 2025 yılında BEV batarya üretimi ve montajını desteklemek üzere genişletildi; tesisin 2008’de açılmasından bu yana yapılan toplam yatırım 2 milyar euroyu aştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜRKBESD 2025 Yılı Verilerini Açıkladı: İhracat Hacmi 2017 Seviyelerine Geriledi  Haber

TÜRKBESD 2025 Yılı Verilerini Açıkladı: İhracat Hacmi 2017 Seviyelerine Geriledi 

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2025 yılı sonuçlarına dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel gibi yerli, uluslararası, ithalatçı ve üretici firmaları bünyesinde barındıran TÜRKBESD’in paylaştığı bilgilere göre 2025 yılında 6 ana ürün grubunda geçen yıla kıyasla iç satışlarda %3 oranında daralma yaşandı. 2025 yılı iç piyasa satışları 9,9 milyon adet olarak gerçekleşti. İhracatta ise son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken 2025 yılında ihracat, bir önceki yıla kıyasla 2,2 milyon adet, yani %10 oranında azaldı. İhracatta devam eden düşüş üretim adetlerine de yansırken 2025 yılı üretim miktarı geçen yıla göre %9 oranında geriledi. Türkiye, %7’lik üretim hacmiyle Avrupa’nın birinci, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibariyle yıllık 29 milyon üretim adediyle faaliyet gösteren beyaz eşya sektörü, 60 bin doğrudan, 600 bin dolaylı istihdam alanı sağlıyor. 2025 yılında 20,2 milyon adet olarak kaydedilen ihracat hacminin 2017 seviyelerine geri döndüğünü belirten TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül bu durumun sektör için son 10 yılda elde edilen kazanımların kaybedilme riski anlamına geldiğini vurguladı. “İhracatı destekleyecek politikalara her zamankinden fazla ihtiyaç duyuyoruz” “Can damarı ihracat olan sektörümüzde, ihracat hacminin on yıl önceki seviyelere geri dönmüş olması sanayimiz adına endişe vericidir. Bu durum, rekabet gücümüzün korunması açısından kritik bir eşiğe gelindiğini göstermektedir” diye konuşan Şengül, üretiminin yaklaşık %70’ini ihraç eden bir sektör olarak, bu kayıpların kalıcı hale gelmemesi için ihracatı destekleyecek politikalara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi. Şengül, artan girdi, enerji ve finansman maliyetleri ile ticaret politikalarındaki belirsizliklerin rekabetçiliği giderek daha kırılganlaştırdığını söyledi. Buna ek olarak, Şengül, dış pazarlarda Uzak Doğulu oyuncuların rekabetçi maliyetlerle elde ettikleri pazar payı kazanımlarının da sektör üzerinde ilave baskı oluşturduğunu belirtti. “Rekabetçiliği etkileyen faktörlerin başında hammaddeye erişim ve girdi maliyetleri geliyor. Son dönemde bazı ürün gruplarına yönelik başlatılan anti-damping soruşturmalarının önlemle sonuçlanması ve devam etmekte olan soruşturmalar, halihazırda yüksek olan girdi maliyetlerimizi daha da artırma riski taşıyor” diyen Şengül, tüm bu unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, sanayi üretimini, ihracatı ve rekabet gücünü koruyacak dengeli ve öngörülebilir politika adımlarının sektör açısından kritik hale geldiğini ifade etti. "Türkiye, ‘Made in Europe’ sürecinin dışında bırakılmamalı” Avrupa Birliği’nde son dönemde gündeme gelen “Made in Europe” tartışmalarını da sektör olarak hassasiyetle yakından takip ettiklerini belirten Şengül konuyla ilgili şunları söyledi: “Made in Europe” düzenlemesinin gündeme gelmesi halinde, mevcut ekonomik entegrasyon düzeyi, mevzuat uyumu ve iklim hedefleri dikkate alınarak Türkiye’nin bu sürecin dışında bırakılmaması gerektiği kanaatindeyiz”. Şengül, AB sanayisiyle güçlü entegrasyonun önemli bir diğer başlığı olan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) etkisinin rekabetçiliği doğrudan etkileyebileceğine de değinerek “SKDM uygulamaları ve “Made in Europe” gibi yaklaşımların, AB ile derin biçimde entegre olmuş sanayimiz açısından rekabetçilik kaybı yaratmaması için, Türkiye’nin tedarik zincirlerindeki konumu dikkate alınarak değerlendirilmesini son derece önemli buluyoruz” dedi. “2026 daha temkinli bir döneme işaret ediyor” İhracattaki daralmayla beraber üretim seviyelerinde gözlenen düşüşün uzun süreli hale gelme riskine dikkat çeken Şengül, “İç pazarın yeniden ve sürdürülebilir biçimde hareketlenmesi her zamankinden daha önemlidir. Özellikle artık günümüzde temel ihtiyaç ürünleri arasında yer alan beyaz eşyada, tüketicilere yönelik taksit olanaklarının güçlendirilmesi ve finansmana erişimi kolaylaştıracak adımların atılması iç pazarın sağlıklı işleyişine katkı sunacaktır” dedi. Şengül sözlerini şöyle tamamladı: “İhracat ve iç pazarda gözlenen zayıf seyir, sektörümüz açısından 2026’da daha temkinli bir döneme işaret ediyor. Bu süreçte, üretim ve ihracat kapasitemizin korunması; istihdamın sürdürülebilirliği ve yurtdışında rekabet gücümüzün devamı açısından belirleyici olacaktır. Bu nedenle girdi maliyetlerinin dengelenmesi ve yurtdışı pazarlarda rekabeti zayıflatacak ilave yüklerden kaçınılması kritik önem taşımaktadır.” “Anti-damping uygulamaları girdi maliyetlerini artırıyor, rekabet gücünü zayıflatıyor” Beyaz eşya gibi kritik imalat sanayi sektörlerinde önemli girdi maliyetlerinden olan yassı çelik, emniyet camları ve polistiren malzeme gruplarındaki korumacı politikalar hakkında güncel bilgileri paylaşan TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, sonuçlanan ve devam eden soruşturmaların sektör girdi maliyetlerini doğrudan etkilediğini belirtti. Son gelişmeleri değerlendiren Yavuz, “Girdi maliyetlerimizin yaklaşık %17’sini oluşturan yassı çelik ürünleri kapsamında yer alan soğuk, galvaniz ve boyalı saclara yönelik devam eden anti-damping soruşturmasının, sektörümüzün ihtiyaçları da dikkate alınarak, ülkemizin bütüncül ekonomik çıkarlarına uygun şekilde yürütülmesi ve önlemsiz olarak sonuçlandırılması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, bu ürünlerin bir bölümü, yerli üretimle karşılanamayacak teknik özellikler taşımakta ve sadece belirli kalite ve ölçülerde ithalat yoluyla temin edilebilmektedir. Sektörümüzün rekabetçiliğini koruyabilmesi, ihracat kapasitesini sürdürebilmesi ve istihdamı muhafaza edebilmesi için girdi maliyetlerinin makul ve öngörülebilir seviyelerde tutulması hayati önemdedir. Aksi halde, mevcut gümrük vergilerine ek olarak soruşturma sonucu yeni bir verginin daha getirilmesi, hem iç pazarda hem de uluslararası pazarlarda rekabet gücümüzün zayıflamasına neden olacaktır” dedi. “Rekabet ettiğimiz ülkelerde bulunmayan maliyet kalemleri sektörde yük oluşturuyor” TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Benay Bakışkan, beyaz eşya sanayisinin son dört yılda hem küresel pazarlarda yaşanan daralma hem de artan maliyet unsurları nedeniyle ihracatta gerileme yaşadığını belirterek, özellikle Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) artışlarının sektörde ciddi maliyet baskısı yarattığını vurguladı. Bakışkan, “2020’de uygulanan birim fiyatlar, Aralık 2025 itibarıyla %1550- %1666,7 bandında artarken, Aralık 2025 ÜFE ve TÜFE’de bu artışlar sırasıyla %735,5 ve %596,1 gerçekleşmiştir. Bugün sektörümüze yansıyan yıllık GEKAP yükü yaklaşık 3 milyar TL düzeyine ulaştı. 2020-2025 yılları arasında kümülatif etki değerlendirildiğinde ise, yalnızca beyaz eşya sektöründen tahsil edilen GEKAP gelirlerinin yaklaşık 250 milyon USD seviyesine ulaştığı tahmin edilmektedir” dedi. Bu artışların üretim planlaması ve nakit akışı üzerinde ciddi baskı yarattığını ifade eden Bakışan, mevcut rekabet kaybının aciliyeti dikkate alınarak GEKAP yükümlülüklerinin sektör açısından geçici süreyle sıfırlanması veya yarıya indirilmesinin sektör için büyük önem taşıdığını söyledi. Ayrıca, GEKAP’ın ürün ağırlığı üzerinden hesaplanmasının da sektörü ürünlerinin yapısal unsurlarından (çamaşır makinesi denge ağırlığı vb.) dolayı orantılı olmayan hesaplamalara neden olduğunu; bu ürünlerin aynı birim ağırlık esasına tabi tutulmaması gerektiği ve alternatif bir hesaplama yöntemine geçiş yapılmasına ihtiyacı bulunduğunu belirtti. “Enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak her türlü teşvik milli servete katkı” Beyaz eşya sektörünün, üretimden satışa ve satış sonrası hizmetlere kadar geniş bir ekosistemi ifade ettiğini belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, iç pazardaki sürekliliğin sektör için taşıdığı öneme dikkat çekti. “İç pazarı destekleyecek ve sürdürülebilir talebi güçlendirecek adımların gecikmeden hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor” diye konuşan Kuseyri, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasına yönelik kapsamlı bir hareket planına duyulan ihtiyacı dile getirdi. Kuseyri şöyle devam etti: “Bilindiği gibi beyaz eşya sektörü olarak gelişen teknolojiler ve inovasyon sayesinde her geçen gün daha yüksek enerji tasarrufu sağlayan ürünleri üretiyor ve piyasaya sunuyoruz. Bu tasarruf, yalnızca doğal kaynakların korunmasına değil, aynı zamanda tüketicilerimizin bütçesine doğrudan katkı sağlıyor. Bu yaklaşımın, ülkemizin, tüketicilerimizin ve sektörümüzün ortak faydasına hizmet eden; çevresel, ekonomik ve endüstriyel sürdürülebilirliğin anahtarı olacağına inanıyoruz.” Yakın zamanda yapılan bir çalışmanın da detaylarını paylaşan Kuseyri, 2014 yılına kıyasla buzdolabı ürün grubunda hacimlerin %18 oranında artmış olmasına karşılık enerji tüketiminde %16 tasarrufu sağlandığının altını çizdi. “Bu veriler ışığında, enerji verimli ürünlerin piyasada yaygınlaşması, sadece ülkemizin yıllık enerji tasarrufu miktarını artırmakla kalmayacak; aynı zamanda kaynakların verimli kullanımını sağlayarak üretime güç katacak ve ihracatta kaldıraç rolü oynayacaktır” diyen Kuseyri, bu nedenle, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak her türlü teşvikin, milli servete ve sürdürülebilir büyümeye katkı sağlayacağını vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sompo Sigorta, 2025’te Pazar Payını Artırarak İlk 5’te Yerini Pekiştirdi Haber

Sompo Sigorta, 2025’te Pazar Payını Artırarak İlk 5’te Yerini Pekiştirdi

Pazar payını yüzde 5’e yükselten şirket, Türkiye sigorta sektörünün en büyük 5 şirketi arasındaki konumunu pekiştirdi. 2026 yılında kasko poliçe adedini 1,2 milyona, toplam müşteri sayısını ise 3,5 milyona çıkarmayı hedefliyor. Ekonomik öngörülebilirliğin arttığı ve finansal istikrarın güçlendiği 2025 yılında sigorta sektörü büyümesini sürdürdü. Enflasyondaki düşüş eğilimi ve artan risk bilinci, hayat dışı sigorta pazarında prim üretimini destekledi. Yılın ilk 11 ayında hayat dışı sigorta sektörü 894 milyar TL prim üretimiyle yüzde 43 büyürken, artan araç satışlarının etkisiyle otomotiv sigortaları sektördeki büyümenin lokomotifi oldu; tamamlayıcı sağlık ve yangın branşlarında da prim ve poliçe adetleri arttı. Bu tablo içinde Sompo Sigorta, sektör ortalamasının üzerinde bir performans göstererek prim üretimini yüzde 46 artırdı. 51,3 milyar TL üretimle, pazar payını yüzde 5’e yükselten şirket; özellikle oto sigortalarındaki teknik disiplin, hasar yönetimi ve müşteri deneyimi odağındaki düzenlemelerle güçlü sonuçlara ulaşarak büyüme ivmesini artırdı. “2025 yılı, Sompo tarihinde rekorlar kırdığımız bir yıl oldu” Sompo Sigorta Genel Müdürü Fahri Uğur, 2025 yılını değerlendirdiği açıklamasında 2,9 milyon müşteri ve 950 bin kasko adedine ulaştıklarını belirterek “2025 hedeflerimizin üzerine çıktığımız verimli bir yıl oldu. Özellikle kasko branşında 15,1 milyar TL prim üretimi ve yüzde 68 büyümeyle tarihimizin en yüksek kasko pazar payı seviyesine ulaştık. Rekabetin yoğun olduğu bu dönemde, hasar yönetimi ve müşteri deneyimini merkeze alan yaklaşımımızla güçlü bir performans ortaya koyduk. 1.300’ü aşkın oto servisinden oluşan yaygın ağımız sayesinde hasar süreçlerini hızlı ve şeffaf bir şekilde yönetiyoruz. TSB verilerine göre Kasko ödeme sürelerinde sektörde 23 gün ile en hızlı 4. şirketiz. Tüm bunlarla beraber 2025 yılında 3,8 milyon yaşayan poliçemiz bulunuyor. Prim üretimimiz, poliçe adetlerimiz, müşteri ve acente sayılarımızdaki artışla Sompo Türkiye tarihinde rekorlar kırdığımız bir yıl oldu. 2026 yılında da aynı büyüme ivmesini sürdürmeyi planlıyoruz.” dedi. Son üç yılda acente sayısını 2 kattan fazla artırdıklarına dikkat çeken Uğur, 6.500 acente ile saha erişimini ve etkinliklerini önemli ölçüde desteklediklerini söyledi. Fahri Uğur konuşmasında şu ifadeleri kullandı; “Bu büyümeyi yalnızca sayısal değil, niteliksel bir dönüşüm olarak ele alıyoruz. Acentelerimizi uzun vadeli iş ortaklarımız olarak konumlandırıyor; daha donanımlı, daha danışmanlık odaklı bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz.” ‘Normale Dön’ ile hayatın akışına güçlü bir vurgu: “Sompo Sigorta ile Hayat Yolunda” Geçtiğimiz yıl marka yatırımlarını hızlandıran ve gerçekleştirdiği çalışmalarla marka sıralamasında yerini bir sıra üste taşıyan Sompo Sigorta, 2026 yılına da güçlü bir iletişim kampanyasıyla giriyor. Sompo Sigorta Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Burak Bayhan, yeni iletişim kampanyası ‘Normale Dön’ ile ilgili açıklamalarda bulundu; “Bu kampanyanın çıkış noktasında, hayatın normal akışının ne kadar kıymetli olduğu içgörüsü yer alıyor. Çoğu zaman fark edilmeden yaşanan bu konforun değeri, bir kaza ya da beklenmedik bir durumla karşılaşıldığında çok daha net anlaşılıyor. ‘Normale Dön’ ile Sompo’nun sigortalılarına yalnızca teminat değil, hayatlarına hızla geri dönebilmelerini sağlayan bir güven sunduğunu anlatmak istedik. Kampanyayı kasko ile başlatırken müşteri deneyimi odağımızı ve hızlı çözüm anlayışımızı merkeze aldık; yıl içinde bu yaklaşımı tamamlayıcı sağlık sigortası iletişimiyle genişleterek, Sompo’nun farklı sigorta alanlarında da aynı kalite ve hızla hizmet sunduğunu vurgulamayı hedefliyoruz. Amacımız, Sompo’yu müşterilerin ilk aklına gelen ve doğrudan talep ettiği sigorta markası haline getirmek.” Bayhan konuşmasında, geçtiğimiz yılın sonunda hayata geçirilen Sompo Club sadakat programına da dikkat çekti. Program kapsamında acentelere ve poliçe sahiplerine, sigortanın ötesine geçen farklı alanlarda özel avantajlar ve farklılaştırılmış fırsatlar sunulduğunu ifade etti. 25 marka anlaşmasıyla hayata geçen ve bu sayının her geçen gün arttığını belirten Bayhan, Sompo Club’ın hem müşteri bağlılığını hem de acente ekosistemini destekleyen, bütüncül bir yapı olarak kurgulandığının altını çizdi. Sompo Club, müşterilerine poliçe alımlarında puan kazandırırken bu puanların Sompo ve anlaşmalı markalarda indirim olarak kullanılmasını sağlıyor. Program ayrıca hasar anında sunulan hasar deneyim uzmanı desteği ve seçili servislerdeki ayrıcalıklar ile müşteri deneyimini uçtan uca güçlendiriyor. 2026’da odağında büyüme ve müşteri deneyimi var Sompo Sigorta, 2026 yılında da kurumsal büyümeyi merkeze alan bir yol haritası izlemeyi hedefliyor. Bu kapsamda şirket, oto branşındaki güçlü konumunu pekiştirmeyi, sağlık alanındaki mevcut pozisyonunu güçlendirmeyi ve tüm kategorilerde müşteri deneyimini uçtan uca geliştirmeyi önceliklendiriyor. Büyümenin yalnızca hacimle değil; teknik disiplin, hizmet kalitesi ve dengeli portföy yapısıyla desteklenmesi amaçlanıyor. Bu doğrultuda Sompo Sigorta, 2026 yılında kasko poliçe adedini 1,2 milyon seviyesine, toplam müşteri sayısını ise 3,5 milyona çıkarmayı hedefliyor. Sompo Club aracılığıyla müşteri deneyiminin iyileştirilmesi, sadakat ve bağlılığın artırılması da öncelikli başlıklar arasında yer alırken; şirket hem bireysel hem de kurumsal segmentte daha derin ve uzun vadeli müşteri ilişkileri kurmayı hedefliyor.

Ayakkabı Yan Sanayinde Hedef: Küresel Pazar Payını Katma Değerli Üretimle Artırmak Haber

Ayakkabı Yan Sanayinde Hedef: Küresel Pazar Payını Katma Değerli Üretimle Artırmak

İDMİB’in açıkladığı 2025 yılı Ocak-Aralık dönemi verilerine göre; Türkiye’nin ayakkabı aksamları ihracatı değer bazında yüzde 3,4 oranında sınırlı bir azalışla 39,5 milyon dolar olarak gerçekleşti. Miktar bazında ise yüzde 14,5’lik bir daralma yaşanarak 4,7 bin ton seviyesine gerilendi. Bu süreçte sektörün kilogram başına birim fiyatı ise 8,4 dolar oldu. "Birim Fiyatımızdaki Direnç Umut Verici" Sektörün 2025 yılı performansını rakamlarla analiz eden AYSAD Başkanı Sait Salıcı, özellikle birim fiyat vurgusu yaparak şunları söyledi: "2025 yılı, küresel tedarik zincirindeki değişimlerin ve pazar daralmalarının hissedildiği bir dönem oldu. İhracat miktarımızda yüzde 14,5 gibi belirgin bir düşüş yaşanmasına rağmen, değer bazındaki kaybın yüzde 3,4 ile sınırlı kalması, sektörümüzün nitelikli ürün üretme kabiliyetini koruduğunu gösteriyor. Kg başına 8,4 dolarlık birim fiyatımız, standart üretimden katma değerli üretime geçiş yolculuğumuzun en önemli göstergesidir." "Dünya Pazarındaki Payımızı Yükseltmek Zorundayız" Küresel ölçekteki rekabet gücüne de değinen Salıcı, dünya geneli verilerle kıyaslama yaparak stratejik hedefleri paylaştı: "Dünya ayakkabı aksamları ithalat verilerine baktığımızda, 2024 yılı verilerine göre toplam pazarın 9 milyar dolar büyüklüğünde olduğunu görüyoruz. Türkiye olarak bu devasa pazardan aldığımız yüzde 0,5’lik pay, potansiyelimizin hala çok uzağında olduğumuza işaret ediyor. Henüz resmi verileri açıklanmayan 2025 yılı küresel pazarında da benzer bir pasta payı öngörülürken, bizim temel hedefimiz bu oranı tasarım ve teknolojiyle yukarı çekmektir. Fiyat rekabeti yerine, fark yaratan yan sanayi çözümleriyle dünya pazarında daha aktif rol almalıyız." Pazar Dağılımında Azerbaycan ve Romanya Sıçraması Ülke bazlı verilerde Azerbaycan ve Romanya’daki büyümenin altını çizen Sait Salıcı: "2025 yılında Cezayir en büyük pazarımız olma özelliğini korurken, Azerbaycan’a yaptığımız ihracatın yüzde 106 oranında artarak 1,6 milyon dolara ulaşması, Romanya’ya yaptığımız ihracatın da 1,6 milyon dolar olması bizler için çok kıymetli. Öte yandan, en büyük pazar grubumuz olan Avrupa Birliği’nde yaşanan yüzde 16,9’luk daralma, ana pazarlarımızda daha agresif ve yenilikçi bir pazarlama stratejisi izlememiz gerektiğini kanıtlıyor." dedi. 2025 Yılı Ayakkabı Aksamları İhracat Tablosu (Özet): Gösterge Değer (2025) Değişim (%) İhracat Değeri 39,5 Milyon $ -%3,4 İhracat Miktarı 4,7 Bin Ton -%14,5 Birim Fiyat (Kg) 8,4 $ - Dünya Pazar Payı %0,5 - Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Lojistiğinde Dev İş Birliği: OMSAN Lojistik ve Shell & Turcas Ortaklığını Büyüttü Haber

Enerji Lojistiğinde Dev İş Birliği: OMSAN Lojistik ve Shell & Turcas Ortaklığını Büyüttü

Türkiye'nin enerji akışını emniyetle yöneten OMSAN Lojistik, akaryakıt ve LPG taşımacılığı alanındaki gücünü tescilledi. Shell & Turcas ile imzalanan yeni anlaşma, şirketin operasyonel hacmini kısa sürede rekor seviyeye ulaştırdı. Kapasite 3 Katına Çıktı: 27 Araçtan 80 Araca Mayıs ayında tamamlanan ihale sürecinin ardından OMSAN Lojistik, operasyonel hızını artırmak adına dev bir yatırım hamlesi başlattı. İş birliğinin başlangıcında 27 araçla yürütülen süreç, yapılan stratejik yatırımlarla 80 araçlık dev bir filoya dönüştürüldü. Bu kapasite artışı, Türkiye’nin LPG ve akaryakıt lojistiğinde OMSAN’ın pazar hakimiyetini daha da güçlendirdi. Kesintisiz Operasyon: 300 Özel Donanımlı Araç ve Uzman Kadro OMSAN Lojistik, tehlikeli madde taşımacılığı gibi yüksek hassasiyet gerektiren bir alanda dev bir operasyonel orduyla hizmet veriyor: 7/24 Hizmet: Enerji taşımacılığı süreçleri günün her saati kesintisiz şekilde devam ediyor. Dev Kadro: 500’e yakın profesyonel sürücü ve 60 kişilik uzman operasyon ekibi sahada aktif rol alıyor. Pazar Payı: Şirket bugün itibarıyla Türkiye’deki LPG taşımacılığının %8’ini, akaryakıt taşımacılığının ise yaklaşık %5’ini tek başına üstleniyor. ???? Enerji Lojistiğinde 1.5 Milyar TL’lik Dev Ciro Türkiye genelinde yaklaşık 20 milyar TL büyüklüğe sahip olan enerji lojistiği pazarında OMSAN, finansal verileriyle de dikkat çekiyor. Şirket, enerji taşımacılığı birimiyle yıllık 1.5 milyar TL’nin üzerinde bir ciro hacmine ulaşmış durumda. "Türkiye’nin Enerjisini Emniyetle Taşıyoruz" OMSAN Lojistik Genel Müdürü Ahmet Tansık, büyüyen iş ortaklığının ardından markaya duyulan güvenin altını çizdi: “Türkiye’nin enerji akışında kritik bir rol oynuyoruz. Güvenlik, hız ve kalite standartlarımızla sadece müşterilerimize değil, ülkemize de değer katıyoruz. OMSAN’a duyulan bu güven, her geçen gün yeni iş ortaklıkları olarak bize geri dönüyor. Enerjiyi sürdürülebilir bir çerçevede ve en yüksek emniyet standartlarında taşımaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2PLAN, Etkinlik Serisine Bir Yenisini Daha Ekledi Haber

2PLAN, Etkinlik Serisine Bir Yenisini Daha Ekledi

Otomotiv sektöründe yenilikçi yaklaşımlarıyla öne çıkan 2PLAN, sektöre değer katan etkinlik serisini yeni bir konferansla büyüttü. Bu yıl gerçekleştirdiği “Elektrikli Araç Konferansı”, “2. El Elektrikli Araç Günleri”, “Otomotiv Zirvesi” ve “Otomotivin Dönüşümü Konferansı”nın ardından portföyüne “E-Mobilite’nin Dönüşümü Konferansı” ekledi. İstanbul Etiler’deki 2PLAN Terminal’de düzenlenen konferans, sektörün alanında uzman isimlerini ve paydaşlarını bir araya getirdi. Garanti BBA ve Sigortaladım.com katkılarıyla gerçekleştirilen konferans, 2PLAN’ın sektöre sağladığı değeri ve otomotivin geleceğine yönelik ortak bir yol haritası oluşturma vizyonunu ortaya koydu. Konferansın panel bölümünde; Tofaş Markalar Direktörü İbrahim Anaç, Boston Consulting Group Yönetici Ortağı Aykan Gökbulut, Garanti BBVA Tüketici Finansmanı Direktörü Koray Öztopçu ve Sigortaladım.com Genel Müdür Yardımcısı Orçun Kızıltepe, teknolojik dönüşümden yeni nesil finansman çözümlerine, elektrikli araçların yaygınlaşma sürecinden geleceğin mobilite trendlerine uzanan başlıkları farklı perspektiflerden ele aldı. Orhan Ülgür: “Sektörün değişen ihtiyaçlarına yanıt veriyoruz” 2PLAN İcra Kurulu Başkanı Orhan Ülgür, konferansın açılışında yaptığı konuşmada, düzenledikleri etkinliklerin sektörün değişen ihtiyaçlarına yanıt vermeyi amaçladığını belirterek şunları kaydetti: “2PLAN olarak elektrikli araçlardan, kadınların sektördeki temsiline kadar farklı alanlarda gerçekleştirdiğimiz konferanslarla sektöre yeni bir perspektif sunmaya çalışıyoruz. Tüketicilerin merak ettiği konuları uzmanlarla bir araya getirerek daha anlaşılır ve erişilebilir bir bilgi ortamı oluşturuyoruz. Bu konferansla da otomotivde önemli bir gündem başlığını değerli katılımcılarımızla birlikte ele aldık. Önümüzdeki dönemde de benzer etkinliklerle sektöre katkı sağlamaya devam edeceğiz.” İbrahim Anaç: “Otomobiller birer dijital platform haline geliyor” Tofaş Markalar Direktörü İbrahim Anaç ise 2025’in yalnızca yeni araçların değil, aynı zamanda yeni iş modellerinin de tartışıldığı bir dönem olduğuna dikkati çekti. Müşteri beklentilerinin farklı bir şekilde oluşmaya başladığını belirten Anaç, “Müşteri beklentileri farklı biçimlerde oluşuyor. Otomotiv sektörü çoğu zaman dönüşümünü kendi içinde tamamlayan bir yapıdaydı ancak özellikle emisyon regülasyonları bu evrimi hızlandırdı. Elektrifikasyon da bu sürecin en önemli tetikleyicilerinden biri oldu. Bugün beni en çok heyecanlandıran konulardan birisi, otomobillerin dijital platformlara dönüşmesidir. Eskiden otomobili mekanik bir sistem olarak görüyorduk ama artık bunun ötesinde bir hale geldi. Eskiden cep telefonları iletişim kurmak için nasıl birer donanımken şimdi bir dijital platform haline geldiyse otomobillerde de benzer trendler görüyoruz aslında. Yani yavaş yavaş otomobiller birer dijital platform haline geliyor, çalışmalar o yönde. İnsanlar aslında birçok işi otomobilin içinde yapabilecek hale gelecek.” dedi. Anaç, Türkiye’nin e-mobilite gelişiminde kötü bir noktada olmadığını ancak batarya teknolojileri ve şarj altyapısında hâlâ alınması gereken mesafe olduğunu ifade ederek, “Önümüzdeki dönemde mekanikten çok elektronik ve yazılım ağırlıklı modeller göreceğiz. Büyük veri analitiği önem kazanacak. Bununla birlikte markaların tüketiciyle duygusal bağ kurması da önem kazanacak.” diye konuştu. Aykan Gökbulut: “En büyük dönüşümü 2026-27-28’de yaşayacağız” Boston Consulting Group Yönetici Ortağı Aykan Gökbulut ise küresel elektrifikasyon gelişiminin ülkeler arasında ciddi farklılıklar taşıdığına dikkati çekti. Gökbulut, “Full elektrikli araçlarda Çin yüzde 30 seviyesinde. Avrupa yüzde 15’lerde, ABD ise yüzde 7 civarında. Bunun yanında yeni otomotiv oyuncuları yükseliyor; bugün dünyada satılan otomobillerin yüzde 16’sı artık bu yeni oyunculardan geliyor. Çinli markaların Avrupa’da aldığı pazar payı yüzde 10 seviyesine ulaştı. Tüm verileri bir araya getirdiğimizde, son 20-30 yılın en büyük dönüşümünün 2026-2027-2028 döneminde yaşanacağını ve oyunun kurallarının yeniden yazıldığını görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Koray Öztopçu: “Mobilite boyut değiştiriyor” Garanti BBVA Tüketici Finansmanı Direktörü Koray Öztopçu, pandemi sonrasında otomotivde hızlanan teknolojik dönüşüme ve değişen müşteri davranışlarına vurgu yaptı. Bağlantılı araç teknolojilerinin finansman modellerini de dönüştürdüğünü belirten Öztopçu, “Mobilite artık farklı bir boyuta geçiyor. Yeni kuşak satın almak yerine kiralamaya yöneliyor. Saatlik kiralama modelleri şehir içi mobilite için önemli bir enstrüman haline geliyor. Üreticiler açısından da bu kritik, çünkü araç fiyatları artıyor. Bu nedenle müşteriye farklı kiralama seçeneklerinin sunulması ve yeni tercihlerin yakından izlenmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı. Orçun Kızıltepe: “Sigorta alanında otomotiv ürünleriyle ilgili çok hızlı bir ilerleme var” Sigortaladım.com Genel Müdür Yardımcısı Orçun Kızıltepe ise sektörde otomotiv ürünleriyle ilgili hızlı bir dönüşüm yaşandığını belirtti. Önümüzdeki dönemde otonom sürüş ve bağlantılı teknolojiler arasında devrim niteliğinde değişimler olacağını aktaran Kızıltepe, “Otonom sürüşte kaza olduğunda bunun sorumlusu kim olacak? Yazılım yapan OEM mi, yoksa kullanıcı mı olacak? Bunun henüz net bir cevabı yok ama bu alanda mutlaka regülasyonlar olacaktır diye düşünüyorum.” dedi. Elektrifikasyon alanında sektörün geçmişte hazırlıksız olsa da artık ciddi bir kapasite geliştirdiğini belirten Kızıltepe, “Benim sektörde gördüğüm en büyük değişim şu; kısa bir süre sonra artık kasko ve trafik poliçelerini müşteriler araçlarının içindeki ekranlardan kullanıma dayalı bir şekilde almaya başlayacaklar. Şu anda belki elektrikli araçlar genelde evin 2. aracı. Zaten çok büyük kullanımda yapmıyorsa kullandığın kadar öde ürünleri gelebilir. Şu anda kullandığın kadar öde sisteminin müşterilere kolaylık sunabileceğini söyleyebilirim.” diye konuştu. Etkinlikler, Terminal İstanbul ve Terminal İzmir’de devam edecek İstanbul ve İzmir’de hayata geçirdiği “Terminal” konseptiyle otomotiv sektöründe dikkati çeken 2PLAN; düzenlediği konferans, panel ve deneyim odaklı etkinliklerle yalnızca bilgi paylaşımı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda tüketiciyle doğrudan etkileşim kurabileceği temas noktaları oluşturarak sektörün dönüşümüne aktif katkı sunuyor. Marka, önümüzdeki dönemde de farklı konularla hayata geçireceği yeni etkinlikerle otomotiv dünyasının tüm paydaşlarını bir araya getirmeyi sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Yazılımcı ve Tasarımcılar İstanbul’da Ödüllendirildi Haber

Türk Yazılımcı ve Tasarımcılar İstanbul’da Ödüllendirildi

Etkinlikte ayrıca Garanti BBVA ile temassız ödeme teknolojilerini geliştirmek üzere yeni bir stratejik iş birliği protokolü imzalandı. Huawei Mobil Hizmetleri, Türkiye’deki dijital ekosistemi güçlendirmek ve yerel yetenekleri küresel pazara taşımak amacıyla düzenlediği "Türkiye Geliştirici ve Tasarımcı Ödülleri"ni İstanbul’da gerçekleştirdi. Etkinlikte, Huawei’nin giyilebilir cihaz ekosistemine katkı sağlayan en yenilikçi uygulama geliştiricileri ve saat arayüzü tasarımcıları ödüllendirildi. Toplantının en önemli gündem maddelerinden biri, Türkiye’nin Huawei’nin küresel stratejisindeki artan önemi oldu. Huawei, Türkiye’yi Avrupa’daki büyüme stratejisinin merkezine koyarak “Giyilebilir Cihazlar Model Ülkesi” olarak tanımladı. Bu hamle, Türkiye’deki kullanıcı alışkanlıklarının ve geliştirici yeteneklerinin, Avrupa pazarı için bir referans noktası olarak kullanılacağı anlamına geliyor. Garanti BBVA ile Stratejik İmza Etkinlik kapsamında, Huawei Tüketici Elektroniği Grubu ile Garanti BBVA arasında, mevcut iş birliğini bir adım öteye taşıyan bir Mutabakat Anlaşması (MOU) imzalandı. İmzalanan protokol, Huawei akıllı saatlerindeki temassız ödeme çözümlerinin kapsamını genişletmeyi ve kullanıcılar için daha entegre dijital finans deneyimleri sunmayı hedefliyor. Dev Kurumlar Ödüllendirildi Törende bireysel geliştiricilerin yanı sıra, kurumsal inovasyonlarıyla öne çıkan Akbank, Garanti BBVA ve Türk Hava Yolları iştiraki Turkish Technology, Huawei ekosistemine sağladıkları katkılardan dolayı ödüle layık görüldü. "Türkiye’deki Başarı Avrupa’ya İlham Veriyor" Türkiye pazarının potansiyeline dikkat çeken Huawei Tüketici İş Grubu Türkiye Ülke Müdürü Wan Fei, şunları söyledi: “Bugünkü ödüller sadece yaratıcılığı ve teknik mükemmelliği değil, aynı zamanda giyilebilir ekosistemimizi ileriye taşıyan inovasyon ruhunu da kutluyor. Türkiye'nin geliştiricileri ve tasarımcıları olağanüstü bir vizyon ve yetenek sergiledi ve onların katkılarının Avrupa genelinde yeni olanaklara ilham vereceğinden eminiz. Birlikte, teknolojinin yaratıcılığı güçlendirdiği ve insanları anlamlı şekillerde birbirine bağladığı bir gelecek inşa ediyoruz.” Huawei Consumer Cloud Service Europe Başkan Yardımcısı Shan Xuefeng ise şu yorumda bulundu: “Bu girişim, yerel yetenekleri destekleme ve Avrupa genelinde inovasyonu teşvik etme konusundaki kararlılığımızı yansıtıyor. Türkiye'deki geliştiricileri ve tasarımcıları takdir ederek, sadece yaratıcılığı kutlamakla kalmıyor, aynı zamanda küresel kullanıcılarımıza kişiselleştirilmiş, en son teknolojiye sahip deneyimler sunan daha güçlü bir ekosistem oluşturuyoruz.” Küresel Pazarda Liderlik IDC verilerine göre Huawei, 2025 yılının ikinci çeyreğinde küresel giyilebilir cihaz pazarında %20,2’lik pazar payı ile liderliğini sürdürdü. Şirket, Türkiye’deki pazar payını ve geliştirici ekosistemini büyüterek bu liderliği pekiştirmeyi hedefliyor.

Yandex Maps ile En Yakın Şarj İstasyonu Elinizde Haber

Yandex Maps ile En Yakın Şarj İstasyonu Elinizde

Yandex Maps, Türkiye'deki elektrikli araç (EV) sahiplerine yönelik yeni bir özelliğini kullanıma sundu. Bu özellik sayesinde araç sahipleri araçlarının teknik özelliklerine uygun şarj istasyonlarını kolayca bulup bu istasyonlara yol tarifi alabiliyor. Artık uygulamada elektrikli araç şarj istasyonlarına özel bir bölüm bulunuyor. Bu bölümde, Türkiye genelinde başta büyük şehirler ve önemli otoyollar olmak üzere, 10 bini aşkın halka açık şarj noktasıyla ilgili detaylı bilgilere ulaşmak mümkün. Hizmet; Zes, Esarj, Voltrun, Trugo, Otopriz, Wat Mobilite, Sharz gibi önde gelen şarj ağı markalarını kapsıyor. Kullanıcılar, uygulamadaki simgeye dokunduklarında kendilerine en yakın şarj istasyonlarını görüntüleyebiliyor; istedikleri konnektör tipine, şarj hızlara (hızlı veya yavaş) ve istasyonda bulunan toplam şarj noktası sayısına göre seçim yapabiliyor. Ayrıca dileyenler, arama çubuğunu kullanarak istedikleri marka adıyla şarj istasyonu da arayabiliyor. Otomotiv Distribütörleri Derneği'nin (ODMD) son verilerine göre Türkiye'de elektrikli araç pazarı adeta patlama yaşıyor. Yılın ilk yedi ayında tamamen elektrikli otomobil satışları geçen yılın aynı dönemine kıyasla %146,9 artışla 102 bin 160 adede yükseldi. Bu araçların pazar payı da iki kattan fazla artarak %7,7'den %17,9'a yükseldi. Tam elektrikli, menzili uzatılmış ve hibrit dahil tüm elektrikli araç türleri hesaba katıldığında ise elektrikli araçların toplam otomobil pazarındaki payı dikkat çekici bir şekilde %44,9'a ulaşmış durumda. Elektrikli araç şarj istasyonu bulma özelliği, iOS ve Android'deki Yandex Maps uygulamasının yanı sıra Apple CarPlay ve Android Auto üzerinden de kullanılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.