Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Perakende

Kapsül Haber Ajansı - Perakende haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Perakende haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MediaMarkt Türkiye Yatırımlarını Sürdürüyor Haber

MediaMarkt Türkiye Yatırımlarını Sürdürüyor

Geniş ürün yelpazesiyle teknoloji severlere konforlu alışveriş deneyimi sunan MediaMarkt Türkiye, Düzce’deki yeni mağazasının resmi açılışını gerçekleştirdi. Batı Karadeniz’in önemli ticaret ve yaşam merkezlerinden biri olma yolunda ilerleyen Düzce’de hizmete giren mağaza, MediaMarkt Türkiye’nin ülke genelindeki 104’üncü mağazası olarak müşterilerini ağırlamaya başladı. Düzce DMall AVM’de yer alan ve 1.575 metrekare satış alanına sahip mağaza; akıllı telefonlardan televizyonlara, küçük ev aletlerinden oyun ekipmanlarına kadar geniş bir teknoloji ekosistemini tüketicilerle buluşturuyor. Mağazada 15’i kadın olmak üzere toplam 28 kişilik ekip görev yapıyor. Türkiye, MediaMarkt’ın büyüme yolculuğunda stratejik konumunu koruyor Düzenlenen açılış törenine Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, yerel yöneticiler ve çok sayıda davetli katılırken, MediaMarkt Türkiye CEO’su Hulusi Acar da yeni mağazanın açılışında hazır bulundu. Hulusi Acar, açılışta yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Türkiye, MediaMarkt için yalnızca önemli bir pazar değil, aynı zamanda büyüme stratejimizin merkezinde yer alan ülkelerden biri. Bugün Almanya’dan sonra en büyük operasyonlarımızdan birini Türkiye’de yürütüyoruz. 104’üncü mağazamızı Düzce’de açarken, müşterilerimize teknolojiye daha kolay erişim sunma ve yatırımlarımızı ülkemizin farklı bölgelerine taşımaya devam etme kararlılığımızı da bir kez daha ortaya koyuyoruz.” Türkiye’de her 8 kişiden biri MediaMarkt CLUB üyesi “Deneyim Şampiyonluğu” hedefiyle perakende sektörünün evrimine öncülük ettiklerini söyleyen Acar, “Bugün 10 milyon üyeye ulaşan sadakat programımız MediaMarkt CLUB ekosistemimizle Türkiye’de yaklaşık her 8 kişiden birine dokunuyoruz. Omnichannel iş modelimiz sayesinde müşterilerimize mağaza, mobil uygulama ve online kanallar arasında kesintisiz ve uç uca bütünleşik bir alışveriş deneyimi sunuyoruz. 4 bini aşkın çalışanımız ve 250’den fazla iş ortağımızla teknoloji perakendeciliğinde ‘Deneyim Şampiyonluğu’ vizyonumuz doğrultusunda büyümeye ve müşterilerimizle daha fazla noktada buluşmaya devam edeceğiz.” Açılışın sürpriz konuğu: İnsansı robot G1 Açılış töreninin dikkat çeken konuklarından biri ise MediaMarkt Türkiye’nin yakın dönemde seçili mağazalarında teknoloji severlerle buluşturmaya başladığı insansı robot “G1-Civan” oldu. G1, açılışta ziyaretçilerle bir araya gelerek büyük ilgi gördü. Yapay zekâ destekli yapısıyla kullanıcılarla iletişim kurabilen, komutları anlayabilen ve çeşitli görevleri yerine getirebilen G1, MediaMarkt’ın teknoloji deneyimini mağaza ortamına taşıma vizyonunun da simgelerinden biri olarak öne çıkıyor. Açılış kapsamında G1, teknoloji ve inovasyonun günlük hayatın bir parçası haline gelmesine dikkat çekici bir deneyim sundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MediaMarkt Türkiye Yatırımlarını Sürdürüyor Haber

MediaMarkt Türkiye Yatırımlarını Sürdürüyor

1.575 metrekare satış alanına sahip yeni mağaza, 28 kişilik istihdam yaratırken, MediaMarkt Türkiye CEO’su Hulusi Acar’ın katılımıyla gerçekleştirilen açılış töreni teknoloji tutkunlarından yoğun ilgi gördü. Geniş ürün yelpazesiyle teknoloji severlere konforlu alışveriş deneyimi sunan MediaMarkt Türkiye, Düzce’deki yeni mağazasının resmi açılışını gerçekleştirdi. Batı Karadeniz’in önemli ticaret ve yaşam merkezlerinden biri olma yolunda ilerleyen Düzce’de hizmete giren mağaza, MediaMarkt Türkiye’nin ülke genelindeki 104’üncü mağazası olarak müşterilerini ağırlamaya başladı. Düzce DMall AVM’de yer alan ve 1.575 metrekare satış alanına sahip mağaza; akıllı telefonlardan televizyonlara, küçük ev aletlerinden oyun ekipmanlarına kadar geniş bir teknoloji ekosistemini tüketicilerle buluşturuyor. Mağazada 15’i kadın olmak üzere toplam 28 kişilik ekip görev yapıyor. Türkiye, MediaMarkt’ın büyüme yolculuğunda stratejik konumunu koruyor Düzenlenen açılış törenine Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, yerel yöneticiler ve çok sayıda davetli katılırken, MediaMarkt Türkiye CEO’su Hulusi Acar da yeni mağazanın açılışında hazır bulundu. Hulusi Acar, açılışta yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Türkiye, MediaMarkt için yalnızca önemli bir pazar değil, aynı zamanda büyüme stratejimizin merkezinde yer alan ülkelerden biri. Bugün Almanya’dan sonra en büyük operasyonlarımızdan birini Türkiye’de yürütüyoruz. 104’üncü mağazamızı Düzce’de açarken, müşterilerimize teknolojiye daha kolay erişim sunma ve yatırımlarımızı ülkemizin farklı bölgelerine taşımaya devam etme kararlılığımızı da bir kez daha ortaya koyuyoruz.” Türkiye’de her 8 kişiden biri MediaMarkt CLUB üyesi “Deneyim Şampiyonluğu” hedefiyle perakende sektörünün evrimine öncülük ettiklerini söyleyen Acar, “Bugün 10 milyon üyeye ulaşan sadakat programımız MediaMarkt CLUB ekosistemimizle Türkiye’de yaklaşık her 8 kişiden birine dokunuyoruz. Omnichannel iş modelimiz sayesinde müşterilerimize mağaza, mobil uygulama ve online kanallar arasında kesintisiz ve uç uca bütünleşik bir alışveriş deneyimi sunuyoruz. 4 bini aşkın çalışanımız ve 250’den fazla iş ortağımızla teknoloji perakendeciliğinde ‘Deneyim Şampiyonluğu’ vizyonumuz doğrultusunda büyümeye ve müşterilerimizle daha fazla noktada buluşmaya devam edeceğiz.” Açılışın sürpriz konuğu: İnsansı robot G1 Açılış töreninin dikkat çeken konuklarından biri ise MediaMarkt Türkiye’nin yakın dönemde seçili mağazalarında teknoloji severlerle buluşturmaya başladığı insansı robot “G1-Civan” oldu. G1, açılışta ziyaretçilerle bir araya gelerek büyük ilgi gördü. Yapay zekâ destekli yapısıyla kullanıcılarla iletişim kurabilen, komutları anlayabilen ve çeşitli görevleri yerine getirebilen G1, MediaMarkt’ın teknoloji deneyimini mağaza ortamına taşıma vizyonunun da simgelerinden biri olarak öne çıkıyor. Açılış kapsamında G1, teknoloji ve inovasyonun günlük hayatın bir parçası haline gelmesine dikkat çekici bir deneyim sundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yıldız Holding’de Üst Düzey Atama Haber

Yıldız Holding’de Üst Düzey Atama

Yıldız Holding, sürdürülebilir ve güçlü büyüme hedefleri doğrultusunda liderlik kadrosunu deneyimli isimlerle güçlendirmeyi sürdürüyor. Bu kapsamda, özel sermaye yatırımları, portföy yönetimi ve stratejik iş geliştirme alanlarında 30 yılı aşkın profesyonel deneyime sahip Murat Özgen, Gözde Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı Genel Müdürü olarak atandı. Özgen, yeni görevinde Gözde GSYO’nun mevcut portföy şirketlerinin performans takibi ve değer yaratma süreçlerine liderlik edecek; yeni yatırım fırsatlarının değerlendirilmesi ve sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda şirketin rekabet gücünün artırılmasına katkı sunacak. Profesyonel yaşamı boyunca Türkiye’de ve uluslararası arenada önemli sorumluluklar üstlenen Murat Özgen, kariyerine ABD’de başladı. Commerzbank AG New York’ta risk ve portföy yönetimi, Koçbank’ta ise proje ve yatırım finansmanı alanlarında görev yapan Özgen, kariyerinin yaklaşık 25 yılını özel sermaye sektöründe geçirmiştir. İş Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı ve Maxis Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi’nde CEO, Yönetim Kurulu Üyesi ve Yatırım Komitesi Üyesi olarak görev alan Özgen; teknoloji, enerji, sağlık ve perakende başta olmak üzere farklı sektörlerdeki yatırım, yönetim ve çıkış işlemlerine aktif olarak liderlik etmiştir. Son olarak Abu Dabi merkezli yatırım firması X12 Capital Limited’de Türkiye Başkanı olarak görev yapan Özgen, geçmişte ve halen birçok kurumda yönetim kurulu ve yatırım komitesi üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Özgen, halen Jamaica Acus Small and Medium Enterprise Fund’da Yatırım Komitesi Üyesi olarak görev yapmakta; ayrıca OYAK Portföy Yönetimi A.Ş. ile Moka United Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşu A.Ş.’nin yönetim kurullarında yer almaktadır. İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü mezunu olan Özgen, MBA derecesini Mercer University’den almıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Anneleri Değişen Dünyada Daha Bilinçli Tercihler Yapıyor Haber

Türkiye’nin Anneleri Değişen Dünyada Daha Bilinçli Tercihler Yapıyor

FutureBright’ın gerçekleştirdiği “Türkiye’nin Anneleri” araştırması, bu dönüşümün izlerini ortaya koyarken, araştırmanın sonuçları Perakende Günleri 2026 kapsamında düzenlenen “Değişimle Büyümek” oturumunda değerlendirildi. ebebek, Perakende Günleri 2026 kapsamında düzenlenen “Değişimle Büyümek: Dünden Bugüne Birlikte Büyüyen marka Nasıl Olunur” oturumunda, ebeveynlik anlayışındaki dönüşümü ve bu değişimin perakende sektörüne etkilerini ele aldı. Gazeteci ve yazar Nilay Örnek’in moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda, ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz ile FutureBright Grup Kurucu Ortağı Başak Abdula; mega şehirleşmenin aile yapısına etkisinden dijitalleşmenin ebeveyn davranışlarını nasıl dönüştürdüğüne kadar birçok başlığı değerlendirirken, ebebek ve FutureBright iş birliğiyle gerçekleştirilen “Türkiye’nin Anneleri” araştırmasının sonuçlarını da paylaştı. Araştırma, günümüz ebeveynlerinin yalnızca ürün değil; güvenilir bilgi, rehberlik ve karar süreçlerinde destek aradığını ortaya koyarken, Türkiye’nin gelecekteki tüketim dinamiklerine de ışık tuttu. “Günümüz anneleri tek bir profile sığmıyor” FutureBright tarafından gerçekleştirilen “Türkiye’nin Anneleri” araştırması, günümüz annelerinin tek bir profil altında değerlendirilemeyeceğini; sosyal, sevecen ve uyumlu özelliklerinin yanı sıra disiplinli, kontrollü ve yüksek sorumluluk bilinci taşıyan çok katmanlı bir yapıya sahip olduklarını ortaya koydu. Araştırmaya göre anneler, öğrenmeye açık, meraklı ve araştırmacı yönleriyle öne çıkarken, güven ve kontrol ihtiyacını da güçlü şekilde koruyor. Bulgular, ebeveynliğin geçmişe kıyasla çok daha bilinçli, planlı ve aktif yönetilen bir sürece dönüştüğüne işaret ediyor. Türkiye’nin en büyük tüketici kitlesi ebeveynlerden oluşuyor Oturumun perakende içgörüleri bölümünde ise “2026’da Kim Harcayacak?” araştırmasının sonuçları değerlendirildi. Araştırmaya göre Türkiye nüfusunun yüzde 43’ünü oluşturan ve ağırlıklı olarak ebeveynlerden meydana gelen “Evrenin Koruyucuları” segmenti, 2026’nın en büyük tüketici kitlesi olarak öne çıkıyor. Aileyi merkeze alan bu segmentin, harcamalarını tamamen kısmak yerine önceliklerini yeniden belirlediği özellikle aile ve çocuk söz konusu olduğunda kalite, güven ve doğru tercih hissi sunan markalara yöneldiği paylaşıldı. Oturumda konuşan ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz, ebeveynlerin ihtiyaçlarının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini belirterek şunları söyledi: "Bugün bebeveynler yalnızca ürün değil; doğru bilgi, güvenilir yönlendirme ve ihtiyaç duydukları anda yanlarında olacak bir yol arkadaşı da arıyor. ebebek olarak 25 yıldır değişen ihtiyaçları yakından takip ediyor, mağazalarımızdan dijital kanallarımıza kadar her temas noktasında bebeveynlerin karar anlarında yanında yer alıyoruz. Çünkü biliyoruz ki her bebeveynin aklındaki temel soru aynı: ‘Doğruyu yapıyor muyum?’ Biz de bu soruya güven veren bir rehberlikle eşlik etmeyi amaçlıyoruz." Tam da bu anlayışla geliştirdiğimiz Bebekoloji yaklaşımıyla, bebeveynlerin yalnızca ürün ihtiyaçlarına değil, bilgi ve danışmanlık ihtiyaçlarına da destek oluyoruz. Uzman görüşlerini, deneyimi ve güvenilir bilgiyi erişilebilir kılarak bebeveynlerin kendilerini daha bilinçli ve daha güvende hissetmelerine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Çünkü bizim için önemli olan sadece ürün sunmak değil, bebeveynlik yolculuğunun her aşamasında güvenilir bir yol arkadaşı olabilmek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tarım Ekonomisi Haberleri Neden Kritik? Haber

Tarım Ekonomisi Haberleri Neden Kritik?

Bir ürünün tarladaki fiyatı ile market rafındaki etiketi arasındaki fark büyüdüğünde, mesele yalnızca gıda enflasyonu değildir. O anda konuşulan şey, üreticinin finansmana erişiminden sulama altyapısına, lojistik maliyetlerinden ihracat pazarlarına kadar uzanan geniş bir ekonomik zincirdir. Bu nedenle tarım ekonomisi haberleri, sadece çiftçinin değil; yatırımcının, sanayicinin, perakendecinin, ihracatçının ve kamu kurumlarının aynı anda takip etmesi gereken stratejik bir veri alanına dönüşmüş durumda. Tarım, uzun süre kamuoyunda mevsimsel gelişmeler veya rekolte haberleriyle sınırlı görüldü. Oysa bugün tablo çok daha karmaşık. Girdi fiyatlarındaki değişim, kur hareketleri, enerji maliyetleri, iklim kaynaklı verim dalgalanmaları ve dış ticaret kararları, tarımı doğrudan bir makroekonomi başlığı haline getiriyor. Bu yüzden sektöre ilişkin haber akışını okumak, yalnızca “ne oldu” sorusuna değil, “hangi etkiler zinciri oluşacak” sorusuna da yanıt aramayı gerektiriyor. Tarım ekonomisi haberleri neyi gerçekten anlatır? Tarım ekonomisi haberleri denildiğinde çoğu zaman akla ilk olarak hal fiyatları, destekleme ödemeleri veya hasat dönemleri gelir. Ancak profesyonel okur için esas değer, bu başlıkların arkasındaki ekonomik sinyallerdedir. Bir gübre fiyat artışı haberi, bir sonraki sezonda ekim deseninin değişebileceğini gösterir. Bir sulama yatırımı haberi, belirli bölgelerde üretim kapasitesinin yeniden şekillenebileceğine işaret eder. İhracat kısıtlaması ya da teşvik kararı ise yalnızca dış satımı değil, iç piyasa fiyat dengesini ve sanayi tedarikini de etkiler. Bu nedenle iyi bir haber akışı, tarımı yalnızca üretim faaliyeti olarak değil; finans, ticaret, enerji, lojistik ve kamu politikası ile birlikte ele almalıdır. Kurumsal karar vericiler açısından asıl fark burada ortaya çıkar. Çünkü tarımda görünen gelişme ile iş dünyasına yansıyan sonuç her zaman aynı anda ortaya çıkmaz. Bazen bir düzenlemenin etkisi aylar sonra hissedilir, bazen de iklim kaynaklı bir risk fiyatlamaya günler içinde yansır. Fiyat, maliyet ve marj üçgeni Sektörün haber değerini belirleyen en temel eksenlerden biri fiyat, maliyet ve marj ilişkisidir. Üretici fiyatları yükselirken tüketici fiyatları daha hızlı artıyorsa, aradaki zincirde ayrı bir verimsizlik veya maliyet baskısı aranır. Tersine, tüketici fiyatları görece durağan kalırken üretici gelirleri geriliyorsa, bu kez üretim sürdürülebilirliği tartışması öne çıkar. Tarım ekonomisinde tek başına fiyat artışı ya da düşüşü çoğu zaman yeterli bir gösterge değildir. Mazot, yem, gübre, elektrik, işçilik ve finansman maliyetleri birlikte okunmadığında haber eksik kalır. Özellikle sözleşmeli üretim, tarımsal sanayi entegrasyonu ve büyük alım zincirleri söz konusu olduğunda, marjın hangi halkada sıkıştığını görmek stratejik önem taşır. İş dünyası için bu alanın önemi daha da büyüktür. Gıda üreticileri, perakende şirketleri, lojistik firmaları ve tarım teknolojisi girişimleri için maliyet baskısının yönü, yatırım planlarını doğrudan etkiler. Bu yüzden sektörel haberlerde yüzeysel fiyat bilgisi yerine, maliyet yapısının bileşenlerini ve beklenti etkisini görmek gerekir. Politika kararları neden piyasadan daha hızlı okunmalı? Tarım sektörü, serbest piyasa dinamikleri kadar kamu politikalarıyla da şekillenir. Destekleme modelleri, ithalat vergileri, ihracat izinleri, kredi koşulları, sigorta düzenlemeleri ve su kullanımıyla ilgili kararlar, çoğu zaman fiyat hareketlerinden daha belirleyici olabilir. Bu nedenle tarım ekonomisi haberleri içinde mevzuat ve kamu açıklamaları ayrı bir ağırlık taşır. Buradaki kritik nokta, haberin sadece karar metnini aktarması değil, kararın olası etkilerini sınıflandırabilmesidir. Örneğin kısa vadede tüketici fiyatlarını dengelemek için alınan bir ithalat kararı, orta vadede yerli üretim motivasyonunu zayıflatabilir. Benzer şekilde yüksek destek açıklamaları ilk bakışta pozitif görünse de, ödeme takvimi ve erişim koşulları sorunluysa sahadaki etkisi sınırlı kalabilir. Profesyonel okur açısından değerli olan haber, bu tür trade-off'ları görünür kılan haberdir. Çünkü tarımda her politika hamlesi aynı anda tüm paydaşlar için kazanç yaratmaz. Bir kesim için rahatlatıcı olan gelişme, başka bir kesim için yeni baskı unsuru üretebilir. İklim, su ve verimlilik artık ekonomi haberi Kuraklık, ani don, sel, sıcak hava dalgaları veya su stresi uzun süredir çevre başlığı altında ele alınıyordu. Bugün ise bunlar doğrudan ekonomik göstergelere dönüşmüş durumda. Verim kaybı, ürün deseninde değişim, sigorta hasarları, fiyat dalgalanması ve ithalat ihtiyacı gibi sonuçlar, iklim olaylarını finansal etki başlığına taşıyor. Özellikle su yönetimiyle ilgili haberler artık daha dikkatli okunmalı. Baraj doluluk oranları, yeraltı suyu kullanımı, modern sulama yatırımları ve bölgesel su tahsis kararları, gelecek dönem üretiminin erken sinyalleri arasında yer alıyor. Tarımsal üretimde su verimliliği düşük kalırsa, maliyet artışı yalnızca çiftçiyi değil, işleme sanayisini ve ihracat performansını da baskılar. Burada teknoloji haberleri de devreye giriyor. Hassas tarım uygulamaları, veri tabanlı sulama, uydu takibi, yapay zeka destekli verim tahmini ve tarımsal otomasyon çözümleri artık yan başlık değil. Bunlar, tarım ekonomisinin gelecekteki rekabet gücünü belirleyen unsurlar arasında. Tarım ekonomisi haberleri kimler için karar desteği üretir? Bu haber akışının hedef kitlesi yalnızca sahadaki üretici değildir. Gıda sanayi şirketleri hammadde riskini, bankalar kredi geri dönüş kapasitesini, yatırımcılar şirket değerlemelerini, kamu kurumları ise arz güvenliğini bu başlıklar üzerinden okur. Dijital yayıncılar ve sektör medyası açısından da tarım ekonomisi haberleri, yüksek tekrar kullanılabilirlik taşıyan, veri temelli ve geniş etkili bir içerik kategorisidir. Kurumsal iletişim ekipleri için de bu alan kritik hale gelmiştir. Çünkü şirketlerin sürdürülebilirlik, tedarik güvenliği, yerli üretim, su verimliliği ve karbon ayak izi gibi başlıklardaki konumlanması, tarım ekonomisine temas eden haberlerle birlikte daha görünür olur. Bu nedenle sektörel haber akışı, itibarı ve piyasa algısını etkileyen bir araç haline gelir. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel odaklı yayın yaklaşımına sahip platformlar açısından bu alanın değeri açıktır. Tarım başlığını yalnızca dönemsel fiyat haberi olarak değil, ekonomi, sanayi, lojistik ve sürdürülebilirlik eksenleriyle birlikte ele almak; haberin hem kurumsal hem editoryal değerini yükseltir. İyi bir tarım haberiyle zayıf bir tarım haberini ayıran çizgi Tarım haberlerinde en sık görülen sorunlardan biri, tek bir veriyi bağlamından kopararak sunmaktır. Örneğin sadece “fiyat arttı” demek, okura eksik bilgi verir. Hangi bölgede arttı, hangi ürün grubunda etkili oldu, maliyet kaynaklı mı yoksa arz daralmasından mı doğdu, sanayiye ve perakendeye etkisi ne olacak - bu sorular yanıtlanmadığında haber, stratejik değer üretmez. Güçlü haber ise veriyi bağlama oturtur. Bölgesel farkları gösterir, sezon etkisini ayırır, politika bağlantısını kurar ve mümkünse ileriye dönük riskleri işaret eder. Ayrıca sadece üretici ya da tüketici bakışına sıkışmaz; zincirin tamamını görür. Bu yaklaşım özellikle B2B medya kullanıcıları için belirleyicidir. Çünkü yeniden yayınlanabilir ve karar destekli içerik ihtiyacı, yüzeysel haberlerle karşılanamaz. Bir başka kritik fark da hız ile doğruluk arasındaki dengedir. Tarım piyasaları söylentiye açıktır. Rekolte, ithalat izni, destekleme miktarı veya alım fiyatı gibi başlıklarda teyitsiz bilgi hızla yayılabilir. Bu nedenle güvenilir tarım haberciliği, hızlı olmanın yanında kurum açıklamalarını, saha verisini ve sektör temsilcilerinin beyanlarını dikkatle karşılaştırmak zorundadır. Önümüzdeki dönemde hangi başlıklar öne çıkacak? Yakın dönemde tarım ekonomisini belirleyecek haber başlıkları daha çok verimlilik, su, finansman ve ihracat rekabeti etrafında yoğunlaşacak görünüyor. Özellikle iklim baskısının arttığı bir dönemde, sadece üretim miktarı değil, üretimin hangi maliyetle ve hangi teknoloji seviyesiyle sürdürüleceği daha fazla tartışılacak. Ayrıca tarımın enerji ile ilişkisi de güçleniyor. Sera üretiminde enerji maliyetleri, sulamada elektrik kullanımı, biyogaz ve yenilenebilir enerji yatırımları gibi alanlar, haber dilinde daha görünür hale gelecek. Bunun yanında tarım sigortaları, erken uyarı sistemleri, veri bazlı kredi modelleri ve sözleşmeli üretim yapıları da finans piyasalarıyla tarım arasındaki bağı daha net ortaya koyacak. İhracat tarafında ise kalite standardı, izlenebilirlik ve pestisit uyumu gibi başlıklar öne çıkacak. Bu alanlarda gelen her haber, yalnızca dış ticaret performansını değil, iç üretim modelinin dönüşüm ihtiyacını da gösterecek. Dolayısıyla tarım ekonomisi haberleri artık sadece günlük bilgi ihtiyacını karşılayan bir kategori değil; kurumların risk yönetimi, yatırım planlaması ve stratejik konumlanması için temel bir izleme alanıdır. Tarımda haber akışını doğru okuyan kurumlar, yalnızca bugünün fiyatını değil yarının dengelerini de daha erken görür. Böyle bir dönemde asıl avantaj, daha çok haber tüketmekten değil, doğru haberi doğru bağlamla ayırt edebilmekten geçiyor.

Perakende Sektörünün Geleceği İçin "Ortak Akıl" Vurgusu Haber

Perakende Sektörünün Geleceği İçin "Ortak Akıl" Vurgusu

Soysal Eğitim ve Danışmanlık tarafından düzenlenen ve perakendeden e-ticarete, e-ihracattan AVM yönetimine, yapay zekâdan sosyal medya ve ödeme sistemlerine kadar sektöre yön veren tüm paydaşları bir araya getiren Perakende Günleri yoğun katılımla başladı. Etkinliğin ilk gününde, Bersay İletişim Danışmanlığı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Arın Saydam moderatörlüğünde düzenlenen ortak basın toplantısı, sektörün önde gelen 8 sivil toplum kuruluşu temsilcilerini aynı masada buluşturdu. Toplantıda, son iki yılda hazır giyimin kan kaybettiğini, üretim gücünün zayıfladığını, yurt dışından gelen turistlerin harcamalarının azaldığını belirten Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel sözlerine şöyle devam etti: “Üyelerimizin büyük problemi kira artış oranları. Yapılan cironun içindeki indirimli satış oranı her ankette artıyor. Satışların yüzde 70-80'inin indirimli dönemde yapılmaya başlanması tedirgin edici bir durum. Maliyet kalemleri neden artıyor, buna ayrıca bakmak gerekiyor. Hazır giyim son iki yıllık periyotta kan kaybetti. Üretim gücümüz zayıfladı. Yurt dışı turist harcamalarında da sürekli bir azalış var; bu da tedirgin edici. Bu durum dövize karşı gelir kaybı olduğunu gösteriyor. Perakendeci TL üzerinden satış yaptığı için etkileniyor. Öte yandan perakende sektöründe yaşanan daralmanın alınacak kararlarla ve coğrafyamız sayesinde hızlı bir şekilde değişeceğine inanıyorum.” Öncel, 25 yıldır bu başarıyı aynı heyecanla tutkuyla sürdüren Suat Soysal’ın perakende vizyonuna katkıda bulunmasını sektör için büyük bir şans olarak adlandırıp, tüm Soysal Danışmanlık ekibine teşekkürlerini iletti. Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Nuri Şapkacı ise, sektördeki durumu anlamak için perakendecilere, yatırımcılara ve tüketicilere ayrı ayrı bakmak gerektiğini vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti: “Sene başında beklediğimiz toparlanma beklentisi maalesef 2027’ye kaydı. AYD olarak bizim bakış açımız çok net: Perakendeci ile AVM yatırımcısı birbirinin rakibi değil, iş ortağıdır. Perakende güçlü bir dönüşümden geçiyor. Bu dönüşümü yönetmek için ihtiyacımız olan şey ortak akıldır. Sektörümüz önümüzdeki dönemde daha seçici bir büyüme sürecine girecek. Perakendeci ve yatırımcılar için sınırlı ancak doğru segmentlere odaklanan yatırımlar ve operasyonel disiplin ön plana çıkacak. Tüketici tarafında ise bir süre daha satın alma gücünün belirleyici olduğu bir dönem devam edecek. Bu süreçte başarılı olacak yapılar; müşteri deneyimini, veriyi ve dijital ile fiziksel dünyayı birlikte yönetebilen markalar ve alışveriş merkezleri olacak. Bu dönüşümün kalıcı olabilmesi, ancak adil ve dengeli bir sektör yapısıyla mümkündür.” Zincir Mağazalar Derneği (ZMD) Başkanı Serhan Tınastepe yaşanan uluslararası ve ulusal gelişmelerin iç talebi engellediğinden bahsetti ve sözlerine şöyle devam etti: “Sektörün gelir bacağı engellendi. Gider tarafında ise yaşanan yüksek enflasyon, kiralar, çalışan giderleri vb. para kazanmamızı olanaksız hale getiriyor. E-ticaret gelişmeye devam ediyor, ivmesi pandemi sonrasında da düşmedi, yüzde 20’leri geçen bir yükselişi var. Bunun sebebi perakende mağazacılığının gelişemiyor oluşu, mağaza açılmaması… Bu döngüyü kırmamız lazım. Eğer sektör büyümezse işsizlik çözülemez, ihracat bacağı çözülemez ve yabancı yatırımcı gelmez… Son 10 yıldır Türkiye’den marka çıkmıyor, çıkıp da 40-50 mağaza açmış bir mağaza yok, bu çok üzüntü verici bir durum… Enflasyon ve faiz konusunda gelişmekte olan ülkelerle aynı seviyeye gelirsek bu mümkün olabilir.” Gıda Perakendecileri Derneği (GPD) Başkanı Alp Önder Özpamukçu, ise gıda perakendesinin ülke ekonomisinin en dinamik sektörlerinden biri olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Son yıllarda yaşanan gelişmelere rağmen gıda perakendesi kaliteli, güvenilir, erişilir fiyatla hizmet sunmaya devam ediyor. GPD olarak tüketici refahını artırma amacı ile çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ancak gerek belediyeler gerekse mevzuat kaynaklı ek maliyetlere katlanıyoruz. Diğer yandan BM verilerine göre gıdanın 3’te biri kaybediliyor. Bu da 23 milyon tona denk geliyor. Bu önemli ve büyük bir sorun. Tüm zinciri veriye dayalı ve şeffaf yönetmenin gerekliliğine inanıyor; gıda güvenliği ve kaybı için izlenebilirliğin şart olduğunu düşünüyoruz. Tüm sektör için yapıcı diyalogla birlikte hareket etmenin altını çiziyoruz.” Taklitle Mücadele Derneği (TMD) Başkan Yardımcısı Av. Vehbi Kahveci, Türkiye’de taklit markalar pazarının büyüklüğünün 3 milyar dolar olduğunu ve Türkiye’nin dünyada Çin’den sonra ikinci sırada bulunduğunu söyledi ve şunları ekledi: “Bu pazarın yüzde 5’i ancak yakalanabiliyor. İthalata konulan vergiler taklidi en çok artıran unsur. Gümrük, polis ve jandarmanın katkısıyla bunu önlemeye çalışıyoruz. Uluslararası platformlarda Kapalı Çarşı en çok bilinen değerimiz. Kapalı Çarşı’nın itibarını düzeltip, ‘Türk Malı’nın orijinal olduğunu vurgulamamız lazım. Öte yandan ülkemizde yaşayıp daha sonra kendi ülkelerine dönenler, ‘Türk Malı’ ürünleri deneyimledikleri için oralarda bizim markalarımızın mağazalarını açıyorlar. Dünya’nın pek çok yerinde de ‘Türk Malı’ tescil yapar hale geldi…” Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri Derneği (ETÜDER) Başkanı Melih Şahinöz, 25 yıldır Perakende Günleri’ni sürdürülebilir kıldığı için Soysal Danışmanlık’a teşekkürlerini ileterek sözlerine şöyle devam etti: “Susuzluk geliyor, alternatif gıdalar bulmak lazım, küresel değişimler mevcut. Ülkenin kendi kendine yetmesi bir güvenlik meselesi ve savunma sanayii kadar önemli. Öncelikli yatırımların bu alanda yapılmasına olanak tanınması lazım. Öte yandan büyük bir gıda enflasyonu da var ama ülkemizin potansiyeli yüksek, ilişkilerimizi doğru kullanarak, güzel gelişmeler yaşanabilir.” Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği (TURYİD) Başkanı Kaya Demirer ise yeme içme sektörünün boynu bükük diyerek, görüşlerini şöyle ifade etti: “2 milyon istihdamımız var. Turizm içinde gastronominin payı yüzde 20. 200 marka, 3 bin 500 işletme ve 1 trilyon lira ile varlığımızı sürdürüyoruz. Ancak 2-3 yıldır artan hammadde maliyetleri, tarihi rekorla artan çalışan maliyetleri ile mücadele ediyoruz. Kısa süreli yurt dışına tatile giden vatandaşlarımızın sayısı da harcadığı para da yüksek. Ülkemize gelen ziyaretçilerin kalma süresi ise daha uzun ama sağladığı gelir daha az. Bu denklem oldukça üzücü. Asıl önemli olan yaz mevsimi geldi. En azından vergisel avantajlar sağlanmasına ve körfez ülkelerinden, BAE’den gelecek firmalarla yeni fırsatlar yaratmanın önemine dikkat çekmek istiyoruz.” Tüm Restorancılar ve Turizmciler Derneği (TÜRES) Genel Başkan Yardımcısı Ünal Dölek de Dünyanın bir denge problemi yaşadığından bahsetti ve şunları ifade etti: “Ciro - kira dengesi, işçilik, kiralar vb. sorunları yönetmekte zorlanıyoruz. Vasıflı eleman bulmak sıkıntılı bir durum oldu. Ayrıca sektörümüzün bahşiş sıkıntısı var. Kredi kartı ile ödemeler çoğunlukta olduğu için bahşiş alamıyoruz. 2000’lerden sonra yaşanan zorlukların, krizlerin, salgınların ve teknolojik gelişmelerin değiştirdiği dönemin geçiş sancılarını yaşıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Divan Grubu’nda Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörlüğü'ne Didem Nurcan Atandı Haber

Divan Grubu’nda Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörlüğü'ne Didem Nurcan Atandı

70 yıllık köklü geçmişiyle gastronomi, otelcilik ve yeme-içme sektörlerinde Türkiye’nin öncü markaları arasında yer alan Divan Grubu, pazarlama ve kurumsal iletişim organizasyonundaki yeni dönem yapılanması kapsamında üst düzey bir kurum içi atama gerçekleştirdi. Divan Grubu bünyesinde Yeme – İçme – Perakende Pazarlama Müdürü olarak görev yapan Didem Nurcan, 1 Mayıs 2026 itibarıyla Divan Grubu Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü olarak atandı. Pazarlama kariyeri boyunca FMCG, e-ticaret, perakende ve hizmet sektörlerinde global ve lokal ölçekte farklı markalarla çalışan Didem Nurcan; stratejik bakış açısı, analitik yaklaşımı ve tüketici odaklı marka yönetimi deneyimiyle öne çıkıyor. Yeni görevinde Divan Grubu’nun pazarlama ve kurumsal iletişim stratejilerine liderlik edecek olan Nurcan, markanın büyüme yolculuğu ve deneyim odaklı iletişim vizyonuna katkı sağlamayı sürdürecek. Didem Nurcan Hakkında Kabataş Erkek Lisesi’nin ardından İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Didem Nurcan, kariyer yolculuğuna Koç Grubu’nda Yönetici Adayı Programı ile başladı. Profesyonel kariyerine Henkel’de devam eden Nurcan, talep planlama alanında başladığı görevine ilerleyen dönemde pazarlama fonksiyonunda devam ederek farklı kategorilerde marka yönetimi sorumlulukları üstlendi. Ardından Komili ve Kırlangıç markalarında görev aldı; marka konumlaması, portföy yönetimi, dijital pazarlama ve tüketici iletişimi alanlarında çalıştı. 2015 yılında katıldığı Anadolu Efes’te yurt içi ve yurt dışı organizasyonlarda farklı pazarlama rollerini üstlenen Nurcan; global markalar, premium portföy yönetimi ve entegre iletişim stratejileri alanlarında görev aldı. Kariyerine daha sonra Amazon’da e-ticaret ve dijital büyüme odağında devam eden Nurcan, 2023 yılından bu yana Divan Grubu’nun yeme-içme alanındaki marka yolculuğuna katkı sağlıyor. Farklı sektörlerde edindiği deneyimi stratejik pazarlama yaklaşımıyla bir araya getiren Nurcan, yeni görevinde Divan Grubu’nun farklı iş alanlarını kapsayan pazarlama ve kurumsal iletişim stratejilerine liderlik edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BRITA, Millie Bobby Brown ile Güçlerini Birleştiriyor Haber

BRITA, Millie Bobby Brown ile Güçlerini Birleştiriyor

BRITA, oyuncu, yapımcı ve girişimci Millie Bobby Brown’ın global marka elçisi olarak yer aldığı yeni global marka kampanyasını hayata geçirdi. Kampanya, özellikle genç kitleler nezdinde filtrelenmiş su ve modern su tüketimi çözümleri kategorisinin görünürlüğünü artırmayı hedefliyor. Aynı zamanda BRITA’nın bilinçli su tüketimi ve sürdürülebilir günlük alışkanlıklara odaklanan, misyon odaklı bir yaşam tarzı markasına dönüşüm yolculuğunda önemli bir adımı temsil ediyor. BRITA Group CEO’su Markus Hankammer konuya ilişkin olarak şunları söyledi: “İlk global kampanyamızla birlikte BRITA’yı kararlılıkla ileriye taşıyoruz. Hedefimiz, su tüketimini bilinçli ve sürdürülebilir yaşamın doğal bir parçası haline getirmek. Bu adım, uluslararası varlığımızı güçlendirirken kategorinin gelişimini de destekliyor.” BRITA’nın Marka Dönüşümünde Yeni Bir Dönem “Kendini Seç” kampanya platformu ile BRITA, su tüketimini günlük iyi yaşam alışkanlıkları ile daha bilinçli tüketim anlayışını bir araya getiren modern bir günlük rutin olarak yeniden tanımlıyor. Şirket, yalnızca ürün odaklı iletişimin ötesine geçerek filtrelenmiş suyu çağdaş yaşam tarzının doğal bir parçası olarak konumlandırmayı hedefliyor. Bu iş birliği, kategoriyle bugüne kadar doğrudan bağ kurmamış tüketicilere ulaşmayı ve filtrasyon ile su tüketimini modern yaşam rutinleriyle daha güçlü şekilde ilişkilendirmeyi hedefliyor. BRITA, bu sayede mevcut hedef kitlesinin ötesine geçerek tüketicilerin markayla yeni bağlar kurmasını sağlıyor. Perakende iş ortakları açısından ise bu yaklaşım, BRITA’nın raf görünürlüğünü ve kategori içindeki önemini güçlendirirken ek satın alma motivasyonu yaratıyor ve markanın su tüketimi ile su filtreleme segmentindeki güçlü konumunu pekiştiriyor. Kategoriye Yeni Bir Anlatım Kazandıran Yaklaşım Bu stratejik dönüşüm doğrultusunda BRITA, geleneksel ürün faydalarının ötesine geçerek kategori anlatımını daha geniş bir perspektife taşıyor. Kampanya, su tüketimini iyi hissetmeyi, kullanım kolaylığını ve bilinçli tüketimi destekleyen günlük yaşam alışkanlıklarının bir parçası olarak konumlandırıyor. Millie Bobby Brown ise bu mesajın global ölçekte geniş kitlelere ulaşmasında merkezi bir rol üstleniyor. Kampanya içerikleri ve dijital hikaye anlatımı aracılığıyla Brown, filtrelenmiş suyun modern yaşam tarzlarına nasıl doğal şekilde uyum sağladığını ortaya koyuyor. Brown, iş birliğinin uluslararası ölçekte geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlıyor. Yalnızca Instagram’da 72 milyondan fazla takipçiye ulaşan Brown, özellikle Z kuşağı üzerinde güçlü bir etkiye sahip. İş birliğinin, filtrelenmiş su kategorisinin görünürlüğünü stratejik pazarlarda önemli ölçüde artırması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.