Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Petrol

Kapsül Haber Ajansı - Petrol haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Petrol haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Angola’dan Türk Yatırımcılara Davet Haber

Angola’dan Türk Yatırımcılara Davet

İhracat gelirlerinin yüzde 92’sini petrol ve doğalgazın oluşturduğu Angola, zengin maden rezervlerini ekonomiye kazandırarak gelirlerini çeşitlendirmek istiyor. Angola'nın Ankara Büyükelçisi Sayın Joao Salvador Dos Santos Neto, Ege İhracatçı Birlikleri’ni ziyaret etti. Büyükelçi Dos Santos Neto, Angola’da yatırım yapacak sanayiciler için kolaylıklar sağlayan bir mevzuatları olduğunu, Türk yatırımcıları Angola’ya beklediklerini dile getirdi. Angola’nın altın, nikel, demir cevheri, mermer, nadir bulunan elementler yönüyle zengin rezervlere sahip olduğunu dile getiren Büyükelçi Dos Santos Neto, “36 maden açısından zengin kaynaklara sahibiz. Türk yatırımcıların yeterli kaynak bulabilecekleri maden yataklarına sahibiz. Enerji ve lojistik altyapısı için destek oluyoruz. Çinli 300’ün üzerinde firmanın Angola’da yatırımları var. Tarım, petrol, gaz, madencilik ve diğer sanayi kollarında yatırımlar yaptılar. Türkiye’den bir firmanın demir cevheri üretimi konusunda bir yatırımı söz konusu. Angola’da Türk yatırımcıları daha fazla sayıda görmek istiyoruz. Madencilik dışında tarım ve turizm sektörleri de yatırım yapılabilecek sektörler olarak öne çıkıyor” şeklinde konuştu. Türk dizileri Angola’da çok popüler Angola’da Türk dizilerinin çok popüler olduğu bilgisini de veren Dos Santos Neto şöyle devam etti; “Türk dizilerinden dolayı Angola’da Türklere sempati duyuluyor. Türk yatırımcılar Angola’ya geldiklerinde çok hoş karşılanacaklar. Türkiye’de okuyan çok sayıda Angolalı var. Angola’da yapacağınız yatırımlarda Türkiye’de okumuş, Türkçe bilen Angolalıları istihdam etmeniz işlerinizin hızla büyümesine katkı sağlayacaktır.” Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Faik Tokatlıoğlu, Türkiye’nin yıllık 6,5 milyar dolar madencilik ürünleri ihraç ettiğini, Ege Bölgesi’nden yapılan madencilik ihracatının 1,5 milyar doları aştığını, Türkiye ile Angola arasında karşılıklı ticaretin artması için uygun bir zemin olduğunun altını çizdi. Türkiye’nin Angola’ya yıllık ihracatının 102 milyon dolar, ithalatının ise 9 milyon dolar düzeyinde olduğunu vurgulayan Tokatlıoğlu, “Angola yıllık 15 milyar doların üzerinde ithalat yapan bir ülke. Angola’ya hem ihracatımızı artırabiliriz hem de Türk sanayicileri Angola’da yatırım yapabilirler. Karşılıklı temaslarla iki ülke arasındaki ticari bağların daha da güçleneceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ODAŞ’ın ABD Merkezli Ana Ortağından Venezuela’da 381,7 Milyon Dolarlık Petrol Yatırımı Haber

ODAŞ’ın ABD Merkezli Ana Ortağından Venezuela’da 381,7 Milyon Dolarlık Petrol Yatırımı

ODAŞ, Venezuela’daki petrol faaliyetlerini CEMA Petrol Sahası’nda hayata geçireceği uzun vadeli yatırımla ileri taşıyor. “Brownfield” olarak tanımlanan ve önemli oranda alt yapısı ve kuyu yatırımı mevcut olan saha, sıfırdan geliştirilecek yeni sahalara kıyasla yatırım ve üretim süreçlerinin daha hızlı devreye alınmasına imkân sağlarken, yatırımın geri dönüş süresinin de daha kısa olmasını destekliyor. 20 yıllık dönemde toplam 381,7 milyon ABD doları yatırım yapılması planlanan proje kapsamında, mevcut saha altyapısının geliştirilmesi ve üretim kapasitesinin artırılması hedefleniyor. Yaptırımlar döneminde Venezuela’ya stratejik adım ODAŞ grup şirketlerinden Çan2 Termik A.Ş., 2024 yılında Venezuela’ya karşı uluslararası yaptırımların olduğu dönemde petrol sektöründe 30 yıldır aktif olarak faaliyetlerini sürdüren OFAC lisanslı şirketin ana ortağı olarak, bu sektöre stratejik zamanda girmiş oldu. 10°–59° API gravite aralığında 104,2 milyon varil petrol rezervine sahip Venezuela’nın doğusundaki Anzoategui Eyaleti’nde yer alan CEMA Petrol Sahası, toplam 162,4 kilometrekarelik alana yayılan 10 sahadan oluşuyor. Saha, 10°–59° API gravite aralığında 104,2 milyon varil kalan petrol rezervinin yanı sıra 499,3 milyar fit küp (BCF) doğal gaz rezervine sahip. CEMA Petrol Sahası’nda şu anda günlük yaklaşık 400 varil seviyesinde olan petrol üretiminin orta-uzun vadede günlük 9.865 varile ulaştırılması planlanıyor. Venezuela’da işletme ve mühasırlık hakkı 2026 yılı başından itibaren Venezuela’daki siyasi ve ekonomik gelişmeler ile petrol ve doğal gaz sektörüne ilişkin OFAC lisanslama rejiminde yaşanan değişikliklerle birlikte sektörün faaliyet koşulları yeniden şekillenmeye başladı. Bu dönemde, Çan2 Termik A.Ş.’nin ana ortağı olduğu ABD merkezli Denarius Holding’in Venezuela’daki iştiraki Minerosol Group C.A., Anzoátegui Eyaleti’nde bulunan CEMA Petrol Sahası’nın işletilmesi ve üretimine ilişkin 20 yıl süreli, onay durumunda ilave 20 yıla kadar uzatma olasılığı ve münhasırlık haklarını içeren sözleşmeyi Venezuela devlet petrol şirketi PDVSA (Petróleos de Venezuela, S.A.) ile imzaladı. ODAŞ, bu anlaşmayla Venezuela’daki varlığını uzun vadeli saha geliştirme ve petrol üretimi alanına taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ile Suriye Arasında Madencilikte İş Birliği Haber

Türkiye ile Suriye Arasında Madencilikte İş Birliği

Anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Önümüzdeki günlerde ticari anlaşmaya dökeceğimiz çalışmayla burada fosfat üretimi, fosfat sahalarının geliştirilmesi, endüstriyel tesisin kurulması, bu fosfat üretiminin limana kadar gelmesiyle alakalı demiryolunun inşasını da içeren çok kapsamlı, çok büyük bir projeyi hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bugün burada atılan imzalar, bunun ilk adımı” dedi. Suriye'ye elektrik tedariki miktarının her geçen gün arttığını ifade eden Bakan Bayraktar, “Önümüzdeki haftalarda devreye girecek Birecik-Halep Hattıyla beraber bu ihracatımızı yaklaşık üç katına çıkaracağız, 800-900 megavatlara ulaşacak.” bilgisini de paylaştı. Bakan Bayraktar, bir dizi temasta bulunmak üzere Suriye’nin başkenti Şam’a bir ziyaret gerçekleştirdi. Suriye Enerji Bakanı El-Beşir ile Görüşme Bakan Bayraktar, Suriye temasları kapsamında Suriye Enerji Bakanı Muhammed El-Beşir ile bir araya geldi. Baş başa ve heyetler arası gerçekleştirilen görüşmelerde elektrik, madenler ve fosfat, petrol ve doğal gaz, deniz sondajı ile enerji nakil hatları ve taşımacılığı gibi konular ele alındı. Fosfat Alanında Mutabakat Zaptı Bakan Bayraktar’ın Şam temasları, Türkiye ile Suriye arasında madencilik alanında yeni bir iş birliğinin somutlaşmasına da vesile oldu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının bağlı kuruluşlarından MTA ve MTAIC ile Suriye Jeoloji ve Maden Kaynakları Genel Müdürlüğü arasında madencilik alanında stratejik ortaklık geliştirilmesi adına "Fosfat Alanında Mutabakat Zaptı" imza altına alındı. Büyük İş Birliği Potansiyeli İmza töreninin ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar ile Suriye Enerji Bakanı Muhammed El-Beşir, ortak bir basın toplantısı yaptı. Burada gazetecilere açıklamalarda bulunan Bakan Bayraktar, iki ülke arasında çok büyük bir iş birliği potansiyeli bulunduğunu belirterek, Suriye'nin yeniden inşası ve ihya edilmesi sürecinde enerji ve madenler alanındaki potansiyeli hayata geçirme konusunda ortaya koydukları projeleri adım adım devreye aldıklarını ifade etti. Kalkınma Sürecini Destekliyoruz Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın liderliğinde Suriye’nin çok önemli bir kalkınma süreci içerisinde olduğunu vurgulayan Bakan Bayraktar, “Biz de Türkiye olarak bu sürece çok önem veriyoruz ve destekliyoruz. Özellikle Suriye'nin kendi kaynaklarını devreye almak, katma değerli bir şekilde ekonomiye katmak suretiyle inanıyorum ki bu süreç çok daha hızlanacaktır.” dedi. Çok Büyük Bir Proje İmzalanan mutabakat zaptıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Bakan Bayraktar, “Bugün burada çerçeve anlaşmasını imzaladıktan sonra, inşallah önümüzdeki günlerde ticari anlaşmaya dökeceğimiz çalışmayla burada fosfat üretimi, fosfat sahalarının geliştirilmesi, endüstriyel tesisin kurulması, bu fosfat üretiminin limana kadar gelmesiyle alakalı demiryolunun inşasını da içeren çok kapsamlı, çok büyük bir projeyi hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bugün burada atılan imzalar, bunun ilk adımı.” diye konuştu. Birecik-Halep Hattı ile Elektrik İhracı Artacak Suriye'ye elektrik tedariki miktarının her geçen gün arttığını ifade eden Bakan Bayraktar, “Önümüzdeki haftalarda devreye girecek Birecik-Halep Hattıyla beraber bu ihracatımızı yaklaşık üç katına çıkaracağız, 800-900 megavatlara ulaşacak. Suriye'nin önemli miktarda elektrik ihtiyacına katkı yapacak projeyi devreye alacağız. Artık sayılı günler kaldı.” dedi. Bakan Bayraktar, söz konusu hat ile ülkedeki günlük aydınlatma süresinin de uzayacağına işaret etti. Altyapı Projeleri Türk şirketlerinin Suriye’deki yatırımlarının artarak devam ettiğini belirten Bakan Bayraktar, “Altyapı projelerinde daha çok Türk firmasının yer almasını istiyoruz. Boru hatlarının yapımında, elektrik iletim hatlarında, depoların ve tankların yapımında çok önemli bir tecrübemiz var, bunları hızlı bir şekilde hayata geçirebiliriz.” dedi. Şirketlerimiz Hazır Bakan Bayraktar, dünyanın geçmekte olduğu küresel enerji buhranında Türkiye ve Suriye’nin petrol ve doğal gaz geçiş güzergahlarında bütün dünyaya çok önemli fırsatlar sunduğunu kaydetti. Petrol ve doğal gaz alanında geniş bir iş birliği potansiyeli bulunduğuna dikkat çeken Bakan Bayraktar, “Gerek Suriye off-shore’u, gerekse Suriye'deki kara sahalarında; mevcut üreten sahalar, tekrar üretiminin artırılması beklenen sahalar ve yeni keşif yapılabilecek sahalarla alakalı da Türkiye Petrolleri başta olmak üzere şirketlerimiz hazır durumda. Türkiye'nin Karadeniz'deki keşfinden sonra Türkiye dışında da faaliyetlerimize Somali'de başladık. Şimdi bunu Akdeniz'de Suriye'de, Libya'da ve başka ülkelerde hayata geçirmek istiyoruz. Suriye bizim özel önem verdiğimiz ülkelerden ve önemli bir potansiyeli olduğunu düşünüyoruz. Öncelikle bir sismik çalışma, arkasından sondaj yapacağımız çalışmalarla, ortaklıklar yoluyla farklı şirketlerle biz burada inşallah Suriye'nin bu kaynaklarını ekonomiye kazandırmak için sizlerle birlikte çalışmak istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Bakan Bayraktar, dünyanın dördüncü büyük jeotermal kurulu gücüne sahip ülkesi olarak bu konudaki tecrübesini de Suriye’ye taşımak taşımak istediklerini kaydetti. Jeolojik Araştırmalar ile Maden Arama ve Geliştirme Faaliyetleri İmzalanan mutabakat zaptıyla Türkiye ile Suriye arasında yer bilimleri, madencilik, enerji hammaddeleri ve jeotermal enerji alanlarında uzun vadeli iş birliğinin geliştirilmesini amaçlanıyor. Bu kapsamda jeolojik araştırmalar, maden arama ve geliştirme faaliyetleri, veri paylaşımı, eğitim ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesine yönelik ortak faaliyetlerin yürütülmesi öngörülüyor. Mutabakat Zaptı'nın temel odak noktalarından birini, başta fosfat olmak üzere metalik madenler, endüstriyel hammaddeler ile stratejik ve kritik minerallere yönelik arama, ruhsat edinimi, işletme ve uç ürün üretimine ilişkin ortak projelerin geliştirilmesi oluşturuyor. Özellikle fosfat değer zinciri kapsamında, ilk aşamada fosfat kayası üretimi ve uzun dönemli alım-satım mekanizmalarının oluşturulması, sonraki aşamalarda ise fosforik asit, gübre ve diğer fosfat bazlı ürünlerin üretimine yönelik entegre sanayi yatırımlarında iş birliği yapılması hedefleniyor. Söz konusu projelerin hayata geçirilmesi amacıyla Türk kamu kurumları, özel sektör kuruluşları ve Suriye kamu kuruluşları arasında ortak girişim, kamu-özel iş birliği ve diğer uygun yatırım modellerinin geliştirilmesi öngörülüyor. Suriye Cumhurbaşkanı Şara Kabul Etti Bakan Bayraktar, Şam’daki temasları çerçevesinde ayrıca Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından kabul edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Suudi Arabistan ile 3 Bin Megavatlık Bir Anlaşma Daha Haber

Suudi Arabistan ile 3 Bin Megavatlık Bir Anlaşma Daha

Bugün 81 ilde doğal gaz bulunduğuna işaret eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, bu yıl içerisinde bininci yerleşim yerine doğal gazı vereceklerini de açıkladı. Suudi Arabistan'ın Türkiye'de yapacağı yenilenebilir enerji yatırımlarıyla ilgili 2 bin megavatlık projenin anlaşmasının daha önce imzalandığını anımsatan Bakan Bayraktar, Antalya'daki Birleşmiş Milletler İklim Konferansı marjında 3 bin megavatlık bir anlaşma ile toplam proje kapasitesini 5 bin megavata çıkaracaklarını açıkladı. Bakan Bayraktar, Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen AK Parti 25. Kuruluş Yıl Dönümü Programı’na katıldı. Burada çeşitli televizyonların canlı yayınlarına konuk olan Bakan Bayraktar, Türkiye’nin geçtiğimiz 25 yılda enerji ve madencilik alanında attığı adımlara ve sonrası için ortaya koyduğu hedeflere ilişkin değerlendirmeler yaptı. Çeyrek Asırda Bir Asırlık İş Bakan Bayraktar, “Türkiye, çeyrek asırda Cumhurbaşkanımızın liderliğinde neredeyse bir asırlık iş yaptı. Rakamlar bize bunu söylüyor; Türkiye, elektrikte kurulu gücünü 4 kat artırmış, 32 bin megavattan 126 bin megavata gelmiş durumda. Elektrikte 24 yılda yaklaşık 95 bin megavat yeni kurulu gücü hayata geçirdik. Bu, İtalya büyüklüğünde bir kurulu güce tekabül ediyor ve biz Fransa ile Almanya'dan sonra Avrupa'nın üçüncü büyük kurulu güce, tüketimine ve üretimine sahip elektrikte ülkesi konumuna geldik. Türkiye'de petrol üretimimiz 3 katına, doğal gaz üretimimiz 9 katına, maden ihracatımız 10 katına çıkmış durumda.” dedi. Temel Hedef Enerjide Bağımsızlık Şimdi önlerinde yeni bir hedef, yeni bir ufuk, yeni bir vizyon olduğunu belirten Bakan Bayraktar, “O da Türkiye Yüzyılı vizyonu. Yeni yüzyıla Türkiye'yi hazırlıyoruz. Türkiye'yi ekonominin bütün alanlarında; ulaştırmadan tarıma, sanayiye, binalarımıza kadar kökten değiştirecek adımlar atacağız. Temel bir hedefimiz var: Türkiye Yüzyılı'nda Türkiye'yi enerjide bağımsız kılmak. Bu bizim adeta Kızılelma'mız.” dedi. Doğal Gazda Bininci Yerleşim Yeri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2002'de ‘Türkiye'deki her haneye doğal gaz götüreceğiz’ hedefi ortaya koyduğunu anımsatan Bakan Bayraktar, “2002’de 5 ilde olan doğal gaz, bugün 81 ile ulaştı. İnşallah 2026 yılı içerisinde bininci yerleşim yerine doğal gazı vermiş olacağız.” diye konuştu. Karadeniz’de Doğal Gaz Üretimi Artacak Karadeniz’deki yerli doğal gaz üretimini artıracaklarına işaret eden Bakan Bayraktar, üretimi bu yıl iki katına çıkaracaklarını belirterek “Üretimi 2028'de 4 katına çıkarıyoruz. 17 milyon hanenin doğal gaz ihtiyacını 2028'de kendi gazımızla Karadeniz'den karşılayacağız.” İfadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye ile Ülkemizin Önünde Ekonomik Potansiyel Açılacak Geçtiğimiz günlerde Terörsüz Türkiye hedefiyle ilgili düzenlemenin Meclis’ten geçerek yasalaştığını hatırlatan Bakan Bayraktar, “Gabar, Terörsüz Türkiye'nin adeta küçük bir kesiti, küçük bir fragmanını gördüğümüz bir proje. Bizim için bir iftihar vesilesi. Milyonlarca yıldır toprak altında olan petrol, bölgenin terörden temizlenmesiyle beraber çok büyük bir ekonomik aktiviteye, istihdama, kalkınmaya ve ülkemizin enerji ithalatını düşürmesine çok önemli bir katkı sağlıyor. Bugün günde 83 bin varil üretimi geçmiş durumdayız. Her gün Gabar'dan yeni bir rekor geliyor. Bugün o dağlarda 3 bin 500'ün üzerinde insan çalışıyor. Çoğunluğu o bölgenin çocukları, gençleri. Kendi mühendislerimiz, kendi teknisyenlerimizle beraber büyük bir hikâye yazıyoruz orada. İnanıyorum ki terörsüz bölgeyle ve Terörsüz Türkiye'yle beraber ülkemizin önündeki çok büyük bir ekonomik potansiyel açılmış olacak ve inşallah 86 milyon ve tüm bölgemiz bundan istifade edecek.” dedi. Türkiye, Enerjide Güvenli Ülke Türkiye’nin enerji alanında adeta sessiz devrimler gerçekleştirdiğini ifade eden Bakan Bayraktar, “Sessizce yaptığımız yoğun çalışmalar, çabalar ve enerji diplomasisinde attığımız adımlarla Türkiye, şu anda enerjide güvenli bir ülke konumunda.” dedi. Hürmüz Krizi Önemli Fırsatları da İçerisinde Barındırıyor Hürmüz krizindeki belirsizliğin devam ettiğine işaret eden Bakan Bayraktar, “Bu kriz, aslında bütün bölge ve dünya için önemli bir fırsatı da içerisinde barındırıyor. Türkiye'nin yıllardır söylediği enerji yollarında çeşitliliğe gitme, bunlarda değişiklik yapmayla alakalı projelere belki bu dönemde hayatiyet kazandırma şansımız olabilir. Bundan birkaç hafta önce Irak Başbakanı, Sayın Cumhurbaşkanımızı ziyarete geldi. Konuşulan konulardan bir tanesi Irak petrolünün tümüyle Hürmüz üzerinden değil de önemli bir kısmının Türkiye ve Ceyhan üzerinden dünya piyasalarına ulaştırılmasıyla alakalıydı. Aslında çok uzun zamandır konuştuğumuz bir proje ama artık herkes için bu bir zaruret haline gelmiş durumda. Önümüzdeki süreçte Katar gazının belki Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye üzerinden Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya veya Irak üzerinden yine Kalkınma Yolu'nun devamında Türkiye'ye gelmesi, Kuveyt petrolünün Türkiye'ye gelmesi, bütün bunlar şu anda daha net bir şekilde masada. Ben inanıyorum ki bu kriz böyle fırsatlara kapı aralayabilir. Hem Türkiye için hem de bütün bölge için, dünya piyasaları için de daha dengeli ve önümüzde oluşacak krizlere karşı daha hazır bir hale gelmiş oluruz.” değerlendirmesini yaptı. Diyarbakır’da Gabar’ı 2-3’e Katlayabilecek Potansiyel Diyarbakır’da ankonvansiyonel üretim yöntemiyle petrol aradıklarını anlatan Bakan Bayraktar, “Eğer başarılı olursak, Gabar'dan daha büyük bir üretim gelebilir burada. Geleneksel olmayan yöntemle üretimde başarılı olursak biz Diyarbakır’da yüzlerce kuyu açacağız. Orada şimdi üzerinde çalıştığımız dört sahada bizim yabancı ortaklarımız var. Bu konu, yeni bir teknoloji yani görece Türkiye için ve dünya için yeni bir konu. Dolayısıyla burada bu konuda teknik anlamda iyi olan şirketlerle bir ortaklık kurduk. Yaklaşık 600 kilometrekarelik bir alanda bu çalışmayı dört sahada yürütüyoruz ama bölgedeki potansiyel 7 bin 200 kilometrekarelik bir alan. Belki Gabar’ı 2-3’e katlayabilecek bir potansiyeli var.” diye konuştu. Pakistan’da Maden Projesinde Ortaklık Türkiye’nin Pakistan’da hem kara hem de deniz sahalarında petrol ve doğal gaz aradığını anlatan Bakan Bayraktar, “Eylül ya da ekim ayında Oruç Reis Sismik Araştırma Gemimiz Pakistan'a gidiyor. Ben önümüzdeki birkaç hafta içerisinde Pakistan'da maden projeleriyle ortaklık için oraya gideceğim.” bilgisini paylaştı. Suudi Arabistan ile 3 Bin Megavatlık Bir Anlaşma Daha Suudi Arabistan'ın Türkiye'de yapacağı yenilenebilir enerji yatırımlarıyla ilgili 2 bin megavatlık projenin anlaşmasının daha önce imzalandığını anımsatan Bakan Bayraktar, “Antalya'daki Birleşmiş Milletler İklim Konferansı marjında bir 3 bin megavatlık anlaşma ile bunu 5 bin megavata çıkaracağız.” dedi. Türkiye'nin Teknolojiye Sahip Olduğu Bir Nükleer Endüstri Bakan Bayraktar, bu senenin sonuna kadar Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nden ilk elektriği üretmeyi hedeflediklerini söyledi. Bakan Bayraktar, planlanan ikinci ve üçüncü nükleer projeleriyle ilgili de “Sinop ve Trakya ile ilgili çalışmalarımız, özellikle son dönemde Güney Kore ve Kanada'yla yürüyen ve ciddi anlamda gelişen bir iş birliğimiz, diyaloğumuz var. Buralarda 2027 yılı içerisinde artık bunun hukuki altyapısını oluşturup hükümetlerarası anlaşmaların imzalandığı bir süreci hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin küçük modüler reaktörler üzerinde de çalışmalar yürüttüğüne işaret eden Bakan Bayraktar, “Küçük modüler reaktörlerde yani nükleerin yeni çağında, Türkiye'nin teknolojiye sahip olduğu bir nükleer endüstri hedefliyoruz.” açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Diplomasisinin Kalbi İstanbul’da Atacak Haber

Enerji Diplomasisinin Kalbi İstanbul’da Atacak

Geçtiğimiz yıl 9 ülkeden 10 bakanın katılımıyla uluslararası ölçekte büyük yankı uyandıran İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi, bu yıl da enerji güvenliği, yatırım ve küresel iş birlikleri açısından kritik mesajların verileceği önemli bir platform olacak. 22 Mayıs’ta İkinci İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi (İNRES 2026), 22 Mayıs’ta Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde düzenlenecek. Zirvenin açılışını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gerçekleştirmesi bekleniyor. Açılış töreninde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da katılımcılara hitap edecek. Birçok Ülkeden Üst Düzey Katılım Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın ev sahipliğinde düzenlenecek zirve; enerji ve doğal kaynaklar alanında karar vericileri, yatırımcıları, kamu temsilcilerini ve uluslararası kuruluşları İstanbul’da buluşturacak. Zirveye Avrupa, Asya ve Afrika’dan çok sayıda ülkenin bakan ve bakan yardımcılarının katılması bekleniyor. Ana Gündem Enerji Güvenliği Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın da katılacağı Bakanlar Oturumu’nda enerji güvenliği ana gündem maddesi olacak. Hürmüz krizi gibi küresel gelişmelerin yanı sıra petrol, doğal gaz, madencilik ve kritik mineraller alanındaki son durum değerlendirilecek. Zirveye katılan bakanlar, küresel enerji piyasalarına ilişkin öngörülerini paylaşacak. Devletlerin Enerji Politikalarındaki Rolü Tartışılacak Konuk bakan yardımcılarının katılacağı oturumda ise enerji ve yatırım politikalarında devletlerin üstlenmesi gereken roller masaya yatırılacak. Katılımcılar, enerji dönüşümü sürecinde kamu politikalarının önemini ve ülkeler arası iş birliği imkanlarını ele alacak. Finans ve Yatırım Masada Olacak Kamu şirketlerinin yöneticileri, uluslararası enerji şirketlerinin CEO’ları ve finans kuruluşlarının temsilcilerinin bir araya geleceği oturumda enerji ve maden sektöründeki yatırım fırsatları, finansman modelleri ve küresel ekonomik gelişmeler değerlendirilecek. İkili Görüşmeler Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, İNRES 2026’ya iştirak eden konuk bakanlar ile ikili görüşmeler de gerçekleştirecek. Bu görüşmelerde, ülkeler arasındaki mevcut ve potansiyel iş birliği konularının masada olması planlanıyor. Zirve marjında bazı anlaşmalara da imza atılması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mehmet Şimşek’ten  UEZ’de Güçlü Ekonomi Vurgusu Haber

Mehmet Şimşek’ten UEZ’de Güçlü Ekonomi Vurgusu

İş ve ekonomi dünyasının kalbinin attığı Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026) başladı. 2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen UEZ, bu yıl 15’inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor. Bu yıl “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu üstleniyor. Zirvenin ana konuşmacısı olan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde Türkiye ekonomisinin şoklara karşı dirençli olduğunu belirtti. İran savaşının etkilerinden bahseden Şimşek, “Bu büyük bir şok. Geçmişe oranla baktığınızda, bugünkü savaşın enerji piyasalarına etkisi çok büyük. Hürmüz Boğazı çok kritik bir geçiş noktası. Sadece petrol değil, gübre ve doğalgaz açısından da öyle. Geçmiş benzer savaş ve şoklarla karşılaştırdığımız zaman, petrol ve doğalgazda artışın çok fazla olduğunu görürsünüz. Ateşkes sürse dahi maalesef bir miktar küresel ve Türkiye ekonomisi açısından tahribat söz konusu. Enflasyon yukarı yönlü, büyüme aşağı yönlü, tedarikte sorunlar devam edecek. Bunun farkındayız. Çok daha kalıcı etkiler doğurduğunun farkındayız. Savaşın getirdiği yıkım ve rehabilitasyon biraz zaman alacak. Jeopolitik olarak ne bölge ne de dünya eskisine dönmeyecek” dedi. “Şokları önemli kayıplar yaşamadan programla atlattık” “Ümit ederim ABD ve Çin anlaşır ve daha büyük savaşlar olmaz” diyen Şimşek, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye olarak dayanıklı olduğumuzu geçen yıl ispatladık, bu yıl da ispatlayacağız. Geçen yıl ticaret savaşlarının yarattığı hareketlilik, volatilite, 12 günlük savaş, kuraklık; bütün bunlar önemli gündem maddeleriydi. Bu şokları önemli kayıplar yaşamadan programla atlattık. Program kendini kanıtladı, kendi rüştünü ispat etti. Peki bu sene içinden geçtiğimiz sıkıntıları atlatabilecek miyiz? Enerjide o bölgeye olan bağımlılığımız çok az. Petrolde hemen hemen bağımlılığımız yok. Türkiye’nin dayanıklılığının en önemli ayağı, maliye politikasının sağlam yapıda olması. 2023’te büyük bir deprem yaşadık. EYT gibi konular da vardı; bütçe açığının millî gelire oranını yüzde 3’ün altına düşürdük. Açığın millî gelire oranının düşük olması önemli. Bu da bize politikada manevra alanı sağlıyor. Bizim makroekonomik şoklara olan dayanıklılığımız daha yüksek. Reel kurda önemli bir artış yaşansa bile, faizlerde önemli bir artış yaşansa bile, büyümede düşüş görsek bile, Türkiye’nin kamu borcunun millî gelire oranı düşük olduğu için rahat atlatabiliyoruz. Özel ve kamu borçluluğunun toplamına baktığımızda da geçmişe oranla düşük. Bu nedenle bu şoku da atlatacağız.” Türkiye dezenflasyonda kararlı olduğunu ortaya koyuyor Savaş döneminde Türkiye’nin olumlu yönde ayrıştığını ifade eden Mehmet Şimşek, şöyle konuştu: “Vatandaşların bize ve programa olan güveni önemli. Vatandaşların dövize olan talebi geçmişte çok yüksek olurdu. Bugün o kadar değil. Altına yönelik talebin olduğunu ise görüyoruz. Programın raydan çıkmasını engelleyeceğiz. Fiyat istikrarı ve mali disiplin konusunda gerekeni yapacağız. Bu savaşın etkilerini rakama dökecek olursak; yılbaşından itibaren petrol fiyatı yılın tamamı için 81 dolar öngörülüyor. Bunu baz alırsak bizim enflasyon 3 puan yüksek seyredebilir. Bizim öngörümüz 65 dolardı. Cari açık bir puan yükselir, onu yönetebiliriz. Büyüme yarım puan veya bir puan düşebilir. Benim buradaki mesajım şu: Bütün bu etkiler yönetilebilir. Dolayısıyla programı rayından çıkarmaz. Programı etkiler ama rayından çıkarmaz. Bu önemli bir şok ama bu şoku yönetilebilir görüyoruz. Türkiye dezenflasyonda kararlı olduğunu ortaya koyuyor. 65’lerden 30’lara düştü. Hedefimiz 20’lerin altıydı. Piyasa enflasyonu 25 civarı görüyor. Ateşkes devam ettiği takdirde enflasyonu düşük tutmak için çalışmaya devam edeceğiz. Uzun vadede cari açıkta azalma bekliyoruz. Petrol ve doğalgazda üretimimiz artıyor. Daha fazla enerjiyi yenilenebilir enerjiden üretiyoruz. Bizim hizmet ihracatında çok güçlü bir pozisyonumuz var. En önemlisi, biz şu anda sanayi politikalarıyla sanayide dönüşümü başarıyoruz.” Philip Hammond: “ABD, Çin'in ekonomik bir oyuncu olarak gücünü tanımadığı için çok pişman oldu” Birleşik Krallık Eski Dışişleri ve Maliye Bakanı Lord Philip Hammond ise “Jeopolitik Parçalanma Çağında Global Ekonominin Geleceği” başlıklı konuşmasında; yapay zekâ destekli teknolojiler, demografik dönüşüm ve iklim değişikliğiyle bağlantılı enerji güvenliği gibi başlıkların küresel gündemi belirlemeyi sürdürdüğünü vurguladı. Teknolojik dönüşümün küresel güç dengelerini yeniden şekillendirdiğine dikkati çeken Hammond, 2015 yılına atıfta bulunarak şu değerlendirmeyi yaptı: “2015 yılında ben mesela bireysel olarak şuna şahit oldum. ABD, Çin'in ekonomik bir oyuncu olarak gücünü tanımadığı için çok pişman oldu. Çünkü gerçekten bu çok çok büyük, önemli sonuçları olacak bir stratejik hataydı. Özellikle de daha sofistike teknolojilere erişim açısından…Bu konuda bir pişmanlık yaşadılar. Ama maalesef çok geç olmuştu. Çünkü Çin dünyanın en önemli teknoloji merkezlerinden ve kuvvet merkezlerinden biri oldu.” Philip Hammond, Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa’nın yalnızca karbonsuzlaşma hedefleriyle değil aynı zamanda yüksek enerji maliyetleri ve rekabet kaybı riskiyle de karşı karşıya kaldığını kaydetti. Avrupa’nın 2050 net sıfır hedeflerine ulaşmasına şüphe ile yaklaştığını belirten Hammond, “Çünkü burada gerçekten çok görünür olmayan bir takım beklenmedik etkiler olacak. Ve bu etkiler nedeniyle de bazı fırsatlar gözden kaçmış olacak. Kısa vadede beklenen pozitif etkiler gerçekleşmedi. Rekabetçilik perspektifinden bakıldığında, birçok ülkenin karbonsuzlaşma hedeflerine yaklaşmakta dahi zorlanacağını düşünüyorum.” dedi. Küresel ekonominin yeniden şekillendiğini ifade eden Hammond,son dönemdeki küresek gelişmelerin özellikle enerji güvenliği üzerinde yıkıcı etkiler yarattığını ve mevcut ekonomik trendleri doğrudan etkilediğini sözlerine ekledi. Jeopolitik gelişmeler belirleyici oluyor RePie Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. M. Emre Çamlıbel, açılışta yaptığı konuşmada jeopolitik gelişmelere dikkat çekti. Çamlıbel, “Ekonomi ve iş hayatında atabileceğimiz adımlar, alabileceğimiz kararlar ve bu kararların etkileri giderek daha fazla bu sınırın içinde şekilleniyor. Küresel enflasyon, altın fiyatları, döviz pariteleri, petrol fiyatları ve tedarik zincirleri; artık büyük ölçüde jeopolitik, uluslararası ve askeri gelişmeler tarafından belirleniyor” dedi. Orta ve uzun vadede Türkiye adına olumlu bir tablo olduğunu dile getiren Çamlıbel, sözlerine şöyle devam etti: “Ancak kısa vadede karşı karşıya olduğumuz dalgalanmalarla nasıl mücadele edeceğimiz en kritik sorulardan biri olarak öne çıkıyor. Bu belirsizlik ortamında şirketler de stratejilerini ve süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Gündemlerine üç temel kavramı almış durumdalar: Dayanıklılık, risk azaltma ve çeşitlendirme. Amaç, belirsizlikleri yönetebilmek ve sürprizlere karşı hazırlıklı olmak. Ben de bu zirvede yer alan değerli konuşmacıların ve oturumların, tam da bu çerçevede yol gösterici öngörüler sunmasını bekliyorum. Elbette yalnızca jeopolitik cam tavanı değil, onun altındaki oyun alanımızı da konuşmalıyız. Yapay zekâ, dijitalleşme, sürdürülebilirlik, dayanıklılık, değişen küresel dengeler ve start-up ekosistemi gibi başlıklarda yapılacak tartışmaları da büyük bir heyecanla takip ediyorum.” Geleceğe dair yön belirleyecek liderler bir arada UEZ 2026’nın açılış konuşmasını yapan Capital&Ekonomist&StartUp Dergileri Yayın Direktörü Sedef Seçkin Büyük, bu yılki zirveyi dünya çapında yaşanan büyük kırılmayı birlikte analiz edebilecek bir kurguyla tasarladıklarını belirtti. “Geleceğe dair yönümüzü belirlememize katkı sağlayacak değerli fikir liderlerini bir araya getirdik” diyen Büyük, dünya ekonomisinin artık öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yapı olmaktan hızla uzaklaştığını vurguladı. Sedef Seçkin Büyük, şunları söyledi: “Jeopolitik fay hatları derinleşiyor, ticaret blokları sertleşiyor. Dünyanın en güçlü ülkeleri arasındaki teknoloji rekabeti stratejik bir mücadeleye dönüşüyor. Bu yeni düzende büyüme ve kârlılık artık temel parametreler olarak yeterli değil. Dayanıklılık, sürdürülebilirlik ve stratejik konumlanma belirleyici hale geliyor. Bu nedenle UEZ 2026’nın ana temasını ‘Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası’ olarak belirledik. Çünkü artık mesele değişimin olup olmayacağı değil; bu değişimin kim tarafından, nasıl ve hangi kurallarla yönetileceği. Bugün küresel ekonomi yalnızca piyasa dinamikleriyle şekillenmiyor. Siyasi kararlar; sosyal hayatın, iş dünyasının ve ticaretin kurallarını doğrudan yeniden yazıyor. Artık mesele sadece değişime uyum sağlamak değil. Mesele, belirsizliği yönetmek ve yön tayin edebilmek. UEZ 2026 bu nedenle bir konferans olmanın ötesinde; derinlikli bir fikir ve yön belirleme platformudur. Burada ortaya konacak fikirler ve öneriler, yalnızca bugünü değil, önümüzdeki on yılın ekonomik mimarisini de şekillendirecek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kimya Sektörü Mart Ayında 3 Milyar Dolarlık İhracata İmza Attı Haber

Kimya Sektörü Mart Ayında 3 Milyar Dolarlık İhracata İmza Attı

Sektör, yılın ilk çeyreğini 7,5 milyar dolarlık ihracatla kapatırken, Türkiye’nin en çok ihracat yapan ikinci sektörü olma unvanını sürdürdü. Türkiye’nin ihracat lokomotiflerinden kimya sektörü, 2026 yılı hedefleri doğrultusunda Mart ayında da küresel pazarlardaki etkinliğini devam ettirdi. Sektör, 2,7 milyar dolar olan geçen yılın aynı dönemine göre ihracatını yüzde 8,7 artırırken, 2026’nın ilk üç ayında gerçekleştirdiği ihracat 7,5 milyar doları aştı. Kimya sektörünün Mart ayı ihracat rakamlarını değerlendiren İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, “Küresel ve bölgesel jeopolitik gelişmeler, yakın coğrafyamızdaki sıcak savaşların etkilerine rağmen Mart ayında kimya sektörü ihracatımızı artırmayı başardık. Mart ayında yaklaşık 3 milyar dolarlık kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı gerçekleştirdik. İlk üç aylık dönemde sektör ihracatımız 7,5 milyar doları aştı. İçinde bulunduğumuz olumsuz koşulları göz önüne aldığımızda, bu artışı büyük bir başarı olarak görüyor, ihracatçılarımızla gurur duyuyoruz. Özellikle körfez bölgesinde yaşanan gerilimler enerji ve petrol fiyatlarında dalgalanmalara, lojistik hatlarda aksamalara ve tedarik zincirlerinde yeniden yapılanmalara neden olabiliyor. Bu durum, enerji ve petrokimya girdilerine bağımlı olan sektörümüz açısından maliyet baskısını artıran bir unsur olarak öne çıkıyor. Diğer yandan Avrupa başta olmak üzere yakın coğrafyalarda tedarik güvenliğinin yeniden önem kazanması hem Türk kimya sektörü için hem diğer sektörlerimiz için rekabet avantajı yaratacaktır. Küresel ekonomide başta enflasyon olmak üzere pek çok olumsuz etkiye sebep olan savaşların en kısa zamanda bitmesini temenni ediyoruz. Bu süreçte İKMİB olarak yakın ve alternatif pazarlarda ihracatın artırılması, pazar çeşitliliğinin güçlendirilmesi ve ticaret heyetleri ile sektörel iş birliklerinin artırılmasına öncelik veriyor, ihracatçılarımıza destek oluyoruz. Mevcut performansımızı daha ileri taşımak ve ihracatımızı artırmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.