Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Plasfed

Kapsül Haber Ajansı - Plasfed haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Plasfed haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Karadeniz: “İhracatçının Küresel Rekabet Gücü İçin Döviz Dönüşüm Desteği Güçlendirilmeli” Haber

Karadeniz: “İhracatçının Küresel Rekabet Gücü İçin Döviz Dönüşüm Desteği Güçlendirilmeli”

Türk sanayicisinin son dönemde artan maliyetler ve küresel rekabet baskısıyla karşı karşıya olduğunu belirten Plastik Sanayicileri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, ihracatın sürdürülebilirliği açısından döviz gelirlerinin Türk lirasına dönüşümünü teşvik eden mekanizmaların ihracatçının rekabet gücünü de gözetmesi gerektiğini söyledi. Döviz dönüşüm desteğinin 2023 yılında yüzde 2 oranıyla uygulanmaya başladığını, 2025 yılı Mayıs ayında desteğin geçici olarak yüzde 3'e yükseltildiğini hatırlatan Karadeniz, 1 Ekim 2026 itibarıyla uygulamada yeni bir döneme geçildiğini ifade etti. TCMB'nin yeni düzenlemesiyle desteğin döviz pozisyonu, katma değer ve ihracata yönelik üretim yapan tedarikçi firmalarla ilişkilendirildiğine dikkat çeken Karadeniz, yeni yapının kapsamının genişlemesinin önemli olduğunu ancak ihracatçının küresel rekabet koşulları açısından desteğin etkinliğinin daha da artırılması gerektiğini kaydetti. “İhracatçı yalnızca kur değil, maliyet baskısıyla da mücadele ediyor” Türkiye'nin ihracatçı sanayicisinin yalnızca kur hareketlerinden değil, yüksek üretim maliyetleri, finansman giderleri ve küresel pazarlardaki yoğun fiyat rekabetinden de etkilendiğini belirten Karadeniz, şöyle konuştu: “İhracatçımız bugün küresel pazarlarda sadece ürününün kalitesiyle değil, maliyetiyle de rekabet ediyor. Enerjiden işçiliğe, finansmandan hammaddeye kadar çok sayıda maliyet kalemi ihracatçımızın rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Döviz gelirinin TL'ye dönüşümünde sağlanan destek de bu açıdan ihracatçının rekabet gücünü destekleyen önemli bir araçtır. Bizim beklentimiz, döviz dönüşüm desteğinin ihracatçının rekabet gücünü daha etkin biçimde destekleyecek seviyeye çıkarılması yönündedir.” “Çin'in yaklaşımı bize önemli bir örnek sunuyor” Küresel ticarette ihracatçıların desteklenmesinde farklı politika araçlarının birlikte kullanıldığını belirten Karadeniz, Çin'in uygulamalarının bu açıdan dikkat çekici olduğunu söyledi. Çin'de ihracatçıların kur riskini yönetebilmesi için döviz türevleri ve diğer finansal araçların kullanımının uzun zamandır var olduğunu ve günümüzde daha da yaygınlaştırıldığını belirten Karadeniz, işletmelerin RMB ile fiyatlama ve ödeme yapabilmelerinin de kur riskinin yönetilmesine katkı sağladığını ifade etti. Çin'de ayrıca ihracat vergi iadeleri, ihracat kredileri ve ihracat kredi sigortası gibi araçların da ihracatçıların finansal yükünü ve risklerini azaltmaya yönelik kullanıldığını kaydetti. Karadeniz, “Burada Çin'in uyguladığı tek bir destek mekanizmasını Türkiye'ye doğrudan kopyalamaktan söz etmiyoruz. Önemli olan, ihracatçının rekabet gücünü korumak için farklı araçların birlikte ve etkin biçimde kullanılabilmesi. Çin'in yaklaşımı bize bu açıdan önemli bir örnek sunuyor” dedi. “Daha bütüncül bir ihracat destek modeli oluşturabiliriz” Türkiye'nin de ihracatçının karşı karşıya olduğu maliyet ve kur risklerini birlikte ele alan daha bütüncül bir destek yaklaşımına ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Karadeniz, sözlerini şöyle sürdürdü: “İhracatçımızın küresel pazarlarda rekabet gücünü koruyabilmesi için yalnızca bir destek kalemine odaklanmak yeterli değil. Döviz dönüşüm desteğinin yanı sıra uygun maliyetli finansmana erişim, kur riskinden korunma araçlarının yaygınlaştırılması, ihracat kredi ve sigorta mekanizmalarının güçlendirilmesi ve ihracatçının üzerindeki maliyet baskısının azaltılması birlikte değerlendirilmelidir.” Karadeniz, özellikle sanayicilerin kur riskini yönetebilmeleri için finansal araçlara daha kolay ve düşük maliyetle erişebilmesinin önemine dikkat çekerek, “İhracatçımızın önünü görebilmesi, fiyat verebilmesi ve uzun vadeli sipariş alabilmesi için kur riskini yönetebileceği bir finansal altyapıya ihtiyacı var. Bunun yanında finansmana erişim maliyetlerinin de rekabetçi seviyelere çekilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kimya ve Bağlantılı Sektörler 12 İhtisas Fuarında Dünyayla Buluşacak Haber

Kimya ve Bağlantılı Sektörler 12 İhtisas Fuarında Dünyayla Buluşacak

Artkim Group Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Güler, “2002 yılında Artkim'i kurduğumuzda, Türkiye'nin kimya sanayii, o zamanki ivmeyle büyüyordu. Biz, bu ihtiyacı gördük. İlk adımımızı, bilgiden yana attık ve öncelikle sektörel yayınlar gerçekleştirdik. 2006 yılında ilk Turkchem fuarını düzenledik. Bugün geldiğimiz noktada Turkchem, dünyanın en önemli kimya platformlarından biri haline geldi. Bizim için önemli olan, yalnızca büyüklük, nicelik değil. Biz fuarlarımızda nitelikli ilişkiler kurulmasını, yeni bir teknolojinin doğru hedefe ulaşmasını, ihracat bağlantılarının başlamasını ve artarak devam etmesini önemsiyoruz. Bugün Artkim; kimyadan boyaya, kozmetikten gıdaya ve ilaca, poliüretandan kompozite, yüzey işlemeye - surface teknolojiye kadar, birçok farklı sektörde, 12 adet kimya konulu, ihtisas fuarları düzenliyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde, bir organizatör bu kadar çok sayıda, kimya konulu fuar düzenlemiyor. Bu dünyada Artkim’in imza attığı bir rekordur.’’ dedi. Güler’in ardından söz alan Artkim Fuarlar Satış Direktörü Tevfik Denemeç, ‘’Kimya, ekonomimizin sessiz kahramanıdır. Çünkü üretilen hemen her ürünün içinde bir kimya girdisi var. Türkiye kimya sektörü 2025 yılını 31,9 milyar dolarlık ihracatla, ülkemizin ikinci büyük ihracatçı sektörü olarak kapattı ve 2026'da 35 milyar dolar hedefine kararlılıkla ilerliyor. Bu büyümenin arkasında yeni pazarlar, yeni temaslar, yeni iş birlikleri var. Yani tam da fuarların yaptığı iş. Çünkü bizce fuar, üç gün içinde bir yıllık ticareti başlatan yerdir.’’ Sözleriyle sektörün önemine vurgu yaptı ve 2027 fuarları hakkında bilgi verdi. Artkim Group’un 2027 yılı takvimi, kimya sanayisinin yanı sıra kozmetik, ev bakım, gıda, beslenme, ilaç, poliüretan, yapıştırıcı, kompozit, yüzey işlem ve kaplama teknolojileri gibi pek çok alanı kapsıyor. Takvim kapsamında Turkchem Azerbaijan, 6–8 Nisan 2027’de Bakü’de; CHCI Eurasia, Food & Nutritional Ingredients ve Pharmaist, 9–11 Haziran 2027’de İstanbul’da düzenlenecek. Putech Eurasia, Adhesives & Bonding Eurasia, Eurasian Composites Show, Surtech Eurasia, PaintExpo Eurasia ve Turkcoat Istanbul ise 24–26 Kasım 2027’de İstanbul Fuar Merkezi’nde sektör profesyonellerini buluşturacak. Artkim’in 12 fuardan oluşan portföyünde ayrıca 25–27 Kasım 2026’da düzenlenecek Turkchem Eurasia ile InterDye & Textile Printing Eurasia da yer alıyor. KİMYA SANAYİSİ TÜM ÜRETİM ALANLARININ TEMELİNDE YER ALIYOR Konuşmasında kimya sektörünün üretim ekonomisindeki stratejik önemine dikkat çeken TOBB Kimya Sanayi Meclisi Başkanı Timur Erk: “Kimya sanayisi, sağladığı ham madde ve ara girdilerle pek çok üretim alanının temelinde yer alıyor. Sektörel ihtisas fuarları, üreticilerimizin yeni teknolojilerle buluşması ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırması açısından önemli bir rol üstleniyor” dedi. FUARLAR SEKTÖRÜN İHRACAT GÜCÜNÜ DESTEKLİYOR PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, “Plastik sanayisi, otomotivden ambalaja, sağlıktan yapı sektörüne kadar çok geniş bir üretim ekosistemine hizmet ediyor. Artkim’in düzenlediği ihtisas fuarları, sektörümüzün teknoloji, sürdürülebilirlik ve ihracat odağında yeni iş birlikleri geliştirmesine önemli katkı sağlıyor” ifadelerini kullandı. ÜRÜNÜN ARKASINA GÜÇLÜ BİR HİKÂYE KOYMALIYIZ KÜAD Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Arslan:“Dört bin yıl önce Kültepe’de kil tabletlere yazılan güven, taahhüt, kalite ve değer kavramları bugün de ticaretin temelini oluşturuyor. Araçlar değişti; kil tablet dijitale, kervanlar uçaklara, pazaryerleri fuarlara dönüştü ancak ticaretin özü değişmedi. Bugün yaklaşık 2,3 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşan kozmetik ve sabun sektörümüzün ürünleri yaklaşık 190 ülkeye ulaşıyor. Dünyaya yalnızca ürün değil, arkasında güçlü bir hikâye ve ülke kimliği de sunmalıyız” dedi. İHTİSAS FUARLARI YENİ TEKNOLOJİLERİN ÜRETİME KAZANDIRILMASINI HIZLANDIRIYOR TİYSAT Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Pehlivan: “Yapıştırıcı teknolojileri, çok sayıda sanayi kolunun üretim süreçlerinde kritik bir yere sahip. İhtisas fuarları, sektörümüze hem yenilikçi çözümlerini sergileme hem de uluslararası iş birlikleri geliştirme fırsatı sunuyor” dedi. TÜYİDER Genel Sekreteri T. Ali Selen ise yüzey işlem teknolojilerinin ürünlerin dayanıklılığı, kalitesi ve kullanım ömrü açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, “Sektörün tüm paydaşlarını buluşturan fuarlar, yeni teknolojilerin üretime kazandırılmasını ve bilgi paylaşımını hızlandırıyor” diye konuştu. KOMPOZİT TEKNOLOJİLERİ YENİ NESİL ÜRETİMİN MERKEZİNDE IMBEO & Composites Lounge CEO’su İlkay Özkısaoğlu ise “Kompozit malzemeler; hafiflik, dayanıklılık ve yüksek performans avantajlarıyla otomotivden havacılığa, enerjiden yapı sektörüne kadar giderek daha geniş bir kullanım alanına ulaşıyor. Sektörün uluslararası aktörlerini buluşturan fuarlar, Türkiye’nin bu alandaki üretim ve teknoloji kapasitesini dünyaya göstermesi açısından büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı. GECENİN FİNALİNDE MELEK MOSSO SAHNE ALDI Artkim Group’un 25 yıllık yolculuğunu anlatan özel gösterimlerin gerçekleştirildiği gecede, şirketin geçmişten bugüne düzenlediği fuarlar ve sektörlere sağladığı katkılar da paylaşıldı. Davetliler, konuşmaların ve 2027 fuar takvimi tanıtımının ardından Melek Mosso’nun sahne performansıyla geceyi tamamladı. Artkim Group’un fuar portföyünü; Turkchem Eurasia, InterDye & Textile Printing Eurasia, CHCI Eurasia, Food & Nutritional Ingredients, Pharmaist, Putech Eurasia, Adhesives & Bonding Eurasia, Eurasian Composites Show, Surtech Eurasia, PaintExpo Eurasia, Turkcoat Istanbul ve Turkchem Azerbaijan oluşturuyor. ARTKİM GROUP HAKKINDA 2002 yılından bu yana faaliyet gösteren Artkim Group, kimya ve üretim sanayilerine yönelik geliştirdiği uluslararası organizasyonlar ve sektörel platformlarla alanının önde gelen şirketleri arasında yer almaktadır. Kimya, boya, kozmetik, gıda, ilaç, poliüretan, kompozit, yapıştırıcı, teknik köpük, tekstil, yüzey işlem ve endüstriyel boyama teknolojileri gibi farklı sektörlere yönelik uluslararası standartlarda 12 ayrı ihtisas organizasyonu gerçekleştiren Artkim Group, 24 yıllık deneyimiyle sektör profesyonellerini bir araya getirmektedir. Artkim Group, firmaların ürün ve teknolojilerini tanıtmalarına, yeni pazarlara açılmalarına ve uluslararası iş bağlantıları geliştirmelerine katkı sağlamaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PLASFED’den Sanayi Büyümesine İlişkin Değerlendirme Haber

PLASFED’den Sanayi Büyümesine İlişkin Değerlendirme

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre Türkiye ekonomisi 2026 yılının ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,3 büyüdü. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,1 arttı. Ekonomik faaliyetler içinde sanayi yüzde 2,4 büyüme kaydederken, ilk çeyrekte yüzde 0,8 daralan sanayinin yeniden büyümeye dönmesi dikkat çekti. Büyüme verilerini değerlendiren Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, sanayinin yeniden büyüme ivmesi kazanmasının Türkiye ekonomisinin üretim gücü açısından önemli olduğunu söyledi. Karadeniz, “Sanayi sektörünün yılın ilk çeyreğinde yaşadığı yüzde 0,8'lik daralmanın ardından ikinci çeyrekte yüzde 2,4 büyümesi, üretim cephesinde yeniden hareketlenme başladığını göstermesi açısından umut verici. Ancak Türkiye'nin sürdürülebilir ve yüksek kaliteli bir büyüme patikasına girebilmesi için sanayideki bu toparlanmanın kalıcı hale gelmesi gerekiyor” dedi. “Sanayinin büyümesi tek başına yeterli değil” Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesinin ancak üretim ve sanayinin güçlendirilmesiyle mümkün olabileceğine dikkat çeken Karadeniz, büyümenin niteliğinin de en az büyüme oranı kadar önemli olduğunu vurguladı. Karadeniz, “Sanayinin yüzde 2,4 büyümesi önemli ve değerli bir gelişme. Ancak sanayicimizin bugün karşı karşıya olduğu yüksek finansman maliyetleri, enerji ve hammadde giderleri, işçilik maliyetleri ve küresel rekabet baskısı devam ediyor. Bu koşullar altında elde edilen büyümeyi kalıcı hale getirmek için üretim maliyetlerini aşağı çekecek ve yatırımları destekleyecek politikaların güçlendirilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. “Plastik sektörü sanayi üretiminin temel taşı” Plastik sektörünün otomotivden ambalaja, inşaattan sağlığa kadar çok geniş bir üretim zincirine girdi sağladığını hatırlatan Karadeniz, sektörün Türkiye'nin sanayi ve ihracat kapasitesi açısından stratejik önem taşıdığını belirtti. Plastiğin artık neredeyse tüm sektörlerde kullanılan, teknoloji ve inovasyon açısından da önemli bir üretim alanı olduğuna dikkat çekti. Karadeniz, “Plastik sanayisi, Türkiye'nin üretim ekosisteminin temel sektörlerinden biri. Dolayısıyla sanayideki toparlanmanın plastik sektörüne de güçlü biçimde yansımasını istiyoruz. Bunun için sektörümüzün yüksek oranda dışa bağımlı olduğu hammaddede, finansmanda ve enerji maliyetlerinde yaşanan sorunların çözülmesi gerekiyor. Üretim kapasitemizi koruyarak daha yüksek katma değerli ve rekabetçi bir yapıya geçmeliyiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PLASFED: Yeni Büyüme Döneminin Anahtarı Üretim, Yatırım ve İhracat Haber

PLASFED: Yeni Büyüme Döneminin Anahtarı Üretim, Yatırım ve İhracat

Türkiye ekonomisinde enflasyonla mücadele kapsamında atılan adımların makroekonomik göstergelerde olumlu sinyaller verdiğini belirten Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, sürdürülebilir büyümenin ancak üretim odaklı politikalarla mümkün olacağını söyledi. Sanayinin büyüme, ihracat ve istihdamın temel taşı olduğuna dikkat çeken Karadeniz, "Enflasyonla mücadele elbette önemlidir. Ancak üretim gücünü koruyamayan ekonomiler kalıcı refah oluşturamaz. Türkiye'nin yeni büyüme hikayesi üretim ve sanayiyle yazılmalıdır" dedi. Son dönemde açıklanan ekonomik verilerin dezenflasyon sürecinde ilerleme kaydedildiğini gösterdiğini ifade eden Karadeniz, buna karşın yüksek finansman maliyetleri, yatırım iştahındaki zayıflama ve imalat sanayindeki daralmanın reel sektör açısından önemli riskler oluşturmaya devam ettiğini vurguladı. Üretimin yalnızca ekonomik büyüklük değil, aynı zamanda teknoloji geliştirme, ihracat, istihdam ve küresel rekabet gücünün de temel belirleyicisi olduğunu dile getiren Karadeniz, sanayinin desteklenmesinin Türkiye'nin orta ve uzun vadeli kalkınma hedefleri açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi. "Sanayi güçlenmeden büyüme kalıcı olmaz" İlk çeyrek büyüme verilerinde sanayinin ekonominin gerisinde kaldığını hatırlatan Karadeniz, üretim kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik adımların hızlandırılması gerektiğini belirtti. Karadeniz, "Ekonomide dengelenme sürecinin başarıya ulaşabilmesi için üretim tarafının da aynı ölçüde desteklenmesi gerekiyor. Sanayi yatırımlarını artıracak, ihracatı teşvik edecek ve katma değerli üretimi büyütecek politikalar öncelikli hale gelmeli. Tüketimle desteklenen büyüme kısa vadede rakamlara olumlu yansıyabilir ancak uzun vadede sürdürülebilir kalkınmanın yolu üretimden geçiyor" ifadelerini kullandı. İkinci çeyrek büyümesinde gözler sanayide Önümüzdeki günlerde açıklanacak ikinci çeyrek büyüme verilerinin ekonomideki toparlanmanın yönünü ortaya koyacağını belirten Karadeniz, "Öncü göstergeler, sanayide istenilen düzeyde güçlü bir toparlanmaya henüz işaret etmiyor. Bu nedenle ikinci çeyrek büyüme verilerinde üretimin ekonomiye katkısı yakından takip edilecek. Büyümenin hızı kadar niteliği de önemli. Üretim ve ihracatın büyümeye daha güçlü katkı verdiği bir tablo, Türkiye ekonomisinin geleceği açısından çok daha değerli. Sanayinin yeniden büyümenin lokomotifi olduğu bir ekonomi; sürdürülebilir kalkınmanın, kalıcı refahın ve küresel rekabet gücünün temelini oluşturacak" dedi. Türkiye'nin güçlü sanayi altyapısına sahip olduğuna dikkat çeken Karadeniz, mevcut potansiyelin doğru politikalar ve üretimi teşvik eden uygulamalarla çok daha yüksek katma değere dönüştürülebileceğini söyledi. "Rekabet gücümüz korunmalı" Küresel pazarlarda rekabetin her geçen gün daha da yoğunlaştığını belirten Karadeniz, Türkiye'nin üretim maliyetleri, finansman giderleri ve döviz kuru arasındaki dengenin ihracatçı açısından dikkatle yönetilmesi gerektiğini söyledi. Türk sanayisinin son yıllarda önemli ihracat başarıları elde ettiğini hatırlatan Karadeniz, bu başarının sürdürülebilir olması için üretim maliyetlerinin kontrol altında tutulmasının büyük önem taşıdığını belirtti. Plastik sektörünün çatı kuruluşu PLASFED Başkanı, Türk sanayisinin bugüne kadar tüm zorluklara rağmen üretmeye, yatırım yapmaya ve ihracatını artırmaya devam ettiğini belirtti. Türkiye'nin sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmasının yolunun üretimden, teknolojiden ve sanayiden geçtiğine dikkat çeken Karadeniz, “Bugün atılacak doğru adımlar yalnızca sanayiciyi değil, ihracatı, istihdamı ve ülkemizin küresel rekabet gücünü de güçlendirecek. Üreten, yatırım yapan ve katma değer oluşturan bir ekonomi, Türkiye'nin yeni büyüme döneminin en sağlam temeli olacak" diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karadeniz: Türkiye Artık Atığını Değil, Hammaddesini Toplamalı Haber

Karadeniz: Türkiye Artık Atığını Değil, Hammaddesini Toplamalı

Türkiye genelinde uygulamaya alınan Depozito Yönetim Sistemi (DYS), ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanması ve geri dönüşüm sanayisine yüksek kaliteli hammadde kazandırılması açısından yeni bir dönemin kapısını araladı. Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, sistem sayesinde geri dönüşüm sektörünün ihtiyaç duyduğu kaliteli hammaddenin ekonomiye yeniden kazandırılacağını belirterek, "Bugün çöpe attığımız her geri dönüştürülebilir ambalaj aslında ülkemizin kaybettiği ekonomik değerdir. Artık atığımızı değil, hammaddemizi toplamak zorundayız" dedi. Depozito Yönetim Sistemi kapsamında üzerinde DOA (Depozitosu Olan Ambalajlar) işareti bulunan plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajları depozito uygulamasıyla piyasaya sunulurken, tüketiciler boş ambalajlarını depozito iade makinelerine veya yetkilendirilmiş iade noktalarına teslim ederek depozito bedellerini geri alabiliyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın hedeflerine göre sistemin tam kapasiteye ulaşmasıyla birlikte yılda yaklaşık 25 milyar adet ambalaj ekonomiye yeniden kazandırılacak ve yaklaşık 30 milyar TL'lik ekonomik tasarruf sağlanacak. Ancak PLASFED'e göre bu rakam yalnızca doğrudan ekonomik kazanımı ifade ediyor. Asıl katma değer ise sanayinin yeniden kullanabileceği yüksek kaliteli ikincil hammaddenin üretime kazandırılmasıyla ortaya çıkacak. "Çöpe attığımız her ambalaj, ekonomiden eksilen bir değerdir" Depozito Yönetim Sistemi'nin plastik geri dönüşüm sektörü açısından tarihi bir adım olduğunu belirten çatı kuruluş PLASFED Başkanı Karadeniz, şunları söyledi: "Plastik sektörü olarak biz atığı hiçbir zaman çöp olarak görmedik. Her geri dönüştürülebilir ambalaj, yeniden üretime kazandırılabilecek değerli bir hammaddedir. Bugün çöpe giden her plastik, cam veya metal ambalaj aslında ekonomiden eksilen bir değerdir. Başka bir ifadeyle paramızı çöpe atıyoruz. Depozito Yönetim Sistemi sayesinde özellikle PET içecek ambalajları çok daha temiz, ayrıştırılmış ve geri dönüştürülebilir şekilde toplanacak. Böylece geri dönüştürülmüş hammaddenin kalitesi yükselecek, üretimde kullanım oranı artacak ve ithal hammadde ihtiyacının azaltılmasına önemli katkı sağlanacaktır." "30 milyar liralık tasarruf, gerçek kazancın sadece başlangıcı" Karadeniz, Depozito Yönetim Sistemi ile sağlanacak yaklaşık 30 milyar liralık ekonomik kazanımın, sistemin oluşturacağı toplam katma değerin yalnızca görünen kısmını oluşturduğunu söyledi. Yılda 25 milyar ambalajın yeniden ekonomiye kazandırılmasının geri dönüşüm sanayisi açısından stratejik önem taşıdığını belirten Karadeniz, sistem sayesinde geri dönüşüm tesislerinin daha kaliteli hammaddeye ulaşacağını, üretim maliyetlerinin azalacağını, enerji ve doğal kaynak kullanımında tasarruf sağlanacağını ifade etti. Kaynak verimliliğinin artmasının yanı sıra geri dönüştürülebilir hammaddelerin yeniden üretime kazandırılmasıyla ithal hammaddeye olan bağımlılığın da azalacağına dikkat çeken Karadeniz, bu nedenle açıklanan 30 milyar liralık tasarrufun, sistemin sanayiye sağlayacağı gerçek ekonomik katkının yalnızca başlangıcı olduğunu vurguladı. Türkiye'nin Avrupa'nın en güçlü plastik geri dönüşüm altyapılarından birine sahip olduğunu hatırlatan Karadeniz, Depozito Yönetim Sistemi'nin mevcut kapasitenin daha verimli kullanılmasına önemli katkı sağlayacağını da sözlerine ekledi. "KAS ve DYS birlikte başarıya ulaşacak" PLASFED'in uzun yıllardır Kaynağında Ayrıştırma Sistemi'nin (KAS) yaygınlaştırılması gerektiğini savunduğunu hatırlatan Karadeniz, Depozito Yönetim Sistemi'nin bu anlayışın en önemli tamamlayıcılarından biri olduğunu söyledi. Karadeniz, sözlerini şöyle tamamladı: "Depozito sistemi çok önemli bir adımdır. Ancak gerçek başarı, kaynağında ayrıştırma kültürünün toplumun her kesiminde yaygınlaşmasıyla mümkün olacaktır. Evlerde, iş yerlerinde ve tüm yaşam alanlarında geri dönüştürülebilir atıkların ayrı toplanması, sanayinin ihtiyaç duyduğu kaliteli hammaddenin sürdürülebilir şekilde ekonomiye kazandırılmasını sağlayacaktır. Kaynağında Ayrıştırma Sistemi ile Depozito Yönetim Sistemi birlikte çalıştığında atık olarak gördüğümüz ürünler yüksek katma değerli ekonomik kaynaklara dönüşecektir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PLASFED’den Ekonomi ve İmalat Sanayine Yönelik Kritik Analiz Haber

PLASFED’den Ekonomi ve İmalat Sanayine Yönelik Kritik Analiz

Plastik sanayisinin çatı kuruluşu PLASFED Başkanı şunları söyledi: Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyümesi, ekonominin direnç göstermeye devam ettiğini ortaya koyuyor. Ancak büyüme rakamlarının detaylarına baktığımızda, sanayi sektörünün yüzde 0,8 daralmış olması dikkatle değerlendirilmesi gereken önemli bir gelişmedir. Sanayi yalnızca bir sektör değil, ekonominin amiral gemisidir. Üretimin, ihracatın, istihdamın ve teknolojik dönüşümün merkezinde yer alan sanayi; ekonomideki tüm çarkların dönmesini sağlayan temel güçtür. Bu nedenle sanayide yaşanan her yavaşlama, orta ve uzun vadede büyüme performansını da doğrudan etkiler. Bugün sanayiciler yüksek finansman maliyetleri, krediye erişim sorunları, artan enerji giderleri ve küresel talepteki yavaşlama gibi önemli zorluklarla mücadele ediyor. Buna rağmen üretmeye, yatırım yapmaya ve istihdam oluşturmaya devam ediyorlar. Ancak üretimin sürdürülebilirliği için sanayiyi destekleyen politikaların daha da güçlendirilmesi gerekiyor. PMI endeksi 49,8’e yükseldi Öte yandan bugün açıklanan İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI verileri de sanayi açısından umut veren bir tablo ortaya koydu. Nisan ayında 45,7 seviyesinde bulunan PMI endeksi mayıs ayında 49,8'e yükselerek Mart 2024'ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Endeksin halen 50 eşik değerinin hemen altında bulunması imalat sanayinde daralmanın tamamen sona ermediğini gösterse de faaliyet koşullarındaki bozulmanın belirgin şekilde yavaşladığına ve üretim tarafında toparlanma eğiliminin güçlendiğine işaret ediyor. Ayrıca ihracat siparişlerinin yaklaşık 21 ay sonra ilk kez artış göstermesi de sanayinin önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerini destekleyen önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. Sanayi güçlendikçe üretim artacak Özellikle yatırım ve işletme sermayesine erişimin kolaylaştırılması, üreticiye uygun maliyetli finansman imkanları sunulması, enerji maliyetlerinin azaltılması ve ihracatçının rekabet gücünü artıracak adımların atılması büyük önem taşıyor. Sanayi güçlendikçe üretim artacak, üretim arttıkça ihracat ve istihdam da büyüyecektir. Açıklanan verilerde bilgi ve iletişim sektörünün yüzde 9,5 büyümesi, teknoloji yatırımlarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Ancak güçlü ekonomiler, hizmet ve teknoloji sektörlerini güçlü bir üretim altyapısıyla destekleyen ülkelerdir. Türkiye de teknoloji ile sanayiyi birlikte büyüten bir kalkınma modeline odaklanmalıdır. PLASFED olarak inanıyoruz ki Türkiye'nin sürdürülebilir büyüme, yüksek katma değerli üretim ve küresel rekabet hedeflerine ulaşmasının yolu sanayinin güçlendirilmesinden geçmektedir. Çünkü sanayi güçlü olduğunda ekonomi büyür, ekonomi büyüdüğünde ise Türkiye güçlenir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hürmüz Gerilimi ‘Arz’ı Vurdu  Sanayide Tedarik Ve Üretim Baskısı Derinleşiyor Haber

Hürmüz Gerilimi ‘Arz’ı Vurdu Sanayide Tedarik Ve Üretim Baskısı Derinleşiyor

Küresel ticaretin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda artan jeopolitik gerilim, yalnızca enerji fiyatlarını değil, petrokimya tedarik zincirinin tamamını etkileyen çok katmanlı bir krize dönüşmüş durumda. Enerji ve hammadde akışının aynı hatta yoğunlaştığı bu dar boğazda yaşanabilecek en küçük aksama dahi küresel piyasada zincirleme etkiler yaratırken, süreç artık sadece fiyat artışlarıyla sınırlı kalmıyor; doğrudan arz tarafında ciddi bir daralma riski ortaya çıkıyor. Bu tablo, sanayi üretimi açısından yönetilmesi giderek zorlaşan bir kırılganlığa işaret ediyor. Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, söz konusu gelişmelerin Türkiye plastik sanayisi üzerinde doğrudan ve çok yönlü bir baskı oluşturduğunu belirterek, “Hürmüz hattında yaşanacak bir aksama yalnızca maliyetleri artırmaz; arzı daraltır, teslimat sürelerini uzatır ve üretim planlarını bozar. Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, fiyat dalgalanmasının ötesinde, doğrudan arz tarafında yaşanan ciddi bir kırılmadır” ifadelerini kullandı. “Hürmüz’de en küçük risk bile küresel tedariki sarsıyor” Karadeniz, bölgede yaşanabilecek en küçük bir gerilimin dahi enerji ve petrokimya fiyatlarını anında yukarı çektiğine dikkat çekerek, bunun artık öngörülebilir bir risk değil, doğrudan küresel piyasaları sarsan bir kırılganlık haline geldiğini ifade etti. Hürmüz hattında oluşacak herhangi bir aksamanın yalnızca enerji piyasalarını değil, petrokimya tedarik zincirinin tamamını sekteye uğratacağını vurgulayan Karadeniz, bu durumun sanayi üretimini doğrudan tehdit ettiğini söyledi. Türkiye plastik sektörünün hammaddede büyük ölçüde dışa bağımlı olduğuna işaret eden Karadeniz, yaşanan gelişmelerin “uzak bir coğrafyada yaşanan sınırlı bir kriz” olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, bunun doğrudan üretim sürekliliğini, maliyetleri ve ihracat performansını etkileyen kritik bir sorun olduğunu dile getirdi. “Jeopolitik riskler ekonomiyi vuruyor” Hürmüz Boğazı’nda artan risklerin ekonomi ile jeopolitiğin en sert şekilde kesiştiği alanlardan biri haline geldiğini ifade eden Karadeniz, “Enerji, lojistik ve hammadde akışının aynı hatta sıkışması, zincirleme etkiler yaratıyor. Bu durum yalnızca sektörel değil, genel ekonomi üzerinde de ciddi sonuçlar doğuruyor” dedi. “Sanayici üzerindeki baskı derinleşiyor” Sahadaki etkilerin her geçen gün daha net hissedildiğini belirten çatı kuruluş PLASFED Başkanı, petrokimya hammaddelerinde fiyatların hızla yükseldiğini, tedarik sürelerinin uzadığını ve belirsizliğin derinleştiğini ifade etti. Bu sürecin sanayiciyi daha yüksek maliyetle stok yapmaya zorladığını, bunun da finansman yükünü artırdığını vurgulayan Karadeniz, aynı zamanda uluslararası pazarlarda rekabet gücünün zayıfladığını ve Türk üreticisinin ciddi bir baskı altında kaldığını dile getirdi. Karadeniz, gelinen noktada sektörün yalnızca maliyet artışıyla değil, tedarik güvenliği riskiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, bu durumun sürdürülebilir üretim açısından kritik bir eşik oluşturduğunu ifade etti. “Alternatif tedarik artık zorunluluk” Sürecin yönetilebilmesi için acil ve stratejik adımlar atılması gerektiğini vurgulayan Karadeniz, alternatif tedarik kanallarının hızla devreye alınmasının ve yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesinin artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini söyledi. PLASFED Başkanı Karadeniz, “Küresel kırılganlıkların bu kadar arttığı bir dönemde, sanayimizin dışa bağımlılığını azaltacak adımlar gecikmeden hayata geçirilmelidir” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karadeniz: Tek Kullanımlık Plastik Kısıtlamaları Sanayide Baskı ve Kaygı Oluşturuyor Haber

Karadeniz: Tek Kullanımlık Plastik Kısıtlamaları Sanayide Baskı ve Kaygı Oluşturuyor

Tek kullanımlık plastik ürünlere yönelik artan kısıtlama ve yasaklama eğilimleri, plastik sanayisinde belirsizlik ortamını derinleştirirken üretimden tedarik zincirine kadar uzanan yapıda önemli bir baskı oluşturuyor. PLASFED Başkanı Ömer Karadeniz, bu sürecin sağlıklı yönetimi için yasaklayıcı yaklaşımlar yerine, güçlü bir Kaynağında Ayrıştırma Sistemi (KAS) ve etkin bir döngüsel ekonomi altyapısının zorunlu olduğuna dikkat çekti. Sektördeki gelişmelerin artık yalnızca bir dönüşüm sürecini değil, aynı zamanda artan bir tedirginlik ve öngörülebilirlik sorunu yarattığını ifade eden Karadeniz, tek kullanımlık ürünlere yönelik düzenlemelerin sanayicinin orta ve uzun vadeli planlarını zorlaştırdığını söyledi. Karadeniz, “Bu alandaki kısıtlama ve yasaklama eğilimleri yatırım kararlarını erteliyor, üretim planlamasını zorlaştırıyor ve tedarik zincirinde kırılganlık riskini artırıyor” dedi. “Sektörde kaygı seviyesi artıyor” Artan maliyet baskısı ve henüz yeterince gelişmemiş alternatiflerin oluşturduğu boşluğun sektördeki kaygıyı artırdığını belirten Karadeniz, sanayicinin yalnızca ekonomik dalgalanmalarla değil, aynı zamanda üretim sürekliliğini etkileyen yapısal bir belirsizlikle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Tek kullanımlık plastiklere yönelik düzenlemelerin zincirleme etkiler oluşturduğuna dikkat çeken Karadeniz, “Bu ürün grubuna ilişkin kararlar yalnızca bir üretim kalemini değil; hammadde tedarikinden lojistiğe, KOBİ’lerden büyük ölçekli sanayi kuruluşlarına kadar tüm yapıyı etkiliyor. Bugün sektörün en önemli sorunlarından biri belirsizlik ve buna bağlı öngörü eksikliğidir” ifadelerini kullandı. “Dönüşüm, KOBİ’ler üzerinde maliyet baskısı yaratıyor” Karadeniz, plastik sanayisinin çevresel sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi hedeflerini destekleyen bir yapıda olduğunu, ancak bu dönüşümün gerçekçi ve planlı bir geçiş modeliyle yönetilmesi gerektiğini belirtti. Bu noktada Kaynağında Ayrıştırma Sistemi’nin kritik önem taşıdığını vurgulayan Karadeniz, “Atık yönetiminde temel mesele, geri dönüşüm için gerekli hammaddenin doğru şekilde elde edilmesidir. Kaynağında Ayrıştırma Sistemi güçlendirilmeden kurulacak hiçbir model sürdürülebilir değildir. Bununla birlikte Depozito İade Sistemi ve Kaynağında Ayrıştırma Sistemi’nin birlikte etkin şekilde uygulanması, hammadde açığının bir miktar da olsa kapatılmasına katkı sağlayacaktır” dedi. Dönüşüm sürecinin özellikle KOBİ’ler üzerinde maliyet baskısı oluşturduğunu ifade eden Karadeniz, politikaların sektör gerçekleri ve üretim dengeleri gözetilerek şekillendirilmesi gerektiğini belirterek, “Çevresel hedefler ancak üretimi dışlamayan, aksine döngüsel ekonomiyi güçlendiren politikalarla kalıcı hale gelebilir” değerlendirmesinde bulundu. Karadeniz, bu noktada karar vericilere de çağrıda bulunarak, çevresel hedeflerin ancak üretim gerçekleriyle uyumlu, planlı ve altyapısı güçlendirilmiş politikalarla sürdürülebileceğini ifade ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.