Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Polen

Kapsül Haber Ajansı - Polen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Polen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Balparmak, SIAL Paris 2026’da Türk Çam Balının Marka Değerini Dünyaya Taşıyor Haber

Balparmak, SIAL Paris 2026’da Türk Çam Balının Marka Değerini Dünyaya Taşıyor

Türkiye’nin lider bal markası Balparmak, 17-21 Ekim 2026 tarihleri arasında Paris’te düzenlenecek SIAL Paris Fuarı’nda uluslararası sektör profesyonelleriyle buluşacak. Balparmak, Türk Çam Balı başta olmak üzere Türkiye’nin bal çeşitliliğini, bilimsel uzmanlığını ve katma değerli arı ürünlerini uluslararası pazarlara taşırken, mevcut pazarlardaki konumunu derinleştirmeyi ve yeni iş birlikleri geliştirmeyi hedefliyor. 14 Ekim 2026, İstanbul; Türkiye’nin lider* bal markası Balparmak, dünyanın en büyük gıda fuarlarından SIAL Paris’te Türk balını markalı ve katma değerli ürünlerle uluslararası pazarlarda daha güçlü temsil etme hedefini ortaya koyacak. Yaklaşık 50 ülkeye ihracat gerçekleştiren Balparmak, SIAL Paris’i faaliyet gösterdiği pazarlardaki marka konumunu güçlendirmek ve yeni distribütör, perakende ve iş ortaklıkları geliştirmek için önemli bir buluşma noktası olarak değerlendiriyor. SIAL Paris organizasyonunun açıkladığı verilere göre, 17-21 Ekim 2026 tarihleri arasında düzenlenecek fuar 280 bin metrekarelik alanda 8 bin katılımcıyı ve 295 bin profesyonel ziyaretçiyi ağırlamayı hedefliyor. Fuarda Türkiye, İtalya, Fransa ve İspanya’nın ardından en büyük katılımcı ülkelerden biri olacak; 400’ü aşkın Türk gıda firması SIAL Paris’te yer alacak. Türk Çam Balı’nın küresel marka yolculuğu Balparmak standında farklı yörelerden ve monoflora bal çeşitlerinin yanı sıra Türk Çam Balı, arı sütü ve polen ürünleri uluslararası ziyaretçilerle buluşacak. Fuardaki ana başlıklardan biri Türk Çam Balı olacak. Balparmak, Türk Çam Balı’nın uluslararası alanda daha güçlü tanınmasını ve bir ülke değeri olarak markalı şekilde konumlanmasını dış ticaret stratejisinin öncelikleri arasında görüyor. Bu yaklaşımın önemli bir ayağını bilimsel çalışmalar oluşturuyor. Balparmak’ın çam balı özelinde yürüttüğü analiz çalışmalarının yanı sıra Ar-Ge Merkezi ve APILAB Kalite Kontrol Laboratuvarı’nın analiz ve kalite kontrol yetkinlikleri de SIAL Paris’te uluslararası paydaşlarla paylaşılacak. Balparmak, böylece Türkiye’nin bal çeşitliliğini yalnızca ürün olarak ihraç etmek yerine, bilimsel altyapı, kalite ve marka değeriyle birlikte uluslararası pazarlara taşımayı hedefliyor. Balparmak’ın iyi yaşam markası Apitera ile arı ürünlerinde büyüme Balparmak’ın iyi yaşam markası Apitera da SIAL Paris’te yer alacak. Fuarda özellikle sprey ve 7 gramlık saşe formatları uluslararası ziyaretçilere tanıtılacak. Balparmak, Apitera ile propolis ve arı sütü gibi katma değerli arı ürünlerinde ihracatı büyütmeyi ve farklı tüketici ihtiyaçlarına yönelik ürün formatlarıyla yeni iş birlikleri geliştirmeyi hedefliyor. “Hedefimiz yalnızca yeni pazarlara ulaşmak değil, marka değerimizi derinleştirmek” Balparmak Genel Müdürü Ulaş Altıparmak, SIAL Paris 2026’ya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Türkiye, zengin florası, biyoçeşitliliği ve genetik kaynakları sayesinde arıcılık ve bal üretiminde yüksek bir potansiyele sahip. Biz bu potansiyelin uluslararası pazarlarda markalı ve katma değerli ürünlerle zenginleşmesi gerektiğine inanıyoruz. SIAL Paris de bu hedef açısından önemli bir buluşma noktası. Bugün yaklaşık 50 ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Önümüzdeki dönemde hedefimiz yalnızca yeni ülkelere ulaşmak değil, mevcut pazarlardaki konumumuzu güçlendirmek ve Balparmak’ın marka değerini derinleştirmek. Türk Çam Balı’nın dünyada daha da güçlü tanınması ve hak ettiği değere ulaşması için çalışmaya devam ediyoruz. Bilimsel uzmanlığımız ve kalite yaklaşımımızla Türk balını uluslararası pazarlarda daha güçlü temsil ederken, Apitera ile de katma değerli arı ürünlerinde büyümeyi hedefliyoruz.” Balparmak hakkında daha fazla bilgiye www.balparmak.com.tr adresinden ulaşılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gezen Balcı, MÜSİAD EXPO 2026’da Bal ve Apiterapi Ürünlerini Dünyaya Tanıttı Haber

Gezen Balcı, MÜSİAD EXPO 2026’da Bal ve Apiterapi Ürünlerini Dünyaya Tanıttı

İstanbul Fuar Merkezi’nde 23–26 Eylül 2026 tarihleri arasında düzenlenen MÜSİAD EXPO 2026, farklı sektörlerden firmaları ve dünyanın çeşitli ülkelerinden iş insanlarını bir araya getirdi. Türkiye’nin arıcılık ve bal kültürünü temsil eden markalardan Gezen Balcı da fuarda ürünlerini uluslararası ziyaretçilerle buluşturdu. Gezen Balcı’dan MÜSİAD EXPO’da Yeni Ürün Tanıtımı Yaklaşık 50 yıldır kuşaktan kuşağa aktarılan arıcılık tecrübesini günümüz tüketici beklentileriyle bir araya getiren Gezen Balcı, fuar boyunca farklı bal çeşitlerinin yanı sıra arı ürünleri ve apiterapi odaklı ürünlerini ziyaretçilere tanıttı. Standın öne çıkan yeniliklerinden biri ise Gezen Balcı’nın geliştirdiği özel bal harmanı Cevval oldu. Bal ve seçilmiş arı ürünlerini özel bir formülasyon yaklaşımıyla bir araya getiren Cevval, fuarda geniş bir uluslararası ziyaretçi kitlesiyle buluşarak dikkat çeken ürünlerden biri oldu. Ziyaretçiler ürünleri yakından inceleme ve tatma imkânı bulurken; balın kaynağı, üretim süreçleri, arı ürünleri ve Gezen Balcı’nın üretim anlayışı hakkında da marka temsilcilerinden bilgi aldı. Bal ve Apiterapi Ürünlerine Yoğun İlgi Fuarda yalnızca geleneksel bal çeşitlerine değil, propolis, polen, arı sütü ve farklı arı ürünlerinin kullanıldığı apiterapi odaklı ürünlere yönelik ilginin de yüksek olduğu gözlendi. Özellikle doğal ürünler, fonksiyonel gıdalar ve arı ürünleri alanında faaliyet gösteren profesyonel ziyaretçiler; Gezen Balcı ürünlerinin içerikleri, ambalajlama seçenekleri ve uluslararası pazarlara yönelik iş birliği imkânları hakkında görüşmeler gerçekleştirdi. Fuar süresince yapılan görüşmeler, markanın perakende satışın yanı sıra distribütörlük, ihracat ve kurumsal iş birlikleri açısından da yeni fırsatlar yakalamasını sağladı. MENA Bölgesinden Gezen Balcı Ürünlerine Talep Gezen Balcı açısından MÜSİAD EXPO 2026’nın dikkat çeken sonuçlarından biri, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinden gelen yoğun ilgi oldu. Bölgeden gelen iş insanları ve sektör temsilcileriyle gerçekleştirilen görüşmelerde özellikle doğal bal çeşitleri, premium ürünler, özel bal harmanları ve apiterapi ürünleri öne çıktı. Fuar kapsamında gerçekleştirilen temaslar sonucunda yeni satışlar yapılırken, potansiyel distribütörlük ve ihracat bağlantıları için de önemli görüşmeler gerçekleştirildi. Gezen Balcı, MENA pazarından gelen ilgiyi markanın ihracat hedefleri açısından önemli bir gösterge olarak değerlendirirken, fuarda kurulan bağlantıların önümüzdeki dönemde uzun vadeli ticari iş birliklerine dönüştürülmesi hedefleniyor. Gezen Balcı Kurucusu Muhammed Yasir Tacioğlu, MÜSİAD EXPO 2026’nın markanın uluslararası büyüme hedefleri açısından önemli bir buluşma noktası olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Gezen Balcı olarak yaklaşık 50 yıllık arıcılık tecrübemizi yalnızca korumayı değil, onu yeni nesil ürünlerle geliştirerek dünyaya taşımayı hedefliyoruz. Anadolu’nun zengin florası, arıcılık kültürü ve doğal ürün potansiyeli bizim için çok kıymetli bir miras. Bu mirası doğru ürün geliştirme, güçlü markalaşma ve uluslararası standartlarla buluşturmak istiyoruz. MÜSİAD EXPO’da özellikle MENA bölgesinden gördüğümüz yoğun ilgi, bu vizyonumuzun karşılık bulduğunu gösterdi. Cevval gibi yeni ürünlerimiz ve apiterapi alanındaki çalışmalarımızla yalnızca bal satan bir marka değil; arı ürünleri konusunda yenilikçi, güvenilir ve global ölçekte değer üreten bir marka olmayı amaçlıyoruz. Önümüzdeki dönemde Gezen Balcı’yı Türkiye’den çıkan güçlü bir dünya markası haline getirmek en önemli hedeflerimizden biri.” Anadolu’nun Bal Kültürünü Dünyaya Taşıma Hedefi Gezen Balcı, geleneksel arıcılık bilgisini korurken ürün geliştirme, markalaşma ve uluslararası pazarlara açılma çalışmalarına da ağırlık veriyor. MÜSİAD EXPO’daki katılım da markanın bu yaklaşımının önemli adımlarından biri oldu. Markanın hedefi; Anadolu’nun zengin florasından elde edilen bal ve arı ürünlerini, güçlü bir marka kimliği ve nitelikli ürün anlayışıyla daha geniş coğrafyalardaki tüketicilerle buluşturmak. MÜSİAD EXPO 2026 boyunca gerçekleştirilen görüşmeler ve alınan talepler, özellikle MENA ülkelerinin Gezen Balcı’nın uluslararası büyüme yolculuğunda önemli pazarlardan biri olabileceğini ortaya koydu. Gezen Balcı Yeni Pazarlara Açılmayı Hedefliyor Fuarı yeni bağlantılar, satışlar ve potansiyel ihracat iş birlikleriyle tamamlayan Gezen Balcı, önümüzdeki dönemde hem Türkiye’deki satış ağını geliştirmeyi hem de uluslararası pazarlardaki varlığını güçlendirmeyi hedefliyor. MÜSİAD EXPO 2026’da gördüğü yoğun ilgiyle marka; 50 yıllık arıcılık tecrübesini, yeni nesil bal harmanları ve apiterapi ürünleriyle birleştirerek Türkiye’den dünyaya açılma hedefini bir adım daha ileri taşıdı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bahar Aylarında Astım Şikayetleri Artabiliyor Haber

Bahar Aylarında Astım Şikayetleri Artabiliyor

Nev Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Seher Göktaş, astım hastalığı hakkında önemli bilgiler verdi. Astımın, hava yollarının daralmasıyla oluşan alevlenmelerle seyreden kronik bir hastalık olduğunu belirten Uzm. Dr. Göktaş, hastalığın çoğunlukla alerjik nedenlerle ortaya çıktığını ancak alerjik olmayan astım türlerinin de bulunduğunu söyledi. “Astımın Belirtilerine Dikkat” Astımın en sık belirtilerinin nefes darlığı, öksürük, hırıltılı nefes alma ve göğüste sıkışma hissi olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Seher Göktaş, “Bazen hastalık sadece öksürük ile ortaya çıkabilir. Kriz şeklinde seyredebilir. Öksürük genellikle kurudur yani balgamsızdır. Şikayetler gün içinde olabildiği gibi özellikle gece artar. Sabaha karşı olan öksürük ve/veya nefes darlığı tipiktir. Bu belirtiler tekrarlayıcıdır” dedi. “Sigara ve Alerjenler Riski Artırıyor” Astımda risk faktörlerine değinen Uzm. Dr. Göktaş, anne karnında bebeğin yetersiz beslenmesi ve düşük doğum ağırlığının risk oluşturduğunu belirtti. Anne ve babanın sigara içmesinin, özellikle gebelik döneminde annenin sigara kullanmasının astım gelişiminde önemli rol oynadığını vurgulayan Göktaş, ailede astım öyküsü bulunmasının da riski artırdığını söyledi. Bazı meslek gruplarında astımın daha sık görülebildiğini ifade eden Uzm. Dr. Seher Göktaş, fırıncılık, marangozluk, mobilyacılık, dökümcülük, kaynakçılık, plastik ve kimya sanayi, ilaç endüstrisi, demiryolu işçiliği, çay ve tütün üretimi, itfaiyecilik, kuru temizleme, temizlik ve tekstil işçiliği gibi alanlarda çalışan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini dile getirdi. “Polen, Parfüm ve Sigara Dumanı Astımı Tetikleyebiliyor” Astımı tetikleyen en önemli faktörlerin başında alerjen maddelere maruz kalmanın geldiğini belirten Uzm. Dr. Göktaş, “Polen, ev tozu, evcil hayvanlar, küf mantarı, gribal enfeksiyonlar, stres, sigara dumanı, egzersiz, temizlik malzemeleri ve parfüm gibi yoğun kokular astımı tetikleyebilir. Ayrıca astım hastalarında reflü sıklığı da yüksektir” ifadelerinde bulundu. Mevsim geçişlerinin de astım hastaları için risk oluşturduğunu belirten Göktaş, özellikle bahar aylarında polen ve çimenlerin hastalığı alevlendirebildiğini söyledi. Hava kirliliği, soğuk hava ve mevsimsel gribal enfeksiyonların da astım şikayetlerini artırabileceğini kaydetti. “Astım Krizinde Erken Müdahale Önemli” Astım krizinin ani gelişen öksürük nöbetleri, nefes darlığı ve hırıltı ile kendini gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, daha önce astım tanısı alan hastaların öncelikle nefes açıcı ilaçlarını kullanmaları gerektiğini söyledi. Göktaş, “Düzelme olmazsa şiddetine göre Göğüs Hastalıkları Polikliniği’ne veya acil servise başvurulmalıdır” dedi. “Astım Tamamen Geçmez Ancak Kontrol Altına Alınabilir” Astım tanısının; hasta öyküsü, fizik muayene, akciğer grafisi, kan tahlilleri, solunum fonksiyon testi ve alerji testleri ile konulduğunu ifade eden Uzm. Dr. Göktaş, hastalığın diyabet ve hipertansiyon gibi kronik bir hastalık olduğunu ancak ilaçlarla kontrol altına alınabildiğini söyledi. Astım ilaçlarının bağımlılık yaptığı yönündeki yanlış inanışlara da değinen Göktaş, “Bu ilaçlar ağızdan kullanılan ilaçlara göre daha güvenlidir. Direkt akciğerlere etki eder. Dolaşıma katılımı çok azdır. Bağımlılık yapmaz. Hasta ihtiyacı olduğu için kullanılır” diye konuştu. “Ev Ortamı ve Günlük Yaşam Düzenlenmeli” Astım hastalarının yaşam alanlarına dikkat etmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, evde kedi, köpek ve kuş gibi evcil hayvanların beslenmesinin önerilmediğini söyledi. Halı, kitap ve toz tutabilecek eşyaların azaltılması gerektiğini ifade eden Göktaş, evin düzenli havalandırılmasının önemine dikkat çekti. Ayrıca parfümlü ve yoğun kokulu temizlik malzemelerinden uzak durulması gerektiğini vurguladı. Spor yapan astım hastalarının egzersiz öncesinde doktor önerisiyle nefes açıcı sprey kullanabileceğini belirten Göktaş, gerektiğinde egzersiz sonrasında da bu ilaçların kullanılabileceğini ifade etti. “Astım Hastanın Ömrünü Azaltmaz” Astım hastalarının ilaçlarını düzenli kullanmasının büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, fiziksel yaşam alanlarının kişiye göre düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Hastalığın şiddetine göre tedavi planının değişebileceğini kaydeden Göktaş, bazı hastaların sürekli ilaç kullanması gerektiğini ifade etti. İlaçların bırakılmasının ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Göktaş, “Ara verdiklerinde bazen hafif astımı olan hastalar bile acile astım kriziyle gelebilmektedir. Bu durum ölümcül sonuçlar doğurabilir. Astım kontrol altına alınabilecek bir hastalıktır, hastanın ömrünü azaltmaz. Genel olarak ilerlemez ancak hasta kendine dikkat etmez ve sigara içerse ilerleyebilir” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Krizi Alerjiyi Tetikliyor: Hastalıklar Hızla Artıyor Haber

İklim Krizi Alerjiyi Tetikliyor: Hastalıklar Hızla Artıyor

İklim değişikliği nedeniyle yükselen sıcaklıklar, mevsimsel alerjisi olan kişilerin daha uzun bir süre boyunca daha fazla polene maruz kalmasını sağlıyor. Bu durum alerjenlerin havada kalma süresini uzatıyor ve alerji şikayetlerini arttırıyor. Günümüzde çocukların yaklaşık üçte birinde, yetişkinlerin ise önemli bir kısmında alerjik hastalıklara rastlanıyor. En yaygın görülen alerjik hastalıklar; alerjik rinit (saman nezlesi), alerjik astım, ürtiker, atopik dermatit (egzema), arı alerjileri ve bazı gıda alerjileridir. Alerjik rinit hastalarının genellikle burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırık, gözlerde kaşıntı ve sulanma, astım hastalarında ise nefes darlığı, öksürük ve hırıltılı solunum gibi belirtiler görülüyor. Bu şikâyetlerin özellikle ilkbahar aylarında ya da ev tozu gibi alerjenlere maruz kalındığında artıyor. Alerjide doğru tanı, doğru tedavi planı için temel adımdır Tanı sürecine ilişkin bilgi veren Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Dr. Nurhan Sayaca, alerji tanısında hastanın şikâyetlerinin ve öyküsünün dikkatle değerlendirilmesinin büyük önem taşıdığını açıkladı. Bunun yanında deri prick testleri ve bazı kan testleri ile kişinin hangi alerjenlere karşı duyarlılık geliştirdiğinin belirlenebildiğini, doğru tanının doğru tedavi planı için temel adım olduğunu vurguladı. Alerjik hastalıkların tedavisine de değinen Sayaca, üç temel yaklaşım bulunduğunu belirtti. İlk olarak alerjene maruziyetin azaltılmasının, yani korunma önlemlerinin önemine dikkat çeken Sayaca, ikinci aşamada ilaç tedavilerinin uygulandığını söyledi. Üçüncü ve en etkili yöntemlerden birinin ise alerji aşıları olarak bilinen immünoterapi olduğunu ifade eden Sayaca, bu tedavinin alerjik hastalıkların seyrini değiştirebilen ve uzun vadede kalıcı iyileşme sağlayabilen tek yöntem olduğunu dile getirdi. Alerji aşıları bağışıklık sistemini yeniden eğitiyor Alerji aşısının nasıl uygulandığına ilişkin de bilgi veren Sayaca, bu tedavinin bağışıklık sistemini yeniden eğitmeyi amaçladığını anlattı. Hastaya alerjisi olduğu maddeye karşı çok küçük dozlarla başlanarak düzenli aralıklarla artan miktarlarda alerjen verildiğini belirten Sayaca, bu sayede bağışıklık sisteminin zamanla o maddeye karşı aşırı tepki vermemeyi öğrendiğini söyledi. Tedavi süresinin genellikle 3 ila 5 yıl arasında değiştiğini ifade eden Sayaca, düzenli uygulandığında birçok hastada şikâyetlerin belirgin şekilde azaldığını, bazı hastalarda ise tamamen ortadan kalkabildiğini aktardı. Ayrıca bu tedavinin astım gelişme riskini azaltma gibi uzun vadeli faydalarının da bulunduğunu ekledi. Kimler alerji aşısı olabilir? Kimlerin alerji aşısı olabileceğine ilişkin açıklamalarda bulunan Sayaca, öncelikle alerjinin testlerle net olarak ortaya konulması gerektiğini belirtti. Özellikle polen, ev tozu akarı, küf mantarı veya arı alerjisi bulunan ve ilaç tedavisine rağmen şikâyetleri devam eden hastalarda bu yöntemin düşünülebileceğini ifade eden Sayaca, hem çocuklarda hem de yetişkinlerde uygulanabildiğini söyledi. Alerji aşısı oldukça güvenlidir ancak her hastaya uygulanamaz Toplumda alerji aşılarıyla ilgili yanlış bilinenlere de değinen Sayaca, en sık karşılaşılan yanlış inanışın bu tedavinin çok riskli olduğu yönünde olduğunu dile getirdi. Oysa uzman hekim kontrolünde ve uygun hastalarda uygulandığında alerji aşılarının oldukça güvenli olduğunu vurgulayan Sayaca, bir diğer yanlış bilginin ise her alerji hastasına bu tedavinin uygulanabileceği düşüncesi olduğunu ifade etti. Sayaca, bu nedenle mutlaka uzman değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Alerji belirtilerini hafife almayın Son olarak alerji hastalarına önerilerde bulunan Sayaca, alerji belirtilerinin hafife alınmaması gerektiğini vurguladı. Alerjiye neden olan faktörlerin mümkün olduğunca azaltılmasının önemine dikkat çeken Sayaca, ev tozu alerjisi olanların ev temizliğine özen göstermesi gerektiğini, polen alerjisi bulunan kişilerin ise yoğun polen dönemlerinde açık havada uzun süre kalmamaya dikkat etmesi gerektiğini belirtti. Doktor önerisi dışında ilaç kullanılmaması gerektiğini ifade eden Sayaca, uzun süren veya yaşam kalitesini olumsuz etkileyen şikâyetlerde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arı Sütü, Propolis ve Polen Üretimi Kadın Arıcılarımızın Ellerinde Değerlenecek Haber

Arı Sütü, Propolis ve Polen Üretimi Kadın Arıcılarımızın Ellerinde Değerlenecek

Dünyanın en büyük bal üreticileri arasında ilk onda yer alan Türkiye, arı sütü, polen ve propolis gibi katma değeri yüksek arı ürünlerinde de başarıyı hedefliyor. Beslenmeden gıda takviyesine, kozmetikten ilaç sanayiine kadar geniş bir kullanım alanına sahip olan bu ürünlerin üretiminde ise kadın emeği önemli bir rol üstleniyor. Kadın ve genç arıcıları mesleğe kazandırma misyonuyla çalışmalarını sürdüren Balparmak Arıcılık Akademisi, 2026 yılında Milas’ta gerçekleştirdiği ilk eğitimin ardından ikinci programını 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle kadın arıcılara yönelik olarak düzenledi. Balparmak Kampüs’te gerçekleştirilen eğitime 80’i aşkın kadın arıcı katılım sağladı. Dr. Emel Damarlı: Kadınların ürettiği kaliteli arı ürünlerine talibiz Eğitimin açılış konuşmasında Türkiye’de arıcıların ağırlıklı olarak bal üretimine odaklandığını ancak dünyanın bal dışındaki diğer arı ürünlerine olan ihtiyacının her geçen gün arttığını belirten Balparmak Ar-Ge ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı, “Ülkemiz, yedi bölgesinin tamamında arıcılık yapılabilecek zengin bir floraya sahip. Arıcılarımız ata yadigarı olarak sürdürdükleri arıcılık mesleğinde daha çok bal üretimine yöneliyor, oysa arı sütü, polen, propolis gibi katma değeri yüksek arı ürünleri var. Ben buradan kadın arıcılarımıza sesleniyorum. Bu ürünleri üretmek bal üretimine göre çok farklı. Özellikle arı sütü üretimi el becerisi istiyor. Genellikle erkek arıcılar bal dışındaki arı ürünlerinin üretimini tercih etmiyor ama biliyoruz ki siz kadınlar bunu en iyi şekilde yapabilecek doğal bir yeteneğe sahipsiniz. Sizin üreteceğiniz kaliteli arı ürünlerinize talibiz” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Banu Yücel: Arı sütünün çok büyük ekonomik değeri var Doğru kullanım koşuluyla tüm arı ürünlerinin çok değerli olduğunu belirten Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Banu Yücel, şunları söyledi: “Bal dahil tüm arı ürünleri kaliteli yaşamın sürdürülebilirliği açısından çok güçlü ürünler. Özellikle ilaç sanayiinde, gıda takviyesinde ve kozmetikte arı ürünlerinin payı her geçen gün artıyor. Dolayısıyla dünya çapında bu ürünlere ihtiyaç da artıyor. Dünyada “tam gıda” olarak tanımlanan birkaç üründen biri arı poleni. Yine dünyada en kaliteli besin olarak kabul edilen balın yanına arı sütünü, propolisi, poleni koyduğunuzda gelirinizi daha da artırmış olacaksınız. Bu ürünlerin üretim süreçleri meşakkatli ancak bu değerli arı ürünlerimizin üretiminde kadınlar olursa Türkiye arı ürünleri konusunda çağ atlar. Siz bu sektörün garantisisiniz.” Kovanları gezdirmek yerine, arının diğer ürünlerine yönelin Kadın arıcılara tavsiyelerde bulunan Prof. Banu Yücel, şu kritik bilgileri verdi: Kışın kullandığınız kovanları üretim döneminde kullanmayın. İlkbahar mevsimine girerken kovanlarınızı mutlaka kostik soda eritilerek eklenmiş sıcak su ile dezenfekte edin. Ardından kovanı iyice kurutun ve pürmüz ile alazlayın.Bal dahil tüm arı ürünleri üretiminde birinci kural hijyen... Mutlaka yedek eldiveniniz, yedek maskeniz, arılığa özel çizme veya ayakkabınız olsun. Sürekli kayıt tutun, hangi kovanın neye ihtiyacı var, hangisine besleme yaptınız, hangisi oğul verdi, ana arı durumu nedir, kuluçka ve ergin arı gelişimi nasıl bunları mutlaka not edin. Eğer çerçevenin 2/3’ünden fazlası açık bal gözü içeriyorsa bal süzme işlemi için mutlaka sırlanmayı bekleyin. Arılar açık petek gözlerindeki olgunlaşmamış ham balların suyunu uçurup, olgunlaştırdıktan ve petekleri sırladıktan sonra sağıma başlayın ve böylece doğal balı elde edin. Aksi halde bal sulu ve ham olarak kalır, hızla fermente olarak bozulur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.