Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Polen

Kapsül Haber Ajansı - Polen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Polen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İklim Krizi Alerjiyi Tetikliyor: Hastalıklar Hızla Artıyor Haber

İklim Krizi Alerjiyi Tetikliyor: Hastalıklar Hızla Artıyor

İklim değişikliği nedeniyle yükselen sıcaklıklar, mevsimsel alerjisi olan kişilerin daha uzun bir süre boyunca daha fazla polene maruz kalmasını sağlıyor. Bu durum alerjenlerin havada kalma süresini uzatıyor ve alerji şikayetlerini arttırıyor. Günümüzde çocukların yaklaşık üçte birinde, yetişkinlerin ise önemli bir kısmında alerjik hastalıklara rastlanıyor. En yaygın görülen alerjik hastalıklar; alerjik rinit (saman nezlesi), alerjik astım, ürtiker, atopik dermatit (egzema), arı alerjileri ve bazı gıda alerjileridir. Alerjik rinit hastalarının genellikle burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırık, gözlerde kaşıntı ve sulanma, astım hastalarında ise nefes darlığı, öksürük ve hırıltılı solunum gibi belirtiler görülüyor. Bu şikâyetlerin özellikle ilkbahar aylarında ya da ev tozu gibi alerjenlere maruz kalındığında artıyor. Alerjide doğru tanı, doğru tedavi planı için temel adımdır Tanı sürecine ilişkin bilgi veren Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Dr. Nurhan Sayaca, alerji tanısında hastanın şikâyetlerinin ve öyküsünün dikkatle değerlendirilmesinin büyük önem taşıdığını açıkladı. Bunun yanında deri prick testleri ve bazı kan testleri ile kişinin hangi alerjenlere karşı duyarlılık geliştirdiğinin belirlenebildiğini, doğru tanının doğru tedavi planı için temel adım olduğunu vurguladı. Alerjik hastalıkların tedavisine de değinen Sayaca, üç temel yaklaşım bulunduğunu belirtti. İlk olarak alerjene maruziyetin azaltılmasının, yani korunma önlemlerinin önemine dikkat çeken Sayaca, ikinci aşamada ilaç tedavilerinin uygulandığını söyledi. Üçüncü ve en etkili yöntemlerden birinin ise alerji aşıları olarak bilinen immünoterapi olduğunu ifade eden Sayaca, bu tedavinin alerjik hastalıkların seyrini değiştirebilen ve uzun vadede kalıcı iyileşme sağlayabilen tek yöntem olduğunu dile getirdi. Alerji aşıları bağışıklık sistemini yeniden eğitiyor Alerji aşısının nasıl uygulandığına ilişkin de bilgi veren Sayaca, bu tedavinin bağışıklık sistemini yeniden eğitmeyi amaçladığını anlattı. Hastaya alerjisi olduğu maddeye karşı çok küçük dozlarla başlanarak düzenli aralıklarla artan miktarlarda alerjen verildiğini belirten Sayaca, bu sayede bağışıklık sisteminin zamanla o maddeye karşı aşırı tepki vermemeyi öğrendiğini söyledi. Tedavi süresinin genellikle 3 ila 5 yıl arasında değiştiğini ifade eden Sayaca, düzenli uygulandığında birçok hastada şikâyetlerin belirgin şekilde azaldığını, bazı hastalarda ise tamamen ortadan kalkabildiğini aktardı. Ayrıca bu tedavinin astım gelişme riskini azaltma gibi uzun vadeli faydalarının da bulunduğunu ekledi. Kimler alerji aşısı olabilir? Kimlerin alerji aşısı olabileceğine ilişkin açıklamalarda bulunan Sayaca, öncelikle alerjinin testlerle net olarak ortaya konulması gerektiğini belirtti. Özellikle polen, ev tozu akarı, küf mantarı veya arı alerjisi bulunan ve ilaç tedavisine rağmen şikâyetleri devam eden hastalarda bu yöntemin düşünülebileceğini ifade eden Sayaca, hem çocuklarda hem de yetişkinlerde uygulanabildiğini söyledi. Alerji aşısı oldukça güvenlidir ancak her hastaya uygulanamaz Toplumda alerji aşılarıyla ilgili yanlış bilinenlere de değinen Sayaca, en sık karşılaşılan yanlış inanışın bu tedavinin çok riskli olduğu yönünde olduğunu dile getirdi. Oysa uzman hekim kontrolünde ve uygun hastalarda uygulandığında alerji aşılarının oldukça güvenli olduğunu vurgulayan Sayaca, bir diğer yanlış bilginin ise her alerji hastasına bu tedavinin uygulanabileceği düşüncesi olduğunu ifade etti. Sayaca, bu nedenle mutlaka uzman değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Alerji belirtilerini hafife almayın Son olarak alerji hastalarına önerilerde bulunan Sayaca, alerji belirtilerinin hafife alınmaması gerektiğini vurguladı. Alerjiye neden olan faktörlerin mümkün olduğunca azaltılmasının önemine dikkat çeken Sayaca, ev tozu alerjisi olanların ev temizliğine özen göstermesi gerektiğini, polen alerjisi bulunan kişilerin ise yoğun polen dönemlerinde açık havada uzun süre kalmamaya dikkat etmesi gerektiğini belirtti. Doktor önerisi dışında ilaç kullanılmaması gerektiğini ifade eden Sayaca, uzun süren veya yaşam kalitesini olumsuz etkileyen şikâyetlerde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arı Sütü, Propolis ve Polen Üretimi Kadın Arıcılarımızın Ellerinde Değerlenecek Haber

Arı Sütü, Propolis ve Polen Üretimi Kadın Arıcılarımızın Ellerinde Değerlenecek

Dünyanın en büyük bal üreticileri arasında ilk onda yer alan Türkiye, arı sütü, polen ve propolis gibi katma değeri yüksek arı ürünlerinde de başarıyı hedefliyor. Beslenmeden gıda takviyesine, kozmetikten ilaç sanayiine kadar geniş bir kullanım alanına sahip olan bu ürünlerin üretiminde ise kadın emeği önemli bir rol üstleniyor. Kadın ve genç arıcıları mesleğe kazandırma misyonuyla çalışmalarını sürdüren Balparmak Arıcılık Akademisi, 2026 yılında Milas’ta gerçekleştirdiği ilk eğitimin ardından ikinci programını 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle kadın arıcılara yönelik olarak düzenledi. Balparmak Kampüs’te gerçekleştirilen eğitime 80’i aşkın kadın arıcı katılım sağladı. Dr. Emel Damarlı: Kadınların ürettiği kaliteli arı ürünlerine talibiz Eğitimin açılış konuşmasında Türkiye’de arıcıların ağırlıklı olarak bal üretimine odaklandığını ancak dünyanın bal dışındaki diğer arı ürünlerine olan ihtiyacının her geçen gün arttığını belirten Balparmak Ar-Ge ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı, “Ülkemiz, yedi bölgesinin tamamında arıcılık yapılabilecek zengin bir floraya sahip. Arıcılarımız ata yadigarı olarak sürdürdükleri arıcılık mesleğinde daha çok bal üretimine yöneliyor, oysa arı sütü, polen, propolis gibi katma değeri yüksek arı ürünleri var. Ben buradan kadın arıcılarımıza sesleniyorum. Bu ürünleri üretmek bal üretimine göre çok farklı. Özellikle arı sütü üretimi el becerisi istiyor. Genellikle erkek arıcılar bal dışındaki arı ürünlerinin üretimini tercih etmiyor ama biliyoruz ki siz kadınlar bunu en iyi şekilde yapabilecek doğal bir yeteneğe sahipsiniz. Sizin üreteceğiniz kaliteli arı ürünlerinize talibiz” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Banu Yücel: Arı sütünün çok büyük ekonomik değeri var Doğru kullanım koşuluyla tüm arı ürünlerinin çok değerli olduğunu belirten Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Banu Yücel, şunları söyledi: “Bal dahil tüm arı ürünleri kaliteli yaşamın sürdürülebilirliği açısından çok güçlü ürünler. Özellikle ilaç sanayiinde, gıda takviyesinde ve kozmetikte arı ürünlerinin payı her geçen gün artıyor. Dolayısıyla dünya çapında bu ürünlere ihtiyaç da artıyor. Dünyada “tam gıda” olarak tanımlanan birkaç üründen biri arı poleni. Yine dünyada en kaliteli besin olarak kabul edilen balın yanına arı sütünü, propolisi, poleni koyduğunuzda gelirinizi daha da artırmış olacaksınız. Bu ürünlerin üretim süreçleri meşakkatli ancak bu değerli arı ürünlerimizin üretiminde kadınlar olursa Türkiye arı ürünleri konusunda çağ atlar. Siz bu sektörün garantisisiniz.” Kovanları gezdirmek yerine, arının diğer ürünlerine yönelin Kadın arıcılara tavsiyelerde bulunan Prof. Banu Yücel, şu kritik bilgileri verdi: Kışın kullandığınız kovanları üretim döneminde kullanmayın. İlkbahar mevsimine girerken kovanlarınızı mutlaka kostik soda eritilerek eklenmiş sıcak su ile dezenfekte edin. Ardından kovanı iyice kurutun ve pürmüz ile alazlayın.Bal dahil tüm arı ürünleri üretiminde birinci kural hijyen... Mutlaka yedek eldiveniniz, yedek maskeniz, arılığa özel çizme veya ayakkabınız olsun. Sürekli kayıt tutun, hangi kovanın neye ihtiyacı var, hangisine besleme yaptınız, hangisi oğul verdi, ana arı durumu nedir, kuluçka ve ergin arı gelişimi nasıl bunları mutlaka not edin. Eğer çerçevenin 2/3’ünden fazlası açık bal gözü içeriyorsa bal süzme işlemi için mutlaka sırlanmayı bekleyin. Arılar açık petek gözlerindeki olgunlaşmamış ham balların suyunu uçurup, olgunlaştırdıktan ve petekleri sırladıktan sonra sağıma başlayın ve böylece doğal balı elde edin. Aksi halde bal sulu ve ham olarak kalır, hızla fermente olarak bozulur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.