Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Portekiz

Kapsül Haber Ajansı - Portekiz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Portekiz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Avrupa'da 2 Milyon Türkün Oturum İzni Var! Türkler Ab'de İkinci Sırada Haber

Avrupa'da 2 Milyon Türkün Oturum İzni Var! Türkler Ab'de İkinci Sırada

Avrupa Birliği İstatistik Ofisi Eurostat'ın 11 Eylül 2026'da yayımladığı veriler, Türk vatandaşlarının Avrupa'daki güçlü varlığını bir kez daha ortaya koydu. 2025 yıl sonu itibarıyla Avrupa Birliği ülkelerinde Türk vatandaşlarının sahip olduğu geçerli oturum izni sayısı 2 milyon 14 bine ulaştı. Türkiye, Fas'ın ardından AB'de en fazla geçerli oturum iznine sahip AB dışı ülke vatandaşlıkları arasında ikinci sırada yer aldı. Eurostat verilerine göre Avrupa Birliği genelinde AB dışı ülke vatandaşlarına ait geçerli oturum izni sayısı 27,8 milyona ulaşırken, bu rakam 2024 yılına göre %4,6 artış gösterdi. Veriler çalışma, aile birleşimi, eğitim ve diğer gerekçelerle verilen oturum izinlerinin tamamını kapsarken, uluslararası hukuk firması Harvey Law Group (HLG), yatırım yoluyla oturum programlarının da Türkiye'deki yatırımcılar açısından değerlendirilmesi gereken alternatifler arasında bulunduğuna dikkat çekiyor. “Yatırımcılar artık yalnızca nereye yatırım yapacaklarını değil, nerede yaşama hakkına sahip olabileceklerini de sorguluyor” Harvey Law Group Türkiye Ülke Müdürü Çiğdem Sarıoğlu Ergut, uluslararası oturum ve vatandaşlık programlarının sunduğu seçeneklere ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Bugün yatırımcılar için uluslararası bir yatırımın değeri yalnızca finansal getirisiyle ölçülmüyor. Ailelerinin geleceği, çocuklarının eğitimi, uluslararası hareket kabiliyeti ve farklı ülkelerde yaşam kurabilme seçenekleri de karar süreçlerinde önemli rol oynuyor. Özellikle işini ve yaşamını Türkiye'de sürdürmek isteyen ancak yurt dışında alternatif bir oturum veya vatandaşlık hakkına sahip olmayı hedefleyen yatırımcılar için farklı programlar bulunuyor. Burada en önemli konu, yatırımcının beklentilerine, bütçesine ve uzun vadeli hedeflerine uygun programın doğru belirlenmesi.” Uluslararası yatırım programlarında gayrimenkulden otel yatırımlarına farklı seçenekler Avrupa'da yatırım yoluyla oturum programları ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor. Yunanistan'da belirli koşulları karşılayan gayrimenkul yatırımları öne çıkarken, Portekiz'de uygun yatırım fonları gibi gayrimenkul dışındaki seçenekler değerlendirilebiliyor. Karayipler'deki Grenada ise devlet tarafından onaylanmış lüks otel ve turizm projelerine yatırım yaparak vatandaşlığa başvurma imkânı sunmasıyla farklılaşıyor. Bu programlar yatırım tutarları, aile üyelerinin kapsama alınması, oturumun yenilenmesi, ülkede bulunma şartları ve uzun vadeli vatandaşlık imkânları bakımından farklılaşıyor. Çiğdem Sarıoğlu Ergut, yatırımcıların yalnızca başlangıç maliyetine odaklanmaması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir ülkede oturum hakkı elde etmek ile o ülkenin vatandaşlığına hak kazanmak aynı şey değil. Aynı şekilde bir ülkede oturum iznine sahip olmak, Avrupa'nın her yerinde sınırsız yaşama veya çalışma hakkı anlamına gelmiyor. Bu nedenle yatırımcıların yalnızca yatırım tutarını değil, programın hukuki koşullarını, ailelerine sağladığı hakları, yatırımın sürdürülebilirliğini ve gelecekte karşılaşabilecekleri yükümlülükleri de değerlendirmesi gerekiyor. Doğru program, herkes için aynı ülke veya aynı yatırım modeli olmayabilir.” “Önemli olan ikinci bir adres değil, daha fazla seçeneğe sahip olmak” Uluslararası yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık programlarında uzmanlaşan Harvey Law Group, yatırımcıların kişisel hedefleri doğrultusunda farklı ülkelerdeki programları değerlendirmelerine hukuki danışmanlık sunuyor. Çiğdem Sarıoğlu Ergut, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Bizim için önemli olan yatırımcının yalnızca bir oturum kartına sahip olması değil, bu hakkın kendisine ve ailesine uzun vadede ne sağlayacağını doğru anlaması. Bazen en değerli yatırım, bugün kullanılmayan ancak gelecekte ihtiyaç duyulabilecek bir seçeneğe sahip olmaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TİTRA Teknoloji'nin Mini İnsansız Helikopteri Uluslararası Arenaya Çıkıyor Haber

TİTRA Teknoloji'nin Mini İnsansız Helikopteri Uluslararası Arenaya Çıkıyor

25 Eylül’e kadar devam edecek tatbikatta, Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde görev yapan DUMRUL, çok uluslu müşterek harekât ortamında gerçekleştirilen uçuşlu görev senaryolarında farklı sistemlerle koordineli görev icra etme, ortak komuta-kontrol yapılarına dahil olma ve görev verilerini müşterek yapı içerisinde kullanabilme kabiliyetlerini uluslararası arenada sergiliyor. Savunma sanayiinden bilişim teknolojilerine uzanan geniş bir alanda teknoloji geliştiren Pasifik Teknoloji, özgün mühendislik kabiliyetlerini ve Türkiye’de geliştirdiği yüksek teknolojili çözümleri uluslararası platformlara taşımayı sürdürüyor. Pasifik Teknoloji’nin savunma sanayii iştiraki TİTRA Teknoloji, Portekiz’de gerçekleştirilen REPMUS 2026 tatbikatına geliştirdiği çok amaçlı mini insansız helikopter sistemi DUMRUL ile katılıyor. Portekiz Donanması liderliğinde düzenlenen REPMUS 2026; Porto Üniversitesi Mühendislik Fakültesi (FEUP), NATO CMRE, NATO JCGMUS ve Avrupa Savunma Ajansı (EDA) eş organizatörlüğünde gerçekleştiriliyor. TİTRA Teknoloji tarafından ALPİN İnsansız Helikopteri ile sahada kazanılan deneyimler ve kullanıcı ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilen Türkiye’nin ilk silahlı mini insansız helikopteri DUMRUL, farklı operasyonel ihtiyaçlara cevap verebilecek esnek bir hava platformu olarak tasarlandı. Elektrikli tahrik sistemi sayesinde düşük akustik iz sunan DUMRUL; otonom uçuş kabiliyeti, dikey kalkış ve iniş yeteneği, kompakt yapısı ve farklı görev yüklerine uyarlanabilen mimarisiyle öne çıkıyor. Gece ve gündüz keşif-gözetleme ile hedef tespit görevleri için geliştirilen DUMRUL, farklı silahlı görev konfigürasyonlarına da uyarlanabiliyor. Platformun 6’lı bombaatar, havan mühimmatı ve Roketsan METE füzesi entegre konfigürasyonları bulunuyor. Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde görev yapan platform, böylece sahadan elde edilen deneyimle sürekli geliştirilen, farklı görev ve kullanıcı ihtiyaçlarına cevap verebilen çok amaçlı bir insansız hava sistemi olarak konumlanıyor. Müşterek harekât kabiliyetlerini uluslararası ortamda sergiliyor REPMUS 2026 kapsamında DUMRUL, çok uluslu müşterek harekât ortamında gerçekleştirilen uçuşlu görev senaryolarında yer alıyor. Platformun farklı sistem ve unsurlarla koordineli görev gerçekleştirme, operasyonel ortama uyum sağlama ve görev verilerini müşterek yapı içerisinde kullanabilme kabiliyetleri sahada gösteriliyor. Tatbikat kapsamında DUMRUL’un ortak yer kontrol altyapılarıyla çalışabilme yeteneği de test ediliyor. Görev ve durum bilgilerinin ortak haberleşme mesajları üzerinden paylaşılması sağlanırken, farklı sistemlerden elde edilen veriler müşterek operasyon yapısı içerisinde kullanılıyor. Böylece DUMRUL, yalnızca bağımsız görev gerçekleştirebilen bir insansız hava aracı olmanın ötesinde; farklı platformlarla bilgi paylaşabilen, ortak komuta-kontrol yapılarına dahil olabilen ve müşterek görev zincirinin parçası olarak hareket edebilen yapısını uluslararası ortamda ortaya koyuyor. REPMUS 2026’daki görevler aynı zamanda TİTRA Teknoloji’nin insansız sistemlerde birlikte çalışabilirlik, farklı platformların müşterek operasyonel yapılara entegrasyonu ve komuta-kontrol teknolojileri alanındaki mühendislik yetkinliğinin uluslararası ölçekte sergilenmesine imkân sağlıyor. DUMRUL, farklı sistemlerle birlikte çalışabilirliğini sahada gösteriyor TİTRA Teknoloji REPMUS 2026’ya insansız hava platformu DUMRUL ile katılıyor. Şirket, DUMRUL ile insansız hava sistemleri alanındaki özgün mühendislik ve teknoloji kabiliyetlerini çok uluslu müşterek görev ortamına taşıyor. DUMRUL’un farklı sistemlerle haberleşebilmesi, ortak kontrol altyapılarıyla çalışabilmesi ve müşterek görev senaryolarına dahil olabilmesi, platformun modern harekât ortamlarının değişen ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde geliştirilen mimarisini ortaya koyuyor. Tatbikat aynı zamanda TİTRA Teknoloji’ye geliştirdiği insansız sistemlerin farklı ülkelerin platformları ve operasyonel unsurlarıyla birlikte çalışabilirliğini sahada deneyimleme imkânı sunuyor. Sahada kazanılan deneyim DUMRUL’un gelişimine yön verdi TİTRA Teknoloji’nin insansız hava sistemleri alanındaki ürün geliştirme yaklaşımının temelinde sahadan elde edilen operasyonel deneyim bulunuyor. ALPİN İnsansız Helikopteri ile kazanılan tecrübe ve kullanıcılardan gelen geri bildirimler, DUMRUL’un daha kompakt, esnek ve farklı görev ihtiyaçlarına uyarlanabilir bir platform olarak geliştirilmesinde önemli rol oynadı. REPMUS 2026 katılımı da bu yaklaşımın uluslararası ölçekte yeni bir aşamasını oluşturuyor. TİTRA Teknoloji, DUMRUL ile yalnızca özgün bir insansız hava platformu geliştirme yetkinliğini değil; müşterek harekât, birlikte çalışabilirlik ve farklı komuta-kontrol altyapılarıyla entegrasyon kabiliyetlerini de sahada ortaya koyuyor. Pasifik Teknoloji, savunma sanayiinde TİTRA Teknoloji çatısı altında geliştirdiği özgün sistemler ve ileri mühendislik çözümleriyle Türkiye’nin teknoloji üretme kapasitesini güçlendirmeyi; sahada kazanılan deneyimi yeni nesil ürünlere dönüştürerek bu teknolojileri uluslararası pazarlara taşımayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aileler Avrupa’ya Artık Sadece Yatırım İçin Değil, Çocuklarının Geleceği İçin Yöneliyor Haber

Aileler Avrupa’ya Artık Sadece Yatırım İçin Değil, Çocuklarının Geleceği İçin Yöneliyor

Küresel ölçekte değişen yaşam beklentileri ve eğitim yaklaşımları, ebeveynlerin yurtdışı planlarında önceliklerini yeniden şekillendiriyor. Günümüzde birçok aile için mesele yalnızca farklı bir ülkede yaşamak değil; çocuklarının daha bütüncül, destekleyici ve uluslararası perspektife sahip bir eğitim ortamına erişebilmesi. HLG Türkiye verilerine göre, özellikle çocuk sahibi yatırımcıların Avrupa’daki programlara yaklaşımı son iki yılda belirgin şekilde değişti. Yatırım kararları artık yalnızca finansal ya da hukuki kriterlerle değil; eğitim altyapısı, okul sistemleri, sosyal çevre ve uzun vadeli yaşam kalitesi ile birlikte değerlendiriliyor. Avrupa’da Eğitim Odaklı Yaşam Planlaması Öne Çıkıyor Avrupa ülkelerinde eğitim politikaları, akademik başarının yanı sıra öğrencinin psikolojik iyi oluşu, okul içi uyum süreçleri ve kapsayıcı eğitim kültürü gibi alanlara da odaklanıyor. Bu yaklaşım, ailelerin karar süreçlerinde önemli bir referans noktası oluşturuyor. Bu doğrultuda Portekiz, Malta ve Yunanistan gibi ülkeler; yalnızca Avrupa’da oturum hakkı sağlayan programlar olarak değil, aynı zamanda ailelerin çocukları için eğitim odaklı bir yaşam planı kurabilecekleri alternatifler olarak öne çıkıyor. Özellikle entegrasyon süreçlerinin yapılandırılmış olması, devlet ve özel okul seçeneklerinin çeşitliliği ve uluslararası öğrenciler için sunulan destek mekanizmaları, aileler açısından belirleyici unsurlar arasında yer alıyor. Avrupa’da hiçbir ülke için “tam güvenlik garantisi” vermek mümkün değildir; ancak okul refahı, öğrenci destek sistemleri ve eğitim altyapısının kurumsal yapısı, ailelerin değerlendirme kriterleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Çiğdem Sarıoğlu Ergut: “Aileler Artık Bir Program Değil, Bir Gelecek Planlıyor” HLG Türkiye Ülke Müdürü Çiğdem Sarıoğlu Ergut, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Aileler artık yalnızca bir yatırım programı değil, çocukları için nasıl bir gelecek kuracaklarını planlıyor. Biz de danışmanlık sürecinde Avrupa programlarını yalnızca hukuki bir çözüm olarak değil, eğitim, yaşam kalitesi ve uzun vadeli planlama açısından bütüncül bir çerçevede ele alıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bosch Türkiye’de Üst Düzey Atama Haber

Bosch Türkiye’de Üst Düzey Atama

Bosch’taki kariyerine 19 yıl önce adım atan Pınar Kurt, 1 Şubat 2026 itibarıyla Bosch Home Comfort Türkiye, Orta Asya, Kafkasya, Orta Doğu ve Güney Doğu Avrupa’dan sorumlu Ticari Genel Müdür görevine atandı. Kurt son olarak, 2025 yılında Bosch Home Comfort Grubu’nun Almanya’daki merkezinde, şirket tarihinin en büyük satın alması olarak tanımlanan Johnson Controls'ten konut ve hafif ticari ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme (HVAC) işinin ve Johnson Controls-Hitachi Air Conditioning ortak girişiminin satın alma projesinin finans, bütçe, raporlama ve satın alma süreçlerine liderlik etti. Yeni sorumluluk alanında Türkiye’den Güneydoğu Avrupa’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada finansal stratejilerin oluşturulması, kârlılık hedeflerinin yayılımı ve ticari süreçlerin yönetimine liderlik eden Kurt, Bosch’un uluslararası yapısında edindiği tecrübeyi bölgedeki büyüme stratejilerine aktarmayı hedefliyor. Pınar Kurt kimdir? Bosch kariyerine 2007 yılında Manisa’da Muhasebe Departmanı'nda başlayan Kurt, 2010-2013 yılları arasında İstanbul’da Satış Bütçe ve Raporlama Sorumlusu olarak görev aldı. Bu dönemde SAP uygulamaları ve kontrol fonksiyonlarının kurulması süreçlerini yönetti. 2013 yılında Almanya Wernau’da Yalın Yönetim alanında Avrupa’daki farklı ülkelerde proje liderliği üstlenen Kurt, ardından kariyerine Portekiz’de devam etti. 2016-2022 yılları arasında Portekiz Aveiro’da bulunan tüzel kişiliğin ve ürün grubunun Bütçe ve Raporlama Direktörlüğü ve ardından Ticari Birimlerden Sorumlu Direktör pozisyonlarını üstlenen Kurt, finansal yönetim ve yeniden yapılandırma projelerini yürüttü. 2022 yılından itibaren Almanya Wetzlar’da Grup Bütçe ve Raporlama Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Kurt, son olarak Bosch Home Comfort’un Almanya’daki merkezi Wernau’daki entegrasyon projesinde Başkan Yardımcısı olarak görev aldı. Ege Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olan Pınar Kurt, yüksek lisans eğitimini Bahçeşehir Üniversitesi’nde Yönetim Bilişim Sistemleri (MBA) alanında tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

STM’nin Milli Teknolojileri Latin Amerika Sahnesine Çıkıyor Haber

STM’nin Milli Teknolojileri Latin Amerika Sahnesine Çıkıyor

Türkiye’nin “tam bağımsız savunma sanayii” hedefleri doğrultusunda, küresel pazarda ihracat odaklı büyümesini sürdüren STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş, milli teknolojilerini yurt dışına taşımaya devam ediyor. STM, Latin Amerika’nın en prestijli savunma buluşmalarından biri olan, 33 farklı ülkeden 300’den fazla katılımcıyı ağırlayacak Uluslararası Havacılık ve Uzay Fuarı, FIDAE 2026’ya katılarak, bölgedeki stratejik varlığını pekiştirmeyi ve yeni iş birliği kapılarını aralamayı hedefliyor. 7-12 Nisan tarihleri arasında Şili’nin başkenti Santiago’da düzenlenecek fuarda STM; askeri denizcilik alanında; ana yüklenicisi olduğu ve Türk Donanması’na teslimini gerçekleştirdiği, MİLGEM İstif Sınıfı projesinin ilk gemisi, Türkiye’nin ilk milli fırkateyni TCG İSTANBUL (F-515), Pakistan Donanması için inşa edilen ve 2018’de teslim edilen Pakistan Denizde İkmal Tankeri (PNFT), STM-MPAC Hücumbot ve İnsansız Otonom Sualtı Aracı STM NETA’nın maketlerini fuarda katılımcıların beğensine sunacak. Taktik insansız hava araçlarında ise; dört farklı kıtada 15 ülkeye ihraç edilen Türkiye’nin ilk milli vurucu İHA’sı KARGU, Türkiye’nin envanterinde bulunan ve ihraç edilen; Gözcü İHA TOGAN ve Mühimmat Bırakan İHA BOYGA da Şili’de olacak. Güleryüz: 44 Askeri Gemi Projesindeki Tecrübemizi Latin Amerika’ya Taşıyoruz STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, Türkiye’nin savunma sanayiindeki yetkinliğini ekonomik bir katma değere dönüştüren ihracat başarılarına dikkat çekerek şunları kaydetti: “STM olarak, ciromuzun önemli bir kısmını ihracat başarılarımızla şekillendirirken, Türk mühendisliğinin gücünü dünyanın dört bir yanına taşımaya devam ediyoruz. Latin Amerika, büyüme hedeflerimiz arasında yer alan ve teknolojik çözümlerimize ilginin her geçen gün arttığı stratejik bir bölge. Şili’de düzenlenen FIDAE 2026’yı, sadece ürünlerimizi sergilediğimiz bir platform olarak değil; aynı zamanda bölge ülkeleriyle teknoloji transferi ve yerel üretim odaklı, uzun vadeli ortaklıklar kuracağımız bir organizasyon olarak görüyoruz. Bugüne kadar yurt içi ve yurt dışında; 11 farklı tersanede 44 askeri gemi platformunun inşasını ve yönetimini gerçekleştiren STM, küresel arenadaki rüştünü Portekiz, Ukrayna, Malezya ve Pakistan gibi stratejik pazarlarda kanıtlamıştır. Bu derin tecrübeyi ve NATO standartlarındaki mühendislik kabiliyetimizi, Latin Amerika’nın savunma ihtiyaçlarına yönelik yeni iş birliği kapılarını aralamak için Şili’ye taşımayı amaçlıyoruz.” STM – FIDAE - 2026 Stand Bilgileri: Stant No: D-116 Tarih: 7-12 Nisan 2026 Yer: Santiago, Şili Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Fırsatlara Erişimin Anahtarı Oturum ve Vatandaşlık Hakları Haber

Küresel Fırsatlara Erişimin Anahtarı Oturum ve Vatandaşlık Hakları

Endeks, önde gelen küresel ekonomilere erişim sağlayan oturum ve vatandaşlık haklarının, üst düzey eğitimin uzun vadeli değerini nasıl katladığını ortaya koyuyor. Henley Education Report 2026 kapsamında yayımlanan ve her yıl güncellenen endeks; kazanç potansiyeli, kariyer gelişimi, üst düzey istihdam olanakları, kaliteli eğitim, ekonomik hareketlilik ve yaşam kalitesi olmak üzere altı temel kriter üzerinden ülkeleri analiz ediyor. Bu kapsamlı yaklaşım, akademik başarının sürdürülebilir kariyer ve ekonomik avantajlara dönüştüğü en güçlü ekosistemleri ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, dünya standartlarında bir diploma tek başına güçlü bir avantaj sunarken, bu diplomanın gerçek getirisi büyük ölçüde mezunların hangi ülkelerde yaşama ve çalışma hakkına sahip olduğuna bağlı olarak şekilleniyor. Henley Opportunity Index, yatırım ve liyakat temelli en etkili oturum ve vatandaşlık yollarını değerlendirerek, bireylere sadece kaliteli eğitim değil; aynı zamanda güçlü ekonomi, kariyer fırsatları ve küresel mobilite sunan ülkeleri sıralıyor. 2026’nın En Güçlü Fırsat Ekosistemleri 2026 sıralamasına göre, yatırım veya liyakat yoluyla oturum ya da vatandaşlık hakkının en verimli şekilde elde edilebildiği ve bu hakların yaşam fırsatlarını en güçlü biçimde artırdığı ilk 15 ülke açıklandı. İsviçre, 86 puanla listenin zirvesinde yer alırken; 81 puanla Singapur ikinci, 80 puanla Avustralya ise üçüncü sırada yer alıyor. Birleşik Krallık ve ABD 79 puanla dördüncü sırayı paylaşırken, Kanada ise beşinci sırada yer alıyor. Avusturya, Birleşik Arap Emirlikleri, Yeni Zelanda, Hong Kong, İtalya, Letonya, Malta, Portekiz ve Yunanistan ise listede yer alan diğer ülkeler arasında bulunuyor. Henley & Partners Özel Müşteriler Grup Başkanı Dominic Volek, endeksin küresel ölçekte hareketli aileler için kritik bir gerçeğe işaret ettiğini belirtiyor: “Eğitim ve vatandaşlık artık birbirinden bağımsız değil; birlikte değer üreten, nesiller boyunca büyüyen stratejik varlıklar haline geldi. Aynı diploma, bulunduğu ekosisteme bağlı olarak tamamen farklı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle önemli olan yalnızca eğitim değil, o eğitimin hangi fırsat ortamında değerlendirileceğidir.” Eğitimde Getiri, Ekosistemle Belirleniyor Endekste ilk sırada yer alan İsviçre; güçlü ekonomik yapısı, dünya çapındaki eğitim kurumları ve Zürih ile Cenevre gibi finans ve araştırma merkezleri sayesinde öne çıkıyor. Singapur, Asya ile küresel ekonomi arasında köprü görevi gören stratejik konumuyla yüksek kazanç potansiyeli sunarken; Avustralya ise güçlü üniversiteleri ve yaşam kalitesi ile dikkat çekiyor. Birleşik Krallık ve ABD, dünyanın en prestijli üniversiteleri ve inovasyon merkezleri ile öne çıkarken, Kanada ise uluslararası iş gücü piyasası ve eğitim sistemiyle güçlü bir alternatif oluşturuyor. Çoklu Ülke Erişimi: Yeni Nesil Stratejik Avantaj Henley & Partners Türkiye Yönetici Ortağı Burak Demirel’e göre, günümüzde vatandaşlık yalnızca hukuki bir statü değil, aynı zamanda stratejik bir ekonomik araç niteliği taşıyor: “Birden fazla ülkeye erişim sağlayabilen bireyler, eğitim, kariyer ve yatırım fırsatlarını farklı coğrafyalarda değerlendirme esnekliğine sahip oluyor. Bu da uzun vadeli başarı ihtimalini önemli ölçüde artırıyor.” Ailelerin genellikle çocuklarını en iyi üniversitelere yerleştirmeye odaklandığını paylaşan Burak Demirel “Oysa asıl fark yaratan, mezuniyet sonrası o ülkede kalıp kariyer inşa edebilme imkânıdır. Eğitim, doğru vatandaşlık veya oturum stratejisiyle birleştiğinde gerçek değerini ortaya koyar.” diyerek konunun stratejik boyutuna da dikkat çekti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayburt Üniversitesi Hong Kong'daki Uluslararası Fuarda Yeni İş Birliklerine İmza Attı Haber

Bayburt Üniversitesi Hong Kong'daki Uluslararası Fuarda Yeni İş Birliklerine İmza Attı

70 ülkeden yaklaşık 3000 üniversitenin ve Türkiye'den 82 üniversitenin yer aldığı organizasyon, yükseköğretim alanında küresel iş birliklerinin geliştirilmesine imkân sağlayan önemli bir platform oldu. Avrupa ve Asya'dan 5 önemli üniversiteyle ikili iş birliği anlaşması imzalanırken, 5 üniversiteyle de iş birliği anlaşması için ön mutabakata varıldı. Bayburt Üniversitesi, fuara Türkiye Ulusal Ajansı çatısı altında yürütülen "Study in Türkiye" tanıtım faaliyetleri kapsamında katılım sağladı. Bayburt Üniversitesini temsilen Uluslararası İlişkiler Ofisi Genel Koordinatörü Doç. Dr. Ümit Yıldırım ile Erasmus Biriminde görev yapan Öğr. Gör. Onur Güven'in katıldığı fuarda Bayburt Üniversitesinin tanıtımı gerçekleştirildi ve uluslararası iş birliği süreçlerine katkı sunuldu. Program süresince Türkiye Ulusal Ajansı Başkanı İlker Astarcı da etkinlikte yer alarak Türk üniversiteleri ile uluslararası kurumlar arasındaki iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik temaslarda bulundu. Doç. Dr. Yıldırım ve Öğr. Gör. Güven'in konferans kapsamında gerçekleştirdikleri görüşmeler sonucunda; Bangladeş Daffodil Uluslararası Üniversitesi, İspanya Cadiz Üniversitesi, Malezya Yönetim ve Bilim Üniversitesi, Portekiz Portalegre Politeknik Üniversitesi ve Singapur Sosyal Bilimler Üniversitesi ile ikili iş birliği anlaşmaları imzalandı. Ayrıca İspanya Granada Üniversitesi, Malezya Putra Üniversitesi ve Malezya Utara Üniversitesi ile anlaşma yapmak üzere mutabakata varılırken; Tayland Mahidol Üniversitesi ve Macaristan Szeged Üniversitesi ile de iş birliği olanaklarına yönelik verimli görüşmeler gerçekleştirildi. Fuarda gerçekleştirilen temaslar kapsamında, Bayburt Üniversitesi, Bayburt Valiliği ve Bayburt Belediyesi iş birliğinde bu yaz düzenlenecek olan 30. Uluslararası Dede Korkut Kültür, Sanat ve Spor Festivali'ne dünyanın farklı bölgelerinden üniversiteler de davet edilerek kültürel ve akademik iş birliklerinin geliştirilmesi yönünde önemli adımlar atıldı. Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mutlu Türkmen, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, uluslararasılaşmanın Bayburt Üniversitesinin stratejik öncelikleri arasında yer aldığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "APAIE gibi küresel ölçekte prestijli organizasyonlarda yer almak, Bayburt Üniversitesinin uluslararası görünürlüğünü artırmak ve güçlü akademik iş birlikleri kurmak açısından büyük önem taşımaktadır. Bu süreçte Bayburt Üniversitesini başarıyla temsil eden Uluslararası İlişkiler Ofisi Genel Koordinatörümüz Doç. Dr. Ümit Yıldırım'a ve Erasmus Birimi personelimiz Öğr. Gör. Onur Güven'e teşekkür ediyorum. Ayrıca Türkiye Ulusal Ajansı çatısı altında yürütülen Study in Türkiye faaliyetleri kapsamında sağlanan destekler ve iş birliklerine sundukları katkılar dolayısıyla Türkiye Ulusal Ajansı Başkanı Sayın İlker Astarcı'ya şükranlarımı sunuyorum." Rektör Türkmen ayrıca, gerçekleştirilen anlaşmaların öğrenci ve akademisyen hareketliliğini artırarak uluslararası akademik iş birliklerini güçlendireceğini ve Bayburt'un kültürel mirasını dünya üniversiteleriyle buluşturma noktasında önemli katkılar sağlayacağını ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'de Avukat Başına Kaç Kişi Düşüyor? Haber

Türkiye'de Avukat Başına Kaç Kişi Düşüyor?

Ankara merkezli düşünce kuruluşu Toplum Çalışmaları Enstitüsü, Türkiye'de hukuk eğitimine, avukat sayısındaki artışa ve hukuk fakültelerinin akademik yeterliliğine dair çarpıcı veriler barındıran "Hukuk Fakülteleri Raporu"nu yayımladı. Enstitü Yönetim Kurulu üyesi Vasıf İnanç Duygulu imzasını taşıyan raporda, Türkiye'de hukuk fakülteleri sayısının son 25 yılda hızlı artış gösterdiğine dikkat çekilirken, hukuk eğitiminde nicelik artışının kalite ve istihdam sorunlarını da beraberinde getirdiği vurgulandı. EZİCİ ÇOĞUNLUĞU SON 25 YILDA KURULDU Toplum Çalışmaları Enstitüsü'nün paylaştığı rapora göre, Türkiye'de bugün aktif ve pasif durumdakilerle birlikte hukuk fakültesi sayısı yüze yaklaştı. Türkiye'de bulunan 89 hukuk fakültesinin 67'sinin son 25 yılda kurulmuş olduğu hatırlatılan raporda, fakültelerin 50'sinin devlet, 39'unun ise vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyet gösterdiğine dikkat çekildi. ÖĞRENCİ SAYISI SON 10 YILDA YÜZDE 35 ARTTI Toplum Çalışmaları Enstitüsü raporunda hukuk fakültelerindeki hızlı artışın, öğrenci sayılarına ve avukat sayılarındaki artışa da doğrudan yansıdığı vurgulandı. Buna göre 2013–2014 döneminde yaklaşık 55 bin olan hukuk fakültesi öğrenci sayısı, 2018–2019'da 82 bini aşarken, son yıllarda kontenjan daraltma politikalarıyla birlikte 75 bin seviyelerine geriledi. Buna rağmen, son on yıllık dönemde toplam artış oranı yüzde 35'e denk düşüyor. 2023–2025 döneminde hukuk fakülteleri kontenjanları yüzde 34'ün üzerinde azaltılmıştı. Devlet üniversitelerinde kontenjanlar neredeyse yarı yarıya düşerken, vakıf üniversitelerindeki azalmanın daha sınırlı kalması "hukuk eğitiminin ücretlileşmesi" tartışmalarını gündeme getirmişti. AVUKAT SAYISI ARTIŞI, NÜFUS ARTIŞINI SOLLADI Raporda en çarpıcı bulgulardan biri avukat sayısındaki artış oldu. Türkiye'de 1998 yılında 36 bin olan avukat sayısı, 2024 itibarıyla 199 bini aştı. Böylece avukat sayısı 26 yılda beş katına çıktı. Avukat başına düşen nüfus ise son 15 yılda bin 95 kişiden 430 kişiye kadar gerileyerek Avrupa ortalamasının altına indi. TÜRKİYE, AVRUPA'NIN EN TEPESİNE OYNUYOR Avrupa ülkeleriyle yapılan karşılaştırmada Türkiye, avukat başına düşen nüfus açısından Portekiz ve İspanya'nın ardından üçüncü sırada yer aldı. İncelenen 12 ülkede ortalama avukat başına düşen nüfus 679 iken, Türkiye'de bu rakam 2024 günceliyle 430. ÖĞRETİM ÜYESİ DAĞILIMI DENGESİZ Raporda, öğretim üyesi sayısındaki artışa rağmen fakülteler arasında ciddi dengesizlikler bulunduğu da vurgulandı. Enstitü'nün çalışmasında, bazı hukuk fakültelerinde profesör sayısının sıfır ya da bir ile sınırlı olduğu, profesörlerin belirli üniversitelerde yoğunlaştığı tespit edildi. ENSTİTÜ: 'KALİTE' ODAKLI YENİ BİR POLİTİKA ŞART Raporda yer alan değerlendirmede, hukuk eğitiminde nicelik yerine kaliteyi esas alan, kontenjan-planlama ve öğretim üyesi dağılımını gözeten yeni politikalara ihtiyaç olduğu vurgulandı. Vasıf İnanç Duygulu imzalı 'Hukuk Fakülteleri Raporu'nun "Sonuç ve Öneriler" bölümünde Toplum Çalışmaları Enstitüsü önerileri şu ana başlıklar altında sıraladı: Hukuk Fakültesi için belirlenen tercih barajının kademeli olarak 50 bine kadar çekilmesi düşünülmelidir.Kontenjan azaltma politikasına vakıf üniversitelerinin de devlet üniversitelerine eş bir şekilde dâhil edilmesi gerekmektedir.Devlet üniversitelerinin kontenjanları %49 oranında azaltılırken, vakıf üniversitelerindeki düşüş yalnızca %10,1 olmuştur. Bu durum geniş toplum kesimlerinde toplumda hukuk eğitiminin giderek "ücretli" hale geleceğine ve hukuk eğitimindeki toplam kalitenin azalacağına ilişkin kaygılar uyandırma potansiyeline sahiptir.Türkiye genelindeki 86 hukuk fakültesinde toplam 586 profesör görev yapmaktadır. Ancak bu profesörlerin dağılımı son derece adaletsizdir: Profesörlerin %41'i sadece 10 köklü fakültede toplanmıştır.5 hukuk fakültesinde hiç profesör bulunmazken, 9 fakültede yalnızca bir profesör görev yapmaktadır. Bu sorunun giderilmesi için hukuk fakültelerinin akademik kadrolarına dair standartlar getirilmesi faydalı sonuçlar doğurabilecektir.Eylül 2024'te yapılan ilk Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı (HMGS) sonuçları, eğitim kalitesindeki farkı net bir şekilde ortaya koymuştur. Devlet üniversitelerinden mezun olanların başarı oranı %47,28 iken, vakıf üniversitesi mezunlarında bu oran %30,07'de kalmıştır. İçeriği ve sorularının kalitesi ayrı bir tartışma konusu olmakla beraber, HMGS'nin yalnız mevcudiyetinin dahi hukuk meslekleri açısından olumlu sonuçlar verdiği görülmektedir. HMGS uygulamasına, ölçme-değerlendirme ilkelerine daha uygun ve daha kaliteli sorularla devam edilmesi, orta ve uzun vadede önerilmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.