Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Potasyum

Kapsül Haber Ajansı - Potasyum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Potasyum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Doğal Atıştırmalıklara İlgi Artıyor, Hurma Öne Çıkıyor! Haber

Doğal Atıştırmalıklara İlgi Artıyor, Hurma Öne Çıkıyor!

Hurmanın gebeliğin son dönemlerinde de dikkat çekici etkileri bulunduğunu, bilimsel araştırmaların doğum sürecini destekleyebileceğine işaret ettiğini kaydeden Konuk, “Özellikle gebeliğin son haftalarında hamile kadınlar için kullanımı önerilir.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Moleküler Biyoloji ve Genetik (İngilizce) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhsin Konuk, 21 Temmuz Abur Cubur Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu. Hurma temiz içerikli doğal bir enerji kaynağı Tüketicilerin ultra işlenmiş atıştırmalıklardan uzaklaşarak hurma gibi doğal besinlere yöneldiğini ifade eden Prof. Dr. Muhsin Konuk, “Tüketicilerin ultra işlenmiş atıştırmalıklar yerine hurmaya yönelmesinin temel nedeni; hurmanın kan şekerini aniden yükseltmeden doğal ve uzun süreli enerji sağlaması, lif açısından zengin olması ve kanser ile obezite gibi hastalıkları tetikleyen yapay katkı maddelerinden tamamen arınmış ‘temiz içerikli’ bir gıda olmasıdır.” dedi. Hurma besleyici bir meyvedir ancak mucizevi bir besin değildir Hurmanın son yıllarda "süper gıda" olarak anıldığını ancak bu kavramın doğru değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Dr. Konuk, “Hurma, zengin lif, vitamin, mineral ve antioksidan profiliyle oldukça besleyici bir meyvedir. Kan şekerini hızla yükseltebilen yüksek fruktoz ve glukoz içeriği nedeniyle kontrollü tüketilmelidir. Sağlıklı bir beslenmede değerli bir tamamlayıcıdır ancak tek başına mucizevi bir ‘süper gıda’ olarak görülmemelidir.” diye konuştu. Hurmanın yüksek diyet lifi sayesinde sindirim sistemini desteklediğini ve uzun süre tokluk hissi sağladığını söyleyen Prof. Dr. Konuk, şöyle devam etti: “Yüksek diyet lifi (özellikle pektin) içerdiği için bağırsak hareketlerini düzenler, sindirime yardımcı olur ve uzun süre tok tutarak kilo kontrolünü kolaylaştırır. Hücre yenilenmesi ve sinir sistemi için faydalı olan B6 vitamini açısından zengindir ve az miktarda A, C ve K vitaminleri ile folat (B9) içerir. Kalp ritmini ve kan basıncını dengelemeye yardımcı olan potasyum, kas ve kemik sağlığını destekleyen magnezyum, kansızlığı önlemeye ve vücuttaki oksijen taşıma kapasitesini artırmaya katkı sağlayan demir ile kemik ve diş minesinin güçlenmesinde kritik rol oynayan kalsiyum ve fosfor içerir.” Rafine şekere alternatif olabilir ancak miktarına dikkat edilmeli Hurmanın beyaz şekere göre çok daha besleyici bir alternatif olduğunu belirten Prof. Dr. Muhsin Konuk, “Hurma; içerdiği lifler, vitaminler ve minerallerle rafine şekere göre besin değeri yüksek, harika bir alternatif olabilir. Ancak unutulmamalıdır ki, hurma yüksek oranda doğal şeker içermektedir. Hurma şeker alternatifi olarak kullanılacaksa, hamur işlerinde, keklerde ve tatlılarda püre haline getirilerek veya hurma özü/şurubu formunda beyaz şekere alternatif olarak kullanılabilir.” şeklinde konuştu. Kan şekeri kontrolü açısından da önemli uyarılarda bulunan Konuk, "Günlük porsiyon kontrolü mutlaka yapılmalıdır. Yaklaşık üç orta boy hurma bir porsiyon olarak kabul edilebilir. Kan şekerinin ani yükselmesini önlemek amacıyla ceviz, badem gibi yağlı tohumlarla veya süt, yoğurt gibi protein kaynaklarıyla birlikte tüketilmesi önerilir. Bu kombinasyonlar şekerin kana karışma hızını yavaşlatmaktadır." dedi. Sporcular için doğal performans desteği sağlayabilir Hurmanın özellikle spor yapan bireyler için güçlü bir enerji kaynağı olduğuna işaret eden Prof. Dr. Konuk, “İçeriğindeki yüksek lif, doğal şeker (fruktoz ve glukoz), potasyum ve magnezyum sayesinde sporcular ve aktif bireyler için mükemmel bir doğal enerji kaynağıdır. Sindirimi kolaydır, mideyi yormadan kas glikojen depolarını hızla doldurur ve gün içi enerji düşüşlerini engeller. Hurma, içerdiği karbohidratın yanında protein ve sağlıklı yağ kaynaklarıyla desteklendiğinde kas onarımını hızlandıran ve tokluk süresini uzatan kusursuz bir ara öğüne dönüşebilir. Antrenmandan 30-45 dakika önce tüketilen 1 porsiyon hurma egzersiz performansını zirveye taşımak için gereken enerjiyi sağlar.” ifadesinde de bulundu. Doğal beslenme kronik hastalık risklerini azaltmaya katkı sağlayabilir Doğal ve lif bakımından zengin besinlerin ağırlıkta olduğu beslenme modelinin birçok kronik hastalığın önlenmesine katkı sunduğunu ifade eden Prof. Dr. Muhsin Konuk, “Hurma gibi doğal ve lifli besinlerin ağırlıkta olduğu bir beslenme modeli, rafine şeker alımını azaltarak insülin direnci ve obezite gibi risklerin düşürülmesine yardımcı olur. Ayrıca kan basıncını düzenler, sindirimi iyileştirir ve zengin antioksidan yapısıyla kronik inflamasyonu baskılar. Yüksek potasyum ve çözünür lif içeriği sayesinde kan basıncını dengelemeye ve kötü kolesterolü (LDL) düşürmeye destek olur. Doğal bir tatlandırıcı alternatifi sunarak şeker krizlerini engeller. Hurma, lif yapısı sayesinde düşük-orta glisemik indekse sahiptir. Bu sayede kan şekerinde ani dalgalanmalar yaratmadan dengeli bir enerji sağlar.” diye konuştu. Kanser ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların önlenmesine katkıda bulunuyor Bağırsak sağlığı açısından da önemli katkılar sunduğunu belirten Prof. Dr. Konuk, "Yüksek posa oranı bağırsak hareketlerini düzenleyerek kabızlık gibi sorunların önlenmesine yardımcı olur. Prebiyotik etkileri sayesinde yararlı bağırsak bakterilerinin gelişimini destekler. Midede uzun süre kalarak tokluk hissini artırır ve sağlıksız atıştırmalık tüketiminin azalmasına katkıda bulunur. Yapısındaki fenolik bileşikler ve flavonoidler gibi güçlü antioksidanlar, vücudu serbest radikallerin hasarına karşı koruyarak kanser ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların önlenmesine katkıda bulunur.” şeklinde sözlerini sürdürdü. Hurma doğum sürecini destekleyebilir Hurmanın gebeliğin son dönemlerinde de dikkat çekici etkileri bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Muhsin Konuk, bilimsel araştırmaların doğum sürecini destekleyebileceğine işaret ettiğini söyledi. Prof. Dr. Konuk, "Hurma, içerdiği oksitosin benzeri bileşikler ve oksitosin reseptörlerini uyarıcı etkisi sayesinde rahim kaslarını harekete geçirir. Bu doğal mekanizma rahim ağzının kolayca açılmasına, doğum eyleminin hızlanmasına ve doğum sonrası kanamaların azalmasına yardımcı olabilir." dedi. Bilimsel çalışmalarda gebeliğin son haftalarında hurma tüketiminin olumlu sonuçlar ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Konuk, “Rahim ağzını uyararak tıbbi müdahaleye (suni sancı/oksitosin iğnesi) olan ihtiyacı azaltabilir. Doğum sırasındaki kasılmaların düzenli ve verimli geçmesine destek olur. Doğum sonrasında rahmin toparlanmasını kolaylaştırarak kanama riskini düşürebilir. Yüksek lif, vitamin ve mineral içeriğiyle doğum anında ihtiyaç duyulan enerjiyi sağlar. Hamileliğin son dönemlerinde (genellikle son birkaç hafta) hurma tüketimi bu hormonal etkiler nedeniyle uzmanlar tarafından sıklıkla önerilmektedir.” diye konuştu. Meryem Suresi'ndeki hurma vurgusu dikkat çekici Hurmanın kutsal metinlerde de yer aldığına dikkat çeken Prof. Dr. Muhsin Konuk, Meryem Suresi'nde Hz. Meryem'e doğum sırasında hurma yemesinin tavsiye edildiğini hatırlattı. Prof. Dr. Konuk, "Meryem Suresi 25. ayette Hz. Meryem'e, 'Hurma ağacını kendine doğru silkele ki üzerine taze, olgun hurmalar dökülsün. Ye, iç, gözün aydın olsun.' buyrulmaktadır. Hurma tüketen kadınlarda rahim ağzı olgunlaşması, tüketmeyen gruba göre daha olumlu olmuştur. Hurma meyvesi 13 hayati madde ve 5 çeşit vitamin, yağ asidi ve şeker içerir. Bu nedenle, mineraller açısından zengin olan bu meyve, enerji verici ve besleyici bir gıdaya ihtiyaç duyan hamile kadınlar için önerilir. Hurma ayrıca, rahmin hazırlanmasında ve rahim ağzının olgunlaşmasında etkili olan östrojen ve progesteron hormonlarını da etkiler. Hurma meyvesi enerji verici ve besleyici bir madde olduğundan, özellikle gebeliğin son haftalarında olmak üzere, hamilelik döneminde hamile kadınlar için kullanımı önerilir.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sıcak Hava Böbrekleri Nasıl Etkiliyor? Bu Belirtileri Hafife Almayın Haber

Sıcak Hava Böbrekleri Nasıl Etkiliyor? Bu Belirtileri Hafife Almayın

Özellikle aşırı terlemeye bağlı gelişen sıvı kaybı, böbreklerin çalışma düzenini bozarak böbrek taşı ve akut böbrek hasarı riskini artırabiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi Nefroloji Bölümü'nden Doç. Dr. Ali Bakan, yaz aylarında yeterli sıvı tüketiminin böbrek sağlığını korumadaki kritik rolüne dikkat çekerek, alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. Yaz aylarında vücut sıcaklığını dengelemek için deri damarları genişleyerek terleme artmaktadır. Terleme ile birlikte su ve elektrolit kaybı yaşanmaktadır. Kaybedilen sıvının yeterince yerine konulmaması ise vücuttaki sıvı hacmini azaltmaktadır. Bu durum böbreklere ulaşan kan akımını düşürürken idrar miktarının azalmasına neden olmaktadır. Sonuç olarak böbreklerin filtreleme sistemi daha fazla çalışmak zorunda kalıyor ve özellikle sıcak havalarda böbrek taşı ile akut böbrek hasarı riski belirgin şekilde artmaktadır. En büyük risk fark edilmeyen sıvı kaybı Yaz aylarında böbrekleri tehdit eden en önemli etken sıcak hava değil, fark edilmeden gelişen sıvı kaybıdır. Böbrek sağlığını korumak için herkese uygun tek bir su tüketim miktarı bulunmaz Günlük sıvı ihtiyacı; yaş, vücut ağırlığı, fiziksel aktivite düzeyi, iklim koşulları ve mevcut hastalıklara göre değişiklik gösterebilir. Sağlıklı bireylerde günlük sıvı tüketiminin kilogram başına yaklaşık 30-35 mililitre olması önerilir. Yaklaşık 70 kilogram ağırlığındaki bir kişi için bu miktar ortalama 2-2,5 litreye karşılık gelir. Ancak yaz aylarında, yoğun egzersiz yapanlarda ve aşırı terleyen kişilerde sıvı ihtiyacı daha da artar. İdrar rengi böbrekleriniz hakkında ipucu veriyor Yeterli su tüketilip tüketilmediğini anlamanın en pratik yollarından biri idrar rengini takip etmektir. Açık saman sarısı idrar genellikle yeterli sıvı alımını gösterirken, koyu sarı veya kehribar renk sıvı ihtiyacının arttığını düşündürür. Günlük idrar miktarında belirgin azalma da böbreklerin susuz kaldığını gösteren önemli bulgular arasında yer alır. Ancak bazı ilaçlar ve vitaminlerin de idrar rengini değiştirebileceği unutulmamalıdır. Böbrek taşı ve idrar yolu enfeksiyonlarına dikkat Sıvı kaybı nedeniyle yoğunlaşan idrar, böbrek taşı oluşumuna neden olan minerallerin kristalleşmesini kolaylaştırabilir. Daha önce böbrek taşı öyküsü bulunanlar, diyabet ve obezite hastaları, ailesinde böbrek taşı öyküsü olanlar, gut hastaları ile hiperparatiroidizm, hiperürisemi ve malabsorpsiyon sendromu bulunan kişiler daha yüksek risk altında bulunur. Yaz aylarında sık görülen idrar yolu enfeksiyonları da ihmal edilmemeli. Tedavi edilmeyen enfeksiyonlar böbreklere ilerleyerek akut piyelonefrite neden olabilir. Gazlı içecekler suyun yerini tutmuyor Soğuk içeceklerin böbreklere zarar verdiği düşüncesi doğru değildir. Önemli olan içeceğin sıcaklığı değil, içeriğidir. Böbrek sağlığı için en doğru tercih her zaman sudur. Şekersiz maden suyu uygun miktarlarda tüketilebilir. Gazlı ve şekerli içecekler ise yüksek miktarda şeker, fruktoz, fosforik asit, sodyum ve kafein içerir. Yüksek fruktoz tüketimi ürik asit düzeyini artırırken idrarla kalsiyum atılımını yükselterek idrar sitratını azaltabilir. Bu değişiklikler böbrek taşı oluşumunu kolaylaştırırken uzun vadede obezite, diyabet, hipertansiyon ve kronik böbrek hastalığı riskini de artırabilir. Özellikle enerji içecekleri sıcak havalarda yoğun fiziksel aktivite sırasında tüketildiğinde sıvı ve elektrolit dengesini bozarak böbrekler üzerinde ek yük oluşturabilir. Yaz meyveleri faydalı ama ölçülü tüketilmeli Karpuz ve kavun gibi su oranı yüksek meyveler sağlıklı bireylerde sıvı alımına katkı sağlayabilir. Ancak bu besinler suyun yerine geçmez. Diyabet ve kronik böbrek hastalığı bulunan kişilerin bu meyveleri kontrollü tüketmesi gerekir. Özellikle kavunun yüksek potasyum içerdiği unutulmamalıdır. Hipertansiyon ve diyabet kronik böbrek hastalığının en sık görülen nedenleri arasında yer alır. Yaz aylarında gelişen sıvı kaybı bu hasta grubunda akut böbrek hasarı riskini daha da artırabilir. Tatilde böbreklerinizi ihmal etmeyin Deniz, havuz ve uzun yolculuklarda düzenli su tüketimi ihmal edilmemeli, uzun süre idrar tutulmamalı ve aşırı güneş altında kalınmamalıdır. Böbrek sağlığını korumak için yeterli sıvı tüketiminin yanı sıra tansiyon ve kan şekeri kontrolü, tuz tüketiminin sınırlandırılması ve ilaçların düzenli kullanılması da büyük önem taşır. Özellikle böbrek taşı, diyabet, hipertansiyon ve kronik böbrek hastalığı bulunan kişilerin yaz aylarında sıvı tüketimine daha fazla özen göstermesi gerekir. Böbrek sağlığını korumak için normal düzeyde kalsiyum tüketilmeli, aşırı oksalat içeren besinlerden kaçınılmalı, kırmızı ve işlenmiş et tüketimi sınırlandırılmalı, meyve ve sebze ağırlıklı beslenilmeli, şekerli ve gazlı içecekler azaltılmalıdır. Özellikle kalsiyum oksalat taşı bulunan kişilerin ıspanak, pazı, pancar yaprağı, kakao, çikolata, badem gibi kuruyemişler ve aşırı siyah çay tüketimine dikkat etmesi önerilmektedir. Bu belirtileri hafife almayın Yaz aylarında aşağıdaki belirtilerin görülmesi durumunda vakit kaybetmeden bir nefroloji uzmanına başvurulması gerekir. Özellikle diyabet, hipertansiyon veya kronik böbrek hastalığı bulunan kişilerde bu bulgular kalıcı böbrek hasarının habercisi olabilir. İdrar miktarında belirgin azalma İdrarda kan görülmesi Yüksek ateş ve yan ağrısı Ani gelişen ödem Kontrol altına alınamayan tansiyon yüksekliği Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yazın Serinleten 10 Sağlıklı İçecek Haber

Yazın Serinleten 10 Sağlıklı İçecek

Acıbadem Taksim Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sevihan Akbulut Azal “Yazın her serinletici içecek sağlıklı bir seçenek olmayabiliyor. Özellikle sıkça tercih edilen gazlı içecekler, enerji içecekleri, aşırı şekerli hazır meyve suları ve yüksek kafein içeren içecekler sağlık açısından bazı riskler taşıyabiliyor. Bu ürünler kilo artışına, kan şekeri dalgalanmalarına ve susuzluk hissinin artmasına yol açabilirken, enerji içecekleri de kalp ritmi bozuklukları, çarpıntı ve tansiyon problemlerini tetikleyebiliyor. Bu nedenle mutlaka sağlıklı içecekler tercih edilmeli ancak tüketimlerinde aşırıya kaçılmamalıdır. Kronik hastalığı olan bireyler ise içecek seçiminde daha dikkatli davranmalıdır” diyor. En sağlıklı içeceklerin başında suyun geldiğini vurgulayan Azal, suyu sade tüketemeyenlerin, içerisine çeşitli aromatik besinler ekleyerek içimini kolaylaştırabileceklerini belirtiyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Azal, yaz aylarında hem serinleten hem de sağlıklı yaşamı destekleyen 10 içeceği sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Aromalı Su Yaz aylarında kaybedilen sıvının yerine konulmasında en sağlıklı yöntem günde 2 buçuk litre su içmektir. Ancak sade su içmekte zorlanan kişiler, sularına taze nane yaprakları, limon dilimleri, salatalık dilimleri, yeşil elma dilimleri ya da tarçın kabuğu gibi besinler katarak hem daha ferahlatıcı hem de daha keyifli bir içecek hazırlayabilirler. Bu yöntem, ilave şeker kullanmadan su tüketimini artırmaya yardımcı olur. Ayran Ayran, yaz aylarında sıvı ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olurken içerdiği protein, kalsiyum ve elektrolitlerle de öne çıkıyor. Özellikle terlemeyle kaybedilen sodyumun yerine konmasına katkı sağlayan ayran, öğünlerle birlikte tüketildiğinde tokluk hissini destekliyor. Ferahlatıcı bir lezzet için içerisine taze nane veya fesleğen ekleyebilirsiniz. Kefir Probiyotik içeriğiyle bağırsak sağlığını destekleyen kefir, yaz aylarında besleyici bir içecek alternatifi sunuyor. Protein ve kalsiyum açısından da zengin olan kefir, sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlayabiliyor. Ancak marketlerde satılan bazı meyveli kefirlerin ilave şeker içeriği yüksek olabildiğinden sade çeşitler tercih edilmelidir. Kefirin tüketimini kolaylaştırmak için içerisine tarçın eklenebilir veya taze meyvelerle birlikte hazırlanabilir. Soğuk Yeşil Çay Antioksidan açısından oldukça zengin olan yeşil çay, metabolizmayı destekleyen doğal içeceklerden biridir. Özellikle kateşin adı verilen bileşikler hücrelerin oksidatif stresten korunmasına yardımcı olur. Şekersiz olarak hazırlandığında kalori içermez ve sıcak havalarda ferahlatıcı bir alternatif sunar. Kafein içerdiği için hamileler, tansiyon hastaları ve kafeine duyarlı kişiler tüketim miktarına dikkat etmelidir. Günde en fazla iki fncan tüketilmelidir. Yeşil Smoothie Salatalık, yeşil elma, kivi ve maydanoz gibi yeşil sebze ve meyvelerle hazırlayabileceğiniz yeşil smoothie, yaz aylarında hem ferahlatıcı hem de besleyici bir alternatiftir. İçeriğindeki sebze ve meyveler; C vitamini, K vitamini, folik asit, potasyum ve çeşitli antioksidan bileşikler açısından zengindir. Yüksek su içeriği günlük sıvı alımını desteklerken, ara öğünlerde tüketildiğinde zengin lif yapısıyla tokluk hissi sağlar. Ancak kronik böbrek hastalığı veya potasyum kısıtlaması gereken bireyler tüketim miktarı konusunda bir hekime veya diyetisyene danışmalıdır. Taze Naneli Limonata Limonun içerdiği C vitamini ve nanenin ferahlatıcı etkisi sayesinde yazın en çok tercih edilen içeceklerden biridir. Bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı olurken aynı zamanda serinlik hissi sağlar. İçeriğinde potasyum ve antioksidan bileşikler bulunur. Ancak fazla şeker eklenmesinin içeceğin sağlık değerini azaltacağı unutulmamalıdır. Mide hassasiyeti veya reflü sorunu yaşayan kişiler aşırı tüketimden kaçınmalıdır. Ice Latte Ice latte, özellikle kahve severler için yaz aylarında serinletici bir seçenek olabilir. Espresso ve süt ile hazırlanan bu içecek, ilave şeker içermediğinden gereksiz kalori alımını önlerken protein ve kalsiyum gibi besin öğelerinin alınmasına da katkı sağlar. İçeriğindeki kafein sayesinde gün içerisinde enerji hissini artırabilir. Ancak aşırı kafein tüketimi çarpıntı, uykusuzluk ve huzursuzluk gibi yan etkilere yol açabileceğinden günlük tüketim miktarına dikkat edilmelidir. Laktoz intoleransı olan bireyler laktozsuz süt veya bitkisel süt alternatiflerini tercih edebilir. Hindistan Cevizi Suyu Doğal elektrolit kaynağı olarak bilinen Hindistan cevizi suyu, sıcak havalarda kaybedilen potasyum ve minerallerin yerine konmasına yardımcı olur. Düşük kalorili olması nedeniyle spor yapan kişiler tarafından da tercih edilir. Özellikle yoğun terleme sonrasında sıvı dengesinin korunmasına katkı sağlar. Böbrek hastalığı olan bireylerin yüksek potasyum içeriği nedeniyle dikkatli tüketmesi gerekir. Karpuz Smoothie Yüzde 90'dan fazlası sudan oluşan karpuz, yazın en sevilen meyvelerinden biridir. Karpuzla hazırlanan smoothie; A vitamini, C vitamini, potasyum ve likopen gibi değerli besin öğeleri içerir. Özellikle sıcak günlerde sıvı desteği sağlarken tatlı isteğini de doğal yoldan karşılayabilir. Günde 1 küçük bardak tüketim yeterlidir. Diyabet hastaları ve kan şekeri kontrolü gereken bireyler porsiyon miktarına dikkat etmelidir. Aynı zamanda içerisine süt veya yoğurt gibi bir protein kaynağı eklenerek kan şekerinin hızlı bir şekilde yükselmesi önlenebilir. Maden Suyu Maden suyu, içerdiği kalsiyum, magnezyum ve bikarbonat gibi mineraller sayesinde özellikle yaz aylarında terlemeyle kaybedilen bazı minerallerin yerine konmasına katkı sağlayabiliyor. Ancak tüketiminde aşırıya kaçılmaması, günde bir-iki şişenin üzerine çıkılmaması gerekir. Aşırı tüketim bazı kişilerde mide şişkinliği, gaz ve gereğinden fazla mineral alımına bağlı sorunlara yol açabilir. Aromalı ve katkı maddesi içeren ürünler yerine sade maden suları tercih edilmelidir. Yüksek tansiyonu, böbrek hastalığı veya sodyum kısıtlaması gerektiren sağlık sorunları bulunan bireylerin tüketim miktarını hekimlerine danışmaları gerekir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.