Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Pozitif Psikoloji

Kapsül Haber Ajansı - Pozitif Psikoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pozitif Psikoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bayram Ziyaretleri Ruh Sağlığını Güçlendiriyor! Haber

Bayram Ziyaretleri Ruh Sağlığını Güçlendiriyor!

Çocukların, aile büyükleriyle vakit geçirerek empati, saygı ve kimlik duygusunu geliştirebileceklerini ifade eden Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Yaşlı bireyler içinse bayram ziyaretleri çoğu zaman yalnızlık hissini azaltan ve sosyal görünürlüklerini artıran güçlü bir deneyim.” dedi. Dijital iletişim araçlarının mesafe olduğunda yüz yüze etkileşimi tamamlayıcı bir rol oynadığına dikkat çeken Tunçel, bayram ritüellerinin, pozitif psikoloji, mindfulness ve bağlanma temelli terapi yaklaşımlarını günlük hayatta destekleyebileceğine vurgu yaptı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, bayram ziyaretlerinin çocuk, genç ve yaşlılar üzerindeki psikolojik ve duygusal etkileri ile aile bağlarını güçlendirmedeki rolü hakkında açıklamalarda bulundu. Bayram ziyaretleri, aidiyet ve bağlılığı güçlendiriyor! Bayram ziyaretlerinin bireylerin aidiyet ve bağlılık duygularını güçlendiren önemli sosyal ritüellerden biri olduğunu dile getiren Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Özellikle Ramazan Bayramı gibi kültürel ve dini bayramlarda yapılan ziyaretler, bireylerin sosyal destek ağlarını canlı tutmasına yardımcı olur.” dedi. Aile büyüklerini ziyaret etmenin bireylerde bazı duyguları tetikleyebileceğini aktaran Tunçel, “Kişi kendisini bir ailenin ve geçmişin parçası olarak hisseder bu da Aidiyet ve köklenme duygusunu açığa çıkarır. Büyüklerin yaşam deneyimlerini görmek bireyde takdir, minnettarlık ve saygı duygularını artırır. Tanıdık aile ortamı stresin azalmasına katkı sağlar, güven ve duygusal rahatlama hissedilir. Çocukluk anıları ve ortak ritüeller olumlu duyguları güçlendirir, mutluluk artar. Bu tür sosyal temaslar, psikolojide ‘koruyucu faktör’ olarak adlandırdığımız unsurlar arasında yer alır ve kişinin stresle başa çıkma kapasitesini artırabilir.” şeklinde konuştu. Bayram ziyaretleri, yaşlılara hâlâ değerli olduklarını hissettirir! Yaşlı bireyler için bayram ziyaretlerinin çoğu zaman yalnızlık hissini azaltan ve sosyal görünürlüklerini artıran güçlü bir deneyim olduğuna değinen Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Yaş ilerledikçe sosyal çevre daralabilir ve birey kendini toplumdan kopmuş hissedebilir. Bayram ziyaretleri ise yaşlı bireylere ‘sen hâlâ ailenin merkezindesin ve değerlisin’ mesajı verir.” dedi. Bu ziyaretlerin yaşlı bireyler için önemli olduğuna vurgu yapan Tunçel, “Değerli ve hatırlanmış hissetmelerini sağlar, yaşam deneyimlerini aktarma fırsatı sunar, yalnızlık ve izolasyon duygularını azaltır, yaşam doyumlarını artırabilir. Klinik gözlemler, düzenli sosyal temasın yaşlı bireylerde depresif duygulanımı azaltabildiğini ve genel psikolojik dayanıklılığı desteklediğini gösteriyor.” açıklamasını yaptı. Aile büyükleriyle vakit geçirmek, çocukların duygusal gelişimi için çok değerli Çocuklar ve gençler için de aile büyükleriyle vakit geçirmenin, duygusal gelişim ve kimlik oluşumu açısından oldukça değerli olduğuna işaret eden Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel şunları söyledi: “Bu süreçte çocuklar; kuşaklar arası bağ kurmayı öğrenirler, empati ve saygı gibi sosyal beceriler geliştirirler, aile hikâyeleri aracılığıyla kimlik ve aidiyet duygusu kazanırlar, sabır, hoşgörü ve farklı yaşam deneyimlerini anlamayı öğrenirler. Ayrıca büyükanne ve büyükbabalar genellikle çocuklara koşulsuz kabul ve sıcaklık sunan figürler olabilir. Bu da çocukların duygusal güvenlik hissini güçlendirebilir.” Dijital iletişim, yüz yüze etkileşimin yerine geçen değil, onu tamamlayan bir araç! Görüntülü konuşma, mesajlaşma gibi dijital iletişim araçlarının özellikle mesafe nedeniyle ziyaretlerin mümkün olmadığı durumlarda çok değerli bir alternatif olabileceğini kaydeden Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Ancak psikolojik açıdan yüz yüze etkileşimin bazı benzersiz yönleri vardır.” dedi. Yüz yüze iletişimde beden dili, sarılma, el öpme gibi dokunsal temas, ortak fiziksel ortam gibi unsurlar bulunduğunu ve bunların duygusal bağın güçlenmesinde önemli rol oynadığını ifade eden Tuncel, bu nedenle dijital iletişimin tam bir ‘yerine geçme’ değil, daha çok ‘tamamlayıcı bir araç’ olarak değerlendirilebileceğini söyledi. Anlamlı ilişkiler ruh sağlığını koruyan en güçlü faktörlerden biri! Aile bağlarını güçlendiren bayram ritüellerinin, bazı terapi yaklaşımlarının günlük hayatta uygulanmasını destekleyebileceğini de dikkat çeken Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, sözlerini şöyle tamamladı: “Minnettarlık ve takdir duygularını ifade etmek pozitif psikoloji yaklaşımı, kuşaklar arası iletişimi güçlendirmek aile terapisi perspektifi, güvenli ilişkiler kurmayı pekiştirmek bağlanma temelli yaklaşımlar ve aileyle geçirilen anın değerini fark etmek mindfulness (farkındalık) yaklaşımlarını destekleyebilir. Kişinin anlamlı ilişkiler kurması ve sürdürmesi, ruh sağlığını koruyan en güçlü faktörlerden biridir. Bayram ziyaretleri de bu ilişkileri canlı tutan önemli sosyal ve kültürel pratikler arasında yer alır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Negatif Düşüncenin Pozitiften 7 Kat Daha Güçlü Etkisi Var! Haber

Negatif Düşüncenin Pozitiften 7 Kat Daha Güçlü Etkisi Var!

Üsküdar Üniversitesi tarafından bu yıl 7’ncisi düzenlenen Uluslararası Pozitif Psikoloji Kongresi, 18-19 Nisan 2025 tarihlerinde Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Bu yılki teması “Nörobilim Temelli Pozitif Psikoloji” olarak belirlenen Kongre; Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi, NP Etiler ve NP Feneryolu Tıp Merkezi, Türk Psikolojik Danışma Rehberlik Derneği ve Pozitif Psikoloji Enstitüsü iş birliğiyle hayata geçirildi. Dr. Fredrike Bannink’den “Bugün size iyi gelen ne yaptınız?” sorusu… Pozitif psikoloji alanında uzman pek çok ismi bir araya getiren kongrede, Hollandalı Klinik Psikolog Dr. Fredrike Bannink, katılımcılarla “Pozitif Bilişsel Davranışçı Terapi - BDT: İyi Oluşu Artırmanın Bir Sonraki Sınırı” başlıklı bir sunum gerçekleştirerek, aynı zamanda Pozitif Bilişsel Davranışçı Terapi - BDT kitabının tanıtımını yaptı. Dr. Bannink, pozitif psikoterapinin geleneksel BDT yaklaşımlarına nasıl entegre edilebileceğini anlattı. Sunumuna Albert Einstein’ın “Yeni bir fikre açılan bir zihin asla eski boyutuna geri dönmez” sözüyle başlayan Dr. Bannink, katılımcıları interaktif bir egzersize davet etti. Katılımcılar, yanlarındaki kişilerle “Bugün size iyi gelen ne yaptınız?” sorusunu karşılıklı üç kez sorarak kısa sohbetler gerçekleştirdi. “Negatif düşünce pozitiften 7 kat daha güçlü” Dr. Bannink, pozitif psikolojinin yıllarca psikiyatride bir “lüks” olarak görüldüğüne dikkat çekerek, geleneksel terapilerin daha çok semptomların azaltılmasına odaklandığını, umut, bilgelik, yaratıcılık, cesaret gibi olumlu niteliklerin yeterince ele alınmadığını vurguladı. İnsanların doğal olarak olumsuzluklara daha fazla odaklandığını belirten Dr. Bannink, negatif etkinin pozitif etkiden 7 kat daha güçlü olduğunu ifade etti. Dr. Bannink, bu dengenin sağlanabilmesi için terapistlerin sadece danışanlar için değil, toplumun geneli için de daha pozitif bir yaklaşımı desteklemesi gerektiğini vurguladı. Pozitif psikoloji bireylerin psikolojik dayanıklılıklarını artırmayı hedefliyor Dr. Fredrike Bannink, “Pozitif psikoterapi hem bireysel hem de toplumsal iyi oluşun anahtarıdır. Pozitif psikoloji ve çözüm odaklı kısa süreli terapi yaklaşımları, bireylerin yaşadıkları zorluklar karşısında güçlü yönlerini nasıl kullandıklarına odaklanarak psikolojik dayanıklılıklarını artırmayı hedefliyor.” dedi. Çözüm odaklı terapi yaklaşımının, bireylerin yaşadıkları sorunları değil, bu sorunlara karşı verdikleri başarılı tepkileri temel aldığını kaydeden Dr. Fredrike Bannink, “Bu yaklaşım, kişileri geçmiş travmalarla yüzleştirmek yerine, geleceğe dair olumlu bir bakış açısı kazandırmayı amaçlıyor. Sporda da sıkça kullanılan pozitif imajinasyon (olumlu hayal gücü) tekniği, zihinsel olarak başarıyı tekrar tekrar hayal etmenin, gerçek hayattaki performansı olumlu etkilediğini ortaya koyuyor.” ifadesinde bulundu. “İnsanlar makine değildir”  “İnsanlar makine değildir” vurgusuyla çözüm odaklı terapilerin insan psikolojisine daha uygun olduğu ifade eden Dr. Bannink, “Çözüm odaklı terapilerle danışanlara sadece neyin kötü gittiğini değil, aynı zamanda iyi giden şeyleri de fark ettirerek, bu olumlu deneyimlerin çoğaltılması amaçlanıyor. Çözüm odaklı kısa süreli terapi yaklaşımı, sorunlara değil, çözümlere odaklanarak bireylerin yaşamlarında olumlu değişimler yaratmayı amaçlıyor. Bu yaklaşımda terapistler, ‘Varsayalım ki tüm çözümler elinizde olsaydı, neyi farklı yapardınız?’ gibi sorularla danışanların zihnini pozitif farklılıklar üretmeye yönlendiriyor. Bu tarz sorular beynin farklı bölümlerini aktive ederek kişilerin mevcut sıkışmışlık hissinden çıkmasını sağlıyor.” diye konuştu. Çözüm odaklı psikolojide yaklaşım hedefleri ön planda Çözüm odaklı psikoterapide danışanlara "6 ay sonra daha iyi bir yaşamınız olsa, bu nasıl olurdu?" gibi sorular sorularak onların geleceğe dair umutlu ve yapıcı bir bakış açısına yönlendirildiğini ifade eden Dr. Bannink, “Bu yaklaşımla geleneksel bilişsel davranışçı terapiler (BDT) arasında da temel farklar bulunuyor. Geleneksel BDT’de genellikle bir sorunun neden kaynaklandığına ve en kötü durumun nasıl iyileştirileceğine odaklanılırken, çözüm odaklı psikolojide yaklaşım hedefleri ön plandadır. Yani birey, kaçınmak istediği değil, ulaşmak istediği hedefe odaklanarak ilerler.” şeklinde konuştu. Pozitif BDT danışanı sürece aktif olarak katıyor Geleneksel Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) modelinin yeterli etkiyi göstermediğini belirten Dr. Bannink, çözüm odaklı ve geleceğe yönelen yeni yaklaşımların önemine dikkat çekti. Pozitif BDT modelinin neden geliştirildiğine de değinen Dr. Bannink, geleneksel BDT’nin uygulayıcısı ve eğitmeni olduğunu ancak zamanla bu modeli yeterli bulmadığını, danışanların terapiyi bırakma oranlarının oldukça yüksek olduğunu vurguladı. Pozitif BDT’nin, danışanı sürece aktif katmaya dayandığını ve terapinin danışan için yapılan bir şey değil, danışanın kendisi tarafından yapılan bir süreç olması gerektiğini anlatan Dr. Bannink, bu yöntemin, terapistlerin tükenmişlik yaşamasını da azalttığını dile getirdi. Pozitif BDT, depresyon tedavisinde daha etkili sonuçlar sağlıyor Psikoterapi alanında son yıllarda giderek daha fazla ilgi gören Pozitif Bilişsel Davranışçı Terapinin (Pozitif BDT), depresyon tedavisinde geleneksel yöntemlere kıyasla daha kalıcı ve anlamlı iyileşmeler sağladığını da kaydeden Dr. Bannink, “Danışanların yalnızca sorunlara değil, aynı zamanda olumlu yönlerine ve güçlü yanlarına da odaklanmasını hedefleyen Pozitif BDT, bireylerin hayata daha pozitif bir bakış açısıyla yaklaşmasına yardımcı oluyor. Pozitif BDT uygulamalarında danışanların çoğu, ilk başta olumlu değişiklikleri fark etmekte zorlanıyor. Çünkü genellikle problemlere odaklanmaya alışkınlar. Ancak birkaç seans sonrasında olumlu gelişmeleri görmek ve kabul etmek kolaylaşıyor.” dedi. Dr. Bannink kitaplarını imzaladı Katılımlarından ötürü Dr. Bannink’e Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan plaket takdim etti. Dr. Bannink daha sonra yeni çıkan kitabı Pozitif Bilişsel Davranışçı Terapi – BDT’yi okurları için imzaladı. 

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.