Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Prag

Kapsül Haber Ajansı - Prag haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Prag haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Noel Pazarı Turlarında Vizesiz Rotalara İlgi Artıyor  Haber

Noel Pazarı Turlarında Vizesiz Rotalara İlgi Artıyor 

Avrupa şehirleri yılın en büyülü, en ışıltılı günlerini yaşıyor. Türkiye’den Noel pazarları turlarına olan seyahat talebi ise her geçen yıl artıyor. Tatil severler hem vize gerektiren klasik Avrupa pazarlarını hem de vizesiz seçenekler sunan alternatif rotaları tercih ediyor. Kültürel atmosferi, yerel lezzetleri ve otantik alışveriş deneyimiyle öne çıkan Noel pazarları, özellikle Aralık ayı seyahatlerinde kültür turizmini tercih eden Türk gezginler için vazgeçilmez rotalar arasında. Noel pazarı tur sezonu, şehir turizmini canlandırırken; uçaklı paket turlar ve rehberli kültür programları sayesinde Türk gezginlere konforlu ve planlı bir seyahat imkânı sunuyor. Türkiye’nin en fazla tur seçeneğine sahip markası Tatilsepeti verilerine göre, Noel pazarı turlarında geçen yılın aynı ayına oranla yaklaşık yüzde 35’lik bir talep artışı gözleniyor. Hem İstanbul çıkışlı tur paketleri hem de bireysel seyahatlerde otel–uçak kampanyaları yoğun ilgi görüyor. İşte öne çıkan Noel pazarları rotaları; Klasik Avrupa Noel pazarları her zaman revaçta Schengen bölgesinde yer alan Almanya, Avusturya, Fransa Noel pazarı turlarının en çok talep gören rotaları arasında. Almanya – Nürnberg, Münih: Işıl ışıl süslenmiş sokaklar, meydanlara kurulan şenlikli alanlar, ışıklı dükkanlarda el yapımı atıştırmalıklar, sıcak şaraplar, sokak konserleri, el yapımı hediyelikler ve geleneksel lezzetlerle öne çıkıyor. Avusturya – Viyana & Salzburg: Şehrin tarihi meydanlarındaki pazarlar, Avrupa’nın “en romantik Noel destinasyonu” olarak anılıyor. Salzburg meydanlarında kurulan pazarların içinde en otantik olanı kale içinde kurulan sayılabilir. Kale içindeki müzeyi de görmeden dönmeyin. Çekya – Prag: Prag Kalesi çevresindeki ışıklandırmalar ve Old Town Square’deki pazar Türkiye’den yoğun ilgi görüyor. Fransa, Alsace bölgesinin incisi Colmar’da zamanın durduğunu hissedebilirsiniz. Renkli yarı ahşap evleri, süslenmiş balkonları ve su kanalları ile büyüleyici. Kasım ayının son haftalarında kurulan pazarlar Aralık ayı boyunca ışıklarla tüm Avrupa’yı adeta festival atmosferine sokuyor. Nürnberg ve Alsace rotalarında 4 gece 5 günlük iki kişilik odada kişi başı fiyatlar 489 Euro’dan başlıyor. Vizesiz Noel pazarı alternatifleri yükselişte Son yıllarda artan vize randevu sıkıntısı nedeniyle vize süreciyle uğraşmak istemeyenler ise son yıllarda popülaritesi artan vizesiz ve daha ekonomik, hatta daha yakın olan Noel pazarı rotalarını tercih ediyor. Romantik ışıklandırmalar, güvenli ve yürüyüş dostu şehir merkezleri, çeşitli kültürel etkinlikler bu rotalara olan ilgiyi arttırıyor. Sırbistan – Belgrad: Vizesiz seyahat edebileceğimiz Avrupa ülkelerinden olan Sırbistan Noel pazarları zamanı en fazla talep gören destinasyonların başında geliyor. Meydanda kurulan ahşap ışıklı küçük evlerde satılan geleneksel atıştırmalıklar gastronomi şöleni sunuyor. Panaromik şehir turlarının da dahil olduğu geziler 649 Euro’dan başlıyor. Moldova-Kişinev: Zengin geleneksel kültürü ile ünlü olan Moldova Aralık ayında ayrı bir bayram havasına bürünüyor. Pasaport ve vizeye ihtiyaç duymadan kimlikle seyahat edebileceğiniz Moldova Noel Pazarları turları 3 gece 4 günlük programlarında şehir turları da dahil. Programlar 349 Euro’dan başlıyor. Tiflis-Gürcistan: Çipli kimlik kartı ile pasaport ve vize gerektirmeyen destinasyonlardan biri de komşu ülke Gürcistan. Rustaveli ve Özgürlük Meydanı çevresindeki pazarlar ışıl ışıl atmosferi ile cazibe merkezi durumunda. Eski şehir yürüyüş rotalarını keşfederken Kükürtlü Hamamları da denemeden dönmeyin. İzmir çıkışlı uçaklı turlar 21.199 TL’den başlıyor.

Risk Değil, Rota: Yalın Yüregil ile Türkiye'den Avrupa'ya Güvenle Açılmanın Formülü Haber

Risk Değil, Rota: Yalın Yüregil ile Türkiye'den Avrupa'ya Güvenle Açılmanın Formülü

Prag merkezli YeYe Agency'nin Kurucusu ve CEO'su Yalın Yüregil, "Türk şirketlerini Avrupa pazarına güvenle taşımak" misyonuyla çıktığı yolda, özellikle lojistik sektöründe nasıl vazgeçilmez bir stratejik partner haline geldiğini anlattı. İşte o keyifli röportajla sizleri baş başa bırakıyoruz... Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Yalın Yüregil. Prag merkezli YeYe Agency’nin kurucusu ve CEO’suyum; işim, Türk şirketlerini Avrupa pazarına güvenle ve sistemli şekilde taşımak. Özellikle lojistik, üretim ve hizmet sektörlerinde; şirket kuruluşu, lisanslar, back-office yönetimi ve iş geliştirme tarafında çalışıyorum. Çek-Türk Ortak Ticaret Odası Başkanı ve DTİK / DEİK ekosisteminde aktif bir temsilci olarak Türkiye–Çekya hattında köprü kuruyorum. Bir de hayatımda çok önemli başka bir rolüm var: Efe’nin babasıyım. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Kariyerimin ilk yıllarında POS Media’da çalışırken Kiev, İstanbul, Münih ve Moskova’da ofis açmaktan sorumluydum; bu dönem bana “yeni bir ülkede sıfırdan iş kurma” disiplinini öğretti. 2014’te YeYe Agency’yi kurmam ise ikinci büyük kırılma noktasıydı; odak noktamı tamamen “şirketleri yeni pazarlara taşımaya” çevirdim. Son yıllarda lojistik sektörünü stratejik öncelik haline getirmemiz ve Çekya’yı bir merkez ülke olarak konumlandırmamız hem YeYe’nin hem de benim hikâyemde yeni bir faz başlattı. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı; karmaşık görünen bir süreci, müşterim için öngörülebilir ve tekrarlanabilir hale getirebilmektir. Türkiye’den Avrupa’ya açılmak birçok iş insanının gözünde “risk”tir; biz o riski iyi tasarlanmış bir “rota”ya dönüştürebildiğimizde kendimi başarılı sayıyorum. Kişisel stratejim üç kelimeye indirgenebilir: Planla, Uygula, Büyüt. Önce fotoğrafı net çizerim, sonra sahada bizzat uygulamaya girerim, ardından sistemi ölçekleyip ekiplerime devrederim. Kısa vadeli fırsatların değil, uzun vadeli ilişkilerin peşinden gitmeyi tercih ediyorum. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? En büyük zorluk, farklı ülkelerde iş yaparken mevzuat, kültür ve güven üçgenini aynı anda yönetmekti. Her ülkede yeniden “sıfırdan tanınmak” ve doğru insanlarla çalışmak zaman alıyor. Bunu, rastlantıya bırakmak yerine sistemle aşmaya çalıştım: Her yeni pazarda önce güçlü yerel ortaklar ve kurumlarla (ticaret odaları, dernekler, kamu temsilcileri) sağlam ilişkiler kurdum, sonra müşteri projelerini bu ağın üzerine inşa ettim. Bugün YeYe’nin lojistikte güçlü olmasının sebebi, bu uzun vadeli ağ inşasıdır. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? Öncelikle “her şeyi yapan” biri olmaya çalışmak yerine, belirli bir alanda derinleşmelerini öneririm. Ben kendi odağımı “Türkiye–Avrupa hattında iş kurma ve büyütme” üzerine kurdum; bu netlik, zamanla güven ve talep yarattı. İkinci önerim; ilişkilere, kartvizit olarak değil, ekosistem olarak bakmaları. Bugün lojistikte bir firmaya destek verirken, arkasında banka, factoring, üretici, kamusal otorite gibi birçok aktörü aynı masada toplayabiliyorsak, bu yılların ilişkisine dayanıyor. Üçüncüsü de: Rakamlarla konuşmayı öğrenmek. Hedefi, maliyeti ve getiriyi net hesaplayamayan kimse sürdürülebilir başarıyı yönetemez. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Ben kendimi “sahada olan lider” olarak tanımlıyorum. Masada strateji kurup, sahada müşterinin yanında durmayı önemsiyorum. Ekiplerimi üç şeyle motive etmeye çalışırım: Net hedef, net sorumluluk, net geri bildirim. Hangi projede, hangi müşteriye, hangi değeri sunduğumuzu herkesin açıkça bilmesini isterim. Ayrıca YeYe’de liderlik, sadece benim etrafımda kurulu bir yapı değil; her proje sorumlusunun kendi alanında inisiyatif almasını teşvik eden yatay bir model. Bu da özellikle lojistik gibi hızlı değişen bir sektörde çevikliğimizi artırıyor. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? YeYe Agency’nin vizyonu; Türk girişimciler için Avrupa’da “ilk aranan stratejik partner” olmak. Misyonumuz ise, yeni pazarlara açılmak isteyen şirketlerin üzerindeki belirsizliği azaltmak ve onlara uçtan uca destek sunmak. Önümüzdeki dönemde lojistik sektörü bizim için lokomotif olacak; Çekya modeli üzerinden, Türk taşımacılık şirketleri için Avrupa’ya girişte standart bir başarı reçetesi oluşturmak istiyoruz. Hedefimiz; 2030’a kadar, Türkiye’den Avrupa’ya açılan her 10 lojistik firmasından en az birkaçının yolculuğunda YeYe’nin imzasının olması. "Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için ne yapıyorsunuz?" Belirsizlik arttıkça, şirketlerin güvenilir ve öngörülebilir iş ortaklarına ihtiyacı büyüyor. Biz YeYe’yi tam bu noktada, “riski azaltan, yolu sadeleştiren stratejik partner” olarak konumlandırıyoruz. Prag merkezli olmamız, Çekya’yı Avrupa lojistik haritasının kalbinde stratejik bir üs olarak kullanmamıza imkân veriyor. Türk lojistik şirketleri için sadece şirket kuran bir yapı değil; lisans, mevzuat, insan kaynağı, finansman ve iş geliştirmeyi tek elde toplayan bir “one-stop-shop” sunuyoruz. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz? Sürdürülebilirliği sadece çevresel değil, ekonomik ve sosyal bir bütün olarak görüyorum. Avrupa’ya açılan her Türk şirketi, doğru kurgu yapıldığında hem kendi ayakları üzerinde duran bir yapı kuruyor hem de iki ülke arasında kalıcı bir değer zinciri oluşturuyor. Lojistikte daha verimli güzergâhlar, doğru planlama ve finansal disiplin hem karbon ayak izini hem de “boşa giden emek”i azaltıyor. Çek-Türk Ortak Ticaret Odası başkanlığımda da, şirketleri sadece kâr eden değil, bulunduğu ekosisteme istihdam, vergi ve uzun vadeli iş birliği getiren oyuncular olmaya teşvik ediyorum. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Bugün YeYe’de yaptığımız işin önemli bir kısmı bilgi, süreç ve ilişki yönetimi. Dijitalleşme ve yapay zekâ sayesinde, bu bilgiyi sistematik hale getirip, müşterilerimize daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hizmet sunabiliyoruz. Örneğin, lojistik kampanyalarımızda başvuru formlarından WhatsApp süreçlerine kadar birçok adımı otomatikleştiriyoruz; böylece ekibimiz rutin işler yerine stratejik konulara odaklanabiliyor. Hedefimiz, danışmanlığın insan dokunuşunu korurken; arka plandaki operasyonu mümkün olduğu kadar veri ve otomasyonla desteklemek. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Öncelikle kendilerine bir “oyun alanı” seçmelerini öneririm: Lojistik, yazılım, finans… Hangi alanda olursa olsun, o alanın dili, dinamikleri ve oyuncularını derinlemesine öğrenmek çok değerli. İkinci olarak, mutlaka uluslararası bir perspektif geliştirsinler; dünya artık tek bir pazar ve dil bilmek, kültür anlamak en büyük sermaye. Üçüncüsü; sabır ve istikrar. Başarı çoğu zaman bir “patlama anı” değil, yıllarca üst üste konan küçük ama doğru adımların sonucu. Ve son olarak: Kimseye “mükemmel olma” sözü vermek zorunda değiller; ama “öğrenmeye ve gelişmeye açık olma” sözünü kendilerine vermeliler.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.