Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Profesyonel Yardım

Kapsül Haber Ajansı - Profesyonel Yardım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Profesyonel Yardım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yapay Zekâ Çocuklarımızın Ruh Sağlığını Zehirliyor mu? Haber

Yapay Zekâ Çocuklarımızın Ruh Sağlığını Zehirliyor mu?

Araştırmacılar, yapay zekânın psikolog veya yakın arkadaş yerine kullanılmasının tehlikelerine dikkat çekerek aileleri uyardı. Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan da daha önce yaptığı açıklamada, “Yapay zekayı terapist gibi görürseniz o zaman risk başlar. Çünkü yapay zekadan terapist olmaz.” sözleriyle bu teknolojilerin profesyonel ruh sağlığı desteğinin yerine kullanılmasının sakıncalarına dikkat çekmişti. ChatGPT ve benzeri yapay zekâ uygulamalarının günlük yaşamda giderek daha fazla kullanılması, özellikle çocukların ve ergenlerin ruh sağlığı üzerindeki olası etkilerine ilişkin endişeleri artırıyor. Gençlerin yalnızlıklarını, korkularını, ailevi sorunlarını ve psikolojik sıkıntılarını yapay zekâ sohbet robotlarıyla paylaşması, yeni bir tehlikeyi gündeme getiriyor: Yapay zekâ, bir gencin ciddi psikolojik kriz yaşadığını her zaman anlayamayabiliyor. 1 Ağustos 2026’da npj Digital Medicine Dergisinde yayımlanan bilimsel inceleme ile 7 Ekim 2026’da ABD merkezli Common Sense Media tarafından açıklanan araştırma, yapay zekânın gençler için oluşturabileceği risklere farklı açılardan dikkat çekti. İki ayrı çalışma da özellikle intihar düşüncelerinin fark edilmesi, psikolojik krizlere verilen yanıtlar ve gençlerin gerçek insanlardan yardım alması konusunda önemli güvenlik sorunları bulunduğunu ortaya koydu. Bir saat boyunca intihardan söz edildi, ebeveynlere uyarı gitmedi! Common Sense Media bünyesindeki Gençlik Yapay Zekâ Güvenliği Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen araştırmada, ChatGPT’nin 13-17 yaş grubuna yönelik güvenlik özellikleri 4 binden fazla test komutuyla incelendi. Araştırmacılar, çocuk ve ergen psikiyatristlerinin de katkısıyla oluşturdukları senaryolarda, genç kullanıcıları temsil eden hesaplar üzerinden intihar düşünceleri, kendine zarar verme ve yeme bozuklukları gibi ciddi sorunları gündeme getirdi. En dikkat çekici sonuç ise ebeveyn bildirim sisteminde ortaya çıktı. Yeni açılan ve ebeveyn hesaplarına bağlanan test profillerinde bazıları bir saate ulaşan riskli konuşmalara rağmen ebeveynlere herhangi bir güvenlik bildirimi gönderilmedi. Üstelik araştırmaya göre ChatGPT, psikolojik krizlerde profesyonel yardım veya kriz destek kaynaklarına yönlendirme yapılması gereken durumların dörtte birinden fazlasında beklenen yönlendirmeyi sağlayamadı. Araştırmacılar bu sonuçlar üzerine ChatGPT’nin gençlere yönelik güvenlik düzeyini kendi değerlendirmelerinde “Kabul Edilemez Risk” kategorisine yerleştirdi. Nature’daki bilimsel inceleme: İntihar riski gözden kaçabiliyor! Common Sense Media’nın bulgularıyla benzer endişeleri gündeme getiren bir başka bilimsel yayın ise npj Digital Medicine Dergisinde yayımlandı. Crisis Text Line kuruluşundan Kelly L. Zuromski ve çalışma arkadaşlarının hazırladığı incelemede, yapay zekâ sohbet robotlarının gençlerde intihar riskini belirleme ve bu risklere yanıt verme becerileriyle ilgili mevcut araştırmalar değerlendirildi. Bilim insanlarına göre yapay zekâ sistemleri, açıkça ifade edilen intihar düşüncelerini tanımada daha başarılı olabiliyor. Ancak gençlerin psikolojik sıkıntılarını dolaylı, belirsiz veya zaman içinde giderek belirginleşen mesajlarla anlatması durumunda sistemlerin performansı önemli ölçüde düşebiliyor. Ergenlerin ruhsal sorunlarını her zaman açıkça ifade etmemesi, bu eksiklikleri daha da önemli hale getiriyor. Araştırmacılar, yapay zekânın farklı konuşmalara yayılan umutsuzluk, yalnızlık ve çaresizlik belirtilerini doğru ilişkilendirememesinin profesyonel yardıma ulaşmayı geciktirebileceği konusunda uyardı. Yapay zekâyı psikolog yerine koymak neden tehlikeli? Bilim insanlarının dikkat çektiği en önemli tehlikelerden biri, gençlerin yapay zekâ sohbet robotlarını psikolojik destek veya terapi yerine kullanması. Yapay zekânın anlayışlı, sabırlı ve destekleyici yanıtlar vermesi, özellikle yalnızlık yaşayan veya duygusal sorunlarla mücadele eden gençlerde gerçek bir insanla konuşuyormuş hissi oluşturabiliyor. Ancak yapay zekânın empatik görünmesi, psikolojik sorunları doğru değerlendirebildiği ya da profesyonel destek sağlayabildiği anlamına gelmiyor. Common Sense Media’nın testlerinde de ChatGPT’nin bazı durumlarda kendisine gerçek bir arkadaş gibi yaklaşan gençlere, kişisel duyguları ve tercihleri varmış izlenimi veren yanıtlar üretebildiği görüldü. Bu durum, gençlerin yapay zekâ ile aşırı duygusal bağ kurması ve gerçek sosyal ilişkilerden uzaklaşması ihtimaline ilişkin endişeleri artırıyor. Özellikle psikolojik açıdan hassas bir dönemde bulunan gençlerin yapay zekâyı tek destek kaynağı olarak görmesi, ihtiyaç duydukları yardımı ailelerinden veya ruh sağlığı uzmanlarından almakta gecikmelerine yol açabilecek bir risk olarak değerlendiriliyor. Güvenlik filtreleri her zaman yeterli koruma sağlamıyor! Common Sense Media’nın araştırmasında, yapay zekânın gençlere yönelik bazı koruma mekanizmalarının beklenen şekilde çalışmadığı da belirlendi. Testlerde yaş tahmini sisteminin bazı yetişkin hesaplarını, kullanıcı kendisini 13 yaşında tanıtsa bile gençlere yönelik koruma deneyimine geçirmediği görüldü. Eğitim amacıyla geliştirilen çalışma modu kolaylıkla aşılabiliyor! Bununla birlikte, açık cinsel içerikli rol yapma taleplerinin reddedilmesi gibi bazı koruma özelliklerinin başarılı çalıştığı belirtildi. OpenAI ise araştırmanın yöntemine itiraz ederek ebeveyn kontrolleri tam olarak etkinleşmeden yapılan bazı testlerin gerçeği yansıtmayabileceğini savundu. Şirket, gençlerin güvenliğine yönelik koruma sistemlerini geliştirmeyi sürdürdüğünü açıkladı. Uzmanlardan 18 yaş uyarısı! Common Sense Media, araştırma sonuçları doğrultusunda güvenlik eksiklikleri giderilene ve bağımsız testlerle doğrulanana kadar ChatGPT kullanımının 18 yaş ve üzeri kişilerle sınırlandırılması çağrısında bulundu. npj Digital Medicine Dergisindeki bilimsel inceleme ise gençlerin gerçek yaşamda yapay zekâ ile kurdukları etkileşimlerin intihar riski üzerindeki etkilerinin henüz yeterince bilinmediğini vurguladı. Araştırmacılar, gençlere özgü güvenlik testlerinin geliştirilmesi ve risk altındaki kullanıcıların güvenilir yetişkinlerle, kriz destek hizmetleriyle ve ruh sağlığı uzmanlarıyla bağlantı kurmasının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. İki çalışmanın birlikte gündeme getirdiği en önemli tehlike, yapay zekânın bir gencin ruhsal krizini fark edememesi veya yeterli profesyonel yardıma yönlendirememesi. Uzmanların dikkat çektiği bu riskler, ebeveynlerin çocuklarının yapay zekâ kullanımını takip etmesinin ve psikolojik sorunlarda insan desteğinin öncelikli olmasının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Yapay zekânın intihara doğrudan neden olduğunu gösteren kesin bir sonuca ulaşılmış değil. Ancak mevcut araştırmalar, gençlerin ruhsal krizlerinin yönetiminde yapay zekâya tek başına güvenmenin ciddi sakıncalar taşıyabileceğine işaret ediyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan uyarmıştı! “Yapay zekâyı terapist gibi görürseniz risk başlar!” Yapay zekânın çocuklar ve gençlerin ruh sağlığı üzerindeki risklerine dikkat çeken araştırmalar, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın daha önce yaptığı önemli uyarıları da yeniden gündeme getirdi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Ağustos 2025’te katıldığı canlı yayında, özellikle yalnızlık yaşayan, duygusal açıdan hassas ve psikolojik sorunlarla mücadele eden bireylerin yapay zekâya aşırı bağlanmasının tehlikelerine dikkat çekmişti. Tarhan, “Ancak yapay zekayı terapist gibi görürseniz o zaman risk başlar. Çünkü yapay zekadan terapist olmaz.” sözleriyle teknolojinin psikolojik destek yerine kullanılmasının sakıncalarını vurgulamıştı. Arkadaş ve sırdaş olarak görmek duygusal bağımlılık riskini artırıyor Yapay zekânın gerçek bir insan gibi empati kuramadığını ve kişinin ruhsal durumunu bir uzman gibi değerlendiremediğini belirten Tarhan, özellikle gençlerin yapay zekâyı arkadaş veya sırdaş olarak görmelerinin ise duygusal bağımlılık riskini artırabileceğine dikkat çekmişti. “Yapay zekâ intihar riskini doğru değerlendiremeyebilir!” Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aynı açıklamasında yapay zekânın karşısındaki kişinin gerçek niyetini anlayamamasının ciddi sonuçlar doğurabileceğini de ifade etmişti. Özellikle yaşamak istemediğini dile getiren bir kullanıcının sözlerinin yapay zekâ tarafından doğru yorumlanamaması halinde sakıncalı yanıtlar üretilebileceği uyarısında bulunan Tarhan, kontrolün tamamen teknolojiye bırakılmaması gerektiğini vurgulamıştı. Tarhan’ın bu değerlendirmeleri, npj Digital Medicine dergisinde yayımlanan bilimsel incelemenin gençlerin dolaylı intihar riski belirtilerinin gözden kaçabilmesine ilişkin bulgularıyla benzer kaygılara işaret ediyor. “Yapay zekâ terapist olamaz ama terapistin işini kolaylaştırabilir!” Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Kasım 2025’te Bursa Teknik Üniversitesi’nde gerçekleştirdiği konuşmada da yapay zekânın bilinçli bir varlık olmadığını ve profesyonel ruh sağlığı hizmetlerinin yerini alamayacağını ifade etmişti. Yapay zekânın bir uzman tarafından yardımcı araç olarak kullanılabileceğini, ancak bağımsız bir terapist gibi değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Tarhan, özellikle ergenlik öncesi dönemdeki çocukların aşırı yapay zekâ kullanımına karşı korunması gerektiğini belirtmişti. Anne babalara kritik uyarı: Çocukları yapay zekâ ile yalnız bırakmayın! Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 28 Eylül 2026’da yayımlanan bir başka açıklamasında çocukların ve gençlerin karar verme becerileriyle ilişkili beyin bölgelerinin gelişimini henüz tamamlamadığına dikkat çekerek dijital dünyada ebeveyn rehberliğinin önemini vurguladı. Tarhan’a göre çocukların dijital teknolojileri bilinçli kullanmayı öğrenmesi, ailelerin bu süreçte yol gösterici olması ve özellikle riskli içeriklere maruz kalmanın önlenmesi büyük önem taşıyor. Prof. Dr. Tarhan’ın bu değerlendirmeleri, npj Digital Medicine dergisinde yayımlanan bilimsel incelemenin gençlerin dolaylı intihar riski belirtilerinin gözden kaçabilmesine ilişkin bulgularıyla benzer kaygılara işaret ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Online Psikolojik Testler Tanı Koymak için Yeterli mi? Haber

Online Psikolojik Testler Tanı Koymak için Yeterli mi?

Bir testin bilimsel kabul edilebilmesi için geçerlik, güvenirlik ve standardizasyon çalışmalarından geçmiş olması gerektiğine dikkat çeken Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Geçerlik ve güvenirliği kanıtlanmış testler dahi tek başına tanı koyma aracı değildir. Buna karşın doğru kullanıldığında psikolojik test ve ölçekler tanı ve tedavi sürecinde önemli bir yere sahip.” dedi. Online test sonuçlarına bakarak depresyon, anksiyete, bipolar bozukluk, narsisizm veya DEHB gibi tanılar koymanın doğru olmadığına vurgulayan Klinik Psikolog Yasemin Yalçın ise, “Tanı klinik görüşme, kişinin belirtilerinin süresi ve yaşamına etkisi, kişisel ve aile öyküsü ile gerektiğinde farklı değerlendirme araçlarının birlikte ele alınmasıyla konulur.” açıklamasını yaptı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikoloji Hizmetleri Genel Koordinatörü ve Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy ile Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, internette ve sosyal medyada yer alan psikolojik testlerin ne kadar güvenilir olduğu ve bu testlerin kişiye tanı koydurup koyduramayacağı hakkında açıklamalarda bulundu. Bir testin çok paylaşılması onun bilimsel olduğu anlamına gelmez! İnternette ve sosyal medyada karşılaşılan psikolojik testlerin önemli bir bölümünün bilimsel açıdan güvenilir olmadığını dile getiren Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Bilimsel bir psikolojik ölçek ile sosyal medyada eğlence veya merak amacıyla hazırlanan popüler testlerin birbirinden ayrılması gerekir.” dedi. Psikolojik değerlendirmede kullanılan test ve ölçeklerin bilimsel kabul edilebilmesi için psikoloji kuramlarına dayanması ve üzerinde geçerlik, güvenirlik ve standardizasyon gibi istatistiksel çalışmalar yapılmış olması gerektiğini vurgulayan Demirsoy, “Bir testin çok paylaşılması ya da profesyonel görünümde olması onun bilimsel olduğu anlamına gelmez. Güvenirlik ölçme aracının tutarlı sonuçlar vermesi, geçerlilik testin ölçtüğünü iddia ettiği özelliği gerçekten ölçmesi, standardizasyon ise soruların, uygulama koşullarının, puanlama ve yorumlama süreçlerinin önceden belirlenmiş kurallara bağlı olması demektir.” diye konuştu. Online test sonucu kişiye tanı koydurmaz! İnternetten yapılan bir test ile uzman tarafından gerçekleştirilen detaylı psikolojik değerlendirmenin aynı şey olmadığının altını çizen Demirsoy, “Psikolojik testler tanı koydurucu araçlar değil, uzmanın değerlendirmesine ışık tutan tarama araçları olarak çalışır.” dedi. Tanı sürecinde yalnızca test sonucunun değerlendirilmediğine işaret eden Demirsoy, şunları söyledi: “Kişinin belirtilerinin çeşidi, süresi ve sıklığı, yaşam koşulları, belirtilerin günlük işlevselliğe etkisi ve uzman görüşmesi sırasında gözlenen diğer kriterler de değerlendirilmeli. İnternetten yapılan test sonuçlarına bakarak kişinin kendisine depresyon, anksiyete, bipolar bozukluk, borderline, narsisizm veya DEHB gibi tanılar koyması doğru değil. İnternet testlerinden yola çıkarak kişinin kendisine etiket yapıştırması kaygıyı artırabilir. Bunun tersi de mümkün olabilir. Testte düşük puan alan bir kişi ‘bende bir şey yok’ düşüncesiyle gerçekten ihtiyaç duyduğu profesyonel yardımı erteleyebilir.” Bilimsel testler tanı sürecine önemli katkı sağlar! Geçerlik ve güvenirliği kanıtlanmış testlerin dahi tek başına tanı koyma aracı olmadığının altını çizen Demirsoy, “Buna karşın doğru kullanıldığında psikolojik test ve ölçekler tanı ve tedavi sürecinde önemli bir yere sahip.” dedi. Bu araçların kişinin belirtilerinin sıklığı ve şiddeti, günlük işlevselliğe etkisi ve normatif değerlerden ne ölçüde uzaklaştığı konusunda bilgi sağladığını aktaran Demirsoy, “Testler yalnızca tedavinin başlangıcında değil, tedavi süreci boyunca da kullanılabilir. Periyodik ölçümler tedavinin işe yarayıp yaramadığını ve iyileşmenin devam edip etmediğini takip etmeye yardımcı olabilir.” şeklinde konuştu. Online testler farkındalık için başlangıç noktası olabilir! Bilimsel temeli bulunan online psikolojik ölçeklerin doğru kullanıldığında yararlı olabileceğini ifade eden Demirsoy, “Bu testler tanı aracı değil, tarama ve farkındalık aracı olarak değerlendirilmeli.” dedi. Kişinin kendisini daha yakından gözlemlemesinin, yaşadığı sorunlar üzerine düşünmesinin ve gerektiğinde profesyonel yardım almak için ilk adımı atmasının online testler açısından faydalı olabileceğini belirten Demirsoy, ancak test sonuçlarından yola çıkarak kendine teşhis koymaktan veya kişilik etiketleri oluşturmaktan kaçınılması gerektiğini vurguladı. Test sonucu değil, kişinin yaşamındaki etkisi önemli! Bir tarama ölçeğinin belirgin düzeyde bir soruna işaret etmesinin ‘kesin tanı’ anlamına gelmediğine dikkat çeken Demirsoy, bunun ‘bir uzmanla görüşmeye değer’ şeklinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Kişinin günlük yaşamında belirgin sıkıntı yaşaması, belirtilerin süreklilik göstermesi veya giderek artması ve işlevselliğinin etkilenmesi durumunda uzman görüşüne başvurulması gerektiğini yineleyen Demirsoy, “Öz bildirim ölçekleri uzman değerlendirmesi olmadan eksik veya yanıltıcı olabilir. Aynı konuda tekrar tekrar internette araştırma yapma ihtiyacı hisseden kişilerin de kendi kendine tanı koymaya çalışmak yerine profesyonel görüş alması daha doğru bir yaklaşım olur.” ifadelerini kullandı. Yasemin Yalçın: “Online testler bazı ipuçları verebilir ama tanımızı söylemez!” Uzman Klinik Psikolog Yasemin Yalçın da internette ve sosyal medyada karşılaşılan her psikolojik testin bilimsel olmadığına işaret ederek, bilimsel psikolojik ölçeklerin geçerlilik, güvenilirlik ve standardizasyon çalışmalarından geçmiş olması gerektiğini vurguladı. Yalçın, özellikle ‘Narsist misin?’, ‘DEHB olabilir misin?’ veya ‘10 soruda kişilik tipini öğren’ gibi içeriklerin önemli bir bölümünün bilimsel kriterleri taşımayabileceğine dikkat çekti ve sözlerini şöyle tamamladı: “Tanı klinik görüşme, kişinin belirtilerinin süresi ve yaşamına etkisi, kişisel ve aile öyküsü ile gerektiğinde farklı değerlendirme araçlarının birlikte ele alınmasıyla konulur. Kişi yalnızca test puanına değil, günlük yaşamındaki işlevselliğine de dikkat etmeli. Uzun süren yoğun mutsuzluk veya kaygı, uyku ve iştah değişiklikleri, belirgin dikkat ve konsantrasyon güçlüğü, ilişkilerde veya iş/okul yaşamında ciddi bozulma ya da kontrol edilmekte zorlanılan düşünce ve davranışların bulunması halinde test sonucundan bağımsız olarak bir uzmana başvurmak önemli. Online psikolojik testler bize bazı ipuçları verebilir ancak tanımızı söylemez. Test sonucunu bir başlangıç noktası olarak görmek ve klinik değerlendirmenin yerine koymamak gerekir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kumar Bağımlılığında Çözümün Adresi Yeşilay Haber

Kumar Bağımlılığında Çözümün Adresi Yeşilay

Toplantıda konuşan Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, psikoterapiye düzenli devam eden danışanlarda kumardan uzaklaşma oranının 10’da 8 olduğunun altını çizerek, kumar ile ilgili sorun yaşayan herkesi çözümün adresi olarak Yeşilay’dan destek almaya davet etti. Toplantıda paylaşılan Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) verilerine göre, kumar nedeniyle yapılan başvurular 2022 yılında 3 bin 6 iken 2023’te 3 bin 552’ye, 2024’te 4 bin 798’e ve 2025’te 5 bin 748’e yükseldi. Başvuruların yaş dağılımına bakıldığında ise, kumar oynayanların yüzde 36,7’sinin 20–30 yaş, yüzde 43,4’ünün 30–40 yaş aralığında olduğu, yüzde 15,4’ünün 40–50 yaş grubunda yer aldığı görülüyor. 20 yaş altının oranı yüzde 1,1’de kaldı. 50 yaş ve üzerindeki grupların toplam payı ise yüzde 3’ün altında seyretti. Danışanların kumara başlama yaşına göre dağılımı, riskin ne kadar erken başladığını ortaya koydu. Buna göre danışanların yüzde 34,3’ü 18 yaşından önce, yüzde 42,8’i 18–25 yaş arasında, yüzde 22,7’si ise 25 yaşından sonra ilk kez kumarla tanıştığı görüldü. YEDAM verileri, kumara yönelmede en belirleyici etkenin sosyal çevre olduğunu da gösterdi. Danışanların yüzde 57,4’ü kumara arkadaş çevresinin etkisiyle başladığını belirtirken, yüzde 20’si merak, yüzde 6,5’i boş zamanlarını değerlendirme gerekçesiyle oynadığını ifade etti. “KAMUOYUNA ÇAĞRIDA BULUNUYORUZ” Kumar bağımlılığı ile mücadele seferberlik ruhuyla, toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla mücadele verilmesi gerektiğini ifade eden Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç önerilerini beş başlık altında sıraladı: “Yasal ya da yasa dışı diye bir ayrım olmaz. Şans, talih, bahis gibi isimler kumarı masumlaştıramaz, ortak kavram birliği sağlanmalıdır. Kumar reklamları yasaklanmalıdır. Kumara erişim kanalları daraltılarak, erişimi kısıtlayan tedbirler güçlendirilmelidir. Kumar ve dijital oyunlar arasındaki ilişki incelenerek oyunları denetleyen bir derecelendirme sistemi getirilmelidir. Kumarı özendiren içeriklere, sosyal medya fenomenlerine ve legal ya da kaçak film platformlarına katı yaptırımlar uygulanmalıdır.” “10 DANIŞANIMIZDAN 8’İNİ KUMARDAN KURTARIYORUZ” Doç. Dr. Mehmet Dinç, bağımlılıklarla mücadelede bireysel destek hizmetlerinin yanı sıra önleyici faaliyetlerin ve yapısal adımların da güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı: “Gençlere yönelik eğitim programlarının yaygınlaştırılması, kumar reklamlarının engellenmesi, çevrim içi platformların daha etkin biçimde denetlenmesi, borç ve finansal yüklerle başa çıkmaya yönelik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi ve ailelerin sürece daha aktif biçimde dâhil edilmesi gerekiyor. Bu adımlar birlikte ele alındığında hem bağımlılık hem de ona eşlik eden ruhsal riskler önemli ölçüde azaltılabilir.” Açıklamasının sonunda kamuoyuna da çağrıda bulunan Dinç, “Kumar bağımlılığı çözümsüz bir durum değil. Bize başvurup düzenli olarak psikoterapiye devam eden her 10 danışanımızdan 8’inin aldıkları destekle kumardan uzaklaştığını görüyoruz. Biz Yeşilay olarak hep şunu tekrar ediyoruz: Bağımlılık bir irade meselesi değil, tedavi edilebilir bir sağlık sorunudur. Erken destek, anlayış ve profesyonel yardım insanların hayatını gerçekten değiştirebilir,” ifadelerini kullandı. Dinç, kumar bağımlılığı ve buna eşlik eden psikolojik zorlanmalardan kurtulmak için Türkiye’nin her yerinden YEDAM Danışma Hattı 115 aracılığıyla ücretsiz ve gizlilik esasıyla destek alınabileceğini hatırlattı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.