Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Prototip Geliştirme

Kapsül Haber Ajansı - Prototip Geliştirme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Prototip Geliştirme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CW Enerji’den Yenilenebilir Enerjinin Geleceğine Akademik Katkı Haber

CW Enerji’den Yenilenebilir Enerjinin Geleceğine Akademik Katkı

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen enerji şirketlerinden CW Enerji, üniversitelerle gerçekleştirdiği iş birlikleriyle AR-GE, inovasyon ve teknoloji geliştirme çalışmalarını güçlendirmeyi hedefliyor. Bu doğrultuda CW Enerji ile Alanya Üniversitesi, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi ve Süleyman Demirel Üniversitesi arasında yenilenebilir enerji teknolojileri, mühendislik, AR-GE, inovasyon ve teknoloji geliştirme alanlarında iş birliğini güçlendirmek amacıyla protokol imzalandı. İmzalanan protokoller ile üniversitelerin akademik bilgi birikimi ve bilimsel altyapısının sanayinin teknik bilgi ve deneyimiyle buluşturulması amaçlanıyor. Bu doğrultuda yenilikçi teknolojilerin geliştirilmesi, ortak projelerin hayata geçirilmesi ve bilimsel çalışmaların uygulamaya dönüştürülmesi hedefleniyor. Yenilenebilir enerji ve teknoloji alanında ortak projeler geliştirilecek CW Enerji, yurt dışında yürüttüğü uluslararası teknoloji ve AR-GE çalışmalarının yanı sıra, Türkiye’deki üniversitelerle gerçekleştirdiği iş birlikleriyle de teknoloji geliştirme çalışmalarını güçlendiriyor. İş birlikleri kapsamında yenilenebilir enerji teknolojileri başta olmak üzere enerji depolama sistemleri, akıllı enerji yönetimi, nesnelerin interneti, gömülü sistemler, veri analitiği ve dijital dönüşüm uygulamaları üzerine ortak çalışmalar gerçekleştirilecek. Protokoller ile AR-GE ve inovasyon alanındaki ortak çalışmaların artırılması, enerji verimliliğini ve sürdürülebilirliği destekleyen yenilikçi çözümlerin hayata geçirilmesi amaçlanıyor. Ayrıca ulusal ve uluslararası destek programlarına yönelik hazırlanacak ortak projelerle üniversitelerin akademik birikimi ile CW Enerji’nin AR-GE kapasitesinin bir araya getirilmesi planlanıyor. İmzalanan protokollerin akademik çalışmaların sanayi uygulamalarıyla bütünleştirilmesine, yenilenebilir enerji alanında teknolojik gelişimin desteklenmesine ve üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesine katkı sağlaması bekleniyor. Protokoller kapsamında ortak ürün tasarımı, prototip geliştirme, test ve doğrulama süreçleri ile pilot uygulamalara yönelik çalışmalar yürütülmesi planlanıyor. Üniversite bünyesinde geliştirilen teknolojilerin sanayiye kazandırılması, patent, faydalı model ve lisanslama süreçlerinin desteklenmesi de iş birliğinin öncelikli hedefleri arasında bulunuyor. İş birliği çerçevesinde güneş paneli ve güneş hücresi teknolojilerinin geliştirilmesi, ürün verimliliklerinin artırılması, üretim süreçlerinin optimize edilmesi, maliyetlerin azaltılması ve yeni nesil güneş enerjisi teknolojilerine yönelik ortak Ar-Ge projelerinin geliştirilmesi üzerinde durulacak. Tarık Sarvan: Bilgi birikiminin katma değerli ürün ve teknolojilere dönüşmesini amaçlıyoruz Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, yenilenebilir enerji sektöründe sürdürülebilir büyümenin temelinde teknoloji, inovasyon ve güçlü AR-GE çalışmalarının yer aldığını belirterek, bu düşünceyle üniversite-sanayi iş birliklerine büyük önem verdiklerini söyledi. Sarvan, “Enerji sektörü teknolojinin hızla geliştiği ve sürekli yenilik gerektiren stratejik alanların başında geliyor. Biz de CW Enerji olarak üretim gücümüzü, mühendislik kabiliyetlerimizi ve AR-GE altyapımızı sürekli geliştirerek bu dönüşümün önemli bir parçası olmayı hedefliyoruz. Üniversitelerimizin sahip olduğu akademik bilgi birikimini sanayideki deneyimimizle bir araya getirmenin, yenilikçi teknolojilerin geliştirilmesi açısından son derece kıymetli olduğuna inanıyoruz. İmzaladığımız bu protokollerle bilimsel çalışmaların sanayiye aktarılmasını, ortak projelerin geliştirilmesini ve ortaya çıkan bilgi birikiminin katma değerli ürün ve teknolojilere dönüşmesini amaçlıyoruz” dedi. Nitelikli insan kaynağına ve yerli teknolojiye katkı sağlayacak Yerli ve milli enerji teknolojilerinin geliştirilmesini öncelikleri arasında gördüklerini vurgulayan Sarvan, üniversitelerle gerçekleştirilen iş birliklerinin hem sektörün gelişimine hem de nitelikli insan kaynağının yetişmesine katkı sağlayacağını dile getirdi. Sarvan, “Güneş enerjisi teknolojilerinden enerji depolama sistemlerine, akıllı enerji yönetiminden dijital dönüşüm uygulamalarına kadar geniş bir alanda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu süreçte üniversitelerimizle kurduğumuz güçlü bağların AR-GE ve inovasyon kapasitemizi destekleyeceğine inanıyoruz. Amacımız ülkemizin enerji teknolojilerindeki yetkinliğini artırmak, dışa bağımlılığın azaltılmasına katkı sağlamak ve uluslararası pazarlarda rekabet gücümüzü destekleyecek yenilikçi çözümler geliştirmek. Aynı zamanda gençlerimizin bilimsel araştırmalara, uygulamalı projelere ve teknoloji geliştirme süreçlerine daha fazla dahil olmasını önemsiyoruz. CW Enerji olarak üniversite-sanayi iş birliklerini güçlendirmeye, bilgi ve teknolojiyi üretimle buluşturmaya ve ülkemizin sürdürülebilir enerji geleceğine katkı sunmaya devam edeceğiz” diye konuştu. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, yüksek teknolojiye dayalı üretim altyapısı ve uluslararası pazarlardaki faaliyetleriyle Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Maysan Mando Ağır Ticaride Vites Yükseltti Haber

Maysan Mando Ağır Ticaride Vites Yükseltti

Türkiye ve Avrupa’da ağır ticari araç segmentindeki güçlü konumunu sürdüren Maysan Mando, yeni kataloğuyla farklı marka ve model gruplarındaki ürün kapsamını daha da genişletti. Güvenilir performans, sürüş konforu ve uzun ömürlü kullanım odağıyla geliştirilen yeni amortisörler; OEM ve çapraz referans kodlarıyla birlikte katalogda yerini aldı. Ağustos 2026 Ağır Ticari Yeni Ürün Kataloğu; DAF, IVECO, MAN, Mercedes-Benz, Renault Trucks, Scania ve Volvo gibi global ağır ticari araç üreticilerinin yanı sıra Gigant, SAF, Schmitz Cargobull, Steyr ve Trabosa uygulamalarına yönelik yeni amortisör referanslarını kapsıyor. Yeni ürünler arasında DAF 75 FAT ve LF 45; IVECO Eurocargo, Daily, Stralis ve Trakker; MAN TGA, TGS, TGX, TG Serisi, F90 ve M90; Mercedes-Benz Actros ve Actros MP2/MP3; Renault Trucks Midlum ve D serisi; Scania S730, R580 ve PGRT ile Volvo FH, FH12 ve farklı otobüs uygulamalarına yönelik çözümler bulunuyor. OEM standartları doğrultusunda geliştirilen ürünler, Maysan Mando’nun ağır ticari araçların farklı kullanım koşulları ve performans beklentilerine yanıt veren ürün portföyünü daha geniş bir araç parkına ulaştırıyor. Ağır Ticari Araçlarda Türkiye ve Avrupa’daki Gücünü Büyütüyor Ağır ticari araç segmentinde Türkiye ve Avrupa’nın önemli amortisör üreticileri arasında yer alan Maysan Mando, global ana sanayi üreticileriyle yürüttüğü iş birlikleriyle de dikkat çekiyor. Şirket, Almanya’da Schmitz, SAF-Holland ve BPW Grubu’nun ana tedarikçileri arasında bulunurken; Türkiye’de Daimler, Ford, Anadolu Isuzu, Otokar, BMC ve Karsan gibi ticari araç üreticilerine yönelik üretim gerçekleştiriyor. Hem doğrudan OEM üretim hatlarına hem de yurt içi ve yurt dışındaki bayi ağı üzerinden yenileme pazarına ürün sağlayan şirket, üretiminin yüzde 68’ini OEM müşterilerine, yüzde 32’sini ise aftermarket pazarına sunuyor. Yenilikçi ve katma değerli ürünlerini 75’ten fazla ülkeye ihraç eden Maysan Mando, rekabet avantajına sahip olduğu coğrafyalardaki varlığını güçlendirirken yeni pazarlara yönelik iş geliştirme çalışmalarını da sürdürüyor. Yeni Ürün Geliştirmede Ar-Ge ve İleri Valf Teknolojileri Öne Çıkıyor Maysan Mando’nun ürün gamındaki büyümenin arkasında şirketin Ar-Ge, mühendislik ve ürün doğrulama kabiliyetleri bulunuyor. Yeni ürünlerin tasarımından sanal doğrulamaya, statik ve dinamik dayanım testlerinden ömür testlerine kadar ürün geliştirme sürecinin önemli aşamalarını kendi bünyesinde gerçekleştiren şirket, bu yetkinliği sayesinde değişen pazar ihtiyaçlarına hızlı yanıt verebiliyor. Maysan Mando, gelecek nesil amortisör teknolojileri kapsamında araç performansını geliştirmeye yönelik yenilikçi valf teknolojileri üzerinde de çalışmalar yürütüyor. Araç seviyesinde test aşamasına taşınan bu teknolojilerin yanı sıra, otomotiv sektöründeki yeni eğilimlere paralel olarak ürün ağırlığını artırmadan sürüş konforunu ve yolcu güvenliğini geliştirecek amortisör sistemlerine yönelik Ar-Ge faaliyetleri devam ediyor. Şirket ayrıca tuning kamyonlarıyla araç test pistlerinde yerinde prototip geliştirme kabiliyetine sahip bulunuyor. Farklı valf kombinasyonlarının ve amortisör prototiplerinin gerçek araç koşullarında denenmesine imkân sağlayan bu yapı, ürün geliştirme süreçlerinin doğrudan saha verileriyle desteklenmesine katkı sağlıyor. İleri mühendislik ve Ar-Ge çalışmalarını dijital dönüşüm stratejisiyle destekliyor Maysan Mando, ileri mühendislik ve Ar-Ge çalışmalarını dijital dönüşüm stratejisiyle destekleyerek üretim süreçlerinde verimlilik, kalite ve rekabet gücünü artırmaya odaklanıyor. Endüstri 4.0 uygulamaları, veri odaklı üretim sistemleri ve akıllı üretim teknolojileri, şirketin dijital olgunluk seviyesini “akıllı şirket” düzeyine taşıma hedefinin önemli bileşenleri arasında yer alıyor. Bu doğrultuda üretimden ürün geliştirmeye kadar uzanan süreçlerde dijital teknolojilerin sunduğu imkânların daha etkin kullanılması amaçlanıyor. Otomotiv endüstrisinde giderek önem kazanan yapay zekâ ve ileri veri analitiği teknolojileri de Maysan Mando’nun dijital dönüşüm vizyonunda önemli bir potansiyel taşıyor. Özellikle üretim verilerinin analiz edilmesi, kalite kontrol süreçlerinin geliştirilmesi, olası üretim hatalarının önceden tespit edilmesi ve bakım ihtiyaçlarının öngörülmesi gibi alanlarda yapay zekâ destekli çözümler, daha esnek ve verimli bir üretim altyapısının oluşturulmasına katkı sağlayabilecek teknolojiler arasında değerlendiriliyor. Mühendislik yetkinliklerinin yeni nesil teknolojilerle desteklenmesi, ürün geliştirme süreçlerinin hızlandırılması ve değişen küresel pazar ihtiyaçlarına daha çevik yanıt verilmesi, şirketin uzun vadeli büyüme vizyonunun temel unsurları arasında bulunuyor. Yeni Ürün Referanslarıyla Aftermarket Pazarındaki Kapsama Alanı Genişliyor Maysan Mando, son dönemde hem binek ve hafif ticari hem de ağır ticari araçlar için yeni ürün geliştirme çalışmalarına hız verdi. Şirket, binek ve hafif ticari grubunda 90 farklı ürünü, ağır ticari grubunda ise 65 farklı yeni ürün referansını ürün gamına dahil etmiş durumda. Ağustos 2026 kataloğunda duyurulan 35 yeni ağır ticari ürün referansı da bu genişleme stratejisinin güncel adımlarından birini oluşturuyor. Ürün çeşitliliğindeki artış, Maysan Mando’nun farklı araç parklarına ve pazar ihtiyaçlarına daha geniş bir portföyle yanıt vermesini sağlarken, şirketin yenileme pazarındaki büyüme hedeflerini de destekliyor. Binek, hafif ticari ve ağır ticari araçlara yönelik geliştirilen amortisör teknolojilerinde dayanıklılık, güvenilir performans, sürüş güvenliği ve konfor temel geliştirme kriterleri arasında yer alıyor. ### Maysan Mando Hakkında 1969 yılında Maysan adı ile kurulmuş olan Maysan Mando, Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi konumundadır. Maysan Mando, faaliyetlerini %60 HL Mando ve %40 Çukurova Holding ortaklığıyla sürdürmektedir. Maysan Mando’nun ürün gamında; binek ve hafif ticari araçlar, otobüsler ve kamyonların yanı sıra tarım ve askeri uygulamalar için geniş bir amortisör yelpazesi yer almaktadır. Hem doğrudan OEM hatlarına hem de yurt içi ve yurt dışı olmak üzere bayi ağı için aftermarkete yönelik üretim yapan Maysan Mando, dünyanın en büyük ana sanayii üreticilerinin hemen hepsiyle çalışmaktadır. Global markaların stratejik ortağı olarak; üretiminin %68’ini OEM devlerine, %32'sini ise yenileme pazarına sunan Maysan Mando, bugün itibariyle yenilikçi ve katma değerli ürünlerini 50’ye yakın ülkeye ihraç etmektedir. Maysan Mando, yenilikçi çalışmalarıyla sektörün gelişimine öncülük ederken, global ayak izini güçlendirmeye ve otomotiv sektörünün gelişimine katkı sağlamaya devam etmektedir. Şirket bünyesinde, karbon ayak izini azaltmak ve 2045 Karbon Nötr hedefine ulaşmak amacıyla, amortisör bileşenlerinde kullanılan malzemelerde çevre dostu, dönüştürülebilir ve bio bazlı alternatif malzeme teknolojilerine yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri de aralıksız sürdürülmektedir. ### Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GCA Design Studio’dan Cam Ambalaj Tasarımında Bütüncül Yaklaşım Haber

GCA Design Studio’dan Cam Ambalaj Tasarımında Bütüncül Yaklaşım

GCA bünyesinde faaliyet gösteren GCA Design Studio, trend araştırmaları ve tüketici içgörülerinden tasarım, mühendislik ve üretim süreçlerine kadar ürün geliştirme yolculuğunun her aşamasında markalara destek veriyor. Tasarım, teknik uzmanlık, üretim deneyimi ve pazar bilgisini bir araya getirerek markaların fikirlerini üretilebilir, işlevsel ve değer yaratan cam ambalaj çözümlerine dönüştürüyor. Ürünün ilk fikir aşamasından tüketiciyle buluştuğu ana kadar tüm süreci yönetiyor, markaların pazarda farklılaşmasını destekleyen çözümler geliştiriyor. Bir fikri ürüne, ürünü markaya dönüştüren süreç GCA Design Studio'nun çalışma modeli, tasarımı ürün geliştirme yolculuğunun yalnızca bir aşaması olarak görüyor. Her proje; hedef pazarın, kategori dinamiklerinin, tüketici beklentilerinin ve markanın büyüme hedeflerinin analiz edilmesiyle şekilleniyor. Elde edilen içgörüler doğrultusunda geliştirilen fikirler, tasarım ve mühendislik çalışmalarıyla olgunlaştırılırken ürünün üretim süreçleriyle uyumu da eş zamanlı olarak değerlendiriliyor. Süreç, sektör ve trend araştırmalarıyla temelleniyor; tüketici içgörülerinin değerlendirilmesi ve ürün stratejisinin oluşturulmasıyla şekilleniyor. Bu aşamayı tasarım, prototip geliştirme, mühendislik çalışmaları, etiket ve dekorasyon çözümleri, dolum gereksinimleri ve üretim süreçleri takip ediyor. Ürünün pazara sunulmasına kadar uzanan tüm geliştirme adımları, birbirini besleyen entegre bir yaklaşımla yönetiliyor. Böylece markalar, farklı uzmanlık alanlarını ayrı ayrı koordine etmek yerine ihtiyaç duydukları tüm bilgi ve deneyime tek noktadan erişebiliyor. Bu yaklaşım sayesinde ortaya çıkan ambalajlar yalnızca estetik açıdan dikkat çekmiyor; üretim verimliliği, operasyonel gereksinimler, marka konumlandırması ve tüketici deneyimi gibi birçok farklı kriteri aynı anda karşılıyor. Etiket tasarımından dekorasyon alternatiflerine, kapak ve aksesuar seçimlerinden dolum süreçlerine kadar ürünün pazardaki başarısını etkileyen tüm detaylar bütüncül bir bakış açısıyla ele alınıyor. GCA'nın üretim gücü ve teknik bilgi birikimiyle desteklenen Design Studio, markalara fikir aşamasından pazara çıkışa kadar uzanan süreçte rehberlik ediyor. Tasarım ekipleri, mühendisler ve üretim uzmanları aynı hedef doğrultusunda çalışırken, ürün geliştirme süreci daha hızlı, daha verimli ve daha öngörülebilir hale geliyor. Tasarımın ötesinde bir çözüm merkeziGCA Design Studio'nun en önemli farklarından biri, tasarım, teknik uzmanlık, üretim deneyimi ve pazar bilgisini aynı yapı içerisinde buluşturması. Bu sayede markalar, ürün geliştirme sürecinin her aşamasında farklı çözüm ortaklarıyla çalışmak yerine tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek entegre bir ekiple ilerleyebiliyor. Sürdürülebilirlik de bu yaklaşımın önemli bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Hafifletme odaklı tasarım çalışmaları sayesinde cam ambalajın estetik ve fonksiyonel özellikleri korunurken daha az ham madde kullanımıyla çevresel etki azaltılıyor. Tasarım gücünü uluslararası başarılarla ortaya koyuyor GCA Design Studio tarafından geliştirilen projeler, ulusal ve uluslararası platformlarda elde ettiği başarılarla da dikkat çekiyor. A' Design Award, Red Dot, WorldStar ve Ambalaj Ay Yıldızları gibi prestijli organizasyonlarda kazanılan ödüller, tasarım, teknik yetkinlik, sürdürülebilirlik ve kullanıcı deneyimini bir araya getiren yaklaşımın uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. Global trendler ve tüketici beklentileri doğrultusunda geliştirilen çalışmalar, Türkiye'yi cam ambalaj tasarımı alanında dünya çapında temsil eden örnekler arasında yer alıyor. “Markaların ürün geliştirme yolculuğunun tamamına eşlik ediyoruz” GCA Genel Müdürü Dr. Abdullah Gayret, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi "Bugün başarılı bir ambalajın arkasında yalnızca iyi bir tasarım değil; doğru içgörü, güçlü mühendislik, üretim bilgisi ve pazarı doğru okuyan bir yaklaşım bulunuyor. GCA Design Studio'yu da bu anlayışla konumlandırıyoruz. Bir ürün fikrinin ortaya çıktığı ilk andan, ürünün raflarda tüketiciyle buluştuğu noktaya kadar tüm sürece eşlik ediyoruz. Trend araştırmalarını, tüketici içgörülerini, tasarım ve mühendislik çalışmalarını, üretim deneyimimizi ve pazar bilgimizi aynı çatı altında bir araya getiriyoruz. Böylece markalar için yalnızca bir ambalaj geliştirmiyor, ürün geliştirme yolculuğunun tamamında değer üreten bir çözüm ortağı olarak çalışıyoruz. Amacımız, markaların fikirlerini güçlü ürünlere, ürünlerini de pazarda fark yaratan başarılara dönüştürmelerine katkı sağlamak." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koç Üniversitesi’nden Avrupa Araştırma Konseyi Destekli İki Yeni Proje Haber

Koç Üniversitesi’nden Avrupa Araştırma Konseyi Destekli İki Yeni Proje

Bu yıl ERC Kavram Kanıtlama (Proof of Concept) çağrısına yapılan 554 başvuru arasından yalnızca 182 proje desteklenmeye hak kazandı. Yaklaşık yüzde 33’lük başarı oranına sahip bu rekabetçi çağrıda, Türkiye’den destek alan yalnızca iki proje bulunuyor ve her iki proje de Koç Üniversitesi öğretim üyelerine ait. 2012 yılından bu yana Türkiye’ye kazandırılan 63 ERC desteğinin 36’sı Koç Üniversitesi öğretim üyeleri tarafından yürütülüyor. ERC Kavram Kanıtlama desteği, temel bilim alanında elde edilen güçlü araştırma çıktılarının prototip geliştirme, güvenlik ve etkinlik testleri, patentleme, erken kullanıcı doğrulamaları ve ticarileşme gibi aşamalara taşınmasını amaçlayan son derece seçici bir fon. Yalnızca mevcut veya geçmişte ERC araştırma desteği almış araştırmacıların başvurabildiği bu program, çığır açıcı araştırmalar ile gerçek dünya uygulamaları arasındaki boşluğu kapatmayı hedefliyor. Üniversitenin bu başarısı, yalnızca uluslararası düzeyde bilimsel bilgi üretmekle kalmayıp, bu bilgiyi yenilikçi teknolojilere ve toplumsal etkiye dönüştürme kapasitesini de ortaya koyuyor. Türkiye'nin ERC Yolculuğunda Güçlü Bir Merkez: Koç Üniversitesi Doç. Dr. Didem Unat ve Doç. Dr. Levent Beker’in ERC Kavram Kanıtlama desteği başarıları, Koç Üniversitesi’nin Avrupa araştırma ekosistemindeki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu. 2012 yılından bu yana Türkiye’ye kazandırılan 63 ERC desteğinin 36’sı Koç Üniversitesi öğretim üyeleri tarafından yürütülüyor. Bu desteklerin 22’si ana ERC projelerinden, 14’ü ise ticarileştirme odaklı ek destekler olan Kavram Kanıtlama projelerinden oluşuyor. Bugüne kadar Koç Üniversitesi bünyesinde ERC desteği alan projelerin 25’i mühendislik, 8’i sosyal bilimler ve 3’ü moleküler biyoloji ve genetik alanlarında yürütülen araştırmaları kapsıyor. Koç Üniversitesi, ERC Kavram Kanıtlama programında Türkiye'den destek alan iki projeye birden ev sahipliği yaparken, Doç. Dr. Didem Unat da ERC Kavram Kanıtlama desteğini almaya hak kazanan Türkiye'den ilk kadın araştırmacı olarak önemli bir ilke imza attı. Yapay Zekâ Altyapılarının Kritik Darboğazına Çözüm: UNIPATH Koç Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Didem Unat tarafından yürütülen UNIPATH (Universal Communication Data-Path Monitoring and Visualization for Sustainable AI and HPC) projesi, büyük yapay zekâ modellerinin eğitildiği dev veri merkezlerinde karşılaşılan en önemli sorunlardan biri olan işlemciler arası veri iletişimi darboğazlarını çözmeyi hedefliyor. UNIPATH, farklı donanım üreticileriyle uyumlu çalışabilen ve uygulamanın en üst yazılım katmanından donanımın en alt seviyesine kadar uçtan uca görünürlük sağlayan ilk araç olmayı hedefliyor. Yapay zekâ veri merkezlerinde iletişim verimliliğinde sağlanacak yüzde 5 ila 10’luk bir artışın bile milyonlarca avroluk enerji tasarrufu yaratması ve yapay zekâ modellerinin daha hızlı eğitilmesini mümkün kılması bekleniyor. Ayrıca geliştirilecek yapay zekâ destekli asistanın, mühendislerin sistem hatalarını ve performans sorunlarını daha hızlı tespit etmelerine yardımcı olması amaçlanıyor. Doç. Dr. Didem Unat, projenin önemini şu sözlerle açıklıyor: "Bugün yapay zekâ sistemlerinin ölçeği ve enerji tüketimi benzeri görülmemiş bir hızla artıyor. UNIPATH ile amacımız, bu sistemlerin görünmeyen ancak kritik öneme sahip iletişim altyapılarını daha şeffaf, daha verimli ve daha sürdürülebilir hale getirmek. Yapay zekâdaki küçük bir verimlilik artışı bile küresel ölçekte önemli bir enerji ve maliyet tasarrufu anlamına gelebilir." Kalp Krizinin İlk Sinyalini Yakalamayı Hedefleyen Giyilebilir Teknoloji: FIRST-SIGN ERC Kavram Kanıtlama desteği alan diğer proje ise Koç Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Levent Beker tarafından yürütülen FIRST-SIGN oldu. Proje, kalp hastalıklarının erken tanısı ve takibi için, kan almadan ve uzman sağlık personeli gerektirmeden kullanılabilecek giyilebilir bir biyosensör teknolojisi geliştirmeyi amaçlıyor. Göğüs ağrısıyla sağlık kurumlarına başvuran hastalarda, kalp krizini doğrulamak ya da dışlamak için gereken kardiyak ölçümler çoğu zaman vaktinde yapılamıyor. Üstelik hastaların taburcu olduktan sonra evde kullanabilecekleri güvenilir bir takip aracı da bulunmuyor. FIRST-SIGN, bu boşluğu doldurmayı hedefliyor. Proje kapsamında geliştirilecek giyilebilir cihaz, ağrısız bir şekilde cilde uygulanarak kan almadan ve ağrı hissi oluşturmadan kritik kardiyak bilgilerin akıllı telefon üzerinden okunmasını sağlayacak. Bu teknoloji sayesinde kalp hasarının daha erken saptanması, hastaların daha hızlı değerlendirilmesi ve taburculuk sonrasında sessiz ilerleyen kötüleşmelerin erken dönemde tespit edilmesi hedefleniyor. Proje, Koç Üniversitesi Kimya Bölümü’nden Prof. Dr. İskender Yilgör ve Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Dilek Ural ve Prof. Dr. Ender Ödemiş’in de uzmanlığıyla disiplinlerarası bir işbirliği içinde yürütülecek. Doç. Dr. Levent Beker projenin hedefini şöyle özetliyor: "Kalp hastalıklarında erken müdahale hayat kurtarıyor. FIRST-SIGN ile hedefimiz, kritik kardiyolojik parametrelerin yalnızca hastane ortamında değil, ambulanslarda ve hastaların evlerinde de kolayca takip edilebilmesini sağlamak. Bu teknoloji, kalp hastalıklarının tanı ve takibinde daha erişilebilir, hızlı ve hasta dostu bir yaklaşımın önünü açabilir." Temel Araştırmadan Gerçek Dünya Uygulamalarına Uzanan İki Yenilikçi Teknoloji UNIPATH ve FIRST-SIGN projeleri, biri sürdürülebilir yapay zekâ altyapılarını, diğeri ise kalp hastalıklarının erken tanı ve takibini hedefleyen çözümleriyle, temel araştırmanın gerçek dünya uygulamalarına dönüşmesinin güçlü örnekleri arasında yer alıyor. Her iki proje de, Avrupa Araştırma Konseyi’nin Kavram Kanıtlama programının temel amacı doğrultusunda, laboratuvarda geliştirilen bilimsel bilgi ile toplumsal ihtiyaçlar arasında köprü kurmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EY, Fiziksel Yapay Zekâ Platformunu Hizmete Sundu Haber

EY, Fiziksel Yapay Zekâ Platformunu Hizmete Sundu

Eş zamanlı olarak yapay zekâ laboratuvarını (EY.ai Lab) da açan EY; bu sayede, kuruluşların yapay zekâyı fiziksel ortamlara ve iş operasyonlarına sorunsuz bir şekilde entegre etmelerine yardımcı olacak. EY’ın yenilikçi yapay zekâ çözümleri, endüstriyel üretim, enerji, tüketici ürünleri ve sağlık gibi çeşitli sektörlerde fiziksel yapay zekâ uygulamalarının hayata geçirilmesini destekliyor. Ayrıca EY; bu yatırımlarla operasyonel verimliliği artırmanın yanı sıra akıllı otomasyon yoluyla atıkları azaltmayı, olumsuz çevresel etkiyi düşürmeyi ve sürdürülebilirliği desteklemeyi hedefliyor. Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY, NVIDIA iş birliğiyle yeni bir fiziksel yapay zekâ platformu olan EY.ai Physical AI’ı hayata geçirdi. Yapay zekâ ve teknolojik dönüşüm yatırımlarını sadece bununla sınırlı tutmayan EY, işletmelerin ölçeklenebilir fiziksel yapay zekâ çözümleri için prototip geliştirme, test etme ve devreye alma süreçlerini hızlandırmalarına da yardımcı olacak çevik bir Ar-Ge ortamı sunan laboratuvarı EY.ai Lab’i de açtığını duyurdu. NVIDIA altyapıları kullanılarak geliştirilen yeni fiziksel yapay zekâ platformu EY.ai Physical AI; kuruluşların robotlar, dronlar, akıllı cihazlar ve benzeri teknolojiler tarafından yürütülen yapay zekâ sistemlerini uygulamalarına ve yönetmelerine yönelik kapsamlı bir yaklaşım sunacak. Bu sayede EY, fiziksel sistemlerin gerçek dünyada uygulanmadan önce modellenmesi, test edilmesi ve iyileştirilmesi için dijital ikiz geliştirme konusunda işletmeleri destekleyecek. Böylece, risklerin azaltılmasına ve değer elde etme süresinin hızlandırılmasına katkıda bulunacak. EY ayrıca, işletmelerin yapay zekâ ile çalışan robotları gerçekçi üç boyutlu (3D) ortamlarda geliştirmelerine, simüle etmelerine ve doğrulamalarına yardımcı olmak amacıyla NVIDIA’nın açık modellerini, simülasyon ve öğrenme çerçevelerini de entegre edecek. Bununla birlikte, platform gelişmiş yapay zekâ iş yüklerinin uygulanması için güvenli, ölçeklenebilir ve yüksek performanslı bir temel sunuyor. İlgili platform, üç temel unsura odaklanmayı hedefliyor: Yapay zekâya hazır veriler: Fiziksel yapay zekâ için çok sayıda senaryoyu simüle etmek üzere sentetik veriler üretmek Dijital ikiz, robotik simülasyon ve eğitim: NVIDIA'nın açık modellerini, kütüphanelerini ve çerçevelerini kullanarak dijital ve fiziksel dünyalar arasında köprü kurmaya yardımcı olmak, gerçek zamanlı içgörüler ve performans izleme sağlamak ve operasyonel sürekliliği kolaylaştırmak Sorumlu fiziksel AI: İş operasyonları genelinde güvenlik, etik, uyumluluk unsurlarını ve dayanıklılığı korumaya yardımcı olmak için güçlü önlemler uygulamak EY aynı zamanda; yapay zekânın fiziksel ortamlara sorunsuz bir şekilde entegre edilmesine olanak tanıyan ve alanının ilk örneği olan yeni yapay zekâ laboratuvarını (EY.ai Lab) da faaliyete geçirdi. En ileri seviye robotik, sensör ve simülasyon yetkinlikleriyle donatılan laboratuvar EY.ai Lab; kuruluşlara ölçeklenebilir fiziksel yapay zekâ çözümlerini prototip geliştirme, test etme ve devreye alma süreçlerini hızlandırmalarına yardımcı olacak çevik bir Ar-Ge ortamı sunuyor. EY, fiziksel yapay zekâ yetkinliklerini enerji, sağlık ve akıllı şehirler başta olmak üzere birçok sektöre yönelik daha da genişletecek bu yatırımlar ile akıllı otomasyon yoluyla atıkları azaltmayı, olumsuz çevresel etkiyi düşürmeyi ve sürdürülebilirliği desteklemeyi hedefliyor. EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı Gökhan Gümüşlü, konuyla ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu: “EY olarak, geliştirdiğimiz platformlar ve ürünlerle yapay zekâya yönelik yatırımlarımızı sürdürerek iş dünyasına katkı sunmaya devam ediyoruz. Kurumların geleceğini şekillendiren yapay zekâ platformumuz EY.ai, strateji, dönüşüm, risk, denetim ve vergi alanlarındaki uzmanlığımızı AI teknolojisiyle bir araya getirerek şirketlere bütüncül bir değer sağlarken; bunu bir adım öteye taşıyarak yakın zamanda hayata geçirdiğimiz yeni platformumuz EY.ai Physical AI, bu değeri fiziksel dünyayla bütünleştirerek, sunulan hizmet kapsamını çok daha geniş bir alana yaymayı hedefliyor. Gelişmiş otomasyon, yüksek verimlilik ve operasyonel maliyetlerin önemli ölçüde azaltılmasına kadar pek çok alanda işletmelerin faaliyet biçimini dönüştürerek değer elde etmelerine yardımcı olacak EY.ai Physical AI ile işletmeler, yapay zekâ entegrasyonlarını güvenli bir şekilde yönetebilecek ve deneysel çalışmalardan kurumsal ölçekli uygulamalara geçişte hızlarını artırabilecek. Ayrıca EY olarak yakın zamanda açılışını yaptığımız EY.ai Lab ise işletmelere; fiziksel yapay zekâ sistemlerini, kapsamlı simülasyonlarla sanal bir test ortamında tasarlamak, insansı robotlar, dört ayaklı robotlar ve diğer yeni nesil robotik platformlar dahil olmak üzere farklı formlarda çözümler geliştirmek, dijital ikiz aracılığıyla lojistik, üretim ve servis akışlarını iyileştirmek gibi birçok imkân sağlayacak.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.