Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Prototipleme

Kapsül Haber Ajansı - Prototipleme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Prototipleme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yedek Parça Depoları Tarih Oluyor, Sanayi Dijital Üretime Geçiyor Haber

Yedek Parça Depoları Tarih Oluyor, Sanayi Dijital Üretime Geçiyor

İlk başlarda yalnızca prototip üretimi için kullanılan 3D baskı teknolojileri, bugün dünyanın en kritik üretim süreçlerinde aktif olarak kullanılıyor. Roket motorlarından yolcu uçaklarına, kişiye özel medikal implantlardan enerji ve otomotiv sektörüne kadar birçok alanda üretim anlayışını değiştiren eklemeli imalat teknolojileri, küresel sanayinin yeni rekabet alanlarından biri haline geldi. Üretimde yaşanan bu önemli dönüşüm, Türkiye'nin ilk ve tek 3D Baskı Teknolojileri ve Eklemeli İmalat Fuarı EXPO3D İstanbul'da tüm yönleriyle ele alınacak. 17-19 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek fuar; yerli ve yabancı teknoloji üreticilerini, mühendisleri, sanayicileri, akademisyenleri ve yatırımcıları bir araya getirerek eklemeli imalat alanındaki son gelişmelere ev sahipliği yapacak. GELECEĞİN FABRİKALARINDA PARÇA YERİNE DİJİTAL DOSYALAR DEPOLANACAK Eklemeli imalat teknolojilerinin artık geleceğin değil, bugünün üretim modeli haline geldiğini belirten EXPO3D İstanbul Fuar Koordinatörü Yıldırım Ünverdi, "Bugün GE Aerospace tarafından geliştirilen LEAP uçak motorlarının yakıt nozulları, geçmişte çok sayıda parçanın birleştirilmesiyle üretilirken artık metal 3D baskıyla tek parça halinde üretilebiliyor. Airbus A320neo ve Boeing 737 MAX uçaklarında kullanılan bu motorlar, eklemeli imalatın seri üretimde ulaştığı seviyeyi gösteriyor. Aynı şekilde NASA da enjektörlerden yanma odalarına, turbo pompalardan valf sistemlerine kadar birçok roket motoru bileşenini 3D baskı teknolojileriyle geliştiriyor. Dünyanın ilk büyük ölçekli 3D baskılı roketlerinden Terran 1'in uzaya ulaşması ise bu teknolojinin artık deneysel olmaktan çıktığını ve yüksek güven gerektiren alanlarda kendini kanıtladığını ortaya koyuyor. Aynı zamanda Türkiye'nin milli muharip uçağı KAAN'ın geliştirme sürecinde Türk Havacılık ve Uzay Sanayii tarafından eklemeli imalat teknolojilerinden yararlanılırken, Baykar tarafından geliştirilen insansız hava araçlarının üretim süreçlerinde de 3D baskı teknolojileri; tasarım doğrulama, hızlı prototipleme ve belirli üretim bileşenlerinde değerlendiriliyor" dedi. Türkiye açısından bu dönüşümün önemli fırsatlar barındırdığına dikkat çeken Ünverdi, "Artık asıl tartışma teknolojiyi kullanmak değil, geliştirmek olmalı. Savunma sanayi, havacılık, otomotiv, makine, kalıpçılık ve medikal gibi alanlarda güçlü bir üretim altyapımız var. Ancak küresel rekabette fark yaratan yalnızca 3D yazıcı kullanmak değil; makineyi, metal ve polimer malzemeleri, yazılımları, tasarımı ve mühendislik bilgisini birlikte geliştirebilmektir. Türkiye bu teknolojinin pazarı değil, üreticisi ve ihracatçısı olmalı. Geleceğin üretiminden daha fazla pay almak istiyorsak yüksek katma değerli teknolojilere yatırım yapmalı ve kendi ekosistemimizi güçlendirmeliyiz” açıklamasında bulundu. TÜRKİYE BU ALANDA ÜRETEN VE İHRAÇ EDEN ÜLKELER ARASINDA YER ALMALI Eklemeli imalatın yalnızca havacılık ve uzayla sınırlı olmadığını vurgulayan Ünverdi, "Bugün aynı teknolojiyle kişiye özel metal implantlar, otomotiv için hafifletilmiş parçalar, enerji sanayisinin karmaşık komponentleri ve savunma sanayisinin kritik ürünleri üretilebiliyor. Önümüzdeki dönemde dönüşüm sadece fabrikalarda değil, tedarik zincirinde de yaşanacak. Fiziksel yedek parçalar yerine güvenli dijital üretim dosyalarının saklandığı, ihtiyaç duyulan parçaların dünyanın herhangi bir noktasında talep edildiği anda üretilebildiği yeni bir üretim modeli konuşuluyor. Lojistikten stok yönetimine, bakım süreçlerinden sürdürülebilirliğe kadar üretimin tüm dinamikleri değişiyor. Dünyada roket motorları, uçak parçaları ve kişiye özel implantlar katman katman üretilirken, Türkiye'nin bu yeni üretim ekonomisinden alacağı payı belirleyecek olan da bu dönüşüme ne kadar hızlı adapte olduğu olacaktır." diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerjisa Üretim’in Womentum Programı 11 Bin Gence Ulaştı Haber

Enerjisa Üretim’in Womentum Programı 11 Bin Gence Ulaştı

Türkiye'nin yenilenebilir enerji dönüşümüne öncülük eden Enerjisa Üretim'in 2022 yılında başlattığı Womentum Programı'nın beşinci dönemi tamamlandı. Enerjisa Üretim'in ana partnerliğinde, imeceLAB'in yürütücülüğünde hayata geçirilen program; üniversite ve meslek yüksekokulu öğrencisi genç kadınları geleceğin iş dünyasına hazırlayan bütüncül bir gelişim modeli olarak yolculuğuna başladı. Bugün ulaştığı ölçek ve yarattığı etkiyle, genç kadınların potansiyellerini güçlendiren, fırsat eşitliğini destekleyen ve geleceğin liderlerini yetiştiren güçlü bir gelişim ekosistemi olarak yoluna devam ediyor. Beş Yılda Güçlü Bir Gelişim Ekosistemi Bugüne kadar yaklaşık 20 bin başvuru alan programa yaklaşık 11 bin genç kadın kabul edilirken, 5 binden fazla katılımcı Womentum mezunu olarak kariyer yolculuğuna önemli bir adım attı. Kurulduğu günden bu yana büyüyerek gelişen program, genç kadınların kişisel gelişimlerini desteklemenin yanı sıra teknoloji, sürdürülebilirlik, liderlik ve yenilikçilik alanlarında yetkinlik kazanmalarını sağlayarak Türkiye'nin yarının ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikli iş gücünün gelişimine katkı sunuyor. Enerji Dönüşümüne Genç Kadınlardan Yenilikçi Çözümler Programın bu yılki en önemli çalışma başlığı, katılımcıları enerji teknolojilerinin geleceği üzerine düşünmeye davet eden stratejik proje süreci oldu. Katılımcılar geliştirmek istedikleri teknoloji alanlarına göre Enerjisa Üretim uzmanlarıyla eşleştirilirken, şirket mentorları 22 proje ekibine iki hafta boyunca mentorluk desteği sundu. Ara değerlendirme sürecinde proje ekipleri çözüm değeri, uygulanabilirlik, etki, proje planı ve anlatım başlıklarında değerlendirildi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda 22 takım arasından seçilen 7 takım, İstanbul'da gerçekleştirilen büyük finale katılmaya hak kazandı. Finalde 35 genç kadın, geliştirdikleri projeleri Enerjisa Üretim yöneticileri ve jüri üyelerine sunarak enerji dönüşümüne katkı sağlayacak yenilikçi çözüm önerilerini paylaştı. Birinci seçilen ekip, projelerini hayata geçirmeye yönelik bir aylık prototipleme desteğinin yanı sıra mentorluk ve staj imkânı kazandı. Böylece Womentum, başarılı fikirlerin geliştirilerek hayata geçirilmesinin de desteklendiği bir öğrenme ve inovasyon platformu olma yaklaşımını bir kez daha ortaya koydu. Finale kalan diğer başarılı ekipler de mentorluk ve staj destekleriyle gelişim yolculuklarını sürdürme fırsatı yakaladı. Womentum'un beş yılda ulaştığı etkiyi ve fırsat eşitliği vizyonunu değerlendiren, Enerjisa Üretim İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Ayşegül Gürkale, "Beş yıl önce 'Genç kadınların kariyer yolculuğuna nasıl katkı sağlayabiliriz?' sorusuyla yola çıktık. İlk hedefimiz 500 genç kadına ulaşmaktı. O gün attığımız küçük adım, bugün Türkiye'nin 81 iline yayılan ve 5 binden fazla genç kadının gelişim yolculuğuna eşlik eden güçlü bir öğrenme ekosistemine dönüştü. Womentum'un beşinci yılında İstanbul'da bir araya gelerek eğitimlerini tamamlayan ve 'Bir Meselem Var' proje sürecini başarıyla tamamlayan genç kadınların fikirlerini dinledik. Bir kez daha gördük ki; genç kadınlara fırsat verildiğinde ortaya çıkan etki, hayal ettiğimizden çok daha büyük oluyor. Genç kadınların karar alma mekanizmalarında daha fazla yer almaları, seslerini duyurmaları ve kendi yollarını cesaretle çizmeleri için yanlarında olmaya devam edeceğiz. Womentum, bu yolculukta onlara verdiğimiz uzun soluklu bir destek ve fırsat eşitliği taahhüdü. Bu beş yıllık yolculuğa emeği, fikri ve cesaretiyle katkı sunan herkese gönülden teşekkür ediyor, Womentum'un yeni döneminde yeniden buluşmayı heyecanla bekliyoruz." Programın teknoloji odaklı öğrenme yaklaşımını ve geleceğin yetkinliklerine katkısını vurgulayan, Enerjisa Üretim İşletme ve Yeni Teknolojiler Genel Müdür Yardımcısı Alper Serçe "Womentum ile genç kadınların akademik gelişimlerinin yanı sıra yenilikçi düşünme, problem çözme ve geleceği öngörebilme yetkinliklerini güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu nedenle eğitim sürecimizi, katılımcılarımızın proje geliştirirken bugünün ihtiyaçlarının yanı sıra, kendi kariyerlerine, iş dünyasının dönüşümüne, Türkiye'nin geleceğine ve küresel gelişmelere de geniş bir perspektiften bakabilecekleri şekilde kurguladık. Gerçek ihtiyaçlardan beslenen bu öğrenme deneyimi, genç kadınların fikirlerini somut çözümlere dönüştürmelerini ve enerji sektörüne değer katacak yetkinlikler kazanmalarını sağlıyor. Genç kadınların potansiyellerini keşfederek geleceğin enerji teknolojilerine yön veren liderler arasında yer almalarını desteklemekten büyük mutluluk duyuyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Empa Elektronik’in İlk Uluslararası Tiremo® Accelerator Workshop’u Budapeşte’de Gerçekleştirildi Haber

Empa Elektronik’in İlk Uluslararası Tiremo® Accelerator Workshop’u Budapeşte’de Gerçekleştirildi

Empa Elektronik, Türkiye’de uzun yıllardır başarıyla sürdürdüğü Accelerator Workshop etkinliklerini uluslararası arenaya taşıdı. Şirket, ilk yurt dışı Tiremo® Accelerator Workshop’unu Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de gerçekleştirerek IoT, yapay zekâ ve siber güvenlik alanlarında çalışan teknoloji profesyonelleriyle buluştu. Tiremo® Accelerator Workshop’ta katılımcılar, günümüzün en kritik teknoloji başlıklarından biri olan IoT siber güvenliği konusunda uygulamalı eğitimler alırken, Avrupa Birliği’nin yeni Siber Dayanıklılık Yasası (Cyber Resilience Act – CRA) doğrultusunda geliştirilen çözümleri yakından inceleme fırsatı buldu. Tiremo Accelerator Workshop; elektronik, gömülü sistemler, IoT, yapay zekâ ve IoT siber güvenliği alanlarında çalışan mühendis ve mühendis adaylarının yanı sıra ürün geliştirme ekipleri, tasarımcılar ve teknoloji odaklı üretim yapan şirketlere yönelik olarak düzenlendi. Etkinlik sonunda katılımcılar, Tiremo® platformunun sunduğu hızlı prototipleme ve proje geliştirme olanaklarını uygulamalı olarak deneyimlerken, Empa Elektronik ve CyberWhiz’in CRA uyumluluğu ve IoT güvenliği alanındaki teknik yetkinliklerini yakından tanıdı. Uygulamalı IoT ve siber güvenlik deneyimi Program boyunca 4G bağlantılı sistemlerde siber güvenlik altyapısının kurgulanması ve hayata geçirilmesine yönelik uygulamalar ön plana çıktı. Katılımcılar, gerçek senaryolar üzerinden güvenli bağlantı, veri koruma ve cihaz yönetimi süreçlerini deneyimleme fırsatı buldu. Katılımcıların Empa Elektronik tarafından geliştirilen Tiremo® Secure IoT geliştirme kartları üzerinde çeşitli uygulamalar gerçekleştirdiği etkinlikte sensör teknolojileri, güvenli Wi-Fi ve 4G bağlantısı, MQTT üzerinden güvenli veri transferi ve uzaktan cihaz yönetimi gibi konular uygulamalı oturumlarla ele alındı. Empa Elektronik’in geliştirdiği Tiremo® platformu; sensör, IoT, kablosuz bağlantı teknolojileri (Wi-Fi, BLE, LTE, LoRa vb.) ve ekran çözümleri gibi farklı teknolojileri tek bir geliştirme ekosisteminde bir araya getiriyor. Platform, hızlı prototipleme ve ürün geliştirme süreçlerini destekleyen yapısıyla katılımcılara farklı kullanım senaryolarını uygulamalı olarak deneyimleme imkânı sundu. CRA uyumluluğuna yönelik çözümler Tiremo® Accelerator Workshop’un önemli başlıklarından biri de Avrupa Birliği’nde yürürlüğe girecek Cyber Resilience Act (CRA) regülasyonu oldu. IoT ürünleri geliştiren ve Avrupa pazarına sunan üreticiler için kritik önem taşıyan düzenleme kapsamında, katılımcılara yeni yükümlülükler ve uyumluluk süreçleri hakkında kapsamlı bilgiler aktarıldı. Empa Elektronik ve CyberWhiz uzmanları tarafından gerçekleştirilen sunumlarda, CRA uyumluluğunun ürün geliştirme süreçlerine etkileri anlatılırken, Tiremo® AIoT platformu ve CyberWhiz güvenlik yazılımlarının bu süreçte sunduğu avantajlar paylaşıldı. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen bulut ve mobil güvenlik demolarında ise dış kaynaklı yetkisiz erişim girişimlerinin gerçek zamanlı olarak tespit edilmesi, engellenmesi ve tespit edilen anomalilerin otomatik olarak bulut yönetim platformuna raporlanması senaryoları gösterildi. Doğu Avrupa’daki teknoloji ekosistemine katkı Empa Elektronik CEO’su Murat Sarpel, Tiremo® Accelerator Workshop etkinliklerinin şirketin teknoloji hızlandırma vizyonunun önemli bir parçası olduğunu belirterek “Accelerator Workshop etkinliklerini, müşterilerimizin yeni teknolojileri ve uygulamaları çok daha hızlı deneyimleyebilmelerini sağlayan önemli bir platform olarak görüyoruz. Gün boyu süren bu etkinlikler sonunda katılımcılar yalnızca teorik bilgi edinmekle kalmıyor, aynı zamanda yeni teknolojileri projelerine nasıl adapte edebileceklerini uygulamalı olarak deneyimleyerek tasarım süreçlerini hızlandıracak önemli bir yetkinlik kazanıyor” dedi. Empa Elektronik’in uzun yıllardır Türkiye’de gerçekleştirdiği workshop çalışmalarından elde ettiği deneyimi Doğu Avrupa’ya taşımayı hedeflediğini ifade eden Sarpel, “Türkiye’de düzenlediğimiz workshoplardan elde ettiğimiz olumlu geri bildirimler ve teknik birikim, bu deneyimi Doğu Avrupa’daki müşterilerimizle de paylaşma fikrini doğurdu. Bu etkinliğin hem Empa’nın bölgedeki bilinirliğini artıracağına hem de katılımcılara güncel teknolojiler konusunda önemli bir katma değer sağlayacağına inanıyoruz. Budapeşte etkinliğimizin Empa Elektronik açısından stratejik bir adım olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu. “Uluslararası büyüme stratejimizde önemli bir adım” Tiremo® Accelerator Workshop’un bir eğitim etkinliği olmanın yanı sıra şirketin uluslararası büyüme stratejisinin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Sarpel, şunları söyledi: “CRA, Avrupa Birliği’nde faaliyet gösteren veya bu pazara ürün sunan tüm üreticiler için kritik bir regülasyon haline geliyor. Empa Elektronik olarak bu alandaki çalışmalarımızı sürekli güncelliyor ve müşterilerimize rekabetçi çözümler sunuyoruz. Tiremo® AIoT platformu ve CyberWhiz güvenlik teknolojileri sayesinde üreticilerin CRA uyumluluğunu en hızlı ve etkin şekilde sağlamalarına yardımcı oluyoruz. AB pazarına ürün sunan ve CRA yükümlülüklerine tabi olan üreticiler için güvenilir bir referans platformu olmayı hedefliyor. Budapeşte’de gerçekleştirdiğimiz ilk uluslararası Tiremo® Accelerator Workshop’un gördüğü yoğun ilgi, doğru bir ihtiyaç alanına dokunduğumuzu gösterdi. Önümüzdeki dönemde Tiremo® Accelerator Workshop etkinliklerimizi Doğu Avrupa başta olmak üzere faaliyet gösterdiğimiz farklı ülke ve bölgelere taşımayı, mühendisler ve teknoloji profesyonelleriyle daha geniş bir coğrafyada bir araya gelmeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BeeMagnetics, PCIM Top Innovation 2026 Ödülünü Kazandı Haber

BeeMagnetics, PCIM Top Innovation 2026 Ödülünü Kazandı

Her yıl Almanya’nın Nürnberg kentinde düzenlenen PCIM Expo & Conference, güç elektroniği, akıllı hareket sistemleri, yenilenebilir enerji ve enerji yönetimi alanlarında dünyanın önde gelen uluslararası etkinliklerinden biri olarak kabul ediliyor. Küresel güç elektroniği ekosisteminden uzmanları, teknoloji şirketlerini, araştırmacıları ve karar vericileri bir araya getiren PCIM, yenilikçi teknolojilerin ve geleceğe yönelik mühendislik çözümlerinin sergilendiği önemli bir platform olarak öne çıkıyor. BeeMagnetics, güç elektroniği tasarım süreçlerine getirdiği yenilikçi sistem seviyesi yaklaşımıyla PCIM Top Innovation 2026 ödülünü kazandı. Şirketin ana ürünü BeeMagnetics Engine, güç elektroniği tasarımında PCB yerleşimi ve prototipleme öncesindeki kritik mühendislik adımlarını tek bir yapı içerisinde ele alan yeni nesil bir tasarım karar motoru olarak öne çıkıyor. Güç elektroniği sistemleri; elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji, savunma, veri merkezleri ve endüstriyel uygulamalarla birlikte giderek daha karmaşık hale geliyor. Daha yüksek verimlilik, daha yüksek güç yoğunluğu, daha kısa geliştirme süreleri ve daha düşük maliyet beklentileri, geleneksel ve parçalı tasarım süreçlerini daha zor yönetilebilir hale getiriyor. BeeMagnetics Engine, yalnızca mevcut bir tasarımı doğrulamaya değil, sistem gereksinimlerinden başlayarak daha güçlü, öngörülebilir ve üretilebilir tasarım çıktıları oluşturmaya odaklanıyor. %98’e varan sistem seviyesi doğrulukla, aylar süren erken aşama tasarım çalışmalarını dakikalar seviyesine indirmeyi hedefliyor. Bu yaklaşım, mühendislik ekiplerinin PCB yerleşimi ve prototipleme aşamasına geçmeden önce daha olgun tasarım kararları almasına yardımcı olurken; gereksiz revizyonları, prototip tekrarlarını ve teknik riski azaltmayı da destekliyor. Böylece BeeMagnetics Engine, daha hızlı ve daha optimize tasarım süreçlerinin yanında daha sürdürülebilir mühendislik uygulamalarına da katkı sağlıyor. PCIM Top Innovation 2026 ödülü, BeeMagnetics’in sistem seviyesinde güç elektroniği tasarım teknolojileri alanındaki vizyonunu global ölçekte görünür kılan önemli bir kilometre taşı oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Empa Elektronik, Yeni Markası TIREMO® ile SAHA Expo’ya Damga Vurdu Haber

Empa Elektronik, Yeni Markası TIREMO® ile SAHA Expo’ya Damga Vurdu

Elektronik bileşen sektöründe; yarı iletkenler, güç elektroniği, elektromekanik ve diğer bileşen çözümlerinden oluşan geniş ürün yelpazesiyle kapsamlı bir teknoloji tedarik hizmeti sunan Empa Elektronik, SAHA Expo Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nın en dikkat çeken katılımcılarından biri oldu. Şirket fuarda AMD tabanlı edge AI, yüksek performanslı hesaplama ve gömülü sistemlere yönelik işlemci ve hızlandırıcı çözümlerinin yanı sıra TE Connectivity’nin yüksek güvenilirlikli konnektör teknolojilerini ve RF/mikrodalga, havacılık arayüzleri, güç çevrim ve uzay kalifiye bileşen çözümlerini tanıttı. SAHA Expo’da savunma sanayindeki güçlü konumunu pekiştirirken yeni çatı markası TIREMO®’yu da ilk kez sektör profesyonelleriyle tanıştıran Empa Elektronik, önemli bir işbirliğinin ilk adımını da fuarda attı. Şirket, yerli çip tasarım firması Yonga Teknoloji Mikroelektronik Araştırma Geliştirme Tic. A.Ş. (Yongatek Microelectronics) ile olası iş birliği alanlarının değerlendirilmesine yönelik bir niyet mektubu imzaladı. Anlaşmanın imza töreni, SAHA Expo’da düzenlendi. Empa 2.0 vizyonunun omurgası Empa Elektronik CEO’su Murat Sarpel, SAHA Expo’da bu yıl Empa’nın hem mevcut iş birliklerini güçlendirme hem de yeni projeler için güçlü temaslar kurma fırsatı yakaladıklarını belirterek “Fuarda aynı zamanda Empa Elektronik’in teknoloji ekosistemine yeni bir yön veren TIREMO®’yu da ilk kez tanıttık. Empa 2.0 vizyonumuzun omurgası olarak tanımladığımız TIREMO®, şirketimizin halka arz sonrası döneminin önemli mihenk taşlarından birini temsil ediyor. Empa Elektronik Ar-Ge Merkezi bünyesinde geliştirilen tüm proje, ürün ve hizmetlerimizi artık TIREMO® kimliği altında, küresel standartlara uyumlu bir ‘teknoloji evi’ disipliniyle yönetmeye başladık” dedi. Amiral gemisi TIREMO®Cortex TIREMO®’nun siber güvenlikten uçta yapay zekâya, uç birim IoT cihaz yönetiminden özel yazılım çözümlerine kadar Empa’nın tüm katma değerli faaliyetlerini tek bir çatı altında toplayarak küresel bir kimlik kazandırdığını kaydeden Sarpel, şunları söyledi: “TIREMO®’nun projeler ayağı, şirket içi verimlilikten pazara sunulacak yüksek teknolojili platformlara kadar yürütülen tüm tasarım projelerini temsil ediyor. Bu kapsamda TIREMO®CRM (Empadigital), TIREMO®AIoT ve TIREMO®Vision olmak üzere üç ana odak noktamız bulunuyor. Empa’nın ticari ürün gamındaki ilk önemli adımı olan TIREMO®Cortex’i TIREMO®’nun yeni amiral gemisi olarak tanımlıyoruz. Hizmetler başlığı altında konumlandırdığımız ‘Accelerator Workshops’ ile ‘Teknik Destek’, ‘PoC (Proof of Concept)’, ‘Prototipleme’ ve ‘Sertifikasyon Desteği’; Empa’nın ‘Hızlandırıcı (Accelerator)’ kültürünün bir yansıması olarak TIREMO® çatısı altında sunuluyor.” Yongatek ile iyi niyet mektubu imzaladı Yongatek Microelectronics ile gerçekleştirilen imza töreninin detaylarına da değinen Murat Sarpel, “Bu iyi niyet mektubu ile Empa Elektronik’in, Yongatek Microelectronics çözümlerine teknik destek ve pazarlama alanlarında katkı sağlaması ve bu çözümlerin TIREMO® platformunun ‘superset’ bileşenleriyle entegre edilmesi öngörülüyor. Bu kapsamda Yongatek’in, TIREMO® platformunun stratejik teknoloji partnerlerinden biri haline gelebileceği değerlendiriliyor” diye konuştu. Türkiye’nin iki önemli teknoloji firması arasında sağlanacak bu işbirliğinin, Türkiye’nin teknoloji ekosistemine katkı sağlayacak stratejik bir adım olduğuna dikkat çeken Sarpel, “Bu sinerjinin, hem savunma sanayinde hem de sivil teknolojilerde yerli çözümlerin tercih edilmesini artıracağına ve Türkiye’nin teknolojide dışa bağımlılığını azaltma hedeflerine somut katkılar sağlayacağına inanıyoruz” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MEXT, Türkiye’de Yapay Zekâyı Gençler İçin Erişilebilir Hale Getiriyor Haber

MEXT, Türkiye’de Yapay Zekâyı Gençler İçin Erişilebilir Hale Getiriyor

Türkiye’nin dijital dönüşümünde öncü rol üstlenen MEXT, yapay zekâ alanındaki dönüşümü hızlandırmak ve genç yetenekleri bu alanda üretmeye teşvik etmek amacıyla 14 Nisan’da MEXT Teknoloji Merkezi’nde gerçekleştirdiği “Fikirden Ürüne” hackathonunda üniversite öğrencileri ve genç profesyonelleri bir araya getirdi. Etkinlikte katılımcılar, yapay zekâ destekli araçları kullanarak gerçek problemlere çözüm üreten projeler geliştirdi. MEXT öncülüğünde; Business Sweden, İTÜ ARI Teknokent, T3 Girişim Merkezi ,Toplum Gönüllüleri Vakfı ve Yapay Zekâ Fabrikası destekleriyle düzenlenen hackathon, katılımcılarına fikirlerini kısa sürede çalışan ürünlere dönüştürme fırsatı sundu. Etkinliğin en dikkat çekici unsurlarından biri dünyanın en hızlı büyüyen yapay zekâ girişimlerinden Lovable ve üretken yapay zekâ alanında global ölçekte öne çıkan Fal.ai’ın Türkiye’de ilk kez bu ölçekte bir hackathon deneyiminin merkezinde yer alması oldu. Katılımcılar, Lovable’ın yapay zekâ destekli geliştirme platformu sayesinde fikirlerini hızla prototipe dönüştürürken; Fal.ai’ın görsel, video ve ses üreten model kütüphanesinden yararlanarak projelerini ileri seviyeye taşıdı. Üç Ekip Ödüllerini Aldı Problemin netliği, çözüm fikrinin gücü ve potansiyel etki gibi kriterler doğrultusunda seçilen 12 ekip, etkinlik öncesinde düzenlenen çevrim içi hazırlık sürecinin ardından MEXT’te bir araya geldi. Gün boyunca projeleri üzerinde çalışan ekipler, akşam saatlerinde jüriye sunumlarını gerçekleştirdi. Yapılan değerlendirme sonucunda üç ekip ödüle layık görüldü. Birincilik ödülünü Tıbbi Görselleştirme Asistanı Projesi, ikincilik ödülünü AI Destekli Araç Kiralama Platformu, üçüncülük ödülünü Sentetik UGC Reklam Üretici Projesi kazanırken; Fal.ai özel ödülünü ise RelateAI Dijital İlişki Mentoru Projesi aldı. Dereceye giren ilk üç ekibe Lovable ve Fal.ai tarafından platform kredisi sağlanırken; T3 Girişim Merkezi ile Yapay Zekâ Fabrikası tarafından mentorluk desteği sunulacak. Bu desteklerle ekiplerin geliştirdikleri projelerin etkinlik sonrasında da ilerletilmesi ve girişimcilik ekosistemine daha güçlü şekilde dahil olması hedefleniyor. MEXT’in yapay zekâyı stratejik bir odak noktası olarak konumlandırdığını belirten MEXT Genel Müdürü Efe Erdem konu ile ilgili şunları söyledi: “Yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji alanı değil, gençlerimizin yaratıcılığını ve üretkenliğini güçlendiren önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Bu hackathon ile yapay zekâyı daha ulaşılabilir hale getirmeyi ve genç yeteneklerin gerçek problemlere çözüm üreten ürünler geliştirmesine destek olmayı amaçlıyoruz. Lovable ve Fal.ai gibi güçlü girişimlerle yaptığımız iş birliği ise Türkiye’nin inovasyon ekosistemine duyduğumuz güvenin bir göstergesi. Sanayinin geleceğinin; teknolojiyi doğru kullanan, veriyi yöneten, insan kaynağını geliştiren ve dönüşümü iş yapış biçiminin merkezine alan şirketler tarafından şekilleneceğine inanıyoruz. MEXT olarak bu dönüşüm yolculuğunda sanayimizin yanında olmaya, yön göstermeye ve dönüşümü hızlandırmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Atilla Dikbaş ise bu hackathonda jüri üyesi olarak yer almanın kendisine, gençlerin yapay zekâ alanında üretim yapma potansiyelini yakından gözlemleme fırsatı sunduğunu ifade ederek, “Katılımcılar, kısa sürede güçlü fikirleri çalışan çözümlere dönüştürdü ve gerçek problemlere odaklandı. Bu yaklaşım, girişimcilik ekosisteminin gelişimi açısından kritik bir değer taşımaktadır. İTÜ ARI Teknokent olarak, genç yeteneklerin teknoloji üretme kapasitesini desteklemeyi stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. MEXT’in bu girişimi, farklı paydaşları aynı hedef etrafında birleştirdi ve etkili bir iş birliği modeli sundu. Bu tür platformlar, gençlerin yalnızca fikir üretmesini değil, aynı zamanda bu fikirleri sürdürülebilir girişimlere dönüştürmesini sağlar. Türkiye’nin küresel rekabet gücü, bu yeteneklerin doğru araçlar ve doğru yönlendirmeyle buluşmasına bağlıdır. Bu doğrultuda, genç girişimcilerin yanında durmaya ve onların gelişimine katkı sağlamada paydaş olarak da yer alacağız. Teşekkürler MEXT'' dedi. Yapay Zeka Fabrikası CEO’su Can Bakır, “Bugün yapay zekâ sayesinde fikirden ürüne giden yol hiç olmadığı kadar kısaldı. Artık küçük ekipler ve genç yetenekler, çok kısa sürelerde gerçek problemlere çözüm üreten ürünler geliştirebiliyorlar. Bu, girişimciliğin doğasını kökten değiştiriyor. Bu nedenle hackathon gibi yapılar; yeni nesil ürün geliştirme kültürünün önemli yapı taşlarından biri haline geliyor. Özellikle hızlı prototipleme ve gerçek kullanım senaryolarına doğrudan temas imkânı, bu süreçleri çok daha değerli kılıyor. Genç yeteneklerin bu süreçlere erken aşamada dahil olması hem bireysel potansiyelin açığa çıkması hem de ekosistemin sürdürülebilir şekilde büyümesi açısından kritik. Bu tür iş birlikleri aynı zamanda girişimler, kurumlar ve teknoloji sağlayıcıları arasında somut değer üreten uygulama zeminleri oluşturuyor. Yapay zekânın gerçek etkisi, birlikte üretildiğinde ve gerçek dünyada karşılık bulduğunda ortaya çıkıyor. Bu hackathon kapsamında geliştirilen projelerin mentorluk ve ekosistem desteğiyle gelişimini sürdürmesini önemsiyoruz. Yapay Zekâ Fabrikası olarak bu üretim döngüsünü güçlendiren iş birliklerini desteklemeye devam ediyoruz” şeklinde konuştu. Business Sweden Kıdemli Proje Müdürü Didem Çetin Karaduman bölgenin en dinamik iki dijital ekosisteminin kesişim noktasında bulunmanın kendileri için büyük bir değer olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Lovable gibi İsveçli bir unicorn’un, Türkiye’nin öncü dijital dönüşüm merkezlerinden MEXT’te böyle bir hackathon’da yer alması, ekosistemdeki dönüşümün güçlü bir göstergesi. Geleneksel iş birliklerinin ötesine geçerek birlikte üretim (co-creation) dönemine girdiğimizi görmek heyecan verici. İsveç’in unicorn ölçeklendirme modeli ile Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısı ve genç teknoloji yeteneği birleştiğinde çok değerli çıktılar elde edileceğinile inanıyoruz. Business Sweden olarak bu iş birliklerini desteklemeye ve iki ülke arasında köprü kuran projelerin gelişimine katkı sağlamaya hazırız.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Oyun Pazarı 2025’te 188.8 Milyar Doları Buldu Haber

Küresel Oyun Pazarı 2025’te 188.8 Milyar Doları Buldu

Dijital oyun sektörü yalnızca eğlence üretmiyor; veri odaklı tasarım, yapay zekâ entegrasyonu ve küresel yayın stratejileriyle çok katmanlı bir yaratıcı teknoloji ekosistemi inşa ediyor. İstinye Üniversitesi Dijital Oyun Tasarımı Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi İsmail Ergen, oyun tasarımcısını “deneyim mimarı” olarak tanımlıyor. Ona göre tasarımcı; oyun mekaniğinden ekonomi modeline, kullanıcı deneyiminden live operasyonlara kadar tüm sistemi kurgulayan, test eden ve veriye dayalı olarak geliştiren bir yaratıcı teknoloji mühendisi. Yapay zekâ destekli adaptif mekaniklerden oyuncu analitiğine uzanan bu yeni yaklaşım hem eğitim modelini dönüştürüyor hem de Türkiye’yi küresel rekabette daha görünür bir konuma taşıyor. “Sadece fikir üretmez; sistemi tasarlar, test eder ve veriye dayalı olarak iterasyon yapar” Dr. Öğr. Üyesi İsmail Ergen, dijital oyun tasarımcısının neler yaptığını şöyle özetledi: “Dijital oyun tasarımı yalnızca eğlence ürünü üretmek değildir; insan deneyimini, etkileşimini ve hikâyesini kapsayan disiplinlerarası bir sistem tasarımı sürecidir. Oyun, kullanıcıya hissettirdiği deneyimle anlam kazanır. Bu nedenle tasarımcı yalnızca mekanik kurmaz; psikoloji, ekonomi, hikâye anlatımı ve teknoloji bileşenlerini aynı anda kurgular. Dijital oyun tasarımcısı, oyunun ‘deneyim mimarisini’ inşa eden kişidir. Sadece fikir üretmez; sistemi tasarlar, test eder ve veriye dayalı olarak iterasyon yapar. Temel sorumluluklar şunlardır: Core loop & progression: Oyuncunun tekrar ettiği döngü, ilerleme ve ödül sistemiSistem tasarımı & dengeleme: Karakter, combat, ekonomi, kaynaklar, difficulty curveLevel & quest tasarımı: Görev akışları, seviye ritmi, onboarding süreçleriUX ve oyuncu yolculuğu: Menü akışı, kullanıcı testleri, erişilebilirlikPrototipleme: Unity/Unreal ile hızlı prototip ve playtestLive Ops & metrik okuma: Retention, ARPDAU, churn, A/B testPlatform & yayın stratejisi: Steam, konsol ve mobil için optimizasyon Ben oyun tasarımını bir sanat alanından öte yaratıcı teknoloji mühendisliği olarak görüyorum. Tasarım, veri ve teknoloji eş zamanlı çalışır.” “Disiplinlerarası eğitim modeli gerekli” Dijital oyun tasarımcısı olmak için nasıl bir eğitim gerektiğiyle ilgili de bilgi veren Ergen, şunları söyledi: “Tek bir doğru yol yoktur; ancak güçlü bir portfolyo, teknik altyapı ve sistem düşünme becerisi şarttır. Günümüzde oyunlar yalnızca eğlence değil; eğitim, sağlık, simülasyon, XR ve yapay zekâ uygulamalarında da kullanılmaktadır. Bu nedenle disiplinlerarası eğitim modeli gereklidir. Amerika’dan Türkiye’ye döndüğümde sıklıkla vurguladığım bir tespit vardı: Türkiye, oyun ve yaratıcı teknolojiler alanında Avrupa ve Amerika’nın yaklaşık 5 yıl gerisinden gelmektedir. Bunu bir yakınma değil, bir çalışma çerçevesi olarak ele aldık. Bu doğrultuda: Müfredatı yeniden yapılandırdık. Ders içeriklerini teknik derinlik kazandıracak şekilde güncelledik. Yapay zekâ ve makine öğrenmesini entegre ettik. Sektörle sürekli etkileşimli bir model kurduk. Bugün lisans düzeyinde yapay zekâ ve makine öğrenmesini sistematik biçimde oyun tasarımı eğitimine entegre eden tek bölüm konumundayız. Öğrencilerimiz teknik olarak şu alanlarda eğitim almaktadır: Data-driven design, oyuncu analitiği, oyun ekonomisi modelleme, prosedürel içerik üretimi, AI destekli adaptif mekanikler, monetizasyon mimarisi, platform bazlı yayın stratejileri.” “Sektör 2030’a doğru 500 milyar dolara yaklaşabilir” Dijital oyun tasarımının geleceğinin ve istihdamının olduğunu belirten Ergen, pazarla ilgili şu bilgiler verdi: “Küresel oyun pazarı büyümeye devam ediyor. Newzoo verilerine göre, 2024’te 187.7 milyar dolar, 2025’te 188.8 milyar dolar, 2028 projeksiyonu ise 206.5 milyar dolar. Oyuncu sayısının 2028’de 3.9 milyara yaklaşması bekleniyor. Daha geniş tanımlı araştırmalarda sektörün 2030’a doğru 500 milyar dolara yaklaşabileceği öngörülüyor. Bu büyüme yalnızca eğlence ekonomisi değildir. Oyun teknolojileri: Eğitim teknolojileri, XR ve metaverse, sağlık simülasyonları, savunma sistemleri, otomotiv arayüzleri gibi alanlara da entegre olmaktadır. Maaş skalası ülke, deneyim ve uzmanlık alanına göre değişir. Özellikle sistem tasarımcıları, oyun ekonomisi uzmanları, live ops yöneticileri ve AI destekli tasarım uzmanları küresel ölçekte yüksek talep görmektedir.” “Türkiye, mobil oyun üretiminde EMEA bölgesinin en görünür merkezlerinden biri” Dr. Öğr. Üyesi İsmail Ergen, küresel oyun ve Türkiye pazarı ile ilgili ise şunları söyledi: “Newzoo’nun 2025 raporuna göre küresel oyun pazarı 2025’te 188.8 milyar dolar seviyesindedir. Daha geniş tanımlı pazar analizlerinde 2024’te yaklaşık 298 milyar dolarlık hacim ve 2030’da 505 milyar dolara ulaşma projeksiyonu bulunmaktadır. Bu, oyun sektörünü yaratıcı endüstriler içinde en büyük ve en hızlı büyüyen alanlardan biri haline getirmektedir. Türkiye için 2025 projeksiyonları yaklaşık 3.33 milyar dolar seviyesindedir. Ancak önemli olan yalnızca iç pazar büyüklüğü değil; Türkiye’nin mobil oyun üretiminde küresel ölçekte görünürlük kazanmış olmasıdır. Türkiye, mobil oyun alanında global başarılar elde etti. Peak’in 2020’deki exit’i ekosistem için dönüm noktası oldu. Dream Games gibi şirketler milyar dolarlık değerlemelere ulaştı. Resmi bir ‘dünya sıralaması’ yoktur; ancak Türkiye, mobil oyun üretiminde EMEA bölgesinin en görünür merkezlerinden biridir.” Uluslararası çalışma fırsatları da sunuyor Bu alanın uluslararası çalışma fırsatları da sunduğunu belirten Ergen, “Oyun sektörü doğası gereği küreseldir. Remote ve hybrid çalışma yaygındır. Üretim pipeline’ları uluslararasıdır. Portfolyo güçlü olduğunda ülke bariyeri azalır. Tasarımcılar publisher’larda, AAA stüdyolarda, outsource ekiplerde veya bağımsız yapımcı olarak çalışabilir” dedi. “Öğrencilerimizi ürün düşünebilen yaratıcı teknoloji girişimcileri olarak yetiştiriyoruz” İstinye Üniversitesi’ndeki başarı hikâyelerinden de bahseden Ergen, şöyle devam etti: “Başarıyı üç ana kanalda görüyoruz: Üretim kültürü: Game Design Club ve düzenli Game Jam’ler. Başarı örnekleri: Üniversite içi ve dışı yarışmalarda dereceler. Mezun görünürlüğü: LinkedIn ve sektör yerleşimleri. Bölüm olarak yılda ortalama: 20’den fazla sektör etkinliği, 5 büyük Game Jam (200+ katılımcı), yüzlerce prototip üretim süreci, uluslararası konuşmacı ve yatırımcı buluşmaları gerçekleştiriyoruz. Game Jam’lerimiz yalnızca yarışma değil; ürünleştirme ve girişim kültürü kazandırma platformlarıdır. Öğrencilerimizi yalnızca tasarımcı değil; ürün düşünebilen yaratıcı teknoloji girişimcileri olarak yetiştiriyoruz.” “AI yalnızca bir ders değil; tasarım metodolojisinin parçası” Oyun tasarımında yapay zekânın rolüne de değinen Dr. Öğr. Üyesi Ergen, “Yapay zekâ: Oyun deneyimini kişiselleştirme, adaptif zorluk üretme, prosedürel içerik üretimi, oyuncu davranış tahmini, ekonomi optimizasyonu gibi alanlarda kritik rol oynamaktadır. Akademik çalışmalar da AI entegrasyonunun oyuncu deneyimini derinleştirdiğini göstermektedir. Bu nedenle bölümümüzde AI yalnızca bir ders değil; tasarım metodolojisinin parçasıdır” diye konuştu. Oyunun artık yalnızca bir yazılım ürünü olmadığını belirten Ergen, sözlerini şöyle tamamladı: “Bir ekonomi modeli, veri sistemi, dağıtım stratejisidir. Bir küresel rekabet alanıdır. Gelecek beklenen bir zaman dilimi değil; bugünden yapılan hazırlıkların doğal sonucudur. Biz bölüm olarak yalnızca mevcut açığı kapatmayı değil; Türkiye’nin yaratıcı teknoloji üretiminde öncü bir konuma gelmesini hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akbank Düşünce Kulübü ile Gençler, Harvard Yaz Okulu Yolunda Haber

Akbank Düşünce Kulübü ile Gençler, Harvard Yaz Okulu Yolunda

Gençler, finansal ekosistemi herkes için erişilebilir ve adil hale getirecek yenilikçi fikirler geliştirerek geleceğin kapsayıcı bankacılık vizyonuna katkı sağladı. Jüri değerlendirmesinin ardından en iyi projenin sahibi seçilen Büşra Zeynep Bahar Harvard Yaz Okulu’na gitmeye hak kazandı. Akbank’ın gençlerin yenilikçi fikirlerini desteklemek amacıyla Akbank Gençlik Akademisi çatısı altında hayata geçirdiği Düşünce Kulübü, 16’ncı döneminde de gençlerin fikir üretme ve geliştirme potansiyelini desteklemeye devam ediyor. Her yıl farklı bir tema etrafında yürütülen program, bu yıl “Kapsayıcı Bankacılık” odağında gerçekleşti. 9 hafta süren programa katılan gençler, girişimcilik, strateji, karar mekanizmaları, prototipleme, test çalışmaları, inovasyon odaklı içerik çalışmaları gibi konularda eğitim alarak, mentörlerin desteğiyle finansal kapsayıcılığı artıracak fikirler geliştirdi. Katılımcılar, girişimci kadınlar, gençler, engelli bireyler ve dezavantajlı grupların finansal hayata daha güçlü katılımını sağlayacak yenilikçi çözümler üretti. Ardından projeler, Akbanklı liderler, Endeavor Genel Müdürü Aslı Kurul Türkmen ve GenWise Kurucu Ortağı Tuğrul Ağırbaş gibi alanında uzman isimlerden oluşan jüri üyeleri tarafından değerlendirildi ve finalistler belirlendi. Finalde, Boğaziçi Üniversitesi’nden Büşra Zeynep Bahar, davranışsal ekonomi ve psikometrik araçları entegre ederek gençlerin geçmiş finansal alışkanlıklarını bugünkü karar dinamiklerini ve geleceğe yönelik finansal yönelimlerini analiz eden bütüncül bir finansal benlik uygulaması sunduğu DearMoney projesi ile Harvard Yaz Okulu’na gitme hakkı kazandı. 16. Dönem Akbank Düşünce Kulübü kazananı ile birlikte bugüne kadar Düşünce Kulübü aracılığıyla Harvard Yaz Okulu’nda öğrenim fırsatı kazanan öğrenci sayısı 36’ya ulaşmış oldu.

Karel Kalıp Tampon ve Torpido Kalıplarında Türkiye’nin Tartışmasız Lideri! Haber

Karel Kalıp Tampon ve Torpido Kalıplarında Türkiye’nin Tartışmasız Lideri!

Merkezi İstanbul Tuzla OSB’de, deneme ve ön seri üretim tesisi ise Gebze-Şekerpınar’da olan şirket, uzun yıllardır Türkiye’nin en çok Ar-Ge harcaması yapan ilk 250 firma arasında yer alıyor. Otomotiv üreticilerine maliyet avantajı sağladıklarını söyleyen Karel Kalıp Genel Müdürü Refik Diri, “Kalıp imalatı, try-out ve pre-serie aşamalarını tek elde toplayarak arayüz maliyetlerini düşürüyoruz. Bir başka deyişle, ‘model onayı’na giden yolda tasarımdan seri üretime kadar markanın tek muhatabı olabilen, uçtan uca bir çözüm ortağıyız. Şirket olarak tampon ve torpido kalıplarında Türkiye’nin tartışmasız lideri, AB’de ise ilk 5 kalıpçıdan biri konumundayız. Ford, Fiat, Toyota, Renault, Mercedes/Daimler, Volkswagen Group, Stellantis Group gibi markalara hizmet veriyoruz. Avrupa standartlarında kalıp mühendisliğimizle AB’nin büyük üreticilerine ihracat yapıyoruz. Yerli yeni nesil EV (elektrikli araç) projeleri de teknolojik uyumumuzu ve hızımızı teyit ediyor. Böylece hem yerli ekosistemde mühendislik yetkinliğimizi artırıyor hem de ihracata dayalı iş hacmimizi besliyoruz” dedi. Türkiye otomotiv sanayisinin önde gelen uzman mühendislik ve üretim şirketlerinden Karel Kalıp, 1994’ten bu yana yüksek kaliteli üretim teknolojileriyle sektörün önemli markalarıyla güçlü iş birlikleri yapmaya devam ediyor. Otomotiv sektöründe orta ve büyük boy, karmaşık plastik enjeksiyon (eritilen plastiğin kalıba basılması) ve SMC (elyaf takviyeli kompozit levha kalıplama) kalıplarında uzman olan Karel Kalıp, otomotivde bir parçanın fikrinden banttan çıkışına kadar tüm kritik halkaları yani tasarım, mühendislik, imalat, try-out (seri üretim koşullarına yakın ilk denemeler) ve ön seri üretim tek çatı altında yönetebilme kabiliyetine sahip ender şirketler arasında yer alıyor. En fazla Ar-Ge harcaması yapan 250 firma arasında! Karel Kalıp’ın yolculuğuna, yerli kalıpçılığın payını büyütme hedefiyle çıktığını söyleyen Karel Kalıp Genel Müdürü Refik Diri, “İlk yıllarda telekom ve beyaz eşyada edinilen tecrübe, kısa sürede otomotive odaklanarak büyüdü. Bu geçiş hem global kalite beklentilerine uyum hem de Türkiye’de otomotiv tedarik zincirinin derinleşmesi açısından dönüm noktası oldu. Bugün merkezimiz, İstanbul Tuzla OSB’de (İTOSB) yer alıyor. Deneme ve ön seri üretim tesisimiz ise Gebze-Şekerpınar’da faaliyetlerine devam ediyor” dedi. Şirket 2015’ten bu yana Bakanlık onaylı Ar-Ge merkezi statüsünde faaliyet gösterdiklerini söyleyen Refik Diri, şöyle devam etti: “Ar-Ge merkezimiz, tüm sektörlerde bakanlığın onayladığı 172’nci, kalıpçılık sektöründeki ilk Ar-Ge merkezidir. Firmamız yıllardır en çok Ar-Ge harcaması yapan ilk 250 firma arasında yer alırken 2024 yılında 159’uncu sırada tamamladık. Şirket olarak otomotivde elektrikli araç dönüşümünün merkezinde olan “otomotivde hafifletme” üzerine onlarca projeye imzamızı attık. Karel Kalıp olarak bizim farkımız, adetsel kapasiteden çok yetkin kapasiteyi yani doğru mühendislik, hızlı devreye alma ve sürdürülebilir kaliteyi ölçeklendirmemiz.” Uçtan uca bir çözüm ortağıyız! Kalıpların, yeni bir otomobil modelinin en büyük yatırım kalemi olduğunu vurgulayan Refik Diri, “Bir otomobil modelindeki her parça için sadece bir kalıp üretilir ve bu kalıpla gerekirse milyon adet parça basılabilir. Otomobilde gördüğünüz pek çok plastik parça yani tampon, torpido (instrument panel), orta konsol, kapı içi, sütun kaplamaları, bagaj içi kaplamalar vb. aslında bir ‘kopyalama aracı’ olan kalıplar sayesinde üretilir. Kalıp, parçanın formunu, yüzey kalitesini ve boyutsal doğruluğunu belirler; bu yüzden bir parçanın kalitesi ve birim maliyeti kalıbın başarısına doğrudan bağlıdır. Dolayısıyla kalıp şirketi, otomobil üreticisi (OEM) için yalnızca bir tedarikçi değil, tasarım, maliyet ve kalite ortağıdır. İyi bir kalıp; ilk denemede doğru ürün (hızlı devreye alma), kısa çevrim süresi (daha düşük üretim maliyeti) ve parça ömrü boyunca kolay modifikasyon (esneklik) sağlar. Bu, ciddi zaman ve bütçe tasarrufu demektir. Karel Kalıp olarak biz de, DFM (üretilebilirlik için tasarım), simülasyon, prototipleme, kalıp imalatı, try-out ve pre-serie aşamalarını tek elde toplayarak arayüz maliyetlerini düşürüyoruz. Kısacası, ‘model onayı’na giden yolda tasarımdan seri üretime kadar markanın tek muhatabı olabilen, uçtan uca bir çözüm ortağıyız” diye konuştu. Karel Kalıp’ın, otomotivde orta-büyük boy plastik parça kalıplarında Türkiye’nin ilk 3 kalıpçısından biri olduğunu belirten Karel Kalıp Genel Müdürü Refik Diri, şunları söyledi: “Ayrıca şirket olarak tampon ve torpido kalıplarında tartışmasız lideriz, AB’de ise ilk 5 kalıpçıdan biri konumundayız. Ford, Fiat, Toyota, Renault, Mercedes/Daimler, Volkswagen Group, Stellantis Group gibi markalara hizmet (doğrudan ya da Tier-1 üzerinden) veriyoruz. Avrupa standartlarında kalıp mühendisliğimiz sayesinde ağırlıklı olarak AB’nin büyük üreticilerine ihracat yapıyoruz. Yerli yeni nesil EV (elektrikli araç) projeleri de teknolojik uyumumuzu ve hızımızı teyit ediyor. Böylece hem yerli ekosistemde mühendislik yetkinliğimizi artırıyor hem de ihracata dayalı iş hacmimizi besliyoruz. Kalıpların zorluğu ve boyutlarına göre yılda ortalama üretim kapasitemiz 50 kalıp. Son yıllarda tam kapasiteyle çalışıyoruz. Ayrıca kapasitemizin yüzde 20’sini ülkemize ithal edilen kalıpların devreye alınması ve modifikasyonları için ayırmaktayız. Son dönemdeki ciromuzun yüzde 50’den fazlasını gerçekleştirdiğimiz ihracat oluşturuyor. Başta Almanya ve Fransa olmak üzere ihracatımızı AB ülkelerine yapıyoruz. AB’deki OEM ve Tier-1’lerin kalite, izlenebilirlik ve dokümantasyon standartlarına uygun süreçlerimiz var. Bu, yeni müşteri kazanımını ve uzun dönemli iş birliklerini destekliyor. AB’nin öncelikli olmasının sebebi, elektrikli araç dönüşümünün AB’de hızla ilerlemesi. Ön yüz/fascia, aerodinamik kaplamalar ve hafif iç trim gibi alanlarda talep artıyor. Karel’in try-out merkezinde seri koşullara yakın denemeler yapabilmesi (büyük tonajlı enjeksiyon makineleriyle) AB müşterisine güven veriyor. Ayrıca Ar-Ge merkezi sayesinde hafifletme (MuCell, core-back, doğal elyaf, karbon elyaf…) ve yüzey kalitesi gerektiren projelerde teknik kanıt noktaları sunuyor; bu da ülke çeşitliliğini artırma hedefinde elimizi güçlendiriyor.” Hedefimiz ciromuzun yarısını ihracattan sağlamak! Sanayideki en zor imalat alanının kalıp imalatı olduğuna işaret eden Refik Diri, “İşçilik yoğun olan bu alanda başarılı firmaların personel sayısı 100’ü geçmez, dolayısıyla ülkemizde kalıpçı sayısı binlerce, Avrupa’da on binlercedir. Hizmet ve kapasitemizin esnek olması için firmamıza özel bir tedarik zinciri iş modelimiz vardır. Bu sayede yoğun dönemlerde vardiya sayısını 3’e ve kapasitemizi 2-3 misline çıkartabiliriz. Yaklaşık 80 personelimizin yanında yoğun zamanlarda tedarikçilerimizle birlikte yaklaşık 300 istihdam sağlamaktayız. Binek araç, SUV, ticari ve Tır/kamyon olmak üzere farklı kategorilerde üretim yapıyoruz” dedi. Bu yıl hedeflerini toplam cironun yüzde 50’si olarak belirlediklerini aktaran Refik Diri, “İhracat hedefimiz ciromuzun yüzde 50’si. 2026’da üç ana eksene odaklanıyoruz. Bunlardan ilki EV ve hafifletme temalı programlarda payı artırmak. Diğerleri ise AB pazarında müşteri çeşitliliğini derinleştirmek ve kalıpları devreye alma hızını dijital dönüşümle ve ileri simülasyon yöntemleriyle güçlendirmek. Bu üç eksen ile, kalite/maliyet/zaman üçgeninde markalara sürdürülebilir rekabet gücü sunmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.