Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rafineri

Kapsül Haber Ajansı - Rafineri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rafineri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TAYRAŞ, İleri Otomasyon ve Yaşam Döngüsü Hizmetleriyle Sürdürülebilir Baz Yağ Üretimine Güç Katıyor    Haber

TAYRAŞ, İleri Otomasyon ve Yaşam Döngüsü Hizmetleriyle Sürdürülebilir Baz Yağ Üretimine Güç Katıyor  

Sürdürülebilir endüstriyel proseslere ve döngüselliğe yönelik talep artarken petrokimya sektöründeki şirketler, yüksek ürün kalitesini ve operasyonel performansı korurken atıkları azaltmanın yollarını arıyor. TAYRAŞ, kullanılmış yağlama yağlarını (KYY) ileri yeniden rafinasyon teknolojileriyle yüksek katma değerli Grup II ve Grup II+ baz yağlara dönüştürerek bu ihtiyaca yanıt veriyor. Türkiye merkezli şirket, ileri yeniden rafinasyon teknolojileri sayesinde kullanılmış yağlama yağlarından yüksek kaliteli baz yağ üretiyor. Böylece kullanılmış yağların değerini artırırken ham petrolden üretilen yeni baz yağlara olan ihtiyacı azaltmayı ve baz yağ üretiminin karbon ayak izini önemli ölçüde azaltmayı hedefliyor. Kullanılmış yağları geri kazanarak yeniden işleyen TAYRAŞ, üretimde döngüsel bir modeli destekliyor; atık yağların bertarafından ve ham petrolden baz yağ üretiminden kaynaklanan çevresel etkinin azaltılmasına katkı sağlıyor. Zorluk Modern bir baz yağ rafinerisinin işletilmesi; güvenilir proses kontrolünü, tesis genelindeki tüm süreçlerin kapsamlı biçimde izlenebilmesini ve güvenli, verimli üretimin uzun vadede sürdürülebilmesini gerektiriyor. TAYRAŞ, gelişmiş hidro-proses teknolojisiyle birlikte çalışan dört aşamalı bir damıtma prosesi kullanıyor. Bu zorlu operasyonları etkin biçimde yönetebilmek için şirketin; tesis genelindeki süreçlerin tek merkezden izlenmesini sağlayan, üretim sürekliliğini destekleyen, kullanım ömrü boyunca etkin biçimde yönetilebilen ve üst düzey güvenlik gerekliliklerini karşılayan son derece güvenilir bir otomasyon mimarisine ihtiyacı vardı. Sistemin aynı zamanda gelecekteki modernizasyon ve kapasite artışı çalışmalarına güçlü bir temel oluşturması gerekiyordu. Çözüm TAYRAŞ, rafinerinin kuruluş aşamasında uzun vadeli teknoloji iş ortağı olarak Rockwell Automation’ı seçti. İki şirket, mevcut operasyonel gereksinimleri karşılayacak ve gelecekteki büyümeyi destekleyecek entegre bir otomasyon mimarisini birlikte hayata geçirdi. Çözüm; Allen-Bradley® ControlLogix®, FactoryTalk® View Site Edition Server tabanlı dağıtık kontrol sistemi (DCS)/SCADA mimarisi, FactoryTalk® görselleştirme ve operatör arayüzü çözümleriyle operasyonel verilerin toplanması ve analizi için FactoryTalk® Historian altyapısı dahil olmak üzere birçok Rockwell Automation teknolojisini bir araya getirdi. Uzun vadeli başarı için teknolojinin tek başına yeterli olmadığından hareket eden TAYRAŞ, Rockwell Automation ile beş yıllık hizmet ve destek anlaşması da imzaladı. Önleyici bakım, yıllık sistem durum değerlendirmeleri, TechConnect℠ desteği, saha hizmetleri ve yaşam döngüsü yönetimini kapsayan anlaşma, rafinerinin otomasyon sistemlerinde güvenilirliğin ve yüksek performansın korunmasına yardımcı oluyor. Rafineri, operasyonel mükemmellik hedefi doğrultusunda daha sonraki dönemde bir DCS modernizasyon projesi için de Rockwell Automation ile iş birliği yaptı. Bu çalışma; FactoryTalk® View SE yükseltmelerini, yedekli HMI sunucu mimarisinin devreye alınmasını, Historian altyapısının genişletilmesini, proses ve tank sahası sistemleri arasındaki entegrasyonun iyileştirilmesini, ViewPoint yetkinliklerinin yeniden etkinleştirilmesini ve operasyonel verilerin daha kapsamlı biçimde izlenebilmesini kapsadı. Sonuçlar İleri otomasyon teknolojisi, modernizasyon çalışmaları ve yaşam döngüsü hizmetlerinin bir araya gelmesi, TAYRAŞ’ın operasyonlarına somut ve ölçülebilir katkılar sağladı. Uygulanan çözüm, rafinerinin operasyonel güvenilirliğini ve sistem sürekliliğini artırarak tesisin istikrarlı biçimde çalışmasına katkıda bulundu. 7 gün 24 saat kesintisiz çalışması gereken bu tür tesislerde yaşanabilecek herhangi bir arıza, uzun ve maliyetli duruşlara yol açabiliyor. Sistemin devreye girmesinden sonraki dört yıllık süreçte TAYRAŞ, otomasyon kaynaklı hiçbir kritik veya plansız duruş yaşamadan operasyonlarına devam etti. Proseslerin daha kapsamlı izlenebilmesi ve gelişmiş raporlama olanakları, operasyonel bilgilere erişimi kolaylaştırarak izleme ve karar alma süreçlerini güçlendirdi. Modernizasyon çalışmaları, gelecekteki kapasite artışları için daha güçlü bir dijital temel oluştururken TAYRAŞ, aldığı kesintisiz destek sayesinde Rockwell Automation’ın uzmanlığından yararlanmaya devam etti. Bu iyileştirmeler, TAYRAŞ’ın sürdürülebilir ve çevreye duyarlı üretim anlayışını güçlendirirken kullanılmış yağlama yağlarını yeni ve değerli kaynaklara dönüştürme misyonuna da katkıda bulunuyor. Son proses optimizasyonları ve iyileştirmeler sayesinde tesisin KYY işleme kapasitesi yüzde 25 artışla 75 bin tona, baz yağ üretim kapasitesi ise yüzde 15’in üzerinde artışla 52 bin tona ulaştı. TAYRAŞ projesi, proses endüstrilerinde başarılı bir dijital dönüşüm için otomasyon teknolojisini devreye almanın tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Uzun vadeli başarı; ölçeklenebilir kontrol sistemlerinin, planlı modernizasyon çalışmalarının, güçlü veri erişiminin ve yaşam döngüsü desteğinin bir arada sunulmasını gerektiriyor. TAYRAŞ Rafineri Müdürü Ertuğrul Kılıç, “TAYRAŞ’ın yeniden rafinasyon operasyonları, en ileri damıtma ve hidro-arıtma ünitelerine dayanıyor. Operasyonel güvenlik, süreklilik ve ürün kalitesi; proses kontrolü ve otomasyon sistemlerine son derece duyarlı. Bu nedenle yüksek erişilebilirlik sunan ve proses kararlılığını güvence altına alan bir otomasyon altyapısına ihtiyaç duyuyoruz. Tesisimizde kurulan Rockwell Automation sistemi, tüm süreçler açısından kritik öneme sahip yüksek seviyede proses güvenilirliği sağladı” açıklamasında bulundu. Teknoloji yatırımlarının uzun vadeli değer yaratabilmesi için güçlü iş birlikleri ve kesintisiz desteğin önemini vurgulayan Rockwell Automation Türkiye Ülke Müdürü Fatih Üzümcü, “TAYRAŞ ile rafinerinin ilk aşamalarından bu yana yürüttüğümüz iş birliğinde yalnızca otomasyon teknolojilerimizi sunmakla kalmadık; modernizasyon, veri görünürlüğü ve yaşam döngüsü hizmetlerimizle sistemin güvenilirliğini, sürdürülebilirliğini ve gelecekteki büyüme ihtiyaçlarına uyumunu destekledik. Rockwell Automation olarak ölçeklenebilir kontrol altyapımız ve uzmanlığımızla TAYRAŞ’ın kesintisiz, verimli ve çevreye duyarlı üretim hedeflerine katkı sağlamaktan memnuniyet duyuyoruz” dedi. Rafinerinin kuruluş aşamasında başlayan güçlü iş birliğini sistem modernizasyonu ve destek hizmetleriyle sürdüren TAYRAŞ, hem operasyonel mükemmelliği hem de gelecekteki büyümesini destekleyecek sağlam bir otomasyon altyapısı oluşturdu. Proje, modern otomasyonun verimli, güvenilir ve çevreye duyarlı üretim süreçlerini mümkün kılarak sürdürülebilirlik hedeflerine nasıl katkıda bulunabileceğini de ortaya koyuyor. Rockwell Automation; otomasyon teknolojisi, modernizasyon hizmetleri ve uzun vadeli yaşam döngüsü desteğini bir araya getirerek TAYRAŞ’ın yüksek kaliteli baz yağ üretimi, döngüsel ekonomiye katkı ve çevresel etkinin azaltılmasına yönelik hedeflerini gerçekleştirmesine destek olmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tayraş, İleri Otomasyon Ve Yaşam Döngüsü Hizmetleriyle Sürdürülebilir Baz Yağ Üretimine Güç Katıyor Haber

Tayraş, İleri Otomasyon Ve Yaşam Döngüsü Hizmetleriyle Sürdürülebilir Baz Yağ Üretimine Güç Katıyor

Sürdürülebilir endüstriyel proseslere ve döngüselliğe yönelik talep artarken petrokimya sektöründeki şirketler, yüksek ürün kalitesini ve operasyonel performansı korurken atıkları azaltmanın yollarını arıyor. TAYRAŞ, kullanılmış yağlama yağlarını (KYY) ileri yeniden rafinasyon teknolojileriyle yüksek katma değerli Grup II ve Grup II+ baz yağlara dönüştürerek bu ihtiyaca yanıt veriyor. Türkiye merkezli şirket, ileri yeniden rafinasyon teknolojileri sayesinde kullanılmış yağlama yağlarından yüksek kaliteli baz yağ üretiyor. Böylece kullanılmış yağların değerini artırırken ham petrolden üretilen yeni baz yağlara olan ihtiyacı azaltmayı ve baz yağ üretiminin karbon ayak izini önemli ölçüde azaltmayı hedefliyor. Kullanılmış yağları geri kazanarak yeniden işleyen TAYRAŞ, üretimde döngüsel bir modeli destekliyor; atık yağların bertarafından ve ham petrolden baz yağ üretiminden kaynaklanan çevresel etkinin azaltılmasına katkı sağlıyor. Zorluk Modern bir baz yağ rafinerisinin işletilmesi; güvenilir proses kontrolünü, tesis genelindeki tüm süreçlerin kapsamlı biçimde izlenebilmesini ve güvenli, verimli üretimin uzun vadede sürdürülebilmesini gerektiriyor. TAYRAŞ, gelişmiş hidro-proses teknolojisiyle birlikte çalışan dört aşamalı bir damıtma prosesi kullanıyor. Bu zorlu operasyonları etkin biçimde yönetebilmek için şirketin; tesis genelindeki süreçlerin tek merkezden izlenmesini sağlayan, üretim sürekliliğini destekleyen, kullanım ömrü boyunca etkin biçimde yönetilebilen ve üst düzey güvenlik gerekliliklerini karşılayan son derece güvenilir bir otomasyon mimarisine ihtiyacı vardı. Sistemin aynı zamanda gelecekteki modernizasyon ve kapasite artışı çalışmalarına güçlü bir temel oluşturması gerekiyordu. Çözüm TAYRAŞ, rafinerinin kuruluş aşamasında uzun vadeli teknoloji iş ortağı olarak Rockwell Automation’ı seçti. İki şirket, mevcut operasyonel gereksinimleri karşılayacak ve gelecekteki büyümeyi destekleyecek entegre bir otomasyon mimarisini birlikte hayata geçirdi. Çözüm; Allen-Bradley® ControlLogix®, FactoryTalk® View Site Edition Server tabanlı dağıtık kontrol sistemi (DCS)/SCADA mimarisi, FactoryTalk® görselleştirme ve operatör arayüzü çözümleriyle operasyonel verilerin toplanması ve analizi için FactoryTalk® Historian altyapısı dahil olmak üzere birçok Rockwell Automation teknolojisini bir araya getirdi. Uzun vadeli başarı için teknolojinin tek başına yeterli olmadığından hareket eden TAYRAŞ, Rockwell Automation ile beş yıllık hizmet ve destek anlaşması da imzaladı. Önleyici bakım, yıllık sistem durum değerlendirmeleri, TechConnect℠ desteği, saha hizmetleri ve yaşam döngüsü yönetimini kapsayan anlaşma, rafinerinin otomasyon sistemlerinde güvenilirliğin ve yüksek performansın korunmasına yardımcı oluyor. Rafineri, operasyonel mükemmellik hedefi doğrultusunda daha sonraki dönemde bir DCS modernizasyon projesi için de Rockwell Automation ile iş birliği yaptı. Bu çalışma; FactoryTalk® View SE yükseltmelerini, yedekli HMI sunucu mimarisinin devreye alınmasını, Historian altyapısının genişletilmesini, proses ve tank sahası sistemleri arasındaki entegrasyonun iyileştirilmesini, ViewPoint yetkinliklerinin yeniden etkinleştirilmesini ve operasyonel verilerin daha kapsamlı biçimde izlenebilmesini kapsadı. Sonuçlar İleri otomasyon teknolojisi, modernizasyon çalışmaları ve yaşam döngüsü hizmetlerinin bir araya gelmesi, TAYRAŞ’ın operasyonlarına somut ve ölçülebilir katkılar sağladı. Uygulanan çözüm, rafinerinin operasyonel güvenilirliğini ve sistem sürekliliğini artırarak tesisin istikrarlı biçimde çalışmasına katkıda bulundu. 7 gün 24 saat kesintisiz çalışması gereken bu tür tesislerde yaşanabilecek herhangi bir arıza, uzun ve maliyetli duruşlara yol açabiliyor. Sistemin devreye girmesinden sonraki dört yıllık süreçte TAYRAŞ, otomasyon kaynaklı hiçbir kritik veya plansız duruş yaşamadan operasyonlarına devam etti. Proseslerin daha kapsamlı izlenebilmesi ve gelişmiş raporlama olanakları, operasyonel bilgilere erişimi kolaylaştırarak izleme ve karar alma süreçlerini güçlendirdi. Modernizasyon çalışmaları, gelecekteki kapasite artışları için daha güçlü bir dijital temel oluştururken TAYRAŞ, aldığı kesintisiz destek sayesinde Rockwell Automation’ın uzmanlığından yararlanmaya devam etti. Bu iyileştirmeler, TAYRAŞ’ın sürdürülebilir ve çevreye duyarlı üretim anlayışını güçlendirirken kullanılmış yağlama yağlarını yeni ve değerli kaynaklara dönüştürme misyonuna da katkıda bulunuyor. Son proses optimizasyonları ve iyileştirmeler sayesinde tesisin KYY işleme kapasitesi yüzde 25 artışla 75 bin tona, baz yağ üretim kapasitesi ise yüzde 15’in üzerinde artışla 52 bin tona ulaştı. TAYRAŞ projesi, proses endüstrilerinde başarılı bir dijital dönüşüm için otomasyon teknolojisini devreye almanın tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Uzun vadeli başarı; ölçeklenebilir kontrol sistemlerinin, planlı modernizasyon çalışmalarının, güçlü veri erişiminin ve yaşam döngüsü desteğinin bir arada sunulmasını gerektiriyor. TAYRAŞ Rafineri Müdürü Ertuğrul Kılıç, “TAYRAŞ’ın yeniden rafinasyon operasyonları, en ileri damıtma ve hidro-arıtma ünitelerine dayanıyor. Operasyonel güvenlik, süreklilik ve ürün kalitesi; proses kontrolü ve otomasyon sistemlerine son derece duyarlı. Bu nedenle yüksek erişilebilirlik sunan ve proses kararlılığını güvence altına alan bir otomasyon altyapısına ihtiyaç duyuyoruz. Tesisimizde kurulan Rockwell Automation sistemi, tüm süreçler açısından kritik öneme sahip yüksek seviyede proses güvenilirliği sağladı” açıklamasında bulundu. Teknoloji yatırımlarının uzun vadeli değer yaratabilmesi için güçlü iş birlikleri ve kesintisiz desteğin önemini vurgulayan Rockwell Automation Türkiye Ülke Müdürü Fatih Üzümcü, “TAYRAŞ ile rafinerinin ilk aşamalarından bu yana yürüttüğümüz iş birliğinde yalnızca otomasyon teknolojilerimizi sunmakla kalmadık; modernizasyon, veri görünürlüğü ve yaşam döngüsü hizmetlerimizle sistemin güvenilirliğini, sürdürülebilirliğini ve gelecekteki büyüme ihtiyaçlarına uyumunu destekledik. Rockwell Automation olarak ölçeklenebilir kontrol altyapımız ve uzmanlığımızla TAYRAŞ’ın kesintisiz, verimli ve çevreye duyarlı üretim hedeflerine katkı sağlamaktan memnuniyet duyuyoruz” dedi. Rafinerinin kuruluş aşamasında başlayan güçlü iş birliğini sistem modernizasyonu ve destek hizmetleriyle sürdüren TAYRAŞ, hem operasyonel mükemmelliği hem de gelecekteki büyümesini destekleyecek sağlam bir otomasyon altyapısı oluşturdu. Proje, modern otomasyonun verimli, güvenilir ve çevreye duyarlı üretim süreçlerini mümkün kılarak sürdürülebilirlik hedeflerine nasıl katkıda bulunabileceğini de ortaya koyuyor. Rockwell Automation; otomasyon teknolojisi, modernizasyon hizmetleri ve uzun vadeli yaşam döngüsü desteğini bir araya getirerek TAYRAŞ’ın yüksek kaliteli baz yağ üretimi, döngüsel ekonomiye katkı ve çevresel etkinin azaltılmasına yönelik hedeflerini gerçekleştirmesine destek olmayı sürdürüyor. TAYRAŞ Hakkında: TAYRAŞ, Türkiye’de kullanılmış yağlama yağlarını (KYY) geri kazanmak ve yeniden rafine etmek amacıyla 2011 yılında kuruldu. Rafineri 2022 yılında faaliyete geçti ve Ocak 2022’den bu yana tam kapasiteyle çalışıyor. Türkiye’de 50 milyon doların üzerinde yatırımla hayata geçirilen tesis, yaklaşık 300 kişiye istihdam sağlıyor ve 105 bin metrekarelik bir alanda faaliyet gösteriyor. Daha önce yılda 60 bin ton kullanılmış yağlama yağı işleme ve 45 bin ton baz yağ üretme kapasitesine sahip olan tesisin kapasitesi, son proses optimizasyonları ve iyileştirmelerle birlikte 75 bin ton KYY işleme ve 52 bin ton baz yağ üretim seviyesine yükseldi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tüpraş, Yeni Gemilerle Ham Petrol Taşımacılığı Kapasitesini Güçlendiriyor Haber

Tüpraş, Yeni Gemilerle Ham Petrol Taşımacılığı Kapasitesini Güçlendiriyor

Türkiye’nin enerji ihtiyacını kesintisiz karşılamak amacıyla faaliyetlerini sürdüren Tüpraş, Güney Kore’de inşa edilecek dört adet yeni Suezmax tipi gemisiyle ham petrol taşımacılığı kapasitesini önemli ölçüde artıracak. Toplam yatırım tutarı 370 milyon doları aşan, her biri yaklaşık 157.000 DWT taşıma kapasitesine sahip dört adet geminin 2029 yılı içerisinde teslim alınması planlanıyor. Tüpraş’ın deniz yolu taşımacılığı ve lojistik alanında faaliyet gösteren iştiraki Ditaş; geçtiğimiz günlerde teslim aldığı T. Riva tankeriyle Türk Kabotajı’nın ve Koç Topluluğu’nun 100. yılında Türk Bayraklı en büyük tanker filosuna sahip şirket olmuştu. Yeni gemilerin filoya katılmasıyla Tüpraş, petrol taşımacılığındaki kapasitesini artırırken, ulusal ve uluslararası deniz taşımacılığındaki rekabet gücünü daha da ileri taşımayı amaçlıyor. İzmit, İzmir, Kırıkkale ve Batman’da bulunan dört rafinerisinde yıllık toplam 30 milyon tonluk ham petrol işleme kapasitesine sahip olan Tüpraş; Avrupa'nın 7. büyük rafineri şirketi ve Akdeniz havzasının en kompleks rafinerilerinden biri konumundadır. 2025 yılı itibarıyla Türkiye dâhil 16 ülkeden 31 farklı ham petrol türü tedarik eden şirket, Avrupa ve Afrika başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerine ihracat gerçekleştirmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Turkcell’e Kristal Elma’dan Toplam 29 Ödül Haber

Turkcell’e Kristal Elma’dan Toplam 29 Ödül

Turkcell’in, NBA efsanesi Shaquille O’Neal’ın rol aldığı “Shaq diye 5G” reklam kampanyası, bu yıl 38’incisi düzenlenen Kristal Elma Ödülleri kapsamında 5 Kristal Elma’nın yanı sıra 2 Büyük Ödül’e layık görüldü. 15 Haziran gecesi Hilton İstanbul Bosphorus’ta gerçekleştirilen ödül töreninde Turkcell toplamda 2 Büyük Ödül, 5 Kristal, 13 Bronz Elma ve 9 Gümüş Elma kazanarak büyük bir başarıya imza attı. Turkcell, Telekomünikasyon Sektöründe Entegre Kampanyalar, Telekomünikasyon Sektöründe Film - TV & Sinema, Medyanın Entegre Kullanımı, En İyi Ünlü Kullanımı ve En İyi Reklam Filmi Yapımı kategorilerinde Kristal Elma kazanırken Telekomünikasyon Sektöründe Entegre Kampanyalar ve Telekomünikasyon Sektöründe Film - TV & Sinema kategorilerinde ayrıca Büyük Ödül de aldı. Toplam 29 ödül kazanan Turkcell’e Yaratıcılığa Cesaret Veren Marka plaketi de takdim edildi. “Şimdiden reklamcılık tarihine geçecek bir işe imza atmak gurur verici” Turkcell Kurumsal İletişim, Medya ve Marka Yönetimi Direktörü Mustafa Alcan böylesi prestijli bir ödülü kazanmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Turkcell olarak reklam filmlerimizin kuşakta ayrışmasını ve zihinlerde yer etmesini çok önemsiyoruz. Geçen yıl yayınlanan aylık raporlara baktığımızda, tüm kategoriler içinde 7 kez “en çok hatırlanan reklamlar” sıralamasında ilk üçte yer almıştık. Bu rekor denebilecek bir durumdu. Bu yılki imza işlerimizden ‘Shaq diye 5G’ ise tüm kategorilerde %15 oranında spontan hatırlanarak en yakın rakibinden 3,5 kat daha fazla hatırlanmış oldu. Şimdiden reklamcılık tarihine geçecek bir işe imza atmak gurur verici. Tüm Türkiye’nin hafızasına kazınan reklam filmimize, Kristal Elma’dan gelen Büyük Ödüller bizim için çok kıymetli. Projemiz, bir reklam filminin ötesinde, Turkcell olarak 5G iletişimine uzun süredir yaptığımız hazırlığın ve müşteri faydasını görünür kılma yaklaşımımızın güçlü bir yansıması. Ama tabii en çok da kreatif cesarete verdiğimiz önemin yansıması. 5G gibi teknik boyutları çok güçlü bir konuyu, sadece hız, kapasite ve kapsama başlıklarıyla anlatmakla yetinmek istemedik. Turkcell’e yakışır şekilde, güçlü bir fikir ortaya koymayı hedefledik. Kendi alanında oyunun kurallarını değiştiren bir efsane olan Shaquille O’Neal ile Turkcell’in 5G’deki liderliğini aynı hikâyede buluşturarak, ne denli doğru bir karar verdiğimizi bir kez daha görmüş olduk. Sinematik anlatımı ve Türkiye’ye özgü kültürel ögelerle kurulan bağ da projenin yakaladığı başarıda büyük rol oynadı.” “En çok ödül kazanan şirket olduk” Mustafa Alcan şöyle devam etti: “Kristal Elma’da en çok ödül kazanan şirket olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. “Shaq diye 5G” kampanyamız başta olmak üzere Turkcell olarak toplam 29 ödüle layık görüldük. TV+, BiP, fizy ve Pasaj markalarımızla hayata geçirdiğimiz kampanyalarımızın yanı sıra akıllara kazınan Ata Demirer’li Turkcell Ailem ve Çok Çekici kampanyalarımız, Tumbara Ziyan Olan Yetenekler filmlerimiz de çeşitli kategorilerde ödüllendirildi.” “Bu ödüller, iyi bir fikir ve güçlü bir takım çalışmasının karşılığı” Mustafa Alcan ayrıca “Bu başarının arkasında sağlam bir takım çalışması ve yüksek bir prodüksiyon disiplini yatıyor. Aldığımız bu ödüller, güçlü bir fikrin ve uyum içinde çalışan ekiplerin neler başarabileceğinin en anlamlı göstergelerinden biri. Bu kreatif cesaret için bizi destekleyen ve her adımda güç veren Yönetim Kurulu Başkanımız Şenol Kazancı ve Genel Müdürümüz Dr. Ali Taha Koç başta olmak üzere tüm yöneticilerimize teşekkürlerimi sunuyorum. Emeği geçen çalışma arkadaşlarıma, başta kreatif ajansımız Rafineri ve prodüksiyon şirketlerimiz olmak üzere kıymetli paydaşlarımıza, yönetmenimiz Bahadır Karataş’a ve elbette bu hikâyeye enerjisiyle güç katan Shaquille O’Neal’a teşekkür ediyorum” dedi.

Tüpraş’tan 100 Bin Fidanla Ağaçlandırmaya Destek Haber

Tüpraş’tan 100 Bin Fidanla Ağaçlandırmaya Destek

T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü (OGM) iş birliğinde dört ilde ağaç dikme törenleri düzenleyen Tüpraş, oluşturduğu hatıra ormanlarının yanı sıra yangından etkilenen sahaların yeniden ağaçlandırılması çabalarının parçası olarak ekosistemin güçlendirilmesine de katkı sunacak. Tüpraş, sürdürülebilirlik stratejisi ve çevre yönetimi anlayışıyla Orman Genel Müdürlüğü iş birliğinde Türkiye’nin orman varlığını artırmayı amaçlıyor. Şirket, Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle rafinelerinin bulunduğu İzmit, İzmir, Kırıkkale ve Batman illerinde hatıra ormanlarının oluşturulması ve yangından etkilenen sahaların yeniden ağaçlandırılmasını desteklemek üzere 100 bin fidan bağışladı. Ağaçlandırma çalışmaları biyolojik çeşitliliğin desteklenmesine, toprak erozyonunun azaltılmasına, karbon yutak alanlarının güçlendirilmesine ve iklim değişikliğiyle mücadelede doğal ekosistemlerin dayanıklılığının artırılmasına katkı sağlıyor. “Ağaçlandırma çalışmalarını doğaya ve gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz” Tüpraş Genel Müdürü İbrahim Yelmenoğlu, ağaçlandırma çalışmalarına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Ormanlar yalnızca doğal yaşamın sürekliliğini sağlayan alanlar değil, aynı zamanda toplumların ve ekonomilerin sürdürülebilir geleceğinin temelini oluşturan ekosistemlerdir. İklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda doğal varlıkların korunması her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Tüpraş olarak çevre ve insan odaklı yaklaşımımızı tüm iş süreçlerimize ve toplumsal yatırım programlarımıza entegre ediyor; ağaçlandırma çalışmalarını doğaya ve gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz. Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yıl boyunca 100 bin fidanı toprakla buluşturarak bu yolda kıymetli bir adım attığımıza inanıyorum.” Şirketin faaliyet gösterdiği illerde gerçekleşen ağaçlandırma etkinliklerine Tüpraş Rafineri müdürleri, çevre ve sürdürülebilirlik ekipleri ile gönüllü çalışanlar katıldı. Orman Genel Müdürlüğü’nün ilgili şube müdürlüklerinden temsilcilerin de yer aldığı etkinliklerde ağaçlandırma süreçleri ve ekosistem üzerindeki etkilerine ilişkin bilgilendirmeler de yapıldı. Hatıra ormanları, bölgesel ekosistemlerin güçlenmesine katkı sunarken gelecek nesiller için de kalıcı bir çevresel değer yaratıyor; çalışanların gönüllü katılımı sayesinde çevre bilinci kurum kültüründe daha da yaygınlaşıyor. Bu yaklaşım, doğaya ve topluma uzun vadeli fayda sağlayan bütünsel sürdürülebilirlik anlayışını güçlendiriyor. Tüpraş, ağaçlandırma çalışmalarını yeni alanların yeşillendirilmesiyle sınırlı tutmuyor, aynı zamanda İzmir ve İzmit’te orman yangınlarından etkilenen sahaların rehabilitasyonuna da katkı sağlıyor. Dikilecek fidan türleri; bölgesel bitki örtüsü, ekosistem ihtiyaçları ve olası yangın riski dikkate alınarak Orman Genel Müdürlüğü uzmanlarının yönlendirmeleriyle belirleniyor. Bu kapsamda Batman’da gerçekleştirilen fidan dikiminde bölgedeki kuş türleri için önemli bir besin kaynağı olan, ekosisteme ve yerel ekonomiye katkı sağlayacak Menengiç fidanları tercih edildi. Tüpraş, bu yaklaşımıyla ekolojik iyileşmeyi destekleyen ve uzun vadeli çevresel fayda yaratan bir ağaçlandırma modeli benimsiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kırıkkale Üniversitesi ile Tüpraş’tan Ortak Staj Programı ve Akademik İş Birliği Haber

Kırıkkale Üniversitesi ile Tüpraş’tan Ortak Staj Programı ve Akademik İş Birliği

Rafineri sahasında uygulamalı öğrenme imkânı sunan programın yanı sıra bahar döneminde ilk kez açılacak Proses Emniyeti dersiyle iş birliği akademik alana da taşınıyor. İş birliğiyle öğrencilerin, sektörün ihtiyaçlarına uygun yetkinliklerle donatılması hedefleniyor. Kırıkkale Üniversitesi ile Türkiye’nin lider enerji şirketi Tüpraş arasında geçen yıl başlatılan Temel Rafinericilik Staj Programı, bu yıl ikinci kez 20 Temmuz – 14 Ağustos 2026 tarihlerinde gerçekleşecek. Kırıkkale Meslek Yüksekokulu ile Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi öğrencilerine yönelik tasarlanan program, gençlere rafinericilik alanında uygulamalı saha deneyimi ve teknik gelişim fırsatı sunmayı amaçlıyor. Bu yıl programa ilk kez dahil edilen Proses Emniyeti dersi, öğrencilerin iş sağlığı ve güvenliği, endüstriyel farkındalık ve risk analizi alanlarında yetkinlik kazanmalarına odaklanıyor. İş birliği protokolünü sürdürmek üzere Kırıkkale Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sedat Aktan, Tüpraş Kırıkkale Rafineri Müdürü Tolga Temur, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Lüy, Kırıkkale Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Özgür Selvi ve Tüpraş Kırıkkale İnsan Kaynakları Müdürü Seval Erdoğan’ın katılımıyla imza töreni düzenlendi. Törende, üniversite–sanayi iş birliğinin gençlerin mesleki gelişimine ve sektöre nitelikli insan kaynağı kazandırılmasına katkı sağlayacağı vurgulandı. Staj Programını tamamlayan öğrenciler, Tüpraş Temel Rafinericilik Sertifikası almaya hak kazanacak. İlk kez 2025–2026 eğitim-öğretim yılının bahar döneminde açılacak Proses Emniyeti dersi kapsamında ise öğrencilere, Tüpraş tarafından endüstriyel tesislerde emniyet kültürü, risk değerlendirme yöntemleri, temel proses ekipman ve kontrol sistemlerine ilişkin eğitimler verilerek bu alanda yetkinliklerini geliştirmeleri sağlanacak. Staj başvuruları 9 Mart 2026 tarihine kadar devam edecek. Başvuru sürecinde Tüpraş tarafından Kırıkkale Üniversitesi’nde öğrencilere staj programının içeriği ve süreçlerine ilişin bilgi aktarmak üzere bir tanıtım semineri de düzenlenecek. “Tüpraş olarak bulunduğumuz bölgelerde nitelikli insan kaynağının gelişimine katkı sağlamayı sürdüreceğiz” Tüpraş Kırıkkale Rafinerisi Müdürü Tolga Temur, programla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Kırıkkale Üniversitesi ile geçen yıl ilk kez hayata geçirdiğimiz Temel Rafinericilik Staj Programı’nı sürdürmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu yıl iş birliğimizi genişleterek müfredata dahil ettiğimiz Proses Emniyeti dersiyle, öğrencilerin, rafineri ve petrokimya gibi yüksek güvenlik hassasiyetine sahip tesislerde kullanılan ekipmanları, kontrol mekanizmalarını ve emniyet sistemlerini tanımasını hedefliyoruz. Gençlerimizin kariyer yolculuklarına güçlü bir başlangıç yapmalarını ve teorik bilgilerini sahada uygulamalı deneyimle pekiştirmelerini son derece önemsiyoruz. İş birliğimizin büyümesine katkı sağlayan Kırıkkale Üniversitesi yönetimine ve sürece değerli destekleriyle eşlik eden akademisyenlerimize teşekkür ederiz. Tüpraş olarak bulunduğumuz bölgelerde nitelikli insan kaynağının gelişimine katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” Kırıkkale Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sedat Aktan, işletmede yaz stajı programının öğrencilerin mesleki gelişimi açısından önemli bir fırsat sunduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Geçtiğimiz yıl ilki düzenlenen Temel Rafinericilik Staj Programının bitimindeki sertifika töreninde hem Ülkemizin güzide kuruluşlarından birinin faaliyetlerini yerinde görme hem de öğrencilerimizin kısa sürede bu ekosistemde yer almalarının neden olduğu özgüveni ve gururu hissetme fırsatı buldum. Öğrencilerimizin ve iş birliği yaptığımız Tüpraş Kırıkkale Rafinerisi yetkililerinin yüzünde gördüğüm memnuniyet, hedeflenen çıktıların elde edildiğinin ve iş birliğimizin verimliliğinin bir göstergesi olmuştur. İçinde bulunduğumuz eğitim öğretim yılında da aynı programa devam edilmesi kararı alınmıştır. Ayrıca, tarafların ortak niyet beyanıyla başlatılan süreç sonunda, Üniversitemiz Senatosunun kararına istinaden bu yıl ilk defa açtığımız Proses Emniyeti dersiyle iş birliğimizin kapsamı daha da genişletilmiştir.” Tüpraş, Kırıkkale Üniversitesi ile yürüttüğü bu başarılı staj modelini Batman Rafinerisi’nde de uygulamaya devam ediyor. Şirket, programı ilerleyen yıllarda sürdürmeyi ve Üniversite iş birlikleriyle daha fazla gencin enerji sektörüne adım atmasına katkı sağlamayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Tedariğinde AB İle Stratejik Ortak Olma Potansiyeli Yüksek Haber

Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Tedariğinde AB İle Stratejik Ortak Olma Potansiyeli Yüksek

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY; öncü ekonomilerin politikalarını belirleyen unsurlardan nadir toprak elementlerine (NTE’ler) yönelik araştırma sonuçlarını yayımladı. Araştırma; nadir toprak elementlerinin modern teknolojiler için önemi ve Çin’in küresel tedarik zincirindeki baskın rolü ile bu konudaki jeopolitik ve ekonomik riskleri vurguluyor. Araştırmaya göre; Çin’in, stratejik varlık olarak sınıflandırdığı nadir toprak elementleri alanındaki hakimiyeti devam ediyor. Avrupa Bölgesi ise alternatif kaynaklar ve geri dönüşüm stratejileriyle nadir toprak elementlerine bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. 2026 sonuna kadar nadir toprak elementlerini temsil eden 17 elementin 12'si için ihracat lisansı getirilebileceği belirtiliyor. Listeye yeni elementler eklenmediği takdirde, Çin’in, bugün yalnızca yedi NTE ürününde uyguladığı düzenleyici kontrol kapsamının daha da genişleyeceği, bu durumun, AB’nin kritik mineral olarak tanımladığı hammaddelere erişimini daha da zorlaştıracağı ifade ediliyor. Küresel tedarik zincirlerinde belirsizlik artıyor Nadir toprak elementleri, periyodik cetveldeki 21, 39 ve 57-71 numarasına sahip eşsiz manyetik, ışık yayan ve elektrokimyasal özelliklerine sahip 17 elementten oluşuyor. Modern teknolojilerde yeni ve geniş bir kullanım alanına sahip olan nadir toprak elementleri fiziksel, manyetik ve kimyasal özellikleri sebebiyle günlük yaşamda önemli bir rol oynuyor. Burada özellikle, dış enerjiye ihtiyaç duymadan manyetik özelliklerini süresiz olarak koruyan mıknatısların rolü büyük öneme sahip ve küresel NTE talebinin 2023 yılı rakamlarına göre yüzde 45’ini oluşturuyor. Nadir toprak elementleri; akıllı telefon, dizüstü bilgisayar, hibrit otomobil, rüzgâr türbinleri ve güneş panelleri gibi pek çok yüksek teknoloji ürününün yanı sıra savunma sanayisinde de kullanılıyor. Örneğin; jet motorları, füze savunma mekanizmaları, uzay tabanlı uydular ve iletişim sistemlerinde bu elementlerin yer aldığı biliniyor. Araştırmaya göre; yeşil enerji teknolojileri, gelişmiş elektronik ve savunma uygulamaları, nadir toprak elementlerine (NTE) olan talebi hızla artırıyor. Özellikle, küresel ölçekte mıknatıs kullanım hacminin önümüzdeki 10 yılda %9 büyümesi öngörülüyor. Çin, küresel NTE üretiminin %70’ini ve rafinasyon işlemlerinin %90’ını kontrol ediyor. Ayrıca sinterlenmiş kalıcı mıknatıs üretiminde (PETRM) de %94 paya sahip. Araştırmada, jeopolitik risklere de dikkat çekiliyor. Çin’in, 2025’te yedi tip NTE için ihracat kontrolleri getirmesi ve yıl sonunda beş ek element için kontrolleri askıya almasının küresel tedarik zinciri güvenliği endişelerini artırdığı ifade ediliyor. Öte yandan tedarik güvenliği endişeleri nedeniyle NTE şirketlerinin piyasa değerinin 2025’in ilk 10 ayında %175 arttığı; bu artışın enerji ve teknoloji devlerini geride bıraktığı görülüyor. 2025 yılı ilk 10 ayında piyasa değeri %175 arttı Avrupa, Çin'in ham nadir toprak elementleri ve kalıcı mıknatıslar ihracatı için en önemli destinasyonlardan biri olmaya devam ediyor. Almanya, İtalya ve İspanya başta olmak üzere Avrupa, modern teknolojinin vazgeçilmezi olarak görülen bu elementleri Çin’den ithal ediyor. Söz konusu lisans süreçleri, Avrupa’da üretim duraksamalarına yol açabiliyor. Çin, NTE rezervlerinin %50’sini elinde tutsa da Brezilya, Hindistan, Avustralya ve Orta Asya’da bu alana yönelik yeni projeler geliştiriliyor. Avrupa’da İsveç, Norveç, Finlandiya ve Polonya gibi ülkeler stratejik maden ve rafineri yatırımlarına yöneliyor. AB stratejik hammaddeleri geri dönüşümden karşılamayı hedefliyor NTE’ler, jeolojik olarak nadir olduklarından değil, genellikle yoğun ve işletilebilir cevher yataklarında bulunmamasından dolayı bu isimle anılıyor. Prometyum hariç tüm nadir toprak elementlerinin, ortalama olarak dünyada gümüş, altın veya platinden daha bol bulunduğu ifade ediliyor. Kimyasal olarak birbirlerine çok benzemeleri, bu elementlerin çıkarım süreçlerini teknik ve ekonomik açıdan güçleştiriyor. NTE’lerin büyük ölçekli üretimi önemli miktarda su ve enerji kullanımını gerektirebiliyor; ayrıca kimyasal sızıntı riski ile uranyum ve toryum gibi nadir toprak mineralleriyle birlikte doğal olarak bulunan radyoaktif elementlerin açığa çıkması gibi çevresel riskler de ortaya çıkabiliyor. Avrupa Birliği bu kapsamda 2030’a kadar stratejik hammaddelerin %25’ini geri dönüşümden karşılamayı hedefliyor. Ancak yeni madenlerin devreye alınması 8–10 yıl, rafinerilerin kurulması ise 5 yıl sürebiliyor. Merkez Avrupa ve Türkiye AB’nin NTE tedariğinde önemli bir avantaja sahip Merkezi Avrupa Bölgesi ülkeleri AB sanayisinin ihtiyaç duyduğu nadir toprak elementleri tedariğinde önemli bir avantaja sahip. Örneğin, İsveç, Norveç ve Finlandiya’da keşfedilen yeni NTE oksit rezervleri tahmini 11 milyon ton üretimle AB’nin NTE ihtiyacının üçte birini karşılayabilir. Ülkemizde ise, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı açıklamalarına göre, Eskişehir Beylikova ve Sivrihisar ilçeleri arasında yer alan sahada 694 milyon ton rezerve sahip nadir toprak elementi (NTE) bulunuyor. Tahminler, bu maden sahasının Çin'deki 800 milyon tonluk "Bayan Obo" sahasından sonra dünyanın en büyük ikinci rezervi olduğunu gösteriyor. Bakanlık, Ekim 2024'te nadir toprak elementleri çıkarma ve işleme konusunda bilgi paylaşımı, madencilik teknolojilerinin geliştirilmesi ve ortak yatırımların yapılması için Çin ile "Doğal Kaynaklar ve Madencı̇lı̇k Alanlarında İşbı̇rlı̇ğı̇ne İlı̇şkı̇n Mutabakat Zaptı" imzaladı. EY Enerji Sektörü Lideri Cem Çamlı, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Nadir toprak elementleri, enerji, teknoloji, mobilite, savunma ve endüstriyel üretim sektörlerinin görünmez omurgasını oluşturuyor. Artan jeopolitik gelişmeler, küresel talebin ciddi büyümesi ve stratejik ulusal çıkarlar ülkelerin stratejik planlamalarını ve yatırımcıların ajandalarındaki öncelikleri yeniden şekillendiriyor. Türkiye, hem Asya ve Avrupa arasındaki coğrafi konumu, hem gelişen sanayi altyapısı hem de nadir toprak elementleri rezervleri ile bu dönüşümde daha etkin bir rol üstlenebilir. Yenilenebilir enerji yatırımlarımız, elektrikli araç ekosistemimiz ve savunma sanayimiz NTE arz güvenliğini artık bir rekabet avantajı değil, zorunlu bir stratejik gereklilik haline getiriyor. Bu nedenle nadir toprak elementleri değer zinciri boyunca sanayicilerimizin ve yatırımcılarımızın aktif rol oynaması, AR-GE yatırımları ve teşvikleri ile ekosistemin büyütülmesi ve bilgi birikiminin artırılması kritik önem taşıyor. Böylece, nadir toprak elementleri ile yatırılacak ekonomik değer ülkemiz ekonomisine ve istihdamına katkı sağlayacak ve AB ile olan ticari iş birliğimizin daha da sağlamlaşmasını sağlayacaktır. Yakın zamanda, Türkiye’de nadir toprak elementleri değer zincirinde rol alan yeni yatırımlar, girişimler ve kamu-özel sektör iş birliklerini göreceğimizi tahmin ediyoruz. EY-Parthenon olarak, küresel ve bölgesel bilgi birikimimizle bu alanda sektörünün öncüsü müşterilerimize stratejiden uygulamaya uçtan uca hizmet vermeye ve rekabet avantajı yaratmaya devam ediyoruz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.