Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Randevu

Kapsül Haber Ajansı - Randevu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Randevu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Lojistikte Dijitalleşme Örnekleri ve Etkisi Haber

Lojistikte Dijitalleşme Örnekleri ve Etkisi

Bir sevkiyatın birkaç saat gecikmesi bazen tek bir teslimatı değil, tüm tedarik planını bozar. Bu yüzden lojistikte dijitalleşme örnekleri artık teknoloji vitrini değil, operasyonel dayanıklılık ve rekabet gücü başlığı olarak okunuyor. Saha ile merkez arasındaki veri akışı hızlandıkça, şirketler yalnızca nerede sorun çıktığını değil, sorunun neden tekrarlandığını da daha net görebiliyor. Lojistik sektörü uzun süre fiziksel hareketin yönetimi üzerinden değerlendirildi. Ancak bugün asıl farkı yaratan unsur, hareketin arkasındaki verinin kalitesi. Siparişin depoya düşmesinden yüklemenin planlanmasına, araç takibinden teslimat kanıtına kadar her aşama dijital iz bıraktığında, yöneticiler daha hızlı karar alabiliyor. Bu değişim sadece büyük ölçekli şirketlerin konusu da değil. Orta ölçekli taşımacılık firmaları, 3PL sağlayıcıları, üretici şirketlerin lojistik ekipleri ve perakende zincirleri için de benzer şekilde kritik hale geldi. Lojistikte dijitalleşme örnekleri neden stratejik önem taşıyor? Dijitalleşmenin lojistikte yarattığı etki, tek başına hız artışıyla sınırlı değil. Asıl kazanım, planlama ile uygulama arasındaki farkın küçülmesi. Geleneksel yapıda birçok karar telefon, e-posta ve manuel takip üzerinden ilerlerken, dijital altyapı bu süreci ölçülebilir hale getiriyor. Böylece maliyetler geriye dönük muhasebe konusu olmaktan çıkıp anlık yönetim alanına giriyor. Özellikle dalgalı talep, yakıt maliyetleri, sürücü planlaması, gümrük süreçleri ve müşteri beklentileri birlikte düşünüldüğünde, veri destekli operasyonlar daha öngörülebilir sonuç üretiyor. Yine de her dijital yatırım aynı sonucu vermiyor. Şirketin operasyon hacmi, ağ yapısı, müşteri profili ve mevcut sistem olgunluğu burada belirleyici. Başka bir ifadeyle, doğru araç kadar doğru kullanım senaryosu da önemli. Depoda dijitalleşme: barkoddan yapay zekaya uzanan hat Depo yönetimi, dijital dönüşümün en somut görüldüğü alanlardan biri. Barkod ve el terminali kullanımı artık temel seviye kabul ediliyor. Bunun üzerine kurulan depo yönetim sistemleri, ürün kabulünden yerleştirmeye, toplama süreçlerinden sevkiyat hazırlığına kadar tüm akışı görünür kılıyor. Buradaki en yaygın lojistikte dijitalleşme örnekleri arasında anlık stok görünürlüğü öne çıkıyor. Stok sayım farklarının azalması, toplama hatalarının düşmesi ve sipariş hazırlama süresinin kısalması, doğrudan hizmet seviyesine yansıyor. Özellikle e-ticaret ve hızlı tüketim odaklı operasyonlarda, birkaç dakikalık iyileşme bile gün sonunda ciddi kapasite farkı yaratabiliyor. Daha ileri seviyede ise görüntü işleme sistemleri, akıllı raf çözümleri ve talep tahminine bağlı slotting uygulamaları devreye giriyor. Ancak burada bir denge gerekiyor. Yüksek otomasyon yatırımı, hacmi istikrarsız ya da ürün çeşitliliği çok değişken depolarda beklenen geri dönüşü her zaman sağlamayabiliyor. Bu nedenle birçok şirket önce veri kalitesini ve süreç disiplinini güçlendirip sonra otomasyona geçmeyi tercih ediyor. Filo yönetiminde gerçek zamanlı izleme nasıl değer üretiyor? Araç takip sistemleri yıllardır kullanılıyor, fakat yeni dönemde konu yalnızca harita üzerinde araç görmek değil. Filo yönetim yazılımları artık rota sapmaları, bekleme süreleri, yakıt tüketim eğilimleri, sürüş davranışları ve bakım ihtiyaçları gibi başlıkları tek ekranda birleştirebiliyor. Bu yapı, operasyon merkezine iki önemli avantaj sağlıyor. İlki, anlık müdahale kabiliyeti. Trafik yoğunluğu, hava koşulları veya teslimat adresindeki değişiklik gibi durumlarda rota yeniden kurgulanabiliyor. İkincisi ise karar kalitesinin artması. Hangi hatta ne kadar boş kilometre oluştuğu, hangi müşteri segmentinde zaman kaybının yoğunlaştığı ya da hangi araç grubunun maliyet baskısı yarattığı daha net görülebiliyor. Yine de gerçek zamanlı izleme tek başına verimlilik garantisi vermiyor. Eğer veri yorumlanmıyor, sürücü yönetimiyle ilişkilendirilmiyor ve performans göstergelerine bağlanmıyorsa, sistem kısa sürede yalnızca rapor üreten bir araca dönüşebiliyor. Başarılı örneklerde teknoloji, insan ve süreç birlikte ele alınıyor. Rota optimizasyonu ve teslimat planlaması Son kilometre teslimatlarının büyümesiyle rota optimizasyonu daha görünür hale geldi. Buradaki dijital çözümler, teslimat noktalarını yalnızca mesafeye göre değil; zaman penceresi, araç kapasitesi, trafik verisi, müşteri önceliği ve sürücü vardiyası gibi değişkenlerle birlikte değerlendiriyor. Özellikle çok duraklı dağıtım yapan şirketlerde bu sistemler yakıt tüketimini azaltırken teslimat başına maliyeti de aşağı çekebiliyor. Ancak her operasyon için aynı matematik geçerli değil. Kırsal alanlarda teslimat yoğunluğu düşükse ya da müşteri tarafında randevu disiplini zayıfsa, en iyi rota planı bile sahada revizyona uğrayabiliyor. Bu yüzden gelişmiş firmalar sabit plan yerine dinamik planlama yaklaşımını benimsiyor. Teslimat kanıtının dijital hale gelmesi de aynı zincirin önemli bir parçası. Elektronik imza, fotoğraflı teslim teyidi ve mobil uygulama üzerinden durum güncellemesi, müşteri hizmetleri yükünü azaltırken uyuşmazlık yönetimini de kolaylaştırıyor. Tedarik zincirinde izlenebilirlik ve görünürlük Kurumsal alıcılar için artık sadece ürünün teslim edilmesi yetmiyor. Yükün nerede olduğu, hangi koşullarda taşındığı, ne zaman gecikme riski oluştuğu ve siparişin genel akışta nereye oturduğu da soruluyor. Bu nedenle görünürlük platformları, lojistikte rekabetin yeni katmanlarından biri haline geldi. İzlenebilirlik çözümleri, özellikle sıcaklık kontrollü taşımacılık, ilaç, gıda, otomotiv ve yüksek değerli ürün segmentlerinde daha kritik. Sensör destekli takip sayesinde sıcaklık sapmaları, kapı açılma bilgisi, darbe riski veya gecikme olasılığı önceden tespit edilebiliyor. Bu da yalnızca kayıp azaltma meselesi değil, aynı zamanda regülasyon uyumu ve marka güveni konusu. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, verinin çokluğu ile faydanın aynı şey olmaması. Yüzlerce veri noktası toplayıp bunları aksiyona çeviremeyen yapıların operasyon yükü artabiliyor. Etkili model, karar anında işe yarayan veriyi öne çıkaran modeldir. Evrak süreçlerinin dijitalleşmesi maliyeti nasıl etkiliyor? Lojistik operasyonlarda görünmeyen yüklerden biri evrak trafiği. İrsaliye, teslim tutanağı, fatura eşleştirme, gümrük dokümanları ve taşıma emirleri hâlâ birçok şirkette parçalı ilerliyor. Oysa doküman yönetimi dijitalleştiğinde, operasyon hızı kadar finansal doğruluk da iyileşiyor. Elektronik belge akışı, hatalı veri girişini azaltıyor ve onay sürelerini kısaltıyor. Özellikle çok şubeli yapılar, dış tedarikçilerle çalışan ağlar ve uluslararası taşıma yapan firmalar için bu alan ciddi verimlilik yaratıyor. Çünkü geciken ya da eksik belge çoğu zaman yalnızca idari sorun değil, tahsilat gecikmesi ve müşteri memnuniyetsizliği anlamına geliyor. Bununla birlikte, evrak dijitalleşmesinde entegrasyon kalitesi belirleyici. ERP, depo yönetim sistemi, taşıma yönetim sistemi ve muhasebe altyapısı birbirinden kopuksa, dijital belge akışı yeni bir karmaşa da üretebilir. Yani mesele belgeleri PDF yapmak değil, süreci uçtan uca bağlamak. Yapay zeka ve tahminleme hangi alanlarda öne çıkıyor? Son dönemde yapay zeka odaklı uygulamalar daha fazla konuşuluyor. Talep tahmini, kapasite planlama, gecikme öngörüsü, bakım ihtiyacı tahmini ve fiyatlama analitiği bu başlıkların başında geliyor. En güçlü kullanım alanı ise karar destek. Sistem, geçmiş veriyi ve anlık koşulları birlikte analiz ederek yöneticinin önüne daha isabetli senaryolar koyabiliyor. Ancak burada beklenti yönetimi kritik. Yapay zeka, veri seti zayıf olan ya da temel süreçleri standardize edilmemiş şirketlerde hızlı çözüm üretmeyebilir. Önce veri temizliği, süreç standardizasyonu ve ölçüm kültürü gerekir. Aksi halde teknoloji yatırımı, kurumsal sunumlarda güçlü görünen ama sahada sınırlı karşılık bulan bir başlığa dönüşebilir. Dönüşümde en sık görülen engeller Lojistikte dijitalleşme örnekleri çoğaldıkça, başarısız projelerin nedenleri de daha görünür hale geliyor. En sık rastlanan sorun, teknolojinin operasyon ihtiyacından kopuk seçilmesi. Şirketler bazen rakipte gördüğü çözümü kendi yapısına doğrudan uyarlamaya çalışıyor. Oysa ağ yapısı, teslimat modeli ve müşteri beklentisi farklıysa sonuç da farklı oluyor. İkinci engel, saha ekiplerinin dönüşüme dahil edilmemesi. Depo personeli, sürücüler, planlama uzmanları ve müşteri operasyon ekipleri sürecin dışında kalırsa yeni sistemler dirençle karşılaşabiliyor. Üçüncü başlık ise veri disiplini. Yanlış girilen veri, hiç toplanmamış veri kadar sorun yaratır. Bu nedenle başarılı şirketler genellikle küçük ama ölçülebilir pilotlarla ilerliyor. Önce tek depo, belirli bir rota grubu ya da sınırlı müşteri segmentinde sonuç alınıyor. Ardından yatırım kararı genişletiliyor. Bu yaklaşım hem bütçe riskini düşürüyor hem de kurum içinde güven oluşturuyor. Lojistikte dijitalleşme artık bir vitrin tercihi değil, yönetim kapasitesi meselesi. Hangi teknolojinin seçileceği kadar, hangi sorunu çözmek için devreye alındığı da belirleyici. Sektörü izleyen profesyoneller için esas soru şu: Daha fazla sistem kurmak mı gerekiyor, yoksa mevcut veriyi daha doğru kullanmak mı? Çoğu zaman gerçek sıçrama, ikinci soruya verilen net cevapla başlıyor.

Vize Başvurularında eVize Dönemi Haber

Vize Başvurularında eVize Dönemi

UK Visas and Immigration (UKVI), eVizelerin kademeli olarak devreye alınmasıyla vize başvuru sürecinde önemli bir dönüşüm başlattı. Birleşik Krallık vizesine başvuranlar, bu dijital dönüşümden 25 Şubat 2026 itibarıyla faydalanabilecek. Birleşik Krallık için vize başvurularında uygulamaya alınan eVize sistemi, pasaportlara basılan geleneksel vize etiketlerinin (vinyet) yerini alarak başvuru sahiplerinin, başvurularına ilişkin karar süreci devam ederken pasaportlarını teslim etme zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Ayrıca, başvuru sahiplerinin kimlik doğrulama ve gerekli belgelerin sunumu için vize başvuru merkezini yalnızca bir kez ziyaret etmesinin yeterli olacağı yeni uygulama ile uluslararası seyahat planlarında daha fazla esneklik sağlanacak. İkamet edilen ülkeden başvuru yaparak alınabilen eVize ile başvuru sahipleri, dünyanın herhangi bir yerinden Birleşik Krallık’a seyahat edebilme olanağı elde edecek. Yapılan bu teknolojik yatırım, yurt içi veya yurt dışı kurye ile belge teslimi bekleme süresini de ortadan kaldırıyor. Yeni uygulamayla ilgili UK Visas and Immigration yetkililerinin verdiği bilgiye göre; halihazırda 10 milyondan fazla kişi, biyometrik oturum kartları (BRP) ve pasaportlardaki vize etiketleri gibi fiziksel göçmenlik belgelerinin yerini alan güvenli ve pratik eVizeleri kullanıyor. Yapılan açıklamada, aynı zamanda uygulamanın son aşamalarına gelindiği ve eVizelerin, Birleşik Krallık'a giden çoğu göçmenlik yolunda varsayılan statü belgesi haline geleceği belirtildi. VFS Global Global Operasyonlardan Sorumlu COO’su Srinarayan Sankaran ise “eVizelere geçiş, başvuru sahipleri için süreci önemli ölçüde iyileştirerek pasaportlarını yanlarında tutabilme kolaylığı ve bu süre zarfında diğer ülkeler için de başvuru yapabilme esnekliği sağlayacak. VFS Global olarak, Birleşik Krallık’ın küresel vize hizmet sağlayıcısı olarak, operasyon ağımız genelinde vize süreçlerinin dijitalleşmesine yönelik bu önemli adımda kendilerine destek vermekten memnuniyet duyuyoruz” dedi. eVize süreci nasıl işleyecek? 1.Adım: gov.uk üzerinden başvurunuzu başlatın ve çevrimiçi formu doldurun. 2 Adım: VFS Global üzerinden randevu oluşturun. 3 Adım: Belgelerinizi teslim etmek ve biyometrik verilerinizi kaydettirmek için VFS Global Vize Başvuru Merkezi’ni ziyaret edin. 4 Adım: Pasaportunuzu yanınıza alarak merkezden ayrılın ve karar sürecini bekleyin. Başvurunuz olumlu sonuçlanırsa, eVizenize nasıl erişeceğinize dair talimatlar kayıtlı e-posta adresinize gönderilecektir. *Başvuru sahiplerinin, Birleşik Krallık’a seyahat etmeden önce UKVI hesaplarını oluşturmaları, eVizelerine erişmeleri ve bilgilerin doğruluğunu kontrol etmeleri gerekmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkan Şadi Özdemir “Anne Taksi”nin Direksiyonuna Geçti Haber

Başkan Şadi Özdemir “Anne Taksi”nin Direksiyonuna Geçti

Nilüfer Belediyesi’nin sosyal belediyecilik anlayışıyla başlattığı “Anne Taksi” hizmeti, anne ve anne adaylarının hastane süreçlerini kolaylaştırıyor. Hamileler ile 0-1 yaş aralığında çocuğu olan annelerin, devlet hastanelerindeki kadın doğum ve çocuk bölümlerine rahatça ulaşabilmesi için hayata geçirilen uygulamanın direksiyonuna bu kez Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir geçti. Başkan Şadi Özdemir, Görükle ve Çalı mahallelerinde yaşayan iki anneyi evlerinden alarak, Bursa Şehir Hastanesi ve Dörtçelik Çocuk Hastanesi’ndeki randevularına yetiştirdi. ÜCRETSİZ VE GÜVENLİ ULAŞIM İMKANI Nilüfer’de yaşayan anneler, bir gün öncesinden randevu oluşturarak bu hizmetten tamamen ücretsiz bir şekilde faydalanabiliyor. Anneler evlerinden alınıp sağlık kuruluşlarına ulaştırılıyor ve muayene sonrasında tekrar güvenle evlerine bırakılıyor. Uygulamada farklı ihtiyaçlar ve güvenlik önlemleri de titizlikle düşünülmüş durumda. Araçlarda standart olarak bebek koltuğu yer alırken, ikiz bebek sahibi anneler için çift bebek koltuğu da hazır bulunduruluyor. Ayrıca hamile yolcuların yolculuklarını daha güvenli hale getirmek amacıyla araçta özel hamile emniyet kemerleri kullanılıyor. “AMAÇ SAĞLIK HİZMETLERİNE ERİŞİMİ KOLAYLAŞTIRMAK” Anne Taksi’nin şoför koltuğuna geçerek, uygulamayı bizzat deneyimleyen Başkan Şadi Özdemir, hizmetin amacına dair şu değerlendirmelerde bulundu: “Erişilebilirlik çok önemli. Arabası olsa bile hamile bir kadının veya bebekli bir annenin hastaneye gidip dönmesi, hem aracı hem de çocuğu idare etmesi kolay değil. Kadınların rahatlığı ve çocuklarımızın sağlıklı büyümesi için bu projeyi hayata geçirdik. Bir kadın kenti olan Nilüfer’de kadınların sağlık hizmetlerine doğru ve sağlıklı bir şekilde erişmeleri için çalışmaya devam ediyoruz.” ANNELER UYGULAMADAN MEMNUN Uygulamayı ilk kez deneyimleyen annelerden Şeyma Uçar, eşinin vardiyalı çalışması nedeniyle çocuğunu hastane kontrollerine götürmekte zorlandığını belirterek, Anne Taksi’nin kendisi için çok büyük bir kolaylık ve fayda sağladığını söyledi. Hizmetten yararlanan bir diğer anne İrem Nur Üstünbaş ise, çeşitli sebeplerle hastaneye ulaşımda zorluk çeken birçok kişi olduğunu hatırlatarak uygulamanın toplum için çok yararlı bir adım olduğunu söyledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güncelleme sonrası MHRS Şikayetleri 1 Haftada Yüzde 545 Arttı Haber

Güncelleme sonrası MHRS Şikayetleri 1 Haftada Yüzde 545 Arttı

Bu değişiklik erişim ve yönlendirme sorunlarını artırırken, MHRS şikayetlerinde de sert bir yükselişe yol açtı. Şikayetvar verilerine göre MHRS şikayetleri 1 haftada yüzde 545 oranında artış gösterdi. Merkezi Hekim Randevu Sistemi’nde (MHRS) son güncelleme sonrası yaşanan teknik aksaklıklar, kimlik doğrulama adımlarının uzaması ve uygulama içi yönlendirme problemleri kullanıcı deneyimini doğrudan etkiledi. Veriler, randevu bulma güçlüğüne ek olarak sisteme erişim sürecinin zorlaşmasının da şikayet artışında belirleyici olduğunu gösteriyor. Böylece erişim sorunları ve kontenjan yetersizliği yeniden gündemin üst sıralarına taşındı. Çözüm platformu Şikayetvar verilerine göre. 2025 yılı boyunca haftalık ortalama 15–35 bandında seyreden şikayet sayısı, 2026 Şubat ayının ilk haftasında 245’e çıkarak bir önceki haftaya kıyasla yüzde 545 yükseldi. Aylık bazda incelendiğinde yükselişin geçici olmadığı görülüyor. Ocak ayında 153 olan MHRS şikayet sayısı Şubat ayının ilk haftasında 321’e ulaşarak yüzde 110’luk artış gösterdi. Bu tablo, güncelleme sonrası ortaya çıkan kullanıcı deneyimi sorunlarının yaygınlaştığına işaret ediyor. Platformda yer alan MHRS şikayetlerinden bazılarıysa şöyle: MHRS sistemine yapılan son güncellemeden sonra randevu alma süreci benim için çok zorlaştı. Özellikle e-Devlet üzerinden iki aşamalı giriş ve e-Nabız zorunluluğu getirilmesi, hem benim hem de dijital işlemlere hâkim olmayan yakınlarım için ciddi mağduriyet oluşturuyor. MHRS üzerinden randevu alırken e-Devlet ve e-Nabız zorunluluğunun kaldırılmasını, eskiye benzer daha pratik ve herkesin kullanabileceği bir sistemin yeniden düzenlenmesini talep ediyorum. MHRS Android uygulaması üzerinden hastane randevusu almaya çalışırken, sistem sürekli olarak beni e-Nabız ve e-Devlet’e yönlendiriyor ve bu yönlendirmelerden sonra bir türlü tekrar MHRS ekranına dönüp randevu oluşturamıyorum. Bu nedenle şu an hiçbir şekilde randevu alamıyorum. Geçen hafta aynı cihaz ve uygulama üzerinden sorunsuz şekilde randevu alabiliyordum, sorun sanıyorum bu hafta yapılan güncellemeden sonra başladı. Önceden gayet iyi işleyen bir sistemi, e-Devlet ve e-Nabız zorunluluğu ekleyerek kullanılamaz hale getirmiş olmanızdan dolayı ciddi anlamda mağdur oldum. Kasım 2025’ten beri Tekirdağ Çorlu Devlet Hastanesi Göz Hastalıkları için MHRS üzerinden defalarca randevu almaya çalışıyorum ancak sistem yalnızca talep oluşturuyor, hiç uygun saat göstermiyor. Aylarca denememe rağmen randevu alamadım ve bu süreçte gözümdeki bulanıklık artarak görme kaybına dönüşmeye başladı. MHRS sisteminin son güncellemesiyle birlikte e-Devlet girişlerinde getirilen iki aşamalı doğrulama sebebiyle ciddi mağduriyet yaşıyorum. Anneme kardiyoloji randevusu almaya çalıştığımda, annemin e-Devlet hesabına bağlı telefon numarasına SMS onayı gidiyor. Annem benden uzakta oturduğu ve telefon da onda olduğu için bu onayı veremiyor, dolayısıyla ben de onun adına sisteme giriş yapamıyor ve randevu alamıyorum. Yaklaşık iki haftadır bu durum devam ediyor ve bu sebeple annemin randevu işlemlerini takip edemiyorum. Özellikle yaşlı, dijital okuryazarlığı sınırlı olan veya çocukları tarafından işlemleri takip edilen hastalar için bu yeni sistem işleri kolaylaştırmak yerine ciddi biçimde zorlaştırıyor. MHRS’deki iki aşamalı doğrulama nedeniyle hem kendi telefonumdan hem de 70 yaş üzerindeki annem ve babamın telefonlarından giriş yapmak zorlaştı. Daha önce sorunsuz alınan randevular yaklaşık bir haftadır aksıyor. Yeni sistem özellikle yaşlı ve teknolojiye hâkim olmayan kişiler için ciddi engel oluşturdu. Randevu alma sürecinin sadeleştirilmesi veya daha kolay bir giriş yöntemi sunulmasını talep ediyorum. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer’de ‘Anne Taksi’ Uygulaması Başladı Haber

Nilüfer’de ‘Anne Taksi’ Uygulaması Başladı

Sosyal belediyecilik anlayışıyla geliştirilen uygulama kapsamında; kadın doğum ve çocuk bölümü bulunan devlet hastanelerinde randevusu olan, Nilüfer’de yaşayan anneler bu hizmetten ücretsiz olarak faydalanabiliyor. Anne Taksi hizmetinden yararlanmak isteyen anneler, en az bir gün öncesinden randevu oluşturarak evlerinden alınıp, sağlık kuruluşlarına güvenle ulaştırılıyor. Uygulama, özellikle hamilelik ve bebekli dönemlerde yaşanan ulaşım zorluklarını ortadan kaldırmayı hedefliyor. İKİZ ANNELERİ DE UNUTULMADI Anne Taksi uygulaması, annelerin ve anne adaylarının farklı ihtiyaçlarını gözeten yapısıyla da dikkat çekiyor. Araçlarda bebek koltuğu standart olarak yer alırken, ikiz bebeği olan anneler için çift bebek koltuğu da hazır bulunduruluyor. Anne Taksi araçlarında, hamile anne adaylarının yolculuklarını daha güvenli hale getirmek amacıyla hamile kemeri de yer alıyor. Böylece hem annenin hem de bebeğin güvenliği, yolculuk boyunca en üst düzeyde gözetiliyor. “HERKES İÇİN DAHA YAŞANABİLİR BİR KENT” Nilüfer’in, kadınların kent yaşamına eşit ve güvenle katılabildiği, hizmetlerin hayatın gerçek ihtiyaçlarına göre şekillendiği bir kent olduğuna vurgu yapan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, şöyle devam etti: “Hamilelik ve bebekli dönem, kadınlar için hem fiziksel hem de duygusal olarak hassas bir süreç. Bu nedenle Anne Taksi’yi tasarlarken her annenin ihtiyacının aynı olmadığını göz önünde bulundurduk; ikiz annelerimizi, anne ve bebeğin güvenliğini, yolculuk sırasında yaşanan kaygıları düşündük. Bebek koltuğundan çift bebek koltuğuna, hamile kemerinden randevulu ve planlı ulaşıma kadar her ayrıntıyı bu anlayışla ele aldık. Çünkü kadınların kent yaşamına eşit ve güvenle katılabildiği, hizmetlerin hayatın gerçek ihtiyaçlarına göre şekillendiği bir kent, herkes için daha yaşanabilir bir kenttir. Anne Taksi ile amacımız; annelerimizin ve anne adaylarımızın bu süreçte kendilerini yalnız hissetmemeleri, sağlık hizmetlerine güvenle erişmeleri ve Nilüfer’in her zaman yanlarında olduğunu bilmeleridir” dedi. Öte yandan acil sağlık hizmetleri dışında kullanılacak olan Anne Taksi uygulamasıyla ilgili bilgi almak ve randevu oluşturmak isteyenler, 0501 767 67 88 numaralı telefondan başvuru yapabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.