Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Raporlama

Kapsül Haber Ajansı - Raporlama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Raporlama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bosch Türkiye’de Üst Düzey Atama Haber

Bosch Türkiye’de Üst Düzey Atama

Bosch’taki kariyerine 19 yıl önce adım atan Pınar Kurt, 1 Şubat 2026 itibarıyla Bosch Home Comfort Türkiye, Orta Asya, Kafkasya, Orta Doğu ve Güney Doğu Avrupa’dan sorumlu Ticari Genel Müdür görevine atandı. Kurt son olarak, 2025 yılında Bosch Home Comfort Grubu’nun Almanya’daki merkezinde, şirket tarihinin en büyük satın alması olarak tanımlanan Johnson Controls'ten konut ve hafif ticari ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme (HVAC) işinin ve Johnson Controls-Hitachi Air Conditioning ortak girişiminin satın alma projesinin finans, bütçe, raporlama ve satın alma süreçlerine liderlik etti. Yeni sorumluluk alanında Türkiye’den Güneydoğu Avrupa’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada finansal stratejilerin oluşturulması, kârlılık hedeflerinin yayılımı ve ticari süreçlerin yönetimine liderlik eden Kurt, Bosch’un uluslararası yapısında edindiği tecrübeyi bölgedeki büyüme stratejilerine aktarmayı hedefliyor. Pınar Kurt kimdir? Bosch kariyerine 2007 yılında Manisa’da Muhasebe Departmanı'nda başlayan Kurt, 2010-2013 yılları arasında İstanbul’da Satış Bütçe ve Raporlama Sorumlusu olarak görev aldı. Bu dönemde SAP uygulamaları ve kontrol fonksiyonlarının kurulması süreçlerini yönetti. 2013 yılında Almanya Wernau’da Yalın Yönetim alanında Avrupa’daki farklı ülkelerde proje liderliği üstlenen Kurt, ardından kariyerine Portekiz’de devam etti. 2016-2022 yılları arasında Portekiz Aveiro’da bulunan tüzel kişiliğin ve ürün grubunun Bütçe ve Raporlama Direktörlüğü ve ardından Ticari Birimlerden Sorumlu Direktör pozisyonlarını üstlenen Kurt, finansal yönetim ve yeniden yapılandırma projelerini yürüttü. 2022 yılından itibaren Almanya Wetzlar’da Grup Bütçe ve Raporlama Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Kurt, son olarak Bosch Home Comfort’un Almanya’daki merkezi Wernau’daki entegrasyon projesinde Başkan Yardımcısı olarak görev aldı. Ege Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olan Pınar Kurt, yüksek lisans eğitimini Bahçeşehir Üniversitesi’nde Yönetim Bilişim Sistemleri (MBA) alanında tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ford Otosan, 2025 Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı Haber

Ford Otosan, 2025 Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı

Şirket, üretim ve finansal performansının yanı sıra, çevresel sorumluluk, teknolojik dönüşüm ve toplumsal etki alanlarında attığı somut adımlarla da küresel ölçekte dikkat çeken bir model sunuyor. Sürdürülebilir dönüşümünü yalnızca kendi operasyonlarıyla sınırlı tutmayan Ford Otosan, tedarikçileri, bayi ağı ve iş ortaklarının dahil olduğu tüm paydaş ekosistemini kapsayan değer zinciri genelinde sürdürülebilir etki yaratmayı önceliklendiriyor. Ford Otosan, Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ÇSY) performansını şirket stratejisine entegre ederek, iklim krizi, küresel eğilimler ve sektörel gereklilikler doğrultusunda ekosistem genelinde dönüşüme liderlik ediyor. Türkiye’nin lider otomotiv şirketi Ford Otosan, sürdürülebilirlik alanındaki faaliyetlerini, yatırımlarını ve uzun dönemli hedefleri doğrultusunda kaydettiği ilerlemeleri kapsayan Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Raporda Ford Otosan’ın günümüz dünyasında yalnızca ekonomik başarılar elde etmenin değil aynı zamanda topluma, çevreye ve çalışanlara değer katmanın da bir şirketin başarısını tanımlayan temel ölçütler arasında yer aldığına olan inancının altı çiziliyor. Ford Otosan’ın sürdürülebilirlik odağındaki kapsamlı ve stratejik yol haritasını detaylandıran raporun ana temasını ise sorumluluk anlayışını şirket stratejilerinin merkezine yerleştiren Ford Otosan’ın sektörüne liderlik etme ve ekosistemindeki dönüşümün itici gücü olma vizyonu oluşturuyor. Mega AI ve %100 yenilenebilir kaynaklardan elde edilen elektrik enerjisiyle dönüşüme öncülük ediyor İklim kriziyle mücadeleyi bir operasyonel zorunluluk olarak gören Ford Otosan, 2050 net sıfır hedefine emin adımlarla ilerliyor. Şirketin emisyon azaltım hedefleri, Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından 2025 yılında onaylanarak uluslararası standartlarca tescillendi. Yenilenebilir enerji dönüşümü, sahada kurulan güneş enerjisi yatırımlarıyla destekleniyor. Önceki yıl devreye alınan 10 MW’lık kapasiteyle enerji dönüşüm yolculuğunda güçlü bir başlangıç yapıldı. 2025 yılında Hasandede ve Çiçektepe’de hayata geçirilen 6,1 MW’lık yeni kapasiteyle birlikte; toplam 16,1 MW’lık kurulu güce ulaşıldı. 2025 yılında Sancaktepe Ar-Ge Merkezi’nde hayata geçirilen çatı GES projesi ile enerji üretimi Ar-Ge altyapısına da taşındı, böylece özkaynak elektrik tüketiminin belirli bir kısmı buradan karşılanacak. Yeniköy fabrikasında devreye alınan 2.897 kWe kapasiteli çatı GES ve fotovoltaik cam duvar uygulaması ile enerji üretimi doğrudan üretim süreçlerine entegre edildi. Ayrıca, Craiova fabrikasında kurulan çatı tipi güneş enerjisi sistemi ile 12.000 metrekarelik alanda 2.753 panel üzerinden elektrik üretimi sağlandı. Enerji yönetiminde ise Ford Otosan, yapay zekâ tabanlı MEGA AI projelerinden “Enerji Yönetiminde Yapay Zekâ – AI Powered Energy Management (APEM)” sistemi ile üretim verisini enerji yönetimiyle entegre eden bir yapı kurdu. Yapay Zeka Destekli Enerji Yönetimi projesi, WEF Global Lighthouse Network (Dünya Ekonomik Forumu) kapsamında öne çıkan dijital dönüşüm projeleri arasında yer aldı. Bu sistem, üretim hatlarından gelen verileri analiz ederek enerji tüketimini anlık olarak optimize ediyor, verimsizlik alanlarını belirleyerek operasyonel karar süreçlerine veri temelli girdi sağlıyor. Böylece enerji yönetimi, izleme temelli bir yapıdan çıkarak öğrenen ve kendini geliştiren bir sisteme dönüşüyor. Ürün ve üretimde sürdürülebilirlik: yaşam döngüsü yaklaşımı Ürün tarafında ise sürdürülebilirlik yaklaşımı tasarım süreçlerine entegre edilmiş durumda. Ford Otosan, ürünlerinin %97’sinde yaşam döngüsü analizi uygulayarak ürünlerin üretimden kullanım ve kullanım sonrası süreçlere kadar çevresel etkilerini değerlendiren bir sistem kurdu. Bu analizler, özellikle Ford Transit, Ford Custom ve Ford Courier ürün ailesi ile yeni nesil elektrikli modellerin geliştirme süreçlerinde doğrudan belirleyici rol oynuyor. Su yönetiminde döngüsel yaklaşım: sanayi ve şehir arasında iş birliği Ford Otosan, su yönetiminde geliştirdiği yenilikçi projelerle sanayide döngüsel ekonomi uygulamalarına öncülük ediyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü iş birliğiyle hayata geçirilen Gri Su Temini Projesi, kentsel atık suların ileri arıtma süreçlerinden geçirilerek üretimde yeniden kullanılmasını mümkün kılıyor. Bu proje kapsamında, arıtılmış evsel atık sular üretimde proses suyu olarak değerlendirilecek. İlk aşamada yıllık 400.000 ton, tam kapasiteye ulaşıldığında ise 750.000 ton temiz su tasarrufu sağlanması hedefleniyor. Söz konusu uygulama, yalnızca su verimliliğini artırmakla kalmayıp, aynı zamanda sanayi ve şehir altyapısı arasında sürdürülebilir iş birliklerinin güçlü bir örneğini oluşturuyor. Eğitim yatırımları, mesleki gelişim ve kapsayıcı iş gücü modeli Toplumsal katkı yaklaşımını uzun vadeli ve kalıcı projeler üzerine inşa eden Ford Otosan, 2025 yılında bağış ve sosyal projelere toplam 559,9 milyon TL yatırım yaptı. Bu kapsamda Yaylacık Başiskele Atatürk Ortaokulu’nun renovasyonu ile ek bina yapımı tamamlanırken, Kocaeli’de yapımı süren Vehbi Koç Vakfı Semahat Arsel İlkokulu da 35 derslikli yapısıyla bölgenin eğitim kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyor. Bu yatırımla birlikte Ford Otosan’ın bölgede eğitime kazandırdığı okul sayısı beşe ulaşıyor. Ford Otosan, eğitim yatırımlarını yalnızca fiziki altyapı ile sınırlı tutmayarak, mesleki eğitimi sürdürülebilir dönüşümün kritik bir bileşeni olarak ele alıyor. Bu doğrultuda hayata geçirilen sektöre entegre okul modeli, öğrencilerin doğrudan üretim ortamıyla temas ettiği ve teorik bilgi ile pratik deneyimi bir araya getiren yenilikçi bir eğitim yaklaşımı sunuyor. Yeniköy fabrikası içinde konumlanan bu model sayesinde gençlerin mesleki teknik yetkinlikleri erken aşamada geliştirilirken, nitelikli iş gücünün sürdürülebilir şekilde yetiştirilmesi hedefleniyor. Toplumsal etki alanında fırsat eşitliğini güçlendiren projeler ‘Gelecek Şimdi’ vizyonuyla belirlediği uzun dönem sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda, toplumsal fayda yaratmayı tüm operasyonlarının merkezine alan, Birleşmiş Milletler (BM) Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin (UN Global Compact) imzacısı ve UNGC üyesi olan, Ford Otosan, toplumda fırsat eşitliğini güçlendirmek amacıyla yürüttüğü projelerle 2025 yılında önemli bir eşiği geride bıraktı. Ford Otosan, bu alanlarda kadınların güçlenmesine destek olmak üzere Vehbi Koç Vakfı’nın katkılarıyla başlattığı ‘Gelecek Hayalim’ projesi ile 2026 yılı için belirlenen 100 bin kadına ulaşma hedefini şimdiden aşarak toplam 115.079 kadın ve kız çocuğuna erişim sağladı. Bu kapsamda, şirketin tüm yerleşkelerinde STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) alanındaki kadın çalışan oranı ise %29,49 seviyesine yükseldi. Kapsayıcı çalışma ortamını tüm paydaşları için ortak bir standart haline getirmeyi amaçlayan Ford Otosan, İŞKUR ve Tohum Otizm Vakfı iş birliğiyle yürütülen model kapsamında, İstanbul, Kocaeli ve Eskişehir lokasyonlarında 17 nöroçeşitli birey istihdam sürecine dahil edildi. Şirket genelinde ise 22 farklı engel grubundan toplam 498 engelli çalışan istihdam edilirken, yalnızca 2025 yılı içinde 110 engelli istihdamı daha gerçekleştirildi. Çalışan gelişimi ise Ford Otosan’ın dönüşüm modelinin temel unsurlarından biri olarak ele alınıyor. 2025 yılında 2,1 milyon saatin üzerinde eğitim gerçekleştirilen Ford Otosan’da teknik eğitimler, dijital yetkinlik programları ve kapsayıcı liderlik uygulamaları ile çalışanların dönüşüme aktif katılımı destekleniyor. Güçlü performans, şeffaf raporlama Uluslararası standartlarla uyumlu şekilde hazırlanan ve bağımsız denetimden geçen 2025 Sürdürülebilirlik Raporu, Ford Otosan’ın şeffaflık ve hesap verebilirlik konusundaki kararlılığını da ortaya koyuyor. TSRS ve GRI uyumlu olarak hazırlanan rapor, şirketin çevresel, sosyal ve yönetişim performansını küresel ölçekte karşılaştırılabilir bir çerçevede sunarken, paydaşlara güven veren güçlü bir iletişim aracı niteliği taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sürdürülebilirlik Raporlaması Neden Önemli? Haber

Sürdürülebilirlik Raporlaması Neden Önemli?

Bir şirketin iklim hedefi, tedarik zinciri riski ya da çalışan politikası artık yalnızca kurumsal iletişim başlığı değil. Finansmana erişimden ihracat kapasitesine, yatırımcı güveninden marka itibarına kadar birçok kritik karar, şirketlerin sürdürülebilirlik performansını nasıl ölçtüğüne ve nasıl açıkladığına bakılarak veriliyor. Tam da bu nedenle sürdürülebilirlik raporlaması, gönüllü bir görünürlük çalışmasından çıkıp stratejik bir yönetim aracına dönüşmüş durumda. Sürdürülebilirlik raporlaması neden önemli? Bu sorunun kısa cevabı şu: Çünkü kurumların sadece ne söylediği değil, neyi ölçtüğü, nasıl yönettiği ve hangi riskleri öngördüğü artık piyasa tarafından izleniyor. Sürdürülebilirlik raporlaması; çevresel, sosyal ve yönetişim performansının sistematik biçimde ortaya konmasını sağlar. Böylece şirketin yalnızca bugünkü operasyonel gücü değil, gelecekteki dayanıklılığı da görünür hale gelir. Özellikle enerji, sanayi, lojistik, tarım, teknoloji ve savunma gibi dönüşüm baskısının yüksek olduğu sektörlerde bu görünürlük daha da kritik hale geliyor. Çünkü bu alanlarda kaynak kullanımı, emisyon, tedarik güvenliği, insan kaynağı ve regülasyon uyumu doğrudan rekabet üstünlüğünü etkiliyor. Raporlama, itibar metni değil yönetim altyapısıdır Sürdürülebilirlik raporlaması uzun süre bazı şirketlerde yıllık iletişim dosyası gibi ele alındı. Oysa nitelikli raporlama, kurumsal yönetimin veri tabanını güçlendirir. Şirket hangi alanda emisyon üretiyor, hangi tedarikçiler daha yüksek risk taşıyor, iş sağlığı ve güvenliğinde hangi kırılımlar var, su kullanımı hangi operasyonlarda yoğunlaşıyor, kadın liderlik oranı nasıl değişiyor - bunların hepsi raporlama sürecinde netleşir. Bu da yönetim kurullarına ve üst düzey yöneticilere daha sağlıklı karar alma imkanı verir. Ölçülmeyen başlık yönetilemez. Bu yüzden raporlama yalnızca dış paydaşlar için hazırlanmış bir belge değil, şirketin kendi kör noktalarını görmesini sağlayan bir araçtır. Burada önemli bir ayrım var. Her rapor aynı değeri üretmez. Sadece olumlu gelişmelerin seçildiği, metodolojinin zayıf olduğu ve hedeflerin somutlaşmadığı raporlar kısa vadede vitrin etkisi yaratabilir; ancak orta vadede güven aşınmasına yol açar. Piyasa artık gösteriş ile veri temelli açıklamayı birbirinden ayırabiliyor. Yatırımcılar ve finans kuruluşları için güven göstergesi Sermaye artık sadece bilanço okumuyor. Şirketlerin iklim riski, geçiş planı, yönetişim yapısı ve sosyal etkileri de yatırım kararlarında daha fazla yer tutuyor. Bankalar, fonlar ve kurumsal yatırımcılar açısından sürdürülebilirlik raporlaması, geleceğe dönük risk profilini anlamanın en pratik yollarından biri. Örneğin yüksek enerji yoğunluğuna sahip bir üretici firma düşünelim. Bu şirket maliyetlerini bugün yönetiyor olabilir. Ancak karbon düzenlemeleri sıkılaştığında, enerji dönüşümünü finanse edemediğinde ya da tedarik zinciri buna uyum sağlayamadığında karlılık baskı altına girebilir. İyi hazırlanmış bir rapor, bu tür risklere karşı şirketin hazırlık düzeyini gösterir. Aynı durum kredi süreçlerinde de geçerlidir. Her finans kuruluşu aynı derinlikte değerlendirme yapmasa da yön açık. Daha şeffaf veri sunan, hedeflerini açıklayan ve performansını düzenli izleyen şirketler, belirsizlik primi açısından daha avantajlı bir konuma geçebilir. Elbette tek başına rapor, finansman kapısını açmaz. Ama finansman dilini konuşabilen şirketlerle yalnızca niyet beyanında kalan şirketler arasındaki farkı belirginleştirir. Regülasyonlara uyum için erken hazırlık sağlar Bir başka kritik başlık da mevzuat. Türkiye'de ve ihracat bağlantılı pazarlarda sürdürülebilirlik alanındaki düzenlemeler giderek daha somut hale geliyor. Özellikle Avrupa ile çalışan şirketler için emisyon, izlenebilirlik, insan hakları politikaları ve tedarik zinciri şeffaflığı artık dış ticaret gündeminin parçası. Bu tablo, sürdürülebilirlik raporlamasını yalnızca büyük ölçekli şirketlerin konusu olmaktan çıkarıyor. Ana sanayiye üretim yapan KOBİ'ler, lojistik firmaları, enerji tedarikçileri ve tarımsal üretim ağında yer alan işletmeler de giderek daha fazla veri paylaşımı talebiyle karşılaşıyor. Erken başlayan şirketler burada avantaj kazanıyor. Çünkü raporlama kültürü son dakikada kurulmaz. Verinin hangi birimden geleceği, hangi göstergenin nasıl ölçüleceği, hangi standardın baz alınacağı ve iç doğrulama mekanizmasının nasıl işleyeceği zaman ister. Regülasyon kapıya dayandığında değil, henüz hazırlık aşamasındayken kurulan sistem daha düşük maliyetle işler. Tedarik zincirinde görünürlük ve rekabet avantajı yaratır Küresel tedarik zincirlerinde sürdürülebilirlik performansı artık teklif süreçlerine kadar indi. Ana yükleniciler, çok uluslu şirketler ve ihracat odaklı alıcılar, tedarikçilerinden çevresel ve sosyal veri talep ediyor. Bu durum özellikle sanayi, tekstil, otomotiv yan sanayi, gıda, ambalaj, lojistik ve teknoloji üretiminde daha görünür. Sürdürülebilirlik raporlaması bu noktada şirketin kurumsal olgunluğunu ortaya koyar. Bir firma enerji tüketimini, atık yönetimini, iş gücü güvenliğini, etik tedarik yaklaşımını ve hedeflerini veriyle anlatabiliyorsa, potansiyel iş ortakları açısından daha güvenilir bir profil sunar. Burada da bir it depends durumu var. Her müşteri aynı detay seviyesini istemez, her sektör aynı gösterge setiyle ilerlemez. Ancak eğilim net. Tedarik zincirinde görünürlük artıyor ve bu görünürlük talebi zamanla standart hale geliyor. Bu nedenle raporlama, sadece kurumsal vitrini değil satış ve iş geliştirme kapasitesini de etkileyebilir. Kurum içi dönüşümü hızlandırır Raporlama çoğu zaman dışa dönük bir faaliyet gibi algılansa da içeride önemli bir disiplin yaratır. Farklı departmanların ortak veri üretmesi, hedef belirlemesi ve performansı izlemesi gerekir. Finans, insan kaynakları, satın alma, üretim, kalite, çevre ve kurumsal iletişim ekipleri aynı çerçevede çalışmaya başlar. Bu da sürdürülebilirliği tek bir departmanın görevi olmaktan çıkarır. Kurum içinde sahiplenme arttıkça, stratejik hedefler günlük operasyonlara daha kolay iner. Örneğin enerji verimliliği hedefi yalnızca tesis yönetiminin konusu olmaktan çıkar, yatırım planlamasıyla birleşir. Çeşitlilik hedefi yalnızca İK verisi olarak kalmaz, liderlik gelişimiyle ilişkilendirilir. Yine de bu sürecin zorlu tarafı vardır. Veri toplama dağınık olabilir, kurum içi direnç oluşabilir, bazı metrikler ilk yıllarda zayıf çıkabilir. Fakat bu durum raporlamanın değersiz olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, gerçek dönüşüm çoğu zaman ilk kez ölçüm yapıldığında başlar. İtibar ve kriz yönetiminde koruyucu rol oynar Şirketler artık sadece finansal performansla değerlendirilmiyor. Bir çevre olayı, çalışan güvenliği sorunu, tedarik zincirindeki etik ihlal ya da kamuoyuna yansıyan bir uyumsuzluk, kısa sürede daha büyük bir güven sorununa dönüşebiliyor. Böyle dönemlerde kurumun geçmişte nasıl bir şeffaflık standardı oluşturduğu önem kazanır. Düzenli ve tutarlı sürdürülebilirlik raporlaması, şirketin hesap verebilirlik refleksini güçlendirir. Bu, kriz riskini ortadan kaldırmaz; ancak şirketin paydaşlarıyla kurduğu güven zeminini güçlendirir. Özellikle medya görünürlüğü yüksek, yatırımcı ilgisi taşıyan ya da kamuyla yakın çalışan sektörlerde bu zemin çok daha değerlidir. İtibarın burada tek başına iletişim başarısına indirgenmemesi gerekir. Güçlü itibar, doğrulanabilir performansla desteklenmediğinde hızla kırılabilir. Bu nedenle raporlama, kurumsal anlatının veriyle desteklenen kısmıdır. Hangi şirketler için daha kritik? Pratikte ölçek büyüdükçe beklenti artar. Ancak önem sadece büyük şirketlerle sınırlı değil. İhracat yapanlar, halka açık olanlar, yatırım arayan girişimler, kurumsal müşteri portföyü geniş firmalar ve yoğun kaynak kullanan sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler için sürdürülebilirlik raporlaması daha erken bir ihtiyaç haline gelir. Buna karşılık küçük ölçekli bir işletme için kapsam daha sınırlı olabilir. İlk aşamada tüm uluslararası çerçevelere aynı anda uyum hedeflemek yerine, iş modeline en yakın risk ve etki alanlarından başlamak daha gerçekçidir. Önemli olan kusursuz bir belge üretmek değil, güvenilir veriyle başlayan ve her yıl olgunlaşan bir yapı kurmaktır. Doğru raporlama neyi gerektirir? Öncelikle net öncelikler gerektirir. Şirketin hangi sürdürülebilirlik başlıklarında maddi etkisi olduğu belirlenmeden hazırlanan raporlar genellikle dağınık kalır. Ardından veri kalitesi gelir. Ölçüm yöntemleri, baz yıl, hedef ufku ve sorumluluk alanları açık değilse rapor ikna gücünü kaybeder. Bir diğer kritik nokta da yönetim sahipliğidir. Üst yönetim tarafından sahiplenilmeyen raporlama süreçleri çoğu zaman iletişim departmanının sınırlı imkanlarıyla yürür ve stratejik etkisi zayıf kalır. Oysa güçlü örneklerde raporlama, kurumsal yönetim, risk yönetimi ve büyüme planıyla birlikte ele alınır. Bu alanda içerik görünürlüğü de ayrı bir önem taşıyor. Şirketlerin sürdürülebilirlik performansını doğru çerçevede anlatan, sektörel bağlama oturtan ve profesyonel okur için anlamlı hale getiren yayıncılık yaklaşımı, kurumsal mesajın etkisini artırır. Bu noktada Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel odağı güçlü mecralar, sürdürülebilirlik gündeminin yüzeysel söylemlerden ayrışmasına katkı sunabilir. Önümüzdeki dönemde soru artık şu olmayacak: Rapor yayımlıyor musunuz? Asıl soru, hangi veriye dayanarak hangi dönüşümü yönettiğiniz olacak. Şirketler için gerçek değer de tam burada başlıyor.

Vodafone Türkiye’nin Karbon Emisyonu 5 Yılda %94,77 Azaldı Haber

Vodafone Türkiye’nin Karbon Emisyonu 5 Yılda %94,77 Azaldı

Dijital altyapısı ve akıllı teknolojileriyle toplumu geleceğe bağlarken çevresel ayakizini de azaltmayı hedefleyen Vodafone Türkiye, 1 Nisan 2024 – 31 Mart 2025 mali yılına ait Çevre, Sosyal ve Yönetişim performansının ele alındığı “Vodafone Türkiye 2025 ÇSY Raporu”nu yayımladı. Rapora göre, şirketin Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonları baz yıl olan 2020’ye göre %94,77 oranında azalırken, Kapsam 3 emisyonlarının toplamı 436.415 ton karbondioksit eşdeğeri olarak ölçüldü. Nisan 2021’den bu yana IREC sertifikalı %100 yenilenebilir enerji kullanan Vodafone, kendi tesislerinde ürettiği 1,36 GWh yenilenebilir elektrikle bir önceki yıla göre üretim kapasitesini %14,28 artırırken, yenilenebilir enerji kaynaklarından 702,53 GWh elektrik sağlayarak Kapsam 2 emisyonlarını sıfırladı. Şebeke kaynaklı e-atıklarının %100’ünü yeniden kullanım veya geri dönüşüm yoluyla ekonomiye kazandıran Vodafone, müşterilerine sunduğu IoT çözümleriyle bir önceki yıla kıyasla yaklaşık %77’lik artışla müşterilerinin 933.371 ton karbon emisyon salımına engel olmalarına destek oldu. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel, şunları söyledi: “Vodafone olarak, sürdürülebilirliği iş stratejimizin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Türkiye’de faaliyete başladığımız ilk günden bu yana dijital teknolojilerin gücünü kullanarak dünya ve içinde yaşadığımız toplum için daha iyi bir gelecek inşa etmek amacıyla faaliyetlerimizi sürdürüyor, etkimizi paydaşlarımızla şeffaflıkla paylaşıyoruz. Ekosistemimize karşı taşıdığımız sorumluluğun farkında olarak, 2010 yılından bu yana sürdürülebilirlik raporlaması alanında elde ettiğimiz deneyimle raporlarımızı hazırlıyor; faaliyetlerimizin çevresel, sosyal ve ekonomik boyutlarını değerlendirerek, performansımızı şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda uluslararası standartlarda raporluyoruz. Son raporumuzda da paydaşlarımıza çevre, sosyal ve yönetişim alanlarındaki faaliyetlerimizin bir özetini sunuyoruz. Yarattığımız etkiyi Vodafone Grubu’nun Amaç Odaklı Yaklaşımı rehberliğindeki değer alanları çerçevesinde ele alıyoruz. Sürdürülebilir bir geleceğin yanında durmaya devam edeceğiz. Enerji yönetim sistemleriyle tasarruf Vodafone, operasyonel süreçlerindeki enerji ihtiyacını yüksek enerji verimliliği sağlayan enerji yönetim sistemleriyle yönetiyor. Teknoloji merkezlerinin iklimlendirme altyapısını yönetmek için Yapay Zekâ Destekli Dijital Termal Yönetim Uygulaması’nı kullanan şirket, bu sayede Güç Kullanım Verimliliği parametresinde %10 iyileşme sağlarken, iklimlendirme altyapısında %30’a varan enerji tasarrufu elde etti. Diğer yandan, 4 veri merkezinde hayata geçirdiği Değişken Frekanslı Sürücü uygulamasıyla, yıllık yaklaşık 1.100 MWh enerji tasarrufu elde ederek, yaklaşık 525 ton karbon emisyonunu engelledi ve 23 bin ağaç dikimine eşdeğer bir çevresel katkı sağladı. Ayrıca, yapay zekâ destekli optimizasyonlar sayesinde yıllık 9,6 GWh enerji tasarrufu elde ederek, yaklaşık 3 bin kişinin yıllık elektrik tüketimine ve 30 bin ağaçla sağlanabilecek 4.700 ton karbondioksit tasarrufuna eşdeğer bir oran yakaladı. Şebeke kaynaklı e-atıkların %100’ü ekonomiye geri kazandırıldı Vodafone, döngüsel ekonomi ilkeleri doğrultusunda, geri dönüştürülebilir ve yeniden kullanılabilir ürünlerin geliştirilmesine önem veriyor. Şirket, raporlama döneminde, şebeke kaynaklı 2.137 ton e-atığın geri kazanım ve geri dönüşümünü, 4.508 kilo atığın ise yeniden kullanımını sağladı. Şebeke kaynaklı atıkların yanı sıra 28,57 ton operasyonel atığın ise tümünün geri dönüşümü sağlandı. Telefonların yanı sıra arızalı ve hasarlı şebeke ekipmanlarını da ikinci el olarak değerlendiren Vodafone, 18.839 mobil cihazı yeniden kullanıma uygun hale getirdi. Türkiye’de lansmanı 2023 yılında yapılan ve tüm dünyada toplam bir milyon telefon toplanmasının hedeflendiği Gezegen İçin Bir Milyon Telefon projesi kapsamında bugüne kadar 500 bini aşkın telefon toplandı. Kadın çalışanları desteklemeye devam etti Vodafone, bünyesindeki Vodafone Vakfı ile toplumsal gelişim ve sürdürülebilir değişimi destekleyen projeler yürütüyor. Raporlama döneminde, Vakıf projelerinden “Yapay Zekâ Yıldızları” ile 55 bini aşkın çocuk ve gence, “Dijital Benim İşim” projesiyle ise 7 bini aşkın kadına ulaşıldı. Bu projelerde 289 Vodafone çalışanı gönüllü olarak görev aldı. Kırmızı Işık uygulaması 382.000’den fazla kez indirilirken, aylık 1.000 aktif kullanıcısıyla önemli bir etki yarattı. Vodafone, kadın yönetici oranını 2030’a kadar %40’a çıkarma hedefi kapsamında, 2024-25 mali yılında %44 kadın yönetici oranına ulaştı. Tüm çalışanların %43’ünü kadınlar oluştururken, işe yeni alınan çalışanlar arasında kadın çalışan oranı %47 olarak gerçekleşti. Şirketin genç istihdam programı Discover Genç Yetenek Programı’na 10 bini aşkın başvuru yapılırken, 21 farklı üniversiteden 52 genç yetenek Vodafone ailesine katıldı. Ekonomiye katkısını sürdürdü Vodafone, raporlama döneminde, altyapıyı güçlendirmeye, yenilikçi çözümler geliştirmeye ve dijitalleşmenin hızlanmasına katkı sağlamaya da devam etti. 2024-25 mali yılı içinde 19,1 milyar TL yatırım gerçekleştiren Vodafone’un servis gelirleri %83,4 büyüme oranı ile 101,8 milyar TL’ye yükseldi. Şirketin dönem sonu itibariyle mobil abone sayısı 25,2 milyona ulaştı. Doğrudan 3.021 kişiye istihdam sağlayan Vodafone, Türkiye’nin dört bir yanındaki operasyonlarıyla yerel ekonomilerin canlanmasına destek veriyor. Raporlanan Kapsam 3 emsiyonlarının içeriği genişletildi Vodafone, sürdürülebilirlik raporlarını her yıl bir yenilik içerecek şekilde hazırlıyor. Son raporda, Kapsam 3 emisyon verileri Vodafone Grubu’nun açıkladığı yeni metodoloji çerçevesinde, 15 alt kategoriden 11 alt kategoriyi kapsayacak şekilde 2020’den günümüze yeniden hesaplandı. Son mali yılda da Grubun iç ve dış denetiminden başarıyla geçen Vodafone Türkiye, ÇSY Komitesi’ni ve çalışma gruplarını yeniden yapılandırdı. Vodafone, ilk kez geçen yıl yayınladığı TSRS (Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları) uyum tablosuna ÇSY Raporu’nda bu yıl da yer verdi. Bu tablo, şirketin Türkiye pazarındaki faaliyetlerinin şeffaflığını artırarak, yerel düzenlemelere uyum sağlama konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor. Vodafone, ÇSY Raporu’nun web tabanlı bir versiyonunu da hazırlayarak interaktif veri ve içeriklerle daha geniş bir kitleye ulaşmayı hedefledi. Küresel raporlama standartlarıyla uyumlu Küresel Raporlama Girişimi (Global Reporting Initiative - GRI) tarafından yayımlanan GRI Standartları’na uyumlu hazırlanan “Vodafone Türkiye 2025 ÇSY Raporu”, şirketin imzacısı olduğu Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (United Nations Global Compact - UNGC) İlerleme Bildirimi olma özelliği taşırken, Kadının Güçlenmesi Prensipleri (Women’s Empowerment Principles - WEPs) ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na (SKA) katkısını da içeriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hise Global MIPIM 2026’da Sürdürülebilir ve Teknoloji Odaklı Projelerini Anlatacak Haber

Hise Global MIPIM 2026’da Sürdürülebilir ve Teknoloji Odaklı Projelerini Anlatacak

Gayrimenkul sektöründeki küresel yatırımcılar, uygulamacılar ile şehir yöneticilerini bir araya getiren fuarın, yeni iş birlikleri geliştirmek ve uluslararası pazarlarda daha güçlü bir konum almak açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz, bu yıl 9-13 Mart tarihlerinde Cannes’da düzenlenecek fuara 17 senedir düzenli olarak katıldıklarına dikkat çekti. Hise Global bu yıl özellikle sürdürülebilir kentleşme, teknoloji odaklı denetim süreçleri, Home Inspection ve veri temelli proje yönetimi başlıklarını ön plana çıkartacak. Türkiye’nin önde gelen proje yönetim ve teknik müşavirlik firmalarından Hise Global, dünya gayrimenkul sektörünün en prestijli etkinliklerinden biri olan Uluslararası Gayrimenkul Fuarı MIPIM 2026’daki yerini almaya hazırlanıyor. Bu yıl “Global Urban Festival” yaklaşımıyla 9–13 Mart 2026 tarihlerinde Fransa’nın Cannes şehrinde gerçekleşecek olan fuar, yatırımcıları, şehir yöneticilerini, geliştiricileri, mimarları ve teknoloji liderlerini aynı platformda buluşturacak. Her yıl 90’dan fazla ülkeden on binlerce profesyonelin katıldığı organizasyonda, dünyanın dört bir yanından projeler ve şirketler uluslararası yatırımcılarla buluşurken, Hise Global bu yıl da Türkiye’yi temsil edecek. Home Inspection modeli MIPIM’de uluslararası paydaşlara tanıtılacak Hise Global’in fuarda öne çıkaracağı başlıklardan biri de konut alıcılarına yönelik geliştirilen Home Inspection hizmeti olacak. Teknik müşavirlik disiplinini yalnızca büyük ölçekli projelerde değil, bireysel gayrimenkul yatırımlarında da yaygınlaştırmayı hedefleyen Hise Global, bu model kapsamında konutların mevcut durumlarını teknik ve görsel raporlarla kayıt altına alıyor. Bu yaklaşımla hem olası üretim riskleri erken aşamada tespit ediliyor hem de yatırımcıların satın aldıkları gayrimenkulün taahhüt edilen kalite ve standartlara uygunluğu şeffaf biçimde değerlendiriliyor. Hise Global, MIPIM gibi uluslararası platformlarda bu hizmeti anlatarak konut tarafında da güven ve denetim odaklı bir model sunduklarının altını çiziyor. Kentsel gelişim, denetim ve gözetim hizmetleri odağa alınıyor İnşaat ve gayrimenkul sektöründe giderek daha kritik bir rol üstlenen kentsel gelişim ile teknik denetim ve gözetim başlıkları, bu yıl da MIPIM gündeminin merkezinde yer alıyor. Bu kapsamda Hise Global, Türkiye ve Avrupa’da yürüttüğü projelerden elde ettiği saha deneyimini ve teknik müşavirlik alanındaki uzmanlığını uluslararası yatırımcılar ve iş ortaklarıyla paylaşacak. Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz, MIPIM’in yalnızca bir fuar olmanın ötesinde, sektörde yeni iş birliklerinin ve stratejik ortaklıkların şekillendiği küresel bir buluşma noktası olduğunu vurguladı. Türkiye ve Avrupa’da tamamlanan projelerden edinilen teknik bilgi birikimini potansiyel yatırımcılarla buluşturmayı hedeflediklerini belirten Öz, teknik müşavirlik alanında sundukları proje yönetim, ikinci taraf gözetim, denetimve home inspection hizmetleriyle uluslararası pazarda ses getirmeyi amaçladıklarını ifade etti. Yapay zekâ uygulamaları, dijitalleşme ve veri temelli yönetim modelleri MIPIM 2026’nın öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz, fuar kapsamında gerçekleştirilecek konferans ve oturumlarda, gayrimenkul sektöründe teknolojinin planlama, tasarım ve işletme süreçlerine entegrasyonunun ele alınacağını; yatırım kararlarında ise verimlilik ve performans odaklı yaklaşımların masaya yatırılacağını belirtti. Öz, MIPI Fuarına dair değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “Fuarda gerçekleştirilecek konferans ve oturumlarda, gayrimenkul sektöründe teknolojinin planlama, tasarım ve işletme süreçlerine entegrasyonu ele alınırken, yatırım kararlarında verimlilik ve performans odaklı yaklaşımlar masaya yatırılacak. Hise Global olarak biz de teknoloji destekli denetim sistemleri ve dijital raporlama altyapılarımızla süreçleri nasıl daha izlenebilir ve etkin hâle getirdiğimizi katılımcılarla paylaşacağız. Öte yandan sürdürülebilirlik ve çevresel etki yönetimi de MIPIM 2026’nın temel gündem maddeleri arasında yer alıyor. Yeşil yatırımlar, enerji verimli yapılar ve uzun vadeli kentsel dirençlilik çözümleri uluslararası yatırımcıların öncelikli başlıkları arasında bulunurken, Hise Global olarak sürdürülebilir kentsel gelişim alanındaki uzmanlığımızı ve bu doğrultuda geliştirdiğimiz proje yönetim yaklaşımını küresel paydaşlarla buluşturmayı hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vestel’in İklim Performansı CDP’den A Notu Aldı Haber

Vestel’in İklim Performansı CDP’den A Notu Aldı

Zorlu Grubu’nun Akıllı Hayat 2030 vizyonu doğrultusunda sürdürülebilirliği iş yapış biçiminin merkezine alan Vestel, iklim değişikliğiyle mücadele, emisyon yönetimi ve çevresel risklerin şeffaf şekilde raporlanması alanlarında yürüttüğü çalışmalarıyla 2025'te uluslararası ölçekte güçlü bir performans ortaya koydu. Vestel Elektronik ve Vestel Beyaz Eşya, şirketlerin karbon ayak izlerini, sera gazı emisyonlarını ve iklim değişikliği risklerini ölçerek raporlamalarını sağlayan uluslararası CDP platformunda 2025'te İklim Değişikliği kategorisindeki skorlarını A seviyesine yükseltti. Böylece Vestel, ilk kez CDP Küresel A Listesi’nde yer almaya hak kazandı. Şirketlerin Su Güvenliği skorları ise B seviyesinde gerçekleşti. İklim değişikliği kategorisinde A seviyesine ulaşılması, Vestel’in uzun vadeli çevresel stratejisi kapsamında belirlediği bilim temelli hedeflerin ve karbonsuzlaşma yol haritasının küresel ölçekte karşılık bulduğunu gösteriyor. Su Güvenliği alanındaki B seviyesi ise suyun verimli kullanımına yönelik belirlenen hedefler doğrultusunda su tasarrufu projelerinin istikrarlı şekilde yürütüldüğünü ortaya koyuyor. Kâr amacı gütmeyen uluslararası bir kuruluş olan CDP, şirketler ve şehirler için dünyanın tek küresel çevre ve doğa raporlama sistemini sunuyor. 2000 yılında Londra’da kurulan CDP, sermaye piyasalarının ve kurumsal tedarik zincirlerinin gücünü kullanarak, şirketlerin çevresel etkilerini şeffaf biçimde raporlamaları konusunda öncü rol üstleniyor. Binlerce şirketi geride bıraktı Vestel Elektronik ve Vestel Beyaz Eşya, sürdürülebilirlik faaliyetleri ve süreçlerdeki şeffaflıkları nedeniyle S&P Global’in 2026 Sürdürülebilirlik Yıllığı’na dahil edildi. Vestel Elektronik ve Vestel Beyaz Eşya, Sürdürülebilirlik Yıllığı için dünya çapında 59 sektörden 9 bin 200’ü aşkın şirket arasından seçilen 848 Yıllık Üyesi arasında yer aldı. Vestel Elektronik buna ilave olarak S&P Global CSA skoruna göre ilk yüzde 10’luk dilimde yer almaya hak kazandı. Bu sonuçlar, Vestel’de sürdürülebilirliğin operasyonel uygulamaların ötesine geçerek stratejik karar mekanizmalarına entegre edildiğini ve uzun vadeli değer yaratma kapasitesinin temel unsuru olarak konumlandırıldığını ortaya koyuyor. S&P Global sürdürülebilirlik alanında kurumların, çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim (ÇSY) performanslarını ölçmeleri, raporlamaları ve stratejik sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmaları için kapsamlı veri, analiz ve araçlar sunuyor. S&P Global, şirketlerin sürdürülebilirlik stratejilerini bilimsel veri ile desteklerken küresel ölçekte sürdürülebilir dönüşüm süreçlerini hızlandırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) Varsayılan Değerleri Çimento İhracatı İçin Risk Oluşturuyor Haber

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) Varsayılan Değerleri Çimento İhracatı İçin Risk Oluşturuyor

Avrupa Komisyonu tarafından 17 Ekim 2025’te yayımlanan torba yasa değişiklikleri ve Aralık 2025’te yürürlüğe giren uygulama tüzükleri, özellikle üçüncü ülkelere uygulanacak varsayılan emisyon değerleri nedeniyle Türk çimento ihracatı üzerinde ciddi mali baskılar yaratıyor. TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmesinde, “Türkiye çimento sektörü, 2015 yılından bu yana AB ile uyumlu bir izleme, raporlama ve doğrulama (İRD) sistemi kapsamında faaliyet gösteriyor. Tüm tesislerimizde düşük emisyonlu kuru sistem fırınlar kullanılıyor ve fiili emisyon performansımız varsayılan değerlerin oldukça altında seyrediyor. Türkiye için özel bir varsayılan değer tanımlanmadığı için “diğer ülkeler” başlığı altındaki en yüksek emisyon katsayılarının uygulanması, sektörümüzü haksız biçimde dezavantajlı duruma düşürüyor. 2025 yılının ilk 11 ayında, sektörün yaklaşık yüzde 94’ünü temsil eden TÜRKÇİMENTO üyeleri 75 milyon ton klinker üretimi gerçekleştirdi. Türkiye ayrıca, AB’nin klinker ve çimento ithalatının ana tedarikçisi konumundadır.” dedi. Bozay, mevcut varsayılan değerlerin gerçek üretim koşullarını yansıtmadığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye’de SKDM geçiş döneminde AB’ye ihracat yapan üyelerimizin beyan ettiği fiili veriler, gri çimento klinkeri için emisyonların 0,88 tCO₂/ton seviyesinde gerçekleştiğini gösteriyor. Buna karşın AB mevzuatında Türkiye için kullanılan varsayılan değer 1,551 tCO₂/ton. Bu fark, gerçek emisyon performansını yansıtmayan ilave maliyetler doğuruyor ve SKDM’nin adil ve doğru uygulanmasına ilişkin tartışmaları beraberinde getiriyor.” AB Vatandaşlarını da Etkileyecek Fiili değerlerin doğrulanması süreçlerinde aksama yaşanması halinde, fiili değerler ile varsayılan değerler arasındaki farkın ciddi bir mali yüke dönüşeceğini vurgulayan TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, şunları söyledi: “Bu fark, güncel AB ETS fiyatlarıyla hesaplandığında karbon maliyetini bir ton klinker için yaklaşık 20 Avrodan 80 Avroya çıkarıyor. Ortaya çıkan tutar, AB’ye ihraç edilen ürünlerin ortalama birim fiyatını dahi aşarak ihracatın ekonomik sürdürülebilirliğini doğrudan tehdit ediyor. SKDM bu haliyle uygulanırsa, oluşacak ek maliyetin önemli bir kısmı nihai ürün fiyatlarına yansıyacak ve sonuçta AB’deki tüketicileri de etkileyecektir. Bu nedenle, doğrulayıcı kapasitesinin zamanında devreye alınması ve varsayılan değerlerin gerçekçi şekilde güncellenmesi kritik önem taşıyor. Bu durum, Gümrük Birliği’nin temel prensipleriyle de tam uyumlu olmayan bir sonuç doğurabilir.” Öte yandan Bozay, uygulamada netleştirilmesi gereken bazı teknik konulara da dikkat çekti: “Çimento sektörümüz yenilenebilir elektrik kullanımını artırmaya odaklanıyor. Ancak düşük-orta ölçekli bir çimento fabrikasının öz tüketimini tamamen yenilenebilir enerjiden karşılayabilmesi için yaklaşık 50–70 MW büyüklüğünde bir güneş santrali kapasitesine ihtiyaç duyuluyor. Bu büyüklükte bir yatırımın fabrika sahası içinde veya hemen yakınında yapılması ve doğrudan bağlanması çoğu zaman teknik olarak mümkün olmuyor. Bu nedenle üreticiler yenilenebilir enerji yatırımlarını farklı lokasyonlarda gerçekleştirmek durumunda kalıyor. SKDM kapsamında, bu yatırımların ve beyan edilen fiili üretim verilerinin dolaylı emisyon hesaplamalarında tanınmasını sağlayacak net kurallara ihtiyaç var. Ayrıca nihai ürünün çimento olması durumunda gömülü emisyon metodolojisi, elektrik emisyon katsayıları ve bedelsiz tahsisat ayarlamaları gibi alanlarda mevzuatta belirsizlikler bulunuyor.” Bozay, SKDM’nin çevresel hedefleri korunurken adil rekabet koşullarının sağlanabilmesi için çözüm önerilerini ise şöyle dile getirdi: “Sektörümüzün önceliği, SKDM kapsamında emisyon raporlarının titizlikle hazırlanması ve doğrulanmasıdır. Ancak özellikle ilk yıllarda doğrulama süreçlerinde gecikmeler yaşanması ve doğrulayıcı kapasitesinin yetersiz kalması ihtimali bulunmaktadır. Saha ziyaretleri ve ilk doğrulama işlemleri beklenenden uzun sürebilir. Bu durumda, fiili emisyon performansını yansıtmayan varsayılan değerlerin uygulanması, düşük karbon yoğunluğuna sahip üreticileri orantısız biçimde negatif yönde etkileyebilir. Türkiye’nin 2015 yılından bu yana AB’ye benzer bir İzleme, Raporlama ve Doğrulama (İRD) sistemine sahip olması, gerçek veriler üzerinden değerlendirme yapılabilmesi açısından hem ihracatçılar hem de ithalatçılar için önemli bir güvence sunmaktadır. SKDM’nin fiili bir ticaret engeline dönüşmemesi için, ‘Diğer Ülkeler’ başlığı altındaki genel varsayılan değerler yerine, AB ile uyumlu İRD sistemi verilerine dayalı ulusal değerlerin kullanılmasına imkân tanınması önem taşımaktadır. Doğrulama altyapısı tam işler hale gelene kadar fiili emisyon verilerinin esas alınması ve orantısız mali yüklerin önlenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, düşük karbonlu üretim ile en yüksek karbonu üreteni ayırt edemeyen bir sistem olarak SKDM’nin düşük karbonlu üretimi destekleme amacı sadece tarife dışı teknik engel olmaktan öteye geçemeyecektir. Bu itibarla, uygulamada netleşmeyen SKDM kapsamında akredite kuruluşların nihai listesi gibi akreditasyona dair süreçlerde AB’nin iç mevzuatındaki ikincil düzenlemelerin ve teknik konuların da en kısa sürede açıklığa kavuşturulması büyük önem arz etmektedir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nippon Paint – Betek'te Üst Düzey Atama Haber

Nippon Paint – Betek'te Üst Düzey Atama

Şirket bünyesinde Finans Direktörü olarak görev yapan Dilek Özdemir, Şubat 2026 itibarıyla Mali İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CFO) olarak atandı. Bu atamayla birlikte şirketin C-level yönetim kadrosunda kadın-erkek temsili eşitlenmiş oldu. Türkiye boya sektörünün öncü ismi Nippon Paint- Betek, finansal yönetimini deneyimli bir isme emanet etti. Şirket bünyesinde Finans Direktörlüğü görevini başarıyla yürüten Dilek Özdemir, 20 yılı aşkın tecrübesi ve stratejik yönetim vizyonuyla, Şubat 2026 itibarıyla Nippon Paint – Betek’in yeni Mali İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CFO) oldu. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olan ve profesyonel kariyerine uluslararası denetim ve danışmanlık sektöründe adım atan Özdemir, 20 yılı aşkın deneyimi boyunca raporlama, finansal kontrol ve stratejik bütçe yönetimi gibi kritik alanlarda uzmanlaştı. Finansal yönetim ve sürdürülebilir büyüme odaklı yaklaşımıyla tanınan Dilek Özdemir, yeni dönemde Nippon Paint – Betek’in finansal stratejilerinin yönetiminde ve şirketin gelecek hedeflerinde kilit rol oynayacak. Özdemir, bu yeni göreviyle aynı zamanda şirketin yönetim ekibinde yer alan güçlü kadın liderlerden biri olarak sorumluluk üstlenecek. Yönetimde Kadın Gücü ve Temsilde Eşitlik Pazarlama ve İnsan Kaynakları fonksiyonlarının ardından Mali İşler liderliğine de bir kadın yöneticinin atanmasıyla birlikte, şirketin üst yönetimindeki kadın ve erkek sayısı eşitlendi. Yönetim kademesindeki bu denge, Nippon Paint – Betek’in toplumsal cinsiyet eşitliği ve fırsat eşitliği konusundaki kararlı ve vizyoner yaklaşımını bir kez daha ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hise Global MIPIM 2026’da sürdürülebilir ve teknoloji odaklı projelerini anlatacak Haber

Hise Global MIPIM 2026’da sürdürülebilir ve teknoloji odaklı projelerini anlatacak

Türkiye’nin önde gelen proje yönetim ve teknik müşavirlik firmalarından Hise Global, dünya gayrimenkul sektörünün en prestijli etkinliklerinden biri olan Uluslararası Gayrimenkul Fuarı MIPIM 2026’daki yerini almaya hazırlanıyor. Bu yıl “Global Urban Festival” yaklaşımıyla 9–13 Mart 2026 tarihlerinde Fransa’nın Cannes şehrinde gerçekleşecek olan fuar, yatırımcıları, şehir yöneticilerini, geliştiricileri, mimarları ve teknoloji liderlerini aynı platformda buluşturacak. Her yıl 90’dan fazla ülkeden on binlerce profesyonelin katıldığı organizasyonda, dünyanın dört bir yanından projeler ve şirketler uluslararası yatırımcılarla buluşurken, Hise Global bu yıl da Türkiye’yi temsil edecek. Home Inspection modeli MIPIM’de uluslararası paydaşlara tanıtılacak Hise Global’in fuarda öne çıkaracağı başlıklardan biri de konut alıcılarına yönelik geliştirilen Home Inspection hizmeti olacak. Teknik müşavirlik disiplinini yalnızca büyük ölçekli projelerde değil, bireysel gayrimenkul yatırımlarında da yaygınlaştırmayı hedefleyen Hise Global, bu model kapsamında konutların mevcut durumlarını teknik ve görsel raporlarla kayıt altına alıyor. Bu yaklaşımla hem olası üretim riskleri erken aşamada tespit ediliyor hem de yatırımcıların satın aldıkları gayrimenkulün taahhüt edilen kalite ve standartlara uygunluğu şeffaf biçimde değerlendiriliyor. Hise Global, MIPIM gibi uluslararası platformlarda bu hizmeti anlatarak konut tarafında da güven ve denetim odaklı bir model sunduklarının altını çiziyor. Kentsel gelişim, denetim ve gözetim hizmetleri odağa alınıyor İnşaat ve gayrimenkul sektöründe giderek daha kritik bir rol üstlenen kentsel gelişim ile teknik denetim ve gözetim başlıkları, bu yıl da MIPIM gündeminin merkezinde yer alıyor. Bu kapsamda Hise Global, Türkiye ve Avrupa’da yürüttüğü projelerden elde ettiği saha deneyimini ve teknik müşavirlik alanındaki uzmanlığını uluslararası yatırımcılar ve iş ortaklarıyla paylaşacak. Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz, MIPIM’in yalnızca bir fuar olmanın ötesinde, sektörde yeni iş birliklerinin ve stratejik ortaklıkların şekillendiği küresel bir buluşma noktası olduğunu vurguladı. Türkiye ve Avrupa’da tamamlanan projelerden edinilen teknik bilgi birikimini potansiyel yatırımcılarla buluşturmayı hedeflediklerini belirten Öz, teknik müşavirlik alanında sundukları proje yönetim, ikinci taraf gözetim, denetimve home inspection hizmetleriyle uluslararası pazarda ses getirmeyi amaçladıklarını ifade etti. Yapay zekâ uygulamaları, dijitalleşme ve veri temelli yönetim modelleri MIPIM 2026’nın öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz, fuar kapsamında gerçekleştirilecek konferans ve oturumlarda, gayrimenkul sektöründe teknolojinin planlama, tasarım ve işletme süreçlerine entegrasyonunun ele alınacağını; yatırım kararlarında ise verimlilik ve performans odaklı yaklaşımların masaya yatırılacağını belirtti. Öz, MIPI Fuarına dair değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “Fuarda gerçekleştirilecek konferans ve oturumlarda, gayrimenkul sektöründe teknolojinin planlama, tasarım ve işletme süreçlerine entegrasyonu ele alınırken, yatırım kararlarında verimlilik ve performans odaklı yaklaşımlar masaya yatırılacak. Hise Global olarak biz de teknoloji destekli denetim sistemleri ve dijital raporlama altyapılarımızla süreçleri nasıl daha izlenebilir ve etkin hâle getirdiğimizi katılımcılarla paylaşacağız. Öte yandan sürdürülebilirlik ve çevresel etki yönetimi de MIPIM 2026’nın temel gündem maddeleri arasında yer alıyor. Yeşil yatırımlar, enerji verimli yapılar ve uzun vadeli kentsel dirençlilik çözümleri uluslararası yatırımcıların öncelikli başlıkları arasında bulunurken, Hise Global olarak sürdürülebilir kentsel gelişim alanındaki uzmanlığımızı ve bu doğrultuda geliştirdiğimiz proje yönetim yaklaşımını küresel paydaşlarla buluşturmayı hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.