Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Raporlama

Kapsül Haber Ajansı - Raporlama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Raporlama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sosyal Etkiyi Bir Yönetim Disiplini Olarak Ele Alan Kurumlar Öne Çıkacak Haber

Sosyal Etkiyi Bir Yönetim Disiplini Olarak Ele Alan Kurumlar Öne Çıkacak

Günümüzün bilinçli tüketici, yatırımcı ve çalışanlarının kurumlardan müdahale ettikleri sorunu doğru tanımlamalarını ve yarattıkları değişimi somut verilerle kanıtlamalarını talep ettiği bir döneme geçildiğini vurgulayan Paksoy, önümüzdeki süreçte sosyal etkiyi bir yönetim disiplini olarak ele alıp ölçülebilir toplumsal dönüşüme odaklanan kurumların öne çıkacağını kaydetti. Bugüne kadar değişim odaklı programlarla 5,2 milyonun üzerinde bireyin hayatına doğrudan dokunan Benchmark Toplumsal Yatırım ve Sosyal Etki Yönetimi Ajans Başkanı Fadile Paksoy; küresel ölçekte derinleşen çevresel ve sosyal sorunların iş dünyasından beklenen sorumluluk alanını genişlettiğini belirtti. Bilinçli tüketici, çalışan ve yatırımcıların artık yalnızca sosyal projelere ayrılan bütçelerle yetinmediğini ifade eden Paksoy, toplumsal beklentilerdeki bu köklü dönüşümün geleneksel kurumsal sosyal sorumluluk modellerini yetersiz kıldığına dikkat çekti. İş dünyasının toplumsal yatırım çalışmalarında, tek seferlik projelerden uzun vadeli yatırımlara, erişim rakamlarından veriye dayalı ölçülebilir değişime ve çok paydaşlı iş birliği modellerine geçmesi gerektiğini vurgulayan Paksoy; önümüzdeki süreçte sosyal etkiyi bir yönetim disiplini olarak ele alarak toplumsal dönüşüme odaklanan kurumların öne çıkacağını söyledi. “İş Dünyası Sosyal Etkiyi Bir Raporlama Girdisi Olarak Görmemeli” Sosyal etkinin bir proje türü değil, stratejik bir karar mekanizması olduğunu vurgulayan Paksoy, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Sosyal etki; yapılan yatırımın kim için, nasıl ve ne ölçüde bir değişime dönüştüğünü gösteren bir yönetim disiplinidir. Burada temel mesele ‘ne yaptığımız’ değil, ‘neyi değiştirdiğimiz’dir. İş dünyası için sosyal etkiyi ölçmek sadece bir raporlama girdisi değildir; asıl değer, bu bilginin stratejik kararları beslemesi ve programı geliştirmesidir. Elde edilen veriyi doğru kararlar almak için kullanabildiğimizde etki ölçümü gerçek bir yönetim aracına dönüşür.” “İyi Niyet Beyanları Yetmiyor, Veriye Dayalı Somut Karşılık Bekleniyor” Şirketlerin toplumsal sorunlara dair iletişiminin arttığı bir dönemde, söylem ile sahadaki gerçeklik arasındaki farkın açılmasının ciddi bir güven kaybı yaratacağını belirten Paksoy, “social washing” tehlikesine de dikkat çekti: “İş dünyasının bu dönüşüm sürecindeki en büyük risklerinden biri ‘social washing’ şüphesidir. Günümüzün bilinçli tüketicileri ve yatırımcıları artık yalnızca iyi niyet beyanlarıyla yetinmiyor; bu sözlerin arkasındaki veriye dayalı somut karşılığı görmek istiyor. Şirketlerin sosyal sorumluluk çalışmaları yalnızca bir iletişim söylemi olarak kaldığında tüketicilerde karşılık bulmuyor. Yapılan yatırımın yarattığı toplumsal değişim uluslararası standartlarla ölçüldüğünde ve şeffaf biçimde ortaya konduğunda gerçek değerine kavuşuyor.” “Sosyal Etki Doğru Anlaşılmazsa Yalnızca İyi Anlatılmış Bir Hikâyeye Dönüşüyor” İş dünyasının toplumsal yatırımlarında önümüzdeki dönemin temel ayrımının daha fazla proje üretmek değil, yapılan yatırımın yarattığı değişimi anlamak olduğuna işaret eden Paksoy, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de çok sayıda sosyal sorumluluk projesi yürütülüyor. Ancak asıl farkı yaratan; bu çalışmaların toplumsal ihtiyacı ne kadar doğru tanımladığı, paydaşları sürece nasıl dahil ettiği ve insanların hayatında hangi kalıcı değişimi sağladığıdır. Artık faaliyetleri saymanın ötesine geçip değişimi anlamamız; ölçümü de yapılan işi kanıtlayan bir raporlama aracı olmaktan çıkarıp kararlarımızı geliştiren bir yönetim aracına dönüştürmemiz gerekiyor. Bu yaklaşım doğru anlaşılmadığı takdirde sosyal etki de özünü kaybederek yalnızca iyi anlatılmış bir hikâyeye dönüşme riski taşıyor.” “Sosyal Etki Projenin Sonunda Değil, Tasarım Aşamasında Başlıyor” Social Value International'ın (SVI) sosyal değer ilkelerinin; paydaşların yaşadığı değişimin anlaşılmasını, sonuçların şeffaf biçimde paylaşılmasını ve kuruluşların yalnızca kendi yarattıkları etkiyi sahiplenmesini temel aldığını hatırlatan Paksoy, benimsedikleri metodolojiyi ise şu sözlerle paylaştı: “Geleneksel yaklaşımda ölçüm, projenin sonunda hazırlanan bir “sonuç raporu” olarak görülüyordu. Oysa yeni nesil etki yönetiminde toplumsal ihtiyacın doğru belirlenmesi ve hedeflenen değişimin henüz tasarım aşamasında tanımlanması gerekiyor. Benchmark olarak programlarımızı Değişim Teorisi (Theory of Change) çerçevesinde kurguluyor; SROI (Sosyal Yatırım Getirisi) ve B4SI gibi küresel standartlar doğrultusunda izliyoruz. Bu yaklaşımla ölçümü, programın başarısını artıran dinamik bir yönetim aracına dönüştürüyoruz. Böylece etki; sabit bir sonuç olmaktan çıkıp, paydaş ihtiyaçlarına göre süreç içinde şekillenen yaşayan bir modele dönüşüyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zoho Analytics, Yapay Zekâ Ajanlarıyla  Veri Analizinde Yeni Bir Dönem Başlatıyor Haber

Zoho Analytics, Yapay Zekâ Ajanlarıyla  Veri Analizinde Yeni Bir Dönem Başlatıyor

Şirketlerin kendi iş süreçlerine, performans göstergelerine ve veri ilişkilerine uygun analizler gerçekleştirilmesini sağlayan yeni teknolojilerle genişletilen platforma, SAP, PayPal ve Adobe Commerce dahil 30'dan fazla yeni entegrasyon eklendi. Zoho Analytics, gelişmiş veri güvenliği ve yönetişim özellikleri sayesinde yapay zekâ ajanlarının faaliyetlerinin, veri erişimlerinin ve kullanım maliyetlerinin merkezi olarak izlenmesine de olanak tanıyor. Küresel teknoloji şirketi Zoho Corporation, iş zekâsı (Business Intelligence – BI) çözümü Zoho Analytics'e kazandırdığı yeni yapay zekâ özelliklerini duyurdu. Şirket, veri hazırlama, veri modelleri ve analizler oluşturma, sonuçları görselleştirme, kod yazma ve SQL sorguları oluşturma gibi farklı görevleri üstlenen altı özel yapay zekâ ajanıyla Zoho Analytics'i, yapay zekâ ajanlarının birlikte çalışabildiği yeni nesil bir veri analitiği platformuna dönüştürüyor. Yeni yapıda, Zoho'nun iş zekâsına yönelik yapay zekâ asistanı Ask Zia, farklı görevlerde uzmanlaşmış ajanların çalışmalarını koordine ediyor. Kullanıcılar, doğal dilde verdikleri komutlarla analiz süreçlerini başlatabiliyor. Ask Zia ise talebe uygun yapay zekâ ajanlarını belirleyerek elde edilen sonuçları bir araya getiriyor. Böylece işletmelerin karmaşık veri analizi süreçlerini daha kolay yönetebilmesi ve verilere dayalı karar alma süreçlerini hızlandırması hedefleniyor. Zoho Avrupa Genel Müdürü Sridhar Iyengar, veri analitiğinde yeni bir dönemin başlangıcında olduklarını belirterek şunları söyledi: "Veri analitiğinde bir sonraki büyük dönüşümün henüz başındayız. İş süreçlerinde yapay zekâ ajanlarının etkin biçimde kullanılabilmesi için güçlü bir veri altyapısı temel gereklilik. Ancak ajanların yalnızca verilere erişmesi yeterli değil; bu verileri doğru yorumlayabilmelerini sağlayacak güçlü bir bilgi ve anlamlandırma katmanına da ihtiyaç var. Zoho Analytics'e kazandırdığımız yenilikler tam olarak bu ihtiyaca yanıt veriyor. İşletmelerde kullanılan tüm yapay zekâ araçlarına gerekli iş bağlamını, ölçüm kriterlerini ve yönetişim mekanizmalarını sunan, açık ve geliştirilebilir, güvenilir bir altyapı oluşturuyoruz. Böylece kullanıcıların güvenebileceği sonuçlar elde edilmesini sağlıyoruz." Yapay zekâ analizleri şirketlerin iş süreçlerine göre şekillenecek Zoho Analytics'in öne çıkan yenilikleri arasında, işletmelerin verilerini kendi faaliyet alanları ve iş süreçleri doğrultusunda tanımlamalarını sağlayan semantik katman ve ontoloji modeli bulunuyor. Bu teknolojiler sayesinde şirketler, örneğin hangi işlemlerin gelir olarak kabul edileceğini, belirli performans göstergelerinin nasıl hesaplanacağını veya farklı veri kümeleri arasında nasıl bir ilişki kurulacağını tanımlayabiliyor. Yapay zekâ ajanları da analizlerini bu tanımlamalar üzerinden gerçekleştirerek her işletmenin kendine özgü iş yapısına uygun sonuçlar ve öneriler sunabiliyor. Doğrudan Zoho Analytics'e entegre edilen bu özelliklerin kullanımı için programlama bilgisine, ayrı bir veri platformuna veya bulut veri ambarına ihtiyaç duyulmuyor. İşletmeler farklı departmanları için kendi veri modellerini oluşturabiliyor. Ayrıca açık Apache Ossie standardı sayesinde bu modeller Zoho Analytics dışındaki uygulamalarda ve iş akışlarında da kullanılabiliyor. 30'dan fazla yeni entegrasyon ve gelişmiş yapay zekâ özellikleri Zoho Analytics, mevcut 500'ü aşkın entegrasyonuna 30'dan fazla yeni bağlantı seçeneği ekliyor. Zoho ERP, SAP, PayPal, Adobe Commerce, Twilio, Notion ve Intercom gibi uygulamalarla sağlanan entegrasyonlar, işletmelerin farklı kaynaklardaki verilerini tek bir analitik ortamda değerlendirmelerine olanak tanıyor. Platformun yapay zekâ asistanı Ask Zia, önceki görüşmelerin geçmişini koruyarak kullanıcıların her yeni sorguda işlemlere baştan başlaması ihtiyacını ortadan kaldırıyor. İşletmeler, Zoho'nun kendi dil modelini veya harici bir yapay zekâ modelini tercih edebiliyor. Ayrıca kendi yapay zekâ ajanlarını geliştirerek bu ajanların hangi görevleri bağımsız olarak gerçekleştirebileceğini belirleyebiliyor. Model Context Protocol (MCP) desteği sayesinde harici yapay zekâ uygulamaları da Zoho Analytics'in yeteneklerinden yararlanabiliyor. İşletmeler, geliştirdikleri özel yapay zekâ ajanlarını farklı uygulamalara ve müşteri portallarına entegre edebiliyor. Veri güvenliği, yönetişim ve maliyet kontrolü bir arada Zoho Analytics'in yeni özellikleri, yapay zekâ ajanlarının kullanımında veri güvenliği, şeffaflık ve maliyet kontrolüne de odaklanıyor. Merkezi veri kataloğu sayesinde işletmeler, verilerin hangi kaynaklardan geldiğini ve gerçekleştirilen analizlerde nasıl kullanıldığını takip edebiliyor. Güvenlik ve yönetişim araçları ise verilere erişim yetkilerinin düzenlenmesini ve yapay zekâ ajanlarının faaliyetlerinin izlenmesini sağlıyor. Sistem yöneticileri, yapay zekâ ajanlarını kimlerin kullandığını, hangi verilere erişildiğini, ne tür yanıtlar üretildiğini ve farklı ekiplerin kullanımından kaynaklanan maliyetleri görüntüleyebiliyor. Ayrıca yeni geliştirilen yapay zekâ ajanları ve analizler, gerçek iş ortamında kullanıma alınmadan önce test edilebiliyor. Gerektiğinde önceki sürümlere geri dönülebiliyor. Ajanların farklı uygulamalara entegre edilmesi durumunda da mevcut erişim yetkileri ve güvenlik politikaları korunuyor. Araştırma şirketi IDC'nin Analitik ve Yapay Zekâdan Sorumlu Araştırma Başkan Yardımcısı Megha Kumar, Zoho Analytics'in yeni özelliklerini şöyle değerlendirdi: "Zoho, bu güncellemeyle ölçeklenebilir ve etkin biçimde yönetilebilen yapay zekâ destekli analitik için gerekli birçok unsuru bir araya getiriyor. Platforma entegre semantik ve ontoloji katmanları, yönetişim ve izleme özellikleri ile yapay zekâ ajanlarının uygulamalara entegre edilerek veya MCP üzerinden bağımsız bir arayüze ihtiyaç duymadan kullanılabilmesi bu yaklaşımın önemli parçalarını oluşturuyor. Şirketin açıklık ve farklı sistemlerle birlikte çalışabilirlik konusundaki yaklaşımı, işletmelerin kendi iş bağlamlarına dayanan analizlerden daha fazla yararlanmasına katkı sağlayacaktır. 50'den fazla yeni özellik kullanıma sunuluyor Zoho Analytics'e eklenen 50'den fazla yeni özellik arasında farklı grafik türleri, özelleştirilebilir raporlar, tahminleme araçları ve gelişmiş veri yönetimi çözümleri bulunuyor. Platformun yapay zekâ faaliyetlerini izleme ve yeni uygulamaları devreye alma yetenekleri de genişletiliyor. Yeni Data Science Studio özelliği, Jupyter Notebook'ları ve PMML modellerini destekleyerek veri bilimi çalışmalarının platform üzerinden yürütülmesine olanak tanıyor. Zoho, ilerleyen dönemde analizlerin yalnızca mevcut verilere değil, iş verilerindeki değişimlere ve yapay zekâ ajanlarının gerçekleştirdiği işlemlerin sonuçlarına da dayanmasını hedefliyor. Uzun vadede ise Zoho Analytics'in, veri gölü ve veri ambarı özelliklerini birleştiren data lakehouse yeteneklerine sahip bütünleşik bir veri platformunun temelini oluşturması planlanıyor. Dünya genelinde 100 bin işletmenin günlük olarak kullandığı Zoho Analytics; bulut, şirket içi sunucu ve hibrit ortamlarda hizmet veriyor. Platformun bulut sürümüne yönelik güncellemeler kullanıma sunulurken, gelişmiş sayfa düzenine sahip raporlama, ontoloji katmanı ve semantik model özelliklerinin ön izleme sürümleri önümüzdeki dört ila sekiz hafta içerisinde dünya genelinde erişime açılacak. Şirket içi sunucularda kullanılan sürüme yönelik güncellemeler ise 2027'nin ilk çeyreğinde sunulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Miele Türkiye’nin Yeni Finans Direktörü Esra Umaçşan Oldu Haber

Miele Türkiye’nin Yeni Finans Direktörü Esra Umaçşan Oldu

Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun olan Esra Umaçşan, kariyeri boyunca uluslararası şirketlerde finansal planlama, bütçe yönetimi, finansal kontrol ve ticari finans alanlarında sorumluluklar üstlendi. Profesyonel hayatına 2006 yılında L’Oréal’de başlayan Umaçşan, 2009’da Bayer’e katıldı. Şirket bünyesinde farklı finans pozisyonlarında görev alarak bütçe ve tahmin süreçleri, finansal planlama ve kontrol ile iş performansının takibi alanlarında deneyim kazandı. Bayer’deki kariyeri boyunca Türkiye’nin yanı sıra İran ve Kuzey Afrika’yı kapsayan bölgesel sorumluluklar da üstlendi. 2017 yılında Reckitt Benckiser’da Satış Finansmanı Müdürü olarak görev aldı; satış finansmanı, bütçe yönetimi, ticari performans analizi ve kârlılık takibi alanlarında çalıştı. 2018 yılında GlaxoSmithKline Consumer Healthcare bünyesine katılan Umaçşan, Mart 2022’de Küresel Finansal Hizmetler Lideri olarak görev aldı. Şirketin Haleon çatısı altında devam eden yapılanmasında Türkiye ve Orta Doğu Afrika İrtibat Ofisi’nin finansal operasyonlarını yönetti; raporlama, muhasebe, vergi, hazine ve alacak-borç yönetimi süreçlerinden sorumlu oldu. İç kontrol raporlarının otomasyonu ve nakit akışının yönetimi alanlarında da çalışmalar yürüttü. Yeminli Yönetim Muhasebecisi (CMA) unvanına sahip olan Esra Umaçşan, Miele’de Avrasya Bölgesi Finans Direktörü olarak uluslararası finans deneyimini yeni görevine taşıyacak. Miele Türkiye Hakkında Türkiye’de 1999 yılından bu yana faaliyet gösteren Miele Türkiye, global marka değerlerini yerel tüketici beklentileri ve içgörüleriyle buluşturmaktadır. Miele Türkiye; ürünlerinin yanı sıra mağaza ve müşteri deneyimi, gastronomi ve marka deneyimleri ile satış sonrası hizmetler gibi farklı temas noktalarında tüketicileriyle uzun soluklu bir ilişki kurmayı hedeflemektedir. Özellikle mutfak kategorisindeki uzmanlığını güçlendirirken, Miele’nin premium marka dünyasını Türkiye’ye özgü iletişim ve deneyimlerle görünür kılmaya devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sinpaş Holding'den Sürdürülebilir Geleceğe Çok Sektörlü Yatırım Vizyonu Haber

Sinpaş Holding'den Sürdürülebilir Geleceğe Çok Sektörlü Yatırım Vizyonu

Türkiye'nin köklü yatırım gruplarından Sinpaş Holding, grup şirketlerinin farklı sektörlerde hayata geçirdiği çevresel yatırımları ve sürdürülebilirlik uygulamalarını uluslararası platforma taşıyacak. Yarım asrı aşan köklü geçmişiyle farklı sektörlerde yatırımlarını sürdüren Sinpaş Holding, sürdürülebilirlik yaklaşımını uluslararası standartlar ve ölçülebilir çevresel performans çalışmalarıyla destekliyor. Grup şirketleri bünyesinde Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS), Küresel Raporlama Girişimi (GRI) ve Karbon Saydamlık Projesi (CDP) gibi ulusal ve uluslararası çerçeveler doğrultusunda yürütülen çalışmalar; karbon ayak izi hesaplamaları, sera gazı emisyonlarının izlenmesi, iklim risklerinin değerlendirilmesi ve çevresel performansın şeffaf biçimde raporlanmasına odaklanıyor. Ahmet Çelik: “Farklı sektörlerdeki gücümüzü ortak bir sürdürülebilirlik vizyonunda buluşturuyoruz” Sinpaş GYO Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Çelik, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Sinpaş Holding olarak yarım asrı aşan birikimimizle farklı sektörlerde güçlü bir yatırım ekosistemi oluşturduk. Bu çeşitliliği yalnızca ekonomik büyüklüğümüzün değil, sürdürülebilir geleceğe katkı sunma kapasitemizin de önemli bir parçası olarak görüyoruz. Grup şirketlerimizle kaynakların verimli kullanımını, çevresel etkilerin azaltılmasını ve yenilikçi teknolojileri önceliklendiriyoruz. COP31'e katılımımızı da bu ortak vizyonu uluslararası platforma taşıma fırsatı olarak değerlendiriyoruz.” ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi gibi uluslararası standartların yanı sıra yaşam döngüsü analizi (LCA), çevresel ürün beyanı (EPD) ve su ayak izi ölçümleri de grup bünyesindeki uygulamalar arasında yer alıyor. Rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımları, atık ısı geri kazanımı, endüstriyel suyun yeniden kullanımı, yağmur suyu hasadı ve akıllı bina otomasyonları gibi uygulamalar ise sürdürülebilirliğin üretimden yatırıma, yapılaşmadan işletme süreçlerine kadar geniş bir alanda ele alınmasını sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gayrimenkul Değerlemede Veri ve Yapay Zekâyı Buluşturan Yerli Sistem Haber

Gayrimenkul Değerlemede Veri ve Yapay Zekâyı Buluşturan Yerli Sistem

ABD’de, UAD 3.6 kapsamında teknoloji destekli yeni raporlama yapısına zorunlu geçiş için 2 Kasım 2026 tarihi belirlenirken; ARGE Gayrimenkul Değerleme, Türkiye gayrimenkul değerleme sektörünün ihtiyaçları doğrultusunda dijital dönüşümü desteklemek amacıyla geliştirilen yapay zekâ destekli, yerli ve millî SADES altyapısını bir yılı aşkın süredir aktif olarak kullanıyor. Creative Solution tarafından geliştirilen yerli ve millî teknolojik altyapıyı operasyonlarına entegre eden ARGE Gayrimenkul Değerleme, veri toplama, analiz ve rapor kontrolü süreçlerini ileri teknoloji ve yapay zekâ çözümleriyle destekliyor. Sektörel uzmanlık ile teknolojiyi bir araya getiren SADES; değerleme süreçlerinde verinin daha etkin işlenmesine, analizlerin sistematik biçimde yürütülmesine ve rapor kontrol süreçlerinin daha hızlı, tutarlı ve güvenilir şekilde gerçekleştirilmesine katkı sağlıyor. ABD’de değerleme raporlarında yeni veri düzeni ABD’de Fannie Mae ve Freddie Mac tarafından yürütülen Uniform Appraisal Dataset (UAD) 3.6 çalışması, konut değerleme raporlarında kullanılan veri ve raporlama yapısını yeniliyor. İki kurumun yayımladığı bilgilere göre, ortak rapor iletim portalı UCDP’ye 2 Kasım 2026 ve sonrasında ilk kez sunulacak yeni değerleme raporlarında UAD 3.6 kullanımı zorunlu olacak. Yeni yapı, taşınmazın özelliklerine ve inceleme türüne göre şekillenen dinamik raporlamayı ve standart veri alanlarını esas alıyor. Çalışma kapsamında geliştirilen kontrol arayüzleri de rapor verilerini eksiksizlik, biçim ve veri türü geçerliliği ile makullük açısından inceliyor. “Sektörün ihtiyacını sahada gördük, yerli teknoloji geliştirilmesine öncülük ettik” Gayrimenkul değerleme sektöründe veri analizi ve rapor kontrolü ihtiyaçlarına teknolojiyle çözüm sunmak amacıyla SADES’in geliştirilmesine öncülük eden ARGE Gayrimenkul Değerleme Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ahmet Cem Gel, “SADES’in çıkış noktası, değerleme çalışmalarımızda doğrudan karşılaştığımız ihtiyaçlar oldu. Farklı kaynaklardan gelen bilgilerin birlikte analiz edilmesi, veri tutarlılığının sağlanması ve raporların daha sistematik biçimde kontrol edilmesi için mesleki deneyimimizi teknolojiyle buluşturduk. Creative Solution ile geliştirdiğimiz yerli ve millî yapay zekâ altyapısını operasyonlarımızda kullanmaya başladık. ABD’de UAD 3.6 kapsamında yeni raporlama yapısına zorunlu geçiş Kasım 2026’da gerçekleşecekken, biz Türkiye’de kendi sektörümüzün ihtiyaçlarına yönelik geliştirilmesine öncülük ettiğimiz SADES’ten 1,5 senedir yararlanıyoruz. ARGE Değerleme olarak, sahip olduğumuz saha deneyimi ve değerleme alanındaki uzmanlığımızla bu dijital dönüşüm sürecine aktif katkı sağlıyor; operasyonlarımızın tüm aşamalarında dijitalleşmeyi güçlendiriyoruz. Teknolojiyi süreçlerimize entegre ederek insan kaynaklı hata riskini azaltmayı, operasyonel verimliliği artırmayı ve raporlama süreçlerini daha hızlı, tutarlı ve güvenilir bir yapıya kavuşturmayı hedefliyoruz.” dedi. ARGE’nin değerleme deneyimi yerli teknolojiyle güçleniyor ARGE Gayrimenkul Değerleme’nin operasyonlarında yararlandığı Sayısal Akıllı Değerleme Süreç Yönetim Sistemi SADES; değer tahminleme, belge analizi, saha verisi yönetimi ve rapor kontrolü aşamalarını destekliyor. Creative Solution tarafından geliştirilen sistem, lokasyon ve emsal bilgilerinin analiz edilmesinden tapu, ruhsat ve imar belgelerinin incelenmesine kadar farklı süreçlerde uzmanlara yardımcı oluyor. Sahadan elde edilen bilgilerin dijital ortamda kayıt altına alınmasını ve raporlardaki eksiklikler ile uyumsuzlukların belirlenmesini destekliyor. ARGE, bu altyapıdan yararlanarak taşınmaza ilişkin belgeleri, saha bulgularını ve piyasa verilerini uzman değerlendirmesiyle birlikte ele alıyor. Kontrol gerektiren noktaların görünür hâle gelmesi, uzmanların ilgili belgeleri ve taşınmazın koşullarını daha ayrıntılı incelemesine yardımcı oluyor. “Uzman deneyimini verinin gücüyle buluşturuyoruz” Teknolojinin değerleme hizmetindeki rolüne değinen Dr. Ahmet Cem Gel, “Bir taşınmazın değerini belirlemek, farklı kaynaklardan gelen bilgileri o taşınmazın koşulları ve piyasa gerçekleriyle birlikte değerlendirmeyi gerektiriyor. SADES ile uzmanlarımızın bu süreçte kullanabileceği veri analizi ve kontrol olanaklarını güçlendiriyoruz. Sistem tarafından işaretlenen bir eksikliğin ya da uyumsuzluğun ne anlama geldiğini incelemek, ek bilgi ihtiyacını belirlemek ve bunun değerlemeye etkisini ortaya koymak uzmanlarımızın sorumluluğunda. Mesleki birikimimizi yerli teknolojiyle destekleyerek müşterilerimize sunduğumuz hizmetin hızını, tutarlılığını ve izlenebilirliğini geliştirmeye odaklanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

VakıfBank ve MEXT’ten sanayici ve ihracatçıların yeşil dönüşümüne liderlik edecek iş birliği  Haber

VakıfBank ve MEXT’ten sanayici ve ihracatçıların yeşil dönüşümüne liderlik edecek iş birliği 

Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı anlayışıyla Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına katkı sağlayan VakıfBank, MEXT Teknoloji Merkezi ile sanayici ve ihracatçıların dekarbonizasyon yolculuğunu destekleyecek stratejik bir iş birliğine imza attı. İş birliğinin temel amacı; sanayici ve ihracatçı firmaların SKDM uyum kapasitesini artırmak, dekarbonizasyon potansiyellerini görünür hale getirmek ve ortaya çıkan uygun yatırım ihtiyalarını finansman imkanlarıyla buluşturabilecek sürdürülebilir bir model oluşturmak olarak belirlendi. “Dönüşüme Değer” adıyla hayata geçirilen model kapsamında MEXT’in sanayi, teknoloji ve yeşil dönüşüm alanındaki yetkinliği ile VakıfBank’ın finansman gücü aynı müşteri yolculuğunda bir araya gelecek. İşletmelerin dekarbonizasyon ihtiyaçları belirlenerek enerji ve kaynak verimliliği, yenilenebilir enerji, elektrifikasyon, proses dönüşümü, temiz üretim teknolojileri ve döngüsel ekonomi gibi alanlarda şirkete özel yol haritaları hazırlanacak. Belirlenen yatırımlar VakıfBank’ın sürdürülebilir finansman çözümleri ve uygun uluslararası kaynaklarıyla desteklenirken yatırım sonrasında sağlanan emisyon azaltımı, enerji tasarrufu ve diğer dönüşüm çıktıları takip edilecek. MEXT, firmaların SKDM raporlama altyapısının geliştirilmesine, karbon ayak izi ve ilgili düzenlemeler konusunda eğitim ve kapasite geliştirmeye destek olurken; VakıfBank hedef müşteri kitlesinin belirlenmesi, uygun firmaların bilgilendirilmesi ve programa yönlendirilmesinde aktif rol üstlenecek. “Dönüşümün gerçekleşmesini sağlayacak ekosistemi birlikte kuruyoruz” VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yeşil dönüşüm artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; üretim gücünün, ihracat kapasitesinin ve uzun vadeli rekabetçiliğin ayrılmaz bir parçası. Sanayicimizin ve ihracatçımızın önündeki dönüşüm ihtiyacını, bir risk alanı olmanın ötesinde, yeni bir yatırım ve büyüme fırsatı olarak görüyoruz. Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı anlayışımızla yalnızca dönüşümü finanse eden değil, dönüşümün gerçekleşmesine katkı sağlayan banka olmayı hedefliyoruz. MEXT’in teknik yetkinliği ile VakıfBank’ın finansman gücünü buluşturduğumuz bu modelle müşterilerimizin ihtiyaçlarının belirlenmesinden yatırımın finansmanına, ortaya çıkan etkinin ölçülmesine kadar tüm süreçte yanlarında olacağız.” “Yeşil dönüşüm yolculuğunu uçtan uca destekleyen güçlü bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz” İş birliğie ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol “MEXT olarak; sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm ve yapay zekayı, Türk sanayisinin geleceğini şekillendirecek ve küresel rekabet gücünü artıracak stratejik öncelikler olarak görüyoruz. Sürdürülebilirlik odağında ise hedefimiz bu dönüşümü işletmelerimiz için yalnızca bir uyum unsuru olmaktan çıkararak, uygulanabilir fırsat alanına dönüştürmek. Bu dönüşümün kalıcı bir değer sağlayabilmesi için işletmelerin mevcut durumlarının doğru analiz edilmesi, dönüşüm ihtiyaçlarının belirlenmesi ve bu ihtiyaçların uygulanabilir yatırım planlarına dönüşmesi büyük önem taşıyor. MEXT’in sanayideki deneyimini ve dönüşüm yetkinliğini, VakıfBank’ın Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı ile bir araya getirerek, işletmelerin yeşil dönüşüm yolculuğunu uçtan uca destekleyen güçlü bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Bu stratejik iş birliğinin yalnızca işletmelerin dönüşümünü hızlandırmakla kalmayacağına; ülkemizin düşük karbonlu üretim kapasitesini geliştirerek daha verimli, dirençli ve uluslararası rekabette daha güçlü bir yapıya kavuşmasına da önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. İş birliği, “dönüşüm-finansman” modeli olarak kurgulandı VakıfBank ve MEXT arasında imzalanan stratejik iş birliği, tek seferlik bir finansman programından öte; sanayicinin dönüşüm ihtiyacının belirlenmesinden yatırımın gerçekleştirilmesine ve etkisinin ölçülmesine kadar uzanan sürekli bir “dönüşüm-finansman modeli” olarak kurgulandı. Modelin ilerleyen dönemde farklı sektör ve müşteri gruplarına genişletilerek Türkiye’nin düşük karbonlu üretim kapasitesine ve sürdürülebilir ihracat gücüne katkı sağlaması amaçlanıyor. Dönüşüme Değer Programı; “Ölç, Yol Haritasını Çıkar, Finanse Et, Etkiyi Ölç” olmak üzere dört aşamadan oluşuyor. Böylece işletmelerin yalnızca finansmana erişmesi değil, mevcut üretim süreçlerini analiz ederek ihtiyaçlarına uygun ve ölçülebilir bir dönüşüm yolculuğuna çıkması öngörülüyor. İş birliğinin somut göstergelerle de takip edilerek programa katılan ve süreci tamamlayan firma sayısından sektörel dağılıma, eğitim ve kapasite geliştirme sonuçlarından SKDM raporlama altyapısı kurulan firmalara, tespit edilen dekarbonizasyon yatırım temalarından finansman değerlendirmesine yönlendirilen yatırım alanlarına kadar etkisinin düzenli olarak ölçülmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Günde 1 Milyondan Fazla Dijital Bahsetme Analiz Ediliyor Haber

Günde 1 Milyondan Fazla Dijital Bahsetme Analiz Ediliyor

Markalar sosyal medya konuşmalarını, haberleri, forumları, kullanıcı yorumlarını, şikayetleri, rakip hareketlerini ve içerik performansını farklı ekranlardan izliyor. Parçalı veri yapısı, iletişim ekiplerinin gündemi bütün olarak görmesini ve kritik gelişmelere hızla yanıt vermesini zorlaştırıyor. BraindPower, bu kaynaklardan gelen verileri tek merkezde toplayıp yapay zekayla analiz ederek kurumlara güncel bir dijital görünüm ve karar desteği sunuyor. Platform; takip, analiz, içgörü, içerik planlama, yayın ve raporlama süreçlerini birbirine bağlı tek bir akışta yürütüyor. Duygu ve tutum değişimleri, yükselen konular, riskler ve fırsatlar anlaşılır çıktılara dönüştürülüyor. Karar vericiler ayrı raporlar arasında bağlantı kurmaya çalışmadan öncelikli gelişmeleri aynı görünüm üzerinden değerlendirebiliyor. Ölçek ve platform kapsamı BraindPower, günde 1 milyonun üzerinde dijital bahsetmeyi işliyor, 10'dan fazla platform ve kaynağı izliyor ve 7 gün 24 saat esasıyla gerçek zamanlı takip sağlarken platforma 100'den fazla marka ve ajans güveniyor. Platformun yapay zeka motoru; niyet, duygu, bağlam ve dil nüansını 50'den fazla dilde analiz ediyor. Platform için yüzde 99,9 çalışma süresi garantisi de veriliyor. BraindPower Genel Müdürü Refik Söylemez, dijital analizin üç temel soruya cevap vermesi gerektiğini düşündüğünü belirterek bu soruları şu şekilde ifade ediyor: "Markam hakkında ne konuşuluyor, insanlar bu konuda ne hissediyor ve bu konuşmalar nereye doğru gidiyor?" Dijital veriler bağlamıyla birlikte okunuyor Konuşulma hacmindeki artış tek başına olumlu ya da olumsuz bir sonuç göstermiyor. Artışın bir kampanyaya gösterilen ilgiden mi, tekrarlayan müşteri şikayetlerinden mi yoksa büyüyen bir krizden mi kaynaklandığı; duygu değişimi, kelime frekansı, gündem başlıkları ve kullanıcı davranışları birlikte incelendiğinde anlaşılıyor. BraindPower; sosyal dinleme, duygu ve tutum analizi, haber ve medya takibi, X analizi, YouTube analizi, şikayet analizi gibi işlevleri aynı yapıda sunuyor. Kurumlar konuşulma hacmini, duygu dağılımını, öne çıkan kavramları, etkili kullanıcıları ve algının zaman içindeki değişimini tek ekrandan takip edebiliyor. Kriz sinyalleri erken aşamada görünür oluyor Söylemez, iletişim krizlerinin çoğu zaman küçük işaretlerle başladığını ifade ediyor. Negatif yorumların artması, benzer şikayetlerin tekrarlanması, belirli kelimelerin öne çıkması ve yüksek etkileşimli kullanıcıların tartışmaya katılması riski büyütebiliyor. BraindPower'ın kriz alarm sistemi ani negatif yorum artışlarını, tekrar eden şikayetleri, hassas konu kümelerini ve gündem yoğunlaşmalarını erken aşamada görünür kılıyor. Sistem her olumsuz içeriği kriz olarak değerlendirmiyor. Tekil yorumlarla büyüyen örüntüleri ayırarak ekiplerin riski bağlamıyla incelemesine yardım ediyor. İletişim ekipleri konu yayılmadan değerlendirme yapabiliyor, yaklaşımını belirleyebiliyor ve müdahale zamanını güncel verilerle planlayabiliyor. İçgörüler planlama ve yayına aktarılıyor Platform, rakiplerin paylaşımlarını ve etkileşim performansını kullanıcı tepkileri, duygu dağılımı ve gündem bağlamıyla birlikte analiz ediyor. Kitle analizi ilgi alanlarını, konu yakınlıklarını, davranış eğilimlerini ve içerik tercihlerini ortaya koyuyor. Etkili kullanıcı ve coğrafi dağılım analizleri, konuşmayı yönlendiren hesapları ve etkileşimin yoğunlaştığı bölgeleri gösteriyor. Elde edilen içgörüler içerik planlama ve yayın yönetimine aktarılıyor. İçerik takvimi, gönderi zamanlama, çoklu platform yönetimi, yayın takibi ve performans ölçümü aynı akış içinde ilerliyor. Ekipler yayımlanan içeriğin sonucunu izleyerek sonraki planı güncel verilerle oluşturabiliyor. Veri toplama, ekran görüntüsü alma, dosya düzenleme ve rapor hazırlama gibi işler aynı sistemde toplandığında iletişim ekipleri değerlendirmeye daha fazla zaman ayırabiliyor. Sosyal medya yönetimi, sosyal dinleme, haber takibi, rakip analizi ve raporlama süreçlerinin birbirine bağlanması, yöneticiler ile iletişim ekiplerinin aynı güncel görünüm üzerinden çalışmasını sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kurumları Yapay Zekaya Taşıyacak Millî Platform Göreve Hazır Haber

Kurumları Yapay Zekaya Taşıyacak Millî Platform Göreve Hazır

Türk savunma sanayisinde yazılım tabanlı çözümler geliştiren HAVELSAN, yapay zeka odaklı ürünlerine bir yenisini ekledi. ORION, kurumların dağınık verilerini tek bir platformda bir araya getiren, veriyi güvenli biçimde yöneten, analiz ve raporlama süreçlerini hızlandıran ve yapay zeka çalışmalarına hazır hale getiren yerli ve ölçeklenebilir bir büyük veri yönetim platformu olarak tasarlandı. Platform, kurumların farklı sistemlerde bulunan büyük miktardaki verilerini tek bir platform üzerinden toplamasını, saklamasını, işlemesini ve analiz etmesini sağlıyor. Kurumların sahip olduğu hem yapılandırılmış hem de yapılandırılmamış veriyi daha erişilebilir, yönetilebilir, kullanılabilir ve üzerinde analiz yapılmasına hazır hale getirerek veriye dayalı karar alma süreçlerini etkin şekilde artırmayı hedefliyor. Açık kaynak bileşenler üzerine kurulan ORION, kurumların bütün büyük veri süreçlerini tek bir platformdan yönetmeyi amaçlıyor. Dağınık veriler ortaklaşıyor, süreçler hızlanıyor Kurumların veri kaynaklarında veri tabanları, kurumsal uygulamalar, belgeler, sensörler, güvenlik ekipmanları, üretim makinaları ve benzeri onlarca farklı dijital sistem üzerinden farklı format ve yapılarda sürekli olarak veri üretiliyor. Ancak bu veriler çoğu zaman birbirinden bağımsız ortamlarda tutulduğu için bütüncül biçimde kullanılamıyor, analiz ve raporlama süreçleri uzun sürebiliyor. ORION, farklı kaynaklarda bulunan bu verileri ortak bir yapı altında bir araya getirerek kurumların veriden daha hızlı ve etkili biçimde yararlanmasını sağlıyor. Platform, verinin yalnızca saklanmasına değil, kullanım için hazırlanmasına da odaklanıyor. Farklı kaynaklardan alınan veriler ORION üzerinde düzenlenebilir, işlenebilir, aranabilir ve analiz edilebilir hale getiriliyor. Böylece kullanıcılar ihtiyaç duydukları bilgiye daha kısa sürede ulaşabiliyor, raporlama, araştırma, analiz ve karar destek süreçlerini daha verimli biçimde yürütebiliyor. ORION, yüksek miktarda veri üreten veya farklı sistemlerdeki verilerini ortak bir yapıda yönetmek isteyen kamu kurumları ve özel sektör kuruluşları tarafından kullanılabilecek. Kamu, savunma, finans, enerji, telekomünikasyon, ulaşım, sağlık, sanayi ve araştırma gibi farklı alanlarda katkı sağlayacak platform, kurumların ihtiyaçlarına, veri hacmine ve kullanıcı sayısına göre ölçeklenebilecek şekilde yapılandırılabiliyor. Bu sayede yatayda ve dikeyde genişleme imkanı bulunuyor. Yurt dışı bağımlılığa karşı veri egemenliği ORION’un öne çıkan özelliklerinden birini kurumların mevcut sistemleriyle birlikte çalışabilmesi oluşturuyor. Platform, kurumların halihazırda kullandığı veri kaynakları ve uygulamalarla entegre edilerek mevcut yatırımların korunmasına yardımcı oluyor. Bu da platforma geçişi kolaylaştıran önemli bir etken olarak dikkati çekiyor. Platform, kurumların kendi veri merkezlerinde ve kapalı ağlarında çalıştırılabiliyor. Bu sayede verilerin kurum sınırları içinde tutulması, erişim yetkilerinin kontrol edilmesi ve kritik veriler üzerindeki kurumsal sahipliğin korunması destekleniyor. Büyük veri alanında benzer hizmetler sunan platformların (yaygın olanların neredeyse tamamı yabancı firmalardan oluşmaktadır) genel yaklaşımı, verileri kurumun kendi sunucu altyapısında değil, üçüncü parti bulut ortamlarında tutulmak şeklinde kendisini gösteriyor. Bu durum da veri egemenliğini riske atan bir sonuç olarak değerlendiriliyor. ORION "on-premises first/ önce kurum içi" yaklaşımıyla bu noktada farklılık sağlıyor. Yapay zeka çalışmalarına altyapı ORION, yapay zeka ve ileri analitik çalışmalarına temel oluşturuyor. Yapay zeka uygulamalarının sağlıklı sonuçlar üretebilmesi için verilerin düzenli, erişilebilir ve işlenebilir olması gerekiyor. Bu noktada verinin yapay zeka katmanına düzenlenmiş, doğru ve güncel akmasını sağlamak üzere ORION devreye giriyor. Açık kaynak teknolojilerden yararlanan ORION, bu teknolojileri kurumların ayrı ayrı yönetmek zorunda kalmayacağı bütünleşik bir platform altında ve kullanımı kolay bir şekilde sunuyor. Bu yaklaşım sayesinde kurumların belirli bir üreticiye bağımlılığının azaltılması, lisans maliyetlerinin düşürülmesi, ihtiyaçlara göre uyarlanabilen, sürdürülebilir ve esnek bir veri altyapısının oluşturulması hedefleniyor. Bu mimari, Kamuda Açık Kaynak Kodlu Yazılım Kullanımı Genelgesi'ni de destekliyor. İlk görevi Türkçe için olacak ORION, Türkçenin geçmişten bugüne tüm yazılı, sözlü ve görsel birikimini dijital ortama taşımak ve yapay zeka ile analiz etmek amacıyla Türk Dil Kurumu ile HAVELSAN arasında yürütülecek dijitalleşme projesinde de kullanılacak. Bu sayede Türk dilinin doğuşundan bu yana ortaya konan tüm metinler ve sözlü kaynaklar veri tabanına aktarılacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.