Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Reasürans

Kapsül Haber Ajansı - Reasürans haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Reasürans haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Uzay Ekonomisi Büyüyor, Sigortacılık Yeni Risklere Hazırlanıyor Haber

Uzay Ekonomisi Büyüyor, Sigortacılık Yeni Risklere Hazırlanıyor

IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO'su Murat Çiftçi, “Uzay artık yalnızca teknolojik bir yatırım alanı değil; finansal olarak da korunması gereken kritik bir ekonomi. Uzay ekonomisi büyüdükçe sigorta sektörü de bu büyümenin vazgeçilmez güvence mekanizmalarından biri oluyor” dedi. Son yıllarda devletlerin yanı sıra özel şirketlerin de uzay yatırımlarını hızlandırmasıyla birlikte, küresel uzay ekonomisinin önümüzdeki dönemde 1 trilyon doları aşacağı öngörülüyor. Haberleşme, navigasyon, savunma, meteoroloji, afet yönetimi ve veri hizmetleri gibi kritik alanlarda uzay tabanlı sistemlerin kullanımı giderek artarken, bu yatırımların korunması da stratejik bir konu başlığı haline geliyor. Bu kapsamda sigorta sektörü, uzay ekonomisinin görünmeyen ancak vazgeçilmez güvence mekanizmalarından biri olarak öne çıkıyor. Uzay görevlerinin yalnızca bir fırlatmadan ibaret olmadığını belirten IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, “Bir uydu projesi; üretim, entegrasyon, taşıma, fırlatma, yörüngeye yerleşme, operasyonel ömür ve gelir üretimi gibi birçok aşamadan oluşuyor. Bu nedenle uzay görevleri pre-launch, launch ve in-orbit olmak üzere farklı aşamalarda sigortalanıyor. Ayrıca üçüncü şahıs sorumluluk, gelir kaybı, siber riskler ve görev iptali gibi ek teminatlar da gündeme gelebiliyor. Burada temel mesele yalnızca poliçe düzenlemek değil; mühendislik, hukuk, jeopolitik risk, finansman ve operasyonel sürekliliği birlikte değerlendirebilmek” dedi. Anti-uydu sistemleri ve siber saldırılar yeni risk başlıkları oluşturuyor Uzayın artık ekonomik olduğu kadar jeopolitik bir alan haline geldiğini belirten Murat Çiftçi, “Haberleşme, navigasyon, istihbarat, savunma ve afet yönetimi gibi kritik fonksiyonların uzay varlıklarına bağlı hale gelmesi, bu sistemleri stratejik hedef konumuna getiriyor. Anti-uydu sistemleri, sinyal bozma faaliyetleri, siber saldırılar, yörünge manevraları ve uzay enkazı oluşturabilecek askeri testler sigorta piyasasının dikkatle takip ettiği riskler arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı. Murat Çiftçi, "Bugün bir uyduyu sigortalamak, artık yalnızca teknolojiyi değil; jeopolitiği, siber güvenliği ve küresel ticaretin sürekliliğini de sigortalamak anlamına geliyor" dedi. Bu gelişmelerin sigorta sektöründe yeni bir dönemi başlattığını vurgulayan Murat Çiftçi, “Risk modellemesi giderek zorlaşıyor. Çünkü teknik arıza risklerinin yanına politik şiddet, savaş, yaptırım, devlet müdahalesi ve kasıtlı saldırılar gibi daha karmaşık başlıklar ekleniyor. Bu nedenle sigortacılar artık yalnızca uydunun teknolojik güvenilirliğine değil; operatörün risk yönetimi kapasitesine, görev planına, çarpışma önleme kabiliyetine, siber güvenlik altyapısına ve acil durum prosedürlerine de bakıyor. Asıl değişim sadece primlerde değil, teminat disiplininde yaşanıyor” dedi. Ay görevleri ve uzay turizmi, yeni sigorta ürünleri doğuracak Önümüzdeki dönemde uzay ekonomisinin yeni alanlara genişleyeceğini belirten Murat Çiftçi, “Ay görevleri, ticari uzay istasyonları, uzay lojistiği, yörüngede servis hizmetleri, yakıt ikmali, uydu tamiri, uzay turizmi ve gelecekte uzay madenciliği gibi faaliyetler sigorta sektörünün ürün mimarisini yeniden şekillendirecek” dedi. Bu kapsamda görev iptali, fırlatma gecikmesi, yörüngede servis sorumluluğu, uzay istasyonu operasyonel sorumluluğu, mürettebat ve yolcu sorumluluğu, veri kaybı, gelir kaybı ve siber operasyon riskleri gibi daha özel teminatların gündeme geleceğini ifade eden Murat Çiftçi, “Ayrıca uzay enkazı yönetimi ve sürdürülebilir yörünge kullanımı da sigortalanabilirlik açısından kritik kriterler haline gelecek. Uzay sigortacılığında yeni dönemin ana kavramı ise görev bazlı risk yönetimi olacak. Sigortacılar yalnızca varlığı değil, görevin tüm yaşam döngüsünü değerlendirecek” diye konuştu. Türkiye’de uzay sigortacılığı stratejik önem kazanacak Türkiye’nin de son yıllarda uzay alanında önemli adımlar attığını belirten Murat Çiftçi, “Bugün Türkiye’de uzay sigortacılığı henüz çok niş bir alan gibi görülebilir. Ancak uydu teknolojileri, savunma sanayi, haberleşme, veri merkezi altyapıları, iklim gözlem sistemleri, tarım teknolojileri ve afet yönetimi gibi birçok sektör uzay tabanlı hizmetlerle daha fazla entegre oldukça, bu alandaki sigorta ihtiyacı da artacaktır. TÜRKSAT 6A gibi yerli haberleşme uydusu alanında elde edilen kazanımlar ve Milli Uzay Programı kapsamındaki hedefler de uzay sigortacılığını ülkemiz açısından da giderek daha stratejik hale getiriyor” değerlendirmesinde bulundu. “IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği olarak hedefimiz, yalnızca mevcut risklere çözüm üretmek değil; kurumlarımızı geleceğin risklerine bugünden hazırlamak” ifadelerini kullanan Murat Çiftçi, “UIB ve uluslararası brokerlik ağlarımız üzerinden küresel reasürans piyasalarındaki kapasiteyi, teknik uzmanlığı ve ürün gelişmelerini yakından takip ediyoruz. Türkiye’de bu alanda farkındalığın artması, doğru risk analizi yapılması ve uluslararası standartlarda sigorta çözümlerinin geliştirilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Uzay ekonomisi büyüdükçe, sigorta sektörü bu büyümenin görünmeyen ama vazgeçilmez güvence mekanizmalarından biri olacak. Çünkü uzay yatırımlarının sürdürülebilirliği, yalnızca teknolojik başarıya değil, bu teknolojinin finansal olarak korunabilir hale gelmesine de bağlı” diye de ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sigorta Sektörü İzmir’de Buluştu Haber

Sigorta Sektörü İzmir’de Buluştu

Üç gün sürecek organizasyonda sektörün güncel gelişmeleri ve geleceği masaya yatırılacak. Fuar ve zirvenin açılışını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir’in fuarcılık kimliğine dikkat çekerek, kentin uluslararası ticaret ve organizasyon geleneğiyle bu tür etkinliklere ev sahipliği yapmaktan gurur duyduklarını ifade etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ organizatörlüğünde düzenlenen Sigorta İzmir – 1. Sigorta Paydaşları İş Birliği Fuar ve Zirvesi kapılarını açtı. 46 katılımcının yer aldığı fuarda sigorta şirketleri, reasürans firmaları, acenteler, eksperler ve kamu temsilcileri, yeni iş birlikleri geliştirmek ve sektördeki güncel gelişmeleri değerlendirmek üzere Fuar İzmir’de bir araya geldi. 13 Haziran’a kadar sürecek fuar ve zirvenin açılışını gerçekleştiren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, organizasyonun sektör için önemli bir buluşma noktası olduğunu belirterek, “Çok değerli paydaşların bir araya geldiği bu güzel zirvenin yeni ufuklar açmasını ve iş birliklerine zemin oluşturmasını diliyorum. İzmir gerçekten bir fuarlar şehridir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün İzmir’e adeta verdiği bir görevdir. İzmir, uluslararası ticaretin güçlü olduğu, tarihten bu yana önemli bir liman, ticaret ve turizm kenti olarak öne çıkan bir şehirdir. Fuarcılık bu şehre yakışıyor, biz de bunun hakkını vermeye çalışıyoruz. Bu güzel fuar kompleksi Aziz Kocaoğlu başkanımız döneminde yapıldı ve fuarcılık sektörüne hizmet ediyor. Göreve geldiğimden bu yana geliştirmeye çalışıyoruz. Bu yılın başından itibaren 16 fuar düzenledik ve 900 binden fazla ziyaretçiyi ağırladık. Bu fuarda da üç bin metrekarelik alanda 46 katılımcı yer alıyor ve sekiz panel planlandı. Bu organizasyona ev sahipliği yapmaktan onur duyuyoruz. Fuarın İzmir’e kazandırılmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. “Önceliğimiz sektörün büyümesi” Sigortacılık sektörü hakkında kapsamlı bir değerlendirme yapan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkanı Davut Menteş, sektörün gelişimi ve yaygınlaşması için çalıştıklarını söyledi. Menteş, “Her şeyin başı finansal dayanıklılıktır. Sigorta şirketleri önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Gelinen noktada sermaye yeterlilik sorunu yaşayan şirket kalmamıştır. Önemli bir rehabilitasyon süreci yaşıyoruz. Fiyatlama ve kârlılık konusunda ise son dönemde sektörümüzü itham altında bırakacak şekilde yüksek kârlılık ve sigortasızlık iddiaları ortaya atılmıştır. Bizim görevimiz gerçeği ortaya koymaktır. Bir sektörde fiyatlamanın makul olup olmadığını gösteren en önemli göstergelerden biri karlılıktır. Şu an en önemli önceliğimiz sektörün büyümesidir” diye konuştu. “Tüm dünya zorlu koşullarla karşı karşıya” Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, İzmir’in ekonomik ve sektörel önemine dikkat çekti. Yorgancılar, “TOBB yönetiminde bu fuarın İzmir’de düzenlenmesi gündeme geldiğinde büyük memnuniyet duydum. Fuarın coşkusunu burada çok daha iyi görüyorum. Tüm dünya zorlu koşullarla karşı karşıya. Uluslararası hukuk giderek zayıflıyor, güçlü ekonomiler yalnızca kendi çıkarlarını gözeterek hareket ediyor. Ticaret politikaları adeta bir araç gibi kullanılıyor. Belirsizlik her geçen gün artıyor. Ülke olarak ayakta kalmak istiyorsak siyasi, askeri ve ekonomik açıdan güçlü olmak zorundayız. Savaşlar, iklim değişikliği, teknolojik gelişmeler ve dijital dönüşüm, sigorta korumasına olan ihtiyacı her geçen gün artırıyor” ifadelerini kullandı. Yorgancılar ayrıca sektörün çözüm bekleyen sorunlarına da dikkat çekti. Sigorta bilincinin yaygınlaştırılmasına vurgu İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, İzmir’in tarih boyunca ticaretin, girişimciliğin ve yeniliğin merkezi olduğunu belirterek, “İzmir bugün de çok önemli bir fuarın açılışına ev sahipliği yapıyor. Üretimden ihracata lojistikten tarıma ulaşımdan sanayiye kadar en dinamik faaliyetler kentimizde yer alıyor. İzmir risk yönetimi kültürünün geliştirilmesi ve sigorta bilincinin yaygınlaştırılması açısından son derece önemli konumda yer alıyor. Bu stratejik yaklaşımı çok kıymetli buluyorum. Sigortacılık sektörümüz tüm meslek gruplarımızın, iş dünyasında faaliyet gösteren tüm sektörlerin işlerini geliştirmesi için gereklidir. Bu fuarı istemekle çok haklıyız. Her fuar yeni ticaret fırsatları yaratır ama bazı fuarlar sektörün geleceğini de şekillendirir. Bu fuarın da tam böyle bir organizasyon olduğuna inanıyorum” ifadelerini kullandı. “Türk ekonomisinin kuruluş kodları olan İzmir’de bir arada olmaktan memnunuz” Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar da “İzmir, Türk ekonomisinin kuruluş kodları, Yerli Mallar Sergisi ile başlayan fuarlara sahip olan bir şehir. Bu şehirde sigorta paydaşlarıyla bir arada olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Türk sigorta sektörü son yıllarda sadece büyüyen değil mali yapısını güçlendiren bir gelişim sürecinde. Bugün geldiğimiz noktada sigorta sektörümüz geçmişe göre çok daha güçlü ve geleceğe daha güvenle bakabilen bir yapıya ulaşmıştır. Büyümenin sağlıklı şekilde devam edeceğine inanıyoruz. Büyümenin niteliğini de konuşuyoruz. Toplumun daha geniş kesimlerine ulaşabilen sigorta sektörü oluşturmayı hedefliyoruz” diye konuştu. “Riskler ve tehditler sigortacılığın önemini bir kez daha ortaya koydu” TOBB Sigorta Acenteleri İcra Komitesi Başkanı Levent Korkut ise “Bugün sigortacılık riskleri öngören, yöneten, ekonomik sürdürülebilirliği destekleyen, toplumsal dayanıklılığı artıran stratejik bir sektör haline gelmiştir. Dünyadaki riskler, tehditler, dönüşümler, savaşlar ve buna benzer gelişmeler sigortacılığın önemini bir kez daha ortaya koydu. Özellikle ülkemizin deprem gerçeği, afetler, ekonomik dalgalanmalar sigorta oranını artırmıştır” dedi. “Güçlü bir sektör, güçlü bir ülkenin ön şartı” TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi Başkanı Ahmet Nedim Erdem, sigortacılığın yalnızca teknik bir alan olmadığını vurgulayarak, sektörün toplumsal rolüne dikkat çekti. Erdem, “Sigortacılık sektöründe bizler çoğu zaman poliçe, prim ve teminatları konuşuyoruz ancak işin özüne bakıldığında sigortacılık, insanların yarınlara dair taşıdığı endişeleri azaltma sanatıdır. Sigorta, geleceğe duyulan güvenin kurumsal ifadesidir. Güçlü bir sigorta sektörü, güçlü bir ekonomi ve ülkenin ön koşullarından biridir” diye konuştu. Erdem ayrıca, ilk kez düzenlenen fuarın sektör açısından önemli bir buluşma noktası olduğunu da ifade etti. Deneyim alanları da yer alıyor Organizasyon kapsamında fuar alanında kurulacak deneyim alanlarında, ziyaretçiler, sektörün yenilikçi uygulamalarıyla buluşacak. Deprem farkındalığını artırmayı amaçlayan DASK Deprem Simülasyon Tırı ile Quick Sigorta’nın güvenli sürüş deneyimi sunan Q Truck uygulaması ziyaretçilere farklı deneyimler yaşatacak. Katılımcılar, ayrıca, organizasyon için kullanılacak dijital randevu sistemi sayesinde B2B görüşmeler gerçekleştirerek yeni iş bağlantıları kurma fırsatı yakalayacak. Sigorta İzmir - Sigorta Paydaşları İş Birliği Fuar ve Zirvesi’nin, sektör temsilcileri arasındaki iş birliğini güçlendirmesi, yeni ticari bağlantılar oluşturması ve sigortacılığın geleceğine ilişkin önemli değerlendirmelere ev sahipliği yapması hedefleniyor. Fuar kapsamında gerçekleştirilecek zirve programında sektörün önde gelen isimleri; dijitalleşme, risk yönetimi, hasar süreçleri, dağıtım kanalları, jeopolitik gelişmeler, müşteri deneyimi ve sigortacılığın geleceği gibi başlıklarda görüşlerini paylaşacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ organizatörlüğünde gerçekleştirilen fuarın etkinlik partnerliğini ise IUC Events üstleniyor. T.C. Ticaret Bakanlığı ile Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) himayesinde düzenlenen fuar; sektörün köklü kurumları tarafından destekleniyor. Organizasyona, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türkiye Sigorta Birliği (TSB), Sigorta Acenteleri İcra Komitesi (SAİK), Sigorta Eksperleri İcra Komitesi (SEİK), İzmir Ticaret Odası (İZTO) ve Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tam destek veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Değişikliği ve Çevresel Risklerin Yönetiminde Parametrik Sigortalar Öne Çıkacak Haber

İklim Değişikliği ve Çevresel Risklerin Yönetiminde Parametrik Sigortalar Öne Çıkacak

Parametrik sigortalar bu noktada öne çıkıyor. Bu modelde ödeme, klasik hasar tespit sürecinden bağımsız olarak, önceden belirlenen bir tetikleyici gerçekleştiğinde devreye giriyor. Örneğin belirli bir yağış seviyesi, sıcaklık eşiği, kuraklık endeksi veya rüzgâr hızı aşıldığında ödeme yapılabiliyor. Bu yapı, özellikle tarım, enerji, turizm, lojistik ve altyapı yatırımları için hızlı nakit akışı sağlayabilir” dedi. Türkiye 9-26 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek BM İklim Zirvesi COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, sürdürülebilirlik, iklim değişikliği ve çevresel sorumluluk alanında dünyada önemli gelişmelere de imza atılıyor. İklim değişikliği ve sürdürülebilirlik, kurumsal ve sosyal alanda artık kritik bir noktaya ulaşmış durumda. Araştırmalar da söz konusu risklerin çok ciddi bir boyuta ulaştığını gösteriyor. Swiss Re verilerine göre doğal afet kaynaklı sigortalı kayıplar 2024’te 137 milyar dolar oldu; 2025 için ise bu kayıpların 145 milyar dolara yaklaşabileceği öngörülüyor. Bu tablo, iklim riskinin artık istisnai değil, düzenli yönetilmesi gereken bir finansal risk olduğunu gösteriyor. Türkiye’de de Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile sürdürülebilirlik raporlamasının yasal zemine oturması, şirketleri iklim risklerini ölçmeye ve daha şeffaf yönetmeye yönlendiriyor. IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi’nin verdiği bilgiye göre; bu süreç sigorta talebini de dönüştürecek. Artık şirketler yalnızca varlıklarını değil; karbon hedeflerini, enerji verimliliği yatırımlarını, tedarik zincirlerini ve itibar risklerini de güvence altına almak isteyecek. Tarım, enerji, turizm ve altyapı yatırımlarında önemli Murat Çiftçi, “Türkiye’de sürdürülebilirlik odaklı sigortaların yaygınlaşmasını hızlandıracak en kritik başlık, risklerin daha görünür ve ölçülebilir hale gelmesi olacak. İklim kaynaklı afetler, enerji dönüşümü, karbon düzenlemeleri ve tedarik zinciri baskıları şirketlerin risk algısını değiştiriyor. İklim risklerinin artmasıyla birlikte üç ürün kategorisinin öne çıkacağını düşünüyoruz: parametrik sigortalar, iklim kaynaklı iş durması teminatları ve çevresel sorumluluk çözümleri. Parametrik sigortalar bu noktada öne çıkıyor. Bu modelde ödeme, klasik hasar tespit sürecinden bağımsız olarak, önceden belirlenen bir tetikleyici gerçekleştiğinde devreye giriyor. Örneğin belirli bir yağış seviyesi, sıcaklık eşiği, kuraklık endeksi veya rüzgâr hızı aşıldığında ödeme yapılabiliyor. Bu yapı, özellikle tarım, enerji, turizm, lojistik ve altyapı yatırımları için hızlı nakit akışı sağlayabilir” dedi. Şirketler de bütüncül çözümlere odaklanıyor Munich Re, 2024’te doğal afetlerin sigorta piyasası için ağır bir yıl olduğunu ve sigortalı kayıpların 140 milyar dolar seviyesine ulaştığını belirtiyor. Rapora göre hava olayları, özellikle fırtına, sel ve yangınlar hasarlarda belirleyici hale geldi. Kurumsal şirketlerin de artık sürdürülebilirliği yalnızca sosyal sorumluluk başlığı olarak görmediğini belirten Murat Çiftçi, “Bu konu finansmana erişim, yatırımcı ilişkileri, tedarik zinciri yönetimi ve marka itibarıyla doğrudan bağlantılı hale geldi. Bu nedenle sigorta talepleri de değişiyor. Şirketler artık yalnızca fabrika, makine, bina veya araçlarını sigortalamak istemiyor; enerji verimliliği yatırımlarını, yenilenebilir enerji projelerini, karbon azaltım hedeflerini, iklim kaynaklı iş kesintilerini ve çevresel sorumluluklarını da kapsayan daha bütüncül çözümler arıyor. IBS olarak bu dönüşüme klasik poliçe mantığıyla değil, risk danışmanlığı yaklaşımıyla yanıt veriyoruz. Önce şirketin faaliyet alanını, iklim hassasiyetini, tedarik zincirini, enerji kullanımını ve regülasyon yükümlülüklerini analiz ediyoruz. Ardından buna uygun sigorta ve reasürans kapasitesini yapılandırıyoruz” diye konuştu. Enerji verimliliğine yönelik ürünler öne çıkacak Murat Çiftçi, yeşil enerji, döngüsel ekonomi ve karbon nötr hedeflerine yönelik çözümler için de şunları söyledi: “Yeşil enerji yatırımları büyüdükçe güneş, rüzgâr, batarya depolama, hidrojen, biyokütle ve enerji verimliliği projelerine özel sigorta çözümleri daha fazla gündeme gelecek. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın güncel verilerine göre Türkiye’nin toplam elektrik kurulu gücü 2026 itibarıyla 125.000 MW seviyesini aşarken, bunun yaklaşık %62’si yenilenebilir kaynaklardan oluşuyor. Güneş ve rüzgâr enerjisinin toplam kurulu güç içindeki payı ise %33 seviyesinin üzerine çıkarak 40.000 MW’ı aşmış durumda. Yalnızca 2025 yılında devreye alınan yaklaşık 8.200 MW’lık yeni kapasite, bu dönüşümün hızını net biçimde ortaya koyuyor. Bu büyüme sigorta tarafında yeni bir uzmanlık alanı ve daha gelişmiş risk yönetimi yaklaşımını zorunlu hale getiriyor. Bu alanda öne çıkacak ürünler arasında yenilenebilir enerji santrali performans teminatları, üretim kaybı sigortaları, batarya yangın riskine özel çözümler, karbon kredisi risklerine yönelik teminatlar ve çevresel sorumluluk poliçeleri bulunuyor. Döngüsel ekonomi tarafında ise geri dönüşüm tesisleri, atık yönetimi, yeniden kullanım ve kaynak verimliliği projeleri için hem yangın hem çevresel sorumluluk hem de iş durması teminatlarının daha özel kurgulanması gerekecek.” İstisnai olaylar yaygın riskler olarak değerlendiriliyor İklim kaynaklı afetlerin maliyeti arttıkça reasürans piyasasının da daha seçici, daha veri odaklı ve daha disiplinli bir fiyatlama yaklaşımına geçtiğinin altını çizen Murat Çiftçi, “Eskiden bazı iklim olayları istisnai kabul edilebiliyordu. Bugün ise sel, dolu, fırtına, kuraklık ve yangın gibi riskler birçok bölgede düzenli hasar üreten başlıklar haline geldi. Swiss Re, doğal afet kaynaklı sigortalı kayıpların son yıllarda reel olarak yıllık %5–7 bandında büyüdüğünü belirtiyor. Bu, reasürörlerin risk seçimi, kapasite kullanımı ve fiyatlama disiplinini doğrudan etkiliyor. Bu değişim yeni ürünleri de şekillendiriyor. Reasürans kapasitesine erişmek isteyen şirketlerin artık daha iyi veri sunması, tesis bazlı risk analizlerini güçlendirmesi, önleyici tedbirlerini belgeleyebilmesi ve iklim senaryolarını daha net ortaya koyması gerekiyor. Sigorta piyasasında iyi risk ile zayıf risk arasındaki fiyat farkı daha belirgin hale gelecek” dedi. Elektrikli araç sigortalarında basitlik ve anlaşılırlık önemli Murat Çiftçi, bireysel tarafta sürdürülebilirlik temelli sigortalar yaygınlaşması için üç unsurun önemli olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: “Bunlar ürünün anlaşılır olması, fiyat avantajı sunması ve günlük hayatla doğrudan bağlantı kurması. Elektrikli araç sigortaları bu açıdan iyi bir örnek. Türkiye’de elektrikli otomobil satışları hızla büyüyor. ODMD’nin 2025 verilerine göre elektrikli otomobil satışları 166.665 adede ulaşarak otomobil pazarından %17,8 pay aldı. Bu büyüme yalnızca kasko ürünlerini değil; batarya teminatı, şarj ekipmanı, ev tipi şarj ünitesi, yolda enerji desteği ve ikinci el batarya değerleme gibi yeni ihtiyaçları da gündeme getiriyor. Benzer şekilde yeşil konut sigortaları, enerji verimli bina teminatları, güneş paneli sigortaları ve düşük karbonlu yaşamı teşvik eden ürünler de önümüzdeki dönemde daha fazla konuşulacak. Burada kritik nokta, sürdürülebilirlik kavramını karmaşık bir çerçeveden çıkarıp tüketicinin hayatına dokunan somut faydalara dönüştürmek.” Yapay zeka ile doğru ve önceden tahmin edilebilirliğe katkı “Sürdürülebilirlik sigortalarının geleceği veriyle şekillenecek” diyen Murat Çiftçi, şöyle devam etti: “Çünkü iklim riski artık geçmiş hasar verisine bakılarak tek başına fiyatlanabilecek bir risk değil. Geleceğe dönük iklim senaryoları, coğrafi konum, tesis yapısı, enerji kullanımı, tedarik zinciri ve operasyonel dayanıklılık birlikte analiz edilmeli. Yapay zekâ ve iklim modellemeleri burada sigorta sektörüne üç alanda katkı sağlayacak: Birincisi, riskin daha doğru ölçülmesi. İkincisi, kişiye veya kuruma özel fiyatlama yapılabilmesi. Üçüncüsü, hasar oluşmadan önce önleyici uyarı mekanizmalarının kurulması. Örneğin sel riski yüksek bir bölgede bulunan tesis için yalnızca poliçe fiyatı değil; drenaj altyapısı, erken uyarı sistemi, stok konumlandırması ve acil durum planı da değerlendirilmelidir. Bu yaklaşım, sigortayı pasif bir güvence olmaktan çıkarıp aktif bir dayanıklılık ve risk yönetimi aracına dönüştürür.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sigorta İzmir İçin Geri Sayım Haber

Sigorta İzmir İçin Geri Sayım

11-13 Haziran tarihlerinde Fuar İzmir’de düzenlenecek Sigorta İzmir - Sigorta Paydaşları İş Birliği Fuar ve Zirvesi, sigorta şirketlerinden eksperlere, acentelerden brokerlere, asistans firmalarından kamu kurumlarına kadar sektörün önde gelen temsilcilerini buluşturacak. Fuar, aynı zamanda İzmir’in sigortacılık tarihindeki öncü rolünü yeniden gündeme taşıyacak. Güçlü destek ve kurumsal iş birliği T.C. Ticaret Bakanlığı ile Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) himayesinde düzenlenen fuar; sektörün köklü kurumları tarafından destekleniyor. Organizasyona, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türkiye Sigorta Birliği (TSB), Sigorta Acenteleri İcra Komitesi (SAİK), Sigorta Eksperleri İcra Komitesi (SEİK), İzmir Ticaret Odası (İZTO) ve Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tam destek veriyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ organizasyonuyla gerçekleştirilecek fuarın, etkinlik partnerliğini ise IUC Events üstleniyor. Sektörün öncü kurum ve firmaları da organizasyonda katılımcı olarak yer alıyor. İzmir Sigorta Paydaşları İş Birliği Fuar ve Zirvesi, sigorta sektöründe faaliyet gösteren şirketlere görünürlüklerini artırma, yeni iş ortaklıkları geliştirme ve sektörün geleceğine yön veren trendleri yakından takip etme imkanı sunacak. Organizasyonda; sigorta şirketleri, acenteler, reasürans firmaları, insurtech girişimleri ve kamu temsilcileriyle doğrudan temas kurulabilecek, yeni ticari bağlantılar geliştirilebilecek. Sigortacılığın gelişiminde öncü kentlerden 11–13 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek Sigorta İzmir - Sigorta Paydaşları İş Birliği Fuar ve Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak İzmir, sigortacılık tarihindeki köklü geçmişiyle öne çıkıyor. Liman kenti kimliği ve güçlü uluslararası ticaret ağı sayesinde İzmir, Anadolu’da modern sigortacılığın geliştiği ilk merkezlerden biri olarak kabul ediliyor. Deniz ticareti ve taşımacılığın gelişimiyle birlikte sigortacılık alanında da önemli bir merkez haline gelen İzmir, tarih boyunca sektörün büyümesinde önemli rol üstlendi. Kent, Sigorta İzmir - Sigorta Paydaşları İş Birliği Fuar ve Zirvesi ile de sektörün geleceğine yön verecek önemli bir buluşmaya hazırlanıyor. Zirve sektörün geleceğine ışık tutacak Fuar kapsamında düzenlenecek zirve programlarında da sigortacılıkta dijital dönüşüm, afet ve risk yönetimi, sağlık sigortaları, mobilite çözümleri ve sektördeki yeni uygulamalar gibi başlıklar ele alınacak. Organizasyonun, yeni iş birliklerinin geliştirilmesine ve sektörel diyaloğun güçlenmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Millî Reasürans, Sigorta Sektörünü  Kıbrıs’ta Buluşturdu Haber

Millî Reasürans, Sigorta Sektörünü  Kıbrıs’ta Buluşturdu

Millî Reasürans’ın her yıl düzenlediği ve sektörün önemli buluşma noktalarından biri haline gelen Kıbrıs Semineri, bu yıl 13’üncü kez Girne’de gerçekleştirildi. Yaklaşık 40 farklı sigorta şirketinden 140’a yakın sektör temsilcisinin yer aldığı etkinlikte, sigortacılık sektörünün mevcut dinamikleri ve geleceğe yönelik beklentiler değerlendirildi. Millî Reasürans Genel Müdürü Fikret Utku Özdemir’in de katılım sağladığı etkinlikte, Millî Reasürans Genel Müdür Yardımcısı V. Kaan Acun’un açılış konuşmasının ardından Millî Reasürans Yurt İçi Trete Kabulleri Grup Müdürü Seda Orman Küçükçirkin Türkiye reasürans piyasası ve 2026 yenilemeleri konulu bir sunum gerçekleştirdi. Program, KKTC Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği Başkanı Börte Kağan Barlasoğlu’nun konuşmasıyla devam etti. PROF. DR. HAKAN KARA, EKONOMİ GÜNDEMİNİ DEĞERLENDİRDİ Seminerin ana konuşmacısı olan TCMB Eski Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, gerçekleştirdiği sunumda dünya ve Türkiye ekonomisindeki güncel gelişmeleri kapsamlı bir çerçevede ele aldı. Küresel ekonomik görünüm, enflasyon dinamikleri, para politikaları ve büyüme beklentilerine değinen Kara, sunumda ayrıca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisine ilişkin güncel görünüm ve öngörülerini de paylaştı. Sunum, sektör temsilcilerinin katıldığı soru-cevap bölümüyle sona erdi. UZUN SOLUKLU İŞBİRLİĞİ GÜÇLENDİRİLDİ Seminer kapsamında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sigorta sektörü ile uzun yıllara dayanan işbirlikleri bir kez daha pekiştirilirken, önümüzdeki döneme ilişkin fırsatlar da ele alındı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yurtdışı Yatırımlarda Yeni Dönem! Haber

Yurtdışı Yatırımlarda Yeni Dönem!

IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi de yatırımcıların önceki dönemlerde daha çok pazar büyüklüğü, işgücü maliyeti ve regülasyona bakarken; bugün yaptırım riski, ticaret korumacılığı, ödeme-transfer kısıtları, enerji arz güvenliği, lojistik koridorlar ve siyasi istikrarın da aynı masada değerlendirildiğine dikkat çekti. Kırılganlığın artık sadece savaş bölgeleriyle sınırlı olmadığını belirten Murat Çiftçi, “Doğu Avrupa, Orta Doğu, Kızıldeniz-Hürmüz hattı, bazı Afrika ülkeleri ve ABD-Çin eksenindeki tedarik zincirlerine bağlı Asya coğrafyası yatırımcılar açısından daha hassas görülüyor. Dünya Ekonomik Forumu da 2025-2026 risk raporlarında özellikle Ukrayna, Orta Doğu ve Sudan gibi bölgelerde jeopolitik kırılganlığın yüksek seyrettiğine dikkat çekiyor” ifadelerini kullandı. Dolaylı etkiler de teminat tasarımının merkezine taşınıyor Klasik poliçelerin artık tek başına yeterli görülmediğine dikkat çeken Murat Çiftçi, “Piyasada artık siyasi risk, politik şiddet, savaş riski, tedarik zinciri kırılması, iş kesintisi (Contingent business interruption), ticaretin aksaması ve kesintiye uğraması (trade disruption) ve kredi riskine yakın çalışan hibrit yapılar daha fazla öne çıkıyor. Özellikle çok uluslu şirketlerde, bir ülkedeki politik olayın başka bir ülkedeki üretimi veya teslimatı etkilemesi daha görünür hale geldiği için, sigorta da bu zincirleme etkiyi karşılamaya dönük şekilde gelişiyor. Lloyd’s ve uluslararası broker raporları, jeopolitik çatışmaların yalnızca doğrudan fiziksel hasarı değil, tedarik ve operasyon sürekliliği üzerindeki dolaylı etkileri de teminat tasarımının merkezine taşıdığını gösteriyor” dedi. Siyasi risk sigortası kapsamındaki temel başlıklar Murat Çiftçi, siyasi risk sigortasının özellikle yabancı bir ülkede uzun vadeli sermaye bağlanan, kamu otoritesiyle ilişki içeren, lisans/izin bağımlılığı bulunan ya da gelir akışı devlet kararlarından etkilenebilen yatırımlarda kritik hale geldiğini belirterek “Enerji, altyapı, lojistik, finans, telekom ve büyük üretim yatırımları bu açıdan öne çıkıyor. Kapsam tarafında en temel başlıklar; kamulaştırma, sözleşme ihlali, savaş ve iç karışıklık, transfer kısıtı ve yerel paranın dövize çevrilememesi gibi riskler. Dünya Bankası Grubu’na bağlı Çok Taraflı Yatırım Garanti Ajansı (MIGA) da siyasi risk sigortasını tam olarak bu eksende tanımlıyor ve başlıca teminatları transfer döviz transfer kısıtları ve yerel paranın dövize çevrilememesi, kamulaştırma, savaş ve iç karışıklık ile sözleşme ihlali riskleri olarak sıralıyor” diye konuştu. Reasürans, daha seçici, veri odaklı ve şartlı davranıyor Murat Çiftçi’nin verdiği bilgiye göre; reasürans tarafında tablo tamamen “iştah kaybı” şeklinde değil; daha seçici, daha veri odaklı ve daha şartlı bir iştah olarak görülüyor. Yani kapasite bazı alanlarda hâlâ güçlü, ancak fiyatlama, muafiyet, alt limit, özel kloz ve bölge bazlı istisna yönetimi çok daha hassas hale geldi. Murat Çiftçi şöyle devam etti: “Özellikle siyasi şiddet, savaş, kritik altyapı, deniz ticareti ve enerji nakil hatlarına bağlı risklerde underwriting daha ayrıntılı yapılıyor. Buna karşılık bazı specialty alanlarında ve iyi yapılandırılmış programlarda kapasitenin devam ettiğini de görüyoruz. 2025-2026 piyasa raporları, genel olarak sermayenin güçlü kaldığını ancak jeopolitik belirsizlik nedeniyle reasürörlerin risk seçimini daha disiplinli yürüttüğünü gösteriyor.” Yatırım kararında ülke gündemi tek başına belirleyici değil “Artık yatırım kararı verilirken sadece ülkenin bugünkü görünümüne değil, şoklara ne kadar dayanıklı olduğuna bakılıyor” diyen Murat Çiftçi, şunları söyledi: “Öncelikli parametreler arasında ülke riski, yaptırım olasılığı, yerel hukuk sistemi, sözleşme uygulanabilirliği, döviz transferi serbestisi, tedarik zinciri yoğunlaşması, enerji arz güvenliği, kritik altyapı dayanıklılığı, siber güvenlik, yerel ortak profili ve siyasi geçiş riskleri bulunuyor. Sektöre göre ağırlık değişiyor: enerjide kaynak ve iletim güvenliği, altyapıda kamu otoritesiyle sözleşme ilişkisi, teknolojide veri-egemenliği ve ihracat kısıtları daha belirleyici hale geliyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) da enerji güvenliğinin artık jeopolitik riskler, siber saldırılar, tedarik zinciri aksaklıkları ve aşırı hava olaylarıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurguluyor.” Uluslararası alanda en çok tercih edilen stratejiler Murat Çiftçi, uluslararası sigorta piyasalarında jeopolitik risklere karşı en çok tercih edilen koruma stratejileri de şu şekilde sıraladı: “En çok tercih edilen strateji, tek bir poliçeye yüklenmek yerine katmanlı koruma yapısı kurmak. Bunun içinde siyasi risk sigortası, politik şiddet/terör, savaş riski, contingent business interruption, trade credit, marine war ve gerektiğinde sözleşme kırılması veya alıcı tarafın ödeme yapamama riskini kapsayan çözümler yer alabiliyor. Şirketler ayrıca programlarını bölge bazlı ayırıyor, kritik tedarikçilere bağlı etkilenme düzeyini haritalıyor ve poliçelerin hasar tetikleyicilerini senaryo bazlı test ediyor. Piyasadaki eğilim, korumayı “hasar sonrası ödeme” mantığından çıkarıp bilanço dayanıklılığı ve iş sürekliliği mantığına taşımak yönünde. Lloyd’s raporları da bu senaryo-temelli yaklaşımın giderek standartlaştığını gösteriyor.” Jeopolitik riskte sigorta tek çözüm olmayacaktır Şirketlerin, jeopolitik riskleri yönetmek için sigorta dışında kullandıkları önleyici mekanizmalar ile ilgili bilgi veren Murat Çiftçi, “Burada en etkili yaklaşım, sigortayı tek çözüm olarak görmemek. Şirketlerin, ticaret belirsizliği ve jeopolitik kırılganlıklara karşı sigorta çözümleri ile eş zamanlı olarak tedarik zincirlerini çeşitlendirmesi, yedekleme plan oluşturması ve operasyonel esneklikleri artırması da gerekiyor. Şirketler öncelikle hukuki yapıyı güçlendirmeli, yatırım aracını doğru ülkede ve doğru sözleşme mimarisiyle kurmalı, uluslararası tahkim güvencelerini değerlendirmeli, yerel ortak seçiminde titiz davranmalı. Tek ülke, tek tedarikçi, tek rota bağımlılığı azaltılmalı. Paydaş haritalaması, kriz senaryosu çalışmaları, alternatif tedarik rotaları, yerel regülasyon takibi ve güçlü uyum mekanizmaları yapılmalı” dedi. 2026 ve sonrası için öngörülen jeopolitik trendler Murat Çiftçi, 2026 ve sonrası için öngörülen jeopolitik trendlerin, sigorta sektörüne etkilerine yönelik, “2026 ve sonrasında sigorta ürünleri daha modüler, daha parametrik ve daha senaryo odaklı hale gelecek. Çünkü önümüzdeki dönemde enerji koridorları üzerindeki baskı, ticaret bloklaşması, kritik mineraller ve teknoloji tedariki üzerindeki rekabet, siber tehditler ve iklim-jeopolitik etkileşimi birlikte çalışacak gibi görünüyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 raporu da jeopolitik şoklar, teknoloji kırılmaları ve iklim istikrarsızlığının birlikte hareket ettiği daha kompleks bir risk evrenine işaret ediyor. Sigorta sektörü de daha esnek, veriyle desteklenen ve sektör-ülke bazında özelleştirilmiş çözümlere yöneliyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

IBS’de Önemli Atama Haber

IBS’de Önemli Atama

Türkiye’de sigorta ve reasürans brokerliği alanında güçlü konumunu sürdüren IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği, üst düzey yönetim yapısını daha da güçlendirerek Meliha Bora Özkan’ı İnsan ve Kültürden Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak bünyesine kattı. Meliha Bora Özkan, lisans eğitimini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde tamamlamıştır. Halen Organizasyonel Psikoloji üzerine eğitimine devam etmektedir. Stratejik insan kaynakları, organizasyonel gelişim, değişim yönetimi ve kültür dönüşümü, çalışan deneyimi alanlarında 17 yıllık deneyime sahip olan Özkan; kariyeri boyunca yurt içi ve yurt dışında farklı sektörlerde üstlendiği değişim ve büyüme odaklı liderlik rolleri ile değişim yönetimi, kurum kültürü, yetenek yönetimi ve stratejik insan kaynakları uygulamalarında güçlü bir uzmanlık geliştirmiştir. Kariyeri boyunca TAV Havalimanları, Duman Yönetim Danışmanlığı ve STFA Holding, İBB gibi önemli kurumlarda insan kaynakları fonksiyonuna liderlik eden Özkan, NEF Gayrimenkul’de İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı ve İcra Kurulu Üyesi olarak görev almıştır. Son olarak SOYAK Enerji’de İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapan Özkan, bu dönemde yurt içi ve yurt dışı yatırım ve projelerinde insan kaynakları ve organizasyonel gelişim süreçlerinin kurulması, yapılandırılması ve dönüşümüne liderlik etmiştir. Yeni görevinde Özkan, IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği’nin büyüme hedefleri doğrultusunda insan ve kültür stratejilerinin şekillendirilmesi, organizasyonel gelişim süreçlerinin yönetimi, çalışan deneyiminin güçlendirilmesi ve liderlik gelişimi programlarının hayata geçirilmesine liderlik edecektir. Meliha Bora Özkan’ın atanmasına ilişkin değerlendirmede bulunan IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, “IBS olarak büyüme yolculuğumuzda yalnızca finansal başarıyı değil, kültürel dönüşümü ve insan odağını da stratejik önceliklerimiz arasında konumlandırıyoruz. Bu doğrultuda, Meliha Bora Özkan’ın İnsan ve Kültürden Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak aramıza katılması; kurum kültürümüzü daha da güçlendirmek ve çalışan deneyimini ileriye taşımak adına önemli bir adım. Farklı sektörlerde edindiği liderlik deneyiminin, IBS’in sürdürülebilir büyüme hedeflerine ve organizasyonel gelişim vizyonuna güçlü katkılar sağlayacağına inanıyorum. Kendisini IBS ailesinde görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Neova Sigorta, Türkiye’yi ICISA’da Temsil Eden İlk Şirket Oldu Haber

Neova Sigorta, Türkiye’yi ICISA’da Temsil Eden İlk Şirket Oldu

Üyelik, şirketin uluslararası sigorta ekosistemindeki konumunu güçlendiren önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Kredi sigortası ve kefalet alanında faaliyet gösteren uluslararası şirketleri bir araya getiren International Credit Insurance & Surety Association (ICISA) bünyesine Neova Sigorta da katıldı. Bu gelişmeyle birlikte Neova Sigorta, ICISA bünyesinde Türkiye’yi temsil eden ilk kurum olarak konumlandı. Bünyesinde Swiss Re ve Munich Re gibi sektörün önde gelen oyuncularını barındıran Hollanda merkezli ICISA, kredi sigortası ve kefalet alanında faaliyet gösteren uluslararası şirketleri aynı çatı altında buluşturuyor. Faaliyet alanında 100. Yılını kutlayacak olan ICISA, sektörde küresel ölçekte referans kabul edilen önemli bir platform niteliği taşıyor. Neova Sigorta’nın üyeliği, şirketin uluslararası sigorta ve reasürans ekosistemiyle daha yakın temas kurmasını sağlayacak. Uluslararası ekosisteme doğrudan erişim ICISA üyeliği, Neova Sigorta’ya küresel regülasyonları ve sektörel gelişmeleri doğrudan takip etme imkânı sunarken; teknik bilgi paylaşımı, veri erişimi ve uluslararası iş birlikleri açısından da yeni bir alan açıyor. Şirket, bu platform aracılığıyla uluslararası gelişmeleri daha yakından izleyerek sektörel bakış açısını derinleştirmeyi hedefliyor. “Global ölçekte daha görünür olmayı hedefliyoruz” Neova Sigorta Genel Müdürü Neslihan Neciboğlu, üyeliğe ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “ICISA üyeliğimizi, şirketimizin uluslararası ölçekte konumunu güçlendiren stratejik bir adım olarak görüyoruz. Türkiye’yi bu platformda temsil eden ilk şirket olarak önemli bir sorumluluk üstleniyoruz. Bu üyelik sayesinde kredi sigortası ve kefalet alanındaki küresel gelişmeleri ve regülasyonları doğrudan takip ederken, teknik bilgi paylaşımı ve iş birlikleri açısından güçlü bir ekosistemin parçası haline geliyoruz. Aynı zamanda bu platformda aktif rol alarak Türkiye’nin potansiyelini uluslararası arenada daha görünür kılmayı hedefliyoruz.” Süreç aday üyelikle başladı Neova Sigorta, ICISA üyelik süreci kapsamında ilk olarak 2024 yılında Atina’da düzenlenen toplantıya aday üye olarak katıldı. Bu toplantıda Türkiye ekonomisi ve şirketin faaliyetlerine ilişkin bir sunum gerçekleştirildi. Şirket, resmi üyeliğin ardından 20-23 Nisan’da Barselona’da düzenlenecek ICISA toplantısına da üye sıfatıyla katılım sağlayarak uluslararası platformdaki temsilini sürdürecek. Finansal yapı ve pazar konumu etkili oldu Neova Sigorta’nın ICISA üyeliğine kabulünde; finansal yapı, sermaye yeterliliği, kredi notu ve pazardaki konumu belirleyici unsurlar arasında yer aldı. Üyelikle birlikte şirketin, özellikle reasürans ilişkilerini güçlendirmesi ve uluslararası iş birliklerini derinleştirmesi bekleniyor. Neova Sigorta, bu adımla birlikte yurt dışı açılım stratejisini daha sağlam bir zemine taşımayı ve katılım sigortacılığı alanındaki uzmanlığını küresel kefalet ve ticari alacak sigortası ekosistemiyle entegre etmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nadir Elementler Türkiye Sigorta Sektörü için  Bir Fırsat Penceresi Sunuyor Haber

Nadir Elementler Türkiye Sigorta Sektörü için  Bir Fırsat Penceresi Sunuyor

Daha da önemlisi, Türkiye, bu alanda erken uzmanlaşırsa sadece yerel riskleri sigortalayan değil; bölgesel ölçekte bilgi üreten ve reasüransla daha sofistike çalışan bir merkez haline gelebilir.” dedi. Son dönemde enerji dönüşümü, savunma sanayi, elektronik üretimi ve ileri teknolojinin kritik girdisi haline gelen nadir toprak elementleri, içerdiği önem ve kullanım alanları açısından sigorta sektörünün de gündeminde yer alıyor. Nadir toprak elementlerinin gelişimi ile birlikte mühendislik sigortaları, nakliyat, çevresel sorumluluk, işveren sorumluluğu, siber, siyasi risk ve proje sigortaları tarafında büyüme alanları söz konusu. Bu elementlerin yoğun kullanıldığı sektörlerde artan taleple birlikte, riskin artık daha dinamik fiyatlanması gereği ortaya çıkıyor. Jeopolitik gelişmeler ve tedarik zincirine yönelik yeni senaryolar olmalı Nadir toprak elementlerinin sigorta sektörü açısından önemini değerlendiren IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, “Bugün en temel kırılganlık; nadir toprak elementlerinde üretim ve işlemenin birkaç ülke ve birkaç tesis etrafında yoğunlaşması. OECD’ye göre, nadir toprak elementleri ile lityumda küresel üretimin yüzde 90’dan fazlası üç üretici ülkede toplanıyor; Çin tek başına küresel nadir toprak arzının yaklaşık yüzde 70’ini üretiyor. Aynı dönemde, 2021-2023 arasında sanayi tipi hammaddelerin küresel ticaretinin yüzde 14’ü en az bir ihracat kısıtlamasına maruz kaldı; nadir toprak ticaretinde bu oran yüzde 46’ya ulaştı. Bu tablo, sigorta sektöründe tedarik kesintisi riski, politik risk, ticari kredi riski, fiyat oynaklığı riski ve contingent business interruption dediğimiz dolaylı iş durması risklerini daha görünür hale getiriyor. İhracat lisansının gecikmesi, jeopolitik bir kararın tedarik akışını bozması ya da belirli bir mıknatıs bileşenine erişimin yavaşlaması halinde, otomotivden rüzgâr enerjisine kadar çok sayıda sektörün üretim planının sekteye uğraması da söz konusu. IEA’nın son değerlendirmeleri, Çin’in 2025’te nadir topraklar ve ilgili ekipmanlar üzerindeki yeni ihracat kontrollerinin enerji, otomotiv, savunma, yarı iletken ve havacılık tedarik zincirleri üzerinde doğrudan etkili olabileceğini gösteriyor. Bu da sigortacıların klasik mülkiyet hasarı yaklaşımından çıkıp, jeopolitik gelişmeler ve tedarik zinciri bağımlılığı temelli yeni senaryolar kurmasını zorunlu hale getiriyor” dedi. 2050’ye kadar 3 milyar tonun üzerinde mineral ve metal ihtiyacı doğacak Murat Çiftçi, temiz enerji ve ileri teknoloji yatırımları büyüdükçe, nadir topraklara olan talebin de hızlandığına dikkat çekerek, “IEA’ya (Uluslararası Enerji Ajansı) göre net sıfır senaryosunda 2040’a kadar nadir toprak elementlerine yönelik talep yaklaşık iki katına çıkıyor; Dünya Bankası da temiz enerji dönüşümü için 2050’ye kadar birçok kritik mineral üretiminde yüzde 500’e yakın artış gerekeceğini ve 3 milyar tonun üzerinde mineral ve metal ihtiyacı doğacağını ortaya koyuyor. Bu tablo sigorta şirketlerine şunu söylüyor: Artık geçmiş yılların istatistiğiyle fiyat vermek yeterli değil; senaryo bazlı, stres testli ve tedarik zinciri entegre modelleme gerekiyor. Örneğin batarya, rüzgâr türbini, savunma elektroniği ya da ileri üretim yapan bir tesis sigortalanırken yalnızca fiziksel varlık değeri değil; kullanılan kritik mineralin tedarik kaynağı, stok süresi, ikame edilebilirliği, tek ülkeye bağımlılık oranı ve alıcı-satıcı sözleşmelerinin esnekliği de fiyatlamaya girmeli. Çünkü aynı fabrika binası iki şirkette aynı görünse de, birinin üç farklı coğrafyadan tedariki varken diğerinin tek kaynağa bağlı olması, risk profilini ciddi biçimde değiştirir. Önümüzdeki dönemde poliçe fiyatlamasında supply chain mapping, parametrik tetikleyiciler, daha sık güncellenen stok/değer beyanları ve proje bazlı teknik underwriting öne çıkacaktır” dedi. Birikimli risk hesabı daha kritik hale geliyor “Nadir topraklar artık yalnızca emtia değil; aynı zamanda stratejik güvenlik meselesi” diyen Murat Çiftçi, şunları söyledi: “OECD verileri, üretim yoğunlaşmasının ve ihracat kısıtlamalarının arttığını; IEA ise son dönemdeki ihracat kontrollerinin küresel değer zincirlerinde ciddi operasyonel aksamalara yol açabileceğini söylüyor. Böyle bir ortamda reasürörler, sadece tekil bir yangın veya makine kırılması hasarına bakmıyor; aynı zamanda aynı jeopolitik olayın birden fazla ülkedeki birden fazla sigortalıyı aynı anda etkileme ihtimalini de değerlendiriyor. Bu, reasürans açısından accumulation risk yani birikimli risk hesabını daha kritik hale getiriyor. Bunun doğal sonucu olarak, özellikle maden, işleme, kritik mineral lojistiği ve bu minerallere bağımlı ileri sanayi risklerinde reasürans kapasitesi daha seçici hale gelebilir. Teknik bilgi seviyesi düşük, tedarik çeşitliliği zayıf veya ESG uyumu sınırlı riskler için fiyatın yükselmesi; bazı durumlarda muafiyetlerin artması ya da alt limit uygulanması şaşırtıcı olmaz. Buna karşılık, tedarik zincirini çeşitlendirmiş, çevresel yönetimini güçlendirmiş, siber olgunluğu yüksek ve şeffaf veri paylaşımı yapan şirketler reasürans piyasasında daha olumlu ayrışacaktır. Kısacası artık reasürans fiyatı yalnızca hasar geçmişiyle değil, jeopolitik dayanıklılık ve yönetişim kalitesiyle de şekilleniyor.” Sadece poliçe yetmiyor, risk mühendisliği daha değerli hale geliyor Nadir toprak elementlerine yönelik sunulan sigorta çözümlerine değinen Murat Çiftçi, “Standart ürünlerin ötesine geçen özel sigorta çözümleri gündeme geliyor. Örneğin kritik mineral üreticileri için çevresel sorumluluk ve maden kapatma sonrası yükümlülükleri daha iyi kapsayan poliçeler, işleme tesisleri için tedarik zinciri kesintisine duyarlı paketler, enerji ve batarya üreticileri için kritik mineral bağımlılığına göre yapılandırılmış teminatlar geliştirilebilir. Bunun yanında, parametrik ürünler, siyasi risk ve ticari kredi ile entegre yapılar, hatta stratejik stokların korunmasına yönelik daha niş çözümler de gündeme gelebilir. Diğer taraftan danışmanlık konusu da bu noktada önemli. Çünkü müşteriler artık sadece poliçe satın almak istemiyor; risk haritasını görmek, hangi ülkede ne kadar bağımlı olduğunu anlamak da gerekiyor. Bu nedenle broker ve sigortacılar için risk mühendisliği, tedarik zinciri görünürlüğü, siber olgunluk analizi, ESG uyum danışmanlığı ve stres testi hizmetleri çok daha değerli hale geliyor. Bence bu alanda kazanan kurumlar, sadece kapasite sunan değil; müşteriye stratejik karar desteği veren kurumlar olacak” dedi. Türkiye bölgesel ölçekte merkez haline gelebilir Murat Çiftçi, Türkiye’nin nadir toprak elementleri alanındaki potansiyel fırsatlarına yönelik de şunları söyledi: “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Eskişehir Beylikova sahasında yaklaşık 694 milyon tonluk bir kaynak tespit edildi; bu sahada yıllık 570 bin ton cevher işleme, yaklaşık 10 bin ton nadir toprak oksidi üretimi ve 17 elementten 10’unun üretilebilir hale gelmesi hedefi paylaşıldı. Bu tablo, Türkiye’de yalnızca madencilik değil; işleme, rafinasyon, ileri malzeme, mıknatıs, savunma ve temiz enerji sanayii açısından da yeni bir ekosistem oluşturma potansiyeline işaret ediyor. Öte taraftan nadir toprak elementleri mühendislik sigortaları, nakliyat, çevresel sorumluluk, işveren sorumluluğu, siber, siyasi risk ve proje sigortaları tarafında büyüme alanı sunuyor. Daha da önemlisi, Türkiye bu alanda erken uzmanlaşırsa sadece yerel riskleri sigortalayan değil; bölgesel ölçekte bilgi üreten ve reasüransla daha sofistike çalışan bir merkez haline gelebilir. Bu da Türkiye sigorta piyasası için sadece bir büyüme fırsatı değil, aynı zamanda teknik uzmanlık ve stratejik konumlanma fırsatını beraberinde getiriyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.