Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Reasürans

Kapsül Haber Ajansı - Reasürans haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Reasürans haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BNP Paribas Cardif Türkiye'nin İç Denetim Direktörü Mustafa Güneş Oldu Haber

BNP Paribas Cardif Türkiye'nin İç Denetim Direktörü Mustafa Güneş Oldu

Sigortacılık, bireysel emeklilik, finans, sigorta muhasebesi, bankasürans, risk yönetimi, uyum ve iç denetim alanlarında 13 yılı aşkın deneyime sahip olan Mustafa Güneş, kariyeri boyunca kamu ve özel sektörde üstlendiği görevlerle kurumsal yönetim, finansal denetim ve risk yönetimi alanlarında önemli bir uzmanlık kazandı. Kariyerine sigorta sektöründe başlayan Güneş, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nda (SEDDK) Sigorta Denetçisi olarak görev yaptı. Bu süreçte çok sayıda reasürans ve bireysel emeklilik şirketi ile bankanın finansal yapıları, sermaye yeterlilikleri, iç sistemleri, reasürans ve bankasürans uygulamaları ile operasyonel süreçlerinin denetiminde aktif rol aldı. Ayrıca sektörün düz enleyici çerçevesinin geliştirilmesine yönelik çalışmalara katkı sağladı ve uluslararası projelerde kurumunu temsil etti. SEDDK'daki görevinin ardından ANA Sigorta'da Risk ve Uyumdan Sorumlu Genel Sekreter, EMAA Sigorta'da ise Mali İşler ve Hasardan Sorumlu kurucu Genel Müdür Yardımcısı (CFO & Claims) olarak görev yapan Mustafa Güneş; ruhsat alım, bütçe, finans, hasar operasyonları ve paydaş yönetimi ile kurumsal yönetim süreçlerine liderlik etti. Son olarak kurucusu olduğu FIN AND FIND LLC bünyesinde, sigorta ve finans sektörüne yönelik yapay zekâ destekli risk yönetimi, yönetişim ve deprem modelleme çözümleri geliştirdi. Mustafa Güneş, yeni görevinde BNP Paribas Cardif Türkiye'nin iç denetim faaliyetlerine liderlik ederek şirketin kurumsal yönetim anlayışının, iç kontrol mekanizmalarının ve risk yönetimi kültürünün daha da güçlendirilmesine katkı sağlayacak. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümü mezunu olan Mustafa Güneş, Galatasaray Üniversitesi'nde Finansal Ekonomi alanında yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. Aynı zamanda uzun yıllardır Türkiye Sigorta Enstitüsü Vakfı'nda eğitmen olarak görev yapmakta; sigortacılık, reasürans, muhasebe ve finansal analiz ile kara para aklamanın önlenmesi gibi alanlarda eğitimler vermektedir. BNP Paribas Cardif Hakkında BNP Paribas Cardif, banka sigortacılığı ortaklıklarında dünya lideri olup, 80 milyondan fazla müşterisine hedeflerini gerçekleştirirken öngörülemeyen olaylara karşı koruma sağlayan ürün ve hizmetler sunmaktadır. Şirket toplum üzerinde olumlu bir etki yaratmaya ve sigortayı daha erişilebilir kılmaya kendini adamıştır. BNP Paribas'nın bir iştiraki olan sigortacı, iş ortaklıklarına dayanan benzersiz bir iş modeline sahi ptir. Bankalar ve finans kurumları, otomotiv sektörü şirketleri, perakendeciler, telekomünikasyon şirketleri ve enerji şirketleri de dâhil olmak üzere çeşitli sektörlerdeki 500'den fazla iş ortağı distribütörün yanı sıra ürünleri müşterilerine pazarlayan finansal danışmanlar ve brokerler için çözümler üretmektedir. 30'dan fazla ülkede faaliyet gösteren ve Avrupa, Asya ve Latin Amerika'da güçlü bir konuma sahip olan BNP Paribas Cardif, bireysel sigortacılıkta küresel bir uzman, kredi sigortacılığında dünya lideri ve reel ekonominin finansmanına büyük katkı sağlayan bir şirkettir. Dünya çapında 9.000'den fazla çalışanı bulunan BNP Paribas Cardif'in 2025 yılında brüt yazılan prim tutarı 40,5 milyar avro olarak gerçekleşmiştir. BNP Paribas Cardif Türkiye Hakkında BNP Paribas’nın sigorta birimi olan BNP Paribas Cardif, 2008 yılından bu yana Türk sigortacılık sektöründe, bireysel kredi koruma ve hayat sigortacılığı alanlarında faaliyetlerini sürdürmektedir. 2011 yılında gerçekleşen Fortis Emeklilik ve Hayat A.Ş. birleşmesi ile birlikte müşterilerine bireysel emeklilik ürünlerini de sunabilir hale gelen BNP Paribas Cardif Türkiye bireysel emeklilik, hayat sigortacılığı ve hayat dışı sigorta branşlarına ait üç lisansı olan üç farklı şirket çatısı altında faaliyet göstermektedir. BNP Paribas Cardif Türkiye geniş ürün portföyü ve uluslararası vizyonu ile kısa sürede pazarda kapsamlı hizmet veren bir sigorta platformu haline gelmiştir Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Orman Yangınları İş Dünyasının Risk Haritasını Değiştiriyor Haber

Orman Yangınları İş Dünyasının Risk Haritasını Değiştiriyor

Avrupa’da ve Türkiye’de yaşanan son orman yangınları, orman yangınlarının yalnızca mevsimsel bir doğal afet değil, işletmeler ve kritik altyapılar açısından stratejik bir dayanıklılık sorunu haline geldiğini ortaya koyuyor. Artan sıcaklıklar, uzun süren kuraklıklar ve değişen yangın koşulları, Avrupa genelinde orman yangını riskini artırırken, işletmeler açısından fiziksel hasarın ötesine geçen yeni riskleri de beraberinde getiriyor. Fiziksel hasarın ötesinde operasyonel hasarlar öne çıkıyor Orman yangınlarından kaynaklanan hasarlar yalnızca maddi hasarla sınırlı kalmıyor. Tahliyelerden etkilenen işletmeler, operasyonel aksaklıklar, tesislerin kapanması ve tedarik zincirinde yaşanan kesintiler gibi finansal sonuçlar doğurabilecek önemli etkilerle karşı karşıya kalıyor. Tahliye emirleri, duman veya bölgeye erişim kısıtlamaları nedeniyle yaşanan iş kesintileri, fiziksel hasarın sınırlı olduğu ya da hiç oluşmadığı durumlarda bile önemli finansal hasarlara yol açabiliyor. Bu durum, Güney Avrupa genelindeki tabloyu da yansıtıyor. Yunanistan'da son yıllardaki en büyük orman yangınları, bazı oteller ve küçük işletmeleri etkilerken, sanayi tesislerinin özel sanayi bölgelerinde yer alması nedeniyle bu yangınlardan genel olarak daha az etkilendi. Ekonomik kayıplarla sigorta hasarları arasındaki fark büyüyor Yangınlarla ilgili toplam hasarları güvenli şekilde tahmin etmek için henüz erken olsa da mevcut veriler, Avrupa'daki orman yangını koruma açığını ortaya koyuyor. İspanya'nın 2025 orman yangını sezonunda yaklaşık 5 milyar euro ekonomik hasar oluşurken, bunun sadece 1 milyar eurodan daha azı sigorta kapsamında karşılandı. Bu durum ekonomik hasarlarla sigorta tarafından karşılanan hasarlar arasındaki farkın büyüdüğünü ortaya koyarken, şirketlerin etkili risk transferini dayanıklılık, uyum sağlama ve iş sürekliliğine yönelik yatırımlarla birlikte ele almasının önemini bir kez daha vurguluyor. Hazırlık ve risk yönetimi, sigorta süreçlerini şekillendiriyor İlk göstergeler; güçlü acil durum planlarına, iş sürekliliği eylemlerine ve önleyici uygulamalara sahip kuruluşların hasarları azaltma ve faaliyetlerini sürdürme konusunda daha iyi durumda olduğunu gösteriyor. Riskler değiştikçe, olay öncesinde dayanıklılık oluşturmak, olay sonrasındaki toparlanma kadar önemli hale geliyor. Bu süreçte sigortacılar da orman yangını riskini daha iyi anlamak amacıyla daha detaylı risk verilerinden, uydu görüntülerinden ve giderek gelişen felaket risk modellemelerinden yararlanıyor. Güçlü risk yönetimi, varlık dayanıklılığı ve hazırlık düzeyini ortaya koyabilen kuruluşlar ise sigorta piyasasında daha avantajlı bir konumda yer alıyor. Sigorta artık daha geniş kapsamlı bir dayanıklılık stratejisinin parçası Geleneksel sabit kıymet sigortası, risklerin transfer edilmesinde önemli bir araç olmaya devam ediyor. Bununla birlikte şirketler, sigortayı gelişmiş risk değerlendirmeleri, iklim analizleri, uyum önlemleri ve uygun olduğu durumlarda parametrik sigorta gibi alternatif risk transfer çözümleriyle destekliyor. Orman yangını riskinin arttığı bölgelerde şirketlerin hem doğrudan hem de dolaylı risklerini değerlendirmesi; bitki örtüsü yönetimi, varlıkların korunması, iş sürekliliği planlaması ve acil durum müdahale kapasitesini güçlendirmesi önem taşıyor. Marsh ayrıca müşterileriyle yakın iş birliği içinde çalışarak değişen riskleri anlamalarına, olası sigorta etkilerini değerlendirmelerine, uygun durumlarda hasar süreçlerini desteklemelerine ve giderek daha karmaşık hale gelen iklim kaynaklı risklere karşı uzun vadeli dayanıklılıklarını güçlendirmelerine yardımcı oluyor. Orman Yangınlarını Sadece Mevsimsel Bir Sabit Kıymet Riski Olarak Görmekten Vazgeçmeliyiz Orman yangınlarının artık sadece mevsimsel bir sabit kıymet riski olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizen Marsh Risk Türkiye CEO’su Yeşim Aksüt, Avrupa’daki ve ülkemizdeki yangınlar; giderek operasyonlar, tedarik zincirleri, altyapı ve uzun vadeli dayanıklılık üzerinde etkileri olan stratejik bir iş riski haline geliyor. Hazırlıklı olmak önemli bir fark yaratan unsur haline geliyor. İklim analizine, risk değerlendirmesine, iş sürekliliği planlamasına, bitki örtüsü yönetimine ve uygulamaya yönelik uyum önlemlerine yatırım yapan kuruluşlar hem operasyonel aksaklıkları hem de finansal kayıpları azaltmak için daha avantajlı durumda oluyor. Sigorta şirketleri de giderek daha bilinçli sigortalama kararlarıyla güçlü risk kalitesini fark ediyor ve ödüllendiriyor. Bu durum fiyatlandırmanın dışında, aynı zamanda teminat şartlarında ve sunulan kapasitede de kendini gösteriyor” dedi. Önleme, Uyum Sağlama ve Dayanıklılığa Yatırım Yapmak Gerekiyor Orman yangınlarına karşı dayanıklılık oluşturabilmek için iş birliğinin şart olduğunu belirten Aksüt, “Devletler, işletmeler, sigorta şirketleri, reasürans şirketleri ve sermaye sağlayıcılarının daha iyi veri paylaşımı, dayanıklı altyapı, yenilikçi finansman ve risk yönetiminde koordineli yaklaşımlar yoluyla üstleneceği bir rol var. İklim riskleri değişip geliştikçe dayanıklılık, daha iyi bilimsel çalışmaların, daha iyi analizlerin ve daha güçlü iş birliklerinin bir araya getirilmesine bağlı olacak. Avrupa'nın orman yangını koruma açığını kapatmak risk transferinin ötesinde; aynı zamanda önleme, uyum sağlama ve dayanıklılığa yapılan yatırımlarda da ilerleme gerektirecek” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Ticari Sigorta Fiyatları 2026 Yılının İkinci Çeyreğinde Yüzde 6 Düştü Haber

Küresel Ticari Sigorta Fiyatları 2026 Yılının İkinci Çeyreğinde Yüzde 6 Düştü

Dünyanın lider sigorta brokeri ve risk danışmanı Marsh, ‘Küresel Sigorta Piyasası Endeksi’nin 2026 yılı ikinci çeyrek sonuçlarını açıkladı. Verilere göre, küresel sigorta fiyatları 2026’nın ilk çeyreğindeki %5'lik düşüşün ardından, 2026'nın ikinci çeyreğinde ortalama %6 düştü. Sabit kıymet sigorta fiyatları %12 azalırken, sorumluluk sigorta fiyatları büyük ölçüde ABD'deki piyasa dinamikleri nedeniyle %2 arttı. 2026'nın ikinci çeyreği, tüm branşlarda kapasite fazlası ve yoğun rekabet nedeni ile art arda fiyat düşüşü yaşanan sekizinci dönem oldu. Rapora göre; yüksek karlılık, sermaye fazlası, düşük reasürans maliyetleri ve yüksek yatırım getirileri, rekabeti artırıyor. 2026 yılının ikinci çeyreğinde sigorta fiyatları tüm bölgelerde yıllık bazda geriledi. En yüksek düşüş %16 ile Hindistan, Orta Doğu ve Afrika (IMEA) bölgesinde gerçekleşirken, Pasifik ile Latin Amerika ve Karayipler (LAC) bölgelerinde fiyatlar sırasıyla %13 ve %9 azaldı. İngiltere'de fiyatlar %8, Kanada'da %7, Avrupa'da %6 ve Asya'da %5 geriledi. ABD'de ise 2026 yılının ilk çeyreğinde %1 olan düşüş, ikinci çeyrekte %2'ye yükseldi. Raporda öne çıkan diğer bulgular ise şöyle; Sabit kıymet sigorta fiyatları, 2026 yılının ilk çeyreği ve 2025 yılının dördüncü çeyreğinde kaydedilen %9'luk düşüşlerin ardından, 2026 yılının ikinci çeyreğinde %12 oranında geriledi. Beş bölgede çift haneli fiyat düşüşleri görüldü: IMEA (%19), Pasifik (%15), Latin Amerika ve Karayipler (LAC) (%14), ABD (%13) ve İngiltere (%11). Avrupa'da (%9), Kanada'da (%8) ve Asya'da (%5) da fiyatlar düşüşünü sürdürdü.Sorumluluk sigortası fiyatları, 2026 yılının ikinci çeyreğinde küresel ölçekte %2 artarak, ilk çeyrekte kaydedilen %3'lük artışın altında kaldı. Aynı dönemde ABD hariç tüm bölgelerde fiyat düşüşleri gözlemlenirken, ABD'de sorumluluk sigortası fiyatları %7 arttı (ilk çeyrekte %9). ABD bağlantılı risklerde underwriting süreçleri daha sıkı değerlendirilirken, fiyatlandırma üzerindeki baskı da devam etti. Piyasada kapasite bulunmasına rağmen, risk kalitesi ve program yapısına bağlı olarak daha seçici bir yaklaşım benimsendi. Finansal sigortalar ve mesleki sorumluluk sigortası fiyatları, önceki çeyrekte kaydedilen %5'lik düşüşün ardından 2026 yılının ikinci çeyreğinde %3 geriledi. Uzun süredir devam eden fiyat indirimlerinin ardından piyasa koşulları daha dengeli bir görünüm kazanırken, underwriting süreçlerinde daha seçici bir yaklaşım benimsendi. ABD hariç tüm bölgelerde fiyatlar düşerken, ABD'de fiyatlar önceki çeyrekteki %2'lik düşüşün ardından %1 arttı. Siber sigorta fiyatları, 2026 yılının ilk çeyreğinde kaydedilen %5'lik düşüşün ardından ikinci çeyrekte %4 geriledi. Böylece fiyatlarda üst üste 12'nci çeyrektir düşüş kaydedildi. En yüksek fiyat düşüşü %14 ile IMEA bölgesinde gerçekleşirken, diğer bölgelerdeki indirimler LAC'de %10 ile ABD'de %2 arasında değişti. Rapor sonuçlarını değerlendiren Marsh Risk Türkiye CEO’su Yeşim Aksüt, “Birçok pazarda sigortacılar, fiyat rekabetinin yanı sıra daha geniş poliçe şartları ve kapsamı ile daha düşük muafiyetler sunarak farklılaşmaya çalışıyor. Ekonomik belirsizlik birçok alıcının prim maliyetlerini azaltmaya odaklanmasına neden olurken, pek çok kuruluş captive şirketler de dâhil olmak üzere alternatif risk yönetimi stratejilerine yatırım yapmayı sürdürüyor. Kuzey Yarımküre'de şiddetli bir fırtına sezonu yaşanmadığı sürece mevcut piyasa koşullarının devam etmesini bekliyoruz. Bu ortam, müşterilerimize teminat kapsamlarını genişletmeleri ve program yapıları ile risk stratejilerini gözden geçirmeleri için önemli bir fırsat sunabilir. Böylece gelecekte yaşanabilecek piyasa dalgalanmalarına karşı daha güçlü ve hazırlıklı bir konuma gelebilirler” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sigorta Sözlüğü | Sigortacılık Terimleri A'dan Z'ye (2026 Güncel Rehber) Haber

Sigorta Sözlüğü | Sigortacılık Terimleri A'dan Z'ye (2026 Güncel Rehber)

Sigorta Sözlüğü Sigorta yaptırırken karşınıza çıkan birçok teknik ifade, poliçelerin kapsamını ve haklarınızı doğrudan etkiler. Sigorta sözlüğü, hem bireysel hem de ticari sigorta ürünlerinde kullanılan temel kavramları açıklayarak poliçelerin daha bilinçli değerlendirilmesini sağlar. Bu rehber, Türkiye'de kullanılan sigortacılık terimlerini SEDDK, Türkiye Sigorta Birliği (TSB) uygulamaları ve sektörde yaygın kabul gören tanımlar doğrultusunda açıklamak amacıyla hazırlanmıştır. İçerik düzenli olarak güncellenmektedir. Sigorta Sözlüğü A'dan Z'ye Acente Sigorta şirketi adına poliçe düzenleyen, satış gerçekleştiren ve müşteriye danışmanlık hizmeti veren yetkili gerçek veya tüzel kişidir. Aktüer Sigorta şirketlerinde risk hesaplamalarını yapan, matematiksel modeller geliştiren uzmanlara aktüer denir. All Risk Sigortası Poliçede özellikle hariç tutulmayan tüm riskleri kapsayan sigorta türüdür. Asistans Hizmeti Yol yardımı Çekici Konut yardımı Tıbbi danışmanlık İkame araç gibi ek hizmetleri kapsayan destek paketidir. Beyan Yükümlülüğü Sigortalının poliçe yapılırken doğru bilgi verme zorunluluğudur. Eksik veya yanlış beyan tazminatı etkileyebilir. DASK Zorunlu Deprem Sigortası'nın kamuoyunda kullanılan kısa adıdır. Eksper Hasarı inceleyen ve sigorta şirketine teknik rapor hazırlayan bağımsız uzmandır. Hasarsızlık İndirimi Belirli süre boyunca hasar oluşturmayan sürücülere uygulanan prim indirimi sistemidir. Hasar Dosyası Sigorta şirketinin bir hasar başvurusu için oluşturduğu resmi inceleme dosyasıdır. İkame Araç Kasko poliçesi kapsamında tamirde olan aracın yerine geçici olarak tahsis edilen araçtır. Kasko Sigortalının kendi aracında meydana gelen zararları karşılayan isteğe bağlı motorlu araç sigortasıdır. Muafiyet Sigortalının hasarın belirli kısmını kendisinin karşılamasını ifade eder. Örneğin 10.000 TL'lik hasarda %5 muafiyet varsa ilk 500 TL sigortalı tarafından ödenir. Pert Onarım maliyetinin ekonomik sınırları aşması nedeniyle aracın tam hasarlı kabul edilmesidir. Poliçe Sigorta sözleşmesini gösteren resmi belgedir. Prim Sigorta teminatı karşılığında ödenen ücrettir. Reasürans Sigorta şirketlerinin kendi risklerini başka sigorta şirketlerine devretmesidir. Riziko Gerçekleşmesi halinde zarara yol açabilecek olası olaydır. Rücu Sigorta şirketinin ödediği tazminatı kusurlu kişiden geri isteme hakkıdır. Sovtaj Hasar görmüş malın ekonomik değer taşıyan parçalarının satışından elde edilen değerdir. Tam Hasar Aracın ekonomik olarak onarılamayacak durumda olmasıdır. Tazminat Sigorta kapsamında ödenen maddi karşılıktır. Teminat Sigortanın hangi riskleri karşıladığını gösteren kapsamdır. Trafik Sigortası 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında yaptırılması zorunlu olan mali sorumluluk sigortasıdır. Zeyilname Düzenlenmiş poliçede sonradan yapılan resmi değişiklik belgesidir. En Çok Aranan Sigorta Terimleri Türkiye'de kullanıcıların en sık araştırdığı kavramlar şunlardır: Muafiyet nedir? Riziko ne demek? Sovtaj nedir? Rücu hakkı nedir? Eksper ne iş yapar? Pert araç ne demek? Hasarsızlık indirimi nasıl hesaplanır? Sigorta primi nasıl belirlenir? İkame araç hakkı nedir? Poliçe iptali nasıl yapılır? Sık Sorulan Sorular Sigorta sözlüğü neden önemlidir? Poliçelerde geçen teknik ifadelerin doğru anlaşılması, hak kaybı yaşanmaması açısından önemlidir. Sigorta terimleri kim tarafından belirlenir? Terimler Türk Ticaret Kanunu, Sigortacılık Kanunu, SEDDK düzenlemeleri ve sektör uygulamaları çerçevesinde kullanılmaktadır. Sigorta sözlüğü güncelleniyor mu? Evet. Mevzuat değişiklikleri ve sektörde kullanılan yeni kavramlar doğrultusunda içerik düzenli olarak güncellenir.

Küresel Sigorta Sektörünün Nabzı İstanbul'da Attı Haber

Küresel Sigorta Sektörünün Nabzı İstanbul'da Attı

Küresel sigorta ve reasürans sektörünün önemli buluşmalarından biri olan Dubai Dünya Sigorta Kongresi'nin (DWIC) uluslararası etkinliği olan DWIC Connect, bu yıl ilk kez İstanbul'da düzenlendi. Çırağan Palace Kempinski'de gerçekleştirilen organizasyon, başta Batı Avrupa, Orta ve Doğu Avrupa, Orta Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika olmak üzere farklı coğrafyalardan 400’e yakın üst düzey sektör temsilcisini bir araya getirdi. Katılımcıların yaklaşık yüzde 60'ını yurt dışından gelen sektör temsilcileri oluştururken, organizasyona 40'ı aşkın ülkeden katılım sağlandı. Gün boyunca gerçekleştirilen oturumlarda küresel riskler, reasürans piyasaları, ekonomik görünüm, enerji dönüşümü ve sektörün geleceğine ilişkin stratejik başlıklar ele alındı. Türkiye'nin fırsatları ve riskleri uluslararası uzmanlarla değerlendirildi Atınç Yılmaz'ın moderatörlüğünü üstlendiği "Türkiye'yi 2026'da Yeniden Değerlendirmek: Fırsat, Risk ve Gerçeklik" başlıklı oturumda, Türkiye'nin ekonomik görünümü, düzenleyici çerçevesi, sigorta ve reasürans sektöründeki gelişmeler ile ülkenin uluslararası yatırımcılar açısından sunduğu fırsatlar kapsamlı şekilde değerlendirildi. Oturumda, Türkiye'nin büyüme potansiyeli, sigorta sektörünün gelişim alanları ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyecek stratejik yaklaşımlar sektör temsilcilerinin katılımıyla ele alındı. Ayrıca "Dayanıklılık ve Yenileme: Çatışma Sonrası Enerji Geleceği" başlıklı oturumun konuşmacıları arasında yer alan Yılmaz, Türkiye'nin yatırım ve sigorta piyasaları açısından sunduğu fırsat ve riskleri değerlendirdi. Düzenleyici gelişmelerden ekonomik dayanıklılığa, pazara giriş dinamiklerinden sürdürülebilir büyüme perspektifine kadar birçok başlığın ele alındığı oturumda, risklerin doğru değerlendirilmesi ve sürdürülebilir fiyatlama yaklaşımının uzun vadeli değer yaratmadaki önemi de vurgulandı. "Türkiye, küresel sigorta sektörü için stratejik önemini bir kez daha ortaya koydu" Organizasyona ilişkin değerlendirmelerde bulunan Howden Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Bölge CEO'su Atınç Yılmaz konuyla ilgili şu ifadelere yer verdi: “DWIC Connect'in ilk kez İstanbul'da gerçekleştirilmesi, Türkiye'nin küresel sigorta ve reasürans ekosistemindeki stratejik konumunun önemli bir göstergesi oldu. Moderatörlüğünü üstlendiğimiz ve konuşmacıları arasında yer aldığımız oturumlarda, ülkemizin sunduğu fırsatları, küresel risk ortamındaki gelişmeleri uluslararası sektör temsilcileriyle değerlendirme fırsatı bulduk. Ayrıca Howden Türkiye olarak gerçekleştirdiğimiz görüşmelerle uluslararası sektör paydaşlarıyla önemli temaslarda bulunduk. Organizasyon kapsamında yurt dışından gelen 200'ü aşkın sigorta ve reasürans profesyoneliyle bir araya gelerek sigorta kapasitesi, yeni ürünler ve iş birliği fırsatları üzerine önemli görüşmeler gerçekleştirdik. Howden olarak farklı coğrafyalar arasında bilgi paylaşımını ve iş birliklerini güçlendiren platformların sektörümüzün gelişimi açısından önemli bir değer yarattığına inanıyor, Türkiye'nin uluslararası sigorta ekosistemindeki rolünü daha da güçlendirmek için katkıda bulunmaya devam ediyoruz." DWIC Connect İstanbul 2026, dünyanın farklı bölgelerinden sigorta ve reasürans şirketleri, brokerler, yatırımcılar ve sektör temsilcileri arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesine, bilgi paylaşımının artırılmasına ve bölgesel risklerin küresel perspektifle değerlendirilmesine zemin hazırlarken, İstanbul'un uluslararası sigorta sektörü açısından stratejik buluşma noktalarından biri olduğunu da bir kez daha ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uzay Ekonomisi Büyüyor, Sigortacılık Yeni Risklere Hazırlanıyor Haber

Uzay Ekonomisi Büyüyor, Sigortacılık Yeni Risklere Hazırlanıyor

IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO'su Murat Çiftçi, “Uzay artık yalnızca teknolojik bir yatırım alanı değil; finansal olarak da korunması gereken kritik bir ekonomi. Uzay ekonomisi büyüdükçe sigorta sektörü de bu büyümenin vazgeçilmez güvence mekanizmalarından biri oluyor” dedi. Son yıllarda devletlerin yanı sıra özel şirketlerin de uzay yatırımlarını hızlandırmasıyla birlikte, küresel uzay ekonomisinin önümüzdeki dönemde 1 trilyon doları aşacağı öngörülüyor. Haberleşme, navigasyon, savunma, meteoroloji, afet yönetimi ve veri hizmetleri gibi kritik alanlarda uzay tabanlı sistemlerin kullanımı giderek artarken, bu yatırımların korunması da stratejik bir konu başlığı haline geliyor. Bu kapsamda sigorta sektörü, uzay ekonomisinin görünmeyen ancak vazgeçilmez güvence mekanizmalarından biri olarak öne çıkıyor. Uzay görevlerinin yalnızca bir fırlatmadan ibaret olmadığını belirten IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, “Bir uydu projesi; üretim, entegrasyon, taşıma, fırlatma, yörüngeye yerleşme, operasyonel ömür ve gelir üretimi gibi birçok aşamadan oluşuyor. Bu nedenle uzay görevleri pre-launch, launch ve in-orbit olmak üzere farklı aşamalarda sigortalanıyor. Ayrıca üçüncü şahıs sorumluluk, gelir kaybı, siber riskler ve görev iptali gibi ek teminatlar da gündeme gelebiliyor. Burada temel mesele yalnızca poliçe düzenlemek değil; mühendislik, hukuk, jeopolitik risk, finansman ve operasyonel sürekliliği birlikte değerlendirebilmek” dedi. Anti-uydu sistemleri ve siber saldırılar yeni risk başlıkları oluşturuyor Uzayın artık ekonomik olduğu kadar jeopolitik bir alan haline geldiğini belirten Murat Çiftçi, “Haberleşme, navigasyon, istihbarat, savunma ve afet yönetimi gibi kritik fonksiyonların uzay varlıklarına bağlı hale gelmesi, bu sistemleri stratejik hedef konumuna getiriyor. Anti-uydu sistemleri, sinyal bozma faaliyetleri, siber saldırılar, yörünge manevraları ve uzay enkazı oluşturabilecek askeri testler sigorta piyasasının dikkatle takip ettiği riskler arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı. Murat Çiftçi, "Bugün bir uyduyu sigortalamak, artık yalnızca teknolojiyi değil; jeopolitiği, siber güvenliği ve küresel ticaretin sürekliliğini de sigortalamak anlamına geliyor" dedi. Bu gelişmelerin sigorta sektöründe yeni bir dönemi başlattığını vurgulayan Murat Çiftçi, “Risk modellemesi giderek zorlaşıyor. Çünkü teknik arıza risklerinin yanına politik şiddet, savaş, yaptırım, devlet müdahalesi ve kasıtlı saldırılar gibi daha karmaşık başlıklar ekleniyor. Bu nedenle sigortacılar artık yalnızca uydunun teknolojik güvenilirliğine değil; operatörün risk yönetimi kapasitesine, görev planına, çarpışma önleme kabiliyetine, siber güvenlik altyapısına ve acil durum prosedürlerine de bakıyor. Asıl değişim sadece primlerde değil, teminat disiplininde yaşanıyor” dedi. Ay görevleri ve uzay turizmi, yeni sigorta ürünleri doğuracak Önümüzdeki dönemde uzay ekonomisinin yeni alanlara genişleyeceğini belirten Murat Çiftçi, “Ay görevleri, ticari uzay istasyonları, uzay lojistiği, yörüngede servis hizmetleri, yakıt ikmali, uydu tamiri, uzay turizmi ve gelecekte uzay madenciliği gibi faaliyetler sigorta sektörünün ürün mimarisini yeniden şekillendirecek” dedi. Bu kapsamda görev iptali, fırlatma gecikmesi, yörüngede servis sorumluluğu, uzay istasyonu operasyonel sorumluluğu, mürettebat ve yolcu sorumluluğu, veri kaybı, gelir kaybı ve siber operasyon riskleri gibi daha özel teminatların gündeme geleceğini ifade eden Murat Çiftçi, “Ayrıca uzay enkazı yönetimi ve sürdürülebilir yörünge kullanımı da sigortalanabilirlik açısından kritik kriterler haline gelecek. Uzay sigortacılığında yeni dönemin ana kavramı ise görev bazlı risk yönetimi olacak. Sigortacılar yalnızca varlığı değil, görevin tüm yaşam döngüsünü değerlendirecek” diye konuştu. Türkiye’de uzay sigortacılığı stratejik önem kazanacak Türkiye’nin de son yıllarda uzay alanında önemli adımlar attığını belirten Murat Çiftçi, “Bugün Türkiye’de uzay sigortacılığı henüz çok niş bir alan gibi görülebilir. Ancak uydu teknolojileri, savunma sanayi, haberleşme, veri merkezi altyapıları, iklim gözlem sistemleri, tarım teknolojileri ve afet yönetimi gibi birçok sektör uzay tabanlı hizmetlerle daha fazla entegre oldukça, bu alandaki sigorta ihtiyacı da artacaktır. TÜRKSAT 6A gibi yerli haberleşme uydusu alanında elde edilen kazanımlar ve Milli Uzay Programı kapsamındaki hedefler de uzay sigortacılığını ülkemiz açısından da giderek daha stratejik hale getiriyor” değerlendirmesinde bulundu. “IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği olarak hedefimiz, yalnızca mevcut risklere çözüm üretmek değil; kurumlarımızı geleceğin risklerine bugünden hazırlamak” ifadelerini kullanan Murat Çiftçi, “UIB ve uluslararası brokerlik ağlarımız üzerinden küresel reasürans piyasalarındaki kapasiteyi, teknik uzmanlığı ve ürün gelişmelerini yakından takip ediyoruz. Türkiye’de bu alanda farkındalığın artması, doğru risk analizi yapılması ve uluslararası standartlarda sigorta çözümlerinin geliştirilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Uzay ekonomisi büyüdükçe, sigorta sektörü bu büyümenin görünmeyen ama vazgeçilmez güvence mekanizmalarından biri olacak. Çünkü uzay yatırımlarının sürdürülebilirliği, yalnızca teknolojik başarıya değil, bu teknolojinin finansal olarak korunabilir hale gelmesine de bağlı” diye de ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sigorta Sektörü İzmir’de Buluştu Haber

Sigorta Sektörü İzmir’de Buluştu

Üç gün sürecek organizasyonda sektörün güncel gelişmeleri ve geleceği masaya yatırılacak. Fuar ve zirvenin açılışını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir’in fuarcılık kimliğine dikkat çekerek, kentin uluslararası ticaret ve organizasyon geleneğiyle bu tür etkinliklere ev sahipliği yapmaktan gurur duyduklarını ifade etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ organizatörlüğünde düzenlenen Sigorta İzmir – 1. Sigorta Paydaşları İş Birliği Fuar ve Zirvesi kapılarını açtı. 46 katılımcının yer aldığı fuarda sigorta şirketleri, reasürans firmaları, acenteler, eksperler ve kamu temsilcileri, yeni iş birlikleri geliştirmek ve sektördeki güncel gelişmeleri değerlendirmek üzere Fuar İzmir’de bir araya geldi. 13 Haziran’a kadar sürecek fuar ve zirvenin açılışını gerçekleştiren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, organizasyonun sektör için önemli bir buluşma noktası olduğunu belirterek, “Çok değerli paydaşların bir araya geldiği bu güzel zirvenin yeni ufuklar açmasını ve iş birliklerine zemin oluşturmasını diliyorum. İzmir gerçekten bir fuarlar şehridir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün İzmir’e adeta verdiği bir görevdir. İzmir, uluslararası ticaretin güçlü olduğu, tarihten bu yana önemli bir liman, ticaret ve turizm kenti olarak öne çıkan bir şehirdir. Fuarcılık bu şehre yakışıyor, biz de bunun hakkını vermeye çalışıyoruz. Bu güzel fuar kompleksi Aziz Kocaoğlu başkanımız döneminde yapıldı ve fuarcılık sektörüne hizmet ediyor. Göreve geldiğimden bu yana geliştirmeye çalışıyoruz. Bu yılın başından itibaren 16 fuar düzenledik ve 900 binden fazla ziyaretçiyi ağırladık. Bu fuarda da üç bin metrekarelik alanda 46 katılımcı yer alıyor ve sekiz panel planlandı. Bu organizasyona ev sahipliği yapmaktan onur duyuyoruz. Fuarın İzmir’e kazandırılmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. “Önceliğimiz sektörün büyümesi” Sigortacılık sektörü hakkında kapsamlı bir değerlendirme yapan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkanı Davut Menteş, sektörün gelişimi ve yaygınlaşması için çalıştıklarını söyledi. Menteş, “Her şeyin başı finansal dayanıklılıktır. Sigorta şirketleri önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Gelinen noktada sermaye yeterlilik sorunu yaşayan şirket kalmamıştır. Önemli bir rehabilitasyon süreci yaşıyoruz. Fiyatlama ve kârlılık konusunda ise son dönemde sektörümüzü itham altında bırakacak şekilde yüksek kârlılık ve sigortasızlık iddiaları ortaya atılmıştır. Bizim görevimiz gerçeği ortaya koymaktır. Bir sektörde fiyatlamanın makul olup olmadığını gösteren en önemli göstergelerden biri karlılıktır. Şu an en önemli önceliğimiz sektörün büyümesidir” diye konuştu. “Tüm dünya zorlu koşullarla karşı karşıya” Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, İzmir’in ekonomik ve sektörel önemine dikkat çekti. Yorgancılar, “TOBB yönetiminde bu fuarın İzmir’de düzenlenmesi gündeme geldiğinde büyük memnuniyet duydum. Fuarın coşkusunu burada çok daha iyi görüyorum. Tüm dünya zorlu koşullarla karşı karşıya. Uluslararası hukuk giderek zayıflıyor, güçlü ekonomiler yalnızca kendi çıkarlarını gözeterek hareket ediyor. Ticaret politikaları adeta bir araç gibi kullanılıyor. Belirsizlik her geçen gün artıyor. Ülke olarak ayakta kalmak istiyorsak siyasi, askeri ve ekonomik açıdan güçlü olmak zorundayız. Savaşlar, iklim değişikliği, teknolojik gelişmeler ve dijital dönüşüm, sigorta korumasına olan ihtiyacı her geçen gün artırıyor” ifadelerini kullandı. Yorgancılar ayrıca sektörün çözüm bekleyen sorunlarına da dikkat çekti. Sigorta bilincinin yaygınlaştırılmasına vurgu İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, İzmir’in tarih boyunca ticaretin, girişimciliğin ve yeniliğin merkezi olduğunu belirterek, “İzmir bugün de çok önemli bir fuarın açılışına ev sahipliği yapıyor. Üretimden ihracata lojistikten tarıma ulaşımdan sanayiye kadar en dinamik faaliyetler kentimizde yer alıyor. İzmir risk yönetimi kültürünün geliştirilmesi ve sigorta bilincinin yaygınlaştırılması açısından son derece önemli konumda yer alıyor. Bu stratejik yaklaşımı çok kıymetli buluyorum. Sigortacılık sektörümüz tüm meslek gruplarımızın, iş dünyasında faaliyet gösteren tüm sektörlerin işlerini geliştirmesi için gereklidir. Bu fuarı istemekle çok haklıyız. Her fuar yeni ticaret fırsatları yaratır ama bazı fuarlar sektörün geleceğini de şekillendirir. Bu fuarın da tam böyle bir organizasyon olduğuna inanıyorum” ifadelerini kullandı. “Türk ekonomisinin kuruluş kodları olan İzmir’de bir arada olmaktan memnunuz” Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar da “İzmir, Türk ekonomisinin kuruluş kodları, Yerli Mallar Sergisi ile başlayan fuarlara sahip olan bir şehir. Bu şehirde sigorta paydaşlarıyla bir arada olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Türk sigorta sektörü son yıllarda sadece büyüyen değil mali yapısını güçlendiren bir gelişim sürecinde. Bugün geldiğimiz noktada sigorta sektörümüz geçmişe göre çok daha güçlü ve geleceğe daha güvenle bakabilen bir yapıya ulaşmıştır. Büyümenin sağlıklı şekilde devam edeceğine inanıyoruz. Büyümenin niteliğini de konuşuyoruz. Toplumun daha geniş kesimlerine ulaşabilen sigorta sektörü oluşturmayı hedefliyoruz” diye konuştu. “Riskler ve tehditler sigortacılığın önemini bir kez daha ortaya koydu” TOBB Sigorta Acenteleri İcra Komitesi Başkanı Levent Korkut ise “Bugün sigortacılık riskleri öngören, yöneten, ekonomik sürdürülebilirliği destekleyen, toplumsal dayanıklılığı artıran stratejik bir sektör haline gelmiştir. Dünyadaki riskler, tehditler, dönüşümler, savaşlar ve buna benzer gelişmeler sigortacılığın önemini bir kez daha ortaya koydu. Özellikle ülkemizin deprem gerçeği, afetler, ekonomik dalgalanmalar sigorta oranını artırmıştır” dedi. “Güçlü bir sektör, güçlü bir ülkenin ön şartı” TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi Başkanı Ahmet Nedim Erdem, sigortacılığın yalnızca teknik bir alan olmadığını vurgulayarak, sektörün toplumsal rolüne dikkat çekti. Erdem, “Sigortacılık sektöründe bizler çoğu zaman poliçe, prim ve teminatları konuşuyoruz ancak işin özüne bakıldığında sigortacılık, insanların yarınlara dair taşıdığı endişeleri azaltma sanatıdır. Sigorta, geleceğe duyulan güvenin kurumsal ifadesidir. Güçlü bir sigorta sektörü, güçlü bir ekonomi ve ülkenin ön koşullarından biridir” diye konuştu. Erdem ayrıca, ilk kez düzenlenen fuarın sektör açısından önemli bir buluşma noktası olduğunu da ifade etti. Deneyim alanları da yer alıyor Organizasyon kapsamında fuar alanında kurulacak deneyim alanlarında, ziyaretçiler, sektörün yenilikçi uygulamalarıyla buluşacak. Deprem farkındalığını artırmayı amaçlayan DASK Deprem Simülasyon Tırı ile Quick Sigorta’nın güvenli sürüş deneyimi sunan Q Truck uygulaması ziyaretçilere farklı deneyimler yaşatacak. Katılımcılar, ayrıca, organizasyon için kullanılacak dijital randevu sistemi sayesinde B2B görüşmeler gerçekleştirerek yeni iş bağlantıları kurma fırsatı yakalayacak. Sigorta İzmir - Sigorta Paydaşları İş Birliği Fuar ve Zirvesi’nin, sektör temsilcileri arasındaki iş birliğini güçlendirmesi, yeni ticari bağlantılar oluşturması ve sigortacılığın geleceğine ilişkin önemli değerlendirmelere ev sahipliği yapması hedefleniyor. Fuar kapsamında gerçekleştirilecek zirve programında sektörün önde gelen isimleri; dijitalleşme, risk yönetimi, hasar süreçleri, dağıtım kanalları, jeopolitik gelişmeler, müşteri deneyimi ve sigortacılığın geleceği gibi başlıklarda görüşlerini paylaşacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ organizatörlüğünde gerçekleştirilen fuarın etkinlik partnerliğini ise IUC Events üstleniyor. T.C. Ticaret Bakanlığı ile Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) himayesinde düzenlenen fuar; sektörün köklü kurumları tarafından destekleniyor. Organizasyona, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türkiye Sigorta Birliği (TSB), Sigorta Acenteleri İcra Komitesi (SAİK), Sigorta Eksperleri İcra Komitesi (SEİK), İzmir Ticaret Odası (İZTO) ve Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tam destek veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Değişikliği ve Çevresel Risklerin Yönetiminde Parametrik Sigortalar Öne Çıkacak Haber

İklim Değişikliği ve Çevresel Risklerin Yönetiminde Parametrik Sigortalar Öne Çıkacak

Parametrik sigortalar bu noktada öne çıkıyor. Bu modelde ödeme, klasik hasar tespit sürecinden bağımsız olarak, önceden belirlenen bir tetikleyici gerçekleştiğinde devreye giriyor. Örneğin belirli bir yağış seviyesi, sıcaklık eşiği, kuraklık endeksi veya rüzgâr hızı aşıldığında ödeme yapılabiliyor. Bu yapı, özellikle tarım, enerji, turizm, lojistik ve altyapı yatırımları için hızlı nakit akışı sağlayabilir” dedi. Türkiye 9-26 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek BM İklim Zirvesi COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, sürdürülebilirlik, iklim değişikliği ve çevresel sorumluluk alanında dünyada önemli gelişmelere de imza atılıyor. İklim değişikliği ve sürdürülebilirlik, kurumsal ve sosyal alanda artık kritik bir noktaya ulaşmış durumda. Araştırmalar da söz konusu risklerin çok ciddi bir boyuta ulaştığını gösteriyor. Swiss Re verilerine göre doğal afet kaynaklı sigortalı kayıplar 2024’te 137 milyar dolar oldu; 2025 için ise bu kayıpların 145 milyar dolara yaklaşabileceği öngörülüyor. Bu tablo, iklim riskinin artık istisnai değil, düzenli yönetilmesi gereken bir finansal risk olduğunu gösteriyor. Türkiye’de de Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile sürdürülebilirlik raporlamasının yasal zemine oturması, şirketleri iklim risklerini ölçmeye ve daha şeffaf yönetmeye yönlendiriyor. IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi’nin verdiği bilgiye göre; bu süreç sigorta talebini de dönüştürecek. Artık şirketler yalnızca varlıklarını değil; karbon hedeflerini, enerji verimliliği yatırımlarını, tedarik zincirlerini ve itibar risklerini de güvence altına almak isteyecek. Tarım, enerji, turizm ve altyapı yatırımlarında önemli Murat Çiftçi, “Türkiye’de sürdürülebilirlik odaklı sigortaların yaygınlaşmasını hızlandıracak en kritik başlık, risklerin daha görünür ve ölçülebilir hale gelmesi olacak. İklim kaynaklı afetler, enerji dönüşümü, karbon düzenlemeleri ve tedarik zinciri baskıları şirketlerin risk algısını değiştiriyor. İklim risklerinin artmasıyla birlikte üç ürün kategorisinin öne çıkacağını düşünüyoruz: parametrik sigortalar, iklim kaynaklı iş durması teminatları ve çevresel sorumluluk çözümleri. Parametrik sigortalar bu noktada öne çıkıyor. Bu modelde ödeme, klasik hasar tespit sürecinden bağımsız olarak, önceden belirlenen bir tetikleyici gerçekleştiğinde devreye giriyor. Örneğin belirli bir yağış seviyesi, sıcaklık eşiği, kuraklık endeksi veya rüzgâr hızı aşıldığında ödeme yapılabiliyor. Bu yapı, özellikle tarım, enerji, turizm, lojistik ve altyapı yatırımları için hızlı nakit akışı sağlayabilir” dedi. Şirketler de bütüncül çözümlere odaklanıyor Munich Re, 2024’te doğal afetlerin sigorta piyasası için ağır bir yıl olduğunu ve sigortalı kayıpların 140 milyar dolar seviyesine ulaştığını belirtiyor. Rapora göre hava olayları, özellikle fırtına, sel ve yangınlar hasarlarda belirleyici hale geldi. Kurumsal şirketlerin de artık sürdürülebilirliği yalnızca sosyal sorumluluk başlığı olarak görmediğini belirten Murat Çiftçi, “Bu konu finansmana erişim, yatırımcı ilişkileri, tedarik zinciri yönetimi ve marka itibarıyla doğrudan bağlantılı hale geldi. Bu nedenle sigorta talepleri de değişiyor. Şirketler artık yalnızca fabrika, makine, bina veya araçlarını sigortalamak istemiyor; enerji verimliliği yatırımlarını, yenilenebilir enerji projelerini, karbon azaltım hedeflerini, iklim kaynaklı iş kesintilerini ve çevresel sorumluluklarını da kapsayan daha bütüncül çözümler arıyor. IBS olarak bu dönüşüme klasik poliçe mantığıyla değil, risk danışmanlığı yaklaşımıyla yanıt veriyoruz. Önce şirketin faaliyet alanını, iklim hassasiyetini, tedarik zincirini, enerji kullanımını ve regülasyon yükümlülüklerini analiz ediyoruz. Ardından buna uygun sigorta ve reasürans kapasitesini yapılandırıyoruz” diye konuştu. Enerji verimliliğine yönelik ürünler öne çıkacak Murat Çiftçi, yeşil enerji, döngüsel ekonomi ve karbon nötr hedeflerine yönelik çözümler için de şunları söyledi: “Yeşil enerji yatırımları büyüdükçe güneş, rüzgâr, batarya depolama, hidrojen, biyokütle ve enerji verimliliği projelerine özel sigorta çözümleri daha fazla gündeme gelecek. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın güncel verilerine göre Türkiye’nin toplam elektrik kurulu gücü 2026 itibarıyla 125.000 MW seviyesini aşarken, bunun yaklaşık %62’si yenilenebilir kaynaklardan oluşuyor. Güneş ve rüzgâr enerjisinin toplam kurulu güç içindeki payı ise %33 seviyesinin üzerine çıkarak 40.000 MW’ı aşmış durumda. Yalnızca 2025 yılında devreye alınan yaklaşık 8.200 MW’lık yeni kapasite, bu dönüşümün hızını net biçimde ortaya koyuyor. Bu büyüme sigorta tarafında yeni bir uzmanlık alanı ve daha gelişmiş risk yönetimi yaklaşımını zorunlu hale getiriyor. Bu alanda öne çıkacak ürünler arasında yenilenebilir enerji santrali performans teminatları, üretim kaybı sigortaları, batarya yangın riskine özel çözümler, karbon kredisi risklerine yönelik teminatlar ve çevresel sorumluluk poliçeleri bulunuyor. Döngüsel ekonomi tarafında ise geri dönüşüm tesisleri, atık yönetimi, yeniden kullanım ve kaynak verimliliği projeleri için hem yangın hem çevresel sorumluluk hem de iş durması teminatlarının daha özel kurgulanması gerekecek.” İstisnai olaylar yaygın riskler olarak değerlendiriliyor İklim kaynaklı afetlerin maliyeti arttıkça reasürans piyasasının da daha seçici, daha veri odaklı ve daha disiplinli bir fiyatlama yaklaşımına geçtiğinin altını çizen Murat Çiftçi, “Eskiden bazı iklim olayları istisnai kabul edilebiliyordu. Bugün ise sel, dolu, fırtına, kuraklık ve yangın gibi riskler birçok bölgede düzenli hasar üreten başlıklar haline geldi. Swiss Re, doğal afet kaynaklı sigortalı kayıpların son yıllarda reel olarak yıllık %5–7 bandında büyüdüğünü belirtiyor. Bu, reasürörlerin risk seçimi, kapasite kullanımı ve fiyatlama disiplinini doğrudan etkiliyor. Bu değişim yeni ürünleri de şekillendiriyor. Reasürans kapasitesine erişmek isteyen şirketlerin artık daha iyi veri sunması, tesis bazlı risk analizlerini güçlendirmesi, önleyici tedbirlerini belgeleyebilmesi ve iklim senaryolarını daha net ortaya koyması gerekiyor. Sigorta piyasasında iyi risk ile zayıf risk arasındaki fiyat farkı daha belirgin hale gelecek” dedi. Elektrikli araç sigortalarında basitlik ve anlaşılırlık önemli Murat Çiftçi, bireysel tarafta sürdürülebilirlik temelli sigortalar yaygınlaşması için üç unsurun önemli olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: “Bunlar ürünün anlaşılır olması, fiyat avantajı sunması ve günlük hayatla doğrudan bağlantı kurması. Elektrikli araç sigortaları bu açıdan iyi bir örnek. Türkiye’de elektrikli otomobil satışları hızla büyüyor. ODMD’nin 2025 verilerine göre elektrikli otomobil satışları 166.665 adede ulaşarak otomobil pazarından %17,8 pay aldı. Bu büyüme yalnızca kasko ürünlerini değil; batarya teminatı, şarj ekipmanı, ev tipi şarj ünitesi, yolda enerji desteği ve ikinci el batarya değerleme gibi yeni ihtiyaçları da gündeme getiriyor. Benzer şekilde yeşil konut sigortaları, enerji verimli bina teminatları, güneş paneli sigortaları ve düşük karbonlu yaşamı teşvik eden ürünler de önümüzdeki dönemde daha fazla konuşulacak. Burada kritik nokta, sürdürülebilirlik kavramını karmaşık bir çerçeveden çıkarıp tüketicinin hayatına dokunan somut faydalara dönüştürmek.” Yapay zeka ile doğru ve önceden tahmin edilebilirliğe katkı “Sürdürülebilirlik sigortalarının geleceği veriyle şekillenecek” diyen Murat Çiftçi, şöyle devam etti: “Çünkü iklim riski artık geçmiş hasar verisine bakılarak tek başına fiyatlanabilecek bir risk değil. Geleceğe dönük iklim senaryoları, coğrafi konum, tesis yapısı, enerji kullanımı, tedarik zinciri ve operasyonel dayanıklılık birlikte analiz edilmeli. Yapay zekâ ve iklim modellemeleri burada sigorta sektörüne üç alanda katkı sağlayacak: Birincisi, riskin daha doğru ölçülmesi. İkincisi, kişiye veya kuruma özel fiyatlama yapılabilmesi. Üçüncüsü, hasar oluşmadan önce önleyici uyarı mekanizmalarının kurulması. Örneğin sel riski yüksek bir bölgede bulunan tesis için yalnızca poliçe fiyatı değil; drenaj altyapısı, erken uyarı sistemi, stok konumlandırması ve acil durum planı da değerlendirilmelidir. Bu yaklaşım, sigortayı pasif bir güvence olmaktan çıkarıp aktif bir dayanıklılık ve risk yönetimi aracına dönüştürür.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.