Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Recep Tayyip Erdoğan

Kapsül Haber Ajansı - Recep Tayyip Erdoğan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Recep Tayyip Erdoğan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürsel Baran: “Üretimi Yurt Dışına Taşımak Kısa Vadede Avantaj, Uzun Vadede Risk” Haber

Gürsel Baran: “Üretimi Yurt Dışına Taşımak Kısa Vadede Avantaj, Uzun Vadede Risk”

ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Ankara Ticaret Odası'nın da katkılarıyla, Ankara Giyim Sanayicileri Derneği (AGSD) öncülüğünde ATO Congresium'da dördüncü kez kapılarını açan "Ankara Hazır Giyim ve Moda Günleri- Capital of Fashion- COF'26"nin açılış programına katılarak bir konuşma yaptı. Hazır giyim, tekstil ve moda sektörünün önde gelen markalarını Başkent'te buluşturan etkinliğin açılış programında, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Faruk Köylüoğlu ile Ankara Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı aynı zamanda ATO'nun 2 No'lu Konfeksiyon, Hazır Giyim, Triko Meslek Komitesi Meclis Üyesi Hayati Akbaba da birer konuşma gerçekleştirdi. Baran, son dönemde küresel rekabet, artan maliyetler ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar nedeniyle, özellikle hazır giyim ve tekstil sektörünün üretimini yurt dışına kaydırdığına dikkat çekerek, "Bu süreçte bazı firmalar, maliyet avantajı nedeniyle üretimlerini yurt dışına taşımayı tercih etti. Yurt dışına çıkış, her ne kadar kısa vadede maliyet avantajı gibi görünse de uzun vadede ciddi riskleri beraberinde getiriyor. Üretim süreçlerinin kontrolünün zorlaşması, kalite standartlarının sürdürülebilirliği, teslim sürelerinde yaşanabilecek aksaklıklar, tedarik zincirinin kırılganlaşması, bu risklerin başında geliyor. Öte yandan içerde de istihdam ve üretim gücü olumsuz etkileniyor" dedi. Buna karşın Türkiye'de üretimine devam eden firmaların, ülke ekonomisine sağladığı katkıya da değinen Baran, "Tüm zorluklara rağmen ülkemizde üretimine devam eden çok sayıda firmamız var. Bu firmalar, istihdama, ihracata ve ülkemizin sanayi altyapısına katkı sağlıyor. Sergiledikleri kararlılık, sektörümüzün geleceği açısından son derece kıymetli" dedi. Baran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyareti kapsamında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği organizasyonu ile Mısır'da bulunduklarını kaydederek, "Yaklaşık 20 bin firmamızın Mısır'da 4 miyar dolarlık yatırımı var. Ancak şimdilerde de Mısır'dan Tunus'a doğru bir yatırım kayması olduğunun haberlerini alıyoruz" dedi. -DÜNYANIN ÖNDE GELEN ÜRETİM MERKEZLERİNDEN BİRİYİZ- ATO Başkanı Baran hazır giyim ve moda sektörünün ekonomideki önemine dikkat çekerek, "Hazır giyim ve moda; yüksek katma değer üreten, istihdam sağlayan, ihracat gücü yüksek ve ülke ekonomimizin lokomotif sektörlerinden biri durumunda" diye konuştu. Baran, sektörün tasarımdan üretime, markalaşmadan perakendeye uzanan geniş yapısıyla yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kültürel ve sosyal bir değer de ürettiğini de kaydetti. Türkiye'nin hazır giyim ve tekstilde dünyanın önde gelen üretim merkezlerinden biri durumunda olduğunu vurgulayan Baran, "Hızlı teslimat kabiliyeti, kaliteli üretim altyapısı, nitelikli iş gücü ve güçlü tedarik zinciriyle küresel rekabette önemli bir avantaja sahibiz. Ankara da bu güçlü yapının önemli merkezlerinden biri" diye konuştu. Ankara'nın bu birikiminin yüzyıllar öncesinde Ankara keçisinin tiftiğiyle dokunan sof kumaşına dayandığını belirten Baran, sof kumaşının o dönemde çok sayıda ülkeye ihraç edildiğini ve kent ekonomisini ayakta tutan bir öneme sahip olduğunu dile getirdi. Baran, Cumhuriyet ile birlikte Ankara'nın modernleşmenin olduğu kadar hazır giyim ve modanın da vitrini olmaya devam ettiğini söyledi. Baran, "Başkentimiz bugün de üretim kapasitesi, girişimcilik kültürü ve yetişmiş insan kaynağıyla sektörümüze ciddi katkı sunuyor" diye konuştu. Etkinliğin sektör temsilcilerini bir araya getiren, yeni iş birliklerine zemin hazırlayan ve yerli markaların görünürlüğünü artıran önemli bir organizasyon olduğunu ifade eden Baran, dijitalleşme, sürdürülebilirlik, yeşil üretim, markalaşma ve ihracat odaklı büyüme başlıkları açısından bu tür buluşmaları önemsediklerini söyledi. Konuşmasında markalaşmanın önemine de değinen Baran, Ankara Ticaret Odası tarafından beşincisi düzenlenecek "Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları"nın 24-25 Nisan tarihlerinde ATO Congresium'da gerçekleştirileceğini belirterek, sektör temsilcilerini etkinliğe davet etti. Programda ATO Meclis Başkanı Mustafa Deryal, Gürcistan'ın Ankara Büyükelçisi Archil Kalandia, ATO'nun 2 No'lu Konfeksiyon, Hazır Giyim, Triko Meslek Komitesi ile 17 No'lu Tekstil, Tuhafiye, Mefruşat Meslek Komitesi üyeleri, Ankara Giyim Sanayicileri Derneği üyeleri ve sektör temsilcileri yer aldı. Açılış programının ardından ATO Başkanı Baran, stantları ziyaret etti. Programda ayrıca Ankara Olgunlaşma Enstitüsü tarafından "Renk Renk Anadolu Koleksiyonu" defilesi de gerçekleştirildi. 11 Şubat'ta kapılarını açan etkinlik 13 Şubat'a kadar ATO Congresium'da devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ESTA Construction’a Yurt Dışı Müteahhitlikte Bir Başarı Ödülü Daha Haber

ESTA Construction’a Yurt Dışı Müteahhitlikte Bir Başarı Ödülü Daha

27 Ocak 2026 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilen törende, ESTA Construction Yönetim Kurulu Başkanı Bahattin Demirbilek, ödülünü T.C. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldı. Bu anlamlı takdim, ESTA’nın uluslararası pazarlardaki sürdürülebilir başarısının ve Türkiye’yi küresel ölçekte temsil eden güçlü konumunun altını bir kez daha çizdi. Küresel Gücün Uluslararası Tescili Türkiye Müteahhitler Birliği tarafından, Engineering News-Record (ENR) kriterleri esas alınarak verilen Yurt Dışı Müteahhitlik Hizmetleri Ödülleri; ENR’nin “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” ve “Dünyanın En Büyük 225 Uluslararası Teknik Müşaviri” listelerinde yer alan Türk firmalarına sunuluyor. ESTA Construction, bu prestijli ödülü 2016 yılından bu yana aralıksız olarak alarak, uluslararası arenadaki güvenilirliğini ve kurumsal sürekliliğini güçlü biçimde ortaya koyuyor. ENR’nin 2025 Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi listesinde Türkiye’den 45 firma yer alırken; ESTA Construction, dünya genelinde 72’nci, Türkiye’de ise 5’inci sırada konumlanarak sektör liderliğini bir kez daha tescilledi. Dünya Çapında İmza Projeler Ödül değerlendirme sürecinde firmaların yurt dışı ciroları, üstlendikleri projelerin ölçeği, teknik yeterlilikleri ve küresel pazarlardaki sürdürülebilir başarıları dikkate alınıyor. ESTA Construction’ın farklı coğrafyalarda hayata geçirdiği yüksek profilli projeler; şirketin yalnızca mühendislik gücünü değil, aynı zamanda karmaşık süreçleri yönetme, çoklu regülasyonlara uyum sağlama ve uzun soluklu projeleri başarıyla tamamlama kabiliyetini de ortaya koyuyor. Krasnodar Stadyumu ve Galitsky Park, Amur Gaz Kimya Kompleksi, Gagarin Uluslararası Havalimanı, Mercedes-Benz Sirius Otomobil Fabrikası, Irak Crude Oil Export Facility Reconstruction Project, , Severstal Pelet Üretim Tesisi, Kazakistan Ammonia and Urea Plant, Romanya DN71 Karayolu Projesi ve Irkutsk Akıllı Okulu, ESTA’nın uluslararası portföyünde öne çıkan ve referans niteliği taşıyan projeler arasında yer alıyor. Küresel Birikimden Yerel Değere: Benesta Uluslararası arenada edindiği bu güçlü birikimi Türkiye’ye taşıyan ESTA Construction, global mühendislik ve proje yönetimi deneyimini Benesta markasıyla İstanbul’da hayata geçiriyor. Benesta Benleo Acıbadem ve Benesta Center Bahçelievler projeleri; yalnızca birer gayrimenkul yatırımı değil, İstanbul’un gelişen yeni merkezlerinde konumlanan bütüncül yaşam alanları olarak öne çıkıyor.

Mersin’e Dev Sağlık Yatırımları Haber

Mersin’e Dev Sağlık Yatırımları

Kıratlı, hayata geçirilecek olan dev sağlık yatırımlarıyla birlikte Mersin’in sağlık altyapısının daha güçlü olacağını ifade etti. AK Parti Mersin Milletvekili ve Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu Üyesi Ali Kıratlı, Sağlık Bakanlığı tarafından 2026 yılı Yatırım Programına alınan yeni sağlık yatırımlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Kıratlı’nın paylaştığı bilgilere göre Mersin genelinde 1 yeni hastane, toplamda 400 yataklı ve 30 ünitelik 3 yeni ek hizmet binası, bağımlı hastalar için rehabilitasyon merkezi, Mersin Sağlık Kompleksi ve 8 yeni Aile Sağlığı Merkezi yatırım programına alındı. ERDEMLİ’YE YENİ DEVLET HASTANESİ Kıratlı, yaptığı açıklamada 2026 yatırım programına alınan sağlık yatırımları arasında Erdemli’ye yeni bir devlet hastanesi yapılacağını belirterek, “Erdemlimize yeni bir devlet hastanesi daha yapıyoruz. Modern ve tam teşekküllü yapılacak olan hastanemiz ilçemizin artan nüfusunun ihtiyaçlarına karşılık verecek kapasitede olacak” ifadelerini kullandı. SİLİFKE VE MEZİTLİ’YE TOPLAM 400 YATAKLI YENİ EK HİZMET BİNALARI AK Parti Mersin Milletvekili Ali Kıratlı, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi: “Ayrıca Silifke ve Mezitli ilçelerimize de 200’er yataklı yeni bir ek hizmet binaları da yatırım programına alındı. Silifke’deki yeni hizmet binası ile ilçemizde mevcut kapasite 430 yatak sayısına ulaşacak. Silifke ve çevre ilçelerdeki hasta yükünü hafifleterek, tedavi süreçlerini hızlandıracak.” MERSİN’E 8 YENİ AİLE SAĞLIĞI MERKEZİ Öte yandan Kıratlı, kent geneline 8 yeni Aile Sağlığı Merkezi yapılacağını da belirtti. Kıratlı, “Mersin’e kazandıracağımız yeni aile sağlığı merkezlerimizin 4’ü Tarsus’a, 3’ü Erdemli’ye, 1’i de Silifke ilçemize yapılacak. Merkezlerimiz toplamda 42 adet Aile Hekimliği Bilgi Sistemi ile donatılacak. 2 Aile Sağlığı Merkezi ise 112 Acil Sağlık Hizmeti sistemi ile donatılacak” ifadelerine yer verdi. MERSİN’E DEV SAĞLIK KOMPLEKSİ 2026 yılı Sağlık Yatırımları Programı kapsamında Mersin’in dev bir sağlık tesisine kavuşacağını vurgulayan Kıratlı, “Akdeniz ilçemize yapılacak olan dev sağlık tesisimizde İl Sağlık Müdürlüğü, 112 Başhekimliği, HSL-2, SHM, ASM, 40 ünite ADSM, UMKE Lojistik Destek ve Merkez Arşiv birimleri yer alacak. Tek bir yerleşkede, tüm sağlık birimlerimiz vatandaşlarımıza hizmet verecek” dedi. ANAMUR’A 30 ÜNİTELİK AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI MERKEZİ Kıratlı, Anamur ilçesine kazandırılacak olan yeni sağlık merkezi ile ilgili de bilgi vererek, “Anamur ilçemizde Devlet Hastanesi’ne ek olarak 30 ünitelik Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi ile içerisinde Psikiyatri, FTR, Diyaliz, Depo ve Arşiv birimlerini içeren sağlık kompleksi de 2026 yatırım programına alındı. Tüm bu yapılacak olan projeler Mersinimize hayırlı olsun” ifadelerini kullandı. MERSİN’E HİZMET ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ Projelerin hayata geçmesiyle birlikte Mersin’de sağlık altyapısının daha da güçleneceğini vurgulayan Kıratlı, “Sağlık tesislerimizde vatandaşlarımız şifa bulmaya devam edecek. AK Parti hükümeti olarak sözümüzü tutmaya ve Mersin’e hizmet etmeye devam edeceğiz. Bu yatırımların Mersin’imize kazandırılmasından dolayı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca değerli katkıları ve destekleri için Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.

Likhachev: Türkiye’de Bu Yıl Nükleer Enerjinin Hayata Geçirilmesi İçin Her Şeyi Yapacağız Haber

Likhachev: Türkiye’de Bu Yıl Nükleer Enerjinin Hayata Geçirilmesi İçin Her Şeyi Yapacağız

Rossiya-24 kanalına konuşan Likhachev, Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali olacak olan Akkuyu NGS’yi, devreye alma operasyonlarına bu yıl hazırlayacaklarını belirterek, “Bu önemli süreçte hem Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın hem de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sn. Alparslan Bayraktar’ın liderliğini de vurgulamadan geçmek istemem” dedi. “En Büyük Baskıyı Akkuyu NGS Projesinde Hissettik” 2025’i “Kolay olmayan ama zaferlerle dolu bir yıl” olarak niteleyen Likhachev, “Tüm zorluklara ve batının neredeyse kolektif olarak bize karşı yürüttüğü sert ekonomik savaşa rağmen Rosatom'un görevini tam olarak yerine getirdiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı. Rosatom Genel Müdürü, Akkuyu NGS projesinin ciddi bir baskı altında kaldığını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “En ağır baskıyı, Siemens’in tedarik etmesi gereken ekipmanı göndermediği, 2 milyar dolarlık yatırımların dondurulduğu ve ödeme sisteminin fiilen çöktüğü Akkuyu NGS projemizde yaşadık. Ancak bu koşullara rağmen bir an bile durmadık. Bundan sonra da ilerlemeye devam etmek için gereken her şeyi yapacağız. Bu süreçte Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Sn. Putin’den çok güçlü bir destek aldık. Hükümet ve Merkez Bankası, çalışmaların planlandığı şekilde ilerlemesi için mümkün olan her adımı attı. Alınan bu kararlar bize ilham vermekle kalmadı, aynı zamanda somut hareket alanları da sağladı.” Likhachev: “Kurulu gücün kullanım katsayısı %87’nin üzerine çıktı” Alexey Likhachev Rosatom’un Rusya içi ve dışı diğer projeleri ve yürüttüğü çalışmalar hakkında da bilgiler verdi. 2025’te Rus nükleer endüstrisinin 80’inci yılının kutlandığını vurgulayan Rosatom Genel Müdürü, 2025 Eylül ayında Moskova’da gerçekleştirilen Atomic Week ile hem dünya liderlerinin hem de nükleer enerji alanında en etkin isimlerin katıldığı önemli bir etkinliğe imza attıklarını hatırlattı. Söz konusu etkinlikte, aralarında devlet liderlerinin de bulunduğu çok sayıda üst düzey ismin bir araya geldiğini, NATO üyesi ülkelerin de temsil edildiğini ve uluslararası alanda etkili neredeyse tüm nükleer kuruluşların yöneticilerinin buluştuğunu belirtti. Likhachev, etkinlik kapsamında dünya nükleer endüstrisinin liderleri ile önde gelen ülkelerin temsilcileri arasında yapılan görüşmelerin dünyanın geleceği bakımından nükleer enerjinin geliştirilmesinin alternatifsiz olduğu ve uluslararası alanda eşitlik temelinde iş birliğinin gerekliliği sonuçlarını ortaya koyduğunu belirtti. Likhachev, “21. yüzyıl, şimdiden ‘elektrik yüz yılı’ olarak adlandırıldı. Elektriğin üretilmesi ve bunun sürdürülebilir ve uygun fiyatlı olması şarttır. Bu soruna nükleer teknolojilerin geliştirilmesi dışında bir çözüm yaklaşımı bulunmuyor. Biz de burada, iş birliğine açık ülkelerle uzun vadeli ortaklıklar öneriyoruz” diye konuştu. 2025 yılı değerlendirmelerinde Rosatom olarak elektrik üretiminde planlananın üzerinde bir performans sergilediklerini de belirten Likhachev, şöyle devam etti: “Bizim için son derece kritik bir gösterge olan kurulu gücün kullanım katsayısı %87’nin üzerine çıktı. Bu oran, genel olarak enerji sektörü için, özelde ise nükleer enerji açısından rekor bir seviyedir. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; karşı karşıya kaldığımız tüm zorluklara, bakım ve onarım gerekliliklerine ve nükleer santrallerimize yönelik gerçekleştirilen terörist saldırılara rağmen, tüm nükleer enerji kompleksleri 24 saatin 21 saatinde yüzde yüz kapasiteyle çalıştı.” Rusya Federasyonu olarak hükümet planlarında ülkenin enerji dengesinde nükleer enerjinin payının %25’e çıkarılmasına yönelik bir hedef bulunduğunun altını çizen Rosatom Genel Müdürü Likhachev, “Plan, 2042 yılına kadar nükleer enerji kapasitesinin artırılmasını öngörüyor. Bu nedenle de sahip olunandan daha fazla santral inşa etmemiz ve daha fazla kurulu gücü devreye almamız gerekiyor” Rusya dışında yürüttükleri projelere de değinen Likhachev, çalışmalarının Çin Halk Cumhuriyeti, Hindistan ve Mısır’da devam ettiğini, Bangladeş’teki nükleer güç santralinin birinci ünitesinin de devreye alma çalışmalarının başlamasına neredeyse hazır durumda olduğunu söyledi. Çin’de Rosatom projeleri kapsamında yer alan Tianwan NGS’nin 7. ünitesinde ve Xudapu NGS’nin 3. ünitesinde ise fiziksel devreye alma aşamasının başlatılmasının beklendiğini belirten Rosatom Genel Müdürü, Myanmar ile küçük modüler reaktörlere ilişkin bir hükümetler arası anlaşma imzalandığını duyurdu. Likhachev, Vietnam için Rus tasarımı yeni bir araştırma reaktörünün kurulmasına karar verildiğini, Özbekistan’da küçük kapasiteli nükleer güç santralinin inşasında kilit bir aşamaya geçildiğini ve Macaristan’daki Paks-2 NGS’de “ilk beton” dökümünün yapılmasının Şubat 2026’da öngörüldüğünü de hatırlattı. Yeni Buzkıranların İnşası Sürüyor Rusya içindeki çalışmalarının yoğunlaştığı noktalardan birinin de yeni buzkıranların inşası ve Kuzey Deniz Yolu’nun geliştirilmesi olduğunu söyleyen Alexey Likhachev, 2025 yılında buzkıranların faaliyet gösterdiği Kuzey Deniz Yolu üzerinden konteyner taşımacılığında rekor kırıldığını belirtti. Likhachev, Kuzey Deniz Yolu’nda yıl boyunca 24 transit konteyner seferiyle 3,2 milyon tonluk toplam transit yük hacmine ulaştıklarını açıkladı. Buna ek olarak Kaliningrad’da lityum-iyon batarya üretimi için bir gigafabrika devreye aldıklarını da belirten Likhachev, “Aynı özelliklere sahip bir fabrikayı da Yeni Moskova’da, bu yıl içinde endüstriyel işletmeye alacağız. Böylece yılda 100 bine kadar araca yetecek batarya tedarik edebilecek kapasiteye ulaşacağız” ifadelerini kullandı. Rosatom Genel Müdürü, söz konusu projenin yalnızca üretimle sınırlı olmadığını, projenin bir parçası olarak, geri dönüşüm/bertaraf süreçleri, şarj istasyonları ve sistemleri, servis ve bakım hizmetleri gibi tamamlayıcı altyapı unsurlarının da hayata geçirilmesinin hedeflendiğini söyledi. Likhachev, Rosatom’un kapalı nükleer yakıt çevrimi alanında yürüttüğü çalışmalara da değindi. Likhachev, Rosatom’un Aralık 2024’te yenilikçi BREST-OD-300 reaktörü için nükleer yakıt üretecek tesisi işletmeye aldığını, bu tesisin dünya nükleer endüstrisinde benzersiz olan ve IV. nesil deneysel-gösterim amaçlı enerji kompleksinin üç unsurundan ilki olma niteliğini taşıdığını söyledi. BREST-OD-300’ün tamamen ikincil nükleer yakıt çevrimi ürünlerinden oluşan yenilikçi yakıtın kullanılacağı, kurşun soğutmalı ilk reaktör tesisi olacağını belirten Alexey Likhachev, tesisin üretilmesi ve devreye alınmasının nükleer enerjinin kaynak tabanının önemli ölçüde genişletilmesini ve ışınlanmış yakıt demetlerinin (TВС) depolanmak yerine yeniden işlenerek taze yakıt üretiminde kullanılmasını sağlayacağını, ayrıca nükleer atık oluşumu ile atıkların radyoaktif aktivitesinin radikal biçimde azaltacağını söyledi. Likhachev, “Hedefimiz, santral sahasında kapalı yakıt çevrimine sahip bu kompleksi 2030 yılına kadar devreye almak. Yakıt fabrikasyonu ve yeniden fabrikasyon modülü hâlihazırda işletmede ve burada geliştirme çalışmaları yoğun şekilde sürüyor. BREST reaktörünün de belirlenen takvim çerçevesinde bizi memnun edecek sonuçlar vereceğinden eminim” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

3 Yılda 3 Milyon Gencin İstihdama Kazandırılması Hedefleniyor Haber

3 Yılda 3 Milyon Gencin İstihdama Kazandırılması Hedefleniyor

Vatansever, programda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ortaya konulan çerçevenin, genç istihdamını yalnızca sayısal hedefler üzerinden değil, eğitim, beceri kazanımı ve üretim süreçleriyle birlikte ele alan bir yaklaşımı yansıttığını belirtti. Açıklanan verilerin birlikte değerlendirildiğinde, programın temel amacının gençlerin mezuniyet sonrası iş gücü piyasasına uyum sürecini kısaltmak ve bu süreci daha öngörülebilir hale getirmek olduğunu ifade etti. Program kapsamında önümüzdeki üç yıl içinde 3 milyondan fazla gencin istihdama kazandırılmasının hedeflendiğini ve bu amaçla 445 milyar liralık kaynağın tahsis edildiğini aktaran Vatansever, söz konusu kapsamın genç istihdamına yönelik bugüne kadar ortaya konulan en geniş ölçekli adımlar arasında yer aldığını kaydetti. Staj destekleri, mesleki yönlendirme ve bire bir danışmanlık uygulamalarının birlikte ele alındığını belirten Vatansever, 27 milyar liralık staj bütçesiyle 800 bin ilave gencin staj süreçlerine dahil edilmesinin, eğitim ile iş gücü piyasası arasındaki bağın güçlendirilmesine yönelik bir düzenleme olduğunu söyledi. İşveren ve genç arasındaki eşiklerin azaltılması hedefleniyor İlk Adım Programı ile İşgücü Uyum Programı’nın birlikte değerlendirildiğinde, gençlerin işe alım sürecinde karşılaştıkları maliyet ve tecrübe kaynaklı engellere yönelik düzenlemeler içerdiğini ifade eden Vatansever, ilk işe girişte maaş ve sigorta primlerinin belirli bir süre kamu tarafından karşılanmasının, işverenler açısından sürecin daha öngörülebilir hale gelmesini amaçladığını belirtti. Bu kapsamda, İşgücü Uyum Programı çerçevesinde günlük 1.375 lira destek sağlanması, sigorta güvencesi sunulması ve üç yıl içinde 450 bin gence eğitim ile uygulamalı deneyim kazandırılmasının öngörüldüğünü aktardı. İŞKUR Gençlik Programı’na ilişkin düzenlemelere de değinen Vatansever, üniversite öğrencilerinin eğitim sürecinde çalışma ihtiyacının daha düzenli ve kayıtlı bir zemine taşındığını söyledi. Günlük destek tutarının artırılmasıyla birlikte haftada üç gün çalışan öğrencilerin aylık gelirinin 19 bin liraya yükseltilmesinin planlandığını ifade etti. Programın yalnızca ücretli istihdamı değil, teknoloji temelli ve yenilikçi üretim alanlarını da dolaylı olarak destekleyen bir çerçeve sunduğunu ifade eden Vatansever, gençlerin eğitim sürecinde edindikleri dijital ve teknik becerilerin, girişimcilik temelli iş modelleriyle buluşmasının istihdamın niteliğini artırabileceğini belirtti. Bu yaklaşımın, gençlerin üretim süreçlerine daha esnek ve katma değeri yüksek alanlardan dahil olmasına imkan tanıyabileceğini kaydetti. Bu süreçlerin izlenmesi ve değerlendirilmesinde sivil toplumun katkı sunabileceği yapılar da önem taşıyor. Vatansever Platformu gibi katkı ve değerlendirme zeminlerinin, genç istihdamına yönelik politika ve uygulamaların sahadaki yansımalarının izlenmesine ve geri bildirim mekanizmalarının güçlendirilmesine destek sunabileceği ifade edildi. Programın uygulama başarısının yalnızca ayrılan kaynak büyüklüğüyle değil, uygulama kalitesiyle ölçülmesi gerektiğini vurgulayan Vatansever, danışmanlık mekanizmalarının etkinliği, sektör–genç eşleşmelerinin niteliği ve izleme süreçlerinin bu çerçevede belirleyici olacağını dile getirdi. Vatansever, uluslararası uygulamalarda benzer genç istihdamı modellerinin uzun süredir uygulandığını belirterek, eğitim sürecinde kazanılan becerilerin girişimcilik ve yenilikçi iş alanlarıyla desteklenmesinin, gençlerin istihdam sürecine uyumunu tamamlayıcı bir unsur olarak değerlendirilebileceğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni Asgari Ücret 28 Bin 75 Lira Olarak Belirlendi Haber

Yeni Asgari Ücret 28 Bin 75 Lira Olarak Belirlendi

Bakan Işıkhan, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun yeni yılda geçerli olacak asgari ücret rakamını belirleme çalışmalarında varılan sonucu, Bakanlıkta düzenlenen toplantıyla kamuoyuna duyurdu. Toplantıda 2026 yılı için geçerli olacak asgari ücreti açıklayan Bakan Işıkhan, şunları aktardı: “Milyonlarca çalışanımızı ilgilendiren; asgari ücrete ilişkin, Asgari Ücret Tespit Komisyonu; 12 Aralık’ta başlattığı müzakere sürecini bugün itibariyle tamamlamış ve 1 Ocak 2026’dan itibaren geçerli olacak yeni Asgari Ücret miktarını tespit etmiştir. Yoğun çaba gösteren her bir Komisyon üyemize özellikle teşekkür etmek istiyorum. Bakanlık olarak; çalışma hayatımızda, sosyal diyaloğun bir gereği olarak, tüm istişare mekanizmalarını aktif bir şekilde işlettik. Tabi bu süreçte, sizin de; çok yakından takip ettiğiniz gibi, bakanlık olarak biz, her iki taraf arasındaki hakemlik rolümüzün gerektirdiği şekilde, hem işçi temsilcilerimizle hem de işveren temsilcilerimizle görüşmelerimizi kararlılıkla sürdürdük.” Işıkhan, bu süreçte; işçi konfederasyonlarıyla da, işveren temsilcileriyle de görüşmelerini yaparak, fikirlerini aldıklarını ve onları, karar alma sürecine dahil ettiklerini kaydederek, “Şartlar ne olursa olsun, nihai karar nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, bizim devlet olarak; sosyal paydaşlarımızla iletişimi kesme, talep ve tekliflere kulaklarımızı kapatma lüksümüz bulunmamaktadır. Ortak hareket, uzlaşı ve istişare kültürü yaratan sosyal diyalogun; çalışma hayatımızın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesinin, ön şartı olduğuna inanıyorum” diye konuştu. “23 Yıldır, Türkiye’yi Her Şartta Büyütme, Her Koşulda Ayakta Tutma Vizyonuyla Yol Yürüyen Bir Yönetim Anlayışına Sahibiz” İşçilerin de işverenlerin de çalışma hayatının asli unsurları olduğuna değinen Bakan Işıkhan, “Bugüne kadar ülkemizin ve milletimizin istikbali için, nasıl birlikte çalışıp; birlikte alın teri döktüysek, Türkiye’yi, nasıl el ele verip birlikte büyüttüysek; bundan sonra da aynı birlik ve beraberlik ruhuyla aynı hedeflere yürümeye devam edeceğiz. Şunu unutmamalıyız ki; bizler, karşı karşıya gelerek, zıtlaşarak, değil ancak yan yana durduğumuzda, birlikte olduğumuzda, yol alabiliriz” değerlendirmelerinde bulundu. Işıkhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde AK Parti olarak, 23 yıldır, Türkiye’yi her şartta büyütme, her koşulda ayakta tutma vizyonuyla yol yürüyen bir yönetim anlayışına sahip olduklarına vurgu yaparak, “Bu ülke; çok kısa süreler içinde ekonomik saldırılar, büyük depremler yaşadı, dünya çapında pandemi yaşadı, küresel krizler yaşadı, bölgemizdeki savaşların, enerji krizlerinin ve tedarik zinciri kırılmalarının tam ortasında kaldı. Ancak şunu; açık ve net bir şekilde ifade etmek istiyorum: bunca musibete rağmen; bugün her alanda büyük bir oranda toparlanmayı yaşıyoruz. Türkiye büyüdükçe, güçlendikçe, ekonomisi sağlamlaştıkça, her zaman olduğu gibi bundan en büyük faydayı da elbette vatandaşlarımız görecektir” ifadelerini kullandı. “Her Büyüme ve Kalkınma Vatandaşımıza Refah Artışı Olarak Dönmeye Devam Edecektir” Geçmişte nasıl olduysa, bundan sonra da; her iyileşme, her ilerleme, her büyüme ve kalkınmanın, vatandaşa refah artışı olarak dönmeye devam edeceğine dikkati çeken Bakan Işıkhan, “Bu bizim en temel anlayışımız, en temel yaklaşımımızdır. Asgari ücrette de, diğer meselelerde de esas olan, yapılan artışların; çarşıda, pazarda, market raflarında, etiketlerde eriyip gitmemesidir. Yapılan artışlarla; vatandaşımızın satın alma gücünün korunması ve yaşam kalitesinin geliştirmesini hedeflemekteyiz” şeklinde konuştu. Işıkhan, popülist olmadıklarını söyleyerek, şöyle devam etti: “Hiçbir zaman muhalefetin popülist yaklaşımlarını da ciddiye almadık. Biz işimize baktık, çalıştık, ve projelerimizle, eserlerimizle vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına en uygun, en reel politikaları geliştirdik ve hayata geçirdik. Biz 23 yıldır, AK Parti olarak, günü kurtaran değil, geleceği inşa eden bir anlayışla hareket ediyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı; emeğin kıymet gördüğü, çalışanın hakkının korunduğu, büyümenin tabana yayıldığı bir yüzyıl yapmakta da kararlıyız. Bakanlık olarak gerçekleştirdiğimiz; tüm çalışmalarımızda, hedef ve önceliklerimizde; Türkiye’nin küresel dönüşümde; güçlü, rekabetçi, üretim odaklı ve aynı zamanda ‘kimseyi dışarıda bırakmayan’ bir çalışma hayatı vizyonu inşa etme çabamız vardır. İşgücü piyasalarımızı daha dayanıklı kılacak, sosyal koruma ve sosyal güvenlik sistemimizi yarınlara hazırlayacak, çalışanlarımızın beceri dönüşümünü hızlandıracak politikaları hazırlama ve uygulama noktasında, bunu bir mecburiyet olarak görüyoruz.” “Türkiye’nin Yarınları; Ancak Bugünün, Emek Ve Üretim Gücünü, Daha Nitelikli Hâle Getirerek Güvence Altına Alınabilir” Bakanlık olarak; çalışma hayatının tüm ekosistemini; daima değişen şartlara uyum sağlayan, ihtiyaçlara hızla cevap verebilen, dinamik ve güçlü bir yapıya oturtmak için kararlı bir şekilde çalıştıklarının altını çizen Bakan Işıkhan, “Çünkü biliyoruz ki; Türkiye’nin yarınları; ancak bugünün, emek ve üretim gücünü, daha nitelikli hâle getirerek güvence altına alınabilir. Bu anlayışla, Asgari Ücrette de; çalışanlarımızın hakkını ve emeğini enflasyona ezdirmeyecek, işverenlerimizi mağdur etmeyecek; en doğru ve en makul, ortak noktada fikir birliğine varmak, sadece mali kazanımlar için değil aynı zamanda toplumsal barış ve dayanışma şuurumuz bakımından da hayati bir öneme sahiptir” ifadelerini kullandı. Işıkhan, temel hedefin işçileri de, işverenleri de memnun edecek, bir denge seviyesinin tespit edilmesi olduğuna işaret ederek, “Bu sebeple bugün açıklayacağımız kararın; bu dengeyi gözetecek nitelikte olması için yoğun çaba harcadığımızı özellikle vurgulamak isterim. Bu süreçte olumlu yaklaşımları dolayısıyla tüm sosyal paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Komisyon çalışmalarımıza görüş ve tavsiyeleriyle katkı veren, destek olan tüm sendikalarımıza, kurumlarımıza ve ilgili bakanlıklarımıza; çalışmaların sağlıklı bir şekilde icra edilmesini sağlayan komisyon üyelerimize ve süreci an be an takip eden, siz değerli basın mensuplarına da ayrıca teşekkür ediyorum” diye konuştu. Sosyal diyalog sürecinde, Asgari Ücret Komisyonu’nda işveren kesimini temsil eden ve toplantıya aktif bir şekilde görüş ve önerilerini dile getiren Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’na teşekkür eden Bakan Işıkhan, “Güçlü iradeleriyle; gece gündüz demeden çalışan, her koşulda ülkemizin ve milletimizin geleceği için arkamızda duran, bizleri destekleyen ve yolumuzu açan Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız; Recep Tayyip Erdoğan’a, tüm emekçiler adına huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum” dedi. Bakan Işıkhan, Asgari Ücret Komisyonu tarafından belirlenen ve 2026 yılı için geçerli olacak asgari ücrete ilişkin şu bilgileri paylaştı: “1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere; net asgari ücret 28 bin 75 lira 50 kuruş, brüt asgari ücret tutarı ise 33 bin 30 lira olarak belirlenmiştir. Yapılan bu artışla asgari ücreti; geçtiğimiz yıla göre yüzde 27 oranında artırmış oluyoruz. Asgari ücrette 2002 yılına göre; nominal olarak 171 kat, reel olarak ise 251’lik bir artış sağlamış bulunuyoruz. Ayrıca geçtiğimiz yıl 1.000 TL olarak uyguladığımız asgari ücret desteğini önümüzdeki yıl 1270 lira olarak uygulamaya devam edeceğiz. Yeni ücret ile birlikte çalışanlarımızı; enflasyona ezdirmeme sözümüzün arkasında olduğumuzu bir kez daha vurgulamak isterim. Devletimiz; tüm kurum ve kuruluşlarıyla işçimizin, işverenimizin ve vatandaşımızın yanında olmaya devam edecektir.” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı’nı yatırım-üretim-istihdam vizyonuyla şekillendirmeye devam edeceklerine vurgu yapan Işıkhan, “Bugüne kadar olduğu gibi; bundan sonra da, çalışma hayatının tüm ihtiyaçlarını; paydaşlarımızla istişare, ortak akıl ve güç birliği içerisinde karşılamayı sürdüreceğiz. Yeni asgari ücretin çalışan, üreten ve büyüyen ülkemiz için ve aziz milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Toplantıda, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol da yer aldı.

60'tan Fazla Ülke Boğaziçi Zirvesi İçin Türkiye'ye Geldi Haber

60'tan Fazla Ülke Boğaziçi Zirvesi İçin Türkiye'ye Geldi

Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) tarafından düzenlenen ve bu yıl “Küresel Zorluklar: Yeni Gerçeklere Uyum” temasıyla gerçekleştirilen zirve, iki gün boyunca küresel ekonomideki dönüşüm, siyasi dengeler, teknolojik gelişmeler ve sürdürülebilirlik ekseninde kritik başlıkları ele alacak. Zirvenin açılış konuşmasını yapan UİP Kurucusu Cengiz Özgencil, yaşadığımız çağın krizlerden doğan yeni bir gerçekliğe birlikte uyum sağlama dönemi olduğunu belirterek, Boğaziçi Zirvesi'ni sadece fikirlerin değil, ortak çözümlerin ve karşılıklı öğrenmenin bir platformu olarak gördüklerini kaydetti. Zirvenin açılışına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bir mesaj göndererek iş birliği ve diyalog vurgusu yaptı. 6–7 Kasım tarihleri arasında düzenlenen zirve, 60'tan fazla ülkeden eski cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar, büyükelçiler, diplomatlar, akademisyenler, yatırımcılar ve iş dünyasının liderlerini İstanbul’da buluşturdu. Etkinlikte 70’e yakın yabancı ve 50’ye yakın yerli konuşmacı yer alıyor. Türkiye ekonomisine yön veren iş insanlarıyla birlikte dünya siyasetinin önemli figürlerini aynı çatı altında buluşturan Boğaziçi Zirvesi, iki gün boyunca İstanbul’u küresel fikir alışverişinin, ticaretin ve diplomatik temasların merkezi haline getirecek. Zirvede, dünyanın son yıllarda karşı karşıya kaldığı savaşlar, ekonomik belirsizlikler, güvenlik tehditleri ve ticaret savaşları gibi sorunların küresel ekonomiye etkileri tartışılıyor. Katılımcılar, jeopolitik gerilimlerin ve değişen ticaret dinamiklerinin dünya ekonomisinde yarattığı dönüşümü değerlendirirken, ülkelerin bu yeni gerçeklere nasıl uyum sağlayabileceği üzerine fikir alışverişinde bulunacak. Organizasyon kapsamında ayrıca pandemi sonrası toparlanma süreci, finansal sistemlerdeki değişim, dijitalleşme, enerji güvenliği, yapay zeka ve iklim krizi gibi konular da masaya yatırılacak. 'YENİ BİR GERÇEKLİĞE UYUM SAĞLAMA DÖNEMİNDEYİZ' Zirvenin açılış konuşmasını yapan UİP Kurucusu Cengiz Özgencil, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan zirve dolayısıyla gelen mesajını paylaştı. Erdoğan'ın mesajında zirvenin stratejik iş birlikleri ve sonuç odaklı fırsatları değerlendirme ve yeni fırsatlar üretip işbirliği imkanlarına katkı sağlayacağına inandığını ifade ettiğini kaydeden Özgencil, şunları söyledi: "Bu seneki ana mottomuzu “Küresel Zorluklar: Yeni Gerçeklere Uyum” olarak belirledik. Yaşadığımız çağ, krizlerle tanımlanan bir dönem değil; aksine, bu krizlerden doğan yeni bir gerçekliğe birlikte uyum sağlama dönemidir. Teknolojik, ekonomik, çevresel ve toplumsal dönüşümler birbirine geçmiş durumda. Bu nedenle, bu zirveyi sadece fikirlerin değil, ortak çözümlerin ve karşılıklı öğrenmenin bir platformu olarak görüyoruz." Küresel zorluklara karşı en güçlü yanıtın diyalog ve iş birliği olduğunun altını çizen Özgencil, zirvede iki gün boyunca farklı alanların liderlerinin önderliğinde fikir alışverişleri gerçekleşeceğini, 60’tan fazla ülkeden devlet adamları, diplomatlar, akademisyenler ve iş dünyası liderleriyle oluşan çeşitliliğin Boğaziçi Zirvesi’nin en büyük gücü olduğunu kaydetti. Bu yıl zirvede çok önemli paneller yapılacağını belirten Özgencil, "Örneğin, yapay zekanın etik sınırlarını tartışacağımız “Zekâ Çağı: Güç, Etik ve İnsanlığın Geleceği”, iklim değişikliğine karşı tarım ve gıda güvenliğini ele alan “Bolluğun Ötesinde: Dayanıklı Bir Gelecek İçin Tarımı Yeniden Düşünmek” ve enerji, finans, yönetişim, kadın liderliği gibi alanlarda düzenlenecek paneller, bu uyum sürecinin çok boyutlu doğasını ortaya koyacak. Yapay zeka, iklim krizi, finansal dijitalleşme, güvenlik ve toplumsal eşitsizlikler... Bunların hepsi, insanlığın aynı anda hem sınav hem fırsat yaşadığı alanlar. Bizler, bu dönüşümün edilgen izleyicileri değil, etik, adil ve sürdürülebilir bir geleceğin inşacıları olmalıyız. Türkiye, coğrafi ve kültürel konumuyla bu diyaloğun tam merkezinde yer alıyor. Asya ile Avrupa’yı, Afrika ile Avrasya’yı buluşturan bu topraklarda, her yıl olduğu gibi, köprü kurmaya devam ediyoruz." diye konuştu. 'DÜNYA BÜYÜK ZORLUKLARLA KARŞI KARŞIYA' UİP Onursal Başkanı Dr. Talal Abu-Ghazaleh, dünyanın zor günlerden geçtiğini belirterek, karşı karşıya kalınan temel zorluklardan bahsetti. Bunlardan ilkinin iklim konusu olduğunu belirten Abu-Ghazaleh, bu konuya ilk kez 1999 yılında dikkat çektiklerini ve dünyanın devamlılığı için mutlaka bu konuda önlemler alınması gerektiğini söyledi. İkinci konunun Birleşmiş Milletler'in artık paralize olması ve devre dışı kalması olduğunu kaydeden Abu-Ghazaleh, BM'nin mutlaka kendi içerisinde reformlar yapması gerektiğini iletti. Üçüncü problemin ABD ile Çin arasında yaşananlar olduğunu ve Tayvan ve Güney Çin Denizi üzerindeki tartışmaların çok önemli bir problem olduğunun altını çizen Abu-Ghazaleh, dünyadaki bir diğer meydan okumanın da bilgi devriminin sonuçları üzerinden gerçekleştiğini ifade etti. Yaşanan dijitalleşmeyle birlikte karşımıza yapay zekanın çıktığını söyleyen Abu-Ghazaleh, "Bu alanda çok ciddi gelişmeler yaşanıyor ve bilgisayar programları giderek daha akıllı hale geliyor. Makineler, makinelerin arkasındaki beyinlerden daha da zeki ve akıllı hale gelmeye başlıyor. Şu anda uzmanlar bilgisayarların ya da yapay zekanın dünyanın yöneticisi olmasını engellemeye çalışıyorlar. İnsanlar yapay zekanın çalışanları olmasın diye uğraşıyorlar, Bu şaka değil, gerçek." dedi. BOĞAZİÇİ ZİRVESİ, EKONOMİK DİPLOMASİNİN MERKEZİ OLMAYA DEVAM EDİYOR 16 yıldır aralıksız olarak düzenlenen Boğaziçi Zirvesi, yalnızca ekonomik bir etkinlik değil aynı zamanda uluslararası ekonomik diplomasi ve iş birliği platformu olarak öne çıkıyor. Her yıl farklı ülkelerden ticaret heyetlerini ve yatırımcıları ağırlayan zirvede, geçmiş yıllarda yapılan görüşmeler neticesinde milyonlarca dolarlık ticari anlaşmalara imza atıldı. Bu yıl da zirve kapsamında çok sayıda B2B görüşme ve ikili temas gerçekleştirilmesi bekleniyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.