Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Regülasyon

Kapsül Haber Ajansı - Regülasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Regülasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Teknoloji Girişimleri ve Hukuk Profesyonelleri Bir Araya Geldi Haber

Teknoloji Girişimleri ve Hukuk Profesyonelleri Bir Araya Geldi

KOBİ’ler başta olmak üzere, katma değerli üretim hedefleyen her ölçekten şirkete büyüme odaklı iş servisleri ve danışmanlığı sunan Sistem Global’in Türkiye’de gelişen hukuk teknolojileri ekosistemini desteklemek amacıyla, Harmonity AI iş birliğiyle 1 Temmuz’da APY Tekmer’de düzenlediği LegalTech Türkiye Buluşması, ekosistem paydaşlarını bir araya getirdi. Etkinlikte yapay zekanın hukuk alanındaki kullanım alanları, hukuk teknolojilerinin geleceği, regülasyonların sektörün gelişimindeki rolü, girişimcilik ekosisteminin ihtiyaçları, yatırım dinamikleri ve Türkiye’nin bu alandaki küresel rekabet potansiyeli ele alındı. Hukuk, teknoloji ve iş dünyasının kesişiminde şekillenen yeni döneme ilişkin öngörüler, farklı disiplinlerden konuşmacıların katılımıyla kapsamlı şekilde değerlendirildi. Sistem Global Yönetim Kurulu Üyesi Av. Doç. Dr. Hasan Karslıoğlu’nun açılış konuşmasıyla başlayan etkinlik, Harmonity AI Kurucusu Av. Melih Burak Yıldız’ın yapay zeka destekli hukuk çalışmalarında Harmonity AI’ın çözümlerine dair sunumuyla devam etti. Onicorn Teknoloji CEO’su ve Bloomberg HT “Yarının Zekası” Program Moderatörü Gökhan Akar’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Kanun var, kod var, uygulama nerede?” panelinde ise Sistem Global Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Karslıoğlu, TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Tombalak, SIF Ventures Kurucu Ortağı Ferda Kert ve Sistem Global Yönetici Ortağı Av. Dr. Sertel Şıracı konuşmacı olarak yer aldı. Panelde yapay zekanın hukuk hizmetlerine güvenli entegrasyonu, hukuk teknolojilerinde regülasyon ihtiyacı, veri güvenliği ve kişisel verilerin korunması, şirketlerin hukuk operasyonlarında verimlilik sağlayan yeni teknolojiler ile Türkiye’nin uluslararası ölçekte rekabet edebilecek hukuk teknolojileri girişimleri geliştirme potansiyeli ele alındı. Yapay zekanın hukuk profesyonellerinin yerine geçen değil; doğru veri, insan denetimi ve güven ilkesiyle kullanıldığında karar süreçlerini destekleyen güçlü bir yardımcı olduğunun altı çizildi. Türkiye’nin güçlü girişimcilik ve teknoloji ekosisteminin, hukuk teknolojileri alanında uluslararası ölçekte başarılı girişimler geliştirebilecek önemli bir potansiyele sahip olduğu vurgusu de öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Karslıoğlu: “Hukukta yapay zekanın yaygınlaşması için güven ve regülasyon şart” Konuya ilişkin açıklamada bulunan Sistem Global Yönetim Kurulu Üyesi Av. Doç. Dr. Hasan Karslıoğlu, “Yapay zekayı hukukta bir amaç değil, doğru kullanıldığında hukuk profesyonellerinin karar süreçlerini destekleyen güçlü bir araç olarak değerlendirmeliyiz. Doğru veriyle beslenen ve insan denetimiyle çalışan yapay zeka çözümleri, hukukçuların daha kısa sürede daha verimli ve daha kaliteli sonuçlar üretmesine önemli katkı sağlayabilir. Bunun için güveni esas alan bir kullanım kültürünün oluşturulması, veri güvenliğinin sağlanması ve gerekli hukuki altyapının güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Türkiye’nin güçlü girişimcilik ekosistemi sayesinde hukuk teknolojileri alanında uluslararası ölçekte başarılı girişimler geliştirebilecek önemli bir potansiyele sahip olduğuna inanıyoruz” dedi. Şıracı: “Dönüşüm için hukuk, teknoloji, girişimcilik ve yatırım ekosisteminin ortak bir vizyonu olmalı” Sistem Global Yönetici Ortağı Av. Dr. Sertel Şıracı ise, “Yapay zekanın hukuk alanındaki dönüşümü, ancak hukukun metodolojisi, etik ilkeleri ve mesleki sorumluluk anlayışıyla birlikte ele alındığında kalıcı değer yaratabilir. Bu dönüşümün sağlıklı ilerleyebilmesi için hukuk, teknoloji, girişimcilik ve yatırım ekosisteminin ortak bir vizyonla hareket etmesi gerekiyor. Farklı disiplinleri aynı platformda buluşturan bu tür organizasyonların, bilgi paylaşımını artırarak hukuk teknolojilerinin gelişimine ve Türkiye’de güçlü bir legaltech ekosisteminin oluşmasına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Empa Elektronik’in İlk Uluslararası Tiremo® Accelerator Workshop’u Budapeşte’de Gerçekleştirildi Haber

Empa Elektronik’in İlk Uluslararası Tiremo® Accelerator Workshop’u Budapeşte’de Gerçekleştirildi

Empa Elektronik, Türkiye’de uzun yıllardır başarıyla sürdürdüğü Accelerator Workshop etkinliklerini uluslararası arenaya taşıdı. Şirket, ilk yurt dışı Tiremo® Accelerator Workshop’unu Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de gerçekleştirerek IoT, yapay zekâ ve siber güvenlik alanlarında çalışan teknoloji profesyonelleriyle buluştu. Tiremo® Accelerator Workshop’ta katılımcılar, günümüzün en kritik teknoloji başlıklarından biri olan IoT siber güvenliği konusunda uygulamalı eğitimler alırken, Avrupa Birliği’nin yeni Siber Dayanıklılık Yasası (Cyber Resilience Act – CRA) doğrultusunda geliştirilen çözümleri yakından inceleme fırsatı buldu. Tiremo Accelerator Workshop; elektronik, gömülü sistemler, IoT, yapay zekâ ve IoT siber güvenliği alanlarında çalışan mühendis ve mühendis adaylarının yanı sıra ürün geliştirme ekipleri, tasarımcılar ve teknoloji odaklı üretim yapan şirketlere yönelik olarak düzenlendi. Etkinlik sonunda katılımcılar, Tiremo® platformunun sunduğu hızlı prototipleme ve proje geliştirme olanaklarını uygulamalı olarak deneyimlerken, Empa Elektronik ve CyberWhiz’in CRA uyumluluğu ve IoT güvenliği alanındaki teknik yetkinliklerini yakından tanıdı. Uygulamalı IoT ve siber güvenlik deneyimi Program boyunca 4G bağlantılı sistemlerde siber güvenlik altyapısının kurgulanması ve hayata geçirilmesine yönelik uygulamalar ön plana çıktı. Katılımcılar, gerçek senaryolar üzerinden güvenli bağlantı, veri koruma ve cihaz yönetimi süreçlerini deneyimleme fırsatı buldu. Katılımcıların Empa Elektronik tarafından geliştirilen Tiremo® Secure IoT geliştirme kartları üzerinde çeşitli uygulamalar gerçekleştirdiği etkinlikte sensör teknolojileri, güvenli Wi-Fi ve 4G bağlantısı, MQTT üzerinden güvenli veri transferi ve uzaktan cihaz yönetimi gibi konular uygulamalı oturumlarla ele alındı. Empa Elektronik’in geliştirdiği Tiremo® platformu; sensör, IoT, kablosuz bağlantı teknolojileri (Wi-Fi, BLE, LTE, LoRa vb.) ve ekran çözümleri gibi farklı teknolojileri tek bir geliştirme ekosisteminde bir araya getiriyor. Platform, hızlı prototipleme ve ürün geliştirme süreçlerini destekleyen yapısıyla katılımcılara farklı kullanım senaryolarını uygulamalı olarak deneyimleme imkânı sundu. CRA uyumluluğuna yönelik çözümler Tiremo® Accelerator Workshop’un önemli başlıklarından biri de Avrupa Birliği’nde yürürlüğe girecek Cyber Resilience Act (CRA) regülasyonu oldu. IoT ürünleri geliştiren ve Avrupa pazarına sunan üreticiler için kritik önem taşıyan düzenleme kapsamında, katılımcılara yeni yükümlülükler ve uyumluluk süreçleri hakkında kapsamlı bilgiler aktarıldı. Empa Elektronik ve CyberWhiz uzmanları tarafından gerçekleştirilen sunumlarda, CRA uyumluluğunun ürün geliştirme süreçlerine etkileri anlatılırken, Tiremo® AIoT platformu ve CyberWhiz güvenlik yazılımlarının bu süreçte sunduğu avantajlar paylaşıldı. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen bulut ve mobil güvenlik demolarında ise dış kaynaklı yetkisiz erişim girişimlerinin gerçek zamanlı olarak tespit edilmesi, engellenmesi ve tespit edilen anomalilerin otomatik olarak bulut yönetim platformuna raporlanması senaryoları gösterildi. Doğu Avrupa’daki teknoloji ekosistemine katkı Empa Elektronik CEO’su Murat Sarpel, Tiremo® Accelerator Workshop etkinliklerinin şirketin teknoloji hızlandırma vizyonunun önemli bir parçası olduğunu belirterek “Accelerator Workshop etkinliklerini, müşterilerimizin yeni teknolojileri ve uygulamaları çok daha hızlı deneyimleyebilmelerini sağlayan önemli bir platform olarak görüyoruz. Gün boyu süren bu etkinlikler sonunda katılımcılar yalnızca teorik bilgi edinmekle kalmıyor, aynı zamanda yeni teknolojileri projelerine nasıl adapte edebileceklerini uygulamalı olarak deneyimleyerek tasarım süreçlerini hızlandıracak önemli bir yetkinlik kazanıyor” dedi. Empa Elektronik’in uzun yıllardır Türkiye’de gerçekleştirdiği workshop çalışmalarından elde ettiği deneyimi Doğu Avrupa’ya taşımayı hedeflediğini ifade eden Sarpel, “Türkiye’de düzenlediğimiz workshoplardan elde ettiğimiz olumlu geri bildirimler ve teknik birikim, bu deneyimi Doğu Avrupa’daki müşterilerimizle de paylaşma fikrini doğurdu. Bu etkinliğin hem Empa’nın bölgedeki bilinirliğini artıracağına hem de katılımcılara güncel teknolojiler konusunda önemli bir katma değer sağlayacağına inanıyoruz. Budapeşte etkinliğimizin Empa Elektronik açısından stratejik bir adım olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu. “Uluslararası büyüme stratejimizde önemli bir adım” Tiremo® Accelerator Workshop’un bir eğitim etkinliği olmanın yanı sıra şirketin uluslararası büyüme stratejisinin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Sarpel, şunları söyledi: “CRA, Avrupa Birliği’nde faaliyet gösteren veya bu pazara ürün sunan tüm üreticiler için kritik bir regülasyon haline geliyor. Empa Elektronik olarak bu alandaki çalışmalarımızı sürekli güncelliyor ve müşterilerimize rekabetçi çözümler sunuyoruz. Tiremo® AIoT platformu ve CyberWhiz güvenlik teknolojileri sayesinde üreticilerin CRA uyumluluğunu en hızlı ve etkin şekilde sağlamalarına yardımcı oluyoruz. AB pazarına ürün sunan ve CRA yükümlülüklerine tabi olan üreticiler için güvenilir bir referans platformu olmayı hedefliyor. Budapeşte’de gerçekleştirdiğimiz ilk uluslararası Tiremo® Accelerator Workshop’un gördüğü yoğun ilgi, doğru bir ihtiyaç alanına dokunduğumuzu gösterdi. Önümüzdeki dönemde Tiremo® Accelerator Workshop etkinliklerimizi Doğu Avrupa başta olmak üzere faaliyet gösterdiğimiz farklı ülke ve bölgelere taşımayı, mühendisler ve teknoloji profesyonelleriyle daha geniş bir coğrafyada bir araya gelmeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

e-Dönüşümde Trend: Temiz Çekirdek Haber

e-Dönüşümde Trend: Temiz Çekirdek

Vergi teknolojileri alanında küresel ölçekte faaliyet gösteren Sovos, EY Türkiye iş birliği ile finans ve IT liderlerinin katılım gösterdiği özel bir buluşma gerçekleştirdi. Ataşehir Golf Club’ta düzenlenen etkinlikte, katılımcılar e-dönüşüm sektöründe kritik önemdeki yeni teknoloji yaklaşımlarını ve liderlere düşen rolleri konuştu, ardından golf deneyimi için hep birlikte sahaya çıktı. Sovos EMEA Bölgesinden Sorumlu Satış Başkan Yardımcısı Elçim Sirek, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, teknolojinin hayatımıza ve işlerimize kattığı yeniliklerin hep süreceğini ve sürekli yenilenmeye hazır olmamız gerektiğini vurgulayarak, “Golf için söylenen bir söz var. ‘Her golf turu, oyununuzla ilgili yeni bir şey keşfetme fırsatıdır.’ Biz de işimizi nasıl daha iyi yapabileceğimizle ilgili her dönem yeni bir şeyler keşfetmeye devam ediyoruz. Dijitalleşmenin hız kazandığı, regülasyonların sürekli evrildiği bir dönemde; şirketlerin yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin beklentilerine de hazırlıklı olması gerekiyor” dedi. Teknolojik Yeniliklerden Önce Hazırlık Süreçleri Fark Yaratıyor EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Şirket Ortağı Füsun Patoğlu Cengiz şu değerlendirmelerde bulundu: “Finans ekipleri sadece rakamlarla ilgilenen bir konumdan, tüm departmanların daha verimli çalışması ve daha iyi sonuçlar ortaya koyması için ‘değer üreten’ bir yapıya dönüşüyor. Hızla gelişen teknolojiyle dönüşürken, şirketlerin bugünden geleceğe dönük doğru adımlar atması kritik önem taşıyor. Bu doğrultuda, öncelikle ‘Gelecekte ne yapmak istiyorsunuz? O hayale ulaşmak için bugün atmanız gereken adımlar ne? Bunun için nasıl bir hazırlık yapmalısınız?’ gibi sorulara yanıt verilerek, teknoloji dönüşümünü başlatmadan gerekli hazırlık süreçlerinin tamamlanması ve böylece çalışanların daha fikir aşamasından dönüşüm sürecine katılması; maliyet yönetimini daha etkin gerçekleştirmeyi ve proje planına bağlı kalarak ilerlemeyi mümkün kılıyor.” Dünyada Yayılan Teknoloji Trendi: Sadeleşme, Temiz Çekirdek Etkinliğin dikkat çeken konularından biri de dünya genelinde yükselmeye başlayan “temiz çekirdek” yaklaşımıydı. Sovos Satış Mühendisi Özcan Uçar, şirketlerin SAP yapılarına dahil ettiği her yeni teknolojinin üst üste yığınlar oluşturma riski taşıdığını, bunun da güncellemeleri almayı zorlaştırdığını belirterek, “Clean Core” yaklaşımının önemine değindi. SAP kullanan şirketlerin bu yaklaşımı benimsemesi gerektiğini söyleyen Uçar, “Teknolojide yeni dönem ‘sadeleşme’ temasıyla ilerliyor. Temiz çekirdek yaklaşımı da bunu sağlayan özelliklerden biri. SAP, geliştirmelerinizi çekirdekten ayrı bir şekilde yapmanızı öneriyor, biz de ürünlerimizi bu doğrultuda hazırlıyoruz. e-Dönüşüm sektöründe geliştirme yapan, entegrasyon sağlayan uzmanlar bu yaklaşımı benimsemeli, şirketler de talep etmeli. Çekirdeği ne kadar temiz tutarsanız, geleceğe o kadar hazır olacaksınız” dedi. Sovos Ürün Yönetimi Direktörü Ali Rıza İnceoğlu ise konuklara e-dönüşüm sektöründe gelecekte neler beklendiğini; Gelir İdaresi Başkanlığı’nın regülasyon haritası üzerinden, hayatımıza girecek yeni e-belgeleri ve mevcut belgelerde yaşanabilecek değişimleri aktardı. e-Müstahsil makbuzunun Kasım ayında kullanılmaya başlanacağını söyleyen İnceoğlu, dijitalleşme ile birlikte belgedeki ıslak imza zorunluluğunun kalkacağını, telefon onay mesajı ile süreçlerin hızlandırılabileceğini belirtti. Söz konusu belge, gönüllü geçişler ile şimdiden kullanılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Avrupa’da Yatırım Çeken Ülkeler Arasında Öne Çıktı Haber

Türkiye Avrupa’da Yatırım Çeken Ülkeler Arasında Öne Çıktı

Uluslararası danışmanlık şirketi EY’ın hazırladığı Avrupa Çekicilik Araştırması’nın (European Attractiveness Survey) sonuçları açıklandı. Araştırma; Avrupa’nın küresel ekonomik ve jeopolitik belirsizliklere rağmen uluslararası yabancı yatırımcılar açısından önemli bir cazibe merkezi olmayı sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Türkiye’de yabancı yatırımlar %20 arttı Avrupa genelindeki düşüş eğilimine rağmen Türkiye, Polonya ve İspanya gibi ülkeler yatırım performanslarıyla dikkat çekti. Bir önceki yıl doğrudan yabancı yatırımda beşinci sırada yer alan Türkiye’de doğrudan yabancı yatırım projeleri %20 artarak dördüncü sıraya yükseldi ve proje sayısı 383 olarak gerçekleşti. Polonya’da bu oran %10, İspanya’da ise %7 olarak gerçekleşti. Araştırma, bu performansın arkasında; güçlü yetenek havuzları, mevcut iş hacmi, yatırım dostu uygulamalar, vergi teşvikleri, yerel yetkinlik geliştirme programları ve dijital altyapı yatırımlarının bulunduğunu ortaya koyuyor. Fransa, Birleşik Krallık ve Almanya’da yabancı yatırımı geriledi Araştırmaya göre; yabancı yatırımlar geçen yıla kıyasla Fransa’da %17, Birleşik Krallık’ta %14 ve Almanya’da %10 düşüş gösterdi. Fransa’da yaşanan siyasi belirsizlikler, Birleşik Krallık’ta ticari sürtüşmeler ve artan vergi yükleri, Almanya’da ise enerji maliyetleri ve Çin’den gelen talebin zayıflaması yatırımcı güvenini olumsuz etkileyen temel unsurlar arasında yer aldı. Yabancı yatırımcıların Avrupa’ya ilgisi sürüyor Avrupa; zayıf ekonomik büyüme, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, ABD ile yaşanan ticari gerilimler ve Ukrayna’daki gerilim ile Orta Doğu’daki anlaşmazlıkların devam eden etkileri nedeniyle önemli zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Buna rağmen, 2025 yılında doğrudan yabancı yatırım projelerinde görülen sadece %7’lik düşüş, Avrupa’nın temel ekonomik ve kurumsal avantajlarının dirençli kalmaya devam ettiğini gösteriyor. Öte yandan Avrupa’da doğrudan yabancı yatırım projeleri kapsamında yaratılan istihdam sayısının %25 gerilediği görülüyor. Bu durum, yatırımcıların mevcut ekonomik ortamda daha seçici ve daha küçük ölçekli yatırımlara yöneldiğine işaret ediyor. Yapay zekâ, savunma sanayi ve düşük karbonlu enerji yatırımları yükselişte 2025 yılında Avrupa’da yapay zekâ odaklı doğrudan yabancı yatırım proje sayısı %96 artış gösterdi. Bu projeler 14.000’in üzerinde yeni istihdam yaratarak bir önceki yıla göre %41 daha fazla istihdam sağladı. Savunma sektöründe doğrudan yabancı yatırım proje sayısı %84 artarak yaklaşık 7.000 kişilik yeni istihdam yarattı. Yatırımlarda; hava sistemleri, insansız hava araçları, uzay teknolojileri, mühimmat, füze sistemleri ve kara savunma teknolojileri öne çıkan alanlar arasında yer aldı. Düşük karbonlu enerji sektöründeki yatırımlar ise %25 artış gösterdi. Otomotiv, kimya ve sağlık yatırımları geriledi Yüksek büyüme potansiyeline sahip sektörlerde artış yaşanırken, Avrupa’nın geleneksel sanayi alanlarında düşüş gözlendi. Otomotiv sektöründeki yatırımlar %11, kimya sektöründeki yatırımlar %19 ve sağlık üretimi alanındaki yatırımlar ise %28 oranında geriledi. ABD ve Almanya kaynaklı yatırımlar yavaşlıyor 2019–2025 döneminde ABD ve Almanya’dan Avrupa’ya yapılan yatırımlar sırasıyla %38 ve %28 düştü. ABD’li şirketler, ticaret politikalarındaki belirsizlikler ve yerel yatırımları teşvik eden politikalar nedeniyle Avrupa yatırımlarında daha temkinli davranırken, Alman şirketleri ise artan maliyetler, zayıflayan Çin talebi ve yoğunlaşan küresel rekabet baskısıyla karşı karşıya bulunuyor. Yatırımcılar kısa vadede temkinli, uzun vadede ise iyimser Araştırmaya katılan şirketlerin %54’ü önümüzdeki bir yıl içerisinde Avrupa’da yeni faaliyet kurmayı veya mevcut faaliyetlerini genişletmeyi planlıyor. Katılımcıların %41’i jeopolitik gerilimler ve çatışmaları Avrupa’nın yatırım çekiciliği açısından en önemli risk olarak değerlendirirken; makroekonomik koşullar, ticaret engelleri ve artan regülasyon yükü de öne çıkan diğer risk unsurları arasında yer alıyor. Geçtiğimiz yıla göre regülasyon ve bürokratik karmaşıklığa ilişkin kaygıların yeniden yükselişe geçtiği görülüyor. Bu nedenle Avrupa Birliği, şirketler üzerindeki idari yükü azaltmaya yönelik kapsamlı sadeleştirme çalışmalarını sürdürüyor. Avrupa uzun vadeli yatırım çekiciliğini koruyor Araştırmaya katılan şirketlerin %60’ı Avrupa’nın önümüzdeki üç yıl içerisinde yatırım çekiciliğinin artacağını öngörüyor. Avrupa’nın geniş ve erişilebilir pazarı, güçlü altyapısı, sürdürülebilirlik alanındaki liderliği, inovasyon kapasitesi ve yüksek nitelikli iş gücü yatırımcıların en çok önem verdiği avantajlar arasında yer alıyor. Katılımcılar aynı zamanda Avrupa’nın rekabetçilik ve verimlilik alanlarında ihtiyaç duyduğu dönüşümü gerçekleştirebileceğine de inanıyor. Şirketlerin %52’si Avrupa’nın yatırım ortamını güçlendirecek stratejik kararları hayata geçireceğini düşünürken, yalnızca %21’i bu konuda olumsuz görüş bildiriyor. Avrupa’nın planlarını uygulamaya dönüştürmesi gerekiyor Araştırma kapsamında görüşülen 500 yatırım lideri, Avrupa’nın küresel rekabet gücünü koruyabilmesi için öncelikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin daha güçlü şekilde desteklenmesi, enerji maliyetlerinin azaltılması ve stratejik sektörlere yönelik teşviklerin artırılması gerektiğini vurguluyor. Bununla birlikte yatırımcılar, vergi sistemlerinin sadeleştirilmesi, dijital inovasyonun hızlandırılması ve rekabetçiliği artıracak politikaların kararlılıkla uygulanmasının Avrupa’nın uzun vadeli yatırım çekiciliğini daha da güçlendireceği görüşünü paylaşıyor. EY-Parthenon Türkiye Başkanı Özge Gürsoy araştırmayla ilgili şunları söyledi: “EY Avrupa Çekicilik Araştırmamızın sonuçları; jeopolitik dalgalanmaların, ticarette artan kısıtlamaların ve ekonomik belirsizliklerin küresel yatırım ortamını yeniden şekillendirdiğini gösteriyor. Ancak tüm bu zorluklara rağmen Avrupa’nın, yabancı yatırımlar açısından dayanıklılığını koruyan ve yatırımcılar için cazibesini sürdüren bir merkez olmaya devam ettiğini görüyoruz. Bu anlamda Türkiye’de oldukça iyi bir ivme kaydetmiş durumda. 2024 yılı sonuçlarında doğrudan yabancı yatırımda beşinci sırada yer alan Türkiye, 2025 yılında dördüncü sıraya yükselerek doğrudan yabancı yatırım projelerini %20 artırdı ve toplam proje sayısını 383’e çıkardı. Araştırmamızdan yatırımların giderek daha seçici hale geldiğini; yapay zekâ, savunma ve enerji gibi yüksek büyüme potansiyeline sahip stratejik alanlara ve güçlü yetkinlik ekosistemlerine sahip şehir ve bölgelere yöneldiğini gözlemliyoruz. Araştırmanın, yatırım kararlarında artık tek bir belirleyici unsurun olmadığı gerçeğini ortaya koyuyor. Teknolojik dönüşüm, insan kaynağına erişim, regülasyonlar, jeopolitik gelişmeler, enerji maliyetleri, ham madde ve tedarik zinciri dinamikleri gibi birçok unsur eş zamanlı olarak yatırım stratejilerini etkiliyor. Bu nedenle şirketler için asıl rekabet avantajı, değişimi öngörebilme ve yatırımlarını doğru zamanda, doğru sektöre ve doğru coğrafyalara yönlendirebilme yetkinliğinde yatıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dimes'te Üst Düzey Atama Haber

Dimes'te Üst Düzey Atama

Türkiye’nin yerli sermayeli ilk meyve suyu markası ve ülkemizin önde gelen içecek şirketlerinden DİMES, “tarıma dayalı, katma değerli içecek şirketi” vizyonuyla belirlediği stratejileri ve küresel marka genişlemesi hedefleri kapsamında organizasyon yapısını güçlendirmeye devam ediyor. Hedefler ve ihtiyaçlar doğrultusunda şekillenebilen esnek bir organizasyon yapısına sahip olan DİMES bünyesinde, Kurumsal İlişkiler ve İletişim Direktörü görevine, deneyimli isim Funda Küçükosmanoğlu atandı. Bugüne dek farklı sektörlerde stratejik iletişim, itibar ve kriz yönetimi ile medya ilişkileri alanlarına üst düzey iletişim yöneticisi olarak liderlik eden Funda Küçükosmanoğlu, DİMES bünyesinde Kurumsal İlişkiler ve İletişim, Pazarlama İletişimi, Regülasyon ve Sürdürülebilirlik gibi konularda sorumluluk üstlenecek. Çalışma hayatına 1997 yılında Turkcell İletişim AŞ’de başlayan Küçükosmanoğlu, Turkcell ve grup şirketlerinde müşteri ilişkileri yönetimi alanında farklı görevler üstlendi. Coca-Cola Türkiye Kurumsal İletişim ve İlişkiler Departmanı’nın farklı alanlarında edindiği yöneticilik deneyiminin ardından 2019 yılında Nestlé Waters Türkiye’ye Kurumsal İletişim Müdürü olarak katıldı. 2021-2022 yılları arasında Zorlu Enerji’de Kurumsal İletişim Grup Müdürü olarak görev yapan Küçükosmanoğlu, Temmuz 2022 itibarıyla Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü olarak atandı. Zorlu Enerji ve Grup Şirketlerinin kurumsal ve pazarlama iletişiminin sorumluğunu yürüttükten sonra, şirketin elektrikli araç şarj networkü kolunun Avrupa pazarına açılması ile pozisyonunu uluslararası alana taşıyarak Global Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü rolünü üstlendi. Lisans derecesini Uludağ Üniversitesi Fizik Bölümü’nden alan Küçükosmanoğlu, sonrasında Yeditepe Üniversitesi İngilizce MBA programını başarıyla bitirdi. İlgi alanı olan kültürel miras alanında eğitimini ise ikinci üniversite kapsamında İstanbul Üniversitesi Kültürel Miras ve Turizm Bölümünde tamamladı Profesyonel görevlerinin yanında Kurumsal İletişimciler Derneği (KİD), İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye), Türkiye Kurumsal Sorumluluk Derneği (TKSD), Özel Sektör Gönüllüleri Derneği (ÖSGD) ve Türkiye Halkla İlişkiler Derneği (TÜHİD) gibi derneklerde de bugüne kadar çalıştığı şirketleri temsil eden Funda Küçükosmanoğlu, 2025 yılından bu yana gönüllü profesyonel koç olarak gençlerin kariyer hedeflerine ulaşmalarına destek olmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sektörel İçerik Planlama Rehberi Haber

Sektörel İçerik Planlama Rehberi

Bir sektörde görünür olmak ile o sektörde referans kabul edilmek aynı şey değildir. Aradaki farkı çoğu zaman içerik disiplini belirler. Bu nedenle sektörel içerik planlama rehberi, yalnızca pazarlama ekipleri için değil, kurumsal iletişim birimleri, dijital yayıncılar, sektör dernekleri ve büyüme odaklı markalar için de stratejik bir çalışma alanıdır. Sektörel içerik üretimi, genel içerik takviminden daha fazla uzmanlık ister. Çünkü burada amaç sadece yayın yapmak değil, doğru zamanda doğru profesyonel kitleye iş değeri taşıyan bilgi sunmaktır. Enerji, savunma, lojistik, tarım, yapay zeka veya sürdürülebilirlik gibi alanlarda okur, yüzeysel metni hızla ayırt eder. İçeriğin güvenilir kaynaklara, sektörel dile ve güncel gelişmelere dayanması gerekir. Sektörel içerik planlama rehberi neden farklı bir yaklaşım ister? Sektörel yayıncılıkta içerik, marka görünürlüğünün ötesinde karar destek aracı haline gelir. Bir yatırımcı regülasyon sinyallerini izler, bir iletişim yöneticisi kurumunu doğru başlıklarla konumlandırmak ister, bir yayıncı ise düzenli ve yeniden kullanılabilir haber akışı arar. Bu nedenle içerik planı, yalnızca yaratıcı fikirlerden değil, sektör dinamiklerinden beslenmelidir. Buradaki temel hata, her sektöre aynı içerik şablonunu uygulamaktır. Oysa savunma sanayii ile perakende, enerji ile yazılım, tarım ile lojistik aynı yayın refleksine sahip değildir. Bazı sektörlerde mevzuat belirleyicidir, bazılarında ise teknoloji yatırımları veya ihracat verileri öne çıkar. İçerik planı bu ritme göre kurulmadığında yayın takvimi dolu görünür ama etkisi sınırlı kalır. Hedef kitleyi değil, karar mekanizmasını tanımlayın Kurumsal içerik planlamasında en sık karşılaşılan sorun, hedef kitlenin fazla genel tanımlanmasıdır. “Beyaz yaka profesyoneller” veya “iş dünyası” gibi çerçeveler yön tayin etmek için yeterli değildir. Asıl soru şudur: Bu içeriği kim, hangi amaçla, hangi bağlamda okuyacak? Bir sanayi şirketinin CEO’su ile aynı şirketin kurumsal iletişim yöneticisi aynı haberi farklı gözle okur. Yatırımcı finansal sinyal arar, sektör editörü haber değeri arar, satın alma yöneticisi tedarik etkisini ölçer. Bu yüzden içerik planında persona değil, karar anı daha işlevsel bir çerçeve sunar. İçeriği planlarken şu ayrımı netleştirmek gerekir: görünürlük amaçlı içerik, itibar amaçlı içerik ve talep oluşturma amaçlı içerik birbirinin yerine geçmez. Hepsini tek metinle çözmeye çalışmak, mesajı zayıflatır. Her sektör için aynı konu haritası işlemez Konu planlaması yapılırken birçok ekip önce formatı seçer, sonra içeriği doldurmaya çalışır. Daha verimli olan yöntem bunun tersidir. Önce sektörün bilgi akışını haritalamak gerekir. Hangi gelişmeler düzenli olarak takip ediliyor, hangi dönemlerde veri yoğunlaşıyor, hangi başlıklarda uzman görüşü değer kazanıyor? Örneğin enerji tarafında kapasite artışı, regülasyon, yatırım ve dönüşüm teknolojileri sürekli gündem üretir. Tarımda mevsimsellik, üretim verisi, iklim etkisi ve destek mekanizmaları belirleyicidir. Yapay zekada ise ürün lansmanları, mevzuat, etik tartışmalar ve kurumsal uygulama örnekleri ön plana çıkar. Başarılı planlama, sektörel nabzı içerik sütunlarına dönüştürebilen planlamadır. İçerik sütunlarını kurun, haber refleksini kaybetmeyin İyi bir sektörel plan, birbirini tamamlayan birkaç ana sütun üzerine kurulur. Bunlar genellikle güncel gelişmeler, veri odaklı analizler, yönetici görüşleri, saha örnekleri ve gelecek projeksiyonlarından oluşur. Ancak burada kritik nokta, bu sütunların sabit başlıklar olarak kalmamasıdır. Sektör değiştikçe ağırlıkları da değişmelidir. Yalnızca güncel haber akışına yaslanan yayınlar hızlı görünür ama kısa ömürlü olabilir. Sadece analiz üreten yapılar ise değerli içerik sunsa da ritim kaybedebilir. Denge burada belirleyicidir. Güncel haber, analize kapı açmalı; analiz de okuru yeni gelişmeleri takip etmeye yönlendirmelidir. Bu nedenle aylık veya çeyreklik planlama yapılırken iki ayrı akış kurulması yararlıdır. Birincisi öngörülebilir içerik hattıdır. Etkinlik takvimi, finansal sonuç dönemleri, kamu açıklamaları, fuarlar, ihracat verileri gibi önceden bilinen başlıkları kapsar. İkincisi ise hızlı müdahale hattıdır. Sektörel kırılmalar, ani yatırım haberleri, yeni ortaklıklar veya mevzuat değişiklikleri bu hatta girer. Kaynak kalitesi, içerik kalitesini doğrudan belirler Sektörel içerikte en güçlü farklardan biri kaynak yönetimidir. Genel internette dolaşan ikinci el bilgilerle hazırlanan bir metin, profesyonel okur nezdinde hızla değer kaybeder. Bunun yerine kurum açıklamaları, düzenleyici otoritelerin verileri, sektör birlikleri, saha aktörleri ve uzman röportajları ile beslenen bir yapı kurulmalıdır. Ancak burada da bir denge vardır. Kurum kaynakları güvenilir olabilir ama her zaman yeterince eleştirel çerçeve sunmaz. Bağımsız veri kaynakları ise daha analitik bir zemin sağlar fakat sektörün operasyonel detaylarını eksik bırakabilir. Güçlü içerik planı, bu iki tarafı birlikte kullanır. Editoryal ekipler açısından kaynak matrisi oluşturmak bu yüzden önemlidir. Hangi başlıkta kim referans alınacak, hangi veri periyotlarında güncellenecek, hangi alanlarda uzman görüşü gerekecek? Bu soruların baştan yanıtlanması, yayın anında hız kazandırır. Format seçimi konunun doğasına göre yapılmalı Her başlığın haber metni olması gerekmez. Bazı konular için kısa ve hızlı haber dili uygundur. Bazılarında soru-cevap röportaj, görüş yazısı, veri analizi ya da dosya haber daha etkili olur. Sektörel içerik planlama rehberi hazırlanırken en çok gözden kaçan noktalardan biri budur. Örneğin bir şirketin yeni tesis yatırımı haber formatında değerlidir. Ancak bu yatırımın tedarik zinciri etkisi, istihdam boyutu veya bölgesel sanayiye katkısı daha analitik bir içerik gerektirir. Aynı veriyi farklı formatlarda işleyebilmek, tek kaynaktan daha fazla editoryal değer üretir. Kurumsal yayıncılar ve dijital gazeteler için yeniden kullanılabilir formatlar ayrıca önem taşır. Başlık, spot, kısa özet, detay metin, görsel destek ve gerekiyorsa çok dilli kullanım gibi unsurlar planın parçası olmalıdır. Bu yaklaşım hem hız sağlar hem de dağıtım kapasitesini artırır. Yayın ritmi, görünürlük kadar güven de üretir Sektörel içerik planlamasında süreklilik çoğu zaman yaratıcılıktan daha değerlidir. Çünkü iş dünyası okuru, tesadüfi üretime değil, düzenli referans akışına güvenir. Ayda bir güçlü dosya hazırlamak faydalıdır ama haftalarca sessiz kalmak editoryal hafızayı zayıflatır. Burada ideal ritim, kurumun kaynaklarına ve sektörün hızına bağlıdır. Hızlı değişen teknoloji veya enerji başlıklarında daha sık yayın gerekir. Daha dar uzmanlık alanlarında ise daha seçici ama derinlikli içerik tercih edilebilir. Önemli olan, ritmin sürdürülebilir olmasıdır. Bir başka kritik konu da mevsimsellik ve takvim etkisidir. Bütçe dönemleri, yatırım sezonları, fuar takvimleri, kamu ihaleleri, hasat dönemi veya yıl sonu değerlendirmeleri içerik performansını doğrudan etkiler. Planlama masa başında değil, sektörün gerçek takvimi üzerinde yapılmalıdır. Ölçümleme sadece trafikle yapılmaz Sektörel içerikte başarıyı yalnızca sayfa görüntüleme ile okumak eksik kalır. Çünkü bu yayınların etkisi çoğu zaman daha nitelikli alanlarda ortaya çıkar. İçerik kaç kurum tarafından referans alındı, hangi başlıklar tekrar kullanım gördü, hangi içerikler karar verici profillerde etkileşim üretti, hangi konular yeni iş ilişkilerine kapı açtı? Bu nedenle performans takibi çok katmanlı olmalıdır. Trafik ve erişim temel göstergelerdir ama tek başına yeterli değildir. Okuma süresi, geri dönüş oranı, sektörel dağılım, editoryal tekrar kullanımı ve marka itibarı etkisi birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle telifsiz ve yeniden yayınlanabilir içerik modelinde, bir metnin kaç farklı mecrada yaşayabildiği başlı başına değer göstergesidir. Kapsül Haber Ajansı gibi yayın odaklı yapılarda bu bakış açısı, içerik üretimini yalnızca sayfa performansından çıkarıp ekosistem etkisine taşır. İyi planın ortak özelliği esnek olmasıdır En detaylı içerik takvimi bile sektörel gerçekliğin yerine geçmez. Piyasada ani yön değişimleri olur, regülasyonlar güncellenir, krizler ve fırsatlar aynı hafta içinde ortaya çıkabilir. Bu nedenle iyi plan katı değil, yönlendiricidir. Stratejik çerçeve sabit kalırken günlük uygulama esneyebilmelidir. Ana konu kümeleri, hedef kitle öncelikleri ve yayın standartları korunur. Fakat hangi başlığın ne zaman öne alınacağına ilişkin karar editoryal refleksle verilir. İçerik planlamasını güçlü yapan şey de tam olarak budur: disiplin ile çevikliğin birlikte çalışması. Sektörel içerik, doğru kurgulandığında yalnızca bilgi vermez; kurumları görünür kılar, yayınları besler, sektör hafızası oluşturur ve güven üretir. Bu yüzden planlama sürecine içerik takvimi hazırlama işi olarak değil, kurumsal etki mimarisi olarak bakmak gerekir. Önce hangi değeri üreteceğinizi netleştirin, ardından o değeri düzenli biçimde taşıyacak editoryal yapıyı kurun. Gerisi daha hızlı ilerler.

Sektörel haber arşivi nasıl oluşturulur? Haber

Sektörel haber arşivi nasıl oluşturulur?

Bir sektörü düzenli takip eden herkes aynı sorunla karşılaşır: Haber akışı hızlandıkça bilgi çoğalır, fakat kurumsal hafıza zayıflar. Tam bu noktada sektörel haber arşivi nasıl oluşturulur sorusu, yalnızca editoryal bir ihtiyaç değil; karar alma, itibar yönetimi ve pazar takibi açısından da stratejik bir mesele haline gelir. Özellikle ekonomi, savunma, enerji, lojistik, tarım, teknoloji ve yapay zeka gibi yüksek tempolu alanlarda iyi kurulmuş bir arşiv, geçmişi saklayan pasif bir depo değil, aktif bir bilgi altyapısıdır. Sektörel haber arşivi neden operasyonel değer üretir? Bir haber arşivi kurmanın ilk amacı sadece eski içerikleri bulmak olmamalıdır. Asıl değer, tekrar eden gündemleri ayırt etmekte, sektör oyuncularının pozisyon değişimlerini izlemekte ve kurumlara zaman içinde bir referans zemini sunmakta ortaya çıkar. Örneğin bir yatırım duyurusunu tek başına haber olarak okumak başka, aynı şirketin son iki yıldaki kapasite artışı, ihracat hedefleri, yönetici değişiklikleri ve kamu açıklamalarıyla birlikte değerlendirmek başka bir şeydir. Dijital yayıncılar için bu yapı, içerik üretim hızını da doğrudan etkiler. Editör aynı konuda daha önce yayınlanan haberleri saniyeler içinde bulabiliyorsa güncel gelişmeyi daha isabetli bağlama oturtur. Kurumsal iletişim ekipleri açısından ise arşiv, sadece medyada görünürlüğü ölçmek için değil, anlatı bütünlüğünü korumak için de gereklidir. Yatırımcı ilişkileri, kamu politikası takibi ve rekabet analizi yapan profesyoneller için de durum benzerdir. Sektörel haber arşivi nasıl oluşturulur: Önce kapsamı tanımlayın En sık yapılan hata, arşiv kurmaya içerik toplamaya başlayarak girişmektir. Oysa önce arşivin sınırı netleşmelidir. Hangi sektörler kapsanacak, hangi kaynaklar dahil edilecek, hangi içerik türleri arşive girecek ve kullanım amacı ne olacak soruları başta yanıtlanmalıdır. Burada tek doğru model yoktur. Sadece savunma sanayii odaklı çalışan bir yayıncının arşiv mantığı ile enerji, sürdürülebilirlik ve teknoloji başlıklarını birlikte izleyen bir kurumun ihtiyacı aynı olmaz. Dar kapsam yönetimi kolaylaştırır ama kör noktalar oluşturabilir. Geniş kapsam ise daha fazla bağlam sağlar, ancak sınıflandırma disiplinini zorunlu kılar. İyi bir başlangıç için arşivin çekirdek kapsamı üç eksende tanımlanabilir: sektör, kurum ve konu. Sektör ekseni enerji, lojistik veya tarım gibi dikeyleri; kurum ekseni şirketler, bakanlıklar, birlikler, girişimler ve yatırım fonlarını; konu ekseni ise yatırım, regülasyon, ihracat, teknoloji dönüşümü, sürdürülebilirlik, üretim, satın alma ve yönetici atamaları gibi temaları içerir. Kaynak seçimi nicelik değil güvenilirlik işi Arşivin kalitesi, içine ne koyduğunuz kadar neyi dışarıda bıraktığınızla da ilgilidir. Bu nedenle kaynak politikası açık olmalıdır. Resmi kurum açıklamaları, şirket duyuruları, ajans servisleri, sektör yayınları, uzman röportajları ve etkinlik haberleri aynı havuzda toplanabilir; ancak her birinin güvenilirlik seviyesi ve kullanım amacı farklı etiketlenmelidir. Örneğin bir şirketin kendi açıklaması, birincil kaynak olarak değerlidir ama tek başına yeterli olmayabilir. Özellikle yatırım, ortaklık, kapasite artışı veya regülasyon etkisi gibi başlıklarda ikinci bir doğrulama katmanı gereklidir. Buna karşılık kamu ihale duyuruları, mevzuat metinleri veya resmi istatistikler daha yüksek referans gücüne sahiptir. Arşiv sisteminiz bu farkı görünür kılmıyorsa, zamanla içerik yığını üretir ama karar desteği sunmaz. Dosya mantığı yerine veri mantığı kurun Birçok kurum haber arşivini klasörler içinde PDF veya ekran görüntüsü saklayarak yönetmeye çalışır. Bu yöntem kısa vadede pratik görünür, fakat içerik sayısı arttığında arama, filtreleme ve yeniden kullanım neredeyse imkansız hale gelir. Sektörel haber arşivi kurarken temel yaklaşım dosya saklamak değil, yapılandırılmış veri üretmek olmalıdır. Her haber kaydı için standart alanlar belirlemek gerekir. Başlık, yayın tarihi, kaynak, sektör, alt sektör, ilgili kurumlar, kişi adları, coğrafi alan, içerik tipi ve kısa özet en temel alanlardır. Bunlara ek olarak haberin tonu, doğrulama seviyesi, stratejik önem derecesi ve anahtar kelimeler de eklenebilir. Bu alanlar başta fazla detaylı görünebilir, ancak arşiv birkaç bin kayda ulaştığında fark yaratır. Buradaki kritik nokta tutarlılıktır. Aynı şirket bir yerde tam unvanıyla, başka yerde kısaltmasıyla, üçüncü yerde farklı yazımla giriliyorsa sistem hızla bozulur. Kontrollü bir etiket sözlüğü oluşturmak bu yüzden önemlidir. Etiketleme sistemi arşivin omurgasıdır Başarılı bir arşivin merkezinde güçlü bir taksonomi bulunur. Taksonomi, içeriklerin nasıl sınıflandırılacağını belirleyen mantıktır. Sektörel yayıncılıkta bu yapı genellikle çok katmanlı olmalıdır. Yalnızca “enerji” etiketi atamak çoğu zaman yeterli değildir; elektrik üretimi, yenilenebilir enerji, depolama, dağıtım, petrol ve doğal gaz gibi alt kırılımlar gerekir. Aynı durum teknoloji ve savunma gibi alanlarda daha da belirgindir. Yapay zeka, siber güvenlik, veri merkezi, yarı iletken, insansız sistemler, platform modernizasyonu veya tedarik zinciri güvenliği gibi alt başlıklar olmadan arşiv stratejik ayrım gücünü kaybeder. Etiketleme aşırıya kaçarsa da sorun çıkar. Editörün her habere 25 etiket girmesi istenirse süreç yavaşlar ve kalite düşer. Bu nedenle zorunlu alanlarla isteğe bağlı alanlar ayrılmalıdır. Operasyonel hız ile sınıflandırma derinliği arasında denge kurmak gerekir. Editoryal iş akışı olmadan arşiv sürdürülemez Arşiv bir kez kurulup kendi kendine işlemez. Düzenli içerik girişi, kalite kontrolü, güncelleme ve hata düzeltme için iş akışı tasarlanmalıdır. İdeal modelde içerik sisteme alındığında önce temel metadata girilir, ardından editoryal kontrol yapılır, sonra etiketleme tamamlanır ve gerekiyorsa kısa analitik not eklenir. Burada insan müdahalesi hâlâ kritik önemdedir. Otomatik toplama araçları başlıkları çekebilir, anahtar kelime çıkarabilir ve ilk sınıflandırmayı önerebilir. Ancak kurum isimlerindeki karışıklık, benzer konuların yanlış eşleştirilmesi veya bağlam hataları ancak deneyimli bir editör tarafından ayıklanır. Özellikle B2B medya ve kurumsal kullanım senaryolarında doğruluk, hızdan daha değerlidir. Arama deneyimi iyi değilse arşiv kullanılmaz Bir arşivin başarısı, ne kadar içerik sakladığıyla değil ne kadar hızlı kullanılabildiğiyle ölçülür. Kullanıcı aradığı haberi tarih, sektör, kurum, konu ve coğrafya filtresiyle birkaç adımda bulabilmelidir. Sadece serbest metin araması sunan sistemler belirli bir hacimden sonra yetersiz kalır. Farklı kullanıcı tiplerini de düşünmek gerekir. Editör geçmiş haberleri zincir halinde görmek ister. Kurumsal iletişim yöneticisi belirli bir şirketin medya görünürlüğünü taramak ister. Yatırım profesyoneli ise regülasyon ve kapasite yatırımı gibi iki farklı etiketi birlikte sorgulamak isteyebilir. Arayüz ve filtreleme mantığı bu senaryolara göre şekillenmelidir. Hangi içerikler arşive girmeli, hangileri dışarıda kalmalı? Her haberi arşive almak akıllıca değildir. Tek seferlik, düşük etkili, tekrar eden veya kaynak değeri zayıf içerikler sistemi şişirir. Buna karşılık regülasyon değişiklikleri, yatırım kararları, birleşme ve satın almalar, yönetici atamaları, üretim kapasitesi, ihracat verileri, teknoloji iş birlikleri, savunma tedarik projeleri ve sektörel kırılma anları yüksek arşiv değerine sahiptir. Fotoğraf, video, röportaj, analiz ve köşe yazıları da dahil edilebilir. Hatta iyi kurgulanmış bir modelde bunlar aynı haberin etrafında ilişkilendirilir. Böylece kullanıcı sadece tekil içeriğe değil, olay dosyasına erişir. Kapsül Haber Ajansı gibi çok formatlı yayın yaklaşımı benimseyen yapılar için bu yöntem özellikle verimlidir. Ölçümleme ve bakım kısmı en az kurulum kadar önemli Arşiv kurulduktan sonra iş bitmez. Hangi etiketler sık kullanılıyor, hangi filtreler çalışmıyor, hangi içerikler en çok aranıyor, hangi başlıklarda veri boşluğu oluşuyor gibi sorular düzenli takip edilmelidir. Aksi halde sistem birkaç ay sonra düzensizleşir. Ayrıca belirli aralıklarla temizlik yapılmalıdır. Mükerrer kayıtlar silinmeli, kurum birleşmeleri veya isim değişiklikleri sisteme işlenmeli, eski etiketler yeni taksonomiye uyarlanmalıdır. Özellikle hızlı dönüşen sektörlerde terminoloji de değişir. Beş yıl önce farklı adlandırılan bir teknoloji, bugün başka bir kategori altında izleniyor olabilir. Küçük başlayıp ölçeklenebilir kurmak daha doğru Bir anda kusursuz bir arşiv kurmaya çalışmak çoğu kurumda projeyi geciktirir. Daha gerçekçi yaklaşım, öncelikli sektörlerle başlamak ve modeli kullanım verisine göre genişletmektir. İlk aşamada üç sektör, sınırlı kaynak seti ve net metadata alanlarıyla başlamak; hiç başlamamaktan çok daha değerlidir. Özellikle yayıncılar ve kurumsal ekipler için en sağlıklı yöntem, editoryal ihtiyacı merkeze alan yalın bir yapı kurmaktır. Önce aranan bilgiye hızlı erişim çözülmeli, sonra ileri analiz katmanları eklenmelidir. Çünkü kullanılmayan mükemmel sistem, kullanılan orta ölçekli sistemden daha az fayda üretir. Güçlü bir sektörel haber arşivi, yalnızca geçmişe bakan bir kayıt sistemi değildir. Doğru kurulduğunda haber akışını anlamlandırır, kurum hafızasını güçlendirir ve geleceğe daha hazırlıklı bakmayı sağlar. Bugün küçük görünen sınıflandırma kararları, yarın editoryal hızın, stratejik içgörünün ve kurumsal güvenilirliğin temelini oluşturur.

Enerji Yatırımı Haber Analizi Nasıl Okunur? Haber

Enerji Yatırımı Haber Analizi Nasıl Okunur?

Elektrik fiyatındaki sert bir hareket, bir depolama ihalesi, yeni bir YEKA duyurusu ya da doğal gaz altyapısına ilişkin tek satırlık bir açıklama, piyasada olduğundan daha büyük bir etki yaratabilir. Bu yüzden enerji yatırımı haber analizi, yalnızca gündemi takip etmek için değil; sermaye tahsisi, risk yönetimi ve kurumsal pozisyon alma açısından da temel bir okuma disiplinidir. Haberin kendisi kadar, neyi söylemediği de yatırım kararını etkiler. Enerji haberinde asıl soru nedir? Enerji sektöründe haber akışı yoğun, teknik ve çoğu zaman katmanlıdır. Bir üretim lisansı, kapasite artışı, bağlantı görüşü, finansman anlaşması veya satın alma haberi ilk bakışta pozitif görünebilir. Ancak profesyonel okuma burada başlar. Piyasa için kritik soru, haberin şirket değeri, nakit akışı, proje takvimi ve rekabet dengesi üzerinde somut bir değişim üretip üretmediğidir. Örneğin bir güneş enerjisi santrali yatırım haberi, yalnızca megavat büyüklüğü üzerinden okunmamalıdır. Arsanın durumu, trafo kapasitesi, çağrı mektubu, ekipman tedarik zinciri, döviz bazlı maliyet yapısı ve satış modelinin niteliği birlikte değerlendirilmelidir. Aynı yatırım, doğru bağlantı noktası ve uygun finansmanla yüksek verimlilik vadederken; zayıf altyapı veya geciken izin süreçleri nedeniyle beklenenden daha düşük performans gösterebilir. Enerji yatırımı haber analizi neden yüzeysel yapılamaz? Enerji, diğer birçok sektörden farklı olarak yoğun sermaye, uzun geri dönüş süresi ve güçlü regülasyon etkisi taşır. Bu nedenle haberin tonu ile ekonomik gerçeklik her zaman aynı yönde ilerlemez. Şirketler, kamu kurumları ve sektör oyuncuları doğal olarak olumlu başlıklarla görünmek ister. Fakat karar verici için başlık değil, haberin işlem gören veri üretip üretmediği önemlidir. Bir yatırım açıklamasında toplam proje bedeli yazıyor olabilir, ancak özkaynak-borç dengesi belirtilmiyorsa finansman riski açıktır. İnşaat süresi veriliyor olabilir, fakat ekipman tedarikçisi veya EPC yapısı net değilse takvim riski sürer. Elektrik satışına ilişkin beklenti sunuluyor olabilir, ancak ikili anlaşma mı, serbest piyasa mı, YEKDEM benzeri mekanizma mı kullanılacağı belirsizse gelir tahmini erken kalır. Burada temel yaklaşım şudur: Haber, dikkat çekici olabilir; ama yatırımcı, editör veya kurumsal iletişim yöneticisi için esas değer, doğrulanabilir iş etkisidir. Hangi başlıklar yatırım açısından daha belirleyicidir? Enerji alanında her haber aynı ağırlığa sahip değildir. Bazı gelişmeler kısa vadeli algı üretir, bazıları ise gerçekten bilanço ve sektör yönü değiştirir. Özellikle dört başlık, enerji yatırımı haber analizi içinde daha dikkatli ele alınmalıdır. Regülasyon ve teşvik kararları Sektörde çoğu zaman en yüksek etkili haberler regülasyon kaynaklıdır. Lisans süreçleri, kapasite mekanizmaları, depolama düzenlemeleri, şebeke erişimi, yerli katkı modelleri ve teşvik yapıları doğrudan yatırım iştahını değiştirir. Buradaki kritik nokta, düzenlemenin ilan edilmesi ile uygulanabilir olması arasındaki farktır. Kâğıt üzerinde yatırım dostu görünen bir düzenleme, ikincil mevzuat netleşmeden fiili hız yaratmayabilir. Bu nedenle yalnızca kararın açıklanmasına değil, uygulama takvimi ve operasyonel çerçevesine bakmak gerekir. Finansman ve ortaklık haberleri Uluslararası kalkınma finansmanı, ticari banka kredileri, yeşil tahvil ihracı veya stratejik ortaklıklar, bir projenin gerçekleşme olasılığını ciddi biçimde artırabilir. Ancak finansman haberlerinde de detay seviyesi belirleyicidir. Niyet mektubu ile kapanmış kredi anlaşması aynı şey değildir. Azınlık ortaklık ile kontrol değişimi de aynı etkiyi üretmez. Haber metninde vade, para birimi, faiz yapısı, teminat çerçevesi ve fon kullanım amacı görünüyorsa, analiz daha sağlam zemine oturur. Bunlar yoksa haber daha çok kurumsal görünürlük işlevi taşıyor olabilir. Teknoloji ve ekipman tarafı Batarya depolama, hibrit santral yapıları, elektrolizör, offshore rüzgar, karbon yakalama veya akıllı şebeke yatırımları teknoloji eksenli haberlerin başında gelir. Bu alanda en sık yapılan hata, teknolojik yeniliği doğrudan ticari başarıyla eşitlemektir. Bir teknoloji haberinin değeri, pilot aşama mı yoksa ticarileşme aşaması mı olduğuna göre değişir. Yerli üretim vurgusu önemli olabilir, ancak sertifikasyon, ölçeklenebilirlik ve birim maliyet rekabeti olmadan tek başına yeterli değildir. Birleşme, satın alma ve varlık devri M&A haberleri sektörde fiyatlama açısından güçlü sinyal üretebilir. Çünkü bu işlemler, yalnızca mevcut varlık değerini değil, geleceğe dönük beklentiyi de yansıtır. Yine de çarpanları, portföy kalitesini, lisans durumunu ve operasyonel verimliliği görmeden işlem büyüklüğü üzerinden sonuca gitmek yanıltıcıdır. Özellikle yenilenebilir tarafta portföyün kurulu gücü kadar kapasite faktörü, şebeke erişimi ve sözleşme yapısı da önem taşır. İyi bir enerji yatırımı haber analizi nasıl yapılır? Sağlıklı bir analiz, haberin üç katmanda okunmasını gerektirir: ne açıklandı, ne anlama geliyor ve ne kadar uygulanabilir. İlk katman veri toplama aşamasıdır. Şirket adı, proje türü, kapasite, lokasyon, yatırım tutarı, finansman modeli ve takvim net biçimde ayrıştırılmalıdır. İkinci katmanda haberin iş etkisi değerlendirilir. Bu proje şirket için dönüştürücü ölçekte mi, yoksa toplam portföy içinde sınırlı mı kalıyor? Yeni gelir alanı mı açıyor, mevcut operasyonu mu güçlendiriyor? Marjları artırma ihtimali var mı, yoksa yalnızca ölçek büyümesi mi getiriyor? Üçüncü katman ise uygulanabilirliktir. Türkiye gibi regülasyon etkisinin yüksek olduğu pazarlarda, izinler, bağlantı kapasitesi, finansman koşulları ve tedarik süreleri çoğu zaman proje ekonomisini değiştirir. Bu nedenle en etkileyici basın bülteni bile, sahadaki gerçeklik testinden geçmeden stratejik anlam taşımaz. Haber dilindeki sinyaller nasıl okunmalı? Profesyonel okuyucu için dil de veridir. “Planlanıyor”, “hedefleniyor”, “değerlendiriliyor” gibi ifadeler ile “imzalandı”, “devreye alındı”, “finansman kapandı” gibi ifadeler aynı güven seviyesini taşımaz. Haberde kullanılan fiiller, projenin olgunluk düzeyi hakkında önemli ipuçları verir. Aynı şekilde haberin kim tarafından servis edildiği de önemlidir. Şirket açıklamaları, kamu duyuruları, düzenleyici kurum kararları ve bağımsız piyasa verileri farklı güven katmanlarına sahiptir. Kurumsal açıklama ilk sinyali verebilir, fakat yatırım açısından daha güçlü okuma için ikinci kaynak teyidi çoğu zaman gerekir. Bu çerçevede, Kapsül Haber Ajansı gibi sektör odaklı yayın akışlarının değeri, haberi yalnızca duyurmakla sınırlı kalmayıp iş dünyasının okuyabileceği bağlama yerleştirmesinde ortaya çıkar. En sık yapılan okuma hataları Enerji yatırımı haberlerinde en yaygın hata, kapasite artışını otomatik olarak değer artışı saymaktır. Oysa megavat büyüklüğü tek başına yeterli değildir. Aynı kapasite, farklı lokasyon, farklı finansman maliyeti ve farklı satış modeli nedeniyle bambaşka ekonomik sonuçlar doğurabilir. Bir diğer hata, kısa vadeli haber akışını uzun vadeli sektör yönüyle karıştırmaktır. Örneğin ekipman fiyatlarında geçici gevşeme olumlu olabilir, ancak şebeke darboğazı sürüyorsa yatırım temposu beklenen kadar hızlanmayabilir. Benzer şekilde, kamu desteği pozitif algı yaratabilir; fakat uygulama detayları gecikirse piyasa coşkusu erken sönümlenebilir. Ayrıca enerji geçişi temalı her haberin eşit derecede yatırım değeri taşıdığı düşüncesi de yanıltıcıdır. Karbon azaltımı, depolama, hidrojen veya elektrifikasyon başlıkları stratejik açıdan güçlüdür; ancak her projenin ticari olgunluğu aynı seviyede değildir. Hikâye ile nakit akışını ayırmak gerekir. Karar vericiler için pratik okuma çerçevesi Bir enerji haberini hızlı ama sağlıklı değerlendirmek isteyen profesyoneller için birkaç temel soru yeterli olabilir: Bu gelişme hangi varlığı, şirketi veya alt sektörü etkiliyor? Etki kısa vadeli algı mı, orta vadeli nakit akışı mı yaratıyor? Regülasyon, finansman ve tedarik tarafında açık risk var mı? Açıklanan bilgi teyit edilebilir mi? Piyasadaki mevcut fiyatlama bu haberi zaten satın almış olabilir mi? Bu sorular, özellikle medya editörleri, kurumsal iletişim ekipleri, yatırımcı ilişkileri profesyonelleri ve sektör yöneticileri için ortak bir filtre işlevi görür. Çünkü enerji haberi yalnızca okunmaz; çoğu zaman yeniden yazılır, yorumlanır, sunumlara taşınır ve stratejik karar süreçlerine girer. Enerji sektöründe haber akışı hızlanırken avantaj, en çok haberi görmekte değil; gerçekten etkili olanı ayırabilmektedir. Gürültünün arttığı bir piyasada doğru analiz, çoğu zaman ilk bilgiden değil, doğru sorudan başlar.

Finans Dünyasının Karar Vericileri TechFinTech 2026’da Buluştu Haber

Finans Dünyasının Karar Vericileri TechFinTech 2026’da Buluştu

4. defa gerçekleşen etkinlikte, dijital finans ekosisteminin bugünü ve geleceği çok boyutlu bir perspektifle ele alındı. Ana sponsorluğunu Mayasoft’un üstlendiği etkinlikte; gerçek zamanlı ekonomi, yapay zekâ destekli finansal karar mekanizmaları, gömülü finans ve otonom sistemler gibi kritik başlıklar yoğun bir program kapsamında değerlendirildi. Türkiye’nin finans ve teknoloji alanındaki stratejik buluşmalarından biri olarak konumlanan TechFinTech’te yalnızca mevcut dönüşümü değil, finansın geleceğinin nasıl şekilleneceğini de çok boyutlu bir perspektifle ele alındı. Bilişim Zirvesi Etkinlik Şirketi tarafından 4. kez gerçekleştirilen etkinlikte, gerçek zamanlı ekonomi, yapay zekâ destekli finansal karar mekanizmaları, gömülü finans ve otonom sistemler gibi kritik başlıklar büyük ilgi gören oturumlarda kapsamlı şekilde değerlendirildi. Finansın Yeni Oyun Kuralları TechFinTech Sahnesinde TechFintech 2026 açılış konuşmasını BTHaber Genel Yayın Koordinatörü Ayhan Sevgi yaptı. Sevgi, “Finansal Dijitalleşmenin Yeni Evresi” başlıklı açılış konuşmasında, “Son 3 yıl durgunluk yaşayan fintech dünyası, 2025’te küresel yatırımların 116 milyar dolara ulaşmasıyla yeniden yükselişe geçti. Fintech’ler artık alternatif değil, geleceğin finansal altyapısı olarak konumlanırken; Türkiye’de sektör yaklaşık 214 milyon dolarlık yatırım ile startup yatırımlarında işlem hacmi bakımından ikinci sıraya yerleşti. Yatırımcı ilgisi varlık yönetimi ve yatırım odaklı çözümlere kayarken, özellikle dolandırıcılık önleme ve kritik skorlama alanlarında yapay zeka algoritmaları, operasyonel maliyetleri düşürerek verimliliği ana yatırım odağı haline getiriyor. Bu teknolojik gelişmelerin yakın gelecekte fintech sekötürnün en önemli belirleyicisi olacağı tahmin ediliyor” dedi. Etkinliğin ana konuşmacısı Deloitte Sorumlu Ortak ve Blokzincir Hizmetleri Lideri Uğur Kağan Dinçsoy, konuşmasında “Finansın Yeni Denkleminde Kim Nerede?” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Dinçsoy sunumunda “Fintech dünyasında son dönemde dikey yapılardan yatay modellere geçiş hızlanırken, şirketler yazılım ve BT süreçlerini dış kaynak kullanmak yerine kendi bünyelerine alarak daha hızlı ve verimli büyümeye yöneliyor. Yapay zeka uygulamaları kullanıcı harcamalarında oyun harcamalarını geride bırakmaya başlarken, bu durum önemli bir trend değişimine işaret ediyor. Türkiye’de artan yatırım ilgisi ve global oyuncuların potansiyel girişleriyle birlikte rekabetin daha da sertleşmesi bekleniyor. Hyperscaler yatırımlarının Türkiye’ye gelmesiyle regülasyon kaynaklı sıkışıklıkların azalacağı öngörülüyor. Bankacılık tarafında ise platform bankacılığına ek olarak servis bankacılığı modeli öne çıkarken, müşteri deneyimi de merkeze yerleşiyor. Kripto varlıklar tarafında ise sıkılaşan regülasyonlarla birlikte saklama hizmetleri yeni dönemin temel başlıkları haline geliyor. Tüm bu dönüşüm içinde fintech şirketleri için artık sadece büyüme değil; risk yönetimi, uyum ve sürdürülebilir kârlılık en kritik öncelikler olarak öne çıkıyor” dedi. Ana sponsor Mayasoft’un CEO’su Yasin Aşır, “Finansın Yeni Altyapısı: Gerçek Zamanlı, Akıllı, Kesintisiz” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Aşır sunumunda; “Finansın yeni işletim sistemi yazılırken müşteri deneyimi veriyle tamamen entegre hale gelmiş durumda; karar alma süreçleri köklü bir dönüşüm yaşıyor. Eskiden sezgisel ve tecrübeye dayalı kararlar alınırken, bugün veriyi bir ‘yakıt’ gibi kullanarak iş zekâsı çıktıları ve algoritmalarla daha akıllı, veri odaklı kararlar veriliyor. Bu yapıya yapay zekanın eklenmesiyle çok daha güçlü sonuçlar ortaya çıkıyor. Yapay zeka günlük hayatımızda ve finans sektöründe aktif şekilde kullanılmaya başlanmış olsa da hangi ölçekte, hedefle ve regülasyon çerçevesinde kullanılacağı hâlâ kritik bir soru olarak duruyor. Öte yandan artan entegrasyonlar ve genişleyen API ekosistemi sistemleri daha kırılgan hale getirirken, saldırı yüzeylerinin büyümesi ve yapay zeka destekli tehditlerdeki artış bu riski daha da belirgin kılıyor. Bu nedenle geleceğin kazananları yalnızca teknolojiyi kullananlar değil; yapay zekayı güvenli ve regülasyonlara uyumlu şekilde kurumsallaştıran, altyapıyı güçlü ve esnek kurgulayan, ekosistemi güvenle yöneten ve operasyonlarını kesintisiz sürdürebilen kurumlar olacak. Yarının kazananları ekosistemi kuran değil, güvenle yöneten olacak” dedi. Finansta Karar Mekanizması Yeniden Şekilleniyor Verinin karar verme süreçlerindeki yeri ve etkisinin panelistler tarafından ele alındığı “Veriyle Karar Veren C-Suite” ana panelinin moderatörlüğünü BTHaber Başkanı Murat Göçe üstlendi. Murat Göçe giriş konuşmasında “Bir zamanlar bankacılık işlemleri hesap cüzdanına bağlıydı; bugün ise fintech ve yapay zekâ ile bambaşka bir noktadayız. Eskiden başka bir şubeden para çekmek günler sürerken, bugün finans dünyası hız ve teknolojiyle yeniden şekilleniyor. Artık sadece bankalar değil; fintech’ler, ödeme sistemleri ve yapay zekâ da finansın merkezinde yer alıyor” diyerek alınan yola dikkat çekti. Panel konuğu Koç Finans CFO’su Doğu Özden, “Veri ve yapay zekâ aslında karar vermiyor; önemli bir girdi sağlıyor ancak burada hala karar verenler veriyi yönetenler. Ancak burada veriyi zaman zaman kutsallaştırdığımızı da düşünüyorum. Burada veriye karşı çok duygusal olmadan onu yöneterek o duygusallığı tecrübe ile sonraki aşamaları devreye almamız gerekir. Veri bize sadece bir fotoğraf sunuyor ve bu fotoğraf çoğu zaman soğuk olabilir. Günün sonunda o kararı verirken bu fotoğrafın üzerine bağlamı, tecrübeyi ve insan faktörünü eklemek gerekir. Bu yüzden bugün geldiğimiz noktada yapay zekâdan ziyade hibrit zekânın, yani insan ve yapay zekânın birlikte çalışmasının daha doğru olduğunu düşünüyorum” açıklamasında bulundu. Panelde görüşlerini paylaşan bir diğer konuk isim ING Türkiye IT Direktörü Hale Kocabıyık, “Veri üretimi ve anlamlandırılması hiç olmadığı kadar hızlandı; bu da doğal olarak kararların aynı hızda alınması beklentisini doğurdu. Ancak organizasyonlarda her kararın doğası farklıdır. Bu nedenle mesele, veri ile karar alma süreçleri arasındaki bir hız farkı değil; kararların doğası gereği farklı hız ihtiyaçlarına sahip olmasıdır. Bu bağlamda asıl kritik konu, hangi kararın ne şekilde ve hangi hızda verilmesi gerektiğini doğru tasarlayabilmek, yani sağlam ve işlevsel bir karar mimarisi kurabilmektir. Bu başarıldığında, kararın ihtiyacı ile veri akışı zaten doğal olarak senkronize olur” diyerek görüşlerini aktardı. Ana panel sponsoru HPE İş Geliştirme ve Dönüşüm Projeleri Yöneticisi Mert Sarıkaya ise “Veri, kararın tek kaynağı değil; çoğu zaman insanlar sezgileriyle bir noktaya geliyor ve veriyi bunu desteklemek için kullanıyor. Bunun arkasında insan psikolojisi, ön yargılar ve veriyi seçme biçimimiz yatıyor. Ayrıca veri bize geçmişi ve bugünü gösterirken, biz karar verirken geleceği tahmin etmeye çalışıyoruz. Bu noktada bağlam, sezgi ve tecrübe devreye giriyor ve nihai kararı şekillendiriyor. Yapay zekânın yükselişiyle birlikte kararların bir kısmını makinelere bırakıyoruz; ancak asıl soru artık şu: İnsan bu sürecin neresinde konumlanacak ve nasıl değer katacak?” dedi. Bulut, GPU ve Yapay Zekâ ile Finansın Yeni Altyapısı “Finans Sektöründe Dijital Dayanıklılık: Bulut, Regülasyon ve Süreklilik” başlıklı oturumda konuşan İşNet Satış Direktörü Pınar Tüfenkci, “Yapay zekâ dönüşümünün etkisi hızla artarken, İşNet olarak GPU as a Service hizmetimizle şirketlerin NVIDIA H100 ve H200 gibi güçlü GPU’lara bulut üzerinden, donanım yatırımı yapmadan erişmesini sağlıyoruz. Bu yapı, Türkiye’nin finans bulutu gereklilikleri ve KVKK uyumluluğu gözetilerek tasarlandı; böylece kurumlar hem yüksek işlem gücüne hem de güçlü veri güvenliği altyapısına sahip oluyor. GPU tabanlı altyapımız ve akıllı yönetim katmanımız sayesinde yapay zekâ uygulamalarını güvenli, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir şekilde çalıştırarak fintech ekosisteminin dönüşümüne katkı sunuyoruz” dedi. Aynı oturumda yer alan Upsonic Co-Founder & CEO’su Taygun Alban ise “Upsonic olarak elektronik para kuruluşları, bankalar ve finansal kurumların dijital dönüşüm süreçlerinde aktif rol alıyor, fintech süreçlerini uçtan uca yapay zekâ ile otomatize etmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz AI ajanlar, özellikle işe alım gibi karmaşık süreçlerde evrak toplama, doğrulama ve analiz adımlarını otomatikleştirerek operasyonel yükü önemli ölçüde azaltıyor. Ancak bu sistemlerin sürdürülebilir şekilde çalışabilmesi için güçlü, güvenli ve regülasyona uygun bir altyapı kritik önem taşıyor. Bu noktada İşNet ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği, yalnızca yüksek GPU kapasitesi ve yerel veri uyumluluğu sağlamakla kalmadı; aynı zamanda sunduğu esnek ve ölçeklenebilir altyapı sayesinde hem maliyet optimizasyonu sağlıyor hem de sürdürülebilir ve güvenilir bir büyüme modeli oluşturabiliyoruz” dedi. “Finansta Yapay Zekâ ile Değer Yaratmak: Bugün Ne Mümkün?” başlıklı sunumu gerçekleştiren Oredata COO’su Çağlar Kara, “Bugün dünya genelinde her 10 şirketin 9’u yapay zekâ ile ilgili çalışmalar yürütüyor; ancak bu projeleri ölçekleyebilen şirketlerin oranı hâlâ oldukça sınırlı. Kurumlar strateji tarafında belirli bir olgunluğa ulaşmış olsa da veri altyapısı ve organizasyonel kültür, dönüşümün önündeki en büyük engeller olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ projelerinde başarıyı belirleyen unsur yalnızca teknoloji değil; aynı zamanda kurumların bu değişime ne kadar hızlı uyum sağlayabildiğidir. Bu nedenle kısa sürede değer üreten, ölçülebilir ve önceliklendirilmiş projelerle ilerlemek kritik önem taşıyor. Yapay zekâ artık bir tercih değil, rekabet gücünü korumak isteyen kurumlar için stratejik bir zorunluluk haline gelmiş durumda. Doğru kurgulanmış projelerle kurumlar, yatırım geri dönüşünü çok daha hızlı şekilde elde edebiliyor” diyerek görüşlerini paylaştı. “Finansın Kör Noktası, Erişilemeyen Müşteri Kitlesi” başlıklı sunumda Binclusive Kurucu Ortak Atakan Nalbant, “Finansın en kritik ancak çoğu zaman göz ardı edilen alanı erişilebilirlik. Bugün milyonlarca kullanıcı için mesele yalnızca teknolojiye ulaşmak değil, o teknolojiyi gerçekten kullanabilmek. Doğru tasarlanmayan dijital deneyimler kullanıcıları sistemin dışında bırakırken, erişilebilirlik artık sadece bir kullanıcı deneyimi konusu değil; aynı zamanda kurumlar için regülasyon, sorumluluk ve sürdürülebilir büyümenin temel bir parçası haline geliyor. Bu nedenle erişilebilirliği her yeni ürün ve özellikte temel bir öncelik olarak ele almak gerekiyor. Çünkü erişilebilirlik sağlandığında yalnızca belirli bir kullanıcı grubu değil, tüm kullanıcı deneyimi daha güçlü ve kapsayıcı hale geliyor” dedi. Ekonomist Dr. Hakan Yurdakul ise “Yeni Ekonomik Düzende Finans” başlıklı sunumunda; FinTech ekosisteminin üç katmanlı bir yapıdan oluştuğunu belirtti. İlk katmanda elektronik para ve ödeme kuruluşları ile dijital bankaların, ikinci katmanda analitik yapıların, üçüncü katmanda ise son kullanıcıya ulaşan dijital ödeme, müşteri sadakati ve gömülü finans uygulamalarının yer aldığını ifade eden Yurdakul, “Bu katmanlar arasında güçlü bir entegrasyon ve iş birliği sağlanması durumunda ekosistemin hızlı büyüyecek. Aksi durumda rekabet ve koordinasyon eksikliğinin önemli bir potansiyelin kaçırılmasına yol açabilir” dedi. Finans Dünyasında Dönüşüm ve Yeni Nesil Yaklaşımlar Bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen TechFinTech etkinliği, sektörün fikir önderlerini ve karar vericilerini bir araya getirerek katılımcılara farklı bakış açıları kazandırdı. Birbirinden farklı sunumlarıyla konuşmacı olarak etkinliğe değer katan isimler arasında; Boyner Büyük Mağazacılık CTO’su Cihan Yıldız, OdeaTech Data Yönetimi Direktörü Gamze Kaplan Gökalp, TFI Holding Group CFO’su Furkan Ünal, Dünya Katılım Bankası Servis ve Ekosistem Bankacılığı Direktörü Dr. Erhan Bahtiyar, MasterLabs Kurucu & CTO’su Kerem Çeliker, Hannover Fairs Turkey BT Dijitalleşme Projeleri ve Veri Yönetimi Direktörü Cihan Keser ve Trakya Yatırım Holding Teknoloji Başkanı Ümit Bilik yer aldı. Güçlü iş birlikleriyle hayata geçirilirken Techfintech’in bu yılki ana sponsoru Mayasoft oldu. Ana panel sponsorluğunu HPE üstlenirken, etkinliğin premium sponsorları İşNet ve Oredata oldu. Binclusive ve MasterLabs sunum sponsorları, E-Güven, Infotelica, İzometri, Pax, Techincube, Verion, Vesta ve WGuard ise tanıtım sponsorları olarak etkinlikte yer aldı. Hizmet sponsorları tarafında ise Ajans Press, Eti Danışmanlık, Faselis, Megisty, Pax, Postaban, Sirius ve Ventus Creative markaları yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.