Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Regülasyon

Kapsül Haber Ajansı - Regülasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Regülasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küresel M&A’de 4,8 Trilyon Dolarlık Sıçrama Haber

Küresel M&A’de 4,8 Trilyon Dolarlık Sıçrama

Yapay zeka odaklı teknoloji anlaşmaları ve ileri imalat sektörü, yıl boyunca işlem değerlerindeki sert artışa öncülük etti. Bain & Company’nin “2025’te Birleşme ve Satın Almalar: Büyük Toparlanmanın Ardındaki Gerçekler” raporunda açıkladığı verilere göre küresel birleşme ve satın almaların (M&A) 2025’te güçlü bir ivme yakalayarak, 4,8 trilyon dolara ulaşan toplam işlem değeri ile tarihin en yüksek ikinci seviyesine çıkması bekleniyor. Bu rakam, 2024’e kıyasla %36’lık bir artışa işaret ediyor. Bu yıl gerçekleşen 5 milyar dolar ve üzerindeki mega işlemler, M&A piyasasındaki bu yeniden yükselişin temel itici gücü oldu. M&A’ye genellikle seyrek şekilde katılan “nadir alıcılar”, uzun süre bekledikten sonra büyük ölçekli hamlelerle sürece yeniden dahil oldu. Buna karşılık, toplam işlem sayısının 2025 boyunca yalnızca %5 artması dikkat çekiyor. 5 milyar dolar üzerindeki işlemler, stratejik işlem değerindeki artışın %75’ini oluşturdu. Bu büyük ölçekli anlaşmaların yaklaşık %60’ı nadir işlem yapan alıcılar tarafından gerçekleşirken, yaklaşık %40’ı alıcı şirketin piyasa değerinin %50’sinden fazlasına denk gelen dönüştürücü nitelikteki işlemlerdi. Bain'in analizine göre, bu tip büyük ölçekli birleşmeler yüksek risk barındırmakla birlikte doğru yönetildiğinde yüksek ödül potansiyeli de sunuyor; bu nedenle şirket liderlerinin stratejik uyum, entegrasyon ve organizasyonel yönetim süreçlerine eskisinden daha fazla odaklanması gerekiyor. Yapay zeka odaklı anlaşmalarla ivme kazanan teknoloji alanındaki birleşme ve satın alımlar, yılın işlem aktivitesindeki artışa öncülük etti. Bununla birlikte Bain'in raporu, M&A piyasasındaki toparlanmanın sektörler, coğrafyalar ve alıcı türleri genelinde dengeli ve yaygın olduğunu; tüm bölgelerde ve tüm sektörlerde işlem değerlerinin çift haneli oranlarda arttığını gösteriyor. Onur Candar "Bu yeniden canlanan ivme, Türkiye’deki şirketler açısından kayda değer stratejik etkiler yaratıyor. Geçtiğimiz yıl, geçmişte sınırlı işlem tecrübesi olan kurumların dahi kendilerini farklılaştırmak ve konumlarını güçlendirmek adına daha cesur adımlar attığını gözlemledik. Sağlam bir stratejik tezle desteklenen büyük ölçekli işlemler, şirketlerin iş yapış biçimlerini yeniden şekillendiriyor ve yeni büyüme alanları açıyor. Buna karşılık, bu temelden yoksun işlemler ise değer kaybı riskini beraberinde getiriyor. Özellikle, işlemin temel değer sürücülerini yatırım tezinin temellerini net olarak tanımlamadan yüzeysel sinerjilere odaklanmak önemli hatalara yol açabiliyor. Bu nedenle, ortak vizyon, hedef işletim modeli, karar alma mekanizmaları, icra disiplini ve kültür gibi kritik unsurlarda erken ve güçlü bir uyum oluşturmak, Türk şirketleri için sürdürülebilir değer yaratımını güvence altına almak açısından stratejik önem taşıyor." Teknoloji ve ileri imalat toparlanmanın lokomotifi oldu Teknoloji alanındaki birleşme ve satın alımlar 2025’te güçlü bir şekilde geri döndü; yılbaşından bu yana teknoloji alanındaki işlem değeri %76 artarak 478 milyar dolara ulaştı. 500 milyon dolar üzerindeki stratejik teknoloji işlemlerinin neredeyse yarısının yapay zeka odaklı şirketleri veya yapay zeka getirisi sağlayacak anlaşmaları kapsaması dikkat çekti. İmalat sektörü de M&A aktivitesinin öne çıkan sürükleyici alanlarından biri oldu; imalat sektöründeki yılbaşından bu yana toplam işlem değeri %38 artarak 717 milyar dolara yükseldi. Toparlanma küresel ölçekte etkili oldu. ABD hedefli işlemler, toplam stratejik işlem değerinin neredeyse yarısını oluşturarak 2025’teki M&A büyümesinin ana kaynağı oldu. İkinci büyük pazar olan Çin’de işlem adedi rekor seviyeye ulaştı ve bunun %80’den fazlası Çin iç pazarında gerçekleşti. Japonya’da toplam M&A işlem değeri iki katına çıkarak ülkeyi bu yıl dünyanın üçüncü büyük M&A pazarı yaptı; işlem adedinde de çift haneli artış görüldü. Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde mega işlemler değer artışını desteklese de toplam işlem adedi %7 geriledi. 2025 yılında toplam işlem değerindeki %36 artışla paralel şekilde bütün alıcı kategorilerinde aktivite belirgin biçimde yükseldi: stratejik işlemlerde değer %38 arttı; finansal yatırımcılar tarafında %31; girişim sermayesi işlemlerinde ise %28 büyüme yaşandı. Bain & Company Türkiye Ortaklarından Armando Guastella, M&A sektöründeki gelişmeler hakkındaki değerlendirmesinde şunları söyledi:"Türkiye pazarında, sektör fark etmeksizin şirketler stratejilerini yeniden tasarlama ihtiyacını giderek daha net görüyor. Bu durumun başlıca nedenleri, teknolojinin rekabet dinamiklerini kökten dönüştürmesi ve artan iş gücü maliyetleri dahil olmak üzere makroekonomik baskıların Türkiye’nin geçmişte sahip olduğu maliyet avantajını zayıflatması. Bu avantajın zayıflamasıyla birlikte, birçok Türk şirketi ve holding grubu portföylerini yeniden konumlandırmak ve bölgedeki rollerini tanımlamak için aktif olarak yeniden konumlanma arayışında. Alıcılar ve satıcılar açısından değerlemelere yönelik güvenin güçlenmesi, stratejik yatırımcıları M&A’yi yeniden büyüme gündemlerinin merkezine almaya yöneltiyor. Bu yaklaşım, M&A'yi sadece bir büyüme aracı olmaktan çıkararak portföy dönüşümünü yönetmek için kritik bir kurumsal yetkinliğe dönüştürüyor. 300’den fazla M&A yöneticisiyle yaptığımız araştırma da bu dönüşümü açık biçimde ortaya koyuyor: Teknoloji kaynaklı dönüşümler ve M&A’nin merkezi rolü, birlikte Türkiye genelinde stratejik yeniden konumlandırmayı hızlandırıyor." Regülasyon gevşemesi ve düşen maliyetler toparlanmayı hızlandırdı Bain’in analizine göre şirketler, değişen karlılık havuzlarına uyum sağlamak ve büyümek için satın almalara yönelirken birçok destekleyici unsur bu yıl devreye girdi. Pandemi sonrasında M&A’yi zorlayan faktörler büyük ölçüde hafifledi; düzenlemelerde ve sermaye maliyetlerinde gevşeme görüldü. Alıcı-satıcı değerleme makası da daraldı; çarpanlar 11,6x EV/EBITDA seviyesine yükselse de birçok sektörde hala 2021 zirvesinin altında bulunuyor. Ayrıca, mevcut stratejik ortamda beklemenin artık daha az mantıklı olduğu yönündeki farkındalık arttı. Yapay zekanın sektörler üzerindeki dönüştürücü etkisi, harekete geçme baskısını daha da artırıyor. Bain’in araştırmasına göre 300’den fazla M&A yöneticisinin %85’ten fazlası, teknoloji ve stratejideki değişimlere paralel şekilde M&A fırsat havuzlarını güncellediklerini ifade ediyor. Ticaret gerilimleri ve tarifelerdeki belirsizlikler M&A ivmesini durdurmadı Tarifeler ve küresel ticaretteki dalgalanmalar, nisan ayında görülen kısa süreli geri çekilme dışında işlem aktivitesini önemli ölçüde etkilemedi. 2025’te sınır ötesi işlem oranlarında anlamlı bir değişiklik yaşanmadı. Bain’in araştırmasına göre M&A yöneticilerinin yarısından azı ticaret kısıtlamalarının genel işlem planlarını etkileyeceğini belirtirken, %70’i ticaret politikalarının varlık satışları üzerinde etkisi olmayacağını düşünüyor. Bununla birlikte, post-küreselleşme eğilimlerinin zaman içinde daha belirgin etkiler yaratması bekleniyor. ABD dışındaki şirketlerin ABD’deki varlıklara olan iştahının azalması ve ABD’li şirketlerin tarifeler nedeniyle daha fazla yerel alıma yönelmesi bunun ilk işaretleri arasında. Küresel ticaretin bölgesel eksenlerde yeniden şekillenmesiyle birlikte M&A, şirketlere yeni pazarlara erişim ve esneklik sağlayan önemli bir araç haline geliyor. Şirketlerin M&A’ye ayırdığı sermaye 10 yılın en düşük seviyesine indi Post-küreselleşme dinamikleri ve korumacı politikalar, şirketlerin sermaye tahsislerini de etkiliyor. Tedarik zincirlerini güçlendirme, yapay zeka yatırımları, otomasyon ve teknoloji altyapısı gibi alanlara olan ihtiyaç arttıkça, M&A yöneticilerinin sermaye kullanımında daha sıkı incelemeyle karşılaşması muhtemel. Bu durum, işlemler için yatırım geri dönüşü beklentilerinin de yükselmesine neden olabilir. Her ne kadar 2025’te M&A aktivitesi güçlense de şirketlerin M&A’ye ayırdığı sermayenin toplam içindeki payı 10 yılın en düşük seviyesine indi. S&P Dünya Endeksi’ndeki yaklaşık 700 şirketin nakit harcamalarının yalnızca %7’si M&A’ye ayrıldı; oysa bu oran son dokuz yılda %9–17 aralığında seyretmişti. Bain’e göre teknoloji altyapısı, robotlar, yapay zeka çözümleri, fabrika yatırımları ve enerji projeleri gibi yeni öncelikler M&A’nin payını daraltıyor. Yapay zeka, M&A süreçlerinin merkezine yerleşiyor Yapay zekanın hızlı gelişimi, M&A süreçlerinde de kendini güçlü şekilde hissettirdi. Stratejik alıcıların %75’i hedef şirketlerin yapay zeka etkisini değerlendirdi ve en az %20’si bu inceleme sonucunda işlemden vazgeçti. M&A profesyonelleri arasında yapay zeka kullanımı ise iki katından fazla artarak %45 seviyesine yükseldi. Yapay zeka hala en çok işlem bulma ve tarama aşamalarında kullanılsa da entegrasyonun planlanması ve uygulanması gibi alanlarda da hızla yaygınlaşıyor. Bain’in analizine göre 2025’te 1 milyar dolar üzerindeki işlemlerin %60’ı kapsam genişletme (scope) niteliğindeydi ve bu oran tüm zamanların en yüksek seviyesi oldu. Şirketler mevcut işlerini büyütmekten ziyade, yeni pazar ve müşteri segmentlerine erişmek için M&A’yi tercih etti. Geleneksel olarak ölçek odaklı olan finansal hizmetler ve ileri imalat sektörlerinde dahi kapsam genişletme eğilimi belirgin şekilde yükseldi. 2026’ya bakış Bain & Company, önümüzdeki günlerde ayında yayınlayacağı 2026 Küresel M&A Raporu’yla önümüzdeki yılın M&A trendlerine dair kapsamlı bir analiz sunacak. Raporda, başlıca sektörlerde detaylı değerlendirmeler, M&A beklentileri ve ABD, Avustralya, Brezilya, Kanada, Fransa, Almanya, İspanya, Hindistan, İtalya, Japonya, Singapur ve Birleşik Krallık’tan 300’den fazla M&A uzmanının görüşlerinin yer aldığı M&A Uygulayıcıları 2026 Görünüm Araştırması’nın sonuçları bulunacak.

 2026’nın Üç Kritik Dönüşümü Yapay Zekâ Tabanlı Sigortacılık,  Siber Risk Ekosistemi ve Sürdürülebilirlik Olacak Haber

 2026’nın Üç Kritik Dönüşümü Yapay Zekâ Tabanlı Sigortacılık,  Siber Risk Ekosistemi ve Sürdürülebilirlik Olacak

IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, sigorta sektörünün 2025 yılına ilişkin değerlendirmesinde, “2025 yılı hem Türkiye’de hem de dünyada sigorta sektörü açısından yüksek belirsizlik ile yüksek fark yaratma fırsatının aynı anda hissedildiği bir dönem oldu. Küresel ölçekte büyüme hızlarının yavaşladığı, jeopolitik gerilimlerin, ticaret savaşlarının ve yüksek faiz–enflasyon sarmalının yatırım kararlarını zorlaştırdığı bir yılı geride bıraktık. Bu doğrultuda sigorta sektörünün küresel büyümesinin yaklaşık %2 - %2,5 seviyelerine, yani pandemi sonrası dönemin en düşük seviyelerine gerilemesi bekleniyor. Böyle bir tabloda sigorta sektörü, finansal sistemin istikrarı açısından kritik bir rol üstleniyor” dedi. Türkiye özelinde ise yüksek enflasyona rağmen sektörün reel büyüme performansına dikkat çeken Çiftçi, “Son yıllarda prim üretiminde enflasyonun üzerinde güçlü bir reel büyüme görüyoruz. 2024’te toplam prim üretimi yaklaşık 838,7 milyar TL’ye ulaştı; bireysel emeklilik fon büyüklüğü ise 1,2 trilyon TL seviyelerine geldi. 2025’te bu taban üzerine inşa edilen, daha seçici ve teknik odaklı bir büyüme dinamiği görüyoruz. Yıl sonunda toplam prim üretiminin 1,15–1,20 trilyon TL bandını zorlamasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı. Reasürans kapasitesi daha seçici hale geliyor 2025 yılında risk yoğunluğunda belirgin bir artış gözlendiğini vurgulayan Murat Çiftçi, şunları söyledi: “Siber riskler, jeopolitik gerilimler ve kritik altyapılara yönelik tehditler kurumların risk haritalarını yeniden şekillendiriyor. İklim kaynaklı afetlerin sıklığı ve şiddeti arttıkça hem reasürans maliyetleri hem de hasar frekansı üzerinde baskı oluşuyor. Özellikle siber, yangın/mühendislik ve doğal afet teminatlarında reasürans kapasitesinin daha seçici hale geldiği, fiyat ve şartların sertleştiği bir dönemden geçiyoruz. Bu durum, brokerlerin sadece fiyat odaklı değil, yapısal çözüm ve risk iyileştirme önerileriyle masaya oturmasını zorunlu kılıyor.” Murat Çiftçi, yapay zekâ, gelişmiş analitik ve otomasyonun underwriting, hasar yönetimi ve müşteri deneyimi süreçlerini hem globalde hem Türkiye’de kökten dönüştürdüğünü belirterek, “IBS açısından 2025 yılı, daha sofistike risk yönetimi çözümlerinin öne çıktığı bir ‘kalite yılı’ oldu” dedi. ‘Türkiye bölgesel cazibe merkezi olabilir’ Türkiye sigorta sektörünün ölçek ve penetrasyon açısından gelişme alanı olsa da, regülasyon kalitesi, teknik bilgi birikimi ve teknolojiyi benimseme hızı bakımından küresel trendlerle uyumlu ilerlediğini belirten Murat Çiftçi şöyle devam etti: “SEDDK ve ilgili kurumların yayımladığı düzenlemelerde; sermaye yeterliliği, tüketicinin korunması, şeffaflık ve sürdürülebilirlik başlıklarının giderek daha fazla önceliklendirildiğini görüyoruz. Dijital kanalların ve uzaktan satışın yaygınlaşması, ürün ve süreçlerin ‘dijital ilkeli’ tasarlanmasını beraberinde getiriyor. Globalde konuşulan iklim riski, siber risk ve altyapı yatırımlarının sigortalanması gibi alanlar Türkiye’de de kurumsal müşterilerin gündeminde üst sıralarda yer alıyor. Henüz penetrasyon ve kişi başı prim üretimi olarak OECD ortalamalarının altında olsak da, dönüşüm hızı ve regülasyon uyumu Türkiye sigorta sektörünü önümüzdeki dönemde bölgesel bir cazibe merkezi haline getirme potansiyeli taşıyor.” Enflasyon ve faiz, hem prim üretimi hem de yatırımı etkiliyor Türkiye’de son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon ve faiz ortamının sektörü iki yönlü etkilediğini belirten Çiftçi: “Enflasyon, prim üretimini nominal olarak büyütürken hasar maliyetlerini de yukarı çekiyor. Özellikle oto sigortaları, yangın ve mühendislik branşlarında yedek parça, işçilik ve inşaat maliyetlerindeki artışlar teknik kârlılık üzerinde baskı oluşturuyor. Yatırım tarafında ise yüksek faiz dönemlerinde yatırım gelirleri sigorta şirketleri için önemli bir kâr kalemi haline geliyor; ancak bu durum uzun vadeli tasarruf ürünlerine olan talebi de şekillendiriyor. 2025 ve 2026 için baz senaryolarda enflasyon ve faizlerde kademeli bir normalleşme beklentisi öne çıkıyor. Bu da sektör için yatırım gelirlerinden çok teknik kârlılığın ve müşteri bağlılığının ön plana çıkacağı bir döneme geçiş anlamına geliyor” dedi. 2026’de üç kritik dönüşüm alanı olacak 2026 yılında Türkiye’de siber ve operasyonel dayanıklılık kapsamında yeni regülasyonların beklendiğini ifade eden Çiftçi, yapay zekâ ve model riskine ilişkin çerçevelerin de büyük önem taşıdığını belirtti: “AI kullanımını teşvik ederken model şeffaflığı, veri etiği ve sorumluluk paylaşımını netleştiren düzenlemelerin 2026 yılında hayatımıza girmesini bekliyoruz. Ayrıca sigorta şirketleri ile büyük aracılık kuruluşlarının iklim risklerini, yatırım portföylerini ve ESG performanslarını daha şeffaf raporlamasını gerektiren standartların da hayata geçmesi gerekiyor.” ‘Yüksek uzmanlık alanlarında daha da derinleşeceğiz’ IBS’in 2026 stratejik yol haritasında enerji, altyapı, havacılık, sağlık, siber ve finansal kurumlar gibi yüksek uzmanlık gerektiren alanlarda bilgi birikimini daha da derinleştirmek olduğunu belirten Murat Çiftçi, “Risk analizleri, senaryo çalışmaları ve portföy optimizasyonu için gelişmiş veri analitiği ve dijital platformlara yatırım yapmaya devam edeceğiz. Hem kendi operasyonlarımızda hem de müşteriye sunduğumuz çözümlere yenilikçi ürünleri adapte etmek, ESG kriterlerini somut hedeflerle birleştirmek, genç yetenekleri sektöre kazandırmak, mevcut kadromuzu yeni nesil teknolojilerle desteklemek, sürdürülebilirlik ve uluslararası standartlara uyum konusunda sürekli geliştireceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünya Bankası Grubu’ndan Türk Şirketine Yatırım Haber

Dünya Bankası Grubu’ndan Türk Şirketine Yatırım

Mehmet Uygun ve Zeynep Uygun’un kurucu ortakları arasında yer aldığı uçtan uca yenilenmiş elektronik cihaz platformu Getmobil, Türkiye’deki ikinci el elektronik pazarının dijitalleşmesini hızlandırmak amacıyla Seri A yatırım turunda 22 milyon dolar yatırım aldı. Yatırım turunun 15 milyon dolarlık kısmı, iklim odaklı yatırımlarıyla tanınan ve Chris Sacca tarafından kurulan yeşil dönüşümün öncüsü Lowercarbon Capital ile Dünya Bankası Grubu’nun özel sektör kolu Uluslararası Finans Kurumu IFC liderliğinde gerçekleşti. Kalan 7 milyon dolarlık bölümse mevcut yatırımcıların katılımıyla gerçekleşti. Tura ayrıca, büyük ve gelişmekte olan pazarlarda kategori tanımlayan dijital altyapılara yatırım yapan, küresel ölçekte saygın dört yatırımcıdan ikisi olan 2150 VC ve Endeavor Catalyst de katıldı. Mevcut yatırımcılar Dutch Founders Fund (DFF), TechOne/Metis, Maxis, Arya VC ve 212 de tura yeniden katılarak, Getmobil’in uzun vadeli vizyonuna olan güvenlerini bir kez daha teyit etti. Bu yatırım, yalnızca Getmobil’in büyümesini değil; Türkiye’de uzun yıllardır büyük ölçüde kayıt dışı ve dağınık şekilde işleyen ikinci el elektronik pazarının, regülasyonlarla uyumlu, şeffaf ve ölçeklenebilir bir yapıya kavuşmasını hedefleyen daha geniş bir dönüşüm vizyonunu temsil ediyor. Regülasyonla Dijitalleşen ve Kayıt altına alınan pazar Getmobil’e gelen bu yatırımın arkasındaki en önemli faktörlerden biri, Ticaret Bakanlığı’nın “Yenilenmiş Ürünlerin Satışı Hakkında Yönetmeliği” ile sektörde oluşturulan düzenleyici çerçeve oldu. Yönetmelik, ikinci el ve yenilenmiş elektronik pazarında tüketici güvenini artırırken; kayıt dışı faaliyetlerin azalmasına, standartların oluşmasına ve sürdürülebilir bir pazar yapısının gelişmesine zemin hazırladı. IFC ve diğer global yatırımcılar açısından bu düzenleyici altyapı, Türkiye’de ikinci el elektroniğin ölçeklenebilir bir yatırım alanına dönüşmesinde kritik rol oynadı. Getmobil ise bu regülasyon zeminini, uçtan uca dijital altyapısıyla sahaya taşıyan öncü oyunculardan biri olarak konumlanıyor. Bakanlık tarafından belirlenen kriterleri sağlayan bayilere yerinde yenileme yetkisi tanınarak, yenileme süreçlerinin maliyetlerinin azaltılması ve yenilenmiş ürün arzının tüm Türkiye'ye yayılması amaçlanıyor 8 Milyar Dolarlık Pazar İçin Dijital Bir İşletim Sistemi Türkiye’nin 8 milyar dolar büyüklüğe ulaştığı tahmin edilen ikinci el elektronik pazarı, uzun süredir standartlardan ve tüketici koruma mekanizmalarından yoksun bir şekilde faaliyet gösteriyordu. Getmobil, ülke genelindeki 32 binden fazla cep telefonu bayisini birbirine bağlayan bir dijital işletim sistemi inşa ederek bu tabloyu değiştiriyor. Sistem; satın alma, satış, fiyatlandırma, envanter takibi ve yasal uyum süreçlerini tek bir dijital çatıda toplayarak sektörde ortak bir standart oluşturmayı hedefliyor. Ticaret Bakanlığı’nın düzenlemeleriyle güçlenen şeffaf bir pazar Ticaret Bakanlığı’nın yenilenmiş ürünlere ilişkin düzenlemeleriyle uyumlu şekilde faaliyet gösteren Getmobil, lisanslı yenileme merkezi yapısı ve dijital altyapısıyla tüketicilerin 12 ay garantili, Bakanlık onaylı ürünlere erişimini sağlıyor. Platform üzerinden yürütülen süreçler; pazarın şeffaf, izlenebilir ve denetlenebilir bir yapıda işlemesine katkıda bulunuyor. Veriye dayalı, ölçeklenebilir bir bayi işletim modeli İkinci el elektronik sektöründe faaliyet gösteren bayiler, uzun yıllar boyunca manuel ve birbirinden kopuk sistemlerle çalıştı. Getmobil’in sunduğu dijital altyapı sayesinde bayiler; fiyatlama, stok yönetimi ve operasyonel süreçlerini merkezi ve veriye dayalı bir şekilde yönetebiliyor. Bu dönüşüm, küçük ölçekli satış noktalarının daha sürdürülebilir, büyüyebilir ve kayıtlı işletmelere dönüşmesine katkı sağlıyor. Esnaflar Ölçeklenebilir İşletmelere Dönüşüyor Getmobil, geleneksel yöntemlerle çalışan yerel bayileri merkezi ve veri odaklı bir altyapıya entegre ediyor. Platform sayesinde perakendeciler; anlık fiyatlandırma, stok görünürlüğü ve standartlaştırılmış yenileme süreçlerine erişim sağlayarak daha hızlı kararlar alabiliyor. Şirket verilerine göre Getmobil kullanan bayilerde: Gelirlerde yaklaşık %60 artış,Stok devir hızında yaklaşık %50 iyileşme gözlemleniyor. Global Markaların Güvenilir Çözüm Ortağı Getmobil’in kurduğu altyapı; Apple, Samsung, Hepsiburada, Sahibinden, Troy ve Vatan gibi dev isimler tarafından "eskisini getir, yenisini götür" (trade-in) ve yenilenmiş cihaz programları için tercih ediliyor. Bu ortaklıklar sayesinde tüketiciler cihazlarını güvenle nakde çevirirken, iş ortakları da uçtan uca sertifikalı ve garanti destekli bir sisteme erişiyor. “Biz Sadece Bir Pazar Yeri Değil, Bir Ekosistem İnşa Ediyoruz” Getmobil CEO’su ve Kurucu Ortağı Mehmet Uygun, yatırım turunu şöyle değerlendiriyor: “Getmobil olarak sadece cihaz alıp satan bir şirket değiliz. Türkiye’de uzun yıllardır dağınık ve kayıt dışı kalan ikinci el elektronik pazarını dijitalleştiren bir altyapı kuruyoruz. Bugüne kadar 600 binin üzerinde haneyle buluştuk; kullanıcılarımıza güvenli ve erişilebilir bir deneyim sunarken, bayilerimiz ve iş ortaklarımızla birlikte ikinci el elektronik ekosisteminin büyümesine katkı sağladık. Ticaret Bakanlığı’nın yenilenmiş ürünlere yönelik düzenlemeleri, pazarda güvenin oluşması açısından çok önemli bir zemin oluşturdu. Bu yatırımla birlikte, Türkiye’de kurduğumuz bu sistemi ölçeklemeyi ve aynı modeli uluslararası pazarlara taşımayı hedefliyoruz. Bize güvenen tüm kullanıcılarımıza, bayilerimize ve ekosistemin gelişimine katkı sunan tüm paydaşlarımıza teşekkür ederiz.” Kapıda Alım Modeliyle Yeni Bir Standart Getmobil, yeni dönemde kapıda alım (buyback) modelini Türkiye genelinde yaygınlaştırmayı hedefliyor. Kullanıcılar, cihazlarını evlerinden çıkmadan satabiliyor ve ödemelerini hızlı şekilde alabiliyor. Bu model, elektronik cihazların kullanım ömrünü uzatarak döngüsel ekonomiye somut katkı sağlıyor.

Süt Sektörü Ulusal Süt Zirvesi’nde Buluşuyor Haber

Süt Sektörü Ulusal Süt Zirvesi’nde Buluşuyor

2009 yılından bu yana faaliyetlerini sürdüren Ulusal Süt Konseyi (USK), bu yıl düzenleyeceği Ulusal Süt Zirvesi ile sektörde yepyeni bir dönemin başlangıcına imza atacak. Üç gün boyunca sürecek zirvede, süt üreticilerinden sanayicilere, yem ve perakende sektöründen, kamu temsilcileri ve sektör tedarikçilerine kadar süt sektörünün tüm paydaşları bir araya gelecek. “Yerel Güç, Küresel Vizyon” temasıyla gerçekleştirilecek Zirve, Türkiye süt endüstrisinin geleceğine yön verecek kapsamlı bir programla, sektörün tüm bileşenlerini aynı çatı altında buluşturacak. Ulusal Süt Konseyi Sektörün Geleceğine Yön Veriyor Ulusal Süt Zirvesi; bilgi paylaşımı, yeni iş birlikleri ve uluslararası bağlantılarla, Türkiye’yi süt ürünleri ihracatında bölgesel bir merkez haline getirme hedefinde önemli bir adım olacağını belirten Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Hamit Can; “Zirve programı kapsamında alanında uzman akademisyenler, kamu temsilcileri ve sektörün öncü markalarının yöneticileri üç gün boyunca aynı sahneyi paylaşacak. Süt değer zincirinden regülasyon ve kalite süreçlerine, markalaşmadan küresel rekabete kadar birçok başlık, sektörün deneyimli isimleri tarafından ele alınacak. Katılımcılar, paneller, interaktif oturumlar ve özel forumlarla hem bilgi paylaşımında bulunacak hem de sektörde yeni iş birliği fırsatlarını değerlendirme imkânı bulacak.” dedi. “Süt Sektörünün Geleceğini Ortak Akılla Şekillendiriyoruz” Süt, ülkemizin tarımsal üretim gücünün ve kırsal kalkınmanın en önemli dinamiklerinden biri olduğunu belirten Can; “Bu anlayışla, sektörün tüm paydaşlarını ortak hedefler doğrultusunda buluşturuyoruz. Ulusal Süt Konseyi olarak 2009 yılından bu yana, sektörün sürdürülebilir büyümesi, üretici refahının artırılması ve tüketiciye güvenli, kaliteli süt ürünleri ulaştırılması adına çok yönlü çalışmalar yürütüyoruz. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye, süt üretiminde istikrarlı büyümesini sürdürürken, ihracatta da bölgesinin önemli bir aktörü olmasını hedefliyoruz. Ulusal Süt Zirvesi’ni bu potansiyeli daha ileri taşımak, sektörün tüm paydaşlarını aynı hedef doğrultusunda bir araya getirmek için düzenliyoruz. Etkinlik süresince geleceğin üretim teknolojilerinden ticaret politikalarına, markalaşmadan sürdürülebilirliğe kadar geniş bir yelpazede konular ele alınacak. Sektörün gündeminde dijital dönüşüm, verimlilik, çevreye duyarlı üretim, kadın üreticilerin sektördeki rolü, hayvan refahı, iklim değişikliğinin etkileri ve yeni nesil beslenme trendleri yer alacak. Biz bu zirveyi yalnızca bir buluşma noktası olarak değil, aynı zamanda sektörümüzün geleceğini şekillendirecek bir vizyon platformu olarak görüyoruz. Ulusal Süt Zirvesi’nde kurulacak iş birlikleri ve ortaya çıkacak fikirlerin, Türkiye’yi süt ve süt ürünleri ihracatında bölgesel bir merkez haline getirme hedefimize güçlü bir ivme kazandıracağına inanıyoruz.” açıklamalarında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni Denetim Döneminde  Riskler Avantaja Dönüyor Haber

Yeni Denetim Döneminde Riskler Avantaja Dönüyor

e-Belge regülasyonlarında yaşanan dönüşümler ve son dönemde hız kazanan online denetim dönemi, şirketleri dijital dönüşümlerinde daha tedbirli ilerlemeye yönlendiriyor. Teknolojinin merkezde yer aldığı tüm dijital dönüşüm projelerinde e-belge çözümlerini iyi kurgulamanın önemi artıyor. Farklı sektörlerden teknoloji ve finans ekipleri bu çözümlerin önemini birlikte değerlendirmek ve riskleri fırsata çevirmenin yollarını tartışmak üzere 11 Kasım’da İzmir’deki Swissôtel Büyük Efes’te bir araya geldi. Global vergi yazılımları lideri Sovos ve bulut tabanlı dijital iş yönetimi yazılım çözümleri sunan Yaşar Bilgi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen “Regülasyonun Ötesinde, Stratejik Uyum” başlıklı buluşmada, güncel regülasyonlar ışığında kurumların dönüşümü nasıl yönetmesi gerektiği ele alındı. Yerel ve global gerçek örnekler üzerinden dijital denetimlerin iş dünyasına getirdiği yeni beklentiler, teknoloji ve finans ekiplerinin bu süreçte karşılaştığı riskler, çözüm yolları ve regülasyon dünyasında gelecek beklentileri konuşuldu. Regülasyonlara Uyum Tercih Değil, Zorunluluk Sovos EMEA Bölgesinden Sorumlu Satış Başkan Yardımcısı Elçim Sirek, etkinlikte yaptığı konuşmada regülasyonlara uyumun artık yalnızca bir zorunluluk değil, riskleri doğru yönetebilen kurumlar için güçlü bir rekabet avantajı anlamına geldiğini vurguladı. Sirek, “İki Ar-Ge merkeziyle Filipinler’den Hindistan’a uzanan Sovos Türkiye hem yatırım hem istihdam hem de teknoloji ihracatında bölgesel bir merkez konumunda. Her regülasyona uygun çözümler geliştiren, ülkelere özel ekipleriyle süreci yakından takip eden Sovos, Türkiye’nin globaldeki öncü konumunu Avrupa için de yol gösterici hale getiriyor. Böylelikle hem KOBİ hem de kurumsal segmentte pazarda öne çıkan bir varlık gösteriyor ve bugün 105 binden fazla tekil vergi kimlik numarasına hizmet veriyoruz” diye konuştu. Yaşar Bilgi Genel Müdürü Ünsal Önder ise, dijital dönüşümün sürdürülebilirliği ve güçlü iş birliklerinin bu süreçteki kritik rolüne dikkat çekti. Önder, “Bugün geldiğimiz noktada yalnızca şirketlerin değil, devletlerin de hızla dijitalleştiği bir dönemdeyiz. Yeni regülasyonlar ardı ardına hayatımıza girerken, beklentiler ve ihtiyaçlar da aynı hızla değişiyor. Tam da bu nedenle, şirketlerin dijital dönüşüm yolculuklarını sürdürülebilir, güvenli ve uyumlu bir şekilde yönetebilmesi her zamankinden daha kritik” dedi. Etkinlikte Elçim Sirek ve Ünsal Önder’in yanı sıra Sovos’tan SAP Ürünlerinin Geliştirilmesinden Sorumlu Direktör Yasin Özbınar ve EMEA Satış Mühendisi Özcan Uçar; Yaşar Bilgi’den Sistem Destek Müdürü Kaan Dönmez ve Kurumsal Uygulamalar/ Operasyon Direktörü Hülya Çakır Yılmaz paylaşımda bulundu. Yasin Özbınar, “Değişimle Gelen Fırsatlar ve Riskler” seansında Türkiye'de “SAP BTP Public Cloud” ortamında çalışan ilk sertifikalı ürün olan Sovos'un yeni nesil e-Belge çözümünden bahsetti. Ayrıca Sovos EMEA Kıdemli Pazarlama Müdürü Nihan Benli’nin moderatörlüğünde Phinia Muhasebe Uzmanı Özlem Uyar, Luxottica IT Sorumlusu Elif Kaya, Yaşar Bilgi Kıdemli SAP Proje Yöneticisi Türkan Yalçın ve Yaşar Bilgi Dijital İş Uygulamaları Ekip Lideri Koray Suyuak’ın katılımıyla “Gerçek Hikayelerle Müşteri Deneyimi” paneli gerçekleştirildi.

Sigorta Sektöründeki En Kritik Riskler Açıklandı, Türkiye'de Öncelik Regülasyon Haber

Sigorta Sektöründeki En Kritik Riskler Açıklandı, Türkiye'de Öncelik Regülasyon

Sektörün en kritik risklerini ortaya koyan rapora göre globalde siber suçlar en üst sırayı alırken Türkiye'de ise ilk sırada regülasyon uygunluğu yer alıyor. Raporda aynı zamanda yapay zekânın hem bağımsız bir risk hem de diğer risklerin "üstel güçlendiricisi" olduğu belirtiliyor. PwC ve The London Foundation for Banking and Banking'in (CSFI) hazırladığı Insurance Banana Skins 2025 raporu, küresel sigorta sektörünü bugün ve yakın gelecekte bekleyen en kritik riskleri ortaya koyuyor. 42 ülkeden 698 üst düzey sektör profesyonelinin görüşleriyle hazırlanan raporda, yapay zekâ (YZ), bugüne kadarki en hızlı yükselişi gerçekleştirerek 7. sıradan 2. sıraya yerleşti. Siber suç hâlen ilk sırada yer alırken, yapay zekânın hem bağımsız bir risk hem de diğer risklerin "üstel güçlendiricisi" olduğu vurgulanıyor. Türkiye den 15 sektör temsilcisinin görüşlerini de içeren rapor, regülasyon uygunluğunun ülke açısından en kritik risk olarak görüldüğünü ortaya koyuyor. Türkiye'de öne çıkan diğer riskler arasında sırasıyla iklim değişikliği, makro-ekonomik koşullar ve politik riskler bulunuyor. Globalde ilk sırada yer alan siber suçlar ise Türkiye'de 6. sırada konumlanıyor. PwC Finansal Hizmetler Lideri Talar Gül, raporun sonuçlarını şöyle değerlendirdi: "Bu rapor bize gösteriyor ki, sigorta sektörü için en büyük riskler artık teknoloji merkezli. Yapay zekâ artık sadece bir teknoloji trendi değil, sigortacılık sektörünün geleceğini şekillendiren en kritik risklerden biri. Siber suç, yapay zekâ ve teknolojik dönüşüm yalnızca teknik meseleler değil; güven, itibar ve toplum için değer yaratma biçimimizi doğrudan etkiliyor. Bu ortamda başarı artık sadece riskleri önceden tahmin etmekten geçmiyor ; Dayanıklılık inşa etmek, güveni korumak ve harekete geçme cesaretini göstermek başarının en büyük anahtarı. Önümüzdeki dönemde, inovasyonu sorumlu yönetişimle birleştirenler sadece değişime ayak uydurmakla kalmayacak aynı zamanda sigortacılığın geleceğini de tanımlayacak." Yapay zekâ: Hem fırsat hem risk Rapor, yapay zekânın sigorta sektöründe hem büyük fırsatları hem de riskler barındırdığını ortaya koyuyor. Yapay Zekâ bir yandan operasyonel verimlilik, risk modelleme ve müşteri deneyiminde büyük bir potansiyel taşırken kötüye kullanım veya yetersiz yönetişim; şirketler için düzenleyici yaptırımlara, operasyonel aksaklıklara ve itibar kaybına yol açabiliyor. Katılımcılar, özellikle generative AI'ın hızla yaygınlaşmasının iç kontrolleri aştığını, regülasyonların ise henüz bu alana uyum sağlayamadığını belirtiyor. Bu durum, sigorta şirketlerini "fazl a hızlı hareket etmek ile fırsatı kaçırmak" arasındaki ince çizgide bırakıyor. Rapordan diğer öne çıkanlar: Siber suç, 2025 raporunda da küresel olarak 1 numaralı risk olmaya devam etti. Yapay zekâ, 7. sıradan 2. sıraya çıkarak tarihteki en hızlı yükselişi yaptı.Teknoloji riskleri, eskiyen altyapılar nedeniyle ilk 3'te yer aldı. Makro-ekonomi, son 10 yılın en yüksek seviyesine çıktı.İklim değişikliği, hayat dışı ve reasürans sektörlerinde en kritik tehditlerden biri olarak öne çıktı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.