Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Regülasyon Uyumu

Kapsül Haber Ajansı - Regülasyon Uyumu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Regülasyon Uyumu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

fzlPLUS Operasyonel Verimlilikle Rutin İşlerin %70’ini Otomatize Ediyor Haber

fzlPLUS Operasyonel Verimlilikle Rutin İşlerin %70’ini Otomatize Ediyor

fzlPLUS, omnichannel çözümleriyle müşteri yolculuğunu uçtan uca yöneterek şirketlere operasyonel verimlilik imkanı ve müşteri memnuniyetinde artış sağlıyor. Müşteri deneyimi, dijitalleşmenin etkisiyle köklü bir dönüşüm geçiriyor. Tüketiciler artık markalarla yalnızca çağrı merkezleri üzerinden değil; web, mobil uygulamalar, sosyal medya ve mesajlaşma platformları üzerinden de iletişim kuruyor. Bu değişim, şirketlerin müşteri temas noktalarını yeniden yapılandırmasını zorunlu kılarken, omnichannel (çok kanallı) çözümler rekabetin ana belirleyicilerinden biri haline geliyor. fzlPLUS verilerine göre, müşteri etkileşimlerinde dijital kanalların payı her geçen yıl artıyor. Sesli çağrı hâlâ kritik bir rol oynasa da toplam etkileşimlerin yaklaşık %35-40’ı dijital kanallar üzerinden gerçekleşiyor. Özellikle web formları ve WhatsApp gibi hızlı ve pratik iletişim imkânı sunan platformlar, müşterilerin ilk temas noktası olarak öne çıkıyor. Şirket, yıllık 6,1 milyonun üzerinde etkileşimi yöneten operasyon yapısıyla bu dönüşümü yakından gözlemliyor. Buna göre, sesli iletişim daha çok karmaşık ve empati gerektiren durumlarda tercih edilirken; dijital kanallar bilgi alma, hızlı işlem ve rutin talepler için kullanılıyor. Temas noktalarının artışı fırsat ve zorlukları birlikte getiriyor Müşteri temas noktalarının çeşitlenmesi, markalar için hem önemli fırsatlar hem de operasyonel zorluklar barındırıyor. Artan kanal sayısı müşteriye erişimi kolaylaştırırken; bu kanalların ayrı ayrı yönetilmesi durumunda deneyim kopuklukları ortaya çıkabiliyor. Müşterilerin farklı kanallarda aynı bilgileri tekrar etmek zorunda kalması ise memnuniyeti olumsuz etkileyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Bu noktada omnichannel yaklaşım devreye giriyor. fzlPLUS, tüm temas noktalarını tek bir müşteri yolculuğu altında birleştirerek markalara entegre bir yapı sunuyor. Şirketin geliştirdiği altyapı sayesinde web, çağrı merkezi, WhatsApp ve diğer tüm kanallardan gelen veriler tek bir sistemde toplanıyor. “Müşteri zekâsı merkezi” yaklaşımı öne çıkıyor fzlPLUS’ın yaklaşımı, temas noktalarını yalnızca entegre etmekle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda bu verileri anlamlandırarak gerçek zamanlı aksiyon alınmasını sağlıyor. “Müşteri zekâsı merkezi” olarak tanımlanan bu yapı sayesinde markalar; müşteri davranışlarını, taleplerini ve memnuniyet seviyelerini anlık olarak takip edebiliyor. Operasyonel verimlilik ve satış dönüşümü artıyor Omnichannel dönüşüm, yalnızca müşteri deneyimini iyileştirmekle kalmıyor; aynı zamanda şirketlerin operasyonel verimliliğine de doğrudan katkı sağlıyor. fzlPLUS verilerine göre, basit taleplerin önemli bir kısmı dijital kanallar üzerinden çözülebilirken, insan kaynağı daha kompleks süreçlere yönlendiriliyor. Bu durum maliyet optimizasyonu sağlarken, hizmet kalitesini de artırıyor. Örneğin, Agentic AI Entegrasyonu, rutin işlerin %70’ini otomatize ederek, insan temsilcilerin "değer katan" kompleks sorunlara odaklanmasını sağlıyor. Ayrıca doğru zamanda ve doğru kanaldan yapılan proaktif iletişimler, satış dönüşüm oranlarını yükseltiyor. Kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi ise marka sadakatini güçlendirerek müşteri kaybını azaltıyor. Somut sonuçlar dikkat çekiyor fzlPLUS’ın omnichannel altyapısını kullanan bir sigorta projesinde elde edilen sonuçlar, dönüşümün etkisini ortaya koyuyor. Proje öncesinde ortalama 17 saat olan talep çözüm süresi önemli ölçüde kısalırken, müşterilerin farklı kanallarda tekrar bilgi verme ihtiyacı ortadan kaldırıldı. Duygu analizi ve süreç optimizasyonu sayesinde ilk temas çözüm oranı artarken, gereksiz geri aramalar da azaldı. Konu hakkında bilgi veren fzlPLUS Genel Müdürü Hüseyin Yerçok, “Bugün müşteri deneyimi artık tek bir kanaldan yönetilen bir süreç değil; birbirine entegre çalışan bir ekosistem. Biz yıllık 6 milyonu aşan etkileşimi yöneten bir yapı olarak, sesli ve dijital kanalları rakip değil, birbirini tamamlayan bir yapı olarak ele alıyoruz. Amacımız, müşterinin hangi kanaldan başlarsa başlasın kesintisiz, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir deneyim yaşamasını sağlamak. Bu kanalları tek bir müşteri yolculuğunda anlamlı şekilde birleştirmek” dedi. Veri güvenliği ve regülasyon uyumu öncelikli Artan dijital temas noktalarıyla birlikte veri güvenliği de kritik bir başlık olarak öne çıkıyor. fzlPLUS, tüm müşteri verilerini merkezi bir altyapıda, yetkilendirme ve şifreleme teknolojileriyle koruyarak KVKK başta olmak üzere ilgili regülasyonlara uyumlu bir yapı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğuş Teknoloji, Kurumların Rekabet Gücünü Güçlendiren Yeni Nesil Altyapıyı Sunuyor Haber

Doğuş Teknoloji, Kurumların Rekabet Gücünü Güçlendiren Yeni Nesil Altyapıyı Sunuyor

Yapay zekâ uygulamalarının hızla yaygınlaşması, veri üretimini ve işlem gücü ihtiyacını benzeri görülmemiş bir seviyeye taşıyor. Üretken yapay zekâ, büyük dil modelleri ve makine öğrenimi tabanlı sistemler; yüksek yoğunluklu hesaplama, kesintisiz erişim ve güvenli veri yönetimi gereksinimlerini veri merkezlerinin merkezine yerleştiriyor. Küresel araştırmalar, bu dönüşümün etkisiyle 2030 yılına kadar dünya genelindeki veri merkezi sayısının 8.400’ün üzerine çıkabileceğini ortaya koyuyor. Doğuş Teknoloji, bu yapısal dönüşüme yanıt olarak uzun yıllardır hizmet veren veri merkezi altyapısını Unity Data Center markası altında, yapay zekâ odaklı yeni bir vizyonla yeniden konumlandırıyor. Unity Data Center, fiziksel barındırmanın ötesine geçerek; GPU tabanlı hesaplama kapasitesi, entegre altyapı katmanları ve yönetilebilir hizmet modeliyle yapay zekâ odaklı kurumsal dönüşümün altyapı temelini oluşturuyor. Yüksek güç yoğunluğuna uygun tasarlanmış mimarisi, ölçeklenebilir kapasite planlaması ve operasyonel sorumluluğu üstlenen hizmet yaklaşımı sayesinde kurumlar, yapay zekâ projelerini güvenli ve sürdürülebilir biçimde devreye alabiliyor. Yapay Zekâ Odaklı Yeni Nesil Veri Merkezi Altyapısı Yapay zekâ iş yüklerinin artmasıyla birlikte veri merkezlerinde güç yoğunluğu, enerji yönetimi ve soğutma altyapısı kritik birer unsur haline geliyor. Unity Data Center, yüksek yoğunluklu hesaplama gerektiren iş yükleri için tasarlanmış modüler ve ölçeklenebilir mimarisiyle bu ihtiyaca yanıt veriyor. Gelişmiş enerji, soğutma ve network altyapısı sayesinde düşük gecikme, yüksek erişilebilirlik ve kesintisiz performans gerektiren yapay zekâ uygulamaları kurumsal ölçekte destekleniyor. Uptime Institute standartlarıyla uyumlu Tier 3+ tasarımı, modüler büyümeye elverişli yapısı ve farklı ölçeklerde genişleme imkânı sunan mimarisiyle Unity Data Center; kurumların bugünkü ihtiyaçlarının yanı sıra gelecekteki yapay zekâ odaklı büyüme planlarına da uyum sağlayacak esnekliği sunuyor. Bu yaklaşım, operasyonel süreklilikten maliyet optimizasyonuna kadar geniş bir alanda rekabet avantajı oluşturuyor. Yönetişim, Süreklilik ve Kontrol Odağında Altyapı Yaklaşımı Dijital altyapı kararları, bugün yalnızca teknik tercihler olarak değil; regülasyon uyumu, kriz anlarında kontrol kabiliyeti ve kurumsal itibar gibi başlıkları doğrudan etkileyen stratejik yönetişim kararları olarak ele alınıyor. Bu çerçevede veri merkezleri, teknolojik kapasitenin ötesinde, kurumların belirsizlik dönemlerinde dahi operasyonel hakimiyetini korumasını sağlayan kritik bir yapı taşı haline geliyor. En verimli kurumlar, altyapıyı en az konuşanlardır. Doğru tasarlanmış ve iyi yönetilen bir altyapı, görünmez hale gelir. Unity Data Center, teknik karmaşıklığı arka planda tutan yaklaşımıyla; ekiplerin enerjisini altyapı yönetimine değil, iş geliştirme, müşteri deneyimi ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine yönlendirmesine olanak tanıyor. Böylece teknoloji, karar alma süreçlerini zorlaştıran bir unsur olmaktan çıkarak, yönetişimi destekleyen bir zemine dönüşüyor. Tüm bu süreci destekleyen önemli bir unsur da veri merkezi operasyonları ile yapay zekâ kullanım senaryolarını birlikte değerlendiren uzman bir ekibin doğrudan yapı içinde konumlanması olması. Uzman ekip, altyapı kapasitesi ile AI projelerinin ihtiyaçlarını eş zamanlı ele alarak kurumların yapay zekâ uygulamalarını daha hızlı devreye almasına ve güvenle ölçeklendirmesine katkı sağlıyor. Bu yaklaşımı değerlendiren Teknoloji Operasyonları ve Siber Güvenlikten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Eray Gözener, “Bugün dijital altyapı, IT ekiplerinin yönettiği bir teknik alan olmaktan çıktı; doğrudan üst yönetimin sorumluluğunda ele alınması gereken stratejik bir başlık haline geldi. Çünkü altyapı doğru kurgulandığında konuşulmaz, işini yapar. Biz Unity Data Center’ı tam da bu anlayışla konumlandırıyoruz. Kurumların kriz anlarında refleks gösterebildiği, günlük operasyonlarda ise altyapıyı düşünmek zorunda kalmadığı bir teknoloji zemini oluşturmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde devreye alacağımız 250 kabinlik yeni yatırım ile kabin başına 10 kW güç kapasitesine sahip, AI-native prensiplerle tasarlanmış ve yönetilebilir hizmet modeliyle sunulan genişleme fazını hayata geçiriyoruz. Bu adım, yüksek güç yoğunluğu gerektiren yapay zekâ iş yüklerinde operasyonel sorumluluğu üstlenen entegre bir yapı sunmamızı mümkün kılacak.” dedi. Güvenlik, Esneklik ve Yönetilebilirlikte Kurumsal Standartlar Unity Data Center, yüksek güvenlik ve süreklilik beklentisi olan kurumsal yapılar için çok katmanlı bir mimari sunuyor. Fiziksel ve dijital güvenlik katmanları, yedekli network altyapısı, 7/24 izlenen operasyon merkezi ve uluslararası standartlarla uyumlu süreçler sayesinde kritik iş yükleri kesintisiz biçimde yönetiliyor. Hibrit ve bulut tabanlı altyapıları destekleyen sanallaştırma ve IaaS platformları; işletmelerin kaynaklarını anlık olarak ölçeklendirmesine, iş yüklerini esnek biçimde yönetmesine ve BT operasyonlarını sadeleştirmesine imkân tanıyor. Yönetilebilir hizmetler yaklaşımı, kurumların altyapı operasyonlarını merkezi ve kontrol edilebilir bir yapıya taşıyor. Sürdürülebilir Enerji Modeliyle Güçlenen Teknoloji Ekosistemi Unity Data Center’ı farklılaştıran temel unsurlardan biri de sürdürülebilir enerji altyapısı. 2.300 adet güneş paneliyle yaklaşık 800 kVA güç üreten yenilenebilir enerji sistemi sayesinde veri merkezinin enerji ihtiyacı büyük ölçüde sürdürülebilir kaynaklardan karşılanıyor. Yüksek enerji tüketimi gerektiren yapay zekâ iş yükleri, bu sayede çevresel etkiyi minimize eden bir altyapı üzerinde çalışıyor. Bu yaklaşım, sürdürülebilirliği teknoloji yatırımlarının ayrılmaz bir parçası haline getirirken, Unity Data Center’ı yalnızca bugünün değil, uzun vadeli dijital dönüşüm hedeflerinin de güçlü bir bileşeni olarak konumlandırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ ile Bulutun Kuralları Yeniden Yazılıyor Haber

Yapay Zekâ ile Bulutun Kuralları Yeniden Yazılıyor

Yapay zekâ hizmetleri ve AI-optimize sunucular için önümüzdeki dönemde yüz milyarlarca dolarlık küresel bir yatırım dalgası bekleniyor. Bunun temel nedeni ise açık: Bulut, yapay zekâ, veri ve uygulama yaşam döngüsü, artık doğal ve vazgeçilmez işletim zemini hâline gelmiş durumda. Bu hızlı dönüşüm, yerel veri egemenliği, regülasyon uyumu ve sürdürülebilir altyapı ihtiyacını da hiç olmadığı kadar görünür kılıyor. Bu çerçevede, Türkiye’nin %100 yerli sermayeli bulut sağlayıcılarından vMind CEO’su Volkan Duman “Yapay zekânın veri ve uygulama yaşam döngüsünde doğal çalışma zemini olarak bulutu merkeze almayan hiçbir yaklaşım uzun vadede sürdürülebilir değil” diyor. Üretken Yapay Zekâ Çağında Kazananlar: Bulutu Doğru Konumlayanlar Olacak 2026 yılı itibarıyla yapay zekâ pazarı küresel ölçekte devasa bir ivme yakalamış olsa da iş dünyasında bu teknolojinin nasıl hayata geçirileceğine dair yön arayışı devam ediyor. Yapılan araştırmalar, kurumların %81’inin üretken yapay zekânın dönüştürücü gücüne tam bir güven duyduğunu; ancak bu değişime uyum sağlamakta zorlanan kesimin oranının %57 gibi kritik bir seviyede olduğunu gösteriyor. Şirketler bugün, yüksek yatırım iştahı ile risk algısı arasındaki ince çizgide bir denge kurmaya çalışıyor. Bu tabloyu değerlendiren vMind CEO’su Volkan Duman, yapay zekâ yatırımlarında başarının anahtarının "doğru zemin" seçimi olduğunu vurguluyor. Pazardaki geleneksel refleksi eleştiren Duman, değerlendirmesinde şu noktalara dikkat çekiyor; "Pazarda hâlâ ‘donanım al-kur’ yaklaşımının sürdüğünü görüyoruz. Oysa bugün asıl odaklanmamız gereken soru; yapay zekâyı nerede ve nasıl çalıştırdığımızdır. Hız, ölçeklenebilirlik, maliyet optimizasyonu ve regülasyon uyumu gibi kritik başlıklarda, bulut üzerinden tüketilen ve uçtan uca yönetilen bulut hizmetleri açık ara avantaj sağlıyor." Doğrudan sunucu ve altyapı yatırımı yapma eğiliminin yerini, daha esnek ve verimli modellerin alması gerektiğini belirten Volkan Duman; önümüzdeki dönemin kazananlarının "altyapı sahibi olmak" yerine, bu süreci uzman bir iş ortağıyla bulut üzerinden yönetenler olacağını ifade ediyor. Bu süreçteki yetkinliğini küresel bir başarıyla da taçlandıran vMind, "IDC MarketScape: Türkiye Public Cloud Infrastructure as a Service 2025 Vendor Assessment" raporunda “Major Player” (Önemli Oyuncu) olarak konumlandırıldı. Bu başarı, vMind’ın sadece yerel bir oyuncu olmadığını, aynı zamanda küresel standartlarda altyapı ve yönetilen hizmet sunma kapasitesine sahip olduğunu bir kez daha kanıtladı. “Tek Bir Bulut Sağlayıcısıyla Tüm Süreçleri Yönetmek Artık Gerçekçi Değil” Küresel ölçekte veri merkezlerine olan ilginin artmasıyla bu dönüşüm hızlanırken, 2032’ye kadar yapay zekâ pazarının; platformlar, modeller ve özellikle servis olarak sunulan AI çözümleriyle milyarlarca dolarlık bir hacme ulaşacağı öngörülüyor. Bu büyümenin en önemli itici gücünün, kurumların karmaşık yapıları kendi başına yönetmek yerine uzman bulut ve yönetilen hizmet sağlayıcılarla çalışmayı tercih etmesi olacağı ifade ediliyor. Türkiye’de de benzer bir eğilim öne çıkıyor. Kuruluşların yapay zekâyı; süreç otomasyonu, IT optimizasyonu, veri analitiği, kalite ve hata kontrolü gibi somut kullanım senaryoları üzerinden hayata geçirmesi bekleniyor. Ancak çoklu bulut mimarilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, bu yapıların etkin yönetilmesi başlı başına bir uzmanlık alanına dönüşüyor. Volkan Duman, yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil, bulutu da kapsayan uçtan uca bir dijital dönüşüm yaklaşımıyla ele alan oyuncuların pazarda öne çıkacağını belirterek, "Multicloud yönetimi ve bulut üzerinden yönetilen hizmetler, önümüzdeki dönemde yapay zekâ yatırımlarının başarısını belirleyecek temel unsurlar olacak" dedi. portvMind ile Ölçeklenme ve Küresel Açılım Dönemi vMind, “Bulutta İşler Değişecek” mottosuyla 2025 yılında hayata geçirdiği portvMind Public Cloud platformuyla, küresel devlerin baskın olduğu alanda güçlü bir yerli alternatif oluşturdu. Yıldız Teknopark’ta Türk mühendisler tarafından geliştirilen bu platform; esnek mimarisi, dakika bazlı faturalandırma modeli ve yerel veri egemenliği odağıyla işletmelerin dijital dönüşümünü hızlandırırken, altyapı maliyetlerinde %30’a varan tasarruf sağlıyor. Şirket, 2026 yılını bir "ölçeklenme ve uluslararası açılım yılı" olarak konumlandırıyor. 2026 yatırım planı kapsamında vMind; işlem gücü, depolama ve ağ altyapısını iki katına çıkarmayı, yeni felaket kurtarma merkezleri açmayı ve Avrupa’da veri merkezi yatırımı için somut adımlar atmayı hedefliyor. EMEA ve META bölgeleri başta olmak üzere kanal ortaklıklarıyla büyümeyi planlayan şirket, teknik ekibini de %25 oranında büyüterek siber güvenlik ve AI alanındaki yetkinliğini derinleştirmeyi amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Güven Krizinin Çözümü Verinin Kontrolünü Geri Kazanmaktan Geçiyor Haber

Dijital Güven Krizinin Çözümü Verinin Kontrolünü Geri Kazanmaktan Geçiyor

Dijitalleşen dünyada artık en kritik tedarik zinciri haline gelen dijital tedarik zinciri riskleri derinleşirken, Türkiye’nin yerli bulutu DT Cloud, bu küresel güven krizine “veri egemenliği” ilkesini merkeze alarak yanıt veriyor. Siber tehditlerin karmaşıklığı her geçen gün artıyor. Kredi kartı bilgilerinden kimlik verilerine kadar günlük yaşamın her alanına sirayet eden riskler, bireyleri olduğu kadar kurumları da etkiliyor. Özellikle yapay zeka destekli tehditlerinin yükselişi, dijital ortamda güven algısını zedeliyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) Küresel Siber Güvenlik Görünümü 2025 Raporu’nda referans gösterdiği Accenture verilerine göre, dark web’de yapay zeka destekli kötücül araçların (deepfake) ticareti son bir yılda yüzde 223 artış gösterdi. Bu tablo, dijital güven krizinin bireylerden kurumlara kadar herkesi etkilediğini gösteriyor. Riskler Azalmıyor, Şekil Değiştiriyor IBM’in Cost of a Data Breach 2025 Raporu’na göre, bir veri ihlalinin ortalama maliyeti son beş yıl içerisinde ilk kez azalarak 4,44 milyon dolar olarak ölçüldü. Her ne kadar bu rakam geçen yıla kıyasla küçük bir düşüşe işaret etse de uzmanlar bu durumun yanıltıcı bir iyimserliğe yol açmaması gerektiği konusunda uyarıyor. Düşüşün büyük ölçüde yüksek siber dayanıklılığa sahip dev kuruluşların artan yatırımlarından kaynaklandığı ancak küçük ve orta ölçekli işletmelerin giderek daha fazla risk altında olduğu belirtiliyor. Siber güvenlik liderlerinin yüzde 71’i, bu ölçekteki kuruluşların artık siber tehditlerin karmaşıklığına karşı kendilerini koruyamayacakları kritik bir eşiğe ulaştığına inanıyor. Yapay zeka destekli, çok katmanlı ve hedef odaklı saldırıların sıklığı artarken; kurumların güvenlik açıkları, ortalama rakamların arkasına gizlenmiş daha büyük bir tehdidi temsil ediyor. Dijital Tedarik Zincirlerinin Zayıf Halkası Kontrol Eksikliği WEF Küresel Siber Güvenlik Görünümü 2025 Raporu’na göre, kurumların yüzde 60’ı artık siber stratejilerini jeopolitik risklere göre şekillendiriyor. Farklı ülke yasalarına tabi platformlarda dolaşan veriler, kontrolün kaybedildiği her noktada potansiyel bir zafiyet yaratıyor. Bir ülkenin dijital altyapısı, artık onun en kritik tedarik zinciri konumunda ve bu zincirin halkaları üzerindeki kontrol kaybı, yeni nesil güvenlik krizlerinin merkezinde yer alıyor. Bu tablo, dijital güvenliğin yalnızca daha fazla yazılım veya güvenlik protokolüyle değil, temelde bir prensiple sağlanabileceğini gösteriyor: Veri egemenliği. Kurumların ve bireylerin kendi dijital kaderleri üzerinde söz sahibi olmasını sağlayan bu ilke, verinin ait olduğu organizasyonun kontrolünde ve ülkenin yasaları içinde kalmasını, dijital güvenliğin ilk ve en kritik adımı olarak ele alıyor. Verilerin kim tarafından ve hangi hukuki çerçevede yönetildiğini net biçimde tanımlayan bu yaklaşım, kontrol kaybı riskine karşı en temel ve kalıcı güvenceyi oluşturuyor. Siber Güvenliğin Temeli Olarak Veri Egemenliği DT Cloud’un farkı, veri egemenliği prensibine yalnızca verinin saklandığı fiziksel konum olarak değil, bütüncül bir güvenlik mimarisi olarak yaklaşmasında yatıyor. Şirket, yoğun Ar-Ge çalışmaları sonucunda veri egemenliğini her müşterinin kendi ihtiyacına, risk profiline ve güvenlik tanımına göre şekillenen esnek bir mimari olarak sunuyor. Bu yaklaşım sahada üç farklı modelle hayata geçiyor: Merkezi Bulut: Yüksek güvenlik ve regülasyon uyumu arayan kurumlar için geliştirilen bu modelde, veriler Türkiye’nin farklı coğrafi bölgelerinde yer alan yüksek güvenlikli veri merkezlerinde en az üç kopya halinde yedekleniyor. Bu yapı yüksek erişilebilirlik ve tam yerel mevzuat uyumu sağlıyor. Yerinde Bulut (On-Premises Cloud): Savunma, kamu veya finans gibi stratejik sektörler için tasarlanan bu model, mutlak veri kontrolü gereksinimini karşılıyor. DT Cloud, bulut altyapısını ‘air-gapped’ (internete kapalı) yapıda, doğrudan kurumun kendi tesisine kurarak egemenliği sadece lokasyon bazında değil, kurumun fiziksel güvenlik çemberi içine taşıyor. Topluluk Bulutu (Community Cloud): Fintek ekosistemleri gibi ortak regülasyonlara tabi sektörler için geliştirilen bu model, özel bulutun izole güvenliği ile paylaşımlı altyapının maliyet avantajını birleştiriyor. Böylece kurumlar, kendi kurallarıyla işleyen, kolektif bir dijital egemenlik alanı oluşturabiliyor. Tüm bu modeller, 7/24 aktif olarak çalışan Siber Güvenlik Operasyon Merkezi (SOC) tarafından proaktif biçimde izleniyor ve KVKK, BDDK gibi Türkiye’nin en hassas regülasyonlarına tam uyumla yönetiliyor. Günümüzde dijital güvenliğin verinin kontrolünde yattığını vurgulayan DT Cloud CTO’su Yusuf Önder Us, “Dijital güvenlik, artık yalnızca bir teknoloji katmanı değil, bir mimari tasarım yaklaşımıyla veriyi ve erişimi temelde ele alan egemenlik meselesidir. Bizim yaklaşımımız; güveni, yazılımlar ve protokollerden önce, basit ama güçlü bir mimari tasarım üzerine inşa etmekten geçiyor. Günümüzde dijital güvenlik, verilerinizin nerede bulunduğunu, hangi regülasyonlara tabi olduğunu ve nasıl yönetildiğini bildiğinizde başlar. Biz müşterilerimize sadece güvenli çözümler değil, verilerinin kendi kontrollerinde olduğu, erişimi en alt katmandan en üst katmana kadar kendileri tasarlayabildikleri yaklaşımlar sunuyoruz.”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.