Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Regülasyonlar

Kapsül Haber Ajansı - Regülasyonlar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Regülasyonlar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sektörel Haber Ajansı Seçiminde 7 Kritik Ölçüt Haber

Sektörel Haber Ajansı Seçiminde 7 Kritik Ölçüt

Bir ekonomi verisinin piyasaya etkisi, savunma sanayisindeki yeni bir sözleşme ya da enerji yatırımı haberi, yalnızca hızlı yayımlandığında değil, doğru bağlamla sunulduğunda değer üretir. Bu nedenle sektörel haber ajansı seçimi, dijital yayınların günlük içerik ihtiyacından daha fazlasını ifade eder: Editoryal güven, yayın hızı, hukuki kullanım alanı ve okur nezdindeki itibarı doğrudan etkileyen stratejik bir karardır. İnternet gazeteleri, kurumsal yayınlar ve dikey medya platformları için haber kaynağı artık yalnızca boş alanları dolduran bir içerik tedarikçisi değildir. Ajansın hangi sektörleri izlediği, haberi nasıl doğruladığı, görsel materyal sağlayıp sağlamadığı ve yeniden yayıma ilişkin koşulları, yayıncının büyüme kapasitesini belirler. Doğru tercih, editoryal ekibin zamanını korurken okuyucuya daha anlamlı bir bilgi akışı sunar. Sektörel haber ajansı seçiminde ihtiyaç netleştirilmelidir Her yayıncının içerik açığı aynı değildir. Genel haber ağırlıklı bir site için güncel ekonomi, şirketler ve kamu gündemi öncelikli olabilir. Savunma, yapay zeka, lojistik, tarım veya sürdürülebilirlik alanında uzmanlaşan bir yayın için ise yüzeysel gündem haberleri yeterli olmaz. Okurun aradığı şey, gelişmenin sektöre, yatırım kararlarına ve rekabet koşullarına etkisidir. Bu noktada ilk soru şudur: Ajansın içerikleri sizin yayın çizginizi tamamlıyor mu, yoksa mevcut akışınızı tekrar mı ediyor? Örneğin bir teknoloji platformunun, ürün duyurularının ötesine geçen yatırım turları, regülasyonlar, girişimcilik ve kurumsal dönüşüm haberlerine ihtiyacı vardır. Enerji odaklı bir yayın ise sadece kapasite artışlarını değil, şebeke yatırımlarını, finansman modellerini, mevzuatı ve karbon piyasalarını da takip etmek ister. İhtiyaç haritası çıkarılmadan yapılan seçimlerde iki sorun öne çıkar. Birincisi, yüksek haber hacmine rağmen düşük kullanım oranıdır. İkincisi, yayın akışının birbirine benzeyen genel içeriklerle dolmasıdır. Hacim tek başına kalite göstergesi değildir; asıl ölçüt, ajans içeriğinin sizin hedef kitleniz için ne kadar kullanılabilir olduğudur. 1. Hız kadar doğrulama sürecine bakın Sektörel habercilikte ilk olmak önemlidir, ancak teyitsiz ilk olmak uzun vadede maliyetlidir. Özellikle halka açık şirketler, kamu ihaleleri, savunma projeleri, yatırım kararları ve düzenleyici kurum açıklamaları söz konusu olduğunda eksik ya da hatalı bilgi yalnızca bir düzeltme gerektirmez. Kurumsal itibar, okur güveni ve hatta hukuki risk üzerinde etkili olabilir. Ajansın haber üretim yaklaşımını değerlendirin. Haberler resmi açıklamaya, doğrudan kaynağa, saha bilgisine veya uzman görüşüne mi dayanıyor? İddia ile teyit edilmiş bilgi birbirinden açık biçimde ayrılıyor mu? Başlıklarda abartılı vaatler yerine ölçülü ve bilgi odaklı bir dil mi kullanılıyor? Hız ile doğruluk arasında gerçek bir denge kuran ajanslar, son dakika akışını canlı tutarken haberin temel unsurlarını da korur: Ne oldu, kim açıkladı, hangi tarih ve kapsamda gerçekleşti, ekonomik veya sektörel etkisi ne olabilir? Bu çerçeve, editörün yeniden kontrol yükünü azaltır. 2. Sektörel uzmanlık, haberin bağlamını belirler Bir fabrikanın açılışı, bir ihracat anlaşması veya bir yapay zeka yatırımı farklı mecralarda aynı şekilde ele alınamaz. Sektörel uzmanlığı olan bir ajans, gelişmeyi yalnızca duyuru olarak aktarmakla kalmaz; ilgili pazarın dinamikleri içinde konumlandırır. Bu fark, karar verici okur için belirleyicidir. Uzmanlık değerlendirilirken ajansın kategori sayısından çok, kategorilerdeki sürekliliğine bakılmalıdır. Savunma alanında düzenli proje, tedarik zinciri, ihracat ve teknoloji haberleri üretebilen bir yapı; ara sıra yayımlanan birkaç başlıktan daha değerlidir. Aynı durum tarım teknolojileri, lojistik, enerji dönüşümü, finans, sürdürülebilirlik ve yapay zeka için de geçerlidir. Editoryal derinliği anlamanın pratik yolu, örnek içerikleri incelemektir. Haberler yalnızca kurum açıklamalarını mı tekrar ediyor, yoksa uzman görüşü, pazar verisi, yönetici söyleşisi ve arka plan bilgisiyle zenginleşiyor mu? Özellikle B2B hedef kitlede bu ayrım, sayfa görüntülemesinden çok güvenilir takipçi kitlesi yaratır. 3. Telif ve yeniden yayın koşulları açık olmalıdır Dijital yayıncılıkta en sık göz ardı edilen başlıklardan biri içerik kullanım hakkıdır. Bir haberi görmek, onu yeniden yayımlama hakkına sahip olmak anlamına gelmez. Metin, fotoğraf, video, infografik ve ajans logosu için geçerli koşullar ayrı ayrı tanımlanmış olabilir. Bu nedenle telifsiz ve ücretsiz içerik sunan bir ajansla çalışmak, özellikle düzenli haber akışına ihtiyaç duyan yayıncılar için önemli bir operasyon avantajı sağlayabilir. Ancak burada da şartların açık olması gerekir. İçeriğin tam metin kullanımı serbest mi? Kaynak gösterme zorunluluğu var mı? Başlık ve metin üzerinde editoryal düzenleme yapılabiliyor mu? Görseller aynı kullanım iznine dahil mi? İçerik sosyal medya hesaplarında ve çoklu dilde yayımlanabiliyor mu? Belirsiz telif koşulları kısa vadede pratik görünse de, büyüyen yayınlar için risk yaratır. Ajansın kullanım politikası yazılı, anlaşılır ve erişilebilir olmalıdır. İyi bir iş ortaklığı, editöre her içerikte yeniden izin aratma ihtiyacı doğurmaz. 4. Yayına hazır içerik, editoryal verimliliği artırır Bir ajansın değeri yalnızca haber sayısıyla ölçülmez. İçeriğin yayınlanmaya ne kadar hazır olduğu da önemlidir. Açık başlıklar, doğru yazılmış spotlar, temel verileri içeren gövde metni, uygun kategori bilgisi ve kaliteli görsel materyal, editoryal süreçte ciddi zaman kazandırır. Özellikle sınırlı ekiplerle çalışan dijital gazeteler için bu fark büyüktür. Editör, gelen her haberi yeniden yazmak veya görsel aramak zorunda kalıyorsa ajans aboneliği beklenen faydayı üretmez. Buna karşılık, yayına hazır ama gerektiğinde kurumun yayın diline göre düzenlenebilir içerik, hem hız hem özgünlük sağlar. Video röportajlar, fotoğraf galerileri, yönetici açıklamaları ve uzman yazıları da değerlendirme kapsamına alınmalıdır. Farklı formatlar, tek bir haberden daha geniş içerik paketleri üretmeye yardımcı olur. Ancak format çeşitliliği, ana haber kalitesinin yerini tutmaz; onu desteklemelidir. 5. Haber hacmi ile seçicilik arasında denge arayın Günde yüzlerce içerik sunan bir ajans, her zaman en iyi seçenek olmayabilir. Yayıncının ihtiyacı, sınırsız içerik değil; doğru zamanda doğru kategoride kullanılabilir içeriktir. Aşırı yoğun akış, editörlerin önceliklendirme süresini artırabilir ve önemli gelişmelerin gözden kaçmasına yol açabilir. Buna karşılık düşük hacimli ancak yalnızca birkaç dar konuda üretim yapan bir ajans da genel yayın akışını beslemekte yetersiz kalabilir. Seçim, mecranın modeline göre yapılmalıdır. Geniş kitleli bir ekonomi ve iş dünyası sitesi, farklı dikeylerden düzenli içerik almayı isteyebilir. Niş bir savunma veya lojistik yayını ise daha az sayıda, yüksek uzmanlık taşıyan haberi tercih edebilir. Burada ölçülebilir bir deneme dönemi faydalıdır. Bir ay boyunca gelen içeriklerin kaçının yayımlandığını, hangilerinin en çok etkileşim aldığını ve editörlerin ne kadar düzenleme yaptığını izlemek, vaatlerden daha sağlıklı sonuç verir. 6. Çoklu dil ve dağıtım kabiliyeti büyüme alanı yaratır Türkçe içerik birçok kurum için temel ihtiyaçtır. Ancak ihracat yapan şirketler, uluslararası yatırımcıya ulaşmak isteyen kurumlar ve yabancı pazarları takip eden yayıncılar açısından çoklu dil desteği giderek daha değerli hale gelmektedir. İngilizce başta olmak üzere farklı dillerde hazırlanmış veya uyarlanabilir içerikler, görünürlüğü genişletebilir. Dağıtım kabiliyeti de bu çerçevede ele alınmalıdır. İçeriğin kategori bazında ayrıştırılması, arşivlenmesi, görsel dosyalarla birlikte sunulması ve farklı yayın altyapılarına kolayca aktarılabilmesi operasyonu hızlandırır. Teknik kolaylık editoryal kalitenin alternatifi değildir, fakat iyi içeriğin zamanında kullanılabilmesi için gereklidir. 7. Ajansı sadece kaynak değil, uzun vadeli yayın ortağı olarak değerlendirin En doğru ajans tercihi, ilk haftadaki içerik yoğunluğuyla değil, aylar içindeki tutarlılıkla anlaşılır. Haber akışı belirli sektörlerde kesintiye uğruyor mu? Kriz anlarında teyit standardı korunuyor mu? Yeni ekonomik başlıklar ve yükselen sektörler editoryal kapsama giriyor mu? İletişim kurulduğunda hızlı ve çözüm odaklı yanıt alınabiliyor mu? Kapsül Haber Ajansı gibi ekonomi, sanayi, teknoloji, savunma, enerji, lojistik, tarım, sürdürülebilirlik ve yapay zeka ekseninde içerik üreten yapılar; genel gündemin ötesinde iş dünyası için anlam taşıyan gelişmeleri izleme imkanı sunar. Bu yaklaşım, özellikle uzmanlık gerektiren alanlarda yayın yapan medya kuruluşları için içerik çeşitliliği ile sektörel derinliği bir arada değerlendirme fırsatı yaratır. Ajans seçimini satın alma listesinde kapanacak bir kalem gibi değil, yayınınızın bilgi kalitesine yapılacak yatırım gibi ele alın. Okurunuzun kararlarını etkileyen sektörlerde düzenli, doğrulanmış ve kullanım koşulları net içerik sunabildiğinizde, haber akışınız yalnızca daha hızlı değil, daha güvenilir hale gelir.

Liderlerin %65’i, Yapay Zeka Ajanlarının Üç Yıl İçinde İşlerinin En Az Yarısını Gerçekleştirebileceğine İnanıyor Haber

Liderlerin %65’i, Yapay Zeka Ajanlarının Üç Yıl İçinde İşlerinin En Az Yarısını Gerçekleştirebileceğine İnanıyor

14 farklı pazarda, geniş bir sektör yelpazesinde faaliyet gösteren 11.749 çalışanın katılımıyla gerçekleştirilen araştırmanın bulgularına göre, yapay zeka artık iş yerinde yalnızca üretkenliği artırmak ve zaman kazandırmakla kalmıyor; işin doğasını, liderliği ve çalışan deneyimini de kökten şekillendiriyor. Bireysel çalışanlar arasında Yapay Zeka kullanıcı oranı geçen yıla göre 23 puan artarak %74'e ulaştı Bireysel katkı sağlayan çalışanlar (individual contributors) arasında yapay zeka kullanımının hızla arttığı görülüyor. Bu gruptaki düzenli kullanıcı oranı, son iki yıla göre 20 puandan fazla artarak %74’e ulaştı. Hindistan, Orta Doğu, Brezilya ve Güney Afrika; küresel ortalamanın ve ABD, Fransa ve İtalya gibi pek çok ülkenin üzerinde düzenli yapay zeka kullanımı bildirdi. Yapay Zeka işi hem daha iyi hem daha zor hale getirdiği için bir “iş tatmini paradoksu” yaratıyor Katılımcıların %72’si yapay zekanın kendi rollerindeki beceri beklentilerini şimdiden önemli ölçüde değiştirdiğini söylüyor. %47’si ise artık zamanını işin kendisini yapmaktan ziyade yapay zekayı yönetmeye ve yönlendirmeye harcadığını belirtiyor. Düzenli yapay zeka kullanıcılarının %67’si bu teknolojinin iş tatminini artırdığını ifade ederken, %41’i bilişsel yükün arttığını rapor ediyor. Bu durum, yapay zekanın işi aynı anda hem kolaylaştırıp hem de zorlaştırdığı bir "iş tatmini paradoksu" yaratıyor. Kullanıcıların %42'si Yapay Zeka ile haftada bir iş gününden fazla tasarruf ederken, çoğu kurum bu zamanı henüz değere dönüştüremiyor Yaygın kullanıma rağmen birçok kuruluş yapay zeka kaynaklı verimlilik kazançlarını ölçülebilir bir değere dönüştürmekte zorlanıyor. Düzenli saha kullanıcılarının %42'si yapay zeka sayesinde haftada en az bir tam iş günü tasarruf ettiğini belirtirken, %66'sı bu kazandıkları zamanla ne yapacakları konusunda sınırlı rehberlik aldıklarını veya hiç almadıklarını söylüyor. Yarısından fazlası ise bu zamanı stratejik işlere yönlendirmiyor. Doğru bir dönüşüm süreci işletilmediğinde, tasarruf edilen zaman organizasyon içinde eriyip gidiyor. Çalışanların Yapay Zeka ile olan "Balayı Dönemi" stratejik netlik olmazsa sona erecek BCG Yönetici Ortağı; Avrupa, Orta Doğu, Güney Amerika ve Afrika Sanayi Grubu Başkanı Gözde Yalazı Özbek konuyla ilgili şunları söyledi: ‘Yapay zekanın ilk dalgası bireysel üretkenliğe; zaman kazanımına, verimliliğe ve iş yükünün azaltılmasına odaklanmıştı. Gelecek dalganın ise kolektif çalışmayı dönüştürmesi bekleniyor. Çünkü mesele artık yeni araçlar kullanmak değil; işlerin, rollerin ve ekiplerin nasıl çalıştığını yeniden tanımlamak. Rapor, yapay zeka çağında gerçek bir yönetim dönüşümünün geldiğine işaret ediyor. Türkiye'de de benzer bir tablo görüyoruz. Birçok kurum yapay zeka yatırımlarını hızlandırıyor ancak sürdürülebilir etkiyi yaratanlar, teknolojiyi yalnızca verimlilik aracı olarak değil, organizasyonel dönüşüm aracı olarak ele alanlar oluyor. Yapay zekanın neden kullanıldığı, hangi iş sonuçlarının hedeflendiği ve çalışanlardan ne beklendiği netleşmedikçe, ilk dönemde elde edilen heyecan ve benimseme hızının korunması zorlaşacak.’ Çalışanlar net bir strateji bekliyor, net strateji iş etkisini 25 puan artırıyor Çalışanlar yapay zekanın yoğunluğuna karşı direnç göstermiyor. Kurumlarda strateji net olduğunda, beklentiler gerçekçi şekilde tanımlandığında ve çalışanlarla etkili iletişim kurulduğunda yapay zeka dönüşümü daha başarılı sonuçlar veriyor. Net bir strateji, ölçülebilir iş etkisini 25 puan artırıyor. Strateji olmadan sunulan daha iyi araçlar, bu etkiyi yalnızca yaklaşık 5 puan yukarı taşıyor. İş akışını yeniden tasarlayan şirketlerdeki katılımcıların ölçülebilir iş geliştirme görme olasılığı 24 puan, haftada en az tam bir gün tasarruf etme olasılığı 22 puan ve artan iş tatmini bildirme olasılığı 20 puan daha yüksek. Araştırma ayrıca, yapay zeka ajanlarının iş akışlarına dahil olma ve olgunlaşma sürecinin devam ettiğini de vurguluyor. Katılımcıların %30'u, bu ajanların iş akışlarına halihazırda entegre edildiğini belirtiyor ki bu oran geçen yılki raporda yer alan %13'lük oranın iki katından fazla. Her on katılımcıdan altısı, ajanların üç yıl içinde işlerinin en az yarısını yapabileceğine inanıyor. Buna rağmen katılımcıların yarısından fazlası ajanların tam olarak ne olduğu konusunda hala sınırlı bir anlayışa sahip ve yönetişim (denetim, hesap verebilirlik) mekanizmaları teknolojinin hala çok gerisinde kalıyor. Türkiye’de teknoloji altyapısının olgunluğu ve veri regülasyonları kurumlardaki yaygınlaşmayı etkiliyor Türkiye'de ise yapay zekanın kurumsal ölçekte yaygınlaşmasının önündeki en önemli başlıklar arasında veri ve teknoloji altyapısının olgunluğu ile regülasyonlar yer alıyor. Özellikle veri yerelleştirme gereklilikleri, bazı sektörlerde yapay zeka uygulamalarının ölçeklenmesini daha seçici hale getiriyor. Bununla birlikte, yurt içi bulut altyapılarının gelişmesi ve kurumların veri temellerini güçlendirmeye yönelik yatırımları, bu engelleri kademeli olarak azaltıyor. Türkiye'de birçok kurum artık yapay zekayı deneme aşamasından çıkarıp iş süreçlerine entegre etmeye hazırlanırken, önümüzdeki dönemde asıl farkı yaratan unsur teknolojiye erişimden çok, bu teknolojiyi kurumsal ölçekte hayata geçirebilme kabiliyeti olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güvenlikte Yeni Dönemin Yol Haritası BZsec 2026’da Çizilecek    Haber

Güvenlikte Yeni Dönemin Yol Haritası BZsec 2026’da Çizilecek  

Artık güvenlik yalnızca bir koruma katmanı değil; kurumların sürdürülebilirliği açısından kritik bir stratejik alan haline gelmiş durumda. Günümüzde kurumlar sadece klasik siber saldırılarla değil, yapay zekâ tarafından üretilen tehditlerle, kimliği belirsiz dijital varlıklarla ve görünmeyen risklerle karşı karşıya kalıyor. Bu yeni gerçeklikte güvenlik; yalnızca IT sistemlerini değil, veriyi, karar mekanizmalarını, iş süreçlerini ve dijital kimliği kapsayan bütünsel bir yapı olarak ele alınıyor. Güvenlik Zirvesi- BZsec 2026, bu yaklaşım doğrultusunda güvenliği çok boyutlu bir perspektifle gündeme taşıyacak. 17 Haziran 2026 Çarşamba günü gerçekleşecek zirvede; CISO, CIO ve CTO seviyesinde 200 üst düzey karar verici, güvenliğin yalnızca bugünü değil, hızla dönüşen geleceğini masaya yatıracak. Siber Güvenlik Gündemini Belirleyen Stratejik ve Kapsamlı Oturumlar Zirve kapsamında; yapay zekâ ve otonom sistem güvenliği, yapay zekâ destekli saldırılar ve deepfake tehditleri ile kuantum sonrası kriptografi çalışmaları ele alınacak. Tedarik zinciri ve yazılım güvenliği ile bulut, multi-cloud ve edge mimarilerde güvenlik yaklaşımları da zirvenin öne çıkan başlıkları arasında yer alacak. Siber tehdit istihbaratı ve proaktif savunma modelleri de kapsamlı şekilde değerlendirilecek. Bununla birlikte; dijital kimlik ve erişim yönetimi, veri güvenliği, mahremiyet ve regülasyonlar ile Zero Trust yaklaşımı zirvenin önemli gündem maddeleri arasında bulunuyor. Siber dayanıklılık ve iş sürekliliği, ransomware ekonomisi, API güvenliği ve dijital ekosistem riskleri ile XDR, MDR ve otonom SOC dönüşümü de ele alınacak başlıklar arasında yer alıyor. Yapay zekâ destekli savunma ve gizlilik odaklı teknolojiler ise siber güvenliğin geleceğini şekillendiren kritik alanlar olarak öne çıkıyor. Keynote konuşmaları, ana panel, konuk sunumları, söyleşi oturumları, networking ve iş birliği alanlarının yer alacağı Güvenlik Zirvesi-BZsec 2026’ya ilişkin detaylı bilgiye https://bilisimzirvesi.com.tr/etkinlikler/etkinlik/guvenlik-zirvesi-bzsec-2 adresinden ulaşılabilir. Etkinliğe kurumların CISO, CIO ve CTO unvanına sahip yöneticileri katılım sağlayabilirken diğer katılımcılar ise web sitesinde yer alan “BİLET AL” butonu üzerinden kayıt yaptırarak katılım gerçekleştirebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tekstil Sektöründe Su Yönetimi Programı İlk Webinarı ile Başladı! Haber

Tekstil Sektöründe Su Yönetimi Programı İlk Webinarı ile Başladı!

Tekstil sektöründe faaliyet gösteren firmaların su tüketimini azaltarak su verimliliğini artırması ve döngüsel su kullanımı başta olmak üzere su yönetimi alanında bütüncül bir yaklaşım benimsemesi amacıyla hayata geçirilen “Tekstil Sektöründe Su Yönetimi Programı”nın ilk webinarı gerçekleştirildi. İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) tarafından, İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) stratejik ortaklığında, Beymen Group ve SANKO Holding sponsorluğunda düzenlenen program ile; eğitim, çalıştaylar, iyi uygulama paylaşımları ve teknik gezi ile sektörün su yönetimi alanındaki dönüşümüne katkı sağlanması hedefleniyor. “Tekstil Sektöründe Su Yönetiminde Küresel Trendler ve Markaların Üreticilerden Beklentileri” başlıklı ilk webinarda; tekstil sektöründe su yönetimine ilişkin küresel eğilimler, tedarik zincirindeki dönüşüm gereklilikleri, markaların üreticilerden beklentileri ve sürdürülebilir üretim perspektifleri çok paydaşlı bir bakış açısıyla ele alındı. Webinarın açılış konuşmaları; SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel, İTHİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Tekstil Sektörü Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Sultan Tepe, Beymen Group CEO’su Elif Çapçı ve SANKO Holding CSO’su Enise Ademoğlu Matbay tarafından gerçekleştirildi. Konuk konuşmacı Prof. Dr. Mehmet Kitiş ise tekstil sektöründe su yönetimine yönelik küresel trendler, risk alanları ve sürdürülebilirlik eksenindeki dönüşüm başlıklarına dair kapsamlı bir çerçeve sundu. SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel yaptığı açılış konuşmasında; “Tekstil sektörü uzun yıllardır üretim gücü, ihracat kapasitesi ve yarattığı istihdamla ülkemizin en önemli sektörlerinden biri oldu. Ancak artık sektörlerin başarısı yalnızca ne kadar ürettikleriyle değil, kaynakları nasıl yönettikleriyle de ölçülüyor. Türkiye topraklarının yaklaşık yüzde 88’i çölleşme riski altında ve tekstil suyun en çok kullanıldığı sektörler arasında yer alıyor. Tekstilde su yönetimi yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, Türkiye’nin üretim gücünü, ihracat rekabetini ve küresel değer zincirlerindeki konumunu güçlendirecek stratejik bir dönüşüm alanı. Bu nedenle Tekstil Sektöründe Su Yönetimi Programı’nı su verimliliğinden atıksu yönetimine, döngüsel su kullanımından iyi uygulama örneklerine kadar geniş bir çerçevede kurguladık” ifadelerini kullandı. İTHİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Tekstil Sektörü Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Sultan Tepe, konuşmasında tekstil sektörünün Türkiye ekonomisi açısından stratejik önemine dikkat çekti. Üretimden ihracata, istihdamdan yarattığı katma değere kadar sektörün güçlü bir ekosistem oluşturduğunu belirten Tepe, sürdürülebilirlik ekseninde yaşanan dönüşümün merkezinde artık su yönetiminin yer aldığını ifade etti. Su kaynakları üzerindeki baskının her geçen gün arttığını vurgulayan Tepe, “Su artık yalnızca bir üretim girdisi değil, sektörün geleceğini belirleyen stratejik bir kaynak haline geldi. İklim krizi, artan regülasyonlar ve küresel markaların beklentileri doğrultusunda sürdürülebilir su yönetimi; rekabet gücü, tedarik zinciri dayanıklılığı ve marka itibarı açısından kritik önem taşıyor” dedi. “Geleceğin tekstili, suyu verimli kullanan tekstil olacaktır” değerlendirmesinde bulunan Tepe, Tekstil Sektöründe Su Yönetimi Programı’nın yalnızca bir eğitim serisi değil; sektörün ortak akılla hareket ettiği, iyi uygulamaların yaygınlaştırıldığı ve sürdürülebilir üretim kültürünün güçlendirildiği önemli bir dönüşüm platformu olduğunu söyledi. “SU YÖNETİMİ ARTIK TEKSTİL SEKTÖRÜ İÇİN STRATEJİK BİR ALAN” Programın açılış konuşmasını Beymen Group CEO’su Elif Çapçı yaparken, Beymen Group olarak sürdürülebilirlik çalışmalarını “Beymen Promise” çatısı altında yürüttüklerini belirterek, “Dünyaya Sözümüz Var” yaklaşımıyla doğaya, topluma ve insana karşı sorumluluklarını işin ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini ifade etti. Çapçı, tekstil sektöründe su yönetiminin artık yalnızca çevresel bir başlık olmadığını; üretimin sürekliliğini, tedarik zincirinin dayanıklılığını ve sektörün rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir konu haline geldiğini vurguladı. Su yönetimini konuşmanın aynı zamanda kaynak verimliliğini, maliyet yapısını ve sektörün gelecekteki varlık koşullarını konuşmak anlamına geldiğini belirten Çapçı, Beymen Group’un tedarikçiyi, üreticiyi ve müşteriyi dönüştürme gücüyle ekosistemin merkezinde kritik bir role sahip olduğuna dikkat çekti. Beymen Group olarak sürdürülebilirliği bir hedef değil, yarım asrı aşan mirasın getirdiği bir sorumluluk olarak gördüklerini ifade eden Çapçı, Türkiye’nin lüks moda ve yaşam stili destinasyonu olmanın gücü ve bilinciyle dönüşümü sahiplendiklerini; dokundukları tüm paydaşları bu dönüşümün bir parçası haline getirmek için kararlı ve somut adımlar attıklarını belirtti. İklim krizinin etkilerini artık çok daha somut ve ölçülebilir şekilde hissettiğimiz bir dönem yaşadığımızı vurgulayan SANKO Holding CSO’su Enise Ademoğlu Matbay sözlerini şöyle sürdürdü; “Aşırı hava olaylarının artması, su stresi ve kaynak baskısının derinleşmesi hem ülkemizde hem de küresel ölçekte ekonomik ve operasyonel riskleri artırıyor. Bilimsel veriler, bu risklerin yönetilmemesi halinde büyüme ve refah üzerinde ciddi kayıplar yaşanabileceğine işaret ediyor. Bu tablo, sürdürülebilirliği artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; iş dünyası için rekabetçiliği, tedarik zinciri dayanıklılığını ve finansmana erişimi belirleyen stratejik bir dönüşüm alanı haline getiriyor. Bu nedenle SANKO Holding olarak, atılacak her adımın, sadece bugünü değil geleceği de güvence altına alacak şekilde bütüncül bir bakış açısıyla ele alınması gerektiğine inanıyoruz.” Program 2026 boyunca eğitim, çalıştay, teknik gezi ve webinarlarla devam edecek Tekstil Sektöründe Su Yönetimi Programı, 2026 yılı boyunca farklı içeriklerle devam edecek. Program kapsamında; 4 Haziran’da su verimliliği ve atık su geri kazanımı üzerine bir eğitim programı, 5 Haziran’da üretim süreçlerinde su tüketimini azaltma teknikleri ve global iyi uygulamalara odaklanan ilk çalıştay, 30 Haziran’da finansman kaynakları ve yeşil krediler konulu ikinci webinar, 17 Eylül’de mevzuat ve atık su geri kazanımı odağında ikinci çalıştay, 18 Eylül’de ileri atık arıtma ve geri kazanım uygulamalarına yönelik OSB teknik gezisi ve 5 Ekim’de dijital izleme, raporlama ve uluslararası iyi uygulamalar konulu üçüncü webinar gerçekleştirilecek. Program çıktıları arasında; eğitim ve etkinliklerden elde edilecek sektörel içgörüler, firmaların uygulamaya aldığı iyi örnekler, politika yapıcılara yönelik öneriler ve sektörel su yönetimi yaklaşımına katkı sağlayacak veri ve içerikler yer alıyor. Artan su stresi, dönüşen regülasyonlar ve sürdürülebilir üretim beklentileri doğrultusunda, tekstil sektöründe su yönetimi alanında ortak aklın güçlendirilmesi ve sektör paydaşları arasında daha etkili iş birlikleri geliştirilmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GEA’dan Sürdürülebilir Mühendislikte %60 Hedefi Haber

GEA’dan Sürdürülebilir Mühendislikte %60 Hedefi

GEA Türkiye Genel Müdürü İlker Damar, günümüzde mühendislik çözümlerinin çevresel, ekonomik ve toplumsal etkileriyle birlikte ele alındığı sürdürülebilir mühendislik kavramının yükselişte olduğunu belirterek, “Biz de sürdürülebilirliği büyüme ve karlılık stratejilerinden ayrı bir hedef olarak ele almıyoruz. Müşterilerimiz için sürdürülebilirliği bir maliyet kalemi olmaktan çıkarıp, rekabet avantajı yaratan bir performans unsuruna dönüştürüyoruz. Bugün itibarıyla GEA Grup cirosunun yaklaşık olarak yüzde 45’i, enerji, su ve diğer kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlayan sürdürülebilir çözümlerden oluşuyor. Hedefimiz, 2030 itibarıyla bu oranı yüzde 60’ın üzerine taşımak…” dedi. Müşterileri açısından değer önerilerinin operasyonel süreklilik, öngörülebilirlik ve uzun vadeli performans olarak üç temel başlıkta şekillendiğine vurgu yapan Damar, açıklamalarına şöyle devam etti: “Sürdürülebilir mühendislik çözümlerimiz; enerji tüketimini düşüren, emisyonları azaltan ve üretim verimliliğini artıran sistemler sunarken, dijital izleme ve kestirimci bakım platformlarımız sayesinde tesisler daha şeffaf ve yönetilebilir hale geliyor. Dijital ikizler, bulut bağlantılı ekipmanlar ve veri analitiği destekli servis modelleriyle müşterilerimiz plansız duruş risklerini azaltıyor, bakım bütçelerini kontrol altına alıyor ve yatırım kararlarını veriye dayalı şekilde alabiliyor. Bu da özellikle dalgalı piyasa koşullarında operasyonel dayanıklılığı güçlendiren kritik bir avantaj sağlıyor.” Enerji verimliliği yatırımlarında geri dönüş süresi 18–36 ay GEA projelerinde enerji ve kaynak verimliliği yatırımlarının geri dönüş süresi, sektör ve uygulama alanına bağlı olmakla birlikte, çoğunlukla 18 ila 36 ay arasında gerçekleşiyor. Dijital optimizasyon, proses entegrasyonu ve atık ısı geri kazanımı gibi çözümler söz konusu olduğunda bu süre daha da kısalabiliyor. Özellikle dijital servislerle desteklenen tesislerde, yalnızca enerji maliyetlerinde değil; bakım, duruş ve ürün kaybı gibi dolaylı maliyetlerde elde edilen tasarruflar, toplam yatırım geri dönüşünü hızlandıran önemli unsurlar olarak öne çıkıyor. Artan maliyet baskılarının şirketleri dönüştürdüğünü belirten Damar, şunları söyledi: “Enerji verimliliği artık isteğe bağlı bir yatırım değil, finansal risk yönetiminin bir parçası. Artan enerji fiyatları ve regülasyon baskıları, şirketleri hızlı geri dönüş sağlayan projelere yönlendiriyor. Biz de enerji etütleri, yaşam döngüsü maliyet analizleri ve performans bazlı servis modelleriyle yatırım kararlarını daha öngörülebilir hale getiriyoruz.” Türkiye, yüksek dönüşüm potansiyeline sahip stratejik bir pazar Türkiye’nin GEA açısından güçlü sanayi altyapısı ve yüksek dönüşüm potansiyeliyle stratejik bir Pazar olduğunun da altını çizen İlker Damar, “GEA Türkiye olarak önceliğimiz, uluslararası Mission 30 hedeflerini yerel ihtiyaçlara uyarlayarak; ölçülebilir, uygulanabilir ve hızlı etki yaratan çözümler sunmak. Dijital izleme, uzaktan destek ve kestirimci bakım hizmetlerimizi yaygınlaştırırken; enerji ve su verimliliği yüksek ekipman kurulumları ve mevcut tesislerin modernizasyonuna odaklanıyoruz. Yerel mühendislik ve servis gücümüzle müşterilerimize yalnızca teknoloji değil, uzun vadeli operasyonel ortaklık sunuyoruz” diye konuştu. Regülasyonlar yeni fırsatlar sunuyor Günümüzde regülasyonlar, sanayi şirketleri için yalnızca bir uyum konusu olmaktan çıkıp, iş modellerini dönüştüren stratejik bir itici güç haline geliyor. Karbon raporlaması, enerji verimliliği standartları ve çevresel performans kriterleri, tesis yatırımlarından günlük operasyonlara kadar geniş bir etki alanı yaratıyor. GEA’nın müşterilerini bu dönüşümde de yalnız bırakmadığını dile getiren Damar, “Emisyon azaltan teknolojiler, dijital raporlama altyapıları ve uyumlu tasarım çözümleriyle müşterilerimizin bu sürece hazır olmasını sağlıyoruz. Amacımız, regülasyonları bir yük olmaktan çıkarıp rekabet avantajına dönüştürmek” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bitkisel Yağlar Hakkındaki Gerçekler 5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi’nde Ele Alındı Haber

Bitkisel Yağlar Hakkındaki Gerçekler 5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi’nde Ele Alındı

Gıda üretimi ve tüketimiyle ilgili artan bilgi kirliliğine karşı bilimsel veriye dayalı yaklaşımın önemine vurgu yapılan kongrede; gıda güvenliği, sürdürülebilir üretim, beslenme, regülasyonlar ve yeni teknolojiler gibi başlıkların yanı sıra izlenebilirlik sistemleri ve dijital çözümler de ele alındı. Gıda üretim sistemlerinin teknolojik özelliklerinden beslenmeye uzanan süreçte bilimsel bilginin önemine dikkat çekildi. Kongrede Gıda Mühendisi Dr. Fahri Yemişçioğlu ve Gıda Teknolojisi Uzmanı Dr. Elif Güngör Reis, bitkisel yağlar arasında önemli bir yere sahip olan palm yağı hakkında doğru bilinen yanlışları düzeltmek amacıyla bilimsel bilgi ve değerlendirmeler paylaştı. Dr. Fahri Yemişçioğlu, sunumunda bitkisel yağlara ilişkin bilimsel gerçekler ile kamuoyunda oluşan yanlış algılara odaklandı. Palm yağının zeytin meyvesinden elde edilen zeytinyağı gibi palm ağacının meyvesinden elde edilen bir meyve yağı olduğunu anlatan Yemişçioğlu, bu yağın gıda endüstrisinde kritik bir işlev üstlendiğine dikkat çekti. Palm yağı ve fraksiyonlarının, tohum yağlarının kısmi hidrojenasyonu ile üretilen ve trans yağ asidi içeren yağların besin zincirinden çıkarılmasını sağladığını belirten Yemişçioğlu, bu sayede trans yağ içermeyen gıda ürünlerinin üretiminin mümkün hale geldiğini söyledi. Palm yağına yönelik gıda güvenliği ve sağlık temelli eleştirilere de değinen Yemişçioğlu, “Palm yağı kanser yapar ifadesi bilimsel bir gerçek değil; bir algıdır. Yağlar tek başına kanser yapmaz, maddeler belirli dozların üzerinde toksik etki gösterir. GE ve 3-MCPDE, yalnızca palm yağına özgü değildir. Uygun olmayan hammaddelerin yüksek sıcaklıklarda rafine edilmesiyle diğer yağlarda da oluşabilir” ifadelerini kullandı. Palm yağının palmitik asit içeriği nedeniyle eleştirilere konu olmasının beslenme açısından gerçekçi olmadığını belirten Yemişçioğlu; palmitik asidin süt yağlarında da bulunduğunu ve zararlı olduğuna yönelik bilimsel görüş birliğinin bulunmadığını belirtti. Yemişçioğlu, Avrupa Birliği ve Türkiye’de yürürlükte olan düzenlemelerin bu konuda yüksek düzeyde gıda güvenliği standardı sağladığının ve ilgili regülasyonların Türkiye’de yürürlüğe girmesiyle gıdaların daha güvenli hale geldiğinin de altını çizdi. “İzlenebilir ve denetlenebilir sistemler sürdürülebilirlik için olmazsa olmaz” Palm yağı ekosisteminde verimlilik ve sürdürülebilirlik konularına dikkat çeken Dr. Elif Güngör Reis de; palm ağacının tarım yapılan arazilerde birim alandan elde edilen yağ miktarı açısından diğer yağlı tohumlara kıyasla açık ara en yüksek verime sahip bitki olduğunu vurguladı. Küresel yağlı tohum arazilerinin yalnızca %10’unu kullanmasına rağmen dünya bitkisel yağ üretiminin yaklaşık %40’ını karşılamasının önemli bir verimlilik göstergesi olduğunu ifade eden Reis, bu durumu “10/40 Paradoksu” olarak tanımladı. Palm yağının küresel gıda arzında stratejik bir rol üstlendiğini vurgulayan Reis, palm yağının tamamen devre dışı bırakılmasının daha fazla tarım alanı ihtiyacı ve buna bağlı orman kaybı riski doğurabileceğini belirtti. Palm yağının GDO riski barındırmayan ham yağ kaynaklarının başında geldiğini belirten Reis, çözümün boykot değil sürdürülebilir üretim standartlarının yaygınlaştırılması olduğunu ifade etti. Sürdürülebilirliğin ancak izlenebilir ve denetlenebilir sistemlerle mümkün olabileceğini de belirten Reis, sürdürülebilirlik hassasiyeti taşıyan üretici ve tüketicilerin Malezya’da zorunlu olarak uygulanması hedeflenen MSPO 2.0 sertifikasını mutlaka talep etmesi gerektiğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Logo Grup, Fintek Alanında “Logo Ödeme Hizmetleri A.Ş.” ile Büyüyecek Haber

Logo Grup, Fintek Alanında “Logo Ödeme Hizmetleri A.Ş.” ile Büyüyecek

Daha önce Grup bünyesinde kurulan Logo Ödeme Hizmetleri A.Ş. (Logo Ödeme), açık bankacılıkla ilgili yeni regülasyonlar kapsamında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan (TCMB) faaliyet izni aldı. Logo Grup, uzun yıllardır sürdürdüğü fintek faaliyetlerini genişletiyor. Grup bünyesine kurulan ve ödeme hizmetleri (6493 SK, 12/1-f,g) alanında faaliyet gösterecek olan Logo Ödeme, TCMB’den faaliyet izni aldı. Kurumsal müşterilerin açık bankacılık ihtiyaçlarını karşılamayı ve bankacılık süreçlerini kolaylaştırmayı hedefleyen Logo Ödeme, verimlilik odaklı ürünler sunacak. “Doğrudan açık bankacılık odaklı lisans alan ilk ödeme kuruluşuyuz” Logo Ödeme’nin, uzun yıllardır fintek alanında edindikleri deneyim üzerine inşa edildiğini söyleyen Logo Grup Finansal Teknolojiler ve Perakende Çözümleri Genel Müdürü Başak Kural, “Finansal hizmetler sektörü, yeni teknolojilerin ve regülasyonların etkisiyle sürekli dönüşüyor ve gelişiyor. Bu kapsamda biz de uzun yıllardır devam ettirdiğimiz öncü fintek çalışmalarımızı yeni regülasyonlar ile uygun hale getiriyoruz. Lisans genişletme olmaksızın regülasyonlar sonrası doğrudan açık bankacılık odaklı lisans alan ilk ödeme kuruluşuyuz. Faaliyet izni başvurumuzun kabul edilmesiyle Logo Ödeme, 40 yılı aşkın Logo tecrübesi ve güvencesiyle ödeme kuruluşu olarak faaliyetlerine başlayacak. Müşterilerimizin ihtiyaçlarını ve gelişimini ön planda tutan bir yaklaşımla hareket ederken, açık bankacılık alanında katma değerli hizmet sunmak isteyen firmalara da temsilcilik vermeyi planlıyoruz. Logo ERP’nin yanı sıra farklı ERP çözümleri ve yazılımlarla entegre bir şekilde hizmet vereceğiz. Fintek alanındaki ayak izimizin genişlemesiyle Logo Grup’un SaaS gelirlerini önemli ölçüde artırmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. Fintek alanını odağına aldı Logo Grup, fintek alanındaki inovasyona öncülük etmek ve yenilikçi çalışmalarını daha ileriye taşımak amacıyla geçtiğimiz aylarda fintek faaliyetlerini Finansal Teknolojiler İş Birimi altında konumlandırdı. Yapılanmayla birlikte global teknoloji trendleri arasında yer alan fintek alanındaki çalışmalar tek çatı altında toplanarak bu alanda yeni bir odak oluşturuldu. Küresel çapta yükselen bir trend olan gömülü finans yatırımlarını da büyüten şirket, işletmelere tüm finansal servisleri tek noktadan sunarak B2B dünyasında bu alanın lideri olmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka Yolculuğu İçin Geri Sayım Başladı Haber

Yapay Zeka Yolculuğu İçin Geri Sayım Başladı

Türkiye’de kurumsal yapay zekâ alanında öne çıkan buluşmalardan biri olarak konumlanan Yapay Zekâ Zirvesi - AGI kısa adıyla BZagi; yalnızca bugünü değil, geleceği şekillendiren teknolojileri, stratejik yaklaşımları ve etik kararları aynı platformda ele almaya hazırlanıyor. Yapay zekâ ekosisteminin önde gelen isimlerini bir araya getirecek etkinliğe sayılı günler kaldı. Zirvede, “AGI Etkisi: Kurumlar İçin Güç, Risk ve Yeni Oyun Kuralları” başlığı altında; Yapay Genel Zekâ’nın (AGI) kurumları nasıl dönüştüreceği, hangi alanlarda rekabet avantajı yaratacağı ve beraberinde getirdiği riskler masaya yatırılacak. Türkiye’nin en büyük kurumlarında yapay zekâ dönüşümünü yöneten 200 üst düzey yönetici ve karar verici, bu kritik başlıkları stratejik bir perspektifle değerlendirecek. Verimliliğin ötesine geçen bu yolculukta; yapay zekânın iş süreçlerinden sanata, insan kaynağından toplumsal yapıya kadar uzanan etkileri ele alınacak. İnsan–makine iş birliğinin yeni modelleri, duygularla uyumlu karar alma mekanizmaları ve çağın yönünü belirleyen “sorumlu zekâ” yaklaşımı zirvenin temel tartışma alanları arasında yer alacak. Yapay Zekâ Zirvesi, Yeni Dönemin Dinamikleriyle Şekilleniyor BZagi, yalnızca bilgi paylaşımının yapıldığı bir etkinlik olmanın ötesinde; tamamen kürasyonla belirlenmiş katılımcı profiliyle, Türkiye’nin yapay zekâ vizyonunun şekillendiği kapalı devre ve yüksek etki alanına sahip stratejik bir platform olarak geleceğe rehberlik edecek. Zirve; CIO’lar, CTO’lar, yapay zekâ ve veri liderleri ile geleceğin teknoloji mimarisini şekillendiren üst düzey karar vericileri bir araya getirecek. Alanında Yetkin Konuşmacılar Geleceğe Işık Tutacak Zirvenin 2026 yılı teması, yapay zekânın kurumların temel yapı taşlarına entegre olduğu yeni döneme odaklanıyor. Otonom iş modelleri, yapay zekâ ve güvenlik arasındaki ilişki, değişen regülasyonlar, Yapay Genel Zekâ’ya (AGI) geçiş süreci, üretken yapay zekâ ile artan kurumsal verimlilik, modellerin güvenilirliği ve bulut tabanlı yapay zekâ performansı bu yılın öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Zirvenin açılış konuşmasını, “AGI Eşiğinde: Kurumlar için Yeni Bir Zekâ Çağı” başlığıyla BThaber Başkan Yardımcısı Neslihan Aksun gerçekleştirecek. Ardından zirvenin keynote konuşmacısı Trendyol Group Sr. Staff Engineer Alican Kiraz, “Koddan Karara: Zekânın Yönetimi Kimin Elinde?” başlıklı sunumuyla yapay zekâ çağında karar alma mekanizmalarının nasıl yeniden şekillendiğini ele alacak. Programın devamında, ana sponsoru olan Treomind şirketinden CEO ve Yönetici Ortağı Alper Yıldız yer alacak. “Yetenek, Zekâ ve Algoritma Aynı Masada” başlıklı ana panel ise İşNet sponsorluğunda gerçekleşecek. Önder Kaplancık (Zorlu Holding Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürü), Neslihan Delikanlı (LHH Türkiye Ülke Başkanı), Yasin Beceni (BTS&Partners Kurucusu), yapay zekâ, yetenek yönetimi ve algoritmik dönüşümü çok boyutlu bir perspektifle değerlendirecek. Ana Paneli BThaber Başkanı Murat Göçe yönetecek. “Sektörlerde Yapay Zekâ Orkestrasyonu” başlıklı söyleşi bölümünde teknoloji stratejisti İnci Abay Cansabuncu moderatörlüğünde Kurumsal Dönüşüm Mimarı Dr. Hakan Tetik ve etkinliğin ana sponsoru olan Treomind, Yapay Zeka Birimi Başkanı Alper Sınav yer alacak. “Örnek Vakalarla Kurumlarda Yapay Zeka Dönüşümü” başlıklı içeriği ile Transition Teknoloji PSC, Ülke Direktörü Dr. Bilgehan Baykal deneyimlerini paylaşacak. “İnsan- Yapay Zeka Simbiyotik İlişkisi” başlıklı oturumda ise Kognitif Nörobilim ve Nöropsikoloji Uzmanı Neşe Merdinler tarafından ele alınacak. “AI: Nerede ve Nasıl Değer Üretir?” başlığı ile Inspark CEO’su Serdar Susuz tarafından değerlendirilecek. Galatasaray Üniversitesi, GSU Innove Direktörü Doç. Dr. Murat Levent Gönülcan ise “AI@Core Çağında Yönetim Paradigması Kodları” konuşmasını yapacak. “İnsan + Yapay Zekâ: Yeni Nesil Liderlik Modeli” başlıklı oturumda Gürol Sungun (CarrefourSA IT Direktörü), liderlik anlayışının yapay zekâ ile nasıl yeniden şekillendiğini değerlendirecek. Zirvenin son bölümünde, “Bütünleşik Yapay Zekâ” başlıklı sunumuyla Emre Yazıcı (Mina YZ Çözümleri CEO / Yapay Zekâ Bilim İnsanı) sahne alacak. Program, “Nadir Olaylarda Anomali Tahmini” başlıklı kapanışta Knowledge Club Yapay Zeka Çözümleri Mimarı Erdeniz Ünvan ’in katkılarıyla tamamlanacak. Etkinliğin ana sponsoru Treomind olurken, ana panel sponsoru İşNet, premium sponsoru Transition, exclusive sponsoru Inspark, sunum sponsorları olarak ise Knowledge Club ve Mina Yapay Zekâ ve Inspark katkı sunuyor. Tanıtım sponsorları arasında BTS Labs, Mina, Norax.ai, Soti Luna, WGuard ve Workiom yer alırken; hizmet sponsoru Doublemind ve Sirius Interactive yer alıyor. Etkinliğin finalinde Yapay Zekâ Arf Ödülleri sahiplerini bulacak Zirvenin kapanışında, gün boyunca konuşulan vizyonun ve projelerin taçlanacağı Yapay Zekâ Arf Ödülleri töreni gerçekleştirilecek. Yapay zekâ alanında hayata geçirilen başarılı çalışmalar arasından yapılan jüri değerlendirmesi ve halk oylaması sonucunda belirlenen kazananlar, etkinlik sonunda açıklanacak. Yapay zekâ ekosisteminde fark yaratan projelerin ödüllendirileceği tören, zirvenin en heyecanla beklenen anlarından biri olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ramazan Çelik, Barikat Siber Güvenlik CEO’su Oldu Haber

Ramazan Çelik, Barikat Siber Güvenlik CEO’su Oldu

2008 yılında Ankara’da kurulan ve Türkiye’nin en büyük siber güvenlik şirketleri arasında yer alan Barikat Siber Güvenlik, üst yönetim kadrosunda önemli bir atama gerçekleştirdi. Kamu odaklı bir vizyonla kurulan ve bugün bölgesel ölçekte faaliyet gösteren şirket bünyesinde uzun yıllardır çalışan ve son olarak CSO (Chief Sales Officer) olarak pozisyonunda bulunan Ramazan Çelik, CEO’luk görevine atandı. Yüzde 100 Tera Holding iştiraki olan Barikat Siber Güvenlik’ten yapılan açıklamaya göre, şirket kültürüne derin bağlılığı ve sektördeki güçlü tecrübesiyle öne çıkan Ramazan Çelik’in CEO’luk görevine getirilmesi, şirketin yeni dönem stratejilerinin önemli bir parçası olarak görülüyor. Çelik’in liderliğinde Barikat’ın hem Türkiye’de hem de küresel pazarda büyüme ivmesini artırması hedefleniyor. Satıştan Zirveye Uzanan Bir Liderlik Yolculuğu Ramazan Çelik, uzun yıllardır Barikat bünyesinde üstlendiği görevlerle şirketin bugünkü konumuna ulaşmasında belirleyici rol oynadı. Özellikle CSO (Chief Sales Officer) olarak görev yaptığı dönemde, Barikat’ın müşteri portföyünün genişlemesi, gelir yapısının güçlenmesi ve kurumsal ölçekte sürdürülebilir büyüme stratejilerinin hayata geçirilmesinde etkin bir liderlik sergiledi. Şirketten yapılan değerlendirmede, Çelik’in sonuç odaklı yönetim anlayışı ve saha deneyimiyle şekillenen liderlik yaklaşımının, Barikat’ın stratejik hedeflerine ulaşma sürecinde önemli bir kaldıraç oluşturacağı vurgulandı. Barikat’ta Yeni Dönemin Şifreleri Barikat Siber Güvenlik, son yıllarda artan siber tehditler, sıkılaşan regülasyonlar ve dijital dönüşüm ihtiyacının hızlanmasıyla birlikte ürün ve hizmet yelpazesini genişletmeye odaklanıyor. Ramazan Çelik’in CEO olarak atanması, şirketin bu dönüşüm sürecini daha çevik ve bütüncül bir büyüme stratejisiyle yönetme kararlılığını ortaya koyuyor. Ramazan Çelik hakkında: 1977 doğumlu olan Ramazan Çelik, 2000 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri (BÖTE) Bölümü’nden mezun olmuştur. Kariyerine Meteksan Sistem’de başlayan Çelik, ardından Huawei Telekomünikasyon bünyesinde yurtiçi ve yurtdışında üst düzey yöneticilik görevleri üstlenmiş; Telekomünikasyon ve ICT sektörlerinde 25 yılı aşkın deneyim kazanmıştır. Telekom sektöründeki kariyeri boyunca Türkiye’nin en önemli Genişbant Erişim, 4.5G ve Dijital Dönüşüm projelerine liderlik etmiştir. 2016 yılında Barikat Siber Güvenlik’e katılan ve CSO olarak görev yapan Ramazan Çelik, Barikat’ın büyüme yolculuğunda satış organizasyonunun güçlendirilmesi, müşteri portföyüne büyük ölçekli kurumların kazandırılması, bu kurumlarla uzun vadeli ve sürdürülebilir iş birliklerinin geliştirilmesi ile birlikte yeni bölgesel organizasyonların kurulması yoluyla şirketin pazardaki konumunun güçlendirilmesinde kritik rol oynamıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.