Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Regülasyonlar

Kapsül Haber Ajansı - Regülasyonlar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Regülasyonlar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Güvenlikte Yeni Dönemin Yol Haritası BZsec 2026’da Çizilecek    Haber

Güvenlikte Yeni Dönemin Yol Haritası BZsec 2026’da Çizilecek  

Artık güvenlik yalnızca bir koruma katmanı değil; kurumların sürdürülebilirliği açısından kritik bir stratejik alan haline gelmiş durumda. Günümüzde kurumlar sadece klasik siber saldırılarla değil, yapay zekâ tarafından üretilen tehditlerle, kimliği belirsiz dijital varlıklarla ve görünmeyen risklerle karşı karşıya kalıyor. Bu yeni gerçeklikte güvenlik; yalnızca IT sistemlerini değil, veriyi, karar mekanizmalarını, iş süreçlerini ve dijital kimliği kapsayan bütünsel bir yapı olarak ele alınıyor. Güvenlik Zirvesi- BZsec 2026, bu yaklaşım doğrultusunda güvenliği çok boyutlu bir perspektifle gündeme taşıyacak. 17 Haziran 2026 Çarşamba günü gerçekleşecek zirvede; CISO, CIO ve CTO seviyesinde 200 üst düzey karar verici, güvenliğin yalnızca bugünü değil, hızla dönüşen geleceğini masaya yatıracak. Siber Güvenlik Gündemini Belirleyen Stratejik ve Kapsamlı Oturumlar Zirve kapsamında; yapay zekâ ve otonom sistem güvenliği, yapay zekâ destekli saldırılar ve deepfake tehditleri ile kuantum sonrası kriptografi çalışmaları ele alınacak. Tedarik zinciri ve yazılım güvenliği ile bulut, multi-cloud ve edge mimarilerde güvenlik yaklaşımları da zirvenin öne çıkan başlıkları arasında yer alacak. Siber tehdit istihbaratı ve proaktif savunma modelleri de kapsamlı şekilde değerlendirilecek. Bununla birlikte; dijital kimlik ve erişim yönetimi, veri güvenliği, mahremiyet ve regülasyonlar ile Zero Trust yaklaşımı zirvenin önemli gündem maddeleri arasında bulunuyor. Siber dayanıklılık ve iş sürekliliği, ransomware ekonomisi, API güvenliği ve dijital ekosistem riskleri ile XDR, MDR ve otonom SOC dönüşümü de ele alınacak başlıklar arasında yer alıyor. Yapay zekâ destekli savunma ve gizlilik odaklı teknolojiler ise siber güvenliğin geleceğini şekillendiren kritik alanlar olarak öne çıkıyor. Keynote konuşmaları, ana panel, konuk sunumları, söyleşi oturumları, networking ve iş birliği alanlarının yer alacağı Güvenlik Zirvesi-BZsec 2026’ya ilişkin detaylı bilgiye https://bilisimzirvesi.com.tr/etkinlikler/etkinlik/guvenlik-zirvesi-bzsec-2 adresinden ulaşılabilir. Etkinliğe kurumların CISO, CIO ve CTO unvanına sahip yöneticileri katılım sağlayabilirken diğer katılımcılar ise web sitesinde yer alan “BİLET AL” butonu üzerinden kayıt yaptırarak katılım gerçekleştirebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tekstil Sektöründe Su Yönetimi Programı İlk Webinarı ile Başladı! Haber

Tekstil Sektöründe Su Yönetimi Programı İlk Webinarı ile Başladı!

Tekstil sektöründe faaliyet gösteren firmaların su tüketimini azaltarak su verimliliğini artırması ve döngüsel su kullanımı başta olmak üzere su yönetimi alanında bütüncül bir yaklaşım benimsemesi amacıyla hayata geçirilen “Tekstil Sektöründe Su Yönetimi Programı”nın ilk webinarı gerçekleştirildi. İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) tarafından, İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) stratejik ortaklığında, Beymen Group ve SANKO Holding sponsorluğunda düzenlenen program ile; eğitim, çalıştaylar, iyi uygulama paylaşımları ve teknik gezi ile sektörün su yönetimi alanındaki dönüşümüne katkı sağlanması hedefleniyor. “Tekstil Sektöründe Su Yönetiminde Küresel Trendler ve Markaların Üreticilerden Beklentileri” başlıklı ilk webinarda; tekstil sektöründe su yönetimine ilişkin küresel eğilimler, tedarik zincirindeki dönüşüm gereklilikleri, markaların üreticilerden beklentileri ve sürdürülebilir üretim perspektifleri çok paydaşlı bir bakış açısıyla ele alındı. Webinarın açılış konuşmaları; SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel, İTHİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Tekstil Sektörü Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Sultan Tepe, Beymen Group CEO’su Elif Çapçı ve SANKO Holding CSO’su Enise Ademoğlu Matbay tarafından gerçekleştirildi. Konuk konuşmacı Prof. Dr. Mehmet Kitiş ise tekstil sektöründe su yönetimine yönelik küresel trendler, risk alanları ve sürdürülebilirlik eksenindeki dönüşüm başlıklarına dair kapsamlı bir çerçeve sundu. SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel yaptığı açılış konuşmasında; “Tekstil sektörü uzun yıllardır üretim gücü, ihracat kapasitesi ve yarattığı istihdamla ülkemizin en önemli sektörlerinden biri oldu. Ancak artık sektörlerin başarısı yalnızca ne kadar ürettikleriyle değil, kaynakları nasıl yönettikleriyle de ölçülüyor. Türkiye topraklarının yaklaşık yüzde 88’i çölleşme riski altında ve tekstil suyun en çok kullanıldığı sektörler arasında yer alıyor. Tekstilde su yönetimi yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, Türkiye’nin üretim gücünü, ihracat rekabetini ve küresel değer zincirlerindeki konumunu güçlendirecek stratejik bir dönüşüm alanı. Bu nedenle Tekstil Sektöründe Su Yönetimi Programı’nı su verimliliğinden atıksu yönetimine, döngüsel su kullanımından iyi uygulama örneklerine kadar geniş bir çerçevede kurguladık” ifadelerini kullandı. İTHİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Tekstil Sektörü Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Sultan Tepe, konuşmasında tekstil sektörünün Türkiye ekonomisi açısından stratejik önemine dikkat çekti. Üretimden ihracata, istihdamdan yarattığı katma değere kadar sektörün güçlü bir ekosistem oluşturduğunu belirten Tepe, sürdürülebilirlik ekseninde yaşanan dönüşümün merkezinde artık su yönetiminin yer aldığını ifade etti. Su kaynakları üzerindeki baskının her geçen gün arttığını vurgulayan Tepe, “Su artık yalnızca bir üretim girdisi değil, sektörün geleceğini belirleyen stratejik bir kaynak haline geldi. İklim krizi, artan regülasyonlar ve küresel markaların beklentileri doğrultusunda sürdürülebilir su yönetimi; rekabet gücü, tedarik zinciri dayanıklılığı ve marka itibarı açısından kritik önem taşıyor” dedi. “Geleceğin tekstili, suyu verimli kullanan tekstil olacaktır” değerlendirmesinde bulunan Tepe, Tekstil Sektöründe Su Yönetimi Programı’nın yalnızca bir eğitim serisi değil; sektörün ortak akılla hareket ettiği, iyi uygulamaların yaygınlaştırıldığı ve sürdürülebilir üretim kültürünün güçlendirildiği önemli bir dönüşüm platformu olduğunu söyledi. “SU YÖNETİMİ ARTIK TEKSTİL SEKTÖRÜ İÇİN STRATEJİK BİR ALAN” Programın açılış konuşmasını Beymen Group CEO’su Elif Çapçı yaparken, Beymen Group olarak sürdürülebilirlik çalışmalarını “Beymen Promise” çatısı altında yürüttüklerini belirterek, “Dünyaya Sözümüz Var” yaklaşımıyla doğaya, topluma ve insana karşı sorumluluklarını işin ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini ifade etti. Çapçı, tekstil sektöründe su yönetiminin artık yalnızca çevresel bir başlık olmadığını; üretimin sürekliliğini, tedarik zincirinin dayanıklılığını ve sektörün rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir konu haline geldiğini vurguladı. Su yönetimini konuşmanın aynı zamanda kaynak verimliliğini, maliyet yapısını ve sektörün gelecekteki varlık koşullarını konuşmak anlamına geldiğini belirten Çapçı, Beymen Group’un tedarikçiyi, üreticiyi ve müşteriyi dönüştürme gücüyle ekosistemin merkezinde kritik bir role sahip olduğuna dikkat çekti. Beymen Group olarak sürdürülebilirliği bir hedef değil, yarım asrı aşan mirasın getirdiği bir sorumluluk olarak gördüklerini ifade eden Çapçı, Türkiye’nin lüks moda ve yaşam stili destinasyonu olmanın gücü ve bilinciyle dönüşümü sahiplendiklerini; dokundukları tüm paydaşları bu dönüşümün bir parçası haline getirmek için kararlı ve somut adımlar attıklarını belirtti. İklim krizinin etkilerini artık çok daha somut ve ölçülebilir şekilde hissettiğimiz bir dönem yaşadığımızı vurgulayan SANKO Holding CSO’su Enise Ademoğlu Matbay sözlerini şöyle sürdürdü; “Aşırı hava olaylarının artması, su stresi ve kaynak baskısının derinleşmesi hem ülkemizde hem de küresel ölçekte ekonomik ve operasyonel riskleri artırıyor. Bilimsel veriler, bu risklerin yönetilmemesi halinde büyüme ve refah üzerinde ciddi kayıplar yaşanabileceğine işaret ediyor. Bu tablo, sürdürülebilirliği artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; iş dünyası için rekabetçiliği, tedarik zinciri dayanıklılığını ve finansmana erişimi belirleyen stratejik bir dönüşüm alanı haline getiriyor. Bu nedenle SANKO Holding olarak, atılacak her adımın, sadece bugünü değil geleceği de güvence altına alacak şekilde bütüncül bir bakış açısıyla ele alınması gerektiğine inanıyoruz.” Program 2026 boyunca eğitim, çalıştay, teknik gezi ve webinarlarla devam edecek Tekstil Sektöründe Su Yönetimi Programı, 2026 yılı boyunca farklı içeriklerle devam edecek. Program kapsamında; 4 Haziran’da su verimliliği ve atık su geri kazanımı üzerine bir eğitim programı, 5 Haziran’da üretim süreçlerinde su tüketimini azaltma teknikleri ve global iyi uygulamalara odaklanan ilk çalıştay, 30 Haziran’da finansman kaynakları ve yeşil krediler konulu ikinci webinar, 17 Eylül’de mevzuat ve atık su geri kazanımı odağında ikinci çalıştay, 18 Eylül’de ileri atık arıtma ve geri kazanım uygulamalarına yönelik OSB teknik gezisi ve 5 Ekim’de dijital izleme, raporlama ve uluslararası iyi uygulamalar konulu üçüncü webinar gerçekleştirilecek. Program çıktıları arasında; eğitim ve etkinliklerden elde edilecek sektörel içgörüler, firmaların uygulamaya aldığı iyi örnekler, politika yapıcılara yönelik öneriler ve sektörel su yönetimi yaklaşımına katkı sağlayacak veri ve içerikler yer alıyor. Artan su stresi, dönüşen regülasyonlar ve sürdürülebilir üretim beklentileri doğrultusunda, tekstil sektöründe su yönetimi alanında ortak aklın güçlendirilmesi ve sektör paydaşları arasında daha etkili iş birlikleri geliştirilmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GEA’dan Sürdürülebilir Mühendislikte %60 Hedefi Haber

GEA’dan Sürdürülebilir Mühendislikte %60 Hedefi

GEA Türkiye Genel Müdürü İlker Damar, günümüzde mühendislik çözümlerinin çevresel, ekonomik ve toplumsal etkileriyle birlikte ele alındığı sürdürülebilir mühendislik kavramının yükselişte olduğunu belirterek, “Biz de sürdürülebilirliği büyüme ve karlılık stratejilerinden ayrı bir hedef olarak ele almıyoruz. Müşterilerimiz için sürdürülebilirliği bir maliyet kalemi olmaktan çıkarıp, rekabet avantajı yaratan bir performans unsuruna dönüştürüyoruz. Bugün itibarıyla GEA Grup cirosunun yaklaşık olarak yüzde 45’i, enerji, su ve diğer kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlayan sürdürülebilir çözümlerden oluşuyor. Hedefimiz, 2030 itibarıyla bu oranı yüzde 60’ın üzerine taşımak…” dedi. Müşterileri açısından değer önerilerinin operasyonel süreklilik, öngörülebilirlik ve uzun vadeli performans olarak üç temel başlıkta şekillendiğine vurgu yapan Damar, açıklamalarına şöyle devam etti: “Sürdürülebilir mühendislik çözümlerimiz; enerji tüketimini düşüren, emisyonları azaltan ve üretim verimliliğini artıran sistemler sunarken, dijital izleme ve kestirimci bakım platformlarımız sayesinde tesisler daha şeffaf ve yönetilebilir hale geliyor. Dijital ikizler, bulut bağlantılı ekipmanlar ve veri analitiği destekli servis modelleriyle müşterilerimiz plansız duruş risklerini azaltıyor, bakım bütçelerini kontrol altına alıyor ve yatırım kararlarını veriye dayalı şekilde alabiliyor. Bu da özellikle dalgalı piyasa koşullarında operasyonel dayanıklılığı güçlendiren kritik bir avantaj sağlıyor.” Enerji verimliliği yatırımlarında geri dönüş süresi 18–36 ay GEA projelerinde enerji ve kaynak verimliliği yatırımlarının geri dönüş süresi, sektör ve uygulama alanına bağlı olmakla birlikte, çoğunlukla 18 ila 36 ay arasında gerçekleşiyor. Dijital optimizasyon, proses entegrasyonu ve atık ısı geri kazanımı gibi çözümler söz konusu olduğunda bu süre daha da kısalabiliyor. Özellikle dijital servislerle desteklenen tesislerde, yalnızca enerji maliyetlerinde değil; bakım, duruş ve ürün kaybı gibi dolaylı maliyetlerde elde edilen tasarruflar, toplam yatırım geri dönüşünü hızlandıran önemli unsurlar olarak öne çıkıyor. Artan maliyet baskılarının şirketleri dönüştürdüğünü belirten Damar, şunları söyledi: “Enerji verimliliği artık isteğe bağlı bir yatırım değil, finansal risk yönetiminin bir parçası. Artan enerji fiyatları ve regülasyon baskıları, şirketleri hızlı geri dönüş sağlayan projelere yönlendiriyor. Biz de enerji etütleri, yaşam döngüsü maliyet analizleri ve performans bazlı servis modelleriyle yatırım kararlarını daha öngörülebilir hale getiriyoruz.” Türkiye, yüksek dönüşüm potansiyeline sahip stratejik bir pazar Türkiye’nin GEA açısından güçlü sanayi altyapısı ve yüksek dönüşüm potansiyeliyle stratejik bir Pazar olduğunun da altını çizen İlker Damar, “GEA Türkiye olarak önceliğimiz, uluslararası Mission 30 hedeflerini yerel ihtiyaçlara uyarlayarak; ölçülebilir, uygulanabilir ve hızlı etki yaratan çözümler sunmak. Dijital izleme, uzaktan destek ve kestirimci bakım hizmetlerimizi yaygınlaştırırken; enerji ve su verimliliği yüksek ekipman kurulumları ve mevcut tesislerin modernizasyonuna odaklanıyoruz. Yerel mühendislik ve servis gücümüzle müşterilerimize yalnızca teknoloji değil, uzun vadeli operasyonel ortaklık sunuyoruz” diye konuştu. Regülasyonlar yeni fırsatlar sunuyor Günümüzde regülasyonlar, sanayi şirketleri için yalnızca bir uyum konusu olmaktan çıkıp, iş modellerini dönüştüren stratejik bir itici güç haline geliyor. Karbon raporlaması, enerji verimliliği standartları ve çevresel performans kriterleri, tesis yatırımlarından günlük operasyonlara kadar geniş bir etki alanı yaratıyor. GEA’nın müşterilerini bu dönüşümde de yalnız bırakmadığını dile getiren Damar, “Emisyon azaltan teknolojiler, dijital raporlama altyapıları ve uyumlu tasarım çözümleriyle müşterilerimizin bu sürece hazır olmasını sağlıyoruz. Amacımız, regülasyonları bir yük olmaktan çıkarıp rekabet avantajına dönüştürmek” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bitkisel Yağlar Hakkındaki Gerçekler 5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi’nde Ele Alındı Haber

Bitkisel Yağlar Hakkındaki Gerçekler 5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi’nde Ele Alındı

Gıda üretimi ve tüketimiyle ilgili artan bilgi kirliliğine karşı bilimsel veriye dayalı yaklaşımın önemine vurgu yapılan kongrede; gıda güvenliği, sürdürülebilir üretim, beslenme, regülasyonlar ve yeni teknolojiler gibi başlıkların yanı sıra izlenebilirlik sistemleri ve dijital çözümler de ele alındı. Gıda üretim sistemlerinin teknolojik özelliklerinden beslenmeye uzanan süreçte bilimsel bilginin önemine dikkat çekildi. Kongrede Gıda Mühendisi Dr. Fahri Yemişçioğlu ve Gıda Teknolojisi Uzmanı Dr. Elif Güngör Reis, bitkisel yağlar arasında önemli bir yere sahip olan palm yağı hakkında doğru bilinen yanlışları düzeltmek amacıyla bilimsel bilgi ve değerlendirmeler paylaştı. Dr. Fahri Yemişçioğlu, sunumunda bitkisel yağlara ilişkin bilimsel gerçekler ile kamuoyunda oluşan yanlış algılara odaklandı. Palm yağının zeytin meyvesinden elde edilen zeytinyağı gibi palm ağacının meyvesinden elde edilen bir meyve yağı olduğunu anlatan Yemişçioğlu, bu yağın gıda endüstrisinde kritik bir işlev üstlendiğine dikkat çekti. Palm yağı ve fraksiyonlarının, tohum yağlarının kısmi hidrojenasyonu ile üretilen ve trans yağ asidi içeren yağların besin zincirinden çıkarılmasını sağladığını belirten Yemişçioğlu, bu sayede trans yağ içermeyen gıda ürünlerinin üretiminin mümkün hale geldiğini söyledi. Palm yağına yönelik gıda güvenliği ve sağlık temelli eleştirilere de değinen Yemişçioğlu, “Palm yağı kanser yapar ifadesi bilimsel bir gerçek değil; bir algıdır. Yağlar tek başına kanser yapmaz, maddeler belirli dozların üzerinde toksik etki gösterir. GE ve 3-MCPDE, yalnızca palm yağına özgü değildir. Uygun olmayan hammaddelerin yüksek sıcaklıklarda rafine edilmesiyle diğer yağlarda da oluşabilir” ifadelerini kullandı. Palm yağının palmitik asit içeriği nedeniyle eleştirilere konu olmasının beslenme açısından gerçekçi olmadığını belirten Yemişçioğlu; palmitik asidin süt yağlarında da bulunduğunu ve zararlı olduğuna yönelik bilimsel görüş birliğinin bulunmadığını belirtti. Yemişçioğlu, Avrupa Birliği ve Türkiye’de yürürlükte olan düzenlemelerin bu konuda yüksek düzeyde gıda güvenliği standardı sağladığının ve ilgili regülasyonların Türkiye’de yürürlüğe girmesiyle gıdaların daha güvenli hale geldiğinin de altını çizdi. “İzlenebilir ve denetlenebilir sistemler sürdürülebilirlik için olmazsa olmaz” Palm yağı ekosisteminde verimlilik ve sürdürülebilirlik konularına dikkat çeken Dr. Elif Güngör Reis de; palm ağacının tarım yapılan arazilerde birim alandan elde edilen yağ miktarı açısından diğer yağlı tohumlara kıyasla açık ara en yüksek verime sahip bitki olduğunu vurguladı. Küresel yağlı tohum arazilerinin yalnızca %10’unu kullanmasına rağmen dünya bitkisel yağ üretiminin yaklaşık %40’ını karşılamasının önemli bir verimlilik göstergesi olduğunu ifade eden Reis, bu durumu “10/40 Paradoksu” olarak tanımladı. Palm yağının küresel gıda arzında stratejik bir rol üstlendiğini vurgulayan Reis, palm yağının tamamen devre dışı bırakılmasının daha fazla tarım alanı ihtiyacı ve buna bağlı orman kaybı riski doğurabileceğini belirtti. Palm yağının GDO riski barındırmayan ham yağ kaynaklarının başında geldiğini belirten Reis, çözümün boykot değil sürdürülebilir üretim standartlarının yaygınlaştırılması olduğunu ifade etti. Sürdürülebilirliğin ancak izlenebilir ve denetlenebilir sistemlerle mümkün olabileceğini de belirten Reis, sürdürülebilirlik hassasiyeti taşıyan üretici ve tüketicilerin Malezya’da zorunlu olarak uygulanması hedeflenen MSPO 2.0 sertifikasını mutlaka talep etmesi gerektiğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Logo Grup, Fintek Alanında “Logo Ödeme Hizmetleri A.Ş.” ile Büyüyecek Haber

Logo Grup, Fintek Alanında “Logo Ödeme Hizmetleri A.Ş.” ile Büyüyecek

Daha önce Grup bünyesinde kurulan Logo Ödeme Hizmetleri A.Ş. (Logo Ödeme), açık bankacılıkla ilgili yeni regülasyonlar kapsamında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan (TCMB) faaliyet izni aldı. Logo Grup, uzun yıllardır sürdürdüğü fintek faaliyetlerini genişletiyor. Grup bünyesine kurulan ve ödeme hizmetleri (6493 SK, 12/1-f,g) alanında faaliyet gösterecek olan Logo Ödeme, TCMB’den faaliyet izni aldı. Kurumsal müşterilerin açık bankacılık ihtiyaçlarını karşılamayı ve bankacılık süreçlerini kolaylaştırmayı hedefleyen Logo Ödeme, verimlilik odaklı ürünler sunacak. “Doğrudan açık bankacılık odaklı lisans alan ilk ödeme kuruluşuyuz” Logo Ödeme’nin, uzun yıllardır fintek alanında edindikleri deneyim üzerine inşa edildiğini söyleyen Logo Grup Finansal Teknolojiler ve Perakende Çözümleri Genel Müdürü Başak Kural, “Finansal hizmetler sektörü, yeni teknolojilerin ve regülasyonların etkisiyle sürekli dönüşüyor ve gelişiyor. Bu kapsamda biz de uzun yıllardır devam ettirdiğimiz öncü fintek çalışmalarımızı yeni regülasyonlar ile uygun hale getiriyoruz. Lisans genişletme olmaksızın regülasyonlar sonrası doğrudan açık bankacılık odaklı lisans alan ilk ödeme kuruluşuyuz. Faaliyet izni başvurumuzun kabul edilmesiyle Logo Ödeme, 40 yılı aşkın Logo tecrübesi ve güvencesiyle ödeme kuruluşu olarak faaliyetlerine başlayacak. Müşterilerimizin ihtiyaçlarını ve gelişimini ön planda tutan bir yaklaşımla hareket ederken, açık bankacılık alanında katma değerli hizmet sunmak isteyen firmalara da temsilcilik vermeyi planlıyoruz. Logo ERP’nin yanı sıra farklı ERP çözümleri ve yazılımlarla entegre bir şekilde hizmet vereceğiz. Fintek alanındaki ayak izimizin genişlemesiyle Logo Grup’un SaaS gelirlerini önemli ölçüde artırmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. Fintek alanını odağına aldı Logo Grup, fintek alanındaki inovasyona öncülük etmek ve yenilikçi çalışmalarını daha ileriye taşımak amacıyla geçtiğimiz aylarda fintek faaliyetlerini Finansal Teknolojiler İş Birimi altında konumlandırdı. Yapılanmayla birlikte global teknoloji trendleri arasında yer alan fintek alanındaki çalışmalar tek çatı altında toplanarak bu alanda yeni bir odak oluşturuldu. Küresel çapta yükselen bir trend olan gömülü finans yatırımlarını da büyüten şirket, işletmelere tüm finansal servisleri tek noktadan sunarak B2B dünyasında bu alanın lideri olmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka Yolculuğu İçin Geri Sayım Başladı Haber

Yapay Zeka Yolculuğu İçin Geri Sayım Başladı

Türkiye’de kurumsal yapay zekâ alanında öne çıkan buluşmalardan biri olarak konumlanan Yapay Zekâ Zirvesi - AGI kısa adıyla BZagi; yalnızca bugünü değil, geleceği şekillendiren teknolojileri, stratejik yaklaşımları ve etik kararları aynı platformda ele almaya hazırlanıyor. Yapay zekâ ekosisteminin önde gelen isimlerini bir araya getirecek etkinliğe sayılı günler kaldı. Zirvede, “AGI Etkisi: Kurumlar İçin Güç, Risk ve Yeni Oyun Kuralları” başlığı altında; Yapay Genel Zekâ’nın (AGI) kurumları nasıl dönüştüreceği, hangi alanlarda rekabet avantajı yaratacağı ve beraberinde getirdiği riskler masaya yatırılacak. Türkiye’nin en büyük kurumlarında yapay zekâ dönüşümünü yöneten 200 üst düzey yönetici ve karar verici, bu kritik başlıkları stratejik bir perspektifle değerlendirecek. Verimliliğin ötesine geçen bu yolculukta; yapay zekânın iş süreçlerinden sanata, insan kaynağından toplumsal yapıya kadar uzanan etkileri ele alınacak. İnsan–makine iş birliğinin yeni modelleri, duygularla uyumlu karar alma mekanizmaları ve çağın yönünü belirleyen “sorumlu zekâ” yaklaşımı zirvenin temel tartışma alanları arasında yer alacak. Yapay Zekâ Zirvesi, Yeni Dönemin Dinamikleriyle Şekilleniyor BZagi, yalnızca bilgi paylaşımının yapıldığı bir etkinlik olmanın ötesinde; tamamen kürasyonla belirlenmiş katılımcı profiliyle, Türkiye’nin yapay zekâ vizyonunun şekillendiği kapalı devre ve yüksek etki alanına sahip stratejik bir platform olarak geleceğe rehberlik edecek. Zirve; CIO’lar, CTO’lar, yapay zekâ ve veri liderleri ile geleceğin teknoloji mimarisini şekillendiren üst düzey karar vericileri bir araya getirecek. Alanında Yetkin Konuşmacılar Geleceğe Işık Tutacak Zirvenin 2026 yılı teması, yapay zekânın kurumların temel yapı taşlarına entegre olduğu yeni döneme odaklanıyor. Otonom iş modelleri, yapay zekâ ve güvenlik arasındaki ilişki, değişen regülasyonlar, Yapay Genel Zekâ’ya (AGI) geçiş süreci, üretken yapay zekâ ile artan kurumsal verimlilik, modellerin güvenilirliği ve bulut tabanlı yapay zekâ performansı bu yılın öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Zirvenin açılış konuşmasını, “AGI Eşiğinde: Kurumlar için Yeni Bir Zekâ Çağı” başlığıyla BThaber Başkan Yardımcısı Neslihan Aksun gerçekleştirecek. Ardından zirvenin keynote konuşmacısı Trendyol Group Sr. Staff Engineer Alican Kiraz, “Koddan Karara: Zekânın Yönetimi Kimin Elinde?” başlıklı sunumuyla yapay zekâ çağında karar alma mekanizmalarının nasıl yeniden şekillendiğini ele alacak. Programın devamında, ana sponsoru olan Treomind şirketinden CEO ve Yönetici Ortağı Alper Yıldız yer alacak. “Yetenek, Zekâ ve Algoritma Aynı Masada” başlıklı ana panel ise İşNet sponsorluğunda gerçekleşecek. Önder Kaplancık (Zorlu Holding Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürü), Neslihan Delikanlı (LHH Türkiye Ülke Başkanı), Yasin Beceni (BTS&Partners Kurucusu), yapay zekâ, yetenek yönetimi ve algoritmik dönüşümü çok boyutlu bir perspektifle değerlendirecek. Ana Paneli BThaber Başkanı Murat Göçe yönetecek. “Sektörlerde Yapay Zekâ Orkestrasyonu” başlıklı söyleşi bölümünde teknoloji stratejisti İnci Abay Cansabuncu moderatörlüğünde Kurumsal Dönüşüm Mimarı Dr. Hakan Tetik ve etkinliğin ana sponsoru olan Treomind, Yapay Zeka Birimi Başkanı Alper Sınav yer alacak. “Örnek Vakalarla Kurumlarda Yapay Zeka Dönüşümü” başlıklı içeriği ile Transition Teknoloji PSC, Ülke Direktörü Dr. Bilgehan Baykal deneyimlerini paylaşacak. “İnsan- Yapay Zeka Simbiyotik İlişkisi” başlıklı oturumda ise Kognitif Nörobilim ve Nöropsikoloji Uzmanı Neşe Merdinler tarafından ele alınacak. “AI: Nerede ve Nasıl Değer Üretir?” başlığı ile Inspark CEO’su Serdar Susuz tarafından değerlendirilecek. Galatasaray Üniversitesi, GSU Innove Direktörü Doç. Dr. Murat Levent Gönülcan ise “AI@Core Çağında Yönetim Paradigması Kodları” konuşmasını yapacak. “İnsan + Yapay Zekâ: Yeni Nesil Liderlik Modeli” başlıklı oturumda Gürol Sungun (CarrefourSA IT Direktörü), liderlik anlayışının yapay zekâ ile nasıl yeniden şekillendiğini değerlendirecek. Zirvenin son bölümünde, “Bütünleşik Yapay Zekâ” başlıklı sunumuyla Emre Yazıcı (Mina YZ Çözümleri CEO / Yapay Zekâ Bilim İnsanı) sahne alacak. Program, “Nadir Olaylarda Anomali Tahmini” başlıklı kapanışta Knowledge Club Yapay Zeka Çözümleri Mimarı Erdeniz Ünvan ’in katkılarıyla tamamlanacak. Etkinliğin ana sponsoru Treomind olurken, ana panel sponsoru İşNet, premium sponsoru Transition, exclusive sponsoru Inspark, sunum sponsorları olarak ise Knowledge Club ve Mina Yapay Zekâ ve Inspark katkı sunuyor. Tanıtım sponsorları arasında BTS Labs, Mina, Norax.ai, Soti Luna, WGuard ve Workiom yer alırken; hizmet sponsoru Doublemind ve Sirius Interactive yer alıyor. Etkinliğin finalinde Yapay Zekâ Arf Ödülleri sahiplerini bulacak Zirvenin kapanışında, gün boyunca konuşulan vizyonun ve projelerin taçlanacağı Yapay Zekâ Arf Ödülleri töreni gerçekleştirilecek. Yapay zekâ alanında hayata geçirilen başarılı çalışmalar arasından yapılan jüri değerlendirmesi ve halk oylaması sonucunda belirlenen kazananlar, etkinlik sonunda açıklanacak. Yapay zekâ ekosisteminde fark yaratan projelerin ödüllendirileceği tören, zirvenin en heyecanla beklenen anlarından biri olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ramazan Çelik, Barikat Siber Güvenlik CEO’su Oldu Haber

Ramazan Çelik, Barikat Siber Güvenlik CEO’su Oldu

2008 yılında Ankara’da kurulan ve Türkiye’nin en büyük siber güvenlik şirketleri arasında yer alan Barikat Siber Güvenlik, üst yönetim kadrosunda önemli bir atama gerçekleştirdi. Kamu odaklı bir vizyonla kurulan ve bugün bölgesel ölçekte faaliyet gösteren şirket bünyesinde uzun yıllardır çalışan ve son olarak CSO (Chief Sales Officer) olarak pozisyonunda bulunan Ramazan Çelik, CEO’luk görevine atandı. Yüzde 100 Tera Holding iştiraki olan Barikat Siber Güvenlik’ten yapılan açıklamaya göre, şirket kültürüne derin bağlılığı ve sektördeki güçlü tecrübesiyle öne çıkan Ramazan Çelik’in CEO’luk görevine getirilmesi, şirketin yeni dönem stratejilerinin önemli bir parçası olarak görülüyor. Çelik’in liderliğinde Barikat’ın hem Türkiye’de hem de küresel pazarda büyüme ivmesini artırması hedefleniyor. Satıştan Zirveye Uzanan Bir Liderlik Yolculuğu Ramazan Çelik, uzun yıllardır Barikat bünyesinde üstlendiği görevlerle şirketin bugünkü konumuna ulaşmasında belirleyici rol oynadı. Özellikle CSO (Chief Sales Officer) olarak görev yaptığı dönemde, Barikat’ın müşteri portföyünün genişlemesi, gelir yapısının güçlenmesi ve kurumsal ölçekte sürdürülebilir büyüme stratejilerinin hayata geçirilmesinde etkin bir liderlik sergiledi. Şirketten yapılan değerlendirmede, Çelik’in sonuç odaklı yönetim anlayışı ve saha deneyimiyle şekillenen liderlik yaklaşımının, Barikat’ın stratejik hedeflerine ulaşma sürecinde önemli bir kaldıraç oluşturacağı vurgulandı. Barikat’ta Yeni Dönemin Şifreleri Barikat Siber Güvenlik, son yıllarda artan siber tehditler, sıkılaşan regülasyonlar ve dijital dönüşüm ihtiyacının hızlanmasıyla birlikte ürün ve hizmet yelpazesini genişletmeye odaklanıyor. Ramazan Çelik’in CEO olarak atanması, şirketin bu dönüşüm sürecini daha çevik ve bütüncül bir büyüme stratejisiyle yönetme kararlılığını ortaya koyuyor. Ramazan Çelik hakkında: 1977 doğumlu olan Ramazan Çelik, 2000 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri (BÖTE) Bölümü’nden mezun olmuştur. Kariyerine Meteksan Sistem’de başlayan Çelik, ardından Huawei Telekomünikasyon bünyesinde yurtiçi ve yurtdışında üst düzey yöneticilik görevleri üstlenmiş; Telekomünikasyon ve ICT sektörlerinde 25 yılı aşkın deneyim kazanmıştır. Telekom sektöründeki kariyeri boyunca Türkiye’nin en önemli Genişbant Erişim, 4.5G ve Dijital Dönüşüm projelerine liderlik etmiştir. 2016 yılında Barikat Siber Güvenlik’e katılan ve CSO olarak görev yapan Ramazan Çelik, Barikat’ın büyüme yolculuğunda satış organizasyonunun güçlendirilmesi, müşteri portföyüne büyük ölçekli kurumların kazandırılması, bu kurumlarla uzun vadeli ve sürdürülebilir iş birliklerinin geliştirilmesi ile birlikte yeni bölgesel organizasyonların kurulması yoluyla şirketin pazardaki konumunun güçlendirilmesinde kritik rol oynamıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin İş Dünyası İçin Sürdürülebilirlik Liderleri Yetişiyor Haber

Geleceğin İş Dünyası İçin Sürdürülebilirlik Liderleri Yetişiyor

İş dünyasında sürdürülebilirlik artık yalnızca bir uyum başlığı değil, stratejik bir yetkinlik alanı olarak öne çıkıyor. Küresel araştırmalar, yeşil dönüşümle birlikte “yeşil yaka” olarak tanımlanan kariyer hedeflerine odaklanan profesyonellere ve bu alandaki yeteneklere olan ihtiyacın hızla arttığını ortaya koyuyor. ESG alanında uzmanlık, finans ve hukuk kadar önem kazandı Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı 2025 İşlerin Geleceği Raporu da yeşil geçişin iş piyasasını şekillendiren önemli bir trend olduğunu doğruluyor. İklim değişikliği ve çevresel öncelikler sürdürülebilirlik odaklı yetkinliklere talebi artırırken, bu alanda uzmanlaşan iş gücü, işverenler için giderek kritik hale geliyor. Özellikle ESG, iklim ve raporlama konularında derin teknik bilgi ve uzmanlık, finans ve hukuk kadar önem kazanıyor. İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) ile Özyeğin Üniversitesi’nin bu dönüşüm ihtiyacına yanıt vermek üzere hayata geçirdiği SustainHUB Academy, ikinci dönemine başlıyor. Program, iş dünyasının sürdürülebilir dönüşümüne liderlik edecek profesyonelleri yetiştirmeyi hedeflerken, katılımcılara yalnızca teorik bilgi değil, doğrudan sahada uygulanabilir bir sürdürülebilirlik ve ESG alanlarında derin uzmanlık kazandırmayı amaçlıyor. Güncel müfredat ve hibrit eğitim Şubat ayında başlayan ve altı modülden oluşan hibrit programda katılımcılar, sürdürülebilirlik yönetimi, yeşil pazarlama, karbon piyasalarının hukuki boyutu ve yapay zekânın sürdürülebilirlik hedeflerine entegrasyonu gibi kritik başlıklarda uzmanlaşma fırsatı buluyor. Eğitim içeriği, ESG standartları, TSRS ve GRI raporlama gibi iş dünyasının en güncel gündem maddelerini kapsarken, profesyonellerin kurum içi dönüşümü yönetecek liderlik yetkinliklerini de güçlendirmeyi hedefliyor. İş dünyasından gerçek vaka çalışmaları SustainHUB Academy’yi benzer programlardan ayıran en önemli unsur ise akademi ile iş dünyasını aynı öğrenme zeminde buluşturması. Özyeğin Üniversitesi’nin akademik birikimi, SKD Türkiye’nin özel sektör ağı ve saha deneyimiyle birleşerek katılımcılara çok boyutlu ve gerçek hayata temas eden bir öğrenme deneyimi sunuyor. Program kapsamında katılımcılar, sürdürülebilirlik alanında sektörlerine yön veren şirketlerin gerçek vaka çalışmaları üzerinden öğrenme fırsatı yakalayacak. Bu kapsamda Anadolu Efes, Brisa, Eczacıbaşı Topluluğu, KPMG Türkiye, Sayın Law ve Şişecam gibi sürdürülebilirlik uygulamalarıyla öne çıkan kurumlar, programda vaka sunumlarıyla yer alacak. Katılımcılar, bu şirketlerin ESG stratejilerini, karar alma süreçlerini ve sahada karşılaştıkları zorluklara geliştirdikleri çözüm yollarını birinci elden dinleme ve analiz etme imkânı bulacak. Programı başarıyla tamamlayan katılımcılar, SKD Türkiye üyesi şirketlerin deneyimli yöneticilerinden oluşan mentor havuzundan bir yıl boyunca bire bir mentorluk desteği alabilecek. Aynı zamanda SustainHUB Academy Alumni Network’e katılarak sürdürülebilirlik ekosistemi içinde sürekli gelişim ve yeni iş birliği fırsatlarına erişim sağlayacak. SustainHUB Academy’nin yeni dönemine ilişkin değerlendirmede bulunan SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel, şunları söyledi: “Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapması, iş dünyası için önemli bir fırsat olduğu kadar ciddi bir sorumluluk da getiriyor. İklim Kanunu ve yeni regülasyonlarla birlikte şirketlerin, sürdürülebilirliği kurumlarının merkezine koyacak güçlü ve donanımlı kadrolara ihtiyacı var. Özyeğin Üniversitesi ile yürüttüğümüz SustainHUB Academy, profesyonellerin yalnızca bugünün gerekliliklerine değil, geleceğin sürdürülebilirlik liderliği ihtiyaçlarına da hazırlanmasını hedefliyor.” Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan ise programın yeni dönemine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Üniversitemizin kuruluşundan beri stratejik önceliklerinden olan sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik araştırmalarda öncü Enerji, Çevre ve Ekonomi Merkezi (EÇEM)’i 2009’da ve sürdürülebilir kampüs uygulamalarına öncülük eden Sürdürülebilirlik, Güvenli Yaşam ve Kalite Departmanını 2011’de hayata geçirdik. Times Higher Education’ın (THE), üniversitelerin topluma yaptıkları katkı açısından değerlendirildiği “THE Etki Sıralamaları”nda Türkiye’deki vakıf üniversiteleri arasında 6 yıl 1. sırada, 2025 sıralamasında ise ilk 3’te yer aldık. Üniversite kampüslerindeki sürdürülebilirlik çalışmalarının ve yeşil alan oranlarının değerlendirildiği uluslararası 2024 UI GreenMetric Dünya Üniversiteler Sıralaması’nda da; 2019’dan itibaren üst üste 6 kez vakıf üniversiteleri arasında 1.’liği elde ettik. 2018’de kurduğumuz Sürdürülebilirlik Platformu ile alandaki uygulamalarımızı paydaşlarımızla paylaşmayı, disiplinler arası araştırmaları teşvik etmeyi ve çok disiplinli bir eğitim ortamı oluşturmayı amaçladık. Kampüsümüzde faaliyete geçen sürdürülebilirlik politikalarını sürekli iyileştirirken; iş dünyası-kamuoyu-akademi iş birliklerini önemsiyoruz. SKD Türkiye ile hayata geçirdiğimiz SustainHUB Academy, iş dünyasının sürdürülebilir dönüşümüne yön verecek uzmanların yetişmesine katkı sağlayacaktır. Akademik bilgi ile sektör deneyimini bir araya getiren program, ülkemizin yeşil dönüşüm hedeflerine ulaşmasına destek olacak nitelikli profesyoneller yetiştirmek için kritik bir adımdır. Bu kıymetli iş birliği için SKD Türkiye’ye teşekkür ederim.” İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) Hakkında: İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye), 2005 yılında 13 özel sektör temsilcisinin öncülüğünde kurulmuş ve sadece kurumsal üyelik kabul eden bir iş dünyası derneğidir. Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi’nin (WBCSD - World Business Council for Sustainable Development) Türkiye’deki bölgesel ağı ve iş ortağı olan SKD Türkiye, bu iş birliğinin beraberinde getirdiği sürdürülebilirlik birikimini de çalışma grupları faaliyetleri aracılığıyla üyeleriyle ve çeşitli platformlarda paydaşlarıyla paylaşır. Halihazırda, SKD Türkiye çatısı altında, Türkiye’nin GSYH’nin %25’ini temsil eden ve 1,4 milyon kişiye istihdam sağlayan 14 ana sektör 45 alt sektörden 192 üye şirket bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye–Hollanda İş Dünyasına Yeni Köprü Haber

Türkiye–Hollanda İş Dünyasına Yeni Köprü

Türkiye ve Hollanda iş dünyası arasında güvenilir bir köprü görevi üstlenmek üzere Hollanda’da yeni bir bağımsız iş platformu hayata geçirildi. Turkish-Dutch Business Platform (TDBP), Amsterdam’daki H’ART Müzesi’nde düzenlenen etkinlikle resmen tanıtıldı. Hollanda hukukuna göre kurulmuş kâr amacı gütmeyen bir dernek olan TDBP, Türkiye ile Hollanda arasında sürdürülebilir ticaret, yatırım ve iş birliğini teşvik etmeyi amaçlıyor. Platform; iki ülke arasındaki iş ilişkilerinde aktif olan veya bu ilişkileri geliştirmeyi hedefleyen şirketleri, finans kuruluşlarını, girişimcileri ve profesyonelleri bir araya getiriyor. Platform, Hollanda’da faaliyet gösteren önde gelen Türk şirketlerinin girişimi ve desteğiyle kuruldu. Kurucu Yönetim Kurulu; Arkas, Beko, Bener, Garanti Bank International, Helios Ventures, Nexent Bank, Organik Kimya, Smart Solar ve Yapı Kredi Bank Nederland temsilcilerinden oluşuyor. TDBP Başkanı Erhan Zeyneloğlu, platformla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Türk ve Hollanda iş dünyası arasında köklü bir geçmişe dayanan güçlü ilişkiler var. Buna rağmen hâlâ önemli bir potansiyelin değerlendirilmediğini görüyoruz. TDBP ile amacımız; iki ülkeden şirketlerin bir araya gelip fikir alışverişi yapabileceği ve fırsatları somut ortaklıklara dönüştürebileceği, tarafsız, profesyonel ve geleceğe dönük bir platform oluşturmak.” Ticaret, yatırım ve inovasyona odaklanan altı faaliyet alanı TDBP’nin çalışmalarının, altı temel odak alanı etrafında şekillenmesi planlanıyor: Ticaret ve Yatırım – İkili ticaretin geliştirilmesi, pazara giriş ve büyüme süreçlerinin desteklenmesi; iki ülkede iş ortakları ve yeni fırsatların belirlenmesine katkı sağlanması. Finansal ve Profesyonel Hizmetler – Bankalar, fonlar, sigorta şirketleri, fintech’ler ve danışmanlık firmaları için; sınır ötesi ticaret ve yatırımları destekleyecek bir iş birliği zemini oluşturulması. Regülasyonlar & paydaş ilişkileri – Yatırım ortamı, regülasyon gelişmeleri ve Türkiye–Hollanda iş ilişkilerini etkileyen daha geniş AB bağlamına ilişkin konularda; kamu kurumları ve ilgili paydaşlarla yapıcı bir diyalog kurulması. Teknoloji ve İnovasyon – Start-up’lar, scale-up’lar ve yerleşik şirketler arasında; dijitalleşme, yeşil teknolojiler ve yapay zekâ odağında bağların güçlendirilmesi; teknoloji transferi ve ortak inovasyon süreçlerinin desteklenmesi. Topluluk ve Yetenek – Hollanda’daki Türk kökenli yüksek nitelikli göçmenler, profesyoneller, akademisyenler ve öğrenciler arasında ağların güçlendirilmesi; staj, istihdam ve girişimcilik fırsatlarına yönelik kanallar oluşturulması. Sanat & Kültür– İş dünyası ile sanat dünyasını bir araya getirerek; sanatçılar, tasarımcılar, mimarlar, yaratıcı girişimciler ve kültür kurumları ile iş birliklerinin teşvik edilmesi. Erhan Zeyneloğlu etkinlikte yaptığı konuşmada; “Amacımız pratik ve etki odaklı olmak. Regülasyonların anlaşılması, doğru iş ortaklarının bulunması, finansmana erişim ve yetenek kazanımı gibi şirketlerin sahada karşılaştığı gerçek ihtiyaçlara çözüm üretirken; paydaşlarla istişarelere de yapıcı katkı sunacağız” dedi. TDBP, Hollandalı şirketlerin de katılımıyla üyelik yapısını genişletmeyi amaçlıyor. Netherlands Foreign Investment Agency (NFIA) Komiseri Hilde van der Meer, konuşmasında şu mesajı paylaştı: “Turkish Dutch Business Platform’un kuruluş etkinliğinde yer almaktan memnuniyet duyuyorum. Bu tür platformlar, bağlantı kurmayı kolaylaştırırken ve ortaklıkları güçlendiriyor. Türkiye, NFIA’nın dünyada ofisinin bulunduğu 16 ülkeden biri. Küresel sorunlara sürdürülebilir, yenilikçi ve dijital çözümler üretmeye kararlı şirketleri memnuniyetle karşılıyor ve destekliyoruz. Güçlü ekosistemimize değer katan birçok Türk şirketinin Hollanda’yı tercih ettiğini görüyoruz. İş birliğimizi daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.” T.C. Lahey Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan ise şu değerlendirmede bulundu: “Girişimcileri, yerleşik şirketleri, finans kuruluşlarını ve kamu paydaşlarını aynı çatı altında buluşturan Turkish Dutch Business Platform; Türkiye ve Hollanda arasındaki güçlü ilişkilerin daha somut projelere ve yeni fırsatlara dönüşmesine önemli katkı sağlayabilir. Türk-Hollanda iş ekosistemlerini dönüştürme potansiyeline sahip bu kapsayıcı girişimi desteklemekten memnuniyet duyuyorum.” Turkish-Dutch Business Platform hakkında Turkish-Dutch Business Platform (TDBP), Hollanda’da kurulmuş bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir iş platformudur. Platform; Türkiye ve Hollanda iş dünyasını buluşturarak iş ağlarını güçlendirmeyi, bilgi paylaşımını artırmayı ve paydaşlarla yapıcı iş birlikleri geliştirmeyi hedefler. Bu çalışmalarla iki ülke arasında sürdürülebilir ticaret, yatırım ve inovasyonun büyümesine katkı sağlar. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.