Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rehabilitasyon

Kapsül Haber Ajansı - Rehabilitasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rehabilitasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dünya Sağlıklı Yaşama Trilyonlar Harcıyor Haber

Dünya Sağlıklı Yaşama Trilyonlar Harcıyor

Dünya artık yalnızca hastalıkların tedavisine değil, sağlığın korunmasına, yaşam süresinin uzatılmasına ve yaşam kalitesinin artırılmasına da yatırım yapıyor. Bir dönem daha çok güzellik, spor ve kişisel bakım alanlarıyla ilişkilendirilen sağlıklı yaşam anlayışı, bugün beslenmeden koruyucu hekimliğe, ruh sağlığından uyku düzenine kadar geniş bir ekonomik ve toplumsal dönüşümün merkezinde yer alıy or. Sağlıklı yaşam ekonomisi 6,8 trilyon dolara ulaştı Global Wellness Institute'un 2025 yılında yayımladığı verilere göre küresel sağlıklı yaşam ekonomisi, 2024 yılında 6,8 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaştı. Sektör, 2019–2024 döneminde yaklaşık yüzde 35 büyüme gösterdi. Türkiye'de de sağlıklı yaşam alanındaki ekonomik hareketlilik dikkat çekiyor. Global Wellness Institute'un ülkelere göre verilerine göre Türkiye'nin sağlıklı yaşam ekonomisi 2024 yılında yaklaşık 73 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı. Bu gelişmeler, insanların yalnızca daha uzun yaşamaya değil, yaşamlarının her dönemini daha sağlıklı ve kaliteli geçirmeye de giderek daha fazla önem verdiğini gösteriyor. Türkiye'de vitamin kullanımı dokuz yılda beş katına çıktı Türkiye'de sağlıklı yaşam konusundaki ilginin artışını gösteren dikkat çekici verilerden biri de vita min kullanımı. KONDA'nın Ekim 2025 Barometresi kapsamında hazırlanan araştırmasının bulgularına göre Türkiye'de vitamin kullanımı son dokuz yılda beş katına çıktı. Ancak sağlıklı yaşama yönelik bu ilgi, beraberinde önemli bir sorunu da gündeme getiriyor: Bilgi kirliliği. Özellikle sosyal medyada beslenme, vitamin ve gıda takviyeleri, yaşlanmayı geciktirme yöntemleri ve çeşitli sağlık uygulamaları hakkında uzmanlık dışı önerilerin yaygınlaşması, toplumun doğru bilgiye ulaşmasını güçleştiriyor. LONGWELL ASSOCIATION Başkanı Dr. Neslihan Üstün Yüksel, derneğin kuruluş amacını bu ihtiyaçtan yola çıkarak şekillendirdiklerini belirtti. Dr. Neslihan Üstün Yüksel: "Doğru bilgiyi uzmanından ulaştıracağız" "Artık hepimiz daha uzun yaşamak istiyoruz ama asıl önemli olan o yılları nasıl geçirdiğimiz. Longevity dediğimiz kavram tam da bunu anlatıyor. Yalnızca ömrümüz e yıllar eklemek değil, o yılları sağlıklı ve kaliteli geçirmek istiyoruz. Wellness ise kendimize iyi bakmayı, doğru beslenmeyi, hareket etmeyi, ruhsal ve fiziksel olarak iyi hissetmeyi kapsıyor. Ancak bu kavramlar popülerleştikçe herkes sağlık konusunda konuşmaya, önerilerde bulunmaya başladı. Özellikle insan sağlığını doğrudan ilgilendiren konularda yanlış bilgilerin ciddi sonuçları olabilir. Biz de bu bilgi kirliliğinin önüne geçebilmek, topluma bilimsel ve güvenilir bilgiyi ulaştırabilmek için farklı alanlardan uzmanların bir araya geldiği bir derneğe ihtiyaç olduğunu düşündük. LONGWELL ASSOCIATION bu anlayışla kuruldu." LONGWELL, sağlıklı yaşamın farklı alanlarından uzmanlarla kuruldu İlk genel kurulunu geçtiğimiz günlerde gerçekleştiren LONGWELL ASSOCIATION; tıp doktorları, diş hekimleri, eczacılar, klinik psikologlar, fizyoterapistler, hemşireler, diyetisyenler ve medikal estetik a lanında çalışan sağlık profesyonelleri başta olmak üzere, sağlıklı ve uzun yaşamın farklı alanlarında uzmanlaşmış isimlerin bir araya gelmesiyle kuruldu. Koruyucu hekimlik, beslenme, ruh sağlığı, metabolik sağlık, rehabilitasyon, medikal estetik ve sağlıklı yaş alma uygulamaları gibi farklı disiplinleri aynı çatı altında buluşturan dernek, bütüncül sağlık yaklaşımını benimsiyor. Dr. Neslihan Üstün Yüksel, sağlıklı yaş almanın yalnızca tek bir tıp branşının konusu olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: "İnsanı yalnızca bir hastalığı üzerinden değil, fiziksel ve ruhsal sağlığı, beslenmesi, uykusu ve yaşam alışkanlıklarıyla birlikte değerlendirmek gerekiyor. Bütüncül sağlık yaklaşımı da bunu ifade ediyor. Fonksiyonel tıp ise kişinin sağlık sorunlarına katkıda bulunabilecek bireysel ve yaşam tarzıyla ilişkili etkenlere odaklanıyor. Biz LONGWELL çatısı altında far klı uzmanlık alanlarından gelen bilgi ve deneyimi bir araya getiriyoruz. Amacımız yalnızca sağlıklı yaşamı konuşmak değil, doğru bilgiyi o konunun gerçek uzmanından topluma ulaştırmak." LONGWELL, eğitimler ve çalıştaylarla Türkiye genelinde yaygınlaşacak LONGWELL ASSOCIATION, önümüzdeki dönemde gerçekleştireceği bilimsel toplantılar, eğitim programları, çalıştaylar, bilgilendirme faaliyetleri ve farkındalık projeleriyle sağlıklı yaş alma bilincinin toplumun her kesimine ulaşmasını hedefliyor. Derneğin çalışmalarında koruyucu sağlık anlayışının yaygınlaştırılması, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının geliştirilmesi ve toplumun bilimsel bilgiye erişiminin kolaylaştırılması öncelikli konular arasında yer alacak. Dr. Yüksel, derneğin hedeflerini şöyle anlattı: "Sağlıklı yaş almak yalnızca ileri yaşlarda düşünülmesi gereken bir konu değil. Çocuklukt an itibaren geliştirdiğimiz alışkanlıklar gelecekteki sağlığımızı etkiliyor. Bu nedenle toplumun her yaş grubuna ulaşmak istiyoruz. Düzenleyeceğimiz eğitimleri, çalıştayları ve farkındalık projelerini doğrudan kendi alanında uzman kişilerle gerçekleştireceğiz. İnsanların sağlıklı ve uzun yaşam konusunda bilinçlenmesine, doğru bilgiye ulaşmasına ve yaşam kalitelerini artırmalarına rehberlik edeceğiz." İngiltere ve Almanya'dan talepler var: LONGWELL dünyaya açılıyor LONGWELL ASSOCIATION'ın yalnızca Türkiye'de değil, uluslararası alanda da yapılanmasını genişletmeyi hedeflediğini belirten Dr. Neslihan Üstün Yüksel, derneğe Türkiye'den ve farklı ülkelerden yoğun ilgi olduğunu söyledi. İlk yurt dışı temsilciliklerinin İngiltere ve Almanya'dan başlayarak oluşturulmasının planlandığını ifade eden Yüksel, şöyle devam etti: "Türkiye'den ve dünyanın farklı ülk elerinden derneğimize katılmak isteyen, bu alanda çalışan çok sayıda uzmandan talep alıyoruz. Özellikle İngiltere ve Almanya'dan gelen talepler doğrultusunda ilk yurt dışı temsilciliklerimizi bu ülkelerde oluşturmayı hedefliyoruz. LONGWELL'in hem Türkiye'de hem de uluslararası alanda güçlü bir uzman ağına dönüşmesini istiyoruz. Sağlıklı ve uzun yaşamı destekleyen tüm uzmanlık alanlarından yeni üyelerin katılımıyla derneğimiz büyümeye devam edecek." LONGWELL'den Türkiye'nin sağlık turizmine de katkı hedefi Türkiye'nin sağlık alanındaki uzmanlık birikimine dikkat çeken Dr. Yüksel, LONGWELL'in uluslararası yapılanmasının ülkenin sağlık turizmi hedeflerine de katkı sağlayabileceğini belirtti. "Türkiye, sağlık alanında yetişmiş insan gücü, deneyimli uzmanları ve gelişmiş sağlık hizmetleriyle önemli bir potansiyele sahip. Biz de LONGWELL aracılığıyla ülkemizin bu g çlü yönlerini uluslararası alanda daha görünür kılmak istiyoruz. Gerçekleştireceğimiz bilimsel çalışmalar, eğitimler, bilgilendirme faaliyetleri ve farkındalık projeleriyle hem toplumun sağlıklı yaş alma bilincini geliştirmeyi hem de Türkiye'nin sağlık alanındaki birikiminin dünyada tanınmasına katkıda bulunmayı hedefliyoruz. Bu çalışmaların zaman içerisinde ülkemizin sağlık turizmi hedeflerine de değerli katkılar sağlayacağına inanıyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeşilay’da, Bağımlılık ve Sömürgecilik Arasındaki Tarihsel İlişki Masaya Yatırıldı Haber

Yeşilay’da, Bağımlılık ve Sömürgecilik Arasındaki Tarihsel İlişki Masaya Yatırıldı

Türkiye Yeşilay Cemiyeti, Yeşilay Yayınları tarafından yayımlanan, Dr. Osman Atasoy'un kaleme aldığı Bağımlılık ve Sömürgecilik kitabından hareketle “Bağımlılık ve Sömürgecilik Paneli” düzenledi. 30 Ekim 2026 Cuma günü Yeşilay Genel Merkezi Sepetçiler Kasrı'nda gerçekleştirilen programa TBMM Millî Savunma Komisyonu Başkanı ve eski Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Coşkun Yılmaz, AK Parti Milletvekili, gazeteci ve yazar Ayşe Böhürler, Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, Yeşilay Yönetim Kurulu ve Bilim Kurulu üyeleri, akademisyenler, araştırmacılar, yayın dünyasının temsilcileri ve davetliler katıldı. Yeşilay'ın sömürgeciliğe karşı mücadelesini anlatan video gösterimiyle başlayan programda, bağımlılıkların tarihsel kökenleri, sömürgeci politikalarla ilişkisi ve günümüzde değişen sömürü yöntemleri üç ayrı oturumda değerlendirildi. HULUSİ AKAR: “BAĞIMLILIKLAR MİLLÎ GÜVENLİK AÇISINDAN CİDDİ BİR TEHDİT” TBMM Millî Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, bağımlılıklarla mücadelenin toplumun geleceği ve millî güvenlik açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Bağımlılıkların toplumları zayıflatmak amacıyla kullanılabildiğini belirten Akar, “Bu mesele sadece uyuşturucu meselesi değil. Fikrî, zihnî ve kültürel bağımlılıklar da toplumlar için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bu nedenle bağımlılıkla mücadeleyi her yönüyle ele almamız gerekiyor.” dedi. Yeşilay'ın yürüttüğü çalışmaları takdirle karşıladığını ifade eden Akar, özellikle çocukların ve gençlerin bağımlılıklardan korunmasında erken yaşta eğitimin ve ailenin önemini vurguladı. Kayseri'deki Yeşilay Rehabilitasyon Merkezi'nin çalışmalarına da değinen Akar, bağımlılık tedavisinin ardından bireylerin sosyal hayata yeniden kazandırılmasının önemine dikkat çekerek “Tedaviyle mesele bitmiyor. İnsanların sağlıklı bir hayata kavuşmalarını, iş ve aile yaşamlarını sürdürebilmelerini sağlamak gerekiyor. Bu noktada aileye, devlete ve toplumun bütün kesimlerine önemli sorumluluklar düşüyor.” ifadelerini kullandı. Günümüzde ülkelerin silahlı tehditlerin yanı sıra farklı yöntemlerle de hedef alındığını belirten Akar, bağımlılıkların toplumları içeriden zayıflatabilecek bir araç olarak kullanılmasına karşı uyarıda bulundu. Millî savunmanın sınırların korunmasıyla sınırlı değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Akar, “Bağımlılık konusunun her neviyle, her çeşidiyle, her şekliyle, her boyutuyla ele alınması lazım. Sınırlarımızın Mehmetçik tarafından korunmasına eş bir şekilde bizim de savunmayı, korunmayı mutlaka hissettirmemiz lazım.” ifadelerini kullandı. Toplumun bütün kesimlerini bağımlılıklarla mücadelede sorumluluk almaya davet eden Akar, konuşmasını “Bu memleket bizim, bu millet bizim, bu tarih bizim, bu bayrak bizim ve bunu yükseltmek de hepimizin boynunun borcu.” sözleriyle tamamladı. MEHMET DİNÇ: “NESLİNİ KURTARAN TOPLUMLAR KAZANACAK” Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç ise, sömürgeciliğin tarih boyunca farklı yöntemlerle varlığını sürdürdüğüne dikkat çekerek günümüzde bağımlılıkların yeni bir sömürü aracına dönüştüğünü ifade etti. Dünyanın yeni bir döneme girdiğini belirten Dinç, “Artık klasik anlamda sömürgecilik, bir toprağı askerlerle işgal etmekten ibaret değil. Bugün bağımlılık endüstrileri üzerinden insanların bedenleri, zihinleri ve kalpleri işgal edilerek sömürü devam ettiriliyor. Dünyada kartlar yeniden dağıtılırken, yeni bir sistem şekillenirken, neslini kurtaran toplumlar kazanacak.” dedi. Bağımlılıkların bireylerin yanı sıra aileleri ve toplumların geleceğini de tehdit ettiğini vurgulayan Dinç, Yeşilay'ın 106 yıllık mücadelesine değinerek şunları söyledi: “Türkiye Yeşilay Cemiyeti olarak 106 yıldır insanımızın ve insanlığın bağımsızlığı için mücadele ediyoruz. Verdiğimiz mücadele, sadece bir kişinin bağımlı olup olmaması meselesi değildir. Çünkü bağımlılık, bireyden başlayarak ailesine, çevresine, topluma ve nihayetinde bütün insanlığa zarar veren çok boyutlu bir tehdittir. Bugün işgalin sadece toprak işgali olmadığını, zihinlerin ve bedenlerin de işgal edilebildiğini biliyoruz. Bu nedenle millî savunmayı insanımızın bedenini, zihnini ve duygularını korumak olarak da görüyoruz.” Bağımlılıklarla mücadelede kültürün önemine de değinen Dinç, “Bağımlılığa karşı en büyük gücümüz kültürümüz. Bilimle, irfanla ve en önemlisi kültürümüzle bu işgale karşı duracağız. Millet olarak bütün bağımlılıklara karşı memleketimizi savunacağız.” ifadelerini kullandı. SÖMÜRGECİLİĞİN GEÇMİŞİ VE GÜNÜMÜZDEKİ ETKİLERİ DEĞERLENDİRİLDİ Panelin “Sömürgeciliğin Dünü ve Bugünü” başlıklı ilk oturumu, Türkiye Yeşilay Cemiyeti Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Murat Şentürk'ün moderatörlüğünde gerçekleştirildi. İstanbul Ticaret Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Dekanı ve Büyükelçi Prof. Dr. Ahmet Kavas, Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Selçuk Aydın ve Bağımlılık ve Sömürgecilik kitabının yazarı Dr. Osman Atasoy'un konuşmacı olarak yer aldığı oturumda, sömürgeciliğin tarihsel gelişimi ve bağımlılık yapıcı maddelerin sömürge politikalarındaki rolü ele alındı. “Modern Dünyanın Yeni Sömürgecilik Alanları” başlıklı ikinci oturum, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ertuğrul İsmail Ökten'in moderatörlüğünde düzenlendi. AK Parti Milletvekili, gazeteci ve yazar Ayşe Böhürler, Türkiye Yeşilay Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hüseyin Hayri Nuroğlu ve Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Akif Pamuk'un katıldığı oturumda, modern dünyada sömürgeciliğin değişen biçimleri ve toplumlar üzerindeki etkileri değerlendirildi. BAĞIMLILIKLARLA MÜCADELEDE ÖNLEYİCİ YAKLAŞIMIN ÖNEMİ VURGULANDI Panelin son oturumu, “Bağımlılıklarla Mücadelede Önleyici Yaklaşım ve Yeşilay'ın Çalışmaları” başlığıyla gerçekleştirildi. Türkiye Yeşilay Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ayşe Sena Sezgin'in moderatörlüğündeki oturumda psikiyatrist ve yazar Prof. Dr. Erol Göka, Türkiye Yeşilay Cemiyeti Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Toker Ergüder ve Türkiye Yeşilay Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Şeyma Halaç konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda, bağımlılıkların ortaya çıkmadan önlenmesine yönelik yaklaşımlar, çocukların ve gençlerin risklerden korunması, toplumsal farkındalığın artırılması ve Yeşilay'ın koruyucu ve önleyici çalışmaları ele alındı. Program, kitap takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi. BAĞIMLILIK VE SÖMÜRGECİLİK KİTABI TARİHSEL SÜRECE IŞIK TUTUYOR Yeşilay Yayınları tarafından okurlarla buluşturulan, Dr. Osman Atasoy'un kaleme aldığı Bağımlılık ve Sömürgecilik kitabı, bağımlılık yapıcı maddelerin tarih boyunca sömürgecilik faaliyetleriyle kurduğu ilişkiyi farklı boyutlarıyla inceliyor. Tütün ve afyon ticaretinin tarihsel gelişiminden hareketle bağımlılıkların ekonomik ve siyasi çıkarlar doğrultusunda nasıl araçsallaştırıldığını ele alan eser, bağımlılık meselesinin tarihsel ve toplumsal boyutlarının anlaşılmasına katkı sunmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Halluks Valgus Ameliyatı Ne Zaman Gerekir? Haber

Halluks Valgus Ameliyatı Ne Zaman Gerekir?

Halk arasında başparmak çıkıntısı veya bunyon olarak tanımlanan bu durum, yalnızca estetik bir değişiklik olarak görülmemesi gereken yapısal bir sorun oluşturuyor. Özellikle ilerleyen dönemlerde ortaya çıkan ağrı, ayakkabı kullanımında güçlük ve yürüme sırasında rahatsızlık hissi, kişilerin günlük yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Demirel, halluks valgus tedavisinde ameliyat kararının yalnızca başparmağın görünümüne göre verilmediğini, hastanın ağrısının, fonksiyonel şikâyetlerinin ve deformitenin derecesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Bazı kişilerde belirgin başparmak çıkıntısı bulunmasına rağmen ciddi ağrı görülmeyebilirken, daha hafif deformitelerde günlük yaşamı zorlaştıran şikâyetler ortaya çıkabiliyor. Halluks valgus her yaş grubunda görülebilmekle birlikte erişkinlerde ve özellikle kadınlarda daha sık karşılaşılan bir sorun olarak öne çıkıyor. Genetik yatkınlık, ayak yapısı ve uzun süre uygun olmayan ayakkabı kullanımı, deformitenin gelişiminde veya ilerlemesinde etkili olabiliyor. Cerrahi tedavi, halluks valgus bulunan herkes için zorunlu bir seçenek olarak değerlendirilmiyor. Ameliyatsız yöntemlerle şikâyetleri kontrol altına alınabilen birçok hasta bulunuyor. Bununla birlikte günlük yaşamı etkileyen ağrının devam etmesi, ayakkabı kullanımının ciddi biçimde zorlaşması ve başparmak deformitesinin diğer parmakları etkilemesi gibi durumlarda cerrahi seçenekler gündeme gelebiliyor. Halluks Valgus Nedir ve Neden Gelişir? Halluks valgus, ayak başparmağının anatomik diziliminin değişmesiyle ortaya çıkan ilerleyici bir deformite olarak tanımlanıyor. Bu durumda birinci tarak kemiği ile başparmak arasındaki açısal ilişkide değişiklik meydana geliyor. Başparmak diğer parmaklara doğru yönelirken, birinci tarak kemiğinin baş kısmı ayağın iç tarafında daha belirgin hale geliyor. Zaman içerisinde bu bölgede ayakkabıya bağlı sürtünme, kızarıklık ve hassasiyet gelişebiliyor. Halluks valgusun oluşumunda tek bir neden bulunmuyor. Aile öyküsü, bağ dokusunun özellikleri, ayak kemiklerinin dizilimi ve bazı anatomik farklılıklar deformitenin gelişme riskini etkileyebiliyor. Dar burunlu ve yüksek topuklu ayakkabıların uzun süre kullanılması, başparmak çevresindeki basıncı artırarak mevcut şikâyetleri kötüleştirebiliyor. Ancak uygun ayakkabı kullanan kişilerde de halluks valgus gelişebildiği için hastalığın yalnızca ayakkabı tercihinden kaynaklandığını söylemek doğru olmuyor. Bazı romatizmal hastalıklar ve eklem stabilitesini etkileyen durumlar da başparmak deformitesinin oluşumuna katkı sağlayabiliyor. Halluks valgusun ilerleme hızı kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Bazı hastalarda deformite yıllarca belirgin bir değişiklik göstermeden devam ederken, bazı kişilerde başparmak eğriliği zaman içerisinde artabiliyor. Bu nedenle tedavi planlamasında mevcut deformitenin yanı sıra hastanın şikâyetlerinin zaman içerisindeki değişimi de dikkate alınıyor. Halluks Valgus Hangi Belirtilerle Ortaya Çıkar? Halluks valgusun en belirgin bulgusu, ayak başparmağının kök kısmında oluşan kemiksi çıkıntıdır. Bununla birlikte hastaların tedavi arayışına yönelmesinde genellikle ağrı ve ayakkabı kullanımındaki güçlükler etkili oluyor. Özellikle dar ayakkabı giyildiğinde başparmak kökünde basınç, kızarıklık ve hassasiyet meydana gelebiliyor. Uzun süre yürümek veya ayakta kalmak, bazı hastalarda şikâyetlerin artmasına neden olabiliyor. Deformitenin ilerlemesiyle başparmak ikinci parmağa doğru yaklaşabiliyor. Bazı durumlarda ikinci parmağın üzerine binmesi veya altına yönelmesi söz konusu olabiliyor. Bu değişiklikler, ikinci parmakta çekiç parmak deformitesi gelişmesine ve ayak tabanındaki yük dağılımının değişmesine katkıda bulunabiliyor. Ayak tabanında nasır oluşumu, tarak kemiklerinin altında ağrı ve parmak eklemlerinde sertlik de halluks valgusa eşlik edebilen sorunlar arasında yer alıyor. Bazı hastalarda ise başparmak ekleminde dejeneratif değişiklikler gelişebiliyor. Bu durumda ağrı yalnızca ayakkabı baskısıyla değil, eklemin hareket ettirilmesi sırasında da hissedilebiliyor. Başparmak çıkıntısının büyüklüğü ile ağrının şiddeti her zaman doğru orantılı olmuyor. Dolayısıyla cerrahi gerekliliği yalnızca dış görünüm üzerinden değerlendirmek yerine, hastanın günlük aktivitelerindeki kısıtlanma düzeyinin incelenmesi gerekiyor. Halluks Valgus Ameliyatı Hangi Durumlarda Önerilir? Halluks valgus ameliyatı, genellikle uygun ameliyatsız tedavilere rağmen devam eden ağrı ve fonksiyon kaybı bulunan hastalarda değerlendiriliyor. Geniş burunlu ayakkabı kullanımına, basıncı azaltan desteklere ve aktivite düzenlemelerine rağmen ağrının sürmesi, cerrahi değerlendirme gerektirebiliyor. Başparmak deformitesinin diğer parmakların dizilimini bozması, ayakkabı kullanımını ciddi biçimde sınırlaması veya günlük yürüyüşleri zorlaştırması da ameliyat kararında dikkate alınabiliyor. Cerrahi planlamanın temel amacı, yalnızca ayaktaki çıkıntıyı küçültmek değil, başparmak ve birinci tarak kemiği arasındaki anatomik dizilimi düzeltmek ve ağrıya neden olan mekanik sorunları azaltmaktır. Yalnızca kozmetik kaygılarla, özellikle de ağrısız bir deformitede ameliyat kararı verilmesi genellikle önerilmiyor. Çünkü halluks valgus cerrahisinin de enfeksiyon, sinir irritasyonu, eklem sertliği, kaynamama ve deformitenin tekrarlaması gibi olası riskleri bulunuyor. Ameliyat öncesinde ayakta yük verilerek çekilen röntgenler, başparmak ve tarak kemikleri arasındaki açısal değişikliklerin değerlendirilmesine yardımcı oluyor. Eklem hareket açıklığı, deformitenin esnekliği, eşlik eden kireçlenme ve diğer parmakların durumu da cerrahi yöntemin seçiminde önem taşıyor. Hastanın genel sağlık durumu, dolaşım özellikleri, sigara kullanımı ve ameliyat sonrası rehabilitasyon sürecine uyum sağlayabilme durumu da değerlendirilmesi gereken faktörler arasında bulunuyor. Halluks Valgus Ameliyatında Hangi Yöntemler Kullanılır? Halluks valgus cerrahisinde farklı teknikler uygulanabiliyor. Hangi yöntemin seçileceği, deformitenin derecesine ve hastanın anatomik özelliklerine göre belirleniyor. Hafif ve orta dereceli deformitelerde çeşitli osteotomi teknikleri kullanılabiliyor. Osteotomi, kemiğin kontrollü şekilde kesilerek uygun pozisyona getirilmesi işlemi olarak tanımlanıyor. Bu işlemlerde birinci tarak kemiğinin dizilimi düzeltiliyor ve gerekli durumlarda başparmak çevresindeki yumuşak dokular yeniden dengeleniyor. Daha ileri deformitelerde veya birinci tarak kemiğinin tabanındaki eklemde belirli sorunların bulunduğu hastalarda farklı düzeltme yöntemleri ya da eklem sabitleme işlemleri gündeme gelebiliyor. Başparmak ekleminde ileri kireçlenme bulunması durumunda uygulanacak cerrahi yaklaşım, yalnızca deformiteyi düzeltmeye yönelik işlemlerden farklılaşabiliyor. Son yıllarda minimal invaziv halluks valgus cerrahisi de uygun hastalarda değerlendirilen seçenekler arasında bulunuyor. Daha küçük kesilerle gerçekleştirilen bu yöntemlerin uygunluğu, deformitenin özelliklerine ve cerrahın deneyimine göre değişiyor. Küçük kesi yapılması tek başına daha iyi sonuç alınacağı anlamına gelmiyor. Doğru kemik diziliminin sağlanması, yapılan düzeltmenin korunması ve uygun rehabilitasyon, cerrahi başarının temel unsurları arasında yer alıyor. Halluks Valgus Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci Halluks valgus ameliyatından sonraki iyileşme süreci, uygulanan cerrahi tekniğe ve hastanın kemik iyileşme kapasitesine göre değişiklik gösteriyor. Bazı yöntemlerden sonra özel ameliyat ayakkabısıyla kontrollü yük vermeye erken dönemde izin verilebilirken, bazı işlemlerde daha uzun süre yük kısıtlaması gerekebiliyor. Ameliyat sonrası ilk haftalarda şişlik ve hassasiyet görülmesi beklenebiliyor. Ayağın uygun şekilde yüksekte tutulması, önerilen pansumanların yapılması ve kontrol randevularına uyulması iyileşme sürecini destekliyor. Kemik iyileşmesi genellikle haftalar içerisinde ilerlese de şişliğin tamamen gerilemesi ve ayağın günlük kullanım açısından rahatlaması birkaç ay sürebiliyor. İyileşme döneminde başparmak ekleminin hareket açıklığını korumaya yönelik egzersizler, uygun hastalarda rehabilitasyon programına eklenebiliyor. Ameliyatın ardından dar burunlu ayakkabılara erken dönemde dönülmesi veya önerilenden fazla yük verilmesi, şikâyetlerin artmasına ve iyileşmenin olumsuz etkilenmesine neden olabiliyor. Halluks valgus cerrahisi sonrasında deformitenin tekrarlama ihtimali tamamen ortadan kalkmıyor. Bu risk, deformitenin başlangıçtaki şiddeti, cerrahi yöntem ve kişisel anatomik özelliklerle ilişkili olabiliyor. Halluks valgus tedavisinde erken değerlendirme, her hastaya hemen ameliyat uygulanması anlamına gelmiyor. Aksine ağrının kaynağının doğru belirlenmesi, koruyucu yöntemlerin uygun şekilde kullanılması ve ameliyat gerektiren durumların zamanında saptanması, tedavi sürecinin daha sağlıklı planlanmasına yardımcı oluyor. Başparmak çıkıntısı nedeniyle günlük yaşamı etkilenen, ayakkabı seçmekte zorlanan veya giderek artan ağrı yaşayan kişilerin ortopedik değerlendirmeden geçmesi, kendileri için uygun tedavi yaklaşımının belirlenmesi açısından önem taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gaziantep'te Görme Engelli Bireylerin Hayatına Dokunacak Yeni Merkez Haber

Gaziantep'te Görme Engelli Bireylerin Hayatına Dokunacak Yeni Merkez

Gaziantep Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi iş birliğiyle kurulan Atlas Az Görme Rehabilitasyon Merkezi, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Merkez, görme kaybı yaşayan bireylerin mevcut görme yetilerini en verimli şekilde kullanmalarını sağlayarak bağımsız yaşam becerilerini geliştirmeyi ve toplumsal hayata katılımlarını güçlendirmeyi hedefliyor. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, engelli bireylere yönelik hizmetlerine bir yenisini daha ekledi. Gaziantep Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi ile imzalanan iş birliği protokolü kapsamında Engelsiz Yaşam Merkezi bünyesinde kurulan Atlas Az Görme Rehabilitasyon Merkezi, görme keskinliği ve görme alanında azalma yaşayan bireylere yönelik rehabilitasyon hizmeti sunacak. Medikal ve cerrahi tedavilere rağmen görme fonksiyonlarında kayıp yaşayan bireylerin mevcut görme kapasitelerini en iyi şekilde değerlendirmelerine yardımcı olacak merkezde, özellikle çocukların erken dönemde rehabilitasyona erişmesi ve günlük yaşamda daha bağımsız hale gelmesi amaçlanıyor. Açılış programında Engelsiz Yaşam Merkezi tarafından hazırlanan Gaziantep kutnu kumaşından tasarlanan kıyafetlerin sergilendiği defile gerçekleştirildi. Öğretmen ve öğrencilerin dans gösterileri ile türkü dinletilerinin ardından Engelsiz Yaşam Merkezi ve Atlas Az Görme Rehabilitasyon Birimi'nin tanıtım filmi gösterildi. ŞAHİN: “ENGEL ELDE AYAKTA, GÖZDE KULAKTA DEĞİL” Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, açılışta yaptığı konuşmada engelli bireylerin önündeki engellerin kaldırılmasının önemine dikkati çekerek, kendi ailesinin yaşadığı zorluklardan örnekler verdi. Projeye katkı sunan akademisyenlere ve kurum temsilcilerine teşekkür eden Şahin, “Biz bütün hocalarımızın elini öpüyoruz. Çok teşekkür ediyorum. Ben hem yetim hem öksüz bir annenin evladıyım. Babam gözüm açtığımda engelliydi. Eğer dedem kucağında götürmeseydi babam liseyi de bitiremeyecekti. Ama önündeki engeller kaldırılmış olsaydı çocuk doktoru olacaktı” diye konuştu. ŞAHİN: “GÖNÜL GÖZÜ DİYE BİR ŞEY VAR” Atlas Az Görme Rehabilitasyon Merkezi'nin kuruluş sürecini anlatan Şahin, özellikle çocuklarda erken müdahalenin ve ailelerin bilinçlendirilmesinin önemine işaret etti. Merkezin bölgedeki önemli bir ihtiyaca cevap vereceğini belirten Şahin, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “On ay, altın ay. Burada zamanla yarışılıyor. Bir annenin babanın bilinci bugün iyi bir hocanın dokunuşuyla bu çocuklar çok hızlı normalleşiyor. İşte biz bu görme engelli açma hikayemizle buradan başladık. Bütün ekiple biz bunu başardık. Allah muhafaza etsin. Yüce Peygamber Medine'den çıkınca bir görme engelliye vekalet veriyor. Böyle bir peygamberin ümmetiyiz. Bir mümin diyor, kendi kalbi, kendisi için istediğini, kendi kardeşi için de istemezse gerçekten iman etmiş olmaz. O yüzden gönül gözü diye bir şey var. Göz burada görmüyor. Biz engellinin tanımını değiştirdik. Engel elde ayakta, gözde kulakta değil.” ŞEN: “ÖNEMLİ OLAN RUHEN, ZİHNEN, KALBEN, YÜREK OLARAK DİNÇ OLMAK” Gaziantep Vali Yardımcısı Abdullah Şen, Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen hizmetin önemine değinerek, “Önemli olan bedende sağlıklı bir birey olmak değil. Ruhen, zihnen, kalben, yürek olarak dinç olmak. Selam olsun her türlü dezavantajına rağmen hayata sımsıkı sarılanlara” ifadelerini kullandı. BOZATLI: “BAŞKAN FATMA ŞAHİN GAZİANTEP’TE YENİLİKLERE İMZA ATIYOR” AK Parti Gaziantep Milletvekili Mesut Bozatlı, Engelsiz Yaşam Merkezi'nin yeni projelerle güçlenmeye devam ettiğini belirterek, “Başkan Fatma Şahin Gaziantep’te yeniliklere imza atıyor. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ilk Engelsiz Yaşam Merkezini yaptığında çok onurlanmıştı. Allah emek verenlerden razı olsun. Çok teşekkür ederim” dedi. ATEŞ: “ÇOK KIYMETLİ BİR HİZMET” TBMM Sağlık Komisyonu Başkan Vekili ve AK Parti Bayburt Milletvekili Prof. Dr. Orhan Ateş, göz hastalıkları alanındaki mesleki deneyimlerinden hareketle görme kaybı yaşayan bireylerin karşılaştığı güçlüklere dikkati çekti. Merkezin önemli bir ihtiyacı karşılayacağını vurgulayan Ateş, “Antep'imizin ablası, annesi, her şeyi olan Fatma Şahin’e çok teşekkürlerimi sunuyorum. Çok kıymetli bir hizmet. Özellikle göz doktoru olarak bu sorunlar yaşayan insanların neler yaşadıklarına bizzat hayatımızda şahit olan insanlar merkez hayırlı uğurlu olsun” diye konuştu. DOĞAN: “NE KADAR GÜZEL BİR ŞEHİRDE YAŞADIĞIMIZI GÖRÜYORUM” Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sait Mesut Doğan, Engelsiz Yaşam Merkezi'nin dezavantajlı bireylere sunduğu hizmetlerin örnek niteliğinde olduğunu ifade ederek, “Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin Engelsiz Yaşam Merkezine her geldiğimde ne kadar güzel bir şehirde yaşadığımızı görüyorum. Dezavantajlı gruplara ne kadar güzel bakıldığını, o dezavantajlarının bazı avantajlarıyla gönderildiğini de görüyoruz” dedi. ÜNÜVAR: “DEVLETİN İMKANLARIYLA MİLLETİN İHTİYAÇLARI BULUŞMALI” Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Engelsiz Yaşam Merkezi'ne daha önce gerçekleştirdiği ziyarette sunulan hizmetlerden etkilendiğini belirterek, kamu kurumlarının vatandaşların ihtiyaçlarına çözüm üretmesinin önemine vurgu yaptı. Ünüvar, “Siyaset, bürokrasi ya da hizmet etmenin hangi noktası olursa olsun en temel görevimiz devletin imkanlarıyla milletin ihtiyaçları buluşmalı. Emek veren herkese çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı. ŞAHLI: “BÖYLE BİR MERKEZİN OLMASI ÇOK BÜYÜK BİR KAZANÇ” Ankara Üniversitesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esra Şahlı, az görme rehabilitasyonunun özellikle çocukların gelişimi ve fırsat eşitliği açısından taşıdığı önemi anlattı. Görme kaybı yaşayan bireylerin önemli bir bölümünde rehabilitasyonla değerlendirilebilecek görme kapasitesi bulunduğunu belirten Şahlı, “Görme engellilerinin aslında 5'te 4'ü az gören. Yani aslında görmelerini değiştirebileceğimiz bir görmeleri var. Ancak 5'te 1'lik bir grup yasal olarak kör sınıfına giriyor. Tabi ki öyle yapacağımız şeyler var. Ama az gören rehabilitasyon çok daha fazla. Özellikle çocuklarımızı fırsat eşitliğe sağlamak. Böyle bir merkezin olması çok büyük bir kazanç” diye konuştu. ÇELEBİ: “BAŞKAN FATMA ŞAHİN TÜRKİYE’DEKİ ENGELLİ KARDEŞLERİN AKIL REHBERİ VE ABLASI OLDU” Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Engelli, Yaşlı ve Sağlık Hizmetleri Dairesi Başkanı Yusuf Çelebi, Engelsiz Yaşam Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalar hakkında bilgi vererek, engelli bireylere yönelik hizmetlere verdiği destek dolayısıyla Başkan Fatma Şahin'e teşekkür etti. Çelebi, “Fatma Şahin böyle düşünüyor. Böyle gördü, böyle sahiplendi, böyle bir yer kurdu, bu şekliyle de Türkiye’deki engelli kardeşlerin akıl rehberi ve ablası oldu” dedi. SALİHU: “ENGELLİ BİREYLERİN TOPLUMA DAHİL EDİLMESİ AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİ” Prof. Dr. Naser Salihu, merkezin engelli bireylerin toplumsal yaşama katılımına sağlayacağı katkıya dikkati çekerek, kurumlar arasındaki dayanışma ve iş birliğinin önemini vurguladı. Salihu, “Bu noktada göstermiş olduğumuz, bizim de onlarla beraber bir kardeşlik, bir dayanışma çok önemli arz etmektedir. Bugün burada olmaktan dolayı yine arkadaşlarımızın ve ortaklıklarımızın daha ileri etkinlikler için, projeler için sürdürülmesini umut ediyorum. Ve daha belirli iş birlikleri ortaya çıkacağından şüphem yok” ifadelerini kullandı. GÜNGÖR: “TÜM GÜCÜMÜZLE KATKILARIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ” Merkezin hayata geçirilmesinde görev alan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Kıvanç Güngör, az gören bireylerin yaşam deneyimlerine ve karşılaştıkları güçlüklere değinerek, rehabilitasyon hizmetlerinin geliştirilmesi için çalışmaya devam edeceklerini söyledi. Başkan Fatma Şahin ve projeye katkı sunanlara teşekkür eden Güngör, “Bundan sonra biz de tüm gücümüzle bu verilen emeklerin devamına katkılarımızı sürdüreceğiz. Cennetin anahtarlarını ellerine alan bu insanlar gibi biz de cennete aday olmaya çalışacağız” dedi. Prof. Dr. Fatih Mehmet Mutlu da merkezin kurulmasında emeği geçenleri tebrik ederek, projeye öncülük eden Başkan Fatma Şahin'e teşekkür etti. BİR ANNENİN UMUDU, DİĞER ÇOCUKLAR İÇİN DE IŞIK OLMAYA DEVAM EDER Merkezde rehabilitasyon hizmeti alan 6 yaşındaki Taymin Erdoğan'ın annesi Nida Erdoğan, çocuğunun önceki tedavi sürecinde yaşadıkları zorlukları anlattı. Merkezin aileler için taşıdığı öneme değinen Erdoğan, “Atlas Az Görme Rehabilitasyon Merkezi inşallah diğer çocuklar içinde ışık olmaya devam eder. Emek veren herkese çok teşekkür ediyorum” sözleriyle duygularını dile getirdi. AZ GÖREN BİREYLERE BAĞIMSIZ YAŞAM DESTEĞİ Atlas Az Görme Rehabilitasyon Merkezi, medikal ve cerrahi müdahalelere rağmen görme fonksiyonlarında azalma yaşayan bireylerin mevcut görme kapasitelerini daha etkin kullanmalarına yönelik hizmet sunacak. Merkezde, yakın görmede güçlük, ışığa karşı hassasiyet, kontrast algısında azalma ve renk görme sorunları yaşayan bireylerin ihtiyaçlarına uygun rehabilitasyon uygulamaları gerçekleştirilecek. Özellikle çocukların erken yaşta desteklenmesine önem verilen merkezde, bireylerin günlük yaşam aktivitelerine daha bağımsız katılmaları, eğitim ve sosyal hayatlarında karşılaştıkları güçlüklerin azaltılması ve yaşam kalitelerinin yükseltilmesi hedefleniyor. İnsan hakları ve fırsat eşitliği ilkeleri doğrultusunda faaliyet gösterecek merkez, görme kaybı yaşayan bireylerin sosyal ve ekonomik yaşamda daha aktif rol almalarına da katkı sunacak. Açılış programı, protokol üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen kurdele kesimi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İBB’den Engelli Bireylere Sporla Rehabilitasyon Desteği Haber

İBB’den Engelli Bireylere Sporla Rehabilitasyon Desteği

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), sporla rehabilitasyon hizmeti 87 bin kişiye ulaştı. İBB Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Engelli Hizmetleri Müdürlüğü tarafından yürütülen Sporla Rehabilitasyon Hizmeti, engelli bireylerin fiziksel gelişimlerini desteklemenin yanı sıra özgüven kazanmalarına, takım çalışmasına katılmalarına ve sosyal yaşamda daha aktif rol almalarına katkı sağlıyor. Uzman eğitmenler eşliğinde gerçekleştirilen çalışmalar, bireylerin ihtiyaçları ve gelişim düzeyleri doğrultusunda planlanıyor. Sporla Rehabilitasyon Birimi, hizmetlerini hidroterapi (su terapisi) ve salon sporları olmak üzere iki ana başlık altında yürütüyor. HİDROTERAPİ İLE FİZİKSEL GELİŞİM DESTEKLENİYOR İBB, suyun fiziksel özelliklerinden yararlanılarak uygulanan hidroterapi hizmetiyle engelli bireylerin egzersiz ve rehabilitasyon çalışmalarına erişimini sağlıyor. Kas kuvvetinin, eklem hareketliliğinin, denge ve koordinasyon becerilerinin geliştirilmesini destekleyen hidroterapi hizmeti, Beyoğlu ÖZGEM bünyesinde sunuluyor. 2019 yılından bu yana hidroterapi hizmetinden 10 bin 781 kişi yararlanırken toplam 27 bin 498 seans gerçekleştirildi. SALON SPORLARIYLA BİREYSEL VE GRUP EĞİTİMİ Engelli bireylerin fiziksel kapasitelerini geliştirmeyi hedefleyen salon sporları hizmeti, ÖZGEM birimlerinde uzman eğitmenler eşliğinde gerçekleştiriliyor. Bireylerin ihtiyaçları ve gelişim düzeyleri dikkate alınarak planlanan bireysel ve grup eğitimleri, fiziksel becerilerin yanı sıra sosyal etkileşimin ve birlikte hareket etme alışkanlığının gelişmesine de destek oluyor. 2019 yılından bu yana salon sporları hizmetinden 76 bin 645 kişi yararlandı. Bu kapsamda toplam 305 bin 475 seans hizmet verildi. ŞEHRİN İKİ YAKASINDA HİZMET Sporla Rehabilitasyon Birimi, İstanbul’un her iki yakasında bulunan Özel Gereksinimli Bireyler Eğitim Merkezleri (ÖZGEM), Kısa Mola Merkezleri ve Engelli Kamplarında hizmet sunuyor. Hidroterapi uygulamaları ise yalnızca Beyoğlu ÖZGEM bünyesinde gerçekleştiriliyor. Avrupa Yakası Silivri ÖZGEM – 15 yaş ve üzeri Başakşehir ÖZGEM – 4-14 yaş Fatih Kariye ÖZGEM – 4-14 yaş Beyoğlu ÖZGEM – 4-65 yaş (Hidroterapi hizmeti) Florya Engelliler Kampı Anadolu Yakası Ümraniye ÖZGEM – 15 yaş ve üzeri Tuzla ÖZGEM – 15 yaş ve üzeri Sancaktepe ÖZGEM – 15 yaş ve üzeri Kartal ÖZGEM – 4-14 yaş Sancaktepe İşitme ÖZGEM – 4-14 yaş Maltepe Kısa Mola Merkezi – 4-14 yaş Maltepe Fındıklı Kısa Mola Merkezi – 15 yaş ve üzeri Şile Engelliler Kampı BAŞVURULAR NASIL YAPILIR? Hizmetten yararlanmak isteyen vatandaşlar, İstanbul genelinde bulunan ÖZGEM birimlerine ve engelli irtibat bürolarına şahsen giderek fiziki başvuru yapabiliyor. Başvuru Şartları: - En az yüzde 40 engelli raporuna sahip olmak, - Hastaneden alınmış "Spor yapmasında sakınca yoktur" ibareli sağlık raporunu ibraz etmek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB Bağımlılıkla Mücadele Politikalarını Gençlerle Birlikte Geliştirecek Haber

ABB Bağımlılıkla Mücadele Politikalarını Gençlerle Birlikte Geliştirecek

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), gençlerin kent yönetiminde ve politika geliştirme süreçlerinde daha etkin rol alması amacıyla “Gelecek İnşa Simülasyonu” programını başlattı. Sağlık İşleri ile Gençlik ve Spor Hizmetleri Daire Başkanlıklarının iş birliğinde Ankara Büyükşehir Belediyesi Konferans Salonu’nda düzenlenen simülasyonda gençler, bağımlılıkla mücadeleye ilişkin görüşlerini paylaşarak çözüm önerileri geliştirdi. GENÇLERİN GÖZÜNDEN BAĞIMLILIKLA MÜCADELE Bağımlılığın yalnızca madde kullanımıyla sınırlı olmadığına dikkat çekilen programda gençler; alkol, tütün, dijital oyunlar, sosyal medya, kumar ve teknoloji bağımlılığı gibi farklı alanlardaki riskleri ele aldı. Katılımcıların geliştirdiği önerilerin, “Gençlerin Gözünden Bağımlılıkla Mücadele Politika Önerileri” başlıklı bir raporda toplanması ve belediyenin önümüzdeki dönemde hayata geçireceği koruyucu ve önleyici hizmetler, iletişim kampanyaları ve yeni projeler için yol göstermesi amaçlanıyor. CAN: “GENÇLERİ ÇÖZÜMÜN AKTİF PAYDAŞLARI OLARAK GÖRÜYORUZ” Sağlık İşleri Daire Başkanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Şube Müdürü Mustafa Can, programla gençlerin yalnızca korunması gereken bir grup olarak değil, sorunları tanımlayan ve çözüm üreten paydaşlar olarak sürece katılmasını hedeflediklerini belirtti. Can, “Sağlık İşleri Daire Başkanlığı olarak bugüne kadar danışmanlık, tedavi, yönlendirme, rehabilitasyon, koruyucu eğitimler ve farkındalık çalışmalarıyla hemşerilerimizin yanında olduk. Bu salondan çıkacak her fikir gençlerimizin gözünde bağımlılık mücadele politikası önerisi başlığı altında raporlaştırılacak ve belediyemizin önümüzdeki dönemde hayata geçireceği koruyucu önleyici hizmetlerin, iletişim kampanyalarının ve yeni projelerin temelini oluşturacak” dedi. KAYA: “BAĞIMLILIKLA MÜCADELE POLİTİKALARINI GENÇLERLE BİRLİKTE İNŞA EDİYORUZ” Sağlık İşleri Daire Başkanlığı Bağımlılıkla Mücadele Birim Sorumlusu Gökçe Çiçek Kaya da bağımlılığın çok boyutlu bir toplumsal sorun olduğuna dikkat çekerek, “Bu mücadelede bizim en önemli hedef kitlemiz gençlerimiz. Bu projeyle geleneksel yöntemlerin dışına çıkıp gençlere sadece ne yapmaları gerektiğini anlatan tek taraflı bir iletişim yerine ‘Sizin ne düşündüğünüz ve çözüm önerileriniz bizim için çok önemli, doğrudan karar süreçlerine dâhil olun’ diyoruz. Kısacası gençleri sadece korunması gereken bir kitle olarak değil, çözüm üreten aktif paydaşlarımız olarak görüyor, kentimizin bağımlılıkla mücadele politikalarını gençlerle birlikte inşa ediyoruz” diye konuştu. ECER: “BİRLİKTE GÜZEL SONUÇLARA ULAŞACAĞIZ” Gençlik ve Spor Hizmetleri Daire Başkanlığı Gençlik Politikaları Uzmanı Halil Ecer ise “Gençler ile birlikte gençlerin talep ve ihtiyaçlarını karşılama ve bunlarla biz nasıl hareket edebiliriz, bir genç Ankara'da kendi varlığını nasıl oluşturabilir, bunlara odaklanmış durumdayız. Bundan sonraki süreçlerde de esasında herhangi bir talep ve ihtiyacın doğru kişiye ve doğru zamanda ulaşabilmesini sağlamak adına gençlerin talep üretebiliyor olması gerekiyor. Bunu hep birlikte başaracağız. Hep birlikte güzel sonuçlara ulaşacağız” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sahipsiz Hayvanlar İçin “Umut Ağacı” Açıldı Haber

Sahipsiz Hayvanlar İçin “Umut Ağacı” Açıldı

Nilüfer Belediyesi, can dostların yaşam hakkını koruma ve refahını artırma hedefiyle hazırladığı yeni merkezini tamamladı. Karacaoba Mahallesi’nde 49 bin 500 metrekarelik alanda hayata geçirilen Umut Ağacı Sahipsiz Hayvanlar Doğal Yaşam ve Sahiplendirme Merkezi, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’nde düzenlenen törenle kapılarını açtı. Açılış törenine Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri, Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar, siyasi parti temsilcileri, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile hayvanseverler katıldı. “ÖNCELİĞİMİZ YAŞAM HAKKI VE SAHİPLENDİRME” Törende konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediyesi’nin 2003 yılından bu yana sokak hayvanlarının tedavisi, bakımı ve kısırlaştırılması konusunda Bursa’da öncü bir rol üstlendiğini hatırlattı. Değişen yasal mevzuat çerçevesinde sahipsiz hayvanların güvenli alanlarda barındırılması gerektiğini belirten Başkan Şadi Özdemir, şunları söyledi: “Biz 20 yılı aşkın süredir can dostlarımızın tedavisini yapıp, kısırlaştırıp yaşadıkları yere bırakma anlayışıyla çalıştık. Bugün değişen mevzuat gereği sokaktan aldığımız hayvanlar için kalıcı ve sağlıklı bakım alanları oluşturmak durumundayız. Burası sadece bir barınak değil; hayvanların doğal ihtiyaçlarını karşılayabileceği, koşup oynayabileceği bir yaşam alanı olarak tasarlandı. Merkezimizde 10 bağımsız bölüm bulunuyor; tedavi, aşılama ve rehabilitasyon süreçlerini burada yürüteceğiz.” Tesisin ortak bir çabayla kente kazandırıldığını vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, Bursa Valiliği başta olmak üzere Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne, Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ne, Veteriner Hekimler Odası’na, Nilüfer Belediye Meclisi Hayvan Hakları Komisyonu’na ve projeye destek veren iş insanlarına teşekkür etti. Merkezin adını taşıyan “Umut Ağacı”na da değinen Başkan Şadi Özdemir, “Burada sahiplendirilen her can dostumuz için Umut Ağacı’na bir kurdele bağlıyoruz. Dileğimiz, kısa sürede bu ağacın dallarının kurdelelerle dolup taşması. Önümüzdeki ilkbaharla birlikte tesisin yan tarafındaki alanı da düzenleyerek ailelerin, çocukların gelip hayvanlarla bağ kurabileceği bir sosyalleşme alanına dönüştüreceğiz” dedi. “KOLEKTİF BİR DAYANIŞMANIN ÜRÜNÜ” Nilüfer Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü Dr. Güney Kaya ise tesisin kolektif bir dayanışmanın ürünü olduğunu ifade etti. Yeni yasal sürecin getirdiği sorumlulukları en iyi koşullarda yerine getirmeye çalıştıklarını belirten Kaya, “Burada yaşayan her canlı artık bizim emanetimiz. Bir tesis inşa etmek önemli ancak onu doğru işletmek çok daha büyük bir sorumluluk gerektiriyor. Bu merkezde ortaya konan ortak dayanışmayı işletme sürecinde de sürdürerek Türkiye’ye örnek bir model oluşturmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı ve Karacaoba Muhtarı Recep Bayraktar da bir kentin gelişmişliğinin sokakları paylaştığı canlılara gösterdiği merhamet ve sorumlulukla ölçüldüğünü belirterek merkezin Nilüfer’e hayırlı olmasını diledi. Konuşmaların ardından protokol üyeleri ve katılımcılar bakım, tedavi ve sahiplendirme alanlarını gezerek yetkililerden bilgi aldı. Açılış gününde hayvanseverler can dostlar için mama bağışında bulunurken, etkinliğe katılan çocuklar da merkezdeki barınak kulübelerini boyadı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Pati Elçileri, Bakımdan Sahiplendirmeye Kesintisiz Destekle Etki Alanını Büyütüyor Haber

Borusan Pati Elçileri, Bakımdan Sahiplendirmeye Kesintisiz Destekle Etki Alanını Büyütüyor

Borusan Grubu’nun kurumsal gönüllülük inisiyatifi “Okyanus Gönüllü Borusanlılar”, sahipsiz ve yardıma muhtaç sokak hayvanlarının yaşam koşullarını iyileştirmek üzere yürüttüğü “Borusan Pati Elçileri” programının kapsamını genişletti. Platform, geçtiğimiz yıldan bu yana iş birliği yaptığı Her Eve Bir Pati Derneği’nin (HEPAD) yanı sıra Kurtaran Ev ile de el ele vererek barınaklardaki 2300 can dostumuzun rehabilitasyon, bakım ve sahiplendirilme süreçlerini destekledi. Patili dostların yanında: Bakım, sosyalleşme ve yeni yuvalar Borusan Pati Elçileri, bizzat barınaklarda görev aldı. HEPAD Bahçe’de ve Kurtaran Ev bünyesindeki yaşam alanlarında kalan hayvanların beslenme ve temel bakım ihtiyaçlarını karşıladı. “Okyanus Gönüllü Borusanlılar”, sahipsiz patili dostların güvenli ortamlarda yaşaması için koruyucu ailelik modeline ve sahiplendirme çağrılarına da destek verdi. HEPAD (Her Eve Bir Pati Derneği) Uçuş Gönüllüsü Programı ile, derneğin himayesindeki terk edilmiş sokak hayvanlarının yurt dışındaki ömürlük yuvalarına güvenle ulaştırılıp yuvalandırılması sağlanıyor. Çalışan emeğiyle büyüyen sorumluluk Borusan Grubu, toplumsal sorunlara kalıcı çözümler üretme yaklaşımını, çalışanların doğrudan sahada yer aldığı gönüllülük projeleriyle destekliyor. 2008 yılında kurulan “Okyanus Gönüllü Borusanlılar” Platformu, Borusanlıların bilgi, deneyim ve kişisel emeklerini kurumsal bir çatıda birleştiriyor. Grup genelinde teşvik edilen bu gönüllülük kültürü sayesinde Borusanlılar; eğitimden çevreye, hayvan haklarından acil yardım faaliyetlerine kadar birçok farklı alanda toplumsal fayda yaratıyor. 2025 genelinde 1.579 Borusanlı gönüllülük faaliyetlerine aktif katıldı. Gönüllülük faaliyetlerinin önemli bir bileşeni olan kapsayıcılık programlarıyla ulaşılan kişi sayısı ise 12.575 oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şanlıurfa Büyükşehir, Otizm ve Ruh Sağlığı Merkezlerini Hizmete Sundu  Haber

Şanlıurfa Büyükşehir, Otizm ve Ruh Sağlığı Merkezlerini Hizmete Sundu 

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda özel gereksinimli bireyler ve ruh sağlığı desteğine ihtiyaç duyan vatandaşlara yönelik önemli bir hizmeti daha kente kazandırdı. Eyyübiye ilçesi 15 Temmuz Mahallesi Kondu Caddesi’nde hizmet verecek Otizm Merkezi ile Toplum ve Ruh Sağlığı Merkezi, düzenlenen törenle açıldı. Açılış törenine Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, İl Sağlık Müdürü Erhan Berk, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Fatih Yılmaz, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları Emrah Karaca, Osman Bilden ve Vedat Akıllı, Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi (Eyyübiye) Başhekimi Dr. Ahmet Çicek, Şanlıurfa Muhtarlar Dernek Başkanı Nevzat Aksoy, Eyyübiye Muhtarlar Derneği Başkanı Mehmet Kestop, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan törende konuşan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, Otizm Merkezi ile Toplum ve Ruh Sağlığı Merkezi’nin kente kazandırılmasının önemine dikkat çekti. Daha önce Liman Ayık Projesi’ni belediyenin en önemli çalışması olarak nitelendirdiğini belirten Gülpınar, yeni merkezlerin de aynı ölçüde büyük önem taşıdığını söyledi. BAŞKAN GÜLPINAR: “BU İKİ PROJE, YAPTIĞIMIZ VE YAPACAĞIMIZ TÜM PROJELERDEN DAHA ÖNEMLİ” Gülpınar, Liman Ayık Projesi’nin bugüne kadar en önem verdikleri proje olduğunu vurgulayarak, “Orada yapılan hizmet, ulaştığımız kesimler ve ailelerin mutluluğu bizim için hiçbir projenin yerini almayacak diye sürekli ifade ettim. Şimdi bugün onunla beraber eşdeğer bir projeye hep birlikte imza atıyoruz. Bana göre bu iki proje, belediye başkanlığımız sürecince yaptığımız ve yapacağımız bütün projelerin toplamından çok daha fazla önem arz ediyor” dedi. Liman Ayık Projesi ile bugüne kadar birçok kişiye ulaşmanın ve ailelere destek olmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirten Gülpınar, “İnşallah bundan sonra da burada gençlerimize ve ailelerimize vesile olacağız. Eminim ki Urfa’mız ve toplumumuz için çok önemli bir hizmeti sizlerle birlikte hep beraber yürüteceğiz. Bugün burada Otizm Merkezimizi ve Toplum ve Ruh Sağlığı Merkezimizi şehrimize kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz” ifadelerini kullandı. BAŞKAN GÜLPINAR: “AİLELERİMİZİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ” Otizmin yalnızca çocukları değil, aileleri de yakından ilgilendiren bir süreç olduğunu belirten Başkan Gülpınar, Otizm Merkezi ile çocukların ihtiyaç duyduğu farklı destekleri tek çatı altında buluşturduklarını ifade etti. Gülpınar, “Sizler bu yolculukta yalnız değilsiniz. Çocuğunuz için verdiğiniz her mücadeleyi, gösterdiğiniz her sabrı, taşıdığınız her kaygıyı çok iyi biliyoruz. Büyükşehir Belediyesi olarak bizim görevimiz, bu yükü sizin omuzlarınızda tek başına bırakmamak; imkânlarımız ölçüsünde her zaman yanınızda olmaktır.” dedi. Otizm Merkezi’nde 0-12 yaş arasındaki otizm tanısı bulunan çocuklara özel eğitim, müzik eğitimi, dil ve konuşma terapisi, fizik tedavi, hareket eğitimi ve psikolojik danışmanlık hizmetleri verildiğini aktaran Gülpınar, merkezin hizmet kapasitesinin de önümüzdeki dönemde artırılacağını kaydetti. Merkeze yeni eğitimci ve hareket-spor eğitmenlerinin dahil edileceğini belirten Gülpınar, otizmli bireyler ve ailelerine yönelik hizmetlerin yaygınlaştırılmasının önemli bir ihtiyaç olduğunu vurguladı. TOPLUM VE RUH SAĞLIĞI MERKEZİNE BÜYÜKŞEHİR’DEN MEKÂN DESTEĞİ Açılışı yapılan diğer merkezin ise Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Toplum ve Ruh Sağlığı Merkezi olduğunu belirten Gülpınar, İl Sağlık Müdürlüğü ile yapılan iş birliği kapsamında merkeze mekân imkânı sağladıklarını söyledi. Merkezde bireylerin gelişimlerini desteklemek ve sosyal hayata daha güçlü şekilde katılımlarını sağlamak amacıyla ergoterapi, resim, el sanatları ve çeşitli kişisel gelişim eğitimlerinin verileceğini belirten Gülpınar, farklı ihtiyaçlara sahip vatandaşlara yönelik iki önemli hizmeti aynı çatı altında buluşturduklarını ifade etti. Başkan Gülpınar, “İnsana dokunmak, ailelerin yanında olmak, çocuklarımızın geleceğine katkı sunmak da belediyeciliğin en önemli vazifelerindendir. Bu merkezin çocuklarımız için güzel gelişmelere, ailelerimiz için kolaylıklara vesile olmasını diliyorum.” diye konuştu. İL SAĞLIK MÜDÜRÜ BERK: “ATIL DURUMDAKİ BİNA ÇOK GÜZEL BİR MERKEZE DÖNÜŞTÜ” İl Sağlık Müdürü Erhan Berk ise daha önce atıl durumda bulunan binanın engelli bireylerin eğitim alacağı önemli bir merkeze dönüştürüldüğünü belirterek, merkezin hayata geçirilmesine verdiği desteklerden dolayı Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar’a teşekkür etti. Şanlıurfa Muhtarlar Dernek Başkanı Nevzat Aksoy ve Eyyübiye Muhtarlar Derneği Başkanı Mehmet Kestop da ilçeye önemli bir merkez kazandırıldığını belirterek, Başkan Gülpınar’a desteklerinden dolayı teşekkürlerini iletti. ÖZEL ÖĞRENCİLERDEN PİYANO VE ŞİİR GÖSTERİSİ Açılışta Otizm Merkezi’nde eğitim gören özel öğrenciler tarafından piyano gösterisi ve şiir dinletisi gerçekleştirildi. Engelsiz Sıra Gecesi ekibinin sahne aldığı program, katılımcılardan ilgi gördü. Programın ardından Başkan Gülpınar ve protokol üyeleri tarafından Otizm Merkezi ile Toplum ve Ruh Sağlığı Merkezi’nin açılış kurdelesi kesildi. Gülpınar ve beraberindeki heyet, daha sonra merkezleri gezerek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. OTİZM MERKEZİNDE FARKLI ALANLARDA DESTEK Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösterecek Otizm Merkezi, 0-12 yaş aralığındaki otizm tanısı bulunan çocuklara yönelik eğitim ve destek hizmetleri sunacak. Merkezde özel eğitim, otizm ve müzik eğitimi, dil ve konuşma terapisi, fizik tedavi, hareket eğitimi ve psikolojik danışmanlık hizmetleri verilecek. Merkezde 1 psikolog, 1 özel eğitim öğretmeni, 1 müzik öğretmeni, 1 dil ve konuşma terapisti, 2 fizyoterapist ve 1 birim sorumlusu görev yapıyor. Hizmet kapasitesinin artırılması amacıyla 4 özel eğitim öğretmeni ile 2 hareket ve spor eğitmeninin daha görevlendirilmesi planlanıyor. TRSM’DE 18 YAŞ ÜZERİ BİREYLERE DESTEK Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Toplum ve Ruh Sağlığı Merkezi ise Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığına ait binada, yapılan iş birliği protokolü kapsamında tahsis edilen alanda hizmet verecek. Merkezde 1 psikiyatri doktoru, 1 sosyal çalışmacı, 2 hemşire, 1 ergoterapist ve 2 halk eğitim usta öğreticisi görev yapıyor. 18 yaş üzerindeki psikoz hastalarına yönelik sağlık, rehabilitasyon ve sosyal destek hizmetlerinin sunulacağı merkezde, bireylerin sosyal hayata daha güçlü şekilde katılım sağlamaları hedefleniyor. Otizm Merkezi ile Toplum ve Ruh Sağlığı Merkezi sayesinde Şanlıurfa’da farklı yaş gruplarındaki bireylere yönelik eğitim, sağlık, rehabilitasyon ve psikososyal destek hizmetlerinin daha koordineli şekilde yürütülmesi amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.