Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rehberlik

Kapsül Haber Ajansı - Rehberlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rehberlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

   YKS’ye Sayılı Günler Kala Velilere Kritik Uyarılar! Haber

  YKS’ye Sayılı Günler Kala Velilere Kritik Uyarılar!

Velilerin en çok dikkat etmesi gereken konulardan birinin beklenti yönetimi olduğunu kaydeden Özgür Akoğlan, “Öğrenci, sınav sonucundan bağımsız olarak sizin sevginizden emin olduğunda, stresini daha kolay yönetebilir. Başarıya giden yolda ‘güvenli liman’ olabilmek değerlidir.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, 20-21 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) kısa bir süre kala ebeveyn tutumlarını değerlendirdi. Evdeki doğal düzeni koruyun YKS’ye günler kala birçok ailede sınav odaklı bir atmosfer oluştuğunu ifade eden Özgür Akoğlan, “YKS’ye kısa bir süre kala öğrencilerin üzerindeki baskı kadar, velilerin üzerindeki görünmez yük de oldukça yoğundur. Bu kritik dönemde hem öğrenciyi sağlıklı bir şekilde desteklemek hem de evin huzurunu korumak, sınav başarısının ötesinde bir öneme sahiptir. Bu süreçte velilerin dikkat etmesi gereken ilk ve en önemli kural, ev içindeki doğal düzeni korumaktır. Sınav yaklaştıkça evi bir ‘sınav kampı’ havasına sokmak, sürekli ‘Ne kadar çalıştın?’, ‘Deneme kaç net geldi?’ gibi sorular sormak öğrenciyi sıkıştırılmış ve baskı altında hissettirir. Günlük rutinlerinizi, yemek saatlerinizi ve genel sohbet konularınızı mümkün olduğunca normal tutmak, öğrencinin sınav dışındaki dünyayla bağını koparmamasını sağlar.” dedi. Sayılar değişir, öğrencinin değeri değişmez Velilerin en çok dikkat etmesi gereken konulardan birinin beklenti yönetimi olduğunu kaydeden Özgür Akoğlan, “Ebeveyn olarak başarabileceğiniz en kıymetli şeylerden biri de beklenti yönetimini sağlıklı bir zemine oturtmaktır. Kıyaslama yapmak, başarıyı sadece yüksek netlere indirgemek veya ‘Emeklerin boşa gitmesin’ gibi dolaylı yollardan suçluluk hissettirebilecek cümleler kurmak, öğrencinin özgüvenini ciddi şekilde zedeler. Bunun yerine, sonucun bir varoluş meselesi olmadığını, sizin için her koşulda değerli olduğunu hissettiren güven tazeleyici bir yaklaşım sergilemelisiniz. Öğrenci, sınav sonucundan bağımsız olarak sizin sevginizden emin olduğunda, stresini daha kolay yönetebilir. Başarıya giden yolda ‘güvenli liman’ olabilmek değerlidir.” diye konuştu. Uyku, beslenme ve sınav lojistiği velilerin desteğiyle planlanmalı Bu dönemde öğrencinin fiziksel ihtiyaçlarının da ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Özgür Akoğlan, “Öğrencinin fiziksel ve biyolojik ihtiyaçlarını desteklemek de tamamen sizin sorumluluğunuzdadır. Sınav gününe en yakın uyku ve beslenme düzenini şimdiden oturtmak, sınav günü oluşabilecek biyolojik aksaklıkların önüne geçer. Ayrıca, sınav giriş belgesi ve sınav yerinin görülmesi gibi lojistik detayları sizin üstlenmeniz, öğrencinin zihnini bu gibi detaylarla yormamasını sağlar. Son olarak, unutmamalısınız ki öğrenciler velilerinin kaygısını bir ayna gibi yansıtır. Sizin sakin, soğukkanlı ve ‘her ne olursa olsun yanındayım’ mesajını veren duruşunuz, öğrencinin bu süreci en az hasarla ve en yüksek performansla tamamlamasına yardımcı olan en büyük destek kaynağıdır. Bu dönemde öğrencinin öğretmeni veya kariyer danışmanı değil, her şeyden önce sınav masasında görünmez bir destek ebeveyni olmanız en doğrusudur.” şeklinde konuştu. Sınavdan çıkar çıkmaz performans sorgulamayın Özgür Akoğlan, velilere sınav sonrasındaki iletişim konusunda da önemli önerilerde bulunarak, “Sınav sonrası iletişim planı oluşturun. Sınavdan çıktığı an, ‘Nasıl geçti?’, ‘Şu soru zor muydu?’ gibi sorular sormak yerine, sınavın bittiğini kabul ederek normal bir akşam planı yapın. Sınavı konuşmak istiyorsa bırakın kendisi açsın; konuşmak istemiyorsa konuyu kapalı tutun.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uzmanlara Göre Sınav Başarısını Son Günlerdeki Ekstra Çaba Değil, Psikolojik Denge Belirliyor Haber

Uzmanlara Göre Sınav Başarısını Son Günlerdeki Ekstra Çaba Değil, Psikolojik Denge Belirliyor

Özellikle son günlerde artan çalışma temposu, düzensiz uyku ve performans baskısının öğrencilerin dikkat ve odaklanma becerilerini zayıflatabileceğini belirten uzmanlar, sınav öncesinde psikolojik hazırlığın en az akademik hazırlık kadar önemli olduğuna dikkat çekiyor. Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınava sayılı günler kala öğrenciler ve ailelerde heyecan giderek artarken, uzmanlar son günlerde yapılan bazı yaygın hataların sınav performansını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Özellikle çalışma temposunu artırmak, yeni konu yetiştirmeye çalışmak, uyku düzenini değiştirmek veya son dakika motivasyon hamlelerine yönelmek yerine, öğrencilerin bugüne kadar yaptıkları hazırlıklara güvenmeleri ve mevcut rutinlerini korumaları öneriliyor. Feyziye Mektepleri Vakfı Florya Işık İlkokulu-Ortaokulu Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölüm Başkanı Burçak Başoğlu Sert, sınava birkaç gün kala öğrencilerin ihtiyaç duyduğu şeyin yeni bilgiler edinmek değil, sahip oldukları bilgi ve deneyimi sağlıklı şekilde kullanabilmek olduğunu belirterek önemli değerlendirmelerde bulundu. Bu Süreç Yeni Bir Şey Eklemekten Çok Yapılanları Taşıyabilme Süreci LGS öncesindeki son günlerin çoğu zaman öğrenciler üzerinde yoğun bir baskı oluşturduğunu belirten Burçak Başoğlu Sert, "Sınava yaklaştıkça öğrenciler eksiklerini daha fazla düşünmeye başlayabiliyor. Çözemediği sorulara, yetiştiremediği konulara veya yapamadığı çalışmalara odaklanabiliyor. Oysa sınav günü eksiklerimizi değil, sahip olduklarımızı kullanacağız. Bu nedenle son günlerde 'Neyi bilmiyorum?' sorusundan çok, 'Neleri yapabiliyorum?' sorusuna odaklanmak gerekir." dedi. Sert, sınav başarısını belirleyen unsurun yalnızca bilgi olmadığını vurgulayarak, "Öğrencinin sahip olduğu bilgiyi sınav anında kullanabilmesi; zihinsel sakinliğine, bedensel dengesine ve kendisiyle kurduğu ilişkiye bağlıdır. Son günlerde yapılması gereken yeni yükler eklemek değil, bugüne kadar verilen emeği güvenle taşıyabilmektir." ifadelerini kullandı. Belirsizlikle Baş Edebilmek de Sınav Sürecinin Bir Parçası Sınav dönemlerinde öğrencilerin yaşadığı kaygının önemli bölümünün belirsizlikten kaynaklandığını belirten Sert, "Bu süreçte zorlayıcı olan yalnızca sınava girmek değildir. Bir noktadan sonra çalışmayı bırakabilmek, sonucu henüz bilmeden verilen emeğe güvenebilmek ve kontrol edemediğimiz kısmı kabul edebilmektir. Aslında öğrenciler yalnızca bir sınava değil, kendi eğitim yolculuklarında önemli bir eşiğe hazırlanıyorlar." diye konuştu. Son Günlerde Değişim Değil İstikrar Önemli Öğrencilerin ve ailelerin sınava sayılı günler kala performansı artırmak amacıyla yeni çalışma yöntemleri, farklı rutinler veya yoğun programlar denemeye yönelebildiğini belirten Burçak Başoğlu Sert, "Sinir sistemi alışık olduğu düzen içerisinde kendini daha güvende hisseder. Bu nedenle uyku saatlerinin korunması, beslenme düzeninin değiştirilmemesi ve günlük rutinin mümkün olduğunca sürdürülmesi önemlidir. Son günlerde amaç performansı artırmak değil, sistemi dengede tutmaktır. Uzun bir yolculuğun son kilometrelerinde yeni bir rota aranmaz; kişi elindeki haritaya yeniden bakar, yönünü kontrol eder ve güvenle yoluna devam eder. Sınav öncesindeki son günler de tam olarak böyle değerlendirilmelidir." dedi. Sınavdan Bir Gün Önce Belirsizlikleri Azaltın Sınavdan bir gün önce artık akademik hazırlığın büyük ölçüde tamamlandığını belirten Sert, öğrencilerin bu aşamada öngörülebilirliğe ihtiyaç duyduğunu söyledi. "Sınava giderken kullanılacak kıyafetlerin hazırlanması, gerekli belgelerin önceden kontrol edilmesi, ulaşım planının netleştirilmesi ve mümkünse sınava girilecek okulun önceden görülmesi öğrencinin zihinsel yükünü azaltır." diyen Sert, amaçlarının kontrol duygusunu artırmak değil, gereksiz belirsizlikleri azaltmak olduğunu ifade etti. Kaygıyı Yok Etmeye Çalışmayın Sınav sırasında heyecan ve kaygı hissedilmesinin son derece doğal olduğunu belirten Sert, öğrencilerin bu duyguları tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine yeniden sorulara ve sürece dönebilmelerinin daha önemli olduğunu vurguladı. Sert, "Kaygı hissetmek başarısız olacağınız anlamına gelmez. Böyle anlarda öğrencilerin daha önce çözdükleri denemeleri, üstesinden geldikleri zorlukları ve verdikleri emeği hatırlamaları faydalı olacaktır. Ayrıca unutulmamalıdır ki bu bir sıralama sınavıdır. Sorular zor geldiyse büyük ihtimalle diğer öğrenciler için de zordur." dedi. "Bir Sınav Sonucu Çocuğun Hayatının Tamamını Belirlemez" LGS'nin öğrencilerin eğitim yolculuğundaki önemli duraklardan biri olduğunu ancak hayatın tamamını belirleyen bir unsur olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Sert, "Bir sınav sonucu çocuğun hayatının filmi değil, yalnızca bir karesidir. O kareye bakarak bütün hikâyeyi değerlendirmek doğru değildir. Bu süreçte önemli olan öğrencilerin gösterdiği emek, geliştirdiği beceriler ve kazandığı deneyimlerdir." ifadelerini kullandı. Sınav Sonrasında İlk İhtiyaç Değerlendirilmek Değil, Karşılanmaktır Sınav sonrasında ailelerin yaklaşımının da büyük önem taşıdığına dikkat çeken Burçak Başoğlu Sert, "Öğrenciler sınavdan yalnızca bir puan ihtimaliyle değil, aynı zamanda bir duygu hâliyle çıkacaklar. Bu nedenle ilk ihtiyaçları performanslarının değerlendirilmesi değil, duygularının görülmesidir. Nasıl geçtiğini kendi istedikleri kadar anlatmalarına alan açmak ve yanlarında olduğumuzu hissettirmek en değerli destektir." açıklamasında bulundu. Sınav sonrasında yapılacak küçük planların da öğrencileri rahatlatabileceğini belirten Sert, "Sevilen bir yemek, aileyle geçirilen keyifli bir zaman ya da uzun süredir ertelenen bir etkinlik sınav sonucundan bağımsız olmalıdır. Çünkü ödüllendirilmesi gereken şey sonuç değil, aylar boyunca sürdürülen emektir. LGS'ye birkaç gün kala ihtiyaç duyulan şey yeni bir şey eklemekten çok, bugüne kadar verilen emeğe güvenebilmektir. Bu son günler performansı artırma zamanı değil, yapılanları sakinlikle taşıma zamanıdır. Tüm öğrencilerimize bilgi ve deneyimlerini en iyi şekilde kullanabildikleri, kendilerine güvenerek ilerleyebildikleri başarılı bir sınav süreci diliyoruz." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Anneleri Değişen Dünyada Daha Bilinçli Tercihler Yapıyor Haber

Türkiye’nin Anneleri Değişen Dünyada Daha Bilinçli Tercihler Yapıyor

FutureBright’ın gerçekleştirdiği “Türkiye’nin Anneleri” araştırması, bu dönüşümün izlerini ortaya koyarken, araştırmanın sonuçları Perakende Günleri 2026 kapsamında düzenlenen “Değişimle Büyümek” oturumunda değerlendirildi. ebebek, Perakende Günleri 2026 kapsamında düzenlenen “Değişimle Büyümek: Dünden Bugüne Birlikte Büyüyen marka Nasıl Olunur” oturumunda, ebeveynlik anlayışındaki dönüşümü ve bu değişimin perakende sektörüne etkilerini ele aldı. Gazeteci ve yazar Nilay Örnek’in moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda, ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz ile FutureBright Grup Kurucu Ortağı Başak Abdula; mega şehirleşmenin aile yapısına etkisinden dijitalleşmenin ebeveyn davranışlarını nasıl dönüştürdüğüne kadar birçok başlığı değerlendirirken, ebebek ve FutureBright iş birliğiyle gerçekleştirilen “Türkiye’nin Anneleri” araştırmasının sonuçlarını da paylaştı. Araştırma, günümüz ebeveynlerinin yalnızca ürün değil; güvenilir bilgi, rehberlik ve karar süreçlerinde destek aradığını ortaya koyarken, Türkiye’nin gelecekteki tüketim dinamiklerine de ışık tuttu. “Günümüz anneleri tek bir profile sığmıyor” FutureBright tarafından gerçekleştirilen “Türkiye’nin Anneleri” araştırması, günümüz annelerinin tek bir profil altında değerlendirilemeyeceğini; sosyal, sevecen ve uyumlu özelliklerinin yanı sıra disiplinli, kontrollü ve yüksek sorumluluk bilinci taşıyan çok katmanlı bir yapıya sahip olduklarını ortaya koydu. Araştırmaya göre anneler, öğrenmeye açık, meraklı ve araştırmacı yönleriyle öne çıkarken, güven ve kontrol ihtiyacını da güçlü şekilde koruyor. Bulgular, ebeveynliğin geçmişe kıyasla çok daha bilinçli, planlı ve aktif yönetilen bir sürece dönüştüğüne işaret ediyor. Türkiye’nin en büyük tüketici kitlesi ebeveynlerden oluşuyor Oturumun perakende içgörüleri bölümünde ise “2026’da Kim Harcayacak?” araştırmasının sonuçları değerlendirildi. Araştırmaya göre Türkiye nüfusunun yüzde 43’ünü oluşturan ve ağırlıklı olarak ebeveynlerden meydana gelen “Evrenin Koruyucuları” segmenti, 2026’nın en büyük tüketici kitlesi olarak öne çıkıyor. Aileyi merkeze alan bu segmentin, harcamalarını tamamen kısmak yerine önceliklerini yeniden belirlediği özellikle aile ve çocuk söz konusu olduğunda kalite, güven ve doğru tercih hissi sunan markalara yöneldiği paylaşıldı. Oturumda konuşan ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz, ebeveynlerin ihtiyaçlarının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini belirterek şunları söyledi: "Bugün bebeveynler yalnızca ürün değil; doğru bilgi, güvenilir yönlendirme ve ihtiyaç duydukları anda yanlarında olacak bir yol arkadaşı da arıyor. ebebek olarak 25 yıldır değişen ihtiyaçları yakından takip ediyor, mağazalarımızdan dijital kanallarımıza kadar her temas noktasında bebeveynlerin karar anlarında yanında yer alıyoruz. Çünkü biliyoruz ki her bebeveynin aklındaki temel soru aynı: ‘Doğruyu yapıyor muyum?’ Biz de bu soruya güven veren bir rehberlikle eşlik etmeyi amaçlıyoruz." Tam da bu anlayışla geliştirdiğimiz Bebekoloji yaklaşımıyla, bebeveynlerin yalnızca ürün ihtiyaçlarına değil, bilgi ve danışmanlık ihtiyaçlarına da destek oluyoruz. Uzman görüşlerini, deneyimi ve güvenilir bilgiyi erişilebilir kılarak bebeveynlerin kendilerini daha bilinçli ve daha güvende hissetmelerine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Çünkü bizim için önemli olan sadece ürün sunmak değil, bebeveynlik yolculuğunun her aşamasında güvenilir bir yol arkadaşı olabilmek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Turizm Haftası’nda Kruvaziyer Rüzgârı! Haber

Turizm Haftası’nda Kruvaziyer Rüzgârı!

Turizm Haftası dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Sea Genesis Group Başkanı Ahmet Yazıcı, kruvaziyer turizminin sadece tatil tercihi değil, aynı zamanda yüksek ekonomik katkı yaratan stratejik bir alan olduğuna dikkat çekti. 15–22 Nisan Turizm Haftası kapsamında turizm sektörünün farklı alanlarına yönelik değerlendirmeler gündeme gelirken, bu yıl öne çıkan başlıklardan biri de kruvaziyer turizmi oldu. Havaların ısınması, yaz sezonuna dönük erken planlamaların hızlanması ve özellikle tatilcilerin fiyat-performans dengesine daha fazla önem vermesi, gemi turizmine olan ilgiyi belirgin şekilde artırdı. Son dönemde hem yerli hem yabancı turistin daha planlı, daha kontrollü ve daha avantajlı tatil alternatiflerine yönelmesi, kruvaziyer turlarını yeniden güçlü bir seçenek haline getirdi. Konuyla ilgili açıklama yapan Sea Genesis Group Başkanı Ahmet Yazıcı, kruvaziyer turizminin artık yalnızca belli bir gelir grubuna hitap eden sınırlı bir tatil modeli olmadığını, değişen tüketici alışkanlıklarıyla birlikte çok daha geniş bir kitle tarafından tercih edilmeye başlandığını belirtti. Yazıcı, “Bugün tatil planı yapan insanlar sadece destinasyona değil, toplam deneyime, maliyet avantajına ve zaman yönetimine de bakıyor. Kruvaziyer turizmi bu anlamda çok güçlü bir alternatif sunuyor. Konaklama, ulaşım, yeme-içme ve farklı destinasyonları tek bir plan içinde birleştirebilmesi, bu alanı her geçen gün daha cazip hale getiriyor” dedi. Fiyat Avantajı Talebi Hızlandırdı Turizm sektöründe son yıllarda en belirleyici unsurlardan biri maliyet yönetimi olurken, kruvaziyer turizmi sunduğu bütünleşik yapı sayesinde tüketici tarafında daha kontrollü bir tatil modeli olarak öne çıkıyor. Otel, restoran, ulaşım ve ekstra harcamaların ayrı ayrı planlandığı klasik tatil anlayışına kıyasla, kruvaziyer turlarının tek paket içinde sunduğu avantajlar özellikle erken rezervasyon döneminde ciddi talep görüyor. Tabloya ilişkin değerlendirme yapan Ahmet Yazıcı, “Özellikle havaların ısınmasıyla birlikte tatil planları daha görünür hale geliyor. Bu dönemde insanlar bütçelerini daha dikkatli kullanmak istiyor. Kruvaziyer turizmi ise birçok hizmeti tek çatı altında sunduğu için fiyat avantajı yaratıyor. Bu da gemi turlarına olan ilgiyi artırıyor. Sadece lüks segmentte değil, farklı bütçelere hitap eden seçeneklerde de talebin yükseldiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı. Yazıcı, tüketici davranışlarında yaşanan değişimin kruvaziyer turizmini daha görünür hale getirdiğini vurgulayarak, artık tatilcilerin yalnızca bir yerde konaklamayı değil, tek seyahatte birden fazla deneyim yaşamayı önemsediğini söyledi. Bu durumun kruvaziyer turizmini klasik tatil anlayışından ayrıştırdığını belirten Yazıcı, gemi turlarının hem ekonomik hem de deneyim odaklı yeni bir seyahat modeli sunduğunu ifade etti. Kruvaziyer Turizmi Ekonomik Katma Değeriyle Öne Çıkıyor Kruvaziyer turizmi yalnızca yolcu sayılarıyla değil, yarattığı ekonomik etkiyle de dikkat çekiyor. Liman şehirlerine gelen kruvaziyer yolcuları; yeme-içme, alışveriş, ulaşım, rehberlik ve tur hizmetleri başta olmak üzere birçok sektörde doğrudan ekonomik hareketlilik yaratıyor. Kısa süreli ziyaretlerine rağmen yüksek harcama eğilimi gösteren bu yolcu profili, özellikle şehir ekonomileri açısından önemli bir değer oluşturuyor. Kruvaziyer turizminin Türkiye açısından çok boyutlu bir ekonomik katkı sunduğunu belirten Yazıcı, “Bu alanı yalnızca bir tatil modeli olarak değerlendirmek eksik olur. Kruvaziyer turizmi, liman şehirlerinde esnaftan hizmet sektörüne kadar geniş bir ekonomik zinciri harekete geçiriyor. Aynı zamanda döviz girdisi sağlıyor, turizm gelirlerinin çeşitlenmesine katkıda bulunuyor ve sezonu daha dengeli hale getiriyor. Dolayısıyla burada oluşan hareketlilik yalnızca sektörel değil, doğrudan ekonomik bir değer üretiyor” diye konuştu. Kruvaziyer turizminin bir diğer önemli etkisinin de turizmi belirli aylara sıkışan yapıdan uzaklaştırması olduğuna dikkat çeken Yazıcı, seferlerin yılın farklı dönemlerine yayılmasının sektör açısından daha sürdürülebilir bir yapı oluşturduğunu belirtti. Yazıcı, bu modelin hem turizm profesyonelleri hem de şehir ekonomileri için daha istikrarlı bir gelir yapısı oluşturduğunu vurguladı. Turizm Haftası’nda Dikkatler Gemi Turizmine Çevrildi Turizm Haftası’nın, sektörün mevcut performansını değerlendirmek ve gelecek dönem hedeflerini konuşmak açısından önemli bir zaman dilimi olduğuna işaret eden Ahmet Yazıcı, bu yıl kruvaziyer turizminin daha fazla gündeme gelmesinin tesadüf olmadığını söyledi. Yazıcı, artan talep, fiyat avantajı ve değişen küresel tatil alışkanlıklarının bu alanı daha görünür hale getirdiğini belirterek, “Turizm Haftası, sadece elde edilen rakamların konuşulduğu bir dönem değil; aynı zamanda geleceğin turizm modelinin tartışıldığı bir alan. Bugün baktığımızda kruvaziyer turizmi hem ekonomik katkısı hem de değişen seyahat beklentilerine verdiği cevapla öne çıkıyor. İnsanlar artık daha pratik, daha avantajlı ve daha çok deneyim sunan tatil modellerine yöneliyor. Gemi turizmi de tam bu noktada güçlü bir karşılık veriyor” dedi. Yeni Dönemin Tatil Anlayışında Gemiler Daha Güçlü Yer Tutuyor Son yıllarda seyahat tercihlerinde öne çıkan en önemli başlıklardan biri de “tek seyahatte çoklu deneyim” yaklaşımı oldu. Tatilciler artık yalnızca bir otelde kalmayı değil, farklı durakları görebilmeyi, zamanlarını daha verimli kullanmayı ve harcamalarını daha kontrollü yapabilmeyi önemsiyor. Bu yeni tatil anlayışı, kruvaziyer turizmini daha geniş kitlelere açan başlıca nedenlerden biri olarak değerlendirildiğini söyleyen Yazıcı, “Kruvaziyer turizmi bugün artık sadece denizde yapılan bir tatil değil; planlama kolaylığı, maliyet avantajı, çoklu destinasyon deneyimi ve ekonomik katkısı ile çok yönlü bir değer alanı. Turizm Haftası vesilesiyle bu alanın daha fazla konuşulmasını çok kıymetli buluyoruz. Türkiye’nin kruvaziyer turizminde daha güçlü bir konuma ulaşacağına ve bu alandaki hareketliliğin önümüzdeki dönemde daha da artacağına inanıyoruz.” açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bulutistan ve TRAI’den Türkiye’nin Yapay Zeka Girişimlerine Stratejik Destek Haber

Bulutistan ve TRAI’den Türkiye’nin Yapay Zeka Girişimlerine Stratejik Destek

Türkiye’de yapay zeka girişimlerinin başarıya ulaşması için yalnızca iyi fikirler değil; güçlü teknoloji altyapısı doğru ekosistem bağlantıları ve stratejik rehberliğin bir arada sunulması kritik önem taşıyor. Bu anlayışla Bulutistan ve TRAI iş birliği ile hayata geçirilecek Yapay Zeka Odaklı Hızlandırma Programı; girişimlere uçtan uca bir büyüme ve ölçeklenme modeli sunuyor. Program, girişimlerin doğru müşterilere erişmesini, kurumsal iş birlikleri geliştirmesini, mentorluk desteği almasını ve yatırımcılarla buluşmasını sağlayan kapsamlı bir ekosistem olarak uygulanıyor. Bu stratejik ortaklık ile Türkiye’de yapay zeka alanında üreten, gelişen ve küresel ölçekte büyümeyi hedefleyen girişimler için yeni fırsatlar yaratırken; girişimcilik ekosistemi ile kurumsal dünya arasındaki köprüyü daha güçlü hale getirmesi hedefleniyor. Bu ortaklık, yalnızca bugünün girişimlerini değil, Türkiye’nin yapay zeka odaklı geleceğini de şekillendirmeyi amaçlanıyor. Bu iş birliğini benzerlerinden ayıran en önemli unsur bulut altyapısı gücü ile yapay zeka ekosistem uzmanlığının bir araya getirmesi olarak ön plana çıkıyor. Bulutistan’ın güçlü teknoloji altyapısı ve kurumlarla olan bağı, TRAI’nin girişimcilik, yapay zeka ve ekosistem geliştirme konusundaki derin deneyimiyle birleşerek, Türkiye’de girişimlerin ölçeklenmesine gerçek anlamda katkı sunacak bütüncül bir yapı oluşuyor. Girişimlerin Ölçeklenmesini Hızlandıran Bütüncül Model TRAI, sahip olduğu geniş girişim, kurumsal üye ve paydaş ağı ile programa stratejik katkı sunarak; nitelikli girişimlerin belirlenmesi, potansiyel müşterilerle buluşturulması, mentorluk süreçlerinin desteklenmesi ve yatırımcı karşısında daha güçlü konumlanmalarının sağlanması gibi kritik alanlarda aktif rol üstleniyor. Böylece girişimlerin yalnızca görünürlük kazanması değil; somut iş fırsatlarına ulaşması, ticarileşme süreçlerini hızlandırması ve sürdürülebilir büyüme elde etmesi amaçlanıyor. Bulutistan’ın yüksek performanslı, güvenli ve ölçeklenebilir bulut altyapısı ile kurumsal dünyayla kurduğu güçlü bağ; TRAI’nin girişimcilik, yapay zeka ve ekosistem geliştirme alanındaki deneyimiyle birleşerek, Türkiye’de girişimlerin ölçeklenmesine gerçek anlamda katkı sağlayan bütüncül bir model ortaya koyuyor. Türkiye’de yapay zeka girişimleri için güçlü bir gelecek vizyonu TRAI CEO’su Halil Aksu, “Bu ortaklıkla verilmek istediğimiz mesaj çok net. Türkiye’de yapay zeka girişimlerinin başarıya ulaşması için yalnızca iyi fikirler değil; güçlü teknoloji altyapısı, doğru bağlantılar, doğru rehberlik ve doğru fırsatlar gerekir. Bulutistan ve TRAI iş birliği, Türkiye’nin yapay zeka ekosisteminde yeni başarı hikayelerinin doğmasına zemin hazırlarken, girişimcilik ile kurumsal dünya arasında çok daha güçlü bir köprü kurulmasına da katkı sağlayacak. Bu stratejik ortaklık, yalnızca bugünün girişimlerini değil, Türkiye’nin yapay zeka odaklı geleceğini de şekillendirmeyi hedefliyor” dedi. Altyapı gücü ile ekosistem uzmanlığını birleştiren stratejik model Bulutistan & SabancıDx CEO’su Mehmet Fırat ise, “Bu iş birliğini benzerlerinden ayıran en önemli unsur bulut altyapısı gücü ile yapay zeka ekosistem uzmanlığının bir araya getirmesi. Bulutistan’ın güçlü teknoloji altyapısı ve kurumlarla olan bağı, TRAI’nin girişimcilik, yapay zeka ve ekosistem geliştirme konusundaki derin deneyimiyle birleşerek, Türkiye’de girişimlerin ölçeklenmesine gerçek anlamda katkı sunacak bütüncül bir yapı oluşturmaktadır” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom’dan 7. Sınıf Öğrencilerine Ücretsiz Sınav Fırsatı Haber

Türk Telekom’dan 7. Sınıf Öğrencilerine Ücretsiz Sınav Fırsatı

Türkiye'nin öncü eğitim teknolojileri şirketi ve Türk Telekom’un iştiraki Sebit, ürettiği eğitim çözümleriyle milyonlarca öğrenciyi eğitim serüvenleri boyunca desteklemeyi sürdürüyor. Sebit’in 38 yılı aşkın Ar-Ge deneyimiyle 8. sınıf öğrencileri için hayata geçirdiği Vitamin LGS; kişiselleştirilmiş çalışma programları, etkileşimli öğretmen anlatımları, performansı ve eksikleri gösteren detaylı gelişim raporları ve yıl boyunca iki haftada bir online bire bir canlı rehberlik desteğiyle sınava hazırlık döneminde öğrencilerin en büyük yardımcısı oluyor. Sınav hazırlığında öğrencileri dijital-basılı içerikleri ve iki haftada bir rehberlik görüşmeleriyle adım adım destekleyen Vitamin LGS, 7. sınıfta okuyan öğrenciler için Türkiye genelinde ücretsiz deneme sınavı düzenliyor. Öğrencilerin eksiklerini belirleyip çalışma planlarını optimize etmelerini hedefleyen LGS provası, 19 Nisan Pazar günü online olarak gerçekleştirilecek. LGS formatında ve 7. sınıf konularını kapsayacak şekilde hazırlanan “7. Sınıflar için Vitamin LGS Türkiye Geneli Ücretsiz Deneme Sınavı”na katılmak isteyen adaylar, www.vitaminegitim.com adresi üzerinden formu doldurarak ücretsiz kayıt işlemlerini yapabilirler. Zengin içerik ve LGS hazırlığında uzman rehberliği Vitamin LGS, 16 bin soruluk dev dijital havuzu ve sistemle uyumlu 28 soru bankasıyla öğrencilere yeni nesil soruları çözme konusunda büyük bir deneyim kazandırıyor. Akıllı çalışma sistemiyle okuduğunu anlama, problem çözme ve analiz etme gibi üst düzey becerileri geliştiren platform; öğrencilerin gelişimini gösteren raporlar, “Adım Kartları Seti” ve yıl boyunca iki haftada bir uzmanlarla bire bir canlı rehberlik olanaklarını tek bir çatı altında buluşturuyor. LGS birincilerinin tercihi Sınava hazırlık sürecinde öğrencilere eksiksiz bir kaynak ve güvenilir yol haritası sunan Vitamin LGS, başarısıyla da öne çıkıyor. Platform; 2023, 2024 ve 2025 yıllarındaki LGS maratonlarında tüm soruları doğru yanıtlayarak tam puan alma başarısı gösteren 178 öğrencinin de tercihi oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul Bilgi Üniversitesi ile İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü Arasında Eğitim İşbirliği Haber

İstanbul Bilgi Üniversitesi ile İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü Arasında Eğitim İşbirliği

İstanbul Bilgi Üniversitesi ile İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü arasında öğrencilerin başarı seviyelerini yükseltecek tüm eğitim hizmetlerinin niteliğini artırmak; onların sosyal, kültürel ve akademik gelişimlerini desteklemek, öğretmenler ile okul yöneticilerinin mesleki yeterliliklerinin geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla bir iş birliği kuruldu. santralistanbul Kampüsü’nde gerçekleşen protokol imza töreni İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür, İstanbul Bilgi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ulusoy, Mütevelli Heyet Üyesi Levent Çetin ile Rektör Prof. Dr. M. Ege Yazgan’ın katılımıyla gerçekleşti. İmzalanan protokol ile İstanbul’da ortaöğretim öğrencilerinin akademik başarı düzeylerinin yükseltilmesi ve üniversiteye hazırlık sürecinde akademik farkındalıklarının artırılmasına yönelik eğitim programlarının hayata geçirilmesi amaçlanıyor. Bu kapsamda, ortaöğretim öğrencilerine yönelik meslek tanıtım programları, seminerler, konferanslar ve rehberlik faaliyetleri düzenlenecek. Öğretmenlere ve okul yöneticilerine uygulamalı eğitimler İş birliği kapsamında ayrıca İstanbul Bilgi Üniversitesi tarafından İstanbul’da Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenler, okul yöneticileri ile personeline mesleki yeterliliklerini geliştirecek hizmet içi uygulamalı eğitimler verilecek. Ayrıca öğretmenler, okul yöneticileri ile personeli için İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin lisans, önlisans ve lisansüstü programlarının eğitim ücretlerinde ek indirim imkânı sağlanacak. İstanbul Bilgi Üniversitesi, İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından yürütülen ulusal ve uluslararası bilim ve teknoloji projelerine akademik ve teknik destek sağlayacak. Velilere yönelik projelerin de hayata geçirileceği iş birliği kapsamında; sanatsal, kültürel, sportif, akademik ve çevre bilinci oluşturmaya yönelik etkinlikler de düzenlenecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lactalis Türkiye Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi İlkeleri’ne İmza Attı Haber

Lactalis Türkiye Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi İlkeleri’ne İmza Attı

Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) ve Birleşmiş Milletler Global Compact ortaklığında oluşturulan WEPs; kadınların iş yerinde ve toplumda güçlenmesini destekleyen eşitlikçi ve kapsayıcı uygulamaların yaygınlaştırılmasını amaçlıyor. Bu imzayla, Lactalis Türkiye kadınların liderlik rollerindeki temsiliyetini artırma, fırsat eşitliği temelli insan kaynakları süreçlerini geliştirme ve güvenli, kapsayıcı bir çalışma ortamı oluşturma konusundaki kararlılığını uluslararası düzeyde teyit etmiş oldu. “WEPs inisiyatifinin bir parçası olmak, toplumsal cinsiyet eşitliğini iş kültürümüzde sürekli geliştirme kararlılığımızı destekleyen değerli bir adım,” diyen Lactalis Türkiye CEO’su Onur Barım, sözlerine şöyle devam etti: “İnsan kaynakları süreçlerimizi herkes için eşit fırsat ilkesiyle yönetiyor, çeşitlilik ve kapsayıcılığın sürdürülebilir iş başarısının temel unsurları olduğuna inanıyoruz. Bugün üst yönetim ekibimizde kadın oranımız yüzde 40. Ar-Ge Merkezi’mizdeki mühendis ve uzman kadromuzun ise yüzde 56’sı yani yarısından fazlası kadınlardan oluşuyor. Önümüzdeki dönemde tüm kademelerde kadın temsilini daha da artırmayı hedefliyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirmek, kadınların iş gücüne eşit katılımını desteklemek ve kadınlar ile kız çocuklarının güçlenmesine yönelik sosyal etkisi yüksek projeler üretmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. WEPs imzasının bu yolculukta bize önemli bir rehberlik sağlayacağına inanıyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.