Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rehberlik

Kapsül Haber Ajansı - Rehberlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rehberlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AgeSA’dan Alzheimer Hastalarına ve Yakınlarına Akıllı Destek Haber

AgeSA’dan Alzheimer Hastalarına ve Yakınlarına Akıllı Destek

1 milyon 250 bin TL hibe desteğiyle gerçekleştirilen proje kapsamında, 19 ilde toplam 534 Alzheimer hastası ve yakınına ulaşıldı. Projenin merkezinde, Bluetooth teknolojisiyle çalışan ve Alzheimer hastalarının yakınları tarafından kolaylıkla takip edilebilmesini sağlayan Akıllı Anahtarlık-Tag (Alz-TAG) yer aldı. Proje, teknolojik bir cihazın hastalara ulaştırılmasının ötesine geçerek, hasta yakınlarının bu teknolojiyi günlük bakım rutinlerine nasıl dahil edebileceklerini öğrenmelerini ve olası riskleri daha etkin yönetebilmelerini hedefledi. Teknoloji, eğitim ve rehberlik bir arada Alzheimer hastalığında bakım süreci yalnızca hastanın değil, bakım veren yakınlarının da yaşamını önemli ölçüde etkiliyor. Özellikle hastanın evden uzaklaşması veya kaybolması ihtimali, hasta yakınları açısından sürekli bir endişe ve tetikte olma hali yaratabiliyor. Alz-TAG Projesi bu sorundan yola çıkarak, kaybolma riskini azaltacak teknolojik bir çözümü, hasta yakınlarının bilgi ve farkındalığını artıran eğitimlerle destekledi. Proje kapsamında hasta yakınlarına yalnızca cihazın kullanımı anlatılmadı; teknolojinin hasta bakım sürecine nasıl entegre edilebileceği, güvenlik risklerinin nasıl yönetilebileceği ve olası risklere karşı nasıl hazırlıklı olunabileceği konusunda da destek sağlandı. Böylece teknoloji, günlük bakım pratiğinin bir parçası haline getirilirken hasta yakınlarının kendilerini daha hazırlıklı ve güvende hissetmelerine katkı sunuldu. Projenin etki değerlendirme sonuçları da bu bütüncül yaklaşımın karşılığını ortaya koydu. Alz-TAG’i rutinlerine entegre eden hasta yakınlarının tamamı stres seviyelerinde düşüş yaşadığını belirtirken, bakım verenlerin yaygın anksiyete puanlarında ortalama yüzde 7,7 düşüş kaydedildi. Katılımcıların yüzde 84’ü teknolojik cihazların hasta bakımına nasıl entegre edileceği konusunda yeterli bilgiye ulaştığını ifade ederken, yüzde 80’inin güvenlik riskleri ve risk yönetimi konusundaki farkındalığının arttığı görüldü. Cihazın günlük yaşamdaki kullanımına ilişkin sonuçlar da dikkat çekti. Hasta yakınlarının yüzde 58’i Alz-TAG’i her gün kullandığını, yüzde 66’sı ise cihazın hastanın güvenliğini sağlama noktasında önemli bir yardımcı olduğunu belirtti. Projeye katılanların tamamının cihazı başka hasta yakınlarına kesinlikle önereceğini ifade etmesi ise modelin kullanıcılar açısından yarattığı değeri ortaya koydu. 534 hastadan daha geniş bir etki alanına Alz-TAG Projesi, doğrudan a ulaştığı kişilerle sınırlı kalmayan bir etki alanı da oluşturdu. Türkiye Alzheimer Derneği’nin 19 şubesi ve yaklaşık 60 gönüllüsünün katkısıyla yürütülen proje, hasta yakınlarının derneğin ücretsiz ve erişilebilir destek hizmetleriyle daha yakından tanışmasına, gönüllü ve hasta yakını ağının güçlenmesine de katkı sağladı. Projenin ortaya koyduğu sonuçlar, modelin kamu hizmetleriyle nasıl bütünleştirilebileceğine ilişkin yeni iş birliklerinin de önünü açtı. Yerel otoritelerle modelin kamu hizmetlerine entegrasyonu için somut çalışmalar başlatılırken, projenin finansal sürdürülebilirliği açısından da önemli adımlar atıldı. Alz-TAG’in yarattığı etki sayesinde Finansal Kurumlar Birliği’nden 251 bin TL ek bağış sağlandı. Bunun yanı sıra maraton koşularıyla oluşturulan 860 bin TL’lik kaynak sayesinde 83 yeni hasta ve hasta yakınına daha Smart-Tag ulaştırıldı. Böylece proje, başlangıçta belirlenen yararlanıcı grubunun ötesine geçerek farklı paydaşların katkısıyla büyüyen ve kendi etki alanını genişleten bir modele dönüştü. Projenin saha uygulamasından elde edilen nitelikli veriler ise akademik bir çıktıya dönüştürüldü. Alz-TAG modeli kapsamında elde edilen bulgularla hazırlanan bilimsel bildiri, Lyon’da düzenlenen Uluslararası Alzheimer Kongresi’nde sunuldu. Bu gelişme, Türkiye’de geliştirilen modelin yalnızca sosyal etkisini değil, bilimsel açıdan da paylaşılabilir ve değerlendirilebilir bir çalışma niteliği taşıdığını ortaya koyuyor. AgeSA Hayat ve Emeklilik Ürün Yönetimi, Marka ve Kurumsal İletişim Genel Müdür Yardımcısı Roşan Dilek, projenin sonuçlarıyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “AgeSA olarak, ‘mutlu bireyleri olan güven dolu bir toplum’ için işimizin özündeki iyiliği sunmayı varlık nedenimiz olarak görüyoruz. Her Yaşta projemizle beş yılı aşkın süredir Türkiye’de yaşlanmaya hazırlık konusunda farkındalık yaratmayı, yaşlılığa dair kalıplaşmış algıları dönüştürmeyi ve daha aktif, sağlıklı, güvenli bir yaş alma kültürüne katkı sunmayı hedefliyoruz. Her Yaşta Fonu ile bu vizyonu sivil toplumun uzmanlığı ve sahadaki deneyimiyle buluşturuyoruz. Alz-TAG Projesi’nin sonuçları da eğitim, teknoloji ve çok paydaşlı iş birliğiyle insanların hayatına somut biçimde dokunan sosyal etki modelleri geliştirilebileceğini gösterdi. 534 hasta ve yakınına ulaşılması, bakım verenlerin risk yönetimi kapasitesinin güçlenmesi ve kaygı düzeylerinde düşüş sağlanması bizim için çok kıymetli. AgeSA olarak, yaşlanma alanında kalıcı değer yaratan, güvenli ve iyi yaşamı destekleyen modellerin gelişmesine katkı sunmayı sürdüreceğiz.” Sivil Toplum için Destek Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Betül Selcen Özer, AgeSA ile kurulan iş birliğinin yaşlıların ihtiyaçlarının görünür kılınmasına ve bu alandaki dayanışmanın büyümesine katkı sunduğunu belirtti. Özer, “Her Yaşta Fonu, yaşlılık alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının güçlenmesine alan açarken, yaşlıların haklarına erişebildiği, karar alma süreçlerine katılabildiği ve toplumun eşit üyeleri olarak yaşamlarını sürdürebildiği bir yaşamın mümkün olduğunu hatırlatıyor. Biz de sivil toplum kuruluşlarıyla bağışçıları bir araya getirerek bu alandaki çalışmaların güçlenmesine katkı sunmaya devam ediyoruz” dedi. Türkiye Alzheimer Derneği Proje Koordinatörü Ezgi Gizem Gürbüz ise proje kapsamında elde edilen deneyimin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Alzheimer hastalığında bakım süreci, hasta kadar hasta yakınlarının da yaşamını derinden etkileyen çok boyutlu bir deneyim. Özellikle kaybolma riski, hasta yakınlarının günlük hayatında sürekli tetikte olma halini beraberinde getiriyor. Alz-TAG Projesi ile bu ihtiyaca yalnızca bir teknoloji desteğiyle değil; eğitim, rehberlik, takip ve dayanışmayı bir araya getiren bütüncül bir modelle yanıt verdik. Proje süresince aldığımız geri bildirimler, bu desteğin ailelerin hayatında ne kadar somut bir karşılık bulduğunu gösterdi. 19 şubemizin ve 60’a yakın gönüllümüzün katkısıyla 534 hasta ve yakınına ulaşmak, Alzheimer Derneği olarak bizim için de önemli bir kurumsal öğrenme ve dayanışma deneyimi oldu. Bu proje sayesinde hasta yakınları, derneğimizin ücretsiz ve erişilebilir destek sağlayan yönünü daha yakından tanıdı; gönüllü ve hasta yakını ağımız güçlendi. Hasta yakınlarından aldığımız çok sayıda teşekkür telefonu, projenin gerçek bir ihtiyaca dokunduğunu görmemiz açısından bizim için çok değerliydi. Ayrıca modelin yerel yönetimlerin gündemine girmesi, ek bağışlar ve kampanyalarla projenin finansal sürdürülebilirliğine yönelik adımlar atılması, Alz-TAG’in yalnızca yararlanıcılar üzerinde değil, farklı paydaşlar üzerinde de bir çarpan etkisi yarattığını gösteriyor. Bununla birlikte, projeden elde edilen verilerle bir bilimsel bildiri hazırladık. Bu bildiriyi Lyon’da düzenlenecek Uluslararası Alzheimer Kongresi’nde sunacağız. Bu gelişmenin, Türkiye’de geliştirilen Alz-TAG modelinin bilimsel değerini ve uluslararası alanda paylaşılabilir niteliğini göstermesi açısından çok kıymetli olduğuna inanıyoruz.” Alz-TAG Projesi, yaşlanma sürecinde güvenliği destekleyen teknolojilerin, doğru eğitim ve rehberlikle buluştuğunda yalnızca bir cihazdan çok daha fazlasına dönüşebileceğini ortaya koyuyor. Projenin ortaya çıkardığı ölçülebilir sonuçlar; Alzheimer hastalarının güvenliğini desteklerken hasta yakınlarının bilgi, farkındalık ve risk yönetimi kapasitesini güçlendiren, aynı zamanda farklı paydaşların katkısıyla büyüyebilen bir sosyal etki modelinin mümkün olduğunu gösteriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yks Ek Yerleştirme, Üniversite Hayali İçin İkinci Şans Sunuyor! Haber

Yks Ek Yerleştirme, Üniversite Hayali İçin İkinci Şans Sunuyor!

Ek yerleştirmede en kritik noktalardan birinin taban puan şartı olduğuna dikkat çeken Akoğlan, tercih listesinin yalnızca puana bakılarak değil, adayın gerçekten okumak istediği bölümlere göre hazırlanması gerektiğini vurguladı. Akoğlan, “Kazanıldığı takdirde gidilmeyecek hiçbir programa listede yer verilmemelidir. Çünkü ek yerleştirmede bir bölüme yerleşip kayıt yaptırmamak, bir sonraki yıl Ortaöğretim Başarı Puanının yarı yarıya kırılmasına yol açarak ciddi bir hak kaybı yaratır.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ek yerleştirme sürecinde adayların dikkat etmesi gereken noktaları değerlendirdi. “Ek yerleştirme son derece değerli bir ikinci şans” YKS genel yerleştirme sonuçlarının ardından herhangi bir yükseköğretim programına yerleşemeyen veya ilk aşamada tercih bildiriminde bulunmayan adayların ek yerleştirme sürecini dikkatle değerlendirmesi gerektiğini belirten Özgür Akoğlan, “Ek yerleştirme süreci, üniversite hayallerine ulaşma yolunda son derece değerli bir ikinci şans sunmaktadır.” dedi. Ek yerleştirmeden kimlerin yararlanabileceğine ilişkin de bilgi veren Özgür Akoğlan, “Bu süreçten yalnızca merkezi yerleştirmede açıkta kalanlar, ilk dönemde hiç tercih yapmamış olanlar ve özel yetenek sınavıyla bir programa kayıt hakkı kazanan adaylar faydalanabilmektedir.” ifadelerini kullandı. Genel yerleştirmede bir programa yerleşen aday ek yerleştirme yapamıyor Ek yerleştirme sürecinde adayların en sık gözden kaçırdığı konulardan birinin başvuru hakkı olduğunu belirten Özgür Akoğlan, “Genel yerleştirmede örgün ya da açık öğretim fark etmeksizin herhangi bir yükseköğretim programına yerleştirilen adaylar ise kayıt yaptırmış olsunlar ya da olmasınlar ek yerleştirmeye başvuru hakkını kaybetmektedir.” diye konuştu. En kritik kural taban puan şartı Ek yerleştirmede adayların puanlarını değerlendirirken genel yerleştirmeden farklı bir mantıkla hareket etmesi gerektiğini söyleyen Özgür Akoğlan, “Ek yerleştirmenin en kritik ve belirleyici kuralı taban puan şartıdır. İlk yerleştirmede kontenjanı tamamen dolan ve kayıt yaptırmama veya feragat nedeniyle boş kalan programları tercih edebilmek için adayın YKS yerleştirme puanının, o bölümün oluşan genel yerleştirme taban puanına eşit veya bu puandan yüksek olması zorunludur. Puanı taban puanın altında kalan adayların bu programlara yerleşmesi sistem tarafından mümkün kılınmazken; ilk yerleştirmede kontenjanı dolmayan veya yeni açılan bölümlerde taban puan oluşmadığı için ilgili puan türünde puanı hesaplanan tüm adaylar bu programları tercih edebilmektedir.” şeklinde konuştu. Başarı sırası şartları ek yerleştirmede de devam ediyor Tıp, diş hekimliği, eczacılık, hukuk, mimarlık, mühendislik ve öğretmenlik gibi bölümlerde uygulanan başarı sırası koşullarının ek yerleştirmede de geçerli olduğunu ifade eden Akoğlan, “Başarı sırası barajı kuralı ek yerleştirmede de eksiksiz olarak geçerliliğini korumaktadır.” dedi. “Tercih listenizi puana göre değil, isteğinize göre sıralayın” Adayların 24 tercih hakkını kullanırken gerçek istek sırasını esas alması gerektiğini vurgulayan Özgür Akoğlan, “Genel yerleştirmedeki başarı sırası mantığının yerini güncel taban puan analizinin alması gerekmektedir. Tercih listesi puana göre değil, adayın gerçek istek sırasına göre oluşturulmalı; kazanıldığı takdirde gidilmeyecek hiçbir programa listede yer verilmemelidir. Çünkü ek yerleştirmede bir bölüme yerleşip kayıt yaptırmamak, bir sonraki yıl Ortaöğretim Başarı Puanının (OBP) yarı yarıya kırılmasına yol açarak ciddi bir hak kaybı yaratır. Bu nedenle adayların hem hedefledikleri bölümleri hem de yerleşme ihtimali kuvvetli garantör seçenekleri dengeli bir dağılımla listelerine eklemeleri gerekir.” şeklinde konuştu. Sadece puana değil, üniversitenin sunduğu imkânlara da bakılmalı Üniversite ve bölüm seçiminde yalnızca puan uyumunun dikkate alınmasının yeterli olmadığını ifade eden Özgür Akoğlan, “Bölüm ve üniversite seçiminde sadece puan uyumu değil; kurumların akademik kadrosu, akreditasyonları, çift anadal (ÇAP) ve Erasmus+ değişim olanakları, vakıf üniversitelerinin burs kesinti şartları ile kampüsün ulaşım ve barınma imkanları titizlikle araştırılmalıdır. Günümüz dinamiklerinde bilişim ve yapay zeka odaklı mühendislikler, sağlık ve yaşam bilimleri, yeni nesil yönetim alanları ile sektörel istihdamı yüksek iki yıllık meslek yüksekokulu programları güçlü alternatifler sunmaktadır.” dedi. Tercihi yapmak yetmiyor, ödeme süreci de tamamlanmalı Ek yerleştirme sürecinin teknik aşamalarının da dikkatle takip edilmesi gerektiğine işaret eden Akoğlan, Özgür Akoğlan, “Tercihlerin ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi üzerinden onaylanmasının ardından, belirlenen ek yerleştirme ücretinin resmi süre içinde ÖSYM Kartlı Ödeme Sistemi veya anlaşmalı bankalar aracılığıyla yatırılması şarttır; zira ücreti ödenmeyen başvurular sistem tarafından doğrudan geçersiz sayılmaktadır. Ek yerleştirme sürecini profesyonel bir rehberlik desteği alarak, motivasyonu kaybetmeden ve bilinçli adımlarla yönetmek hedeflenen üniversiteye yerleşme kapısını aralayacaktır.” diyerek sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2 Milyona Yakın Aday Bu Testi Çözdü Haber

2 Milyona Yakın Aday Bu Testi Çözdü

Bu kritik dönemde Üsküdar Üniversitesi tarafından geliştirilen ve bilimsel temellere dayanan Kariyer Testi, bugüne kadar yaklaşık 2 milyona yakın gencin geleceğine ışık tuttu ve sadece bu tercih döneminde yaklaşık 10 bin kararsız adayın kendi potansiyelini keşfetmesini sağladı. Bugüne kadar milyonlarca gencin meslek seçimine ışık tutan Üsküdar Üniversitesi Kariyer Testi, yalnızca puana ve sıralamaya göre değil; ilgi alanları, kişilik özellikleri ve bireysel yetenekleri merkeze alan yaklaşımıyla adayların daha bilinçli tercih yapmasına katkı sağlıyor. Özellikle tercihlerin son günlerinde kararsız kalan öğrenciler, birkaç dakika içinde elde ettikleri analizlerle hangi mesleklerin kendilerine daha uygun olduğunu görebiliyor. 2015'ten bu yana milyonlarca adaya rehberlik eden ve bilimsel bir altyapıya dayanan Üsküdar Üniversitesi Kariyer Testi bugüne kadar 1 milyon 738 bin 285 kişinin geleceğine ışık tuttu ve sadece bu tercih döneminde 9 bin 182 kararsız adayın kendi potansiyelini keşfetmesini sağladı. Bilimsel altyapısıyla öne çıkıyor Üsküdar Üniversitesi Kariyer Testi, dünyada uzun yıllardır kullanılan Holland Mesleki Tercih Envanteri (RIASEC) modelini esas alıyor. Yaklaşık 10 dakikada tamamlanan 90 soruluk testte adaylar, çeşitli etkinlikler için "Hoşlanırım" veya "Hoşlanmam" seçeneklerini işaretliyor. Test sonunda ise kişinin ilgi alanları ve baskın kişilik özellikleri analiz edilerek hangi meslek gruplarında daha başarılı ve mutlu olabileceğine ilişkin ayrıntılı bir profil oluşturuluyor. Bu yönüyle test, adayların yalnızca "hangi bölümü yazmalıyım?" sorusuna değil, "nasıl bir çalışma hayatı bana uygun?" sorusuna da yanıt veriyor. Altı farklı kişilik tipi, yüzlerce farklı kariyer seçeneği Holland Mesleki Tercih Envanterine dayanan 90 soruluk test, size basit ama etkili sorular sorarak kişilik profilini analiz ediyor ve adayı 6 ana tipten birine yönlendiriyor: Gerçekçi: Elleriyle çalışmayı seven, pratik insanlar. (Mühendislik, Tarım vb.) Araştırıcı: Gözlem yapmayı, araştırmayı ve problem çözmeyi sevenler. (Bilim insanı, Doktor vb.) Artistik: Yaratıcı, sanatsal ve özgün bireyler. (Mimar, Tasarımcı, Müzisyen vb.) Sosyal: İnsanlara yardım etmeyi, öğretmeyi sevenler. (Öğretmen, Psikolog, Sosyal Hizmet Uzmanı vb.) Girişimci: İkna etmeyi, yönetmeyi ve liderlik etmeyi sevenler. (Yönetici, Avukat, Pazarlamacı vb.) Geleneksel: Düzenli, kurallara uygun ve detaycı çalışanlar. (Muhasebeci, Bankacı vb.) Sadece meslek önermiyor, kişiyi tanımaya yardımcı oluyor Uzmanlara göre testin en önemli farkı, adaylara doğrudan "şu bölümü seç" demek yerine, önce kişinin kendisini tanımasını sağlaması. Birçok öğrenci, test sonucunda daha önce hiç düşünmediği alanların aslında kendi kişilik özellikleriyle büyük ölçüde örtüştüğünü fark ediyor. Kararını vermiş adaylar ise seçmeyi düşündükleri bölümün kişilik yapılarıyla ne kadar uyumlu olduğunu görebiliyor. Bu yönüyle Kariyer Testi, tercih listesini oluşturmadan önce yapılan önemli bir öz değerlendirme aracı olarak dikkat çekiyor. Dijital test, uzman danışmanlıkla destekleniyor Üsküdar Üniversitesi, test sonucunu tek başına bırakmıyor. Sonuçlarını değerlendirmek isteyen adaylar, üniversitenin uzman tercih danışmanlarıyla birebir ya da çevrim içi görüşmeler gerçekleştirerek test sonuçlarını başarı sıralamaları, puanları ve kariyer hedefleriyle birlikte değerlendirebiliyor. Böylece adaylar yalnızca test sonucuna göre değil; akademik başarıları, ilgi alanları, gelecek hedefleri ve iş dünyasının beklentileri birlikte analiz edilerek daha sağlıklı bir tercih listesi oluşturabiliyor. Doğru tercih, doğru kariyerin ilk adımı Uzmanlar, üniversite tercihini yalnızca bir yerleştirme işlemi olarak değil, yaşam boyu sürecek kariyer yolculuğunun başlangıcı olarak değerlendiriyor. Meslek seçiminin başarı kadar mutluluğu da belirlediğine dikkat çeken uzmanlar, tercih döneminin son günlerinde acele karar vermek yerine, bilimsel kariyer analizlerinden ve uzman danışmanlığından yararlanmanın gençlerin geleceği açısından önemli avantaj sağlayacağını vurguluyor. YKS tercih sürecinin son saatleri yaklaşırken Üsküdar Üniversitesi Kariyer Testi de binlerce adayın kendi potansiyelini keşfetmesine yardımcı olarak, yalnızca üniversite değil, yaşam tercihi yapmalarına rehberlik etmeyi sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB'den 5. Üniversite Tanıtım Günleri Haber

ABB'den 5. Üniversite Tanıtım Günleri

Ankara Büyükşehir Belediyesi, gençlerin eğitim ve kariyer yolculuğuna destek veren öğrenci odaklı projelerini sürdürüyor. Gençlerin üniversite tercih sürecine destek olmak amacıyla düzenlenen 5. Üniversite Tanıtım Günleri, Zafer Genç Akademi’de başladı. "Geleceğini Birlikte Planlıyoruz" mottosuyla düzenlenen etkinlikte, Türkiye'nin farklı illerinden gelen 43 üniversite, öğrenciler ve aileleriyle bir araya geldi. TERCİH DÖNEMİNDE DOĞRUDAN REHBERLİK İki gün süren etkinlikte üniversite temsilcileri; bölüm olanakları, kampüs yaşamı, burs imkânları, yurt seçenekleri ve tercih stratejileri hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Aday öğrenciler ise akademisyenler ve öğrenci temsilcileriyle birebir görüşerek merak ettikleri sorulara yanıt bulma fırsatı yakaladı. Etkinlik kapsamında gençler, üniversiteleri yakından tanımanın yanı sıra tercih listelerini oluşturma konusunda uzmanlardan rehberlik aldı. Fuar alanında dağıtılan tanıtım materyalleri sayesinde öğrenciler, tercih sürecinde ihtiyaç duyabilecekleri bilgilere tek noktadan ulaşma imkânı elde etti. Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak öğrenci dostu uygulamalarına devam edeceklerini dile getiren Gençlik ve Spor Hizmetleri Daire Başkanlığı Proje Koordinatörü Can Çelik şu ifadeleri kullandı: “Ankara Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi olarak gençleri akademiler, çalışma istasyonları, kütüphaneler gibi alanlarda desteklemekteyiz. Bugün üniversite tercihi yapacak olan genç adaylarımızı üniversitelerle bir araya getirdik. Gençlerimizi bu alanlarda da desteklemeye devam ediyoruz.“ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GASMEK Geleneği Bozmadı Haber

GASMEK Geleneği Bozmadı

YKS sonuçlarının açıklanmasının ardından Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitim Kursları (GASMEK), "Eğitim Şehri Gaziantep" vizyonunu bir kez daha güçlü sonuçlarla taçlandırdı. 2025-2026 Eğitim ve Öğretim Yılı boyunca ücretsiz olarak sunulan YKS Hazırlık Kursları’ndan yararlanan öğrencilerden 2’si Türkiye genelinde ilk 300’e girerek büyük bir başarıya ulaştı. GASMEK, bu yıl da yalnızca sınava hazırlık sürecine katkı sunmakla kalmadı, öğrencilerini Türkiye dereceleriyle buluşturarak eğitim alanındaki başarısını bir kez daha ortaya koydu. Eğitimde Gaziantep’in öncü kurumlarından biri haline gelen GASMEK’in kurslarından yararlanan öğrencilerden YKS sonuçlarına göre 8 öğrenci Türkiye ilk 1.000’e, 38 öğrenci ilk 5.000’e, 176 öğrenci ilk 30.000’e, 271 öğrenci ilk 50.000’e ve 445 öğrenci ise ilk 100.000’e girmeyi başardı. Elde edilen bu sonuçlarla GASMEK, her yıl olduğu gibi bu sınav döneminde de istikrarlı başarısını sürdürdü. 2015 YILINDAN BUGÜNE BAŞARI GELENEĞİ SÜRÜYOR GASMEK’lerde mesleki eğitim, sanat, kişisel gelişim, YKS ve LGS hazırlık kurslarının yanı sıra atölye çalışmaları her geçen yıl artan ilgiyle devam ediyor. 2015 yılından bu yana binlerce öğrencinin üniversite hayaline ulaşmasına katkı sağlayan GASMEK, ücretsiz ve nitelikli eğitim modeliyle gençlerin yanında olmayı sürdürüyor. Sınav hazırlık sürecinde öğrencilere yalnızca ders desteği sunulmadı. Bu yıl sınava hazırlanan tüm öğrencilere, İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde ücretsiz deneme sınavları uygulanırken, GASMEK kursiyerlerine alanında uzman eğitmenler tarafından ücretsiz ders desteği verildi. Ayrıca haftalık deneme sınavlarıyla öğrencilerin akademik gelişimleri düzenli olarak takip edilerek eksikleri birebir analiz edildi. "BU SÜREÇTE GASMEK’İN ÇOK YARARI OLDU" GASMEK’ten 11’inci sınıftan beri yararlanan ve sayısal alanda Türkiye’de 3 bin 126’ncı olan Gizem Asel Bozkurt, “Bu süreçte GASMEK’in çok yararı oldu. Hocalarla, bir öğretmenden çok arkadaş gibiydik, bizi hiçbir zaman geri çevirmediler ne zaman bir problemimiz olsa ne zaman bir soru sormamız gerekse her zaman bizimle çok ilgili davrandılar. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni planlıyorum. Sınava girecek arkadaşlara şunu demek isterim, dokuz ayınızı sadece stres yaparak geçirmeyin. Stres yapmak yerine sadece çalışın, Allah bir şekilde karşılığını veriyor” ifadelerini kullandı. "BİR REHBERLİK İHTİYACINIZ OLDUĞUNDA DA ÇOK YARDIMCI OLDULAR" Eşit ağırlık alanında Türkiye 204’üncüsü olan Muhammet Mustafa Ural ise, “Fikrim değişmezse Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi veya İşletme yazmayı planlıyorum. GASMEK bize çok yardımcı oldu. En kaliteli denemeleri GASMEK sağladı bize. Kaliteli yayınlardan yararlandık. Bunların haricinde bir rehberlik ihtiyacınız olduğunda da çok yardımcı oldular. Bence GASMEK imkanları çok iyi birebir eğitimleri çok iyi hem de ücretsiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

   YKS’ye Sayılı Günler Kala Velilere Kritik Uyarılar! Haber

  YKS’ye Sayılı Günler Kala Velilere Kritik Uyarılar!

Velilerin en çok dikkat etmesi gereken konulardan birinin beklenti yönetimi olduğunu kaydeden Özgür Akoğlan, “Öğrenci, sınav sonucundan bağımsız olarak sizin sevginizden emin olduğunda, stresini daha kolay yönetebilir. Başarıya giden yolda ‘güvenli liman’ olabilmek değerlidir.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, 20-21 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) kısa bir süre kala ebeveyn tutumlarını değerlendirdi. Evdeki doğal düzeni koruyun YKS’ye günler kala birçok ailede sınav odaklı bir atmosfer oluştuğunu ifade eden Özgür Akoğlan, “YKS’ye kısa bir süre kala öğrencilerin üzerindeki baskı kadar, velilerin üzerindeki görünmez yük de oldukça yoğundur. Bu kritik dönemde hem öğrenciyi sağlıklı bir şekilde desteklemek hem de evin huzurunu korumak, sınav başarısının ötesinde bir öneme sahiptir. Bu süreçte velilerin dikkat etmesi gereken ilk ve en önemli kural, ev içindeki doğal düzeni korumaktır. Sınav yaklaştıkça evi bir ‘sınav kampı’ havasına sokmak, sürekli ‘Ne kadar çalıştın?’, ‘Deneme kaç net geldi?’ gibi sorular sormak öğrenciyi sıkıştırılmış ve baskı altında hissettirir. Günlük rutinlerinizi, yemek saatlerinizi ve genel sohbet konularınızı mümkün olduğunca normal tutmak, öğrencinin sınav dışındaki dünyayla bağını koparmamasını sağlar.” dedi. Sayılar değişir, öğrencinin değeri değişmez Velilerin en çok dikkat etmesi gereken konulardan birinin beklenti yönetimi olduğunu kaydeden Özgür Akoğlan, “Ebeveyn olarak başarabileceğiniz en kıymetli şeylerden biri de beklenti yönetimini sağlıklı bir zemine oturtmaktır. Kıyaslama yapmak, başarıyı sadece yüksek netlere indirgemek veya ‘Emeklerin boşa gitmesin’ gibi dolaylı yollardan suçluluk hissettirebilecek cümleler kurmak, öğrencinin özgüvenini ciddi şekilde zedeler. Bunun yerine, sonucun bir varoluş meselesi olmadığını, sizin için her koşulda değerli olduğunu hissettiren güven tazeleyici bir yaklaşım sergilemelisiniz. Öğrenci, sınav sonucundan bağımsız olarak sizin sevginizden emin olduğunda, stresini daha kolay yönetebilir. Başarıya giden yolda ‘güvenli liman’ olabilmek değerlidir.” diye konuştu. Uyku, beslenme ve sınav lojistiği velilerin desteğiyle planlanmalı Bu dönemde öğrencinin fiziksel ihtiyaçlarının da ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Özgür Akoğlan, “Öğrencinin fiziksel ve biyolojik ihtiyaçlarını desteklemek de tamamen sizin sorumluluğunuzdadır. Sınav gününe en yakın uyku ve beslenme düzenini şimdiden oturtmak, sınav günü oluşabilecek biyolojik aksaklıkların önüne geçer. Ayrıca, sınav giriş belgesi ve sınav yerinin görülmesi gibi lojistik detayları sizin üstlenmeniz, öğrencinin zihnini bu gibi detaylarla yormamasını sağlar. Son olarak, unutmamalısınız ki öğrenciler velilerinin kaygısını bir ayna gibi yansıtır. Sizin sakin, soğukkanlı ve ‘her ne olursa olsun yanındayım’ mesajını veren duruşunuz, öğrencinin bu süreci en az hasarla ve en yüksek performansla tamamlamasına yardımcı olan en büyük destek kaynağıdır. Bu dönemde öğrencinin öğretmeni veya kariyer danışmanı değil, her şeyden önce sınav masasında görünmez bir destek ebeveyni olmanız en doğrusudur.” şeklinde konuştu. Sınavdan çıkar çıkmaz performans sorgulamayın Özgür Akoğlan, velilere sınav sonrasındaki iletişim konusunda da önemli önerilerde bulunarak, “Sınav sonrası iletişim planı oluşturun. Sınavdan çıktığı an, ‘Nasıl geçti?’, ‘Şu soru zor muydu?’ gibi sorular sormak yerine, sınavın bittiğini kabul ederek normal bir akşam planı yapın. Sınavı konuşmak istiyorsa bırakın kendisi açsın; konuşmak istemiyorsa konuyu kapalı tutun.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uzmanlara Göre Sınav Başarısını Son Günlerdeki Ekstra Çaba Değil, Psikolojik Denge Belirliyor Haber

Uzmanlara Göre Sınav Başarısını Son Günlerdeki Ekstra Çaba Değil, Psikolojik Denge Belirliyor

Özellikle son günlerde artan çalışma temposu, düzensiz uyku ve performans baskısının öğrencilerin dikkat ve odaklanma becerilerini zayıflatabileceğini belirten uzmanlar, sınav öncesinde psikolojik hazırlığın en az akademik hazırlık kadar önemli olduğuna dikkat çekiyor. Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınava sayılı günler kala öğrenciler ve ailelerde heyecan giderek artarken, uzmanlar son günlerde yapılan bazı yaygın hataların sınav performansını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Özellikle çalışma temposunu artırmak, yeni konu yetiştirmeye çalışmak, uyku düzenini değiştirmek veya son dakika motivasyon hamlelerine yönelmek yerine, öğrencilerin bugüne kadar yaptıkları hazırlıklara güvenmeleri ve mevcut rutinlerini korumaları öneriliyor. Feyziye Mektepleri Vakfı Florya Işık İlkokulu-Ortaokulu Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölüm Başkanı Burçak Başoğlu Sert, sınava birkaç gün kala öğrencilerin ihtiyaç duyduğu şeyin yeni bilgiler edinmek değil, sahip oldukları bilgi ve deneyimi sağlıklı şekilde kullanabilmek olduğunu belirterek önemli değerlendirmelerde bulundu. Bu Süreç Yeni Bir Şey Eklemekten Çok Yapılanları Taşıyabilme Süreci LGS öncesindeki son günlerin çoğu zaman öğrenciler üzerinde yoğun bir baskı oluşturduğunu belirten Burçak Başoğlu Sert, "Sınava yaklaştıkça öğrenciler eksiklerini daha fazla düşünmeye başlayabiliyor. Çözemediği sorulara, yetiştiremediği konulara veya yapamadığı çalışmalara odaklanabiliyor. Oysa sınav günü eksiklerimizi değil, sahip olduklarımızı kullanacağız. Bu nedenle son günlerde 'Neyi bilmiyorum?' sorusundan çok, 'Neleri yapabiliyorum?' sorusuna odaklanmak gerekir." dedi. Sert, sınav başarısını belirleyen unsurun yalnızca bilgi olmadığını vurgulayarak, "Öğrencinin sahip olduğu bilgiyi sınav anında kullanabilmesi; zihinsel sakinliğine, bedensel dengesine ve kendisiyle kurduğu ilişkiye bağlıdır. Son günlerde yapılması gereken yeni yükler eklemek değil, bugüne kadar verilen emeği güvenle taşıyabilmektir." ifadelerini kullandı. Belirsizlikle Baş Edebilmek de Sınav Sürecinin Bir Parçası Sınav dönemlerinde öğrencilerin yaşadığı kaygının önemli bölümünün belirsizlikten kaynaklandığını belirten Sert, "Bu süreçte zorlayıcı olan yalnızca sınava girmek değildir. Bir noktadan sonra çalışmayı bırakabilmek, sonucu henüz bilmeden verilen emeğe güvenebilmek ve kontrol edemediğimiz kısmı kabul edebilmektir. Aslında öğrenciler yalnızca bir sınava değil, kendi eğitim yolculuklarında önemli bir eşiğe hazırlanıyorlar." diye konuştu. Son Günlerde Değişim Değil İstikrar Önemli Öğrencilerin ve ailelerin sınava sayılı günler kala performansı artırmak amacıyla yeni çalışma yöntemleri, farklı rutinler veya yoğun programlar denemeye yönelebildiğini belirten Burçak Başoğlu Sert, "Sinir sistemi alışık olduğu düzen içerisinde kendini daha güvende hisseder. Bu nedenle uyku saatlerinin korunması, beslenme düzeninin değiştirilmemesi ve günlük rutinin mümkün olduğunca sürdürülmesi önemlidir. Son günlerde amaç performansı artırmak değil, sistemi dengede tutmaktır. Uzun bir yolculuğun son kilometrelerinde yeni bir rota aranmaz; kişi elindeki haritaya yeniden bakar, yönünü kontrol eder ve güvenle yoluna devam eder. Sınav öncesindeki son günler de tam olarak böyle değerlendirilmelidir." dedi. Sınavdan Bir Gün Önce Belirsizlikleri Azaltın Sınavdan bir gün önce artık akademik hazırlığın büyük ölçüde tamamlandığını belirten Sert, öğrencilerin bu aşamada öngörülebilirliğe ihtiyaç duyduğunu söyledi. "Sınava giderken kullanılacak kıyafetlerin hazırlanması, gerekli belgelerin önceden kontrol edilmesi, ulaşım planının netleştirilmesi ve mümkünse sınava girilecek okulun önceden görülmesi öğrencinin zihinsel yükünü azaltır." diyen Sert, amaçlarının kontrol duygusunu artırmak değil, gereksiz belirsizlikleri azaltmak olduğunu ifade etti. Kaygıyı Yok Etmeye Çalışmayın Sınav sırasında heyecan ve kaygı hissedilmesinin son derece doğal olduğunu belirten Sert, öğrencilerin bu duyguları tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine yeniden sorulara ve sürece dönebilmelerinin daha önemli olduğunu vurguladı. Sert, "Kaygı hissetmek başarısız olacağınız anlamına gelmez. Böyle anlarda öğrencilerin daha önce çözdükleri denemeleri, üstesinden geldikleri zorlukları ve verdikleri emeği hatırlamaları faydalı olacaktır. Ayrıca unutulmamalıdır ki bu bir sıralama sınavıdır. Sorular zor geldiyse büyük ihtimalle diğer öğrenciler için de zordur." dedi. "Bir Sınav Sonucu Çocuğun Hayatının Tamamını Belirlemez" LGS'nin öğrencilerin eğitim yolculuğundaki önemli duraklardan biri olduğunu ancak hayatın tamamını belirleyen bir unsur olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Sert, "Bir sınav sonucu çocuğun hayatının filmi değil, yalnızca bir karesidir. O kareye bakarak bütün hikâyeyi değerlendirmek doğru değildir. Bu süreçte önemli olan öğrencilerin gösterdiği emek, geliştirdiği beceriler ve kazandığı deneyimlerdir." ifadelerini kullandı. Sınav Sonrasında İlk İhtiyaç Değerlendirilmek Değil, Karşılanmaktır Sınav sonrasında ailelerin yaklaşımının da büyük önem taşıdığına dikkat çeken Burçak Başoğlu Sert, "Öğrenciler sınavdan yalnızca bir puan ihtimaliyle değil, aynı zamanda bir duygu hâliyle çıkacaklar. Bu nedenle ilk ihtiyaçları performanslarının değerlendirilmesi değil, duygularının görülmesidir. Nasıl geçtiğini kendi istedikleri kadar anlatmalarına alan açmak ve yanlarında olduğumuzu hissettirmek en değerli destektir." açıklamasında bulundu. Sınav sonrasında yapılacak küçük planların da öğrencileri rahatlatabileceğini belirten Sert, "Sevilen bir yemek, aileyle geçirilen keyifli bir zaman ya da uzun süredir ertelenen bir etkinlik sınav sonucundan bağımsız olmalıdır. Çünkü ödüllendirilmesi gereken şey sonuç değil, aylar boyunca sürdürülen emektir. LGS'ye birkaç gün kala ihtiyaç duyulan şey yeni bir şey eklemekten çok, bugüne kadar verilen emeğe güvenebilmektir. Bu son günler performansı artırma zamanı değil, yapılanları sakinlikle taşıma zamanıdır. Tüm öğrencilerimize bilgi ve deneyimlerini en iyi şekilde kullanabildikleri, kendilerine güvenerek ilerleyebildikleri başarılı bir sınav süreci diliyoruz." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Anneleri Değişen Dünyada Daha Bilinçli Tercihler Yapıyor Haber

Türkiye’nin Anneleri Değişen Dünyada Daha Bilinçli Tercihler Yapıyor

FutureBright’ın gerçekleştirdiği “Türkiye’nin Anneleri” araştırması, bu dönüşümün izlerini ortaya koyarken, araştırmanın sonuçları Perakende Günleri 2026 kapsamında düzenlenen “Değişimle Büyümek” oturumunda değerlendirildi. ebebek, Perakende Günleri 2026 kapsamında düzenlenen “Değişimle Büyümek: Dünden Bugüne Birlikte Büyüyen marka Nasıl Olunur” oturumunda, ebeveynlik anlayışındaki dönüşümü ve bu değişimin perakende sektörüne etkilerini ele aldı. Gazeteci ve yazar Nilay Örnek’in moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda, ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz ile FutureBright Grup Kurucu Ortağı Başak Abdula; mega şehirleşmenin aile yapısına etkisinden dijitalleşmenin ebeveyn davranışlarını nasıl dönüştürdüğüne kadar birçok başlığı değerlendirirken, ebebek ve FutureBright iş birliğiyle gerçekleştirilen “Türkiye’nin Anneleri” araştırmasının sonuçlarını da paylaştı. Araştırma, günümüz ebeveynlerinin yalnızca ürün değil; güvenilir bilgi, rehberlik ve karar süreçlerinde destek aradığını ortaya koyarken, Türkiye’nin gelecekteki tüketim dinamiklerine de ışık tuttu. “Günümüz anneleri tek bir profile sığmıyor” FutureBright tarafından gerçekleştirilen “Türkiye’nin Anneleri” araştırması, günümüz annelerinin tek bir profil altında değerlendirilemeyeceğini; sosyal, sevecen ve uyumlu özelliklerinin yanı sıra disiplinli, kontrollü ve yüksek sorumluluk bilinci taşıyan çok katmanlı bir yapıya sahip olduklarını ortaya koydu. Araştırmaya göre anneler, öğrenmeye açık, meraklı ve araştırmacı yönleriyle öne çıkarken, güven ve kontrol ihtiyacını da güçlü şekilde koruyor. Bulgular, ebeveynliğin geçmişe kıyasla çok daha bilinçli, planlı ve aktif yönetilen bir sürece dönüştüğüne işaret ediyor. Türkiye’nin en büyük tüketici kitlesi ebeveynlerden oluşuyor Oturumun perakende içgörüleri bölümünde ise “2026’da Kim Harcayacak?” araştırmasının sonuçları değerlendirildi. Araştırmaya göre Türkiye nüfusunun yüzde 43’ünü oluşturan ve ağırlıklı olarak ebeveynlerden meydana gelen “Evrenin Koruyucuları” segmenti, 2026’nın en büyük tüketici kitlesi olarak öne çıkıyor. Aileyi merkeze alan bu segmentin, harcamalarını tamamen kısmak yerine önceliklerini yeniden belirlediği özellikle aile ve çocuk söz konusu olduğunda kalite, güven ve doğru tercih hissi sunan markalara yöneldiği paylaşıldı. Oturumda konuşan ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz, ebeveynlerin ihtiyaçlarının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini belirterek şunları söyledi: "Bugün bebeveynler yalnızca ürün değil; doğru bilgi, güvenilir yönlendirme ve ihtiyaç duydukları anda yanlarında olacak bir yol arkadaşı da arıyor. ebebek olarak 25 yıldır değişen ihtiyaçları yakından takip ediyor, mağazalarımızdan dijital kanallarımıza kadar her temas noktasında bebeveynlerin karar anlarında yanında yer alıyoruz. Çünkü biliyoruz ki her bebeveynin aklındaki temel soru aynı: ‘Doğruyu yapıyor muyum?’ Biz de bu soruya güven veren bir rehberlikle eşlik etmeyi amaçlıyoruz." Tam da bu anlayışla geliştirdiğimiz Bebekoloji yaklaşımıyla, bebeveynlerin yalnızca ürün ihtiyaçlarına değil, bilgi ve danışmanlık ihtiyaçlarına da destek oluyoruz. Uzman görüşlerini, deneyimi ve güvenilir bilgiyi erişilebilir kılarak bebeveynlerin kendilerini daha bilinçli ve daha güvende hissetmelerine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Çünkü bizim için önemli olan sadece ürün sunmak değil, bebeveynlik yolculuğunun her aşamasında güvenilir bir yol arkadaşı olabilmek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.