Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rekabet

Kapsül Haber Ajansı - Rekabet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rekabet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Konut Projelerinde Sosyal Alan Yarışı Haber

Konut Projelerinde Sosyal Alan Yarışı

Yeni nesil konut projelerinde spor alanlarından yürüyüş parkurlarına, çocuk oyun alanlarından dinlenme ve sosyalleşme noktalarına kadar pek çok unsur, konutun değerini belirleyen temel kriterler arasında öne çıkıyor. Konutun değeri dört duvarın ötesine taşınıyor… Konut sektöründe değişen tüketici beklentileri, proje geliştirme anlayışını da dönüştürüyor. Günümüzde konut alıcıları için dairenin büyüklüğü, fiyatı ve konumu kadar; projenin sunduğu sosyal imkanlar, yeşil alanlar, çocuklara yönelik kullanım alanları, spor ve dinlenme imkanları da yaşam kalitesinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Konuralp Yılmaz, konut projelerinde sosyal alanların giderek daha stratejik bir konuma geldiğini belirterek, "Bir konut projesini değerlendirirken artık yalnızca dairenin metrekaresine bakılmıyor. İnsanlar günün nasıl geçeceğini, çocuklarının nerede oynayacağını, sporunu nerede yapacağını, dinlenebileceği ve sosyalleşebileceği alanların olup olmadığını da düşünüyor. Dolayısıyla konutun değeri, dört duvarın dışına taşan bir yaşam deneyimiyle birlikte değerlendiriliyor" ifadelerinde bulundu. Sosyal alanlar artık projenin tamamlayıcısı değil Konut projelerinde sosyal donatıların geçmişte daha çok tamamlayıcı bir özellik olarak görüldüğünü ifade eden Yılmaz, yeni dönemde bu yaklaşımın değiştiğine dikkat çekti. Yılmaz, "Sosyal alanları artık projenin son aşamasında eklenen unsurlar olarak görmemek gerekiyor. Bunların konutlarla, peyzajla ve ortak kullanım alanlarıyla birlikte düşünülmesi, yaşamın doğal bir parçası haline getirilmesi gerekiyor. Biz Medar İnşaat olarak proje geliştirirken bu bütünlüğü önemsiyoruz" ifadelerinde bulundu. Konut alıcısının beklentisinin yalnızca bugünkü ihtiyaçlarla sınırlı olmadığını belirten Yılmaz, ailelerin uzun vadeli yaşamlarını da dikkate aldığını söyledi. Yılmaz, "İnsanlar satın aldıkları evin kendilerine birkaç yıl sonra da aynı yaşam konforunu sunmasını istiyor. Çocukların büyümesi, farklı yaş gruplarının ihtiyaçları ve günlük yaşam alışkanlıklarının değişmesiyle birlikte sosyal alanların niteliği daha da önemli hale geliyor" ifadelerinde bulundu. Rekabet yaşam kalitesi üzerinden şekilleniyor Sektörde artan proje çeşitliliğinin geliştiricileri farklılaşmaya yönelttiğini belirten Yılmaz, önümüzdeki dönemde rekabetin yalnızca fiyat ve metrekare üzerinden yürümeyeceğini ifade ederek, "Konut sektöründe rekabetin giderek yaşam kalitesi üzerinden şekilleneceğine inanıyoruz. Aynı bölgede benzer metrekare ve fiyat seçenekleri sunan projeler arasında farkı yaratacak unsur, insanlara nasıl bir yaşam sunduğunuz olacak. Bu nedenle sosyal alanların niteliği, tasarımı ve gerçekten kullanılabilir olması her geçen gün daha fazla önem kazanıyor" ifadelerinde bulundu. Medar İnşaat, konut projelerinde mimari ve teknik özelliklerin yanı sıra sosyal yaşamı destekleyen alanları da bütüncül proje yaklaşımının bir parçası olarak ele alıyor. Şirket, konutun yalnızca fiziksel bir yapı değil, sakinlerinin günlük yaşamına değer katan bir çevre olması gerektiği anlayışıyla hareket ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Özer Matlı’dan Güçlü Mesaj: “60 Bin Üyemiz Dönüşüme Hazır, Asıl Yürüyüş Şimdi Başlıyor” Haber

Özer Matlı’dan Güçlü Mesaj: “60 Bin Üyemiz Dönüşüme Hazır, Asıl Yürüyüş Şimdi Başlıyor”

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Adayı Özer Matlı ekibinin öncülüğünde açılanl Birlikte Çalışma Merkezi, geniş katılımlı bir törenle açıldı. Merkezin önündeki alanı dolduran sanayiciler, tüccarlar, KOBİ temsilcileri, küçük işletme sahipleri, girişimciler, meclis üyeleri, meslek komitesi üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ve basın mensupları, Bursa iş dünyasının geleceğine ilişkin güçlü bir buluşmaya imza attı. Yoğun katılımın yaşandığı törende Bursa iş dünyasına seslenen Özer Matlı, açılışın bir seçim ofisinin faaliyete geçmesinden çok daha büyük bir anlam taşıdığını belirtti. “Bursa iş dünyasında yeni bir dönemin kapılarını açıyoruz” Birlikte Çalışma Merkezi’nin kuruluş amacını anlatan Matlı, konuşmasına şu sözlerle başladı: “Bu akşam burada yalnızca bir merkezin kapılarını açmıyoruz. Bursa iş dünyasında yeni bir dönemin kapılarını açıyoruz. Buraya özellikle ‘seçim ofisi’ demedik. Çünkü bizim meselemiz yalnızca bir seçimi kazanmak değildir. Bizim meselemiz; Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nı 60 bin üyesinin tamamıyla yeniden buluşturmak, her üyemizi odasının gerçek sahibi yapmak ve Bursa’nın geleceğini birlikte kurmaktır. Bu nedenle buranın adı Birlikte Çalışma Merkezi.” Üyelere uzaktan seslenen değil, her komitede, sektörde ve iş kolunda üyeleriyle yan yana çalışan bir yönetim anlayışı oluşturacaklarını belirten Matlı, “Bir kişinin etrafında toplanmaya değil, bütün üyelerimizin gücünü aynı hedefte buluşturmaya geliyoruz. Biz daha yeni başladık” dedi. “Bursa’nın güçlü bir dönüşüme ihtiyacı var” Bursa’nın Türkiye’ye yön veren üretim, ticaret, ihracat ve istihdam merkezlerinden biri olduğunu ifade eden Matlı, küresel değişim karşısında BTSO’nun mevcut yöntemlerle yoluna devam edemeyeceğini söyledi. Matlı şöyle konuştu: “Bugün çarşıda da fabrikada da atölyede de ofiste de aynı ihtiyacı duyuyoruz: Bursa’nın bir dönüşüme ihtiyacı var. Ticaretin kuralları değişiyor. Teknoloji, finansman, rekabet ve pazarlar değişiyor. Böylesine büyük bir değişim yaşanırken Bursa yerinde sayamaz. BTSO da alışılmış yöntemlerle yoluna devam edemez. Bursa’nın ihtiyacı sadece günü kurtaran adımlar değil, bütün sektörleri kapsayan güçlü bir dönüşümdür. İşte biz bu dönüşümü başlatmak için adayız.” Adaylığının yalnızca bir alternatif oluşturma amacı taşımadığını vurgulayan Matlı, göreve gelmek, sorumluluk almak ve Bursa iş dünyasını geleceğe hazırlamak için yola çıktıklarını söyledi. “Başarı, üyelerin hayatında oluşturulan etkiyle ölçülür” BTSO’nun kurumsal geçmişine ve kuruluş mirasına sahip çıkacaklarını dile getiren Matlı, birkaç gün önce BTSO’nun kurucusu Osman Fevzi Efendi’nin kabrini ziyaret ettiklerini hatırlattı. Kuruluşundan bugüne kadar emek veren bütün başkanlara, meclis üyelerine, meslek komitesi temsilcilerine ve çalışanlara teşekkür eden Matlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yapılan her doğru işi Bursa’nın değeri kabul ediyoruz. Ancak geçmişe vefa göstermek, bugünün ihtiyacını söylemeye engel değildir. Tam tersine, o büyük mirasa sahip çıkmanın yolu; kurumu zamanın ihtiyaçlarına göre yenilemek ve daha ileri taşımaktır. Çünkü kurumlar binalarıyla değil, üyeleriyle yaşar. Başarı, yapılan işlerin sayısıyla değil, üyelerin hayatında oluşturulan etkiyle ölçülür. Kurumlar gücünü makamlarından değil, temsil ettikleri insanların güveninden alır.” “Ben bir koltuğa değil, Bursa iş dünyasının sorumluluğunu taşımaya talibim” Üretimin içinden gelen bir iş insanı olduğunu belirten Özer Matlı, yatırım yapmanın, istihdam oluşturmanın ve binlerce çalışanın sorumluluğunu taşımanın ne anlama geldiğini bildiğini ifade etti. Bugün 32 şirket, 31 marka, 11 sektör, 81 il ve 7 bini aşkın çalışma arkadaşına ulaşan bir yapıyı birlikte kurduklarını belirten Matlı, Bursa Ticaret Borsası’ndaki görev dönemlerinde de kurumun gücünü ve etkinliğini artıran önemli çalışmalara imza attıklarını kaydetti. Matlı, “Bunları kendimi anlatmak için değil; Bursa iş dünyasının önündeki dönüşümü yönetecek tecrübeye, cesarete ve icra gücüne sahip bir ekip olduğumuzu belirtmek için söylüyorum. Ben bir koltuğa değil; Bursa iş dünyasının yükünü, beklentisini ve umudunu taşımaya talibim” dedi. “60 bin üyenin tamamının yönetimi olacağız” 60 Bin üyenin odalarından ayrıcalık değil adalet, mesafe değil temas, söz değil sonuç beklediğini ifade eden Matlı, destek veren ya da farklı düşünen her üyenin BTSO’nun ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı: “Göreve geldiğimizde yalnızca bize oy verenlerin değil, 60 bin üyenin tamamının yönetimi olacağız” diyen Matlı, ticaret ve sanayinin birbirinin rakibi olmadığını belirtti: “Küçük işletmemiz, tüccarımız, KOBİ’miz, sanayicimiz, hizmet sektörümüz ve girişimcimiz bu odanın eşit sahibidir. Bir sektörün gücü diğerinin önüne geçmeyecek. Bir üyenin ölçeği, cirosu, çevresi ya da adresi aldığı hizmetin ölçüsü olmayacak. Odanın imkânları bütün üyelerimize adaletle ulaşacak.” 70 meslek komitesine hedef, yetki ve çalışma bütçesi Yeni yönetim anlayışında BTSO’nun 70 meslek komitesine daha güçlü ve işlevsel bir yapı kazandıracaklarını açıklayan Matlı, komitelerin yalnızca sorun aktaran ve toplantı yapan yapılar olmaktan çıkarılacağını söyledi. Matlı, “Komitelerimiz kendi sektörlerinin geleceğine yön veren, karar süreçlerine katılan ve sonuçları takip eden güçlü çalışma merkezleri olacak. Her komitenin hedefleri olacak, yetkisi olacak, çalışma bütçesi olacak. Komitelerimiz kaynak kullanan, proje geliştiren ve sonuç üreten yapılar hâline gelecek. Çünkü sektörünü en iyi bilenler, o sektörün içinde emek verenlerdir” ifadelerini kullandı. “BTSO’nun tek kuruşunu kullanmadan çalışıyoruz” Birlikte Çalışma Merkezi’nin ve bugüne kadar yürütülen bütün çalışmaların kendi imkânlarıyla hayata geçirildiğini açıklayan Matlı, bu süreçte BTSO bütçesinden herhangi bir kaynak kullanılmadığının altını çizdi: “Bu merkezi de yürüttüğümüz bütün çalışmaları da kendi imkânlarımızla, kendi emeğimizle ve kendi bütçemizle hayata geçiriyoruz. BTSO’nun tek kuruşunu kullanmadan çalışıyoruz. Bizim arkamızda odanın bütçesi değil, üyelerimizin güveni var. Bizim gücümüz makamdan değil, sahadan geliyor.” Sahada yürütülen çalışmalara katkı sunan yol arkadaşlarına da teşekkür eden Matlı, ulaşılmayan tek bir üye kalmayana kadar çalışmaya devam edeceklerini söyledi. Bursa Dönüşüm Planı kamuoyuna açıklanacak Konuşmasında önümüzdeki dönemin çalışma takvimine ilişkin açıklamalarda da bulunan Matlı, Bursa’nın bütün ticaret ve sanayi alanlarını kapsayacak Bursa Dönüşüm Planı’nın yakın zamanda düzenlenecek bir basın toplantısıyla kamuoyuna sunulacağını duyurdu. Planın çarşıdaki esnaftan ihracatçı sanayiciye, küçük işletmelerden teknoloji girişimlerine kadar bütün üyeleri kapsayacağını belirten Matlı, “Hiçbir sektör dışarıda kalmayacak. Hiçbir üye geride bırakılmayacak. Açıkladığımız hiçbir çalışma kâğıt üzerinde kalmayacak. Tek merkez odaklı değil, bütün kentin kapsam içinde tutulduğu bir dönüşüm planı sunacağız.” dedi. Düzenlenecek basın toplantısının tek yönlü bir sunum olmayacağını vurgulayan Matlı şu ifadeleri kullandı: “Bu basın toplantısında amacımız yalnızca bizim konuşmamız değil; basın mensuplarımızın özgürce soru sorması ve her soruya açık yüreklilikle cevap verilmesi olacak. Son dönemde Bursa kamuoyunun haber alma hakkı adına görev yapan basın mensuplarının soru soramadığı, cevap alamadığı, tek yönlü ve seyirlik BTSO etkinliklerinin giderek alışkanlığa dönüştüğünü görüyoruz. Biz sorudan da şeffaflıktan da çekinmeyeceğiz.” Eylül ayında büyük Bursa buluşması Bursa Dönüşüm Planı’nın açıklanmasının ardından Eylül ayı içerisinde Bursa iş dünyasının bütün kesimlerini buluşturacak geniş katılımlı büyük bir organizasyon düzenleneceğini açıklayan Matlı, açılışın çalışmaların sonu değil başlangıcı olduğunu söyledi. “Kimse bugünkü açılışla yetineceğimizi düşünmesin. Bu akşam yalnızca kapıyı açıyoruz, asıl yürüyüş şimdi başlıyor” diyen Matlı, Bursa iş dünyasına şu çağrıda bulundu: “Gelin, bu yürüyüşe katılın. Fikrinizi, tecrübenizi, itirazınızı ve önerinizi getirin. Komitenizde bir üyemize daha ulaşın. Sektörünüzde bir kapıyı daha çalın. Çünkü dokunduğumuz her üyeyle daha güçlüyüz. Yan yana geldiğimiz her sektörle hedefimize daha yakınız.” Konuşmasını “Birlikte Güçlü, Birlikte İleri” sözleriyle tamamlayan Özer Matlı, Birlikte Çalışma Merkezi’nin 60 bin BTSO üyesinin tamamına açık olacağını vurguladı: “Bu merkez Özer Matlı’nın merkezi değildir. Bu merkez, 60 bin BTSO üyesinin evidir. Birlikte Çalışma Merkezimiz Bursa’mıza ve 60 bin üyemize hayırlı olsun.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ağustos Ayında Türk Bisikleti Dünya Arenasında Pedal Çevirecek Haber

Ağustos Ayında Türk Bisikleti Dünya Arenasında Pedal Çevirecek

Ağustos ayı boyunca milli sporcular, Dünya Şampiyonaları, Akdeniz Oyunları ve Avrupa'nın önemli UCI organizasyonlarında ay-yıldızlı formayla mücadele ederken, Türkiye de uluslararası yol yarışlarına ev sahipliği yapmaya devam edecek. Temmuz ayında Türkiye'nin farklı illerinde düzenlenen ulusal organizasyonlar ile Avrupa'da gerçekleştirilen şampiyonalarda yoğun bir yarış takvimini geride bırakan Türkiye Bisiklet Federasyonu, ağustos ayında Dünya Şampiyonaları, Akdeniz Oyunları, Türkiye Şampiyonaları, UCI takvimindeki uluslararası yol yarışları ve Türkiye Kupası organizasyonlarıyla sezonun en prestijli mücadelelerine hazırlanıyor. Türkiye Bisiklet Federasyonu'nun Ağustos 2026 faaliyet takviminde; yol, dağ bisikleti, pist ve para bisikleti olmak üzere 4 farklı disiplinde, Türkiye'de 8 il ve yurt dışında 6 ülkede gerçekleştirilecek toplam 23 yarış yer alıyor. Ağustos ayında Ankara, Burdur, Bursa, Isparta, Kahramanmaraş, Malatya, Ordu, Sakarya ve Samsun'da düzenlenecek yarışlar ve şampiyonalarla bisiklet heyecanı Türkiye'nin farklı noktalarına taşınacak. Aynı dönemde milli sporcular; Avusturya, Belçika, Brezilya, Bulgaristan, Çekya, İspanya, İtalya, Macaristan, Polonya ve Slovakya'da gerçekleştirilecek uluslararası organizasyonlarda ay-yıldızlı formayla Türkiye'yi temsil edecek. Faaliyet takviminde Yeşilay Türkiye Yol Şampiyonası, Maraton Türkiye Şampiyonası, Türkiye Kupası Yol Yarışları, Dünya Pist Bisikleti Şampiyonası, Dağ Bisikleti Dünya Şampiyonası, Akdeniz Oyunları ile UCI takviminde yer alan uluslararası yol ve pist yarışları öne çıkıyor. Yurt içinde düzenlenecek organizasyonlar sporculara önemli rekabet fırsatları sunarken, milli takım da dünya şampiyonaları ve uluslararası organizasyonlarda başarılı sonuçlar elde etmek için pedal çevirecek. Geleceğin yıldızları İspanya'da pedal çevirecek 20-23 Ağustos tarihleri arasında İspanya'da düzenlenecek Vuelta Junior a la Ribera del Duero, genç yol bisikletçilerini uluslararası arenada buluşturacak önemli organizasyonlardan biri olacak. Avrupa'nın prestijli gençler yarışları arasında gösterilen organizasyon, sporcuların uluslararası deneyim kazanmaları, farklı parkurlarda kendilerini geliştirmeleri ve üst düzey rekabet ortamında performanslarını sergilemeleri açısından büyük önem taşıyor. Milli Takımlar dünya arenasında Ağustos ayı boyunca milli sporcular, Belçika'da düzenlenecek Dünya Pist Bisikleti Şampiyonası, İtalya'da gerçekleştirilecek Dağ Bisikleti Dünya Şampiyonası ve Akdeniz Oyunları ile Brezilya'daki Dağ Bisikleti Eliminatör Dünya Kupası başta olmak üzere uluslararası organizasyonlarda Türkiye'yi temsil edecek. Milli sporcular ayrıca Bulgaristan'da düzenlenecek Downhill Avrupa Şampiyonası, Avusturya'daki Alpe Adria Tour, Slovakya'daki GP Prešov ve İspanya'daki Vuelta Junior a la Ribera del Duero yarışlarında ay-yıldızlı formayla mücadele edecek. Yıldız sporculardan elit kategorilere uzanan milli takım kadrosu, uluslararası tecrübesini artırmanın yanı sıra madalya ve kürsü hedefiyle pedal çevirecek. Burdur'da Türkiye Şampiyonluğu mücadelesi yaşanacak 18-20 Ağustos tarihleri arasında Burdur'da düzenlenecek Yeşilay Türkiye Yol Şampiyonası, sezonun en prestijli ulusal organizasyonlarından biri olacak. U11'den U17'ye kadar altyapı kategorileri ile Masters sporcularını aynı organizasyonda buluşturacak şampiyona, Türkiye şampiyonlarının belirleneceği kritik mücadelelere sahne olacak. Organizasyon, genç sporcuların sezon performanslarını ortaya koymaları ve ulusal sıralamadaki yerlerini güçlendirmeleri açısından da büyük önem taşıyor. Bursa’da maraton heyecanı yaşanacak 15-16 Ağustos tarihlerinde Bursa'da gerçekleştirilecek Maraton Türkiye Şampiyonası, sezonun en önemli dağ bisikleti organizasyonlarından biri olacak. Farklı yaş ve kategori gruplarından sporcuları bir araya getirecek şampiyona, dayanıklılık, teknik beceri ve stratejinin ön plana çıktığı zorlu parkurlarda büyük mücadelelere sahne olacak. Organizasyon, sporcuların ulusal sıralamadaki konumlarını güçlendirmeleri ve uluslararası yarışlar öncesinde önemli bir sınav vermeleri açısından da büyük önem taşıyor. Ankara'da Maximum Gran Fondo Başkent heyecanı yaşanacak Ağustos ayında Ankara'da düzenlenecek Visa Maximum Gran Fondo Başkent, amatör ve lisanslı bisikletçileri aynı start çizgisinde buluşturacak. Başkentin doğal ve tarihi güzellikleri eşliğinde gerçekleştirilecek organizasyonda sporcular, farklı parkur seçeneklerinde dayanıklılık ve performanslarını sergileyecek. Türkiye'nin farklı şehirlerinden ve yurt dışından katılımın beklendiği organizasyon, bisiklet tutkunlarına unutulmaz bir yarış deneyimi sunacak. Sporun, sağlıklı yaşamın ve sürdürülebilir ulaşımın teşvik edilmesine katkı sağlayacak etkinlik, Ankara'nın ulusal ve uluslararası spor organizasyonlarına ev sahipliği yapan önemli şehirlerden biri olma konumunu da güçlendirecek. Ayrıca organizasyon, başkentte bisiklet kültürünün yaygınlaşmasına ve şehrin spor turizmi potansiyelinin tanıtılmasına önemli katkı sunacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

E-ticarette Yeni Dönem 1 Ağustos’ta Başlıyor! Haber

E-ticarette Yeni Dönem 1 Ağustos’ta Başlıyor!

Yeni düzenlemeyle sahteciliklerin önüne geçilmesinin hedeflendiğini belirten TOBB E-ticaret Meclis Üyesi ve Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, “Yeni düzenle e-ticarette uzun süredir tartışılan sahte indirim uygulamalarını önemli ölçüde sınırlandıracak. Dijital altyapıya yatırım yapan şirketler öne çıkacak. Yeni düzenleme sadece tüketiciyi korumakla kalmayacak, e-ticarette yeni bir rekabet anlayışı oluşturacak” dedi. E-ticarette tüketiciyi aldatıcı reklamlar ve haksız ticari uygulamalara karşı korumayı amaçlayan yeni düzenlemeler, 1 Ağustos itibarıyla yürürlüğe giriyor. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan değişikliklerle, yapay zekâ destekli reklamlar, hedefli reklamcılık, influencer paylaşımları, indirim kampanyaları ve tüketici değerlendirmelerine ilişkin daha sıkı kurallar uygulanacak. 1 Temmuz'da Resmî Gazete'de yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle dijital ticarette şeffaflığın artırılması ve tüketicilerin yanıltıcı uygulamalara karşı daha etkin korunması hedefleniyor. Düzenlemeler, özellikle e-ticaret platformları ile çevrim içi satış yapan işletmelerin reklam ve pazarlama süreçlerinde önemli değişiklikler yapmasını gerektirecek. Yapay zekâ içeriklerinde açıklama zorunlu Yeni düzenleme kapsamında, reklamlarda yapay zekâ kullanılarak oluşturulan ve gerçek kişiden ayırt edilmesi güç dijital karakterlere yer verilmesi halinde bunun tüketiciye açık, anlaşılır ve fark edilebilir şekilde belirtilmesi zorunlu olacak. Ayrıca yapay zekâ ile oluşturulan dijital kopyaların, gerçek bir kişinin ürünü deneyimlediği veya tavsiye ettiği izlenimini veren reklamlarda kullanılması yasaklandı. İndirim kampanyalarında "10 gün" kriteri Düzenlemeyle birlikte indirimli satış reklamlarında da yeni bir dönem başlayacak. Buna göre, indirimin başlangıcından önceki son 10 gün içinde uygulanan en düşük fiyat, indirim öncesi fiyat olarak gösterilebilecek. Böylece gerçeği yansıtmayan yüksek indirim algısı oluşturulmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor. Şarta bağlı kampanyalar da aynı kurallara tabi olacak. Şikâyetler daha hızlı yayınlanacak Tüketici değerlendirmelerine ilişkin süreç de değişiyor. Satıcı ve sağlayıcılara tüketici şikâyetlerine yanıt vermeleri için tanınan süre 72 saatten 48 saate indirildi. Süre içinde yanıt verilmemesi halinde değerlendirmeler yayımlanabilecek. Ayrıca yalnızca satın alma süreci doğrulanabilen tüketici yorumlarının yayımlanmasına izin verilecek. Sahte indirimlerin önüne geçilecek Yeni düzenlemenin e-ticarette uzun süredir tartışılan sahte indirim uygulamalarını önemli ölçüde sınırlandıracağını belirten TOBB E-ticaret Meclis Üyesi ve Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, “Artık bir ürünün fiyatı önce yapay olarak yükseltilip sonra ‘yüzde 50 indirim’ denilmesi daha zor olacak. İndirimli satışlarda referans fiyat olarak son 10 günün en düşük fiyatının esas alınması, kampanyaların daha şeffaf hale gelmesini sağlayacak. Yapay zekâ kaynaklı yanıltıcı reklamlara karşı da koruma sağlanacak. Gerçek olmayan kişilerin veya yapay zekâ ile oluşturulan görüntülerin gerçek kullanıcı ya da uzman gibi sunulması sınırlandırılıyor. Böylece tüketicinin reklam ile gerçeği ayırt etmesi kolaylaşacak. Ürünü gerçekten satın alan kişilerin değerlendirmeleri öne çıkarılacak. Bu sayede sahte veya manipülatif yorumların azaltılması hedefleniyor. İşletmelerin tüketici yorumlarına ve itirazlarına daha kısa sürede yanıt vermesi gerekecek. Bu da sorunların daha hızlı çözüme kavuşmasına katkı sağlayacaktır” dedi. Dijital altyapıya yatırım yapan şirketleri öne çıkaracak Yeni düzenlemelerin sadece tüketiciyi korumayacağını söyleyen Çiğdemli, bunun e-ticarette yeni bir rekabet anlayışı oluşturacağını belirtti. Özellikle fiyat şeffaflığı ve doğrulanabilir müşteri deneyiminin öne çıkacağını ifade eden Çiğdemli, güven inşa eden markaların uzun vadede daha fazla tercih edileceğini söyledi. Yeni düzenlemeyle birlikte, dijital altyapıya yatırım yapan şirketlerin ön plana çıkacağı bilgisini veren Çiğdemli, “Fiyat geçmişini takip etmek, tüketici yorumlarını doğrulamak ve reklam içeriklerini mevzuata uygun hale getirmek güçlü yazılım altyapısı gerektiriyor. Bu nedenle e-ticaret altyapı sağlayıcıları ve dijital dönüşüme yatırım yapan işletmeler daha hızlı uyum sağlayabilecek. Artık yalnızca düşük fiyat değil, güvenilirlik de rekabet unsuru olacak. Şeffaf çalışan markalar tüketicinin gözünde daha fazla tercih edilir konuma ulaşacak. Fiyat manipülasyonu ve yanıltıcı pazarlama yerine şeffaflık, doğrulanabilir bilgi ve tüketici güveni öne çıkarken, dijital altyapısını güçlendiren işletmeler yeni dönemin avantajlı oyuncuları arasında yer alacaktır” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Ticari Sigorta Fiyatları 2026 Yılının İkinci Çeyreğinde Yüzde 6 Düştü Haber

Küresel Ticari Sigorta Fiyatları 2026 Yılının İkinci Çeyreğinde Yüzde 6 Düştü

Dünyanın lider sigorta brokeri ve risk danışmanı Marsh, ‘Küresel Sigorta Piyasası Endeksi’nin 2026 yılı ikinci çeyrek sonuçlarını açıkladı. Verilere göre, küresel sigorta fiyatları 2026’nın ilk çeyreğindeki %5'lik düşüşün ardından, 2026'nın ikinci çeyreğinde ortalama %6 düştü. Sabit kıymet sigorta fiyatları %12 azalırken, sorumluluk sigorta fiyatları büyük ölçüde ABD'deki piyasa dinamikleri nedeniyle %2 arttı. 2026'nın ikinci çeyreği, tüm branşlarda kapasite fazlası ve yoğun rekabet nedeni ile art arda fiyat düşüşü yaşanan sekizinci dönem oldu. Rapora göre; yüksek karlılık, sermaye fazlası, düşük reasürans maliyetleri ve yüksek yatırım getirileri, rekabeti artırıyor. 2026 yılının ikinci çeyreğinde sigorta fiyatları tüm bölgelerde yıllık bazda geriledi. En yüksek düşüş %16 ile Hindistan, Orta Doğu ve Afrika (IMEA) bölgesinde gerçekleşirken, Pasifik ile Latin Amerika ve Karayipler (LAC) bölgelerinde fiyatlar sırasıyla %13 ve %9 azaldı. İngiltere'de fiyatlar %8, Kanada'da %7, Avrupa'da %6 ve Asya'da %5 geriledi. ABD'de ise 2026 yılının ilk çeyreğinde %1 olan düşüş, ikinci çeyrekte %2'ye yükseldi. Raporda öne çıkan diğer bulgular ise şöyle; Sabit kıymet sigorta fiyatları, 2026 yılının ilk çeyreği ve 2025 yılının dördüncü çeyreğinde kaydedilen %9'luk düşüşlerin ardından, 2026 yılının ikinci çeyreğinde %12 oranında geriledi. Beş bölgede çift haneli fiyat düşüşleri görüldü: IMEA (%19), Pasifik (%15), Latin Amerika ve Karayipler (LAC) (%14), ABD (%13) ve İngiltere (%11). Avrupa'da (%9), Kanada'da (%8) ve Asya'da (%5) da fiyatlar düşüşünü sürdürdü.Sorumluluk sigortası fiyatları, 2026 yılının ikinci çeyreğinde küresel ölçekte %2 artarak, ilk çeyrekte kaydedilen %3'lük artışın altında kaldı. Aynı dönemde ABD hariç tüm bölgelerde fiyat düşüşleri gözlemlenirken, ABD'de sorumluluk sigortası fiyatları %7 arttı (ilk çeyrekte %9). ABD bağlantılı risklerde underwriting süreçleri daha sıkı değerlendirilirken, fiyatlandırma üzerindeki baskı da devam etti. Piyasada kapasite bulunmasına rağmen, risk kalitesi ve program yapısına bağlı olarak daha seçici bir yaklaşım benimsendi. Finansal sigortalar ve mesleki sorumluluk sigortası fiyatları, önceki çeyrekte kaydedilen %5'lik düşüşün ardından 2026 yılının ikinci çeyreğinde %3 geriledi. Uzun süredir devam eden fiyat indirimlerinin ardından piyasa koşulları daha dengeli bir görünüm kazanırken, underwriting süreçlerinde daha seçici bir yaklaşım benimsendi. ABD hariç tüm bölgelerde fiyatlar düşerken, ABD'de fiyatlar önceki çeyrekteki %2'lik düşüşün ardından %1 arttı. Siber sigorta fiyatları, 2026 yılının ilk çeyreğinde kaydedilen %5'lik düşüşün ardından ikinci çeyrekte %4 geriledi. Böylece fiyatlarda üst üste 12'nci çeyrektir düşüş kaydedildi. En yüksek fiyat düşüşü %14 ile IMEA bölgesinde gerçekleşirken, diğer bölgelerdeki indirimler LAC'de %10 ile ABD'de %2 arasında değişti. Rapor sonuçlarını değerlendiren Marsh Risk Türkiye CEO’su Yeşim Aksüt, “Birçok pazarda sigortacılar, fiyat rekabetinin yanı sıra daha geniş poliçe şartları ve kapsamı ile daha düşük muafiyetler sunarak farklılaşmaya çalışıyor. Ekonomik belirsizlik birçok alıcının prim maliyetlerini azaltmaya odaklanmasına neden olurken, pek çok kuruluş captive şirketler de dâhil olmak üzere alternatif risk yönetimi stratejilerine yatırım yapmayı sürdürüyor. Kuzey Yarımküre'de şiddetli bir fırtına sezonu yaşanmadığı sürece mevcut piyasa koşullarının devam etmesini bekliyoruz. Bu ortam, müşterilerimize teminat kapsamlarını genişletmeleri ve program yapıları ile risk stratejilerini gözden geçirmeleri için önemli bir fırsat sunabilir. Böylece gelecekte yaşanabilecek piyasa dalgalanmalarına karşı daha güçlü ve hazırlıklı bir konuma gelebilirler” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Red Bull Formulaz ile Karadeniz’in Asırlık Geleneği Yeniden Hayat Buluyor Haber

Red Bull Formulaz ile Karadeniz’in Asırlık Geleneği Yeniden Hayat Buluyor

Karadeniz'de gelenekselleşen tahta arabaların mücadelesi Red Bull Formulaz, bu yıl 2 Ağustos Pazar günü Rize'nin Ardeşen ilçesine bağlı Tunca beldesinde yapılacak. Bölgeye özgü kültürel mirası yeni nesillere taşıyan Red Bull Formulaz, tahta arabaları bu yıl 16. kez Tunca’nın yokuşlarında yeni pistiyle buluşturacak. Ayrıca Red Bull sporcuları Isopower (İsmail Can Yerinde), Ege Arseven ve Bahattin Sofuoğlu da etkinlikte yer alarak Karadeniz’in bu eşsiz atmosferine ortak olacak. Etkinlikte, sadece el emeğiyle üretilmiş tahta arabalarla 1.400 metrelik zorlu parkurda mücadele edilecek. Yarışmacılar keskin virajlar, çuvallarla oluşturulan engeller, saman balyaları, rampa atlayışları ve yerel sürprizlerle dolu parkurda en hızlı ve yaratıcı şekilde bitiş çizgisine ulaşmak için ter dökecek. Her bir tahta aracın sadece çivi veya vida ile monte edilebildiği, motor ya da dış destekle çalışan hiçbir mekanizmanın kullanılmasına izin verilmediği yarışta, hem ustalık hem de cesaret ön planda olacak. Red Bull’un eğlenceyle işlevselliği buluşturan ruhunu yansıtan Red Bull Formulaz, özgün formatıyla her yıl binlerce izleyiciyi Tunca’nın yokuşlarına çekmeye devam ediyor. Gelenekle inovasyonun tahta tekerlekler üstünde buluştuğu Red Bull Formulaz’da bu yıl da bolca kahkaha, bolca rekabet ve Karadeniz’e özgü yaratıcılık izleyicileri bekliyor. Red Bull Formulaz’ın 16 Yıllık Yolculuğu Karadeniz’de 1900’lü yılların başlarına kadar uzanan tahta araba geleneği, Tunca beldesinde yıllar boyunca çocuk oyunu olarak yaşatıldı. 2009’da festival formatına kavuşan bu gelenek, Red Bull’un desteğiyle yıllar içinde hem bölgesel hem de ulusal ölçekte tanınan bir etkinliğe dönüştü. Bugüne kadar 36 takımın mücadele ettiği ve yaklaşık 5 bin kişinin yerinde takip ettiği Red Bull Formulaz, Karadeniz’in en özgün ve eğlenceli geleneklerinden biri olarak öne çıkmaya devam ediyor. Red Bull Formulaz, yarışın yanı sıra Tunca’nın kültürel mirasını yeni nesillere aktarmayı, unutulmaya yüz tutmuş adetleri canlandırmayı amaçlıyor. Bu nedenle yarışlarda keçi yününden yapılan kıl çoraplar, kara lastikler ve start işareti olarak bölgede geleneksel olarak kullanılan xaşattule (Patlama sesi çıkaran, iple örgü yapılarak oluşturulan geleneksel gereç) yer alıyor. 2009’dan bu yana pek çok kez tahta tekerleklerin şampiyonluk mücadelesine tanık olan Red Bull Formulaz, her yıl katılımcılara ve izleyicilere unutulmaz anlar yaşattı. Efsane Red Bull sporcusu Kenan Sofuoğlu’nun katılımıyla ulusal basında geniş yer bulan etkinlik, bugüne dek pek çok yerel yarışçının birden fazla kez zirveye çıktığı anlara sahne oldu. Red Bull Formulaz heyecanı etkinlik öncesinde üniversitelere de taşındı. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi ve Çukurova Üniversitesi’nde gerçekleştirilen aktivasyonlarla öğrenciler tahta araba kültürüyle buluşurken, etkinliğe yönelik farkındalık ve katılım da artırıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ford ve Geely Auto, İspanya’da Güçlerini Birleştiriyor Haber

Ford ve Geely Auto, İspanya’da Güçlerini Birleştiriyor

Ford Motor Company ve Geely Automobile Holdings, bugün Ford’un Valencia, İspanya’daki üretim merkezinde Avrupa odaklı bir iş ortaklığı kurmak üzere anlaşmaya vardıklarını duyurdu. Yeni iş ortaklığı, Avrupa pazarı için Ford ve Geely markalı çoklu enerji teknolojilerine sahip binek araçların üretimini üstlenecek. Böylece Avrupa pazarına daha fazla ürün seçeneği ve daha güçlü bir değer önerisi sunulması hedefleniyor. Avrupa, bugün küresel otomotiv endüstrisinin en yoğun rekabet alanlarından biri konumunda. Sıkılaşan regülasyonlar, yüksek operasyonel maliyetler ve yeni nesil küresel rakipler; üretim maliyeti, araç teknolojisi ve yazılım deneyimi alanlarında sektörün rekabet ölçütlerini yeniden şekillendiriyor. Ford ve Geely, üretim hacimlerini bir araya getirerek Valencia fabrikasının kapasitesini en verimli şekilde kullanmayı, burada üretilecek araçların maliyetlerini rekabetçi seviyelere taşımayı ve sektörün yeni maliyet standardında rekabet etmeyi hedefliyor. Bu süreçte dünya standartlarında çoklu enerji teknolojilerine sahip araçlar sunulurken, Valencia ekonomisinin de güçlendirilmesi amaçlanıyor. Gerekli resmi onay süreçlerinin tamamlanmasının ardından, ortaklığın 2027 yılının ilk yarısında faaliyete geçmesi; ilk yeni araçların ise 2028’de üretim hattından çıkması planlanıyor. Ford Valencia fabrikası bu süreçte kesintisiz olarak Ford Kuga üretimine devam edecek. Geely Auto Group Başkan Yardımcısı Alex Nan, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Ford ile Avrupa’da hayata geçirmeyi planladığımız bu ortaklık, büyüme stratejimizin bir parçası olarak açık ve iş birliğine dayalı ürün geliştirme yaklaşımımıza verdiğimiz önemi ortaya koyuyor. Bu adımla Avrupa’daki yerel varlığımızı güçlendirirken, müşterilerimize olan bağlılığımızı da daha ileri taşıyoruz. Avrupalı müşterilerin yalnızca markasıyla değil; gelişmiş özellikleri, yüksek kalitesi ve Avrupa’nın yeşil geleceğine sunduğu katkıyla tercih edeceği araçlar üretmeyi hedefliyoruz. En yalın ifadeyle, güvenilir bir iş ortağıyla birlikte Avrupa için Avrupa’da otomobil üretiyoruz.” Ford’un Geely ile iş birliği, iki şirket arasında uzun yıllara dayanan güven ve karşılıklı saygı temeline dayanıyor. Bu ilişkinin geçmişi, Ford’un 2010 yılında Volvo Cars’ı Geely’ye devretmesine ve Geely’nin markayı koruyarak yeniden güçlendirmesine uzanıyor. Her iki şirket de kalite, maliyet etkin tedarik ve sürekli iyileştirme konularında ortak bir anlayışı paylaşırken, müşterilerin enerji dönüşümünde kendi tercihlerini yapabilmesi gerektiğine inanıyor. Valencia’yı Düşük Emisyonlu Mobilite İçin Güçlü Bir Üretim Merkezine Dönüştürmek Bu iş ortaklığı, halihazırda Avrupa’nın en verimli ve gelişmiş üretim tesislerinden biri olan Ford Valencia fabrikasını, sektörün yeni küresel maliyet standardında rekabet edebilecek ortak ve yüksek teknolojili bir üretim merkezine dönüştürecek. Yaklaşık 500.000 araçlık yıllık potansiyel kapasiteye sahip fabrika, 1976 yılında üretime başladığından bu yana Avrupa pazarının öncü üretim merkezleri arasında yer aldı. Ford’un ilk global önden çekişli otomobili ve markanın önemli başarı hikâyelerinden biri olan orijinal Ford Fiesta da bu fabrikada üretildi. Ford, Valencia’da üretim yapan ilk İspanyol olmayan otomotiv üreticisi oldu; bu adım, Ford’un İspanya ve İspanya halkıyla bugün de güçlü şekilde devam eden iş birliğinin başlangıcını oluşturdu. Önerilen ortaklık yapısına göre Ford, yeni kuruluşun yüzde 66’sına; Geely Auto ise yüzde 34’üne sahip olacak. Yeni Araç Portföyü Ford Avrupa Başkanı Jim Baumbick, açıklamasında şunları söyledi: “Valencia, yaklaşık 50 yıldır Ford tarihinin en sevilen otomobillerinden bazılarına ev sahipliği yaptı. Bugün ise bu köklü üretim gücünü Ford’un Avrupa’daki geleceğini şekillendirecek yeni bir döneme taşıyoruz. Geely Auto gibi güçlü bir iş ortağıyla esnek, verimli ve maliyet açısından rekabetçi bir endüstriyel yapı kurmamızın nedeni de bu. Birlikte, nitelikli iş gücüne sahip, sınıfının en iyi tesislerinden birinin potansiyelini tam olarak kullanabilir ve sektörün yeni maliyet standardında rekabet edebiliriz. Bu adım; Ford’un Avrupalı sürücülere ralli ruhundan gelen sürüş karakterini, gerçek arazi kabiliyetini ve çoklu enerji teknolojilerini Ford DNA’sıyla sunma vizyonunun bir parçası.” Ortak girişim, dünyanın önde gelen iki otomotiv şirketinin mühendislik, üretim ve geliştirme bilgi birikimini bir araya getirerek hem Ford hem de Geely markalı düşük ve sıfır emisyonlu binek araçlar üretecek. Avrupa’daki sürücüler için özel olarak geliştirilecek araçlar, farklı güç aktarma seçeneklerinin yanı sıra güçlü dijital deneyimler de sunacak. Ford Modelleri: • Ford Kuga: Avrupa’nın en çok tercih edilen plug-in hibrit modellerinden biri olan Ford Kuga’nın üretimi Valencia’da kesintisiz devam edecek. • Bronco ailesinin yeni üyesi: Valencia, global Bronco ailesinin yeni bir üyesini de üretecek. Avrupa yolları için geliştirilen güçlü, kompakt ve maceraya hazır SUV modelinin üretiminin 2028’de başlaması planlanıyor. • Tamamen yeni crossover: Ford tarafından tasarlanan ve Geely ile birlikte geliştirilecek çoklu enerji teknolojisine sahip aile crossover modeli 2028’de pazara sunulacak. Ford’un imza niteliğindeki kabiliyetleri ve sürüş dinamikleriyle geliştirilen model, 2029 yılına kadar Avrupa’ya beş yeni çoklu enerji teknolojisine sahip araç getirmeyi hedefleyen ürün atağının bir parçası olacak. Geely Modelleri: • Elektrikli SUV modelleri: Geely Auto, Avrupa odağını ve büyüme stratejisini desteklemek üzere Valencia fabrikasında iki elektrikli SUV üretmeyi planlıyor. Bu ortak girişim kapsamında üretilecek ilk Geely markalı modellerin 2028’de üretim hattından çıkması bekleniyor. Bu girişim, Geely Auto’nun yılın ilk yarısında ulaştığı 474.228 adetlik yurt dışı satış performansının ardından uluslararası büyümesini desteklerken; Ford’un Avrupa’da hız, verimlilik ve ölçekle rekabet etmek için stratejik ortaklıklardan yararlanma yaklaşımını da ileri taşıyor. Jim Baumbick, kamu-özel sektör iş birliğinin önemine de dikkat çekerek şunları söyledi: “Bu ortaklık, otomotiv üreticilerinin Avrupa’nın sanayi altyapısını güçlendirmek için nasıl yeni iş birlikleri geliştirebileceğini gösteriyor. Ancak bunu tek başımıza başaramayız. Valencia’da, İspanya’nın ulusal ve bölgesel yönetimlerinin devam eden desteğiyle ortaya koyduğumuz model, Avrupa’nın geri kalanı için de örnek teşkil eden güçlü bir kamu-özel sektör iş birliği niteliği taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vestel’de Kredi Notu Bir Kez Daha Düştü: Moody’s Kararı Borç Yapılandırma Sürecinde Neye İşaret Ediyor? Haber

Vestel’de Kredi Notu Bir Kez Daha Düştü: Moody’s Kararı Borç Yapılandırma Sürecinde Neye İşaret Ediyor?

Uzun vadeli şirket kredi notunun Caa2’den Caa3’e, temerrüt olasılığı notunun ise Caa2-PD’den Caa3-PD’ye indirilmesi, uluslararası piyasalarda Vestel’in finansal risk algısının belirgin biçimde yükseldiğini gösteriyor. Moody’s aynı zamanda Vestel Elektronik’in 2029 vadeli, 500 milyon dolar tutarındaki garantili kıdemli teminatsız tahvillerinin notunu da Caa3 seviyesine çekti. Not görünümünün “Negatif” olarak korunması ise mevcut seviyenin nihai bir taban olmadığına, finansal görünümde yeterli iyileşme sağlanamaması halinde yeni bir indirim ihtimalinin sürdüğüne işaret ediyor. Bu kararın önemi, yalnızca Moody’s ölçeğindeki bir basamak değişiminden kaynaklanmıyor. Vestel’in son aylarda attığı finansal adımlar, not indiriminin şirketin borç ödeme kapasitesi ve sermaye yapısı üzerindeki baskıyla doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Caa3 Notu Vestel İçin Ne Anlama Geliyor? Moody’s derecelendirme sisteminde Caa kategorisi, yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından çok yüksek kredi riski taşıyan şirketleri ifade ediyor. Caa3 ise bu grubun en alt basamağında bulunuyor ve yatırım yapılabilir seviyenin oldukça altında yer alıyor. Bu not, Vestel’in kesin olarak temerrüde düştüğü anlamına gelmiyor. Ancak şirketin mevcut finansal yapısıyla borçlarını çevirebilme kapasitesine ilişkin ciddi belirsizlik bulunduğunu gösteriyor. Özellikle negatif görünümle birlikte değerlendirildiğinde Moody’s kararı, finansman koşullarının zorlaşabileceği, yeni borçlanma maliyetlerinin artabileceği ve mevcut yükümlülüklerin yeniden düzenlenmesine yönelik ihtiyacın güçlenebileceği mesajını veriyor. Temerrüt olasılığı notunun Caa3-PD seviyesine indirilmesi de dikkat çekici. Bu gösterge, şirketin yalnızca genel kredi kalitesini değil, borç yeniden yapılandırması veya ödeme koşullarının değiştirilmesi gibi kredi olayı ihtimallerini de yakından ilgilendiriyor. Not İndirimi Borç Yapılandırma Başvurusunun Ardından Geldi Moody’s kararını şirketin son haftalardaki gelişmelerinden bağımsız değerlendirmek mümkün değil. Vestel Elektronik, haziran ayında mevcut konsolide kredilerinin ödeme takvimi ile faaliyetlerinden yaratılan nakit akışını uyumlu hale getirmek amacıyla finansal yeniden yapılandırma başvurusu yaptığını açıklamıştı. Bu başvuru, şirketin operasyonlarını durdurduğu veya borçlarını ödeyemediği anlamına gelmiyor. Buna karşılık, mevcut vade yapısının ve ödeme takviminin şirketin nakit üretme kapasitesi üzerinde baskı oluşturduğunu gösteren önemli bir işaret olarak öne çıkıyor. Finansal yeniden yapılandırma sürecinde şirketler çoğunlukla banka kredilerinin vadelerini uzatmayı, kısa vadeli ödeme baskısını azaltmayı, faiz koşullarını yeniden müzakere etmeyi veya belirli dönemlerde anapara ödemelerini ertelemeyi hedefliyor. Vestel’in de kredilerin vade yapısını faaliyet nakit akışıyla uyumlu hale getirmeyi amaçladığını belirtmesi, temel meselenin varlık yetersizliğinden çok likidite ve borç servis kapasitesi üzerinde yoğunlaştığını düşündürüyor. Eurobond İçin Danışman Atanması Kritik Bir Eşik Vestel Elektronik’in 500 milyon dolarlık Eurobond’u için uluslararası yatırım bankası Houlihan Lokey’i finansal danışman olarak görevlendirmesi, sürecin bir başka önemli boyutunu oluşturuyor. Şirket, bu görevlendirmenin mevcut Eurobond’lara ilişkin stratejik alternatiflerin değerlendirilmesi ve sürdürülebilir bir sermaye yapısına ulaşılması amacıyla yapıldığını açıkladı. Finans piyasalarında “stratejik alternatifler” ifadesi geniş bir çerçeveyi kapsayabiliyor. Bunlar arasında tahvil vadelerinin uzatılması, kupon koşullarının değiştirilmesi, yeni bir borçlanma aracıyla refinansman sağlanması, yatırımcılardan geri alım yapılması veya tahvil sahipleriyle kapsamlı bir yeniden yapılandırma görüşmesi yürütülmesi bulunabiliyor. Henüz hangi yöntemin tercih edileceği açıklanmış değil. Ancak bağımsız bir finansal danışmanın görevlendirilmesi, şirketin Eurobond yatırımcılarıyla yürütülecek görüşmeleri daha kurumsal ve teknik bir zemine taşımaya hazırlandığını gösteriyor. Moody’s not indiriminin bu görevlendirmenin hemen ardından gelmesi, derecelendirme kuruluşunun Eurobond tarafındaki süreci potansiyel bir borç yeniden yapılandırma riski olarak değerlendirdiği şeklinde okunabilir. Fitch’in Kararı da Benzer Risklere İşaret Etmişti Vestel üzerindeki kredi baskısı yalnızca Moody’s değerlendirmesiyle sınırlı değil. Fitch Ratings de temmuz ayı başında şirketin uzun vadeli yerel ve yabancı para cinsinden kredi notlarını CCC+ seviyesinden CCC- seviyesine düşürdü. Fitch, 2029 vadeli 500 milyon dolarlık tahvilin notunu ise CCC’den CC’ye indirdi. İki büyük uluslararası derecelendirme kuruluşunun kısa aralıklarla benzer yönde adım atması, kredi riskindeki artışın tek bir kurumun yaklaşımından kaynaklanmadığını gösteriyor. Moody’s ve Fitch’in not sistemleri birebir aynı olmasa da her iki değerlendirme de Vestel’in sermaye yapısı, likiditesi ve borç ödeme takvimi konusunda yüksek risk gördüğünü ortaya koyuyor. Bu tablo, şirketin önümüzdeki dönemde yalnızca faaliyet kârlılığını artırmasının yeterli olmayabileceğini gösteriyor. Borç vadelerinin uzatılması, finansman maliyetlerinin kontrol altına alınması ve sürdürülebilir pozitif nakit akışının sağlanması kritik önem taşıyor. İlk Çeyrek Finansalları Baskının Kaynağını Gösteriyor Vestel Elektronik’in 2026 yılının ilk çeyreğine ait finansal sonuçları, derecelendirme kuruluşlarının neden temkinli davrandığını açıklayan önemli veriler içeriyor. Şirketin enflasyon muhasebesine göre düzeltilmiş satış gelirleri geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 49 azalarak yaklaşık 21 milyar liraya geriledi. Brüt kâr yüzde 65 düşerken, brüt kâr marjı yüzde 19,2’den yüzde 13 seviyesine indi. Faiz, amortisman ve vergi öncesi kârı ifade eden FAVÖK, önceki yılın aynı dönemindeki pozitif seviyeden 1,3 milyar liralık zarara döndü. FAVÖK marjı da yüzde 3,7’den eksi yüzde 6,3’e geriledi. Bu durum, Vestel’in ana faaliyetlerinden borç servisini destekleyecek yeterli operasyonel nakit üretmekte zorlandığını gösteriyor. Şirket ilk çeyrekte 3,1 milyar lira net zarar açıkladı. Net zararın geçen yılın aynı dönemine göre azalması ilk bakışta olumlu görünse de bunun önemli bölümünde enflasyon muhasebesinden kaynaklanan parasal kazancın etkisi bulunuyor. Esas faaliyet performansında ise satış hacmi, marjlar ve operasyonel kârlılık açısından baskının devam ettiği görülüyor. Likidite Açısından En Dikkat Çekici Kalem Nakit Akışı Kredi notu açısından gelir tablosu kadar nakit akışı da belirleyici durumda. Vestel Elektronik, 2026 yılının ilk üç ayında faaliyetlerinden yaklaşık 5 milyar liralık nakit çıkışı yaşadı. Geçen yılın aynı döneminde faaliyetlerden pozitif nakit üretilmiş olması, mevcut dönemdeki bozulmayı daha görünür hale getiriyor. Mart sonu itibarıyla şirketin nakit ve nakit benzerleri yaklaşık 2 milyar lira seviyesindeyken, kısa vadeli finansal borçları 48,5 milyar liraya yaklaştı. Toplam kısa vadeli yükümlülükleri ise 107 milyar liranın üzerine çıktı. Burada yalnızca nakit ile kısa vadeli borçları karşılaştırmak yeterli değil. Ticari alacaklar, stoklar, kullanılmamış kredi limitleri ve grup içi finansman imkânları da likidite analizinde önem taşıyor. Bununla birlikte şirketin nakit pozisyonuyla kısa vadeli finansal yükümlülükleri arasındaki büyük fark, neden vade uzatımı ve yeniden yapılandırma arayışına girildiğini açıklıyor. Net finansal borç Mart 2026 sonunda yaklaşık 93 milyar lira seviyesinde bulunuyor. FAVÖK’ün negatif olması nedeniyle net borç/FAVÖK oranı anlamlı biçimde hesaplanamıyor. Bu durum, geleneksel borçluluk göstergelerinin işlevini kaybettiği ve değerlendirmenin daha çok likidite, varlık satışı, finansman erişimi ve yeniden yapılandırma başarısı üzerinden yapılacağı anlamına geliyor. Operasyonel Sorunlar Yalnızca Türkiye Pazarıyla Sınırlı Değil Vestel’in açıklamalarına göre satışlardaki düşüşün arkasında hem iç pazardaki hem de ihracat pazarlarındaki zayıflık bulunuyor. Beyaz eşya ve televizyon segmentinde artan rekabet, sevkiyat adetlerini aşağı çekerken, Avrupa pazarındaki Çinli üretici baskısı da fiyatlama gücünü sınırlıyor. Türk lirasındaki değer kaybının yurt içi enflasyonun altında kalması, ihracatçı şirketler açısından maliyet rekabetçiliğini olumsuz etkiliyor. İşçilik giderleri, ham madde maliyetleri ve lojistik harcamalarındaki yükseliş de marjları baskılıyor. Kızıldeniz’deki taşımacılık sorunları ve küresel tedarik zincirindeki aksamalar, teslimat sürelerinin uzamasına ve maliyetlerin yükselmesine yol açarken Vestel’in Avrupa’daki fiyat rekabetinde daha kırılgan hale gelmesine neden oluyor. Bu nedenle şirketin finansal toparlanması yalnızca borçların vadesini uzatmaya bağlı değil. Ana faaliyetlerde satış hacminin dengelenmesi, marjların yeniden pozitife dönmesi ve operasyonel giderlerin sürdürülebilir seviyeye çekilmesi gerekiyor. Moody’s Kararı Hisse Yatırımcısı Açısından Nasıl Okunmalı? Kredi notu doğrudan hisse senedi için verilmiş bir tavsiye değildir. Buna rağmen şirketin borçlanma maliyeti, nakit akışı ve sermaye yapısı üzerinde etkili olduğu için hisse yatırımcıları açısından önem taşır. Not indirimi sonrasında Vestel’in uluslararası piyasalardan yeni finansman sağlaması daha maliyetli hale gelebilir. Borç yapılandırma sürecinde Eurobond yatırımcılarına sunulacak koşullar, şirketin gelecekteki nakit akışını ve finansman giderlerini doğrudan etkileyebilir. Yapılandırmanın şirket lehine sonuçlanması, kısa vadeli ödeme baskısını azaltarak operasyonel dönüşüm için zaman kazandırabilir. Ancak tahvil sahipleriyle anlaşma sağlanamaması, bankalarla yürütülen görüşmelerin uzaması veya faaliyet performansının beklenen ölçüde toparlanmaması halinde risklerin daha da artması mümkün. Hisse yatırımcısının izlemesi gereken temel başlıklar, finansal yeniden yapılandırma başvurusunun sonucu, banka kredilerinin yeni vade yapısı, Eurobond yatırımcılarıyla yapılacak görüşmeler, olası varlık satışları, işletme sermayesi gelişmeleri ve çeyreklik faaliyet nakit akışı olacak. Vestel Açısından Belirleyici Dönem Başladı Moody’s tarafından açıklanan Caa3 notu, Vestel Elektronik’in finansal görünümünde ciddi bir risk artışına işaret ediyor. Buna rağmen söz konusu karar, şirketin faaliyetlerini sürdüremeyeceği veya kesin biçimde temerrüde düşeceği anlamına gelmiyor. Şirket bir yandan banka borçlarının yeniden yapılandırılması için resmi süreci yürütürken diğer yandan 500 milyon dolarlık Eurobond için uluslararası danışman eşliğinde alternatifleri değerlendiriyor. Haziran ayında bazı kısa vadeli borçlanma araçlarının anapara ve kupon ödemelerinin tamamlanmış olması da ödeme akışının tamamen durmadığını gösteriyor. Buna karşılık faaliyetlerden negatif nakit üretilmesi, FAVÖK’ün eksiye dönmesi, kısa vadeli finansal yükümlülüklerin büyüklüğü ve kredi notlarının peş peşe düşürülmesi, Vestel açısından zamanın kritik hale geldiğini ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde asıl belirleyici unsur, şirketin borçlarını yalnızca yeniden vadelendirip vadelendiremeyeceği değil, bu süreçte ana faaliyetlerini yeniden pozitif nakit üreten bir yapıya dönüştürüp dönüştüremeyeceği olacak. Moody’s kararı, piyasalara tam olarak bu noktadaki belirsizliğin sürdüğü mesajını veriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.