Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rekabet

Kapsül Haber Ajansı - Rekabet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rekabet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk Telekom eSüper Lig Yeni Sezonu Başlıyor Haber

Türk Telekom eSüper Lig Yeni Sezonu Başlıyor

Türkiye’nin dijital dönüşümüne öncülük eden Türk Telekom, teknoloji bilgi birikimini ve yenilikçi vizyonunu hayatın her alanına aktarmayı sürdürüyor. Spora ve sporcuya verdiği desteklerle ülkemizde spor ekosisteminin gelişimine katkı sağlayan Türk Telekom, futbolun dijitalleşmesine öncülük etmeye devam ediyor. Türkiye Futbol Federasyonu iş birliğiyle düzenlenen ve Türk Telekom’un isim sponsorluğunu üstlendiği Türk Telekom eSüper Lig’de bu sezon da rekabet ve heyecan bir arada yaşanacak. Trendyol Süper Lig’de mücadele eden 18 takımın eFutbol takımlarının karşı karşıya geleceği ligde, 3 ay sürecek lig aşamasının ardından ilk 8 sırayı alan takımlar play-off aşamasında mücadele etme hakkı kazanacak. Türk Telekom eSüper Lig karşılaşmaları sezon boyunca Tivibu Spor 4 ve Tivibu sosyal medya kanallarından canlı olarak izlenebilecek. “Yeni sezonda takımlarımıza başarılar diliyorum” Türk Telekom Kurumsal İletişim Direktörü Arif Sancaktaroğlu; “Türk Telekom olarak Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik ederken, sporun da dijitalleşmesinde öncü rol alıyoruz. Sporu ve sporcuyu destekleyen çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürürken, eSporun ülkemizdeki gelişimini en ön sıradan destekleyen projeleri hayata geçiriyoruz. Türkiye Futbol Federasyonu iş birliğiyle başlattığımız Türk Telekom eSüper Lig’de üçüncü sezona büyük bir heyecanla giriyoruz. Türk Telekom eSüper Lig ve Türk Telekom eSüper Kupa’nın isim sponsoru ve resmi yayıncısı olarak dijital dönüşümü oyun dünyasında da ileriye taşıyoruz. Güçlü fiber altyapımız ve yüksek hızda bağlantı teknolojilerimizle eSpor ekosisteminin sürdürülebilir şekilde büyümesine katkı sağlıyoruz. Türk Telekom olarak spora ve sporcuyu desteklemeye, yeni teknolojileri sporla buluşturmaya devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ayakkabı Yan Sanayinde Hedef: Küresel Pazar Payını Katma Değerli Üretimle Artırmak Haber

Ayakkabı Yan Sanayinde Hedef: Küresel Pazar Payını Katma Değerli Üretimle Artırmak

İDMİB’in açıkladığı 2025 yılı Ocak-Aralık dönemi verilerine göre; Türkiye’nin ayakkabı aksamları ihracatı değer bazında yüzde 3,4 oranında sınırlı bir azalışla 39,5 milyon dolar olarak gerçekleşti. Miktar bazında ise yüzde 14,5’lik bir daralma yaşanarak 4,7 bin ton seviyesine gerilendi. Bu süreçte sektörün kilogram başına birim fiyatı ise 8,4 dolar oldu. "Birim Fiyatımızdaki Direnç Umut Verici" Sektörün 2025 yılı performansını rakamlarla analiz eden AYSAD Başkanı Sait Salıcı, özellikle birim fiyat vurgusu yaparak şunları söyledi: "2025 yılı, küresel tedarik zincirindeki değişimlerin ve pazar daralmalarının hissedildiği bir dönem oldu. İhracat miktarımızda yüzde 14,5 gibi belirgin bir düşüş yaşanmasına rağmen, değer bazındaki kaybın yüzde 3,4 ile sınırlı kalması, sektörümüzün nitelikli ürün üretme kabiliyetini koruduğunu gösteriyor. Kg başına 8,4 dolarlık birim fiyatımız, standart üretimden katma değerli üretime geçiş yolculuğumuzun en önemli göstergesidir." "Dünya Pazarındaki Payımızı Yükseltmek Zorundayız" Küresel ölçekteki rekabet gücüne de değinen Salıcı, dünya geneli verilerle kıyaslama yaparak stratejik hedefleri paylaştı: "Dünya ayakkabı aksamları ithalat verilerine baktığımızda, 2024 yılı verilerine göre toplam pazarın 9 milyar dolar büyüklüğünde olduğunu görüyoruz. Türkiye olarak bu devasa pazardan aldığımız yüzde 0,5’lik pay, potansiyelimizin hala çok uzağında olduğumuza işaret ediyor. Henüz resmi verileri açıklanmayan 2025 yılı küresel pazarında da benzer bir pasta payı öngörülürken, bizim temel hedefimiz bu oranı tasarım ve teknolojiyle yukarı çekmektir. Fiyat rekabeti yerine, fark yaratan yan sanayi çözümleriyle dünya pazarında daha aktif rol almalıyız." Pazar Dağılımında Azerbaycan ve Romanya Sıçraması Ülke bazlı verilerde Azerbaycan ve Romanya’daki büyümenin altını çizen Sait Salıcı: "2025 yılında Cezayir en büyük pazarımız olma özelliğini korurken, Azerbaycan’a yaptığımız ihracatın yüzde 106 oranında artarak 1,6 milyon dolara ulaşması, Romanya’ya yaptığımız ihracatın da 1,6 milyon dolar olması bizler için çok kıymetli. Öte yandan, en büyük pazar grubumuz olan Avrupa Birliği’nde yaşanan yüzde 16,9’luk daralma, ana pazarlarımızda daha agresif ve yenilikçi bir pazarlama stratejisi izlememiz gerektiğini kanıtlıyor." dedi. 2025 Yılı Ayakkabı Aksamları İhracat Tablosu (Özet): Gösterge Değer (2025) Değişim (%) İhracat Değeri 39,5 Milyon $ -%3,4 İhracat Miktarı 4,7 Bin Ton -%14,5 Birim Fiyat (Kg) 8,4 $ - Dünya Pazar Payı %0,5 - Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

YEKA GES-2025 Yarışmalarının Sözleşmeleri İmzalandı Haber

YEKA GES-2025 Yarışmalarının Sözleşmeleri İmzalandı

25 Kasım 2025’te gerçekleştirilen YEKA GES-2025 yarışmalarının sözleşmeleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Zafer Demircan’ın katılımıyla, Enerji İşleri Genel Müdürü Ahmet Özkaya ve yarışmayı kazanan firmaların yetkilileri tarafından bugün Bakanlıkta imzalandı. 60 Aylık Süreç Başladı Yarışmayı kazanan şirketler, sözleşme imza tarihinden itibaren ürettikleri elektriği 60 ay süre ile serbest piyasada satabilecek. Daha sonra 20 yıl süreyle üretilen elektrik, kilovatsaat başına 3,25 euro/cent fiyat ile iletim sistemine verilecek. Sözleşmelerin imzalanmasıyla birlikte, firmalar için 60 aylık serbest piyasada satış süreci resmen başlamış oldu. Bakan Yardımcısı Demircan: Devam Edeceğiz İmza töreninde konuşan Bakan Yardımcısı Zafer Demircan, “Gösterdiğiniz ihtimam ve rekabet, bizi hem devamını getirme açısından umutlandırıyor hem de sektörün bize olan güvenini gösterme açısından kendimizi iyi hissediyoruz. Bakanlık olarak YEKA'ları her yıl en az 2 bin megavat olarak planlamaya devam ediyoruz. Bundan sonra da bu şekilde devam edeceğiz.” dedi. Demircan, YEKA GES-2025 kapsamında ilk yüzer GES kapasitesinin de yatırımcıyla buluştuğunu anımsattı. YEKA’ların enerji sektörü için önemli bir iş potansiyeli olduğunu ifade eden Demircan, yatırımların hayırlı ve uğurlu olması temennisinde de bulundu. 102 Milyon Euro Katkı Bedeli Bolu, Erzurum, Eskişehir, Kahramanmaraş, Mardin, Van ve Manisa’da bulunan toplam 650 MW kapasiteli 8 adet bağlantı kapasitesi, yapılan yarışmaların ardından yatırımcılara tahsis edilmişti. Söz konusu yarışmaların neticesinde de toplamda yaklaşık 102 milyon Euro’luk bir katkı bedeli sağlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

"Hayatına Dokunduğun İnsanların Gelişimine Tanık Olmak En Büyük Motivasyonum" Haber

"Hayatına Dokunduğun İnsanların Gelişimine Tanık Olmak En Büyük Motivasyonum"

Yılmaz, 25 yılı aşkın İK serüvenini, değişen başarı tanımını ve dijital dönüşümün İK'daki yerini samimiyetle paylaştı. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Merhabalar, ben Nevzat YILMAZ, 25 yılı aşkın bir süredir İnsan Kaynakları profesyoneli olarak çalışmaktayım. Kurumsal iş hayatında farklı pozisyonlarda insan kaynakları alanında edindiğim tecrübelerle, şu an Hastavuk A.Ş. İnsan Kaynakları ve İdari İşler Müdürü olarak görev yapıyorum. Evli ve bir kız çocuk babasıyım. İnsan Kaynakları alanının dışında Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir ünvanına sahibim. Bir dönem Adalet Bakanlığı’na bağlı olarak İnsan Kaynakları Bilirkişisi olarak da görev yaptım. İnsan Kaynakları ve İdari İşler Müdürlüğü dışında; İKAYDER (İnsan Kaynakları Yöneticileri Derneği) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini yürütmekteyim. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Serbest Muhasebeci Mali Müşavir hedefiyle yola çıktığım kariyer hayatımın ilk yıllarında; o yıllarda şirketlerin çoğunda İnsan Kaynakları yapılanması bulunmadığından, muhasebe departmanı içinde kendine yer edinmiş Personel Özlük İşleri ve Bordrolama Operasyonları ile tanıştım. Açıkçası, neredeyse insana dair herşeyi barındırdığından muhasebeden daha fazla ilgimi çekti ve bu alana yöneldim. 2000 yılların başlarından itibaren personel departmanı, insan kaynakları fonksiyonlarının gelişmesiyle birlikte, İnsan Kaynakları Bölümü yapılanması haline geldi. Sadece kariyerimin değil, tüm şirketlerin de en önemli dönüm noktası bence buydu. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Mesleğe ilk başladığım gençlik yıllarımda başarı, ünvan ve para kazanmaktı. Sonra başarının anlamı benim için çok değişti. Üretken olmak, katma değer yaratmak ve insana dair her konuda materyalist düşünceden uzaklaşarak, sadece birlikte çalıştığınız değil, çevrenizdeki insanların da gelişimine katkıda bulunmak ve bunların olumlu etkilerini somut olarak gözlemlemek, benim tek motivasyon kaynağım haline geldi. Hayatına dokunduğunuz insanların başarılarını görmek gerçekten çok motive edici. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? Çalışma hayatı için bahsedecek olursak, odağımız insan ve insana dair herşey olduğundan, süreç dışında yönetemediğiniz durumlarla karşılaşabiliyorsunuz maalesef. Hızlı çözüm üretmek, ani kararlar almak güçlü bir öngörü gerektirmekte her daim hazır olmanız gerekmekte. Yaşanılan olaylardan aldığım referanslarla stratejiler belirlemek ve prensiplerinizde tutarlı olmak başarıyı da beraberinde getirmekte. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? Öncelikle insanın gerçekten kendini tanıması gerekiyor. Bu mesleği yapmak, başarılarla dolu bir iş hayatı geçirmek istiyorsanız, öncelikle yaptığınız işi sevmeniz ve ötesinde sabırlı ve tutkulu olmanız gerekiyor. Sonrasında empati yetkinliğinizin gelişmesi, güçlü iletişim becerileri ile insanların güvenini kazandığınızda başarı basamaklarını emin adımlarla çıkacaklarından kuşkum yoktur. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Tek kelime ile GÜVEN. Gerek iş hayatında gerekse karakteristik olarak ekibime güven vermek ve güven duymak isterim. Çünkü ekip çalışmalarımızda hedefimizi net olarak belirler ve bu doğrultuda tüm arkadaşlarımın insiyatif almasını sağlar ve desteklerim. Böylelikle ekibimdeki her bireyin mesleki ve ahlaki olarak gelişimlerine katkıda bulunduğumu düşünürüm. Kısacası ekibimdeki herkesi derinden önemserim. Anlık yapıcı geri bildirimler ile yaptıkları çalışmaların ne kadar değerli olduğunu açık bir şekilde ifade ederim. Tabi ki başarının ardından ödül, kaçınılmaz olur bizim ekipte. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? Dünya markası olma vizyonu ve bunun için sürekli gelişmek ve geliştirmek misyonu ile donatılmış şirketimizde, İnsan Kaynakları departmanı olarak öncelikle şirketimizin yapacağı yeni yatırımlarla daha fazla istihdam olanağı, mevcut çalışanlarımızın mesleki ve kişisel gelişimlerine daha fazla katkıda bulunmak hiç sönmeyen arzumuzdur. 2026 yılı içerisinde özellikle İK alanında dijital dönüşümün her odağında yer almak istiyor ve buna göre süreçlerimizi şekillendiriyoruz. Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için ne yapıyorsunuz? Günümüzde sektör ayırmaksızın her şirketin karşılaştığı gibi ekonomik belirsizlikler ve hiç bitmeyen bir rekabet ile bizde karşılaşmaktayız, fakat bizi ayıran özellik, yönetim ekibimizin güçlü öngörü ve rekabet ortamında dahi çalışanlarımızın potansiyellerini pik seviyeye çıkarmanın ne denli önemli olduğunun bilincinde olmasıdır. Bu farkındalık sayesinde kalite ve verimlilik ile ilgili rekabeti en aza indirgeyebiliyorsunuz. Bir de doğru pozisyonlanma ile yerel ve uluslararası pazarda farkınız kendiliğinden ortaya çıkıyor. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz? Sürdürülebilirlik konusu oldukça derin, üretici – tüketici demeden tüm dünyanın, tüm insanlığın seferber olması gereken bir konu olarak görüyorum. Lokal olarak yakın geçmişte şehrimizde yaşadığımız planlı su kesintileri buna en somut örnek. Global anlamda bu tarz bir durumun yaşandığını düşünmek bile istemem. O sebeple sadece hammadde, enerji, işgücü gibi üretim veya hizmet şirketlerini kapsamaktan çok öte bir konu. Tüm yaşamsal kaynakların sürdürülebilirliği ile ilgili ülkelerin, siyasi yöneticilerin, halkların, kaynaklarını etkin kullanmaları ile ilgili politikalar geliştirmesi, stratejilerin belirlenmesi farkındalığın tabana kadar yayılması gerekli. Hastavuk A.Ş. olarak da “Sıfır Atık” – “Biyoenerji” gibi alanlarda oldukça ileri projeler üretiyoruz. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Dijitalleşme ve yapay zekâ, işimize yardımcı “bot”lar. Doğru kullanıldığında harika işler çıkarabiliyorlar. En önemlisi zamanınız size kalıyor ve gelişim yolculuğunda operasyondan uzaklaşarak stratejiler oluşturmanıza yardımcı oluyorlar. İnsan Kaynaklarının her alanında dijital ürünlerin hepsini yakından tanımaya çalışıyoruz. En iyi uygulamaları inceleme imkânı bulmaya çalışıyoruz. Böylelikle çalıştığım şirketimde ve sektörel bazda en iyi iş modelini tasarlamaya çalışıyoruz. Süreçlerimizin çoğunu dijital ortama taşıdık, kurumsal kaynak kullanımının verimli hale gelmesi için şirketimizde ERP sistemi hayata geçirildi. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Bizim jenerasyonumuz için bilgiye ulaşmak, bizden önceki dönemde tecrübe kazanmış kişilere ulaşmak anlamına geliyordu. Şimdi ise durum değişti. Artık bilgi her yerde, elimizdeki cihazlara kadar geldi. İnsan Kaynakları alanında çalışmak isteyen gençler öncelikle bilgi sahibi olacaklar, her alanda kendilerini geliştirecekler, sosyalleşecekler, iletişim becerilerini geliştirecekler. Mübalağa etmek istemem fakat oldukça rekabetçi bir ortamdalar ve onları ön plana çıkaran temel yetkinliklerini en iyi şekilde sergilemeleri gerekiyor. Yabancı dil ve teknoloji becerileri ise artık kaçınılmaz.

"Hayatına Dokunduğun İnsanların Gelişimine Tanık Olmak En Büyük Motivasyonum" Haber

"Hayatına Dokunduğun İnsanların Gelişimine Tanık Olmak En Büyük Motivasyonum"

Yılmaz, 25 yılı aşkın İK serüvenini, değişen başarı tanımını ve dijital dönüşümün İK'daki yerini samimiyetle paylaştı. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Merhabalar, ben Nevzat YILMAZ, 25 yılı aşkın bir süredir İnsan Kaynakları profesyoneli olarak çalışmaktayım. Kurumsal iş hayatında farklı pozisyonlarda insan kaynakları alanında edindiğim tecrübelerle, şu an Hastavuk A.Ş. İnsan Kaynakları ve İdari İşler Müdürü olarak görev yapıyorum. Evli ve bir kız çocuk babasıyım. İnsan Kaynakları alanının dışında Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir ünvanına sahibim. Bir dönem Adalet Bakanlığı’na bağlı olarak İnsan Kaynakları Bilirkişisi olarak da görev yaptım. İnsan Kaynakları ve İdari İşler Müdürlüğü dışında; İKAYDER (İnsan Kaynakları Yöneticileri Derneği) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini yürütmekteyim. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Serbest Muhasebeci Mali Müşavir hedefiyle yola çıktığım kariyer hayatımın ilk yıllarında; o yıllarda şirketlerin çoğunda İnsan Kaynakları yapılanması bulunmadığından, muhasebe departmanı içinde kendine yer edinmiş Personel Özlük İşleri ve Bordrolama Operasyonları ile tanıştım. Açıkçası, neredeyse insana dair herşeyi barındırdığından muhasebeden daha fazla ilgimi çekti ve bu alana yöneldim. 2000 yılların başlarından itibaren personel departmanı, insan kaynakları fonksiyonlarının gelişmesiyle birlikte, İnsan Kaynakları Bölümü yapılanması haline geldi. Sadece kariyerimin değil, tüm şirketlerin de en önemli dönüm noktası bence buydu. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Mesleğe ilk başladığım gençlik yıllarımda başarı, ünvan ve para kazanmaktı. Sonra başarının anlamı benim için çok değişti. Üretken olmak, katma değer yaratmak ve insana dair her konuda materyalist düşünceden uzaklaşarak, sadece birlikte çalıştığınız değil, çevrenizdeki insanların da gelişimine katkıda bulunmak ve bunların olumlu etkilerini somut olarak gözlemlemek, benim tek motivasyon kaynağım haline geldi. Hayatına dokunduğunuz insanların başarılarını görmek gerçekten çok motive edici. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? Çalışma hayatı için bahsedecek olursak, odağımız insan ve insana dair herşey olduğundan, süreç dışında yönetemediğiniz durumlarla karşılaşabiliyorsunuz maalesef. Hızlı çözüm üretmek, ani kararlar almak güçlü bir öngörü gerektirmekte her daim hazır olmanız gerekmekte. Yaşanılan olaylardan aldığım referanslarla stratejiler belirlemek ve prensiplerinizde tutarlı olmak başarıyı da beraberinde getirmekte. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? Öncelikle insanın gerçekten kendini tanıması gerekiyor. Bu mesleği yapmak, başarılarla dolu bir iş hayatı geçirmek istiyorsanız, öncelikle yaptığınız işi sevmeniz ve ötesinde sabırlı ve tutkulu olmanız gerekiyor. Sonrasında empati yetkinliğinizin gelişmesi, güçlü iletişim becerileri ile insanların güvenini kazandığınızda başarı basamaklarını emin adımlarla çıkacaklarından kuşkum yoktur. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Tek kelime ile GÜVEN. Gerek iş hayatında gerekse karakteristik olarak ekibime güven vermek ve güven duymak isterim. Çünkü ekip çalışmalarımızda hedefimizi net olarak belirler ve bu doğrultuda tüm arkadaşlarımın insiyatif almasını sağlar ve desteklerim. Böylelikle ekibimdeki her bireyin mesleki ve ahlaki olarak gelişimlerine katkıda bulunduğumu düşünürüm. Kısacası ekibimdeki herkesi derinden önemserim. Anlık yapıcı geri bildirimler ile yaptıkları çalışmaların ne kadar değerli olduğunu açık bir şekilde ifade ederim. Tabi ki başarının ardından ödül, kaçınılmaz olur bizim ekipte. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? Dünya markası olma vizyonu ve bunun için sürekli gelişmek ve geliştirmek misyonu ile donatılmış şirketimizde, İnsan Kaynakları departmanı olarak öncelikle şirketimizin yapacağı yeni yatırımlarla daha fazla istihdam olanağı, mevcut çalışanlarımızın mesleki ve kişisel gelişimlerine daha fazla katkıda bulunmak hiç sönmeyen arzumuzdur. 2026 yılı içerisinde özellikle İK alanında dijital dönüşümün her odağında yer almak istiyor ve buna göre süreçlerimizi şekillendiriyoruz. Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için ne yapıyorsunuz? Günümüzde sektör ayırmaksızın her şirketin karşılaştığı gibi ekonomik belirsizlikler ve hiç bitmeyen bir rekabet ile bizde karşılaşmaktayız, fakat bizi ayıran özellik, yönetim ekibimizin güçlü öngörü ve rekabet ortamında dahi çalışanlarımızın potansiyellerini pik seviyeye çıkarmanın ne denli önemli olduğunun bilincinde olmasıdır. Bu farkındalık sayesinde kalite ve verimlilik ile ilgili rekabeti en aza indirgeyebiliyorsunuz. Bir de doğru pozisyonlanma ile yerel ve uluslararası pazarda farkınız kendiliğinden ortaya çıkıyor. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz? Sürdürülebilirlik konusu oldukça derin, üretici – tüketici demeden tüm dünyanın, tüm insanlığın seferber olması gereken bir konu olarak görüyorum. Lokal olarak yakın geçmişte şehrimizde yaşadığımız planlı su kesintileri buna en somut örnek. Global anlamda bu tarz bir durumun yaşandığını düşünmek bile istemem. O sebeple sadece hammadde, enerji, işgücü gibi üretim veya hizmet şirketlerini kapsamaktan çok öte bir konu. Tüm yaşamsal kaynakların sürdürülebilirliği ile ilgili ülkelerin, siyasi yöneticilerin, halkların, kaynaklarını etkin kullanmaları ile ilgili politikalar geliştirmesi, stratejilerin belirlenmesi farkındalığın tabana kadar yayılması gerekli. Hastavuk A.Ş. olarak da “Sıfır Atık” – “Biyoenerji” gibi alanlarda oldukça ileri projeler üretiyoruz. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Dijitalleşme ve yapay zekâ, işimize yardımcı “bot”lar. Doğru kullanıldığında harika işler çıkarabiliyorlar. En önemlisi zamanınız size kalıyor ve gelişim yolculuğunda operasyondan uzaklaşarak stratejiler oluşturmanıza yardımcı oluyorlar. İnsan Kaynaklarının her alanında dijital ürünlerin hepsini yakından tanımaya çalışıyoruz. En iyi uygulamaları inceleme imkânı bulmaya çalışıyoruz. Böylelikle çalıştığım şirketimde ve sektörel bazda en iyi iş modelini tasarlamaya çalışıyoruz. Süreçlerimizin çoğunu dijital ortama taşıdık, kurumsal kaynak kullanımının verimli hale gelmesi için şirketimizde ERP sistemi hayata geçirildi. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Bizim jenerasyonumuz için bilgiye ulaşmak, bizden önceki dönemde tecrübe kazanmış kişilere ulaşmak anlamına geliyordu. Şimdi ise durum değişti. Artık bilgi her yerde, elimizdeki cihazlara kadar geldi. İnsan Kaynakları alanında çalışmak isteyen gençler öncelikle bilgi sahibi olacaklar, her alanda kendilerini geliştirecekler, sosyalleşecekler, iletişim becerilerini geliştirecekler. Mübalağa etmek istemem fakat oldukça rekabetçi bir ortamdalar ve onları ön plana çıkaran temel yetkinliklerini en iyi şekilde sergilemeleri gerekiyor. Yabancı dil ve teknoloji becerileri ise artık kaçınılmaz.

Anti-Damping Kararı Yerli Çeliğe Can Suyu Olacak Haber

Anti-Damping Kararı Yerli Çeliğe Can Suyu Olacak

Türk sanayi sektörünü üretim yapamaz hale getiren dampingli ürünlere karşı, Ticaret Bakanlığınca kesin önlem uygulamasına karar verilerek yüzde 3,95 oranında anti-damping vergisi getirildi. Resmi Gazete’de yayımlanan karara yönelik açıklama yapan Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı, “Yerli üreticiye daha adil bir rekabet ortamı sağlayacak olan bu kararı, sektörü büyük kayıplar vermekten kurtaracak uygulamaların ilk adımı olarak görüyoruz ve devamının geleceğine inanıyoruz ” dedi. Demir-çelik sektörü temsilcilerinin, artan ithalat baskısına karşı anti-damping uygulaması kapsamında gerçekleştirdiği başvuru karara bağlandı. Ticaret Bakanlığı, Çin’den ve farklı Uzak Doğu ülkelerinden ithal edilen düşük fiyatlı ve kalitesiz ürünlerin iç piyasada haksız rekabet yarattığına yönelik başvuruyu haklı bularak, ithalatta yüzde 3,95 oranında anti-damping vergisi uygulanmasına karar verdi. İthalatta haksız rekabetin önlenmesine ilişkin yayımlanan karar, yeni dönemde demir-çelik sektöründe eşit şartlarda rekabetin önünü açarak, Türkiye ekonomisine can suyu olacak. HALUK KAYABAŞI: ANTİ DAMPİNG YENİ YATIRIMLARIN ANAHTARI OLACAK Türkiye’de dampingli ithalata karşı alınabilecek proaktif ve kalıcı önlemlerin yeni yatırımların önünü açacağını ifade eden Haluk Kayabaşı, “Paslanmaz çelik, modern sanayinin hem stratejik hem de vazgeçilmez girdileri arasında önemli bir yere sahip. Otomotivden sağlığa, gıdadan enerjiye, mutfaktan savunma sanayisine kadar yüksek katma değerli sektörlerin çoğunda kilit bir rol oynuyor. Ancak Asya ve Uzak Doğu menşeli ürünlerde görülen dampingli fiyatlar, iç piyasadaki rekabet ortamını bozmakla kalmıyor, yerli üreticinin yatırım kapasitesini de zayıflatıyor. Ticaret Bakanlığımız tarafından yerli üreticiye stratejik kalkan oluşturacak bu yaptırımların, ülkemizin paslanmaz çelikte sürdürülebilir bir büyüme yakalamasına etki edeceğine inanıyorum. Böylesine güçlü bir ürünü, dışa bağımlı hale getirmek ülkemiz için büyük bir kayıp olur. Dünyanın birçok ülkesinde uygulanan ve emsal teşkil eden koruyucu ticaret politikaları, yerli üretici için büyük bir dayanak. Anti-damping, yeni yatırımların anahtarı olacak” dedi. TÜRK SANAYİSİ YENİ DÖNEMDE İSTİHDAMLA GÜÇLENECEK Türkiye'nin paslanmaz çelik sektöründe yeni bir dönemin kapılarının aralandığını ifade eden Haluk Kayabaşı, “Paslanmaz çelik pek çok sektör için stratejik bir girdi. Bu ham maddeyi son ürün haline getirecek yerli üretim gücünün desteklenmesi hayati önem taşıyor. Milli ekonomimize katma değer sağlayan paslanmaz çeliğe hayat verecek tüm uygulamaları destekliyoruz” diyerek yüzde 3,95 oranında uygulanacak anti damping vergisinin olası etkilerini anlattı: “Halihazırda mevcut üretim, sanayinin artan ihtiyacının yalnızca üçte birini karşılayabiliyor. Türkiye’nin yıllık soğuk haddelenmiş paslanmaz çelik tüketimi 400–450 bin ton civarında. Ancak bu tüketimde ithalat yüzde 80 gibi bir paya sahip. Diğer yerli üretici ile birlikte toplam iç pazar ihtiyacının yüzde 90'ını karşılayabilecek kapasitedeyiz. Yerli üretimi güçlendirmek, hem cari açık açısından hem de sanayimizin stratejik bağımsızlığı için çok önemli. Bakanlığımız tarafından yayımlanan anti-damping önlemi kararının ardından üretimimiz inanıyorum ki önemli oranda artış gösterecek. Kapasite kullanım oranlarımız artacak, fabrikalarımız daha düşük maliyetle üretim yapacak. En önemlisi istihdam ve işgücü artacak. Yatırım iştahı canlanırken, ülkemizin rekabet gücü gelişecek. Bakanlığımızın desteğiyle oluşturulacak güçlü sanayi ekosistemi, yatırımların kalıcı hale gelmesini ve katma değerli üretimin gelişmesini sağlayacak. Türkiye, daima büyüyen sanayisiyle ve üretim kabiliyetiyle küresel rekabet içinde giderek daha görünür hale geliyor. Altını çizerek söylemek isterim ki; paslanmaz çelik, kat edilen bu yolun, ulaştığımız bu büyümenin omurgasını oluşturan sektörlerden biri. Bu adım, Türkiye’nin yalnızca tüketen değil, bölgesinde üretim üssü haline gelen konumunu da güçlendirecek. Böylelikle sektörümüzde, dünya çapında söz sahibi bir oyuncu olacağız” dedi.

Albaraka Türk ve ITFC’den 20 Milyon Euro'luk Anlaşma Haber

Albaraka Türk ve ITFC’den 20 Milyon Euro'luk Anlaşma

Türkiye'de katılım bankacılığının öncüsü Albaraka Türk, Türkiye ekonomisinin uzun vadeli kalkınmasında finansal kapsayıcılığın, reel sektörün ve sürdürülebilir ticaretin kritik rolünün güçlenmesine katkı sağlamaya devam ediyor. Katılım finans ekosisteminin öncüsü olarak, Türkiye’nin ihracat kapasitesinin geliştirilmesi yönünde etkisi yüksek iş birliklerini stratejik bir öncelik olarak gören Albaraka Türk ve İslam Kalkınma Bankası (IsDB) Grubu'nun bir üyesi olan Uluslararası İslami Ticaret Finans Kurumu (ITFC), 20 milyon Euro’luk Murabaha anlaşması imzaladı. Bu anlaşma, Türkiye'deki özel sektör müşterileri, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ'ler) için katılım bankacılığına uygun ticaret finansmanı çözümlerine erişimi genişleterek temel mal ve emtiaların ithalat ihtiyaçlarını ve ihracat öncesi işlemlerini desteklemekte ve ITFC'nin Türkiye'de kapsayıcı ve sürdürülebilir özel sektör büyümesine olan bağlılığını güçlendirmektedir. Anlaşma ile ilgili açıklamalarda bulunan ITFC Ticari Finansman Genel Müdürü Abdihamid Abu, “Albaraka Türk ile sağladığımız stratejik ortaklık, Türkiye'nin KOBİ'lerin gelişimi ve ihracatın büyümesi konusundaki öncelikleri ile ITFC'nin katılım bankacılığı ekosistemine uygun ticaret finansmanını genişletme ve işletmelerin rekabet etmesini ve istihdam yaratmasını sağlama misyonuyla uyumludur” dedi. Albaraka Türk Katılım Bankası'nın Hazine ve Uluslararası Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Serhan Yıldırım ise şu yorumda bulundu: “Bu Murabaha finansman anlaşmasıyla ITFC ile uzun süredir devam eden ortaklığımızı güçlendirmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bu imkân katılım bankacılığına uygun ticaret finansmanı çözümlerine daha fazla erişim sağlayarak, özellikle KOBİ'ler olmak üzere müşterilerimize daha iyi hizmet vermemizi sağlayacaktır. Ayrıca bu imkân, tarafların önümüzdeki dönemde mutabık kalabileceği ilave finansman işlemlerine yönelik daha kapsamlı bir iş birliği sürecinin ilk adımını teşkil etmektedir. Türkiye'nin özel sektörünü desteklemek ve ticareti geliştirmek, “Öncü Bankacılık” misyonumuzun temelini oluşturmakta ve bu iş birliği, sürdürülebilir büyüme ve ekonomik kalkınma konusundaki ortak vizyonumuzu yansıtmaktadır.”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.