Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rekabet Avantajı

Kapsül Haber Ajansı - Rekabet Avantajı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rekabet Avantajı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Meysu Halka Arz Sonuçları Açıklandı Haber

Meysu Halka Arz Sonuçları Açıklandı

Meysu Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin paylarının halka arzına ilişkin talep toplama süreci, 5–6–7 Ocak 2026 tarihlerinde gerçekleştirildi. Şirketin 1 TL nominal değerli payları 7,50 TL fiyattan halka arz edilirken, 175 milyon TL nominal değerli payların satışı sonucunda halka arz büyüklüğü 1 milyar 312 milyon 500 bin TL olarak gerçekleşti. Halka arz sürecinde Meysu’ya yatırımcıların yoğun ilgisi dikkat çekti. Yurt içi bireysel yatırımcı kategorisinde tahsisatın 2,6 katı, yüksek başvurulu yatırımcı kategorisinde 51,4 katı, yurt içi kurumsal yatırımcı kategorisinde ise 4,9 katı talep geldi. Toplamda halka arz büyüklüğünün 8,5 katına ulaşan talep, Meysu’nun iş modeline ve büyüme vizyonuna duyulan güveni ortaya koydu. 648 Bini Aşkın Yatırımcıya Dağıtım Yapıldı Meysu’nun halka arzında; 646.385’i yurt içi bireysel yatırımcı, 1.407’si yüksek talepli yatırımcı ve 211’i yurt içi kurumsal yatırımcı olmak üzere toplam 648.003 yatırımcıya dağıtım gerçekleştirildi. Dağıtıma esas tahsisat oranları; yurt içi bireysel yatırımcılar için yüzde 45, yüksek talepli yatırımcılar için yüzde 10 ve yurt içi kurumsal yatırımcılar için yüzde 45 olarak gerçekleşti. Bu sonuçla birlikte Meysu, geniş bir yatırımcı tabanıyla sermaye piyasalarına güçlü bir giriş yaptı. Güldüoğlu: “Yatırımcılarımızın Gösterdiği İlgi Bizim İçin Güçlü Bir Referans” Halka arz sonuçlarını değerlendiren Meysu CEO’su Osman Güldüoğlu, talep toplama sürecinde ortaya çıkan güçlü yatırımcı ilgisinin, şirketin uzun vadeli büyüme stratejisine duyulan güvenin somut bir göstergesi olduğunu ifade etti. Güldüoğlu, “Meysu olarak halka arz sürecini, uzun vadeli büyüme stratejimizin planlı ve doğal bir devamı olarak ele aldık. Talep toplama sürecinde gördüğümüz yoğun ilgi, bugüne kadar kararlılıkla sürdürdüğümüz yatırım, üretim ve verimlilik odaklı yaklaşımımızın karşılık bulduğunu gösteriyor. Halka arzla birlikte daha şeffaf, daha güçlü ve daha kurumsal bir yapıyla yolumuza devam edeceğiz.” dedi. Yatırımlar ve Kapasite Artışı Ön Planda Osman Güldüoğlu, halka arzdan elde edilen kaynağın kullanım alanlarının net olduğunu belirterek, devam eden yatırım sürecinin büyük ölçüde tamamlandığını ifade etti. Mevcut üretim kapasitesini 182 milyon litreden 472 milyon litreye çıkaracak yatırımların yaklaşık yüzde 90’ının tamamlandığını kaydeden Güldüoğlu, 2026 yılının ilk yarısı itibarıyla üretim kapasitesinde belirgin bir artış sağlamayı hedeflediklerini söyledi. Meysu Hakkında 55 yılı aşkın köklü marka mirasıyla Türkiye’nin önde gelen meyve suyu ve alkolsüz içecek üreticilerinden biri olan Meysu Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş., güçlü üretim altyapısı, entegre üretim modeli ve geniş ürün portföyüyle faaliyetlerini sürdürmektedir. Meysu; meyve suları, nektarlar, gazlı içecekler ve enerji içecekleri başta olmak üzere farklı kategorilerde hem kendi markaları ile hem de özel markalı (private label) ürün üretmektedir. Yurt içi pazardaki güçlü konumunun yanı sıra ihracat odaklı büyüme stratejisiyle de öne çıkan Şirket, ürünlerini Asya, Avrupa, Amerika ve Afrika kıtalarında çok sayıda ülkeye ihraç etmektedir. Ara mamul ve tüketime hazır ürün üretimini birlikte gerçekleştiren entegre yapısı sayesinde maliyet, kalite ve tedarik sürekliliği açısından rekabet avantajı sağlayan Meysu, üretim faaliyetlerini Kayseri’de bulunan tesislerinde sürdürmektedir. Teknoloji odaklı yatırım vizyonuyla hareket eden Meysu, değişen tüketici beklentileri ve küresel içecek trendleri doğrultusunda ürün geliştirme çalışmalarına önem vermekte; üretim kapasitesini artırmayı ve ihracat pazarlarındaki varlığını güçlendirmeyi hedeflemektedir. Şirket, kalite ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımıyla uzun vadeli ve istikrarlı büyüme hedefini kararlılıkla sürdürmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye, ChatGPT Kullanımında Dünyanın Zirvesinde Haber

Türkiye, ChatGPT Kullanımında Dünyanın Zirvesinde

Dijital pazarlama ajansı Cremicro'nun Kurucusu Haydar Özkömürcü, bu verilerin Türk şirketleri için 2026 yılında hayati bir strateji değişikliğini işaret ettiğini vurguluyor. Dünya genelinde dijital alışkanlıkların hızla değiştiği bir dönemden geçerken, Ekim 2025 verileri Türkiye'deki kullanıcı davranışlarına dair çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu. Küresel ortalamanın %80,92 olduğu "ChatGPT Kaynaklı Yapay Zeka Web Trafiği" listesinde Türkiye, %94,49'luk rekor bir oranla dünya birincisi oldu. Gelişmiş ülkeleri geride bırakan Türkiye'de, yapay zeka üzerinden bir web sitesine giden trafiğin neredeyse tamamı ChatGPT üzerinden gerçekleşiyor. Bu tabloyu yorumlayan Cremicro Kurucusu Haydar Özkömürcü, klasik SEO (Arama Motoru Optimizasyonu) devrinin evrildiğini ve yerini AIO'ya (Yapay Zeka Optimizasyonu - Artificial Intelligence Optimization) bıraktığını belirtiyor. "Türkiye'de AIO Yaptırmayan Marka, Müşterisinin Gözünde Yok Hükmündedir" Verilerin, Türk tüketicisinin bilgiye ulaşma yolculuğunda arama motorlarından sohbet botlarına (chatbot) radikal bir geçiş yaptığını kanıtladığını belirten Haydar Özkömürcü, şu değerlendirmede bulundu. "Rapor açıkça gösteriyor ki; Türkiye'de yapay zeka kullanan her 100 kişiden yaklaşık 95'i, bir ürün veya hizmet ararken ChatGPT'nin yönlendirmelerine güveniyor. Bu, dünyada eşi benzeri görülmemiş bir dominasyon. Artık sadece Google'da ilk sayfada olmak yetmiyor; markanızın ChatGPT tarafından 'önerilen' ve 'referans gösterilen' bir otorite olması gerekiyor. Buna 'Generative Engine Optimization' (GEO) veya AIO diyoruz. Bu veriler ışığında net bir şekilde söyleyebilirim ki; AIO stratejisinin dünyada en fazla işe yaradığı ve en yüksek geri dönüşü sağladığı ülke Türkiye'dir." Zorlu Geçecek 2026 Yılında Rekabet Avantajı: "Yapay Zekanın Dilinden Konuşmak" Ekonomik belirsizliklerin ve artan rekabet koşullarının gölgesinde geçmesi beklenen 2026 yılı, şirketlerin pazarlama bütçelerini en verimli şekilde kullanmalarını zorunlu kılıyor. Geleneksel reklam kanallarının maliyetleri artarken, ChatGPT gibi platformlarda görünür olmanın, satın alma kararı veren kitleye ulaşmanın en kestirme yolu olduğu görülüyor. Firmaların 2026 planlamalarında yapay zeka optimizasyonunu merkeze almaları gerektiğini vurgulayan Özkömürcü, sözlerine şöyle devam etti: "2026 yılı, şirketler için finansal açıdan temkinli olunması gereken, zorlu bir yıl olacak. Böylesine daralan bir ekonomide, pazarlama bütçenizi nereye harcadığınız hayati önem taşıyor. Müşterileriniz artık 'en iyi muhasebe yazılımı hangisi?' veya 'İstanbul'da en güvenilir insan kaynakları firması kim?' sorusunu Google yerine ChatGPT'ye soruyor. Eğer yapay zeka firmanızı tanımıyor ve önermiyorsa, o müşteriyi masada bırakıyorsunuz demektir. Türk şirketleri için krizden çıkışın ve büyümenin formülü, algoritmaların değil, yapay zekanın dilinden konuşan bir optimizasyon sürecinden geçiyor." Cremicro Hakkında: Haydar Özkömürcü tarafından kurulan Cremicro, veri odaklı dijital pazarlama, SEO ve yeni nesil Yapay Zeka Optimizasyonu (AIO) alanlarında hizmet veren, markaların dijital dönüşüm süreçlerine liderlik eden yenilikçi bir dijital pazarlama ajansıdır.

Akbank, KOBİ’lerin Yapay Zekâ Dönüşümünü Agentic AI Hackathon ile Destekliyor Haber

Akbank, KOBİ’lerin Yapay Zekâ Dönüşümünü Agentic AI Hackathon ile Destekliyor

Türkiye’de KOBİ’lere yönelik ilk kapsamlı Agentic AI maratonu olan programda, 50 KOBİ’ye dijital ve yapay zekâ olgunluk değerlendirmesi yapılırken, seçilen 10 KOBİ’nin gerçek operasyonel problemlerine yönelik uygulamalı çözümler geliştirmesi desteklendi. Program, KOBİ’lerin yapay zekâyı stratejik bir dönüşüm ve rekabet avantajı aracı olarak kullanabileceğini somut biçimde ortaya koydu. Akbank, MEXT ve Novus iş birliğiyle hayata geçirilen ‘KOBİ’ler İçin Agentic AI Hackathonu’, birbirlerinden farklı sektörlerdeki KOBİ’lerin gerçek operasyonel ihtiyaçlarına yönelik otonom yapay zekâ çözümleri geliştirmesine imkân sundu. Türkiye’de KOBİ’lere yönelik ilk kapsamlı Agentic AI (karar alabilen ve aksiyon gerçekleştirebilen otonom yapay zekâ sistemleri) maratonu olma özelliğini taşıyan program, MEXT’te gerçekleştirildi. KOBİ’lerin dijital ve yapay zekâ dönüşümünü hızlandırmayı hedefleyen KOBİ’ler İçin Agentic AI Hackathonu, teknoloji ile sanayiyi aynı zeminde buluşturdu. Program, KOBİ’lerin kendi operasyonlarından yola çıkarak, ölçülebilir yapay zekâ etkisi yaratabilecek çözümler geliştirmelerine odaklandı. Program kapsamında 50 KOBİ’ye Dijital ve Yapay Zekâ Olgunluk Değerlendirmesi yapıldı. Değerlendirme sonucunda belirlenen 10 KOBİ, hackathona davet edilerek Agentic AI mimarisi, bulut altyapıları ve Novus platformunu uygulamalı biçimde deneyimleme fırsatı buldu. Katılımcılar, kendi üretim, operasyon ve hizmet süreçlerindeki gerçek problemlere yönelik otonom ve entegre yapay zekâ çözümleri geliştirirken, uzmanlardan bire bir mentörlük aldı. “KOBİ’lerin yapay zekâ teknolojilerine erişimini kolaylaştırmayı hedefliyoruz” Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, programa ilişkin değerlendirmesinde şunları ifade etti: “Akbank olarak KOBİ’lerin sürdürülebilir büyümesini, teknoloji ve dijital dönüşümle birlikte ele alıyoruz. KOBİ’ler İçin Agentic AI Hackathonu, KOBİ’lerin yapay zekâyı kendi operasyonlarına uyarlayabilecek yetkinliğe sahip olduğunu somut biçimde ortaya koyan çok kıymetli bir örnek. Bu tür programlarla, yapay zekâ dönüşümünü yalnızca büyük ölçekli şirketlerin değil, KOBİ’lerin erişebileceği ve gerçek değer üretebileceği bir alan hâline getirmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda, KOBİ’lerin üretim ve iş süreçlerinde verimlilik artışı sağlamalarını, maliyetlerini optimize etmelerini ve rekabet güçlerini artırmalarını destekleyecek erişilebilir, ölçeklenebilir ve güvenilir yapay zeka çözümleri geliştirmelerine olanak tanıyoruz. İş dünyasının geleceğine yatırım yapmaya, KOBİ’lerimizin rekabet gücünü artıracak ekosistem iş birliklerini desteklemeye devam edeceğiz.” MEXT Teknoloji Merkezi Genel Müdürü Efe Erdem ise “MEXT olarak, üretim sektörünün geleceğini şekillendirecek agentic yapay zekâ teknolojilerinin gerçek operasyonel senaryolarla buluşmasını özellikle önemsiyoruz. Bu doğrultuda KOBİ’ler İçin Agentic AI Hackathonu, yalnızca bir günlük bir etkinlik olarak değil, uçtan uca kurgulanmış bir uygulama süreci olarak ele alıyoruz. Hackathon’a katılan KOBİ’ler, kendi üretim ve operasyon süreçlerindeki ihtiyaçları üzerinden agentic yapay zekâ kullanım senaryolarını geliştirme, bu ihtiyaçlara karşılık veren uygulanabilir ve ölçülebilir fayda üreten çözümler ortaya koyarak, bunları test etme imkânı buldular. Amacımız, yapay zekâyı pilot seviyede kullanılan bir teknoloji olmaktan çıkararak, özellikle üretim ekosisteminde ve KOBİ’ler nezdinde erişilebilir, ölçeklenebilir ve güvenilir bir yetkinlik haline getirmek. Biz de MEXT olarak bu yaklaşımdan yola çıkarak, koordinatörlüğünü üstlendiğimiz konsorsiyum ile Avrupa Birliği tarafından Avrupa Dijital İnovasyon Merkezi (EDIH) olarak seçildik. Bu yapı sayesinde, önümüzdeki dönemde KOBİ’lerin yapay zekâ ve dijital dönüşüm yolculuklarını daha geniş ölçekte, uygulama odaklı ve sürdürülebilir biçimde desteklemeyi hedefliyoruz.” KOBİ’ler için uygulamalı ve stratejik bir dönüşüm modeli KOBİ’ler İçin Agentic AI Hackathonu, üretim sektörüne özel kurgulanan yapısıyla KOBİ’lerin yapay zekâyı operasyonel verimlilik ve rekabet avantajı yaratan stratejik bir araç olarak konumlandırmasına hizmet ediyor. Akbank’ın sponsorları arasında yer aldığı program, KOBİ’ler için benzersiz bir teknoloji geliştirme ortamı sundu. Akbank, KOBİ’lere yönelik teknoloji ve dijital dönüşüm odaklı yaklaşımıyla yapay zekâ, veri ve inovasyon temelli programları desteklemeye, üretim sektörünün dönüşümüne katkı sağlamaya ve Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine değer katmaya devam edecek.

TÜRKÇİMENTO ve Çin Çimento Birliği’nden Stratejik İş Birliği Haber

TÜRKÇİMENTO ve Çin Çimento Birliği’nden Stratejik İş Birliği

Toplantıda Çin Çimento Birliği (CCA) ile TÜRKÇİMENTO yönetimi bir araya gelerek, iki ülkenin çimento sektöründeki durumu, dönüşüm stratejileri ve geleceğe yönelik ortak çalışma alanlarını değerlendirdi. Toplantıya, TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, Çimento İşverenleri Sendikası Başkanı (ÇEİS) ve TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nihat Özdemir, TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, ÇEİS Genel Sekreteri Serdar Şardan ile Çin Çimento Birliği Başkan Yardımcısı ve Genel Sekreteri Wang Yutao katılım sağladı. Toplantıda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, TÜRKÇİMENTO olarak Çin Çimento Birliği yetkililerini Antalya’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Dünya çimento üretiminin yaklaşık yarısına sahip olan Çin ile ilişkilerin geçmişten bugüne sürdürüldüğünün altını çizdi. Konukoğlu ayrıca Türkiye’nin stratejik konumu, güçlü ihracat altyapısı ve modern üretim kapasitesinin; Çin’in teknolojik ve dijital dönüşüm alanındaki birikimiyle birleşmesi halinde önemli bir sinerji oluşacağına dikkati çekti. Çin Çimento Birliği Başkan Yardımcısı ve Genel Sekreteri Wang Yutao ise TÜRKÇİMENTO yetkilileriyle bir arada olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. Çin Çimento Birliği olarak sektörde dijitalleşme, otomasyon ve yapay zekâ entegrasyonu odağında bir ulusal dönüşüm stratejisi yürüttüklerini vurguladı. Bu kapsamda 2027 yılına kadar şirketlerin %70’inin üretim süreçlerini tamamen otomatikleştirmesi, en az %20’sinin ise ileri seviye dijital dönüşüm olgunluğuna ulaşması hedeflendiğini ifade etti. Ayrıca Çin’de halihazırda 295 fabrikanın “yeşil tesis” statüsü kazandığı da paylaştı. Yapılan toplantıda 2011 yılında iki Birlik arasında imzalanan iyi niyet anlaşmasının güncellenmesi ve kapsamının genişletilmesi de gündeme geldi. Bu doğrultuda; pilot projeler, ortak eğitim programları, teknoloji ve fuar iş birlikleri ile uzman değişim programları için yeni ve daha kapsayıcı bir çerçeve oluşturulması konusunda görüş birliğine varıldı. Bu iş birliğinin, özellikle ETS (Emisyon Ticaret Sistemi) ve SKDM (Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması) süreçlerinde Türk çimento sektörüne rekabet avantajı sağlaması bekleniyor. Toplantının sonunda Çin Çimento Birliği, TÜRKÇİMENTO yetkililerini 13–15 Mayıs 2026 tarihlerinde Fuzhou kentinde düzenlenecek 27. Çin Uluslararası Çimento Endüstrisi Fuarı (CEMENTTECH) etkinliğine resmi olarak davet etti. Önümüzdeki dönemde Türkiye’de gerçekleştirilecek teknik seminerler, atölye çalışmaları ve sektör etkinliklerinin de iki kurum iş birliğiyle düzenlenmesi hedefleniyor. Bu stratejik yakınlaşmanın, sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm, yeşil çimento ve beton teknolojileri alanlarında önemli kazanımlar yaratması ve küresel ölçekte örnek bir model oluşturması öngörülüyor.

Yazılım Testinin Stratejik Önemi Artmaya Devam Edecek Haber

Yazılım Testinin Stratejik Önemi Artmaya Devam Edecek

Bu durum, yazılım testine olan ihtiyacı belirgin şekilde artırıyor. Yazılım testinin geleceği ise daha stratejik, daha bütünsel ve çok daha insana dokunan bir noktaya evriliyor. TesterYou Kurucusu Barış Sarıalioğlu, “Testin geleceğini sadece teknolojide değil, insan zihninin gelişiminde görüyorum. Çünkü kalite, önce bir bakış açısıdır; teknoloji ise o bakışın yansıması” diyor. Bankacılık, finans, sigorta ve e-ticaret gibi yüksek işlem hacimli sektörlerde, hatalı yazılımın müşteri kaybına ve ciddi maddi zararlara yol açabilme riski, test süreçlerinin stratejik önemini artırıyor. Türkiye’de birçok kurum artık yazılım testini sadece teknik bir kontrol değil, müşteri memnuniyeti, güvenlik ve iş sürekliliği açısından kritik bir kalite aracı olarak görüyor. Sektörün büyümesiyle birlikte test mühendisliği bir kariyer alanı haline gelirken; test otomasyonu, yapay zekâ destekli test araçları ve kullanıcı deneyimi odaklı test yaklaşımları gibi modern yöntemlere olan talep de hızla artıyor. “Test uzmanları yalnızca hataları tespit eden kişiler değil” Yazılım testinin Türkiye’de sadece büyüyen bir sektör değil; aynı zamanda her sektörde rekabet avantajı yaratmanın önemli bir bileşeni haline geldiğini belirten TesterYou Kurucusu Barış Sarıalioğlu, “Yazılım testi artık geçmişteki gibi ürün tamamlandı, şimdi hataları bulalım noktasında devreye giren bir aşamada değil. Bugün kalite, sürecin en başından itibaren inşa ediliyor; planlamadan geliştirmeye, testten müşteri deneyimine kadar her aşamada bir kültür haline geliyor. Gelecekte bu anlayış çok daha derinleşecek. Test uzmanları yalnızca hataları tespit eden kişiler değil, ürünün değerini artıran, sürece yön veren ve yazılımın bütün yaşam döngüsünde kaliteyi tasarlayan profesyoneller olacak.” diyor. “Kalitenin kültürünü inşa eden uzmanlara ihtiyaç var” Kaliteyi test etmek yerine, kaliteyi üretmenin önemine dikkat çeken Sarıalioğlu, “Quality Engineering yaklaşımı tam da bunu ifade ediyor. Artık bir testçinin işi sadece doğrulamak değil, kullanıcıyı anlamak, riskleri öngörmek, teknolojiyi en doğru şekilde yönlendirmek ve yazılımın geleceğini tasarlamak. Bu, teknik bilginin ötesinde; stratejik düşünme, analitik bakış, iletişim ve empati becerisi gerektiren bir alan. Artık yazılım ekiplerinin içinde ürün vizyonunu, müşteri beklentilerini ve teknolojik altyapıyı birlikte düşünebilen, kalitenin kültürünü inşa eden çok yönlü uzmanlara ihtiyaç var.” dedi. “Öğrenmeye açık gençlerle aynı ortamda olmak insana umut veriyor” Gençlerle iletişim kurmanın kendisi için oldukça önemli olduğunu belirten Barış Sarıalioğlu, “Kısa süre önce katıldığım DevFest25'te, Quantum Debugging: Kod Kalitesine ve Yazılım Hatalarına Kuantum Gözlüğüyle Bakmak başlığıyla sahnedeydim. Etkinliğe, Fırat Üniversitesi'nin pek çok farklı bölümünden katılan öğrencilerin ilgisi, merakı ve hedefleri beni çok mutlu etti. Ayrıca, Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi’nde Öğrenme Tasarımları tarafından düzenlenen Gameathon Diyarbakır’da, Dijital Dünyanın Koruyucuları: Genç ve Çevik Testçiler Atölyesi’nde gençlerle bir araya geldik ve yaratıcılık, oyun, üretim dolu bir gün geçirdik. Soru soran, tartışan, öğrenmeye açık gençlerle aynı ortamda olmak insana umut veriyor.” dedi. “Teknoloji ve Dijital Süreç Ortağı” Kendilerini sadece bir teknoloji ya da yazılım şirketi olarak değil; kurumların dijital yolculuğuna eşlik eden Teknoloji ve Dijital Süreç Ortağı olarak tanımladıklarını belirten Barış Sarıalioğlu, “Kullanıcı odaklı düşünme, sürekli öğrenme ve sürdürülebilir kalite anlayışıyla hem bireylere hem de kurumlara ölçülebilir değer sunmayı hedefliyoruz. Global akreditasyonlara sahip eğitim programlarımızla hem yazılım testinin temellerini öğretiyor hem de yapay zekâ destekli test yaklaşımlarında yeni bir bakış açısı kazandırıyoruz. Sunduğumuz danışmanlık ve eğitim hizmetleriyle yalnızca yerel pazarda değil, aynı zamanda Avrupa başta olmak üzere farklı coğrafyalarda da aktif rol üstleniyoruz. Bankacılık, sigorta, e-ticaret, savunma ve yüksek teknoloji gibi kritik sektörlerde edindiğimiz deneyimle, yazılım test süreçlerinin olgunlaştırılması ve dijital kalite kültürünün yaygınlaştırılması konusunda sektöre yön veren aktörlerden biriyiz. Amacımız, geleceğin sadece test uzmanlarını değil, kaliteyi uçtan uca inşa eden Quality Engineer neslini yetiştirmek.” şeklinde sözlerini sürdürdü.

Çalışana Yapılan Wellbeing Yatırımları, Şirketlere %23 Oranında Kârlılık Olarak Dönüyor Haber

Çalışana Yapılan Wellbeing Yatırımları, Şirketlere %23 Oranında Kârlılık Olarak Dönüyor

Liderler, sürdürülebilir başarının ve kârlılığın artık finansal tablolardan çok, doğrudan “insana” yapılan yatırıma bağlı olduğunu fark ediyor. Bu, kârlılığı doğrudan etkileyen, kritik bir stratejik zorunluk olarak öne çıkıyor. Meditopia Kurucu Ortağı ve CEO’su Fatih Mustafa Çelebi, son dönemde yapılan global araştırmaların, çalışanları için wellbeing’e odaklanan şirketlerin, finansal performanslarında gözle görülür bir artış yaşadığını net bir şekilde ortaya koyduğunu belirtiyor. Şirketler artık wellbeing yatırımlarına bir “maliyet” kalemi yerine, doğrudan kârlılığı besleyen bir “yatırım” gözüyle bakıyor. Yapılan analizler, wellbeing’e ayrılan bütçenin, kuruma sağladığı faydanın harcanan tutardan çok daha fazla olduğunu kanıtlıyor. Zihinsel ve fiziksel olarak desteklenen çalışanların sağlık sorunlarına bağlı işe devamsızlık oranları düşüyor. Bu durum, iş gücü kaybını ve projelerdeki gecikmeleri engelleyerek doğrudan bir maliyet avantajı yaratıyor. Aynı zamanda, kendilerini daha az stresli hisseden ve kurumları tarafından değerli görüldüklerini bilen çalışanların işlerine olan bağlılığı da yükseliyor. Bu yüksek motivasyon, doğrudan işin kalitesine yansıyor. Daha yaratıcı çözümler, daha az hata oranı ve daha proaktif bir çalışma anlayışı getiriyor. Global iş gücü araştırmaları, çalışan memnuniyeti ile müşteri memnuniyeti arasında doğrudan bir korelasyon olduğunu sürekli olarak teyit ediyor. Mutlu ve bağlı çalışanlar, müşterilere çok daha iyi bir hizmet sunuyor. Artan müşteri memnuniyeti ve sadakati ise doğrudan satış rakamlarına ve şirketin pazar payına pozitif olarak yansıyor. Yetenek Kaybının Yüksek Maliyeti Kârlılığı Tehdit Ediyor Bu yatırımların kârlılığa olan kritik etkisi, yetenek kaybı maliyetlerini durdurmasında yatıyor. Global iş gücü üzerine yapılan en kapsamlı araştırmalardan biri olan Gallup’un “State of the Global Workplace” Raporu, bu bağı net olarak çiziyor. Çalışan bağlılığı ve iyi oluşu yüksek olan ekipler, düşük olanlara göre %23 daha fazla kârlılık gösteriyor. Kârlılıktaki asıl fark ise bu ekiplerin işten ayrılma oranlarının %40'lara varan oranda daha düşük olmasından kaynaklanıyor. SHRM (Society for Human Resource Management) gibi kuruluşlar, bir çalışanı kaybetmenin ve yerine yenisini koymanın maliyetinin, o çalışanın yıllık maaşının 1.5 ile 2 katına ulaşabildiğini hesaplıyor. Bu durum, doğrudan kârlılığı eriten devasa bir gizli maliyet anlamına geliyor. 1.000 Kişilik Bir Şirkette Wellbeing Yatırımı 8 Katına Kadar Geri Dönebiliyor Meditopia’nın kurumlara özel geliştirdiği ROI (Return on Investment) hesaplama modeli de wellbeing yatırımlarının finansal etkisini somut biçimde ortaya koyuyor. Deloitte ve benzeri global danışmanlık şirketlerinin metodolojilerinden beslenen bu model, farklı sektörlerdeki iş gücü verimliliği, devamsızlık oranları ve çalışan bağlılığı gibi parametreleri analiz ederek şirketlere kapsamlı bir geri dönüş projeksiyonu sunuyor. Meditopia’nın hesaplama aracından elde edilen verilere göre, 1.000 çalışanı olan bir şirkette wellbeing alanına yapılan yatırımlar, 8 kata kadar geri dönüş sağlayabiliyor. Bu sonuç, çalışan iyi oluşuna yönelik programların kültürel bir tercihin ötesine geçerek güçlü bir finansal strateji niteliği taşıdığını net biçimde ortaya koyuyor. “Gerçek Başarı, İnsana Yatırım Yapmakla Mümkün Oluyor” Rakamların ve raporların tek bir gerçeği gösterdiğini dile getiren Meditopia Kurucu Ortağı ve CEO’su Fatih Mustafa Çelebi, “Günümüzün değişken ve zorlu iş ortamında, çalışan sağlığı İK girişimi olmanın ötesinde, şirketlerin ayakta kalma ve rekabet avantajı elde etme stratejisinin merkezine oturuyor. İnsana yatırım yapmayı bir ‘maliyet’ olarak gören, ekiplerinin zihinsel dayanıklılığını ve fiziksel sağlığını ihmal eden şirketler, kaçınılmaz olarak yetenek kaybı, düşük verimlilik ve eriyen kârlılık gibi ağır bedeller ödüyor. Biz Meditopia olarak, sağlıklı bir zihne ve bedene erişimin evrensel ve temel bir hak olduğuna inanıyoruz. Bu bilinçle geliştirdiğimiz kapsamlı wellbeing çözümleriyle, kurumların bu stratejik dönüşümü sağlamasına öncülük ediyoruz. Sürdürülebilir büyüme, yüksek müşteri memnuniyeti ve pazar liderliği ancak kendini değerli hisseden, desteklenmiş ve mutlu ekiplerle inşa edilebilir. Şirketlerin, kârlılığın sadece finansal tablolarda değil, çalışanlarının refah düzeyinde başladığını kabul etmesi oldukça önemli.” açıklamalarında bulundu.

2026’da İşletme Sermayesi Yönetimine Odaklanan Şirketler Kazanacak Haber

2026’da İşletme Sermayesi Yönetimine Odaklanan Şirketler Kazanacak

Octet Türkiye CEO’su Derya Ekemen Fidan’a göre, işletme sermayesini doğru yöneten şirketler önümüzdeki dönemin kazananları olacak. OECD’nin 2025 KOBİ Finansmanı ve Girişimcilik Görünümü raporuna göre küçük ve orta ölçekli işletmeler, artan faiz oranları ve küresel belirsizlikler nedeniyle giderek sıkılaşan finansman koşullarıyla karşı karşıya. Dünya Bankası’nın 2024 tarihli Enterprise Surveys (İşletmeler Anketi) verilerine göre, Türkiye’de işletmelerin %33’ü finansmana erişimi en büyük zorluk olarak görüyor. Bu tablo, şirketlerin nakit akışlarını yönetmesinin kritik önemini gözler önüne seriyor. Araştırmalara dayalı bu tabloyu değerlendiren Octet Türkiye CEO’su Derya Ekemen Fidan, “İşletme sermayesini çevik bir yaklaşımla yöneten kurumlar, ekonomideki belirsizliklere karşı daha dayanıklı hale geliyor. Uzayan vadeler ve artan finansman maliyetleri ise şirketlerin sürdürülebilirliğini olumsuz etkiliyor. 2026’da işletme sermayesini etkin yöneten işletmeler kayda değer bir rekabet avantajı sağlayacak” dedi. Son dönemde şirketlerin finansal önceliklerinin değiştiğini söyleyen Ekemen Fidan, sözlerine şöyle devam etti: “2020 ve sonrasında işletmeler için en büyük risk, nakit akışındaki kırılganlık oldu. Artık her ölçekten firma, ödeme ve tahsilat süreçlerini gerçek zamanlı izlemek ve yönetmek istiyor. Fintek çözümleri tam da bu noktada devreye giriyor.” “Vadeye dayalı işlemler artık sadece finansal değil, stratejik bir tercih” Octet verilerine göre ödeme süreçlerinde taksit sayısını artırma eğiliminin arttığı gözlemleniyor. 2024’ün üçüncü çeyreğine kıyasla 2025’in aynı döneminde tek çekim işlemlerin payı azalırken, 3 ve 12 taksitli işlemlerde belirgin bir artış görüldüğüne işaret eden Ekemen Fidan, 3 taksitli işlemlerin yüzde 59; 12 taksitli işlemlerin ise yüzde 52 oranında büyüdüğünü ve bu tablonun, işletmelerin daha kontrollü hareket ettiğini kanıtladığını belirtiyor. Bu eğilimin işletmelerin nakit akışını yayarak yönetmeyi ve ödeme vadelerini stratejik biçimde planlamayı tercih ettiğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Ekemen Fidan “Vadeye dayalı işlemler artık yalnızca finansal değil, stratejik bir tercih. Şirketler satışlarını artırırken aynı zamanda nakit dönüş hızlarını optimize etme ve işletme sermayelerini sürdürülebilir biçimde yönetme hedefiyle hareket ediyor.” diyor. Tahsilat hızını artırmak işletmelerin sürdürülebilirliğini belirliyor Derya Ekemen Fidan’a göre, işletmelerin yeni büyüme alanının odağında finansal teknolojiler var: “Tahsilat süreçleri geciktikçe işletmelerin esnek hareket edebilme kabiliyeti azalıyor. Bu kapsamda tahsilat hızını artırmak, işletmelerin büyüme stratejilerinin temel unsuru haline geldi. Biz de Octet Türkiye olarak, tahsilat ve ödeme çözümlerimizle şirketlerin nakit akışlarını rahatlatıyor ve işletmelerin operasyonel sürdürülebilirliğine katkı sağlıyoruz.”

Yeni Denetim Döneminde  Riskler Avantaja Dönüyor Haber

Yeni Denetim Döneminde Riskler Avantaja Dönüyor

e-Belge regülasyonlarında yaşanan dönüşümler ve son dönemde hız kazanan online denetim dönemi, şirketleri dijital dönüşümlerinde daha tedbirli ilerlemeye yönlendiriyor. Teknolojinin merkezde yer aldığı tüm dijital dönüşüm projelerinde e-belge çözümlerini iyi kurgulamanın önemi artıyor. Farklı sektörlerden teknoloji ve finans ekipleri bu çözümlerin önemini birlikte değerlendirmek ve riskleri fırsata çevirmenin yollarını tartışmak üzere 11 Kasım’da İzmir’deki Swissôtel Büyük Efes’te bir araya geldi. Global vergi yazılımları lideri Sovos ve bulut tabanlı dijital iş yönetimi yazılım çözümleri sunan Yaşar Bilgi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen “Regülasyonun Ötesinde, Stratejik Uyum” başlıklı buluşmada, güncel regülasyonlar ışığında kurumların dönüşümü nasıl yönetmesi gerektiği ele alındı. Yerel ve global gerçek örnekler üzerinden dijital denetimlerin iş dünyasına getirdiği yeni beklentiler, teknoloji ve finans ekiplerinin bu süreçte karşılaştığı riskler, çözüm yolları ve regülasyon dünyasında gelecek beklentileri konuşuldu. Regülasyonlara Uyum Tercih Değil, Zorunluluk Sovos EMEA Bölgesinden Sorumlu Satış Başkan Yardımcısı Elçim Sirek, etkinlikte yaptığı konuşmada regülasyonlara uyumun artık yalnızca bir zorunluluk değil, riskleri doğru yönetebilen kurumlar için güçlü bir rekabet avantajı anlamına geldiğini vurguladı. Sirek, “İki Ar-Ge merkeziyle Filipinler’den Hindistan’a uzanan Sovos Türkiye hem yatırım hem istihdam hem de teknoloji ihracatında bölgesel bir merkez konumunda. Her regülasyona uygun çözümler geliştiren, ülkelere özel ekipleriyle süreci yakından takip eden Sovos, Türkiye’nin globaldeki öncü konumunu Avrupa için de yol gösterici hale getiriyor. Böylelikle hem KOBİ hem de kurumsal segmentte pazarda öne çıkan bir varlık gösteriyor ve bugün 105 binden fazla tekil vergi kimlik numarasına hizmet veriyoruz” diye konuştu. Yaşar Bilgi Genel Müdürü Ünsal Önder ise, dijital dönüşümün sürdürülebilirliği ve güçlü iş birliklerinin bu süreçteki kritik rolüne dikkat çekti. Önder, “Bugün geldiğimiz noktada yalnızca şirketlerin değil, devletlerin de hızla dijitalleştiği bir dönemdeyiz. Yeni regülasyonlar ardı ardına hayatımıza girerken, beklentiler ve ihtiyaçlar da aynı hızla değişiyor. Tam da bu nedenle, şirketlerin dijital dönüşüm yolculuklarını sürdürülebilir, güvenli ve uyumlu bir şekilde yönetebilmesi her zamankinden daha kritik” dedi. Etkinlikte Elçim Sirek ve Ünsal Önder’in yanı sıra Sovos’tan SAP Ürünlerinin Geliştirilmesinden Sorumlu Direktör Yasin Özbınar ve EMEA Satış Mühendisi Özcan Uçar; Yaşar Bilgi’den Sistem Destek Müdürü Kaan Dönmez ve Kurumsal Uygulamalar/ Operasyon Direktörü Hülya Çakır Yılmaz paylaşımda bulundu. Yasin Özbınar, “Değişimle Gelen Fırsatlar ve Riskler” seansında Türkiye'de “SAP BTP Public Cloud” ortamında çalışan ilk sertifikalı ürün olan Sovos'un yeni nesil e-Belge çözümünden bahsetti. Ayrıca Sovos EMEA Kıdemli Pazarlama Müdürü Nihan Benli’nin moderatörlüğünde Phinia Muhasebe Uzmanı Özlem Uyar, Luxottica IT Sorumlusu Elif Kaya, Yaşar Bilgi Kıdemli SAP Proje Yöneticisi Türkan Yalçın ve Yaşar Bilgi Dijital İş Uygulamaları Ekip Lideri Koray Suyuak’ın katılımıyla “Gerçek Hikayelerle Müşteri Deneyimi” paneli gerçekleştirildi.

Sağlıkta Yapay Zekâ İçin 7 Ülkeden Güç Birliği Haber

Sağlıkta Yapay Zekâ İçin 7 Ülkeden Güç Birliği

Sağlıkta dijital dönüşümün yeni adımı olan yapay zekâya odaklanan PHRESH projesinin başlangıç toplantısı için 7 ülke, İstanbul’da İstinye Üniversitesi Topkapı Kampüsü’nde bir araya geldi. Adını “Bağlantılı Sağlık Hizmetleri için Acil Durum ve Güvenli Ortamlarda Hasta Sağlığı Müdahalesi” kelimelerinin baş harflerinden alan uluslararası PHRESH projesinin İstanbul’daki ilk toplantısına, Hollanda, Kanada, Türkiye, İspanya, Portekiz, Romanya ve Birleşik Krallık’tan önde gelen sağlık kuruluşları, teknoloji şirketleri ve araştırma merkezleri katıldı. BAĞLANTILI SAĞLIK HİZMETLERİ DÖNEMİ Sağlıkta dijital dönüşümün yeni bir adımı olan bağlantılı, güvenli ve yapay zekâ destekli sağlık ekosistemlerini ortak bir vizyonla şekillendirmeyi amaçlayan PHRESH çerçeve projesi, yedi farklı ülkeden kurum ve araştırma kuruluşlarının katılımıyla, sağlık risk değerlendirmesi, acil müdahale ve tedavi süreçlerini yeniden tanımlamayı hedefleyen kapsamlı bir yapıyı bir araya getiriyor. Etkinlikte ülke temsilcilerinin yanı sıra, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) TEYDEB Başkan Yardımcısı Dr. Hasan Selçuk Selek, İstinye Üniversite Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bestami Özkaya konuşma yaptı. ‘İYİLEŞTİRİLMİŞ HASTA SONUÇLARI İÇİN ÇÖZÜM GELİŞTİRMEKTEN GURUR DUYUYORUZ’ Projenin bilimsel, akademik ve stratejik yürütücülerinden biri olmaktan dolayı mutluluk duyduklarını ifade eden İstinye Üniversite Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bestami Özkaya, sağlık teknolojileri alanında önde gelen üniversitelerden biri olduklarının altını çizerek şunları söyledi: “Öncelikle, hepinizi İstanbul'da ağırlamaktan ve bu önemli başlangıç toplantısına ev sahipliği yapmaktan onur duyuyoruz. MLP Care ve İstinye Üniversitesi olarak akademik araştırmalara ve klinik uygulamalara tek bir çatı altında birlikte devam ediyoruz. İnovasyona, yapay zeka destekli teknolojilere, yapay zeka destekli sağlık hizmetlerine ve uluslararası işbirliklerine odaklanıyoruz. PHRESH projesi, bilim, teknoloji ve klinik uzmanlığın hastaların yararı için bir araya geldiği bu vizyonu mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Türkiye'de erken teşhis, daha iyi karar desteği ve iyileştirilmiş hasta sonuçları için çözümler geliştirmeye aktif katkıda bulunmaktan gurur duyuyoruz. İstinye Üniversitesi olarak, önümüzdeki yıllarda sağlık teknolojilerinde önde gelen üniversitelerden biri olmayı, inovasyonu yönlendirmeyi ve sağlığın geleceğini şekillendirmeyi sürdürmeyi hedefliyoruz.” GELECEĞE YÖN VERECEK BULUŞMA Projenin Türkiye’deki katılımcılarından MLP Care Proje Yönetimi Direktör Yardımcısı Esra Alkurt ise, buluşmanın uluslararası iş birliği ve bilgi paylaşımını güçlendirdiğini, sağlık teknolojilerinin geleceğine yön verecek stratejik bir buluşma niteliği taşıdığını söyledi. Alkurt, proje hakkında şöyle konuştu: “Bu girişim; yüksek doğruluklu sensörler, gerçek zamanlı analiz teknikleri, yapay zekâ destekli erken uyarı sistemleri, gelişmiş veri-ağ bağlantıları ve kuantuma dayanıklı şifreleme teknolojileri gibi öncü çözümlerin entegrasyonunu içeriyor. Projenin Türkiye konsorsiyumu, risk altındaki bireylerde akciğer hastalıklarının erken teşhis ve tedavisini desteklemek amacıyla, hastane sistemleriyle entegre çalışabilen; Yapay Zekâ (AI) ve giyilebilir teknolojiler kullanan, hasta ve sağlık profesyonellerine yönelik web ve mobil uygulamalardan oluşan bütünleşik bir sistem geliştirmeyi hedefliyor.” DÖRT ALANDA YENİLİK HEDEFLENİYOR Toplantı süresince, her ülke kendi vaka çalışmasını sunarak PHRESH projesinin şu dört temel yenilik alanına odaklandı: Sense for Health: Gelişmiş sensörlerle sürekli veri takibi.Alert to Prevent: Yapay zekâ destekli erken uyarı sistemleri.Connected Transport: 5G/6G altyapısıyla entegre ambulans-hastane veri akışı.Secure and Collaborative Learning: Gizlilik artırıcı ve kuantuma dayanıklı güvenlik çözümleri. SAĞLIK HİZMETLERİNE ERİŞİM KOLAYLAŞACAK Projede, sağlık sektöründe yapay zekâ ve dijital sağlık teknolojileri gibi yeniliklerle firmaların verimliliğini ve rekabet gücünü artırarak önemli bir katma değer sağlamak hedefleniyor. Küresel dijital sağlık pazarının 2025 yılı sonunda 505 milyar dolara ulaşması beklenirken, Türkiye'de de sağlık harcamalarının artması ve yapay zekâ entegrasyonu ile GSYİH'ye önemli katkılar sağlanması öngörülüyor. Projedeki yenilikçi sağlık teknolojilerinin devreye girmesi sonucunda, Türkiye ve dünya genelindeki firmalarda rekabet avantajı oluşması, sağlık hizmetlerine erişimde kolaylık ve firmaların gelirlerini artırması hedefleniyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.