Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rekabet Avantajı

Kapsül Haber Ajansı - Rekabet Avantajı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rekabet Avantajı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kimya Sektörü Mart Ayında 3 Milyar Dolarlık İhracata İmza Attı Haber

Kimya Sektörü Mart Ayında 3 Milyar Dolarlık İhracata İmza Attı

Sektör, yılın ilk çeyreğini 7,5 milyar dolarlık ihracatla kapatırken, Türkiye’nin en çok ihracat yapan ikinci sektörü olma unvanını sürdürdü. Türkiye’nin ihracat lokomotiflerinden kimya sektörü, 2026 yılı hedefleri doğrultusunda Mart ayında da küresel pazarlardaki etkinliğini devam ettirdi. Sektör, 2,7 milyar dolar olan geçen yılın aynı dönemine göre ihracatını yüzde 8,7 artırırken, 2026’nın ilk üç ayında gerçekleştirdiği ihracat 7,5 milyar doları aştı. Kimya sektörünün Mart ayı ihracat rakamlarını değerlendiren İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, “Küresel ve bölgesel jeopolitik gelişmeler, yakın coğrafyamızdaki sıcak savaşların etkilerine rağmen Mart ayında kimya sektörü ihracatımızı artırmayı başardık. Mart ayında yaklaşık 3 milyar dolarlık kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı gerçekleştirdik. İlk üç aylık dönemde sektör ihracatımız 7,5 milyar doları aştı. İçinde bulunduğumuz olumsuz koşulları göz önüne aldığımızda, bu artışı büyük bir başarı olarak görüyor, ihracatçılarımızla gurur duyuyoruz. Özellikle körfez bölgesinde yaşanan gerilimler enerji ve petrol fiyatlarında dalgalanmalara, lojistik hatlarda aksamalara ve tedarik zincirlerinde yeniden yapılanmalara neden olabiliyor. Bu durum, enerji ve petrokimya girdilerine bağımlı olan sektörümüz açısından maliyet baskısını artıran bir unsur olarak öne çıkıyor. Diğer yandan Avrupa başta olmak üzere yakın coğrafyalarda tedarik güvenliğinin yeniden önem kazanması hem Türk kimya sektörü için hem diğer sektörlerimiz için rekabet avantajı yaratacaktır. Küresel ekonomide başta enflasyon olmak üzere pek çok olumsuz etkiye sebep olan savaşların en kısa zamanda bitmesini temenni ediyoruz. Bu süreçte İKMİB olarak yakın ve alternatif pazarlarda ihracatın artırılması, pazar çeşitliliğinin güçlendirilmesi ve ticaret heyetleri ile sektörel iş birliklerinin artırılmasına öncelik veriyor, ihracatçılarımıza destek oluyoruz. Mevcut performansımızı daha ileri taşımak ve ihracatımızı artırmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Mart ayında en çok “mineral yakıtlar ve ürünler” ihracatı gerçekleştirildi Mart ayında kimyevi maddeler ve mamulleri ürün gruplarında mineral yakıtlar ve ürünler 1 milyar 29 milyon 600 bin dolarla kimya ihracatında ilk sırada yer aldı. İkinci sırada 779 milyon 472 bin dolarlık ihracatla plastikler ve mamulleri ihracatı yer alırken, anorganik kimyasallar ihracatı 237 milyon 727 bin dolarla üçüncü sırada yer aldı. ‘Anorganik kimyasallar’ı takiben ilk onda yer alan diğer sektörler ise; ‘uçucu yağlar, kozmetikler ve sabun’, ‘eczacılık ürünleri’, ‘kauçuk, kauçuk eşya’, ‘boya, vernik, mürekkep ve müstahzarları’, ‘muhtelif kimyasal maddeler’, ‘organik kimyasallar’ ve ‘yıkama müstahzarları’ oldu. İtalya mart ayında en çok ihracat yapılan ülke oldu Mart ayında en çok ihracat yapılan ülke 209 milyon dolar ile İtalya oldu. Mart ayında en çok ihracat yapılan ilk on ülke İtalya, Malta, İspanya, Romanya, Fas, Almanya, Gürcistan, ABD, Rusya ve İngiltere oldu. Mart ayında ilk 20 ülke arasında en çok artış yüzde 386,41 ile Malta’da oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2025'te B2B habercilik trendleri Haber

2025'te B2B habercilik trendleri

Bir editörün sabah toplantısında artık tek sorusu haberin ne olduğu değil. Haber ne kadar hızlı yayınlanacak, hangi sektöre temas edecek, farklı kanallarda nasıl yeniden kullanılacak ve kurumsal okur için ne kadar iş değeri taşıyacak? B2B habercilik trendleri tam da bu sorular etrafında şekilleniyor. Özellikle ekonomi, teknoloji, savunma, enerji, lojistik ve tarım gibi karar odaklı alanlarda yayın yapan dijital medya için haberin değeri, yalnızca okunmasından değil, işlevinden de geliyor. B2B habercilik neden farklı bir kulvara geçti? Genel haber akışında dikkat ekonomisi belirleyici olabilir. Ancak B2B yayıncılıkta dikkat kadar güven, hız kadar bağlam, erişim kadar uzmanlık önem kazanıyor. Çünkü bu alandaki okur kitlesi haberi tüketmek için değil, karar vermek, pozisyon almak, sektör okumak ve kurum içi iletişimi beslemek için takip ediyor. Bu nedenle B2B habercilik, son birkaç yılda klasik basın bülteni mantığından uzaklaşıp çok daha editoryal, çok daha veri destekli ve daha yeniden kullanılabilir bir yapıya evrildi. Kurumlar görünür olmak istiyor, yayıncılar ise sadece içerik sayısını değil içerik kalitesini ve yeniden yayınlanabilirliğini düşünmek zorunda kalıyor. Özellikle telifsiz ve ücretsiz içerik modelleri bu dönüşümde ciddi bir alan açıyor. B2B habercilik trendleri içinde hız tek başına yetmiyor İlk büyük değişim, hızın artık tek başına rekabet avantajı olmaktan çıkması. Bir gelişmeyi ilk veren mecra olmak hâlâ önemli. Fakat B2B tarafta asıl fark, o gelişmenin sektörel etkisini hızlı biçimde açıklayabilmekte ortaya çıkıyor. Örneğin savunma sanayisinde yapılan bir iş birliği haberi ile enerji depolama alanındaki yeni yatırım haberi, aynı editoryal kalıpla verilemez. İki haber de iş dünyası için anlam taşır ama okurun aradığı şey farklıdır. Birinde tedarik zinciri ve ihracat kapasitesi öne çıkar, diğerinde regülasyon, maliyet ve teknoloji ölçeği öne geçer. Bu yüzden uzmanlaşmış dikey habercilik, B2B medyada artık ayrıcalık değil temel gereklilik haline geliyor. Kısa haber formatı da önemini koruyor, ancak tek başına yeterli değil. Haberin yanında arka plan, sektör etkisi, yönetici yorumu ve gerektiğinde görsel destek sunulması bekleniyor. Hızlı ama yüzeysel içerik, kısa vadede trafik getirebilir; uzun vadede güven inşa etmez. Sektörel uzmanlık haberin kendisine dönüştü Eskiden uzman görüşü haberin yanında konumlanırdı. Şimdi uzmanlık, haberin temel bileşeni. B2B habercilikte editoryal ekiplerin belirli sektör dinamiklerine hakim olması bir tercih değil, yayın kalitesinin omurgası. Bu durum özellikle yapay zeka, sürdürülebilirlik, tarım teknolojileri, üretim dönüşümü ve lojistik altyapı gibi alanlarda daha görünür. Çünkü bu başlıklarda haberin görünen kısmı çoğu zaman küçük, etkisi ise büyüktür. Okur sadece duyuru değil, sinyal arar. Bu sinyali yakalayabilen yayınlar öne çıkıyor. Çoklu format dönemi kalıcı hale geldi B2B habercilik trendleri denildiğinde ikinci büyük başlık çoklu format üretimi. Metin merkezli yayıncılık devam ediyor, ancak artık tek formatlı içerik stratejisi yetersiz kalıyor. Bir haberin metin, kısa video, foto galeri, yönetici alıntısı ve sosyal medya uyarlamasıyla birlikte dolaşıma girmesi bekleniyor. Buradaki mesele sadece görünürlük değil. Aynı içeriğin farklı yayın ihtiyaçlarına göre paketlenebilmesi, özellikle dijital gazeteler ve içerik ortakları için ciddi bir operasyonel kolaylık sağlıyor. Yayıncılar bir gelişmeyi kendi okur kitlesine uygun biçimde kurgulamak istiyor. Bu da modüler içerik yaklaşımını öne çıkarıyor. Video tarafı özellikle yönetici röportajları, fabrika yatırımları, ürün lansmanları ve saha hikayelerinde güç kazanıyor. Foto galeriler ise savunma, sanayi, etkinlik ve kurumsal tören haberlerinde hâlâ güçlü bir tamamlayıcı. Burada kritik nokta, format çeşitliliğinin editoryal çizgiyi zayıflatmaması. Her içerik her formata çevrilmemeli. Doğru haber, doğru formatla eşleştiğinde etkisini artırıyor. Telifsiz içerik modeli daha stratejik bir rol üstleniyor Dijital yayıncılıkta içerik maliyeti, birçok yerel ve tematik yayın için temel baskı unsurlarından biri. Bu nedenle telifsiz ve ücretsiz haber akışı artık sadece ekonomik bir çözüm değil, yayın sürdürülebilirliği açısından stratejik bir araç. Özellikle düzenli içerik akışına ihtiyaç duyan internet gazeteleri, sektörel portallar ve niş yayınlar açısından telifsiz model önemli avantajlar sunuyor. Hızlı erişim, yeniden kullanım kolaylığı ve düşük operasyon yükü, haber ekosisteminde daha çevik bir yapı oluşturuyor. Ancak burada da bir denge var. Telifsiz içerik, standart ve sıradan içerik anlamına gelmemeli. Aksi halde yaygınlaşır ama değer üretmez. Bu noktada kalite filtresi belirleyici oluyor. Haber dili, doğrulama standardı, başlık kurgusu, görsel desteği ve sektörel isabet düzeyi, telifsiz içeriğin gerçek etkisini belirliyor. Kapsül Haber Ajansı gibi bu modeli sektörel uzmanlıkla birleştiren yapılar, yalnızca içerik sağlayan değil, yayın partnerlerinin editoryal kapasitesini destekleyen bir rol üstleniyor. Kurumsal görünürlük ile editoryal güven arasındaki çizgi daha net B2B medyada markalar, yöneticiler ve kurumlar görünür olmak istiyor. Bu doğal. Fakat görünürlük talebi ile editoryal güven arasında hassas bir çizgi var. Son dönemde öne çıkan eğilim, kurum haberlerinin daha gazetecilik odaklı bir formatta sunulması. Yani artık sadece "şirket X yeni ürün tanıttı" dili yeterli görülmüyor. Bunun yerine yatırım etkisi, pazar karşılığı, istihdam boyutu, teknoloji farkı veya bölgesel sonuçları da habere dahil ediliyor. Böylece kurumsal içerik daha okunur, daha inandırıcı ve daha yayınlanabilir hale geliyor. Bu değişim iletişim ekipleri için de önemli. Basın materyali hazırlarken medya mantığını anlamak, haberin yayılma ihtimalini artırıyor. Yayıncı tarafında ise reklam kokan metinlerden uzak durmak, uzun vadeli güven açısından kritik. Röportaj ve görüş içerikleri yeniden değer kazandı Sadece olay haberi değil, karar verici perspektifi de önem kazanıyor. Yönetici röportajları, sektör değerlendirmeleri ve görüş yazıları özellikle dönüşüm dönemlerinde daha fazla ilgi görüyor. Çünkü B2B okuru çoğu zaman veriden sonra yorum, yorumdan sonra yön arıyor. Ancak burada da seçicilik şart. Her yönetici açıklaması röportaj değeri taşımaz. Gerçek bir içgörü sunan, sektörün gidişatına temas eden ve okurun işine yarayan konuşmalar öne çıkıyor. İçeriğin itibarı, konuşanın unvanından çok ne söylediğiyle belirleniyor. Veri, arşiv ve bağlam haberciliğin yeni güven katmanı B2B yayıncılıkta güven sadece kaynak göstermekle kurulmaz. Okur, haberi daha geniş bir resim içinde görmek ister. Bu yüzden veri destekli haber kurgusu, son dönemin en belirgin yönelimlerinden biri. Yatırım haberinde önceki dönem verileri, ihracat haberinde pazar karşılaştırmaları, enerji haberinde kapasite ve regülasyon bilgisi, teknoloji haberinde kullanım alanları ve ölçek etkisi verildiğinde içerik güçleniyor. Bu yaklaşım aynı zamanda arşiv değerini de artırıyor. Sadece bugünü anlatan değil, yarın da referans alınabilecek içerikler daha fazla kıymet görüyor. Arşivlenebilirlik B2B medya için kritik çünkü bu yayınların okurları anlık heyecandan çok kurumsal hafıza üretir. Editör, iletişim profesyoneli, yatırımcı veya sektör temsilcisi bir içeriğe haftalar sonra geri dönebilir. Bu nedenle başlık kadar içerik derinliği de önemlidir. Yapay zeka destek olacak, editoryal akıl belirleyecek Yapay zeka haber üretim süreçlerinde giderek daha fazla kullanılıyor. Özet çıkarma, başlık önerme, veri sınıflandırma, çeviri ve çoklu format uyarlaması gibi alanlarda ciddi verimlilik sağlıyor. B2B habercilikte bunun etkisi daha da güçlü çünkü yüksek hacimli, çok kategorili ve hızlı işleyen bir yayın düzeni söz konusu. Buna rağmen editoryal aklın yerini alması kısa vadede beklenmemeli. Çünkü B2B içerikte en zor mesele dil üretmek değil, önem sırası kurmak. Hangi gelişme gerçekten manşet değerindedir, hangi veri hangi bağlamda anlamlıdır, hangi kurum açıklaması haber niteliği taşır? Bu soruların yanıtı hâlâ insan editörlük refleksi gerektiriyor. En sağlıklı model, yapay zekayı hız ve operasyon için kullanırken editoryal değerlendirmeyi merkezde tutmak. Özellikle itibar riski taşıyan sektörlerde bu ayrım daha da kritik. Çok dilli yayıncılık ve sınır aşan dağıtım büyüyecek Türkiye merkezli B2B haberlerin etkisi artık yalnızca yerel okuyucuyla sınırlı değil. Savunma, enerji, lojistik, üretim, teknoloji ve tarım gibi alanlarda uluslararası yatırımcı, tedarikçi ve paydaş ilgisi yükseliyor. Bu yüzden çok dilli yayıncılık, önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanacak. Ancak çeviri yapmak ile çok dilli yayıncılık aynı şey değil. Doğru terim kullanımı, sektörel bağlamın korunması ve hedef kitlenin bilgi ihtiyacına göre uyarlama yapılması gerekiyor. Aksi halde içerik çevrilmiş olur ama etkili olmaz. Önümüzdeki dönemde kazanan yayın modeli, sadece çok haber üreten değil; hızlı, doğru, sektörel, yeniden kullanılabilir ve farklı formatlarda dağıtılabilir içerik sunan model olacak. B2B habercilikte asıl yarış görünürlük için değil, güvenilir etki için yaşanacak. Bu etkiyi kurabilen yayıncılar, sadece trafik kazanmaz; ekosistem içinde referans noktası haline gelir.

Kimya Sektörü Mart Ayında 3 Milyar Dolarlık İhracata İmza Attı Haber

Kimya Sektörü Mart Ayında 3 Milyar Dolarlık İhracata İmza Attı

Sektör, yılın ilk çeyreğini 7,5 milyar dolarlık ihracatla kapatırken, Türkiye’nin en çok ihracat yapan ikinci sektörü olma unvanını sürdürdü. Türkiye’nin ihracat lokomotiflerinden kimya sektörü, 2026 yılı hedefleri doğrultusunda Mart ayında da küresel pazarlardaki etkinliğini devam ettirdi. Sektör, 2,7 milyar dolar olan geçen yılın aynı dönemine göre ihracatını yüzde 8,7 artırırken, 2026’nın ilk üç ayında gerçekleştirdiği ihracat 7,5 milyar doları aştı. Kimya sektörünün Mart ayı ihracat rakamlarını değerlendiren İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, “Küresel ve bölgesel jeopolitik gelişmeler, yakın coğrafyamızdaki sıcak savaşların etkilerine rağmen Mart ayında kimya sektörü ihracatımızı artırmayı başardık. Mart ayında yaklaşık 3 milyar dolarlık kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı gerçekleştirdik. İlk üç aylık dönemde sektör ihracatımız 7,5 milyar doları aştı. İçinde bulunduğumuz olumsuz koşulları göz önüne aldığımızda, bu artışı büyük bir başarı olarak görüyor, ihracatçılarımızla gurur duyuyoruz. Özellikle körfez bölgesinde yaşanan gerilimler enerji ve petrol fiyatlarında dalgalanmalara, lojistik hatlarda aksamalara ve tedarik zincirlerinde yeniden yapılanmalara neden olabiliyor. Bu durum, enerji ve petrokimya girdilerine bağımlı olan sektörümüz açısından maliyet baskısını artıran bir unsur olarak öne çıkıyor. Diğer yandan Avrupa başta olmak üzere yakın coğrafyalarda tedarik güvenliğinin yeniden önem kazanması hem Türk kimya sektörü için hem diğer sektörlerimiz için rekabet avantajı yaratacaktır. Küresel ekonomide başta enflasyon olmak üzere pek çok olumsuz etkiye sebep olan savaşların en kısa zamanda bitmesini temenni ediyoruz. Bu süreçte İKMİB olarak yakın ve alternatif pazarlarda ihracatın artırılması, pazar çeşitliliğinin güçlendirilmesi ve ticaret heyetleri ile sektörel iş birliklerinin artırılmasına öncelik veriyor, ihracatçılarımıza destek oluyoruz. Mevcut performansımızı daha ileri taşımak ve ihracatımızı artırmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Link Genel Müdürü Murat Pekmezyan: 5G ile Dijital Dönüşüm Hızlanacak Haber

Link Genel Müdürü Murat Pekmezyan: 5G ile Dijital Dönüşüm Hızlanacak

Link, bulut tabanlı kurumsal çözümler, yapay zekâ destekli dijital dönüşüm platformları ve güvenlik teknolojileri alanındaki ürün portföyüyle öne çıkarken, 5G’nin özellikle KOBİ’ler ve orta ölçekli işletmeler için kritik bir rekabet avantajı yaratacağına dikkat çekti. “5G, hız değil iş yapış biçimini değiştiriyor” Link Genel Müdürü Murat Pekmezyan, 5G’nin iş dünyası açısından bir kırılma noktası olduğunu belirterek şunları söyledi: “5G’yi yalnızca iletişim hızını artıran bir teknoloji olarak değil, iş dünyasında yeni bir iş yapış biçimini mümkün kılan kritik bir dönüşüm altyapısı olarak görüyoruz. Düşük gecikme süresi ve yüksek veri kapasitesi sayesinde işletmeler artık üretimden tedarik zincirine, saha operasyonlarından finans yönetimine kadar tüm süreçlerini gerçek zamanlı yönetebilecek. Bu da verimlilik ve rekabet gücünde doğrudan bir sıçrama anlamına geliyor.” Bulut ERP ve mobil operasyonlarda hızlanma “Bu dönüşümün en güçlü etkilerinden birini bulut tabanlı kurumsal sistemlerde göreceğiz. 5G ile birlikte işletmelerin bulut ERP altyapılarına geçişi hızlanacak, mobil iş süreçleri çok daha etkin hale gelecek. Özellikle saha ekipleri, üretim ve tedarik zinciri operasyonları, mobil ERP çözümleri üzerinden kesintisiz ve anlık olarak yönetilebilecek.” Yapay zekâ ile anlık karar alma dönemi Pekmezyan, yapay zekâ destekli sistemlerin 5G ile birlikte çok daha güçlü hale geleceğini vurgulayarak şöyle devam etti: “Gerçek zamanlı veri akışının artmasıyla birlikte işletmeler artık geçmiş veriye değil, anlık veriye göre hareket edecek. Bu sayede üretim planlamasından saha operasyonlarına kadar birçok süreçte daha hızlı ve isabetli kararlar alınabilecek. Yapay zekâ destekli platformlar verimlilik artışı, maliyet kontrolü ve süreç optimizasyonunda şirketlere ciddi bir rekabet avantajı sağlayacak.” Kritik altyapılar ve güvenlikte yeni standart “5G’nin sağladığı yüksek hız ve düşük gecikme şehir güvenliği, kritik tesislerin korunması ve entegre güvenlik altyapıları açısından yeni bir standart oluşturuyor. Bu alanda yürüttüğümüz projeler ve stratejik iş birlikleriyle, özellikle kamu ve savunma tarafında güçlü bir yetkinlik geliştirmiş durumdayız.” Sürdürülebilirlikte veri temelli yönetim Pekmezyan, 5G’nin sürdürülebilirlik ve ESG süreçlerinde de dönüşüm yaratacağını da ifade ederek, “Karbon ayak izi hesaplaması, ESG performans ölçümü ve regülasyon uyumu gibi alanlarda veri toplama ve analiz süreçleri ciddi şekilde hızlanacak. Devreye almayı planladığımız yapay zekâ destekli ESG Score Card Platformu ile kurumların sürdürülebilirlik performanslarını ölçülebilir, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir hale getirmeyi hedefliyoruz” dedi. “KOBİ’ler için dijitalleşme artık seçenek değil” Link’in dönüşüm sürecine hazır olduğunu vurgulayan Pekmezyan, sözlerini şöyle tamamladı: “Son yıllarda klasik bir yazılım şirketinden bulut, yapay zekâ, güvenlik ve sürdürülebilirlik platformları geliştiren çok katmanlı bir teknoloji yapısına dönüştük. 5G’nin yaygınlaşmasıyla birlikte çözümlerimizin işletmeler için çok daha stratejik bir değer üreteceğine inanıyoruz. Özellikle KOBİ’ler açısından dijitalleşme artık bir tercih değil, büyümenin ve rekabetin temel koşulu.” İhracat odağı güçleniyor Link, 5G’nin küresel pazarlarda teknoloji rekabetini artıracağını ve şirketin ihracat odaklı büyüme stratejisine katkı sağlayacağını belirtiyor. 2026 itibarıyla yazılım ve teknoloji ürünlerini uluslararası pazarlara taşımayı hedefleyen şirket, bulut ERP, yapay zekâ ve sürdürülebilirlik çözümleriyle özellikle Avrupa Birliği ve yakın coğrafyada önemli bir potansiyel görüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bankalar İçin Yapay Zekâ Yatırımlarında ‘Gerçek Değer’ Dönemi Haber

Bankalar İçin Yapay Zekâ Yatırımlarında ‘Gerçek Değer’ Dönemi

Etkinlikte, bankalarda yapay zekânın iş modelleri ve müşteri deneyimine katkıları ele alındı. Türkiye Bilişim Vakfı’nın (TBV) ‘Daha İyi Bir Gelecek İçin Yapay Zekâ’ vizyonu kapsamında AITR platformu tarafından hayata geçirilen etkinlikler serisi, DefineX iş birliğiyle düzenlenen ‘Bankalar için Yapay Zekânın Gerçek Dünya Etkileri’ başlıklı buluşmayla devam etti. Yapay zekâ (AI) teknolojilerinin bankacılık sektöründeki somut etkilerine odaklanan etkinlikte, satış ve hizmet süreçlerinin yeniden tasarlanması, algoritmik bankacılığa giden yol ve yapay zekâ odaklı dijital altyapının nasıl inşa edileceği gibi başlıklar masaya yatırıldı. DefineX Kurucu Ortakları Emre Hayretci ve Tolga Ulutaş’ın yanı sıra Türk Ekonomi Bankası (TEB), DenizBank, Türkiye İş Bankası, Softtech, Yapı Kredi ve Yapı Kredi Teknoloji’den üst düzey yöneticilerin katıldığı oturumlarda, yapay zekâ yatırımlarının iş sonuçlarına nasıl dönüştürülebileceği farklı perspektiflerle değerlendirildi. Etkinlik, bankacılıkta yapay zekânın gerçek değerini ortaya koyan kapsamlı bir tartışma platformu sundu. Bankacılıkta AI’ın somut değer yarattığı 3 temel dönüşüm alanı DefineX Kurucu Ortağı & CEO’su Tolga Ulutaş etkinliğe ilişkin yaptığı değerlendirmede, DefineX olarak finansal hizmetler sektöründe hayata geçirdikleri projelerden elde ettikleri içgörüler doğrultusunda bankacılığın 2026 gündemini şekillendiren 3 temel odak alanı belirlediklerini vurgulayarak, ‘Bankalar için Yapay Zekânın Gerçek Dünya Etkileri’ temasıyla düzenlenen AIWARENESS etkinliğinin de yapay zekânın somut iş değerine dönüşen kullanım alanlarına odaklandığını söyledi. Yapay zekâ yatırımlarında hızlı geri dönüş baskısı Bankacılıkta yapay zekânın gerçek etkilerinin, geçtiğimiz öğrenme ve deneyimleme dönemi sonunda, artık doğrudan iş sonuçlarıyla ölçüldüğüne işaret eden Ulutaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Araştırmalara göre, karar alıcıların üçte ikisinden fazlası, hissedarlarından gelen hızlı geri dönüş baskısı altında. Bu noktada DefineX olarak yapay zekâ yatırımlarını iş sonuçlarına dönüştürmek için odağı yeniden tanımlamak gerektiğini gözlemliyoruz. Süreci sağlıklı yönetmek için öncelikle yapay zekâyı var olan süreçlere entegre etmeye çalışmak yerine, yapay zekâyı temel faktör olarak tasarım odağına alan yeni süreçler ve hizmet modelleri tasarlanması gerekiyor. Akabinde farklı ekiplerce, dağıtık olarak farklı alanlarda edinilen yapay zekâ kullanım yetenek kazanımları yaratma odağının, yerini bankanın tepe iş hedeflerini gerçekleştirmeye odaklı, çevik ve ölçeklenebilir yönetişim modellerine bırakması lazım. Son olarak ise yapay zekâ teknoloji üretiminde artık maliyet ve süre açısından imkânsız görüneni mümkün kılıyor. Dolayısıyla ‘Yapay Zekâ ile Dijital Çekirdek’ diye tariflediğimiz teknoloji katmanlarının ‘üretim maliyetini düşürme ve üretimini hızlandırma’ odağının temel performans hedefi olarak kurumda yönetilmesi ve rekabet avantajı fırsatının yakalanması şart.” Bu yaklaşımların önümüzdeki birkaç yılın yapay zekâ ile kazananlarını belirleyeceğinin altını çizen Ulutaş, “Bu anlayışı benimseyen kurumlar hem operasyonel verimliliğini artıracak hem de inovasyonu müşterilerine hissedilir bir katma değer olarak taşıyacak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

QNB Türkiye'den, Uluslararası Para Transferleri için Yeni Hamle Haber

QNB Türkiye'den, Uluslararası Para Transferleri için Yeni Hamle

QNB Türkiye, Visa ile stratejik bir iş birliğine imza attı. Bu kapsamda banka, tüzel müşterilerine yönelik uluslararası para transferi hizmetlerine Visa B2B Connect’i ekleyerek yurt dışı ödemelerde yeni bir transfer seçeneğini devreye aldı. QNB Tüzel İnternet Bankacılığı ve Mobil üzerinden kullanılabilen bu yeni kanal sayesinde işletmeler, sabit muhabir masrafı ve işlem öncesinde görülebilen maliyet yapısıyla transferlerini daha planlı şekilde gerçekleştirebiliyor. Transfer bilgileri girildiğinde, sistem tarafından en uygun ve ekonomik yöntem otomatik olarak öneriliyor ve bu sayede işletmeler, zaman ve maliyet avantajı elde ederek uluslararası ödemelerini rahatlıkla planlayabiliyor. Visa B2B Connect, 120’den fazla ülkeyi kapsayan global ağıyla, bankalar arasında doğrudan ve güvenli bir ödeme akışı sunuyor. QNB Türkiye’den hizmet alan tüzel müşteriler, alışkın oldukları dijital bankacılık kanalları üzerinden işlem yapmaya devam ederken, Visa’nın küresel ağının sağladığı hız ve şeffaflıktan da faydalanabiliyor. QNB Türkiye OBİ ve Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Engin Turhan, yeni transfer seçeneğine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “QNB Türkiye olarak, müşterilerimizin uluslararası pazarlarda daha kolay ve güvenli şekilde hareket edebilmesini sağlayacak çözümleri önceliklendiriyoruz. Visa B2B Connect ile uluslararası para transferlerinde sunduğumuz alternatiflere yeni bir seçenek daha ekledik. Bu iş birliğimiz sayesinde, hız ve maliyet avantajının yanı sıra işletmelerin uluslararası ticarette daha öngörülebilir bir finansal planlama yapmasına da katkı sağlıyoruz. Küresel ticaretin hızla dijitalleştiği bir dönemde, işletmelerin uluslararası ticaret ağlarına daha kolay entegre olabilmesini destekliyor; farklı transfer seçenekleri sunarak müşterilerimizi global pazarlarda rekabet avantajı elde eden, daha güçlü oyuncular haline getirmeyi hedefliyoruz.” Visa Türkiye Genel Müdürü Samile Mümin ise QNB Türkiye ile gerçekleştirilen iş birliği hakkında şunları söyledi: “Günümüzde sınır ötesi ticaret yapan işletmeler için en kritik konuların başında, ödeme maliyetlerini önceden bilmek, ödemenin ne zaman karşı tarafa ulaşacağını net şekilde görebilmek ve işlemleri uçtan uca takip edebilmek geliyor. Özellikle farklı aracı bankalar nedeniyle değişkenlik gösteren masraflar ve belirsiz valör süreleri, şirketlerin nakit akışı planlamasını zorlaştırıyor. Visa, bu ihtiyaçlara yanıt vermek amacıyla geliştirdiği Visa B2B Connect çözümüyle, işletmelerin uluslararası ödemelerinde daha net ve hızlı bir deneyim sunuyor. Visa B2B Connect sayesinde işlem ücretleri baştan biliniyor, ödemelerin varış süresi net olarak görülebiliyor ve uçtan uca izlenebiliyor. Böylece şirketler, sürpriz maliyetlerle veya gecikmelerle karşılaşmadan ödemelerini planlayabiliyor. QNB Türkiye ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliğiyle, Türkiye’deki işletmelerin uluslararası ticaretteki ödeme süreçlerini daha tahmin edilebilir, şeffaf ve güvenli hale getirilmesini amaçlıyoruz. Visa B2B Connect altyapısı, işletmelere ödeme süreçleri üzerinde daha fazla kontrol sağlarken, nakit akışı yönetimini de kolaylaştırıyor.” QNB Türkiye, Visa B2B Connect’i devreye alarak uluslararası para transferi çözümlerini daha kapsamlı bir yapıya kavuşturuyor. Banka, dijitalleşme vizyonu doğrultusunda geliştirdiği yeni kanallarla işletmelerin küresel ticaretteki adımlarını kolaylaştırmayı ve finansal operasyonlarını daha verimli hale getirmeyi amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ey Küresel Sigorta Görünümü 2026 Araştırması’nın Sonuçları Açıklandı Haber

Ey Küresel Sigorta Görünümü 2026 Araştırması’nın Sonuçları Açıklandı

Uluslararası danışmanlık, denetim, güvence, vergi, kurumsal finansman ve strateji hizmetleri şirketi EY’ın her sene yayımladığı, Küresel Sigorta Görünümü Araştırması’nın yeni versiyonu sigorta şirketlerinin 2026 yılı ve sonrasında başarıya ulaşabilmesi için beş temel alana odaklanması gerektiğini ortaya koyuyor. 1. Büyüme stratejilerinin yeniden tanımlanması gerekiyor Geleneksel büyüme yollarının sınırlı kaldığı günümüzde sigorta şirketlerinin işlerini büyütmek için; birleşme ve satın alma (M&A) işlemlerini stratejik bir araç olarak değerlendirmesi gerekiyor. Bu kapsamda özellikle belirli teknolojilere ve yetkinliklere erişim, dikey entegrasyon ve ölçek ekonomisi oluşturma hedefiyle tasarlanan işlemler öne çıkıyor. Araştırmaya göre, sigorta şirketlerinin stratejik bir yol haritası belirleyerek, rekabet avantajı sağlayabilecekleri ürün, segment ve bölgelere odaklanması önem taşıyor. Aynı zamanda ana faaliyet alanı dışındaki varlıkların elden çıkarılmasıyla oluşturulan sermayenin, daha yüksek büyüme potansiyeli taşıyan alanlara yönlendirilmesi de büyümeyi hızlandırıyor. Sigorta şirketlerinin, birden fazla pazar ve ürün kategorisinde gelir artışı hedeflemek yerine, rekabet avantajlarının en yüksek olduğu alanları titizlikle değerlendirmesi gerekiyor. 2. Yapay zeka ile uzun vadeli değere odaklanılması önem taşıyor Sigorta şirketleri, yapay zekâ yatırımlarını artırmış olsa da verimlilik artışının ötesinde dönüştürücü etkinin henüz sınırlı kalmış olduğu görülüyor. Araştırma, yapay zekânın şirketlere önemli ölçüde değer kazandırabilmesi için müşteri deneyiminin yeniden tasarlanması, dinamik sigortalama modellerinin geliştirilmesi ve daha çevik karar alma süreçlerinin kurulması gerektiğini vurguluyor. Araştırma kapsamında sigortacılık sektöründeki CEO’ların yanıtlarına göre, önümüzdeki 1 yıl içinde finansal hedeflere ulaşmanın önündeki en büyük zorlukların ise teknolojik dönüşüm ve yapay zekâ entegrasyonu olduğu görülüyor. Bu doğrultuda, veri kalitesi, güvenlik ve erişilebilirlik sorunlarının ele alınması önem taşıyor. Bununla birlikte, önümüzdeki dönemde ileri yapay zekâ teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla, müşterilere daha etkin hizmet sunmak amacıyla yeni süreç ve iş akışlarınının, yeni yetkinliklerin, iş yapış biçimlerinin de köklü biçimde değişmesi bekleniyor. Ancak bu dönüşüm, yalnızca teknolojik değil; stratejik ve operasyonel esneklik gerektiriyor. 3. Belirsiz ve değişken piyasa koşullarına hazırlıklı olunması gerekiyor Araştırma; sigortacılık sektöründe küresel çapta prim büyümesinin yavaşlamasının, artan maliyetlerin ve dalgalı faiz oranlarının kâr marjları üzerinde baskı oluşturabileceğini, jeopolitik gelişmeler ve düzenleyici farklılıkların da belirsizliği artırabileceğini gösteriyor. Bu noktada maliyet optimizasyonu ön plana çıkıyor; ancak araştırma, sigorta şirketleri için kontrolsüz kesintilerin uzun vadeli büyüme potansiyelini zayıflatabileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca araştırmada maliyet yönetiminin doğru kurgulanmasının dijital dönüşüm ve ürün inovasyonu için kaynak sağlayabileceği belirtilirken; otomasyon, yönetilen hizmetler ve küresel yetkinlik merkezleri gibi modellerin, yalnızca maliyet avantajı değil, aynı zamanda operasyonel esneklik de sağlayarak rekabet gücünü artırabileceği vurgulanıyor. 4. Özel sermaye ile stratejik iş birlikleri fırsatlarının değerlendirilmesi gerekiyor Araştırma sonuçlarına göre; özel sermaye ve alternatif sermaye sağlayıcılarının sigortacılık sektöründeki etkisi giderek artıyor. Bu aktörler, ürün tasarımı, risk transferi ve sermaye yönetiminde yenilikçi yaklaşımlar geliştirerek sektörde dönüşümü hızlandırıyor. Mevcut sigorta şirketlerinin özel sermaye sağlayıcılarıyla iş birliği yapması için güçlü nedenler bulunuyor. Araştırmada sigorta şirketleri için asıl soru; “özel sermaye sağlayıcılarıyla iş birliği yapıp yapmamak değil, bunu nasıl ve hangi modelle gerçekleştirecekleri” olarak öne çıkıyor. Bu noktada doğru ortaklıkların; bilanço yönetimi, analitik yetkinlikler ve sermaye verimliliği açısından önemli fırsatlar sunabileceği belirtiliyor. 5. İş gücünün ve kurum kültürünün dönüşmesi kritik önem taşıyor Teknoloji odaklı dönüşüm, iş gücü yapısında da köklü değişim gerektiriyor. Ancak araştırmada, sigorta şirketlerinin veri bilimi, yapay zekâ mühendisliği, siber risk ve deneyim tasarımı gibi alanlarda yetkin insan kaynağına erişimde zorlandığı belirtiliyor. Bu nedenle; yeniden beceri kazandırma programları, esnek istihdam modelleri ve üçüncü taraf iş birlikleri daha kritik hale geliyor. Aynı zamanda, çalışan bağlılığının güçlendirilmesi ve değişim sürecinin şeffaf yönetilmesi, dönüşümün başarısı açısından belirleyici rol oynuyor. EY Türkiye Şirket Ortağı ve Finansal Hizmetler Sektör Lideri Levent Atakan araştırma ile ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “EY Küresel Sigorta Görünümü 2026 Araştırması, sigortacılık sektörünün önemli bir dönüşüm eşiğinde olduğunu ortaya koyuyor. Üst düzey yöneticiler ve yönetim kurulları için önümüzdeki dönemin temel gündemi, değişimi doğru okumak ve stratejileri bu yeni dinamiklere göre yeniden şekillendirmek olacak. Mega trendlerin tetiklediği; hızlı ve birbirine bağlı dönüşüm dalgası, iş yapış biçimlerini ve sektörün değer zincirini yeniden tanımlıyor. Makroekonomik gelişmeler, jeopolitik dinamikler, artan rekabet, yeni sermaye akışları ve dönüştürücü teknolojiler sektör için yeni sorumluluklar oluşturuyor. Bu ortamda başarılı olacak şirketler; dijital dönüşümü hızlandıran, yapay zekâ ve veri odaklı karar alma süreçlerini güçlendiren ve inovasyonu stratejilerinin merkezine koyanlar olacak. Ayrıca araştırma, belirsizlik dönemlerinin yalnızca risk değil, aynı zamanda stratejik dönüşüm için önemli bir fırsat sunduğunu ortaya koyuyor. Sigorta şirketleri; disiplinli sermaye tahsisi, yenilenen yapay zekâ stratejileri, doğru ortaklıklar ve güçlü bir kurum kültürüyle 2026 ve sonrasında rekabet avantajı elde edebilir.”. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teknoloji Sektörü, 2026’da Hiper-Hızlı Bir Yapay Zekâ Dönemine Giriyor Haber

Teknoloji Sektörü, 2026’da Hiper-Hızlı Bir Yapay Zekâ Dönemine Giriyor

Araştırma, teknoloji şirketlerinin 2026 yılında inovasyona öncelik vererek büyümeyi hızlandırabileceklerine dikkat çekiyor. Aynı zamanda stratejik ortaklıklarla büyük ölçekte yapay zekâ uygulamalarının iş modellerine entegre edilmesi de sektörde büyümeyi hızlandırabilen bir diğer faktör olarak ön plana çıkıyor. Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY, teknoloji şirketlerinin 2026 yılında büyümeyi ve operasyonel verimliliği artırmak için odaklanabileceği kritik alanları ele aldığı “Teknoloji Şirketleri için En Büyük 10 Fırsat” araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Araştırma, teknoloji sektörünün hiper-hızlı bir yapay zekâ dönemine girdiğini ortaya koyarken, bu yeni dönemde lider konumda olmak isteyen şirketlere net bir yol haritası sunuyor. Araştırmaya göre; 2026’da başarıyı belirleyen temel unsur günümüz iş dünyasında hızlı aksiyon almak olacak. Yapay zekâ odaklı inovasyonun ivme kazanmasıyla birlikte teknoloji şirketlerinin; stratejik iş birlikleri yoluyla daha hızlı büyüme ve verimlilik elde etmesi öne çıkıyor. Aynı zamanda belirli amaçlar doğrultusunda otonom karar alabilen yapay zekâ sistemleri (Agentic AI), platformlar ve bulut sistemleri arasında birlikte çalışabilirlik ile fiziksel yapay zekâ ve robotik çözümler, yeni rekabet avantajlarının merkezinde yer alıyor. EY araştırmasında, yapay zekânın hız kazanmasıyla birlikte güvenilir yapay zekânın artık yalnızca bir uyum başlığı değil, gelir ve itibarın korunması açısından operasyonel bir zorunluluk haline geldiği vurgulanıyor. Bu kapsamda, yönetişimin iş süreçlerine entegre edilmesi, liderlerin daha etkin bir rol üstlenmesi ve güçlü veri altyapılarının oluşturulması kritik önem taşıyor. EY, 2026’da teknoloji şirketlerinin göz önünde bulundurması gereken 10 fırsat alanını şöyle sıralıyor: 1. Hiper-hızlı yapay zekâ döneminde stratejik iş birlikleriyle büyüme hızlandırılmalı Yapay zekâ odaklı stratejik iş birlikleri, birleşme-satın alma işlemleri veya ortak girişim yaklaşımları ile, teknoloji şirketlerinin daha hızlı ölçeklenmesini sağlayacak. Yönetişimden ödün vermeden, stratejik iş birliklerini güçlendiren teknoloji şirketleri, değişen regülasyonlara daha çevik uyum sağlayarak sürdürülebilir rekabet avantajı elde edebilir. 2. Platformlar arası entregre çalışabilirlik ve fiziksel yapay zekâya geçiş önceliklendirilmeli Ürünlere entegre yapay zekâ artık standart hale gelirken, platformlar ve bulutlar arasında sorunsuz çalışan sistemler fark yaratıyor. Yapay zekâ, robotik ve otonom çözümlerle birleşen bu yaklaşım, yazılım ile fiziksel dünyayı yakınlaştırarak yeni büyüme alanları sunma fırsatı taşıyor. Bu yetkinliklere yatırım yapan teknoloji şirketleri rekabet avantajı elde edebilir. 3. Güvenli ve güvenilir yapay zekâ operasyonel hale getirilmeli Yapay zekânın yaygınlaşması arttıkça güvenilirlik ve etiklik konuları tercih olmanın ötesine geçerek operasyonel gereklilik haline geliyor. Teknoloji şirketlerinin; iş akışlarına ve risklere en yakın konumda bulunan fonksiyonları güçlendirerek, sınırları tanımlama, risk alanlarını belirleme ve güvenilirlik uygulamalarını günlük operasyonlara entegre etme modeline yönelmesi gerekiyor. Güçlü sınırlar olmadan, şirketler zincirleme başarısızlığa yol açabilecek ve iş hedeflerini sekteye uğratabilecek risklerle karşı karşıya kalıyor. İş fonksiyonlarının güçlendirilmesi ve yönetişimin günlük süreçlere entegre edilmesi, bu büyümenin sürdürülebilir şekilde yönetilmesini sağlayabilir. Bunu başaran teknoloji şirketleri, mevzuata ve itibara ilişkin riskleri azaltırken operasyonel verimliliği artırabilir. 4. Yapay zeka döneminde ticari konulara ilişkin strateji yeniden ele alınmalı Yapay zekâ temelli şirketler, yazılımların fiyatlandırılması, hazırlanması ve satın alınması süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Geleneksel modeller yerini sonuç ve değer odaklı fiyatlandırmaya bırakıyor. Müşteriler artık erişimden çok sorunsuz deneyimler ve ölçülebilir fayda bekliyor. Araştırmaya göre; 2026’da lider şirketlerin, fiyatlandırmayı doğrudan sağlanan çıktı ve değerle ilişkilendiren modellerle öne çıkacağı öngörülüyor. Bu sonuç odaklı modeller, müşteriler için tercih edilen bir satın alma deneyimi sunmayı hedefliyor. 5. Esneklik için yapay zekâ model seçimi optimize edilmeli Açık ve kapalı yapay zekâ modelleri arasındaki doğru denge, maliyet, performans ve uyum açısından kritik hale geliyor. Açık model ekosistemi hızla gelişerek daha düşük giriş bariyerleri, daha hızlı süreçler ve çoğu zaman maliyetin çok küçük bir kısmıyla iş akışlarına derin bir entegrasyon potansiyeli sunuyor. Kapalı modeller ise daha yüksek maliyetler, tedarikçiye bağımlılık ve yerelleştirme veya uyum açısından daha sınırlı esneklik gibi riskleri beraberinde getirebiliyor. 2026’da bu modelleri iş operasyonları ve regülasyon ihtiyaçlarına göre doğru yöneten teknoloji şirketleri, hız ve esneklik avantajı elde edebilir. 6. Dijital egemenlik odaklı tasarım ve etkin iş gücü modeli benimsenmeli Regülasyonlar ve jeopolitik gelişmeler, yapay zekâda yerelleşmeyi zorunlu kılıyor. Avrupa Birliği’nin Dijital Piyasalar Yasası (DMA), Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ve Yapay Zekâ Yasası gibi düzenlemeler şirketlerin planlarını etkilerken, dijital egemenlik yaklaşımı daha çok önem kazanıyor. Bu konu; yeteneklerin nerede konumlandığını, hesaplama süreçlerinin nerede gerçekleştiğini ve temel modellerin ulusal değerleri, etik yaklaşımları ve gelenekleri nasıl yansıttığını kapsıyor. Stratejilerine farklı bölgesel perspektifleri ve regülasyon gerekliliklerini entegre eden şirketler, hızdan ödün vermeden uyum sağlayarak, giderek farklılaşan bu ortamda küresel ölçekte büyümeyi sürdürebilebilir. 7. Yapay zekâ zorlukları, alanında uzmanlarla yönetilmeli Yapay zekâ uygulamaları karmaşıklaştıkça, ilgili uzmanların doğrudan iş birimlerinde görev alması önem kazanıyor. Teknik yetkinliğin doğrudan iş birimlerine veya proje ekiplerine dahil edilmesi, bu teknolojinin kullanımını hızlandırırken uygulama kalitesini ve sürekliliği artırıyor. Bu rolleri değeri en üst düzeye çıkaracak şekilde yapılandıran teknoloji şirketleri, avantaj elde edebilir. 8. Dijital altyapı ve yapay zekâ dönemi için vergi stratejisi yeniden ele alınmalı Küresel ölçekte büyüyen teknoloji şirketleri için vergi, stratejik bir karar alanı haline geliyor. Nerede yatırım yapılacağı, fikri mülkiyet sahipliğinin nasıl yapılandırılacağı ve maliyetler ile kârların sınırlar arasında nasıl dağıtılacağına ilişkin kararların proaktif olarak değerlendirilmesi önem kazanıyor. Bu doğrultuda, vergi stratejisinin dijital dönüşümün temeline entegre edilmesi gerekiyor. Vergi yaklaşımını dijital dönüşümün merkezine yerleştiren şirketler, büyüme sürecinde uyum ve çeviklik sağlayabilir. 9. AI destekli FinOps (Financial Operations) yaklaşımlarıyla finans fonksiyonu, stratejik bir itici güce dönüştürülmeli Yapay zekâ destekli FinOps (Financial Operations) yaklaşımları, finans fonksiyonunu raporlamanın ötesine taşıyor. Gerçek zamanlı görünürlük ve akıllı kaynak yönetimi, daha hızlı ve isabetli karar almayı mümkün kılıyor. Doğru şekilde hayata geçirildiğinde finans, bir raporlama fonksiyonu olmaktan çıkarak marj artışını destekleyen, sermaye kullanımını optimize eden ve kurum genelinde karar süreçlerini iyileştiren stratejik bir itici güç haline geliyor. 10. Yapay zekâ çağında, kurumsal güvenlik yeniden gözden geçirilmeli Teknoloji şirketlerinin, temel güvenlik seviyesinin ötesine geçerek daha proaktif ve yapay zekâ destekli siber güvenlik ve veri güvenliği yaklaşımlarını benimsemesi gerekiyor. Bu kapsamda; iyileştirme hizmet seviyesi anlaşmalarının haftalardan saatlere indirilmesi, siber tehdit tespiti ile müdahalesinin otomatikleştirilmesi ve sürekli kimlik doğrulamanın entegre edilmesi gibi alanlar öne çıkıyor. Kimlik, veri ve yapay zekâ modellerini bütüncül şekilde koruyan teknoloji şirketleri, büyümeyi kesintisiz ve güvenli biçimde sürdürebilir. EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Şirket Ortağı, Telekomünikasyon, Medya ve Teknoloji Sektör Lideri Emre Beşli araştırma ile ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu: “Teknoloji sektörü, 2026 yılında yapay zekânın hızla yaygınlaştığı ve ölçülebilir değer üretmenin her zamankinden daha kritik hale geldiği bir döneme giriyor. Teknoloji şirketleri bugün yapay zekânın potansiyelini konuşmaktan çok, bu potansiyeli güvenli ve güvenilir şekilde nasıl hayata geçireceklerine ve etkili çözümlerle nasıl sürdürülebilir değer elde edebileceklerine odaklanıyor. Öte yandan “dijital egemenlik” kavramı da belirleyici bir unsur olarak hayatımıza girdi. Üst yönetim gündeminde artık ‘yapabilir miyiz?’ sorusunun yerini, ‘nasıl daha hızlı ve etkili uygularız?’ sorusu almış durumda. Otonom sistemlerin operasyonel süreçleri desteklediği, liderlerin ise stratejik yönlendirmeye odaklandığı bu yeni iş modelinin, rekabet avantajının temelini oluşturacağını söylemek mümkün. Araştırmamızda ortaya koyduğumuz fırsatlar, teknoloji şirketlerinin deneme ve pilot süreçlerden operasyonel olgunluğa geçişini desteklerken; yapay zekâ temelli stratejileri benimseyen, yönetişimi dönüştüren ve iş modellerini yeniden kurgulayan şirketlerin kazanan konumda olacağına işaret ediyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Yapay Zeka Deneyimi Yerel Dönüşümü Hızlandırabilir mi? Haber

Küresel Yapay Zeka Deneyimi Yerel Dönüşümü Hızlandırabilir mi?

Küresel yapay zeka uçurumunun derinleşmesini önleme konusu, özellikle Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu başta olmak üzere son haftalarda uluslararası gündemde geniş yer tutuyor. SAS Güvenilir Yapay Zeka Baş Uzmanı Dr. Josefin Rosén ile Global Center on AI Governance’dan Dr. Rachel Adams ve Selamawit Engida Abdella tarafından kaleme alınan “Kısıtlamadan Kapasiteye: Küresel Güney’de Yapay Zeka Anlatısını Dönüştürmek” başlıklı rapor, doğru yatırım yapıldığında; veri eksikliği, altyapı yetersizliği veya eğitim noksanlığı gibi engellerin nasıl birer avantaja dönüştürülebileceğini ortaya koyuyor. SAS Güvenilir Yapay Zeka Baş Uzmanı Dr. Josefin Rosén, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Küresel yapay zeka uçurumu, yeni bir eşitsizlik biçimi yaratma riski taşıyor. Ancak yatırımları; yapay zeka yetkinlikleri, temsil gücü yüksek veriye erişim ve kapsayıcı yönetişim modelleri gibi doğru alanlara yönlendirirsek, Küresel Güney, yapay zekanın geleceğini şekillendirmede aktif ve anlamlı bir rol üstlenebilir. Buradaki asıl mesele, bakış açısını kısıtlamalardan fırsatlara kaydırmaktır." Raporda özellikle iki temel faktöre dikkat çekiliyor: Büyüyen, dijital yerli bir nüfus: Dünya genç nüfusunun çoğunluğu Küresel Güney'de bulunuyor ve bu nesil dijital teknolojilerle iç içe büyüyor.Yapay zeka yönetişimini temelden inşa etme fırsatı: Miadını doldurmuş teknik sistemlere (legacy systems) sahip olmayan ülkeler, etik ve sürdürülebilir modelleri en baştan geliştirme şansına sahip. Global Center on AI Governance CEO'su Dr. Rachel Adams ise şunları ekledi: "Bu bir yardım meselesi değil, potansiyeli değerlendirme ve küresel istikrara katkıda bulunma meselesidir. Dünyanın büyük bir kısmını dışlayan bir yapay zeka gelişimi, hem ekonomik hem de jeopolitik güvenliği sarsma riski barındırır. Bu rapor, daha kapsayıcı bir yapay zeka ekosisteminin sadece mümkün değil, aynı zamanda zorunlu olduğunu gösteriyor." Rapor, günümüzdeki yapay zeka geliştirme süreçlerinin genellikle Batı merkezli modellere ve kapsayıcı olmayan verilere dayandığı, bunun da bağımlılık riskini artırarak Küresel Güney'in kendi kaderini tayin etme gücünü zayıflattığı konusunda uyarıda bulunuyor. Öte yandan; kırsal bölgelerde yapay zeka eğitimi, yerel dil modellerine yapılan yatırımlar ve kamu, akademi ile iş dünyası arasındaki yenilikçi iş birlikleri gibi somut çözüm örnekleri de sunuluyor. Raporu değerlendiren SAS Türkiye ve Orta Asya Genel Müdürü Rasim Eğri şu ifadeleri kullandı: “Yapay zekadaki küresel deneyim önemli bir referans çerçevesi sunuyor. Ancak sürdürülebilir ve ölçülebilir değer yaratmak için bu birikimin yerel mevzuata, veri yapılarına ve sektör dinamiklerine uyarlanması şart. Gerçek dönüşüm, veriden değer üretilerek topluma katkı sağlandığı noktada anlam kazanır. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve güçlü veri yönetişimi ilkeleriyle yaklaşıldığında, güvenilir yapay zeka hem kurumlar hem de ülkeler için uzun vadeli rekabet avantajı sağlar ve bu değeri gelecek nesiller için korur. Türkiye'de yapay zeka adaptasyonunun hızlandığı bu dönemde, küresel en iyi uygulamalar ile yerel öncelikler arasında doğru dengeyi kurmak kritik önem taşıyor.” Yapay zeka, yalnızca teknolojik bir değişim değil, aynı zamanda ekonomik ve idari bir dönüşümü temsil ediyor. Bugün atılan stratejik adımlar, ülkelerin yapay zeka çağında sadece birer "teknoloji tüketicisi" mi kalacağını yoksa aktif birer "değer üreticisi ve oyun kurucu" mu olacağını belirleyecek. Rapor ayrıca; eğitim seferberliği, dijital altyapı yatırımları, veri egemenliği yönetimi ve yapay zeka modellerinin eğitimine daha fazla insanı dahil etmek için sentetik veri kullanımı gibi konularda somut strateji önerileri içeriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.