Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Restorasyon

Kapsül Haber Ajansı - Restorasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Restorasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Garanti BBVA ve TURMEPA’dan Deniz Çayırlarına Mavi Nefes Haber

Garanti BBVA ve TURMEPA’dan Deniz Çayırlarına Mavi Nefes

Garanti BBVA, DenizTemiz Derneği/ TURMEPA iş birliğiyle 2021 yılından bu yana sürdürdüğü Mavi Nefes Projesi ile deniz çayırlarının korunmasına yönelik çalışmaları ve ulaşılan somut sonuçları 1 Mart Dünya Deniz Çayırları Günü vesilesiyle kamuoyuyla paylaştı. Denizlerin oksijen üretiminde, karbon tutumunda ve biyolojik çeşitliliğin devamlılığında kritik rol üstlenen deniz çayırları, Mavi Nefes Projesi’nin ana odak alanlarından birini oluşturuyor. Halen bu bitki odağında Fethiye-Göcek, Marmara Denizi Prens Adaları ve Saros’ta çalışmalara devam ediliyor. Proje kapsamında Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde yürütülen çalışmalarla bugüne kadar ekilen deniz çayırı fidesi sayısı 14 bine ulaştı. Ekilen alanlarda canlılık oranı yüzde 70’in üzerinde seyrediyor. 2025 yılında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında Göcek’te gerçekleştirilen 14 bin deniz çayırı ekimi, işaret şamandıralarıyla “oksijen üretim noktası” olarak koruma altına alındı. Bu alanlar, denizlerin doğal karbon yutakları ve oksijen kaynakları olarak kritik bir işlev üstleniyor. Mavi Nefes Marmara Denizi İyileştirme Projesi kapsamında, Marmara Denizi’nin ekolojik açıdan en hassas bölgelerinden biri olan Prens Adaları çevresinde de müsilajın deniz altı habitatları üzerindeki etkilerini azaltmaya yönelik saha çalışmaları başlatıldı. Proje ile geliştirilen yenilikçi temizleme tekniğinin sahada test edilmesiyle Marmara Denizi’nin ekolojik dayanıklılığını artırmaya yönelik bilim temelli çözümler üretilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda geliştirilen ve Venturi sistemiyle çalışan yenilikçi temizleme cihazı da sahada test ediliyor; hava basıncı kullanılarak müsilajın mercanlar, algler ve deniz çayırları gibi hassas canlıların üzerinden zarar vermeden uzaklaştırılması sağlanıyor. Denizlerin Sessiz Kahramanları Deniz çayırları yalnızca oksijen üretmekle kalmıyor; atmosferdeki karbonu tutarak iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynuyor. Bir kilometrekare deniz çayırı, ortalama 1.000 insanın yıllık oksijen ihtiyacını karşılıyor. Aynı zamanda balıklar ve pek çok deniz canlısı için yaşam ve üreme alanı oluşturuyor; dalga enerjisini azaltarak kıyı erozyonunu önlüyor. Ayrıca, sediment tabakalarında geçmiş yüzyılların izlerini saklayarak ekosistemin hafızasını oluşturuyor. Türkiye’de Bir İlk: Göcek’te 2.000 Yaşında Deniz Çayırı Keşfedildi Mavi Nefes Projesi kapsamında Göcek’te gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar, Türkiye deniz araştırmaları açısından da önemli bir kilometre taşı oldu. Geçtiğimiz yıl Kızılada açıklarında tespit edilen bir deniz çayırının yaklaşık 2.000 yaşında olduğunun belirlenmesi, ülkemizde bu alanda gerçekleştirilen ilk yaş tayini çalışması olarak kayda geçti. Bu veri, Türkiye deniz araştırmaları tarihinde bir ilk ve bölgede yürütülen tüm deniz çayırı ekim çalışmalarının geleceğini etkileyecek önemli bir unsur. Mahmut Akten: “Deniz çayırları, denizlerin ve gezegenimizin geleceği için kritik önemde” Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, 1 Mart Dünya Deniz Çayırları Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Deniz çayırları, denizlerin ve gezegenimizin geleceği için kritik öneme sahip doğal varlıklar. Oksijen üretiminden karbon tutumuna, biyolojik çeşitliliğin korunmasından kıyıların güvenliğine kadar çok boyutlu bir ekosistem hizmeti sunuyorlar. Mavi Nefes Projesi ile 2021’den bu yana bilimin rehberliğinde attığımız adımlarla denizlerimizin yalnızca yüzeyini değil, deniz altı yaşamını da korumayı hedefliyoruz. Göcek’te 14 bine ulaşan deniz çayırı ekimi ve bu alanların ‘oksijen üretim noktası’ olarak koruma altına alınması, uzun vadeli ve kalıcı etki yaratma kararlılığımızın yansıması. Şimdi önümüze yeni bir hedef daha koyduk ve 20 bin deniz çayırına ulaşmak istiyoruz. Garanti BBVA olarak sürdürülebilirliği iş stratejimizin merkezinde konumlandırırken, denizlerimizin nefes alması için bilimi, sivil toplumu ve gönüllüleri bir araya getirmeye devam edeceğiz.” Şadan Kaptanoğlu: “Deniz çayırlarını korumak, denizlerin geleceğini korumaktır” TURMEPA Yönetim Kurulu Başkanı Şadan Kaptanoğlu, “Deniz çayırları, deniz ekosisteminin temelini oluşturan ve iklim krizine karşı en güçlü doğal müttefiklerimizden biri olan hassas habitatlardır. Mavi Nefes Projesi ile bilimsel veriler ışığında yürüttüğümüz koruma ve restorasyon çalışmaları sayesinde yalnızca bugünü korumayı değil, gelecek nesillere sağlıklı ve dirençli denizler bırakmayı amaçlıyoruz. Bölge halkının bilgi ve deneyimini sürece dahil ederek, bakanlıklar, kamu kurumları ve tüm paydaşlarımızla katılımcı bir anlayışla sahada birlikte çalışıyor, yerel sahiplenmeyi güçlendirerek kalıcı çözümler üretmeye devam ediyoruz,” diye konuştu. Mavi Nefes’in Çok Boyutlu Etkisi 2021 yılında Marmara Denizi’ndeki müsilaj krizine yanıt olarak doğan Mavi Nefes Projesi ile yalnızca temizlik değil, deniz altı yaşamını onaran bilim temelli ve uzun vadeli çözümler üretmek hedefleniyor. Bugüne kadar Marmara’dan Göcek’e, Saros Körfezi’nden Van Gölü’ne uzanan proje, denizlerde atıkların toplanmasından bilimsel araştırmalara, eğitim programlarından biyoçeşitlilik haritalamasına kadar uzanan kapsamlı çalışmalarıyla deniz ekosistemine kalıcı fayda sağlamayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

YASED: 2025 Yılında Türkiye’ye 13,1 Milyar Dolar Değerinde Uluslararası Doğrudan Yatırım Geldi Haber

YASED: 2025 Yılında Türkiye’ye 13,1 Milyar Dolar Değerinde Uluslararası Doğrudan Yatırım Geldi

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Ödemeler Dengesi İstatistiklerinin açıklanmasının ardından Rakamlarla Uluslararası Doğrudan Yatırımlar Bültenini yayımladı. 13 Şubat 2026’da paylaşılan güncel resmi verilere göre, Aralık ayı verisiyle birlikte, 2025 yılı toplam UDY girişi 13,1 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu tutar, 2024 yılına kıyasla yüzde 12’lik bir artışa işaret ederken 2003 yılından itibaren Türkiye’ye gelen UDY girişlerinin toplam değeri ise 288 milyar doları aştı. Yılın 12 ayındaki toplam UDY girişi 13,1 milyar dolar olarak hesaplanırken bu yatırımların 9,7 milyar doları yatırım sermayesi şeklindeydi. Yıl içerisindeki toplam UDY’nin 2,8 milyar doları borçlanma araçları, 2,3 milyar doları yabancı uyruklulara gayrimenkul satışı yoluyla kaydedildi. Yatırım tasfiyelerinin 1,7 milyar dolar değerinde aşağı yöndeki etkisiyle yıl toplamındaki UDY girişi 13,1 milyar dolar oldu. En fazla yatırım toptan ve perakende ticaret, gıda imalatı ve BİT sektörlerinde 2025 yılı içerisinde gerçekleşen 9,7 milyar dolar değerindeki yatırım sermayesi girişlerinde, 3 milyar dolarlık yatırım girişi ile toptan ve perakende ticaret, yüzde 32’lik bir pay aldı. Gıda, içecek ve tütün ürünleri imalatı ve bilgi ve iletişim de sırasıyla yüzde 14’erlik paylarıyla geçmiş kümülatif performanslarının üzerinde bir performans sergileyerek yatırım sermayesi girişlerinde öne çıkan diğer sektörler oldu. 2025’te en fazla uluslararası yatırım Hollanda, Lüksemburg ve Kazakistan’dan geldi 2003-2024 dönemi toplamında yüzde 58’lik pay sahibi olan Avrupa Birliği (AB-27) ülkeleri 2025 yılında yüzde 66’lık bir pay aldı. Spesifik olarak 2,9 milyar dolarlık yatırımı ile Hollanda yüzde 30’luk bir pay aldı. Ülkeler özelinde Hollanda’yı, yüzde 12 ile Lüksemburg, yüzde 12 ile Kazakistan, yüzde 8 ile Almanya ve yüzde 6’lık payı ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) takip etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

13. Mimari Doğal Taş Yarışması Başvurulara Açıldı! Haber

13. Mimari Doğal Taş Yarışması Başvurulara Açıldı!

İstanbul Maden İhracatçıları Birliği tarafından bu yıl 13. kez düzenlenen Mimari Doğal Taş Yarışması, mimarlık ve mekansal tasarım odaklı yenilenen yapısıyla başvurulara açıldı. Doğal taşın kullanıldığı tamamlanmış projelerin değerlendirileceği “Kategori Ödülleri” ile yarışmaya özel olarak geliştirilecek sergileme odaklı tasarım önerilerinin ele alınacağı “En İyi Stant Tasarımı Ödülü” olmak üzere iki ana kategoride düzenlenen yarışmaya başvurular 13 Şubat 2026 tarihine kadar kabul ediliyor. İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB), T.C. Ticaret Bakanlığı desteğiyle düzenlenen 13. Mimari Doğal Taş Yarışması ile Türk doğal taşlarının mimarlık ve tasarım alanlarındaki çağdaş, nitelikli ve yenilikçi kullanımını desteklemeyi sürdürüyor. Yarışma, doğal taşın estetik, yapısal ve kültürel potansiyelini farklı ölçeklerde üretilmiş projeler aracılığıyla görünür kılmayı amaçlıyor. Bu yıl itibarıyla kapsamı yeniden ele alınan yarışma, önceki dönemlerden farklı olarak mimarlık ve mekansal tasarım odaklı bir yapıyla yeniden kurgulandı. Güncel edisyonunda odağını mimarlık, iç mimarlık, kentsel tasarım ve ilişkili tasarım disiplinlerine genişleten yarışma, doğal taşın güncel mimari pratikler içindeki rolünü, uygulamaya geçmiş projeler ve mekânsal tasarım önerileri üzerinden ele almayı hedefliyor. Türkiye’nin 650’nin üzerinde renk ve desen çeşitliliğine sahip doğal taş zenginliğini mimarlık, iç mimarlık, kentsel tasarım, peyzaj, koruma ve restorasyon projeleriyle buluşturmayı teşvik eden yarışma; doğal taşı yalnızca bir yapı malzemesi olarak değil, tasarımın belirleyici bir bileşeni olarak ele alan tamamlanmış projeleri odağına alıyor. Bu doğrultuda yarışma, yapı kültürüne katkı sunan, doğal taş kullanımını estetik ve işlevsel açıdan bütüncül biçimde ele alan nitelikli tasarımları ödüllendirmeyi amaçlıyor. Yarışmada, Kategori Ödülleri, mimarlık ve tasarım disiplinlerinde üretilmiş ve 1 Ocak 2023 tarihinden itibaren tamamlanmış projeler arasından seçilecek uygulamalar üzerinden değerlendirilecek. Mimari, İç Mimari, Kentsel Tasarım / Kamusal Alan Tasarımı, Peyzaj Tasarımı, Koruma / Restorasyon ve Yeniden İşlevlendirme kategorilerinde; Türk doğal taşlarının kullanıldığı, hayata geçmiş projeler yarışma kapsamına dahil ediliyor. Böylece doğal taşın güncel mimari üretim içindeki yeri, uygulamaya geçmiş örnekler üzerinden ele alınıyor. Yarışmanın ikinci ana başlığını oluşturan En İyi Stant Tasarımı Ödülü ise yarışmaya özel olarak tasarlanmış projelere odaklanıyor. Bu kategori kapsamında, Türkiye’nin doğal taş çeşitliliğini temsil edecek şekilde, yalnızca bu yarışma için geliştirilmiş özgün stant tasarımı önerileri değerlendirilmeye alınacak. Stant Tasarımı Ödülü, doğal taşın sergileme, anlatım ve mekânsal temsil potansiyelini araştıran yenilikçi yaklaşımları teşvik etmeyi hedefliyor. Kategori Ödülleri kapsamında yarışmaya dahil edilecek projelerde, başvurunun projeyi hayata geçiren proje müellifi tarafından yapılması ve müellifliğin başvuru sürecinde beyan edilmesi beklenirken En İyi Stant Tasarımı Ödülü üniversitelerin Mimarlık, İç Mimarlık, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı, Peyzaj Mimarlığı, Kentsel Tasarım ile Koruma ve Restorasyon lisans veya yüksek lisans programlarından mezun tasarımcılara açık. Yarışma, mimarlık ve tasarım alanlarında farklı disiplinlerden gelen üretimleri bir araya getirerek doğal taşın çok yönlü kullanımına dair zengin bir perspektif sunmayı amaçlıyor. Bağımsız mimar ve tasarımcılardan oluşan Seçici Kurul tarafından yapılacak değerlendirmeler sonucunda yarışmanın Kategori Ödülleri bölümünde ödül alan tasarımcıların İMİB tarafından katılım sağlanan ulusal ve uluslararası etkinliklere davet edilmesi planlanıyor. En İyi Stant Tasarımı Ödülü’ne layık görülen projenin ise İMİB’in katılacağı ulusal ve/veya uluslararası organizasyonlarda uygulanması söz konusu olabilecek. 13. Mimari Doğal Taş Yarışması Takvimi şu şekilde açıklandı: Proje Son Teslim Tarihi: 13 Şubat 2026 Seçici Kurul Değerlendirmesi: 20 Şubat 2026 Sonuçların Açıklanması: 28 Şubat 2026 Ödül Töreni: 23 Mart 2026 Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa’da Fethin 700. Yıl Heyecanı Haber

Bursa’da Fethin 700. Yıl Heyecanı

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘Bursa’nın Fethinin 700. Yılı’ kapsamında düzenlenecek etkinliklerin tanıtım toplantısı, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Fethin 700. yılı kapsamında yapılacak olan bilimsel, akademik ve kültürel etkinlikler hakkında bilgilerin verildiği toplantıya, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Ergül Halisçelik, Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, programın Danışma Kurulu üyeleri, sivil toplum kuruluşları ve derneklerin temsilcileri, akademisyenler ve araştırmacılar katıldı. “BURSA, GEÇMİŞİN MİRASI, GELECEĞİN İMZASIDIR” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 7 asrı aşan bir hafızayı, yürüyüşü, iradeyi ve büyük medeniyeti hep birlikte geleceğe taşıma kararlılığını ortaya koymak için bir arada olduklarını söyledi. Bursa’nın 700 yıl önce başlayan büyük dönüşümünü ve yolculuğunu, köklerindeki eşsiz mirasa sahip çıkarak aynı kararlılıkla gelecek asırlara taşıyacaklarını ve miras bırakacaklarını belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Bursa, geçmişin mirası, geleceğin imzasıdır. Bu büyük yıl dönümünü yıl boyunca düzenleyeceğimiz etkinliklerle onurlandıracağız. Kentimizin her köşesinde geçmişten geleceğe güçlü bir bağ kuracağız. 2026 yılının tamamını ‘700. Fetih Yılı’ olarak ilan ettik” diye konuştu. “BİZLER BUGÜN O ÇINARIN GÖLGESİNDE DURUYORUZ” Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı bünyesinde; Bursa Uludağ Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Zeynep Dörtok Abacı, Düzce Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Yaşayanlar ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Suna Çağaptay’dan oluşan Danışma Kurulu ile birlikte sürecin yönetileceğini ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, “Hazırlıklarımızı Ekim 2024’te başlattık. Bursa’nın özellikleri ve tarihsel kimliği hakkında araştırmalar yapan bilim insanlarını kentimize davet ettik. Bu yılı sadece anma yılı olarak değerlendirmiyoruz. Hatırlama, anlama, sahiplenme ve geleceğe taşıma yılı olarak görüyoruz. 700 yıl önce bu topraklara düşen tohum, sıradan bir tohum değildi. Adaletle filizlenen, emekle büyüyen, inançla kök salan, yüzyıllara meydan okuyan bir çınarın tohumudur. Bizler bugün o çınarın gölgesinde duruyoruz. Tarihimizin yeni bir eşiğine hep birlikte adım atmanın onurunu taşıyoruz” dedi. OSMANLI’YA ÜÇ KEZ BAŞKENTLİK YAPAN ŞEHİR, BURSA Bursa’nın, fethinin 700. yılında köklerinden aldığı güçle asırlara meydan okumaya devam ettiğinin altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, Bursa’nın dünya tarihine adını altın harflerle yazdıran bir milletin devlet olma iradesinin filizlendiği eşsiz bir kent olduğunu vurguladı. 1302 yılında Yenişehir Ovası ve çevresinin fethedilmesiyle Osmanlı’nın ilk merkezinin Yenişehir olduğunu, 1326 yılında Bursa’nın fethine kadar geçen 24 yıl boyunca Osmanlı Devleti’nin Yenişehir’de şekillendiğini, köklerini burada derinleştirdiğini anlatan Başkan Mustafa Bozbey, Bursa’nın 1326’daki fetihle birlikte bir ‘payitaht’ kimliği kazandığını anlattı. Orhan Gazi'nin, 1331’de İznik’in fethiyle birlikte şehri imar etmek ve İslam kültürünü yerleştirmek amacıyla başkenti bir süreliğine İznik’e taşıdığını hatırlatan Başkan Mustafa Bozbey, ilk Osmanlı Medresesi olan İznik Medresesi’nin de bu dönemde açıldığını ifade etti. 1335’de ise payitahtlık unvanının tekrar Bursa’ya döndüğünü belirten Başkan Mustafa Bozbey, kentin kuruluştan İstanbul’un fethine kadar geçen süreçte Osmanlı’ya üç kez başkentlik yaptığını, devletin asıl ruhunun şekillendiği yer olduğunu dile getirdi. “KÖKLERİMİZDEN GELECEĞE…” Bursa’nın sadece bir fetih kenti olmadığına, bir devlet aklının, bir yönetim anlayışının ve bir medeniyetin doğduğu merkez olduğuna dikkat çeken Başkan Mustafa Bozbey, “Yalnızca 7 asırlık takvim yapraklarını çevirmiyoruz. Aynı zamanda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bu uzun yürüyüşün, bu topraklarda yeşeren ortak hafızasını geleceğe taşıyoruz. Bu noktada diyoruz ki: Köklerimizden geleceğe… Biliyoruz ki köklerini unutan bir gelecek güçlü olamaz. Geçmişiyle bağ kuramayan bir yarın, kalıcı olamaz. Bursamızın köklerinden aldığımız ilhamla, tarihten güç alarak, geleceğe güvenle bakıyoruz. Bu yüzden 700. Fetih Yılı’nı; yaşanan, hissedilen ve paylaşılan bir yıl haline getiriyoruz” diye konuştu. “2026 YILINDA, ÜÇ BAŞKENT KOL KOLA OLACAK” 2026 yılı boyunca gerçekleştirilecek etkinliklerin tarihi sergilerden akademik buluşmalara, sanat etkinliklerinden çocuklara özel programlara, söyleşilerden keşif rotalarına kadar zengin ve kapsayıcı bir içerikle Bursa’nın dört bir yanına yayılacağını söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, tarihin yalnızca kitaplarda değil, sokaklarda, meydanlarda ve insan hafızasında yaşadığını hatırlattı. Bu anlayışla 700. Fetih Yılı’nı Bursa’nın sınırlarının dışına taşıdıklarının altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, “2026 yılında, üç başkent kol kola olacak. Bursa, Edirne ve İstanbul. Üç başkent… Üç dönem… Üç büyük hikâye… Bursamızda filizlenen çınar, Edirne’de köklerini sağlamlaştırdı. İstanbul’dan şahlanarak dünyayı kuşattı. Böylesi bir tarih, dünya tarihinde çok az kente nasip olmuştur. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak Edirne ve İstanbul Büyükşehir Belediyeleri ile birlikte bu büyük mirasın sorumluluğunu omuzluyor, yıl boyunca yaşayarak ve yaşatarak gelecek nesillere aktarıyoruz” dedi. “TURİZM AÇISINDAN FIRSATA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ” “Bu gurur hepimizin! Bu tarih hepimizin!” diyen Başkan Mustafa Bozbey, “Gelin, hep birlikte yedi asırlık bir çınarın hikâyesini kutlayalım. Gelin, Bursamızın 700. Fetih Yılı’nı 2026 yılı boyunca sürecek etkinliklerle birlikte yaşayalım, birlikte yaşatalım. Bursamızın fethinin 700. yılı, köklerimizden geleceğe uzanan bu büyük yürüyüşte hepimize kutlu olsun. Yedi asırlık çınarımızın gölgesi daim, yarınlarımız aydınlık olsun. Bursa’nın, fethin 700. yılını turizm açısından da fırsata dönüştürmesi gerektiğine inanıyorum. Bu fırsatı değerlendirmek, Bursa’yı dünyaya tanıtmak zorundayız” dedi. ÇARŞIBAŞI BÖLGESİNDE SES VE IŞIK GÖSTERİSİ Etkinlikler hakkında da bilgi veren Başkan Mustafa Bozbey, anma törenlerinin Osmanlı’nın ilk kuruluş hutbesinin okunduğu Yenişehir Kumluk Camii’ndeki mevlit programıyla başlayacağını açıkladı. Çarşıbaşı bölgesinde dijital mapping teknolojisi, müzik, ışık ve sahne sanatlarının bir araya geldiği görkemli bir görsel şölen ve kutlama programı gerçekleştirileceğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “3-4-5 Nisan’da ’Bursa’nın Fethinin 700. Yılı Uluslararası Sempozyumu’ ve 14-15-16 Mayıs’ta ‘Topraktan Gelen Hafıza’ Anadolu Seramik Kültürü Sempozyumu düzenlenecek. İstanbul Heritage Fuarı’nın basın toplantısı da Bursa’da yapılacak. Hazırlayacağımız stantta 700. yıl etkinliklerini ve mirasa yaklaşımlarımızı aktaracağız. KUDEB aracılığıyla kentin çok katmanlı mirasının bilimsel ve denetimli restorasyon süreçleri yürütülerek gelecek kuşaklara aktarılması sağlanacak. Sur kapılarından türbelere ve saraylara uzanan bir hafıza yolculuğu sunan rota düzenlenecek” dedi. 700. YIL ANISINA ÖZEL GÜN PULU Osmanlı’nın ilk camilerinden biri olan Alaaddin Bey Camii’nin haziresinin aslına uygun olarak onarıldığını aktaran Başkan Mustafa Bozbey, ilk altı Osmanlı padişahının türbelerine yerleştirilen QR kodlar aracılığıyla Türkçe, İngilizce, Arapça sesli rehberlik hizmeti sunulacağını belirtti. Osmanlı hanedanlarına ait puşidelerin serim töreni yapılacağını ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, “‘İktidarın yüzü, gücün sembolü’ sikke sergisi, Yoğurtçu Baba haziresi restorasyonu, Emir Sultan Cami’nin hazire-mezarlık alanı restorasyonu, Tarihi Bursa Surları Fetihkapı kazamat mahali bakım onarımı yürütülecek. ‘Hüsn-i hat ve medeniyet’ hat levhaları sergisi düzenlenecek. ‘700. yılda Ortak Bellek: Çengiç Ailesi koleksiyonu sergisi’ tanıtılacak. ‘Yansımalar’ Bursa Kent Akademisi yıl sonu sergisi hazırlanacak. ‘Kutlu Rüya’ sanal gerçeklik gezici sergisini de Bursalılarla buluşturacağız. Pınarbaşı Parkı için hazırlanan ve fethi anlatan orijinal İznik çinisi pano, 6 Nisan’daki fetih yürüyüşünün ardından törenle açılacak. 700. yıl anısına özel gün pulu yaptırıyoruz. Hazırlanan pulda, kuruluş dönemine ait ilk altı padişahın minyatür portreleri yer alacak” diye konuştu. 700. YILI ANISINA 700 ÇINAR FİDANI Bursa’nın fethinin 700. yılı anısına 700 çınar fidanı dikileceğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, Fetih Kupası adı altında Geleneksel Türk Okçuluğu Yarışması düzenleneceğini ifade etti. Bursa’nın Fethi’nin 700. yılına özel Uludağ zirve tırmanışı gerçekleştirileceğini aktaran Başkan Mustafa Bozbey, “Pınarbaşı Parkı’nda özel olarak tasarlanan zaman yolculuğu alanında çocuklar, Osmanlı dönemini oyun, canlandırma ve atölyeler aracılığıyla yaşayarak öğrenecek. UNIMA Bursa Şubesi tarafından hazırlanan ‘Fetih’ konulu gölge oyunu, yıl boyunca Karagöz Müzesi ve çeşitli dış alanlarda izleyiciyle buluşacak. 700. yıl temalı müze atölyeleri ve çocuk etkinlikleri düzenlenecek. Osmanlı mutfağı temasıyla düzenlenecek Gastronomi Festivali, 700. Yıla özel lezzetleri Bursa’nın günlük yaşamına taşıyacak. BURFAŞ sosyal tesislerinde 700. yıl menüsü adıyla Bursa’nın köklü mutfak kültürünü yansıtan ‘Osmanlı mutfağı menüsü’ eklenecek” dedi. Programın Danışma Kurulu üyeleri adına konuşan BUÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Zeynep Dörtok Abacı, Bursa’nın fethiyle Osmanlı Beyliği’nin cihan devletine evrildiğini ve toprağa düşen bir tohumun asırlık çınara dönüştüğünü söyledi. Amerika, Avrupa ve Türkiye’den alanında uzman akademisyen ve araştırmacıların katılımıyla 3-5 Nisan 2026’da ‘Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı Uluslararası Sempozyumu'nun düzenleneceğini açıklayan Abacı, sempozyumun sonunda bir kitap hazırlanarak kent tarihine kazandırılacağını anlattı. 2026 yılı boyunca tarih, arkeoloji, edebiyat, iktisat, mimari ve sanat tarihi alanlarında çalışmalar yapan akademisyen ve araştırmacıların katılımıyla panel ve söyleşiler düzenlenerek Bursa’nın fethinden 700 yıl sonrasına kadar uzanan sürecin ele alınacağını belirten Abacı, tüm etkinliklerin Bursa’nın tarihsel ve kültürel belleğinde belirgin bir iz bırakmasını amaçladıklarını dile getirdi. Soru cevap bölümünün ardından Tiyatro Şube Müdürlüğü tarafından Orkestra Şube Müdürlüğü’nün katkılarıyla ‘Gök Kubbenin Altında Bir Gümüş Kubbe’ eserinin sunumu gerçekleştirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ankara Kalesi Tarihi Dokusuna Kavuştu Haber

Ankara Kalesi Tarihi Dokusuna Kavuştu

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), 2020 yılında Ankara Kalesi’nde başlattığı “Sokak Sağlıklaştırma ve Çevre Düzenleme Projesi”ni tamamladı. Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Daire Başkanlığı tarafından yürütülen proje kapsamında; İç Kale 1. etapta 38’i tescilli, 49’u tescilsiz, 2. etapta 32’si tescilli, 41’i tescilsiz, 3. etapta ise 11’i tescilli, 69’u tescilsiz olmak üzere toplam 240 yapı, bilimsel yöntemler ve Ankara Kalesi’nin tarihsel dokusu esas alınarak restore edildi. CAMİLER VE SAAT KULESİ DE RESTORASYON KAPSAMINA ALINDI Ankara Kalesi’nin köklü mirasını koruma hedefiyle yürütülen çalışmalarda; cephe ve çatı düzenlemelerinin yanı sıra yapıların kapı, pencere, avlu, bahçe, merdiven ve balkonları da özgün mimarileri korunarak yenilendi. Proje kapsamında ayrıca; 19. yüzyıl Osmanlı Dönemi’ne ait Misafir Fakih Camii ve Saat Kulesi ile 13. yüzyıl Selçuklu Dönemi’ne ait Alaaddin Camii restorasyon çalışmalarına dâhil edildi. ANKARA KALESİ’NİN KÜLTÜREL MİRASI VATANDAŞ İŞ BİRLİĞİYLE KORUNDU Kale içerisindeki yaşamın kesintiye uğramadığı ve çalışmaların mahalle sakinleriyle iş birliği içinde yürütüldüğü projeye ilişkin açıklamalarda bulunan ABB Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanı Çetin Ünal şunları söyledi: “Ankara Kalemizin en önemli özelliklerinden biri, yaşamın içerisinde olmasıdır. Ankara Kalemizi korumak ve yaşatmak amacıyla 2020 yılında restorasyon ve sokak sağlıklaştırma çalışmalarını başlattık. İç Kale’deki 81 tescilli, 159 tescilsiz toplam 240 adet yapının restitüsyon, restorasyon ve röleve projelerini yaparak, Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’ndan da onay alarak yaşamı kesintiye uğratmadan, aslına uygun olarak restorasyonlarını tamamladık. Ayrıca sokak sağlıklaştırma çalışmalarımızı da bitirdik. Kalemizde yaşayan sakinlere ve Ankara’mıza hayırlı olsun.”

Bursa’nın Kalbi Yeniden Heyecanla Atacak Haber

Bursa’nın Kalbi Yeniden Heyecanla Atacak

Osmanlı Devleti’nin ilk başkenti olan Bursa'da 14. yüzyılda oluşmaya başlayan, 16. yüzyılda han, bedesten ve çarşıların gelişimiyle sürecini tamamlayan Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin geliştirdiği projelerle yeniden kentin ve Türkiye’nin çekim merkezi haline geliyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan 700 yıllık bölge, Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen ‘Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi Çalıştayı’nda tüm yönleriyle ele alındı. “Alan, insanlığın göz bebeğidir” Tayyare Kültür Merkezi’ndeki programda konuşan Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız, Bursa’nın kalbinde yaşayan eşsiz mirasın geçmişini, bugününü ve geleceğini konuşmak üzere çalıştayın düzenlendiğini belirtti. Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nin yüzyıllardır ticaretin, kültürün, dayanışmanın ve toplumsal hafızanın merkezi olduğunu hatırlatan Başkanvekili Saldız, “Alan yalnızca ekonomik bir değer değildir. Bursamızın ruhu, kimliği ve yaşam kültürünün ta kendisidir. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki alan; yalnızca bizim değil, tüm insanlığın göz bebeğidir. Bu yüzden bu bölgeyi korumak, yaşatmak ve çok daha güçlü bir şekilde geleceğe taşımak hepimizin ortak görevidir” dedi. “Bölgenin bugünkü hali, Bursamıza yakışmıyor” Çalıştay öncesinde sadece masa başında değil; sahada, esnafla birlikte görüşmeler yapılarak sürecin yürütüldüğünü anlatan Başkanvekili Saldız, deprem ve yangın gibi afet risklerine karşı uzman ekiplerle detaylı değerlendirmeler gerçekleştirildiğini ifade etti. Hanların dayanıklılığını artırmak, acil müdahale altyapısını güçlendirmek için gerekli adımları attıklarının altını çizen Saldız, “Ancak hepimizin bildiği bir gerçek var. Bu bölgenin bugünkü hali, Bursamıza yakışmıyor. Tarihi dokusu güçlü, hikâyesi büyük olan bu alan, ne yazık ki yeterince bakımlı değil. Turistler Bursamıza geliyor ancak burada geçirdikleri süre çok kısa. Biz, Başkanımız Mustafa Bozbey'in de vizyonu doğrultusunda Bursamızı Türkiye’nin ve dünyanın en önemli uğrak noktalarından biri yapmak istiyoruz. Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nin daha estetik, daha güvenli, daha düzenli, daha ulaşılabilir bir yapıya kavuşması şarttır” diye konuştu. “Alanı daha güçlü, estetik, yaşanabilir hale getirmeyi hedefliyoruz” Alanı yeniden işlevlendirmek ve yaşatmak konusunda kararlı olduklarını vurgulayan Başkanvekili Saldız, bölgenin yaşayan bir tarih mekânı olarak varlığını güçlendirecek, turizmden hak ettiği payı almasını sağlayacak, esnafın kazancını artıracak, kentin ekonomisini büyütecek projeleri hayata geçirmek için çalışmaları sürdürdüklerini söyledi. Çalışmaların ancak ortak akılla yürütüldüğünde başarıya ulaşacağına dikkat çeken Saldız, “Bu çalıştayı yeni bir yol haritasının başlangıcı olarak görüyoruz. Buradan çıkacak her görüş, her katkı, her öneri; Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nin geleceğini şekillendirecek. Geçmişimize duyduğumuz saygıyı, geleceğe duyduğumuz sorumlulukla birleştirerek; bu alanı daha güçlü, daha estetik, daha düzenli ve daha yaşanabilir hale getirme hedefiyle ilerliyoruz. Bursamızın kimliğini korumak, değerlerini geleceğe taşımak için bu kente duyduğumuz sevgiyi sorumluluğa dönüştürüyoruz. Bu kenti sevmek; tarihine, kültürüne ve değerlerine sahip çıkmak, onları muhafaza etmek demektir” dedi. Önemli sorunlar masaya yatırılıyor İstanbul Kültür Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğretim üyesi ve UNESCO Bursa Alan Başkanı Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu, çalıştayla Bursa’nın kalbiyle ilgili önemli sorunları masaya yatıracaklarını vurguladı. Program öncesinde tüm hanları ve çarşıları gezerek sorunları yerinde gördüklerini anlatan Dostoğlu, çalıştayın sonuçlarının uygulanabilmesini umduğunu dile getirdi. Sorunların bir bir masaya yatırılacağını aktaran Dostoğlu, toplantıya katkı sunan herkese teşekkür etti. “Bursa’nın kalbi eski heyecanıyla atmıyor” Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, çalıştay öncesinde sahada yoğun bir çalışma yapıldığını ifade etti. Kurumsal kararlılık ve yerelde sahiplenme sayesinde çalışmanın başarıya ulaşacağına inandığını belirten Aksoy, “Bursa’nın kalbi eski heyecanıyla atmıyor. Yüzyıllarca tarihin, sanatın, kültürün, emeğin ve ticaretin buluştuğu merkez olan bölgenin bazı sorunları bulunuyor. Bu sorunların çözümü için Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde önemli bir çalışma yürütülüyor. Çalıştayın ardından çıkan sonuçları herkesin sahiplenmesini umuyorum. Böylece Bursa’nın kalbi eski heyecanıyla tekrar çarpabilecektir” diye konuştu. Ortak yönetim modeli sorgulanacak Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanı Günay Özkılınç, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in vizyonu doğrultusunda aylardır sahada çalışma yaptıklarını ifade etti. Hanların ve çarşıların tek tek gezilerek esnafla yüz yüze görüşmeler yapıldığını anlatan Özkılınç, Hanlar Bölgesi’nde çok fazla özel mülk bulunduğunu ve bunun da birçok sorunu ortaya çıkardığını dile getirdi. Restorasyon projeleri onaylı olmasına rağmen mülk sahipleri kabul etmediği için çalışma yapılamadığını söyleyen Özkılınç, bölgede birçok yönetim aşaması bulunduğunun da altını çizerek çalıştayda ortak yönetim modelinin de sorgulanacağını anlattı. Uzman isimler tarihi bölgeyi konuştu Konuşmaların ardından program, moderatörlüğünü Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu ve Unicon Danışmanlık Grubu Genel Müdürü Adnan Almeman’ın yaptığı oturumla devam etti. Programda, Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tülin Vural Arslan, ‘Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi dijital kültür mirası atlası’, BUÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sibel Polat ‘Bursa kent merkezine yönelik bir kentsel tasarım rehberi önerileri’, Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Yer Fiziği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış ‘Bursa’nın deprem riski ve tarihi yapılarla ilişkisi’, ODTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi ve ODTÜ Rektör Danışması Prof. Dr. Güliz Bilgin Altınöz ‘Geçmiş deneyimlerin ışığında afetlere hazırlıklı ve dirençli kültürel mirası yeniden düşünmek’ konularında bilgilerini paylaştı. Çalıştay, çeşitli konularda uzmanların katılımıyla düzenlenen masa toplantılarıyla sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dronlar Avrupa'nın Tarihi Mirasını Korumada Devrim Yaratıyor Haber

Dronlar Avrupa'nın Tarihi Mirasını Korumada Devrim Yaratıyor

Yüksek çözünürlüklü mimari detayları yakalamaktan, restorasyon planlaması için kritik veriler sağlamaya kadar dronlar, koruma alanında hassasiyeti ve verimliliği yeniden tanımladı. Bu teknolojiden faydalanan iki önemli nokta ise Almanya'daki Limburg Katedrali ve Birleşik Krallık'taki Cowdray House Kalıntıları. Geç Romanesk dönemin bir şaheseri olarak 1180 ile 1235 yılları arasında inşa edilen Limburg Katedrali, yedi kulesiyle sakramentleri simgeleyen kültürel bir mücevherdir. Ancak bu kadar karmaşık bir yapının bakımı benzersiz zorluklar sunmaktadır. Zamanla sıva parçaları, çatı kiremitleri ve kurşun kaplamalar aşınmaktadır. Katedral görevlisi Rahip Elmar, "Dünyada eşi benzeri olmayan bir yapı. Yedi kulesiyle Limburg şehrini bir mücevher gibi taçlandırıyor. Bu değerli kültürel mirası gelecek nesillere en iyi şekilde korumak özel bir zorluk" ifadelerini kullandı. Gelişmiş drone teknolojisinin desteğiyle, F7 Digital'den Philipp Matschoss gibi uzmanlar, Limburg Katedrali'nin karmaşık tasarımının 3 boyutlu modellerini benzeri görülmemiş bir hız ve hassasiyetle yakalayabiliyor. Drone görüntüleme ve lazer taramayı birleştiren ekipler, katedralin incelenmesindeki operasyonel verimliliği %70'e kadar artırdı. Manş Denizi'nin diğer yakasında, İngiltere'nin en önemli Tudor dönemi yapılarından biri olan Cowdray House Kalıntıları da dronlar sayesinde benzer bir koruma sürecinden geçiyor. 1793'teki bir yangında büyük hasar gören ve daha önce VIII. Henry ve I. Elizabeth gibi kraliyet figürlerine ev sahipliği yapmış olan kalıntılar, şu anda Cowdray Heritage Trust'ın gözetiminde birinci derece listelenmiş bir tarihi alan olarak duruyor. Orta çağ katedrallerinden Tudor dönemi kalıntılarına kadar uzanan Avrupa'nın kültürel mirası inanılmaz çeşitliliğe sahip ve bu hazinelerin korunması, gelenek ile inovasyonu dengelemeyi gerektiriyor. 

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.